Transcription
Bu videoda Ramazan nedir? Şehir Dolunay nedir? Ramazan Dolunay denildiği zaman musafın anlattığı nedir? İnsanların algıladığı nedir? Bugün uygulanan ve oruç denilen uygulama bu safta var mıdır? Yoksa musafın anlattığı bambaşka bir şey de insanların uyguladığı yine hakeza bambaşka bir şey mi? Bunu fazla uzatmak sızın ama kavram şu rüya vermeye çalışacağım.
Şimdi arkadaşlar, bugün Müslümanlar pek çok konuda okudukları kitabın yani inandıkları kitabın Kur'an'ın kavramlarını anlamaktan aciz durumdadırlar. Bir kere hayata bakışları, hayatı okuyuşları tamamen yanlıştır. Hayata karşı korkak, kendilerine karşı kendilerine verilmiş olan yetenekleri kullanmakta aciz, sürekli başkalarından bir şey bekleyen, bilgi bekleyen, yöneltme bekleyen, yönlendirme bekleyen, işte şunu yaparsan cennettesin, şunu da yaparsan cehennemdesin gibi bir zihniyetin inşa edildiği ortamda yaşıyor bir türlü insanlarımız.
Tek başına Rabbe böyle bir oruç yoktur zaten de o sonraki konu. Her yıl 10-11 gün geriye giden bir oruçla yoktur. Fakat insanlarımız, İslam dünyası orucu her yıl 11 gün geriye giderek yıl içerisinde gezdiriyor. Böylece ne olmuş oluyor? Bir yıl haram olan, başka bir yıl helal olmuş. Haramlarla helaller yer değiştirmiş. Bu yıl avlanma yasağı varsa, gelecek ki avlanma.
[Müzik]
İleri gitmeli. Küfür de ileri gitme nedir? Sizinde olmayan haddizatında bir şey yaparsanız, sonra da onun dinden teşrii hem kanunu unutmuş olursunuz, hem hayati inkar etmiş olursunuz, hem kendinizi inkar etmiş olursunuz, hem de bunu başkalarına emretmek suretiyle şeytanın yolunda hizmet etmiş olursunuz.
Yine evren kurulduğundan beri, şu dünya kurulduğundan ve yaz dönemleri, kış dönenceleri sabittir, değişmez. Bunlar Kuzey yarım küre, yani bizim de içinde bulunduğumuz, Türkiye'nin içinde bulunduğu Kuzey yarım kürede 21 Haziran yazıcıdır. Güney yarım küre için ise mütekabiliyet kanunu, yani haram aylara karşılıklı olması gereğince 21 Aralık'tır yazdı. Dolayısıyla Güney yarım küre için 21 Aralık'tan sonraki ilk Dolunay Ramazan dolunaydır. Kuzey yarım küre için, yani bizim de içinde bulunduğumuz coğrafya için ise 21 Haziran'dan sonraki ilk normaya Ramazan Dolunaydı. Ayrıca bu Ramazan dolunayı Haccın da son 3 gününü belirtir. Yani Ramazan Dolunay aynı zamanda Hac ile bağlantılıdır. Dolayısıyla bizim insanlarımız ne yapmış oluyor? Emredilmeyen, akra, fıtrata, vicdanına aykırı bir işi dinden teşri kılmış oluyorlar. Yani ona yaratıcıya yalan uyulmuş oluyorlar ve bunu başkalarına emretmiş oluyorlar. Yani bu dindendir diyorlar. Yaptıkları işi de yıl içinde gezdiriyorlar. Yani küfürlerinde artık dönüşü olmayan bir yola giriyorlar.
Peki haram aylar dediğimiz, yani sıkıntı verecek Dolunay zamanları nedir? Kuzey yarım küre için söylüyorum, 21 Mart, 21 Temmuz arasıdır. Bunlar sıkıntılı zamanlardır. Bu zamanlarda doğa canlanır, böceğinden, arasından, balığından, hayvanlarından tutun hepsi yavrulamaya, yumurtlamaya başlarlar. Çiçekler açmaya başlar. Yani tabiata hayat verilmeye başlanır. İşte bu süreçte insana, bu sürece girdiğinde kesinlikle aklından bile geçirme hayata müdahale etmeyi anlamında haram aylarda yasaklar konmuştur. Mesela bizim Beyşehir'de Mart ayı geldi mi, balık yasağı başlar ve bu Temmuz'a kadar devam eder. Neden? Balıklar üremeye başlar. O zamanlarda doğaya saygı, doğadaki canlanmaya saygı ve doğanın içindeki yaşamı öldürmeme, ona müdahale etmeme bilincini vermek için haram ay kavramı da yine Ramazan Dolunay ile beraber işlememiz gereken bir kavram olacaktır ki o haram aynı zaten 4 dolunayı, 21 Haziran'dan sonraki ilk Dolunay aynı zamanda Ramazan selamını ve yine aynı zamanda da Haccın son 3 gününü anlatacaktır.
