📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

#CANLI I Endoskopik Yüz Germe I Op. Dr. Fatih Dağdelen ile Estetik I 01.02.2025

KRT TV49:55

Transcription

Akşam Doktor Fatih Dağdelen ile birlikteyiz. Yine her cumartesi akşamı olduğu gibi saatlerimiz 20.00'yi gösteriyor. Bugün de endoskopik cerrahi ve teknik bilgileri konuşacağız, orta yüz germeyi konuşacağız, şakak germeyi konuşacağız. Peki detayları neler? Hemen Hocama dönmek istiyorum. Öncelikle hoş geldiniz. Hoş bulduk. Nasılsınız? Çok iyiyim, teşekkürler. Siz? Çok teşekkür ederim, sağ olun. Teşekkür ediyoruz, vakit ayırdığınız için hocam. Peki bugünkü konumuz endoskopik yüz germe, yani şakak ve orta yüz germeyi konuşacağız. Öncelikle nedir, bir öyle başlayalım.

Tabii ki önce yani şundan bahsetmek isterim: Yüzle ilgili olarak bundan 20 yıl önce mesela yüz deyince, yüz germe deyince sadece gençleşmek amaçlı yapılan bir prosedürdü ve kişinin direkt yüzünü biz kulak önünden başlayıp kulak arkasına gidecek şekilde yaptığımız bir prosedürdü aslında. Fakat 20 yıl içerisinde bu artık endoskopik dediğimiz, yani kameralar vasıtasıyla yapılan açık cerrahi değil, kapalı bir teknikle yapılan birtakım cerrahi uygulamalar artık teknolojik olarak kullanılmaya başladı ve bu şu anda en trend, bütün dünyada ve ülkemizde de yüzle ilgili olarak pek çok hastaya yaklaşımda kullandığımız aslında bir metot, bir yöntem. Tabii ki yöntemin en büyük avantajı sadece yaşlı olan kişilere yönelik olarak değil, gençlere de yapılan bir işlem. Yani bunun adında germe geçebilir, işte şakak germe mi, orta yüz germe mi diyerek adlandırabiliriz. Ama bu işlem için illaki 60-70 yaşına gelmiş olmak gerekmiyor. 20'li yaşlarda dahi genetik olarak kaşı düşük olan birisi var ise, orta yüzü bir miktar düşük ise, elmacık kemikleri eğer ki biraz basık ise bu tip hastaları için rahatlıkla kullanılabilecek bir şey. Tabii ki biz yüzü hep sınıflandırırken üç kısma ayırırız: Üst 1/3, orta 1/3, alt 1/3. Bir de boynu katarsak dört bölgeden bahsediyoruz aslında. Endoskopik yöntem daha ziyade yüzün üst 1/3 ve orta 1/3'lük kısmını oluşturur. O bölgeyi daha fazla etkiler. Alt yüzle ilgili olarak da orayı da biraz etkiliyor ama tam istenilen etkiyi endoskopik olarak sağlayamayız. İşte bu noktada gerekli olan, ihtiyacı olan hastaları ki bunlar genç hastalar da olabilir ki ideal yaş grubunu 25-45 yaş olarak dahi özetleyebilirim. Çünkü 45 yaşının üzerinde ya da daha genç yaşlarda bile fazlalık derisi varsa, yüzü çok sarkmış bir kişiyse onlara yine tabii ki keserek yapılacak olan işlemleri de kombine etme şansımız olabiliyor. Bu tabii ki yüzün özellikle yumuşak dokusuyla ilgili yaptığımız değişimleri aslında içeriyor. Çünkü biz yüzle ilgili olarak sadece yumuşak doku değil, bazen kemik yapılarıyla da uğraşıyoruz. Evet, mesela burun neden insanı çok değiştiriyor? Çünkü burunda kemikle uğraştığımız için kemikte yaptığınız oynamalar yüzü gerçekten inanılmaz derece değiştirir. Yüzle ilgili olarak artık o kadar büyük bir seviyeye geldik ki bir kişi rahatlıkla farklı bir kimliğe dahi bürünebiliyor. Çok önemli bir şeyden bahsediyorum. Hatta bazen işte cinsiyetle ilgili problemi olan kişilerde ya da mesela bana bir kadın hasta geliyor, böyle geniş bir çene kemik yapısı var, çene problemi var. Yüzündeki o erkeksi ifadeyi, maskülen ifadeyi daha feminen bir hale getirmek ya da feminen duran bir kişiyi daha maskülen bir hale getirmek dahi bugün artık mümkün olabiliyor. Bu da alttaki kemik yapıyla uğraştığınızda olabiliyor. Yani yüzle ilgili artık çok çok ileri düzeyde bir teknik edevat ve teknik tecrübe ve bilgiye sahibiz diyebiliriz. Süper.

Peki şimdi endoskopik yüz germe deyince, yani normal yüz germeden o farkı nedir? Aslında endoskopik ne demek? Evet, şimdi endoskopik şöyle size çok basitçe şöyle tabir edeyim: Mesela eskiden safra kesesi ameliyatları nasıl yapılıyordu? Direkt memenin altından bir kesiyle giriliyordu, yani karın bölgesinde yaklaşık olarak bu 10 cm'e yakın bir kesi oluyordu ve açık bir şekilde oradaki safra kesesi ameliyatını gerçekleştiriyordunuz. Bu mide için de geçerliydi, bağırsaklar için de geçerliydi. Fakat günümüzde artık laparoskopik dediğimiz, kameralar vasıtasıyla kullanılan bir teknik kullanılıyor. Bunun plastik cerrahide kullanılan versiyonundan bahsediyoruz. Yani bize en büyük avantajı nedir? Çok küçük kesiler girilerek ki bu kesiler 1,5-2 cm civarında olabiliyor, izsiz bir şekilde yani saçın içinde kalacak bir izden bahsediyoruz ki o belli olmuyor zaten. Görünen bir izi yok. En büyük, en büyük avantajı bu. İkincisi, açık cerrahiye göre çok daha konforlu ve çok daha safe, yani güvenli. Bunu neden söylüyorum? Çünkü bizim aslında orada kullandığımız bir optik var. Evet, bunun ucunda bir sistem var, yani o istediğiniz bölgeyi kaldırabilmek için ve bir ışık kaynağı var. Bu optik aslında o bölgeyi, bütün sinir yapılarını bize çok daha rahat gösterebiliyor. Aynı zamanda büyüterek gösteriyor, yani bir mercek görevi de görmüş oluyor. Böylelikle o bölgedeki normal görünen yapıları belki 2-3 kat daha büyük bir şekilde görebiliyorsunuz. Özel bir teknolojiyle kullanılıyor. Evet, evet ve bu size daha güvenli bir cerrahi yapma olanağı sağlıyor. Daha az izli ya da izsiz bir, izsiz dediğim yani görünmeyen bir izden bahsediyorum ya da saçın içinde kalacak bir izden girilerek yapılan bir işlem. Yani izsiz olması zaten pek çok kişi için yeterli bir sebep. Diğer şekilde mesela kaşla ilgili ya da orta yüzle ilgili yapacağınız işlemlerde daha büyük kesiler yapmak zorundasınız. Yani bunun böyle bir avantajı var. İkincisi, güvenli olması dediğim gibi daha size güvenlik sınırları açısından daha geniş bir marj verebiliyor. Çok uzak mesafelere çok küçük kesilerden ulaşabiliyorsunuz. Kapalı yapan hekim arkadaşlarım da var, onlara saygı duyuyorum ama ben hiçbir zaman bunu tercih etmiyorum. Çünkü ben her şeyi biraz görmek isterim, yani bütün anatomi, oradaki bütün yapıları korumak isterim. Yani korumamız gereken yapılar olabilir ama korumak her zaman daha iyidir diye düşünüyorum. Yani ben cerrahide buna inanıyorum. Bir de tabii hangi anestezi yöntemiyle yapılıyor, o da önemli. Lokal mi, genel mi? Bu tip uygulamalar genel anestezi altında yapılabilir çünkü çok derin planlarda çalışıyoruz. Lokal anestezi altında yapılmaz demiyorum ama genel anestezi hasta için daha konforludur. Artı eğer ki hastanın zaten bir korku, panik, endişesi var ise bu hasta için lokal anestezi zaten baştan sıkıntılıdır. Uygundur, uygun değildir. Hasta eğer ileri yaş grubu ise, risk grubu taşıyorsa ve risk grubu taşıyan bir hasta için genel anestezi risk, lokal anestezi bence iki kat daha risklidir. Çünkü daha kontrolsüz. Bir de hastanın içerisine psikolojisi giriyor. Bu nedenle genel anestezi altında yapılması daha riskli. Biraz lokal tabii. Evet, risk. Yani bizim halkımız çünkü çok duygusal, bir iğneyi bile görse bayılabilir. Ondan dolayı genel anestezi olmasını daha çok tavsiye ediyorum. Evet.

