Transcription
Değerli arkadaşlarım, hepinize merhabalar. Nereye geldik? 3. Milli Mücadele Muharebeler Dönemi'nin üçüncüsüne, seriye geldik. Yine kameramanımız Murat kardeşimiz ve bugün Merve, Ahmet Kocaoğlu var. Nasıl Merve?
"Nasıl gidiyor muharebeler?"
Kötü, değil mi? Aslında baktığın zaman yensen de kötü, yenilsen de. Şimdi ne demek o? Yeniyorsun, adam geri çekilirken köy yakıyor. Yeniliyorsun, e bu sefer içeri doğru giriyor, köy yakıyor. İnsan yakıyor. Yani aslında baktığımız zaman Milli Mücadele döneminde, eee, 136.000 şehidimiz var. O da sayılabilen. Kaçan, eee, kaçırılan veya askerden firar edenleri bilemiyoruz veya sayı net tespit değil. Böyle bir ortamda 136.000 resmi, ama öyle söyleyeyim sana müthiş bir rakam. Eee, Milli Mücadele döneminde Çanakkale'nin yarısı. Hatta bana göre onun iki katıdır da. Onu biz bilemiyoruz. Çünkü Yunan çok kaçırdığı için adalara, eee, onu çok tahmin etmek mümkün değil açıkçası.
Ama hani klasik, birinci ve ikinci İnönü'yü kazandık ya. Ardından biliyorsunuz, birinci İnönü'den sonra Londra Konferansı yapıldı. İşte onu beklemediler, ikinciyi yaptılar. Biz Aslanlar Dumlupınar'a saldırdık ama başarı elde edemedik. Niye? Taarruz gücüne erişkin değiliz.
Şimdi arkadaşlarım, bu 3. Yunan taarruzu. Biliyorsunuz Yunanlılar dört kere taarruz etti mantıken. Birinci İnönü, ikinci İnönü. Hani aslında onları geçiyorum çünkü orada bizim ufak bir taarruz girişimiz var. Üçüncüsü Eskişehir-Kütahya ya da Kütahya-Eskişehir. Dördüncüsü ise Sakarya. Yani beşincisi dediğimiz şey olmadı. Onu biz yaptık. Büyük Taarruz zaten bir kere taarruz ettik adam akıllı. Onun da adı Büyük Taarruz olacak.
Şimdi Kütahya-Eskişehir'e geleceğiz. Aslında Eskişehir-Kütahya diye yazsa da Kütahya-Eskişehir'dir bunun şeyi. Çünkü savaşın ilki Kütahya'da, daha sonraki kısım Eskişehir'de olacak. Şimdi arkadaşlar, birinci ve ikinci İnönü'yü kaybetseniz, siz bir Yunan olsanız, ben de bir İngiliz olsam, biliyorsun İngilizler maşa olarak kullandıkları için Yunanlıları, ilk iki savaşta kaybedince artık güven de sarsılıyor. Hatta Lord Curzon'un ünlü lafını söylemiştim size. "Ya diyor, boş ver diyor şu Yunanlılarla aranızı boz. Mustafa Kemal'le dost ol. Sevr'i yırt at." Anlatabiliyor mu? "Şeytan diyor ki" diye başlayan bir laf var ya. Aslında Yunanistan, İngiltere'nin desteğine muhtaç. Yoksa mümkün değil Anadolu içlerine kadar bu kadar gidemez.
Ama Kütahya-Eskişehir muharebelerinden önce yaşanan bir hadise var. Şimdi orayı atlarsak olayı anlayamayız. Şimdi arkadaşlar, Yunanistan dediğiniz devlette kralcılar ve Venizelosçular diye ikiye ayrılmış. Şimdi Venizelos dediğimiz adam önemli bir askerdir, Yunan tarihinde de çok sevilir ve bu adamla beraber, eee, bu adam da kurmuş olduğu bir parti var ama bu parti seçimleri kazanamayacak. Onu baştan söyleyeyim. Tekrar ülkeye hükümet kurulacak, tekrar seçimlere gidecek. Yunanistan çok karışık. Yunanistan'daki durum bizdekine biraz benziyor. Hani İstanbul Hükümeti, Padişah yanları, Mustafa Kemal ve Kuvay-i Milliye yanları diye ayrılmış ya. Burada da kralcılar ve Venizelosçular var. Ordunun içinde de bu var. O yüzden çok sıkıntılı.
Bir de kral öldü. Biliyorsun Yunan kralı, eee, Alexandros bir maymun besliyordu. Sen ne besliyorsun Merve? Kedi. Maymun kuduz oluyor. Bunlar farkında değil. Şuradan ısırıyor, boynundan ısırıyor ve elinden ısırıyor. Eee, maymun daha evvelden de ısırabilir. Bunda sorun olmaz. Doğru mu? Ama kuduzsa ne olur? Yunan kralı öldü. Yunan kralı ölünce kendine 13. Konstantin diye. Şimdi 13. Konstantin diye bir şey olamaz. Binlerce Konstantin isimli insan var. Binlerce Merve var. Binlerce Ramazan var. Doğru mu kardeşim? Binlerce Murat var. Binlerce dansöz var. Öyle düşünün yani bütün meseleyi. Ne demek istiyorum yani? Adam Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u fethettiğinde Konstantin 12. Konstantin. Ne demek istiyor şimdi? Ben diyor 13. Konstantinim. He. Şimdi diyeceksin ki hocam, isterse adam 45. Konstantin olsun. Olur mu lan? Bir anlamı var onun. 13. Konstantin ne demek? Bizans'ın devamı demek. O zaman aslında bunların Yunan'ın gözünü diktiği yer nerede biliyor musunuz? Mu? Şu bölgeler yani birazdan açacağım. Ege bölgesinden, Trakya bölgesinden hariç İstanbul'dur. Hatta o kadar ileri gidecekler ki İtilaf Devletleri'ne başvuracaklar, "Bizi de İstanbul'u işgal edelim" diyecekler. "İstanbul'u bizi işgal edelim" diyecek. Çünkü o adam 13. Konstantin ismini boş yere koymuyor. 13, 12. Bak 45 olur, 100 olur ama 12'nin devamı benim demeye getiriyor.
Tabii ki İtilaf Devletleri artık Yunanlılara karşı hem inancını kaybetmiş, hem Yunanistan'da kralcılar ve Venizelosçular ikiye ayrılmış. Artı bir de tabii ki bu orduyu toparlamak için de bu Konstantin denen adam İzmir'e geliyor arkadaşlar. Bakın, bir daha söylüyorum, nereye geliyor? İzmir'e. Hem de öyle bir geliş ki bir sormayın yani. İzmir'e geliyor. İzmir'de onu tabii Rumlar karşılıyor. İnanılmaz bir atmosfer. Aynı 15 Mayıs gibi onlar için. Yani böyle yanında Hacı Enesti falan var, bu grup komutanları falan var. Kral Konstantin şöyle dağlara doğru bakıyor. İzmir'den işte Kadife Kale'ye doğru, öbür tarafta Buca'ya doğru böyle bakıyor, bakıyor. Hani nerede lan Mustafa Kemal? Mustafa Kemal'i göremiyorum diyor. Nerede Mustafa Kemal diyor. Anladın? Yani bizim buralar artık bizim olmuş diyor. Hatta oraya bir tane komiser atacaklar. Bu komiser şey ile başlayan ismi var, Steriget diye bir ismi var herhalde. İyonya Cumhuriyeti'ni kuracak. Bakın, bir daha söylüyorum, İzmir'de ne kuruluyor? İyonya Cumhuriyeti. Hani ilk çağlarda duymuşsunuz, İyonyalılar diye bir devlet var. Evet. İyonya Cumhuriyeti kuruluyor. Amaç ne biliyor musunuz? Önce burada bir cumhuriyet kuralım, sonra bunu ilhak edelim. Yani Enosis'e bağlayalım Yunanistan'a. Bütün amaç bu. İyonya Cumhuriyeti kurmuştur ve bunu İtilaf Devletleri reddedecek. Bakın, bir daha söylüyorum, Fransa özellikle İngilizlerin maşası olduğunu bildiği için sürekli sürekli sürekli, "Bunlar ne yapıyor? Bak, bunlar İstanbul'u işgal etmek istiyor. Sen nasıl bunlara müsaade edersin?" diye. İngilizle Yunan'ın arasını da aslında Fransa ile İtalya arasında, İtalya bozmak istiyor. Çünkü bu kadar fazla şımarıklık var. Şımarıklık. Milli mücadelede birçok katliam vardır. Özellikle Zonguldak-Ereğli bölgesinde, yine Zonguldak'ın diğer ilçelerinde, aşağı güney kısımlarında ve İzmit'te. İzmit, bak orayı da çok işe anlatmıyor ama İzmit büyük katliamların, hem yol güzergahı olması sebebiyle, İstanbul'a yakınlığı sebebiyle çok fazla katliama maruz kalmışlardı. Mesela İzmit bölgesine Yunanlılar saldırdığı zaman Fransızlar, eğer İzmit halkını, Fransız, oradaki bazı papazlar, iyi niyetli papazlar kiliselere falan tıkmışlardı. Eğer yoksa var ya, sürekli ölüm var. Bir de körfeze sürekli adam atıyorlar. Körfeze öldürüp öldürüp atıyorlar arkadaşlar. O yüzden İzmit bölgesinin kurtuluşu çok kıymetlidir. İşte bu Kara Fatmalar falan hep orada, oralarda savaşlar. İzmit de düşman işgalinden kurtulması, İstanbul'a bağlantı yolu olması sebebiyle çok kıymetli. İzmit'te neler oldu ya? Ben okurken vallahi gene tüylerimiz diken diken olan birçok hadise var. Kadınları geceleri topluyorlar. Bir tane hamama tıkmışlar Merve. Yani Fransız generallerinin ayaklarına kapanıyorlar. Yani sakın bunlara bizim, bizi vermeyin. Çünkü geceleri dolaşıyor Yunanlılar, sürekli kadın arıyorlar. E şimdi böyle bir ortamda bir tane Fransız papaz aldı da kiliseye 2000 tane adam oraya topladı. Sonra Yunanlılar haberi aldı, kilisenin etrafını sardılar. Vermedi. Fransızlar. Hani Fransızların şöyle dişe dokunur tek tarafı bize ne olmuştur diye sor. Ha bu olmuştur. Başka da yok. O da Fransız hükümeti değil, Fransız bir papaz. Yıllarca orada yaşayıp Türk halkıyla işi dışı olduğu için ve raporlarını okuyorum. Adamlar neler anlatıyorlar ya, inanamazsınız ya. Neler anlatıyorlar. Ve bunu anlatan İtilaf Devletleri. Yani hani bizimki olsa derim ki, "Yanlı, abartı." Lan adamlar kendi anlatıyor. "Biz diyor Türk kadınlarını Yunanlılardan kurtarıyorduk diyor. Yoksa bunlar diyor kadın bırakmadılar diyor şeyde Kocaeli'de, İzmit'te." Böyle bir ortam. E kral da gelmiş. E kraldan çok ne vardır hayatta? Kralcık. Bak bunu hiçbir anlatmayın. E ne oldu? Adam önce İzmir'e gelecek. İzmir'de ne yapacak? E istikameti Ankara olarak belirleyecek. İstikameti Ankara olarak belirleyecek. E bundan sonra bu adamlar o zaman üçüncü kez bize saldırmaz mı? Peki mantıken savaşların mantığı aynı değil mi? Bir, Eskişehir ve Ankara'yı alarak Milli Mücadele'yi sona erdirmek. İki, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ve şey Ankara'yı yok ederek bu Milli Mücadele'yi sona erdirip Sevr'i kabul ettirmek. Başka ne amaç olabilir? Başka herhangi bir amacı yok. Ama hareket üstünden sürekli sürekli farkındaysanız Yunanlılar uzaklaşmaya başlıyor. Mesela eskiden İzmir, Aydın, Uşak o bölgeleri işgal ediyorsun. Orada 100.000 birliğin var. 100.000. Ama sen ileri bir harekette bu 100.000 birliğin neyini kullanmak zorundasın? Mantıken en az 70.000'ini kullanmak zorundasın. Çünkü ileri bir hareket yapacak. Peki ilerledikçe nereye doğru geliyorsun? Anadolu'nun ortasına doğru. Bilmediğin yere. Bak, bilmediğin yere geliyorsun. Ya birazdan anlatacağım, Sakarya Meydan Muharebesi'e çok tepelerde savaş olmuştur. Çaldağında, Mangaldağında, Türbetepe'de, her yerde, Basikale'de, Doğatepe'de. Şimdi o kadar yakın ki Ankara'ya savaş. Adamlar her an Ankara'yı istila edebilirler. Sakarya Meydan Muharebesi'e top seslerini o kadar çok insanlar duyuyor ki ama bir türlü de Yunan'ın ilerleyişini de görüyor. Yani Yunan bir türlü bu tarafa doğru geçemiyor. Sakarya'dan bu tarafa, Polatlı'dan. Yaşlı bir amcayı çeviriyorlar. Buradan duydular ki amca, böyle böyle durum var, artık çok şiddetlendi. Buralarda durma. Hani biraz geri dur diyor. Oğlum diyor, bu tepelerden diyor, her bir tepeyi almak bu kadar zorsa Yunanlılar için Ankara'ya nasıl varacaklar diyor? Ankara'da hep tepeden oluşuyor. Bugün Ankara'ya gelen arkadaşlar. Arkadaşlar, bir Karadeniz gibi olmasa da Ankara da çok tepelik bir yer. Bugün Ankara'da birçok yerin adı tepedir. Kardeşim, bir tane tepe söyle bana Murat. Ankara'da.
"Doğantepe."
Çok güzel. Sen söyle.
"Yeşitepe."
Yeşiltepe, Esertepe, Şentepe, Piyongatepe, Beştepe. Doğru mu lan? Ankara tepeden oluşma ya. Beştepe'de oturuyordum yıllarca. Yokuş yukarı. Yokuş yukarı. Evet. Ankara'da şu an evleri yani mevcut gözüken evleri şöyle bir şey yapalım. Ne derler ona? Hani eskiler yıkalım. Ankara'ya Dikmen'den bir bakayım. Böyle Ankara. Ankara böyle. O yüzden bu tepe savaşları Kütahya-Eskişehir'den sonraki mücadelede anlayın ki öyle Ankara'yı istila edebilmek kolay değil. Mustafa Kemal ne diyor? Kütahya-Eskişehir muharebelerinden sonra "İsmet'i Haremimize çekeceğiz. Yani mukaddes toprakları Anadolu'nun ortasına. Onları diyor orada boğacağız." Hani şimdi Kütahya-Eskişehir kaybedilecek. Birazdan anlatacağım ama anlattıktan sonraki olaylar hiç öyle basit olmuyor.
İlk iki savaşı kazandık değil mi? Müthiş bir olumlu hava var. Doğru. Ama Eskişehir-Kütahya bütün olumlu havayı bozacak. Şimdi anlatalım bakalım. Önce nedenlerini yazalım. Sonra bir harita çizeceğim. Başla.
"Yunanlıların İngilizlerin desteğini kaybetmek istememesi."
Yunanlıların İngilizlerin desteğini değil mi? Kaybetmek istememeleri. Devam.
"Yunanlıların 1. ve 2. İnönü savaşlarını almak."
Yunanlıların 1. ve 2. İnönü savaşlarının neyini almak istemesi? Öcünü almak istemesi. Devam.
"Yunanlıların Ankara'yı alarak, Ankara'yı alarak. Tabii ondan önce Eskişehir var. Ankara'yı alarak neyi sona erdirmek? Milli Mücadele'yi sona erdirmek istemesi."
Evet, üçüncü kez saldırıyorlar. Şimdi ben bir harita çizeyim. Haritası olmaz. Tamam. Herkes buraya baksın. Yine ölçekli değil mi? Müthiş bir haritayla karşınızdayız. Şimdi Ankara'yı bir yazalım Merve. Şimdi bizim olanları siyahla yazıyorum. Elimizden çıkanları kırmızıyla yazıyorum. Anlaştık.
"Bizim olanlar."
Çankırı yazayım mı hemen?
"Yaz."
Bak Çankırı konusuna sen de gene kapışacaksın. Çankırı çok güzel bir yer. Föştürk var ya Föştürk.
"Evet."
Haber spikeri. Çankırı'ya gitti ya, öve öve bitiremiyor. Ben böyle yemek yemedim zaten. İç Anadolu'da yediğin yemeği sadece bir doğu, doğan adı Güneydoğu'da yersin. Biraz da Antep'te, Diyarbakır'da falan başka yiyemezsin. Sen Çankırı'yı tanımıyorsun vallahi. Tanımıyorsun. Çankırı güzeldir. Evet, Ankara hazır mıyız? Şimdi siyah olan yerler bizim. Şurası nere? Bura.
"Şu yanında."
70 km ötesinde ne var?
"Kütahya var."
Şu kısımda ne var? Aşağı doğru.
"Kimi buralar bizim."
Şimdi bizim olmayan yerleri çizelim. Bizim, bizim, bunlar bizim değil. Hatırlıyor musun? En son Bursa ve hangi ilimizi işgal etmişlerdi? Hatırladın mı? Uşak. Şurada hangi ilimiz var? Aydın diyelim. İzmir diyelim. Hani anlaşılması için Manisa diyelim. İşte Balıkesir diyelim, değil mi? Şu bölge. İstanbul zaten İtilaf Devletleri tarafından işgal edilmiş. Boğazlar zaten İtilaf Devletleri tarafından işgal edilmiş. Burası da ne? Yunanlılar tarafından işgal. Şu Muğla'yı falan geçiyorum. Çünkü o bölgelerde Muğla, Antalya bölgesini ve Konya bölgesi İtalyanlar tarafından artık ikinci İnönü'den sonra boşaltılmaya başlandı. Şimdi kıymetli dostlar, hal bu. Hal bu. Şimdi bu adamlar mantıken Bursa ve Uşak üzerinden saldırıya geçecekler. Evet, savaşın adı Kütahya, Eskişehir olabilir ama başlangıç yerleri neresi? Bursa. Çünkü Bursa'dan nereye varırsın hemen? Eskişehir'e varırsın. Bugün yol güzergahına bile gitsen Ankara'dan önce Eskişehir'e, sonra Bursa'ya, sonra Balıkesir'e varırsın. Mantıken Uşak'tan ilerleyen bunların birlikleri bizim elimizden nereye alıyorlar? Afyon'un. Bu birlik ayrıca nereye alıyor? Bu birlik ilerliyor. Nereye doğru peki? Bursa'daki birlik nereye ilerliyor? O zaman Eskişehir'i bizim elimizde tutma imkanımız yok. O zaman Eskişehir, Kütahya, Afyon zaten sürekli el değiştiren Bilecik elinizden tamamen çıkacak. Peki bunlar nereye doğru geliyor? Şimdi mesele bu. Şimdi Eskişehir ile Ankara arasında Polatlı diye bir ilçesi var. Şimdi evet, Polatlı ilçesi var. Bu arada şunu da anlatayım. Burada bir nehir var. Şimdi bu nehri ben maviyle çizeceğim. Nehirler maviyle mi çizilir? Normalde coğrafyada.
"Denizler maviyle çizilir sadece."
Evet. Merve bakana kadar ben şurayı bir çizeyim. Bak buraya Merve. YouTube'dakiler öğrenmeniz açısından söylüyorum. Burayı. Çünkü Eski Kütahya'yı anlamadan Sakarya Meydan Muharebesi'ni anlayamazsınız. Bak buraya Merve, sen de bak. Boş ver. Şimdi şuradan Karadeniz'den bir ırmak. Irmağa dikkat et. Yırmak da derler. Yırmağa.
"Bak S çizmiş."
