📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

10 -2025 - Ticaret Hukuku - Ticari İşletme - X - Elif KENDÜZLER ÖZBEK

İndeks Akademi28:42

Transcription

[Alkış] [Müzik]

Merhabalar sevgili arkadaşlar. Tacir olmanın sonuçlarını hala tamamlayamadık. Gördüğünüz gibi, bir videoda daha tacir olmanın sonuçlarıyla uğraşıyoruz. Tacir olmanın özel sonuçlarından bir tanesi daha geliyor: Hapis hakkında kolaylık sağlanır.

Ne demek? Hemen başlığımızı atalım. Hocam, ben bu videoları izleyince tacir olacağım kesin. Etraf, biz seninle bir iş kuracağız. Bak, bu videolar bitmeden işimiz hazır. Burada göreceksiniz, hapis hakkında kolaylık sağlanır.

Şimdi bu ne demek arkadaşlar? Hapis hakkı, Medeni Kanun'da düzenlenmiş olan bir haktır. Hapis hakkının mantığı şudur: Diyelim ki ben sizin için şu ürünün üretimini yapmışım. Ben bunun imalatçısıyım. Siz benden bu ürünün üretimini istemişsiniz. Bununla ilgili bana siparişinizi oluşturdunuz.

Sizin için bu ürünü ürettim. Bu taşınır malı ürettim. Ücreti de tamamen atıyorum 2.000 TL'ydi. Size fiyat bilgisini verdim, "2.000 lirayı gönderin, ürünleriniz çıkıyor" dedim. "Vermiyoruz ücreti" dediniz. E ben de ne diyeceğim? "Sen ücreti vermiyorsan ben de sana malı vermiyorum." Para nerede, araba nerede muhabbeti arkadaşlar. İşte, sen bana ücreti vermediğin için ben de sana ürettiğim bu taşınırı vermeyeceğim, teslim etmeyeceğim.

İşte buna hapis hakkı diyoruz. Hapis hakkı, bu malı elde tutma hakkı; yani ücret ödenmediğinde bu malı karşı tarafa teslim etmeme hakkı. Türk Medeni Kanunu'nda düzenlendiği için herkes için söz konusudur. Şu an etrabe benim için bir kazak örmüş olsa, bu kazağın ücretini etrabe ödemediğinde, etrabe kazağı bana vermeyecek.

Tane ürün ortaya çıkartmış olsam, şu kürsüyü imal etmiş olsam, ben sizin için şu kütüğü imal yaparsam, böyle bir şey, bir imalat sektörüne girersem, sen bana bunun parasını vermediğinde ben de sana bu malı vermeyebilirim. Yani bunun için tacir olmak gerekmiyor. Arkadaşlar, şu anki kimliğimle de hapis hakkından faydalanabilirim. Etrabe de şu anki kimliğiyle hapis hakkından faydalanabilir. Herkes için geçerli olan bir haktır hapis hakkı.

Ancak tacirler için neden özel hüküm? O halde çünkü önemli bir farkı var arkadaşlar. Şimdi klasik, hepimiz için söz konusu olan hapis hakkında önemli bir detay var. Medeni Kanun diyor ki, hani ben size şu malı üretmiş de siz bana bu kalemin parasını ödemediğiniz için ben bunu hapsedecek ya, diyelim ki sizin bende başka bir taşınır malınız daha var.

Bir örnek kullanmak gerekirse, örneğin şu ürün de size ait bir mal, sizin mülkiyetiniz olan bir mal. Ama şu an herhangi bir sebepten dolayı olay benim zili etliğe ydi. Bu ürünü de sizin için ürettim, bana bu ürünün parasını ödemediniz. Arkadaşlar, ben şimdi hapis hakkını kullanacağım ya, Medeni Kanun gereğince hukuki bağ olan bu ürünü aramızdaki sözleşme ile hukuki bağ bulunan şu taşınır malı haps etmem gerekiyor.

Ben senin başka bir taşınır malını hapsedemem. Çünkü bu ürünün seninle kalem imalatı konusunda sözleşme yaptığım sürece aramdaki bu kalem imalatı sözleşmesi ile şu mürekkep ürününün taşınır malının bir hukuki bağı yoktur. O yüzden seninle aramdaki sözleşme ile mürekkep arasında bir hukuki bağ yok. Bu malını hapsedemem.

