Transcription
Değerli arkadaşlarım, hepinize merhabalar. Milli Mücadele dönemi hazırlık döneminin ikinci videosundayız. Yine kameramanımız Murat kardeşimle beraber Sivas Kongresi'ne hazırlık yapan Nazım kardeşine. Nazım, ne yapıyorsun?
İyiyim hocam.
Nasıl gidiyor?
Hamdun.
Çok kibarsın bugün. Hayırdır?
Hiç hazır değil.
Murat, sen ne yapıyorsun?
Murat, çalışıyoruz. Çalışan Allah da sever, patron da olum. Her zaman söylerim bak.
Evet, YouTube'dakiler, sizler de iyisiniz inşallah. Geçen, eee, haftaki daha doğrusu geçen videodaki tahtadan bir soru geliyor. Buradan da bir soru gelecek. Demek ki Kurtuluş Savaşı'nda kaç? İki soru var. Havza, Amasya, Erzurum'dan bir soru. Sivas Kongresi, Misak-ı Milli Kararları, İstanbul'un resmi olarak işgali ve Milli Mücadele, Basın Yayın Hareketleri, yandaş ve karşıt olanlar karşısında iki tane burada farklı şey işleyeceğiz. Buradan da bir soru. Yani şu tabloda bir soru var ama hanginize gelecek? Hepinize gelme ihtimali çok yüksek. Dört sınavın dördüne de bu tablodan gelme ihtimali yüksek. AGS belki orada şey yapabilir. 10 soru çıktığı için 4'e 3 bekliyoruz. Bakalım hep beraber sınavda göreceğiz. Şimdi tahtalar artık soru, yani her tahtada bir soru var artık öyle düşünün. İnkılap tarihi sonuçta kaç soru geliyor? 12 soru geliyor. AGS, AGS'de 4 soru geliyor.
Şimdi Erzurum Kongresi'ni Mustafa Kemal yaptı. Eee, kongre başkanlığına seçilmişti. Şimdi ne yapacak Nazım? Sivas'a doğru gidecek. Tabii Sivas'a doğru gidecek ama Sivas'a doğru gitmek, eee, iki üç yüzden tehlike arz ediyor. Çünkü Amasya Genelgesi'nde Sivas'ta bir kongre olacağı belliydi ve bunun Erzurum'dan sonra olacağı da belliydi. Şimdi orada da Damat Ferit denen adam Elazığ Valisi Ali Galip'i göndermiş. Hatırla, Elazığ Valisi Ali Galip ile Mustafa Kemal'in ilk görüşmesi, Mustafa Kemal Erzurum'a doğru geçerken Sivas'ta hatırla, Sivas'la karşılaştı ve onu da valilikte yani gidip azletmedi veya göndermemezlik yapmadı Mustafa Kemal ama aradan geçti bir buçuk ay. Karşıya gelecek. Niye? Çünkü Damat Ferit, Ali Galip'e kongreyi dağıtsın isteyecek. Ali Galip ne yapacak? Özellikle bölgedeki Kürt aşiretlerden toplamış oldukları birlikler. Bunlar çoğunlukla değil ama o bölgede de bazı aşiretler var. Onlardan adam topluyor. Çünkü İngiltere de bu esnada özellikle Binbaşı Noel diye bir adamı göndermiş. İngiliz Lawrence'ın bizdeki versiyonunu söyleyebiliriz. Anadolu'daki versiyonu. İnanılmaz derecede burada propaganda yapıyor. Kürtleri Türklerden ayırabilmek için. Değerli arkadaşlar, tabii ki Kürt Cemiyeti falan da kuruldu İstanbul'da, onlar da destek veriyor. Ama bu olayın sonucunda şu da var. Sonuçta Kürtlerin özellikle bölgede Ermenilere verileceği topraklarla çatışma ihtimali var. Şimdi biliyorsunuz ileride Sevr Anlaşması'na göre de bağımsız bir Kürdistan kurulması çalışması olacak. Bunun en büyük sıkıntısını İngilizler çekecek. Çünkü Kürt bölgesinde, Kürtlerin istedikleri yerlerde aynı esnada Ermeniler de istiyor. Ermeniler de Kürtler de birbirine nefret ettikleri için ister istemez bu bölgede çatışmalar olacak. Ancak İngilizler bölgede Kürtleri kullanmaya çalışacaklardır. Ama çoğu Kürt aşireti, bunu bilin arkadaşlar, milli mücadeleden yana tavır takınacak. Özellikle Hakkari aşiretleri, Diyarbakır, Siirt aşiretleri, Şırnak'taki bulunan aşiretler hepsi milli mücadeleden yana. Ama Malatya bölgesindeki bazı aşiretler, Sivas'a yakın yerlerdeki bazı aşiretler, e tabii ki para veriliyor, mal veriliyor İstanbul Hükümeti tarafından. Efendim diyorlar ki seni mutasarrıf yani kaymakam yapacağız, bölgenin ileri geleni yapacağız. İleride bir Kürdistan kurulursa başına seni geçireceğiz diye bölgede müthiş bir propagandaya girişler.
Bakın değerli arkadaşlar, Mustafa Kemal Sivas'a, biliyorsunuz ki ülke genelinde seçim yapılması isterdi. Tabii ki ülkenin genelinde bunu yapmak mümkün değil. Niye? Bir, işgal altında olan memleketler var. O yüzden o bölgelerde seçim yapılmadı. İki, bazı bölgelerde seçim yapılsa dahi üç kişi seçildi, ancak bir tanesi gelebildi. Bir başka neden, Ankara Valisi Hacı Muhittin inanılmaz derecede delegelerin gitmesini engelledi. Tren yolunu Ankara'da durdurdu mesela veya kendisi Çorum Sungurlu'ya kadar geldi. Sungurlu-Kesk arasında zaten Milli Kuvvetler yakalayacak kendisini. Şeye getirecek, Sivas'a kadar Mustafa Kemal'in karşısına getirecek. Yani birçok engelleme var. Sivas Kongresi çünkü yurdun tümünü ilgilendiren bir kongre olunca, ondan önce de biliyorsun seçimler yapıldı. Her sancaktan kaç kişi gelecekmiş başkan? Üç. Ortalama o dönemde sancak sayımızın kırk olduğunu farz edin. Kırk çarpı üç ne yapar kardeşim? Yüz yirmi. Yani aslında Sivas'a katılacak delege sayısı kaç? Yüz yirmi civarı bekleniyor. Ama katılan kaç? Otuz sekiz. ÖSYM bunu defalarca sordu. Dedi ki Ramazan hocam, çocuklara şöyle öğret. Bu Sivas Kongresi'ne katılımın az olmasının nedenlerini ben sorarım. Niye? Toplanış amacı bakımından bölgesel olan ve bölgesel bir aldı kararlar ulusal ama toplanış amacı bakımından bölgesel olan Erzurum'da en kötü elli altı var. Doğru mu? O sayı değişiyor, elli altı, elli sekiz diye değişiyor. Ama Sivas gibi ülkenin tümünü ilgilendirene mantıken yüz yirmi kişi gelecekken otuz sekiz delege geliyor. E tabii ki ÖSYM bunu sormaz olur mu? Niye? Bir, İngilizlerin bölgedeki Kürt aşiretleri milli mücadeleye karşı ayaklandırması. İki, bunu yaparken önemli ajanlarını buraya sokması, Noel gibi binbaşı. Üç, bölgede özellikle Ali Galip'in, Elazığ Valisi Ali Galip'in Sivas Kongresi'ni dağıtma teşebbüsünde bulunması. Dört, Ankara Valisi Muhittin Paşa'nın özellikle bölgede Ankara'dan geçecek delegeleri trenlerde alıkoyması. Artı, değerli arkadaşlar, kongreye basmak için Sivas'a doğru yola çıkması ama Sungurlu-Kesk'te yakalandı. Beş, burayı çok iyi dikkat dinleyin. Fransız Binbaşı Brunot. Brunot, özellikle eğer Sivas'ta bir kongre olursa burayı işgal edeceğiz diye söylenti çıkarması. Altı, milli mücadelenin önemini anlayamayan bazı kişilerin delege seçildikleri halde gelmemesi. Yedi, delege seçilen üç kişiden ancak bir kişinin yokluk, parasızlık, ulaşım şartlarından dolayı gelememesi. Halil Hamit var. Buradan delege seçildi. Niğde Bor'dan adam aile dedi ki, "Oğlum sen nereye gidiyorsun? Manyak mısın? Seni öldürürler, şöyle olur, böyle olur, asi olursun, Padişah'a karşı çıkıyorsun sonuçta falan." Dinlemedi. Dinlemedi ama kimse de ona ulaşım aracı vermedi. Vermeyeceği adam Bor'dan Kayseri'ye kadar yürüdü ya. Yürüdü. Şu Sivas'a gelebilmek için lazım. Bor'dan Niğde Bor'dan adam Kayseri'ye kadar yürüdü. Yani toplanıyor da bir şey. Nasıl toplanıyor? Çok zor. Özellikle Brunot'un bu şey yapması, ne derler ona? Fransızların Sivas'ı işgal edeceği söylentisi etkili olmuştur arkadaşlar. Çünkü millet şunu düşündü. E peki Sivas işgal etti, oradaki tüm delegeler ne olur? Mantıken tutuklanır. Bu korku. Mustafa Kemal kuru sıkı demiştir buna. Yani bize tehdit ettiğine bakmayın, onlar öyle tehdit falan edemez demişlerdir. Çünkü onlar da güneyde saplandı. Antep'te, Maraş'ta, Urfa'da inanılmaz mücadele var. O yüzden oradan dışarı çıkıp da ta Sivas'a kadar gelemez. Ya da Sivas'a iki yüz kişilik birlik gönderse hemen Mustafa Kemal ve milliciler onu yakalarlar. O yüzden kurultaya katılım az olması sebepleri bunlar.
Neyse, otuz sekiz delege geldi. Burada Ali Fuat Cebesoy'un babası da var. O başkan olacak zaten. Tabii, eee, delege gelenlerin hiçbirini Mustafa Kemal temsilciler kuruluna getirdi ama sonuçta katılanların çoğunu ilk defa görüyor hayatında. Doğru mu? Evet. Gelenlerin hepsi de kafadaki mantık şu. Mandacılık o kadar yerleşmiş ki bunlara. Onlar geldikleri zaman hep böyle bir mandayı savunur tarzı oldu. Hatta yine bizim içimizden de bazı delegeler, yani durumun vehametini görerek, örnek Refet Bele mesela. Refet Bele'nin çok ciddi bir açıklaması var Sivas Kongresi'nde. Kardeşim diyor, bir, biz bu işi başarıp başaramayacağımız belli değil ki. İki, başarsak ne olur, başarmasak ne olur? Yani bizim birinin yardımına, teknik yardımına ihtiyacımız var. Diyor ki, 500 milyon lira borcu olan, efendim tarlaları yakılmış, bitmiş, ekin bölgesi az olan, efendim nüfusu parçalanmış, yarılanmış, aza indirilmiş olan bir memleket ne yapabilir diyor. Yani burada bizim Mustafa Kemal'in özellikle yanında ve milli mücadele önemli komutanlarda bile manda konusunda kafası çok karışık. Bunu söyleyeyim.
Bu arada Sivas Kongresi tabii ilk başta biliyorsunuz ki tartışmalarla başladı. Bunlardan bir tanesi manda. O bayağı bir tartışılacak. Geri gelince anlatacağım. İki, burada özellikle İttihat ve Terakki'nin tekrar canlandırılamayacağı ve İttihat ve Terakki'den hariç diğer partilerin de herhangi bir övücü söz veya düşünce ve siyasal akıma katılmayacaklarına dair büyük bir yemin edilmiştir. Düşünebiliyor musunuz? Kongrenin başında İttihat ve Terakki Derneği'ni canlandırmayacağına herkes yemin etmiştir. Çünkü burada özellikle Mustafa Kemal'in ve içerideki bazı komutanların eski İttihatçı olması da çok önemli. Biliyorsunuz ki o dönemler herkes İttihatçılara çok karşı. Çünkü bir, Dünya Savaşı'na sokmuş, sonuçta kaçmış gitmiş. İnsanlar İttihat ve Terakki'ye çok büyük öfke. Damat Ferit de bunu iyi kullanıyor. İngilizler buna liste veriyor, Damat Ferit de tutuklatıyor. Bütün mesele bu. O yüzden İttihatçı olmak o zamanlar için çok sıkıntılı bir durum. Mustafa Kemal'in de 1910'a kadar İttihat ve Terakki'de bulunması yine bazı subayların da bayağı bir hoş karşılanmıyor. İnsanlar önce kendilerini ne olarak aklamaya çalışıyorlar biliyor musunuz? Ben İttihatçı değilim. Çünkü ben İttihatçıyım dediğin an olay bitiyor.
Değerli arkadaşlar, şimdi kongrede padişaha bağlılık yemini, yemin, işte bu İttihat ve Terakki'yi canlandırmayacağım, manda ve himaye, yine başkanlık seçimi. Bazı kaynaklar Rauf Orbay, Mustafa Kemal'den ayrı olarak başkan ama öyle de olmadı tabii ki. Kongreyi kim düzenliyorsa aslında biraz da başkan olması lazım. Mustafa Kemal Erzurum'da hatırlayın, istifa etmesine rağmen başkanlık yapmıştı. E kendisinin düzenlediği bir Sivas Kongresi'nde de "Paşam, sen başkan olamazsın" demek çok nadir. Ama burada gene oylama yapılıyor. Bakın söyleyeyim. Yine oylamada Mustafa Kemal tabii çok büyük bir çoğunlukla kazanıyor. İşte bunlar Sivas Kongresi'nde bayağı tartışma konusu olacak. Dört Eylül, on bir Eylül, yani yedi gün sürecek. Bu arada kongre açılıştan bir gün sonra Kurban Bayramı olduğundan dolayı, padişahla bakın şunu hiçbir zaman unutmayın. Mustafa Kemal Milli Mücadele'de padişahla hiç ters düşmemiştir. Neden? Çünkü ters düşerse, çünkü Damat Ferit'e vurgu var sürekli, ters düşerse saltanat yanlarını kendi yanına çekmek çok zor. O yüzden ısrarla ne tarafa doğru vuruluyor? Beş defa kabine kuracak olan Damat Ferit'e karşı. O yüzden Sivas Kongresi'nde dört Eylül, on bir Eylül arasındaki alınan kararlar çok kıymetlidir. Bir, özellikle Erzurum Kongresi'nde alınan kararlar burada genişleterek uygulandı. İki, Sivas Kongresi'nde tüm yararlı cemiyetler Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirildi. Şimdi dikkat. Şimdi hatırlayın, Ferit Çakmak ne diyordu? Anadolu'dan bir tayyare ile baksak, uçaktan yer ışıldayan çoban ateşleri görürsün. Niye? Her biri farklı bölgelerde kendini kurtarmaya çalışan cemiyetler var. İşte bu cemiyetleri Mustafa Kemal bunları birleştirdi diyor. İşte bu cemiyetler nerede birleşti? Sivas'ta. Altı defa sınav sorusu sormuş. Nasıl sormuşlar? Tüm milli varlığa yararlı cemiyetler hangi kongrede birleşti? Cevap Sivas. Sivas'ta hangi isimle birleşti? Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti. Anlaştık mı? Tüm yararlı cemiyetler. O zaman amaç ne? Bak buraya beş tane daha anlık cemiyet. Hepsini birleştirirsem ne oldum? Milli mücadeleyi tek elden yürütecek bir ortamı sağladım. Milli birlik ve beraberliği sağladım. O yüzden milli mücadele artık tek elden yürütülmeye başlanıyor.
