📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

Facianın Ardından Nasıl Kayak Yapmaya Devam Ettiler?

Habertürk TV21:34

Transcription

da sürekli döndü o soru. 78 Can, bir otel yangını ve hemen ertesi gün değil, sabahında belki. O dumanlar veya o koku hala atmosferdeyken, yanındaki oteldeki insanların tatillerine kayakların devam ettiği bir manzara üzerine de konuşuldu ve tartışıldı. Bu mesela acıya insanın adapte olma alışma hızına dair bir delalet mi, yoksa büyük ve sarsıcı acılar karşısında duyarsızlaşma hali mi? Bu bir çözülme durumu mu, yoksa insanlık hali mi?

E daha önce zikrettiğimiz sıfatların hepsi, insanlık halinin iç zaten bir parçası. O, o, o ev. Bunlar insanlık hali. Yani şöyle söyleyeyim ama insanlık halini naif ve kabul edilebilir kılan bir tonu var ya, insanlık hali olur, bağışlayıcı bir hissi var ya, o kapsama da girer mi bu anlamla? Yani şöyle söyleyeyim, eee birincisi öyle. Benim de bir sözüm de vardır, eee düşünmeyi, yakınmayı bırakır, şikayet etmez. Yani biz burada şikayet etmemeliyiz. Bizden beklenen ne? Biz eee olguyu doğru saptamalıyız.

Kaya'da olan. Yani siz yan taraftaki otelin eee konuklarının ya da müşterilerinin normal yaşamlarına devam etmesi, büyük bir duyarsızlık, gayri insani bir durum. Yani insani hallerden midir bile demeyi zorlaştıracak bir yan görüyorsunuz, öyle anlıyorum sorunuzdan. Ama yaklaşık ortalık [Müzik] ortaklaşıyor. H şimdi olay karşıdaki tutumu.

He şimdi eee yani o yüzden ben onu yine kendi sahama çekeyim. Şeyi, hı hı. Eee en azından üzerine konuştuğumuz örneği ilkelerini tartışırsa, onu bir örnek durumuna düşürmüş oluruz. Örneğin kendisinde oyalanmış oluruz. Evet, eee bunun içinde en iyi yol, eee bu karşılaştığımız olayların bir süreklilik taşımadığını saptamaktır.

Eee ben eee bizim modernleşmek metni nedir diye sorulsa, değil mi? Yani Osmanlı döneminden itibaren, biz ilk ne zaman kendi dışımızdaki dünyayı fark ettik, birtakım ayarlarımızı, şeylerimizi değiştirmeye başladık dersek, bunun belgesi Tanzimat belgesidir. O, 3 Kasım 1839'da biliyorsunuz ilan edildi. Eee onun kendisinden önce yazılmış eee taslakları var. H ben en azından bir yıl önceki bir taslağını saptadım ve onun üzerine uzun bir eee karşılaştırma da yaptım. Yani alındığı yeri falan biliyorum.

Ondan o tespit ettiği eee taslaktan bir buçuk sayfası Tanzimat Fermanı olarak, Hattı Hümayun olarak biz bugün işte ders kitaplarında filan herhalde okutuluyordu. Şimdi orada bir tabir var, eee belki ilgi çekici olur bizi izleyenler için de. Eee en beni en yoran ve eee Tanzimat Fermanı'ndaki en problemli cümleyi süreyim size. E biliyorsunuz bir takım yenilikler vardır diyor. Girişinde diyor ki, "Eskiden biz diyor yasaya uyardık, Kur'an'a uyardık, her şey iyiydi ama son 150 yıldır demeye getiriyor, her şey ters gidiyor, batıyor, devlet ayağa kalkmamız lazım, işte o yüzden yeni kanunlar çıkarmamız lazım."

Filan orada sorunları tespit ederken, tabii o sorunları vaatlerle yapıyor. Yani şunları düzelteceğiz diyor. Hem e düzeltmeyi söylüyor ama aynı zamanda sorunu saptıyor. Oradaki problemli cümle, eee bu birçok belgede en anlaşılmayan kısımdır. Emniyeti can ve mahfuziyet, ırzı namus ve mal. Şimdi bu konunun bütün tarihçiler, sosyologlar, uzmanlar filan tartışıyor. Bu ırz, namus ne diyorlar? Yani bu can güvenliğini anladık, mal güvenliğini.