Şimdi Mushaf'ta kendisinin için hu için dolunayların sayımı 12 diyorum. Orada kullanılan kavram şehirdir. Çevrelerin hepsinde ay diye gelir değil. Ay kavramının Arapça karşılığı Hilal kullanılır bazen, çoğu zamanda Kamer Suresi var. Hayır. Dolayısıyla şehir şöhretle aynı anlama gelir. Bir insan meşhur olur dediği zaman, günü şöhreti, ismi veya yaptığı iş, her ne ise bulunduğu yeri, mekanı, mahalle'yi açtı, taştı denilmiş olur.
Ramazan Dolunay denildiği zaman artık ey insan, kış döneminden çıkıyorsan, yaz mevsimine giriyorsun ve bu yaz mevsimine girdiğin zaman metabolizman değişecektir. Bu ani değişimden dolayı senin yaz mevsimine, metabolizmanın, vücudunun uyum sağlaması için sana bir öneri getiriliyor. Deniliyor ki, münferiden düşündüğünde bu sürecin üç gününde konuşma, yeme, içme demiyor. Zaten ye, iç, o ayrı bir konu, ondan sonra geleceğiz. Konuşma. Çünkü konuşmak insana göre ve vücudunu yeni mevsime hazırlığa. Şimdi birden güneşler bastırdı, çıkıp dolaşıyorsunuz. Ne oluyor? Başınıza güneş geçiyor, bayılıyorsunuz. Bugün Pakistan'da binlerce kişi ölüyor aşırı sıcaklıklarda. Bir tane Allah'ın kuru da demiyor ki, ey insanlar şu orucu bırak. Yani kendi elleriyle yaptıkları, kendi başlarına gelmiş oluyor.
Peki bu tür genel sakınma, yani mevsimsel değişikliklerden dolayı genel sakınma dayanak gayreti nedir? Felak, yani gökteki Dolunay, ay, güneş, yıldızlar, bunlar boşuna yaratılmadı ve bunların arasındaki iletişim, etkileşim dünyaya yansıması vardır. İşte ayran dolayı gelgit olayları, medcezir olayları vardır ve yeni bir mevsime girildiği zaman da 21 Haziran'dan sonra zaten sıcak bir mevsime giriliyor. İşte gökteki Doğanay, ay, gökteki ay en şiddetli bir şekilde baskın olur. Çok baskın bir şekilde yansıtıcı olarak güneşin ışığını dünyaya verir. Dolayısıyla 3-5 derece daha dünyadaki sıcaklığı, rutubeti artırmış olur. İşte bunu gördüğünüz zaman veya ağır kış şartlarına dışarıya çıkıyor musunuz? Hayır. Tedbirinizi alıyorsunuz, değil mi? Yağmur yağdığı zaman yanınıza şemsiye alıyor musunuz? Alıyorsunuz. Niye almazsanız ıslanacağınızı biliyorsunuz. İşte mevsimsel değişikliklerde de vücudun, bünyenin yapımı, yeni mevsime giriş ve şiddetli sıcakların, sıcaklıkların ansızın bastırması nedeniyle de insan vücudunun en az olumsuz etkiyle sıyrılması için bir öneri veriliyor ve bu öneri verilirken bakın bunu araştırırsanız, ilmine erersiniz, akıl ederseniz, düşünürseniz, bakarsanız şöyle bir çevrenizde ne oluyor, nefsine girildiği zaman, yeni sıcak mevsimine neler değişiyor. Bunu akla ederseniz öğrenirsiniz. Söylediğimiz lafının da değerini anlamış olursunuz denilmiş olur.