Peki halkın haberler. Şimdi Sivas Kongresi arkadaşlar, biraz da gizli bir kongre. Erzurum gibi değil. Erzurum Kongresi'nin sonunda da alınan kararlar Erzurum halkına okundu. Sivas'ta da öyle oldu ama Sivas biraz daha gizliydi. O yüzden, eee, biraz da gizli olmasının sebebi işte bir taraftan Ali Galip olayı, bir taraftan Fransız Binbaşı Brunot'un, eee, kongreyi dağıtma teşebbüsünün böyle bir iddiasının olması, kentte önemli ve iyi derecede bir sıkı güvenlik getirdi. Nazım, YouTube'dakiler. Özellikle burada bir karar alınıyor. Bu karar şudur değerli arkadaşlarım. Milli mücadeleyi halkın anlayabileceği ve halkın haberdar edilebilmesi amacıyla bir gazete çıkarılacaktır kararı alınıyor. Ve milli mücadelenin ilk yararlı gazetesi ulusal işçi anlamına gelen İrade-i Milliye gazetesi çıkarılıyor. Bakın, İrade-i Milliye gazetesi üç yıl çıkmıştır. Sivas'ta çıkıyor. Daha sonra Hakimiyet-i Milliye çıkınca da orası Hakimiyet-i Milliye asıl yarı resmi olup bu kendisi normal bir Anadolu gazetesine doğru dönüşüyor. İrade-i Milliye görevini, görev ve yetkisi derken İrade-i Milliye direkt Hakimiyet-i Milliye olmadı. İrade-i Milliye devam etti orada. Ama Hakimiyet-i Milliye, İrade-i Milliye'nin yerini aldı. TBMM açılınca onu söyleyeyim. Mesela burada Batı Cephesi'ne, biliyorsunuz birçok cephe var. Balıkesir Cephesi, Alaşehir, Ayvalık, Ordu bu. Bunun üzerine bu bölgelere bir komutan atanıp bu komutanın özellikle bu bölgelerdeki insanları, özellikle Kuvay-i Milliyeleri toplaması istendi. Bölgeye Kuvay-i Milliye Umum Komutanlığı'na Ali Fuat Paşa atandı. Ali Fuat Paşa dediğimiz Ali Fuat Cebesoy. Böylelikle milli mücadelenin Batı Cephesi'ne bir komutan atandı.
Şimdi buraya lütfen dikkat. Atandı diyorum. Şimdi biliyorsunuz ülkemizde atama işini kim yapar? Şimdi siz devlet memuru olmayacak mısınız arkadaşlar? Allah'ın izniyle sizin atamalarınızı kim yapıyor? Sağlık Bakanlığı. Hangi bakanlık alıyorsa o, üniversiteler, devlet merkezi atamalar. Öğretmenler ise Milli Eğitim Bakanlığı atıyor. Bakın, atıyor. Şimdi ülkede yasama, yürütme ve yargı vardır. Yargı adı üzerine mahkemelerdir. Yürütme değerli arkadaşlarım hükümettir. Yasa çıkartılan yer ise TBMM'dir. Türkiye Cumhuriyeti'ndeki eski mevzuyu söylüyorum. Peki hepinize soru. Bir ülkede atama işlemi, atamadan geri alma, bir kişiyi göreve azletme, göreve geri getirme, aylık bağlama ve aylıktan azletme görevleri hükümetlere aittir. Bir ülkede hükümet bir ülkenin yürütme gücüdür. Mantıken ben Ali Fuat Cebesoy'u Batı Cephesi Komutanlığı'na atıyorsam eğer, ilk defa atama yapıyor muyum? Yapıyorum. O zaman dikkat. Temsil Heyeti Erzurum Kongresi'nde kurulmuştur. İlk defa yürütme yetkisini nerede kullanmış? Sivas Kongresi'nde. Ne yapmış da kullanmış? Ali Fuat Cebesoy'u Batı Cephesi Komutanlığı'na atayarak. Defalarca soruldu ya. Çok basit bir soru. Üç defa sınav, farklı sınav sorusu. Bir, Temsil Heyeti ilk defa yürütme görevinin nerede kullandı? Cevap Sivas Kongresi. Geçiyorum. İki, Temsil Heyeti'nin yürütme yetkisinin ilk defa kullandığının emaresi ne? Batı Cephesi Komutanlığı'na atama yapması. Üçüncü soru. Batı Cephesi Komutanlığı'na Sivas Kongresi ile kim atandı? Cevap Ali Fuat Cebesoy. Soru. Üç tane bakın farklı soru. Ne sorarlarsa, sorular yaparız zaten. Böylelikle Sivas Kongresi'nde Erzurum Kongresi'nin kararları genişletildi. Tüm cemiyetler birleştirildi. İrade-i Milliye adına bir gazete çıkarıldı ve Batı Cephesi Komutanlığı'na kim atandı kardeşim? Ali Fuat Cebesoy atandı.
Şimdi gelelim şu manda meselesine. Manda ülkemizde o kadar garip algılanan, o zamanlar için ilk defa bir terim olarak ortaya çıktığı için mesela Sivas Kongresi'nde manda-himaye tartışmalarının çok yoğun olduğu, oranın hem gazeteleri hem yerel halk, işte hem yerel insanlar tarafından o kadar artık benimsendi ki, mesela Sivas Kongresi akşamı dışarı çıkan özellikle mandayı savunan insanlara bizim Sivas halkı, "Aa, mandacılar geçiyor" diye alay ediyordu. Yani mandanın halk tarafından algılanışı çok farklı. Halk şunu diyor: Yıllardan beri savaştayız ve bir kazanım elde edemedik. Trablusgarp, Balkanlar ve bir dünya. Biz özellikle Balkan ve Dünya'da bir şey elde edemedik. Kazansak bile kaybettik. O zaman biz gene kazansak ve gene kaybedeceğiz. Düşünce oturmuş. İşgal artık değerli arkadaşlar, normal bir seviyeye gelmiş. Bakın, Sivas işgal edilmediği halde insanlar şunu düşünüyor: Biz şunu kabul edelim, toprak bütünlüğümüz sağlansın, saltanatımıza devam etsin. Yani buradaki temel mesele ne? Toprak bütünlüğü. Tabii böyle olmayacak. Elinde adam senin toprağını Mondros'tan sonra kendiniz de görüyorsunuz, parça parça alıyor. Şimdi bu mandacılıkta insanların kafasını karıştıran iki tane şey var. Bir, mandacılığı kardeşim, o devletin altında sömürge gibi yaşamak olarak algılayan bir kitle var. Bir de mandacılığı, "Olur mu öyle şey canım? Ne olacak? Adamlar bize teknik destek versin. Örnek, Sivas'ı geliştirsin. Örnek, Konya'yı geliştirsin." Böyle düşünenler var. Öyle düşünmelerine sebep, öyle anlatıldığı için. Halbuki mandacılığın böyle olmadığını hepimiz biliyoruz. Mandacılık bir başka devletin altında yaşamaktır. O yaşarken o devlet de onu sömüreceği için onu himaye etmektedir. O yüzden manda ve himaye, manda ve koruma. Mandatik sistemini Mustafa Kemal Sivas Kongresi anlatmadı mı ya? Çıktı kürsüye, adam kaç gün anlattı. Anlattı, anlattı. Anlayan var, anlamayan var. Artık Refet Bele bile bu kelimeleri ettikten sonra, özellikle Refet Bele, Rauf Orbay, oradan gelenler, "Şu mandayı kabul edelim." En sona şöyle bir karar alındı arkadaşlar. Sivas Kongresi'nde alınan kararlardan, evet, manda ve himaye kabul edilemez kararını alıyoruz ve manda ve himaye kararı bir daha gündeme gelmemek üzere reddediliyor. Burada doğru, bak kararlar kısmında. Ama şu da bir gerçek. Sivas Kongresi'nde manda konusunu araştırmak, direkt manda yazmaz bu arada, bir heyet isteniyor Amerika Birleşik Devletleri'nden. Wilson'a talepte bulunuyor, Senato'ya yani diyorlar ki, "Kardeşim, gelin bakalım, biz mi çoğuz, onlar mı?" Aslında bütün mesele bu. Biz mi çoğuz? Ermeniler mi çok? Gelin bir bakın. Biz mi bu toprakların sahibiyiz? Diğerleri mi? Gelin bir bakın. Aslında bizim buradaki çağırma sebebimiz ne? Aslında bir kere daha söylüyorum, o bölgeye Amerika'ya mandasını kabul etmek değil. Sivas Kongresi ile alakalı YouTube'da çok fazla dolaşım var. İşte mandacılığı kabul etmişler ama siz ve manda verimi almayı son kez reddettiğini söylüyorsunuz. Bu çelişki değil mi? Hayır. Burada mandacılıkla yönelik bir talep yok. Talebin bütün orijinal metni bizde var. Metinde ne diyor? Özellikle Amerika Birleşik Devletleri gelsin ki, çünkü Wilson'un 12. maddesine göre herkes güvenip bu ateşkes antlaşmalarını imzaladı. Gelsin durumumuzu görsün. Ermeni mi fazla bu bölgede yoksa Türk mü fazla? Gelin bir bakın. İşte Herbert bölgeyi incelemelerde bulunacak ya. Herbert'a diyecekler ki, "Gel Herbert bakayım, gel bakayım Sivas'a, Sivas'a. Kim burada Türk mü? Türk mü fazla, Ermeni mi fazla? Bak bakayım." Dediler. E sayıyor, sayıyor, sayıyor derken zaten görünüşte belli oluyor. E Herbert'da özellikle ne gösterildi? Dikkat. Türk mezarlıklarıyla Ermeni mezarlıkları gösterildi. Bakın iyi dikkatli. Türk mezarlıklarıyla Ermeni mezarlığı. Mantıken hangisinin çok olması sebebiyle mantıken o bölgedeki nüfuslar orantılı değil mi? Sana soruyorum Nazım. Murat, size soruyorum. Senin köyünde Ermeni mezarlığı fazlaysa, Ermenilerin çok olması fazlaysa o zaman ne anlarsın? Bölgede Ermeni fazla ki yaşayıp ölmüşler. Heh. Bizimkiler gezdirdi Herbert'ı bütün mezarlıklara. Döndü Zakir Bey dedi ki, "Görüyor musunuz efendi?" dedi. "Ulan dedi, bunlar herhalde kendi ölülerini yiyecek halleri yok. Hani ölseler bir yere gömecekler. Kendi ölülerini yiyecek halleri yok." Ne demek? General Herbert'a yani bakayım adam akıllı bir Ermeni mezarlığı görüyor musun? Her taraf Türk mezarlığı. Çünkü bunlar katletti bizi demeye getiriyor. Böylelikle General Herbert'ın inceleme raporunda bir Amerikan sanayisine yetecek kadar malzemenin bulunmaması, Büyük Ermenistan projesinin, Amerika'nın yüzyıllarca burada kalmasını gerektirdiği için çok büyük bir maliyet gerektirdiği diye biraz da bizi öven bir şey olacak. Öven derken yani bölgenin istila edilmesini ve Büyük Ermenistan projesinin hayal olduğunu öne süren senatoya General Herbert raporunu yayınlayacak. General Herbert Sivas'ta Mustafa Kemal'le de görüşecek. Doğru mu? Yirmi Eylül'de bak, dört Eylül, on bir Eylül aradan geçmiş dokuz gün. General Herbert Mustafa Kemal'le görüşüyor. Mustafa Kemal o esnada Herbert'ın raporuna göre ya da o anlarına göre sıtma nöbeti getiriyor arkadaşlar. Bayağı da titriyor Mustafa Kemal. Eee, Mustafa Kemal neyse oturuyor, Herbert'ı dinliyor. Herbert ikide bir ne diyor? Paran mı var? Ordun mu var? Bütçen mi var? Ya diyor, "Kusura bakma da sen nasıl başaracaksın?" diyor ya. "Sen nasıl başaracaksın?" diyor. Yani burada her geleni Mustafa Kemal'e öğüt. "Ne yani Paşam? Paran yok, bütçen yok, ordun yok, silahın yok. Sen diyor ne yapıyorsun? Senin yaptığın bu hareket diyor ülkeyi diyor daha fazla şeye sokmuyor mu? Çünkü Amerika'dan gelen heyet özellikle diyor ki, senin yaptığın bu davranışlar yüzünden yedinci maddeyi adamlar her yerde uygulamaya başlayacaklar. Sen diyor bir ülkenin bölünmesine belki de neden olacaksın. Sen bu ülkeyi toplayabilir misin?" de de Mustafa Kemal değerli arkadaşlar, zaten şöyle elinde bir tespih çekiyordu. Şöyle tespihi çekti, çekti, çekti. Böyle hani General Herbert'ın karşısına çekiyor. Bilerek de birazdan Mustafa Kemal'in burada ego olarak düşünmeyen arkadaşlar, her gelen Mustafa Kemal'e öğüt verip bu mücadeleden vazgeçilmeye çalışıyor. Bir de işin bu tarafı var. Artık Mustafa Kemal hatırla Ravlinson'la da Erzurum Kongresi öncesinde görüşmüştü. Ravlinson ne demişti? "Sen burada bir şey toplarsan bu senin hükümetini, senin burayı dağıtırız." dedi. Mustafa Kemal, "Sen dağıtırsan biz de sana karşı koyarız." Görüşmemiz bitmiştir, demişti. İngiliz General Herbert'a da bu postayı Mustafa Kemal koyacak. Mustafa Kemal bu lafları ettikten sonra buradaki değerli arkadaşlar, şu imameyi koparacak sinirden. Tabii imame koptuktan sonra tespih komple yerlere dağılacak. Alacak tespih tanelerini tek tek eğilecek, tek tek geri takacak. Bak dedi, "General, biz şu an elimde gördüğün bu tespih bu millettir. Bu millet zaten farkındaysan dağılmıştır. Şimdi ben bunları tek tek toplayacağım. Toplayamazsam en azından başkasının elinde öleceğine bu millet benim elimde ölsün. Ama merak etme, ölmeyecek. Toparlanacağız. Bu tespih tanelerini nasıl dizilsem bu milleti de böyle toparlayacağım." dedi. "Peki sen dedi, senin ülken böyle bir şey olsa sen ne yaparsın?" dedi. Mustafa Kemal'e döndü. "General Herbert, haklısın" dedi. "Ben de olsam ben de aynısını yapardım." İşte General Herbert, Mustafa Kemal görüşmesi budur. Adam en sonunda kendisini hayran bıraktırmıştır. Bir Amerikalı general bile "Sen ne yaparsın?" dediğimde, "Biz de sizin gibi Türk gibi yaparız" deyince cevap vermesi öyle kolay değildir. Bundan sadece iki dakika önce "Senin paran yok, pulun yok, sen ne yapacaksın?" dediğinde Mustafa Kemal'in bir tespihle vermiş olduğu cevap işte budur.
