Transcription
[alkış] Buyurun, buyurun, buyurun. Ay, merhaba. [alkış] Müsait misiniz?
>> Merhabalar. Yeter Hanım, değil mi?
>> Ben Yeter. Evet, bugün şeyim vardı.
>> Neyiniz vardı? Pardon.
>> Şey, sizde mi sıradasınız? Buyurun, önce siz de geçin.
>> Yok, yok, buyurun. Nereye geldiniz?
>> E, ben doktora geldim.
>> Ha, neresi burası?
>> Bu anneanne. [kahkaha]
>> Asla eskimeyen bir şey.
>> Asla. 13 yıl da geçti. Asla eskimez. Şey, beyefendinin sorunu çözüldü mü? O benden daha [kahkaha] hasta gibi.
>> O >> ilaçlarını, ilaçlarını alıyorsun. İlaçlarını alıyor.
>> Tamam, ben bir tedavi olayım, sonra şey yaparız. Eee, merhabalar efendim.
>> Merhabalar efendim. Ben Burcu.
>> Evet.
>> Nörolog.
>> Evet, nörolog.
>> Burcu Nör.
>> Burcu Nör. Çok [kahkaha] güzel. Eee, Burcu Hanımcığım, benim adım da Yeter. Eee, ben aslında bir mimarım. Eee, ve son dönemde İskandinavya ile ilgili bir proje teslim etmem lazım. Yani İskandinavları içeren bir proje hazırlamam lazım. Fakat ben bu aralar hiç iyi değilim. Yani aslında çok hızlı konsantre olup böyle hemen işe fokus olan bir yapım vardı. Fakat son dönemde, yani her ne oluyorsa oluyor ama ben böyle kendimi fokuslayıp konsantrasyonumu asla oraya toplayamıyorum. Yani bence >> benim beynimde bir hastalık var. Ya yandı ya bir şey oldu. Yani iyi durumda değilim.
>> Evet. İyi gözükmüyorsunuz, değil mi?
>> Öyle mi? [kahkaha] Çok açık söylemeyeyim. Hayır, hayır, hayır. Korkmayın. Tamam.
>> Eee, şöyle ki, yani son zamanlarda aslında bu tabloyla çok sık karşılaşıyoruz.
>> Konsantrasyonunu toplayamamak.
>> Konsantrasyon toplayamamak.
>> Evet. Çok fazla karşılaştığımız bir şey. E, genelde dış etkenlere fazla bağımlı olmak. Yani mesela telefonla fazla ilgilenmek. Evet. [alkış] Telefonla fazla ilgilenmek. Fazla sosyal medyada satılmak olabilir. Yeter Hanım. Yeter Hanım. Yeter Hanım.
>> Ay, pardon.
>> Evet, ben sorumun cevabını aldım yeter.
>> Nedir sorunun cevabı? Neydi?
>> Sizin sıkıntınız viral.
>> Viral.
>> Evet.
>> Virüs girdi beynime. Beynim virüslü.
>> Yok, hayır. Beyniniz virüslü değil.
>> Nedir?
>> Fazla viral video izlediğiniz için.
>> Evet. O yüzden böyle bir konsantrasyon dağınıklığınız var.
>> Ha, siz şimdi benim telefona baktığımı gördünüz. Sandınız ki ben bunu hep yapıyorum ya da yapınca kapılıyorum falan. Yok, o iş öyle değil. Ben o kadar bağımlı bir insan değilim zaten. Video falan da hiç izlemem ben. Yani hiç tarzım değil. Gerçekten değil. Hiç yapmam.
>> Peki, o zaman sizi inandıramıyorum. Beyninizin içine bir bakalım isterim. Ne dersiniz buna?
>> Beynimin içine.
>> Nasıl bakılıyor beynimin içine?
>> Şöyle. Şimdi patenti bana ait olan bir aletimiz var.