Can güvenliği, mal güvenliği. Aslında taslaklarda mesela bu metin hep şey diye geçer, can, mal ve ırz, ırzı namus ya da can, mal, namus. Can, mal, ırz. Can, mal, itibar. Şimdi can ve malı biliyor. Can güvenliği, mal güvenliği. Kartalkaya'da ki bu Kartalkaya atıp yapmamızı mümkün kılan şeyine ilk bir istatistik verdiniz. 78 can gitti, değil mi? Can güvenliği yok, aynı zamanda mal güvenliği de yok.

Eee bu enflasyon olduğu yerde mal güvenliği olur mu? Fakat bu ırzı namus ne ve bunun Kartalkaya ile ne alakası var? Veya Tanzimat'ın taslağında niye? Ve hayır şöyle de sorarız, yani dönem açısından 1300-1400 yıllık İslam geleneği, hı hı, istersen Türk geleneğini de koy. Hı hı, ya ırzı namus diye bir problem var mıdır toplumda? Ya siz mesela ırz namus deyince ne anlıyorsunuz? İlk aklınıza gelen ne? Yani mahfuziyet, emniyeti can.

Can güvenliği. Evet, ırz namus, ırzı namus ve malların korunması. Hırsı namus, neyi koruyacak devlet? Şey mesela Osmanlı'nın son tarihçisi kabul edilir Abdurrahman Şeref, şey der ya, bu ırz kelimesi ne, ne alakası var burada? Yani zaten padişahın ana görevi, yani İslam'da var bu. Bir de bu bir batılılaşma, modernleşme, çağdaşlaşma metni bu.

Evet şimdi şeyi de söyleyeyim, King bu işlerin başındaki cing. Ev çok kritiktir. Evet, eee anıları biliyorsunuz, yayınlanmıştı. King'in anılarında Mustafa Reşit Paşa ile biz bunu konuştuk diyor. H eee muhtemelen eee biraz şey, eee yani kendisi de muhayyilesi de kullanıyor, siyasal bir metin yeterince güvenilmez diyor ki, eee nereden başlayalım diye sordu bana Mustafa Reşit Paşa diyor. H ben de ona dedim ki, tabii ki can ve mal güvenliğinden.

H yani şey demeye çalışıyor, Tanzimat'ın ilkelerini ona ben dikte ettim. Hı hı hı hı hı hı. E oysa İngiliz Dışişleri arşivinde Mustafa Reşit Paşa'nın eee 12 Ağustos'ta yazılmış Fransızca eee şeyin dönemin Dışişleri Bakanına, Palmeston'a yazılmış şeyi var. Lahi ası var, bu yayınlandı 1939'da. E yayınlandı, sonra bütün metinlerde var, Türkçeye de çevrildi. Orada anlatıyor. Fakat çok ilginç, aynı cümleler Sürek kullanıyor.

Eee Tanzimat Fermanı'nda eee Kasım, Ağustos 45 ay evvel eee can, mal filan hep bunları 3. defa zikrediyor ama ırz namus kelimesini asla kullanmıyor. H e biz King ile Mustafa Reşit Paşa'nın eee o tarihte, o tarihte Londra'da karşılaştıklarını biliyoruz. Sonra görüşmeden zaten eee Mustafa Reşit Paşa da King'e demiş ki, iddia ettiğine göre, "Peki ırz namus ne olacak?" Ben şaşırdım yani, ne alakası var, nereden başladı Osmanlı'nın reform metninde? Yani İnsan Hakları Beyannamesi gibi düşünün bunu. Can, mal, ırz, namus.

Sonra düşündüm diyor, eee Osmanlı'da devlet adamlarının bile falakaya yatırıldığını filan. He dedim, doğru, bunu da eklemek lazım. Buna dair de teh. Şimdi yani dikkat ederseniz, bütün problem o ırz namusa gelince, bunun burada ne işi var oluyor? Bunu neden söylüyoruz? Gelenekte böyle bir can, mal, ırzı namus şeyi yok. Sizin aklınıza ne geliyor diye sordum, söylemediniz. Çünkü ırz namus deyince günlük dilde konuşulan anlamları geliyor. Ne nedir? Onu telaffuz edin lütfen.

Erkeğiyle kadınıyla bir taciz, tecavüz, cinsel, cinsel değil mi? Cinsel teması ağırlıklı ama ahlaki yön. Hani çünkü bizde ne derler, rüşvet vesaire bilmem ne ve benzeri usulsüz. Onu ayrıca ha belirtmiş, ırz namus. Evet, zam. Evet, cinselliği kapsayan bir tema. Eee oysa ırz kelimesi Arapçada bu manaya gelmez, namus da gelmez. H namus, Yunanca bir kelimedir, noman gelir, yasa demektir. Fakat eee devlet o dönemde Tanzimat Fermanı, Gülane Hattı Hümayunu yayınladığında onu yabancı dille, Fransızca olarak da elçiliklere dağıtıyor.