Peki, şakak germeye isterseniz geçebiliriz hocam. Şakak germe kaşla birlikte yapılıyor mu mesela? Bir de şakak germe nasıl yapılıyor? Şimdi öncelikle buradaki birtakım kavram kargaşası var. Birtakım hastaların aslında bilmediği ya da tam olarak anlamadıkları bazı konular var. Birincisi, bizim yaptığımız bu endoskopik uygulamaları bir Fransız askısı ya da ip askılarıyla karıştırıyorlar. Yani bu her şeyden önce bir ip askı yöntemi değildir, bunun öncelikle altını çizmek isterim. Farkı ne mesela? Şimdi ip askı yöntemleri, onlar bir iğneyle böyle kırçıllı ipler vardır, kırçıllı böyle balık oltası gibi aslında tersine. Bu biraz deri büzdürme tekniğidir. Kalıcılığı çok azdır. Her şeyden önce ip kalıcı olsa dahi yöntem kalıcı değildir, onu söyleyebilirim. Çünkü deri bir süre sonra tekrardan eski haline adapte olur. O yüzden bu tip yöntemleri yaptırıp da bu tip yöntemlerden fayda gören ben kişi çok fazla görmüyorum. Çünkü bu tip yöntem yaptıran hastaların belki ve kendi normal hastaların belki %50'sini bunlar oluşturuyor. Yani daha önce cerrahi dışı, yani bu tip bir ameliyat dışı teknikleri denemiş oluyorlar ve ondan sonuç alamamış kişiler oluyor. O yüzden bu tip hastalara çok fazla hakim olduğumu söyleyebilirim. Nihayetinde buradaki mekanizmayı aslında çok iyi anlamak gerekir. İşin aslı mekanizması anlaşılınca o zaman olayı da ne yaptığımız çok daha netleşmiş olur. Şimdi biz her şeyden önce hem bir isimlendirme babında hem de tekniğin mekanizmasını anlatmak isterim tabii olarak. Şimdi biz buna endoskopik şakak diyoruz. Evet. Eskiden buna endoskopik kaş diyorduk, endoskopik alın diyorduk. Şimdi endoskopik şakak oldu. Şimdi neden şakak oldu? Şimdi endoskopik alın dediğinizde 'A ben alın gerdirmek istemiyorum, ben kaşımı kaldırmak istiyorum.' İşte kaş kaldırırken işte biz kaşın çok kalkmasını değil, yani şakaklara yana doğru çekilmesini istiyoruz. Yani bu aslında şimdi şakak olarak döndük. Yani aslında hastalara biraz daha işi soft göstermeye, daha yumuşak göstermeye çalışma çabaları bunun. Fakat bununla beraber bazı meslektaşlarımız, bazı tıp otoriteleri veya bazı yurt dışında da olabiliyor, bunlara herkes kendince başka başka isimler veriyor. Şimdi başka isimler verince sanki başka bir ameliyat oluyormuş gibi. Aslında işin temeli aynı, teknik aynı. Şimdi diyelim ki kaşı böyle yukarı doğru kaldırırsanız bunun ismi alın germe. Böyle kaldırırsanız kaş germe. Bunu yaparsanız şakak germe. Buna beraberinde gözü eğer bir miktar çekerseniz buna da istediğiniz ismi foxy eyes deyin, bella eyes deyin, işte ne isterseniz işte Chinese eyes deyin, çekik göz deyin, ceylan göz deyin, istediğiniz ismi verebilirsiniz. Yani aslında aynı tekniği farklı isimlerle sanki yepyeni bir yöntem yapılıyormuş gibi, yepyeni bir teknik icat edilmiş algı yönetiliyor sanki. Aynen, biraz öyle gibi düşünülebilir. Bu geçen programımızda hatırlarsanız mezoterapi için de söylemiştim. Yani aslında mezoterapi ilaçları benzer karışımlardan oluşur. İçine farklı bir madde koyduğunuzda bambaşka işte bu ismi ne oluyor? Paris ışıltısı oluyor, baby face oluyor. Yani kendine göre farklı isimlendiriliyor aslında ki yani tıptaki gerçek ismi endoskopik brow lift diyebiliriz. Nihayetinde siz onu yaparken ya da planlarken işte hastalar bana bazen şunu diyor: 'Hocam diyor, aman kaşım çok kalkmasın.' Tamam, kaşını kaldırmayın. Biz ne yönde, nasıl istiyorsanız o şekilde kaldırıyoruz. Yani aslında bu kararı hastayla birlikte veriyoruz. Bazı hastalar bu derecesini kendimiz belirliyoruz değil mi? Tabii ki, tabii ki. Hasta bazen diyor ki işte gözüm biraz çekik olsun. Kimisi diyor ki çekik olmasın. Yani hasta çekik isterse de hasta istediği için yapılıyor, hasta istemezse de yapılmıyor. Kaşı da ne tarafa çekmemizi isterse. Mesela geçen bir hastam vardı benim, dedi mesela göz kapağı yapıldı, işte kaşım ile gözüm arasındaki mesafe çok kısa. Yani bana şunu istiyorum diyor. Bakın, ortadan kaldırmak istiyor. Evet, ortadan kaldırmak istiyor. Yani bu mesela alın germe prosedürü normal şartlarda. Şimdi başka bir hastaya bunu yapsak şaşkın ve hayret ifadesi verir, öyle değil mi? Böyle bakmak hayret ve şaşkınlık ifadesi aslında. Evet, bizim tabii ki yaptığımız iş dediğim gibi hastayı doğru bilgilendirmek, doğru yönlendirmek, hastanın tabii ki isteklerini de ameliyat öncesinde mutlaka dinleyip onun istediği şekilde, istediği vektörde, istediği konumda onu şekillendirmek. Tabii mekanizma nasıl işliyor burada? Bu çok önemli. Her şeyden önce bunun bu ip askılardan farkı şu: İp askılarda sadece siz deriyi büzersiniz, bu bu kadardır. Ama bu yöntemde endoskopik yüzümüzde aslında deri ile yani yüzümüzde deri ile kemik arasında birtakım bağlar var. Bu bağlar ciddi yapışıklıklardır ki yüz bu şekilde duruyor aslında yüzde. Ve biz bu bağları kesip yüzü mobil bir hale getiriyoruz. Yani yüzü mobilleştiriyoruz, yani tamamen orayı serbestleştiriyoruz. Serbestleştirdiğiniz zaman bunu tabii ki bir dikişle yapıyorsunuz. Hasta diyor ki: 'O zaman hocam siz askı yapıyormuşsunuz.' Hayır, askı bu işin belki %10, %20'lik kısmı. Yani bir yere tespit ediyoruz. Yani bu bir askı değil, bu aslında bir yere tespit. Fakat işin aslı yüzü mobil hale getirmek. Yani hareketli hale getirdiğiniz bir yapıyı istediğiniz yönde asabilirsiniz, istediğiniz yönde tespit edebilirsiniz. Tespitten kastım bir yere tutturmanız gerekiyor ve onun bir şekilde düzgün bir şekilde iyileşmesi gerekiyor. Bu tabii kaş için bahsettiğim şey. Bir de işin orta yüz kısmı var ki birazdan ona da geleceksiniz. Orayı da o zaman anlatayım. Evet.