>> Kafanıza takıyoruz ve buradan verdiğimiz akımla küçük bir elektriklenme olabilir ama aletten dolayı endişelenmenize gerek yok. Beyninizin içini göreceğiz.
>> İnanılır mı?
>> Bu gerçek yaşanacak yani.
>> Ay, siz de yaşadınız mı bunu? Bu deneyim siz.
>> Kendi kendinize çok konuşuyorsunuz ama.
>> Tamam. O da sıkıntı. O [kahkaha] da sıkıntı.
>> Doğru. Beynimde varsa bir hastalık demek.
>> Ne oluyor şimdi?
>> Şimdi efendim, birazdan sizin beyninizin içini göreceğiz.
>> Hı hı.
>> Ve beyninizdeki nöronlara bakacağız.
>> Sisteme bakacağız.
>> Tamam.
>> Onlar da sizinle. Siz de onlarla konuşacaksınız. Yani birbirinizi duyabileceksiniz.
>> İnanmıyorum. Gerçekten mi?
>> Ay, çok heyecanlı ya.
>> Şimdi sistemi açıyorum. Açtım. [alkış] Gerçekten beyniniz Medrano sirkine dönmüş. [kahkaha] Yeter Hanım.
>> Doktor Hanım, bu gerçekten benim beynimin içi mi?
>> Evet, ben de şaşkınım. Şimdi şöyle anlatayım. Şu ortada görmüş olduğunuz öfkeli, bunalmış olan, beyaz takımlı olan kişi prefrontal korteks.
>> Ne [kahkaha] oluyor şimdi?
>> O bütün kararları alan >> yani aslında beyninizi yöneten CEO diyebiliriz.
>> Oo, beynimiz CEO'su.
>> Evet. Beyninizin CEO'su.
>> Şimdi o ve yanındaki de aslında sizin maruz kaldığınız dış etkenler.
>> Hım. Ay, doktor hanım, az evvel dediniz ya, yani beynimin içi benim izlediğim videolara benziyor aslında. Hay Allah, gerçekten çıpıt çarşısı gibiyim maşallah. Şey, ne olursunuz bana yardım edin. Bu prefrontal korteks'imi iyileştirmenin bir yolunu bulalım beraber. Olur mu?
>> Olur. Olur. Şimdi biz onları duyacağız. Onlar da bizi duyacaklar.
>> Konuşuyor, sesleri var.
>> Konuşacaklar. Evet.
>> Tamam.
>> Hemen sistemi açıyorum. Ay, çok tam çekeceksiniz hepsini. Yok, buradan sonra beş farklı şey görmeden >> Merhaba diyebiliyor musun? Yapıyor muyum?
>> Şey, merhaba beynim. Çuvalı kaydırdın, hepsini orada yedir.
>> Ya yeter ya! Bu ne kadar konuşma, kafamın içi işte. Ha, yok, bir dakika. Sanki biri bana merhaba dedi.
>> A, şey, Merhaba. Merhaba. Eee, ben Yeter. E, e, bu beynin sahibi benim de.
>> Öyle mi ya? Çok memnun oldum.
>> Ben de.
>> Çok bir sorum olacak yani.
>> Tabii.
>> Bu beynin hali ne lan?
>> Pardon. Nasıl yani?
>> Ya ben böyle bir rezillik görmedim. Işığı gören gelmiş. Işığı gören gelmiş ya. Hele vallahi sevk meydanı gibi kafamın içi. Ab, böyle beni buradan alın, ne olur. İçi değil. Doktor Hanım, benim şu anda anlamadığım bir şey var. Bu benim prefrontal korteks olan kısmım şiveli. Yani ben şiveli konuşmuyorum ki. Hatta beceremiyorum bile.
>> Ya sen bunu neyle şaşırıyorsun? Arkadaşların yanında ben sadece belgesel izliyorum deyip eve gelince bütün töre dizilerini izleyen sen de misin? Şöyle, eee, Refrontal Korteks. Ben nörolog Burcu Nör. Şimdi şöyle yapalım. Yeter Hanım bu kaostan oldukça rahatsız.
