Transcription
Herkese iyi akşamlar. İyot, son günlerin gözde konusu; olumlu veya olumsuz görüş belirten herkes iyotla ilgili bir şeyler söylüyor. Herkesin kafası karışık; diyotla ilgili “kullansam mı, kullanmasam mı” diye düşünenler var, kullanıp hayatında çok büyük değişiklikler yaşayanlar var. Çok büyük değişiklikler yaşayanların içerisinde bile iyotla ilgili soru işaretleri, “acaba kendime zarar veriyor muyum?” düşüncesi var.
Bugün biraz bu kafa karışıklığını – ya da daha çok arttıracağız, yani netleştireceğiz. Bu, sizin bu konuşma sonrası düşüncenizde çok iyi bir gelişim olacak. Size aktarabildiğim şeylerin, sizdeki karşılığıyla çok ilgili olacak. İyot yaklaşık son 3 aydır çok gündemde; belki bunun biraz da sorumlusu ben oldum, çünkü iyotla ilgili çok paylaşım yaptım sizlere YouTube'da; ilgili çok farklı bilgiler sundum. Bunun karşılığında iyotla ilgili herkes görüşünü anlatmaya, ifade etmeye başladı; olumlu veya olumsuz çok fazla bilgiyle karşılaştınız ve haklı olarak bu sizde bir kafa karışıklığı oluşturdu. “Acaba diyot kullansam zarar görür mü? Ya da iyot kullanmamakta kendime kötülük mü ediyorum?” soruları hep kafanızda yer etti. Bunu da Instagram DM’den bana yazdığınız ifadelerle, yorumlarınızda hep ilettiniz; hep böyle bir korku, hep böyle bir YouTube ile ilgili çekince hepimizde var. Hepimizde var demek belki daha doğru olacak; çünkü hakikaten iyot, bizim korktuğumuz bir mineral. Sizin değil, tıbbın çok korktuğu bir mineral ve bu korku yaklaşık 50-70 yıl falan olmuş; neredeyse tüm hücrelerimize işlemiş. Tüm hücrelerimizde iyotla ilgili bir korku, bir çekince, bir “acaba” sorusu hep var. YouTube’a baktığımız zaman sanki çok tehlikeli bir maddeye temas etmişiz gibi bir izlenim var. Bunun temeli de tıbbi iyot fobisi, tıbbi iyot fobisi; yani konvansiyonel tıbbın iyota bakışı ile ortama bakışı arasında çok büyük fark var ve bu fark, iki görüşün dillendirdiği bilgiler arasında o kadar büyük bir uçurum var ki, o nedenle sizlerdeki bu kafa karışıklığı çok normal. Sizler çok fazla bundan dolayı endişe duyuyorsunuz.
Peki, iyotla ilgili bu kafa karışıklığı neden oluşuyor? İyot; aslında ben YouTube videolarımda bunu çok detaylı anlattım, kısaca burada değinerek geçeceğim sizlere. Eğer merak edenler olursa YouTube kanalımdan bu geniş anlatıma ulaşabilirler. Şimdi iyot, bundan yaklaşık 200 yıl önce bulunmuş ve bulunmasıyla beraber modern tıbbın başlangıcı kabul edilen bir süreç. Ve iyot yaklaşık 100 yıl çok yüksek dozlarda birçok hastalık için kullanılmış; şu an önerilen dozun binlerce katı, on binlerce katı oranında dozlarla iyotla tedaviler yapılmış. Ne mi tedavi edilmiş? Tiroid hastalıkları tedavi edilmiş, enfeksiyon hastalıkları tedavi edilmiş, akciğer, astım hastalıkları tedavi edilmiş, alerjiler tedavi edilmiş. Yani iyot, yüzyıl boyunca çok yoğun bir şekilde, çok yoğun dozlarda – bugün bizim temas etmeye korktuğumuz dozlarda – tedavi amacıyla kullanılmış bir mineral. Peki, ne olmuş? Bunun üzerinden yaklaşık yüz yıl sonra bir makale yayınlanmış ve bu makalede denemiş ki iki miligram üstündeki dozlarda iyot alınırsa tiroid durur. Peki, bu insanda yapılan bir çalışma mı? Hayır, farede yapılan bir çalışma. Daha sonra bunun yapılan çalışmanın bilimselliği