Aramızda kalem üretim sözleşmesine ilişkin bir hukuki işlem varken, bu hukuki işlemle hukuki bağ bulundurmayan mürekkebi hapsedemem. Bu yüzden etra abiciğim, yasa diyor ki, hapis hakkından faydalanabilmek için aranızdaki sözleşme hangi taşınır mal ile ilgiliyse, o taşınır malı hapsedecek.

Kolaylık sağlanır diyor ya, işte istediği şey şu: İki tarafta tacirse, o zaman bu kalem imalatına ilişkin yaptığımız sözleşmede bana ücreti ödemediyseniz, şimdi karşımdaki tacirin hukuki bağ bulunmayan başka bir malını da hapsedecek olan taşınır malı hapsetmek gerekiyor. Ama iki tarafta tacirse, sözleşmeyle ilişkili olan mal arayışına girmemize gerek yok. Hukuki bağ bulunmayan başka bir malı da hapsedebiliyoruz.

İki tarafta tacirse, en sonunda beni tacir yapacaksın. Kesin diyorum ya, bak, vallahi biz seninle güzel paralar kazanacağız etrabe. Evet arkadaşlar, bunun sebebi de şuymuş. Yani iki taraf da tacirse hapis hakkında kolaylık sağlanmasının mantığı hapsedilebilir. O yüzden haps ettiğiniz malın taşınır malın niteliği önemli değil. Aranızdaki sözleşmeyle ilişkili olmayan bir mal olsa bile, kanun iki tarafta tacir olduğu sürece bu ilişki var zaten kendiliğinden diyor. Hapis hakkında kolaylığını kullanabilirsiniz diyor, anlaştık mı?

Evet, bir diğer özel sonucumuz hapis hakkına ilişkin bilgilerimiz böyleydi. Bir diğer özel sonucumuz da yetki sözleşmesi yapılabilmesi, değil mi sevgili arkadaşlar? İki tacir arasında yetki sözleşmesi yapılabilir demiştik. Yetki sözleşmesi yapılabilir. Şimdi bu ne demek?

Arkadaşlar, öncelikle ben size biraz bu videoda genel birkaç bilgiden bahsedeyim. Tüm dersleriniz için. Çünkü burada şöyle bir detay var: KPSS A müfredatında 7 tane hukuk dersiniz vardı ya; anayasa, idare, ceza, kamu hukuku, medeni, borçlar, ticaret, icra iflas, özel hukuku. Şimdi siz kamu hukuku derslerinde idare hukuku videolarını incelediğinizde hem bir idare hukuku bölümü olduğunu göreceksiniz hem de İUK diye bir bölüm, idari yargılama usul hukukunu göreceksiniz.

Yani siz cezada da aynı şeyi yapacaksınız. İsmail hocanın videolarında hem ceza hukukunu hem ceza usul hukukunu, CMK, ceza muhakemesi hukukunu da yine inceleyeceğiz. Yani siz sevgili arkadaşlar KPSS A müfredatında kamu hukuku derslerinin usulünü de görüyorsunuz. Hem teorisini görüyorsunuz hem peşinden usulünü de, yani pratikte nasıl uygulandığını da inceliyorsunuz.

Ama aynı şeyi özel hukuk için almıyorsunuz, maalesef. Özel hukukta KPSS A müfredatında medeni hukuk, borçlar hukuku, ticaret hukuku, icra iflas hukuku evet vardır ama teori olarak vardır. Özel hukukun ini anlatan hukuk dalı, hukuk muhakemeleri hukukudur arkadaşlar. Yani hukuk muhakemeleri kanunudur. HMK diye kısaltılır.

İçinizde adli yargıya hazırlananlar, içinizde idari yargıya hazırlananlar, içinizde icra müdürlüğü derslerine, icra müdürlüğü sınavlarına hazırlanan arkadaşlarım var, biliyorum. Onlar ne demek istediğimi daha iyi anladılar. Çünkü o sınavların programında HMK dersi de vardır. Ama KPSS A'da HMK yok. Bu yüzden siz özel hukukta arkadaşlar sadece teori bilgisini görüyorsunuz.

