Transcription
Merhaba Rüzgar adam, hoş geldiniz. Ben Erkan Karaca, RSS Enerji Genel Müdürüyüm. Aslında üç Grup şirketimiz var. Eğer siz enerji, Promad Elektrik ve Çınar Genel Türbine. Ayrıca Grubumuzun yeni birisi olan Çınar Görüntülerde yönetici görevde yapıyorum. Rüzgar adamda bugün sizlerle Rüzgar Enerji Santralleri'nde şart tarafından bahsedeceğiz. Şalt tarafı dediğimiz zaman aklımıza gelen trafolar, orta gerilim hücreleri, AG kablolar, röleler, akü redresör grupları vesaire şeklinde düşünebiliriz.
Biliyorsunuz, rüzgar türbininde enerji üreten generatör bölümü genelde 690 volt ile 1000 volt arası bir çıkış veriyor. Türbinin generatör bölümünde bu çıkışı uygun özellikte kablo ile ki bu uygun özellikle kablo ile ne demek istediğimi kablolar bölümünde ayrıca değineceğiz, şebekeye verebilmek için bir trafo kullanıyoruz. Trafolar, bir elektrik devresinde diğer elektrik devresine enerjiyi manyetik alan aracılığıyla nakleder. Trafolar, elektrik enerjisinin belirli gücünde gerilim ve akım değerlerinde istenilen değişimi yapan makinelerdir.
Bildiğiniz üzere, AG'lerde trafo'yu nasıl seçiyoruz? Mesela generatör çıkışımız 690 volt, şebekemiz 34,5 kV ise kullanacağımız trafo, generatörün gücüne göre primerleri 690 volt, sekonderi 34,5 kV olan bir set-up trafo olmalıdır. Trafo'yu yağlı veya kuru tip seçebiliyoruz. Bu tamamen size bağlı. Biliyorsunuz, aslında kuru tip trafolar Amerika'da çok katlı gökdelenler yapılmaya başlayınca enerjiyi ekonomik olarak üst katlara taşımak için bir form olarak bulundu. Çünkü hem boyut olarak küçükler hem de yangın riski açısından yağlı tip trafo olarak nazaran çok daha avantajlı. En büyük dezavantajı maliyeti tabii ki.
Ayrıca trafo seçiminde en önemli parametrelerden biri trafoların empedans gerilimidir. Bu değer kısa devre hesaplarında önemli bir parametredir. Bildiğiniz üzere, özellikle kısa devre açısından sınırlama getiren uygulamalarda, sınırlama gerektiren uygulamalarda trafo seçerken bu değere dikkat etmemiz gerekiyor. Tabi sargı tipine varsa trafolarda bakır veya alüminyum sargı seçebiliyorsunuz. Normalde ekonomik açıdan düşündüğümüzde alüminyum, alüminyum sargı tercih ediliyor genel olarak.
Son olarak da trafo'nun sınıfına değinmek gerekiyor. Günümüzde özellikle enerji verimliliğinin son derece popüler ve önümüzdeki günlerde de bu konu daha çok önem kazanacak. Biliyorsunuz trafoların boşta ve yükte çalışma kayıpları var. Biz trafo seçimini yaparken A sınıfı bir trafo seçersek bu kayıpları da minimize etmiş oluyoruz. Belki başka bir tık daha fazla para veriyoruz ama inanın çok kısa bir süre bu verdiğimiz parayı amorti edebiliyoruz.
Trafo çıkışına şebekeye orta gerilim hücreleri üzerinden bağlıyoruz. Orta gerilim hücrelerini seçerken dikkat etmemiz gereken birkaç parametreden bahsetmek istiyorum sizlere. Bunlardan en önemlileri orta gerilim hücreleri nominal akımı ve kısa devre akımı. Orta gerilim hücreleri nominal akımını bildiğiniz gibi rüzgar enerji santrallerimizin gücü belirliyor. Kaç tane rüzgar türbinimiz var? Bunlar şebekeye nasıl bağlanıyor? Buna göre hesap yapılarak orta gerilim hücrelerimizin nominal akımını belirleyebiliyoruz.