>> Evet.
>> Siz de rahatsızsınız, görüyorum.
>> Acaba neden çalışamıyorsunuz? Bize bunu bir açıklar mısınız?
>> Ya çalışamıyoruz çünkü yani bu böyle bütün reetes videolarıdır, zigzak videolarıdır. Yani önüne gelen her şeyi izliyorlar. Biz dolduk, dolduk, taştık, çalışamıyoruz.
>> Ama. Bir saniye, yani bu bir şey diyeceğim. Pardon da bu çok gereksiz bir sitem yani. İki tane video izledim diye neyin atarı bu ya?
>> İki video mu?
>> Evet. Bak bunu böyle geri geri çeker, çeker, çeker, çeker, çeker, çeker, bir bırakırım böyle duvara yapışırsın.
>> Ne yapıyor ya?
>> Tamam mı? Kontrol bende, bende.
>> Oyuncak gibi oynuyor.
>> Evet, evet, kontrol sende. Bir sakin olalım. Şimdi biz şu projeyi bir odaklanalım.
>> Odaklanalım.
>> Evet, bu projeyi bir düşünelim. Neler oluyor mesela projede?
>> Şimdi şöyle, projede bir şey olamıyor. Neden diyeceksiniz? Misal, şimdi biz o projeyi aldık. Projedeki binaların girişindeki kirişlere dedik ki, farklı bir şey bulalım. Farklı yapılarda olsun. Ne olsun dedik? İskandinav mimarisine bakalım dedik. Neyse, İskandinav mimarisi ile ilgili uzman videoları bulduk. Tam tıklayacakken bu gitti köşedeki videoya tıkladı. Ne videosuna tıkladı?
>> İskandinavların şok olacağınız beş adeti.
>> A, buna çek [kahkaha] lan kafamdan.
>> Ne yapayım ya? Böyle diyor ya, hani şok olacağınız diyor ya. E, o zaman ister istemez böyle dikkatimi çekiyor. Acaba nedir diyorum yani merak ediyorum. Ne yapayım ya?
>> Ya sen neyini merak ediyorsun? İskandinav mısın sen? Sen nesin sen? Çorumlusun. Kendine gel ya.
>> Ne var yani bunda? Çorumluyum diye genel kültüre merakım olamaz mı benim yani? Aksine merak ediyorum. Bilgiye açım ya. Hungry. Sen aç, hemen yemek kapıyorum ya. Hungry. [kahkaha] Sorry, sorry, sorry.
>> Ya açım deyince de Hindistan sokak lezzetleri çıkıyor böyle karşımıza. Bu >> çok kötü şeyler oluyor orada.
>> Good food.
>> Günce de merak ediyorsun ne olacak diye. Good food, good aman.
>> İnanılmaz bir zihin. Gerçekten inanılmaz.
>> Daha neler atıyor, neler.
>> Ayak da çıktı.
>> Ayağıyla yapacağım. Çal, vur, vur, vur. Ah >> ah. Evet. Evet.
>> Videoları izlemeseniz mi acaba, Yeter Hanım?
>> İzlenmeyecek gibi değil ki doktor hanım. Öyle karışımlar çıkarıyorlar ki ortaya.
>> Tabii. Oh, oh, oh, ah.
>> Şu çori >> zıkkımın çori. [alkış] Allah seni kahretmesin. İzlerken üç kere zehirlendim lan. Böyle yemek mi yapılır? Doğru düzgün yemek yap lan.
