Transcription
[Müzik] Kibrit Savaş. Mehmet Ali Hoca'nın da belirttiği gibi zaman zaman geleneksel savaşma yöntemini de içine alan geniş bir kavramdır. Çok özetle bildiğimiz toplu tüfekli çatışmanın bir tık altında, çatışma ve barışın birbirinin içine geçtiği gri bir alandır. Genelde kinetik, yani katı güç etkisi olan elementler daha az kullanılır.
Bilişsel savaşsa bunun içinde farklı hibrit savaş yöntemlerinin kesiştiği bir kümedir. Bilişsel savaş, hedef kitle üstünde uygulayanın stratejik hedefleri doğrultusunda önceden belirlenmiş bir etki oluşturmak için bilişsel alanda yapılan manevralardır. Amaç, bireylerin ve grupların algılarını, inançlarını ve davranışlarını etkilemek, şekillendirmek ve yönlendirmektir.
Uluslararası alanda toplumlar için devlet ya da farklı bir dış aktörün kamuoyunu ve hükümet politikalarını etkilemek, kamu kurumlarını istikrarsızlaştırmak için kamuoyunu manipüle etme süreci olarak da görülebilir. Toplumların düşünce yapısını, duygularını, kültürel ve tarihsel inançlarını etkilemek amaçlanır. Ana hedef toplumsal güvendir. Amaç genelde toplumları kutuplaştırmak ve bölmektir. Bu yolda demokratik süreçleri zayıflatmak olarak kendini belli eder. Bu temel amaca yönelik insanların düşünce biçimini değiştirmek ve onları belirli bir şekilde yönlendirmek amaçlanır. Daha genel amaç, bilgiye, tecrübeye, birbirine hatta devletler arasında, uluslar arasındaki güveni zayıflatmaktır.
Bilişsel savaş kısa vadeli bir taktik değil, uzun vadeli bir stratejidir. Geleneksel yollarla dahi yapılsa genelde uygulandıktan sonra hedeflenen kitlede hedef hasıl olduktan sonra ancak fark edilebilen bir savaş şeklidir. Daha da önemlisi, konvansiyonel savaş tarafların amaçları hasıl olduğunda ya da yenişme durumuna göre bir noktada sona erse de, bilişsel savaş süreklidir. Dolayısıyla çok daha tehlikelidir.
Ne yazık ki yapay zeka ve makine öğrenmesi çağında bu savaş şekli daha da görünmez hale geldi. Özellikle uzun vadeli hedeflerde uygulamaya başlandıktan sonra yapay zeka algoritmaları içine derinlemesine gömülüyor. Öyle ki veri zehirlenmesi gibi yöntemlerle yapay zeka sistemlerinin eğitim verileri kasıtlı olarak manipüle ediliyor ve sistemlerin de yanlış karar vermesi sağlanıyor.
Dolayısıyla başta da konuştuğumuz gibi, bilişsel savaş için kullanılan yöntemler, bilgi operasyonları, siber operasyonlar ve psikolojik operasyonlardan faydalanılsa da farklıdır. Peki, nasıl? Kapsam ve hedeflenen alan bağlamında bilişsel savaş beynin bilişsel fonksiyonlarını hedef alır. Algı, inanç, duygu ve karar verme süreçlerini şekillendirir. Bireysel ve toplumsal bilinç üzerinde derin etkiler yaratır. Bilgi operasyonları ise daha geniş bir bilgi ortamını hedefler. Bilgi akışını kontrol ederek rakibin ya da hedeflenen kitlenin karar alma süreçlerini etkiler. Psikolojik operasyonlar ise bilişsel savaşa benzese de rakip veya hedef kitle üzerinde moral bozma, korkutma veya ikna etme gibi yöntemlerle adı üstünde psikolojik dirençliliği hedefler.
Süreklilik ve etki şekli bağlamında ele aldığımızda bilişsel savaş sürekli, kalıcı ve yaygın bir etki yaratır. Bireylerin ve toplumların düşünce yapısını uzun vadede şekillendirir. Bilgi operasyonları ise daha çok belirli olaylar ve krizler sırasında yoğunlaşan, zaman sınırlı operasyonlardır. Psikolojik operasyonlarsa yine genellikle belirli hedeflere yönelik kısa ve orta vadeli etkiler yaratmayı amaçlar.
Görünürlük bağlamında bakıldığındaysa bilişsel savaş genellikle görünmez. Ancak sonradan ya da çok zor fark edilebilir. Bilgi operasyonları ise daha görünürdür. Medya, sosyal platformlar ve kamuoyu yönünde yürütülür. Psikolojik operasyonlarsa açık veya örtülü olabilir. Doğrudan propaganda şeklinde dahi uygulanabilirler. Bu farklar, bilişsel savaşın bilgi operasyonları ve psikolojik operasyonlardan daha derin, teknolojik olarak daha gelişmiş ve uzun vadeli etkiler yaratmayı hedefleyen bir alan olduğunu gösteriyor.
