Transcription
Değerli arkadaşlarım, hepinize merhabalar. 20. yüzyıl başlarında dünya ünitesiindeyiz. Kaçıncı videosundayız Merve? İkideyiz. Birden ağzım vardı. İkide Merve var ama kameraman hiç değişmiyor. Murat kardeşimle beraber geç. Murat, sen bu konuları bilir misin hiç? Şöyle bak bakayım tahtaya. Japonları bilir misin mesela? >> Japonları >> bilirsin. Evde bir Japon balığı besliyor. O başka var mı? >> [kahkaha] >> Araba >> ya. Araba marka. Doğru. Evet. Ama Japonya'yı herkes eee bugünkü modern Japonya olarak biliyor ama modern Japonya esen öyle değildi. Düşünebiliyor musunuz? 17. yüzyıla kadar bir devlet var ve bu devlet geleneksel ve dışarıya kapalı. Yani hiç kimseyle ticari bir bağlantısı yok. Ne demek bu? Atıyorum pirinç mi üretiyorlar? Pirinç yiyorlar. Zaten o bölgelerde. Evet. Pirinç tarlalarının fazlalıkları işte Vietnam, Laos, Kamboçya, Uzakdoğu Asya, Çin, hindi o bölgelerde pirincin bu kadar yaygın olması. Bunların pirinci de bizim pirinç gibi de değil kardeşim. Onlar yiyor yiyor. Bu kadar biz bir tabak yiyoruz, şişiyoruz gidiyoruz. Doğru mu? Demek ki bu pirinçlerde de ya da yapımında bir fark var. Ya da onlar lapa lapa yapıyor, biliyorsundur.
Şimdi kardeşim, Japonya aynı Çin gibiydi. Eee, üç devlet sayımsı. Japonya, Çin, Kore. Dikkat ederseniz üçü de bugün dünyanın sayılı devletleri arasında hem teknolojik açıdan ama eskiden de öyle değil. İşin iç tarafı 17'ye kadar, 17. yüzyıla kadar Japonya'dan bahsediyorum. Adamlar ne üretirse kendileri yiyorlar. Dışarıya herhangi bir mal satmıyorlar. Bir tek Nagazaki limanlarında Hollandalılara bir imtiyaz vermişler. Hollandalılar ufak tefek şeyler alıyorlar, gidiyorlar. Balık ticareti.
Şimdi bu Japonya'da, Japonya biliyorsunuz adalardan oluştuğu için her bir adada da bir bey var. Yani bizim klasik bildiğimiz feodalite var. Bu beyliklerin isimlerine değerli arkadaşlar da denir. Yani atıyorum Japonya'da kaç ada var, sallıyorum 150 ada var. Her bir adada bir daio var. Dao yani derebey. E tamam da kardeşim bu derebey ne iş yapıyor? Dere beylerin bunlar kendi içlerinde aynı kral gibiler zaten. Hiç öyle şeyleri yok. Kendi kuralları var, bilmem ne var. Bir de bunların arasındaki en güçlüsü var. Yani atıyorum Türkiye'de 81 il var diyelim. 81 ilde 81 tane dao var. Bir de mantıken bunun en güçlüsü var değil mi? Diyelim ki Ankara dau güçlü olsun. Onun adı Şogun. Neymiş Merve? Şogun. Hatırlıyor musun bunu Murat? Şokunu >> Kemal Sunal'ın bir filmi var. Kendisi kıyafet giyiyor da. Karbonat Erol filmi bilmiyor musun lan? >> Yok hocam >> da aileyi, mahalleyi tanıtıyordu ya. Ben diyor dedemle diyor çok gurur duyarım diyor. Bu dedem diyor morfini bulan adam. Bilmiyorum o sahneyi. >> Tamam izle o zaman. Oradan e Şevket Altu o rolü almıştı. Şevket Artur bir işte Japon kıyafeti gibi uzak doğu Asya kıyafeti. Çağırırken Kemal Sunan Şogun diye çağırır onu. Bilir misiniz? >> Allah Allah. Kemal Son filmini izle yani hep oynadığı için söylüyorum. Yani bu Şogun diye çağıran ki beni şu an dinleyen arkadaşlar hocam biliyoruz o sahneyi diye hatırlıyorlar. Sahneyi herkesi izlemeye davet ediyorum. Shogun diye yazın YouTube'a çıkar zaten. Tabii burada Shogun'un ne olduğunu bilmek lazım. Şog'un demek ki en güçlü derei. Bir de imparator var. Bak bunların sistemlerine. Evet. Aşağıda feodalite var. Bir de geleneksel Japon imparatoru var. Yücelik, bilgelik, hükümdarlık anlamında lakapları da mikadodur. Demek ki sistem şöyle işyor Japonya'da bak buraya. Bunların her biri ney? Bir ada. Bu adalardaki oturan insanların adı ney? Dao. Bunlar arasındaki en güçlünün adı ney? >> Shogun. Şog'un üzerinde. Üzerinde demiyorum yani bu mantık açısından söylüyorum. Yoksa Şogunlar çok güçlü. Kime? Kime göre güçlü? >> Mikado'ya göre güçlü. Mikado kim? Hükümdar yani kral. Demek ki Japonya'nın bir kralı var. Bir de bu da başında Shogun var. Ama Shogun kraldan daha güçlü.
Şimdi yıl 1840'lar. Amerika Birleşik Devletleri özellikle şimdi bir de şu sıkıntıyı da bir aşalım artık. Haritaya düz bakma alışkanlığımızdan bir şey var. Haritaya düz bakarsan Amerika burada Japonya ordu olur. La kardeş bu dünya yuvarlak değil mi? Bir yan yana çevirsenize. Arasında bir deniz var yani onların. Japonya ile Amerika Birleşim Devletleri çok yakın ülkeler arkadaşlar. Yani haritayı düzleştirince çok uzak gibi duruyor. L çevirsene haritayı. Çevirdin mi? Japonya ile Amerika'yı yan yana görürsün. E orada Amerika Birleşik Devletleri 1776'da kurulduktan sonra bölgede hem o bölgedeki adaları almak istiyor hem o bölgede ticari bölgeleri istiyor. O yüzden Amerika Birleşik Devletleri bir heyet yolluyor Japonya. Japonlara diyorlar ki ya bırakın şu kapalılık ilkesini hani kendi kendinize yeter. Gelin ticaret yapalım siz de kazanın. Daolara söylüyorlar yani Shogun'a söylüyorlar. Shogun başlarda bunu kabul etmiyor. Bakın dikkat. Japonya'ya bu kabul etmeyince Amerika Birleşik Devletleri ikinci kez bir filo yolluyor. Diyor ki bak biz senle ticaret öyle ya da böyle yapacağız. O yüzden ya dediğimizi yaparsın ya da sonuçlarına katlanırsın diyor. Amerika başlamış gene her zamanki gibi emperyalizme. Eee şogunlar ikiye ayrılıyor. Hatta şu şuradaki hepsi şogun ya aslında. En büyüğüne de şogun. Şu daimolar ikiye ayrılıyor. Nasıl ikiye ayrılıyor? Bazıları diyor ki aman gözünü seveyim diyor şogunum diyor. Bak bu Amerikalılarla uğraşılmaz. Biz geleneksel hala ok atıyoruz. Adamlarda barut var. Gel diyor ne olalım? Amerikancı olalım. Bunlar öyle diyor. Diğeri de diyor ki olur mu lan diyor biz neyiz diyor. Biz Japonuz diyor. Biz diyor biz geleneksele devam edelim. Bunlar ikmiş vaziyette. Peki bu Amerikancı olanlar niye insan Amerikancı olmak ister? Yani Amerikalı ticaret yapılmasına izin ver. Çünkü gözlerinin önünde bir örnek var. Çin, Amerika Çin'e yerleşiyor arkadaşlar yavaş yavaş bu esnalarda. Şimdi Japonya'ya sıra geldi. O yüzden Japonlar diyor ki bizim gücümüz yetmez. Ne yapalım? En sona Shogun bir yıl Amerika'yı oyalıyor. Bir yıl oyalıyor. Bizim arkadaşlarla karar veremedik. Bir krala soralım. Bir şunu yapalım. En sona kabul etmek sonuna kadar. Ve Amerika Birleşik Devletleri Japonya'dan üsler elde etmeye başlıyor. Limanlar elde etmeye başlıyor.
Böylelikle eee tabii bir de geleneksel Japonlar var. Bakın bizim Türkiye'de seyrettiğimiz Japon filmlerinde iki tema çok işlenir. Biri modern görünümlü bir Japondur. Diğeri ise geleneksel bir Japondur. Geleneksel kıyafetleri giyerler. Görmüşsünüzdür. Şapkaları özeldir. Genellikle hepsi karate, kumfu, uzak doğu sporların hepsi bilirler. Bir tane ağaç vardır ortada. O ağacı döverler. Paso birisi gelir. Ben kumfu öğrenmek istiyorum. Genelde bu Çin Koredu da Japonlarda da özellikle balıkçılık çok yoğun. Şimdi bu geleneksel Japoncular o zaman kimi suçlamaya başladılar mantıken? Peki bu geleneksel Japoncular kimin yanında yer aldılar? Çünkü Mikadon'un bir etkinliği yok ki. Kralı güya kral. Kralının herhangi bir etkinliği yok. İşte geleneksel Japoncular bu Mikado adındaki kralı destekliyorlar ve Mikado adındaki kralı destekledikten sonra halkın gözünde şogunluk gitgide kötü bir hal alıyor. Hani vatanı satmakla suçlanıyorlar. Bu Mikado taraftarları da güçleniyor. Buraya kadar. Tamam. Ancak Mikado da olayın farkında. Kim o Mikado biliyor musun? Oraya tahta geçen bir adam. Adamın adı Mutsihito. Aa hocam sanki ben bu ismi biliyorum. Evet duyuyorum. Mitubishi diye duyuyor. Mitubishi değil. Neymiş? Mutsihito. Heh. Bu adamın adını bileceğiz. Bugünden itibaren adımız ne? Mutsiito. Murat adın ne? Mutsio. Benim de adım Mutsihito. Kardeşim bu adam sorularda en fazla gelen bir adam. Şimdi bu adam geliyor ama bu adamı getiren Japon gelenekçiler. Aslında bakın bir daha çok ilginç bir şey yaşanıyor burada. Bu gelenekçiler şokuna karşı çıkmadı mı sen Amerikancı oldun diye. Japonlarda bu gelenekçiler Mikado'yu desteklemedi mi? E Mikado kim? Kral. Orada kral taht değiştiriyor. Kim geliyor? Mutsito. Mutsito'yu getiren gelenekçiler, işin ilginç tarafı Japonya'da devrim yapan adam Mutsito olacak. Çok ilginç. Neden biliyor musuz mu? Mutsito da olayın farkında. Amerika Birleşik Devletleri'nin tekliğini almadan, Prusya Almanya anayasasını almadan, efendim ray yapmadan, tren yapmadan, efendim balıkçılığı geliştirmeden, ticaret yapmadan bu dünya böyle gitmez. Ve fikir değiştiriyorlar. Ve fikir değiştirdikten sonra bugün Japonya'da özellikle köylerde geleneksel Japonluk devam ederken şehirlerde ise mesela Edo Tokyo diyoruz. Tokyo'da mesela bugünk dünyanın sayılı başkentlerinden biri. Abi hayretler içinde kalıyoruz ya. Mesela YouTube'da bir yerlerde önümüze Japon evleri düşüyor. Evet, evler küçük ama evleri öyle dizayn ediyorlar ki kardeşim bir şey basıyorsun, yatak çıkıyor, oradan basıyorsun, bir şey çıkıyor, kat aşağı iniyor, kat yukarı çıkıyor. Abi bu nasıl bir teknoloji ya? Yani insan bir de bize biliyorsunuz her teknoloji bize de gelmiyor. Türkiye'de Japon arabaları var doğru mu? >> Türkiye'de Alman arabaları var. Türkiye'de işte atıyorum Fransa arabaları arkadaşlar o teknolojilerin hepsi Türkiye'ye gelmiyor. Biz en kötüsüne biniyoruz. Anlatabiliyor muyum? En pahalısına biniyoruz en kötüsüne biniyoruz. Ha burayı da lütfen aklınızdan çıkarmayın. Yani atıyorum bir Alman markasının veya bir Japon markasının ürettiği arabanın birçok modeli ve özelliği Türkiye'ye gelmiyor ama bizler çok büyük bedeller öderek o arabaları alıyoruz. 300'lük arabalara 1 milyon fiyat veril. La bunlar kardeşim dışarıda almaya kalksan dünyanın en ucuz şey araba. Araba çünkü bir ihtiyaç olarak gözüküyor. Bizim ülkemizde bir dönem lüks olarak gözüküyor. Lüksten şimdi ihtiyaca döndü ama ona rağmen çok pahalı. Söyle ne oluyor? İhtiyaç diyor zaten herkes çok alacak diyor. Yapıştır zammı diyor. Vergiyi diyor. Böyle olursan o lan üreticiden daha fazla para kazanılır mı ya? Düşüne şunu adam üretiyor. Ben daha fazla kazanıyorum. Ben de olsam ben de vermem oraya. Mantık açısan söylüyorum.