Bir diğer önemli parametrede kısa devre akımı. Kısa devre akımı herhangi bir kısa devre anında devrede oluşabilecek maksimum akım anlamına geliyor ve normalde beklenen uygun bir hücre seçilmiş ise bu kısa devre arızasını hücre zarar görmeden kesici tarafından izole edilmesi. Bu değer kısa devre akımları hesaplarından çıkıyor zaten. Biliyor, bu hesapların başında yapılmış olması gerekiyor. Santralin gücüne ve bağlandığınız buradaki kısa devre gücüne göre hücrelerimiz 630 amper, 1250 amper gibi değerlerde, kısa devre akımımızda 16 kiloamper, 20 kiloamper, 25 kiloamper değerlerde olabiliyor. Orta gerilim hücrelerini metal clad, metal enclosed veya gaz yalıtımlı seçebiliyoruz. Burada bu tiplerini güvenlik, işletme, süreklilik ve maliyet kriterlerine göre planlıyoruz.
Şalt tesisimizin bir diğer önemli ekipmanı da akü redresör grubu. Biliyorsunuz herhangi bir enerji kesintisinde kumanda sistemimizin çalışabilmesi için bizim bir akü grubuna ihtiyacımız var. Bu akü grubuna da devamlı şarja tutabilmek için bir redresör ihtiyacımız var. Sistem aslında bu kadar basit. Buradaki kesici motorlarını da 24 volt seçebiliyorsunuz. İsterseniz aynı şekilde bizim rölelerimizin kumanda gerilimi yine 24 volt oluyor.
Şimdi burada amaç, herhangi bir enerji kesintisinde bizim koruma ekipmanlarımızın çalışabilir, kesicilerimizi açma kapama fonksiyonlarını yerine getirebiliyor olması. Buradaki akü redresör grupları kapasitelerini yine basit bir güç hesabı ile yapabiliyoruz. Kaç kesici motorumuz var? Kaç rölemiz var? Bunların güçleri nelerdir şeklinde buradan kabaca bir güç hesabı yapabiliyoruz.
Röle demişken, biliyorsunuz röleler bizim sistemdeki trafo'muzu, sistemimizi ve türbinimizi korumak için kullandığımız koruma elemanları. Birçok markanın farklı özellikle röleleri var. Biz rölemizi seçerken hangi korumaları yapacağımız, bunların IEC kodları ne? Buna göre seçiyoruz. En çok kullanılan koruma parametreleri ise faz toprak arızası, aşırı akım, aşırı gerilim, kısa devre akımı gibi sıralayabiliriz. Biraz daha özellikli koruma gereksinimlerinde diferansiyel koruma, faz dengesizliği, toprak frekans gibi örneklerle çoğaltmamız mümkün.
Röleler farklı marka, çok farklı tiplerde modellerde olabilir. Burada en çok piyasada kullanılan ürünlere örnek vermek gerekirse, Schneider'in Sepam serisi röleleri var, Alstom'un MiCOM P546 yine bir seri röleleri var, Siemens'in 7SJ serisi ürünleri var, yine ABB'nin REF 601 ve üst versiyonlarını söyleyebiliriz. Birçok marka ve modelde bu ürünleri bulmak mümkün. Dediğim gibi burada önemli olan hangi seviyede koruma yapmak istediğiniz ve neyi koruyacağınız.
Şalt tesislerinde bakım konusu önemli bir konu. Santralimizin sürekliliğini sağlamak açısından bunu en az yılda bir defa kurallara, yönetmeliklere uygun olarak yapmamız gerekiyor. Ne yapıyoruz bu bakımlarda kısaca bunlardan bahsetmek istiyorum. Bir bakımda ne yapılır? Fiziksel ve mekanik durumun incelenmesi, ekipmanlara ait topraklama bağlantılarının kontrol edilmesi, ekipmanların (ekipmanlar derken kesici, kesici arabası, topraklama yüzü, hücre kapısı gibi) mekanik, elektronik aksamının işletme şartlarına göre sıralı benimle çalıştığının kontrolü, izolatör, parafudr ve kablo başlıklarının mekanik hasara karşı göz ile kontrol edilmesi, hücre işletme manevralarında kullanılan özel ekipmanların kontrolü, bunların belli bir ömrü oluyor biliyorsunuz, bu ömürleri geçmezse bunları yenilemek gerekiyor, koruma ürünlerinin kablo bağlantılarının kontrolü, rölelerin özellikle uygun koruma fonksiyonlarının ayarlanan set değerlere göre çalışıp çalışmadığını sekonder enjeksiyon yöntemi ile test edilmesi ve rölelerin ışıklı ve sesli ihbarlarının kontrol edilmesi, rölelerin koruma fonksiyonlarını kesici açtığını kontrol edilmesi, indikatör ve ölçüm cihazlarının kontrol edilmesi, hücre ısıtıcı fonksiyonlarının kontrol edilmesi, genel temizliğinin yapılması şeklinde sıralayabiliriz.