Hani mesela birçok kuraldan bahsediyoruz ve eminim ekran başında hepiniz "Biz bunu nasıl ispat edeceğiz?" diye düşünüyorsunuz. İşte onun nasıl ispat edildiği, ne gibi deliller kullanılacağı, davaların hangi mahkemelerde, hangi yer mahkemelerinde açılacağı özel hukuk adına hukuk muhakemeleri kanununda düzenlenir.

Siz o dersi almadığınız için arkadaşlar, HMK'da ayrı bir E ders videomuz tabii ki yok KP için. Çünkü müfredatında yer alan bir bölüm değildir zaten. Ama bazı yerlerde HMK bana lazım. İşte oralardan birisi burası arkadaşlar. Yetki sözleşmesi yapılabilir derken şunu kastediyoruz: İki taraf, bırak şimdi taciri bir kenara at, iki taraf tacir demiş, öğretmenmiş, avukatmış, doktormuş, hiç önemli değil. İki taraf arasında bir uyuşmazlık çıktığı zaman bu davayı hangi yer mahkemelerinde açmalıyız?

Mesela işte İsmail hocanıza boşanma davası açacağım diyelim ki, en sevdiğim dava çeşidi boşanma davası açacağım. Diyelim ki boşanma davalarında görevli mahkeme aile mahkemeleridir. Ama yetkili mahkeme neresi? İşte yetkili mahkeme demek arkadaşlar, ben Ankara'da ikamet ediyorum. Ankara mahkemelerinde mi açmalıyım? İşte atıyorum, İsmail hocanız diyelim ki Yozgat'ta ikamet ediyor. Yozgat mahkemelerinde mi açılacak? Yahut gidip biz bu davayı İstanbul mahkemelerinde mi açacağız?

Yer bakımından nerede açılacağı yetki kuralı ile ilgilidir. Hangi mahkemeler yetkili? Anlatabildim mi? Şimdi HMK arkadaşlar bize kural olarak herhangi iki vatandaş arasında çıkacak herhangi bir uyuşmazlıkta dava çeşidine göre davanın hangi yer mahkemelerinde açılacağını yetki kuralları çerçevesinde HMK anlatıyor bize.

Yetkili mahkemelerin tayinini, atamasını HMK belirler. "Şu yer mahkemesi, bu yer mahkemesi" diye HMK söyler. Genel yetki kuralları vardır HMK'da, özel yetki kuralları vardır vesaire. İşte herhangi iki vatandaş arasında bir dava açılacağı zaman HMK'daki kurallar çerçevesinde yetkiyi belirleyip oradaki mahkemelerde açarız.

Ama iki tarafta tacir ise arkadaşlar, tacirler arasında çıkmış çıkacak herhangi bir uyuşmazlık için yetkili mahkeme tayini konusunda, hatta icra iflasa da selam olsun, yetkili icra dairesi konusunda yetki sözleşmesi yapılabilir. Yani iki tacir bu sözleşmeyi yazılı şekilde yapıyor. Bu arada iki tacir oturup kendi aralarında, "Aramızda çıkacak herhangi bir uyuşmazlık için atıyorum, Ankara mahkemeleri yetkilidir" diye bir anlaşma yapabilirler. Yeter ki bu anlaşmayı yazılı yapsınlar.

Hatta parantez açayım, HMK yetki sözleşmesi yapma hakkını tacirler gibi bir de kamu tüzel kişilerine de vermiştir. Kamu tüzel kişileri de tıpkı tacirler gibi aralarında çıkmış çıkacak herhangi bir uyuşmazlık için yetkili mahkeme tayininde veya yetkili icra dairesi tayininde bulunabiliyorlar. Anlaştık mı? İşte tacir olmanın özel sonucu derken kastettiğimiz şey bu. Biz kural olarak etra, aramızda çıkacak herhangi bir dava için "Hadi gel şu mahkemeler yetkili olsun" bir anlaşma yapalım diyemiyoruz.

Ama ikimiz de tacir olsak ki olacağız inşallah ileride, o zaman hadi gel etra, bir uyuşmazlığımız çıkarsa hangi mahkemenin yetkili olduğunu düzenleyelim diyebiliyoruz. Bu sene bizim senemiz kesinlikle. Ya vallahi harikasın.