Sivas Kongresi'nden sonra tabii ki bu kongrenin kararları ister istemez ne olacak? Padişah Vahdettin'e çekiliyor. Neden? Biz ayrı bir ihtilal yapmıyoruz kardeşim. Biz memleketin bu halini kurtarmaya çalışan vatanseverleriz. O yüzden bak, Kurban Bayramı'nın ikinci günü Sivas Kongresi dört Eylül'de Kurban Bayramı'na denk geldiği için hemen padişaha telgraf gönderildi. Padişaha Kurban Bayramı'nı tebrik telgrafı. Peki Damat Ferit nasıl nitelendiriyor Sivas Kongresi'ni? Aynı Erzurum gibi. Anadolu'da bize karşı çıkan bir ihtilal. Üç beş çapulcu bir araya gelip bizi devirmek için yaptığı bir şey. Peki bunlardan sonra on bir Eylül oldu. Kararları açıklandı. Nazım, YouTube'a girer. Mustafa Kemal ne yapacak? Kararları şeye çekecek. Hem medyaya çekecek. Medya derken yani gazetelere veya işte valilere, komutanlara postahaneye iniyor. Postahanede Sivas Valisi Reşit'le İçişleri Bakanı Adil Bey'in kendi arasındaki bir konuşmasına denk geliyor. Adil Bey'i sıralı Vali Reşit'e ne diyor? "Bunu tutukla." İşte Ali Galip'i gönderiyoruz. Bu arada Ali Galip olamadı. Ali Galip gelemedi bile. Daha sonra Binbaşı Noel'le beraber Halep'e kaçtılar. Onu da söyleyeyim. Yani Sivas işgal edilemedi. Ali Galip de umduğunu bulamadı. Onu da söyleyeyim. Ama sürekli olarak bu tehdidi ensemizde hissetmişizdir arkadaşlar. Bunu da size söyleyeyim. Bu esnada İçişleri Bakanı Adil Bey ile Vali Reşat Reşit Bey arasında bir yarışmaya denk gelen Mustafa Kemal Reşit'i kaldıracak, yerine kendisi oturacak makinenin başına. Öyle bir bakın. Mustafa Kemal birçok sert, eee, kelimeler kullandığını görmüşümdür Milli Mücadele dönemini okurken. Ama ilk defa bir içişleri bakanına bu denli yüksek tondan, ki biliyorsunuz belgelerin dili soğuktur. Bugün mesaj bile atarken sonuna nokta koyup, üç nokta koyup ünlem koymak veya sonunda bir gülümseme işareti koyup koymamak bile mesajda, bakın WhatsApp mesajında veya normal attığınız SMS'te insan karşı taraftakini düşünmüyor mu? İyi akşamlar diyorsun, gülücük yolluyorsun. Sarılıyorum Nazım, iyi akşamlar diyor. Bak işte oğlum, ben sana gülücük atmadım mı? Smile? Sen bana niye atmıyorsun? He, sevgililer arasında büyük derttir. E nerede bunun gülücüğü? Nerede bunun emojisi? Nerede bunun bilmem neyi? Düşünün telgrafta bunların hiçbirini yapma şansı yok. Telgrafta ne yazarsan zaten bu adamlar düz adamlar kardeşim. Düz adam demek ne demek ya? Ne konuşuyorsa gerçekten karşısının suratına dobra dobra konuşuyor. Mustafa Kemal dedi ki, "Alçaklar, caniler, siz dedi milletle padişahın arasına giriyorsunuz ama diyor ama diyor kendi bize hani özellikle Ali Galip'e vurgu yapıyor. Bakın diyor, Ali Galip'in sonuna hani Ali Galip gelip yapamadı ya. Siz de diyor kendi sonunuzla mukayese etmeyi unutmayın." Ne demek bu? Ali Galip'i gördünüz mü? Gelip gelebildi mi? Gelemedi. Gelemediği gibi Halep'e kaçtı mı? Kaçtı. Diyor ki, "Bizim karşımıza gönderdiklerin akıbetine bakın. Siz de kendi sonunuzu bu akıbette kıyaslayın." diyor. Mustafa Kemal İçişleri Bakanı Adil Bey'i tehdit etmiştir. Ama neden? Çünkü bazı şeylerin nedenleri var. Çünkü İstanbul Postanesi, eee, şeyi almıyor. Sivas Kongresi'nin kararlarını padişaha göndermiyor. Bir göndermedi, iki göndermedi. Öyle mi dedi? Şey, Mustafa Kemal İstanbul Hükümeti ile tüm haberleşmeyi, tüm postanelerden kestim. Yani İstanbul Hükümeti artık Anadolu'dan haber alamıyor veya Anadolu'ya bir emir gönderse Anadolu yapmıyor. On iki Eylül'de bakın, bir gün sonra Nazım değil mi? On iki Eylül günü Mustafa Kemal haberleşmeyi kesecek. Ta otuz Eylül'e kadar, yani on sekiz gün. Peki ne oldu? On sekiz günde ne oldu biliyor musun? Amacımız Sivas Kongresi'nde açıklanmayan bir karar var. Milli mücadelemizi baltalayan Damat Ferit Paşa Hükümeti düşürülecek. Yerine milli mücadele yanlısı bir hükümet kurulacak. Bu karar Sivas Kongresi kararlarında yazmaz arkadaşlar. Ancak orada alınan bir karardır. Peki bu kararda lütfen dikkat dinleyin. Sivas Kongresi'nde alınan kararı bir daha söylüyorum. Milli mücadeleyi baltalayan Damat Ferit Paşa Hükümeti gönderilecek. Yerine milli mücadele yanlısı bir hükümet kurulacak. Peki bir şey söyleyeceğim. Lan ben Sivas'tayım. Adam İstanbul'da. Ben buradaki adamı nasıl oradan indiririm ya? Sonuçta bir de Vahdettin'in kız kardeşiyle evli olduğu için bu herif damat. Vahdettin bunun neyi oluyor değerli arkadaşlar? Eniştesi. Enişesi mi oluyor lan? Kayınçosu. >> Tabii canım. Kim damat? Damat şeyse. >> Damat Ferit. >> Damat Ferit. Evet. >> Kayınçosu yani. Kayınço enişte. E şimdi kardeşim, e bu saatte ne oluyor? Bu saatten sonra da özellikle Mustafa Kemal İstanbul Postanesi'ndeki bu durumları protesto edebilmek amacıyla en son gönderdiğinde bir şekilde bu arada padişah da ulaşmaya çalışıyor. Niye böyle yapıyorsunuz? Niye orayı kesiyorsunuz falan diye. Kararımız kesin. Bu hükümet değişene kadar İstanbul Hükümeti ile haberleşme kesilecek. Otuz Eylül'de dayanamadı Damat Ferit ve Damat Ferit istifa etmek zorunda kaldı. Bakın dikkat. Peki ben bu karar olarak Sivas Kongresi'ni aldım mı? Aldım. Damat Ferit, seni ben indireceğim. Yerine milli mücadele yanlısı bir hükümet kuracağım dedin mi? Dedim. Bunun üzerine Damat Ferit'in görevinden istifa ettirilmesi milli mücadelede Temsil Heyeti'nin İstanbul Hükümeti'ne karşı ilk başarısı değil mi? He. İstanbul Hükümeti'ne karşı ilk siyasi başarısı Damat Ferit'in görevinden aldırılıp yerine kimin getirilmesidir? Değerli arkadaşlarım, tabii ki ve tabii ki Ali Rıza Paşa'nın getirilmesidir. Böylelikle İstanbul Hükümeti'ne karşı Temsil Heyeti ilk defa siyasi bir zaferi elde etmiş olacaktır. Peki bu anlattıklarım hepsi Sivas Kongresi'dir. Hadi bakalım bir yazalım Nazım, Sivas Kongresi'ni. Anladık mı? Var mı sıkıntı?
Tamam.
Hadi bakalım. Başla. Sivas Kongresi ile ilgili şu arayı söyle bakalım.
Toplanış amacı ve aldığı kararlar açısından.
Toplanış amacı ve aldığı kararlar açısından.
Açısından tüm yurdu ilgilendirir. Yani ulusaldır. Evet.
Söyle bakalım. Kongreye katılım niş.
Senin canın sağ olsun Nazım'ım. Otuz sekiz.
Kayseri. Hadi bakalım söyle.
Elazığ Valisi Ali Galip Be.
Elazığ Valisi Ali Galip Bey. Evet.
Ankara valisi.
Ve Ankara Valisi Muhittin Paşa'nın. Evet.
Efendim.
Engellemeleri.
Engellemeleri. Bu arada şunu da söyleyeyim. Bu engellemelerin bir tane yararı oluyor. Mevcut kişiler yerlerini terk ettiğinden dolayı milli mücadele, yani bizimkiler onların yerini hemen valiye atıyor. Örnek mesela bu adam Muhittin Paşa yerini terk edip Sungurlu'da yakalandı ya. Sungurlu-Kesk arasında mesela hemen Ankara'da önemli görevler de yapan bir adam vardır. Bu valinin yerine kim geldi? Ankara'da birçok yerde ismini görüyorum. Tabelalara kaldır bakayım. Ankara valisi yapman ağzı Ankara'da dolaşıyor. Ankara'da tabelalar boş yere as.
He.
Lan var ya bravo sana. Söyle.
Ama söyle. Sesi söyleyecek öğrenci duyacak. Abidin.
Abidin Paşa dedi. Yanlış Nazım. [kahkaha] Tabii ki değil lan Abidin Paşa. Evet, devam edelim. Sen bul onu. Kimmiş? Ankara'ya gelenler. Bu arada Ankara'ya gelen tüm arkadaşlar için söyleyeyim. Lütfen tabelalara bakın. Tabelalar Ankara'da özellikle milli mücadele dönemine yön vermiş kişilerin buradaki isimlerinden oluşur. Mesela Anıtkabir'de de öyledir ya. "Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir." İleri yazar. Etimesgut'ta çok fazladır. İnkılap Caddesi, Şapka Devrimi Caddesi çok fazladır. O yüzden Ankara'da tabelalara bakmak önemlidir değerli arkadaşlar. Tabii tabelaya asılmak değil. Kızılay tabelasına niye asılıyoruz oğlum ya? Bir t-kız bir şey başlattı diye herkes oraya tabelayı kaçıncı kez belediye söktü lan? Arkaya da bir de barikat şey yapılmış. Yıllardır duruyor tabela lan. Bir gün de gideyim de şöyle bir fotoğraf çektireyim demedim ya.
Hayır. Niye asılalım yani Kızılay tabelasına? Kızılay yönünü göster. He.
Esat değil.
Esat değil. He, o da yanlış. Devam.
Şimdi söyle.
Değil, söyle. Eee, Fransızların Sivas'ı işgal edeceği söylentisi.
Fransızların Sivas'ı işgal edeceği söylentisi. İşgal edeceği söylentisi. Benim bütün memlekette her zaman söylediğim bir şey vardır kardeşim. Türkiye'de o kadar çok önemli insanlar var ki ve bu insanlar caddelerimize artık ve sokaklarımıza yok 100 cadde, yok 2475 cadde demeye gerek yok arkadaşım. Bir, çok fazla şehidimiz var. İki, çok fazla milli mücadele kahramanımız var. Ve Türk tarihinde birçok kahramanımız var. Yani özellikle bölgesel kahramanları yine bölgede değerlendirmek açısından söylüyorum. Yani aslında Türkiye'de sokak isimleri başta olmak üzere şairler, yazarlar, işte Türk bilim insanları birçok yani yeter de artar demek istiyorum. Onu onu söylemek istiyorum. İşte Ankara'da aslında çok önemli bir kişiden bahsediyorum ama sen onu daha bulamadın. Gene Esat Paşa diyor. Ankara'daki sen semtleri sayıyorsun oğlum bana. Gazi Osman Paşa da var. Olur mu?
Yahya Bey.
Heh. Yahya Galip oğlum. E nasıl biliyorsun? Ankara ba. Söyle bakalım. İşgal edeceğiz. Söyle.
Kongreyi gereksiz bulan bazı.
Kongreyi gereksiz bulan bazı delegelerin değil mi?
Kongreye katılmak istememesi.
Kongreye katılmak istememesi. Onu da söyleyebilir. Evet.
Kongrede tartışılan konular baştan.
Manda ve himaye.
Manda ve himaye. Çok tartışma konusu olmuştur. Bu arada manda ve himaye ile ilgili bir şey daha söyleyelim. Onu yeri geleceğiz. Hocam.
Devam.
Kongre başkanlığı.
Kongre başkanlığı. Her zaman kim olacak, kim olmayacak gibi. Evet.
Saltanata bağlılık yemini.
Saltanata bağlılık yemini. Evet.
İttihatçılık yemini. İttihatçı olmadıklarına yönelik yemin.
Yönelik yemin. Evet. İttihatçı olmayacaksın, Bolşevik olmayacaksın, komünist olmayacaksın. Ne olacaksın? Sadece vatansever olacaksın. Bütün mesele. Ama şu İttihatçı olmaklar bayağı bir şey. İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin Derneği'nin canlandırılmayacağına Allah için yemin ettiler burada. Onu size söyleyeyim. Evet.
Başarılı Sivas Kongresi kararları.
Erzurum Kongresi kararları genişletilerek kabul edilmiştir. Bu arada bunun genişletilmesine ve Erzurum Kongresi'nde oluşturulan Temsil Heyeti'nin dokuz kişiden on beş kişiye çıkartılmasına en büyük tepkiyi de Kazım Karabekir verecektir. Demek ki Kazım Karabekir Sivas Kongresi kararlarından çok memnun olmamıştır. Çünkü orada Doğu Anadolu'dan alınan Temsil Heyeti dokuz kişi kaldı ama altı kişi daha eklendi. On beş ulusal oldu. Ama Kazım Karabekir, Doğu Anadolu unutuldu şeklinde bayağı bir Kazım Karabekir'e Mustafa Kemal'in, eee, şeyi var burada. Telgraf gerginliği var. Evet. Erzurum Kongresi kararları genişletilerek ne olmuştur? Kabul edildi. Devam Nazım.
Tüm cemiyetler.
Tüm cemiyetler. Evet. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirildi. Evet.
Bunun yorumunu yaz yapalım Nazım.
Milli mücadele tek elden.
Milli mücadele tek elden yürütülmeye çalışılmıştır. Tek elden yürütülmeye çalışılmıştır. Evet.
Devam et Nazım.
Tüm haberdar olmak. Şimdi bir başka madde, madde yorum şekline gidiyoruz. Halkın milli mücadeleden haberdar olması için gazete çıkarılacaktır. Değerli arkadaşlar, bu gazete Sivas'ta çıkarılmıştır. Onu söyleyeyim başta. Gazetenin adı da İrade-i Milliye'dir. İrade-i Milliye gazetesi çıkarılmıştır.
Gazetesi çıkarılmıştır. Tamam Nazım.
Batı Cephesi Komutanlığı.
Batı Cephesi Komutanlığı'na arkadaşlar, bunun diğer ismi Kuvay-i Milliye Umum Komutanlığı komutanlığına Ali Fuat Cebesoy atanmıştır. Nazım, sesli atanmıştır. Gıcık tutmamıştır. Hep öylesin. Evet.