Doğru mu? Ben bu ırmağa ne isim vermişim? Sakarya. İyi dikkat dinleyin. Şimdi bu ırmakta, bu ırmağın olduğu tarafı artık burada komple ne olmuş o zaman? Mavilerle neyi çizelim? Yunanlıları çizelim. Yunanlılar bu tarafa doğru geldi mi? Amaçları tam Ankara'nın girişinde şurada hangi ilçe var? O da bize ait. Onu da yazalım. Hangi ilçemiz var? Polatlı ilçemiz var. Tamam. Buraya kadar güzel. Şimdi bu adamlar buraya doğru geldiğinde bizim ordumuz geriye doğru çekiliyorsa, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal, Orduya İsmet Paşa ile yaptığı görüşme sonucunda geri çekilme emri verdi. Ama nereye? Sakarya Irmağı'nın doğusuna. Doğusu dediğimiz yer nereye? Polatlı'ya. Ha şimdi anlaşıldı hocam. O zaman ordumuz fazla bir zayiat daha fazla vermesin diye buraya getirip dikkat. İkinci. Arkadaşlar, bu Sakarya Irmağı dediğimiz ırmak. Şöyle şurayı Yunanlıların olduğu belli artık. Maviler Yunan. Tamam. Şöyle ben bir çizeyim. Heh. Bu ırmağın üstlerinde bazı köprüler var. Tamam. Bizimkiler o köprüleri geçerken ne yapmışlardır? Yakmışlardır. Örnek Beylik Köprü gibi. Tamam. Örnek Kavuncu Köprüsü gibi bazı köprüler var. Şimdi bu köprüler kalmadı. Bu köprüler yok. Hatta sana ben başka bir şey daha anlatayım. Bu nehir de yok şu an. Ah hocam, koca Sakarya Nehri gitti. Sakarya Nehri kurudu arkadaşlar. Şu nehri şu kısmı yok bizde şu an. Kuruyup gitti. Halbuki eskiden gürül gürül akan nehirler vardır ya, akarsular. Onlardan biridir Sakarya. Şimdi eski Kütahya'yı anlamadan Sakarya'yı anlayamaz. Çünkü ikisi birbirinin devamı savaşlarıdır. Peki artık Yunan'ın elinde neresi var? Merve, şu Afyon'u siliyorum. Buraya kırmızı kalemle ne yazıyorum? Afyon yazıyorum. Çok güzel. Burayı siliyorum. Buranın içine ne yazıyorum şimdi? Kütahya. Çünkü ellerine geçtiler ya. Buraya ne yazıyorum şimdi? Çok mücadele ettik Eskişehir için ama maalesef kaybedeceğiz. Buraya da ne yapıyoruz? Eskişehir diyoruz. Peki Eskişehir'in alınıp Polatlı'ya kadar gelmesi, Yunan'ın Ankara'yı tehdit etmesi demek değil mi? Peki dikkat. Bunun üzerine mecliste çok sert tartışmalar var. Şu şimdi tartışmaların iki sebebi var. Hemen anlatayım. Bir, Mustafa Kemal'i sevmeyenler diyorlar ki, "Bir, sen TBMM başkanısın. Sen kimsin de Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanısın? Asker falan da değilsin. Rütben de yok. Orduya geri çekilme emri veriyorsun." Doğru mu? Bu bir. İki, Kütahya-Eskişehir muharebeleri devam ederken Ankara'da 250 tane öğretmenle toplanıyorsun. 1. Maarif Kongresi'ni yapıyorsun. Lan sen laklak yaparken biz burada savaşta yayınıyoruz. Farkında mısın diyor. Arkadaşlar, şimdi şunu yazabilirler. Bizim devlet kitaplarımızda "İşte mecliste çok sert tartışmalar yaşandı." Yasa bu kadar. Şimdi kimse tartışmanın içeriğini bilmediği için ya Erzurum milletvekili çıkacak ne diyecek biliyor musunuz? O kadar sinirlenmiş Kütahya-Eskişehir muharebelerin yenilmesine. Halbuki o işte çok abartı bir tepki. Meclisin bir kapısına Mustafa Kemal'i, o zaman Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak, Genelkurmay'ın olduğu yere de şeyi ne derler ona? Eee, Fevzi'nin asalım demişler. Bir kapıya Mustafa Kemal, diğeri de Fevzi Çakmak'ı asalım demişler. Düşünebiliyor musunuz arkadaşlar? Tepkinin geldiği noktaya bakın. Peki onu sevenler, "Paşam, sen ordunun başına geç. Boş ver. Sen yıllarca kendini kanıtladın. Çanakkale'de, orada, burada. Sen ordunun başına geç." Sevmeyenler, "Ya bu ordunun başına geçsin. Ne olacaksa olsun, sorumluluk onda olsun." Çünkü neden? Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin devlet arşivi bu olaydan sonra hatta kürsüsü, hatta kürsüsü diyorum bak, hangi ile taşınmış biliyor musunuz? Bizim elimizde olan Kayseri'ye taşınmış. He. O zaman biz Kütahya-Eskişehir muharebelerinden sonra Yunanlıların bu kadar yaklaşması bizim nereden nereye taşınmamızı gündeme getirmiş? Ankara'dan Kayseri'ye. Bir kere daha söylüyorum, devlet arşivi taşınmıştır. Hatta Ankara'da yayın yapan Yeni Gün gazetesi gibi gazetelerden bazıları Hakimiyeti Milliye de bir dönem hani gitmeyi çok düşündüler. Nereye değerli arkadaşlar? Kayseri'ye. Taşınmasın. Bir dönem Kayseri'de yayın yapmışlardır. Öyle söyleyeyim size. Neyse, çok sert tepkiler oldu. Mustafa Kemal çıktı. Eee, başta ne olduğunu anlatayım. Hatta başta Mustafa Kemal'in başkomutanlığı kabul etmediğini biliyor musunuz? Mu? Kimse bilmez. Çünkü ordu nereye gidiyor? Millet nereye gidiyor? Bu ordu ne olacak diye? Felaketin sorumluları kim? Onu karşımızda görmek isteriz diye bağrışmalar olunca Mustafa Kemal'e diyor ki, "Mustafa, sen orduya geri çekilme emri veriyorsun. Bu kadar askerliği seviyor musun? Al bakalım askeri, git cepheye." Dediler. Anladın mı? Cepheye git dediler. Mustafa Kemal tabii o şeydeki o söyleniş tarzından dolayı, "Sizin dedi tek derdiniz dedi beni Ankara'dan uzaklaştırmak." dedi. Anladın mı? Normalde başta kabul etmedi. Sonra onu sevenlerle sevmeyenler veya muhalefet olanlar topluca verince şeye Mustafa Kemal'e, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yasama, yürütme ve yargı üçü birden Mustafa Kemal'e devr oldu. Kaç aylığına? 3 aylığına. Peki Mustafa Kemal şimdi ne oldu? Başkomutan. Bakın buraya da bir açıklık getiriyorum. Ya Mustafa Kemal mesela bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti bana başkomutanlık sanı verebilir. San, san, san ayrı bir şey değil. Rütbe değil bu. Sen bütün orduların başkomutanısın. Ramazan Yetkin. Tamamdır. Ramazan Yetkin sivil. Ramazan Yetkin er bile değil lan. Ama bunu bana verebiliyor. Ama bu benim rütbeli olduğum anlamına geliyor mu? Hayır. Mustafa Kemal rütbesiz dünyada başkomutan olan tek kişidir. Bak bir daha söylüyorum. Rütbesiz başkomutan. Adamın rütbesi yok ki. Rütbeyi ta Sakarya Meydan Muharebesi'den sonra kendisine Mareşallik verilecek de rütbesi olacak. Mustafa Kemal öyle anlatayım. Bu Eskişehir-Kütahya muharebelerinden sonra bakın dikkat. Buradaki Kavuncu Köprüsü ile şuradaki Beylik Köprü muhabbetinde bizler ne yapacağız? Şu bölgenin bu tarafı Türkler, artık bu tarafı Yunanlılar olacak. Nehir doğal sınırımız olacak. Mustafa Kemal meclise destekleyenler de var. Bu oranın destekleyenler dedi ki, "Arkadaşlar bırakın ordu kendi işini yapsın. Biz bu işlerden anlamayız. Bizim tek derdimiz burada yanlış varsa düzeltilmesini sağlayalım." Yani Mustafa Kemal'e destek verelim diyenler de o. Mustafa Kemal 3 aylığına almış olduğu başkomutanlık yetkisinden dolayı teşekkür konuşması yaptı. Diktatör olmayacağını. Bunun o yüzden kaç aya sınırlandırılmasını istedi? 3 ay. Ama bu her 3 ayın bitiminde 3 kere uzatılmış. Sonuncusunda ise tamamen uzatılmıştır. Tamam. Bunu bir bilelim. Dikkat buraya. Tabii Mustafa Kemal hemen karargaha gidiyor. Şimdi Polatlı'yı bilmeyenler için söyleyeyim. Polatlı şöyle bir yer arkadaşlar. Hani anlamanız için yazayım. Şöyle Ankara'dan geldim. Merve, şurası Polatlı olsun. Tamam. Şu kısımda çok kişi bir olayı artık bir millete bir anlatayım şu olayı. Hani ülkemizde hala Sakarya Meydan Muharebesi'nin Sakarya ilinde olduğunu zanneden var. Bunlara maalesef ki bu ülkenin cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu beyefendi bile tuttu. Ne dedi? Sakarya şeyinde, Sakarya'ya gitmiş. "Aa sevgili Sakaryalılar, siz ne kadar güzelsiniz. Sakarya Meydan..." Ya arkadaş, böyle olursa o zaman toplumda önder dediğimiz kişiler tarih bilmezse ne oluyor? Bu sıkıntıyı yaşıyoruz. Bunu yapmamamız lazım. Bunun gibi yapan da öğretmenler de vardı. Hala Sakarya Meydan Muharebesi'de Sakarya'da olduğunu zanneden insanlar da vardı. Evet. Sakarya Nehri'nden dolayı bu ismi alıyor ama savaş nerede geçiyor? Dikkat, Polatlı. Ama herkesin bilmediği bir yer var. Şurayı artık öğrenelim. Haymana. Şimdi bak buraya. Bütün YouTube'dakiler dikkatli baksın. Burası da Ankara. Şimdi bilmeyenler için konuşuyorum. Polatlı'nın şu taraflarında, yani bu iç, bu kısımlarda 4-5 tane mevki vardır. Çekirdeksiz. Şimdi çekirdek de diyorlar gerçekten. Bak efendim, başka ne vardır mesela burada? Eee, şurada Duştepe vardır. Hani ben yaza yaza geleyim de millet öğrenciler anlatsın diye. Efendim?
"Alagöz şuradadır. Köydür bu. Karargahımızdır zaten."
Alagöz burada bir karargah. Şimdi bu mevkileri soruyorlar artık eskisi gibi değil. Yok öyle. Merve öğretmen derse girdi. Dersinde Çaldağı, Mangaldağı ve Türbetepe mevkilerini anlattı. Buna göre bu savaş hangisidir diye soruyorum. O zaman senin mevki bilmen lazım. Metristepe'nin nasıl İnönü olduğunu bilmen gerektiği gibi. Özellikle Sakarya Meydan Muharebesi'deki mevkileri yazıyorum ki şu andan itibaren bildiği. Burada birçok tepe vardır. Mesela Basikale veya Basit Tepe de derler. Tamam. Aşağı doğru iniyoruz. Mesela şu Haymana'nın şu tarafında.
"Çal Dağı vardır."
Çal Dağı vardır. Şu tarafında ise Mangal Dağı vardır. Tamam. Burada ise Türbe Tepe vardır. Buralarda da çok şey var. Şöyle şöyle 50 tane. Sonra oradan oraya gidene kadar. Arkadaşlar, Polatlı ile Haymana'nın arası 40-50 kilometre. Ancak biz günümüzdeki haritadan bakıyoruz. Hatayı orada yapıyoruz. Şimdi günümüzde haritada yollar yapıldığından dolayı en kısa mesafeden Haymana'dan Polatlı'ya veya Polatlı'dan Haymana'ya gidebilirsin. Ama bu böyle değildir. Sonra sen dere tepe, dere tepe, dere tepe açıyorsun. Artı savaş Haymana daha güneyine kadar gelmiş. Ne demek istiyorum? Yunan kuvvetleri şuradan bu tarafa doğru gidecek Ankara'ya. O zaman Yunanlıların amacı ne? Yunanlıların amacı Sakarya Irmağı'ndan itibaren Ankara'yı güneyden sarabilmek. Bir Ankara Çayı vardır burada. Ankara Çayı buradaki Sakarya Irmağı ile birleşir. İşte o yukarılar oralardı. Özellikle şu hattı yararak, şurayı yararak buradan da nereye ulaşmayı hedefliyorlar? Polatlı. Polatlı'dan nereden? Ankara. O zaman Yunanlıların iki hedefi vardır. Bir, Polatlı üzerinden Ankara. İki, Haymana'dan Ankara. Ama öyle olmuyor. İşte o müthiş mücadelelerin sebebi bizlerin değerli arkadaşlarım Mustafa Kemal başkomutan olduktan sonra önce bu Alagöz'e gidecek. Polatlı civarında askeri inceliyor. Lan askerde ne var? Askerde sıtma var, kolera var, hastalıklar yayılmış. Sıhhiye lazım. Artı Ankara'dan Polatlı'ya eskiden biliyorsun İstanbul'a Ankara'ya kadar geliyordu ama savaş şimdi nerede? Polatlı ile Haymana arasında olacak. O yüzden acil bez lazım, acil araç lazım, acil silah lazım, acil para lazım. Ölüm kalım savaşına çıkıyorsun. Mustafa Kemal görmedi mi bunu ya? Gitti askere, İsmet Paşa ile konuştu. İsmet Paşa durumu açıkladı. Bunun üzerine Mustafa Kemal 7-8 Ağustos 1921'de tarihi bir emir yayınladı. Bu emir tarihi Milli Yükümlülükler diye geçen Tekalif-i Milliye emirleridir. Kütahya-Eskişehir muharebelerinden sonra Mustafa Kemal başkomutan olduktan sonra yayınladığıdır. Mustafa Kemal başkomutan olduktan sonra önce 10 maddeden yayınlamıştır. Ama bu maddeler ileriki zamanlarda Büyük Taarruz'a kadar kaç tane madde daha eklenmiştir? Mantık şu. Ordunun neye ihtiyacı varsa lütfen şimdi kafanızı çalıştırın. Tekalif-i Milliye'deki mantık ne? Ordu neye ihtiyaç duyuyor? Evet Merve, sana göre bir ordu neye ihtiyaç duyuyor? YouTube'dakiler, sizler de söyleyin bakayım.
"Silah."
Silah. Güzel.
"Sıhhiye."
Sıhhiye, çok güzel.
"Marangoz."
Marangoza ihtiyaç duyuyor. Doğru.
"Silah bakımı yapacak."
Evet, silah bakımcıları lazım. Çok güzel.
"Yemek."
Yemek. Harika.
"Su."
Su.
"Kıyafet."
E kıyafet. E kıyafet sonuçta sürekli üstünde olup banyo ihtiyacını gerçekleştirmeyince hastalıklar başlıyor. Doğru mu? Özellikle cilt ve deri hastalıkları. Arkadaşlar, bu savaşların olduğu zamanlar ya çok soğuk zamanlar ya çok sıcak zamanlar. Sakarya Meydan Muharebesi mesela ve Kütahya-Eskişehir muharebeleri en sıcak günlerde yapılmıştır. Peki kardeşim, başka neye ihtiyacı vardır? O şimdi asker canı neler ister? Söyle bakayım. Hadi.
"Telsiz."
Telsiz. Telgraf, haberleşme lazım. At, katır, binek. Asker et yiyecek. Ne yiyecek? Ne yiyecek asker? Asker bakın değerli arkadaşlar bak. Milli mücadele çok yokluk içinde kazanıldı. Hele özellikle Sakarya Meydan Muharebesi'nde oynakı olduğu için çok ciddi derecede yoklukla mücadele edildi. Üç tane yokluk örneği anlatayım size. Bir, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde içecek kahve yok. Yani birisi gelse kahve ise kahve yok. Varsa kahve şeker yok. Rıfat Börekçi var ya adam gibi adamdır. Müftüoğlu Rıfat Börekçi. O müftü, Ankara müftüsü, daha sonra Türkiye'nin ilk Diyanet İşleri Başkanı olacak. Arkadaşlarından 1000 lira para topluyor. İnanılmaz dedi. Paraya ihtiyacı var Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin. Onu Mustafa Kemal diyor ki, "Ben almayayım, hani ayıp olur." Masar Bey'e gönderiyor. Masar Bey ne diyor biliyor musun? Ya diyor, "Allah'ım diyor, iki tane şeker var Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde." İki adet küp şeker diyeyim, öyle anlayın. İki adet var. Bak iyi dinleyin. Şimdi adamlık nerede ortaya çıkıyor? Rıfat Börekçi meclise geliyor. Mustafa Kemal'le görüştükten sonra Mustafa Kemal diyor ki, "Tuttunuz yani aldınız parayı diyor, hani Masar Bey'e götürün." Masar Bey'in yanına geliyor. Allah diyor, Masar Bey hoca yani şey, müftü geliyor. Ben ne yapacağım? Bir şey ikram etmesi lazım. Müftü Bey diyor, "Bildiğim kadarıyla kahve sevmezsiniz herhalde." diyor. Müftü Bey sevse bile severler mi? He. Biz şimdi bugün çay istiyoruz, yanlışlıkla kahve geliyor da garson diyoruz ki, "Kardeşim çay getir, biz senden kahve mi istedik?" diyoruz, değil mi? Geri değiştiriyoruz, değil mi? Öyle bir şey yok. Müftü de hemen anlıyor ki durumu. Zaten para yok, onu da biliyor. Yok diyor, "Ben e sigara da kullanmazsınız diyor, yani imamsınız ya." Yok, bunu da kullanmam diyor. Ben diyor, "Size bir para takdim edeyim." diyor. Parasını takdim ediyor. O tekrardan soruyor. O zaman diyor, "Hadi bir e garson orada, hadi bir yap da getir son kahvemizi içelim." Onu bile içmiyor. Milli mücadele kazanıldı da nasıl kazanıldı ya? Sakarya Meydan Muharebesi'nde o kadar gene açlıkla mücadele edildi ki, o kadar Tekalif-i Milliye emirlerinden gelen yardımlar cepheye ulaştırılamadı. Neden? Tekalif-i Milliye emirleri Kütahya-Eskişehir muharebelerinden sonra yayınlandı ama çok kısa bir süre sonra da yani emirler yayınlandıktan atıyorum 3 hafta sonra savaş çıktı, 2 hafta sonra savaş çıktı.
"Şimdi hepinize soralım. Tekalif-i Milliye emirleri tüm yurdu kapsamıyor mu?"
Dikkat, tüm yurt. Bana bir yurttan bir yer söyle. Kars.
"Kars."