Yani Japonlar anladık mı? Geleneksiz yani gelenekçi Japonlar getirmiştir Mutsito'yu. İşin tarafı Mutsud da zaten gelirken bile aynı fikirdeydi ama sesini çıkarmadı. Adam devrim yaptı ülkeden. Japonya'nın Atatürk'üdür. Bak öyle anlatayım öyle anlayayım. Ne yaptı? Bir anayasa yaptı. Mesela o zamana kadar anayasa yok. İki çocukları değerli arkadaşlar yurt dışına göndermeye baş. O zamana kadar Japonya'dan hiç dışarı çıkmamış ki insanlar. Okumaya yolladı. Yani Mahmut'un öğrencileri eğitim amaçlı yurt dışına göndermesi gibi. İlk defa gazete yayınlandı. Düşün gazete yok lan. Sene 1871 olmuş ananı satayım. 1871'de daha ilk defa gazete yayınlanıyor. Böyle bir şey var mı ya? Ya şimdi neden böyle şaşırıyorum? Çünkü 1871'de ilk defa demir yolu yapan, ilk defa gazete çıkaran, ilk defa yurt dışına açılan bir ülkenin 100 yıl sonra geldiği duruma bakıyorum. La inanılmaz ya. Böyle bir şey olabilir mi ya? Bugün Japonlarla kim yarışabilir? Ha tabii bunun şeyleri de var. Onu da zamanı gelince anlatacağım. Japonlara devrim yaptı. Bu adam ne yaptı? Kız çocukların eğitimini sağladı. Prusya Almanya modeli yaptı. gitti gemicilik teknolojisini geliştirdi. Eee bu adam mesela arkadaşlar yeni okullar açtı. Böylelikle Japonya'da büyük bir devrim yapan bu yaşanan bu adamın yani Mutsito'nun yaptıklarına tarihimize biz Meiji restorasyonu diyoruz. Ne demek mej? Aydınlanma çağı. Yani böylelikle Japonya dünya devletlerinin arasına girdi. Hem teknoloji açısından iki hemen dibindeki Çin'e üstünlük kurarak. Tabii bu adam bu işleri yaparken bir mantık güttü. Bakın mayor restorasyonu yapan imparator Mutsito dedi ki, eee, güçlü bir ülke, zengin bir ülke yaratma peşinde. Peki ikisini de başardılar mı gerçekten? Evet. Güçlü ordusu olan zengin bir ülke yaratmak. Gerçekten bunu yaptılar. Peki hocam güçlü ordusu nerede? Hatırla 1904-05 Rusları yendiler. O deve gibi Rusları yendiler. 1 buçuk yıl süren savaşın sonunda Rusları mağlup ettiler. O yüzden dünya sahnesine Japonlar çıktı. Düşünebiliyor musunuz? 1850 yaptıkları reformlar 50 yıl sonra meyvesini verdi. Güçlü ordusu olan zengin bir ülke yaratmak. Kim yaptı bunu? Mutsihito. Mustafa Kemal Atatürk'ümüzün o ünlü şeyi nedir? İnkılapları yaparken muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak. Doğru mu? Ha burada da adam ne? Güçlü ordusu olan zengin bir ülke yaratacağım diyor ve gerçekten de bunu yapıyor. O yüzden Japonya'yı iyi bilin arkadaşlar. Aranıza Japonya belki gidecek. Gitmiş olanlar da vardır belki. Uzakdoğu Asya'da Singapur, Kore ve Japonya teknolojik açıdan Çin replika, Tayvan, Tayland replikanın çok yoğun olduğu yerler. Orijinaliini bulmak istersen, orijinalin aynısını yapanı bulmak isterken gideceğin ülkeler bunlar arkadaşlar. Gerçekten bir şey bir şeyin takdirini yapılmadan başarı da olmuyor. Biz bugün herhangi bir teknolojik aleti alırken önce taklidi yapıyorsun, sonra onun gerçeğini yapıyorsun. Çünkü taklit yaparken aslında gerçek bir şey yapıyorsun ama daha uyguna mal etme peşindesin. Çin bunu çok iyi yapıyor. Ya inanılmaz. Şimdi biliyorsun son zamanlarda bir kota geldi. İşte bu Temudan Memudan alışveriş yapılıyor. 30 € 30 eur bilmem ne yaptı. Ya kardeşim tamam da millete kızıyoruz da kardeşim orada geliyor 30 liralık şey Türkiye'de 100 lira kardeşim insanla ne oluyor oraya yönelmek zorunda kal ama insanlarda bir sıkıntı var işte ucuz olduğu için ne yapıyor peki ihtiyacı olmayan şeyleri de alıyor zaten. Çin gibi firmalardan biz mal alırken ulan acaba geliyor mu diyerek önce bir kalem sipariş ediyoruz. [kahkaha] Bizim ülkeyi biliyord 24 gün bekliyoruz. Tamam mı? Yolda trene bindi. Oradan oraya. Oradan oraya. E kardeşim ne oluyor? İlk başta bizim bütün milletin lan bizim tren yol şu bu ıvır zıvır. Onlar da Çin Ali Baba bilmem ne. İki iki gün içinde gelmiyor da hemen yazıyoruz bilmem neye iki gün kargoya dayanamıyoruz. Bizim millet bakın dikkat edin. Ucuz bir şey bulduğu zaman 24 gün karayolundan bekliyor. He o zaman bizim devletimiz akıllı olacak. Ne yapacak devletimiz? Orada üretilenin bak taklit dediğim budur işte. O ıvır zıvır dediğin insanın yaşamsal gereksimleri. Biz önce bunu yapmamız lazım. Çin pazarı değil Türk pazarı kurmamız lazım. Şimdi Keçörende dolaşıyor. Ne yazıyor da? Japon pazarı. Eskiden vardı. Rus pazarı ve gerçekten Ruslar çalışıyordu bu arada Samsun'da. Samsunlular bilir. Ankara Maltepe'de Rus pazarında Ruslar çalışıyordu arkadaşlar. Hepsi ajan. Onu biliyorum da. İkincisi ne? Japon pazarı. Kim bakıyor? Bizim Mehmet abi la Mehmet abi Japon la Japon pazarı ismi öyle. Halbuki içindekilerin hepsi Çin malı. Japon malına sen nereye satacaksın orada? Çok pahalı. Çok pahalı. E Japonların sistemini ona göre vermiş teknolojiler. Arkadaşlar Japonya'ı iyi bilin. Çünkü Japonlar bizi çok severler bu arada. Biz de çok severiz ama Japonya'da bir şey atlayarak seviyoruz biz. Şimdi Japon'u niye seviyoruz? Hayır uzaktalar değil. Tamam uzaktalar da Japon'u sevmemizin sebebi bak bütün dikkat edin çok saygılı çocuklar hemen şu hareket biliyorsun eğilme çok seviyor. Koy bakalım Japonya'yı Suriye'nin yanına da biz bakım her sene savaşıyormuuz Japonlarla arkadaşlar dünyanın en tehlikeli milletlerinden biri. Ama biz Japonları adamlar kendi alanını enerjilerini askeriye evet meji restorasyonda verdiler ama iki Dünya Savaşı'ndan sonra Amerika Birleşik Devletleri'nin o zaman Nagasaki ve Hiroshima'ya atom bombası atmasıyla artık Amerika Birleşik Devletleri'nin koruması altındadır. O yüzden Japonya'nın şu an bir ordusu yok. Anlatabiliyor muyum? Peki Türkiye devletimiz bizler orduya ayıracağımız parayı bilime yatırsaydık eğer ARGE çalışmalarını yapsaydık bir Türkiye'de 10 Türkiye daha olurdu. Birçok şeyi kendi ülkemizde üretir hale gelirdik. İşte Japonya'nın belki çok kötü yaşadığı şey o atom bombası ama devamında şu an yaşadığı şeyler bak gene bir nesil cezasını çekti bir nesil sefasını sürüyor. O atom bomasından sonra Amerika Birleşik Devletleri bilmiyor mu insanlık suçu yaptığını? O bugün karşısına gelmiyor. İki gün sonra gelecek. Amerika zayıfladığı zaman bu sefer Japonlar diyecek ki gelin bakalım şu attığınız Hiroşima ile Nagazaki'nin biz bir daha oturalım demeyecek mi zannediyorsunuz? Her şey fırsata bener. Fırsat. Krizler fırsat yer. Sanayi devrimi 1929 dünya ekonomik krizi. Bu işten güçlenenler de çıkmıştır. Kriz herkesi etkilemez ki. Bir ülkede kriz varsa fakir daha çok fakirleşir. Evet. Orta sınıf zenginlerden çökenler olur ama bir de zengin kısım var. Onlar daha çok zenginleşir. Paranın değeri düştükçe bir şeyin parasının değeri artıyor demektir. Senin paranın değeri düşükçe ne artar? Mantıken bir başka para biriminin değeri artar. Ee adam da onu o para biriminde tuttuğu için o hep zengin olur. O yüzden Japonya gerçekten benim şu an gıpta ile baktığım imrendiğim bir devlettir. Ya bir de bazı kuralları hoşumuza gidiyor. Ney? Mesela mesela bir Japon mühendis geldi ülkemize. Sizler de biliyorsunuz hatırlayın. Köprü yapıldı. Köprüde hata var diyerek adam tuttu intihar etti. İntiharı teşvik için söylemiyorum. Yanlış an tabii ki etmeseydi daha iyiydi. Kültür oluşmuş heriflerde. Başarısız olduklarında başarısızlık birilerine fatura ediliyorsa asla bundan vazgeçmiyorlar. Ya istifa ediyorlar ya da >> mesela çok mesela bazen istifa etmiyorsa şey oluyor. Eee kültürlerine karşı gelinmiş oluyor. Daha çok hiddetleniyorlar. Yani bir olay oldu. Bir tren kazası oldu. Mesela o Ulaştırma Bakanı istifa etmezse hani aynı gün içinde istifa etmesini bekliyorlar. Biz de tren gazası po Bizde neler var oğlum? Gençleştir Türkiye'ye. Bütün olaylar Türkiye'de. >> He mesela bir haber dinle dedim. İşte Japonya'da tren 9 saniye geç kaldığı için i eee paniklediler. Bak bir daha söyleyeyim. 9 saniye geç geldiği için hızlı tren paniklemiş oradaki duranlar. Acaba ne oldu? Trenin başına bir şey mi gibi? Lan oğlum ben seni şu mamak kayaşa götüreyim. Şu mamak kayaş arasına 9 saat bekle. Ben hala o trene bir şey olmamış gibi beklerim. L sen ne konuşuyorsun ya? 9 saniye ne lan? Bir gün Ankara Sincan'a bizim bir arkadaş devlet demir yollarına atandı. Merve iyi dikkatle YouTube'dak. Şimdi devlet demir yolların atandı. Ben de sabahleyin dedim ki kardeşim yanına doğru geliyorum. Sincan'da çalışıyorum o zamanlar. Tamam kardeşim gel dedi kahvaltı mahvaltı yaparız işte. Saat sabah 8.3 tam 8.30 falan. Neyse geldim. Hava da güzel. O çıktıktan sonra hani indiğimiz yerlerde banklar falan olur ya. Bir gittim işte oturuyoruz, muhabbet ediyoruz, çay içiyoruz. Bir tren geldi. Geldi normal önümüzde durdu. Baktım işte Doğu Express yazıyor ya da başka bir tren ismi ya. Neyse inen sövüyor, inen sövüyor, inen sövüyor. Allah Allah dedim. L bizim şimdi arkadaş da daha yeni işe başladı falan. Şey yapıyor. Bizim de çok milletçi bir vatansever arkadaşımızdı. Öyle devlete mevlete laf edildi önen ayağa kalkar. Ondan sonra kahtaya siz dedi ne diyorsunuz ha dedi. Ne yapacak devlet dedi? Aha dedi saat 8.30'a gelmiş dedi. Treniniz dedi hani 8.30'a gelmesi yani garay biliyorsun yazıyor ya orada tren geliş saatleri. Arkadaş baktı 8.35 baktı 8.35. Siz ne dedi? Ne söylüyorsunuz dedi ya? Utanmıyorsunuz mu dedi devlete soymaya. Hem trene biniyorsunuz hem bilmem neye. Aa dedi zamanında gelmişsiniz. Ne söyüyorsunuz dedi. Bak olayı bilmiyor kardeş sen ne diyorsun dedi ya? Bu dünün teni dedi. [kahkaha] Dünün teni dedi. 24 saatteyir etmiş. O yüzden millet söüyor. Ha öyle mi dedik o zaman? Yani Türkiye'de 24 saat teyir ettikten sonra ki edebilir mi? Edebilir. Ben üniversitede okurken Kütahya'da gece 3'te biniyordum şeye. Ankara'ya geleceğim sabah 800'de gece 300'te biniyorum. O 3te bine 5te gelebilir. Karşıdan tren gelirse saatlerce bekleyebilirsin. Bekliyorsun. O karşıdaki tren geçecek sonra sen geçeceksin. Karaspres ömrümden yedi benim. Ya içeri çok soğuk olur ya içeri yanar. Hiç ayarı yok. Arkadaşlar biz toplu ulaşımda bir şeyleri başaramazsak vallahi gidecek bu iş. Tren tren tren kardeşim. Bugün bak trenlerimiz dopulu hepsi gidiyor. Yer yok ya. Demek ki doğru şeyler yapıldığı zaman ne oluyormuş? Doğrusu oluyormuş. Hızlı tren değil. Bizdekiler hızlandırılmış tren. Bir onun da bir ayrımını da bir yapayım da hızlı tren o demek değil. Hızlı tren Çin'deki, Japonya'daki trenlerdir. Bizim hızlandırmış tren. Necmettin Erbakan'ın dediği gibi 100 ketrellik hızı 250'ye çıkartmak hızlı tren demek değil. Hızlı tren şu an yeni yapılacak atışta. Ankara İstanbul arasında yapılacak. 45 dakika Merve. Hah o hızlı tren. Doğru mu? 45 dakikaya kim gidecek ya? Düşünebilir. Bir saat olsa ne olur? Bir saatte Ankara'dan İstanbul'a gidiyorsun. Sabah işin olsa akşam geri döneceksin evine. İşte bu hızlı tren. İşte bu adamlar çok öncesi yapmış kardeşim bu iş. O yüzden gıptayla baktığımız devletlerden biri. Gördün mü be? 24 saattemiş. [kahkaha] Biz de diyoruz ki niye sövüyorsunuz devlete diyorsun. Hadi başladık. Uzak doğuda yeni bir güç Japonya başla. >> Japonya 1850'ye kadar. >> 1850'ye kadar evet >> dereylikle yönetiliyordu. Dereylikle yönetilmiştir. Evet. >> Bir dış dünyaya katalı konu. >> Derebeylik ile yönetilmiş ve dış dünyaya kapalıydı. Ve dış dünyaya kapalıydı. Evet, devam. >> Şogun adı verilen ordu komutanları. >> Şogun hem sivil idare hem başkomutandır. Şogun'a da verilen >> Evet. >> ordu komutanları derey >> ordu komutanları dereyler arasında. Evet. >> En güçlü olanıdır. >> En güçlü olanı da en güçlü olanı. Başkomutan biliyor musun? Devletin. Evet. >> 1867 tahta geçen. >> 1867'de tahta geçen. Dikkat. Evet. Adamın adı neydi? >> İmparator Mutsihito. Evet. >> Ülkedeki tüm derebeylikleri kaldıram. >> Ülkedeki derebeylikleri kaldırdı. O da vardı ya. Evet. >> Merkezi bir devlet kurdu. >> Ve merkezi bir devlet kurdu. Demek ki Japon imparatoru Mikado lakaplı Mutsito şunların hepsini kaldırıyor. Anlaştık. Devam. Aydınların da desteğiyle batı tarzı yenilikler >> Aydınların da desteğiyle Evet. >> batı tarzı yenilikler içeren >> batı tarzı yenilikler içeren >> Miji restorasyonu birazdan >> MEJ restorasyonunu ortaya koydular. Meiji restorasyonunu ortaya koydular. Bu restorasyon MEJ aydınlanmak demektir. Bu arada mesela bir arkadaşımız gitti Japonya'ya bana şey getir o kadar çok anlatınca Meij adında çikolata getirdi. >> He şey çikolatanın markası Meiji hani öyle yani onu gösterecektim bak unuttum. Meij restorasyonu Aydın'dan maça ama her milletin bir prensi var. Örnek Stalin ne diyordu? Aynı biz az ye çok çalış. Doğru mu? Bu adamlar ne diyor? Hedefi var adamın. güçlü ordusu olan zengin bir ülke yaratmak. Peki hedefe ulaşınca hedef değişir mi? Bu sefer gözüne iki devleti kastediyor. Çin, Kore. Peki Çin'le Kore'yi birbirine böyle gözüne kestiren Japonya bundan sonra ne diyecek? Asya Asyalılarındır. Asya Asyalılarındır. Hikaye lan. Asya Japonlarındır demek istiyor. Gerçek Asyalı biziz. Bunlar değil diyor. Zaten o millet birbirine şey sen Asyalı değilsin. O Asyalı değil la. Oğlum hepiniz şu aynaya bir dizek bakalım. Hepiniz birbirinizin aynısısınız ya. Bir de Tayvan diye bir ülke var biliyorsun. Uzak doğ çok karışık ya. Tayvan var. Onlar da Çin Cumhuriyeti. Bilmeyenler için söyleyeyim. Mesela onlar der ki gerçek Çinli biziz. Bu Çin Hak Cumhuriyeti'ndekiler Çinli değil. Mesela Tayvanlar böcek yemiyor. Çinler gibi. Çok daha farklı millet. Mesela bir Avrupa yani uzaklığın içinde bir Avrupa devleti gibidir. Avrupa milleti gibidir. Tayvan Tayland değil Tayvan Çin Cumhuriyetidir. Onu bilerek Çin Halk Cumhuriyeti dünyaya Tayvan diye tanıtıyor. >> Bak şöyle düşün. Türkiye Cumhuriyeti hemen yanında da Türkiye bilmem hakk cumhuriyeti olsun. Karıştırmam mı seni o zaten dışarıda bir işte amacı da o. O yüzden Tayvan'ı kim diyor ona? >> Çin diyor. Evet. Çok ilginç şeyler ama uzak doğu çok sıkıntılı ya. Ben eee savaş çıkarsa gene oradan çıkarım. Devam. >> Bu süreçte niy güçlü ordusu olan? >> Bu süreçte mutsihito diyeyim ben hadi. Güçlü ordusu olan zengin bir ülke yaratmak. olan zengin bir ülke yaratmak. >> Ülke yaratmak. Evet. Hedef bu. Bu arada ben bir şey söyleyeceğim. Sınava girdin. Bir türlü mej restorasyonda yapılan çalışmalar aklına gelmiyor. Atatürk inkılaplarına bak. Hepsi aynı. Anladın kafadaki meseleyi. Bir tane fark var ama başla bakalım. Bu süreçte neler yapılmış? >> Batı tarzı hükümet kurulmuştur. >> Batı tarzı hükümet kuruldu. >> Alman tarihi anlay yapmıştır. >> Devamı mı bu? >> Ha 1 ik diye gitti. Tamam mı? Ondan sonra batı arz hükümet kuruldu. Prusya >> Alman tarz >> zaten Prusya Almanya demek. Evet. >> Tarzı anayasa yapıldı. >> Anayasa yapıldı. Peki yaptı mı Mustafa Kemal Atatürk? Anayasa yapıldı mı Mustafa Kemal zamanı? 