Peki, bilişsel savaşın diğerlerine göre daha geniş kapsamlı ve daha başarılı olmasının nedenleri nelerdir? Bu soruya cevap vermek için ana çatışma sahasını ve burayı etkileyen faktörleri çok basitçe dahi konuşmak yeterli. Zira Resade programında bu noktada anlatacaklarımız farklı hocalar tarafından farklı başlıklarla detaylı şekilde ele alınıyor. Çatışma alanını tanımlayarak başlayalım. Geleneksel olarak kara, deniz, hava, uzay ve siber alanı kapsayan beş tane çatışma alanı tanımlıdır. Bazı uzmanlar artık bilişsel savaşın da bunlara altıncı olarak eklenmesi gerektiğini ifade ediyor. Bilişsel savaşın alanı isa insandır. Daha önce de bahsettiğimiz gibi, üzerinde çalışılacak ana hedefse kişilerin zihnidir. Bireyler üstünden gruplar ya da tümden toplumlar hedeflenir. Dolayısıyla bu savaşta hedef o toplumu oluşturan herkestir. Sadece politik elitler ve medya değil, sıradan vatandaşlar da hedef alınır.
Günümüzde teknolojinin demokratikleşmesi ve ucuzlaması nedeniyle bilgi hızının ve miktarının artışı, bilişsel savaşın agresif tarafındakiler için fırsat, hedeflenen tarafındakiler içine dezavantajlar doğurur. Geleneksel olarak gazete okuyan, radyo dinleyen, TV izleyenler yanında internet ve sosyal medya platformlarına erişimi olan herkesin bilişsel savaştan daha fazla etkilenmesi beklenebilir. Zira internet ve sosyal medya sayesinde bilgi çok hızlı yayılıyor. Bu hız, dezenformasyonun ve manipülasyonun etkisini artırıyor. Ayrıca bilgi miktarının fazlalığı, insanların doğru bilgiyle yanlış bilgiyi ayırt etmesini zorlaştırıyor. Hayatın sıradan fiziksel olarak bir insan en fazla 150 kişiyle sosyalleşebilir. Bu dijital alana taşındığında, daha fazlaysa insanın dikkat süresi ve karar mekanizmasının etkilenmemesi beklenemez. Bunun yanında algoritmalar kullanıcılara, onların inançlarına uygun içerikler sunarak kutuplaşmayı artırır. Resının diğer derslerinde bu konuda detaylı anlatımlar bulabilirsiniz.
Diğer taraftan açık toplumların savunmasızlığı bu konuda yine hem fırsat hem dezavantajlar yaratır. Çok basit bir örnek olarak nispeten demokratik ülkelerde sosyal medya platformları çoğunlukla serbestçe kullanılır. Dolayısıyla bu ülkelerde serbest olan platformları rakipleri de kullanabilir. Oysa ki örneğin Çin ve Rusya gibi kapalı toplumlarda Facebook veya Twitter gibi platformlar yasaklıdır veya bu ülkelerin kendilerine özel farklı sosyal platformları vardır. Bu yüzden nispeten açık toplumlar dış aktörlerin bilişsel savaşına karşı daha savunmasızdırlar. Çünkü bu platformlar üzerinden kolayca etkilenebilirler.
Bu noktada hatırlamak gerekir ki bilişsel savaş sadece devletlerin işi değil. Siyasi partiler, sivil toplum aktörleri, hatta bireyler de bu yöntemi kendi stratejik çıkarlarına yönelik kullanmaya başladı. Bu durum bilişsel savaşın kapsamını genişletti ve karmaşıklaştırdı. Hatırlamak gereken bir diğer konu, dünya genelinde gitgide bildiğimiz anlamdaki demokrasilerin erozyona uğraması. Otoriter rejimler sadece içinde yaşayan toplumu bağlar diye düşünülebilir. Ancak bu durum, bilişsel savaşta diğer demokratik toplumların savunmasını da zayıflatır. Çünkü küresel bilgi ortamının birbirine bağlılığı yine avantaj olduğu gibi dezavantajlarda yaratır. Hakikatin ölümü diye tanımladığımız gerçek sonrası çağda, herkesin kendi gerçeği varmış gibi davranması, bilimsel bilginin ve uzmanlığın değerinin düşürülmesi bu anlamda çok ciddi bir sorundur. Farklı toplumlardaki kutuplaşma ve popülizmin artışının etrafını etkilememesi beklenemez. Bunlar bilişsel savaşın etkisini güçlendirir. Ş [Müzik]