hep soru işaretlerinin içinde barındırmış; yani doğru olduğu konusunda çok büyük soru işaretleri var. Ama çok ilginç bir şekilde bu saçma sapan, henüz ispatlanamayan makaledeki bilgiler dolayısıyla iyot tıbbın gündeminden çıkmış ve doktorlarda, tıp fakültesi eğitimindeki verilen bilgiler bu yönde olduğu için iyot kullanımı başlamış. O kadar ilginç bir çıkış; iyotun tıbbın gündeminden ayrılması. Bu saçma sapan makaleyi yapan adamı ödüllendirmiş gibi bir kuruluşun başına getirmiş; resmi bir kuruluşun orada müdürlük yapmış; yani ödüllendirilmiş bir şekilde bu saçma yayınından sonra hayatımızdan çıkmış. Bir anda yüzlerce ilaç, antibiyotik patentlenmiş; iyot hayatımızdan çıkmış. Akciğerlerimizi tedavi etmek için kullandığımız iyotun yerine iyotun daha sonra aynı grupta olan fakat toksik olarak nitelendirdiğimiz brom veya flor ilaveli steroid ilaçlar hayatımıza girmiş. Hayatımızdan çıkmış tiroid hormonu, hayatımıza girmiş sentetik hormon; tiroid hormonu hayatımıza girmiş ve bugün neredeyse en çok satan ilaçların ilk 10 ilacı içerisinde yer alan bir ürün haline gelmiş. Şimdi bunları göz önünde bulundurduğumuzda iyotun hayatımızdan çıkmasını çok masum olarak değerlendirmemiz mümkün değil. Bunu bir kenara not ediyoruz. Peki, hakikaten bizim için bu söylenilen etkiyi yapan bir mineral mi, değil mi? Şimdi bunun böyle olmadığı, iyot korkusu başladıktan sonra yaklaşık 60-70 yıl sonra birtakım makalelerdeki tedaviler sonucunda görülmüş. Doktorun bir tanesi 9 miligram günlük – yani tiroidi durdurur denilen dozun 5 katı civarında bir dozda – fibrokistik meme hastalığını tedavi etmiş ve bundaki başarısını, bundaki olumlu etkilerini ifade etmiş; ama hiçbirisinde tiroidle ilgili bir problem gözlenmemiş. Şimdi 9 miligram günlük iyot kullanıp da herhangi bir problem yaşanmaması, biraz önce bahsetmiş olduğum makaleye göre çok yanlış; çünkü 2 miligramın üzerinde tiroid duruyor diye yazıyordu o makalede. Sonucu böyleydi. Peki, eğer 9 miligramın üstünde verilen dozda bir hastalığı tedavi ediyorsanız ve tiroid durmuyorsa, o zaman bu makaleyi tartışmaya açılması lazım. Bununla, bu söylemiş olduğum araştırmalara benzer olarak birçok doktorun vaka sunumları var iyotla ilgili tedavileri var ve çok yüksek dozlarda bu tedaviler; ki dünyada iyot hareketini, iyotla ilgili yeniden yüksek doz kullanımı gündeme getiren iki tane doktor: Guy Abraham ve David Brownstein yaklaşık 10.000 hastada yüksek dozlarda iyot kullanarak tedavi ettikleri hastaların tedavilerine dair var. Bunlardan hiçbirisi konvansiyonel tıp tarafından “acaba niye böyle yapıyor?” denilmeden, iyotun yüksek doz kullanımı hep zararlıdır korkusu verilmeye, anlatılmaya devam etmiş. Şimdi yaşadığımız problem, yaşadığımız sıkıntının temelinde de işte bu korku var ve maalesef bu korkuyu kaldırmak da, bu korkuyu yayan konvansiyonel tıbba düşüyor. Çünkü konvansiyonel tıp bu görüşünü değiştirmediği sürece, bu görüşünün karşısında rijit bir şekilde durduğu sürece ve iyot sanki sadece tiroidi ilgilendiren bir mineralmiş tavrıyla yaklaşıldığı sürece sizdeki bu kafa karışıklığı devam etmeye mahkum. Ve bizim ifade ettiğimiz iyotla ilgili olumlu söylemlerin karşılığında bilimsel çalışmaların yapılması önünde bu duruş çok büyük engel.