Koruma röleleri testlerinden sonra birazcıkta kablolar konusuna değinmek istiyorum. Biliyorsunuz tesiste bütün bağlantılar, gerek trafo ile türbin arasındaki orta gerilim diye tabir ettiğimiz 690 volt ile 1000 volt arasındaki bağlantının kablolaması olsun, gerekse trafo'nun orta gerilim, yine trafo'nun direkt şebekeye bağladığımız 34,5 kV veya farklı seviyedeki bir gerilim seviyesi olsun, bunları uygun nitelikte kablo ile bağlamamız gerekiyor. Ve bu kabloları seçimleri yapılırken bazı kriterlere dikkat etmemiz gerekiyor. Bizim üzere, bunlardan en bilinenleri zaten biliyorsunuz. Bir kere akım taşıma kapasitesi açısından değerlendirmemiz gerekiyor kabloları. İkincisi de gerilim düşme açısından uygunluğunu kontrol etmemiz gerekiyor.
Özellikle burada benim değinmek istediğim konu, kabloların akım taşıma yönünden değerlendirirken normalde bu meslektaşımız bunu sadece katalog değerlerindeki verilen bilgilere göre yapıyor. Fakat burada bir yanılgı olabiliyor. Nedir bu? Çünkü bizim bu kablo seçimini akım taşıma yönünden engellerken correction faktör diye tabir ettiğimiz bazı düzeltme faktörlerini kullanmamız gerekiyor. Nedir bu faktörler? Bunlar arasında K1, K2, K3, K4 diye geçiyor. Tesisin, kablonun kullanıldığı yere ve özelliğe göre bazen 4 core correction faktör de kullanmanız gerekiyor.
En önemlisi sıcaklık. Mesela sizin kataloglarda verilen akım taşıma değerlerine bakacak olursanız, normalde kataloğun altında uygun geldiği mutlaka yazacaktır. Tek işte 20-25 derece sıcaklıktaki değerlere göre verilmiştir. Mesela 170 kablo normalde 200 amper akım taşıyorsa, orada katalogdaki bilgi bu şekilde ise bu değer 20-25 santigrat derecedeki sıcaklık derecesi, bu akım taşıma kapasitesidir. Bunu mutlaka bölgenin şartlarına göre, atıyorum bu bir İzmir bölgesi ise, burada yazın 40 dereceyi bulan sıcaklıklar oluyor biliyorsunuz. Bu değerlerde en kötü durumu alarak bir correction faktör kullanarak bu gerekli yönetmeliklerde, standartlarda bu correction faktörleri nasıl kullanacağı, hangi değerlerde kullanacağı var. Bunu düzeltmek gerekiyor. Atıyorum 40 santigrat derece, sizin 200 amper taşıyan 370 kablonuz artık 200 amper değil, gerekli çarpanlar çarptığınız zaman belki 180 amper, 170 amper taşıyor. Ve bunlara dikkat etmediğimiz zaman durduk yere bu kablo niye yandı diye yakına biliyoruz tesislerde. Onun için bu kablonun bu konunun özellikle ele dikkat etmenizi istiyorum.
Bunun yanında farklı correction faktörlerde var. Dediğim gibi K2, K3, K4 ama bunlar tesis toprak altında kullanılmışsa, kablo topraktan ayrı değil, işte kablo tavasında gidiyorsa, yan yana kaç tane kablo gitti? Bununla alakalı yine bir takım correction faktörler var. Bu faktörleri seçimi yapılırken dikkat etmenizi rica ediyorum.
Birazcık da özellikle bir bakım gereksinimi ihtiyaç olduğunda bunu farklı gruplar altında özetlemek mümkün. Atıyorum kesici için söylemek gerekirse, kesici açma kapama zamanlarının ölçülmesi, kesici kontak geçiş dirençlerinin ölçülmesi, kesici izolasyon testinin yapılması, akım-gerilim trafolarının testlerini ve görsel kontrolleri, sigortaların kontrol edilmesi, yapılan işlemlerin raporlanması ve yapılması, gerekli düzenleyici bakımların belirlenmesi şeklinde sıralayabiliriz.