İyileşme süreçleri mesela çok önemli. Yani bunu yaptırdık ama ne kadar sürede kendimize gelebiliriz? Yani hastanın hastaya değişmekle beraber tabii ki iyileşme sürecini aslında belirleyen üç faktör var. Bunlardan birincisi ameliyatın ön hazırlığı, ikincisi anestezi esnasındaki anestezistin bu konudaki desteği. Çünkü hipotansif anesteziyle giderseniz az kanar, az morarır. Bunlar çok önemli. Üçüncüsü de tabii ki cerrahın buradaki travmatik olmayan bir teknik kullanması, yani kibar davranmanız gerekiyor, dokulara saygı göstermeniz gerekiyor, oradaki damar yapılarını korumanız gerekiyor. Eğer bütün bunları yaparsanız hasta çok daha hızlı bir iyileşme süreciyle karşılaşır. Bu kimi hastada bir haftadır, kimi hastada iki haftadır, bazen üç hafta olur ama genel anlamda bir hafta 10 günlük bir süre. Eğer çok insan ilişkileri çok fazla olan ya da işleri bu şekilde ilerleyen bir kişiyse biz mesela iki hafta sonra işine dönebileceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Peki iz kalıyor mu? Bir de mesela botoksta da biraz aslında hemen hemen aynı etkiyi görebiliyoruz ama onun da bir geçici süreç olduğunu biliyoruz. Bu işlem ne kadar kalıcı?

Şimdi her şeyden önce botoksla bu aynı şey değil. Çünkü buradaki iş aslında bir yeri kaldırmak, lift etmek. Botokstaki olay ise oradaki kasın fonksiyonunu durdurmak. Biz aslında kasın fonksiyonunu durdurmuyoruz ve bu yaptığımız işlem kalıcıdır. İnsan hayatında bir defa şakak germe olur, bir defa orta yüz germe olur. Yani bunun ikinci bir tekrarı yoktur, ben bunu hep söylüyorum. Yapıldığı gibi kalıyor değil mi? Bakın şöyle: İlk başta biz biraz fazladan bile hatta over korreksiyon deriz, yani biraz fazlaca kaldırırız ki derinin belli bir esneme payı vardır ve o bir şekilde o şekilde kalır. Ben yani 23 yıldan beri bu cerrahi yöntemle uğraşıyorum ki hani Türkiye'de zaten 25 yıldan beri falan kullanılan bir cerrahi yöntemden bahsediyorum. Bu dönem içerisinde ikinci defa tekrardan kaldırayım dediğim hastam olmadı desem herhalde abartmış olmam, çok iyi. Nihayetinde tabii ki hastalar bazen 'Aman doğal olsun, çok fazla kalkmasın.' korkutuyor tabii. Yani bazen de çok fazla bir çekiklik oluyor hocam. Aslında çok fazla çekiklik olmuyor da ilk başta biraz over korreksiyon diyoruz, yani başta biraz fazlaca kaldırmanız gerekiyor o derinin. Çünkü belli bir zaman sonra oturması dediğimiz safha vardır. Yani o dönemde fazla kalktığını düşünebilirsiniz. Aslında bunun biraz da dikkat çekmesi için, yani bir hastada mesela diyelim ki bazen ben onu paylaşırım, gören kişi bakar bakar ki 'Aa, çok kalkmış.' Halbuki bir süre sonra onun normal seviyeye geldiğini de sonraki resimlerde hasta görür. Nihayetinde kalıcı bir yöntem. Bir esneme payı var çünkü. Kalıcı bir yöntem ve botokstan ayrı bir şey. Yani botoksta kaşı kaldıramazsınız, bir miktar kalkar ama çok fazla istediğiniz görüntüye gelemez ve istediğiniz vektörde de yapamazsınız. Ayrıca geçici zaten. Evet, geçici. Yani bunun kalıcı olması tabii ki en büyük avantajı her şeyden önce. O yüzden doğru bir şekilde yapıldığı takdirde, doğru bir teknik kullanıldığı takdirde gerçekten hastalar için çok inanılmaz güzel sonuçlar veren bir uygulama. Evet, iz de kalmıyor zaten. İz dediğim gibi yani çok küçük kesilerle giriyoruz, en büyük avantajı bu zaten. Yani bunu aslında izsiz yüz germe de diyebiliriz ki ikincisi, yaş grubu olarak illaki bu işlem için sizin 60-70 yaşında ya da 50 yaşında olmanız gerekmiyor. Bu genç yaşlarda yapılan, yani dediğim gibi ideal yaş grubu 25-45 yaş arasıdır. 45 yaş üstündeki hastalara biz bazen beraberinde çünkü çok daha fazla gevşemiş bir dokusu söz konusuysa bunlarda kesili birtakım işlemleri kombine edebiliyoruz. Süper. Peki yani mimik kaybı da yok zaten. Mimik kaybı yok, hayır. O da iyi. Peki işlem kaç saat sürüyor?

Şimdi eğer sadece şakak germe yapıyorsak bu bir saat sürüyor ki çoğu hastada ki ben %80 hastada buna midface dediğimiz orta yüz germeyi de birlikte kombine ediyorum, o zaman iki saat sürüyor. E tabii ki işin bu midface kısmı çok önemli çünkü hani şakak sadece ya da kaş sadece bu bölge, yani üst 1/3 bölgeyi ilgilendirir. Ki hastanın eğer yüzü aşağıdaysa, buralarda çukurluklar varsa, yani alt göz kapağıyla ilgili çukurluklar söz konusuysa, elmacık kemikleri biraz basık ise, yanaklar biraz dolgun ise ve hasta tam tersine bir V-shape şeklinde biraz daha atraktif, çekici, tıpkı sizin gibi (çok teşekkür ediyorum) yüz istiyorsa bu tip hastaları, yani elmacık kemikleri bazı insanlar böyle elma yanaklı olmak isterler. Bu aslında gülümseyince olur. Bakın, gülümseyince herkesin yanakları birazcık yukarı kalkar. Bunun normal gülümsemeniz bile o şekilde durduğunu farz edin. Bu başka bir şey. Tabii günümüzde bu endoskopik yöntemler daha da ilerledi. Yani şu anda bir tip daha ilerisi de söz konusu. Bu da nedir? Bizim normal şartlarda açık yöntemle yaptığımız derin plan yüz germeyi aslında temporal facelift olarak artık derin planda kapalı cerrahi kullanarak da yapma şansımız oluyor. Ama bu tip hastalarda bile yine tabii ki temporal bir eğer hastaya facelift yapıyorsanız beraberinde mutlaka bir deri fazlalığı oluyor. Yine küçük de olsa bazı yerlerden çıkartmanız gerekiyor ya da boyunla ilgili ya da gıdıyla ilgili birtakım problemler varsa onları da eklemek gerekiyor. Ama şunu bilmeniz gerekir: Yüz dediğimizde aslında işin içerisindeki en önemli kısım yanak bölgesidir, orta yüz. Orta yüz dediğimiz mesela nazolabial var. Evet, nazolabial ya da yüzün elmacık kemiklerinin birazcık dolgun olması, birazcık atraktif olması. Yani yüz dediğimiz zaman pek çok kişi buradan sadece bu alttaki gıdıdan ya da boyundan çok fazla muzdarip olabiliyor belli bir yaş grubu. Ama özellikle 25-45 yaş arası ya da 20-50 yaş arası grubun aslında en çok rahatsız olduğu kısım orta yüzdür ve kaşlar da biraz da öyle düşünmek lazım. Yani gençlere yönelik olarak çok daha fazla kullanılabilecek, yaş grubu ileri olan hastalarda ise beraberinde facelift uygulamalarını kombine ettiğimiz bir şey. Yani mesela şimdi bir kişi facelift için geldiğinde bize, yani bir yüz germe için geldiğinde biz hastayı bu işlemi yaparak bırakmıyoruz. Eskiden böyleydik, yani ne yapıyorduk? Bunu yapıyorduk ve bitiyordu. Fakat işin içerisine artık bir sürü prosedürler girdi. Nedir mesela lip lift, değil mi? Geçen programlarda anlatmıştım hatırlıyorsanız. Dudak, yani bıyık mesafesi uzunsa bunu kısaltmak. Alt göz kapağında çukurluk varsa, torba varsa, üst göz kapağıyla ilgili problem varsa bunları düzeltmek. Çeneyle ilgili problem varsa bunları düzeltmek. İşte gıdıyla ilgili, boyunla ilgili bir problem varsa bunları düzeltmek. Bütün bunlarda ekstra ekstra yaptığımız, yani hastanın ihtiyacı yönünde aslında karar aldığımız. Çünkü her hasta bize bu ameliyatı olmak için mesela çoğu hasta bize göz kapağı için başvuruyor. Evet, yine göz kapağı programlarını anlatırken aslında buna biraz değinmiştim. Bu endoskopik yöntemleri, endoskopik yöntemlerin gerçekte aslında en çok hastaları rahatsız eden kısmı göz kapağı problemi. Yani alt göz kapağı torbaları olabilir, alt göz kapağında çukurluklar olabilir, halkalar olabilir ya da üst göz kapağındaki göz kapağının böyle torbaları olabilir, deri fazlalığı olabilir. Bu tip hastalar hakikaten sadece göz kapağıyla kurtarabilecek olduğunuz hastalar var. Bazı hastalarda ise bu yetmez, beraberinde kaş kaldırmanız gerekiyor. Beraberinde yaptığınız, birlikte yaptığınız kombine işlemler şart olabiliyor. Yani her hastanın özelinde yapılan bir işlem. Bunu genç bir hanım olarak düşünürseniz mesela genç bir hanım kendisine gelinlik diktiriyor, konfeksiyondan gidip almıyor, üstüne uygun bir şekilde dikiliyor. Bu da aynı şekilde kişinin yapısına ve şekline göre planlanan, hastayla birlikte verilen bir karar. Evet.