2124. Hükümet kuruldu mu bizde de? Kuruldu. Demek ki aynı. Devam. Avrupa'ya öğrenciler gönderdi. >> Gönderdim. Mustafa Kemal zamanında Avrupa'ya öğrenci >> gönderildi tabii ki. >> Devamı 1971'de ilk gazete yayınlanmıştı. >> İlk gazete yayınlandı. İlk gazete yayınladık mı Mustafa Kemal zamanında milli mücadelede milli mücadelenin ilk gazetesi iradeyi milliye hakimiyeti milliye birçok var. Evet. Devam. >> 3. İlköğretim kadın merkez zorunlu hale gelmişti. İlköğretim zorunu ne hale geldi? Herkese devam var mı? Eee, bizde de olmadı mı? Tevhidi tesisat ve marif teşkilatı hakkındaki kanunlarla devam. >> 4. Kılık kıyafet inkılabını gerçekleştirerek >> kılık kıyafet. En büyük sıkıntı da bu oldu zaten. Kılık kıyafet inkılabı gerçekleştirildi. Bizde de olmadı mı? Şapka. 1934'te kılık kıyafet kanunu. Evet. >> Eee, 5teyim. Çağdaş bir bankacılık sistemi kurulmuştur. >> Çağdaş bir bankacılık sistemi kurulu. Bizde de kuruldu mu? >> Kuruldu mu? Hangi bankalar açılmıştı? İş Bankası, >> Merkez Bankası, Halk Bankası, Deniz Bank. Doğru mu? Eee, İller Bankası. Bu tarafa geçiyorum. Sanayi ve Madin Bankası, Sümerbank, Etibank. Hep bak burada da aynı. Devam. İngiltere donanmasının örnek alınarak Japon donanmasını >> İngiltere donanması örnek alınarak ne kurulmuştur? >> Japon donanması kuruldu. Japon donanması kuruldu. Bu arada şuna dikkat. Bu dönemde Japonlarla en çok destekleyen kim? İngilizler olduğunu da unutmayalım. Devam edelim. Dışarıdan modern silahlar getirilmiştir. >> Dışarıdan modern silahlar getirildi. Evet. ve ordunun modernize edilmesi için >> Evet. >> Prusya'dan uzmanlar getirildi. >> Prusya'dan uzman getirildi. Biz de getirmiyor muyduk Mustafa Kemal zamanında hatırlayalım. Örnek Albert Maş geliyordu eğitim açısından Paul Demit geliyordu. Musiki muallim çok geldi arkadaşlar. Bize de çok geldi. Devam. >> Ağır sanayi demir çelik. >> Aynısı biz >> ve demir yapımcılığı geliştir. >> Demir çelik ve gemi yapımcılığı geliştirdi. Gemi yapımcılığı. gelişti. Evet. Bizde de 1 5 yıllık kalkınma planı. Ağır sanayi, Demirçelik, Karabük Demirçelik, Ereğli Demirçelik gibi devam. >> Geleneksel Japon takvimi şinto yerine. >> Şinto yerine geleneksel Japon takvimi şinto yerine >> miladi takvime geç. >> Miladi takvime geçildi. Miladi takvime geçildi. Bizde de oldu mu? Bizde de oldu. Bizde de milvimi yapılı. Bakın arkadaşlar bizler böyle Mustafa amacımız neydi? Sınav günü hatırlamak mı? Atatürk inkılaplarını hatırlayarak mec restorasyonu sorusunu çözebilirsiniz. Dikkat ama bir tane farklı. Bizde harf inkılabı yapılmıştır. Japonlarda ise bu inkılap yapılmamıştır. Bu zaten çıkan bir sınav sorusudur. Aşağıdakilerden hangisi mej restorasyonu doğrutusunda yapılan çalışmalardan biri değildir? Örnek işte Japonların harf devrimi yapması. Öyle bir şey var mı? Yok. Evet. Burayı tamamı şu Japonları anladık mı? >> Severiz. Evet. Ama uzaktan çok yakına gelmemek lazım Japonlarla şu bezi alayım artık. Reklam yapmıyorum. Bıraktım. Merve sen yoktun. >> Para ver diyoruz. Vermiyor. Onu ver diyoruz. Niye reklam yapacağım senin ben? Doğru mu? >> Bize göre alelade mavi bir bez artık. Doğru mu? Gelelim dünya ekonomik krizine. Ekonomik krizler bir tap noktasını göstermeden kriz olmaz. Ne demek? Bir ülkenin ekonomik seviyesi yükselir. Gelirleri artar, milli geliri artar, borsası yükselir. Bir tap noktasına ulaşır. Ondan sonra kriz başlar. Şimdi ne demek istediğimi? Şöyle anlatayım. Krizdeyken kriz olmaz. L zaten adam krizde. Krizde olmaz. Fakir Fars fakir olsa da gene nedir? fakirdir. Fakir faz fakir. Farkı var mı abi? Hiç farkı yok. Şimdi şunu anlatmaya çalışıyorum. Ekonomik krizler den önce muhakkak ki iyimser bir hava olur demek istiyorum. Peki 1918'de Dünya Savaşı bitmiş. 1919'larda yenilen devletlerle barış yapılmış biz hariç. 1920'lere gelindiğinde ise artık dünyada bir savaş belirtisi ortadan kalkmış. Savaşın olmadığı yerlerde insanlar ordu yerine nereye yatırım yaparlar? Halkına, şehirlerine. Yıkıldı çünkü bazı şehirler. O yüzden dünyada inşaatçılık, madencilik gibi sektörler büyük gelişim sağlarlar. 1920'lerde. O yüzden dünyadaki tüm ekonomiler gelişmiştir. Bu ekonomiler özellikle ağır sanayisine yatırım yapan özel sektörü olan devletlerde gerçekleşmiştir. Örnek Fransa, örnek İngiltere, örnek Amerika Birleşik Devletleri, örnek Almanya gibi. Şimdi Almanya'da biraz tabii durum farklı Versay'dan dolayı ama gene de onlarda sanayicilik var. Şimdi şunu anlatmaya çalışıyoruz. Tarihte bu 1920'lerden 29'a kadar geçen döneme kükreyen 20'ler denir. Ne demek bu? Dünyadaki belli başlı devletlerin ekonomik açıdan ileri gitmeleridir ve kendilerini geliştirmeleridir ve borsacılık faaliyetleri vardır. Ancak bu iyimser hava suni bir yükselmedir. Suni yükselme ne demek? Evet. Bir borsada değer yükseliyor, bir şey yükseliyor. Şirket bazında bir ilerleme var ama bunlar yapay. Çünkü en sonunda Amerika Birleşik Devletleri'nde New York borsasının çökmesiyle, o da Perşembe gününe denk gelmesiyle tarihe kara Perşembe diye geçti. Kara bizde nedir değerli arkadaşlar? Kötü anlamındadır. Yani kullanıcı aç. Bizde de var. Bizde de kara Çarşamba var. Geçin bakın bakayım araştırın. Kara Çarşamba neyle ilgilidir? Genellikle kara kelimeleri ekonomik anlamdaki çöküşü ifade ederdi dünyada. O yüzden kara Perşembe, kara Çarşamba, kara cuma değil işte. He bunu bilerek yapıyorlar işte. Kara Cuma ne olmuş peki? Normalde devletler bakın dikkat edin. Kara kelimeleri normalde ekonomik anlamda bir olumsuzluğu çağdaştırırken cuma gününe kara dedittiriyor. Bir iki kara cuma tam tersine ekonomik anlamda milletin alışveriş yapmasını saak. Bak burada fark var. İşte bize kara Çarşamba oldu. Herkes bir baksın. Peki neden sizce oldu arkadaşlar? Bankacılık sistemi daha Türkiye'de 1990'larda geldiğinde Türkiye'den örnek vereyim kendi ülkemizden. Sizler de biliyorsunuz hatırlarsınız haberlerde. İşte bunu lütfen aşağılamak etmek açısından söylemiyorum. Lütfen dediğime bir adamın sigortası daha yok. Herhangi bir işte çalışmıyor. Ülkemizde biliyorsunuz peynir ekmek dağıtır gibi Kızılayda hatırlayın. Adam yakasına yapışıyordu. Gel abi sana kredi kartı vereyim diye. Hatırlar mısın? Kredi kartları bu ülkede nasıl yapılıyordu Merve biliyor musun? Bankaların dışarıdaki saha elemanları. Saha elemanları aynı milli piyangucu gibi açar doğru tezgahı. Gel abi gel kredi kartı vereyim der. Adamın işi var mı? Gücü var mı? Onu var mı? Bunu öğrenciler üniversite okuyorsun değil mi? Herkese kredi kart dağıtılar. Önce bir bağımlılığı ortaya çıkartmak lazım. Ne? Kredi kartı olmadan yaşayamama bağımlılığı. Bizim hocalar da da var bazında. Adam onu yanında hissetmezse kötü oluyor. La oğlum [kahkaha] ekmeği kredi kartıyla alan var. Tamam aramızda para taşıma olayları, paranın şeyi bitti. Eskisi gibi değil. Ama şunu anlayın ki arkadaşlar ciddi manada kredi kartı bağımlılığı var. Çünkü bizim ülkemizde her insan neredeyse Türkiye'nin %80'i bir ay geriden geliyoruz ekonomiye. Ha ne demek o? O bir ayda banka dese ki hepsini ödeyeceksiniz lan dese bitti. Memlekette [kahkaha] icra icra üzerine. O yüzden bu bağımlılığı ortaya çıkarman lazım. Bakın Türkiye'de 90'lı yıllarda peynir ekmek gibi dağıttılar. Şöyle düşünün. Adamın 10 farklı bankadan 10 tane kredi kartı vardı. Peki bu kredi kartların nakit avansı var mı? Var. Peki 10 tane farklı bankaya gitti adam. Diyelim ki her bir bankadan ortalama şu günün parası 500.000 lira para çekti. Nakit avansama. Peki kaç lira yapar bu? 5 milyon. Ne yapıyor ondan sonra bu adam? Vın yok. Kaçıyor. Kaçıyor. Kim yakalayacak bir daha? yurt dışından kaçıyor bile. Bu neyle alakalı? Bankacılık sektörünün birbirinden habersiz olması. Bir şubenin diğerinden ayrı bir şey vermesi. Çünkü daha internet adam akıllı yok. Bilgisayarcılık yok. Şimdi şöyle düşünün. Bu dediğim olaylar Türkiye'de 1990 geriye götürmüyor. Bundan kaç yıl geriye götürüyorum sizi? 60 yıl geriye götürüyorum. Ya soruma sahip. Amerika Birleşik Devletleri'nde bankacılık var. Tamam da Kentucky bilmem ne şubesinden adam kredi çekiyor. Dönüyor New York'dan kredi çekiyor. Dönüyor Los Angeles'tan kredi çekiyor. Dönüyor başka bir yerden Texsas'tan kredi çekiyor. Peki var mı bankaların birbirinden haberi? Bankaların birbirleri ağı yok ki. O zamanlar internet de yok, bir şey de yok. Her açılan banka o adama kredi veriyor. Peki bu adam dört krediyi birden ödeyebilir mi? Ödeyebilir mi? Ödeyemez. Çok güzel. O zaman Amerika Birleşik Devletleri'in kendi içindeki bankaların düzensizliği, çağdaş bankacı sisteminin daha oturmaması, internetin olmaması gibi sebeplerden dolayı insanlara vermiş olduğu kredileri bankaların geri alamaması. 1 2 ABD'nin Dünya Savaşı'ndaki devletlere verdiği krediyi geri alamaması devlet olarak. 3. Almanya'nın Almanya dikkat Versay anlaşmasıyla 33 milyar dolar tazminat ödemeye mahkum edildi. E nasıl ödeyecek parayı? Para bastı. Karşılıksız para basma neyi doğurur? Enflasyon. O da etkiledi. İngiltere'de poundun aşırı yükselmesinden dolayı ihracatta düşüşler yaşandı. Efendim borsanın çok manif manü >> manifatura diyeceğim. Neydi? >> Man >> ha manipüle. Günümüzde de biliyorsun birçok zamanlarda borsaya şu an operasyon yapılıyor. Niye? E kardeşim olmayan kağıtların değerleri yükseltilim. İnsanlar oraya teşvik ediliyor. Bir de duyumcular var biliyorsun. Herkes bir duyumcu. Abi şundan mı alayım? Bundan mı alayım? Ondan mı? Sonuç fakir ve orta gelirinin borsada kazanmak istediği para yok oluyor. İşte size kara perşembe dediğimiz olay bu. Bu dediğim olaylar yükseldi, yükseldi, yükseldi. Herkes bir koyuyordu borsadan 3 alıyordu. Bir koy, 3 al. Bir koy. Hayat hep böyle gider zannediyoruz işte değil mi? Bir koyup 3 alamadık. Bu sefer neyi aldı? Bütün millet 3'ün birini. Nasıl aldı peki? O yükseldi, yükseldi, yükseldi, yükseldi. Perşembe gününe denk geldi. Borsa bir çöktü o zamanlar. Şimdi şimdi biliyorsun borsada kesme diye bir şey var. Satış kesiyorsun. O zaman o da yok. Hisse değerleri çöktü. Bütün millet işsiz kaldı. Artı bu işsiz kalmasının sıkıntılarından bir tanesi Amerika Birleşik Devletleri'nin özel sektöründe 200 taneye yakın holdingin işte bunlar işte Apple gibi sayabileceğin kaç tane bilmem general bilmem neyle başlayan holdingler var. 200 holding yönetiyor ülkeyi yani ekonomiyi. E biri çökerse ne domino etkisi var. Çünkü herkes birbirinden mal alıyor. Aha size bir cep telefoncu söyleyeyim. Hepimizin bildiği bir marka. Yarım elma ya da elması yarım diyorum ben ona. Apple yani Apple bu üreticisi doğru mu? Ama Apple ne yapıyor? Kamerayı şuradan alıyor efendim. Kılıfı buradan alıyor. Doğru mu? İçindeki çipi başka bir yerden alıyor. Dönüyor başka bir yerden tuş takımını alıyor. O zaman bütün şirketler birbirine bağlı mı? Apple çökerse bütün hepsi çöküyor. O yüzden biz buna domino etkis diyoruz. 200 holding batmıştır Amerika'da. Ne demek ya? Düşünebilir bugün Apple'ın battığını? Hiç insan aklına geliyor mu? Yani o yüzden Amerika'daki 200 holdingin batmasıyla dünya krizine dönüşmüştür. Dünya bak sadece Amerika'yı etkilemiyor ki. Bütün sanayileşmiş ülkeler ve sosyalizmle veya işte komünizmle yönetilmeyen ülkeler batmıştır. Mesela Rusya hiçbir şey olmamıştır. Çünkü Rusya'da özel sektör yok ki. Rusya'da her şey devletin olduğu için burada Rusya en az etkilenen ülke olmuştur. Bak en az Türkiye'de baktı ki en az etkilenen ülkelerden biri Rusya. modensel anlamda 1 5 yıllık kalkınma sanayi planını uygulamaya koymasının sebepleri var. Peki hangi devletleri vurdu? Özel sektörü olan devletler. Say bana İngiltere, say bana Fransa, say bana Belçika, say bana Almanya. Almanya bir de karşısı para bastı. Hani haberlerde görüyorsunuzdur. Bir el arabası bir ekmek etmiyor. Bir el arabası para. Paranın değeri var mı? Küçükken bizim de aklımız ya arkadaş ya. Nasıl iş ya? İnsan matbağı bizde. Bas arkadaş parayı. Ne diyor? Öyle olmuyor mu işte o? Hani biz de hep böyle düşünüyorduk ya bu kadar insanlar fakir. Ne yapalım? Matbaa bizde değil mi? Para basma. Basalım basalım millete dağıtalım. Arkadaşlar paranın çokluğu neye sebep oluyor? Enflasyona. Hiperenflasyon. O yüzden evet paran çok oluyor alım >> gücün olmuyor. Evet. Mesela Türkiye'de bazı dönemlerde bu dediğimde yanlış anlaşılmasın lütfen. Bazı dönemlerde asgari ücretin alımı bugünkü asgari ücretin alımından daha fazlaydı. Bak sadece asgari ücret örneklemesi vererek söylüyorum. Bir daha söylüyorum. Atıyorum 1900 98'deki asgari ücretin alım gücü ile 2026'daki alım gücü hani değil. Çünkü her şey çok pahalandı. İnsanların bir de evin ihtiyacı çok arttı. Bakın arkadaşlar bazı insanlar size şu ekonomiyle alakalı eleştirilerde şunu yapabilirler. Bakın köyde yaşayan
Bir insana asgari ücret ve emekli maaşı, sallıyorum bunu bu arada özür dileyerek söylüyorum, yetebilir belki kendi açısından.
