Transcription
[Müzik]
Perspektif programından herkese merhaba. Yılın ilk programında yine Ekonomist Güldem Ataba ile beraber haberler, makaleler ve açıklamalar üzerinden ekonomi gündemini yorumluyoruz.
Güldem Hanım, merhaba, nasılsınız?
İyiyim, iyiyim, teşekkür ederim. Tekrar yeni yılınız kutlu olsun.
Sizin de aynı şekilde, tüm izleyicilerimizin de kutluyoruz.
Güldem Hanım, çok konumuz var esasında. Yılın ilk haftasında bir taraftan enflasyon açıklandı. Bu, Merkez Bankası'nın faiz kararları açısından ne mesaj veriyor? Ekonomistler farklı görüşler dile getiriyor. Ben size de sormak istiyorum bunu.
Diğer taraftan, dün piyasalarda hareketli bir gün geçirdik. Dünyada da bazı gelişmeler var. Amerika tarafında artık Trump da bekleniyor. Trump'ın ayak sesleri geldikçe o piyasaları hoplatıyor. Birazcık kaldı, evet.
Diğer taraftan, Çin cephesinden yapılan açıklamalar, oradaki piyasalardaki hareketliliği de soracağım. Tüm bunlar yaşanırken, tabii diğer taraftan 2025'te piyasaları ne bekliyor? İşte faiz kararına bağlı olarak Türkiye'deki borsa tarafında, tahvil tarafında neler yaşanabilir, bunları da konuşacağız.
Son olarak, 225'in risklerine dair raporlar gelmeye devam ediyor. Yure Group'un bir raporu geldi, onu soracağım. Orada da ilginç başlıklar var, bize belki yol gösterir.
İsterseniz öncelikli olarak Merkez Bankası tarafıyla başlayalım. Sizinle yaptığımız programın ardından enflasyon açıklandı ve beklentilerin altında geldi. Enflasyonun beklentilerin altında gelmesi, Merkez Bankası'nın bundan sonraki faiz kararlarını nasıl etkiler? Buna dair fazla farklı görüşler var.
Bir taraftan artık faiz indirim ihtimali ocakta ortadan kalkmış gibi bir görüş var. Diğer taraftan, yok, ocak ayında faiz indirimleri devam eder gibi bir görüş var. Siz gerek enflasyon verilerini nasıl değerlendiriyorsunuz, gerekse bu Merkez Bankası'nın kararlarına nasıl yansır?
Bütün sene biz bunları konuşuyor olacağız. Hani Çin, Japonya ne oluyor, işte ABD Trump ne oluyor, Türkiye'de faiz indirim, piyasalar faizim nerede duracak, ne kadar duracak, ne kadar olacak?
Şimdi bu ayın özelinde ya da bu haftada, geçtiğimiz aralık ayı itibariyle çıkan enflasyon... Evet, manşet olarak beklentinin altında. Aşağıdaki eğilimler olarak düzelmeler olduğu belli. Zaten biz bir seneden fazladır sıkı para politikası izliyoruz ya da sıkılaştırılması izliyoruz.
Ama mevsimsel olarak düzeltilmiş TÜFE hariç enflasyon 1.32. Şimdi Merkez Bankası ne demişti? "Ben bunu 1,5 altında görünce faiz indirmeye başlayacağım," demişti. Sonra kendi kendine bunu 3 çeyrek 2025'te öteledi.
Şimdi aslında 1. buğun altında, 1,5 altında zaten faiz indirimi yaptı. O zaman bundan sonra ne var? Kafaların karışık olması, bir kere Merkez Bankası'nın verdiği mesajların da aslında çok bir FED kadar başarılı yönlendirme yapamadığını hala gösteriyor.
Yani bunun iki nedeni olabilir. Kendisi de önünü göremiyor çünkü büyük ölçüde maliye politikası çıkasın ne olacağı önemli olacak. Önümüzdeki sene bir takım şeylere güveniyor ama belki tam da güvenemiyor.
İkincisi de hani arada bir siyaset biraz daha karışma dönemi yaklaşmış olabilir. Belki faiz indirme, hani hazır böyle bir enflasyon düşüş varken öyle bir söylem var. Belki ona uygun. O yüzden bilemiyoruz.
Ama hala piyasada şey var, bu enflasyon verisiyle faiz inmemesi gerekir. Ama Merkez Bankası eğer indirdi ise, bir de %30 işte asgari ücret artışı, bir faiz indirimi yapıldı, üzerinde beklenin altında bir manşet enflasyonu geldi. O zaman mutlaka ocakta indir. Ben onu o taraftayım.