Şimdi bu özetten sonra birkaç tespit daha yapmamız lazım. Nitelikli olarak çıplak gözle görülebilme süresi üç, üç buçuk gündür. O bir evredir, bir hafta ile 10 gün devam eder. 10 gün devam ediyor dolunayın devam süreci ama tam dolunay halini çıplak gözle görebilme süreciniz 3,5 gündür. Üç buçuk günden sonra artık kenardan dolunaylık kaybolmaya başlar ve dolunay iç içe geçmiş ve büyüyen çemberler halinde bir baskıyı kurduğunu görürsünüz. Baktığınız zaman da zaten bakmakta zorlanırsınız. Yüzünüze o baskıyı hissedersiniz, anlarsınız. Bu süreç içerisinde Ramazan'ın bu süreci içerisinde bunu gördüğünüz zaman bana tanık olduğumuz zaman ki bana en çok tanıklar çiftçiler var. Ramazan'ın ne olduğunu, sıcağının ne olduğunu gidip onlara sorun. Allah resulü hayvancılıkla uğraşanlara sordum, varlıkçılıkla uğraşanlar, balıkçılar dolunay zamanlarını çok iyi bilirler ve avlanma durumlarının kökteki dolunayın durumuna göre tayin eder. Yine çiftçilere sorun, Temmuz sıcağında nohut tarlada çalışan, buğday biçerdövere veren, şimdi biçerdöver var, bizim zamanımızda da yoktu, yol artık yani. Ne oldu? Sabahtan akşama kadar yormak da, yolmak da o baskın sıcakta öyle sizin tahmin ettiğiniz gibi kolay bir iş değildir. İşte bu üç günlük sürede dünyayı yeni Mersin'e hazırlama birinci amaç. Yani insan yapısının, doğasını yeni değişikliğe hazırlama. Hazırlamanın yolu da nereden geçiyor? Hareketten kısma, konuşmaktan kısma. Neden konuşmak insana çok yorar? Bir insan bakın 3 gün aç susuz kalabilir ama 3 gün konuşmadan duramazsın. İşte burada konuşmam ama bilinci veriyor.
Peki bu bilinci vermenin başka nedenini? Bu bilinç olmazsa öğretmenler dersini nasıl anlatacak? 20 kişilik, 30 kişilik sınıflara giriyorsunuz veya 300-400 kişilik amfilere giriyorsunuz, ders anlatıyorsunuz. Herkes birbirleriyle konuşursa siz nasıl ders anlatacaksınız ve anlattığınız konuyu öğrenciler nasıl anlayacak? İşte burada verilmeye çalışılan bir diğer metot, yöntemin içeriği nedir? Ey insanlar, bir işe giriştiğiniz zaman, bir hedef strateji koyduğunuz zaman, yani bir haccınız olduğu zaman, bir şeyi hecelemeye çalıştığınız zaman, öğrenmeye başladığınız zaman öğretmeninizi dinleyin. Kendi aranızda vıdı vıdı konuşma. Orada hep kadınlarla ilişkilendiriliyor, alakası yok. Refes deniliyor, gece karılarla işte ilişkiye girebilirsiniz diyor. Alakası yok. Burada anlatılan bambaşka bir konudur. Fakat bizim mütercimler tabii uzun zamanların baskısıyla hep karı kız olarak bunları değerlendirdikleri için hayri ile bunu da Karakuzu olarak değerlendiriyorlar. Ya onlar açısından bu da. Şimdi öğretmeniniz size bir şey anlatırken konuşup durmayın. Bir hedef dairesinde bilimsel bir toplantı yaptığınız zaman veya bir yerde sorun olduğu zaman sorunu halletmek üzere ilmiği toplantılar, siyasi toplantılar, iktisadi toplantılar, sağlık toplantılar yaptığınız zaman o konunun uzmanını, alanında bilgi birikimine sahip olan kişisini ve konularını iyi dinleyiniz. Çünkü o dinlemeden sonra ne yapılacaktır? Bir sonuç bildirgesi yayınlanacaktır ve bu bütün dünyaya duyurulacaktır. Ey insanlar, artık aldığımız karar budur, bu kararı bütün ülkeler uygulasın denilecektir.
Şimdi bu toplantılar esnasında görüyoruz. Bugün mecliste toplantılar oluyor, çıkıyor bir konuşuyor, herkes dinliyor. Herkes birbiriyle konuşsa, konuşanın ne dediği anlaşılır mı? Anlaşılmaz. Ama ara veriliyor. Ara verildiği zaman ne yapıyor? Herkes suyunu içiyor, yemeği yiyor veya 3 günlük sempozyumlar düzenlendiğini görüyoruz. Bu daha da fazla olabilir, ihtiyaca göre, konuya göre paylaştırılabilir, alana göre paylaştırılabilir. Bakın şeyi ama yemeye içmeye indir. Yemek ki hiç olmadığı halde hayatın gerçekliğini inkar etmektir ve bu gerçekliğe karşı sunulan güzel bir yöntemi de tümünü iptal etmek demektir. Ve bu süreçle o üç günlük süreçte usta öğretici diyeceğimiz diyebileceğimiz kişi çıkar, konuları anlatır. Konu inançla ilgili bir konuysa, o konunun uzmana çıkar, dersini verir. O süreç içerisinde kimse konuşamaz, birbirleriyle diyarlara giremez ve elbette sabahtan akşama kadar herhalde bu konu işler olacak değildir. Siz belirli bir süre öngörürsünüz, oturum süresi, sonra bir ara verirsiniz. İnsanlar bir nefes alır, bir ihtiyaçlarını giderir, bir su içer, yemek yer, sonra tekrar gelir. Bu ara genelde bugün uygulanan uygulamalar doğrudur. 10-15 dakikalık ara veriliyor, sonra tekrar toplantıya devam ediliyor ve bu şekilde akşama kadar sürüyor. Hatta akşamı da akşama serkan toplantılarla.