Bu da ne deram? Herhangi bir özel televizyon kanalına para vermez. İnternet yoktur. Cep telefonu, atıyorum, kontrollü kullanıyordur veya dikkatli kullanıyordur. Efendim, eee, temel ihtiyaçlarından hariç herhangi bir şey almıyordur. Tatile gitmiyordur. Herhangi bir sinemaya gitmiyordur. Kültürel açıdan herhangi bir gelişimi yoktur. Kitap okumuyordur. Vallahi o adama 10.000 lira da ver, yeter.
Şimdi insanca ve insani duygularla yaşama isteğinden dolayı, özellikle büyük şehirlerde bu çok büyük sorundur. Bugün çok ilçelerde 5.000 liraya, 6.000 liraya bu ülkede kira var. Hala biliyoruz. Bir daha söylüyorum. Bu ülkede hala 5.000 liraya, 6.000 liraya, 4.000 liraya, 5.000 liraya kira vardır. Ama büyük şeylere geldiğin zaman 25'ten gözünü açacak. O da en düşük. O da insanca bir evde 1+1 veya 2+1'de oturayım dersen.
O yüzden ekonomik krizlerde şu şuna bakmak lazım: Alım gücü. Bir el arabası paranın olmasının herhangi senin için bir değeri var mı? Yok. Ama bir tane para var. Bir örnek vereyim. Şuraya euro koyalım. Bizim de en büyük para birimimiz 200 liraya koyalım. Euro 200 lira. Bizdeki en büyük para birimi. Say bak 100 lira ne kadar yapıyor günümüzde? Şu ani şartlarda 5.300 L yapıyor. Doğru mu? Hani 53 oldu diyelim. 5.300 liraya bizimki 200 lira. İşte bak bir tane kağıt parçası değeri belirleyen ne?
O yüzden dünya ekonomik krize, dünya niye diyoruz? Çünkü sadece Amerika'yı değil dünyayı etkiledi. Mesela ne oldu? Bir, eee, dünyadaki ticaret hacmi sona erdi. İki, o kükreyen 20'ler dönemindeki inşaatçılık ve madencilik faaliyetleri durdu. Dünyada 50 milyon insan, 50 milyon insan işsiz kaldı arkadaşlar dünyada. Ama o zamanlar dünyanın nüfusunu 800 milyon olarak düşündüğünüzde 50 milyon ne yapar değerli arkadaşlar? Sizler de tahmin edin. Neredeyse. Doğru mu? >> Nerede sallıyorum, çok hesapla yapamadım ama 800 milyon olsa %1'i neyse boş ver. 50 milyon insan, 50 milyon insan ne olmuştur? İstiska almıştır ve bu dünyanın her tarafında, efendim, insanlar ağır psikolojiye. Çünkü adam dün fabrika işletiyordu, ertesi gün fabrikada, fabrikası gitmiş, işsiz kalmış. Artı, eee, arabaların arkalarında değiş tokuş usulüne dönülmüş. Biz şimdi takas usulü ne demek? Elmayı vereyim, armut alayım. Adamlar dünyaca önüne o para eden bütün her şeyini ortaya koyup sadece yiyecek içecek alabiliyorlardı. Yiyecek içecek alabiliyorlardı. O da alabilirlerse. Yani birçok insan açlıktan hayatını kaybetmiştir. Özellikle Almanya'da. Almanya'da birçok insan açlıktan hayatını kaybetti. Avrupa'da açlık yaşamıştır. Yani onların da kıtlık bilinci var.
Efendim, başka ne var mesela? E tabii biz de etkilendik. Hani bizim etkilenmeme durumumuz olabilir. Zaten dünyada bir şey oldu da bizim etkilenmeme durumumuz var mı? Yok. Tabii ki etkilendik. Ne yaptık ama hemen önlem aldık. Bir, devletçilik politikasına geçtik. Karma ekonomiyi bıraktık. Artık ne yaptık? Devletçilik. Devletçilik içinde Rusya'nın 1. Beş Yıllık Kalkınma Sanayi Planı'nı kendimiz örnek aldık. Rusya'dan da finansman aldık. Artı Rusya'dan da, eee, teknik aldık. Program aldık. Bunu yaptık. E o zaman Türkiye 1929 Dünya Ekonomik Krizinden sonra hangi ilkeyi uygulamaya koymuş? Tamamıyla ama devletçilik. Çıkan bir sınav sorusu.
Devam ediyorum. Türkiye çok güzel bir, bana göre, bir sistem uyguluyor. Clearing sistemi. Clearing şu demek. Eee, Merve, sen diyelim ki Bulgaristan'sın. Sende ne var? Elma. Benim neye ihtiyacım var Türkiye olarak? Diyelim ki elmaya, örnek vereyim. Bulgaristan'ın neye ihtiyacı var? Armuta. Bulgaristan'a diyoruz ki, "Bulgaristan, sen ben senin elma alayım ama sen benden armut almak şartıyla." Bu ne? Az olsun, şey olsun, ekonomi dönsün. Günümüzde de bir laf var ya, "Az." Neydi? Bir tane laf. Ekonomiye can verdiği bitiyor ya sonu. Murat neydi lan? >> Yok yok. Neyse, aklıma gelirse söyleyelim. Şimdi buradaki mesele ne? O taraf bize bir şey gönderecek. Biz de ona bir şey göndereceğim. Böyle ekonomik ticaret olacak. Yoksa olmaz yani. Armut bende, Bulgaristan'dan ben elma alıyorum ama Bulgaristan ne yapıyor? Armudu gidip başkasından alıyor. Kusura bakma Bulgaristan, o zaman biz sana bunu satmıyoruz. O yüzden burada ne var? Takas usulü ticaretin, eee, parasal olur. Malımı sattığım devletten mal alırım prensibine biz clearing diyoruz. Bir daha söyleyeyim. Malımı sattığım devletten mal alırım prensibine clearing sistemi diyoruz. Mesela yerli mallar haftası. Çok önemli hale gelmedi mi? Sizce? İçeridekine yetmen lazım. Yerli mallar haftası kutlanmaya başlanmıştır mesela. Bu da bir şey. Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti kuruluyor. Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti çok önemlidir. Eskiden askerler okullarda, kışlalarda, yatılı yerlerde şöyle yazardı. Şöyle bir su musluğunun üzeri. "Suyu kapat." Hatırlıyor musun? Denk geldiniz mi arkadaşlar? Böyle yatılı okullarda okuyan arkadaşlar hep bir şey yönlendirme ibaresi. "Lüzumsuzsa söndür. Suyu kapat." Ya böyle seninle konuşuyor gibi yani hep tasarruf amaçlama. Tasarruf neden yapılır? Okulda yapılacağı şey mesela yemek yerken israf etme. İşte tabağı yiyeceğin kadar yiyecek. Bakın bunların hepsi Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti'nin arkadaşlar afişleridir. Bak bu afişler çok ünlüdür Türkiye'de. O afişler Türkiye'nin dört bir tarafına yayıldı. Çünkü insanlar tasarruf etmeye ve tasarruf ederken de yerli malı kullanılmasına teşvik eder. Şu an Ankara'nın mesela en büyük tasarruf edeceği şey ne? Su. Su kardeşim. Ha gittik gördük işte anlattım geçen videolarda ya. Şimdi su geldi. E ne yapak şimdi su geldi diye açak mı diyelim? Ha böyle bir şey olur mu? Millet bakın bir zamanda özellikle Almanya'ya, Hollanda'ya giden ilk grup kafileleri en büyük sıkıntıyı nerede yaşadılar? Tıraş yaparken erkekler. Biz şimdi tıraş yaparken, şimdi ben tıraş olmuyorum yıllar oldu ama eskiden sinek kaydedimiz tıraş olurken, e şimdi o elindeki jileti hani altına tutuyorsun ya suyun tıraş olduktan sonra o su biliyorsun bizde açılıp kapanmaz, ne sürekli akarlı'ya gitmiş bir tanesi ya da Almanya'da neydi tıraş olurken bizim Türkler böyle dakikasına kapatıyorlar. "Sen ne yapıyorsun?" demiş. Demiş ki, "Lan faturasını ödüyorsun sen ne?" demiş. "Olur mu lan?" demişler, "Faturasını da ödesen ne yapmak zorundasın? Tasarruf." "Ben param var. Ben tasarruf etm." Yok öyle bir şey. O yüzden sensörler çıktı. Gidiyoruz bir yere kafe eli tut sabun al. Biliyorsun yani herkesin yaşadığı şey ya otomatik. Ben her zaman tek elimi orada bırakırım çünkü su akmıyor arkadaş. Dakikasına çekiyor, dık tık diye duruyor. Kardeşim tasarruf bizde unutuldu. Bak ben hatırlıyorum. Babam bizde evdeki hala bende alışkanlıklı eve gittiğim zaman yani o ışıklar açık kaldığı zaman hemen gider kapatır. Bu alışkanlık bu aileden geliyor işte. Babalarımız zamanında zaten memur olduklarından sonra zaten güç bela yetiştiriyorlar. Hatırlayın hep babalarımıza ışığı kapat, bilmem ne, suyu kapatın. Bir yerden su sesi gelir. Babalar çok iyi kulaklı o konuda. Adam borunun içinden geçen suyu tahmin edip "Şu odada diyor suyu açık olabilir mi acaba ya da şuradaki lavarı?" Böyleydi. Tasarruf her zaman lazım. Ben yapıyorum kendimce yapıyorum. Çünkü bu israftır. İsraf haramdır. Yani aynı şeyi kullanabilen. Çünkü hala günümüzde abdest alırken çok israf eden insanlar var. Bak Müslümanlara söylüyorum özellikle. Yani Peygamber Efendimiz şu kadar şeyde abdest alırken kardeşim şarıl şarıl mescitlere gidiyoruz işte şadırvanlar havalara. Sen bunu yapamazsın abi. Sen bunu yapamazsın. Olmaz. Sadece bu değil. Bahçe sulamaları, araba yıkama, birçok şey var arkadaşlar. Bizim tasarruf etmekten başka şansımız Türkiye'de kalmamıştır. Hele Konya, Ankara, işte atıyorum biraz daha İç Anadolu bölgesinde yağışın az olduğu yerlerde muhakkak yapmamız şart. Bak işte 1929 Dünya ekonomik Krizi dünyayı etkileyince herkesi tasarrufa sokmak zorunda kaldı. Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti'nin muhakkak afişlerine bakın. Gerçekten çok güzel afişleri vardır. Kendiniz de görmüş olsunuz. Biz bu önlemleri aldık. Türkiye bu önlemlerden sonra gerçekten ama bir politika tekrar gündeme geldi. Hatırlayın. 1929 Dünya Ekonomik Krizi aşağıdaki Lozan'da çözülmüş sorunlardan hangisini tekrardan gündeme getirirdi? Osmanlı dış borçları. Hatırlayın Fransa'ya biz ödeyemiyoruz ya. Aslında ödüyoruz. Öderiz de ama ne gerek var? Fransa'nın değeri düşmüş. Bizimkilerin bir para birimi yükselmiş. Gittik onlarla bir daha oturduk. Borcu iyice yaydık. Şey miktarını düşürdük. Bak bize yaradı. Y 1900 Dünya ekonomik krizinin bize bir faydası o Osmanlı dış borçlarını Fransa'ya öderken hem miktarını düşürmesi hem yayılması noktasında bizim için iyi olur. Hazır mıyız kardeşim? >> Bu arada buraları böyle geniş anlatmam ve anlamanız için kesinlikle şu iki konudan bir tanesinde size soru gelebilir. O yüzden şurayı çok dikkatli dinlemeniz lazım. Evet, başla bakalım. Nedenleri. Niye ekonomik kriz çıkmış? >> Dünya Savaşı'nın getirdiği ekonomiklar. Dünya Savaşı'nın getirdiği neymiş? Ekonomik zorluklar. Evet. Devam. >> ABD'nin savaş sırasında >> ABD'nin savaş sırasında >> devletlere verdiği kredileri geri alamaması. >> Devletlere verdiği krediyi geri alamaması. Krediyi geri alamaması. Evet. ABD ekonomisinin 200 holding tarafından idare edilmes >> ABD ekonomisinin 200 holding tarafından idare edilmesi. İdare edilmesi. Evet. >> Dünya Savaşı'ndan sonra oluşan >> H >> iyimser havanın >> ABD'ye borsasının iyimser havanın ekonomide ABD borsasını ne yapması? Suni şekilde yükseltmesi. Evet. >> İngiltere para birimi pound aşırı değer kazanması. >> İngiltere para birimi bizim sterlin dediğimiz şeyin aslında gerçek adı ne? Pound. Pound'un aşırı değer kazanması, yükselmesi bunda neye sebebi oluyor? İhracatta düşüşü. Evet. Almanya'nın savaş tazminatı ödemek için karşılıksız para basması. >> Almanya'nın karşılıksız para basması. Bunun hiperenflasyona sebep oluyor. Karşılıksız para basması. Devamı var mı bunun? >> Hiperenflasyona neden ol? >> Hiperenflasyona neden olması. Evet. Devam. >> ABD yönetiminin kredinin çıkmasını engelleyecek al. >> Evet. ABD yönetiminin krizi önleyici tedbir almaması, önleyici tedbirler almaması da etkilidir değerli arkadaşlar. Onu da söyleyeyim. Peki o zamanlar Amerika başkanı kimmiş? Herkes bir baksın. Bir baksın bakalım neymiş bu Amerika başkanı. Niye almıyormuş? Evet. Nota gelelim. >> 1920'lerde >> Evet. >> ABD'de >> Hı hı. Üretim ve istihdamın yükselmesiyle. >> Üretim ve istihdamın yükselmesiyle. Hı hı. >> İnsanlar kendilerini daha zengin hissetmişlerdir. >> Bizim Nazım kendini ne yapmıştır? >> Daha zengin hissetmişlerdir. Evet. >> O yüzden bu yılları ABD'de >> mesela memurlar bunu ayın 15'inde hissediyorlar. Doğru mu? 17'de para yok ama zengin hissetmişlerdir. Evet. O yüzden bu yıllara ABD mi? >> O yüzden bu yıllara ABD kükreyen değil mi? >> 20'ler ismi verilmiştir. 20'ler ismi verildi. Bu arada şunu da söyleyeyim arkadaşlar. Sonuçta Amerika'da başlayıp dünyayı sardığı için önlemi alması gereken Amerika Birleşik Devletleridir. Bundan sonra yani şunu anlatmaya çalışıyorum. ABD düzelmeden dünya ekonomisini düzelme şansı yok. O yüzden Amerika Birleşik Devletleri'nde yeni gelen bir başkan olacak ve o başkan New Deal'i ortaya koyacak. New Deal yeni bir ekonomik programdır. Ondan sonra Amerika tekrar toparlayacaktır. Onu da söyleyeyim. Eee ve bana göre 1929 dünya ekonomik krizinin en önemli şey bu arada kalem alabilir miyim? İnsan psikolojisini bozması. Mesela psikoloji bilimi 1929 dünya ekonomi krizinden sonra başlamıştır. Biliyor musun? Herkesin psikolojisi bozuyor. Merve dün bak dün patrondun bugün işsizsin. Patrondun diyorum bak. Kaç kişi yanında çalışıyordu. Yarın işsizsin. Dün her şeyi alabiliyordun. Bugün elindeki ayakkabını satıyorsun. O ayakkabı bile para. Çünkü kimse almıyor ayakkabıyı. Ne yapacaksın? Yenilecek bir şey mi? Ayakkabı almıyor. Dün 50 tane araban vardı. Bugün kendi arabanın içinde uyur hale geldin. Yok. Her şey gitti. İşte bu psikoloji biliminin de ortaya çıkartı daha çok güçlenmesini ortaya çıkar. Evet devam edelim bakalım. >> 3 Ekim 1929 yılında >> 3 Ekim 1929 yılında. Evet. >> ABD borsasında yer alan şirketlerin >> ABD borsasında yer alan şirketlerin Evet. hisse senetlerinin düşmesiyle başlamıştır. >> hisse senetlerinin düşmesiyle başlamıştır. Nin düşmesiyle başlamıştır. Şimdi iki defa sınav sorusu oldu. Söyleyeyim hemen. 1. 