Bence indirecek, indirecek indirmesini bekliyorum ama detaylara baktığım zaman ben de birçok ekonomist de aslında birkaç ay daha beklese sabretse daha iyi olur diye düşünüyorum. Çünkü biz neden? İşte gıda fiyatlarına odaklandık. Evet, gıda fiyatları Merkez Bankası'nın kontrolü dışında, kendi bunu doğruluyor.
Ama mesela işlenmemiş gıda fiyatları 0,86 açıklandı. Şimdi bu iyi bir rakam ama detayına baktığınız zaman taze meyve sebze -1,65. Yani kış meyvesi, kış sebzesi çıkmış. Tam olarak mevsimsel diğer işlenmemiş gıda 2,85.
Bu demek ki aslında biz aralık ayında, evet çok iyiydi 1,03. Hani iyi derken göreceli tabii ki dünyaya göre değil ama önümüzdeki dönemde özellikle tarım fiyatlarından negatif sürprizler görebiliriz. Manşet enflasyonda ne olursa olsun bir ücret artışı var, özel sektör de buna katılacak.
Bir takım sene başı harcamalar, faiz incek beklentiler, tüketim erkene çekilebilir tekrar. Dolayısıyla böyle bir etki görebiliriz.
Ve hani ocak ayına baktığım zaman benim gördüğüm %3 ile %5 aylık enflasyon, ikisi arasında bir beklenti dalgası var. Anketler daha çıkmadı ya da ben görmedim ama muhtemelen 3,5-4 gibi bir şey çıkacak. E bu düşük bir enflasyon değil. O yüzden inmemesi, biraz daha bekleyip iyice emin olmak iyi bir düşünce.
Ama hani pratik olarak gerçek, hani siyasetle beraber birleşti de inecek gibi gözüküyor. Ben bir de hani sizle birkaç programdır konuşuyoruz. Bence enflasyondaki manşette düşüş, şun hızı baz etkisiyle ikinci yarıda yavaşlayacak.
Yılın ikinci yarısında yavaşladığı zaman da Merkez Bankası'nın faiz indirme marjı azalacak. O yapışkan dönemi göreceğiz. İşler çok iyi giderse o başka ama şu andaki senaryoda pek öyle gibi ben algılamıyorum.
Evet, manşet enflasyon düşecek ama hani %21'lere doğru değil. O yüzden de hani ocak, şubat, şubat toplantısı yok, mart fırsat bulduğunda ben indirmeye çalışacağını düşünüyorum.
Mehmet Şimşek'in dün bir açıklaması vardı, "Para politikasının sınırları var," diyor. "Bu sene bütçe açığını kapatacağız," diyor. Hadi inşallah diyelim.
Peki, faizlerin inme trendinde olduğu bir senaryo üzerinde konuştuk. Bu sene piyasaları nasıl bir tablo bekler? Buna dair farklı raporlar da yayınlanıyor. İşte Bank of America'nın da bir raporu vardı, onu da sormak istiyorum size. Orada aslında ön plana çıkarılan, faizlerin inmeye başlamasıyla beraber bir alım fırsatı oluşacak.
Ama burada reel sektör değil, aslında bankalar öne çıkıyor olacak. Siz o raporu nasıl buldunuz?
Aslında bu rapora benzeyen ya da hani strateji konuşmalarında, toplantılarda, raporlarda çok var. Bence fikir birliği var bu konuda. Çünkü hani küresel olarak gelişmekte olan piyasalarda Türkiye'nin de seçilmesi dikkat çekmesinin sebeplerinden bir tanesi bu sene tek hikaye. O da faiz indirimi.
Yani çok sıradan bir büyüme, kendi ortalamalarına göre bile işte 2,5-3 arasında belki bir büyüme. 3,5 olursa şaşırırım. Belki faiz indirimlerinin etkisini görebiliriz ikinci yarıda. Ama bilmiyorum, şu anda onu ben beklemiyorum.
Öyle bir büyümenin yanında faiz indirimi demek, faizin yükseldiği dönemde zorlanan bankaların performanslarının biraz daha iyileşmesi demek. Faiz indirimi ile beraber işte regülasyonlu şamalar devam edecek.