Bugün neyi görüyoruz? Artık insanlar konuşulan konuları birbirleriyle istişare edebilecek, fikir alışverişinde bulunabilecek konuma gelmiş oluyorlar. Burada Ramazan siyamında anlatılan toplumsal olaylarda olsun, yöresel olaylarda, doğa doğal olaylarda, canlılarla ilgili, hayvanlarla ilgili ama hangi alanda olursa olsun uzmanlarının bir araya gelmesi ve o konuda etkili bir uygulanabilir kararları alıp insanlığa duyurmasının etkili bir yolu anlatılmış oluyor kısaca. Fakat bizim uygulamayı anlayışını veriyor. Sabah başla, fecirden ilerleyelim diyor. Yani gece'ye kadar diyor, aç diyor, susuzdur. Niye? Zaten sorduğun zaman ilk şeyi bu. Bunlarla ne konuşacağız, ne yapacağız bilmiyoruz ama böyle böyle gitmek durumundayız. Bu durumumuz da var.
Şimdi arkadaşlar, münferide düşündüğünüz zaman her yıl ve daha doğrusu her an insan kendini kontrollü götürmek zorundadır. Yani musafın verdiği mesaj insanın öyle aylık, günlük bir siyam algısı değil, sürekli kontrol içerisinde giden, kontrol içerisinde yürüyen, kendini, çevresini, eşini, dostunu, ailesini gözeten, kollayan, onların hayrına çalışan, konuşması gereken yeri ve konuşmaması gereken yeri bilen bir anlayışı inşa etmek için getirilmiş bir kavramdır. Yani fakat ne anlama konmuş oluyor? İşte sabah başlıyorlar, akşama kadar aşk kalıyorlar. Akşam da kıtlıktan çıkmış gibi sofralarmış ve her yeri Ramazan harcamalarına bakın, diğer ayların birkaç mislidir. Bu saçmalıktır, bu aklıma, vicdanıma kabul etmeyeceği bir iştir.
Şimdi Ramazanla ilgili konuya şöyle de bir giriş yapayım ki Ramazan dolunayının gökteki Dolunay ay olmadığını, gökteki ayın nitelikli bir durumu olduğunu, Ramazan'ın kavurucu sıcaklıkları, ayağı yere koydun da yakan sıcaklıkları, kızgın sıcaklıkları almaktığını ve Kuzey yarım küre içinde 21 Haziran'dan sonraki ilk Dolunay, yani artık yeni mevsime giriyorsunuz, haberiniz olsun demek olduğunu anladıktan sonra Ramazan siyamıyla ilgili olarak kullanılan eyyamın mağdur sayılı günler kavramlardır. Bu sayılı günler kavramı diğer ayetlerde de geçer ve bu ayetlerde geçen kavramların hepsi bir kaç güne de kabul eder, bir de 3 arası. Tamam mı? Bakara 80'e bakın, orada ne diyorlar? Kafirler, ateş bize saygı, birkaç günden fazla dokunmayacaktır. Bugün Müslümanlar da diyor değil mi? Günahımız kadar tütsüleneceğiz, ondan sonra cennetin yolunu tutacağız kuşlar gibi diyorlar. Böylece ne yapmış oluyorlar? Bu dünyada zulmün önünü sonuna kadar açmış oluyorlar. Yani zalim ediyorlar ki, sen istediğini yap, sadece Allah'ın inkar etme. Sanki inkar eden varmış gibi yanıp çıkacaksın. Böylece hevanın insanlar üzerinde baskın olması, zalimlerin mazlumlar üzerinde egomanya kurmasının da din adamları noktasından ilaniha'ya sonu ne kadar kapısı aralanmış oluyor. Tabi zalimlerle mazlumlar da birbirlerinin dostudur, yarenidir. O da ayrı. Masumlar başka.