Evet, özel sonucumuz da yetki sözleşmesi. Geçiyorum. Bir başka özel sonuca maddelerden bir tanesi de şöyleydi: İddiaların defter ve belge ile kanıtlanması. Bununla ilgili bir açıklama yapmayacağım çünkü biz ileride defter başlığını zaten göreceğiz. Ama sadece şu uyarıyı yapmak isterim: Defterle ilgili maddeler genel sonuçlar arasında da var, özel sonuçlar arasında da var. Dikkat! Tacir olmanın genel sonucunda ne yazıyordu? Ticari defter tutma yükümlülüğü altındasın.

Hangi defterler, nasıl tutuluyor, daha görmedik. İlerleyen videolarda göreceğiz. Ama tacir, sen defter tutacaksın. TTK'nın istediği defterleri niye tutuyorsun? Peki, neden tacir defter tutar? Sebebi neydi ki dediğimizde temel sebebi arkadaşlar, ispat aracı olması. Tacir kendisini ispat etmek için defter tutar. Yani mesela bir uyuşmazlık çıkacağı zaman mahkemede delil olarak kullanabilmek için defter tutar.

Şöyle defterlerini koltuğunun altına sıkıştırır, tin tin tin mahkemeye gider. "Buyurun delillerimiz." O yüzden tacirler ticari defter ve belgelerini arkadaşlar ispat aracı, delil niteliği taşısın diye tutuyor. Ya da ileride inşallah sizler atandığınızda bu işlerle ilgileneceksiniz. İşte müfettişler, uzmanlar gelir, vergi müfettişleri, KGK uzmanları olacaksınız inşallah.

Bak, bu tarz yerlere geldiğinizde arkadaşlar, şirketlerin defter ve belgelerini inceleyecek. Şirketlerin defter ve belgelerini inceleyecek. Hatta bazı yerlerde şirketlerin defter ve belgelerini inceleyen denetçileri denetleyecek. O kadar üst makama gelecek inşallah ekran başındaki arkadaşlarım. İşte siz bu işlere geldiğinizde, arkadaşlar, bir şirkete gidip de denetim yapılacağı zaman "Çıkar bakalım defterlerini" diyeceksiniz. Tacir de size defterlerini sunacak, incelemenizi yapacaksınız.

Veya o incelemeyi yapan denetçiyi denetleyecek üst kurullara gelerek inşallah. İşte arkadaşlar, tacirler o defterleri ispat aracı olması için tutuyorlar. Bu genel sonuç ama iddiaların defter ve belge ile ispatlanabilir. Defter tutması genel sonuç. O iddiaların defter ve belgeyle, yani benim mahkemede defterlerimle beraber mahkemeye gidip de "Buyurun defterlerimi getirdim, delil olarak inceleyebilirsiniz" diyebilmem için karşımdaki kişinin de mutlaka ticari defter ve belgesi olması gerekir. Yani onun da mutlaka tacir olması gerekir. Anlaştık?

Bu yüzden iddiaların defter ve belgeyle kanıtlanması, iki tarafın da tacir olmasına bağlanmış bir sonuçtur. Hangi durumlarda defter ve belgeler ispat aracı olarak kullanılır, bunu da defter başlığına bırakıyorum şimdi değil.

Bir diğer özel sonucumuz arkadaşlar, bileşik faiz istenebiliyor olması. Tacirler bileşik faiz isteyebilirler demiştik. Bakınız, bileşik faiz ne demek sevgili arkadaşlar? Bileşik faizin diğer adı mürekkep faizdir. Mürekkep faiz, yani bileşik faiz, faize faiz işletmek. Yani ana paranın bir faizini alıyoruz, bir de faiz üzerinden tekrar faiz işletiyoruz. Tabii, duble haram yani haramın da dublesi.

Bileşik faiz dediğimiz zaman faize faiz işletmek ve Türk mevzuatında 698 sayılı Türk Borçlar Kanunu gereğince bileşik faiz, mevzuatında kural olarak yasaktır. Kural olarak bunu işlettemezsiniz. E ben ne yazdım maddeler arasında? Bileşik faiz istenebilir. Demek ki istisna. Borçlar Kanunu yasaklıyor bileşik faizi işlet demezsiniz diyor. TTK ise "Yo, işletebiliriz" diyor. TTK'da istisnaları var. Bu istisnalar var, 3 tane arkadaşlar. Şimdiden spoiler vereyim ama bu üç istisnaya bu videoda girmeyeceğim. Çünkü bu bizim ayrı bir başlığımız. Zaten ticari iş başlığına geldiğimizde faizi incelediğimizde bileşik faiz hangi üç durumda işletiliyor, tek tek inceleyeceğiz.