Eee Almanca, İngilizce, Fransızca bütün metinlerde ırzı namus bölümü onör kelimesiyle geçiyor. H eee benim de saptamalara göre 1858 Fransızcadan, Fransızlardan Ceza Kanunu'nun Resepsiyonu'ndan önce ırz namus eee kelimesi cinsel tasallut manasında kullanılmazdı. Arapçada da ırz bu manaya gelmez, eee namus da gelmez. ırzı namus aslında haysiyet demek. Onur diye de çevrilmesi fevkalade isabetlidir ki daha başka metinlerde sürekli itibar diye çevriliyor. Hı hı hı.

İnsan itibarı. Biz bunu bugün Türkçede insan itibarı deyince itibar dışsal. Evet ama işsel olanını söylemek istediğimizde haysiyeti demeyi, insan haysiyeti demeyi tercih ederiz, insan onuru. Hı şimdi bakın, 1839 Osmanlı kendi yurttaşlarına eee bir eee nasıl söyleyeyim, kansız bir devrim yapıyor ve en çağdaş metin de söz ederken canın güven, can güvenliği, mal ve ırzı namus, haysiyet, onurunun korunması. Çünkü nereden biliyoruz bunun kişisel bir yorum olmadığını şöyle ifade edebilirim.

Eee Tanzimatçılar 1840'ta hemen bir ceza yasası çıkardılar. O ceza yasasında bu ırzı eee açıklıyor. Diyor ki, ırzı namus eee zabıtanın, polisin, güvenlik güçlerinin yurttaşa kötü söz söylemeleri, onları işte sebepsiz yere darp etmeleri ya da el şey yapmaları, eee aşağılamalar vesairedir diyor. Şimdi yani problem geliyor şeye, insan onuruna. Şimdi eee sizin söylediğiniz yanındaki otelin e konukları, müşterilerinin hemen 100 metre, 200 metre ilerideki bir faciaya rağmen yaptıklarını olağan hayatı devam ettirmek bulmuyorsunuz filan. E insan onuruna, bunu biraz köpürtmek isteseniz, insan onuruna da yakışmaz filan deyip o otelin şeylerini dar ağacına asalım gider.

Bu eğer medya sistematik olarak onların görüntülerini filan kayak yaparken ki öyle bilince dönüşmedi. Tabii ki dönüşmedi şimdi ama Kartalkaya'da eee can, mal kaybı değil ki. İnsan onuruna, yani asıl orada değerli olan insan onuru, bir insan yaşamı, insanın maddi yaşamı bakımından hayatta kalma. Yani cayır cayır yanarak insanlar eee katledildiler. Yani o bir cinayet aslında. Yani bir genç kızın babasını arayıp da, "Baba kalayım mı, atlayayım mı?" diye bir telefon açması, taşınması ağır bir yük.

Ya bir empati kurmayı deneyin, hel babayla. Eee empati kurmayı beceremeyince neler çekiyor? Ben ben de izledim. Kız, "En azından bedenimi sahip olurum," diyor. Yani bir mezarın. Eee şuradaki problem, sizce can sorunu mu? Sadece? Kesinlikle değil. Eee bu olayın nasıl gerçekleştiğinin konuşmaya başladığımızda ve gerek yöneticilerin, devletin, Ankara'nın, gerek işte yok Bolu İl İdaresi, bilmem ne filan mekanizmanın bütün parçaları, e insan onuruna hiç hürmet eder gibi yaklaştılar mı?

İnsan onuruna, yani yurttaş onuru demiyorum, bakın burada insan onuru diyorum. Eee burada can, mal kaybı. Bunu biz konuşuyoruz. Eee devletin tutumu, yurttaşların, eee ülke insanının onuruna sahip çıkmaktı. Eee sizce cezalandı mı? Yani o adil bir şekilde bir tepki ortaya koyabilir mi? Aynı şey deprem süreci için geçerli. Buna bir sürü örnek verebiliriz, yıl dönümü. Evet ik, günce. Evet Türkiye'de e hukukun işlediğinden, adaletin gerçekleştiğinden emin olabiliyor muyuz? Ya umudumuzu niye kaybediyoruz?