Peki benim en çok merak ettiğim, şimdi özellikle buralar ve nazolabial için bu orta yüz germe kesin sonuç veriyor değil mi hocam? Şimdi şöyle: Nazolabial bölgeler mesela eskiden bu tip bölgelere biz dolguyu çok uygulardık. Dolgu uyguluyorsunuz, geçici bir uygulama oluyor. Geçici olmasının dışında farklı başka bir şey anlatacağım şimdi. Dolguyu uygularsınız buraya, tabii burayı doldurursunuz. Fakat bu burayı yukarı doğru çekmez, itmez daha doğrusu. Bunun da oluşmasının en büyük sebebi aslında bunun aşağı doğru inmiş olması. Yani nazolabial oluklar neden oluşuyor? Aslında yüz zamanla iniyor aşağıya ve oraya yığılıyor. Evet, oraya yığıldığı için gerçek tedavisi bunu kaldırmak. Bu nedenle ben eskiden mesela yaptığım nazolabial dolgu sayım çok fazlayken şimdi çok azalttım. Neden? Çünkü çoğu hastanın asıl ihtiyacı bu. Bunu yaptığınızda otomatik olarak zaten kişinin nazolabial bölgesi açılıyor. Ha, bu defa yaparsanız yarım tüp, bir tüp yapıyorsunuz, oradaki problemi tam olarak çözmüş oluyorsunuz. Dediğim gibi böyle bir nazal probleminiz var ise bunun için midface uygulaması ya da dediğim gibi derin plan yüz germe sizin için en ideal, en uygun çözümdür. Bu tip problemi olan kişilerin de mutlaka bir plastik cerraha tabii ki yüzlerinin resmini gönderip en azından neler olabileceği hakkında bilgi edinmesi gerekir. Tabii ki burada teknikler çok önemli. Bazı yaptığımız tekniklerle bu bölgeyi çözemeyiz, çözülmez. Basit tekniklerdir onlar. Daha ileri düzey teknikler olması gerekiyor. Bunun için de tabii ki çok özelleşmiş, bu konuyla çok ilgilenen, konuya çok hakim bir hekim bulmanız bu işteki en büyük kriteriniz. Diğer şekilde herkes aynı izden, aynı kesiden girebilir ama aynı sonuçlar alınamayınca tekrardan beş gün sonra kontrole geliyor. Bu işlem esnasında dediğim gibi kaşları kaldırabiliriz, gözleri çekebiliriz, nasıl isterse. Torbaları da gidiyor. Torbaları düzeltebiliriz, üst kapakla ilgili cerrahi yapabiliriz. Yani bütün bunların hepsi bir seferde mümkün. Hatta lip lift bile yapabiliriz aynı dönem içerisinde ve işlem sonrası hastamız birinci haftadan sonra normal günlük hayata devam eder. Eğer çalışıyorsa iki hafta sonra işine dahi gidebilecek duruma gelir, o kadar rahattır. Ağrısız bir işlem. Dediğim gibi kesi olmaması, doğal bir görünüm olması ve çevresindeki insanların sadece ona şunu söylediğini duyar: 'Çok gençleşmişsin, çok fresh olmuşsun, çok canlı duruyorsun.' Çünkü pek çok hastanın, özellikle genç hastanın bu işi yaptırmasındaki en büyük şikayet sebebi 'yorgun gözüküyorum, bitkin gözüküyorum, üzgün gözüküyorum.' Yüz aşağı sarktığı zaman zaten direkt o görüntüler oluşuyor maalesef. Aynen öyle, aynen öyle. Evet.