1929 Dünya Ekonomik Krizi hangi ülkede çıkmıştır? Cevap ABD'de. 200929 Dünya Ekonomi Krizini başlatan olay nedir? ABD borsasının çökmesi. Bakın bir daha söyleyeyim. İki tane sınav sorusu var. Sadece şu paragrafla bir hangi ülke ABD. Olay ne? ABD borsasının düşmesi. Devam. >> 24 Ekim 1929 Perşembe günü >> 24 Ekim 1929 Perşembe günü ise Evet. >> Borsa dibe vurdu. >> Borsa dibe vurdu. Evet. tarihe kara perşembe olarak geçecek. Bu olay sonucunda >> tarihe kara perşembe olarak geçen Evet. >> Bu olay sonucunda. >> Bu olay sonucunda bakalım neler olmuş. Hadi bunlar da sonuçlar. 1929 ekonomi krizin söyle bakalım. >> 4.2 milyar dolar. >> 4.2 milyar dolar. O zaman her şey çok büyük para. Evet. ABD borsasında yok olmuş. >> ABD borsasında yok oldu. Borsasında yok oldu arkadaşlar. Borsacılar aramızda oynayan çok arkadaş var bu arada. Çok ufak da olsa oynay unutma kar cebe yakışır. Devam öyle ikide bir yükselmesini beklemeyin. Evet >> çok sayıda banka batarken >> çok sayıda banka batarken >> binlerce insan >> binlerce insan >> insanın mal varlığı yok olmuştur. Mal varlıkları yok oldu. Devam. >> Ülkelerde açlık ve kıtlık başlamıştır. >> Ülkelerde açlık ve kıtlık başlamıştır. >> Devamı imkanlar takas usulünde ticarete geliyor. >> Hangi usule geri dönüldü? Takas usulü ticaret. Ticarete geri döndü. Devam. >> İnsanların ruh sağlıkları bozulmuştur. İnsanların ruh sağlıkları bozulmuştur. Hani bize çok güzel bir rüya şey vardır ya dua. Rabbim derler hani az verip aratmasın, çok verip azdırmasın diye. Ya da şey vardır. Bu insanların ruh sağlıkları işte bir şeyden düşmek yani daha yüksekten düşmek daha çok psikolojiyi bozar mantıken yani insanları Allah her zaman gördüğünden geri bırakmasın. Her zaman söylerim yani. Devam edelim. Dünyadaki inşaat ve madencilik faaliyetleri durmuştur. >> Dünyadaki inşaat ve madencilik faaliyetleri durmuştur. Madencilik faaliyetleri durdu. Evet. >> Dünya genelinde 50 milyon yakın insan >> Dünya genelinde 50 milyon insan az değil ya. 50 milyon insan ne olmuştur? Merve >> işsiz kalmıştır. >> İşsiz kaldı. Evet. Dünya ticaret hacmi. >> Dünya ticaret hacmi. Evet. >> %65 oranında azalmıştır. >> % >> 65 >> oranında azaldı. Arkadaşlar dünya ekonomik krizi ile alakalı her şekilde yaparsın. Mantıken bir ekonomik krizin eee sonuçlarını çok rahatlıkla herkes yapar. Hem mantıken yapar. Hem de biz krizlere çok alışık olduğumuz için biz rahatlıkla yaparız bu soruyu. Yani 1929 dünya ekonomik krizi bizim için çok önemli bir soru değil. Yani yapar mıyız? İnsan ekonomik anlamda bunalımlarla alakalı her şeyi bulabilir. Yani o yüzden dikkat edin. Şurayı sormuyorlar da nerede başladı? Diğer adı ne? Anlatabiliyor mu? 1929 dünya ekonomik krizine karşı Türkiye'nin aldığı önlem ne? Türkiye'deki olanlar ne? İşte hep bunları soruyor. Şurayı daha sormadılar bir türlü. Çünkü çok rahat herkes yapar. Anlaştık mı? Mesela New Deal soruldu. Hoover moratoriumu. Onda ne olduğunu anlatacağım. Soruldu. Devam et. Not. >> Not. 1929 ekonomik krizinden sonra. >> Ekonomik krizinden sonra. Evet. >> ABD başkanı boş. >> ABD başkanı Hoover. Hoover mı? [kahkaha] He sen de benden betersin vallahi. Merhaba. Hoover. >> Maratoryum ilan etmiştir. >> Maratoryum ilan etmiştir. Ne demek olduğuna herkes baksın. Evet. >> 1932 yılından sonra. 1932 yılından sonra Evet. >> ABD'de yapılan başkanlık seçimlerini >> ABD'de yapılan başkanlık seçimlerini kim kazanıyor? >> Seçimlerini >> kazanmıştır. >> Kazanmıştır. Evet. >> New deal. >> Evet. New Deal >> olarak bilinen ekonomik politikaları mı? >> Bilinen ekonomik politikayı hayata geçirmiştir. Ekonomik politikayı hayata geçirmiştir. Evet. Demek ki ABD 1929 Dünya Ekonomik Krizini yaşadığı günlerde başkan Hoover'dır. Hoover'ın hiç önlem almaması zaten çok büyük geliştirdi. Daha sonra dikkat edin 32'de de zaten başkan değişiyor. Yeni gelen başkan Roosevelt bir politika öne sürüyor. Yeni politikanın adı ilgili. Evet. Peki devam edelim bakalım. Kim attı? >> Bu kriz en çok sanayileştirilmiş toplumları vururken >> bu kriz en çok sanayileşmiş devlet ve ülkeleri vururken ya da sanayileşmiş toplumları vururken Evet. >> Sovyet Rusya komünizmden dolayı. >> Sovyet Rusya komünizmden dolayı Evet. >> Bu krizden en gelmiştir. >> Komünizmden dolayı ne olmuştur? >> En az etkilenen >> en az etkilenen >> devlet olmuştur. Evet. Devam et. >> Türkiye krize karşı şu önlemleri almıştır. >> Türkiye'miz, güzel ülkemiz ise krize karşı şu önlemleri almıştır. Şu önlemleri almıştır. Hadi başlayalım bakım. Bir >> devlet korumacı >> Evet. iktisatçı politikalara yönelmiştir. >> Korumacı ve iktisatçı politikalara yönelmiştir. Politikalara yöneldi. Yani kısaca hangi politika uygulamaya konuldu? Devletçilik. Devam. İthalatta kısıtlamalar uygulanırken >> gümrük vergileri yükseltilmiştir. >> Gümrük vergileri yükseltildi. Maksat ülkemizin parası dışarıya gitmesin. Yükseltildi. İhracatta ne oldu? >> İthalatta kısıtlamalar uygul >> ithalatta kısıtlamalar uygulandı. Kısıtlamalar uygulandı. Şu an Türkiye Cumhuriyeti bunu yapıyor arkadaşlar. Haberiniz olsun. Evet. Devam. >> Ülkede yargılın kullanılması için >> Hı hı. Devlet tarafından faturalar yapılmıştır. >> Yerli malı kullanılması devlet tarafından teşvik edilmiştir. Teşvik edildi. Evet. >> Milli iktisat kurulmuş. >> Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti kurulmuştur. Tasarruf cemiyeti kurulmuştur. Evet. >> Evet. Sattığım devletten mal alırım. >> Malımı sattığım devletten. Dikkat bu her zaman çıkar. Sattığım devletten mal alırım prensibi olan mal alırım prensibi olan clearing sistemine geçilmiştir. Clearing sistemine geçilmiştir. Geçilmiştir. Hadi size bir soru sorayım ya. Ulan bir gün dünyali ya gelir. 1929 dünya ekonomik krizi yaşandığında yani 24 Ekim'de ülkemizin başbakanı kim? Ülkemizin iktisat ve maliye bakanları kim? Ya da ya iktisat ya maliye olacak. Bir bakın bakayım kimş ya. 1929 dünya ekonomi krizine rastlandığında hani medeni kanunu söyledik. Türkiye İktisat Kongresi'de de bakanlara söyledik. Efendim bazı şeylerde sanki bazı olayların eşleştirme soruları gelmeye başladı. Yani o varken bakan kimdi? O varken başbakan kimdi? O var. O zaman ben de şuna bir dikkat etim size. Hadi bir araştırın bakalım. 24 Ekim günü 1929'da ülkemizin başbakanı kim? Ülkemizin değerli arkadaşlar iktisat bakanı kim? Bu bir. İki. Bir de size bir çağdaş. Evet çağdaş iş diyorum ama şunu artık söylemek zorundayım. Arkadaşlar ikide bir şu soruyu soruyorsunuz bana. 1920'de hani ilk sağlık bakanımız, ilk Milli Eğitim bakanımız diye açıklıyorum ya. Zannediyorsunuz ki bu bakanlar hiç değişmiyor. Hiçbiri ölmüyor. Hiçbiri kaçmıyor. O yüzden de o bakanlar atıyorum 1921'de farklı bir bakan söylüyor bu sefer. Biz diyor ki Rıza Nur'a ne oldu hocam? Rıza Nur değil mi? ya da sağlık atan adı var değil mi arkadaşlarım? 1920 ile 22 arasında yani cumhuriyetimizin büyük taarruzu kazanana kadar dikkat edin bakalım kaç tane bakanla kaç tane bakan diğer değiştiriyor. Hatta bakan bulunamadığı için ben söyledim mesela İsmet İnönü hayatını okumanızı yani bak hangilerini bakanlıkları yaptığınıza bakın. Hep başbakan olarak görü İsmet İnönü ama İsmet İnönü başka yerlerde de çalışmıştır. Dışişleri bakanı olmuşsun, Milli Eğitim bakanı olmuşsun gibi. Belki sağlık bakanı da olmuşsun bilmiyorum. Gidin bir araştırın. O yüzden lütfen sizlerden ricam şuna gelmeyin. Hocam bu vardı ne oldu? Sabit kalmayın. 1920-22 arasında çok bakan değişiyor. Mesela Rıza Nur geliyor. İlk ne oldum? Milli Eğitim Bakanı. 3 ay sonra istifa ediyor. Sallıyorum. Hamdullah Suphi Tanrıöver geliyor. Sonra o istifa ediyor. İsmail Safa Özler geliyor. Bu böyle. Anlaşıldı mı? O yüzden ikide bir aynı şey. Tabii biz o yüzden ilklerimi bilin diyoruz çünkü onların hiçbiri ikincilerinde olmayacak. Çünkü hepsi değişecek. O yüzden 2022 arası şuraya gelmişken bir kere daha şu sorularınıza bir cevap vereyim. Sizlerden ricam Türkiye'nin Milli Eğitim Bakanları diye yazın. Milli Eğitim sitesine girin. Hepsi yazıyor. Sağlık Bakanı değil yazıyor. Hepsi yazıyor zaten. O zaman beni anlarsın. Ana dersin ya 2 sene içinde 4 tane bakan değişmiş. İlk Milli Eğitim bakanımız kim? Rıza Nur. Peki ilk Milli Eğitim Bakanımız Rıza Nur olmasına rağmen 1921'de İstiklal Marşı kabul ederken Milli Eğitim Bakanı Rıza Nur mu? He demek ki değişmiş. Anlaşıldı mı? Hamdullah Suphi Tanrıöver artık. Sonra bir daha değişecek. Sonra bir daha değişecek. Burayı anladınız mı? O yüzden sadece ilkleri bilelim burada. İkide bir ikide bir hani bazıları tabii ki yer değiştiriyor. Mesela Lozan'a gidiyor mesela o ayrı konu. O yüzden dikkat orayı da gelmişken söyleyeyim. Şimdi Merve bu iki tane tabloyu bir genel tekrarı yapalım. Hadi başlayalım. Bu arada iki tane yani birinizden birine soru geleceğini düşünüyorum. Ya Japonya ya ekonomik kriz. Bakalım hanginize denk gelecek. Lisans, ön lisans, ortaöğretim gelirse AGS'den birine tahminim ki tahmin ediyorum buralardan birinin şu iki tablodan birinin gelme ihtimali yüksek. Şimdi Japonya'yı bilmeden yapamazsınız. Mesela Merve öğretmen dersinde şogun, daimyo, daimyo ve atıyorum Mutsuhito gibi. Mutsuhito'yu verir zaman ama herkes Japon yapar. Başka bir kelime vermesi lazım. Bir kelime veriyorsun. O zaman diyor neyi anlatıyor? Neyi anlatıyor değerli arkadaşlar? Japonya'yı anlatıyor ya da Meiji Restorasyonu'nu anlatıyor. O yüzden bir tane kavram sorularında da gelebilir. Dikkat şogun ne olduğunu anladık mı? En büyük derebeyi, ülkenin başkomutanı. Yani kral orada şey >> göstermelik sembolik y ama sonra ne oluyor? Kral geliyor. Hepimizin adı neymiş? Hepimizin adı artık Mutsuhito'yuz biz. Peki bizim amacımız ne yapmak? Güçlü ordusu olan zengin bir ülke yaratmak. O zaman ne diyoruz? Yaptıkları aklınıza gelmiyorsa ne aklınıza gelecek sınavda? Atatürk yapmış mıydı yapmamış mıydı? Doğru mu? O zaman ben bu sorudan yaparım. Ancak bir kere daha söylüyorum. Haf devrimi yok. Yani Japonlar zaten kendi alfabelerini kullanıyorlardı. Tamam. Doğru mu? Geldik buraya. 1929 Dünya Ekonomik Nedenleri gelir. Bir efendim şu kükreyen 20'ler ne olduğunu bilin. Neymiş? Ekonomik bir terim. Yani insanların kendilerini zengin hissettikleri dönem. Buradaki adamın şeyi adı Kükreyenler. Bizdeki adı ayın 15'i. Anlaştık mı? Oradan aklınıza. He oradan aklınıza gelsin. Bizde bir gün kükrüyor. Evet. Geldik buraya. Hangi ülkede başladı ABD? Ama nasıl başladı? ABD borsasında yer alan şirketlerdeki hisse senetlerinin düşmesiyle başladı. Bir defa bu sınav sorusu oldu. Bir defa da bu sınav sorusu oldu. Diğer adı ne? >> Kara Perşembe. Bizde ne vardı? Kara Çarşamba. Şimdiye kadar şurası gelmedi. Çünkü çok rahatlıkla herkes yapacak diye sormadılar ama şunu bilin. Başta kim varmış? >> Amerika başkanı Hoover'mış. Sonra kim gelmiş? >> Roosevelt gelmiş. Roosevelt hangi politika yönmüş? New Deal. Bu da çıktı. Bak bu da çıktı New Deal. Çünkü adam yepyeni bir politikayla tekrar Amerika'yı şaha kaldıracak. Roosevelt ona da dikkat etmek lazım. Ancak ben her zaman şunu söylerim. Türkiye'nin aldığı önlemlerin sorulması lazım. Zaten oralar yeteri kadar soruldu. Ne demek Türkiye'nin aldığı önlemler? Bir, çocuğun malımı sattığım devletten mal alınm prensibi olan clearing'i bilmesini isterim. 2. Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti. 3. Mesela mesela çok güzel bir soru yapabilirim. Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti'nin bir tane afişini veririm vardı ya muslukları kapatılması bilmem ne falan filan. Bu olay hangi olaydan sonra gerçekleşmesi veya cevap 1929 Dünya Ekonomik Krizi. Soru değiştiriyorum. Yerli mallar haftalığı kutlanması. Cevap 1929 Dünya Ekonomik Krizi. O afişi veririm. Bunu hangi cemiyetin yaptığını sorarım. Cevap Milli İktisat ve Tasarruf. Ben yapmak istesem var ya kaç tane soru yazarım orada. Orada ne yapmak lazım? Biraz da profesörün bakış açısına ve insafına kalınmış bir durum. Açık söyleyeyim. Evet. Burası tamam mı? Özellikle Türkiye hangi ilkeyi uygulamaya? Devletçilik. Bunu iki defa sordular. Bir uygulanan politikanın adı devletçilik. İki buna sebep olan gelişme. 