Muhtemelen o piyasa sıkıntıları. Hani bunlarla bakınca, eğer biraz yabancı ilgisi de gelirse, tabii ki bankalar gidecek. Burada bir de hani reel sektörün performansı, özellikle bu nas politikasından beri arkadan faiz artışı geriye düşen bankalar arasındaki eğer boşluk kapanacaksa, endeks olarak bankaların gitmesi gerekiyor.
Reel sektörde seçici olmak ayrı bir şey tabii. Şirket hikayesi. Hani ben o anlamda analist değilim ama büyümenin yavaşladığı bir yerde elbette reel sektörün kar performansı düşecek. Biliyoruz ki işte finansmana zorluklar var, yatırım var. Ekonomi iki çeyrektir öyle ya da böyle eksi büyüyor.
Dolayısıyla bankalar, faiz indirim bittiği zaman da o hikaye bitecek. O zaman muhtemel seçim konuşmaya başlamış olacağız zaten. İleriye dönük olarak faizi bırakmak ya da ekonomiye dair beklentileri bırakıyor olmak aslında o ileri tarihte bambaşka bir şey de karşımıza getirebilir.
Hani bugün beklenti oluşturmak da çok zor. Zaten hani yayının başında sizin de söylediğiniz gibi bir kere bir Trump etkisi var. Hani işte haftaya gelecek. Öncül işaretler çok olumlu değil. Hani o ajandası ikinci dönem çok daha agresif olacak gibi gözüküyor. Ekibini hazırladığı, işte söylemi var.
İşte Suriye ile daha yeni Türkiye ile ilgili açıklaması var. Resmen hani Türkiye'nin Erdoğan'ın kucağına bırakıyor sorumluluğu. Aslında bir şekilde oradan çekiliyor. Bir taraftan işte gümrük vergileri var. Bir taraftan içeride yapacağı çok muhtemel saçma sapan kanunlarla ilgili. Hani saçma sapan derken benim dünya görüşüme göre değişiklikler yapacak.
Ama hani o belki konuşma zamanımız olur. O raporda da bahsediyor yapacağı değişiklikler, bilinen Amerika'nın kendi içindeki yönetim biçimini de değiştirecek adımlar atmayı deneyecek. Ne kadar başarılı olacağı, bütün oynaklık varı etkileyecek.
O yüzden ikinci yarı için çok fazla akıllıca bir şey söylemeye gerek yok. Bence bir görmek lazım önümüzü. Bir de Trump'ın ilk dönemiyle karşılaştırdığımızda şöyle de bir durum var. Herhalde Trump geldiğinde bir kongre tarafında bu kadar güçlü değildi.
İkincisi, Trump ilk geldiğinde daha eli zayıf olduğu için işte teknoloji şirketleri olsun, medya olsun eleştiriyordu. Üstüne gidiyordu. Trump rahat hareket edemiyordu ilk başta. Zaten kabinesi de bu şekilde değildi. Bugün baktığımızda kendisini eleştirmesi beklenen medya, Trump dönemine hazırlık içinde.
Diğer taraftan teknoloji şirketleri zaten daha fazla destekliyordu. Şimdi kendi içinde de hazırlık yaptığını görüyoruz. Patron şeyi açıkladı ya, fake news diyeyim ona. Hani onu artık fact check yapmayacak. Yani gerçeklik doğrusunu yapmayacak.
Algoritma olarak bu da hani öyle bir zemin ki, hani Trump istediği şekilde ve bunu hani özgürlükler, liberalleşme adı altında yapıyor. E bankalar, sizle yayından önce konuşuyorduk, bankaların böyle bir yaklaşımı var. İşte çevreyle etkili krediler, o öbür şirketlere vermeyelim, bunlara değil. Tam da Trump'ın sevdiği tür şirketlere kredi vermek zorundalar.
Yani ona Amerika'nın içinde ki bunlar, hani hem yapay zekayı hem işte dijital ekonomiyi aslında yöneten taraflar, çok güçlü isimler, çok güçlenmiş isimler. Son 20 yılın politikalarında onların hepsi Trump'ın etrafında tabii ki nemalanmak üzere pozisyon alıyorlar.
Şu anda hani çok zor bir dünyaya da evrilebililiriz. Çok hızlı bir şekilde bunları yıl içinde konuşacağız. Birazdan da rapor üzerinden de konuşuruz ama Trump'ın ayak sesleri, işte 20 Ocak'a hiçbir şey kalmadı. Piyasaları nasıl etkiliyor onu sormak istiyorum. Çünkü Amerika tarafında da, Çin tarafında da görülen bazı gelişmeler var.