Şimdi iyotla ilgili eğer 2 miligram dozundaki miktar tiroidi durduruyor olsa idi ne olurdu? Bugün biz sizde bu sohbeti yapamıyor olurduk. Çünkü yaklaşık 3 yıldır günlük ben 50 miligram iyot kullanıyorum; yani tiroidi durdurur denilen dozun 25 katı, pardon konvansiyonel tıbbın maksimum kullanın dediği, yani RDA olarak belirttiği dozun yaklaşık 350 katı. Yani ben konvansiyonel tıbbın önerdiği bir yıllık dozu bir günde alıyorum ama tiroidim durmadı; tiroidimle ilgili herhangi bir fonksiyonlarda sıkıntı yaşamıyorum, vücudumda bununla ilgili herhangi bir olumsuzluk yaşamıyorum. Ama resmi tıbbi görüşe göre ben kendime çok büyük kötülük yapıyorum. Ve bu bana, benim yaptığım yüksek doz kullanımın daha düşük dozlarını siz kullanarak da aynı şeyi yapmış oluyorsunuz; işte kafa karışıklığının probleminin temelindeki problem bu. Peki, bu problemi çözmek mümkün mü? Yakın zamanda çözmek çok mümkün değil. Çünkü yaklaşık 3 yıldır iyotun faydaları, iyotun yüksek dozda kullanılması gerektiğine dair birçok eğitim, birçok sunum yaptım, birçok paylaşım yaptım; ama maalesef bununla ilgili konvansiyonel tıpta olumlu bir adım, olumlu bir yaklaşım görmek mümkün olmadı. Şimdi iyot kullanmaya, daha doğrusu iyotu halka anlatmaya başladıktan sonra YouTube’da bir iyot hareketi yapalım, şifa sağlık burada dedikten sonra ve insanlar kullanıp geri bildirimlerinde olumlu sonuçlar ifade etmeye başladıktan sonra hiçbir bilim adamı çıkıp da “ya bu kadar insan yanılıyor olamaz, bunun altında bir şey mi var?” diye merak bile etmiyor; çünkü iyot bir tabu bana göre. Tabu olmasının nedeni önemli bir sebebi; iyot hayatınıza girdiğinde bugüne kadar kullandığınız, sizde etkisi olmayan birçok kimyasal ilacın hayatınızdan çıkması anlamına geliyor bu durum ve buna karşı bir direnç var; aslında sizi iyottan uzak tutan gizli el, mana göre bu; çünkü iyot denildiği zaman ilk akla tiroid geliyor ve bize iyotun sanki sadece tiroid ile ilgiliymiş fikri empoze edilmiş. Biz tiroidimizin korkusuna, vücudumuzdaki tüm organları, tüm hücrelerimizi iyota aç bırakıyoruz. İyota aç bırakmanın ötesinde iyotsuz kalan hücremizdeki bu iyotun yerleşmesi sistemi normal şekilde tutması gereken bölümlere toksik iyotla aynı grupta halojenler yerleşiyor, ağır metaller yerleşiyor ve iyotsuzluk bizde çok derin problemlerin kaynağı oluyor.