1929 Dünya Ekonomik Krizi. Şuraya dikkat etmemiz lazım. Bir Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti. Bir de neydi? Clearing sistemi. Evet. Söyle bakalım clearing sisteminin özelliği neydi? Malını sattığım devletten mal alır. >> Malımı sattığım devletten mal alırım prensibine ne denir >> ya? Şeyi unuttum ya. He he. Al ver ekonomiye can ver ya. Heh. Bunun günümüzdeki adı o. Doğru mu? Yani Bulgaristan'da diyoruz ki al ver ekonomiye can verin. Eski adı neymiş? Clearing. Anlaştık mı? Hadi geçelim. İki savaşı arasında Avrupa. Evet geldik iki savaşı arasında Avrupa'ya. Değerli arkadaşlar burada biliyorsunuz ki Avrupa'da büyük bir Dünya Savaşı'nın arkasında hemen o barışı korumak, özellikle statüko devletler kendi özellikle çıkarlarını da korumak amacıyla tekrar savaş çıkmasını da istemeyebilirler. Bu bir. İki, ekonominin tekrar düzelmesi ve yıkılan şehirlerin ve limanların tekrar yapılması amacıyla tekrar bir ikinci kez Dünya Savaşı çıkmasın diye bu şekilde üç tane şey kuruluyor. Bakın tahtada yazıyor. Milletler Cemiyeti, Locarno, Briand-Kellogg Paktı. Zaten bunlardan bir tanesi bu üç tanesi ikisine biz üyeyiz. Tamam. Locarno ile bizim işimiz yok. O yüzden bizimle olmayanı soruyorlar. Yani bizim taraf olmadığımızı. O da ne olacak? Birazdan anlatacağım. Locarno'nun bizimle hiç yakından uzaktan alakası yok. Gelelim Milletler Cemiyeti. Biliyorsun Amerika Birleşik Devletleri'nin Wilson ilkelerinde prensibiydi. Ulusların kendi aralarındaki sorunların çözümü için uluslararası teşkilat kurulması fikrine gündeme getirmişti Wilson ilkeleriyle. Ardından ne oldu? Hatırla Merve. Dünya Savaşı'ndan sonra Amerika Birleşik Devletleri Paris Barış Konferansı'ndayken bunu tekrar gündeme getirdi ve en sona 1920 tarihinde Milletler Cemiyeti diğer adıyla Cemiyeti Akvam kuruldu. Dikkat biz Cemiyeti Akvam'a 12 yıl sonra yani İspanya'nın önerisiyle gireceğiz. Buna dikkat edin diye söylüyorum. Özellikle hangi devlet? İspanya. O zaman Türkiye 12 yıl sonra girmiş. Onu da söyleyelim. Milletler Cemiyeti'nin bir fikrini veren ABD fikrini vermesine rağmen kuruluşa üye olmayan yine ABD düşünsenize fikri sizden çıkar ama siz üye değilsiniz. Çok ilginç bir durum. Neden? Monroe Doktrini'nden kaynaklı yalnızlık politikası. Şimdi gelelim Locarno'ya değerli arkadaşlarım. Bakın Locarno çok ilginç bir anlaşma. Onu baştan söyleyeyim. Çünkü Fransa'nın Alman korkusu yani Versay'ı imzalasa bile sürüyor. Bak Versay'ı imzaladılar. Düşünün Almanya'dan 5 tane kocaman devlet çıkmış. Yani ayrılmış yeni devletler ortaya çıkmış. Düşünün Almanya Alsas-Loren'i Fransa'ya geri vermiş. 33 milyar dolarlık bir eee savaş tazminatı ödemeye mahkum edilmiş. Efendim ordu kuramama, denizaltı yapamama, gemi yapamama, askeri sınırlandırma, ekonomik sınırlandırmalar Almanya'yı perişan edecektir. Dikkat. Ancak bu Almanya dediğin devlet iki gün sonra tekrardan bir savaşı yine Fransa'yla çıkartacaktı. Fransa bunu çok iyi biliyor. O yüzden Almanya'nın sınır komşularıyla oturup bir anlaşma yapmak istendi. Amaç ne? Bir Almanya'yı uluslararası platformlara şey yapmak. Eee uluslararası platformlarda tekrar yer almasını sağlayarak tekrar denge kurmak. Neden? Çünkü dışlanmış bir Almanya iki gün sonra tekrardan Avrupa'nın belası olabilir ki oldu mu? Oldu. Bak Locarno çok ilginç bir anlaşma. Almanya her devletin yani kendisine sınır komşusu olan her devlete garanti vermiştir. Ama kendisinden ayrılan ve millet şey Wilson ilkelerinde de kurulması kararlaştırılıp millet şeyde Paris Barış Konferansı'nda kurulan Polonya hariç. Bak bir daha söyleyeyim. Almanya her sınır komşusuna saldırmama garantisi vermiştir. Böylelikle uluslararası hiçbirine dahil oldu. İki ancak Polonya'ya vermemiştir. Zaten dikkat edin. I. Dünya Savaşı'nı başlatan olay Almanya'nın Polonya'ya saldırısıdır. Dikkatinizi çekiyor mu? Ve adam diyor ki ben garanti vermedim kardeş. Fransa sana garanti verdim diyor. Çekoslovakya sana garanti verdim diyor. Şey sana böyle böyle garantiler veriyor. Ama Locarno anlaşması iki yönü var. Bunun Almanya'nın komşularıyla yapıldığına göre Türkiye devleti de Almanya'nın herhangi bir komşu, sınır komşusu olmadığına göre Türkiye'nin Locarno ile herhangi bir işi yok. Bir kere bunu bileceksin. O zaman üç tane sana yukarıya verir. Milletler Cemiyeti, Kellogg Paktı, Locarno anlaşması. Aşağıdakilerden hangilerine? Türkiye taraftır. Taraf taraf ama Locarno yok. O yüzden herkesi Locarno bak eee sorularda çok az işlenen ama işin ikinci tarafı bu üniteden de en çok soru gelen yerlerden biri Locarno'dur. Ağırlıklı ÖABT sınavlarında gelse de bizde de yani KPSS Genel Yetenek'in ön lisans ortaöğretim belki orayı zorlayabilir ama lisans için kıymetli bir zaten bir şey de kalmadı. Lisans, ön lisans, ortaöğretim de kalmadı. Her düzeyden artık soruyu ya bu ortaöğretimmiş, lise mezunuymuş biz buna düşük soralım. Birazcık zorlayalım ön lisans. En zoru lisansa diye bir şey yok. O iş bitti Türkiye'de. Her sorunun zorluk derecesine bakılmaksın. Ortaöğretimde de ön lisansta da, AGS'de de lisansta da sorar kardeşim. Locarno'yu anladık mı? Locarno'yu o zaman ben bir başlık atıyorum. Dikkat bak. Locarno'yu attım. Başlık. Türkiye neymiş? >> Yok. >> Yok. Evet. Bir kere bunu bileceksin. Peki. Milletler Cemiyeti'nde Türkiye >> var. Çok güzel. Briand-Kellogg Paktı. Biraz sonra geleceğim. Türkiye neymiş? >> Var. Hah. O zaman ben bunları öğrenirsem genel herhangi bir sınav sorusunu yaparım. Hadi Milletler Cemiyeti başlayalım bakalım. Dünya Savaşı'nın sonuyla >> h >> barış çabaları ABD önderliğinde başlatılmış. >> Barış çabaları ABD önderliğinde başladı. Evet. 32 devletin katılımıyla toplanan Paris Barış Konferansı >> 32 devletin devam et >> katılımıyla toplanan >> katılımı ile toplanan Evet >> Paris Barış Konferansında >> Paris Barış Konferansında >> uluslararası bir teşkilatın kurulması kabul edild >> uluslararası bir teşkilatın kurulmasına karar verildi. Evet >> 10 Ocak 1920 tarihinde. >> 10 Ocak 1920 tarihinde. Evet. Merkezi Cenevre olmak üzere. >> Merkezi Cenevre olmak üzere. Cenevre nerede >> olmak üzere? Cenevre'nin nerede olduğunu biliyor musun? Merve Murat. Cenevre nerede? >> Hadi bir bakayım. Lan Cenevre nerede olduğunu bilmiyorunuz mu lan? Size dünya atlası alacağım. Söz veriyorum. Şöyle magnetik şeyler var ya böyle böyle yerlerine koyma. Evet. Cenevre neresi? olmak üzere ne kurulmuştur? Milletler Cemiyeti kuruldu. Dikkat Milletler Cemiyeti ile alakalı. Şunu da söyleyeyim, diğer adını söyleyeyim. Cemiyeti Akvam. Böyle de gelebilir. Şaşırmayın. Anlaşıldı mı? Neredeymiş Murat? >> İsviçre. >> He. Bütün şeyler, tarafsız yerler nere dedik biz size? >> İsviçre. Evet. >> Geldik buraya. Locarno. Söyle bakalım. Locarno. >> Uluslararası barışı korumak amacıyla bir araya gelen >> Almanya, İtalya. >> Dur şimdi bunları bir bilmemiz lazım. Almanya, İtalya, >> İngiltere >> İngiltere bazıları sınır komşusu değil. Bak fark ettiysen devam. >> Belçika >> Belçika sınır komşusu. >> Polonya >> sınır komşusu. >> Fransa >> sınır komşusu >> ve Çekoslovakya. >> Ve Çekoslovakya. Evet. arasında >> arasında >> 1925 yılı Locarno Antlaş >> 1925'te Locarno Antlaşması imzalandı. Locarno antlaşması imzalandı. Hadi bir de şunu bulun bakayım. Locarno Antlaşması hangi ülkede imzalandı? Locarno nere? Bul bakalım Murat. Devam et. Almanya uluslararası işbirliğine tekrar >> Almanya bu anlaşmayla dışlanmaktan vazgeçildi. Uluslararası işbirliğine dahil oldu. Uluslararası işbirliğine dahil hatta nereye alındı biliyor musunuz mu? Şeye Milletler Cemiyeti'ne'ne dahil oldu. Evet. >> Bu antlaşmadan kısa bir süre sonra >> Bu antlaşmadan kısa bir süre sonra Evet. >> Almanya Milletler Cemiyeti'ne de üye olmuştu. Almanya Milletler Cemiyeti'ne de üye oldu. Milletler Cemiyeti'ne de üye oldu. Arkadaşlar burada Locarno'da bilmeniz gereken bir hemen Almanya'nın sınır komşuları aklınıza gelecek. 2. Türkiye'nin olmadığını bileceksiniz. 3. Almanya'yı tekrardan Dünya Savaşı'ndan sonra uluslararası işbirliğine kattırdığı anlaşma. Kattırdı, katılmasını sağladığı anlaşmanın adı Locarno. No >> neredeymiş Locarno kardeşim? >> İsviçre hocam. >> Allah Allah. Hep de İsviçre çıkıyor değil mi? Uş nerede? İsviçre. Lozan nerede >> ya? Evet. Bakın İsviçre bu dönemden sonra dünyanın neyi olacak? Hem tarafsızlık merkezi oldu. Bütün anlaşmalar hemen hemen orada imzalanacak. Bazı ülkelerin kuruluş yerlerinin merkezi de gene İsviçre olacak. Geldik Briand-Kellogg Paktı'na. Bunlar kim bu arada? Briand bir isim. Kellogg bir isim. Bunlar kim acaba? Bunlara da bakın. Bu iki tane dışişleri bakanı çıkacak ortaya. Kardeşim diyecek artık savaşma, savaşma olmasın. Ekonomimize bakalım. Para kazanalım. İnsanca yaşayalım. Bak 10 milyon sivil hayatını kaybetti. Kaç milyon asker hayatını kaybetti. Liman kentleri özellikle tahrip edildi denizaltı ve gemilerden dolayı. O yüzden işimize bakalım dediler ya. Savaş bir daha çıkmasın. Bunun üzerine değerli arkadaşlar normalde Fransa'nın, gene girişimiyle çünkü Fransa'nın Alman korkusu hala vardır. Onu da söyleyeyim. Hala günümüzde Fransızlara mikrofon uzatalım. Hangi ülkeden çekiniyorsunuz diye soralım. Halbuki şu an aralar çok yeni Almanya'dır. Evet. Yunanistan'a sor Türkiye'dir. Ermenistan'a sor Türkiye'dir. Şimdi aynı mantık. Fransızların hep fark ettiyseniz ticareti devam ettirebilmek için kendisini özellikle zora sokacak Almanya devletini bir uluslararası işbirliğine davet ediyor. İki bakın bundan sonraki çok ilginçtir. Çok ilginç bir karar alınıyor. Amerika ile beraber oturup masadan sonra karar şu dünyada savunmaya dayanmayan savaş kanun dışı. Şimdi savunmaya dayanmayan savaş ne demek? Hazır mıyız Merve? >> Sen Merve'sin. Öyle yaparsak olmaz. Sen Yunanistan'sın ben Türkiye'yim. >> Allah kı ama seni Yunan yaptın. Şimdi ben sana saldırırsam hiç ortada bir şey yok. O zaman sen kendi kendine mantıken savunma yapmak zorunda değil misin? O zaman bu savaş meşru bir savaş diyor. Yani ilk yumruğu atan sen olma demektir. O yüzden savunmaya dayanmayan savaş kanun dışı sayılmıştır. E o zaman savunmaya dayanmayan savaş kanun dışı sayılırsa o zaman kimse birbirine savaş ilan etmez. Kimse birbirine savaş ilan etmezse dünyada savaş olmaz. Dünyada savaş olmasa barış dönemi çok uzun sürer. Özellikle Briand-Kellogg Paktı'nın ki dikkat et sınavlarda illa Briand demesine gerek yoktur. Ne dediği gelebilir bu? Kellogg Paktı. Kellogg Paktı ile beraber savunmaya dayanmayan savaşın kanun dışı sayılmasına Türkiye'de girecektir. Onu da söyleyeyim. Türkiye Rusya ile imzalanmış Litvinov Protokolü'nden sonra buraya da girecek ve böylelikle Kellogg Paktı'na da Türkiye yer alacaktır. O zaman ne yazdım ben? Türkiye var. Başla bakalım. 1928 yılında. >> Evet. >> Paris'te ABD. >> Paris'te ABD. >> İngiltere. Fransa. >> İngiltere. Bak hep ağır Fransa. Evet. >> İtalya. >> İtalya. >> Japonya. >> Japonya. >> Çekoslovakya. >> Çekoslovakya. >> Belçika. >> Belçika. >> Almanya ve Polonya tarafından. >> Almanya ve Polonya tarafından. ve Polonya tarafından evet >> imzalanmıştır. >> Devam var mı? >> Bir sonraki maddede bu pakta aynı yıl. >> Bu pakta aynı yıl dikkat. >> SSCB ve >> SSCB ve >> Türkiye'de dahil olmuş. >> Türkiye'de dahil olmuştur. Türkiye'de dahil olmuştur. Var mı başka bir şey? Bu pakta göre >> işte en önemli meselesi bura. Bu pakta göre >> savunmaya dayanmayan savaş. >> Savunmaya dayanmayan savaş kanun dışı sayılmıştır. Hukuk dışı yani kanun dışı sayılmıştır. O zaman bu da bir barış koruma mı? Bu da barış koruma. Bu da barış koruma. O zaman dikkat. Dünya Savaşı'ndan sonra bir Milletler Cemiyeti 2 Locarno anlaşması 3. Kellogg Paktı hangileri sürekli barışı sağlamak amacıyla kurulmuştur veya barışın sürekliliğini sağlamak amacıyla kurulmuşsa üçü de var arkadaşlar. Tamam ama Türkiye'yi sorarsa hangisinde yok? Locarno'da yok. Diğer ikisinde var. Şu notu ayrı bir yere yazdıracağım şimdilik. Bu tarafa doğru geçeyim. Geldim buraya. Yıl 1918, yıl 1939. Biri I. Dünya Savaşı'nın sonu, diğeri II. Dünya Savaşı'nın çıkışı. Tarihte biz bu olaya 20. yüzyıl başlarına dünya ünitesi adını veriyoruz. Bu ünitede özellikle dünyada yaşanan bilimsel gelişmeleri az da çok da olsa bilmeniz lazım. Dikkat sadece buraya yazdığım yerlerden Merve D soru geldi şimdiye kadar. Aa yani o bilimsel gelişmeler var ya ne kadar önemli. Şu mantık var. Aşağıdakilerden hangisi? 1918-1939 yılları arasında dünyada yaşanan bilimsel ve kültürel gelişmelerden biri değil. Tamam. Şimdi soruyu değiştiriyorum. Bak böyle gösteriyor. Şimdi aşağıdakilerden hangisi iki savaş arası dünyada yani işte onun iki savaş arası ne demek? I. Dünya Savaşı'nın sonu II. Dünya Savaşı'nın başı 1918-1939 aralığını bilmek zorundasın. O zaman ÖSYM iki farklı tip soruyor. Bir iki savaş arası diyor. Senin iki savaştan kastettiğin ne o bu? I. Dünya Savaşı ile II. Dünya Savaşı. O zaman onun tarihleri neyim? 1918-1939. Bunlar arasında mesela elektrik dünyanın en büyük icatlarından bir tanesi. Petrol petrol tesisleri kuruluyor. Elektrik artık evlere giriyor. C vitamini keşfediliyor. Mesela C vitamini eksikliğinin eksikliği insanda neye sebep oluyor? Özellikle denizcilerde bir bakım bir hastalığa sebep oluyor. O yüzden C vitamini keşfedilmiş. Mesela sağlık alanında Alexander Fleming penisilini buldu. Dikkat. Bu çıkan bir
Sınav sorusudur. Mesela Alexander Fleming'in penisilini bulması. Eee, vereme karşı, tüberküloza karşı BCG aşı bulundu. Bak sağlık alanında ne kadar şeyler var. Efendim insülin bulundu pankreas üstünden. Efendim bak bunlar hep sağlık alanında yapılan gelişme.