Sanki... Evet, bir süredir yani seçim kampanyası zaten hani gizli değildi. Sonuçta, e içeride yapacağı şeylerin dışında dünyayı etkileyecek olarak, hani içeride yapacağı başka işte vergi indirimleri, bütçe açığının artması, zaten yüksek bir faiz ortamında daha yüksek bütçe açığının gelmesini diyor ki, e Trump ben gümrük vergilerini arttıracağı oradan gelen gelirle kapatacağım.
Şimdi onun olmayacağını ekonomistler yazıyor. Amerikan adasının kendi bir sayfası var, fizibilite sayfası orada ne kadar daha trilyon dolar bütçe açığının artacağı Trump döneminde hesapları yapılmış. Yani bütçe açığının daha da arttığı bir yere doğru gidecek.
E şimdi gümrük vergileri konusunda işte dün çıkan haberde diyor ki, bir acil bir kanuni düzenleme ile başkanlık düzenlemesiyle ekonomik aciliyet ilan edip bu gümrük vergilerini hızla salacak. Şimdi oranını bilmiyoruz, hangi ülkeler? Çin'e mi yapacak sadece yoksa dünya genelinde o bahsettiği şekilde Çin'e %100, dünyayı %120 mi yapacak? Bunları bilmiyoruz.
Hani işte Kanada'yı satın almaktan bahsediyor. Hani satmadığını açıkladı. Trump, neyse ki işte ama Trudeau da gitti, hal Trudeau da gitti ama herhalde satmazlar diye düşünüyorum. Yani bunlar polemik. Tabii Panama Kanalı, Grönland falan filan ama hani işte Trump, Trump olacak ve bu şekilde bir duyumun gelmesiyle hemen 10 yıllık tahvil faizleri ABD'de 4.7 çıktı. 5'i görmüştü.
FED'in faiz indirimine güçlü başlamasıyla aşağı yönelmişti. Acaba ekonomi yavaşlıyor mu diye bizim bilemediğimiz bir şekilde sonra görüldü ki pek de ekonomide hani yavaşlama var ama öyle çok bir şey yok. Özellikle aralık ayı boyunca gelen veriler, ocak başından beri açıldığından beri piyasa gelen veriler gayet güçlü olduğunu gösteriyor. Bunun üzerine Trump'ın teşvikleri eklenecek.
Enflasyon kaygısı tabii ki e %5'in üstüne çıktı. Tarih tekerrür eder ise o %5'in üstüne çıktığı her dönemde İSS Sendi piyasası e aşağı doğru yönelmiş oluyor. İşte piyasalarda bula sallandı. Dün itibariyle daha böyle sallantılar çok olacak.
Şey var, genel kanı uzatıyorum ama %5 olduğu yerde işte bir sürü kurum buranın al noktasıdır. Hani buradan aşağı döner diyor ama az sayıda bir raporda hani öyle bir etki yaratabilir ki Trump dediği her şeyi yaparsa bu %5, %6, 6,5'a da gidebilir. %110'luk bir senaryo belki bütün yazılan strateji raporlarında. Ama dediğim gibi görmek lazım, bilinmez bir yere gidiyoruz, bilinmez.
Evet, tam olarak. Evet, bilinmez bir yıl. Peki, Çin tarafına baktığımızda yine Trump korkusuyla, gümrük vergisi korkusuyla kurun son 16 ayın en düşük seviyesine geldiğini gördük. Ama bunun haricinde Çin ekonomisinde yaşanan sancılardan dolayı da bazı adımlar atılıyor.
Çin tarafını soracağım, Japonya'yı da aynı şekilde sormak istiyorum. Oradaki gelişmeleri nasıl görüyor? Çin ile Japonya ters bir makas yolunda ilerliyor. Ama tabii asıl korku, Çin'in giderek Japonya'laşması. Yani 20 sene, 30 sene, 40 sene... Hadi 40 sene demeyelim, birkaç 10 sene boyunca deflasyon döngüsünü aşıp aşamayacağı tartışma konusu.