Kars, çok güzel. Aferin sana. Heh. Ben bunların eniştesiyim biliyorsun değil mi? Evet. Şimdi bana bir söyle bakayım. Kars'ta toplandı. Kaz eti toplandı. Öyle söyleyeyim. Hani sallıyorum. O arabalar toplandı. Peki Kars'tan Ankara'ya o malzemeler önce bir toplanacak. Bu toplananlardan acil olanlar ve bozulması ihtiyacı olan yiyecek ve yemekler hemen acilen nakledilmesi lazım. Arkadaşım, sen bugün Doğu Ekspresi'ne biliyorsun da kaç günde Kars'a gidiyorsun? Hesabını yap. Bir de oradan geleceksin. Doğru mu? Eee, nasıl olacak bu iş? Kars'tan sizce 3 hafta sonra başlayacak Sakarya Meydan Muharebesi'ne sizce malzeme gitmiş midir? Erzurum'dan gitmiş midir? Hakkari'den gitmiş midir? Hepinize sor. Yok lan yok. Hiçbir yere de gidemedi. O yüzden şurası bak şura var ya bak şöyle anlatayım. Buranın ötesinden bize ne gelmedi? Gelmedi derken yanlış anlaşılmasın. Dedim, herkes topladı ama ulaşım şartları ve gün şartlarından ulaşmadı. Bunlar bize ne zaman ulaşacak? Ağırlıklı olarak bir sonraki savaşımız olan Büyük Taarruz'a ulaşacak. He. O zaman ben Ramazan hocam şunu anladım. Tekalif-i Milliye birileri yayınlanıyor. Ordunun ihtiyaçları belirleniyor. Tekalif-i Milliye komisyonları kuruluyor. Herkes oraya getiriliyor. Patiğinden tut, atletinden tut. Elinde telsiz varsa, silah varsa hepsini veriyor. Dikkat, dikkat. Ama burada özellikle şu çevrenin insanı, Ankara, Çankırı, Bolu, hani günümüzde Düzce, birazcık Eskişehir'de Sivrihisar gibi çok yakın yerlerdekiler anca verebiliyor. O yüzden Sakarya Meydan Muharebesi, Eskişehir-Kütahya'nın bir farkı yoktur. Çok büyük yokluk içinde yapılmıştır. Öyle söyleyeyim size. Çok büyük yokluk. Yıllar sonra Sakarya Meydan Muharebesi'nin resmini çizen, resmini iyi dinleyin, çizen İbrahim Çallı, Zeybekler tablosu diye bir tablo Sakarya Meydan Muharebesi adına çizmiştir. Tabloda bizim atlar yok mu? Atlar, atlar böyle semirmiş gibi duruyor. Aynı ben gibi yani böyle duruyor. Hiç cılız mıız değil. E tamam da Mustafa Kemal sizce sanat düşmanı bir adam olabilir mi? Ne dedi biliyor musun İbrahim Çallı'ya? "İbrahim dedi, gel buraya. Bu ne dedi ya? Sen dedi Sakarya'nın dedi, böyle mi kazanıldığını zannediyorsun? Neyle mücadele edilmiş orada da? Açlıkla." Evet. Sakarya Meydan Muharebesi'nin son günlerinde Mustafa Kemal savaş kazandığı belli olduktan sonra komutanlara şey verildi. Merve, eee, ziyafet verildi. Ziyafet dedi ne? Ne biliyor musun? Köyden bir tane tavuk bulabilmişler. Cılız tavuk. Cılız. Hani onu böyle etti falan değil. Yanına da bir şeyler veriyorlar. Mustafa Kemal dedi ki, "Askerine verdiniz. Masaya oturun." Askerine dedi, "Ne verdiniz?" Dediler ki, "Efendim bulgur, bilmem neyi, bulgur verdik." Mustafa Kemal yemedi ve o kalkınca bütün askeri heyetler kalktı. Yemediler. Asker yemedikleri için onlar da yemediler. Nerede kaldı şimdi? Kaç kişi yapabilecek bu davranışı? Lan yiyeyim de yemedi deyin oğlum derler. Hani ben yiyeyim de yemedim. İbrahim Çallı'nın resmine karıştı Mustafa Kemal. "Böyle mi kazanıldı lan? Bizim atlar dedi yem bulamıyordu. Hepsi dedi cılız oldu ya." Bazı Mustafa Kemal'in Sakarya meydanı var bizde zaten atından düştü, kaburgası da kırıldı falan, onlar da var. Bayağı bir zorluklarda zaten ağrısıyla mücadele etti. Üzerine bir de çok zayıfladı zaten. Sadece o mu zayıfladı? Fevzi Çakmak, İsmet Paşa, efendim oradaki bütün paşalar inanılmaz şartlarda 22 gün, 22 gece devam ettiği için savaş, uykuları en fazla 1-2 saat. O da nerede biliyor musun? Alagöz karargahında trenden bir tane şey indirmişler. Trenin şeyi yok mu? Koltuğu. Mustafa Kemal, bir tane tren, üç tane sandalye, bir tane masa. Alagöz köyü. Gidin Polatlı'ya gelen arkadaşlar, bir gün Alagöz yazın. Bak Alagöz karargah müzesi yazın. Gidin şimdi karargah deyince ne anlıyorsun? Devasa yapılar. Lan bir de köyün içinde bir tane ev. O evde kazanılıyor. O evde mi o haritalar çiziliyor? İşte oluyor da nasıl oluyor? Yokluk çok fazla. Bak Tekalif-i Milliye bilinde haktan isteniyor. Ama istenirken şöyle bir her ilçe kendilerine belirlenmiş şeyleri toplamak zorunda. Bir kere bu anlatım diyor da bunu bir açıklığa kavuşturayım. Örnek mesela Ankara'nın Kalecik ilçesi nüfusu o zamanlar için 7.000. 7.000 patik gelecek. Ah, o zaman her kişi tutuluyor mu? Her kişi soruyor. Ancak sadece fakirler vermeyecek. Şart bu. Zenginler de fakirlerin yerine bir verecek. Ne demek istiyor? Kalecik için belirlenen rakam 7.000 çorap ya da 65.500 getirip veremiyorsun. Toplamı 7.000 olmak zorunda. Gidecek o zenginler onun parasını veya aynısını vermek zorunda. Böylelikle fakir gözetilmiş. Zenginden ise o malını harcaması istenmiş. Bir, her evden bir patik, bir çorap, bir atlet, bir fanila verilecek. Bu bir. İki, sahipsiz kalan tüm mallar halkın değil devletin olacak. Sahipsiz at arabası, sahipsiz lastik, sahipsiz kablo fark etmez. Hepsi kimin? Devletin. Üç, halkın elindeki tüm silahlar toplanıp orduya verilecek. Çalışsın, çalışmasın önemi yok. Dört. Bak dikkat. Bunlar için bu toplama için her yerde bir toplama merkezi kurulacak. Biz buna Tekalif-i Milliye komisyonları diyoruz. Dikkat. Bu komisyonlarda Merve geldi. Sen diyelim ki elindeki malın %40'ını veriyorsun devlete. Bu arada bazı mallarda %40 var. Geldin diyelim ki sanayi ürünlerinden %40'ını verdin bize. Mazot verdin, benzin verdin. Ama şart şu. Bedeli daha sonra ödenmek şartıyla. Bir tanesini yazıyorum, Levazım Müdürlüğü'ne gidiyor. Bir tanesi memur kendi kasasına saklıyor. Bir tane dosyayı da sana veriyorum. Sen birinci şey, Milli Mücadele kazandıktan sonra o belgeyi götürüp ne alabiliyorsun?
"O verdiğin bedeli alabiliyorsun."
Peki sizce sorun bizim milletimizden sizce kaç kişi Milli Mücadele kazanıldıktan sonra elindeki bu belgeyle kardeşim ben size mal vermiştim. Bu malımı ben parasını geri almak istiyorum veya malın aynısını geri almak istiyorum diye gidip de sormuştur? Sadece 2 tane Rum, 2 tane Ermeni gizli gizli sorabilmişlerdir. Onlar da verilmişti bu arada arkadaşlar. Yok çünkü yok olursan hep beraber yok oluyorsun. Bunun Mustafa Kemal'i komutanı Vahdettin'i yok. Sen komple yok olacaksın. O yüzden var olma yok olma mücadelesidir Sakarya Meydan Muharebesi. Ve bunun için de en büyük hazırlaması Tekalif-i Milliye idi. Ama maalesef ki Tekalif-i Milliye'den de gelen emirlerden, özellikle şu bölgeden bir yardım gelmedi. Özellikle Ankara ve çevresinden hemen toplanabilen malzemeler geldi. Örnek arabası olanlar, arabasından kastettiğim at arabası da olabilir. Normal benzinli araba da olabilir. 100 kilometre cepheye malzeme taşıyıp gelecekler. Tamam. Şart bu. Her taşıdığında da o ayırmıştı. Ramazan Yetkin, bu 100 kilometreyi taşımıştır diye bir belge alacak. Tik atılıyor. Arabası olanların şartı. Çünkü o kadar malzeme nereye getirilecek? Nasıl yapılacak? İşte Tekalif-i Milliye emirleri baktığınız zaman telsizinden, kablosundan, telefonundan aklınıza gelebilecek pilden, pil, pil, fener, efendim ne vardı? İşte hayvan mesela, eee, 2 yaşını geçen hayvanlar, yani kurbanlık kesilecek hayvanlar hemen toplatılmıştır. Orduya veriliyor. Kesilip millete ne verilecek? Et verilecek. Pişirilecek. O yüzden Tekalif-i Milliye emirleri ordunun ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Mustafa Kemal başkomutan olduktan sonra yayınlanmıştır. Tekalif-i Milliye komisyonları tarafından toplanıp cepheye götürülmüştür. Dikkat, son maddesi hani bizler şey vardır ya, eee, liselerde Merve bir şey deriz de deriz ya, hani bir şey oluyor mesela bir kişide 07 uç var, sen de bunu biliyorsun ya da herkeste var. Ne derdik? Olup da vermeyen hatırlıyor mu? Bunun devamı da vardı. Helal demiştir ki, "Tekalif-i Milliye'de olup da vermeyen, bunun devamı bizimki gibi değil, İstiklal Mahkemeleri'nde hıyanet-i vataniyeden yargılanacak." Hadi bakayım meydan bu. Bu ne demek? Herkes mecburiyetten verecek. Evet. Bizim milletimiz zaten onu gönüllü vermiştir. Fakirden zaten alınmamıştır. Bu arada kadın kıyafeti alınmamıştır. Onu da söyleyeyim. Çünkü erkekler cephede, kadın kıyafeti, çocuk kıyafetleri alınmamıştır mesela. Bunlar yasak. O yüzden herkes elinde erkeklere özel üretilecek kalın patiskalardır. İşte çoraplardır, kızıcamamlar mesela. Kadınlar kazandı. Kadınlar komple bugün bile Ankara Kız Camama'a giden hala o diz kapağına kadar uzanan patik yapılır biliyor musun?
"Kimse niye demiyor bu diz kapağına kadar?"
Asker o soğuklarda şey yapmasın diye. Evet. Polatlı sıcak olabilir de Türbetepe soğuk. Polatlı sıcak olabilir de Mangaldağı soğuk. Biz bilemiyoruz ki. Asker durduğu yerde savunma yaptığın için başlarda sürekli aynı yerde siperi koruyorsun. Koşanla duran bir olur mu? Yunan sana saldırıyor. O yüzden bizim için tarihi mücadelelerden bir tanesidir Sakarya Meydan Muharebesi. Şimdi herkes buraya dikkatlesin. Şimdi bir daha başlayalım. Adamlar Bursa, Uşak'tan geldiler. Eskişehir, Kütahya, Afyon'a aldılar. Sakarya Irmağı'nın doğusuna, yani bu tarafına doğru geldiler. Mustafa Kemal ırmağın bu tarafına çekti. Yani ırmağa baktığımız zaman doğu tarafına biz çektik. Irmağın doğu tarafına çekmemizin sebebi ordumuzun daha fazla zayiat vermesini engellemektir. Bunun üzerine Kütahya-Eskişehir muharebelerinden hemen sonra mecliste inanılmaz tartışmalar meydana geldi. Çünkü Mustafa Kemal'in orduya çekilme emrini TBMM başkanı olarak vermesi, askeri bir hüviyetinin olmaması, askeri rütbesinin olmaması, dönüp Ankara'da savaş devam ederken Maarif Kongresi'ni toplaması ki aslında biz bugün baktığımızda ne diyoruz? Savaş meydanında bile eğitime verilen önemi gösteriyor. Mustafa Kemal başlarda başkomutan olmak istemedi. Daha sonra kendisine verildi. O da dedi ki, "3 ayla sınırlandıralım." 3 ayla sınırlandırıldı ve Mustafa Kemal askerlik mesleğini Kütahya-Eskişehir muharebelerinden sonra dikkat, Sakarya'dan önce döndü. Döndü, döner dönmez daha başkomutan olur olmaz 7-8 Ağustos 1920'de, yani başkomutan olduktan iki gün sonra ordunun ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla Tekalif-i Milliye emirlerini yayınladı. Bu emirler çok sert emirlerdir.
İstal mahkemeleri görevlendirmiştir. Vermeyene direkt cezası hiyeti vataniye yani vatana ihanettir. Evet.
Peki vermeyen olmuş mu? Hadi bakalım olmaz. Olur mu kız? Vermeyen tabii ki olacak. Koca Türkiye'de herkes vereceğini falan mı düşünüyor? Tabii ki vermeyenler olmuştur. Ama ne olmuştur? 53 tane Rum, 26 tane Ermeni vatandaşı idam edilmiştir.
Öyle yok. Öyle yok. Sen bu topraklarda yaşayacaksın. Biz senin içinde, senin şeyin içinde mücadele edeceğiz. Tamam. Lan senin Rum dediğin adam seni bile öldürüyor. Biz seni koruyacağız. Sen daha bütün malın olduğu halde vermeyeceksin. Fakirlerden asla alınmamıştır. Kadın kıyafetleri alınmamıştır. Ama Tekalif-i Milliye emirleri ordunun tüm ihtiyaçlarına yönelik ilk başta 10 emir diye çıkmıştır. Daha sonra bu 10 emirler 90 emire kadar ihtiyaç duyuldukça, duyuldukça peyderpey işte battaniye ihtiyaç var. Battaniye, kışlık malzeme, salebe ihtiyaç var. Sallıyorum salep, ona ihtiyaç var. O hep böyle böyle kısım kısım çıkarılmaya devam ediliyor. Ordunun ihtiyaçları Sakarya Meydan Muharebesi'ndeki Tekalif-i Milliye'den gelen yarar önce Sakarya'da ama büyük kısmı Büyük Taarruz'da kullanılacaktır. Bunu bilelim.
Mustafa Kemal başkomutan olduktan sonra gitti cepheleri inceledi. Ondan sonra ne yaptı arkadaşlar? Sakarya'da bazı hatlar belirledi. Şimdi o hatlara beraber bakalım. Hazır mıyız? Yukarı Çekirdeksiz'den Doğru Tepe, aşağıda Türbetepe, Mangal Dağı, Çaldağı ve Karargah Müzemiz olan Alagöz. Bunların içinde daha var yani bu arada onu da söyleyeyim. Mesela ne vardır? Kavuncu Köprüsü var. Beylik Köprü var. Bu tarafta Baslıe veya Basikale var. Yani Polatlı'dan sonuçta hayvan arası 40 kilometredir günümüzde. Ama şu başından Sakarya Ankara Çayının birleştiği yerden şu aşağı Mangal Dağı'nın şu etrafına kadar tam 100 km. Demek ki Sakarya Meydan Muharebesi kaç kilometrede cereyan etmiştir? 100 kilometrede.