Şimdi kısaca iyotla ilgili iyot fobisiyle ilgili, iyotun gelişimiyle ilgili anlatımdan sonra biraz Türkiye’de iyotla ilgili bu ilginin nasıl başladığını, neler yaşandığını anlatmak istiyorum; çünkü 6 aydır iyotla ilgili çok paylaşım yapıyorum, iyotu sizlerle paylaşıyorum. Aslında kafanızı karıştıran, bundan sorumlu olan kişi olarak karşınızda konuşuyorum bu anlamda; çünkü daha öncesinde iyotun yüksek dozda kullanımı, iyotun bir rahatsızlığı tedavi etme potansiyeli konusunda çoğunuzun bilgisi yoktu, çoğumuzun bilgisi yoktu. Ama dünyada iyot hareketini başlatan David Brownstein bir buçuk yıl önceydi veya 2 yıl önceydi sanırım Türkiye’de bir konuşmaya davet ettim ve davet ederken de şunu ifade ettim: “İşte Amerika’da, dünyada iyot hareketini nasıl siz başlatmışsınız, Türkiye’de böyle bir hareketin başlamasında rol almanızı istiyorum” dedim ve geldi, kabul etti. Doktorların katıldığı toplantıda eğitimler verdi ve yüksek doz iyotun nelere iyi geldiğini kendi pratiğindeki örneklerle anlattı. Şimdi iyotun aslında o kadar derin bir hücrelerimizde etkisi var ki, ben iyotla ilgili bu kadar çalışma, bu kadar yayını inceleyip iyotun zararsız olduğunu zihnimde kabul etmeme rağmen kullanmakta tereddüt ettim. Şu anda siz de aynı şeyleri yaşıyorsunuz; iyota dokunmaktan, dokunduğunuzda elinizin yanmasından, vücudunuzun zarar görmesinden korkuyorsunuz ve vücudunuzda oluşan her değişikliği de iyotun olumsuz bir etkisi gibi algılayıp zaten korkarak temas ettiğiniz iyottan hemen uzaklaşıyorsunuz. Bunda aslında sizle ilgili, sizden kaynaklı bir problem değil; bu iyotun size anlatılma şekliyle, iyotun zararlı olduğunun ifade edilmesi şekliyle oluşan bir korku. İyot fobisiyle ilgili korkunun ortadan kalkması demek tıpta bir paradigma değişikliği demek. Neden mi? Eğer siz iyotu çok fazla hayatınıza alırsanız, hayatınızdan birçok şey kendiliğinden çıkacak ve iyot kullananlar zaten hayatından birçok şeyi çıkartmaya başladılar. Neleri çıkarttılar? Anlamsız ağrıları çıktı; eli ayağı ısınmayan insanların eli ayağı ısınmaya başladı, insanlar daha sakin, daha mutlu olmaya başladı, saçları daha sağlıklı, cildi daha sağlıklı, vücudu daha sağlıklı olmaya başladı; tiroidleri daha iyi çalıştığı için daha enerjik olmaya başladılar, gün boyu yitiremedikleri, gün boyu bitiremez hale geldikleri işleri bitirebilir hale geldiler. Çocuklarına ateşi yükseldiğinde antibiyotik yerine iyot verdiler; ateşi yükseldiğinde kimyasal gargaralar yerine iyotla gargara yaptılar. Hatta bu gargaraları yaparken bir şey fark ettiler: Diş taşlarını temizliyor iyot, diş etlerindeki problemleri hallediyor iyot, geçmez denilen ağızdaki yaraları geçiriyor iyot; vücuttaki bir çeşit kanser benzeri gelişmeleri, işte çıkıntıları, siğilleri, uçukları, mantarları, birçok hastalığı iyi etmeye başladı. Yani iyotu hayatına alan bir kişinin hayatından onun yaşam kalitesini düşüren birçok şey çıkmaya başladı. Ama bunları yaparken hala o korkuyu üzerimizden atamadık, hala içimizden