Peki, kombine işlemler yapabiliyoruz dedik, gözaltı torbalarını okey dedik. Peki kombine uygulamaları biraz daha açabilirsiniz isterseniz? Tabii ki memnuniyetle. Şimdi şöyle: Kombine uygulamalardan kastım şu: Biz böyle bir hastayla karşılaştığımızda ki bu hastalarımız bazen İstanbul dışından da olabiliyor, Anadolu'nun herhangi bir şehrinden ya da yurt dışından bize resim atıyorlar ve hasta burada şikayetini bize teker teker anlatıyor ya da göstermeye çalışıyor. İşte kimisi video çekiyor, yüzünde ne rahatsız ediyorsa onlardan teker teker bahsediyor. Tabii ki önden, yandan resimler ya da video çekimi bizim için çok kıymetli. Bunlara bakıp hastayla bu defa online ya da yüz yüze bir konsültasyon gerçekleştiriyoruz. Yani hastayı görüyoruz mutlaka ve gördüğümüzde hastanın ne istediğini, neler yapılabileceğini, neye ihtiyacı olduğunu bazen hasta bunu bilinçli bir şekilde kendi arayıp kendi soruyor, bazense biz önermek zorunda kalıyoruz. Bazen hasta bu işlemlerin farkında dahi değil, sadece 'bir yüzümü gençleştirmek istiyorum' diyor. Yani dediğim gibi aslında bu tip uygulamaları da iki sınıfa koymak lazım: Gençleşmek için yapılan uygulamalar, güzelleşmek için yapılan uygulamalar. Aslında prosedür mü uygulanıyor? Aslında farklı değil. Fakat mesela genç gruba yaptığınız şey gençleşmekten ziyade güzelleşme prosedürüdür. Yani 20'li yaşlarda bir kişiyi daha genç yapmanın, yapamazsınız zaten. Ya 10 yaşına mı indireceksiniz? Böyle bir şey yok. Buradaki olay şu: Genetik yapısı itibarıyla düşünün, bir kişinin kaşları çok aşağıda olabilir, belki o kalkıp bir kaş seviye olabilir ya da gözler. Bakın, göze baktığımız zaman gözün iç kısmıyla, iç pınarı diyeyim ben, iç kantus dış kantus diyoruz ya biz normalde tıpçılar. Evet, iç pınarıyla dış pınarı arasında böyle bir vektör vardır. Bu çocuklarda biraz yukarıdadır, yaş ilerledikçe biraz aşağı iner, yaşlanınca da tamamen aşağı iner. Yani ve kişi bu defa aşağı bakan ifadeler, hep üzgün ifadeler, dudak için de öyle değil mi mesela? Bütün bunlar kişiyi gerçekten üzgün gösteriyor, bitkin gösteriyor, yorgun gösteriyor. Bunu değiştirmek mümkün. Yani hastayı gördüğümüzde biz buna kavuşabileceğini söylüyoruz. Bu genç bir hanım da olabiliyor, genç bir erkek de olabiliyor. Hasta diyor ki: Geçen bir hastam geldi, 'Hocam diyor, ben 23 yaşındayım, herkes bana diyor ki sen uyuşturucu kullanıyorsun.' Ah, gözaltı torbalarından. Evet, 'Sen alkol mü alıyorsun?' Çünkü gözünün bakın bu bahsettiğim vektörü aşağıda, üzgün gözüküyor ya da alt göz kapağının bulunduğu bölgede halkalanmış. Bu kişi diyor ki: 'Yani herkes bana madde mi kullanıyorsun diyor.' Bakın işte sosyal endikasyon. Yani basit bir şey ve bir süre sonra makyaj yapmak durumunda kalıyor ve makyajla artık hayatını idame ettiriyor ama normal şartlarda erkekler böyle bir şey yapamıyor. Yani bu ameliyatı yaptıran kişiler hepsi kadın değil, yani yüzde neredeyse %30-40'a yakındır erkekler tarafından yapılıyor. Bazen hasta göz kapağını yaptırıyor, işte bu problemden kurtulmak için ama göz kapağı yeterli efekti veremeyebilir. Biz mesela alt göz kapağı torbası olan bir hastada buradan ne kadar çıkartırsak çıkartalım, eğer biraz fazla çıkarsak çünkü burada göz kapaklarımız gevşektir, bu yükü göz kapağına vermiş oluruz ve göz kapağı açık kalır. Bazen hastalar bana şunu diyorlar: 'Ben göz kapağı yapmak istiyorum ama korkuyorum, göz açık kalıyormuş.' Göz neden açık kalıyor? Aslında o gözün açık kalmasının sebebi oradan fazla doku çıkarma tecrübesizliği ya da sevdası yüzünden oluyor. Şimdi bunu yapan hekim gözü açık kalsın diye yapmıyor aslında, biraz daha fazla çıkartayım da hastanın problemi daha azalsın. Ama burada astığınız yer gevşek bir doku, bunu işte göz kapağıyla yapamayabilirsiniz. Bunu midface dediğimiz orta yüz germeyle yaparsanız otomatik olarak yükü göz kapağına değil, yandan şakak kısmına, yani temporal kaslarımıza bindirmiş olursunuz. Böyle olunca buradaki artık problem ortadan kalkar. Yine özellikle bu bölgede olan şişlikleri olan bazı kişiler vardır, biz oraya malar bekleriz ya da burada tear trough deformitesi dediğimiz böyle çukurluklar olur. O çukur olan kısımlara mesela önceden ışık dolgusu yapıyorduk, ışık dolgusuyla onları rahatlatmaya çalışıyorduk. Fakat ışık dolgusu da özellikle yanlış planlandığında ya da bazı hastaların alerjik bünyesi oluyor, o bölgede sürekli şişmiş gibi bir görüntü verebiliyor ya da eğer ki verdiğiniz bir miktar yeterli olmaz ise tekrar yaptırmak zorunda kalıyor, bu sefer başka sorunlarla karşılaşabiliyor. Bu nedenle ben yani dolgu uygulamalarını çok yapan bir hekim olarak artık dolgu uygulama sayısını her geçen gün daha çok azaltıyorum. Çünkü daha radikal, daha kalıcı, daha iyi sonuç veren, yani azıcık ucundan değil de gerçekten olması gereken şeyi yaptığınızda aslında hastaların memnuniyeti ve mutluluğu çok daha fazla. Ha, isteyene gene dolgu yapıyor muyum? Yapıyorum ama gerçekten bunun efektiyle dolgunun efekti aynı şey değil, asla. Ve kalıcılığı da elbette. Evet, evet, aynen öyle. O da çok önemli tabii ki.