Mustafa Kemal Alagöz'ünde ne dedi? Alagöz köyünde karargah müzesinde şu an dedi ki arkadaşlar hatta orayı da biraz anlatayım geriden de biraz öğrencimiz bildi. Hani hepinizin bildiği var ya "Hattı müdafaa yoktur, satı müdafaa" onun nasıl olduğunu bilen var mı aranızda? Bunu ilk söyleyenlerden biri Kazım Karabekir'dir. Mustafa Kemal'e söylüyor. "Paşam, biz taktiğimiz bu olsun" diyor. Birazdan taktiği göstereceğim. Ama burada çok ilginç bir hadise yaşanıyor. Bazı komutanlar çok ümitsiz. Neden ümitsiz anlatayım. Savaş başladığı zaman savaş özellikle şu üç yerde oluyor. Dikkatli dinleyin. Savaş üç yerde oluyor. Bir nerede oluyor? Diğeri nerede oluyor? >> Mangal. Diğeri nerede oluyor arkadaşlar? Üçünü de ele geçirmişlerdi kısa süre içinde. Şakasınız demiyorum. Bir günde ele geçirmişlerdi. Dünler Sakarya Meydan Muharebesi anlatıldığı gibi değil. Başlarda biz mağlup, sonradan toparlayacağız. Öyle düşünüldüğü gibi değil. Sonuçta savunma savaşı yapıyorsun. Şu üçünü kaybetmek ne demek? Merve dikkatlice düşün bakayım. Evet. Ama kısa süre içinde geri aldığımızdan dolayı zaten savaş devam etti. Sis çöktü. Sisten dolayı komutanlar göremedi. Peki üç önemli mevkiyi kaybedersen adamların bütün yeri neresi olacak bu saatten sonra? Yukarıdan doğu. Şimdi dikkat. Bir komutan e Mustafa Kemal'e bağlanmak istedi işte artık neyse telefonla. "Paşam sizden gelen emirleri bekliyoruz" dedi. Bu da ne emri ya dedi. Adam ne demiş biliyor musun? "Zaten bu saatten sonra biz kesinlikle geri çekiliriz." Efendim? "Ne zaman geri çekilme emri vereceğiz?" dedi. Bak Mustafa Kemal dedi ki: "Oraya gelirim, oraya senin kemiklerini gömerim" dedi. Yani Mustafa Kemal'in kafasında ne var? Ne yok? Geri çekilme diye fikir yok. Yok dedi geri çekilme falan. Ondan sonra ömür ver. "Hattı müdafaa yok. Satı müdafaa var." Yani sadece bir yeri kaybettik diye olabilir ama biz siz bir yeri kaybetseniz dahi ne yapacaksınız? Kaybettik. Bu birinci savunma hattı. Doğru mu? Kaybettik. Geriye doğru gittik. Bu sefer ikinci savunma hattı. Kaybettik. Geriye doğru gittik. Mustafa Kemal ne diyor? "Hattı müdafaa yoktur. Satı müdafaa vardır. O satı tüm vatandır. Vatan kanıyla sulanmadıkça bu vatan terk olunamaz." Her bir birlik, birlik düzenini kaybettiği zaman tekrardan geriye doğru çekilir. Geriye doğru çekildikten sonra tekrardan bir savunma hattı bırakır. Peki bakayım o bölge şu hizayı yaptığım zaman neye benziyor? Merve şöyle bakın. Şöyle diyelim. Şu neye benziyor? YouTube'dakiler bakayım. 100 kilometrede hilal taktiğidir. Evet. O yüzden bizim temel gayemiz Ankara'yı koruyabilmektir. Çünkü Ankara giderse artık Milli Mücadele Kayseri'ye taşınacak ama eski etkinliğini kaybetme durumu çok yoğun. Artı bunun şeyini artık Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kaldıramaz. Mustafa Kemal büyük bir ihtimal Ankara'ya dahi gelebilecektir. Eğer kaybetseydi. O emri bu yüzden vermiştir. O komutanın hani "Ne zaman geri çekiliyoruz paşam?" Bak üçü de gitti. Şimdi nereye saldırıyorlar peki bunlar? Doğru Tepe. Tamam. Zaten çekirdeksiz aldılar. Buraya saldıran. Allah'tan. Şura, şura, şura, şura. Şey, savaş devam ederken sonuçta bu savaş ne kadar devam etti? 22 gün, 22 gece. Daha sonra tekrar hesaplıyorlar. 21 gün, 21 gece yazıyor. O zaman bana sınavlarda 21 gün veya 22 gün diye bir ifade kullanırsa hangisinden bahsediyoruz? Sakarya Meydan Muharebesi. Çünkü Mustafa Kemal'in ilk açıklamaları 22 gün. Daha sonra 21 gün olmuştu. Anlaşıldı mı? Evet. O yüzden şunlar tekrardan büyük mücadeleler sonucunda kazanılıyor. Ve bu kazanıldıktan sonra tekrardan bu Sakarya Irmağı'nın Yunanlılar neresine çekiliyor? Tekrardan batısına çekiliyor. O zaman biz bu 4. ve son savunma savaşımızda kazanıyoruz değerli arkadaşlar. Var mı sıkıntısı olan? İşte bu mevkileri soruyorlar size. Nerede ne var? Bugün Ankara Eskişehir yolunda biliyorsunuz Polatlı'da bir tren istasyonu var. O tren çok önemli. Çünkü bütün her şey oradan geliyor falan. Bu savaşlarda yine Vecihi Hürkuş savaşmıştır. Bak bir daha söyleyeyim. Keşif kim? Uçakla gene kim bakıyor? Yunan mevzilerine kim bakıyor? Yine Vecihi Hürkuş'tur. Yine Fazıl Bey diyen bir havacımız vardır mesela. O da Sakarya Meydan Muharebesi'de gerçekten bütün varlığımızla yokluğumuzla mücadele ettiğimiz için ne var ne yok kullandı. Yani Sakarya'da itik deniz olsa denizaltı koyacağız yani. Anlatabiliyor muyum? Çünkü bütün malzemeyi oraya getirdik. Artık son. Çünkü bunun daha ötesi yok. 1683 2. Viyana'dan beri Türk milleti sürekli geri çekiliyor. Anlatayım. Mesela 1683 Viyana. İlk defa ne kaybettik? 1699 Karlofça toprak kaybettik batıda. Sonra devam ettik. 1774 Küçük Kaynarca ile Kırım'ı kaybettik. Devam ettik. Mesela 1792 Yaş Anlaşması devam ediyorsun. 1800 işte 12 Bükreş Antlaşması, 29 Edirne hep hatırlayın şimdi Yunanistan bağımsız oldu. Sırbistan, Karadağ, Romanya. 1878 Berlin'le önce Ayastefanos sonra Berlin'de bağımsız oldu. 1911'de Trablusgarp gitti. 12'de Balkanlar gitti. Bir şey söyleyeceğim la oğlum Türk milleti 1683'ten beri geri çekiliyor. Sonra Mondros imzalandı. Düşün Mondros'tan sonra şeyler işgal edildi, edildi, edildi. Aha da buraya dur denildi. Bugün o dur denilen yer Kartaltepe'dir. O Kartaltepe'nin tam altından tren geçmektedir. Bugün Ankara Eskişehir arasında trenle yolculuk yapan tüm arkadaşlarımız lütfen o tren tünele girdikten sonra kafasını kaldırıp da bir baksın. Orada Kartaltepe'nin tam üzerinde şöyle bir heykel görecekler. Bir mehmetçik heykelidir bu. Bu işarettir. Bu işaret ne demek? Dur. Ha, Yunan'ı durdurduğumuz mevzi orası. Kartaltepe. Anlaşıldı mı? O yüzden 1683'ten beri geri çekilişimiz neyle durmuştur? Sakarya Meydan Muharebesi'yle durmuştur. Dadaşlar çok önemli bir mücadele. Mustafa Kemal özellikle Mukden Meydan Muharebesi ile kıyaslar. Mukden Meydan Muharebesi. Bu da size sorum olsun. Kiminle kimin arasında oldu? Kaç gün sürdü? Neden Mustafa Kemal Sakarya'yı Mukden'e benzetti? Bu bir. ki Mustafa Kemal özellikle Sakarya'yı dürbünle seyrederken binlerce ölüsünü bırakmış Yunanlıların Sakarya Havzası'ndan ve Haymana bölgesinden gittiğini görecek yani çekildiğini görecek ölülerini bırakıp gitmişlerdir. Onlar bizim gibi değil. Siz zannediyorsunuz ki çünkü ırmağın bu tarafında kaldı ölüler. Bu tarafında yok. Çünkü buradan saldırıp bu bölgelerde. Şimdi son zamanlarda tarihçiliğin tesisini bilmeyen ama Instagram'larda, Twitter'larda "Abo, geri atıyorlar arkadaşlar." Bir de öyle bir ses tonu kullanıyorlar ki sanki anlamıyorsun zaten. Yalan söyleyeceğini hemen anlıyorum da bir dinleyin bakayım diyor. Arkadaşlar biliyor musunuz? Ha ya bu Yunanlıların mezarları nerede? Hani öyle diyorlar. Sakarya Meydan Muharebesi'nden sonra hani böyle bir savaş olmadı. Bak adam diyor ki "Sakarya diye bir savaş olmadı. Büyük Taarruz diye bir şey yok zaten." İnanı onlara göre hiç yok. Tamam. Diyor ki Yunanlıların mezarları neredeymiş? Çok mu özledin oğlum atanı? He? Çok mu özledin atanı? E ben sana göstereyim. Gel. Aha burada hepsi burada yatıyor. Çok mu özlüyorsun? Kemiklerini araştır sen önce şehitlerini araştır. Yunanlıların mezarları nerede diye soracağına Yunanlılar mezarlarına senin kadar saygılı mı? Ölüsüne senin kadar saygılı mı? He sen burada bir şehidi alabilmek için günlerce mücadele verilmiş. O şehitlerden bulunabilenler taşlarla örülmüş. Otur da Selim Erdoğan'ı harp tarihçisini bir izle bakayım. Adam tek şehit mezarlarına o taşların dizimiyle bulmuştur. Haymana'ya kadar bölgeyi dronla kendisi ayakla bir de tek basarak gitmiştir. Çok mu özledin Yunan atanı? Sen nasıl dersin böyle bir şey ya? Yunanlılar neredeymiş? Toplu mezarları niye yokmuş oğlum? 100 kilometrelik cephede toplu mezar olur mu? Mukden Meydan Muharebesi'nde olabilir. Çünkü adamı sen imha ediyorsun aynı bölgede. Bu aynı bölge değil ki tepenin aşağıdan yukarıya doğru her bölgesinde insan ölmüştür. Ee ne yapacaktı ya Mustafa Kemal? Yunanlıları da mı gömdürecekti? Çürüdü gitti. Çok istiyorsan git bak. Çünkü sen Milli Mücadele Muharebeler dönemini hafife alıyorsun. Çünkü sen bu hafif almanın sebebi bu zaferin kazanılmış olmasıdır. Bugün bunları konuşmanın tek gayesi Mustafa Kemal Atatürk'ümüz başta olmak üzere o bölgede savaşa katılan Kemalettin Sami'ler, İsmet İnönü'ler, Yıldırım Kemal'ler, Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak'lar. Sen bunları bunların hepsini sen ne alıyorsun şimdi? Hepsini itibarsızlaştırıyorsun. Senin Mustafa Kemal Atatürk düşmanlığın Milli Mücadele Muharebeler dönemine kadar sirayet ediyor. Şunu anlarım. 19'la 23 arasında Mustafa Kemal gerçekten büyük mücadeleler vermiştir. Başkomutan olmuştur. Kimsenin olmadığı zaman sorumluluk almak kolay değildir. Almıştır ve yapmıştır da. Senin Genelkurmay Başkanı dediğin Fevzi Çakmak. Adam buralarda bir er gibi savaşmıştır. Er Mustafa Kemal'in rütbesi var mıydı bu savaşta Sakarya'da? Yoktu. Mustafa Kemal ne kıyafeti giydiğini biliyor musun? Ne kıyafeti giydi Mustafa Kemal? Evet Murat. Mustafa Kemal ne kıyafeti giydi? Asker kıyafeti giyemedi ki. Rütbesi yok. Er kıyafeti giydi. Er kemeri bile yok. Adam akıllı. Bir tane bir şey bağlamışlar. Bir delik açmışlar. Benim askerim bulgur pilavı bilmem ne yiyor. Bulgur pilavı da değil ya. Buğday. Pardon özür dilerim. Ne bulguru. Buğday kavurması. Var ya bugün şeylerde çetene deriz bilmem ne deriz. Hala buğday kavurmaları satı. Buğday kavurmaları eskiden yılbaşlarına falan çok net hatırlıyorum. Babaannelerimiz kavurdu. Eskiden gelmiş gelenek. Lan buğday kavurup gelinir mi? Buğdaydan ne yapılması lazım? Un. Undan ne yapılması lazım? Ekmek. Buğday kavurması var diye kendi askeri bunları yemediği için bir tavuk, o da cılız bir tavuk olmasına rağmen yemedi. İki şeker. Bakın Kurban Bayramına denk geldi. Millete yayılan beyannameye var. Ey millet, Kurban Bayramında millete şeker vereceksiniz. Sakın şeker vermeyin. Şeker parasını temmeye başlayın. Vatan kurtuldu da nasıl utanmaz ahlaksızlar. Bir de utanmadan Sakarya Meydan Muharebesi, Büyük Taarruz yok diyecek kadar alçaklar tutmuşlar. Hocam diyor Yunan'ın toplu mezarı nerede diyor. Hani her savaştan zannediyor ki mezar olacak. Sen her savaştan sonra mezarlık falan olduğunu mu falan düşünüyorsun? O bizde var şehide saygıdan. O yüzden git bakalım. Numune Tepe şehitliğimiz var. Çanakkale şehitliğimiz var. Dünyanın dört bir tarafında Kore'de şehitliğimiz var. Tamam. Öyle senin düşündüğün gibi değil. Her millet ölüsüne senin kadar değer mi veriyor zannediyorsun? Git bakalım Suudi Arabistan'a. Levha yok lan. Mezar taşı yok. Taş taş. Hani mezar taşı olmaz mı insanın ya? Hani kimdir nedir? Bak Suudi Arabistan veriyor mu? O da Müslüman ülke. Kurban oldukları. Bak çok düşüyorsunuz. Cahillik, cehalet bir de düşmanlıkla beslenirse en büyük felaketi yaşarız. Mustafa Kemal'i sevmedi. Neyi sevm? Girmişten sonra hocam hilafeti kaldırdı, medreseyi kapattı, şapka getirdi. Ben bunlara karşıyım. Evet, olabilir. Tartışabiliriz inkılapları baştan sona hepimiz tartışalım. Uluslararası saat getirdi. Hafta sonu saatini cumadan niye pazar aldı? Hepsini tartışabilirim senle. Ama Milli Mücadele yok demek 136.000 vatan evladına hakarettir. Mustafa Kemal Atatürk'e, Fevzi Çakmak'a, İsmet İnönü'ye, Refet Bele'ye, Ali Fethi Cebesoy'ya, o kadar Kazım Orbay'a, Kazım Dirik'e hepsine Kazım Karabekir'e ihanettir arkadaşlar. Yapmayın. Bunlara düşerseniz bak tarihinizi parçalıyorlar. Saçma saçma öğretmen nickleri kullanarak tarih dersi vermeye kalkıyorlar. Yapmayın bak inanmayın. Sürekli bir inanan tayfa. İnanmak istiyor adam ya. Adam bir de inanmak istiyor. Şimdi inanmak isteyen adama ne yapamazsın? Başarılı olamazsın. Ha çocuk doğrusunu bilir, araştırır, bulur. Ya der ki kardeşim saçma saçma konuşmayın. Ya sen Genelkurmay Başkanlığı'nın ücretsiz bir kitabı var. Açın okuyun bakayım. Türk İstiklal Harbi kitapları. Genelkurmay Başkanı sitesine giriyorsun. Yayın, basın, makale kısmından kitabı ücretsiz indirip okuyacaksın. Hani sen okumadığın için, millet de okumadığı için okumayan okumayanı etkiliyor. Sen okuyan mı okumayanı etkilediğini zannediyorsun? O da okumamış. Çevresel bilgiler olmayan bilgiler okumayan etkiliyor. Okumayan okumayan etkiliyor. Normalde ne olur dünyada okuyan bir kişi okumayanın düşüncesine sirayet eder. Bizde öyle değil. İkisi de cahil. İkisi de birbirine etkiliyor. E senle biz burada cehaletle nasıl mücadele edeceğiz? Bilgiyle. Kimseye sövmem. Kimseyle oturup cahillikle muhatap olmam. Peygamber Efendimizin çok güzel sözleri var bunun. Yani muhabbet neye diyor ya? Adam ona inanmış. Senin bildiğin halde bir şeye kardeşim şu kırmızı dediğin halde adam buna mavi diyorsa sen bu adamla oturup tartışamazsın. Bak bu adam kırmızıya pembe derse oturalım tartışamaz. Benim gibi renk körü olabilir. Bir vardır yani bir yakınlık gösterir. Lan kırmızıya siyah denir mi? Kırmızıya mavi denilir mi? Sen o zaman ne yapıyorsun? Olayı komple çarpıyorsun. Sen kime hizmet ediyorsun ya bu laflarla biliyor musun? Yunan'a hizmet ediyorsun. İngiliz'e hizmet ediyorsun. Fransız'a hizmet ediyorsun. Milli mücadele yoktur ne demek ya? Ayıp denen bir şey var ya. Siz şehide de mi saygınız yok? Siz zarar vermeye kalkın ama biz öğrenciyi bilinçlendiriyoruz. Siz yok olup gideceksiniz. Bu tarih bilmeyenler, tarihi bilerek saptıranlar, sırf Mustafa Kemal Atatürk düşmanlığı yüzünden yapanlar bugün Yunan mezarı arayacakmış. Gideyim de benim orada dedem Sakarya'da şehit oldu. Ben bir gideyim dedemin mezarını bulmak isteyeyim diyen adam Yunan'ın toplu mezarını araştıracakmış. Vay Yunan'ın maşası vay seni. Farkında olmadan Profesör Doktor Necmettin Erbakan her zaman bir lafını çok severim. İsrail seni asker yapar da yani kullanır da senin ondan haberin olmazlar. İsrail'in çalışma prensibini anlatıyor. Sen İsrail'e hizmet edersin de ne alakası var ya? Ben İsrail'e hizmet mi edeyim dersin. Ama yaptıkların adama hizmettir. Halbuki kendin Müslümansın. Şehide saygınız olsun. Şeyde bu memleketin canlarını feda eden Sakarya Meydan Muharebesi'ne gelelim bakalım. Beraber bir gezelim. Polatlı'dan Haymana'ya beraber bir gezelim bakalım. Her taraf şehit. Her taraf. Hele Mangal Dağı, Çaldağı. Aman Allah'ım. Başkasına hizmet etmeyi bırakın. Türk milletinden sen asil bir milletin evladı olduğunu unutma. Tutup da millete hizmetkar etme. O Yunan girse ilk seni öldürür. Yıllarca Ermenilerle bunlarla yan yana komşuluk yapanlar ilk öldürülenler olmuştur. Biliyor musun? İlk öldürülenler hep komşu olmuştur. Komşu. Komşu. O yüzden aklınızı başınıza alın. Oturup da Twitter'dan, sosyal medyadan tarih öğrenilmez. Tamam. Öğrenilmez kardeşim. Okumayı becer. Bak Türk Tarih Kurumu diye bir kurum var. Genelkurmay Başkanlığı diye bir kurumumuz var. Bunların bir de ücretsiz biliyor musun? Ücretsiz ya. Aç oku. Yok okumaz ama kendi bildiğinden şaşma. Evet burası tamam mı Erve? Şurayı anladık mı arkadaşlar? Polatlı'daki mevkileri de anladık. O yüzden bir peşteyi ver bakın şimdi bunları. Şöyle haritamız buraydı. Şunu ne yapalım bey biliyor musun? Burada kalsın. Önce Kütahya-Afyon muharebesinin sonuçları, Tekalif-i Milliye ve Sakarya'ya yazalım. İnsan sinirleniyor ya. Vallahi sinirleniyor. Karnınıza dokunuyor ya. Öyle Twitter'da saçma saçma insanlar var ki inanamazsınız ya. Adam alenen yalan söylüyor ya. Bir de Müslümanım diye geziyor. Oğlum sen Müslüman adam yalan söyler mi ya? Lan yalan söyler mi? Bir yalanın cezası 3 gün oruç lan. Eğer o kadar şeriata, o kadar insana, o kadar dine bağlıysan yalanın cezasının da ne olduğunu bilirsin. Kezzap, büyük yalancı. Sen her şeye yemin ediyorsun. Görmediğin, duymadığın, bilmediğin, belgelerle saplanmamış her şeye ve insanların özel hayatlarına ki bizi hiç ilgilendirmez. Bir devlet başkanı özel hayatı. Kim içki içiyormuş? Bana ne ya? Bana ne yaptı abi? Bana memlekete faydası ne? O onu yapıyormuş. Hücumda değil Amerika devlet başkanı şu an Trump'ı Trump olduğunu bilmeyen bile hala adam Obama zannediyor. Mikrofon tutuyor da adamlar o kadar siyasetten haberleri yok. Onlar için enflasyon var mı? Halk yeteri kadar yardım alıyor mu? Hemen dış politikamızı bize kimse savaş açamaz. Sanayimizi biz buna bakar. Sen insanların özel hayatlarından ta muharebeler dönemine kadar vurmaya kalkarsan kusura bakma. Sakarya'da attan düştü biliyorsunuz Mustafa Kemal kaburgası kırıldı. Taş ezdi. Hatta bayıldı bayıldı. Bayıldı. Ankara'ya götürdüler. Ankara'da yarısını tedavi ettiler. Ne dedi Yunanlılar biliyor musunuz? Mu? Mustafa Kemal düştü öldü. Ve bunu b Yunanlıların istihbaratı yaydı. Kimin kimin ordusundan yaydığını biliyor musun? Türk ordusuna yayı. Heh. Fevzi Çakmak'ın berberi bile aşandı. Berber. Şimdi düşün ne alaka? Bir Rummuş. Türkçeyi o kadar iyi kullanıyor ki Rumlar ajan olarak Fevzi Çakmak'ın yanına berber olarak vermiş. Teiz Çakmak isyan etti ya. Düşünebiliyor musunuz sizin berberiniz bir Genelkurmay başkanının berberi Rum ajanlık yapıyor. Lan adamın elinde ustura var. Ustura ustura. Anını bulsa kesecek bu Fevzi Çakmak'ı belki. Ajanlık faaliyetini anladın mı ne demek olduğunu? E senin o Rum'dan ne farkın kaldı şimdi? Sen de Türkçe konuş. E Rum'a hizmet ediyor. Biz nasıl başa çıkacağız sizlerle bilgiyle? Ben araştırıyorum. Benim anlattıklarımın doğru olmadığına inanan herkesin bütün belgeleri hepsi var. Tarih Kurumumuzda, Genelkurmay Başkanlığımızda, YÖK'ün İnkılap Tarihi kitaplarında, özel çalışmalarda, Selim Erdoğan'da hepsine bakınız. Ben hodri meydan diyorum ama hiç tarihle alakası olmayan insanlar maalesef ki maalesef ki popülist kültürün şeyi olmuş. Benim Instagram'da 700.000 olsa ne olur? 1 milyon olsan olur. Benim hiçbir zaman derdim olmadı ki. Hiçbir zaman bak Instagram'a bir kere ders anlatmış mıyım? Instagram bu amaçla kullanmam. Özel günleri kutlarım. Milli günlerimizi kutlarım. Dini günlerimizi kutlayalım. Önemli hadise varsa onunla ilgili açıklama yaparım. Başkanım. Yoksa yarın ben 1 milyon olmayı bilmiyor muyum? 2 milyon olmayı bilmiyor muyum ben? Öyle mi zannediyorsunuz? 