Şimdi kendi içinde zaten yapısal problemleri var. Emlak piyasasından kaynaklı, çok yüksek tasarruf oranından kaynaklı, işsizlik piyasasının düşmesiyle ve emlak fiyatlarının düşmeye devam etmesiyle ki uzmanları 2025 boyunca yine çift hanelerde 3 sene üst üste düşmeye devam edeceğini söylüyor. Çok büyük oranlar bunlar. Hep varlık fonları, tasarruf fonlarında emlak senetleri var. Dolayısıyla tüketici parası da olsa tüketmiyor.
Bununla beraber e enflasyon oranı çok aşağıya gitmiş durumda. Üretici fiyatları ekside uzun zamandır, tüketici fiyatları aşağı dönmüş durumda, tahvil faizleri aşağı dönmüş durumda ve tam işte Japonya'nın yaşadığını yaşıyor. Bunun üzerine bir de ihracat tarafına vergi geldiği zaman Trump'tan, hani gelecek değil artık Biden'ın bir karşılıklı böyle bir durağan bir hale gelmişti o gerginlik.
Şimdi Trump da tekrar coşacak oradaki karşılıklı ataklar. Dolayısıyla işte bugün, dün itibariyle Çin'in açıkladığı bu talep üzerine verilen destekler, e acaba şey korkusu yarattı? Acaba deflasyon gerçekten çok daha mı ciddi? Hani oradaki yöneticiler de mi böyle düşünüyor korkusu oraya da hakim oldu.
2025 zaten size yani o programda konuşuruz. Böyle çok oynak geçecek. Çünkü bu Çin deflasyonda mı? A bir veri geldi değil. Aa işte talep, işte tabletler kadar destekliyorlar. Bu kadar iyi değilmiş demek ki. O korkular olacak. Vergiler konduğunda bir şey olacak. İşte ABD'de enflasyon adımıyla o kadar mı yükselecek? Bu kadar mı yükselecek?
Şimdi ocakta FED faiz indirecek mi, indirmeyecek mi? Şubatta sonraki toplantılarında hep bunlar böyle çok yüksek oynaklık yaratacak gibi gözüküyor. Öyle bir sene bekliyor bizi.
Peki, 2025'te bekleyen sıkıntıları konuşmuş olduk. Bir de isterseniz son olarak Yure Group'un risklerini sorayım. Orada hepsini tabii ki üstünden geçmeyeceği ama büyük oranda Donald Trump'ın gelmesi nasıl etkileyecek? Amerika'yı nasıl etkileyecek? Amerika-Çin ilişkilerini nasıl etkileyecek? Ekonomiyi nasıl etkileyecek? Bunları ayrı ayrı başlık olarak koymuş.
Bunlar dışında tabii İran konusu var. Hiçbir büyük gücün artık elin taşın altına koymama durumu var. İşte küreselleşmenin geldiği nokta var. Yapay zeka konusu var. Birçok başlık var. Bu başlıkları ekrana da yansıtıyoruz.
Şimdi sizin açınızdan ön plana çıkan nedir diye soracağım. Tabii bu rapora baktığımızda bir numarada artık Amerika'nın da elin küresel konularda taşın altına sokmayacağı bir döneme gelmesi. Bunun sonucu olarak artık hiçbir büyük gücün bu noktada olmaması, bunun küreselleşme açısından yarattığı etki, işbirlikleri açısından yarattığı etkiler var.
Burada önemli bir tespit de vardı. Orada içine girmekte olduğumuz dönemi çok tehlikeli bir dönem olarak görüyor. Ve karşılaştırdığı dönemler 1930'lar ve Soğuk Savaş'ın ilk yılları.
Evet, evet. Siz bu raporu nasıl gördünüz? Sizin açınızdan 2025'te...
Ama bu rapor çok güzel. Belki aynı başlıkları içeriğin çok dolu dolu, çok güzel bir rapor gerçekten. Mesela ben anlamamıştım, sayenizde anladım. Hani bu G0 demek, hani G7 yok, G10 yok, G20 yok. Var tabii ekonomik olarak da liderlik olarak yok.
Şimdi bunun yaratacağı bilinen bilinmezlikler var. Bir de bilinmeyecek. Yani kara kuğu denen bilinmezlikler çıkacak karşımıza. İşte Donald Trump'ın gelmesi, rule of D demiş. Hani o zaten bilinen bir şey. Amerika-Çin çatışması bilinen risk. Trump economics gelmesi bilinen bir risk ama bunlarda en aslında nereye gideceği belli olmayan ekonomik olarak büyük de olsa işte Çin ekonomisi kendi derdiyle meşgul.