Şimdi Ali İmran 24'te de aynı kavramı kullanılır. Orada da eyyaman sayılabilecek bir kaç gün daha arttırdı. Orada da ne diyor? Yine kafirler, biz cehennem ateşine gireceğiz ama inkar etmiyorlar. Orada sayılı birkaç gün kalacağız, çıkacağız. Nereye? Cennete uçacağız. Surelerin yani anlatıyorlar.
Evet, şimdi Bakara 183 siyamın yazılı olduğunu söyler. Fakat orada Kemal kutube diye bir kavram vardır ki bu kavram sizden öncekilere yazıldığı gibi diye çevriliyor. Hayır, değil. Bu kavram sizden öncekilerin uygulayıp durduğu gibi değildi demektir veya bu kavram sizden öncekilere yazılmamış demektir. Yani bu size yazılıyorlar. Çünkü leal ur ki bu verdiğimiz örneği düşünürsünüz demenin gerekçesi olması lazım. Şimdi ben size selam emrediyorum, geçmiş toplumlarda emretmiştim ama oradaki düşünürsünüz. Bu nesil düşüneceksin. Biz emrediyor, geçmişteki ne emrediyormuş ama ben size seyahat ediyorum. Fakat geçmişteki tutulanların veya siyam diye yapılanlar değil, böyle bir şeyi Kemer kutuda yazmadık dediğim zaman siz bunu düşünmeye başlarsınız. O zaman düşünmenin yolunu aşmış olursunuz.
Şimdi arkadaşlar, Bakara 184 mazot sayılı günlerde olduğunu, 185'te Ramazan dolunayıyla ilgili daha başka detayları veriyor. Ramazan dolunayının ve Kur'an ve Furkan'ın çok önemli kavramlar. Kur'an denildiği zaman insanlar ellerindeki musafı anlıyorlar. Biz çoğu şeyi aşamadık, aşamadığımız için de böyle dar bir şeyde çerçevede komşuduruyoruz, yol alamıyoruz bir türlü batıllarımızdan kurtulamıyoruz.
Şimdi orada kullanılan bir kavram var. Hemen diyor ve kim yetişirse, yani kim bu Ramazan Dolunaydı görürse, selam etsin. Yani artık gördü, sıcaklık Türkiye için konuşuyorum, 40 derece ise Ramazan dolunayla 45 derece olacak. Benim yani sıcaklık 5 derece birden yükselecek demektir. O zaman sakın ferden düşündüğün zaman dışarıya çıkma, irtibatı kes, insanlarla konuşma, kendine dön, özüne dön, kendini sorgula, siyah ipliği ortaya koy, batılılarını ortaya oku, beyazını da ortaya ve bu ikisini birbirinden ayırt edinceye kadar elinde beyazı kalıncaya kadar beyaz ip buna devam et. Siyah iplik, beyazlıklık da budur. Yoksa fecrin yok, yarım saat öncesi mi, yok yarım saat sonrası mı? Bunlar değil. Zaten fecir ayrılma demektir, fucurdan gelir. Daha nesini tahmin edeceksin? Ve illa değil diyor zaten geceye kadar. Oradaki siyah ipi, beyaz iplik, fecirden geceye kadar hakla batılığı, hayır dedin, kendi hatalarınızla yüzleşin, kendinizle yüzleşin demektir. Toplum olarak düşünüldüğü zaman toplumsal kongreler, toplumu ilgilendiren önemli meseleler olduğu zaman bu üç gün batıl olanları ortaya koyun. Toplumun yaptığı, cemiyetlerin yaptığı, vakıfların yaptığı, devletin yaptığı, insanların yaptığı, üreticilerin yaptığı, tüketicilerin yaptığı, tarım üreticilerinin yaptığı yanlışlıklar ortaya koyun ve bunları düzenleyici, ıslah edici gerçekleri ortaya koyuncaya kadar bu işe devam edin demektir. Anlatabiliyor muyum? Ve bunun sonunda akşamları istişare edin artık. Yani konuştuklarınızı istişare edin, birbirinize fikir alışverişinde bunu katkıda bulunarak, benim de şöyle bir görüşüm var değil.
Şimdi tıp kongreleri düzenleniyor. Tıp kongresine sebzecilerin katıldığı görülür mü? Katılmaz. Ben mali müşavirim, mali müşavirlerle ilgili toplantılara katılıyorum. Doktorum geldi, bakayım değil. Dolayısıyla her meslek grubu kendileri ile ilgili sorunların topluma, çevreye ve bütün dünyaya ve hatta bunların matematiksel neticelerinin doğaya, canlılara etkisini araştırıp ortaya koyuncaya kadar bu sürece devam edin demektir. Maddi anlamda olur, manevi anlamda olur. Yani siyah iplikle beyaz ipliği ortaya koyun. Arkadaş, bunlar siyah iplik, onlarda beyaz iplik. Artık bu uygulayacaklarımız bundan sonra şu beyaz ipliklerdir diye bildirinizin yayın demektir.