3 gün içinde 2 milyon olur. Bu ülkede 2 milyon olmak çok kolay. Anlatayım mı? Ya Mustafa Kemal'e bir laf edeceksin ya dine bir laf edeceksin. Doğru mu? Yani ben 2 milyon olurum. Çok rahat. Mustafa Kemal Atatürk. Arkadaşlar biz toplanın bize bilmediğiniz bir şey anlatayım diye ben bir toplayayım reels'e de atayım flaş flaş flaş diye de geçittireyim yani kim dönmemi istedi ya da Allah korusun haşa dinimize bir laf edeyim peygamber efendimize bir laf edeyim Hz Ali'ye Hz Osman'a dört halifeye bir laf edeyim yarın 2 milyonum tamam da bu sağlıklı bir 2 milyon değil ki nerede manyak orada 2 milyon anladınız mı bu 2 milyon hep 2 milyon bir oradalar bugün bunun yanındalar bu hapse atılınca öbürünün yanındalar. Bu işte bir yurt dışına kaçınca hemen öbür sen kendini gerçekleştirememişsin ki. Sen kendine uygun tarihçi arıyorsun. Sen kendine uygun din arıyorsun. Tamam ya. O yüzden şunları bir dengelemeyi başaramıyoruz. Dengeleme. Fevzi Çakmak Sakarya Meydan Muharebesi'nden sonra o kadar büyük er gibi mücadele etti ki Mustafa Kemal Soyadı Kanunu'ndan sonra ona Sakarya soyadı vermek istedi. Tabii Fevzi Çakmak Çakmakoğulları sülalesini kullanmayı tercih ettiği için Çakmak soyadını aldı. Normalde Fevzi Çakmak'a ne isim verilecekmiş soyadı olarak? Sakarya. Mesela Kazım Karabekir de biliyorsunuz ki Karabekir'den sülaleden geldi Çınar. İsmet İnönü. İnönü Savaşları'nın adını vermedi. İnönü'den dolayı soyismi aldı. Sayın Kemal birçok kişiye kendisi soyismini vermiştir. Hani istek üzerine tabii ki. Evet. Başla bakalım. Sonuçları Afyon kaybetmiştir. >> Eskişehir Kütahya. Evet. >> Bilecik. >> Bilecik >> ve Afyon. >> Ve Afyon kaybedilmiştir. Evet. Devam. >> O diğer Ordu Mustafa Kemal'in engine >> Ordu. Mustafa Kemal'in emriyle. Evet. >> Sakarya Irmağı'nın doğusuna çekilmiş. >> Sakarya Irmağı'nın doğusuna çekilmiştir. >> Evet. >> Daha fazla zayiat vermemek. >> Evet. Sebebi neymiş? Ordunun daha fazla zayiat vermemesi için. Zayiat vermemesi için. Evet. Meclisin Ankara'dan Kayseri'ye taşın >> bu çok önemli. Onu çok soruyorlar. Çünkü meclisin Ankara'dan nereye dalıp taşınması? Kayseri'ye doğru taşınması gündeme gelmiştir. Taşınmış mıdır peki? >> Ama taşındır mıyız komple? Hayır. Devam. >> 3 aylığına başkomutanlık kanunu çıkarılmış. 3 aylığına başkomutanlık kanunu çıkarıldı. Hemen bir yazalım. Anan dikine yazmak ne kadar zor biliyor musun? Tahta yazmak normal insan el gibi olmuyor. Çok yoruluyor. 3 aylığına başkomutanlık kanun çıkarılmıştır. Evet. >> Böylece Mustafa Kemal >> Böylece Mustafa Kemal Evet. >> askerlik mesleğine geri dönmüştür. >> Askerlik mesleğine geri dönmüştür. askerlik mesleğine geri dönmüştür ama rütbesiz değil mi? Çok ilginçtir. Evet. >> Evet. >> Başkomutan Mustafa Kemal. >> Başkomutan Mustafa Kemal. Evet. >> Ordunun ihtiyaçlarının giderilmesi amacıyla >> ordunun ihtiyaçlarının giderilmesi amacıyla Evet. Tekalifi milliye milliye çıkarmıştır. >> Tekalifi milliye milli yükümlülükler demektir. Milliye emirlerini çıkarmıştır. Onu birazdan yazacağız. Emirler hangisi? Evet. >> Söyle. >> Fransa ateşkes teklifini geri çekmiştir. >> Eee, yenildik ya. Şey geldiydi ya oraya. Merve, Franklin Buyon. Fransa ateşkes teklifini geri çekti. Baktı ki o şey TBMM yenildi. Evet. >> İtalya Anadolu'yu boşaltma kararından vazgeç >> ya. Bu çok doğru değil de gene de yazalım. İtalya Anadolu'dan çekilmesini yavaşlatmıştır. Yazalım. Tamam. Anadolu'dan çekilmeyi yavaşlatmıştır. Ha ne olana kalı bekleme. Bunların ikisi de ne o zaman? Bekle gör politikası. Yavaşlatmıştır. Çünkü direkt olarak çekilme devam ediyor ama yavaşlatıyor. O zaman şu iki devletin politikası neymiş? Neymiş? >> Kendin pişir, kendin ye değil. Ne? Bekle, >> gör. Evet. Not diyoruz. >> Evet. >> Orduyu Eskişehir'in kuzey ve güneyinde. >> Eskişehir'in kuzey ve güneyinde. Evet. >> Topladıktan sonra. >> Topladıktan sonra Evet. >> Düşman ordusu ile >> düşman ordusu ile Evet. >> Araya büyük bir mesafe koymak lazımdı. >> Araya canım. Mustafa Kemal'den sonra o zaman bu lafı Mustafa Kemal sözünü söylüyorsun bana. O zaman şuran şey yapsana tırnak desene. Esir kuzey ve güneyde toplanan düşman olu araya mesafe koymak >> lazımdır ki. >> Lazımdır ki. Evet. >> Ordunun düzenlenmesi ve kuvvetlendi. >> Ordunun düzenlenmesi ve kuvvetlenmesi. Evet. >> Mümkün olabilir. >> Mümkün ol yeterli. Mustafa Kemal şunu anlatmaya çalışıyor. Bu kadar meclise o kadar tartışma oldu ki neden böyle bir karar verdin diyorlar. O da diyor ki biz geriye doğru çekilelim. Biz zayiat vermeyelim. İki kendi biliklerimizi toplayalım. Son kez bir duruma bakalım. Artık bizim tekrar güçlenmemiz lazım. Yoksa adamlar çünkü ırmaktan bu tarafa doğru geçecekler. Evet notumuza gelelim. >> Suç sırasında >> Evet. >> TBMM başkanı olarak görev yapan Mustafa Kemal. >> TBMM başkanı olarak görev yapan Mustafa Kemal. Evet. Ankara'da öğretmenler ile >> Ankara'da öğretmenler ile >> bir araya gelerek >> Ankara'da öğretmenler ile bir araya gelerek Maarif Kongresi'ni toplamıştır. 1. Maarif Kongresi toplamıştırini toplamıştır. Anlaşıldı mı? Evet. Bu önemli söylediğim zaten işaretleme kısmına geçtiğimde de bunları yapacağım. Aslında şu burada kalsın mı ya? Kalsın bu. Çünkü öğrencinin görmesi lazım. Tekalif-i Milliye emirlerini zaten biliyorsunuz arkadaşlar. Ordu ihtiyaçlarının karşılanmasına oku şimdi o o şeylerin Tekalif-i Milliye komisyonları kurulacaktır. >> Sen şeye uzatma ya. Tekalif-i Milliye komisyonları bulacak. Bir başka >> oluşturulacak komisyonlar halkın ve tükenin elinde bulunan askerlerin ihtiyaçları olan her şeyi toplayacaklar ve %40'ını alacaklar. >> Devlet %40'ını alacak. Merve kısanakı niye uzatıyorsun o kadar? >> Araçları olan >> araçları olanlar 100 km yol yapacak hızlı. >> Araba ve hayvanın %20 sened >> Tamam %20 sened koydum. >> Gerekli verilen mallar hepsi >> tüm sahipsiz mallar devleti sayılacak. Evet >> halka indiri silah ve yeten hepsini yine devlet. >> E tamam o da var. >> Çorap çamaşır >> verilecek. Evet. >> Demirci marangoz. >> Demirci marangoz. Saraç e kunduracı aklınıza gelebilecek. Silah imalatında bulunabilecek herkes orduya alınacak. Evet. >> Ee, olup da vermeyen istiklal mahkemelerine yargılanacak. Anlaşıldı mı durum? İşte tekrar milliye bir daha yazmıyor mu? Harita alanımız en azından şu Sakarya'da burası olduğunu öğrencimiz görsün. Var mı bir şeyimiz? Zaten burada mıymış o ya? >> Haritamız buradaydı değil mi? Biz buraya mı yazdık? E o zaman şöyle yapalım mı? Şu notu bir yazalım önce. Şuradaki notu >> işte Tekalif-i Milliye emirlerini biliyorsunuz önce büyük şey Sakarya Meydan Muharebesi'ne ama büyük çoğunluğu büyük taarruz. O not mu? Evet >> söyle. >> Tekalifi milliye emirlerinden gelen >> Tekalifi milliye emirlerinden. Evet. >> Gelen yardımların bir kısmı Sakarya meydan. >> Hani gelen yardımların bir kısmı neredeymiş? Sakarya >> Sakarya Meydan Muharebesi'ne >> diğer kısmı ise >> diğer kısmı ise bir kere daha söyleyelim büyük taarruzda kullanılacaktır. Büyük taarruzda kullanılacaktır. Caktır. Evet. Sakarya Meydan Muharebesi. Buradaki haritanın aynısı burada var. Tamam. Şuraya yazalım istersen. Son savunma savaşımızdır. Onları bir yazayım. son savunma savaşımızdır. Dikkat bunları aşağı vererek yiyelim. 4. Yunan taarruzu. Merve. Mustafa Kemal'in Mustafa Kemal'in başkomutan olduktan sonra başkomutan olarak ilk yönettiği savaştır. İlk yönettiği savaştır. Devam edeyim. Savaşın mevkileri diyeyim. Savaşın mevkileri. Söyle bakalım. Onlar Bir dakika bekle. Bunlar kırmızı yazın. Söyle savaşın mevkileri. >> Doğru Tepe. >> Doğru Tepe. Evet. >> Çaldığı. >> Çaldığı. Tahtaya bakıp söyleyebilirsin Merve. >> Alagöz köyü. Burası karargahtır. Mangal dağı. >> Mangal dağı. Bunları soruyorlar. Bunlar hangi savaşın şeyleri? Evet. >> Türbetepe. >> Türbetepe. >> Çekirdeksiz. Ne var? Eee, Basriale veya Basri Tepe de derler. Tamam. Haymana şeyi de verelim mi ya? >> Bunları verdik ama hepsini. Mangallarını verdin mi? >> Verdim. Ankara'ya verdim. Çekirdeği, Doğru Tepe, Beylik Köprü. Tamam. Kavuncu Köprü. Tamam. Bunlar mevkidir. Bunları da söyledim. Peki Mustafa Kemal şu nota Mukden Muharebesi ile ilgili bir şey yazıyor mu? Bir bakayım şu nota. Sakarya Meydan Muharebesi'nin sonuçlarında not kısmında ne yazıyor? >> Tamam. Yok yazmıyor. O zaman şunu söyleyelim. Eee, son savunma savaşımız 4. hata. Bunları yazalım. Devam ediyorum. Mesela şey, eee, topyekün bir mücadeleye örnektir. Topyekün mücadeleye örnektir. Türklerin Viyana Savaşı'ndan beri geri çekilişi sona ermiştir. Geri çekilişi sona ermiştir. 21 gün, 21 gece. Ancak bir kere daha söylüyorum. Bu başlarda nasıldır? 22 gün 22 gecedir. Sürmüştür. Devam edelim. Şunu da yazayım gelmişken. Savaş sonunda. Bunu zaten yazacağım. Biliyorum. Savaş sonunda Mustafa Kemal bu mücadeleyi Mukden Meydan Muharebesi'nden bile daha önemli görmüştür. Daha önemli görmüştür. Zaten biliyorsunuz ki melhame-i kübra diyor. Ne demek? Kan gölü. Sakarya'yı melhame-i kübra yani Sakarya Kang Gölü diyor. İnanılmaz derecede büyük bir savaş. Evet. Burası tamam mı? Merve. Evet, burayı değiştirelim. Sakarya Meydan Muharebesi'nin sonuçlarında e kamera açısı değiştirdiğim için sizler de 5 dakika Ramadora tekniğine devam. Hadi bakalım. Evet, şimdi geldik değerli arkadaşlarım Sakarya Meydan Muharebesi'nin sonuçlarına. Mantıklı düşünelim. Son savunma savaşımızdı ve Mustafa Kemal'in başkomutanlık başkomutan olarak yapmış olduğu ilk savaştır. Dikkat Fevzi Çakmak ve İsmet İnönü savaşın hemen ardından Mustafa Kemal'e rütbe verilmesi is biliyorsunuz er kıyafetiyle gezdiği için Mustafa Kemal hemen bir rütbe verildi. Ama en büyük asker rütbe. Tarihimizde iki tane mareşal vardı. Biri Mustafa Kemal Atatürk, diğeri ise Fevzi Çakmak'tır. İlk alan Mustafa Kemal'dir. Fevzi Çakmak ise Büyük Taarruz'dan sonra alacak. O yüzden gazilik unvandır ama mareşallik rütbedir. Bir sınavda nasıl geldi biliyor muyuz? Aşağıdakilerden hangisi Mustafa Kemal'e verilen rütbedir diye sordu. Rütbe A'ya hemen gazilik yazmışlar. Bütün millet hop gazilik veya tam tersini soruyorlar. İşte unvan nedir? Unvan gaziliktir. Rütbe mareşalliktir. Mareşal olan Mustafa Kemal Atatürk Sakarya Meydan Muharebesi'nden sonra özellikle İngiltere ile bir esir değişim takas anlaşması imzalanıyor. Ukrayna ile mesela bir dostluk anlaşması imzalanıyor. Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan'la doğu sınırımızı kesinleştiren Moskova Antlaşması'nı biraz da teyit ettiren Kars Antlaşması imzalanıyor ve bizi tanıyan ilk İtilaf devleti olan Fransa ile Ankara Antlaşması'nı imzalayacağız. Dikkat! Ankara Antlaşması ile beraber Fransızlar özellikle bize silahlarını bırakacak. Zaten çekilme harekatına ta 2. İnönü'de başlayan İtalya ise çekilmesini Fransa'dan önce tamamlayacak. Böylelikle Anadolu'dan çekilen ilk İtilaf devleti İtalya olacaktır. Ardından ise Fransa olacak. Peki mantıken Ortadoğu politikalarına kim yalnız kalıyor? Yunan'la İngilizler başa kaldı. Çünkü Ermenilerle zaten artık savaşımız yok. Doğu sınırımız kesinleşiyor. O yüzden Sakarya Meydan Muharebesi'nin sonuçları çok kıymetli sonuçlardır. Mustafa Kemal'in Gazi unvanı ve Mareşal rütbesi alması, Ukrayna ile dostluk, Fransa'yla Ankara, Doğu Devletleriyle Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan'la Kars Antlaşması imzalanması, İngiltere ile esir değişimi takas anlaşması imzalanması. Ancak ondan önce bir şey daha anlatayım. Sakarya Meydan Muharebesi'nin hemen arkasında bize bir Paris Mukadderatı sunuyorlar. Paris Mukadderatı şu demek. Mukaratı e anlaşması. Diyorlar ki Yunanlılarla aranıza mesafe koyalım, İzmir'i boşaltalım. Ama bunların hepsi Yunan'a zaman kazandırmak içindi. Türkiye Büyük Millet Meclisi özellikle Misak-ı Milli'ye uymayan bu maddeleri reddetmiştir. Hatta bizler savaş çıkmasın diye Ali Fuat Ali Fuat Dışişleri Bakanı Üst Kemal Tengir Şengi'i önce yolladı dışişleri bakanı olarak adamı karşılamaya bile adam akıllı gelmediler yani düşün. Sonra İçişleri Bakanımız Ali Fethi Okyar yolladık. Onda da bir şey olmayınca artık savaş kesinleşti. O yüzden Büyük Taarruz yaptık. Amacımız neydi? Daha fazla vatanımız tahrip olmadan savaşsız bir şekilde onlar çeksin gitsin istiyorduk. Ama mümkün mü? Değil. O yüzden Büyük Taarruz yaptık. Evet. Şimdi başlayalım. Sakarya Meydan Muharebesi'nin sonuçlarına. Başla bakalım. >> Bu savaşta 350 subay >> Bu savaşta 350 subay >> 2950 şehit olmuş. >> 2900 er şehit olmuştur. Evet. >> 800 subay ve >> Hı hı. >> 13.000 er yaralan >> 800 subay ve 13.000 er yaralandı. Şimdi burada bir şey dikkat edeceğim. Tümen komutanlarına varana kadar şehit verdiğimizden dolayı Sakarya Meydan Muharebesi'nin diğer adı subaylar savaşıdır. Bu Mustafa Kemal'in taktığı bir isimdir değerli arkadaşlar. E subaylar savaşı diye geldiği zaman aklınıza Sakarya gelsin. S harfleri zaten birbirinin eş değeri. Subay da S ile başlıyor. Sakarya da S ile başlıyor. Çok rahatlıkla yaparsın. Devam. >> 1683 Viyana kuşatmasından sonra >> 1683'ten beri Türklerin geri çekilişi sona ermiştir. Türklerin geri çekilişi sona ermiştir. Evet. Mustafa Kemal'e gazilik unvanı ile göster >> Mustafa Kemal'e gazilik unvanıyla ne verilmiş? >> Mareşallik rütbesi verilmiştir. Rütbesi verilmiş. Evet. Hangi savaştan olu sorarlar. Dikkat. Devam. İngiltere ile esir mübadelesi anlaşması imzal >> İngiltere ile esir değişim takas anlaşması esir değişimi anlaşması imzalaması özellikle Malta'da bulunan bizimkiler geri gelmiştir. Devam. >> İngiltere TBMM'ye ve Yunanistan'ın ateşkes >> Evet. İngiltere TBMM ve Yunanistan'a ateşkes teklifinde bulundu. Ancak Yunanistan hemen kabul etti. Bu arada biz kabul etmedik haberiniz olsun. Yunanistan'a ateşkes teklif etmiştir. Evet. >> Ukrayna ile dostluk anlaşması imzalanmıştır. >> Ukrayna ile dostluk anlaşması imzalanmıştır. Ukrayna ile dostluk antlaşması imzalanmıştır. Evet. >> Fransa ile Ankara Antlaşması imzalandı. >> Fransa ile Ankara Antlaşması imzalandı. Ankara Antlaşması. Bunların içeriğine gireceğiz. Özellikle Ankara imzalandı. Evet. >> İtalya Anadolu'dan tamamen çekildi. >> İtalya Anadolu'dan tamamen çekildi. >> Evet. Tamamen çekilmiştir. Onun yorumunu nasıl yapıyoruz? Anadolu'dan çekilen ilk itilaf devletidir. Anadolu'dan çekilen ilk itilaf devletidir. Dikkat. Burada bir şey söyleyeceğim. Peki İtalya sizce bize savaş tazminatı ödemesi gerekmiyor mu? Öyle ya da böyle Fethiye'yi, Muğla'yı gitti, oraları işgal etti. Öyle ya da böyle işgal sonuçta işgal kötü bir şey. Ne kadar yumuşak da olsa işgal işgal. Bunların bize ne vermesi lazım? Normalde savaş tazminatı. Bakın İtalya giderken özellikle silahlarını bize bırakacak. Fransızlar da silahlarını bırakacak. Hatta Fransızlarla uçak falan da alacağız. O yüzden bu iki devletten aldıklarımızı mantıken son savaşımız olan Büyük Taarruz'da kullanacağımızı da söyleyelim. Evet. Notumuzu yazalım. İtalya ve Fransa'nın bırakmış olduğu silahlar. >> İtalya ve Fransa'nın bırakmış olduğu silahlar. Bırakmış olduğu silahlar. Evet. >> Büyük Taarruz'da kullanılacaktır. >> Büyük Taarruz'da kullanılacaktır. Büyük Taarruz'da kullanılacaktır. Var mı başka? >> O son maddeyi de söyle bakalım. >> TBMM'ye bağlı. Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan ile Ermenistan ve Gürcistan ile Kars Antlaşması imzalanacaktır. Burada doğu sınırımız belirliyor biliyorsunuz. Birazdan maddelerine geleceğim. Kars Antlaşması imzalanmıştır. Tamam. Peki bir şey söyleyeceğim. Mustafa Kemal'in şeyi nerede? Hattı müdafaa yoktur. Satı müdafaa. Şuraya yazalım mı onu? Mustafa Kemal'in Mustafa Kemal Sakarya Meydan Muharebesi'nde "Hattı müdafaa yoktur. Satı müdafaa vardır. Tüm yüzeyi, tüm vatanı. Satı müdafaa vardır. O satı tüm vatandır." demiştir. Bunun devamı var. "Vatan her karışı vatandaş kanıyla sulanmadıkça vatan terk olunamaz" emrini verecektir. Değerli arkadaşlarım şimdi gelelim Merve Kars Antlaşması başla bakalım. Bu antlaşmanın adına Kazım Karabekir imzal. >> Bu anlaşmayı Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Kazım Karabekir imzalamıştır. Doğu deyince aklınıza zaten kim gelecek? Kazım Karabekir gelecek. Evet. Söyle bakalım maddeleri nelermiş. >> Ardahan'ın tamamı Türkiye'ye. >> Ardahan Türkiye'ye bırakılacak. Türkiye'ye bırakılacak. Bir kere daha söylüyorum. Kars Antlaşması hangi antlaşmanın devamıdır? Moskova Antlaşması'nın devamıdır. Daha suut devamı da demeyeyim de teyididir yani. Tamam. Evet. Türkiye bırakılacak. Devam. Yer alan Batum. >> Batum diyelim. Onu uzatmaya gerek yok ki. Merve >> kal. >> Batum Gürcistan'da kalacaktı. Bu zaten Moskova'da belirlenmedi mi? Evet. Devam. >> Taraflar birbirine zorla kabul etmek istenen antlaşmaları benim. Taraflar zorla benimsetilecek anlaşmaları yani biz örnek Sevr gibi yani kabul etmeyecek. Evet. >> Azerbaycan Gürcistan ve Ermenistan Türkiye'nin tanımadığı bir barış antlaşmayı tanır. >> Evet. Üç devlet Türkiye'nin tanımadığı bir anlaşmayı tanımayacak. Biz neyi tanımıyoruz? Evet bitti. Türkiye'nin tanımadığı bir anlaşmayı tanımayacak. Böylelikle Batum haricinde Misak-ı Milli sınırlarımıza ulaştık mı doğuda? Evet. Ancak Batum gitti anlaşmayı tanımayacak arkadaşlar. O zaman biz de diyoruz ki bu anlaşmayla doğu sınırları kesin haline almıştır. Bu antlaşma ile doğu sınırları mız kesin haline almıştır. Var mı başka bir şey? Bence asıl dananın kuyruğu e kuyruğunun koptuğu yer Ankara. Çünkü hatırlayın Karboğazı baskını olmuştu. Doğru mu arkadaşlar? Biliyorsunuz Fransa'yla aslında biz bir 20 günlük ateşkes yapıyoruz. Bu ateşkesden sonra Fransız kamuoyu özellikle Türklerle savaş çok karşı. Pierlotiler, Claudio Ferrer, onun gibi kaç tane daha yazar? Hep Türkiye'nin lehine yazılar yazıyorlar. Bunun üzerine Fransa çünkü mütemadiyen ta Osmanlı'dan beri kapitülasyonlardan beri dostluğumuz olduğundan beri. O yüzden 400 yıllık bir dostluktan bahsediyorum. Bu mertebede e Fransa'da bir dostunu kaybetmek istemiyor. Özellikle Fransız kamuoyu. E Fransızlar da ölüyor. Ölmüyor mu? E Fransızlar bir de Ermenileri kullanıyor. Böylelikle Fransa'yla e özellikle bu Londra Konferansı'nda hani Bekir Sami gitti bir ikili anlaşma yaptı ya işte Fransız subayları Osmanlı subayların içinde yer alacaklar. Türkiye subayların içinde. Efendim Fransız jandarması bulunacak. Fransızlara erganiği işletme hakkı verilecek falan. Çok sıkıntılı. Bakın Franklin Buyon geldi. Buyon acayip bir adam. Sürekli diyor ki kardeşim biz bilmez. Biz Bekir Sami ne imzaladıysa biz de onu imzalamaya geldik. İşte bunu kabul etmiyoruz. Yani Sevr anlaşmasının bir başka imtiyaz maddesi gibi. O yüzden bunu kabul etmediğimizden dolayı zır zor önce ateşkes. En sona da hangi anlaşma yaptık? Ankara. Ancak Ankara'nın bir farkı var. Ankara'da güneş sınırımızdan özellikle İskenderun'un sancağı yani sancak diye geçer bu sorun. Diğer adıyla Hatay. Yani Hatay elimizden çıkmıştır arkadaşlar. O zaman Hatay Misak-ı Milli sınırın içine değil mi? Evet. O zaman Misak-ı Milli'den kaçıncı kez taviz verdi? 2. Dur birinci.