Devam et.
İlk defa temsil.
İlk defa Temsil Heyeti yürütme yetkisini kullanmıştır. Temsil Heyeti yürütme yetkisini kullanmıştır. Yürütme yetkisini kullanmıştır. Bu çok önemli.
Devam.
Manda ve himaye.
Manda ve himaye bir daha gündeme gelmemek üzere reddedilmiştir. Burada çok ciddi tartışmalar var. Hatta şöyle söyleyeyim size. İstanbul'dan gelen bir çocuk var. Kendisi tıp öğrencisidir. Hikmet Boran. Tıbbiyeli Hikmet diye geçer. Daha sonra soyadı olduğuna göre otuz dört'ten sonra yaşamıştır kendisi. Tıbbiyeli Hikmet geliyor. Söz hakkı kendisine geliyor. Ayağa kalkıyor. Özellikle manda isteyenlere inanılmaz sert çıkıyor. Dönüyor Mustafa Kemal'e. "Sen de diyor mandayı istersen seni de vatan kurtarıcısı değil, vatan batırıcısı ilan ederim." diyor. Tıbbiyeli Hikmet'in sözünden sonra Mustafa Kemal ona dönüyor. "İşte iftar ettim Türk gençliği bu" diyor. Gerçekten Manda Himaye Tıbbiyeli Hikmet, tıp delegesi olarak gönderilmiştir. İstanbul'dan gönderildi. Allah rahmet hepsine gerçekten büyük insanlar. Tıbbiyeli Hikmet, Hikmet Boran yani mandaya çok karşı çıkmıştır. Sivas'ta evet.
Ve himaye bu karar.
Manda ve himaye kesin olarak reddedilmiştir. Kesin olarak reddedilmiştir. Evet.
Nazım.
Milli mücadeleyi baltalayan.
Milli mücadeleyi baltalayan Damat Ferit Paşa Hükümeti. Ferit Paşa Hükümeti. Evet. Düşürülüp yerine yerine milli mücadele yanlısı bir hükümet kurulacaktır. Yerine milli mücadele yanlısı bir hükümet kurulacaktır. Arkadaşlar bu karar çok kıymetli. Hükümet kurulacaktır. Hemen burada şöyle bir anlatım yapayım. Eee, Sivas Kongresi'nden sonra kongresinden bir gün sonra ne olmuştur? Yani on iki Eylül'de İstanbul Hükümeti ile haberleşme kesilmiştir. Haberleşme kesildi. Otuz Eylül'de, otuz Eylül 1919'da Damat Ferit Paşa Hükümeti istifa etti. Yerine milli mücadele yanlısı ya da ılımlı, en azından milli mücadeleye ılımlı bakan Ali Rıza Paşa Hükümeti kurulmuştur. Ali Rıza Paşa Hükümeti kuruldu. Dikkat, bu neydi mantıken? Bunun kurulması, Damat Ferit'in istifası, Ali Rıza'nın gelmesi Temsil Heyeti'nin İstanbul Hükümeti'ne karşı, İstanbul Hükümeti'ne karşı ilk siyasi zaferidir. İlk siyasi zaferidir. En çok gelen sınav sorularından bir tanesidir. Bunu da yeri gelmişken söyleyelim.
Şimdi ne yapıyoruz? Şimdi Milli Mücadele basın yayına doğru geçiyoruz. Değerli arkadaşlar, beş dakika bir aramız var, ondan sonra devam ediyoruz. Şimdi milli mücadelede basın yayın hareketleri şöyle. Milli mücadele karşıtı olanlar var. Bir de yanlısı olanlar var. Karşıt ve yanlısı ile ilgili sorular ortalama beş senede bir geliyor. En son 2021'de geldiğine göre, sene de 2026 olduğuna göre biraz dikkat etmemiz lazım gereken bir yer gibi düşünüyorum. Biraz bakalım. Tabii ki önce milli mücadele yanlılarından bahsedeceğiz. İrade-i Milliye, hatırlayın, Sivas Kongresi kararlarına göre çıkartılmış bir, eee, gazetedir. Gazetenin özellikle hiç değişmeyen bir başlığı vardı. "Ulusal istencin savunucusudur, emellerinin savunucusudur" diyerek o hep aynı başlıkta çıkmıştır. Yani hani vardır ya bazı gazeteler hemen altında atıyorum Hürriyet yazar, altında bir şey, Cumhuriyet yazar, altında he.
Gerçekleri yazar.
He, aynen gibi.
Ulusal istek, istenç ve emellerin savunucusudur diye her zaman çıktı. İrade-i Milliye gazetesi önemli. Milli mücadelenin ilk gazetesi. Dikkat, hangi nerede çıkarıldığı soruldu? Sivas. Arkadaşlar, hadi bir yazalım bakalım. İrade-i Milliye, Sivas'ta çıkarılan milli mücadelenin ilk gazetesidir, tesisidir. Bu arada milli mücadeleyi biz 19 Mayıs'tan itibaren alıyoruz ya, Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkışı. Halbuki Mustafa Kemal'in mesela, eee, 30 Ekim 1918 Mondros'tan sonra Ali Fethi Okyar'la çıkarttığı Minber diye de bir gazete var. Mantıken daha önce gibi gözüküyor. Ama sen ne diyorsun? Milli mücadelenin, ha o zaman neyden alacaksın? Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkışından alacaksın. Peki İrade-i Milli Gazetesi üç sene görev yaptı. Üç sene yayınlandı. Ama TBMM açıldıktan sonra artık TBMM'nin yarı resmi organı hangisi olmuştur? Hakimiyet-i Milli olmuştur. İstiklal Marşı'nın ilk yayınlandığı gazete de yine Hakimiyet-i Milli'dir. O zaman şey yapalım. Nerede çıkarılıyor? Bir kere onu söyleyelim. Ankara'da çıkarılan TBMM'nin yarı resmi organıdır. Yarı resmi yayın organıdır diyelim. Ve en önemli özelliklerinden bir tanesi İstiklal Marşı'nı ilk defa yayınlamış. Tasvir-i Efkar, ta Osmanlı zamanında çıkartılan Şinasi'nin çıkarttığı bir gazete. Sonra Namık Kemal ve bayağı bir badireli bir gazetedir ama uzun süredir, özellikle buranın başyazarları ve gazeteciler Ruşen Eşref Ünaydın. Bu adamın bir özelliği var. Ruşen Eşref Ünaydın, Mustafa Kemal'le ilk defa röportaj yapan, Sivas'a gidip onunla gene görüşen, ilk
Defa bu fotoğrafları yayınlayan gazetedir. Tars ve Efkar. Aslında bir kere daha söyleyeyim. Ne zaman çıkmıştır? Osmanlı'dan gelen yani miras kalan bir gazetedir. Özellikle bu gazetede kimi görüyoruz? Mustafa Kemal'e ilk röportajları yapan Ruşen Eşref Ünaydın'ı görüyoruz. Tamam.
Bunu da söyleyeyim. Anadolu Ajansı 6 Nisan 1920. 6 Nisan 1920 dediğime göre değerli arkadaşlar Türkiye Büyük Millet Meclisi açılmadan neredeyse 17 gün öncedir. 23 Nisan'da açıldığına göre Mustafa Kemal çoktan Ankara'da Halid Edibadı var. ve gazeteci Yunus Nadi'nin ortaklaşa Mustafa Kemal'in direktifleriyle çıkartılan bir haberdir. Y bugün bile aa diye kısaltılan Anadolu Ajansı çok önemli görevi ve misyonu vardır. Bir kere cumhuriyetin bize cumhuriyetten önce eee Mustafa Kemal'in, Halb'in, Yunus Nadir'in katkılarıyla çıkartılmış eee bir haber alma teşkilatıdır ve önemlidir. Günümüzde bile birçok haberi biz Anadolu Ajansı'ndan alıyoruz. Özellikle seçim günleri var ya Anadolu Ajansı'nın verilerine göre. İşte o Anadolu Ajansı günümüzde de devam eder. Özellikle halkın milli olarak bilinçlendirilmesi, eee, özellikle çıkartılan şeyler neyse emirler, kanunlar, onların hemen, eee, yorumlaması ve söylenmesi Anadolu Ajansıyla duyurulmuştu.
Onu da bir yazalım bakalım. Kimin sayesinde oldu? Bir kere nerede açıldı? Ankara'da 6 Nisan değil mi yanlış bilmiyorum. 6 Nisan 1920'de Halide Edip ve Yunus Nadi tarafından çıkarılmıştır. Nadi tarafından kurulmuştur. Çık çünkü bu tam bir gazete değil sonuçta. Bu bir yayın. Haber alma ajansı. Devam.
>> Yalanları yalanlara karşı.
>> Yalanlara karşı. Evet.
>> Milleti uyanık tutmak için.
Milleti uyanık tutmak için. yönelik
>> ve milli kuruluşu sağlamaya yönelik
>> halka bilgilendirici
>> yönelik halka bilgilendirici
>> yayın
>> yayınlar yapmıştır. Evet.
Ceride-i resmiye tersten okunur bu tür kelimeler resmi gazete demektir. Kelimenin manası zaten budur. Kanunları tüzükleri yayınlayan gazetedir arkadaşlarım. kanun tüzük ve genelgeleri yayınlandığı gazetedir. Yayınlandığı gazetedir. Ceride-i Resmiye.
İkdam Albayrak Kuku Beşer. Bundan sonrasını sadece isimsel olarak bilmeniz yeterli. İkdamı kim çıkarıyor?
>> Yakup Kadri Karaosmanoğlu.
Kara Osmanoğlu tarafından çıkarılmıştır. Arkadaşlar biliyorsunuz ki Yakup Kadri Karaosmanoğlu ileride özellikle milli mücadele edebiyat yönüyle yaban ve Ankara adındaki iki tane romanıyla çok gündemcektiktir. Yakup Kadri Kara Ososmanoğlu ayrıyeten ileriki zamanlarda Kadro dergisi diye bir derginin de çıkartılmasını sağlayacaklar. Özellikle Türk inkılaplarının ideolojisini sistemleştirmeye çıkarıldığı çağrıldığı bir gazete olacaktı. dergi olacaktır. Kadro dergisinde başyazarıdır. Yakup Kadri Karosmanoğlu.
Albayrak hatırlayalım. Birayet Şarkiye veya diğer adıyla Doğu Anadolu Müdafaa-ı Hukuk Cemiyeti'nin gazetesidir. Evet. Türkçe bir gazetedir bu. Çünkü Löpay vardı. Vatan o. Fransa hukuku beşer. Hatırlayalım. Hasan Tahsin'in başyaş yazarlığını yaptığı gazetedir değerli arkadaşlar. İzmir'de çıkarılır. İzmir'de Hasan Tahsin'in yani Osman Evres Bey başyazarlığını yaptığı gazetedir. Tabii tabii. Başyazarlığının yaptığı gazetedir. Evet. Sahibidir ve ortaktır.
Vakit
>> Ahmet Emin Yalman tarafından çıkarılır.
Bunlar isimlere takılmayın. Sadece yararlı mı zararlı mı? Bütün meselemiz tarafından çıkarıldı.
Akşam. Evet, İstanbul'da yayınlandı. Evet,
>> arkadaşlarım, minber Alifet Okyar'la Mustafa Kemal'in 30 Ekim 1918 Mondros'tan sonra İstanbul'da çıkarttıkları gazetenin adıdır Minber. Minber. Bir kere daha söylüyorum. Mustafa Kemal ve Ali Fethi Okyar tarafından çıkarılmıştır. Okyar tarafından nerede çıkarıldı? İstanbul'da çıkarıldı. Bu arada İstanbul'da inanılmaz de gazetelere sansür var. Zaten milli mücadele yanlış yazar yazmak çok zor. Artı at o geçtim. Gazeteler hep sansürlü. Çok o kadar sansür uyguladı. Çünkü bütün gazeteleri İslam itiraf ettir. Eline alıyor. Önce baskıdan önce eline alıp eee bazı metinleri çıkarttırıyorlar. Böyle bir ortamda düşünün ki ne kadar milli mücadeleyi İstanbul'da yönetebilirsin veya İstanbul'da durabilir.
Değerli arkadaşlar devam edelim. İstikbal Ahmet Faik Barutçu özellikle Trabzon'da bu gazeteyi çıkartmıştır. İstikbal gazetesi yazalım kardeşim.
>> Faik Ahmet Barutçu tarafından çıkarıldı.
Barutçu tarafından çıkarılan bir yararlı gazetedir. İstikbal ileri. Mustafa Kemal'in isimsiz yazılarının isimsiz yazılarının yazıldığı gazetedir.
Arkadaşlarım açık söz bir kere nerede çıkar onu söyleyelim. Kastamonu'da çıkar. Kastamonu'da Mehmet Akif Ersoy'un gazetesi olarak bilir. Gazetesi olarak bilinir ki yine bir başka diğer adıyla sırat-ı Müstakim olan Sebilülür Reşat. Doğru mu kardeşim? Bu arada açı sözle ilgili şunu da söyleyeyim. eee İskel Marşı'na geri gelince anlatacağım ama İstan Marşı hakimiyeti milliyet yayınlanır. Halbuki ilk yayınlanması için Açöz gazetesine göndermişti Mehmet Akif Ersoy ama dönemin şartlarından dolayı Kastamonu'ya varana kadar hakimiyeti milliye İstal Marşı'ı basmıştır. Kastamonu'da da yine Açık Söz gazetesi İstiklal Marşı'nı yayınlamıştır. Ama hakimiyeti Milliye'den daha sonra Sebü Reşat'a gel kardeşim. Mehmet Akif'in başyazarı olduğu gazete veya bazı kaynaklar dergidir. Tamam mı kardeşim? Özellikle bu derginin ya da şeyin ismi neymiş? Sırat-ı eski adı Müstakim.
>> Hala devam ediyor.
>> Devam ediyor. Tabii Kastamonu'da var.
Yeni gün
>> günde İstanbul'da yayınlanmaya baş
>> 1918'de İstanbul'da yayınlanmıştır.
İstanbul'da yayınlandı. Evet.
Güleryüz değerli arkadaşlarım bir aslında karikatür dergisidir. Mizah dergisidir bu. Mizah dergisidir. Milli mücadele yanlışdır. Milli mücadele yalnızdır. Tamam.
>> Evet Nazım.
Biz de öyle dedik ya Nazımcığım. Hani he [kahkaha] ama burada sorunun genellikle geliş tarayısı burası değil. Özellikle zararlılar. Bakın değerli arkadaşlar zararlı çok fazla. Şimdi biz burada 1015 tanesini alıyoruz ama bir de her ilde zararlar var. Bir de Rumların, Ermenilerin çıkarttığı zararlı gazeteler var. Onlara girmiyoruz. Ama bir tanesi var ki Ali Kemal denen bir adamın çıkarttığı gazete. Peyamı Sabah. Normalde ismi Sabahtı. Daha sonra ismi değiştirip Peyamı Sabah oldu. Yani Sabah haberleri gibi bir kelimesi var. Bu İçişleri Bakanlığı da yapacak olan kimmiş kardeşim? Ali Kemal'in gazetesi. Ali Kemal ki milli mücadeleye en sert yazıları yazan adamdır. O yüzden Peyamı Sabahı kırmızıyla yazıyorum. Çünkü bu zararlılar arasındaki en zararlısı odur. Zaten notumuz da var. Hey mı? Sabah diyelim bak kırmızıyla yazalım ki şey belli olsun. En en şey sıkıntılı olanı belli olsun. Nereye gitti? Şey
>> nerede?