Şimdi Ramazan dolunay'ın 3 gün oluşuyla ilgili dedi ki, gökteki doğmayı 3-3 gün çıplak gözle görülebilme süresi var. Bu tabia ayet, bu sefaköy ayette, yani insan her şeyi anlatırsın, anlatırsın, anlatırsın ama gene de anlamazsın. Ona rağmen diyor ki, Bakara 196'da bu ceza orucu tabii baştaki oruç 3 gününü diyor, hacda selaseten selasetin yedisini eve dönünce bakın yedisinde kullanmıyor. Toplamda 10 gün oruç tutsun. 10 gün. Bakın 7'sinde kullanmıyorum, üçünde kullanılıyor. Onun da kullanmıyor. Kur'an 30 gün demek istediği zaman 30 günler, onun gece demek istediği zaman on gece der, yedi gün demek istediği zaman da 7 günde, 3 gün demek istediği zaman da der. 30 gün demek isteseydi derdi. Yemeğin içmeyin deseydi, onu da derdi. Siz nerenizden uyduruyorsunuz yemenin içmenin yasak olduğunu? Siz konuyu anlamadığınız için ve daha doğrusu bu müşrik olur takan orucu eskiden beri insanların yapacağı bir iş olduğu için bunu topluma dayatıyorsunuz ve bunu da bize Tanrı emretti diyorsunuz, yalan uyduruyorsunuz.
Ramazan dolunayı bu yıl Temmuzun sabah saat 5.00'den sonra gözetleyici 5-109 falan diyorlar da o kadar da şey yapmak. 5-19 gördüğünüz zaman kardeşlerim, siyah fert olarak siyah almanız nedir? O 3 gün içerisinde konuşmamak. Yani sabahtan akşama kadar ve ayetle meşgul olmak, Rabbi düşünmek. Bu arada da kendi ile yüzleşmek ve bu süreç içerisinde aynı zamanda ne olacak? İnsan vücudu neye hazırlanmış olacak? Yeni mevsime hazırlanmış olacak. 3 günlük süreç içerisinde bünyeye yavaş yavaş sıcak mevsimi hazırlamış olacak. Çıkıldığı zaman da artık ani bir metabolizma tepkisi veya baskı altında bayılma, ölme gibi tansiyon düşmesi gibi bir durumu olmasının önüne geçilmiş olacak.
Şimdi denilebilir ki, Müslümanların yaptığı dini oruçları dahil getirdikleri hatta kelime-i hiçbirinin okudukları bu safta yeri yok. Hiçbirini. Bakın ben daha önceki videolarda dedim, namazı terk edin, camilere gitmek, kiliseler, oraya gitmek içine müşriklerin yaptığı bütün işlerden sakının. Oruç mu tutuyorlar? Tutmayın. Bilinen haccı mı yapıyorlar? Yapmayın. Bakın tamamen kafir olursunuz, müşrik olursunuz. Gidiyorlar her sene işte hac, umre diye katrilyonlarca da para harcıyorlar. Ondan sonra falanca yerde açlıktan ölen oldu mu? Vah vah, Allah'ım sen yardım et diyorlar. Yani inkarın böylesi. Malı var, mülkü var, imkanı var, Tanrıya dua ediyor, Rabbim sen yardım eder diye. Kafir işte böyleler dir. Kafir elinde olanı, muhtaç olmadığını hemen gizli, açık neyse etrafındakilere dağıtmaz, biriktirir, biriktirir, biriktirir, terakki eder, zengin olur. Ona göre de bir molla bulur, molla da fetvası verir. Ha o vicdan bağırır tabii, senin yaptığın yanlış diye gider, ondan sonra Beytülmak işte Süleyman mabedini mi tavaf eder, her neyi tavaf edersek, Kabe'yi mi tavaf eder, şeytanın taşlar, neyse vicdanına rahatlattığını sanır. Bu insan ancak kendine kandırır. Rabb kimseye zulüm edici değildir. Bakın siz ancak kendinize zulüm edersiniz ve yaptıklarınızın karşılığını görürsünüz. Size yapmadığınız bir şey getiremeyecektir. Ama yapmadığınız bir şey, yani yapmanız gerekip de yapmadığınız bir şeydir. Şu an.