Tavizi nerede verdik? Hadi bakalım. Hayır, tamam. Nerede ama? Hangi anlaşma? Moskova. İkinci tavizi nerede verdik? Ankara. Hangi anlaşma? Ankara Anlaşması. Nereye verdik? Hatay. O yüzden özellikle Moskova Anlaşması'yla gümrüğü, özellikle şey gümrüğü diyorum, Batum'u bıraktığımızı bilelim. İkincisinde ise Fransızlarla yapılan Ankara Anlaşması'nda da Hatay'ın elimizden çıktığını bilelim. Misak-ı Milli'den kaçıncı tavizdir? İkinci. Hadi başlayalım bakalım. Ankaralılar...
Yusuf Bey ile Tengirşenk yani. Evet. Franklin... Franklin Buon tarafından imzalandı. Evet. Şimdi anlaşmanın maddelerine beraber bakalım. Söyle bakalım. Çukurova ve Güneydoğu Anadolu'dan... Çukurova ve Güneydoğu Anadolu'dan... Evet. İşgal ettiği yerlerden çekil kabul. İşgal ettiği yerlerden çekilecek. Bu bir. İkinci... Hatay Fransız mandasındaki Suriye'ye bırakılacak. Suriye'ye bırakılacak arkadaşlar. Bu maddeyle Hatay elimizden çıkıyor ve bu maddeyle Misak-ı Milli'den kaçıncı tavizimizi veriyoruz? Misak-ı Milli'den ikinci taviz. Evet. Devam. Hatay'da Türkçenin resmi dil olması şartıyla... Hatay'da resmi dil Türkçe olacak. Evet. Hatay'da özel bir yönetim... Ve özel bir yönetim kurulacak. Özel bir yönetim kurulacak. Eğer burada var ya kültürel hakları biz korumayı beceremeseydik 1939'da Hatay bizim elimizde olmazdı. Yönetim kurulacak. Evet. İşte o bölgeye Arap göçü önlenecek. Bölgede işte Türkçeden başka resmi dil kullanılmayacak. Eee, kültürel faaliyetler eee ağırlıklı olarak Türkçe olacak ve Türk dili daha fazla kullanılacak. Böylelikle Hatay'da biz özel yönetim evet elimizden çıkıyor ama sonradan katılmak için altyapısını yapıyoruz. Devam. Suriye'den çekilmesi durumunda... Suriye'den çekilmesi durumunda. Evet. Hatay halkının kendi geleceğini... Hatay halkının kendi geleceği... Evet. Halk oylamasıyla belirleyebileceği kabul etmiş. Kendi geleceğini halk oylamasıyla belirleyecek. Evet. Süleyman Şah... Süleyman Şah. Kim bu adam? Bilen var mı? Süleyman Şah Türbesi'nin bulunduğu Caber Kalesi. Dikkat. Caber Kalesi Türk mezarı olarak adlandırılacak. Türk mezarı olarak adlandırılacak ve bu bölge ve burası Türkiye'ye ait olacak. Türkiye'ye ait olursa ne olur? Bayrağımızı çeker miyiz? Çekeriz. Asker koyar mıyız? Koyarız. Arkadaşlar bu Süleyman Şah'ın hangi Süleyman Şah olduğu tam olarak belli değildir. Yani burada kaynakları özellikle Anadolu Selçuklu Devleti'ndeki Süleyman Şah olduğunu, bazıları Osmanlı Devleti'ndeki Süleyman Şah olduğunu söylerler. Ama bizim için önemli bir kişi bu. Süleyman Şah Türbesi sizler de biliyorsunuz Suriye'de yaşanan son olaylardan sonra Eşme köyüne taşınmıştır. Hani eee IŞİD tehdidi vardı o zamanlar falan. Bu türbeyi biz taşımak zorunda kalmışız. Ama normalde şimdi Suriye'de Suriye sınırlarında olan bir türbeden bahsediyoruz. Türk mezarıdır bunlar. Normalde ismi neymiş? Türk mezarı. Yani Suriye'ye gittiğimizde de ben oraya gittiğimde Türk mezarı diyorlar. Şey Caber maber demiyor kimse. Türk mezarı derler. Evet.
Şimdi buraya gelelim. Sakarya Meydan Muharebesi'ni bitirdik. Şimdi her şey çok güzel. Mustafa Kemal Maraş alınmış. Başkomutanlık yetkisi bir daha uzatılmış ama aradan da tam 11 ay geçmiş. Bak 11 ay bak bu tahtaya. Biz hala neredeyiz? Buradayız. Yunan nerede? Sakarya'nın hemen ötesi. Ya aynı yerde duruyoruz gene. Tamam da kardeşim biz bu işi nasıl çözeceğiz ya? Biz taarruz etmemek için Yusuf Kemal Bey'i gönderdik. Önemsemediler. Zaten bize bir ateşkes teklifi sundular. Yunan'ı korumaya yönelik reddettik. İçişleri Bakanı Ali Fethi Okyar'ı gönderdik. Gene yok. Efendim biz de orduya ne yaptık dedik. Bu taarruzdan başka bir seçenek yok. Kalmadı. Altı ay mesela orduya taarruz eğitimi verdik. Döndük subay ihtiyacımız karşı. Çünkü Sakarya'da çok fazla subayımız şehit. Ankara'da subay okulu açtık mesela. Doğru mu? Ve subay okulu açtıktan sonra altı ayda subay yetiştirdik. Bak bizim yaptıklarımızı söylüyorsun. Yani neyi söylüyorum ben size? Sakarya Meydan Muharebesi'nden Büyük Taarruz'a kadarki geçecek olan 11 ayda neler yapıldı? Tamam. Hatta bir ara başkomutanlık krizi meydana çıkacak. Üç ay, üç ay, üç ay uzatıldı. Uzatıldıktan sonra en sona ne olacaktır? Mesela Mustafa Kemal'le Meclis arasında büyük tartışmalar yaşanacak. Hatta eee Mustafa Kemal'in süresi bitiyor. İlk oylamada belirsizlik var. Yani ilk oylamada kabul edilmiyor Mustafa Kemal'in bir daha uzatılması. Neyse Mustafa Kemal kürsüye çıkıyor. Neler neler yapıldığını açıklıyor. 11 ay boyunca niye beklenildiğini açıklıyor. Yoksa herkese de ya biz bu düşmanı burada yendik kardeşim. Hadi gidelim saldıralım der. Ama öyle olmuyor. Mesela Tekalif-i Milliye'den gelen yardımlar cephelere ulaştırıldı. Rusya'dan gelen silahlar, İtalya'dan, Fransa'nın bıraktığı silahlar toplandı. Şimdi biz taarruz edeceğiz arkadaşlar. Şimdiye kadar dört taneden beri savunma yapıyorsun. Taarruz ne demek? Yunan işgaline uğramış iller. Sayalım mı? Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, İzmir, Aydın, Kütahya, Afyon, Uşak, Bilecik, Eskişehir. Size bunları alacak. E bunları almak da böyle buradan havadan olmuyor. Oraya gideceksin, savaşacaksın, onları geri çektireceksin. O yüzden bu sefer taarruz sen edeceğim. Taarruz eğitimi almamışız ki biz. Altı ay boyunca orduya nasıl taarruz edilir? İkinci disiplin nasıl olur? Üçüncü kondisyon yükleniyor. Bizim Büyük Taarruzumuz gerçekten şöyle bakın. On gün içinde 400 km yol yapmış. Ama nasıl yapıyor? Yürüyorsun, atla gidiyorsun, savaşıyorsun. Orayı alıyorsun, temizliyorsun ve bunu on gün içinde sürekli yaptığını düşün. Kolay mı bu işler Allah'ını seversen? O yüzden mesela bizim ordumuzun tarihimize ender görülen başka ordulara kıyasla en büyük özelliği Büyük Taarruz'daki yapmış olduğu mesafedir. Günümüzdeki mesafelerle karıştırmayın. Bugün İzmir-Uşak arası atıyorum belli bir saattir ama orada öyle değil ki tepelerden aşıyorsun, tepelerden aşıp Uşak'tan İzmir'e giderken bile zaten dolanbaşlardan geçiyorsun. O dağları aşıyorsun. E kolay mı? E geçerken Yunan yakıyor. Yangını söndürmen lazım. İnsanlar yollarını kesiyor. Ekmek vermen lazım. Birçok sıkıntı var. Yani Büyük Taarruz yapıldı da geriye çekilen Yunan ordusu her yeri yaktı. İşte Uşak'ı, Manisa'yı çıkarken en son İzmir'i. Bazı kaynakları İzmir'i Ermeniler de yaptı dese fark eden bir şey yok. Tamam. Yani burada bunu bilmiyoruz. İzmir dokuz gün boyunca yanmıştır. Gördüğün Konak Meydanı ark arka tarafları komple yanmıştır. Eskiden böyle denize neredeyse sıfırdı. O konaklar neredeyse denize sıfırdı. E şimdi bak bakayım arada bir mesafe var orada. O mesafeden sonra evler başlıyor İzmir Konak'ta. E o zaman biz de ne yapacağız arkadaşlar? Büyük Taarruz öncesi yapılan hazırlıkları bir kere bilmemiz lazım. Bu bir. Hadi bir yazalım bakalım. Büyük Taarruz öncesi nasıl hazırlıklar yapıldı? Savaş yapılmaması için basamak. Savaş yapılmaması için buraya dikkat. Dışişleri Bakanı değerli arkadaşlarım Yusuf Kemal Tengirşenk Avrupa'ya gönderildi. Dikkat Tengirşenk geldi. Bu sefer kimi gönderdik? Evet, Avrupa'ya gönderildi. Sonra kim gönderilmiş? Ali Fethi Okyar gönderiyor. Bu da İçişleri var. Bu arada kalem alayım. Kalem varsa kalem alayım. Evet devam. Ordumun karargah merkezi. Ordumuzun karargah merkezi. Evet. Polatlı'dan Akşehir'e taşındı. Polatlı'dan Akşehir'e taşındı. Bir saniye. Mustafa Kemal sürekli olarak Akşehir'e gidiyor. Aksaray üzerinden gidiyor. Konya üzerinden gidiyor. Bir fırsatını buldukça hem birlikleri denetliyor hem de ne yapılması lazım? Çünkü başkomutanlık süresi süresiz uzatıldığı için artık daha rahat. Çünkü diğerinde hep üç ayda bir yenilenmesi gerekiyordu. Dikkat Mustafa Kemal özellikle bu emri yani 26 Ağustos'taki topçu emrini vermeden önce bir Ankara'da çay partisi düzenleyeceğini ilan ettiriyor. Hiç alakası yok. Mustafa Kemal bu arada yok. Mustafa Kemal nerede biliyor musun? Bütün gazetelere demet verdiriyor. Hepiniz işte Ankara'ya bekliyorum. Ankara'da çay partisi vereceğim. Yunan ne düşünür? Dikkat düşün. Bunlar taarruz etseydi şimdiye kadar ederdi. Demek ki bunlarda da bir şey çıkmıyor. Biz de buradayız. Onlar da orada. Devam. Arada bir nehir var. Sakarya Nehri. Böyle zannediyordu. Bütün mesele taarruzu gizlemek. Gizlemek gizlemek. İlk başta yaptığımız planın adı SAT planıydı. SAT. SAT harfi Sandıklı'dan geldiği için biz SAT planı diye bir plan yaptık başlar. Daha sonra onu uygulamayacağız. Sandık üzerinden gitmeyeceğiz. Aslında planımızın adı SAT planıdır. Bu bir. İkinci Mustafa Kemal süresiz başkomutanlık uzatıldıktan sonra cepheye gidiyor. Cephedeki eksikleri tekrardan düzenliyor. Sürekli millete Ankara'dayım demeye getiriyor. Halbuki sonuçta bir tarafta Akşehir'de sonra Ilgın'a geçiyor. Ilgın'dan eee Akşehir'den taşınacak Şuhut'a, Afyon'a, Şuhut'tan Kocatepe'ye sürekli birlikdi ve Türkçe emir verdi. Bu emir kaç kişi biliyor? Üç. Fevzi Çakmak, İsmet İnönü ve Mustafa Kemal. İçindeki taraf üçünün de adı Mustafa. Pek bilmeyen arkadaşlar varsa. Mustafa Kemal Atatürk, Mustafa İsmet İnönü, Mustafa Fevzi Çakmaklı tarihi üç Mustafalar diye geçer. Onların hepsi nerede şu an? Büyük Taarruz'da. Yani diğer adıyla değerli arkadaşlarım Dumlupınar Meydan Muharebesi veya diğer adıyla Başkomutanlık Meydan Muharebesi veya Mustafa Kemal'in tabiriyle Rum Sındığı. Niye Rum Sındığı? 1364'e Sıp Sındığı var. Sıpların kırıldığı savaş. Bunlar da Rumların kırıldığı, yok olduğu savaş. Bak bunların hepsi dayışıa çıkan sınav soruları. Ben şu an ne anlatıyorsam çıkmış. Tabii mecliste büyük tartışmalar var. Özellikle hala niye savaşılmıyor? Niye ileri atılmıyoruz? Niye bu kadar bekliyoruz? Yunan'a zaman kazandırıyoruz diye. Halbuki Yunan'a zaman kazandırmıyoruz. Biz kendimize zaman kazandırıyoruz. Orduya taarruz eğitimi vermişiz. Subay eksiğini gidermişiz. İşte askere girecekler, askerden kaçanlar veya askerlik çağına gelmiş insanları askere toplayıp seferberlik ilan ediyoruz. Seferberlik niye ilan eder? Savaşmak için. Mustafa Kemal çıktı kürsüye. Dedi ki, "Yarım tedbirlerle, yarım hazırlıklarla yapılan bir taarruz hiç taarruz etmemekten daha fenadır." diyor. Yani biz dedi hazırlıklarımızı yarım yaparsak hiç taarruz etmeyelim daha iyi dedi adam. Çünkü yarım yapılan şey adı üzerine yarım olacak. O yüzden Mustafa Kemal en sona bu çay partisi veriyorum yok balo veriyorum yok onu veriyorum diye hep kendini Ankara Çankaya'da zannettiriyor. Mustafa Kemal ne yapmış? Gece gitmiş Tuz Gölü'nden şeye dönmüş. Konya üzerinden Akşehir'e dönmüş. Ilgın'a dönmüş Şuhut'a. Adam geziyor. Niye geziyor? O birlikleri denetliyor. Artı emir verdi zaten. 26 Ağustos 1922. Dikkat sabah 4:30 cumartesi günü. Allah Allah hocam. Normalde bizim bu fetih hareketlerine baktığımız zaman cuma günü tercih edilir. Bunun sebebi şudur. İngilizler durumu çakmasın. İngilizler iki gün içinde biz bunları imha edersek İngiliz yardımı Yunan'a ulaşmasın diye bilerek tatil gününü seçtik. Onlar bilerek bilerek bilerek tatili cumartesi günlerini seçtik. O yüzden İngiliz'in haberi ne zaman oldu desem? Pazartesi lan zaten pazartesi 29 oldu. 30'unda da zaten biz zafer kazandık. İyice bellerini kırdık. Tatil günü bile seçilmesinin önemi var. Cepheye ikmal yaparken Yunanlılar hem katır sesinin, at sesinin çıkartmış olduğu o toynaklardan o sesi duymasınlar diye katırların atlara keçe bağladık ya. Keçe keçe çok görülelim diye meşaleleri yaktık komple. Katırların üzerine meşaleler yakıp gezdirdik onları. Çok gözükmek. Hani geceleyin öyle bir devasa ordu göstereceksin ki adam başta ne yapacak? Korkacak. Ve biz bunları yaparken bu cumartesi günü seçmemiz artı e tamam da e hocam buralarda bir ton birlik var. Bunları kim komuta edecek? O yüzden Mustafa Kemal çok güzel bir plan yapıyor. Ey diyor komutanlar işte Kazım Karabekirler, Fevzi Çakmaklar, Kemalettin Samiler hepsi Akşehir'de diyor bir futbol turnuvası var ve biz bunu Yunan'a da duyuruyoruz. Bak bir daha söyleyeyim. Akşehir'de futbol turnuvası var diyorsun. Şimdi Yunan bunu duyarsa ne yapar? Düşünsen sen Akşehir'in hemen karşısındasın. Böyle 30 km sonra da Yunanlılar var. Ne yaparsın? Ne yapıyorlar bunlar? Adamlar savaşta futbol oynuyor dersin. Bilerek de Yunan'a duyuruyoruz ki Yunan'a şu imajı veriyoruz. Biz hala işin eğlence tarafındayız. Bizim saldıracak herhangi bir tarafımız yok. Sald saldırmakta bir gözümüz yok. Bak görüyor musun? Komutanları çağırdık. Hepsi planlı. Mustafa Kemal bütün planlarını aktarabilmek için bütün komutanları çağırması lazım. Nasıl çağıracak? Hepsini futbol maçı var diye çağırdı. Bugün hala Akşehir'de gelenektir. Bu futbol maçı hala tekrarlanır. İsmi de Zafer Kupasıdır ve maç komutanlar arası olduğu için birinin yenip birinin yenilmemesi mümkün değil. İki-iki'dir. Bilerekle karşı tarafa da iki-iki bitti dedik. Sıfır-sıfır olsa şike olduğu belli. Doğru mu yani? Ya futbol bilmiyorlar derler işte. Üç-iki yendi desen vay kim yendi diye orada dedikodu olacak. Bilerek iki-iki'dir. Hala günümüzde de skor ne biter? Zafer Kupası iki-iki biter. Hala gelenek olarak Akşehir'de devam etmektedir. Bravo Akşehirler. Skor ne olursa olsun bu maç kaç kaçtır? İki-iki. Böylelikle Yunan istihbaratını uyutmuşuzdur. Önce çayla Mustafa Kemal'in gezmesini sağladık. Çay partileri de iki Mustafa Kemal Akşehir'de bu emri vermek için komutanlarını toplamak için futbol müsabakası vardı. Bunların hepsi yapıldı ve bunların hepsi yapıldıktan sonra taarruz başladı. Tamam. Şimdi devam edelim bakalım. Üçüncü... Tekalif-i Milliye emirlerinden gelen yardımlar ile... Tekalif-i Milliye emirlerinden gelen yardımlar ile. Evet. İtalya ve Fransa'nın bıraktığı silahlar. İtalya ve Fransa'nın bıraktığı silahlar. Evet. Cepheye taşı. Cepheye taşındı. Devam. Ankara'da altı aylığına okulları açtı. Ankara'da altı aylığına subay okulu açıldı. Evet. Devam. Orduya taarruz eğitimi verildi. Orduya taarruz eğitimi verildi. Eğitim verildi. Evet. Başkomutanlık yetkisi yetkisi uzat. Başkomutanlık yetkisi süresiz uzatıldı. Hatta ilk oylamada biliyorsunuz şey çıktı. İlk oylama da kabul edilmedi tabii süreç uzatılması. Hatta bir şeylik var yani sıkıntı var. Mustafa Kemal dedi ki, "Aha ordu başsız dedi. Ben" dedi, "öyle bir orduyu başsız bırakmayacağım, bırakamayacağım, bırakmayacağım diye üst üste vurgulayarak tekrardan oylamaya geçirdilir ve Mustafa Kemal başkomutanlık yetkisi süresiz olarak almıştır." Değerli arkadaşlar. Devam. Not: Mustafa Kemal Meclis'te. Mustafa Kemal Meclis'te söyle. Yarım hazırlıkla. Yarım hazırlıkla. Biraz önce söylediğim laf. Evet. Yarım yapılacak. Yarım tedbirle yapılacak taarruz. Bu çıkan sınav sorusudur bu arada. Yapılacak taarruz. Evet. Hiç taarruz etmemekten daha kötü. Hiç taarruz etmemekten daha kötüdür. Evet. Etmemekten daha kötüdür demiştir. O vardı ya sürekli niye duruyoruz, niye bekliyoruz, niye saldırmıyoruz diyen insanlara karşı Mustafa Kemal sözleri. Evet, iki tane daha var. Söyle bakalım. 