>> Doğru düzgün yemek yap diyen kocam için sabah 5'te kalktım. [kahkaha] Sıfırdan hamur kağırmaya başladı. [kahkaha] Suyu da kendim yaptım. Sıfırdan. H ve O2'leri birleştirerek kendim yaptım. Şimdi bu kardığım hamurdan güzel kocama ve canım çocuklarıma çıtır çıtır ekmek yapacağım. Sonra da sıfırdan tereyağı yapacağım. Yumurtaları da kendim yaptım. Kendim yumurtladım. Sıfırda. [kahkaha] Şimdi bu hazırladığım güzel kahvaltıyı canım eşim ve güzel çocuklarıma sunacağım. [müzik] Eşimi çok seviyorum. İyi ki var. Onun için saçlarımı süpürge edeceğim. Perişan olacağım. Manyağım ben. Yok. Sen beter ol. Beter. Beter. Yok. Efendim? Sabah 5'te kalkmışmış da hazırlamışmış da. Ya bakıyorsun günde hazırlayamazsın o masayı. Böyle bir şey olabilir mi ya? Bir de düğüne gider gibi giymiş, yerse bu resmen milleti keklemek ya. Ben ne diyordum? A >> a odam da aldı işte. O böyle oluyor işte. Bak yine odam gitti ya.
>> Ne alakası var ya? O kadar da izlemiyorum. Abartma artık.
>> Neye izlemiyorsun lan? Neye izlemiyorsun? Allah kahretmesin. Klozetten kalkıyorsun, le boya varasıyor. İki saniyelik zamanda bile elinde böyle telefon var ya.
>> Ne var ya? Bir telefonum var. Ona da karışmayın ya. Ne yaptım? Adam mı öldürdün?
>> Nöron öldürdüm. Dört nöronumuz vardı. Üç tane kaldı, biliyor musun canım benim? Ya biz o üç nöronu proje yapmaya çalışıyoruz ya. [kahkaha] Sabahtan akşama kadar kahve içiyorsun sen ya.
>> Kadıköy'deki bu beş mekanda kahve içmediysen kahve içtim de >> derim. Lan sana ne bunu aşırı kıcığım biliyor musunuz? Evden yaparım kahvemi, koyarım termosa. O kahveyi içerim. Son >> evde kahve yapmanın beş müthiş sırrı. E, onları öğrenmeden kahve içte de miş ne ya? Kulağımın dibinde çıkaim. Zor, zor, göz.
>> Beynin aktı artık beynim.
>> Gerçekten beynim aktı. Hem attı hem yandı.
>> Evet. Sakin olalım, beyin takımı lütfen, sakin olalım lütfen.
>> Ya ben sakin, neye sakin? Ben sakin olsam sahibim sakin olmuyor ki. Allah kah. Sen ne yapıyorsun orada? Allah suratıma tükürme. Kotf, Allah [kahkaha] [alkış] türklük. Türklük ya. Türk tüklük. Türklük.
>> Çok iyi ya. Çok iyi. Neresi? İyice kötüleştik. İyice kafamız yandı ya. Bak ya. Topu topu. 4 nöron vardı. Üç tane nöronumuz kaldı. Şimdi biz ne yapacağız Allah aşkına ya? Bir kahve uğruna ya.
>> Arkadaşlarıma kahve içmeye gittim ve eve nasıl döndüm? Story time.
>> No, no, story time. No, story time. Hayır, tedavi time. Doktor time. Lütfen.
>> E, korteks. Bu kim >> ya? Bu benim kozmetik çilem. Bir kere şöyle ruj aratalım dedik. Aratmaz olaydık. Sürekli karşınıza çıkıyor. Değim, bir de bununla doluyor ya.
>> Geçen gün arkadaşlarımla kahve içmek için çıktım. E, buluşalım, birazcık dedikodu yapalım istedim.
>> Beni o kadar ilgilendirmiyor ki yani o kadar dinlemek istemiyorum.
>> Fakat kızlarla buluştuğumuz kafede gerçekten hayatımın şokunu yaşadım.
>> Şok diyor. Bu kelimeyi duydukta [kahkaha] nasıl merak etmeyeceksin insan? Ediyorsun yani.