Rusya zaten işte Rock State diyor. Ona hani o şekilde devam edecek. İran en güçsüz döneminde. Eee bu Gazze olaylarından sonra Rusya'nın da zayıflamasıyla büyük ihtimalle onun üzerine yüklenecek. Belki Ortadoğu'da yeni bir ateş çıkacak, bilemiyoruz. Hani ona hazırlanıyor pozisyonlara.
Dolayısıyla bu G0 olması bence o siyah kuğuları çıkarabilecek yerler. Yani burada mesela yapay zekanın da nereye evrilecek bilemiyoruz. Dünyada kimse bilemiyor. Ama onun belki bugünden yarına etkisi değil, bugünden iki sene, üç sene sonraya etkisi çok önemli olacak.
Ama bu G sıfırlamak, yani Amerika'nın içine "Ben dünya işlerine karışmıyorum, savunmanızı ne yaparsanız yapın," demesi, e hani o büyük birader pozisyonundan çıkmasının artıları da var elbette. Çünkü birçok ülkeyi çok karıştırdı ama bir düzensizlik de herkesin bu liderlik pozisyonunu kontrol alma savaşı, çatışma demek ve bilemediğimiz yerden ateş çıkabilir.
O yüzden de ben de olsam herhalde o G'ı başa koyardım. Çünkü bilinen bilinmezlikler ya da bilinen riskler o tarafta ama bilinmedikler o eee liderlik üzerine çatışmadan çıkacak. İşte kuzey-güney, doğu-batı tarafında. İşte Türkiye'nin kendi çerçevesi içinde bakarsak bir Ortadoğu-Suriye değişimi var. Kim bunu liderlik edecek? İran'a bir atak olacaksa kim bunun prisi olacak? Eğer Amerika oraya askerini yollamaya...
E gibi böyle bir sürü eee şey çıkabilir bu G sıfır halinden. O yüzden de bu rapor önemli bir rapor.
Evet, sene içinde zaten Börü büyük ihtimalle bir kısmı gerçekten kısa vadeli hayatımızı etkiliyor olacak ve bazı bu raporda olmayan başlıklar giriyor olacak. Evet, bağlantılı jeopolitik riskler var. İşte G sıfırda da var, Trump'ın etkilerinde de var, İran tarafında da var ama bu rapora konu olmamış da çok fazla jeopolitik riskler. Onlar tekrar alevlenir mi, alevlenmez mi, onları da göreceğiz.
Evet, ya raporun bir yerinde diyor, eee şunu diyor: "Ukrayna'da bir barış bekleniyor." O barışı yine sizle konuşmuştuk. Büyük ihtimalle topraklarını el koymasıyla olacak. İşte yani Rusya'nın bir kazanımı olacak orada ama bu orada bir barışı getirmeyecek.
Sonuçta ABD ile Rusya aslında yine çatışmaya devam edecek. Avrupa-Rusya ile olan gerginliğinde arkasında ABD olduğunu da hissedemez. Dolayısıyla o iş de bitmiş değil. Belki yeni bir savaşa çok hızlı bir şekilde evrilme ama eee hani Rusya güç toplamaya çalışırsa nereye yönelecek? Bu sefer hani İran orada var. İran'ın yanına mı çıkar? Eğer öbürü o tarafa atak yaparsa Türkiye-Rusya, Türkiye-İran, Türkiye-Suriye... Suriye bilinmez kutu henüz ve hala.
Avrupa Birliği, Avrupa Birliği kendi açısından yani orada riskler var. Bir de biz hani burada adına açılım demediğim bir şeyle bir anayasa pazarlığı gibi gözüküyor. Hani onunla meşgulüz. Onun yankıları, etkileri işte anayasa referandum mu olacak, mecliste mi halledilecek yoksa bir erken seçimle mi bitecek? Bu tartışmalar içinde ekonomi programı uygulamaya çalışıyoruz. Eksikli bir ekonomi programı. İşte bu sene orada ne yapılacaksa yapılacak zaten sonra pek uygulama alanı kalmayacak. Hani başka programda herhalde konuşuruz.
Ama bu işin mali politika kısmı çok çok önemli olacak. Bu sene içinde hareketli bilinmezlikler de dolu bir yıla giriyoruz.
Evet, evet, şenlikli bir yıl olacak.
Evet, umarım neşeli tarafında olur.
Umarım, umarım öyle olur. Çok teşekkür ederim Güldem.
Ben teşekkür ederim.
[Müzik]