Ama şimdiden şunu mutlaka bilmelisiniz ki bileşik faiz, özel sonuçlardan birisi olduğuna göre ancak iki tarafta tacirse istenebilir. Anlaştık mı? Bu bilgiyi unutmayın. Ticari iş başlığında işlemin her iki tarafı da tacirse sadece üç durumda istenir. O üç durumu da ticari iş başlığında değerlendireceğiz.

O halde son özel sonucuma geliyorum arkadaşlar. Son özel sonucumuz da ihtar ve ihbarlarda şekle tabiyet. Hemen burayı da bir temizleyeyim. Ben sizin için iki tacir arasındaki işlemlerde çekilecek ihtar ve ihbarlar, bu diğer tarafı temerrüde düşürmeye yönelik olabilir, sözleşmeyi feshe yönelik olabilir, fesih sözleşmeden dönmeye yönelik olabilir. Fark etmez, her anlamda çekilecek ihtar ve ihbarlarda şekle tabiyet demiştik.

İhtar, bir şeyden bilgilendirme yapmak; yani sana ihtar çekiyorum, haber veriyorum bir durumu. Mesela "Borcun var, bana borcunu öde, artık zamanı geldi" diye ihtar çekiyorum. İhbar da yine sana yapılan bir bildirim. Sadece arasında şöyle bir fark var: Bazı durumlarda kanun ihtaren bildirmemiz ister evrak olarak, bazı durumlarda ihbar arasında usul farkı var sadece. Yoksa ikisine de bir bildirim yapıyor derken biri kaba, biri şey mi? Nasıl olu? Hayır, hayır, yok. Demek istediğim şey şu: Yargılama usulü farkı var.

Atıyorum, sözleşmeyi fes etmek istiyorum. Benim seninle aramızda bir sözleşme var. Bunun için sana ihbar yollayabilirim, "Sözleşmeyi fes ediyorum" diye. Veya istersem de işte başka bir işlem yaparım o sözleşme ile ilgili. İhtar yollarım, "Borcunu öde, zamanı geldi, yoksa fes edeceğim" önceden haber veririm. Anlatabildim mi? Şu biraz daha önceden haber vermek gerektiği durumlarda yapılıyor. Bu ise artık o durum gerçekleşmiş, ihbar ediyorsun, "Ben yaptım bu işlemi, haberin olsun" gibi.

Tamam, böyle usul farklılıkları var. Tabii bazı durumlarda yine ihtarla da "Ben yaptım, haberin olsun" diye biliyoruz da. Temel olarak arasında ufak bir fark var diyebilirim. Yoksa ikisi de bir durumdan seni bilgilendirmektir. Tamam, işin özü bu. Kira sözleşmeleri için falan yapılır. Mesela daha günlük hayattan örnek vereyim, işten çıkarılır. Ha, işten çıkarırken de ihtar çekilir. Mesela ihtar sürelerine uyulur, kiracılara ihtar çekilir. Mesela süresi dolduğunda çıkartmak istiyorsam.

Heh, gibi işte yapılmayınca bana geliyorsunuz. Ben sizin yerinize hemen hallediyorum işi, vekalet ücretinde anlaşırsak tabii ki sana beleş. İhtar ve ihbarlarda mantık bu. Şimdi ihtar çekmek ve ihbar çekmek arkadaşlar, hukukumuzda hukuki işlem benzeri fiil olarak anılır. Peki, ihtar ve ihbar çekerken hangi şekil şartını kullanacağız?

Şimdi bu noktada ben yine diğer derslerinizde de biraz örnek kullanmak istiyorum. Özellikle KPSS A müfredatı için nerelerde ihtar çekmemiz gerekiyordu, bunları da bilmek adına. Mesela medeni hukuk videolarında arkadaşlar, ki benim en sevdiğim konu başlığı olan boşanma davalarında demiştiniz, "Seviyorsun ya, vekalet ücreti fazla ondan seviyorum." Yapma, ondan vekalet almadan boşarım ben onu, bir şey olmaz arkadaşlar.