Peki, şimdi çene dolgusu da yapılıyor değil mi hocam, orta yüzle birlikte? Bu da çok önemli. Evet, daha dengeli bir yüz elde edilebiliyor mu hepsi birlikte yapıldığında? Şimdi bakın, buradaki aslında kombine işlemler az önceki sorunuzu birazcık farklı bir mihvala ilerletti. Kombine işlemlerde dediğim gibi eğer hastanın neye ihtiyacı varsa onu ekliyoruz demiştim. Şimdi hastanın problemi eğer kemikle ilgili bir problemse, kemik yapısıyla ilgiliyse mesela kadın olup çenesi çok uzun hasta olabilir, çenesi geniş olan bir kişi olabilir, yine çene köşeleri çok geniş olabilir ya da çok dar olabilir ya da çok geride olabilir. Şimdi bu da yüzle ilgili yapacağınız bir çalışmadaki aslında yüzün ifadesini en çok değiştiren bölgedir diyebilirim. Eğer çene geniş ise, maskülen bir görüntü var ise biz bunu daraltabiliriz, yani çene ucunu daha sivri, daha böyle V şeklindeki bir görüntüye getirebiliriz. Eğer çene köşeleri çok kalın ise çene köşelerinden törpüleyip yüzü biraz daha daraltabiliriz. Eğer çeneyi üç boyutta düşünmek gerekiyor aslında: Uzunluk, evet, genişlik ve derinlik. Şimdi eğer kişinin çenesi geride ise ve diş basımı iyi ise, yani ısırığı iyi noktadaysa, çünkü ısırık buradaki en kritik aslında konu. Çünkü ısırıkla ilgili problem varsa o zaman ortognatik cerrahi, yani çene cerrahisi yapmak zorundayız. Ne yapıyoruz çene cerrahisinde? Bu hastalarımıza bazen alt çene, bazen üst çene, bazen çift çene dediğimiz, yani alt çeneyi geriye almak, ileri almak, rotasyon yaptırmak, yani çevirmek mümkün olabilir. Asimetrik hastalar için özellikle geçerli. Yine üst çene kemiğini mesela bazı insanlar gülümsediği zaman at gülüşü deriz biz, böyle direkt diş etleri gözükür, dişler çok fazla öndedir, böyle tavşan dişli gibi dururlar. Pek çok kişi burada tavşan dişin böyle gülümseyen çok güzel bir görüntü olduğunu söylüyor ama her şeyin fazlası zarar, kötü duruyor. Bu tip hastalarda çene kemiğini yine geriye almak, sarkıtmak, gömmek bütün bunların hepsi mümkün olabilir. Bütün bunlar için hastanın tabii çok iyi değerlendirilmesi gerekiyor. Şimdi en başa dönecek olur isek bu hastaların iyi bir şekilde ön hazırlığının yapılması gerekiyor. Hasta gerçekten bu konudaki hekimin bütün önerilerine açık ise, evet, ve hasta bilinçli ise ve bununla ilgili bir problemi var ise biz bu hastayı direkt olarak resimlerini çektikten sonra radyolojik birtakım testler yapıyoruz, sefalometrik analizler yapıyoruz ki artık bugün günümüzde yapay zekayla dahi bunlar yapılabiliyor. Hastanın yüzünün kemik kısmı simüle edilebiliyor ya da üç boyutlu çalışmalar ile yüz kemik yapısını direkt olarak görmek mümkün olabiliyor. Hastanın bir bölgesinde eğer bir fazlalık varsa biz bunu radyologumuzla da bazen ortodontistimizle birlikte değerlendirip çene kemiğiyle ilgili ne yapacağımıza karar verebiliyoruz. Eğer çeneyle ilgili olarak sadece diş ısırığı iyiyse, sadece çene ucu geride ise, bu kişideki problem az ise dolgu, biraz ileri boyutta ise yağ enjeksiyonu, daha ileri boyutta ise bir implant koymak ya da genioplasti dediğimiz çene kemiğini keserek onu öne almak mümkün olabilir. Yani bu sadece çene ucunu ilgilendiren kısımdan bahsediyorum. Çene köşeleri ile ilgili problem var ise mesela bazı erkekler daha maskülen durmak istiyor, yani buralar daha kemikli durmak istiyor, olsun istiyorlar. Evet, böyle bir hasta için dolgu bir seçenek olabilir ama dolgunun efekti hem yetersizdir hem de istenilen radikal görüntüyü vermeyebilir. Dediğim gibi bu tip hastalarda yine iyi bir planlama, iyi bir değerlendirme. Fakat hastalarımız maalesef iyi bir planlama ve değerlendirme yapmak istediğinizde hasta bir an önce bitsin, bir an önce kurtulayım sevdasında oluyor ki aslında biz hekimlerin de aslında elini ayağını bağlayan en önemli konulardan bir tanesi bu, özellikle plastik cerrahların. Çünkü biz hasta için mesela diyoruz ki: 'Sizin için şu şu şu şu şu prosedürler olması gerekir.' Bu aslında onun için gerçek tedavinin tek tek basamak basamak aşamalarıdır. Fakat hasta sadece bir şeyi kafasına takmıştır. Bu mesela burun ameliyatı için de geçerli. Hasta geliyor diyor ki mesela bana burun yaptırmak istiyor, 'Şu kemeri alın yeterli.' Oysa ki ben o kişinin burnunda 10 tane problem görüyorum. Evet, o kemeri aldığında bu defa diğer problemi görecek, diğerini yaptığınızda diğer problemi görecek. O zaman biz hekimin aslında bu konuda 'Siz lütfen bize bırakın.' Bize bıraktıkları zamanda bu defa 'Benim istemediğim şeyi yaptınız.' demeye geliyor. Bu nedenle hastaya çok derin ve genişlemesine anlatmanız gerekiyor. Öncesi çok önemli. Evet, yani önceki değerlendirme, planlama bence çok önemli ve bu tabii radikal bir karar. Eğer ki kişi gerçekten buna hazırsa, bunu da yaptırmak istiyorsa ve 'Ben basit ufak tefek şeyler olsun, çok değişmek istemiyorum.' gibi söylemler hep söyleniyor fakat nihayetinde işlem bittiğinde 'Ama benim istediğim böyle olmadı.' diyor. 'Ben bunu yetmedi, çok daha şey istiyordum.' diyor, yani yetmiyordu diyorlar. Yani bu da işin tabii bir açmazı aslında, bir anlamda düşündüğünüzde. Sözün kısası ben hastalarla bu konuyu eğer onlar ciddiler ve hakikaten yüzle ilgili birtakım şeyler düşünüyorlarsa ben o konularda onlar için olabilecek her şeyi çok detaylısına anlatırım ve bunun önem sırasına göre ya da bütçeleme ile ilgili olan kısımlarda da 'Bakın şu şu şu olmazsa olmaz, şunları sonra da yaptırabilirsiniz ya da bunlar birbiriyle ilintili işlemler ama şunu sonra yaptırabilirsiniz.' dediğim oluyor. Mesela az önce bahsettiğimiz kombine prosedürlerden bahsettiğimizde şimdi hasta diyor ki mesela 'Kaşımı kaldırın.' Beraberinde işte 'Şuramda da problem var, işte yüzümü de gerin.' O zaman orta yüz yapmayalım, o zaman komple facelift yapalım, dönüyoruz bakın. Hani hastaya beraberinde bir de orta yüz eklemeyin. Yani aslında hastaya daha bütçesi az olan prosedürleri tavsiye etmeye çalışıyor, çözüme. Evet, olabildiği kadar tek seferde çözülecek ya da hastayı en çok mutlu edeceğimize inandığımız işlem. Çünkü hasta o işlemi ilk defa yapıyor ama biz her gün yaptığımız prosedürler ve hastalarımızın bu konudaki tepkilerini az çok görüp gözetliyoruz. Hastanın da burada bilinçli olması, ne istediğini bilen birisi olması ya da yüzdeki değişimiyle ilgili olarak çok fazla üzerinde duran, bu konuyu çok derinlemesine araştırması bir hasta da tehlikeli. Çünkü bu defa da az önce geçen programda bahsetmiştik, dismorfik hastalar, takıntılı hastalarla karşılaşmış oluyoruz ya da daha doğrusu abartılı birtakım hayalleri olan insanlarla karşılaşmış oluyoruz. Yani hasta tabii ki nereye kadar? Şimdi biz hastanın tabii ki hani her şeyini sorarız, öğreniriz, önerilerimizi de söyleriz. Hasta da bize inanır ve güvenirse bunu yaparız. Ama hastanın bizi fazla aşırı yönlendirmeye çalışması da aslında tehlikeli bir sınıra getiriyor. Çünkü artık hayaller üzerinden konuşulmaya başlanıyor. Hastayı motive etmek önemliyken bu defa o motivasyonu ters tepiyor gibi gibi. Şimdi bir de psikolojik birtakım sorunları da söz konusu. Bir de merak ettiğim şu: Şimdi bu işlemleri yapıyoruz ama mimikler ne oluyor? Yani komple o mimikler gidiyor mu yoksa kullanabiliyor muyuz? Belli bir esneme payımız da var derimizin.