>> Anlat. Tamam, anlat. He, ha, he.
>> Gittik, buzlu kahve söyledik. Hepimiz birer tane buzlu kahve söyledik. Fakat o buzlu kahvelerden biri garson tam önümüze koyarken benim üstüme dökülmesin mi? Benim üstüm, başım, her yerim buz oldu, kahve oldu, süt oldu. Söylediğimiz bütün laddeler benim üstüme döküldü. Biz de gittik arkadaşlarımla beraber ne yaptık? Bir mağazaya gittik ve bana yepyeni bir pantolon aldık. Üst aldık, kıyafet aldık. Ya inanabiliyor musunuz? Ben eve nasıl döndüğümü bilemedim. Bu arada arkadaşlar, benim şu anda bu eyelinerımın ismi de kahve köpüğü. Şöyle gösteriyorum. Kahve köpüğü. Bunun da linkini aşağı bırakıyorum. Mutlaka alın. Ya biz o kadar güldük, aşırı eğlendik ki inanamazsınız. Ya bu duruma inanabiliyor musunuz? Nasıl bir gündü? Neden inanmayalım? Ne var yani bu hikayede? Ha? Ne var? Bomboş bir hikaye. Ömrümden giden bomboş bir 5 dakika. Yani ben daha ne yapayım bilmiyorum, biliyor musun canım benim? Sakin kalmam mümkün değil. Şimdi sakinleşeceksin.
>> Şimdi sakinleşeceksin.
>> Ay, iyice >> Yeter Hanım, bu kim? Telefon sapağı mı? Yok, bu ASMR. Böyle fış fış, kız kız, kuş kuş seslerle rahatlatıyor. Ay, çok güzeldi. Uykumu getiriyor. Ay, vallahi daha bir hoş oldum. Bir rahatlık geldi. Ne yalan diyeyim. Aa, sabunluğunu da çıkardı. Ben kesiyorum.
>> Ne yapacak bunu?
>> Sabun. Sabunu.
>> Şimdi seni sakinleştirmek için sabun keseceğim. Dinle.
>> Sağ.
>> Çok güzel o. Ay [kahkaha] ne yapıyoruz lan biz ya? Bu manyaklık. Manyaklık sakinleşmek için. Biz bunu ne yapıyoruz? Ben niye yani kesilen sabun videosu izliyorum sakinleşmek için? Ya >> öyle deme. Bu da bir ihtiyaç yani sonuçta ya.
>> Ya neyin ihtiyacı? Hangi ihtiyaç? Bak ne bileyim ihtiyaç deyince atalarımız gider avlanırdı. Efendim toprağa tohum ekerdi, kitap okurdu. Ben şimdi ihtiyaç adı altında neden? [kahkaha] Çi çor >> çörü ben neden şimdi sakin? [kahkaha] Bak seni döverim. Allah canımı alsın, yatırır döverim. Çörü demem, körü demem. [kahkaha] Bununla döverim.
>> A, sorayım. Sorayım.
>> Ben neden ömrümün 148 saati sakinleşmek için bir sabun kesimi izliyorum? Ya bunu bana söyler misiniz ya? Benim sinim gerçekten artık çok bozuk. Lütfen konsantrasyonla ilgili çalışmak istiyorum. Konsantre olamıyorum ya. Konsantrasyon sorunu çözmek için yapmanız gereken beş şey. Beş zaten anlaşılmıyor. A, sana bu beş kardeş. Ya lütfen bir toparlanın bake. İki gün kaldı. Kendinize gelin. Yalvarıyorum. Projeyi teslim edemeyeceğiz ya. Ne olur ya, ben sabah 5'te kalktım bunun için ya.
>> Tamam, tamam, tamam, tamam.