Eee, ihtar boşanma davalarında bir sebep de şarttı. Şu an hepiniz hatırladınız, biliyorum. Terke dayalı boşanma davası. Eşim beni terk etmiş, ortak konutu terk etmiş. Terk etmesinin üzerinden de en az 6 ay geçmiş. Bilerek çekmiş, gitmiş. Ay, 6 ay en az 6 ay bilerek çekti, gitti. Ortak hayatı sonlandırmak amacıyla çekti, gitti. Ben de bekledim, bekledim, gelmedi. E yeter de seni mi bekleyeceğiz artık dedim, boşanma davası açabiliyorum değil mi? Terke dayalı.

Ama terke boşanma davası açabilmek için eşim beni terk ettiği günden itibaren, ortak konutu terk ettiği günden itibaren en az 4 ay geçince ihtar çekmem gerekiyor. Saatlik. Evet, eşim ortak konutu terk ettiği andan itibaren en az 4 ay geçince, ne için hocam? İhtar çekmem gerekiyor. Tamam, bugün terk etti, 4 ay bekleyeceğim, ihtar çekeceğim. Bak, niye ihtar çekiyorum? Döneceksen dön, dönmüyorsan seni boşuyorum, haberin olsun diye önceden bilgi veriyorum. İşte bunun için ihtar çekiyorum.

Ama bu ihtarı çekebilmem için en az 4 ay geçmesi gerekiyor. 4 ay geçiyor, ihtarı yolluyorum. En az istersem daha fazla da bekleyerek çekebilirim de. En az 4 ay bekledim, ihtarı çektim. Sonra en az bir 2 ay daha bekliyorum, gelecek mi gelmeyecek mi? Tın tın tın, böyle bekliyoruz. Dım dım dım dım, gelmedi. E yeter da dedik, gittik boşanma davasını açtık. Arkadaşlar, işte bak ben eşime hangi şekilde ihtar çekeceğim? Beni terk etmiş, gitmiş. Nasıl, hangi şekilde çekeceğim?

Bu ihtarı noter vasıtasıyla ihtar çekebilirim. Resmi şekilde yazılı ihtar yollayabilirim. Evet ama şimdi bir düşünelim. Notere gittim, diyorum ki, "Eşim beni terk etmişti, şu şu adreste yaşıyor. İhtar çekmek istiyorum." Sonuçta noterden çekeceğimiz ihtar için bir adres vereceğiz, notere değil mi? O adrese gönderecek ihtarı. E ben kocam, beni terk etmiş, gitmiş ve nereye gittiğini bilmiyorum. Arkadaşlar, telefon kapalı, sosyal medya kapalı, bir Allah'ın kulunu tanımıyorum. Nereye gitmiş olabilir?

Diye akrabası yok. Varsa da dönüş yapmıyorlar falan filan derken nerede olduğunu bilmiyorum. Ben bu adamın in mi oldu, cin mi oldu, nereye göndereceğim ben şimdi ihtarı? İşte böyle durumlar için ne yapıyoruz? İsmail hocanız televizyona çıkıyor, "Elif geri dön" diye bağırıyor. Tülay geri dön vardı ya, öyle işte. Elifim neredesin? Böyle ihtar çekebiliyorum.

Neredesin? Arkadaşlar, tabii ki ihtarın şeklini somut olayın özelliğine göre belirliyoruz. Bazı olaylarda sözlü, bazı olaylarda ilanen ihtarlar, bazı olaylarda resmi ihtarlar. Sözün özü, ihtar çekmenin şekil şartı yoktur hukukumuzda. Çünkü ihtar ve ihbarlar hukuki işlem benzeri fiillerdir. Arkadaşlar, bu yüzden de ister terke dayalı boşanma davası açacak ol, ister borçlar hukukunda gördüğünüz borçlunun temerrüdünde çekilecek ihtar olsun, hiçbirinde kural olarak ihtarın şekil şartı yoktur.