Trafolar tarafına gelecek olursak, kuru tip transformatörler genel genel bakım ve testleri için yapılacak işlemler. Yine gel, AG, nüve, YG ve AG arası izolasyon testlerinin yapılması, önemli testler ile çevirme oranı testlerinin yapılması, DC direnç test cihazı ile sargı dirençlerinin belirli kademelerde ölçümü yapılması, trafoları üzerinde bulunan sıcaklık koruma rölesi ve PT100 fonksiyon testlerinin yapılması, gerekiyorsa sıcaklık koruma röleleri tekrar set edilebilir olması halinde, fan kontrol ünitesi set değerleri kontrol edilerek ayarları yapılabilir. Gerilim kontrol, gerilim kademe ayarları kontrolü yine yapılabilir. Bütün elektrikli, mekanik bağlantılar gevşeklik yönünden, biliyorsunuz elektrikte bu gevşemek konusu en büyük arıza kaynaklarından bir tanesi. Onun için bu konu özellikle önemli. Bütün civataların olduğu bölümleri, bağlantı noktalarının sıklık kontrolü, belli bir tork anahtarı ile yapmakta fayda var. Hal bakımda belden geçirmekte fayda var. Yapılan işlemler tamam bittikten sonra yine standartlara uygun bir şekilde raporlanır. Müşterinize bu rapor eşliğinde sunabilirsiniz. Burada varsa düzeltilmesi gereken faaliyetler, bunları zaten raporunuzu ayrıca belirte biliyorsunuz.
Kesici bakımları için 13 kademede daha hassas testler yapmak istiyorsanız, burada işte tekrardan açma kapama zamanının ölçülmesi, kontak geçiş dirençlerinin ölçülmesi, izolasyon dirençlerinin ölçülmesi, mekanizma bakımlarının yapılması, kesici arasındaki kilitleme devrenin kontrolünün yapılması, uzaktan ve yakından açma kapama değerlerini kontrol edilmesi, yine genel temizliğinin yapılması, gövde topraklamaları kontrolünün yapılması. SF6 gazlı kesicilerde varsa eğer gazlı kesiciniz, gaz kaçağı kontrolü yapılması.
Akım trafosu ile ilgili hangi testleri yapıyoruz? Çünkü akım trafoları da önemli. Burada çevirme oranlarının ölçülmesi var, izolasyon saçlarını aynı şekilde ölçülmesi var. Sekonder bağlantılarının kontrolü, gevşeklik varsa bunları sıkılması gerekiyor. Sekonder terminaller, topraklama ve bağlantıların kontrolü, akım devrelerinin kontrolü, genel temizliğinin yapılması.
Bu hücreler konusuna geldiğimizde, röleler yine özel test cihazları gerektiren bir durum. Röle set değerleri kontrol edilerek yanlış yerler varsa müşteri onayı alınarak yeniden ayarlanabilir. Bu kontroller sırasında röleler sekonder enjeksiyon metodu ile tespit edilerek çalışma değerleri kontrol edilir. Rölenin açtırma fonksiyonları yine denenecektir. Rölelerin sesli ve ışıklı yerleri kontrol edilecektir. Bakımlarda dediğim gibi bu işlemler sonunda da müşterinize bunu bir rapor halinde sunmanız mümkün.
Ayrıca biz bu bakımlar esnasında termal kamera fonksiyonu ile birtakım arızaları önceden tespit etmek anlamında bir kontrol yapıyoruz. Termal kamera kontrolümüz de var. Bunları yaparsak bazı arızaları daha oluşmadan önüne geçmiş, bir nevi önleyici bakım yapmış oluyoruz. Tesisin genel bir tesisatını, parmak bu bakımdan önemli problem olabilecek noktaları kayıt altına alınması, termal fotoğrafların çekilmesi, kontrol sırasında resim ve numaraların, resimlenen bölgenin listelerini tutulması, ivedilikle halledilmesi gereken problemler varsa bunları müşteri onayı alınarak hemen raporlanmasının ardından gerekli önlemi alarak oradaki arızanın giderilmesi, alınan kayıtların analizinin yapılması ve rapora dönüştürmesi şeklinde özetleyebiliriz.
Sevgili Rüzgar Adam takipçileri, dersimizin sonunda rüzgarla kalın, dostça kalın, hoşça kalın diyorum. Görüşmek üzere.
[Müzik]