>> Bu sabah 5'te kalktım. [kahkaha] Duş aldım, yoga yaptım, spor yaptım. Bir kere daha yaptım. Sonra banyo yaptım. Gülle yıkandım, buzla yıkandım. Sodayla modayla da bulduysam yıkanmadım. [kahkaha] Sonra banyo yaptım. Banyoyu gerçekten yaptım. Banyo eskimişti. Kırdım fayansları, [kahkaha] çıkardım, banyoyu yaptım. Eşimi çok seviyorum. Sırf onun için 3 aydır evden çıkmıyorum. Eşim de eşim.
>> [kahkaha]
>> Allah rızası için bir doktor gelsin şu kadını kurtarsın. Bu vaka artık benlik, lütfen [kahkaha] rica edeceğim yani gerçekten. Doktor, siz de öyle re izler gibi bizi izleyeceğinize artık diyorum, işe yarayan bir şey mi yapsanız, bir el mi atsanız? Zamanımız ısıttı ya, vakit geçiyor.
>> Gerçekten insan kaptırıyor ama bu sosyal medya.
>> Tamam, şimdi şöyle yapalım. Eee, Yeter Hanım, siz de çalışalım.
>> Şimdi ben sadece şeye odaklanmanızı istiyorum. Projenize.
>> Tamam.
>> İskandinavlarındaki kirişleri düşünüyoruz. Sadece oraya odaklanıyoruz. Tamam. Hadi başlay.
>> Başlıyorum.
>> Hadi. Çok sıkıldım ya. Bir telefonuma bakabilir miyim? Bir video bakayım. Ondan sonra başlayayım. Olur mu?
>> Kız, zaten sıkılacağız. [kahkaha] Sıkılmadan üretim olmaz. Bırak canın sıkılsın ya.
>> Tamam, tamam. Korteks, şimdi aşamalı bir geçiş yapacağız. Bir tane video izlesin. İzin verelim. Bir tane. Bir tane, bir tane ya izleyeceğim. Bir tane.
>> Tamam. Son bir tane bak, lütfen o saçma sapan bir şey olmasın, rica edeceğim.
>> Tamam. Tamam. Çok gerekli bir şey izleyeceğiz. Tamam.
>> Son bir video. Evet.
>> Tamam. >> Arkadaşlar. Merhaba. Burada ben olmasam olmazdı. Evet arkadaşlar, bir rivayete göre kan lekesi gibi, yağ lekesi gibi, pas lekesi gibi, inatçı lekeler öyle deterjan, çamaşır suyu falan bunlara gerek [kahkaha] kalmadan sadece ve sadece soğuk suyla ve karbonatla çıkıyormuş. Bunu duyduk. Dedik ki, denemesek olmaz.
>> Vallahi olur.
>> Yemin ediyorum olur, denemesek. Bakın şimdi, yepyeni aldığımız ipek gömleği yağlıyoruz efendim. Bir güzel yağlıyoruz. Evet. Pas. Paslı demire iyice bir paslı demirle paslıyoruz. Evet. Kan için elimizi kesiyoruz. Elimize pansuman yapıyoruz. Az oldu. Bunu da kesiyoruz. [kahkaha] Güzelce bir pansuman yapıyoruz. Biraz daha ter. Evet. Asla çıkmaz. Vow. Evet. Şimdi arkadaşlar, buzlu suyumuzu döküyoruz. Evet. Karbonat döküyoruz. Çitiliyoruz. Çitiliyoruz. Allah çitiliyoruz. Evet. İyice şimdi böyle güzelce bakın sıkıyoruz. İyice sıkıyoruz. Sıkıyoruz. Sıkıyoruz. Bakıyoruz. Evet. İşe yaramadı. [kahkaha]
>> Lan. Niye izledik o zaman?
>> Denemesek olmaz.
>> Olurdu vallahi. Olurdu. Beni iyice bunalttın ama sen. Kafayı yiyeceğim ya. Sorry, sorry. Good g. Ay, bir tane de yemek yapsın mı? Onu izleyelim. Bir tane yemek videosu. Bir tane.