çıkartamadık; çünkü gerçekten iyotla ilgili çok ciddi bir defans var. Bu defansı ortadan kaldırmak mümkün değil; ki ben kendimden örnek veriyorum. Ben iyotun bu kadar faydalı olduğuna zihnen inanmış biri olarak iyotu bir doktor olarak hastalarımda kullanmaya başlamak için neredeyse 6 ay zaman geçirdim; sanki iyotu hastalarıma verirsem onlara bir zarar verecekmişim düşüncesi beni iyot kullanmaktan uzak tuttu. Bu korkumu nasıl yendim? Biraz önce söylediğim gibi yüksek dozda iyotu kendim kullanmaya başladım; ama haftada bir tahlillerimi yaptırıyordum. Hani tiroidi durdurur diyorlardı ya, tiroidin duracakmış korkusuyla haftada bir tiroid testlerime baktırdım; bir şey olmuyor. 15 günde bir baktırdım, ayda bir baktırdım, sonra baktırmayı da vazgeçtim. Yakın çevreme kullanmaya başladım; eşime, çocuğuma, aileme, arkadaşlarıma kullanmaya başladım ve onlardaki iyotla ilgili sonuçları gördükçe kendimde iyotla ilgili herhangi bir problem yaşamadan çok yüksek dozlarda size kullanın dediğim yüksek dozlarda herhangi bir problem yaşamadığım için bu dozu size kullanın, iyotu hayatınıza alın deme cesaretini ancak bu kadar kullanımdan sonra edinebildim.
Peki, şimdi sizlere iyotu belli bir dozda kullanın diyorum; ne kadar? Bu doz 5 ila 10 miligram arasında kullanın. Maalesef kullanan arkadaşlar ve kullanan kişiler iyotun olumlu sonuçlar yaşadıktan sonra “hastalıklarımı iyotla nasıl tedavi ederim?” noktasına geldiler; özellikle tiroid hastaları. Şimdi arkadaşlar, ben iyotu sizin hayatınıza alın söylemini Japonların günlük tüketmiş oldukları iyot miktarını baz alarak – yani onların gıdayla aldığı miktarı size günlük olarak alın diye tavsiye ederek – ki onlar zarar görmüyorsa siz de zarar görmezsiniz diye basit bir mantıkla tavsiye ettim. Tabi bundan sonra Japonların kullandığı iyot miktarı da çok tartışıldı; işte “yok yaş ağırlıkmış, kuru ağırlıkmış, onlar şöyle yiyormuş, böyle yiyormuş” yani neredeyse Japonların lokmasını sayarak “yok efendim onlar o kadar yemiyor da bu kadar yiyor” noktasında söylemler oldu. İyotun faydasına inanıyorum ama “bunun bir damlası da zarardır” söylemi aslında iyot fobisinin başka bir ifade şeklidir. Şimdi iyotu karşı söylemde “iyot kullanmayın” denilen kişilerin neden iyot kullanmamanız gerektiğini anlatacak, açıklayacak hiçbir argümanları yok. Tek söylenen şey: “Tiroidinizi durdurur, TSH’nız yükseltir, tiroidinize benzin dökmüş gibi olursunuz.” Peki, bunları bilimsel olarak nasıl açıklayabilirsiniz? Bunları söylediğiniz zaman bilimsel olarak bunları da açıklamanız lazım. Siz iyot kullandığınızda tiroidinizde bir takım değişiklikler olur; ne olur? TSH artar. Şimdi TSH’nin artması demek iyotun tiroidinize zarar veriyor anlamına mı gelir? Bunu bir konuşmak istiyorum sizle; çünkü en çok yaşadığımız şey o ki iyot kullanmaya başlayan takipçilerim, Instagram’daki takipçilerimin büyük bir kısmı “TSH’ım 6’ya çıkmış, 8’e çıkmış, 10’a çıkmış, bunu bırakmalı mıyım? Bana zarar mı veriyor?” gibi çok soru soruyorlar. Bunu