Diğerlerini de yazalım. Mesela Alemdar var. Tamam efendim. Ferda var. Adana'da yayın yapar. Ferda milli mücadele karşıdır. Onu da size söyleyeyim. Türkçe İstanbul var. İstanbul. Daha sonra Türkçe İstanbul olacak. Ne var mesela?
>> Selamet var.
>> Irşat. Evet.
>> Tan,
>> Ümit, Zafer, Ayde. Değil mi? Var. Zafer var mı?
>> Bak okunduğu zaman ne kadar da milli mücadele yanlısı gibi. Ay dedeye Ay dededen kime ne zarar gelir ama? Bak gördün mü kardeşim? Doğru değil mi az? Ama çocuklar demez mi Ayd diye hani şimdi zararlıları anlamanız için size bir tane şey vereyim. Formül okunduğunda yararlı gibi duruyorsa zarar. Ümit tan efendim Türkçe İstanbul bakın ya okunu da mesela ay dede zafer ya şimdi okuyorsun hiç zararlı gibi durmuyor. O yüzden bunlar arasına peyamı sabaha bilmek size soruyu yaptırabilir. Haberiniz olsun. Şu peyamı sabahın notunu da bir iletelim lazım.
>> Milli mücadele aleyhinde.
>> Milli mücadele aleyhinde. Evet. En sert yazılar yazı.
>> En sert yazılar. Evet.
>> Ali Kemal'in çıkardığı peyamı sabahtır. Peyamı sabah gazetesi. Tamam. Bunu bilelim. Özellikle peyamı sabahı bilmek. Size sınavda soru olarak yap. Mesela alemdar okunduğunda ne demek? Alemdar bayrak taşıyan değil mi? Ama baktığın zaman zararlı. Şimdi özellikle zararlıları bilmek size eee sınavda soru yaptı. Peki sınavda soru nasıl gelebilir? Bir irade-i milliye gelebilir. Hakimiyeti milliye gelebilir. Minberden gelebilir ki daha evvelden geldi. Peyam sabahtan gelebilir. Daha evvelden geldi. Aşağıdakilerden hangisi milli mücadele yanlış bir gazetedeir veya karşıdır diye gelebilir. Biraz zor bir soru olur ama zorda özellikle şu ikisini bilmeniz çok önemli. Peyamı Sabah ve Alemdar. Bu ikisini bildiğiniz sürece bence gelebilecek her türlü sınav sorusunu yaparsınız diye düşünüyorum.
Ve geçiyoruz Sivas Kongresi'nden sonra Amasya görüşmelerine. Hadi bakalım. Bir aramız var. Aradan sonra devamız.
Geldik Amasya görüşmelerine. Şimdi Amasya genelgesi lazım genel de karıştırılır bu. Halbuki genelge daha önce Mustafa Kemal ve arkadaşları tarafından yapılmış. Diğer adıyla tamimdir. Amasya görüşmeleri veya Amasya protokolüdür. İki taraf da gelebiliyor bu arada sınavda. Onu da söylemiş olalım. Şimdi arkadaşlar damat Ferit dedim ki beş kere hükümet kurdum. Şimdi bu sefer gene istifa etti. İstifa ettikten sonra sizler de biliyorsunuz ki Ali Rıza Paşa hükümeti geldi. Biraz daha milli mücadeleye yanlısı. Biraz daha kabinesinde özellikle milli mücadeleden adamlara da yer verdi. Hatta Rıza Paşa'nın kabine kurmasından sonra özellikle İstanbul'da itilaf devletlerinin İstanbul'u işgal etme nedenlerinden de birini oluşturmuştur. Aliza Paşa'nın özellikle Kuvay Milliyetcilere ve Mustafa Kemal yanlarına kabinede yer vermesi. Bunu söyleyelim. Tabii Ali Rıza Paşa Mustafa Kemal'le direkt telgrafla görüşme olayları başlayacak. Bu ne demektir? İslam hükümetiile haberleşme, o kesilmiş olan haberleşme tekrar geri kaldırılacak. Böylelikle iki taraf arasında tekrar bir uzlaşma olacak. Ve bu uzlaşmada özellikle Ali Rıza Paşa Bahriye Nazırı yani Deniz İşleri Bakanlığı Salih Paşa'yı şeye gönderecek. Amasya'ya gönderecek. Niye? Mustafa Kemal'le görüşmesi için. Mustafa Kemal'le ki Mustafa Kemal Temsilciler Kurulu Başkanı. Eee Salih Paşa ise İstanbul hükümeti yani İstanbul hükümeti kim o zamanlar? Ali Rıza. Ali Rıza Paşa'nın kendisine vermiş olduğu yetkiyle beraber oraya katlıyor. Şimdi o zaman iki tane farklı hükümet görüşüyor mu? Biri Temsilciler Kurulu yani bizim taraf bizim tarafta zaten öbür tarafta farklım bir gibi yani iki taraf görüşüyor. Temsiler Kurulu Başkanı Mustafa Kemal'le bu tarafta İstanbul hükümeti temsil eden Salih Paşa. Bu iki defa sınav sorusu oldu. Adamları soruyorlar burada adamlar kim? Mustafa Kemalle Salih Paşa. Şimdi ikisi gizli, beşi imzasız. Şimdi protokoller var. Şimdi bu protokoller neyi biliyor musun? İki tarafın birbirinden istekleri var. Mesela İstanbul hükümeti ne istiyor? Diyor ki kardeşim bir bizi kötüleyici şeyler yazmayın. İki bizi zor durumda bırakacak olaylara karışmayın. Şunu yapmayın, bunu yapmayın. Bizimkiler ne diyor? Büyük kardeşim. Anadolu Müdafaa Hukuk Cemiyeti'nin her yerde şubesinin açılması, azınlıklara verilen haklardan daha fazla genişletilecek haklar verilmemesi, adli ve siyasi kapitülasyonların işte kaldırılması, sallıyorum bunları söylüyor. Her iki tarafta birbirlerine isteklerini söylüyorlar ve en sonunda Amasya protokolü yapılıyor. Çünkü ileride barış konferansına Osmanlı Devlet davet edileceği için burada özellikle barış konferansına gidecek delegelerin temsil heyetinden seçilmesi gibi çok kritik noktalar vardır. Bakın, düşünebiliyor musunuz? Normalde Osmanlı devlet davet ediliyor ama Mustafa Kemal diyor ki, "Siz yıllarca bizi davet ettiniz. Oralara gittiniz. Oralarda davetli olarak ne elde ettiniz? O yüzden bizden vatanseverler oraya gitsin dedi ve bunları Salih Paşa'yla oturdular karar verdiler. Tarihe Amasya görüşmeleri veya Amasya protokolü olarak geçer.
1 2 Sınava girdin. Soru şu: Eee, temsil heyetinin İslam hükümetine karşı kazanmış olduğu ilk siyasi zafer ya da ilk siyasi başarı aşağıdakilerden hangisi? Şimdi arkadaşlar burada ÖSYM ü defa farklı sınav sorusu vermiş. Üç defa aslında. Bir Damat Ferid'in düşürülmesi demiş. 2. Damat Ferid'in düşürülüp Ali Rıza'nın gelmesi demiş. Aynı şey. 3. Buraya dikkat. Amasya protokolünün imzalanması demiş. He o zaman ben sınava girdim. Temsiletin İstanbul hükümetine karşı kazanmış olduğu ilk siyasi zafer aşağıdakilerden hangisidir? A seçeneğine baktım. Yani seçeneklere baktım. Damat verinin düşürülmesi yazıyor mu? Yok. Ali Rıza'nın gelmesi yazıyor mu? Yok. O zaman cevap ne? Bu. Peki hocam bu dedikleriniz hani damat ve düşürmesi, Ali Rıza'nın gelmesi veya üçü de aynı anda yazar mı? Hayır yazmaz. Üçünden muhakkak ki bir tanesi yazar. Ya damat verinin düşürlü Ali Rizan'ın gelmesi yazar ya da Amasya protokolünün imzalanması yazar. Bunu siz anca bizler sınavda göreceğiz. Bu arada üç farklı sınavda üç farklı cevap alındı. Onu da yeri gelmişken söyleyelim.
Amasya görüşmelerinden sonra bu imzalanmasıyla beraber mantıken temsil heyeti şimdiye kadar asi değil mi? Efendim Kuvay işte milletten zorla para toplayan İstanbul'dan Anadolu'ya bakışı anlatıyorum ihtilalci efendim olaylar çıkarıp Mondros'un 7. maddesini uygulatmaya çalışan bir güruh olarak görülürken ilk defa bir hükümet Geldi Rıza Paşa hükümeti temsilci yollayarak masaya oturmuştur Mustafa Kemal'le. Bu ne demek o zaman? İlk defa bir İstanbul hükümeti resmi olarak temsil heyetini tanımış demektir. Hangi hükümet? Ali Rıza Paşa hükümeti. Bak sakın ola gidip de Salih Paşa yapma. Salih Paşa sadece onun bakanıdır. Sonuçta bakan kimi temsil edi? Hükümeti. Hükümette kim var? Ali Rıza var. Anlaştık mı kardeşim? Var mı sıkıntı? PB tabii bu olaylar yaşandıktan sonra Salih Paşa Mustafa Kemal'e dedi ki paşam ben senin ne niyetin olduğunu anladım sıkıntı yok. Hatta eee Mebusan Meclisi'nin çalışmaları da var. Mebusan Meclisi'nin açılma durumu da var. Bilmem ne var. İleride dedi Mebusan Meclisi'nin açılmasıyla alakalı bir durum olursa ki Mustafa Kemal Sar İstanbul dışında olmasını istemişti. Ben bu maddeleri kabul ettireceğim. Kabul ettirmezsem de istifa edip senin yanına milli mücadeleye katılacağım dedi. Salih Paşa aldı bunları. Sonuçta bu protokol. Doğru mu kardeşim? Bunu kimin imzalaması lazım? Ali Rıza'nın. Ali Rıza'ya protokol önüne konuldu. Tamam. Bazı maddeler gizli. Onları söylemiyorum. Gizli olduğu için değil. Ha ya biliyorum da ben gerek yok. Sadece şurada şu maddeler çok önemli. Bir Anadolu ve Rumeli Müdafaa Hukuk Cemiyeti her yerde temsilcilik açacak. Baktı şöyle Rizza. Eğer dedi bunlar açarsa her yerde benim için dedi Kuvay Milleticilerin örgütlenme yeri olabilir. Eğer özellikle İstanbul'a çarlarsa İngilizlerin dikkatini çekebilir. Bu olmasın dedi. Bitti. İki Paris Barış Konferansı'na temsil heyetinin belirlediği kişiler katılacaktır. Dedi ki o zaman biz burada eşek başı mıyız? Sildi mantıken değil mi başkan? Son Osmanlı Devlet davet ediyor ama temsil heyeti seçiyor. Olmaz dedi ya. Öyle şey mi olur?" dedi. Gitti. Çünkü meşruiyetini yitiriyor. İşte 3. Osmanlı Mebusan Meclisi işte her y İstanbul'da açılacak. İstanbul dışında güvenli bir bölgede açılacak. Dedi ki kanuni esasinin maddesine göre İstanbul'da açılması zorunlu. Bu madde olmaz. Ama değiştirelim. Osmanlı Mevlan meclisi İstanbul'da açılacak şeklinde değiştirelim dedi. Tamam. Azınlıklara siyasi ve sosyal dengemizi bozuluğu ayrılıklar verilemez. Doğru söylü dedi. Tamam. böyle tamam dedikleri oldu, tamam demedikleri oldu. Ama buradaki bütün mesele temsilin bir İslam hükümeti tarafından resmi tanıma olasılığıdır ve olmasıdır ve olanağıdır. Ve bunların olmasıyla beraber hem bize soru olarak gelmiştir hem de bir İslam hükümetinin ilk defa temsil heyeti ve bu şekilde tanınması bizim için çok kıymetlidir. Bak baştan söyleyeyim. ÖSYM'deki profesörler de veya inkılap tarihi külsürlerindeki profesörler de aynı bizim mantığımız gibi düşünmekte. Bu olayı çok büyük adlettikleri için sürekli olarak sormakta. Tamam.