>> Kafa yiyeceğim zaten. Lütfen.
>> Çor sore. G vur, g vur.
>> Evet, evet, evet. Çori, çor, yeter. Şimdi e şöyle yapıyoruz. Korteks, seninle çalışmak istiyorum ben. Lütfen sadece Yeter'in işine odaklanmanı istiyorum. İskandinav kirişlerine odaklanıyorsun. Tek odak noktan bu.
>> Oldu. Tamam. Odaklanıp konuşayım mı?
>> Evet.
>> İskandinav e evlerindeki girişlerin kirişlerine baktığımızda çok doğal, eee, ahşap yapılar.
>> Doktora giderken nasıl hastanelik olduğumu anlatıyorum. Story time.
>> Sus. O kadar ilgilenmiyorum ki, konsantrasyonu bozma. Efendim, bu ahşap yapıların doğal, kendiliğinden olan >> ölmeden mutlaka kullanmanız gereken 5 ilaç.
>> Bu nasıl bir içerik ya? Neyse. E, bu güzelim ahşaplar son derece doğal ve sade olduğunu ne? Sade bağatlı, full bağatlı, fak köke hapşıtacaksın [kahkaha] lan beni. [alkış] [kahkaha] Benim odağımı dağıtmayın. İskandinavlerindeki girişlerin, kirişlerin o kadar doğal ve estetik bir yapıya sahip ki >> Evet. Hindistan'daki >> Hindistan'daki viral içeceği kocam için sıfırdan yaptım.
>> Hindistan cevizlerini birbirine çarpacağım. Şimdi bu sesi iyi dinle. E, Hindistan değil. [kahkaha] Kız, Hindistan değil. Eee, İskandinav. Ben sadece İskandinav diye biliyorum artık, gerisi yok. Ne yapacağım?
>> Arkadaşlar merhaba tekrar. Bir rivayete göre beyni rahatlatmak için karbonatla sirke yarıyormuş. Denemesek olmaz. [kahkaha]
>> Tamam.
>> Köpürmemek için yapmanız gereken beş şey. Be >> ölmedi. Öl >> Sistemi kapatıyorum. Çok yüklenme oldu. Sadece 3 nöron kaldı, tablara kaldı.
>> Yeter Hanım, gerçekten sağlam bir tedaviye ihtiyacınız var. Lütfen bir kere şu bağımlılıktan kurtulalım. Kesinlikle ikna oldum. O zaman ben şunu anladım. Ben akıllı telefonu bırakıyorum. Ben tuşlu telefona geçiyorum. Değil mi?
>> Hayır, hayır, hayır. Telefon olayını bırakıyoruz. Ben size hızlıca buraya bir reçete yazıyorum. Fakat benim hemen şu an kalkmam gerekiyor. Çünkü ben ameliyata yetişeceğim. Siz lütfen bu reçeteyi taratın ve bunu hemen uygulamaya başlayın lütfen. Ne yazdı ki buraya ya? Allah oğlum. Ne yazıyor ki burada? İnternetten bir aratayım ben bunu, bakayım ya.
>> Aa, bak, bak bakalım ne yazıyor orada.
>> Ne? [kahkaha]
>> Bak, bak bakalım ne yazıyor orada.
>> Hala konuşuyor oradan. Bakıyorum, bakıyorum, ne yazıyor burada? Konsantrasyonunuzu en kısa yolla geri kazanmanın beş yolu. Ben nörolog Burcu Nör. En güzel, en basit videolarla bu sayfada olacağım.
>> Bir sen eksiktin doktor hanım.
>> Görüyor musun? Doktorun bile içerik üreticisi oldu be. [müzik] adar değildir. Dünyayı anlamak [müzik] belki zor bir mesele ama hayat geçiyor şöyle böyle. Her şeyden uzaklaşıp [müzik] gülmekse mesele. Katılarımıza ve de sen de söyle. [müzik] Güldür güldür. Yeah.