açıklamak istiyorum; bunu açıkladığım zaman da aslında bir paradigma değişikliğinin olması gerektiğine işaret ediyorum; yani konvansiyonel tıbbın tiroid hastalıklarını takip etme sistemi yanlış ve kökten değişmeli. Neden mi? Tiroid hastaları aramızda izleyenler arasında mutlaka var; onları daha yakından biliyorlar. Doktora gittiğiniz zaman sizin TSH’nız, T3’ünüz, T4’ünüzü bakar; değerleriniz normal, tamam, 6 ay sonra kontrole gelin. Neyi bekliyor? Antikorların tiroid hücrelerine saldırıp onların hormon üretemez hale geldikten sonra dışarıdan sentetik hormona ihtiyacı var mı, yok mu onu takip ediyor. Yani anti-TPO antikorlarının ve antikorların tiroid hücresine saldırmasıyla hiç ilgilenmiyor; ama iyot kullanmaya başladınız diye “sakın ha, sizin bu tiroid dokunuza iyot zarar verir” bu senin bununla ilgilenmiyorsun ki zarar versin diye bekliyorsun, verdikten sonra ilaç veriyorsun veya işte radyoaktif iyotla tiroidi imha etme tedavisine hiç kimsenin sesi çıkmıyor. Bu kadar önemli bir organı radyoaktif iyotla, ameliyatla alıp kişiyi hormona bağımlı hale getirmek, tiroidin tüm vücut hormon sistemindeki o etkisini ortadan kaldırıp çıkartıp… [Müzik] İyot tiroid dokusunda hakimiyeti ele alıp orayı normal çalışır hale getirirse antikorları düşürürsünüz. Şimdi düşük miktarlarda iyot kullanıp antikorları yükseltmesini tiroid’e zarar veriyor olarak yorumlayıp yüksek doz kullanmanın önünü kapatırsanız, haşimato tedavisinin önünü kapatırsınız ve bu kişiyi ömür boyu ilaç kullanmaya, bu hastalıkla yaşamaya mahkum edersiniz. Oysa yeterli dozda iyot kullanarak, beslenmesi düzenlenerek, ihtiyaç duyduğu mikro besinler verilerek kişilerin haşimatodan kurtulması mümkündür. Bununla ilgili bir örneği de story’de dün paylaştım.
Şimdi durum böyleyse haşimato hastaları, tiroid hastaları ne yapacaklar? Düşük dozda iyotu koruyucu amaçla kullanmalarında herkesin kullanmasında herhangi bir sıkıntı yok diyorum; ama bu hastalarda TSH’ları yükseldiği için bu hastaların dikkat etmesi gereken şey şu: 3-6 aralıklarla kontrole gittikleri için ve TSH’larında bu yükselme olduğu için ve eğer antikorlarına bakılıyorsa antikorlarında da bir miktar yükselme olduğu için bu hastalarda iyotun bu kullanımı bu kişiye zarar veriyor şeklinde yorumlanabilir; ki %99 doktor, dahiliye, endokrinolojideki meslektaşlarımız iyotun taşıma ile ilgili olumsuz etkisi olduğu düşüncesinde olduğu için bu değişimle ilgili tedavileri aslında kişilerde yanlış etkiler, sonuçlar oluşturabilir. Onun için özellikle ve özellikle eğer tiroid rahatsızlığınız varsa, haşimatonuz varsa iyotun vücudunuzda oluşturduğu bu değişikliklerden dolayı takipinde olduğunuz doktor tarafından iyotun ve etkisi bilinmeden veya siz beyan etmediğinizde, farkında olmadan size yanlış tedavi uygulanabilir. O nedenle iyotla eğer siz tiroid rahatsızlığınız varsa ve bunu tedavi etmek istiyorsanız bunu kendiniz yapamazsınız. Siz vücudunuzdaki iyot ihtiyacını karşılayacak miktarda iyotu kullanabilirsiniz. [Müzik]