Amasya protokollerinden bir tane madde değiştirilerek kabul edilmişti. Hatırlayın. Kapatılı hal kapalı halde bulunan Osmanlı Mevsam Meclisi açılacak. Seçimler ülke genelinde yapılacak ve seçimlerden sonra meclis İstanbul'da açılacak. Mustafa Kemal çok diretti Anadolu'da açılsın diye. Özellikle Bursa'da açılsın diye. Ama olmadı. Bunun üzerine İstanbul ülkesinde yani İstanbul ve işgal edilen bazı kentlerde onlarda yapılamadı ama işgal olmayan yerlerde ufaktan bir seçim yapıldı. Çünkü neden ufaktan diyor arkadaşlar bu 1912'deki 1910'lardaki seçimlere benzemiyor. Türkiye Cumhuriyeti seçimlere de benzemiyor. Niye? Parti yok. Hürriyet ve itilaf zaten protesto ettiği için katılmadı. E zaten İttihat Terak kendini yok etti. O yüzden insanlar nasıl oyla gösteriliyor biliyor musunuz? 300 kişi 300 kişi bir araya gelecek. Bir kişiyi aday gösterirse o kişi aday olabiliyor. Demek ki burada ne var? Aynı şey var. Adaylar üzerinden bir seçim var. O yüzden Mustafa Kemal mesela 500 tane hemen Erzurumlu bir araya geldi. 500 tane Erzurumlu hemen bir dilekçe verdiler ve Mustafa Kemal'i Erzurum'dan milletvekili. Bu arada haberi olmayan Sivas'ta hemen Mustafa Kemal'i eee Sivas'tan yapalım diye şey yaptı. Mustafa Kemal çok teşekkür etti Sivaslılara falan. Onlar da istiyordu yani Mustafa Kemal bizden olsun diye. Mustafa Kemal Erzurum'dan milletvekili seçildi ve Mustafa Kemal'in yakın arkadaşları da çeşitli yerlerden milletvekili seçildi. Buraya kadar tamam. Ama şöyle bir risk var. Sonuçta biz Mondros Mütarekesinden sonra hemen sonra hem de İstanbul fiili bir işgal altında yani denetim adı altında bir işgal var. Bu işgalden sonra özellikle İstanbul hükümetlerin ki damat Fedip bunlardan başladır. Mustafa Kemal ve karşılarına o kadar çok böyle idam cezasıyla tehdit etmişlerdir. Tutuklamayla tehdit etmişlerdir. Biliyorsun Mustafa Kemal rütbeleri alındı. Mustafa Kemal asker istifa etti ama rütbe ve sanları da alındı. O yüzden Mustafa Kemal buradan Erzurum'dan Osmanlı Mevan Meclisi milletvekili seçildiği halde kendisinin tutuklanma ihtimalinden dolayı nereye gitmeyecek? İstanbul'a gitmeyecektir. Ve hemen böyle Sivas gibi güvenli, Erzurum gibi güvenli bir yer arayışına girdiler. Ama bu yer arayışına girerken dediler ki bir İstanbul'a yakın olsun. 2. Tren yolu denetimi bizde olsun. 3. Haberleşme ve telgraf merkezi olsun. 4. Oranın gideceğimiz yerde milli mücadele yanlısı olsun. Halkın milli mücadele yanlısı olsun. 5. Güvenli ve işgale uğramamış bir şehir olsun. Bakın hep sıralıyorum. Ve bunun için aslında ilk belirlenen yeri çok kişi bilmez lazım. Anlatayım. Seyit Gazi'dir. Eskişehir Seyit Gazi'dir. Hem Afyon'a biraz daha yakın cephelere falan ama orada Seyit Gazi ulaşımı biraz daha Ankara yolundan demir yolu muhabbetinden dolayı en son Ankara'ya karar verilmiştir. Eee, çok güzel Ankara'daki bu karşılamayı anlatmıştır. Eee, şeyin ismini unuttum. Yazarın ismini unuttum ya. Şapol neydi? Enver Berhan Şapolyo muydu? Onun bir kitabını okumuştum. Ankara'ya gelişini anlatıyor. İnanılmaz yani. Neyse Ankara tamam. Şimdi buraya belirlendi. Merkez belirlendi. Merkezin belirlenme sebeplerini de biraz sonra önce söyledim. Şimdi Ankara'ya gelinecek ama Mustafa Kemal önce Sivas'tan Kayseri'ye geldi. 6 saatte düşünün. Oradan Kayseri üzerinden Kırşehir'e geldi. Bu arada her yerde duruyor. Her yerde durunca nutuk veriyor. Artı özellikle şeye uğradı ama eee Nevşehir Hacı Bektaş'a uğradı. Bak şey Nazım çünkü Alevileri de mini mücadelede kazandırma noktası var. Nevşehir Hacı Bektaş'a uğradı. Cemalettin Efendiyle görüştü orada. Bayağı bir destek verdi Cemalettin Efendi'de. Ve tabii ki Hacı Bektaş'tan sonra tekrar döndü. Kırşehir'de Mucur üzerinden Ankara'ya doğru yola çıktı. Tabii bu yolculuk Sivas'tan başlayınca Ankara'ya kadar 10 günde tamamlanmıştır. Yani milli mücadeleyi anlayamayan arkadaşlar için bir Aralık ayı ne kadar İç Anadolu bölgesi soğuk eskiden hatırla bizim zamanımızda kar bir yağdı Ankara'ya 3 gün 4 gün dışarı çıkamazlar arkadaş öyle Ankara Ankara'nın karı gitti ayazı kaldı doğru mu kardeşim? Şimdi dağlara, tepelere elma dağı yağıyor. Sadece soğuğu kalıyor, ayazı kalıyor. Mustafa Kemal 27 Aralık'ta saat 11'da geldi Ankara'ya. Tabii ondan bir gün önce de Beynam köyünde kalmıştır Ankara'da. Gölbaşı'a yakın bir yerde. Hala orada geldiği yer, hala geldiği ev, hala uğradığı orada kahve falan hepsi var. Hatta Ankaralılar onun oraya geldiğini duydular. Hatta birçoğu atlarla beraber Beynam'a kadar geldiler Mustafa Kemal'i karşılamak için. Mustafa Kemal 27 Aralık'ta Dikmen sırtlarından Ankara'ya girdiğinde inanılmaz bir karşılama kendilerinin düzenlendi. Ankara Sevmenler kulübü ona geldi. Paşa'yı karşıladı. Karşılama töreni yapıldı. Oyun oynandı. Ankara'da özellikle önemli devlet adamları falan hepsi geldi. Bu arada Ankara'da çok ilginç de bir olay var. Trengar'ını işgal eden İngiliz birliği de var. Fransız birliği de var. Onlar da böyle izlediler. Yani onlar olaya karışmadılar. Çünkü sayıları 100150. Mustafa Kemal bir geliyor. İnanılmaz. Tabii o karşılamadan sonra tren garına kadar gidildi. Orada biliyorsunuz ki eee artık milli mücadelenin son merkezi Ankara olacak. Mustafa Kemal'e dediler ki paşam Keçiören bir yer var. Eee meteoroloji şu an ismi. Orayı karargah merkezi yapıldı. Mustafa Kemal orada artık insanları yavaş yavaş çağırlayacak ama Türkiye Büyük Millet Meclisi biliyorsun Ulustadır. Keçeören değil. Keçiören şu anki meteoroloji denilen yerde Mustafa Kemal artık Ankara Milli Mücadelenin son merkezi oldu. Ama burada ve ileride özellikle başkent yapılmasında Ankara halkının milli mücadeleye müthiş destek vermesinde asla unutmayın değerli arkadaşlar. Bunu da size söyleyeyim. Ankara'nın o zamanki nüfusları 202.000 civarında. Neredeyse ne 202.000 bütün Ankara sokakta Mustafa Kemal Paşa'yı karşılıyor. Büyük olaylar tabii ki Mustafa Kemal bundan etkilenecek. ileride birçok sebeple beraber milli mücadelenin son merkezinde başkent yapacaktır. Ya bugün Ankara başkent olmasaydı bir kere nüfusu 1 milyonu geçmeyen bir İç Anadolu şehri olacaktı. Doğru mu kardeşim? Hani kıyaslamak açısından söylemiyorum ama Kırıkkale, Yozgat, Çorum, Aksaray, Bolu onlardan biri olacak. Şimdi bu tabii gerçek yani.
Peki Ankara'yı ileride başkanlık yapacak olan Mustafa Kemal Ankara'da çalışmalarını sürdürürken özellikle Mebusan Meclisi' seçilen milletvekillerini Ankara'da topladı. Dedi ki bakın arkadaşlar bir ben gidemiyorum. Niye gidemiyorum? Ben gidersem beni ve Haydar Paşa tren karından direkt alırlar, tutuklar. Çünkü daha evvelden hakkında da idam kararı olduğu için idamı yaparlar. İki, ben gidemiyorum ama sizler gittiğiniz zaman biliyorsunuz seçimlere müdafaa-i hukuk adıyla katıldık. Bir parti adı değil ama bizim grubumuzun yıllardanın adı bu. E gidelim o bölgede sizler eee müdafaa hukuk adında Osmanlı Mevusan Meclisi'e bir grup kurun dediler. Mustafa Kemal'in bazı direktifleri var. 3. Yani gittinizde birlik beraberlik içinde olun. Öyle ayrılmayın demeye getirdi. 4. Değerli arkadaşlarım 3 söylemeden 4'e geçtim bu arada. 3. Mustafa Kemal dedi ki gittiğinizde beni meclis başkanı seçin. A e paşam hem gelmiyorsun hem meclis başkanı oluyorsun. Nasıl yöneteceksin orayı? Dedi ki Mustafa Kemal sonuçta meclis başkanlarının bir görevi var. İşgal altında veya işgale uğrayacak bir kentin Mebusan Meclisini başkan istediği kentte toplayabilir. O yüzden Mustafa Kemal amacını anladınız mı? gitmeden kendini başkan seçtirecek. Mebusan meclisinde nereye getirecek? Ankara'ya getirecek. Niye? İşgal tehdidi olduğundan dolayı meclis açıldı. Padişah Vatettin'in özellikle sağlığını eee sağlık problemleri olduğundan dolayı yaverini gönderdi. Açıış konuşmasını o yaptı. Sonra başkanlığa önce Reşit Bey seçildi. Daha sonra Reşit Bey'in özellikle vefatıyla beraber son Osmanlı Mevan Meclisi'nin başkanı Celalettin Arif Bey olmuştur. Onu da söyleyeyim. Reşat Hikmet Bey. Reşit diyorum ya. Reşat olması lazım. Reşat Hikmet Bey. Reşat Hikmet Bey ilk başkanı oldu ama çok yaşlıydı. Biliyorsun bizde de gelenek hala devam ediyor Türkiye'de. Türkiye'de normal şartlarda en yaşlı TBMM'de milletvekili kimse eskiden değerli arkadaşlar başkan o oluyordu. Şimdi ancak şu sıkıntı var. En yaşlının ölme ihtimali daha yüksek. Bakın burada nereden anlıyoruz fark ettiyseniz Reşat Hikmet Bey seçildikten bir ay sonra vefat etmiştir. Yerine Celalettin Arif Bey gelmiştir. Şunu anlatmaya çalışıyorum. Türkiye'de bu gelenek nasıl devam ediyor? TBMM'nin açılış konuşmasını hatırlayın. İleride de anlatacağım. Şerif Bey yaptı. O günden bugüne açılış konuşmaları meclisin en yaşlı üyesi tarafından yapılır. Değerli arkadaşlar bunu da böyle bilelim.
>> Efendim
>> Devlet Bahçeli yaptı. Deniz Baykal yaptı. En yaşlı üye kimse o yapar. En son kim yaptı? Hiç bilmiyorum. Tamam bir bak bak yaşları bir araştır. Zaten meclis çok yaşlı. O yüzden birbirine çok yakın. O kadar yakınlar ki gün farkları vardır. Belki saat bile farkları vardır. Neyse tabii Mustafa Kemal direktiflerini verdikten sonra heyecanla bekliyor. Bir Mustafa Kemal başkanı seçilmemiş farkında mısınız? Evet Reşat Hikmet Bey seçilmiş. O gitti. İki, padişah özellikle bulunmuş olduğu şeye gönderdiğinde telgrafına de okunma metninde Felah-ı Vatan adında bir kelime kullanıyor. Bu kelimeye istinaden de oradaki milletvekillerinin çoğunluğu mesela 110 milletvekili varsa 80'i bırak müdafaa ismine Vahdettin'in bulmuş olduğu fela vatan etrafında grubunu kuruyor. Mustafa Kemaliler de nutukta çok ağır konuşacak bu insanlar için ama sonuçta bu adamların yapmış olduğu bir şey daha var. Bu adamlar sonrasında özgürce hareket edebileceği bir yere gitmiyorlar. Sonuçta Vahdettin'in, İngilizlerin ve özellikle manda himaye isteyenlerin ve özellikle zararlı cemiyetlerin merkezi olan artık İstanbul'a gidilmiş. Öyle kafana göre karar almak kolay değil. Ama öyle bir karar alacaklar ki Türkiye tarihinin dönüm noktalarından biri olacak. çok gizli oturumlarla Mustafa Kemal'in göndermesiyle, orada İsmet İnönü'nün eklemesiyle, oradaki milletvekillerinin eklemesiyle veya çıkarmasıyla en sonunda bir metin ortaya çıkacak. Bu mehdin normal orijinal ismi ahdi-i millidir. Bazı kaynaklar peyman-ı milli, bazı kaynaklar ve genel ismi Misak-ı Millidir. Milli sınırlar, milli ant, milli yemin. Bunlar tabii ki inanılmaz bir şekilde gizlice toplanıp alınan kararlar olduğu için arkadaşlar. Ama çünkü okuduğumuz zaman maddelerini anlayacaksınız. Bir tanesi bile itilaf devletleri lehine değil aleyhine. E itilaf devletleri Osman Mevusan meclisiin açıldığı günden beri oradalar. Her gün izliyorlar acaba kendilerine aleyhlerine bir karar alacaklar mı diye. O yüzden aslında yasama organı da işgalcilerin biraz da denetiminde ve gözetiminde olmuştur. O yüzden gizli toplantılarla Mustafa Kemal'in elden göndermesiyle Ankara'dan o Misak-ı Milli oluşturulacak. Yıllar önce Murat Bardakçı bu Misak-ı Milli'yi buldu biliyorsun değil mi? Yayınladı. Normalde Misak Milli belgesi kayıptı arkadaşlar. Bir saafçı da bulundu ve bunu Murat Bardakçı yayınladı. Türk tarih için çok önemli bir belge. Düşünebiliyor musun? Böyle bir belge var. Belge yok. Niye? E çünkü 16 Mart 1920'de İstanbul işgal edildiğinde Mebusan Meylisi muhakkak ki bunu birisine vermiştir. O birisi de bir yere gitmiştir. O gittiği yerde büyük bir ihtimal parası kalmıştır. Satmıştır bir sahafa. Saafta yıllarca durmuştur. Ölen o kuşak kuşak değişince o Misak-ı Milin önemi de kalmamıştır. Halbuki o belge Türkiye'nin kurtuluş belgelerinden bir tanesi. Misak-ı Mili her zaman sınav sorusu olur. Bunu bir söyleyeyim.
Peki ne yazıyor belgede? Hatırlayın bakayım. Erzurum Kongresi' hatırladım mı Nazım? Bir karar vardı. Milli sınar içinde vatan bir bütündür. Bölünlemez. Tam böyle değildi ama buna benzer bir karardı. Burada da açık ve net şekilde milli sınır içinde vatan bir bütündür bölünmez. Şimdi dikkat dinleyin ya. Tamam da lan milli sınır diyoruz. Milli sınır diyoruz. La bu milli sınır nereye ya? Değil mi? İnsan aklına bu gelmez mi? Mesela Suriye var mı? Arabistan Yarımadası var mı? Batı Trakya var mı? Bu sınır nere aga? Musul var mı? Irak var mı? Hah işte burada çok ince bir çizgi var. Şimdi lütfen tahtaya bakın. Bu çizgiyi ben mi anlatayım? Çizginin bütün mantığı bununla başlar. Bu ne kardeşim? 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Hesaplaşması. Peki hocam bunun önemi ne? Çünkü 1. madde şöyle başlar. 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Antlaşmasına göre o gün, o gün dediği bugün işgale uğramamış tüm vatan toprakları bizimdir diyor. Ne demek istiyorum? Hep beraber bakalım. Anadolu'yu çiziyorum şimdi. Tamam mı kardeşim? işgale uğramamış. Hepinize soru. Anadolu 30 Ekim 1918 günü mü işgale uğradı yoksa 30 Ekim 1918'den sonra mı işgale uğradı? Sonra o zaman ben bugüne esas aldığımda Anadolu'nun tamamı o zaman Misak-ı Milli mi? Doğru mu? Peki geçelim. 3 Kasım günü bu adamlar nereye işgal etmişti? Hatırla. Musul'u. Peki Musul 3 Kasım'da dediğine göre 30 Ekim'de işgale daha uğramamış. O zaman Musul'da Misak-ı Milli mi? Misak-ı Anlaşıldı mı arkadaşlar? Musul Misak-ı Milli sınırlarımız içinde bir yerdir. Musul Kerk. O zaman Misak-ı Milli sınırlarımıza şöyle baktığımız zaman anlıyoruz ki aslında bizim çerçevemizi belirleyen anlaşma 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Ateşkes Antlaşması.