26 Ağustos 1922. 26 Ağustos 1922. Dur dur dur. Birinci İnönü bir ayda, ikinci İnönü oraya iki ay kat dedim. Şubat, Mart oldu ama savaş ne zaman bitmişti? Nisan. Nisan 1'de bittiği için üç ay sayacaksın bundan sonra. Mayıs, Haziran, Temmuz'da ne oldu? Kütahya, Eskişehir. Doğru mu? Peki Sakarya'nın tarihine bakalım. Sakarya Meydan Muharebesi'nin tarihi ne zaman? Neredeydi? Sakarya Meydan 23 Ağustos-12 Eylül 1921 savaş. Dikkat edin hepsi 1921. Bir tek savaşımız 1922'dir. Onun da adı Büyük Taarruz. Bir kere aklında burada kalacak. Başkomutanlık Meydan Muharebesi son savaşımızdır. Bu son savaşın tarihi de 1922'dir. O zaman o dört savaşta birinci İnönü, ikinci İnönü, İçerideki Aslanlar, Dumlupınar, efendim Kütahya-Eskişehir ve Sakarya Meydan Muharebesi hepsi 1921'dir. Devam. 1922'de... Sabahı. Evet. Eee, 5:30'da. Evet. Afyon Kocatepe'den. Afyon Kocatepe'den. Evet. Türk topun ateşiyle başlayan. Topçu ateşiyle savaş başlamıştır. Evet. 192... Dur şimdi dur. Arkadaşlar bir şeyi anlamanız lazım. Savaşlar kademe kademe oluyor. Şimdi 26 Ağustos Afyon'dan biz saldırıya geçtik. Şimdi öyle tepeler var ki orada da gene şimdi açmamız gereken tepeler var. Örnek Tınastepe, örnek Çiğiltepe gibi. Hatta Çiğiltepe'nin komutanı Reşat Bey Allah rahmet eylesin. Niye öyle diyorum onu anlatacağım. Diğerlerin hepsine zaten şehit oldu. Onlar Allah zaten rahmet etsin. Ama Reşat Bey'in biraz durumu farklı. Çünkü Çiğiltepe'yi alması gerekiyor. Telefonda Mustafa Kemal'le görüştüler. Mustafa Kemal ne zaman alacaksın dedi. Yarım saat dedi. Ve yarım saat geçmesine rağmen alınamayınca... Albay Reşat intihar etmiştir. Sonra Mustafa Kemal yarım saat geçe bir daha aradı orayı. Efendim dediler Albay Reşat Bey intihar etti beylik tabancasıyla. Size alamadığın için mahcup olduğunu söyledi. Dedi. Mustafa Kemal çok üzüldü mesela. Ya düşünebiliyor musun? Verdiği bir sözü yerine getiremeyen bir subayın intihar edişine şahit oluyoruz Büyük Taarruz'da. İnanılmaz bir olay. İnanılmaz bir olay. O yüzden hani Albay Reşat yani intihar etmek hani biz dilimize haram deriz ya. Rabbim inşallah şehitlik mertebesi versin. Çünkü savaş meydanında belki verdiği ani bir karar ama orada sonuçta cihat yapıyor düşmana karşı. Hani benim her zaman dualarımdadır Albay Reşat. Çünkü o anın psikolojisini anlayamıyoruz. Yani bu çok farklı bir şey. Belki de yarım saat, bir saat sonra alındı bu arada. Atıyorum 45 dakika sonra alındı ama alındı. Ama oradaki disiplin inanılmaz bir şey. Burada belki de e Çiğiltepe'nin alınmasına da ne yapmış olabilir? Çok büyük katkısı olabilir. Çünkü onun o disiplinini gören insanlar yani düşünebiliyorsun başkomutana söz veriyorsun 30 dakikada 30 dakika geçince alamayınca intihar ediyorsun. Yerine gelen hemen de orayı almak için ne yapacaklar? Çok daha tabii keşke öyle olmasaydı ama olanı da değiştirme şansımız yok. Dua etmekten başka da şansımız yok. Evet. Mesele bu. Bu arada 26 Ağustos'ta başladıktan sonra özellikle mevkileri de bazılarını bilmek zorundasınız. Şuhut ya mesela Merve öğretmen derse girdi. Şuhut dedi. SAT planı dedi. Bak bunların hepsi Büyük Taarruz'la alakalıdır. Mesela Çalköy bu Kütahya'daki yapıldı zaten şimdiki ismi Zafertepe Çalköy'dü. Çünkü zafer kazandığı için Mustafa Kemal de zaten oradan idare etti savaşı. Eee tabii buralarda işte Tınastepe var gene bilmen gerekenlerden eee Dumlupınar var. 26 Ağustos'tan itibaren biz özellikle Afyon, Kütahya'yla çok yakın bir bölgede Dumlupınar mevkiine gidiyoruz. Dikkat ve Yunan askerini çeviriyoruz. Amacımız ne? Uşak üzerinden İzmir istikametine gitmesini engellemek. Onu arkayı da çevireceğiz. Bu oradaki Yunanlıların başındaki olan general Trikopis topuk kaçıyor. Asker Yunan askeri orada kalmış. E biz bunlara ne yaptık değerli arkadaşlar? Klasik çevirdik. Çevirdikten sonra büyük bir süngü hücumu çünkü süngü hücumları çok fazladır. Bunu da söyleyeyim. Sadece top ateşi değil göğüs göğüse çarpışma çok fazladır. Bunu da bilin. Çünkü cephane bitiyor sonuçta. Evet. Büyük bir zafer kazandık tarihimize. Bu zaferin adına biz Dumlupınar Meydan Muharebesi yani Dumlupınar Zaferi deniz. Bu Kütahya'ya bağlı bir yer. Dumlupınar Şehitliği var. Ben Kütahya'da okuduğum için zaten belgeseline kadar çektim. Bir şehir, bir tarih, bir coğrafya YouTube kanalında bizim Kütahya belgeselimizi izleyebilirsiniz. Orada da anlatım yapıyoruz. Mustafa Kemal'in savaşı idare ettiği yer. Oradan bir anlatım yapacağız. Yaptık yani. Ama şunu söyleyeyim arkadaşlar. Büyük Taarruz öyle hem düşündüğü gibi kolay değil. Hem de illeri tek tek alarak gidiyorsun. Öyle kolay değil. Çünkü Mustafa Kemal kendisine dedi ki 15 gün sonra İzmir'deyiz dedi. Bir daha söyleyeyim. Kaç gün sonra? 15 gün sonra. Peki 26 Ağustos. Ağustos kaç çeker? 31 çeker. Tamam. Say oradan. 26, 27, 28, 29, 30, 31. Doğru mu? 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9 nereye girdiler? Söyleyin bakayım İzmir'e. E adam dediğini tuttu mu? Hatta bir gün öncesi derler. Hatta işte bir gün öncesinden bile adam gitti derler. Yani Mustafa Kemal verdiği söz tutmuşlar. Hatta bu sözü ilk söyledi de çok gülmüşlerdi. Sen nasıl gideceksin? Yani insan akla almıyor değil mi? Bir insan, bir insan bugün Afyon'dan İzmir'e kadar yürümeye kalksa normal yürüyecek. Ha hani bazıları var ya bisiklette gezenler var, yürüyenler birkaç günde gidiyor acaba kaç günde? Bir de üzerine savaşıyorsun. Bir de üzerine düşmanı kovalıyorsun. Yangını söndürüyorsun. Millete ekmek dağıtıyorsun. Birçok mevzu var. O yüzden ortalama 40-45 km bandında gitmiştir. Orada inanılmaz bir rakam. Askerde ben 3.000 metre koşuya çıkıyorum. 3.000 metre 3 km yani vallahi 3 kilometre bittiğinde toplamda 14 dakikada gelmen lazım. Evet geliyorduk 14 dakikada da şu göğüs kafesini ta burada hissediyordum. Tabii. Bak 3 kilometreyi kaç dakikada? 14 dakikada. Peki insan 6 kilometreyi mantıken 14 artı iki 28 dakika yapmaz. Peki bunu devam et bakayım. Yani mantıken bile öyle olsa saatte sadece 12 km koşabilirsin. O da koşabilir zaten. Mümkünatı var mı? Yok. Bir insan saatte en fazla 6-7 km. O da en fazla. Bir de üzerinde yük de var. Düşünün bu insanlar ne büyük cesaretlerle illeri tek tek alarak gittiler. 30 Ağustos'ta zafer kazanıldı. Mustafa Kemal bir emir verdi. Dedi ki, "Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir. İleridir." Bak şimdi. Ee bizim orada niye Mersin'den Antalya'ya gitmediler? Niye gitti İzmir'e? Akdeniz nereymiş? Akdeniz orası bizim Adalar Denizi diye eskiden tabir ettiğimiz yerin olduğu yer. Ege Denizi diye bir deniz yok. Oranın adı neymiş kardeşim? Ege onların Yunanca antik ismi. Adalar Denizi. Bölgemizin isimlerinin değişmesi lazım. Ege Denizi diye deniz yok. Ege Bölgesi diye bir bölge yok kardeşim. Bunlar değişecek zamanla göreceksiniz hepiniz. Özüne döndükçe bazı şeylerin değiştiğini göreceksiniz. Neyse Mustafa Kemal emri verdi. Artık bundan sonra tek harekatımız var. Batı'yı düşmandan tamamen temizlemek. Dokuzunda biliyorsunuz ki nereye gidip dokuzuna gelene kadar Kütahya, Afyon, Uşak hepsi ne oldu? Kurtarıldı. Artı Uşak'ta General Trikopis yakalandı. Fevzi Çakmak tarafından Karlık köyünde hemen Mustafa Kemal'e haber verildi. Mustafa Kemal bir gitti adam şok. Düşünsenize arkadaşlar o bölgeyi idare eden bir generalle Mustafa Kemal karşı karşıya geliyor. Sen olsan korkmaz mı? O Mustafa Kemal yapısal anlamda çok uzun boylu birisi değildir. Ama bazı insanlar bazı yerlerde büyür. Tamam. Büyür büyür. O büyümeyi görmüştür. General Trikopis. Bak Mustafa Kemal gitti elini sıktı. Savaş bir şanstır general dedi. Siz de bu talihin bir parçasısınız. Kendi ne yiyorsa ona verdin. Adam zaten şoka girdi. Ya Mustafa Kemal cepheye bu kadar yakın bir asker görmüyor. Mesela yakalanan bir Rum askeri getirildi yine Mustafa Kemal'e. Adam böyle bakıyor. Mustafa Kemal ne oldu lan dediler. Niye bakıyorlar? Şaşırılacak şey dedi. Niye dediler? Hiçbir Yunan komutanı asla cepheye bu kadar yaklaşmaz. Lan kral Konstantin İzmir'den Kütahya'dan yönetiyordu savaşları. Biliyorsunuz değil mi? Kütahya'dan adam atıyorum Eskişehir'deki 70'lik birliğe emir veriyordu. Lan böyle saçmalık nerede görülür? Bizde ise Fevzi Çakmak er gibi savaşıyor. Koca Genelkurmay Başkanı. O yüzden Mustafa Kemal ve silah arkadaşları 30 Ağustos Dumlupınar'dan sonra yolu açtı İzmir'e kadar. O bölge tek tek Aydın, Manisa, Uşak, Kütahya, Afyon, Bilecik, Eskişehir tamamen kurtarıldı. Bursa kurtarıldı. En son kurşun Bandırma'da atıldı. Doğru mu? Bugün Bandırma'nın üniversitenin adı ne? 17 Eylül. 17 Eylül Üniversitesi. Sebep ne? Son kurşun atıldı orada. 17 Eylül'de kurtuldu. Böylelikle Milli Mücadelemizde Batı Anadolu Yunan işgalinden kurtardık ve ne olmuştur değerli arkadaşlarım? O bölgeyi temizledik. Ancak tamam da Kırklareli duruyor, Edirne duruyor, Tekirdağ duruyor. E nasıl olacak bu işler? Boğazlar duruyor, İstanbul duruyor. Mustafa Kemal emir verdi. Ordu derhal yukarı doğru çıkıyoruz. Yukarı neresi? Balıkesir, Boğazlar bölgesi ve Trakya. Peki bizim Boğazlar bölgemize yaklaşmamız hiç İngiliz ister mi ya? İlk defa İngiltere ile kafa kafaya geldik. Boğazın bir tarafına biz geldik. Bir tarafına o geldi. Tarihte biz bu bunalıma yani İngiltere silah çatışmanın eşiğine geldiği için hiç İngilizler istemiyor bu arada İngiliz kamuoyu. İnanılmaz kavgalar var Avam Kamarası arasında. Artık çekilmemiz gerektiğini. Bizim Yunanistan'ın maşa değil, Yunanistan'ın bizi maşa gibi kullandığı anlaşılıyor. Bazen öyle olur. Sen maşa diye kullandığını zannettin. Adam seni onu bildiği için o seni kullanır. Ama bunun farkına varamazsın. O yüzden iyi diplomat ve iyi siyasetçiler bu olayı çözmüşler. Lan bırak biz Yunanistan'ı maşa olarak kullan. Yunanistan bizim politikamıza zarar veriyor. Hatta İstanbul'u işgal etmek istediklerini söylüyorlar. Biz ne yapıyoruz demeye başlamışlar. Avam Kamarası'nda büyük tartışmalar yaşanacak. O yüzden İngiliz kamuoyu İngiltere'nin kesinlikle Türklerle Boğazlar'da bir münakaşa veya savaş durumunun olmasını hiç istemiyor. O yüzden tarihte biz bu bunalıma, Çanakkale bunalımı adı veriyoruz. Nereden sonra olmuş? Büyük Taarruz'dan sonra askerimizin yukarı Boğazlar'a doğru çıkmasına olmuş. Hadi yazalım bakalım. Başlıyoruz. Oh be kazandık en sonunda ya. Vallahi insan bir garip oluyor. Başla. Mustafa Kemal tarafından. Mustafa Kemal tarafından. Evet. Akdeniz... Mustafa Kemal tarafından Dumlupınar Meydan Muharebesi kazanıldıktan sonra ordulara "Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!" emri verilmiştir. Emri verilmiştir. Tamam. Onlar Büyük Taarruz sonuçları başla bakalım. Batı Anadolu Yunanlılardan temizlenmiş. Batı Anadolu Yunanlılardan temizlenmiştir. Yunanlılardan temizlendi. Devam. Türk Yunan Savaşı sona ermiş. Evet. Türk Yunan Savaşı bitti. Ve diplomatik dönem başlamıştır. Sona erdi. Yani şöyle söyleyeyim değerli arkadaşlar. Milli Mücadele muharebeler dönemi tamamen sona erdi. Artık ne oldu? Milli Mücadele'nin diplomatik dönemi yani Mudanya Lozan'a geçeceğiz. Türk Yunan Savaşı sona erdi. Diplomatik dönem başladı. Bu görüşmeler... Diplomatik dönem başladı. Bu görüşmeler sonunda... Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı. Sonucunda Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı. Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı. Devam. Anadolu Yunanlılar tarafından... Maalesef ki Anadolu Yunanlılar tarafından tahrip edildi. Evet. General Trikopis Fevzi Çakmak tarafından esir alınıyor. General Trikopis Fevzi Çakmak tarafından esir alındı değil mi? Karlı köyünde. Böylelikle ne oldu? Fevzi Çakmak'a Mareşallik rütbesi verilecek. Var mı devamı? Yok hocam. Not o zaman bu gelişme üzerine Fevzi... Bu gelişme üzerine Mustafa Kemal isteği üzerine bu arada onu da söyleyeyim. Fevzi Çakmak'a Mareşallik rütbesi verilmiştir. Mareşallik rütbesi verildi. Evet. İkinci dikkat olan kısım. Türk birlikleri ordusu yenilgiye bıraktıktan sonra... Türk birlikleri bu Çanakkale bunalımı yazıyoruz değil mi? Türk birlikleri Yunan ordusunu yenilgiye uğrattıktan sonra dikkat... Yönünü Çanakkale'deki... Yönünü Çanakkale'deki. Evet. Mevzilere çevirmiştir. Mevzilere çevirdi. Evet. Çünkü İngiltere başbakanı... İngiltere Başbakanı... Lord George... Lord Leo George. Evet. İngilizcem çok iyidir bilirsin. Evet. Bildirisinde... Arkadaşlar hemen dünyayı savaşa çağırdı biliyor musunuz? Muhtemelen İngilizler baktılar ki kendileri Boğazlar'a doğru Türk milleti geliyor. Hemen İtalya'yı mitalı Balkan ülkelerini savaş çağırdı ama kimse gitmedi. Evet. Lord George. Lord George'u yayınlanan birinde. Evet. Fransa, İtalya ve Balkan devletleri. Fransa, İtalya ve Balkan ülkeleri savaşa çağrıldı. Savaşa çağırmış. Tamam. Çağrıya kimse uymadı. Devam et. Sonra İtalya savaştan çekilme yanlış hareket edince yalnız kalan ve kâmilini alan İngiltere bataya oturmak zorunda kaldı. Hı hı. Bu olayı tarihe Çanakkale olarak... Savaşa çağırmıştır. Yaşanan bu gerilime yaşanan bu gerilim. Bu gerilim nerede oluyor? Boğazda. Tarihte Çanakkale Bunalımı, Çanakkale Bunalımı veya diğer adıyla olayı adı verilmiştir. Ama nereden sonra yaşandığını sorarlar haberiniz olsun. Olayı adı verilmiştir. Evet. Anlatım bu. Yani Kütahya, Eskişehir, Sakarya, Büyük Taarruz. Hayırlı uğurlu olsun. Kazandık en sonunda tut. Ay arkadaş ne savaştık ya. Yemin ediyorum var ya düşünün. Bir ben anlatınca ki bu anlattıklarımı zaten biliyorsun binde birini anlatıyorum. Eğer bildiğimi anlatsam bu videolar en kötü bir tane Sakarya'yı benim 15 ile 20 saat arasında falan anlatmam lazım. Sadece Sakarya Meydan Muharebesi tabii ama bunu tabii yapamıyor yani. Şimdi bazen çok şeyi bilmenin çok şeye faydası yoktur arkadaşlar. Hatta bilince daha çok sinirleniyor. Hatta onu da söyleyeyim. Bazen var ya cahillik en büyük mutluluk. Adam hiçbir şey bilmiyor lan. Ne kadar rahat kafaya. Yemin ediyorum bilince daha. Çünkü bilince meselesi meselesi. E böyle olunca da ne oluyor? Bilince bilmeyeni görünce, bilmeyeni de cahilliğini görünce, inadını görünce bazen üzülüyorsun. Lan diyorsun biz bu memlekette ne yapıyoruz ya diyorsun. Nerede bu memleketin tarih öğretmenleri? Niye bu çocuklar bu kadar az? Eskiden öyle değildi. Hep şöyler gelirlerdi. Hatırlıyorum. Hocam lisede bir tarih hocamız vardı. Sıralara çıkardı. Hatırlıyor musun? İşte haban sınıfındaki gibiydi. Ne tarih anlatıldı? Tarihi onun sayesinde. 