Şimdi fazla uzatmayacağım, 30 dakikayı geçtiği için kısa keseceğim. Bunu iki Temmuz Dolunay başlangıcı gözetleyeyim. Ya birinden itibaren de başlarlar. Kendinizi yaza hazırlayabilirsiniz, değerlendirmelerinizi yapabilirsiniz, kendinize yüzleşirsiniz. Yaptığınız olumlu işleri nasıl daha iyi olumlu yapabileceğinizi, olumsuz bir takım yönleriniz vardır. Mesela benim bir sürü olumsuz, beğenmediğim, hoşuma gitmeyen yönler var. Ya uğraşıp duruyorum, cebirleşip duruyorum. Başarılı olduğum anlar var, olamadığım anlar var, tuttuğum yerler var, tutamadığım yerler var. Ama nedir bu? Bir uğraşma bilinci. Yani sürekli bir cebelleşme bilincinin olması lazım. Bizden istenen bu. Hayatı bırakıvermek, geç camilerde namazı kıldır abi, iki üç günlere para arkana tak, yüzlerce asgari ücretli. Onlardan bir vazgeçeceğiz bir kere. Şu dinlerin yaptıkları bütün işleri, eylemleri bırakacağız arkadaşlar. Akıl, vicdan, düşünce, yapı denen bir şey var. Bunları kullanacağız. Rabbimiz bize bir sürü yetenek vermiştir, hafıza vermiştir, şuur vermiştir, dedim ama zeka vermiştir, okuma becerisi vermiştir, algılama becerisi vermiştir. Bunları görmezden gelirsek, bu elçilerin hepsini öldürmüş oluruz. Bakın o zaman da işte öbür tarafta kör Haçlı olur. Tamam, çünkü bunların hepsi haksız kazançlar. Aynı zamanda size kulak verilmiş, işitmiyorsunuz. Haksız bir kazanım elde ediyorsunuz. Size göz verilmiş, görmeniz gereken bir şey var, görmüyorsunuz. Görmemeniz gerekenleri görüyorsunuz. Haksız kazanımı elde ediyorsunuz. Okumanız gerekenler var, okumuyorsunuz. Okumamanız gerekenleri okuyorsunuz. Haksız kazanamam, faiz elde ediyorsunuz. Faiz sadece mallarını ile ilgili bir olay değildir. Yapmanız gerekeni yapmayıp, yapmamanız gerekeni yapmak. Bu manada o işte o eylem de olur, mal da olur, büyük olur, yönetim de olur. İlahi kavramları böyle bir olaya indirgenecek kavramlar filan değildir. Aklımızı başımıza alalım. Gidişi yapılan bütün işler, güçlükleri bütünü bu bağlar bahçelerini karpuzunu yiyorum, üzümünü yiyorsun, eriğini yiyorsun değil mi? Onlar babanın malı mı? Vaad edilenler verilmiştir. İnsan verilenlere bile nankör. Verilmeyeni var. Karı kız diyorlar, peşin yok mu adama yetmiyor tabii. Dört tane yer arıyor, bir de yetmiyor. Esirlere şunlarla tedavi ediyor. Aklımızı başımıza alacağız. Bize her uygulamayı kabul etmeyeceğiz.
Son bir toparlama yapayım. Bakın, Ramazan'da üç buçuk, üç buçuk gün çıplak gözle görülür, her yıl sabittir, 21 Haziran'dan sonraki ilk Dolunay sürecidir, 3 gün sürer. Bu üç gün aynı zamanda Haccın sonra 3 günüdür. Bugün Müslümanlar haccı Umre ile yanlış zamanda yapıyorlar zaten. Hacları hiç anlamamışlar, onu oraya da anlamamışlar. Adamlar kara bir taş var, o taşın etrafında dönmeyi, bir tane şeytan dikmişler, üç tane taş. Arap akıllı bu kadar geri zekalıyı bulmuş. Niye sormasın? Yani bu kadar gerzek bulunur mu? Bulunuyor. İşte bir buçuk milyar gerzek var. Şimdi oraya gidiyorlar, şeytanı taşlıyorlar, şunu bunu yapıyorlar. Bütün İslam dünyasını düşündüğün zaman belki 50 milyarı, 50 katrilyona geçen harcama yapıyorlar. 50 katrilyon. Ya şu bombalanıp duran Yemen, Yemen'in bütün ihtiyacı karşılıyor. Şu Afrika'daki fakirler, bütün ihtiyaçlar. Müşrik, şirkinde harcarken sakınmaz. Neden? Çünkü zenginliğini şirkine boşluk. Şirk koşmasaydı zengin olamazdı. Zenginlik dediğin nedir? Başkasındaki hakkı alıyorsun, kendine. Ben zengin im. İhtiyacın olmayan hiçbir şeyi elinde tutamazsın. İnfak sınırı ihtiyaç sanırlar.