2. madde. E hocam tamam da e şurada bir Batı Trakya var. Doğru mu? Binlerce Türk yaşıyor. Wilson prensipleri burada uygulansa belki de biz çıkacağız. Batı Trakya ile ilgili alınan karar şu. Batı Trakya'da oturan halkın halk oyuna başvurulacak ve o halk nerede kalmaya karar verirse orası tekrar bize katılabilircek. Peki Arabistan Yarımadası, Suriye, Araplar bu bölge bu çok tartışıldı. Bazıları Arabistan'a artık gerek kalmadığını, bazıları Arapların artık kendi İngilizlerin denetiminde olduğunu gerek yok dediler. Ama gene de alınan karar şu: Arap bölgelerinde oturanlar gene halk oyuna sunulacak. Halk oyu dediğimiz şu arkadaşlar. Türkiye'ye katılmak ister misiniz, istemez misiniz? Halk oyuna. 3. Daha önce yine halk oyuyla katılan değil mi? Kars Ardahan Batum. Arkadaşlar Kars Ardahan Batum'la ilgili şunu söyleyeyim. eee bir dönem tekrardan seçim yapıldı burada. Burada yapılan seçimle Osmanlı'ya katılmıştı. O yüzden buraya 3 Liva dediğimiz üç sancak Elviye-i Selase yine bir halk oylamasına başvuruyor. Mustafa Kemal diyor ki bu üç sancak Kars, Ardan, Batum Osmanlı Devleti bizlere katılmak isterse burada da gene halk oylaması yapacağız. Peki bir şey söyleyeceğim. Daha evvelden halk oylamasıyla Osmanlı Devleti'ne katılan Kars, Ardahan ve Batum biliyorsunuz ki İngilizlerin işgaline uğradığından dolayı kentte Kars İslam şurası toplanmıştı. Hatırlayalım. Geçici bir hükümet kurulmuştu Yakup Şek Paşa ama İngilizler bölgeyi işgal etmiş. Amaçları Ermenilere verebilmek. Dikkat. O yüzden biz buradaki Türk ve Müslümanların çoğunluğuna güvenerek diyoruz ki Karsardan Batum'da Elviye-i Selased'e. Gerekirse yine halk oyuna başvuracağız ve buraların bölgeleri kendisi kendi halkı kendi karar verecek. O zaman biz üç bölgede halk oylaması istemişiz. Sayalım mı? Bir Elviye-i Selase yani Karsardan Batum'da. 2. Batı Trakya'da 3. Arapların yaşadığı çoğunluklu bölgelerde üç yerde halk oylaması var mı? Var. Misak-ı İstan vatan bir bütündür bölünemez. Amacımız 30 Ekim 1918. O da var.
Boğazlar ne olacak? Boğazlar herkes istiyor. Doğru mu? Mustafa Kemal ne dedi? Ve oradaki Osman Mevsan meclisindeki milletvekilleri bir şartımız var. Geçen ÖSYM bu soruyu yanlış sordu. Biliyorsunuz Türk Tarih Kurumların arşiv belgesini çıkarttık, koyduk. Ondan sonra iptal ettiler. Çünkü doğruyu yani çok net bir şey var. Ne biliyor musun? Şartlı. İstanbul ve Marmara Denizinin güvenliği sağlandığı takdirde boğazlar uluslararası ticarete açılabilir. Burada şart ne? İstanbul ve Marmara Denizi'nin güvenliği sağlandığı takdirde boğazlar uluslararası ticaret açılacak. Sonra bir başka madde adli, mali, siyasi engellemeler hepsi ortadan kalkacak arkadaşlar. Biz buna kapitülasyon diyoruz. Doğru mu? He bir başka madde azınlıklara bir başka ülke ne kadar hak veriyorsa biz de aynı hakkı o ülkenin vatandaşına kendimiz vereceğiz. Örnek Bulgaristan'da yaşayan bir Türk ne kadar hakka sahipse yeni kurulacak olan Türk devletinde de bir Bulgar vatandaşı sadece aynı hakka sahip olacak. Mesela bizi orada camimize göndermiyorsunuz mu? Biz de burada Bulgari Kiliseye göndermiyoruz. Biz buna, değerli arkadaşlarım ne diyoruz? Azınlık haklarında uluslararası eşitlik diyoruz. Çünkü diğer türlü hep bizden gidiyor. Biz her şeye izin veriyoruz. Bakın bu doğru değil. Ben her zaman bunu anlatıyorum size. Yani çok yapıcı olmaya çalışıyoruz ama karşı taraftan bu hamleleri göremiyoruz. Şimdi Türkiye'deki kilise sayısını bilmeyen, bilen var mı arızda? Benim burada dinleyen isteyen arkadaşlarımız var. Türkiye'de kaç kilise var? Hadi bakalım. Buyurun. Açık ve aktif kaç kilise var? Yeraltı kiliselerini saymıyorum. Misyonerlik faaliyetlerinde bulunmak için yapanları saymıyorum. Çocukları para kandırarak İslamiyetten uzaklaşıp Hristiyan yapmak isteyen rahiplerin saymıyorum. Türkiye'de resmi açık kaç kilise var? Dikkat düşünün. Şimdi gidelim Yunanistan'a kaç can var? Bulgaristan'a kaç çağın var? Bir de onlara bakalım. Yani biz eşit olamıyoruz ki. Azınlıklara eşit değil. Yani burada çoğunluklu olan Türkler olmasına rağmen adam her şeyden mahrum. Burada atıyorum Bulgar çok azınlığı oluşturmasına rağmen her hakka mahfuz. Böyle bir şey olur mu ya? Mustafa Kemal de bu ayrıma karşı çıkmış. azınlıklara bir başka ülkenin vatandaşına ne hak veriliyorsa bizim vatandaşımıza, biz de aynı ülkenin vatandaşına Türkiye'de aynı hakkı vereceğiz. İnanılmaz bir karar. Çünkü o yüzden o taraf hak verecek ki biz de bu tarafta hak verelim. Bütün mesele bu. Misak-ı Allah rızası için bir tane maddesi bile itiraf devletlerin lehine mi? Elbet ki maddeler resmi gazetede yayınlanıyor. Gizli olsa da açığa çıkıyor. Hatta yeni gün adında verilen bir gazete resmen bastı bile. İnanmaz yani. Şey yaptı. Ne derler ona? Aceleci davrandı. E zaten itilaf devletleri İstanbul'u işgal edebilmek için zaten bir bahane arıyordu. E Ali Rıza Paşa hükümetine yüklenmeye başladılar. Ali Riz Paşa hükümetinde özellikle ve özellikle Kuvay Milliycileri asi ilan etmesini, Mustafa Kemal'in işte yakalanmasını, çıkarılmasını falan gibi birçok istekle bulundular. En sona Ali Rıza Paşa da istifa etmek zorunda kaldı. Bütün koşullar oluşuyor. Neyi biliyor musuz? Mu? Amaç tek İstanbul'u işgal etmek. Bunun için ellerinden geleni ardından koymayacaklar. Özellikle 10 Mart'tan 16 Mart'a kadar 6 gün boyunca zaten resmi işgal sadece duyurulması kalacak. Beyonun sokaklarında gezecekler. Efendim bütün komutanlara emirler verecekler. Komutanların silahlı dolaşmasını yasaklayacaklar. Beyoğlu'da işte vapur iskelelerinde boğazı trafiğe kapatı zaten adam işgalen zaten ben yapıyorum demekle sadece duyurulması kalmış. O da ne? Hükümete bildirecekler padişah. Bir olay daha var orada. Orayı çok eslemeyelim. İstanbul'u resmen işgal etmelerinde Kuvay-i Milliyetcilerin özellikle 12 Şubat 1920 tarihinde burayı şeyde anlatacağım Güney Cephesi'e Maraş'ta başarı kazanması da vardı. Bak bu çok anlatılmaz. Maraş'ta kim kazandı? 12 Şubat 1920'de Frans ve Ermeniler Maraş'ın özellikle son 22 günlük büyük mücadelesinden sonra def olup gittiler. İşte o yenilgi Kilikya'ya tamamına sıçayacağı korkusu. Şimdiden bu önlemi alalım. Kuvay Milliciler güçlenmesin diye paytahatı işgal ediyorlar. Ve önce Ali Rıza Paşa'yı istifa ettiler. Yerine Salih Hulus Paşa veya Salih Paşa'yı getirdiler. Bu Salih Paşa, o Salih Paşa değil bu arada. Salih Paşa'yı getirdiler. E her şey ortama hazır. Bir tek Vahdettin haber vermesi kaldı. Sabah 10'da işgal edileceği bir gün 12 saat önces Vahdettin'e bildirildi. Sabah 10'unu bırak sabah 6'sında harekete geçtiler İngilizler. Fatih'te bulunan Şehzade Başınd'aki karakolu bastılar. Önce zaten daha evvelden Türk ocağına falan basmışlardı. Şehzade başı karakolunda hemen girişteki nöbetçilerimizi şehit ettiler. Diğer onbaşı yaraladılar. İçeride uyuyan askerlerimizi şehit ettiler. Fatih Şehzade başında yaşananlardan bahsedelim. Her yeri tuttular. Her yeri. Ne yapıyorlar? Hemen telegraflar el koyuyorlar. Hemen ne yapıyorlar? Harbiye Bakanlığı'nın içine giriyorlar. Hemen ne yapıyorlar? Telgraf posta yerlerine önlerine jandarma koyuyorlar. Hemen vapur iskelerinin önlerine şey koyuyorlar. E bunları sen yaparsan işte 16 Mart 1920 o kadar kötü bir işgal ki kaç yıllık Türkiye'nin Osmanlı Devleti'nin başkenti işgale uğruyor arkadaşlar. Hemen koydukları yerlerden bir tanesi de Ayasofya. Hemen asker koydular. Nedenini anlatayım? Çünkü bir gün oraya eee bir grup Yunanlı Yunan bayrağı asmak için bir girişimde bulununca çok büyük tepkiyle karşılandı. Ayasofya'yı camiden tekrardan kiliseye döndürme meselesi yüzünden bizim eee mimin grubu veya bazı gruplar eğer ki camiyi kiliseye çevirirseniz Ayasofya'yı dinamitle uçururuz dediler. Bu tehditten beri hiç Ayasofya'ya yaklaşamadılar. Ama 16 Mart 1920'de Ayasofya'nın her kapısının ve girişinin önüne kendileri İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar ve Yunanlılardan oluşan birlikler Ayasofya'nın önünde beklemeye başladı. Çünkü amaçları ne? Camiyi tekrardan neye çevirme başkan? Kiliseye çevirmek. Büyük bir mücadeledir. İstanbul mücadelesi ve Salih Paşa hükümeti hiçbir şey yapamadı. Yani Mebusan meclisi basıldı. Özellikle Rauf Orbay ve Kara Vasfadındaki kişiler tutuklanıp Malta'ya sürgüne gönderildi. Sonra bir daha basıldı. 15 tane Mebus tekrardan alındı. Çok fazla Mebusan Meclisi baskına uğrayınca artık iş yapamayacağı anlayınca padişah tarafından 11 Nisan 1920'de Mebusan Meclisi kapatıldı. O zaman Musan Meclisi'e kararlaştırılan son kanun ne oldu? İşte o Misak-ı Milli oldu. Anlaşıldı mı? İşte İstanbul bu şekilde işgale uğradı.
Hemen Mustafa Kemal tabii şey alacak, önlem alacak. Şimdi diyeceksiniz hocam adam Ankara'da nasıl İstanbul'a karşı önlem alacak? Arkadaşlar İstanbul'da özellikle işgal başladıktan sonra kaçabilen milletvekillerini bir kere hepsini Ankara'ya davet edecek. 2. Gey ve boğazı tutulmasını ve özellikle Geyve'deki demir yollarının tahrip edilmesini, Ulu kışla demir yollarının tahrip edilmesi. Şimdi bunu anlamayan arkadaşlar için şöyle anlatayım. Bak buraya neden Mustafa Kemal bu arada Geyve neresi Nazım? Sakarya çok güzel. Şu bölgedekiyile şu bölgedeki Ulu kışla aradaki demir yolları var. Doğru mu kardeşim? Amaç ne? Şu ikisini de iptal ettirebilmek. Biri kilikle denilen bölgede, diğeri ise değerli arkadaşlar Marmara bölgesi. Amaç ne? İstanbul'a getirilen özellikle Fransızlara verilecek olan silahlar buradan nereye getiriliyordu? Pozantı'ya kadar getiriliyordu. Amacımız ne? Tekrardan Maraş'taki müdafaayı kazandığımızdan dolayı buradaki Fransız vermenilerin bir daha güçlenmesini engellemek. O yüzden şu bölgedeki Geyve ve Ulukta demir yollarını tahrip ettiriyor Mustafa Kemal. İki, bizim Erzurum'da rahat rahat dolaşıyordu. General Ravens'ın hatırlıyor musun? Mustafa Kemal'e Erzurum'da bir de ev tutmuşlar kendisine. İngiliz tefsil kurulu başkanı olduğu için orada geziyordu bizim Hasbam. Ee ne oldu bu arada? Rollinson Amerikalı mıydı ya? İngiliz miydi? Bir baksana ya Ravinson hangisi? Ravinson Amerikalı mıydı, İngilizli miydi?
>> Bir bak bakalım.
Sen Amerikalı dediğine göre kesin İngilizdir. Evet. Neyse zaten birbirinden farkları yok.
da.
>> Ne?
>> Ravlinson nasıl yazdı? [kahkaha] Nazım. R A W Linson. Rav Linson. Sonu da sın diye okuyorum. İngilizce de haff alma yani.
Nazım, öğrenciler ne diyor biliyor musun? Yemin ediyorum, Nazım'dan önce araştırıyor. Evet, Nazım.
>> İngiliz...
>> İngiliz demiş. Ravinson dolaşıyordu. Erzurum'da ev tutulmuştu falan. Baktı ki Mustafa Kemal bizim oradaki mebusları tutukluyorlar. Önemli devlet adamlarının hepsi tutuklandı. Bu arada anlatılmıyor ama Cevat Çobanlı elleri kelepçelenip götürülmüştür. Cevat Çobanlı, hani anlatıyorduk ya, Çanakkale Cephesi'nde İstanbul'u kurtaran birinci kişi ve 18 Mart kahramanı, ülkemizin Genelkurmay Başkanlığı ve Harbiye Nazırlığını yapan Cevat Çobanlı ters kelepçeyle götürülmüştür. Düşünün, ve onun gibi kaç kişi? Mustafa Kemal dedi ki: "Subayların karşısına Anadolu'dan bir subay tutacaksınız." İlk tutuklanan da kim oldu? Bizimki Erzurum'da geziyordu. He, Rabson tutuklanması dedi de şöyle: Yani zaten yanında 10 tane er vardı yanında. Dediler ki: "Ron, sen bu evden çıkmış, ev hapsi verdiler." Yani öyle tutuklama değildi. "Gel bakalım, sen yatırdı karda sürün," falan değil. "Sen de dışarı çıkmayacaksın. Bizim misafirimsin." Ve bundan sonra ne olacak biliyor musun? O senin Ravlinson dediğin adamı ta 192'de Sakarya'dan sonra takasla değiştireceğiz. Düşün, yani adam bize demek ki Mustafa Kemal ne yaptı? "Ne kadar İstanbul'da tutuklanan varsa, biz de Anadolu'da bu kadar İngiliz ve itilaf subayını tutuklayacağız," dedi. Bu karşılık 3.