Mesela başka eee psikoloji. Bir Dünya Savaşı'ndan sonra insanların bozuldu. Artı bir de 1929 dünya ekonomi krizinden sonra ne oldu? Psikoloji bilim dalı çok büyük önem kazandı.
Sanatta mesela birçok yeni sanat akımı ortaya çıktı. Kübizm duymuşsunuzdur. Özellikle kübizm gene soruldu. Kim kübizmi kuruştu? Kim? He Picasso. İleride geleceğim anlatacağım. Efendim başka ne var? Eee varoluşçuluk var. Fenomenoloji var. Birçok psikoloji akımı da ortaya çıktı. Birçok felsefe akımı da ortaya çıkmıştır.
Dünya Savaşı'ndan hemen sonra mesela gökdelen sayıları arttı. Mesela şu an dünyada gördüğümüz gökdelenlerin çoğunun çok eski zamanlarda yapıldığını görüyoruz. Evet. Çok yeni yapılan Dubai'dakilere geçiyorum. Mesela bir tanesi var ki eee şeyde Amerika Birleşik Devletleri'nde Start Building biliyorsunuz değil mi? O mesela çok uzundu. Daha sonra onu geçtiler. Tabii de göktelenler bugün Amerika'ya gidiyorsun her yer göktelen arkadaşlar. İnanılmaz yani. Her biri bir holding. İçinde binlerce insanın çalıştığı ki eee sizler de biliyorsunuz ki ikiz kuleler vardı Pentagon'un falan. Onlar eee 2001 yılında biliyorsunuz ki vuruldu falan. Ondan sonra savaş çıktı zaten. Şimdi o zaman göktelen sayısında büyük artışlar var.
Mesela bu dönemde eee konuşan basın, radyo. Oo ben bunu anlattım. Konuşan basın diye üstüne basıyor. En sona sınavda geldi. Konuşan basın nedir diye sordular. Cevap ne? Radyo. Ancak size bir şey söyleyeceğim. İki savaş Avrupa'da internet var. Yani internet ne zaman bulundu? Demek ki iki savaş Avrupa'da değil. Anlatmadım çünkü. Mesela uzay yarışları, uzaya uydu gönderilmesi falan. Bu yine bu dönemde değil. Şunu anlatmaya çalışıyorum. İki savaş Avrupa'da çok rahatlıkla yapabileceğini şeyler. Asıl bütün bilimsel ve teknolojik gelişmeler soğuk savaş döneminde yani 3. ünitede olacaktır. Böyle yazacağız orada. Ama buradakileri çok rahatlıkla yaparsınız değerli arkadaşlar. Söyleyeyim. İşte DDT adında böcek ilacı bulundu var. Ama bunlar sizin çok rahat mesela bunları bilirsek bazılarını yaparız. Mesela konuşan basını sordular. Alexander Fleming'i sordular. Efendim Pablo Picasso Guarnik soruldu. Kübizm soruldu. Demek ki ha şu yazdıklarım yerde dör tane sınav sorusu gelmiş kardeşim. O zaman adam tekrar bir tane içinden sorabilir mi? Sorabilir. Hadi bakalım başlayalım.
>> Dünya Savaşı'ndan sonra >> Dünya Savaşı'ndan sonra Evet. >> siyasi ekonomik kültürel. >> Siyasi ekonomik kültürel. Evet. ve bilimsel birçok gelişme yaşanmış. >> Kültürel, teknolojik ve bilimsel birçok gelişme yaşandı. İşte bunları işleyeceğiz. Teknoloji ve bilimsel birçok gelişme yaşanmıştır. Gelişme yaşandı. Evet değerli arkadaşlar bu gelişmelere tek bakalım. Hadi bir >> petrol ve elektrik evlere girmişti. >> Petrol ve elektrik evlere girdi. Evet. Lean var mı? >> Parmak. >> Hı h >> C vitamini keşke dönmüştür. C vitamini keşfedildi. Hala keşfetmeyen arkadaşlar var. Evet, devam. >> Hangi madde? Elektron mikroskobu bulundu. >> Elektron mikroskobu bulundu. Bunların ne olduklarını hepsine lütfen Google'dan bakın. Görsellerden tıklayın. Mikroskobu bulundu. Evet. >> DDT bakın böcek ilaçları. DDT adıyla ilk kez böcek ilaçlaması bulundu. Böcek ilaçlaması yapıldı. Evet. >> Preast insülin elde edildi. >> İnsülin elde edildi. Evet. >> Ba şehir planlamasında öne çıktı. >> Baous şu an hemen hemen Türkiye'de her yerde var artık değil mi? Baous adında şehir neyi? >> Planlaması ortaya çıktı. planlaması ortaya çıktı. Neymiş bu Bauz? Bir bakın. Evet. >> Taşıt üretimi artmış. >> Sonraki maddem. >> Evet. >> Taşıt üretimi arttı. Hı hı. >> Ve uluslararası yolcu uçakları faaliyet >> ve uluslararası yolcu uçakları faaliyete geçti. Faaliyete geçti. Evet. >> ABD'de yapılmış. >> ABD'de bir daha söyle. MPR >> state değil mi? >> Buling yapıldı. Ş. >> Evet. Tabii gökdelenler arttı. Göktelenler arttı. Evet devam. >> Kullanıyla konuşan basın. >> Konuşan basın. Konuşan basın. Yani radyo kullanımı yaygınlaştı. Radyo kullanımı yaygınlaştı. Bugün hala radyo kullanımı sizce devam ediyor mu? Özellikle arabalarda değil mi? Yani evde çok radyoyu dinleyen kalmadı ama mesela televizyonlarda da radyo frekansı olduğu için artık o televizyonların sonlarına doğru 1295'lerde falan radyo bilmem neye gelebiliyorsunuz ya. Devam. >> Çizgi film endüstri oluşmuştu. >> Çizgi film endüstrisi oluştu. Evet. >> Devamı sinema sektörü gelişti. >> Sinema sektörü gelişti. Evet. Teorisiyle >> Albert Einstein değil mi? Izafiyet teorisiyle >> dünyasında >> Albert Einstein bilim dünyasına çığır açtı. Evet. Berkü >> he >> tedası için BCG >> BCG aşısı bulundu. Hangi hastalıkçıymış bu? >> Evet devam. >> Alexander >> çok önemli. >> Alexander Filemik zaten sınavda da geldi. Pelin silini buldu. Silini buldu. Devam. Peki bu perinisini neyde kullanıyor? Bildiğin var mı? Heh, devam. >> Psikoloji önem kazanmıştır. >> Psikoloji önem kazandı >> ve varoluş oluşuluk. >> Varoluşçuluk >> ve fenomenoloji ve >> ve fenomenoloji. Evet. >> Yeni akımlar ortaya çıktı. >> Yeni akımlar ortaya çıktı. Devam. >> Tarih yapıcılığı değişmiştir. >> Evet. Ne oldu peki? Gelenekselleşen tarih yerine yerel >> gelenekselleşen tarih yerine evet >> yerel sosyal ekonomik >> yerel sosyal ekonomik >> ve medeniyet konuları >> ve medeniyet tarihi gelişmiştir. >> Evet. >> Devam. >> E iki savaş arası Avrupa ve dünyayı özetleyen gaza >> e bu da çıktı. John Stanbeck neymiş? Gazap. Üzümleri okumayan var mı? H frit ödülü Amerika'nın en prestijli ödüllerinden birinin sahibidir. Eee John Stanbek özellikle Türkiye'de okunan eseri maalesef ki fareler ve insanlar oluyor. Tamam. Halbuki sınavda soru nasıl geldi? 1929 dünya ekonomik krizini yansıtan en önemli eserdir değerli arkadaşlarım. Ney? John Stenback. Ne? Yani >> gaz >> gaza üzümleri. Yani burada Türkiye'de tanınan eseri hangisi peki? Fareler ve insanlar. Yani sınavda tekrardan bu soru geldiği zaman hemen Adana şıkkına fareler ve insanlar konu. İnsanoğlu tabii ki bilmiyorsa bir de bunu bir de ekonomik kriz ya fare insan kriz var. Acaba bu bunu mu yedi diye hiç okumayan bir adam John Sten Bey çok rahatlıkla düşürür ÖSYM. Halbuki cevap ney? Gazap üzümleri başları biraz sıkıcı gelebilirse ama daha sonraki açılacaktır. Yani romanda biz hemen ilk 10 sayfada bırakma alışkanlığımız var. Halbuki Romanların girişleri ilk 25 30 sayfayı yani hiç öyle şey düşündüğünüz gibi değil. Sonralarına bakmak lazım. Gaza büzümleri sınavda geldi. Devam. >> Sürrealizm. >> Sürrealizm. Hı. >> Ve ekalizm. Akımları ortaya çık. sürrealizm ve eksper yyonizm akımları ortaya çıkmış. Devam. >> ABD'de başlayan >> ABD'de başlayan CZ >> tüm Avrupa ülkelerine yayılmıştır. >> CZ tüm Avrupa ülkelerine yayılmıştır. Tüm Avrupa ülkelerine yayılmıştır. C sever misin? >> Dinledin mi? Cazz yapma diyorsun ha. [kahkaha] Evet. Not kısmına gel bakalım. Charlie Chaplin değil mi? >> Evet. Charl karakteriyle şö olan >> Charlo karakteriyle ünlenmiştir. Ben çok severim bu arada. >> Kesinlikle sessiz sinemanın devrimcisidir bu adam yani. Evet. İki tane filmler oynadı bunda. Modern zamanlar değil mi? >> Ve büyük diktatör. modern zamanlar ve diktatör filmlerinde oynamıştım. Oynadı.
Şimdi ileride ben size bir şey anlatacağım ama onu gelmişken çünkü buraya da tekabül ediyor. Bir adam var kübizmin kurucusu Pablo Picasso. Hepimizin bildiği bir adam. Bu adam özellikle İspanya İç Savaşı'nda, özellikle İspanya İç Savaşı yaşanırken Guvernika adındaki bir kasabayı Almanlar bombalıyor. Çünkü bu taraf eee General Franco'nun karşısında yer alan bir yer. Bu kasaba. Kasaba bombalanınca Alman uçaklarından sonra yıllar sonra Pablo Picasso bu eserini yapıyor. Guernika'yı Guerika'yı yaptıktan sonra bir Alman generalle o resmin başında bir konuşması var. Alman general diyor ki bu resmi siz mi yaptınız? diyor. Ne diyor Picasso? Hayır diyor. Siz yaptınız diyor. Yani kastettiği ne? Guarnik eee kasabasının bombalanması ile alakalı olan böyle eee geometrik şekillerle beraber orada insan çığlıkları var. Biz onu bazen resme böyle bakıyoruz ya hiçbir şey anlamıyoruz falan. Arkadaşlar sanat gözü diye bir göz var. Yani o göz herkes olmayabilir. Şimdi bize çok saçma gelen şeylerin aslında dünyaca ne kadar önemli hale getir yoksa tavana muz asmadan falan bahsetmiyorum. Yani duvara muz asıyorlar ya bir de bantlayıp o değil. Kastettiğimi anlayın. Burada bizim özellikle eee ne tip oluyor? Natürm değil. Onun bir ismi var. Şöyle dağınık şekilde ya da anlaşılmıyor ya. Onun bir ismi vardı. Soyut. Soyut resimler nasıldır? Sen baktığında ne gördüğündür? Şimdi resim var ortada. Resim yok. Sen ne görüyorsun? Hani bazen de Twitter'da falan denk gelirsiniz ya da Instagram'da bir tane resim var arkadaşlar. İlk kurt görüyorsanız duygusal şuursunuz. İlk orada tavşan görüyorsanız o budur. İşte ilk baykuş görüyor değil mi? Fark ediyoruz mu? Ben de herkesin aynısını görüyorum. Ha sende de oluyor mu? Hiç değişik bir şey görmüyor. Ceylansa Ceylan ya >> işte beyninizin sağ tarafı çalışıyor, sol taraf çökmüş. Yok sol çalışıyor, sağ bir şey olmuş. Böyle sürekli şeyler var. Pablo Picasso her zaman soru olarak gelir. Geldi. Hem güncelde gelebiliyor bize. Hem genel kutu kısmında hem de tarihte gelebiliyor. Bir gün bu tabloyu size resimli soracaklar. Tamam. Resimli. Resimli tabloyu verecekler size. Nasıl şeker Ahmet'in verdiler? Bak yıllar önce anlattım. Narlar, ayvalar geldi. Nasıl işte eee silah taciri, kaplumbağa terbiyesi, bizlerde artık görselli sorularda oluyorsa bu guvernika tablosu da size görselli gelecek biliyorum. Ama hanginize bilir gelir gelir bilmiyorum ama bir sınavda görselli gelecek. Mesela son sınavlarda bu görsel işini iyice fazlalaştılar. farklı sınavlarda mesela en son şey geldi. Eee, Fatih Sultan Mehmet'in minyatür sanatçısı Nakas Sinan Bey'in "Gül koklayan Fatih'i sordular mesela." Ama tamam da hep bizden sormazlar. Bir günde ne yaparlar? İnci küpeli kız sordular. La oğlum o inci küpeli kız sorusunda kızın kulağında inci olmasa var ya tövbe kimse yapamaz. Resme biraz dikkatli bakan şurada bir inci görür. Doğru mu? İnci küpeli kız çok önemli bir eser mesela. Hep Monaliza'yı biliyorsun. E tamam da hep Monaliza gelecek diye bir şey yok. O yüzden dünyaca ünlü resimler vardır. Vanohların yaptığı, Rönensan sanatçıların yaptığı Leonarda Vinçilerin birçok son akşam yemeğini falan söyledim. O yüzden bu tür tabloları artık ben neyle bekliyorum Mer? Görselli soru olarak bekliyorum. O yüzden dikkat dikkat dikkat söyle bakalım şuraya yazalım. >> İki savaş arası dünyada. >> İki savaş arası dünyada. Evet. >> Kübizmin kubaran. >> Kübizm ne demekmiş? Herkes de bir baksın. Kübizmin kurucularından >> Pablo Picasso. >> Pablo Picasso. Evet. >> 1937 yılında. >> 1937 yılında >> Alman hava Kuvvetlerinin >> Alman hava kuvvetlerinin Evet. İspanya'nın Guernika kasabasını >> İspanya'nın Guvernika kasabasını >> bombalamasını anlattı. >> Bombalamasını anlattı. Evet. >> Guika resmiyle ünlenmiştir. >> Guvernika resmiyle ünlenmiştir. Evet. Bu kadar mı? >> Şunu da yazalım. Özellikle Alman generalin değil mi sorusuna? Hayır bu resmi siz yaptınız demiştir. Siz yaptınız demiştir. O verdiği cümle tabii ki çok çok kıymetli. Evet.