Kullanabiliyoruz. Şimdi bakın şöyle: Biz aslında bu ameliyatların hiçbirisinde mimiklerle ilgili bir problem yaşamamalıyız zaten. Çünkü mimikleri yaşadık mı o zaman sinir kusurumuz var demektir, sinirle ilgili bir yaralanma söz konusudur. Yani bu işlemler sinire zarar verilmeden yapılması gereken çok ileri düzey yüz gençleştirme, yüz güzelleştirme cerrahisinden bahsediyoruz. Bakın burada sinire zarar verirseniz zaten o ameliyatı bir daha yapmayın. Yani bu gerçekten çok ciddi bir problemdir, çok ciddi bir sorundur. Ki bu tip işlemlerde bakın mesela bir yüz germeden bahsedecek olur isek, çünkü bu işlemlere çoğunlukla yüz germeyi de ekliyoruz. Çünkü özellikle yaşı ileri yaş gruplarda ya da derisi çok fazla gevşek olan, aşırı kilo vermiş mesela geçen bana 31 yaşında bir hasta geldi, yüz germe yapmak zorunda kaldım. Neden? Çünkü çok kilo vermişti, yüzü çok fazla gevşemişti. Ani kilo verme de bunu maalesef neden oluyor. Evet, evet, aynen öyle. Yine mesela hasta bazen işte 'boynumdan, gıdımdan yağ alın' diyor. Oradan mesela yağ alıyorsunuz ama bu defa boşalmış bir deri var, gevşek bir deri var, bu sefer bunu germeniz gerekiyor gibi. Sözün kısası yani tıpta bir prensip vardır: 'Hastalık yoktur, hasta vardır.' diyerek bizim için de bu geçerli. Biz ameliyatları söyleriz ama bu her hasta için geçerli değil. Bazı hastalar için öyle olması gerekiyor, bazı hastalar için böyle olması gerekiyor. Bunun da kararını verecek olan hekim aslında. Hekim de zaten size bu işlemi yaparken sizi bilgilendiriyor. Yani nasıl yapacağını, sizin neye uygun olup olmadığınızı açıklamakla mükellef. Biz de bunları zaten çok detaylı bir şekilde hastalarımıza anlatıyoruz ama sizin gibi bir hekim öyle. Elbette yani burada hekim seçimi çok önemli çünkü çok kritik bir karar. Hastayı çok iyi tanıyıp çok iyi gözlemleyebilir olması da çok önemli dediğiniz gibi ve öncesinde yapılacak planlamalar da. Yine şimdi uygun olmayan bir şey yaptığımızda da revizeye ihtiyaç duyuyoruz değil mi? O konuda da çok ciddi sıkıntılar yaşanabiliyor. Bunun revizeleri oluyor mu mesela? Size gelenler oluyor mu o sorunlarla? Çok çok geliyor, çok geliyor. Mesela göz kapağı yaptırmış, göz açık kalmış. Yani ben her ay en azından 3-5 tane böyle hasta görüyorum. Yine üst göz kapağı yaptırmış, yeterli sonuç alamamış, yetersiz sonuç ya da aşırı sonuç. Yani bakın, yetersiz sonuç da sorunlu, yani az yapılması da sorunlu, çok yapılması da sorunlu. Nihayetinde her şeyin tam böyle kararınca yapmanız gerekir. Bu da zaten tecrübenin buradaki en önemli kısmını oluşturuyor. Bu tip hastalarla çok sık karşılaşıyorum. Hatta programa başlarken de az önce söyledim yani mesela endoskopik uygulama yaptığım hastalarımın belki yarısından fazlası daha önce mutlaka bir Fransız askısı, bir kaş ipiyle, işte ip askı yöntemi kullanmış veya bunu denemiş olan hastalar oluyor. Bir kısmı, ya ben hiç mutlu olanı görmedim onu söyleyeyim çok net olarak ip askıyla. Evet, hiç görmedim yani hiç bir tane bile görmedim. Bu anlamda bunu net olarak söyleyebilirim. Tabii bu işlemi yapan meslektaşlarımıza şey olsun diye söylemiyorum yani onlar da inanarak yapıyorlar ama nihayetinde ben görmedim yani güzel sonuçları varsa bana bir yıllık, iki yıllık gösterebilirler, atabilirler. En azından ben de faydalanırım. Hastalara da söylüyorum: 'Yani siz bu yöntemi yaptırıyorsunuz değil mi? Bu yöntemden sonra bir yıllık, iki yıllık hasta sonucu gördünüz mü?' Yani yapıldığı andakinden bahsetmiyorum. Ne kadar da popüler oldu aslında değil mi bir ara? Aslında yine bütçesel konular her zaman olduğu gibi bütçelerle ilgili konular çıkıyor. Yani hastalar da tabii ki bu işte hep işte 'ameliyat olmuyorum', işte 'bir lokal anestezi altında bir işlem oluyorum' gibi soft ve yumuşak ifadelerle istismar edilmenin aslında kritik başlangıçları bunlar. Şimdi geçen programımızda işlemiştik hatırlıyorsanız, yani cerrahi dışı uygulamalar. Şimdi her şeyden önce hem cerrahi dışı uygulamalara hem cerrahi uygulamalara hakim olan bir plastik cerrahla görüşürlerse bu onların aslında problemini çok kestirmeden çözmüş olurlar. Çünkü bizler nihayetinde bu tip uygulamaları da bilen, yapan, uygulamış olan hekimleriz. Aradaki farkı, ayrımı, kıyaslamayı çok rahat bir şekilde yapabiliriz. Ama siz cerrahisi olmayan, cerrahi tecrübesi bu konuda olmayan veya bilmeyen birisiyle buraya gittiğiniz zaman onun elindeki tek materyali almak zorundasınız değil mi? Yani bu aslında çok net ve açık bir ifade. Yani ben burada bütün hastaları bu konuda uyarıyorum. Nihayetinde bir işlem yaptıracaksanız araştırıyorsunuz, yanlış bir kanaldan ilerlerseniz o zaman yanlış bir şekilde yönlenmiş olabilirsiniz. Yine mesela hasta resimleri, mesela sosyal medya günümüzde çok fazla kullanılıyor. Şimdi sosyal medyada ben de paylaşıyorum yani orada 100 hastamızda belki 3 tanesini, 5 tanesini paylaşıyoruz. Herkesin yaptığı gibi biz de en güzellerini paylaşıyoruz yani doğal olarak. Evet, evet yani hiçbir siz giyim mağazasında ya da bir giyim mağazasının reklamlarında böyle benim gibi beni oynatıyorlar mı? Hep böyle... Estağfurullah hocam, sizin bir şeyiniz eksik değil tabii ki ama yani yani görüntüye göre. E tabii manken gibi insanlara gidiyorlar. Şimdi o kişide çok güzel görünen bir kıyafet bende güzel durmayabilir, öyle değil mi? Yani aynı şekilde şimdi insanların da bu tip görsellere bakıp şimdi mesela burun ameliyatı olmak istiyor kişi, gitmiş birilerinin sayfasına bakmış, sayfada hep böyle çok güzel kızlar ve onların çok güzel sonuçları ama...

Zaten bunlar hepsi çok güzel. Hepsi sanki tondan çıkmış gibi ama onlar zaten burunları kolay burunlar. Sizin burnunuz zor ise, zor bir burnu olup da onu düzeltmiş bir kişinin resmine bakmıyorsunuz bile. Çünkü zaten o kişinin burnu zor, sonucu da ona göre biraz daha göreceli olarak az oluyor. Ve siz, "Aa bak bu güzel olmamış!" hayallerinizi mi yoksa gerçeklere mi yönelmeniz gerektiğinin aslında yine altını çizdiğim böyle ön söylemlerini anlatıyorum.

Yani nihayetinde burada mesela yüz germe yapıyoruz. Şimdi yaşlı hastalarımızı koyduğumuzda herkes o hastanın sonrasına bakıp, "A bu hanımefendi güzel ya da kötü." der. Ya siz öncesiyle sonrası arasındaki farkı görün! Yani siz hanımın güzelliğine bakmayın. Yani yapılan işlem ne kadar zor bir işlem ama biz oraya en güzel bir hanımı koyduğumuzda onun öncesi sonrası zaten güzelmiş, daha da güzel olmuş. "Aa ne kadar başarılı!" Halbuki oradaki yaptığımız işlemin değeri bir ise, derece olarak ötekinde 10 derecelik bir işlem, bir yoğunluktan bahsediyoruz.

Bu şuna benziyor: Yani tost yapmak ile çok böyle özellikli bir yemek yapıyorsunuz. Tost lezzetli, evet çok güzel ama öteki yemek için saatlerce, günlerce aromasıyla ilgili, tadıyla ilgili mesela bir sürü emekler verilmiş. Siz oradaki tostu bununla kıyaslamaya çalışıyorsunuz. Yani bisikletle uçağı kıyaslamak gibi bir şey.

Biraz felsefik konuşuyorum ama yok, gayet iyi anlaşılıyor Hocam. Çok haklısınız. Yani verilen emekler farklı elbette ama öyle görünmüyor. Şimdi her şey tabii görsellik olmuş. Şimdi günümüzde sosyal medyanın çok büyük bir etkisi var, dediğiniz gibi.

Burada şimdi peki biraz daha iyileşme süreçlerine gelecek olursak ya da böyle bir toparlayalım isterseniz, son olarak komplikasyon risklerini konuşalım isterseniz. Bunlar yaşanabiliyor mu? Ne oluyor? Ya da şimdi komplikasyon dediğimiz şeyler bizim erken komplikasyonlarımız, geç dönem komplikasyonları dediğimiz şeyler vardır aslında.

Erken dönem ne olabilir? En çok hematom olabilir, yara açılması olabilir. Bunlar hematom dediğimiz kan birikmesidir. Hı hı. Ya da yara açılması, orada yara probleminizin olmasıdır. Geç dönemde mesela kestiğimiz bölgede işte geçici olarak saç dökülmesi dediğimiz şeyler gerçekleşebilir. O tekrardan çıkıyor ama 6 ay bazen bir yılı bulabiliyor. Bu da geç dönemde karşılaşılan şeyler. Buradaki tabii komplikasyondur açıktır.

Yani siz o kişiye olması gereken işlemi en iyi teknikle, en doğru bir şekilde uygulamışsınızdır. Elde ettiğiniz sonuç da iyidir fakat hasta o sonucu beğenmez. Şimdi göreceli de bir kavram. Göreceli bir kavram. Bazen hastalar bu konuda beklentileri tabii çok farklı olduğu için bunun ön hazırlık aşamasındaki problemlerden ya da hasta sizden duymak istediğini duyuyorsa eğer...

Çünkü hastaya mesela anlatıyorsunuz: "Şu şu şu olacak, güzel olacak mı?" "Evet, güzel olacak." "O bana güzel olacak demiştiniz." Ama aslında biz onlara gerçekleri de anlatıyoruz, her şeyi anlatıyoruz. Kötü olacak demiyoruz zaten ama güzellik kavramı bakın mesela bir şey mi? Ölçülebilir bir kavram mı? Asla değil. Yani güzel hava, güzel kime göre, neye göre? Bunu anlatmak gerekir.

Evet, tabii ki yetersiz sonuçlar olabilir. Hasta hakikaten yani sonuçtan yeterli düzeyde memnun kalmamış olabilir. İstediğini tam anlatamamış olabilir. Hekim bunu yaparken yeteri düzeyde yapamamış olabilir. Yani bunun hiçbirini kasıt aramak yersiz. Yani onu söylemek gerekirse ama nihayetinde hastaların bu konuda her zaman tecrübeli, bu konudaki deneyimli hekimleri tercih etmeleri onlar için bence çok kıymetli ve çok önemli. Kesinlikle.