95'lere, 96'lara kadar öyle ama 2000'li nesil çok kötü. Tarih konusunda berbat. Ha düzeltiliyor. Düzeltiyoruz ama şunu düşünüyorum. Bazen KPSS olmasa 27 soru çıkmasa, 5 soru çıksa sen bu kadar bakar mısın? Şimdi işin bu tarafı da var. Bazen bazı sınavlarda size mantıksız gelebilir bazı dersler. L ne olacak o bu sınavda? Bilmem görevde yükselmesin. Acaba bu da arkadaşlar her şeyin mantığı var. Bu sınavlarda sorular da hazırlanırken soru sayısı da hazırlanırken bazı yerlerde mantıksız sorulsa da gene bir mantık var. O yüzden KPSS'de 27 adet tarih sorusu gerçekten belirleyici. Sınav günü anlayacaksınız. 27'ye 25 ve üzeri yapacaksınız sizler. O gün beni anlayacaksınız. Bu anlattıklarımızın boş olmadığını, o hikayelerin boş olmadığını, o diyalogların boş olmadığını soru çözerken anlayacaksın, denemeye girince anlayacaksın. Her şekilde anlayacaksın. Sabır. Biz şimdi ne yapıyoruz? Önce testimizi dolduruyoruz. Bir dolduralım. Dolduralım. Ondan sonra sınav günü. Ondan sonra buradan bu arada tahtada bir sorunuz var kesin. Bu tahtada bir soru var. Bir önceki tahtada da vardı. O zaman Milli Mücadele Muharebeler dönemi KPS'den kaç soru geliyor? İki. Hazırlık döneminden kaç soru geliyor? İki. O zaman dört soru cepte olması lazım. Hadi bakalım. Gel bir genel tekrar yapalım. Hazır mısın Merve? Hadi bakalım. Bir peçete verebilir misin? Şunu şey yap. Ulan gene kış geldi. Gene bu Ankara'nın hiç bu havası. Vallahi billahi ya. Evet şunu şöyle yaptık. Başlıyoruz. Üçüncü Yunan taarruzunun adı neymiş? Neymiş? Kütahya-Eskişehir muharebeleri. Doğru mu? Adamlar saldırdı. Biz Sakarya Irmağı'nın doğusuna çekildik. Onlar batısında kaldı. Köprüleri bilerek yaktık ki geçmesinler. Buradaki illerimiz gitti mi? Eskişehir, Kütahya, Afyon, Bilecik zaten falan gitti. Buradan sonra, bundan sonrası çok önemli. Niye? Çünkü Meclis'in Ankara'dan en çok gelen sınav sorularından biridir. Nereye taşınması gündeme geldi? Kayseri. Mustafa Kemal tartışmalar içinde ne seçildi değerli arkadaşlar? Üç aylığına ney? Başkomutan. Bak şu üçü bilerek söylüyoruz ha. Üç çok önemli laf olarak. İkinci Mustafa Kemal o zaman Eskişehir-Kütahya muharebelerinden sonra mantıken Sakarya'dan önce askerlik mesleğine geri dönmüştü. Devam ediyorum. Peki Mustafa Kemal başkomutan olduktan sonra Meclis'in yasama, yürütme, yargı hepsini kendine aldı. Burada ordunun ihtiyaçlarının karşılanması amacı neyi çıkartmıştır? Tekalif-i Milliye sana sorarlar. Tekalif-i Milliye emirlerini niye çıkarttı Mustafa Kemal? Kendi çıkarttı biliyorsun. Cevap ordunun, asker ve diğer tüm ihtiyaçlarını karşılamaktır. Devam ediyorum. Peki Mustafa Kemal'e niye tepki duyuyorlardı bu savaşta? Hem savaşı yenildik. Hem düşman Ankara'ya kadar geldi. Bir de Maarif Kongresi'ni topladı. Bu iki yorumdur. Bir, Maarif Kongresi'nin toplaması eğitime verdiği önemin ve en sona Türkiye'nin bağımsızlığına olan inancını gösterir. Arkadaşlar ben öğretmenle şimdi düşünsene savaş devam ediyor. Ben muhtarlarla toplantı yapıyorum. Ankara'daki muhtarlar. Ben niye muhtarlarla toplantı yaparım ya? Mantıken savaşı kazanacağıma inanırım. Muhtarlara derim ki bak savaş sonunda bunları bunları yapacaksınız. Çok ilginç değil mi? Bunu anca inanan insanlar yapar. 250 tane öğretmen ya. Türkiye'nin dört bir tarafından geldiler. Maarif Kongresi düzenlediler. Dikkat. Günümüzdeki Milli Eğitim Bakanlığı şuralarının temelidir. Birinci Maarif Kongresi Mustafa Kemal tarafından dikkat hep çıkar. Çok çıktı. Hangi savaş devam ederken toplanmıştır? Cevap: Kütahya-Eskişehir muharebeleri. Soruyu değiştiriyorum. Kütahya-Eskişehir muharebeleri devam ederken hangi kongre toplanmıştır? Cevap Maarif Kongresi. Nerede o? Onu bir işaretim. Çok önemli o. Şu. Evet. Birinci Maarif Kongresi. Dikkat dikkat dikkat. Hangi savaş devam ederken neymiş? Kütahya, Eskişehir devam ederken. Efendim geliyoruz. Geliyoruz. Neyi anlatacağız? Sakarya'yı. Bak haritaya. Haritaya yakınlaştır kardeşim tekrardan. Sen niye veriyorsun? Yok yok biz terleyelim canım. Atalarımız canı çıkmış. Ne olacak terleyince? Ne yaptın Murat? Daha yeni mi? Gene akort yapan sazcı gibisin düğünlerde. Son anda baktık buraya. Bir kere ben bazı mevkileri bilmek zorundayım isimsel zaten bir kere Çal Dağı'nı sormadan Çal veya eski çalıştığı Mangal Dağı'nı sormadan efendim Doğan Tepe'yi sormadan zaten soramazlar arkadaşlar. Hani bizim bazı yerler var ya çekirdeksiz. Hatta bu aralarda Yıldız Dağları falan da var. Hemen anlatmıyorum da bazı yerlerin isimlerini yazmadım bile. Türbetepe en son sınavda böyle geldi. Çaldağı, Mangal Dağı, Türbetepe hangi savaşın mevkileridir? Cevap: Ama kardeşim ben Türbetepe'yi bilmesem de olur ama neyi biliyorum ben? Mangalla şeyi biliyorum. Ne derler ona? Çaldağı'nı biliyorum. O yüzden ben zaten onu direkt Sakarya yapabiliyorum. O zaman benim bilmem gereken bir bu savaş Polatlı-Haymana arasında olmuştur. Polatlı'nın yukarısı, Haymana'nın aşağısı hat 100 kilometredir. Ve biz burada Sakarya Irmağı'nın bu tarafında bazı yerleri savaş başında kaybettik. Hatta Meclis'in tekrardan bak Meclis bir kere biliyorsunuz Kütahya'dan sonra Kayseri taşıması gündeme gelmişti ya. Sonra bırakıldı. Bu üç haber Ankara'ya ulaşınca Meclis'in gene nereye taşıması gündeme geldi? Yine Kayseri çünkü bu üç haberin önemini biliyor. Ankara'ya arkadan geleceklerdi. Haymana Gölbaşı'ndan Ankara'ya geleceklerdi. Buradan da Polatlı'dan Ankara'ya geleceklerdi. Oldu mu? Olmadı. Doğan Tepe'de biz bunları yendik. Şu üç dağı da tekrardan tepeleri geri aldık. Böylelikle bunları tekrardan Sakarya Irmağı'nın batısına attık. Böylelikle savaşı biz kazandık. Anlaşıldı mı? Güzel. Savaştaki mevkileri anladık mı? Çok güzel. Peki bu savaşın diğer adı 350'ye yakın hatta belki de daha fazladır. Subay şehit verdiğimiz için subaylar savaşıdır. Mustafa Kemal'in ifadesi Sakarya-i Melhame-i Kübra'dır. Yani Sakarya Kölüdür. Çünkü o dürbünle Doğan Tepe'ye çıkın anlayacaksınız. Doğan Tepe'den şöyle bir bakın ova gözüküyor komple. Arkadaşlar Mustafa Kemal Çanakkale Meydan Çanakkale Savaşları'nda da birçok şehit gördü ama Sakarya'daki kadar değil. Aa hocam ne alaka? Değil mi? Şimdi Sakarya Sakarya'da diyelim ki Yunanlılar 10.000 ölü verdi. Mustafa Kemal 10.000'in en kötü 7.000'ini görmüştür. Çanakkale'de bu kadar göremez. Niye? Çanakkale tepe tepe tepe tepe olduğu için o yüzden Mustafa Kemal'in görüş açısını engeller. Bir de gözler arka tepelerde değil ön taraftaki çıkış yerlerindedir. Yani deniz kısmındadır. Mustafa Kemal o yüzden Sakarya'yı gördükten sonra gerçekten çok üzülmüştür. İki tane milletin birbirini boğazlamasıdır. Başka bir şey değil. Ama onlar seni boğazlamasa, sen onları boğazlamazsan sen onlar seni boğazlayacak. Zaten adamlar Ankara'ya kadar gelmişler. Peki dikkat bu Tekalif-i Milliye emirlerinden gelen yardımı kullanamadık ki. Çünkü Tekalif-i Milliye emirleri yayınlandı. Bundan çok kısa bir süre sonra da toplanmaya başlandı ama Sakarya Meydan Muharebesi çıktı. O yüzden biz bu emirlerin çok azını Sakarya'da büyük kısmını nerede kullanacağız? Adı üzerinde Büyük Taarruz'da. O zaman dikkat. Biz iki yerde tekrar milli emirlerini kullanıyoruz. Devam edelim. Bir, Milli Mücadele'nin son savunma savaşı Sakarya. Devam edelim. Mustafa Kemal'in verdiği emir neydi? Merve. He. Mustafa Kemal'in nereden emir verdiğini bileceksin. Ordular. İlk hedefiniz Akdeniz'dir ileri. Nerede verdi? Büyük Taarruz. Hatta müdafaa yoksa hattı müdafaa var. Nerede verdi? Sakarya'da. Mustafa Kemal'in klasik bilinen emri. Ben taarruz değil, ölmeyi emrediyorum. Çanakkale. O zaman Mustafa Kemal'in verdiği en önemler şeyler emirler önemli mi? Adam sana bunları verir. Karşısına da eşleştirme yapar. Doğru mu yanlış mı? Bu kadar soru basit. Bilen yapar bunu. Bilemeyen yapamaz. Doğru mu? Devam ediyorum. Bir, millet topyekün mücadele etmiştir. İki, başkomutan olarak yönettiği ilk savaştır. Son veya dördüncü Yunan taarruzudur. Dikkat. Türk milletinin ikinci Viyana'dan beri çekilişi sona ermiştir. Önceleri açıklandığında 22 gün 22 gecedir. Doğru mu? 21 gün 21 gece olarak güncellenmiştir. Fark etmez. 21 de gelebilir, 22 de gelebilir. Peki Mustafa Kemal bir meydan muharebesiyle kıyas yapıyor Sakarya'yı ve diyor ki bu meydan muharebesinden bile daha önemlidir. Merdan Merve bilir misin bunu? Mukden. Tamam. Kimle kim? Ruslar kim yendi? Bir araştır bakayım. Savaşın tarihini söyle bana. Hadi bakalım. Mustafa Kemal bu savaşı bildiğine göre savaş onun zamanında yaşanmış. Doğru mu? Onun kıyaslamasını yaptığına göre 1905 mi? Bak bakayım. He Mustafa Kemal 1905'te ilk defa Şam'a atanmadı mı? Şam'dayken bu savaş başladı. Mustafa Kemal Mukden Meydan Muharebesi'ni takip etmiştir. Tamam. O savaştan bile Rus-Japon Savaşı'ndan bile daha önemli görmüştür. Mukden Meydan Muharebesi. Bir şey söyleyeyim mi? Japonya tarih sahnesine çıkmıştı bu savaşlar. Ruslar bak bu deve gibi Ruslar a şu kadar Japonlara inmiştir ama işte mangal gibi yürek var. Boyunun kısalığıyla uzunluğuyla bir alakası yok bu işin. Doğru mu? Şu Mukden Meydan. Hepsini bir araştır bakayım. Mer. Tarihin çok önemli savaşlarından biridir. Verdun Muharebeleri, Mukden Meydan Muharebesi. Biz sadece Türk tarihini bilmekle mükellef değiliz. Avrupa tarihini ve özellikle dünyada yaşanan bazı olayları da bilmek zorundayız. Yani çağdaş Türk ve dünya tarihi bilmek zorundasınız. Hepimiz geldik buraya. Bırak orayı. Şimdi Sakarya Meydan Muharebesi'nin sonuçları değil. Dikkat Mustafa Kemal'e hangi unvan gazilik? Hangi rütbe Mareşallik? Buraya dikkat etmeniz lazım. İkinci Fransa'yla yapılan anlaşmanın ismi Ankara. Anadolu'dan ilk çekilen İtilaf Devleti İtalya. İtalya Fransa'nın bıraktığı silahlar Büyük Taarruz'da kullanılacak. Kars Anlaşması'yla Doğu sınırı kesin halini alacak. Doğru mu? Ama burada Kars'ta sorulabilir. Moskova'nın teyididir. Ama Ankara Anlaşması daha önemli. Çünkü dikkat bizi tanıyan ilk İtilaf Devleti resmi olarak anlaşma devleti birebir de kimmiş? Fransa'dır. Bunu unutmayın. Peki Fransa'yla yapılan anlaşma gereği Hatay kime bırakıldı? Fransız mandasındaki Suriye. O zaman bu Misak-ı Milli'den kaçıncı taviz? Bir nereydi? Batum nerede? Moskova. Bravo. Geldik buraya. Türk mezarı denilen yerin ismi ne? Caber Kalesi. Kim yatıyor? Süleyman Şah yatıyor. Güzel. Geldik buraya. Şimdi Başkomutanlık. Dört tane ismi var. Bilmeyeni döverler. Çünkü aşağıdakilerden hangisi Büyük Taarruz'un diğer isimlerinden biri değildir diye sınavda soru geldi. Hadi sayalım. Büyük Taarruz. Mustafa Kemal başkomutan olarak yönettiği için Başkomutanlık Meydan Muharebesi. Dumlupınar Meydan Muharebesi. Rum Sındığı Meydan Muharebesi. Yurt Kurtaran Savaşı. Lan beş tane ismi var savaşın zaten ya. Birini veriyorlar birini veriyorlar. Açık savaş sormak zorundalar. Kalan dördünü istiyorlar. Beşini ister yanlış oluyor. Örneğin subaylar savaşı olur mu? Niye olmaz? Çünkü subaylar savaşı Sakarya. Hah. O yüzden sizlerden ricam bizim Büyük Taarruz'un diğer adlarını bilmek zorundasınız. Baştan konuşalım. Şurası yani sürekli soru geliyor. Evet devam edelim. Savaş öncesi yapılan hazırlıklar bir sınavda geldi. Şimdiye kadar dikkat. Ama şu laf çok önemli. Mustafa Kemal'e dediler ki, "Niye saldırmıyorsun?" O ne dedi? "Yarım hazırlıklarla, yarım tedbirlerle yapılan hazırlık hiç şey taarruz etmemekten daha kötüdür." dedi. Yani böylelikle daha hazırlığımızı yapıyoruz demek istedi Mustafa Kemal. Geldik mevkileri bilmek zorundayız. Bana bir mevki söyle bakayım. Büyük Taarruz'un mevkileri. Kocatepe, Şuhut, Sandıklı, SAT Planı. Bak devam ediyorum. Tınastepe, Zafertepe, Çalköy. Anlaştık. Bunlar neymiş? Bizim mevkilerimiz. Devam. Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri emrini yine Büyük Taarruz verdi. Sen iyi misin bu arada kızım? İyisin değil mi? İyi tamam. Her an Merve'ye bir şey olabilir arkadaşlar. Dersi bitirmem lazım. Evet. Milli Mücadele'nin muharebeler dönemi bitti. Hangi dönemi başladı? Diplomatik dönemi. Diplomatik dönemi ilk eseri Mudanya. Mudanya'dan sonra ve Lozan imzalayacak. Bunları bir sonraki derste ve soru çözümleriyle beraber yapacağız. Dikkat. Türkiye'nin ikinci ve son Mareşali Fevzi Çakmaktır. Peki Fevzi Çakmak bu Mareşallik rütbesi hangi savaştan sonra verilmiştir? Sakarya'da Mustafa Kemal'e. Büyük Taarruz'dan sonra ise kime? Fevzi Çakmak. Dikkat. General Trikopis esir alındı mı? Alındı. Çok güzel. Peki Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı mı? Evet. Peki bir olay yaşandı. Biz aşağıdan yukarıya doğru çıktık. Boğazlar mevkiine geldik. Şu kısmı aldık. Burada kim var? Peki Boğaz'dan karşıya geçsek kiminle karşılaşacağız? Hatta ufak çatışmalar oldu da çok anlatılmıyor. Şöyle söyleyeyim. Bizimkiler buradan bir hemen geçti. Bir İngilizlere saldırdık ama bu olaya tarihte biz ne bunalımı ismi veriyoruz? Çanakkale. Evet. Merve. Bunalım mı? Evet. Bunalım ne? Olay. Stres. Evet. Dikkat. Çanakkale Bunalımı hangi gelişmeden sonra ortaya çıkmıştır? Büyük Taarruz. Evet Merve Hanım, Murat Bey, YouTube'dakiler. Milli Mücadele Muharebeler dönemi bitti. Artık savaş yok. Artık ne var? Diplomatik dönem var. Yani Mudanya var. Yani saltanatı kaldıracağız esnada. Bir de Lozan'a gideceğiz. Mudanya gözükmüyor.