Böylelikle 1. ünitemiz olan 20. yüzyıl başlarındaki dünya ünitemizde sona erdirmiş vaziyetteyiz. Buradan bir soru gelecek toplamından. Bakalım o toplam yani toplam dedim iki videodan bir soru gelecek. Dördünüzden birine gelecek. AGS 3 tane KPS sınav günü göreceğiz hep beraber. Ama ben şunu biliyorum ki bu gelen sınav sorusunu çok rahatlıkla yaparsınız. Sakın ola bak sakın ola. Çağdaş'tan üç soru geliyor. Ben yapmayayım demeyin. O üç soru çok kıymetli. Bana şunu söyleyeyim bak. İslam Osmanlı üç soruyla bu ü soru arasında fark var mı? Yok. Çağdaştaki kafayı değiştiremediğiniz için çağdaş yapamıyorsunuz veya zorlanıyorsunuz. Aslında yakın tarihe geldikçe gördüğünüz, duyduğunuz görseller daha fazlalaşmasına rağmen burayı yapamazken olmadık İslamiyetiyet öncesi 2000 yıllık tarihi daha fazla sorusunu yapabiliyorsun. Sebebi biz tekrarı Türk milleti olarak en baştan yapıyoruz. Yani mesela dünyada öyle değil. Bir adam dünyada örnek dağılma dönemi olsun. Ben dağılma dönemini yapamıyorum diyorsa oturup dağılma dönemine çalışıyor. Biz ne yapıyoruz? Hop! İslamiyet öncesi. O yüzden İslamiyet öncesinde 2500 kere tekrar ediyoruz. Çağdaş sona geldiği için bir kere bile tekrar etmiyoruz sorusunu çözmüyoruz. Ben size bir şey olay anlatayım mı? Birçok kere imza gününe gidiyorum. Hatta bu video yayınlanacak. Yayınlandıktan ertesi gün de cumartesi günü Balıkesir'de olacağım. Instagram'dan yayınlıyorum nereye gittiğimi. Eee pazar günü de Bursa'da olacağız inşallah. Bayram hocayla beraber bayram ben lazım. Gidiyoruz. İmza günümüz var. Balıkesir ve Bursa'daki tüm arkadaşları da beklerim bu arada. Ayın 31'inde de Aydın'da olacağım inşallah. Ben tek geleceğim. Bu arada mahşer kitapları arkadaş çok soru soru. Kitapçılarda mahşer bulabilir miyiz? Zaten biz onu imzalamaya gittiğimiz için orada mahşer satılıyor. Sen oradan satın alıp sıraya geçip imzalatıyorsun, fotoğraf çektiriyorsun. Bunu da söyle. Tüyap mesela kitap fuarında kitabın satılıyor mu diyor. Oğlum kitap fuarına ne satı karpuz mu satacak ya? Yani çok absürt sorular geliyor arkadaşlar. Kitapçıya gittiğimizde kitap elbet ki orada olur. Sen satın alırsın geçersin sıra imza atsın. Şimdi eee öğrencilerde hep şuna dikkat ediyorum. Mesela sınava 2024'te hazırlanmış. Tamam mı? Merve 2024'ün kitabını getiriyor ya imzalamaya. Hemen ben bakarım soru bankasına. Soru bankası çağdaş maalesef hiç çözülmemiş. Niye? E 24. O zaman sen, bütün millet 27'den girerken sen 24 sorudan giriyorsun. 3 soru gitti. E ben geçen de örnek verdim. 4 soruda yanlış yap. 20 4 de 1 gitti. 19'a düşüyorsun. Yazık günah değil mi? Bu kadar emeğe yani çağdaş yapmamanın zararını anlatıyorum sana. Çağdaşı yapın ki bana göre bütün mantık neydi? Her bir alt ünite başlığını hiçbir şeyle karıştırmadan yapabilir. Örnek burayı anladınız. Lokarno millet cemiyeti Kellok. Tamam mı? Benim kafada bitti mi bu? Bitti. Kapattım. Bitti. Bura apayrı bir yer. Burra apayrı. Dört sütun yaptım. Dör de birbirinden farklı olup birini de Japonya'yı anlatıyorum. Dönüyorum dünyadaki ekonomik krizi, dönüyorum Avrupa'daki barış çabaları dönüyorum bilimsel kültürel çalışmaları. O zaman burada dört sütun varsa dördünün de birbirine bir alakası yok. Çünkü ben bir zaman dilimi içinde dünyanın dört bir tarafını anlatıyorum. Bu çağdaş Türk ve dünya tarihi şu: Kafamda 40 tane tilki var. Hiçbirinin kuyruğu birbirine değmiyor üniteleri. Anlaşıldı mı? Anladın mı Murat? Murat. yaşıyor mu kardeş? >> Ha iyi tamam. Arkada solarite mi oynuyorsun lan? Ne de olsa çekim yapıyor kamera diye. Evet o da güzel. Anlaşıldı mı? Neymiş sloganımız? Kafamda 40 tane tilki var. Kırgın da kuyruğu birbirine değmiyor. İşte bu.
>> Geldik buraya. Türkiye'nin var olduklarını söyleyelim. Hangilerinde var? >> Milletler. >> Hangisinde var? Kelok paktında var. Türkiye nerede yok? >> Lokarno'da yok. Milletler Cemiyeti'ni zaten biliyoruz. Özellikle kim Milletler Cemiyeti'ni kurdurdu? ABD. Peki dikkat. ABD Milletler Cemiyeti'nde yok. O zaman var yokları bilmemiz lazım. Geldik buraya. Bana göre, bana göre şu LCAR'nun soru gelme ihtimali Kellock'la beraber şuraya göre daha fazla. Niye? Çünkü Locarno'da şurayı bilmeniz lazım. Almanya'nın bu anlaşmayla dışlanmış bir Avrupa yerine tekrar Avrupa'da söz sahibi olmasını sağlayan anlaşmadır. Bir çünkü ne kadar dışlarsan o belli bir süreç sonra sana savaş olarak geri dönüyor. O hataya düşmek istemediler. Dikkat Almanya burada Polonya sınırına garanti vermedi. Zaten dikkatin Dünya Savaşı'nı oradan başlattı. Dikkat bu anlaşmayla beraber Lokarno'da Türkiye'nin olmadığını da biliyorsun. Geldik buraya. Kellock eee brillant Kellock diye de gelebilir sınavda. Kellok partı diye de gelir. Ancak çok önemlidir. Savunmaya dayanmayan savaş kanunu sayılmıştır. Nerede yazıyor? Şu şu kelimeye dikkat. Oldu mu Merve? >> Heh. Şu kelimeye dikkat edersek sınavda her türlü soruyu yazarız. Türkiye var mı? Var. Kimle birlikte uyldu? SSCB. Dikkat. SSCB ile Türkiye aslında kendi arasında bir pakt yaptı. Gelmişken mi onu da anlatayım. Bu paktın adı Litwinov paktıdır. Herkese ricam bu paktı bir araştırın bakayım. Litwin o paktı ne demek? Bundan sonra ikisi beraber Kello'a katıldı. O zaman bu paklar hemen hemen birbirine benzer paklardır. Ama daha geniş katılımı olan Kellok olduğu için bu iki devlet de Kello'a katılmışlardır. Onu da size söyleyelim. Şuraya gelelim. Burası çok kıymetli. Dört soru geldi buradan. Hala gelir mi? Bakacağım. Bir bakayım. Birden gelmez. Ha şöyle de gelebilir. İk savaş arası Avrupa'da bilimsel gelişmeler ya da 191839 diye gelebilir. Ancak bence ÖSYM şunu söyleyecek. Şu tamam şu kelimeyi kullanacak. 1839 değil. O biraz daha basit oluyor çünkü bunu. Çünkü bir adam bir adam Neil Armstrong'un aya çıktığı tarih 1969'u bilirse veya Sputney'in 1957'de uzaya çıkılan ilk uydu olduğunu bilse veya internetin Dünya Savaşı'ndan sonra en iyak adıyla dünyada olduğunu bilse bu soruyu çok rahatlıkla yapar. Çünkü öğrenciler ki yakına geldiğimizde de bilimsel teknolojik gelişimi çok fazla. O yüzden dikkat. Eğer sana böyle bir soru gelirse büyük bir ihtimal soğuk savaş dönemindeki bu olaylardan gelir. Aşağıdakilerden hangisi? İki savaş Avrupa'da yaşanan bilimsel ve teknolojik gelişmelerden biri değildir ya da iki savaş dünyada yaşanan gelişmelerden biri değildir arkadaşlar. Uyduculuk yok, uzay yarışı yok. E eee internet yok. Bunların hepsi ne zamanmış? İleride. O yüzden iki savaş arasında bunlar yok. Hadi bir yazalım mı onları? Hangileri yok? Uzay yok. Doğru mu? uzay yarışları ve uzay gönderi ne yok? >> İnternet yok. Ne yok başka? >> Aya çıkma >> yok. Anlaştık mı? Bunlar yok. Bunları bilin. Geldik buraya. Ha ne gelebilir diye bakıyorum. Bu geldi ama gelmez diye bir şey yok. Tamam. Konuşan basın ne demekmiş? Radyo. Geldik buraya. Başka ne gelebilir? Albert Einstein ne de olsa yazalım önemli. İzafiyet teorisi kime ait? Bu özellikle şeyde soruluyor. Genel tütle kısmında geldik. Şu çok önemli. Şu penisilin var ya hocam Alexander Filemink sınav iki farklı sınavda geldi. Gene aynı soruyu sordular gene gelir. Gaza üzümleri doğru mu? Özellikle 1929 dünya ekonomik krizinden sonra yaşanan durumu anlatan eserdir. Başları sıkışı sonra ilerleyin. Muhakkak bırakmayın. Önemli bir kitap. Cazz yapma dedik. [kahkaha] Hep bu babalarımızın laflarıdır biliyor musun? >> Caz yapma. Hep öyledir. Ha size de öyle miydir Murat? Size de mi öyle? >> O zaman size cz yapan birileri var. Bizde yok. Evet. Charles Chaplin hangi rolü oynamış? Dikkat bir gün çıkabilir. Charlo karakteri bu. Ancak bunlar tarih değil de biraz genel kültür kısmında gelebilir. Ancak şu çok önemli. Pablo Picasso kübizmin kurucularınan. Çünkü bizim araştırıyorsunuz ne olduğunu. Tablosunun adı ne? Guvernika. Ney bu? Aslında İspanya'da bir kent. Cumhuriyetçilerin kenti. Milliyetçilerle iç savaş sırasında General Franco Almanya'dan destek alıyor. Almanlar hava kuvvetleri o kasabayı bombalıyor. Kasabayı bombaladıktan sonra yaşanan dramı ve trajediyi Guvernika adındaki tablosuna yansıtmıştır. Pablo herkese anlayacağım. Şu an elinde ders not olanlar e o tabloyu çok rahat görüyor. Hatta AGS soru bankamızda da ilk tablomuz, ilk sorumuz Guvernika tablosu oldu. Guvernika'ya dikkat. Pablo Picasso bir tablonun adı Guvernika. Alman generale muhabbetinde anlattım. Bu tabloyu siz mi yaptınız? Yok ben yapmadım siz yaptınız dediği tablodur. Var mı sıkıntımız?
Şimdi şuraya doğru bir gelelim ortaya. Dör tane sınavdan birine %100 geleceğine inandığım ünitedir bu. 20. Cüz başlığına dünya. Evet. Herkes bir Dünya Savaşı'nı sonuna kadar biliyor ama bir Dünya Savaşı'ndan sonra neler olduğunu bilmiyor. Böylelikle ben sizlere şunu açıklamaya çalışıyorum çağdaşlar. Bugün izlediğiniz haberlerin bir başı var. Bazı devletlerin komşuluk ve dostluk ilişkilerin tarihe dayandığını, bazı ülkelerin Japonya gibi nereden nereye geldiğini, eee bazı ülkelerin nasıl gerilediğini, özellikle İsrail, Filistin muhabbetine geldiğimizde, bizdeki Kıbrıs meselesine geldiğimizde çok daha yakın şeylere geleceksiniz. Çünkü o iki sorun devam ettiği için hala günümüzde de ne oluyor? Bir insan kulak kabartıyor hemen. Okuduğunun okulun Cengiz Topel olması, caddenin Cengiz Topel olması. Bu Cengiz Topel kim? Bakın biz şehir tarihi dersi koymadığımız sürece biz bu tarihi öğretemeyiz. Tarih yerikten başlar. Sen önce şehir tarihini bir öğrenirsin. Sonra kendi milli tarihini öğrenirsin. Sonra dünya tarihini. Biz ne yapıyoruz? Biz bunu beceremiyoruz. O yüzden caddelerde sokaklardaki isimlere lütfen bir bakalım. İşte Ankara o yüzden çok iyi. Ankara o yüzden mesela Milli Müdafaa Caddesi, TBMM'nin önündeki caddenin adı, yanındaki caddenin adı Cumhuriyet. Öbür tarafa gidiyorsun işte Demirtepe, Esertepe, birçok o tepelerde her birinde isimlendirmeler farklı. Etimeskut'a geliyorsun. Mesutla şapka inkılabı caddesi, o caddesi, TBMM Ankara bu yönüyle çok daha tarih. Peki biz o tabelaları hep standart mavi yaptığımız sürece değeri anlaşılmayacaktır. Tarihi yerlerin tabelaları kahverengi olmalı ama bu tabelalar caddenin şeyin ismi değil. Mesela tabela yazıyor. Ankara Kalesi. Doğru mu? Hayır. Sadece o değil. Bir de o caddenin isimlerinin özel olduğunu vurgulamak için o caddelerin isimlerin de kahverengi tabel olması lazım. Bak o zaman farkındalık abi. Bu videolar bittiği zaman artık memleketteki her kahverengi tabelaya ki eminim bakıyorsunuzdur zaten yolda giderken ama artık yolda giderken bakmak yerine vaktiniz olduğu zaman, müsaade olduğunuz zaman artık girme vakti gelecek. Siz bile şaşıracaksınız. Lan benim burada ne işim? Bir de o kahverenk tabelaları çok yanıl zorunda söyleyeyim. 10 km yazıp 90 km gittiğinizde olur. Sadece mesela Sakarya Meydan Muharebesi Tarihi Milli Parka yazıyor. Lan diyorsun ki bir gideyim de hani şu ecdadı bir yat edeyim 100 km. Yani onu onu nereden gireceğinize bağlı. Navigasyonu muhakkak kullanın. Çünkü Türkiye'de maalesef bazı şeylerde Yunus Emre türbesi 55 km yazıyor. Lan dedim 5 km olmaması lazım. İyi dinleyin. Yaşan bir olay. Meğer yandaki 8'i silmişler. O 5 gözüküyor. Halbuki 58 kilometreymiş. Bu tür ülkede zaten bizim ülkede olur zaten. O yüzden tarihi yerleri merakınızı atacak. Şu andan itibaren zaten çağdaş Türk ve Dünya tarih külitesine hemen ne yapacaksınız? Ramazan hoca bana dedi ki bir her birini ayrı düşüneceğim. İki hiçbirini birbirinden bağdaştırmayacağım. 3. Hemen bunların sorusunu çift soru bankamdan çözeceksiniz. Bir tanesi KPS diğeri KPSS AGS. Arkadaşlar KPS ile AGS aynı şey. 10 soruydu. Kaça düşürdüler bu sefer? 6'ya. Ama bütün müfredat var mı? Var. E KPS'de 20'ye sorar zaten bugün bu sene AGS'ye girecek herkes KPSS'de girecek. O yüzden KPSS'ye çalıştığınız her şey otomatikman AGS'ye aranızda sosyal bilgiler öğretmenleri, sınıf öğretmenleri veya işte tarih öğretmenleri olan arkadaşlarda çağdaş dikkatlesin. Çünkü ÖABT'de çağdaş sorusu 3'ten daha fazla. O yüzden bu anlatımlar geniş, detaylı, bol örneklidir ama bunların sorusunu çözmeden asla olmaz. Sizlerden ricam hemen için soru bankamdan soruları çözüyorsunuz. Nereye gidiyoruz? Savaşa. Kaçtayız? 2'de. Kendinize iyi bakın. Görüşmek üzere.