Hemen bu bilgiyi bir tahtaya eriştir. Görsel hafıza önemli. İhtar ve ihbarlarda kural olarak şekil şartı yoktur. Somut olayın özelliğine göre belirlenir. Bazen dediğim gibi, bazen ilanen ihtarlar ve benzeri yollarla olabilir. Kural olarak şekil şartı yok ama istisnası var mı? Var tabii, tacirler istisnası. Tabii, her şeyde bak, önemli istisnası.

Bir tacirden diğer tacire giden ihtar ve ihbarlar arkadaşlar, ister sözleşmeyi fes etmeye yönelik çekin, ister karşıdaki taciri temerrüde düşürmeye yönelik çekin, ister dönmeye yönelik, sözleşmeden dönme yani sözleşmeden dönmeye yönelik çekin, fark etmez. Hangi amaçla çekerseniz çekin arkadaşlar, tacirden tacire giden ihtar ve ihbarları 4 şekil şartından birisiyle çekin diyor yasa.

Hani normalde şekil şartı yok ama iki tacir arasındaysa D şekil şartından birisi kullanılmalıdır. Nedir bunlar? Bir, noter vasıtasıyla olabilir. Noter aracılığı. İki, güvenli elektronik imza ile yani kısaca e-imza ile olabilir. Üç, hala kullanan var mı bilmiyorum ama olabilir, telgrafla çekilebilir arkadaşlar. Ve en önemlisi son olarak taahhütlü mektupla çekilebilir.

Sevgili arkadaşlar, tacirler arası çekilecek ihtarlarda aranan bu şekil şartı, bastırarak belirtiyorum, geçerlilik şekli değildir. Bu şekil şartlarını aramamız sebebi ispat şekli olmasıdır. Bu geçerlilik şekli değil. İhtar ve ihbarlar için ispat şeklidir. Bir tacirden başka bir tacire gidecek ihtar ve ihbarlarda bu dördünden birisinin kullanımı şart.

Biliyorsunuz ki ÖSYM sık sık soruyor bunu. Diyor ki, "Tacirden başka bir tacire çekilecek ihtar ve ihbarlarda hangi kullanılan şekil şartları ile ilgili aşağıdakilerden hangisi kullanılamaz?" Aşağıdakilerden hangisi yoktur? Aşağıdakilerden hangisiyle çekilemez? Yani hangisi şunlardan değildir diyor. 4 madde olduğu için zıt kanıt yöntemi. 5 seçeneğe ne yazarsa yazsın, cevap o. Ve genellikle de ne yazıyorlar arkadaşlar? ÖSYM'nin çıkmış sorularını çözdüğünüzde göreceksiniz ki çoğu soruda 5 seçenek olarak şunu kullanmış: ÖSYM, iadeli taahhütlü mektup. Dikkat! Taahhütlü mektup kullanabilirim, iadeli taahhütlü mektup kullanamam.

Tacirler arası ihtar ve ihbarlarda iadeli taahhütlü mektup yok. Yalnız şimdi burada bir parantez açmam lazım. Tüm dikkatinizi toplayın. Eski kanun 2000 12 öncesinde, eyken tam tersiydi. Yani 2012'den önce iadeli taahhütlü mektubu kullanıyorduk, taahhütlü yoktu. 2008'de de bir soru vardı, çıkmış soru hangisi kullanılamaz diye soruyordu ÖSYM. O zaman taahhütlü kullanılamıyordu, cevap taahhütlüydü.

2012 TTK'sı çat değiştirdi, bunu arkadaşlar iadeli kanundan çıkarttı, taahhütlü aldı. Yerine 2013'te de hemen KPSS'de sordu bunu tekrar. E 2013 sorusunda hangisi kullanılamaz dediğinde de iadeli taahhütlü mektup kullanılamaz. Kanun değişti çünkü. Sonra 2017'de bir daha sordu çeşitli sınavlarda, yine sordu arkadaşlar. Yine de sorar, dikkat edin.

Şu an güncel mevzuat gereğince iadeli taahhütlü mektup yok, taahhütlü sü kullanılıyor. Anlaştık mı? Tacir olmanın özel sonuçlarını da tamamlayınca tüm sonuçlara değinmek. Şu an değinmek, tüm sonuçlara değindim. İlerleyen videolarımızda hızlı geçtiğimiz sonuçları da ayrı başlıklar halinde inceleyeceğiz arkadaşlar. Şimdilik görüşmek üzere. [Alkış]