Eee adaleti kaybettiğimiz için, adaleti kaybetmek ne demek? Haysiyetimizi kaybettiğimiz için. Siz dua edin, kayak yapmaya devam etmiş yandakiler, çifte telli oynasın. Ben yine şaşırmam. Çünkü toplumda eee biliyorsunuz, e Aristoteles'ten beri koyun ya, politike denir. Yani siyasi birlik, toplumsal birlik. Toplumsal birliği bir arada tutacak değerler o kadar aşındı ki eee iktidarın en büyük günahlarından biridir. Eee hiç tereddütsüz söylüyorum, bizi bir arada tutan şeyler değerlerdir.

Üstelik dini yanı olan bir söylem, milli ve yerli eee bir iktidar 20 yıldır önemli olanın o kadar peşinden koştular ki, değerli olanı ihmal ettiler. Bu onları ilgilendirmiyor. Değerli olanla iktidarda kalamazsınız. Değerli olana yatırım yaparak eee oy alamazsınız. Önemli olana eee oynamanız lazım. İyi bir siyasetçi, pratik zeka, eee önemli olanı takip eder. O yüzden eee tüccarlar ve siyasetçiler değerli olanı değil, önemli olanı tercih ederler. Kar mı etmek istiyorsun? İşte alın Trump. E Trump için değerli olan ne? Önemli olan ne? O kara bakıyor, ne getiriyor, ne götürüyor?

Bunun insanlığın değerleri bakımından bir şeyi var mı? Duyarlılığı var mı? Yok. E bunu anlayabilmemiz için biz kendi küçük dünyamıza eee bakışlarımızı çevirmek durumundayız, ister istemez. Eee bizim değerlerimize eee bütün o dinin, Allah, kitap ağızlarından düşmediği halde bu değerleri, yani siyasal birliğimizi, toplumsal birliğimizi, duyarlılıklarımızı eee koruyacak ve sürdürecek eee bir duyarlılığı, siyasal duyarlılığı iktidarda görüyor musunuz? Muhalefetin ki zaten böyle bir duyarlılık talebinde bulunacak bir bilinç ne yazık ki muhalefette yok.

Yani şey eee Cumhurbaşkanı ikide bir diyor, yani böyle muhalefet olursa değil, 22 yıl, 222 yıl eee şey iktidar sürer derken çok acı bir şey söylüyor ama gerçek söylediği. Dolayısıyla ben eee yani kapitalizmle işte parası olanların kayak yapmasıyla filan, hani zenginler filan, bu tür daha düşük şeylere eee vasıflara atıf yaparak bunun [Müzik] köpürtülmüş olan eee taraflarca, en kibar, böyle söyleyeyim, taraflarca zayıflatıyor. Yani depremde de insanlar yardım etmeye gidiyor filan. Şeye bakıyorsunuz, devleti yönetenlerin triplerine, yani şey, düşman gibi davranıyor kendi halkına.

İnsanlar buldukları araçlarla oraya gidip yardım etmeye çalışıyorlar filan. Devlet kendisi dışında her şeyi, o işte önem dediğim şeye göre, önemli olana göre yargılıyor ve siyasetini, dilini önemli olan üzerinden kuruyor. Değerli olanı, değerli olanı görmezlikten geliyor. İnsan eee önemli değil ama çok değerlidir. Siyasal birliği ayakta tutacak eee yurttaşların haysiyetlerini, onurlarına, insan onuruna. Yani insan haklarının, aydınlanmanın getirdiği en büyük kazanım bu. Biz kulluk rejiminden geliyoruz, padişahın köleleriydik.

Yani şeye uzatmaya gerek yok. Eee biz sultanın malıydık. Niye? Eee Sultan canımızı alırsa ona hesap sorabilir miydik? Dönemin değerleri çerçevesinde? Hayır, hayır. Hukuku ve hukuku. Tabii hukuku. Eee malımızı el koyarsa ve son iki padişah, biri şey, 2 Mahmut, eee biri 3 Selim. İkisi de şey, bir tür bugünkü tabirle kararname, ferman çıkardılar. E öyle keyfi cana kast edilmeyecek ve mallar müsadere edilmeyecek. Müsadere edilmeyecek. Evet, ilk ikisinin de yaptığı şey, malların müsaderesi oldu kendileri. Yani o çıkarttıklarını uygun davranmadı.

Bakın tarih konuşmak için bunları söylemiyorum. Sadece içimi sızlatan şey, aradan şu kadar yani 2039'da eee Tanzimat'ın 200 yılını kutlayacağız ya da konuşacağız. Yani 2025'teyiz, işte 14 yıl kalmış, 200 yıl dolacak. Tabii bu arada.