Arkadaşlar, şimdi bu uygulamaların hepsi birbirleriyle ilgili. Çünkü Bakara Suresi 183'ten sonrasına bakın, 200'e kadar Hacc'tan da bahseder ve siyam genel olarak bu safta cezalandırma olmuştur. Tamam mı? Aç kalma. Ha, Müslümanlar müstehak şu an değil. 30 gün, 330 gün aç susuz kalsalar, işte bütün bir yıl yalan söylüyorlar, hilekarlık yapıyorlar, her türlü alçaklığı yapıyorlar, bankalara destek veriyorlar, kredili onu bunu yapıyorlar. İhtiyacı olmayanlar tüketiyorlar. Aldıkları gıdanın bile içeriğini bilmiyorlar. Kolalı içecekler alıyorlar, bunun içinde ne var diye hiç sormuyorlar. Domates alıyorlar, ya bu domates fiili midir, değil midir? Hiç sormuyorlar. Ya alıyorlar, bu yarın içinde ne var, bana faydalı mıdır, zararlı mıdır? Hiç sormuyorlar. Sürekli tıkanıyorlar. Yani bu yapılan uygulama aslında Müslümanların aynı ile hakkıdır. Müslümanlar kendi kendilerine ceza kesen ve bu kestikleri cezada da haklı olan ama bu uygulamalar kendilerini ahirette kurtaramayacak olan bir uygulamadır. Neden? Çünkü bunu Rabbim biliyorlar. O bizim ikisinde sabaha karşı beşten sonra dolunayı göze, akşam gözlemeye başlayan, hatta akşamdan başlayan arkadaşlar, birinde başlayın, hazırlanın, kendinize yüzleşin, beşine kadar böyle devam edin. O 1 ile 5 arası aynı zamanda vücudunuz yeni mevsime uyum sağlamaya başlayacaktır. Dışarıya çıkmayın, insanlarla gündüzleyin beşeri ilişki kurmayın. Evin içi dahil, hanımınıza, çoluğunuza, çocuğunuza diyeceksiniz, oturun kendinize yüzleşin, konuşmak yok, bitti. Kendimle yüzleş. Herkes kendisiyle ücretsiz. Açın elinize misafir, açın elinize bir dua kitabını, açın elinize bir hayvanlarla ilgili bir kitabı, Rabbin ayetlerini düşünün, kendinizi düşünün. Arıyı düşünün, bal peteği yapıyor, sen ne yapabiliyorsun? Neyin ne öyle gelsin, bütün duayı mahvediyorsun, canlıları mahvediyorsun, kendi gerçekliğini ortaya koy. Ramazan Dolunay ile ilgili bilinen uygulanan, size nakledilen, Tanrı denilenlerin hepsi koca bir yalandır. Kesinlikle kabul etmeyin. Kesinlikle tanrının dengi miymiş? Bunlar da neyin tanrı, neyin tanrı olmadığını biliyorlar. Şu hayat yetmiyor mu onlara? Şu sistem, şu kayyum din, şu tabiat, şu canlılık yetmiyor. Ama onlar hariçten bir şey mi bekliyorlar? Biz size şunlar şunlar emrettik, görmüyorlar mı? Canlıları nasıl yaşıyor, rahim içinde düzen içerisinde, uyum içerisinde. Bu huyumu bozan bir tek insan var. Öyleyse size dayatılan bir bütün ön yargıları, doğru bilgi denilenlerin hepsini bakın, aklınızda değerlendirin, vicdanınıza değerlendirme sorun kendinize. Ya niye bu düzgün oruç tutuyorum ben arkadaş? Niye nefse zulüm değil mi? Açın bakın bakayım, sabahtan akşama kadar 30 gün aşk kalmanın bilimsel olarak ispatlanmış zararları nedir? Tanrıyı yalancı çıkarıyor bu şerefsizler. Yok neymiş, öyleymiş, böyleymiş, açın halinden anlıyormuş. Açının halinden anlayacak kadar git, aça yardım et. Kabe'nin etrafında turşu çekeceğine, oraya 20 bin lira harcayacağına git, o 20 bin liraya bir fakire ver. Burada karşımıza geçip de fakirin halinden almıyoruz edebiyatı yapmayın. Allah'a emanet kalan, selametle kalın.