Yani arayan buluyor, Mevlasını buluyor. Çok doğru. Belasını da buluyor, gördüğünüz gibi. Onu ben söylemiyorum ama öyle gerçek yani. Çok doğru. Artık merdiven altı da çok fazla görüyoruz maalesef. Ben merdiven altıları zaten onu gidenlere yani sadece gülüyorum. Yani hakikaten çok üzülüyorum. "Uygun" diye yani böyle bir sağlık, görüntü, özellik nasıl riske atılıyor, değil mi?

Evet, valla bu konudaki tabii ki hani işin o bütçe, bütçe, bütçe, ekonomi meselesinde yani insanların sanki bir araba alıyor, bir kamyon alıyormuş gibi bir zihniyetle estetik cerrahi ya da bu tip uygulamalara bakış açısı bence çok yanlış. Kesinlikle. Yani bu şekilde davranırsanız tabii ki sonuçlarını da öyle görmek zorundayız. Maalesef öyle Hocam.

Evet, bir de şu var: İyileşme süreci var. Burada nelere dikkat etmemiz gerekiyor? Biraz da öyle bilgilendirelim hastaları. Şimdi iyileşme sürecinde tabii ki bu yöntemde şimdi işlemi yaptıktan sonra bir 6 haftalık aslında dokuları dedim ya mobilize ettik, kaldırdık. Daha sonra bunların yapışma dönemi var. O dönem 6 haftalık bir süreç.

Bu dönem içerisinde hastanın mesela over korreksiyon yapıyoruz, biraz fazlaca kaldırıyoruz. Hasta mesela bundan rahatsız olup buraları böyle çektirebilir, sizin oradaki ipinizi gevşetebilir, "Kaşım kalmadı." der. Bilmem anlatabiliyor muyum? Yani böyle şeylerle karşılaşmıyor muyum? Evet.

O yüzden hastanın mesela ilk 6 hafta özellikle bu konuda dikkatli olmasını tavsiye ediyoruz. Yani yüze dokunduğumuzda onu bozabiliyor, şekil bozabilirsin. Tabii ki bozabilirsin. Yani birtakım başarısız sonuçlar ya da birtakım problemlerde aslında bazen hekim değil, hasta da mesuldür burada ama ispatı yok. Yani burada bir şey diyemezsiniz.

Nihayetinde mesela hastaya diyorsunuz ki işte saçınıza fön çekmeyin, çektirmeyin. Mesela başınızı yıkarken özellikle böyle friksiyon yapmayın. Yani ovalar gibi sadece yapın. Yani sadece bir su dökün, şampuan olsa fark etmez. Özellikle makyaj silmekle uğraşmayın. Çünkü orası yapışması gerekiyor. Siz yapışan bölgeye eğer oynarsanız, çünkü bu tabandan beri kaldırılmış bir dokudan bahsediyoruz ve o dokunun oraya oturması ve yapışması gerekiyor ki bunun için minimum 6 hafta gerekiyor. Yani 6 haftalık dikkatli bir dönem söz konusu.

Hasta bu dönemde saçını boyatmaya, fön çektirmeye kalkarsa oradaki yaptığınız bütün iş, emek bozulabilir. Yani biz düzeltilebilir mi? Düzeltilebilir, evet düzeltilebilir ama düzeltmek her zaman zordur. Yani bir işlemde düzeltme cerrahisine girdiğiniz mi artık sekondere giriyor. Bu artık bir düzeltme oluyor, bambaşka bir süreç. Yani o yüzden bir defa yapıp tam yapılması bence çok önemli bu takım işlerde ve ehil ellerde yaptırmak çok...

Evet, estağfurullah. Çok teşekkür ederim böyle düşündüğünüz için. Dediğim gibi hastanın burada iyi değerlendirilmesi, ameliyat önce iyi hazırlanması, hastanın beklentilerinin kontrol edilmesi, hastanın psikolojisinin buna uygun olması, cerrahın işlem esnasında yeterli özeni göstermesi, sonrasındaki iyileşme döneminde morluklar olabilir, şişlikler olabilir, bunların zaman içerisinde geçeceğini mesela hastalarımıza hep şunu söyleriz.

Mesela bu bölgede birazcık uyuşukluk oluyor, numness diyoruz biz ona. Böyle dokunduğunuz zaman keçeleşmiş gibi bir şey oluyor, his oluyor. Evet, bunun mesela 6 ayda geçeceğini soruyorsunuz, söylüyorsunuz mesela hastaya normal olduğunu söylüyorum. Hasta 6 ay boyunca her gün arayıp "Hocam geçecek mi, geçecek mi?" yani aynı soruyu sorması da hakikaten hekimleri çok bazen taciz boyutuna getirebiliyor. O yüzden yani bunu son derece normal oldu ki hastalar bunu ameliyattan önce çok detaylı bir şekilde anlatıyor. Morluk varsa bunun 6 haftada geçeceğini mesela çok net bir şekilde söylüyoruz. Bu konuda endişe etmesinler.

Önemli olan şey iyi sonuç almak. Bir de zaten hastalara bu ameliyattan önce hastaların üzerinde eski bir simülasyonu mümkün değil ama hastaya en azından yapılmış hasta örneklerini göstererek bir de hastanın ne istediğini ameliyattan önce ben mesela planlarken muhakkak ameliyathanede bir yarım saat, bir saat hastalarla vakit geçiriyorum. Bu esnada yanında yakını da olmuyor, kimse de olmuyor. Hasta da rahat bir şekilde kendini düzgün bir şekilde aynanın karşısında ifade ediyor. Hastanın fotoğraflarını çekiyorum. Neden yaptırmak istediğini tekrar sorguluyorum. Ne beklediğini, ne istediğini tekrar tekrar soruyorum. Bütün bunlar da çok önemli ve çok kıymetli. Böylelikle hasta bir sürprizle karşılaşmıyor.

Bu sadece yüzle ilgili uygulamalar için değil, bütün cerrahi prosedürlerimiz için geçerli. Bu şekilde davrandığımız zaman hastalar gerçekten bu işten son derece memnun kalıyorlar. Dediğim gibi iz kalmaması, evet ve işlemin doğru bir teknikle yapıldığında hakikaten memnun ediciliğinin çok yüksek olması, en son teknolojik yöntemin bu olduğu yani tıpta gelinen en son noktadır.

Her şeyden önce yine bu işlemi bir sadece gençleşme değil, aynı zamanda güzelleşme prosedürü olduğunu, hı hı, yaş grubu ileri olan hastaları da yapabildiğimiz ama yaş grubu ileri hastalarda başka bir takım kombinasyonları da eklediğimiz, evet, yine özet olarak anlatmam gerekirse özellikle göz kapağı, üst göz kapağı ya da alt göz kapağı yaptırmak isteyen hastaların özellikle bu prosedürü de mutlaka bilmeleri gerektiği... Çünkü hastanın mesela geçen bir hasta resim attı, kaşı zaten düşük, "Göz kapağımı yaptırmak istiyorum." diyor. Şimdi bu göz kapağını yaptığın zaman kaş zaten düşük, daha da düşük duracak. Oysa ki bu hastanın kaş kaldırmaya ihtiyacı var. Belki de sadece kaş kaldırsan zaten göz kapağını yaptırmaya gerek kalmayacak.

Demek ki en sık yapılan estetik cerrahi müdahalelerinden birisi olan göz kapağı cerrahisi yaptıracaksanız eğer muhakkak bir plastik cerraha gidip özellikle bu kaş kaldırma, orta yüz germeyi mutlaka bilmeniz gerekir ki doğru karar olsun.

Peki, çok teşekkür ediyoruz Hocam. Çok kıymetliydi yine aktardıklarınız. Evet değerli izleyenler, bugün de Doktor Fatih Dadıdelen ile birlikte endoskopik şakak ve orta yüz germe konusunu konuştuk. Önümüzdeki hafta yine bambaşka bir konuyla karşınızda olacağız diyelim. İyi hafta sonları dileyelim. Hoşça kalın.