Ee, bu adamlar her yere el koydu. Her yere, bak düşünün, her yere el koyuyor. Özellikle para getirecek her yere el koydu. Bunun üzerine Mustafa Kemal dedi ki: "Duyun-u Umumiye İdaresi, Reji İdaresi, Osmanlı Bankası, bak düşün, ve işte atıyorum, Ziraat Bankası gibi bankalarda oradaki para çıkışı olmayacak. Ne kadar para varsa hemen bildirilecek. Artı, Anadolu'ya gönderilen vergi memurlarına hiç kimse vergiyi vermeyecek." Niye? Çünkü diyelim ki İstanbul'dan Ankara'ya bir vergi memuru geldi. Tahsilat yapacak. Sonuçta o tahsilat ettiği parayı kime vermek zorunda? İtilaf devletlerine. Kendi paramızla adamların kendi kurşununu üreteceğiz. Mustafa Kemal engellemez olur mu? Engelledi.
Ve bunun üzerine itilaf devletleri, bakın fark ettiyseniz, İstanbul'u işgal ettikten sonra bir beyanname yayınladı. Bakın beyannameye lütfen dikkat edin. Bir: "İstanbul'un işgali geçicidir," dedi. Geçici. Anlaşıldı mı? Bir daha söylüyorum. Neymiş? "İstanbul'un işgali geçici," ama diyor. "Ama eğer Kuvay-i Milliyeciler böyle devam ederse ve İstanbul hükümetinin ve padişahın durumu netleşmezse, yani güçlendirilmezse, İstanbul Türklerden alınabilir." Tehdit ediyorlar. "Herkes," diyorlar, "işine gücüne baksın, kimse birbirine karışmasın," diyorlar. "İtilaf devletlerinin işini kolaylaştırın," diyorlar. Bunun üzerine Mustafa Kemal de itilaf devletlerinin bu genelgesine karşı kendisi bir genelge yayınladı. Ne dedi? "Artık milli mücadelemi padişahı ve saltanatı düştüğü bu makamdan kurtarmaya çalışacağım," dedi.
Şimdi hepimize soralım. Nazım, sen İstanbul'da bir vatandaşsın. Sade bir vatandaşsın, esnafsın. İngilizler ve itilaf birlikleri gelmiş, senin şehrini işgal etmişler. Sıkıyönetimi ilan etmişler. Doğru mu kardeşim? Bir tarafta da yıllardan beri padişahı indirecek, belki ona o şekilde İstanbul'dan lanse edilen bir adam. "Artık benim tek hedefim padişah ve saltanat makamı düştü. Bu durumdan kurtarmaktır," diyor. Bu saatten sonra özellikle Damat Feritçi olanlar, İstanbul'un atmosferinden etkilenip de bu genelgeyi yayınlayan ve manda ve himaye yayınları kimin yanına doğru geçmeye başlayacaklar? Mustafa Kemal'in.
Bakın arkadaşlar, her şerde bir hayır vardır. Bilemezsiniz. O yüzden İstanbul'un işgali Mustafa Kemal ve Kuvay-i Milliyecilerin elini çok güçlendirmiştir. Neden? Oradan gelen... Bu arada İstanbul'dan Ankara'ya gelmek kolay olmadı, onu size söyleyeyim. İstanbul'dan Ankara'ya gelmek kolay olur mu? Adamlar her yeri tutmuşlar. İşte şöyle düşünün: Kartal, Pendik, Sultangazi, Anadolu girişindeki ilçeleri sayıyorum, Maltepe. O bölgeler hem denizden tutulmuş hem karada. Lan, Halide Edip Adıvar, Koca Seyit'in adı var. Kılık değiştirerek bin bir parçayla geldiler. Ankara'ya yürüyerek geldiler. Bir kısmı at arabasıyla geldiler, bir kısmı yürüyerek geldiler. O kadar zorluk içinde Ankara'ya vardılar ki. Mustafa Kemal'den başka sığınacak orada kapı kaldı mı? Var mı Anadolu'dan başka gidecek kapı? Bak, adam İstanbul'u işgal etti. Ey Halide Edip Adıvar, güvendiğin İngiliz işgal etti işte şimdi. Doğru mu? Çünkü o da İngiliz muhipleri veya işte Wilson ilkeleri de mi? Amerikalılar. E ne oldu? Güvendiğimiz Amerika gitti. Amerika çekildi. İngiltere Fransa'ya bıraktı buraları. E Halide Edip Adıvar gibi çok düşünen Amerikancı insanlar boşa düştü. İngilizlere inananlar... A, İngilizler gördünüz mü dostluğu? Muhip, muhip, bir muhibi gördün mü? Muhibi muhabbeti. Ne güzel muhabbet, değil mi? E ne oldu? İngiliz yanlısıydınız. Sizi de dinledi mi? Bak, kaça kaça Anadolu'ya gelmek zorunda kaldınız. Hem de çok zor şartlar altında. Halide Edip Adıvar, kocası kaç kere kılık değiştirdi de geldi buraya. Çok anlatmayayım.
O yüzden milli mücadelenin önemi daha çok anlaşılacak ve Mebusan Meclisi zaten kapanacak. Mustafa Kemal bundan sonra İstanbul işgaline karşı aldığı önlemleri de tek tek daha sayıyorum:
1. Geyve Boğazı'nı tutma. Geyve ve Ulukışla demir yollarını tahrip ettirme. Amaç ne? İtilaf devletleri arasındaki silah alışverişine son verme.
2. Bazı önemli kurum ve kuruluşların mallarına el koyma, mal dışarı çıkartmasını ve içeri girmesini yasaklama, Anadolu'ya gönderilen vergi memurlarının tahsil yapmasını engelleme.
3. Bazı itilaf devletleri subaylarını Osmanlı Mebusan Meclisi basıldıktan sonra veya önemli devlet adamlarının İstanbul'da tutuklanmasına karşı tutuklama.
4. Değerli arkadaşlarım, İstanbul hükümeti ile tüm haberleşmeyi bir kere daha kesme. Çünkü Salih Paşa hemen bundan sonra istifa edecek. Yine kim gelecektir değerli arkadaşlar? Yine Damat Ferit gelecek. Tamam. Yani adamı düşünebiliyor musun? Herifte yüz yok.
>> Yar, yüz yok ya. Adamda yüz yok kardeşim. Adamlar itilafların her dediğine boyun eğecek birileri arıyor. İşte Damat Ferit'ten başka böyle boyun eğen biri var mı? Bu yüzden özellikle Maraş savunmasının İstanbul işgali için önemli olduğunu onu söyleyeyim. Çünkü milliyetçiler güçleniyor. Bunu zaten Doğu Cephesi'nde anlatacağım. İki, bir tane daha bir şey var. Onların iddiaları var, onu da söyleyeyim. Maraş'ta biliyorsunuz sadece Fransızlar yok. Kimlerle savaşıyoruz kardeşim orada? He?
>> Ermenilerle. Fransızlar her zaman kime öne katıyorlar başkan? Önceki hangi asker vuruluyor? Fransız askeri üniformada Ermeniler vuruyor. Aman bir yaygara kopardılar: "Kilikya'da Ermeni katliamı var, Ermeni kıyımı var," diye. Biliyor musun? Kilikya'da Ermeni kıyımı var. Yani onlar bize kıyınca kıyım olmuyor. Biz kendimizi savunup Maraşlılar gidip onları yok edince, yok edince de gönderince veya savaşıp onları öldürünce bunun adı kıyım oluyormuş. Kıyım, kıyım. Evet. E sen öldürmen, sen beni öldüreceksin. Nasıl olacak bu? O yüzden Maraş savunmasının tam bu zamanlarda olması inanılmaz dedi Kuvay-i Milliyecilerin elini güçlendirmesine ama bir noktadan da hem Kilikya'da Ermeni kıyımı meselesinin sürekli sürekli sürekli gündeme getirilmesine, iki, Kuvay-i Milliyecilere karşı bu Ermeni kıyımı muhabbetinden dolayı yüklenilmesine, asi ilan edilmesine falan sebep olacak. O yüzden bu dediğim, anlattığım her şey neymiş değerli arkadaşlarım? Gördüğünüz üzere İstanbul'un işgaline karşı gidilen yoldur.
Nazım, anlatmak güzel Nazım. Mesele yazmak. [kahkaha] Doğru mu?
>> Yoksa saatlerce anlatırım. Burada İstanbul işgali ile alakalı çok anlatılmayacak şeyler var. Bunu artık İstanbul işgal kitabında yazar. Gerçekten çok büyük devlet adamlarına çok büyük sabotaj ve şantaj yapılmıştır. Her şeyi anlatmaya kalksa zaten bu videolar 2,5 saat değil 5 saat olur. Ergonomisi olmaz. Bir de sonuçta öyle ya da böyle sınava hazırlanıyoruz. Evet, dinliyoruz, güzel, hoş ama nereden soru gelir, bir de soruyu yakalamak mesela. Bunları da beraber yapalım. Hadi bakalım, Amasya görüşmeleri başlayalım.
Damat hükümeti yerine...
>> Damat Ferit Paşa hükümeti yerine. Evet.
>> Milli mücadele yanlısı.
>> Milli mücadele yanlısı Ali Rıza Paşa hükümeti kurulmuştur. Evet. Bu biraz daha milli mücadele yanlısı bir adam. Evet. Devam.
>> Yeni kabinede milli mücadele...
>> Yeni kabinede, evet.
>> Milli mücadeleyi destekleyen kişiler yer almıştır. Destekleyen kişiler yer almıştır. Zaten itilaf devletleri buna çıldırdı. Devam.
Barış Konferansı'na gönderecek...
>> Barış konferansına gönderilecek delegelerin, evet.
>> Temsil heyetinin neymiş?
>> Temsil heyetinin güveneceği kişilerden oluşması ne? Cümlenin devamı ne?
>> Ha, iyi. Tamam. Bu arada çok ilginçtir, bu Paris Barış Konferansı'na eğer Mustafa Kemal'in dediği gibi temsilini temsil eden kişilerden gönderilmesi karar alındı ya Nazım. Arkadaşlar, orada ilk temsil eden kişi İsmet İnönü'dür diyor. Hani şimdi biz İsmet İnönü ileride Mudanya'ya ve ardından Lozan'a gönderildi diyoruz ya. Aslında Mustafa Kemal ha nerede göndermek istemiş? Ta Paris Barış Konferansı'na göndermek istemiş. Devam.
>> Görüşme İstanbul...
>> Görüşme İstanbul hükümeti tarafından. Evet. Bahriye Nazırı kimmiş? Salih Paşa...
>> Tarafından yapılmıştır. Evet. Devam.
>> Evet.
>> Amasya görüşmelerinde Temsilciler Heyeti ya da Heyet-i Temsiliye Heyeti Başkanı Mustafa Kemal'dir. Tamam. Yani iki tarafı da söyleyelim. Kimler var? Tamam mı kardeşim? Biri Salih Paşa, biri Mustafa Kemal. Amasya görüşmeleri bu.
>> Evet. Önemli değil. Nazım, Amasya görüşmeleri kararları. Nazım, başla.
>> Anadolu ve Rumeli...
>> Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti (ARMHC diye kısalttım). Devam.
>> İstanbul resmi olarak...
>> İstanbul hükümetince resmi olarak tanınacak. Bu ne demek? Tanınmak her yerde şube açacak demektir. Devam.
Barış görüşmeler...
>> Barış görüşmelerine, evet.
>> Gidecek olan heyet temsil...
>> Gidecek olan heyet temsil heyeti tarafından belirlenecek. Temsil heyeti tarafından belirlenecek. Devam.
Azınlıklara siyasi ve sosyal bozucu...
>> Azınlıklara siyasi ve sosyal dengemizi bozucu...
>> Ayrıcalıklar...
>> Dengemizi bozucu ayrıcalıklar verilmeyecek. Verilmeyecek. Güzel. Devam et. Nazım, kararı.
>> He, devam. Var mı?
>> Zararlı kapatılacak.
>> Tamam. Onu söyle abim. Zararlı cemiyetler kapatılacak. Şimdi bakacağız tek tek maddelere. Son madde:
>> Osmanlı Mebusan Meclisi İstanbul dışında, normalde alınan karar bu, güvenli bir bölgede toplanacak. Güvenli bir bölgede toplanacak. Bunun için de ülke genelinde seçimler falan yapacak.
Şimdi arkadaşlar, burada şunu söyleyeyim: Burada güvenli bir bölgeden İstanbul dışında kastedilen yer aslında Bursa'dır. Onu da size söyleyeyim. Kafada Bursa vardır ama bu olmayacak. Onu da söyleyeyim. Notumuzu yazalım. Nasıl?
>> Yapılan Osmanlı Mebusan Meclisi seçimlerinde Mustafa Kemal, Mustafa Kemal Erzurum'dan milletvekili seçilmiştir. Lütfen buraya çok dikkat edin. Üç defa sınav sorusu oldu. Dikkat! Mustafa Kemal Osmanlı Mebusan Meclisi'ne hangi ilden milletvekili seçildi? Cevap: Erzurum. Değerli arkadaşlarım, ileride hocam TBMM mi? TBMM nerede? Ankara'da. O zaman cevap ne? Ankara. Anlaştık. Erzurum'dan milletvekili seçilmiştir. Gitti mi peki? Gitti mi İstanbul'a? Seçildi. Hadi gitmedi. Evet. Peki Mustafa Kemal Ankara'yı niye milli mücadele merkezi yaptı? Söyle bakalım.
Ulaşım ve haberleşme imkanının olması.
>> Ulaşım ve haberleşme imkanının olması. Güzel. Devam, Nazım.
>> Batı cephesine yakın.
>> Batı cephesine yakın olması. Batı cephesine yakın olması. Evet.
>> Mebusan Meclisi'nin çalışmaları yakından...
>> Mebusan Meclisi'nin çalışmalarını yakından takip edebilme imkanına sahip olması. Yakından takip etme isteği. Öyle diyeyim, takip etme isteği. Evet.
Düzenli bir kolordunun bulunması.
>> Düzenli bir kolordunun bulunması. Düzenli bir kolordu, arkadaşlar. Bu kolordu 20. Kolordu'dur. Bu kolordu normalde görevden alınmıştır. Ali Fuat Cebesoy ama Ali Fuat Cebesoy kolorduyu öyle bir yapmıştır ki Eskişehir'e kadar almış. Bu arada şunu da söyleyeyim: İstanbul işgal edilirken çok büyük bir kuvvete ihtiyaç duyan İngilizler özellikle Eskişehir'den çekilmiştir. O bölgede hemen bizimkiler hemen orayı zaten daha evvelden almıştık. İyice aldık. Ankara'da mesela Tren Garı'nı işgal eden İngiliz ve Fransızlar çekilmiştir. Ne bileyim, Beyrut'tan çekilmiştir. Bazı yerlerden çünkü asker göndermeleri lazım İstanbul'a. O yüzden bazı yerlerden İngiliz ve Fransızlar kendileri çekilmiştir. O bölgeye asker gönderebilmek için. Biz de hemen oraları doldurduk. Düzenli bir kolordunun bulunması da önemlidir. Ali Fuat Cebesoy'un olması. Devam.
İşgale uğramamış ve...
>> İşgale uğramamış, güvenli bir bölge olması. Son zamanlarda bazı akademisyenler Ankara'nın işgale uğradığını, o yüzden de Ankara'nın da bir milli şey, Kurtuluş Günü olması gerektiğini söylüyor. Bu doğru değil. Çünkü orada işgalden kastedilen sadece bir demir yolunun içine giren 100 asker olamaz. Yani bir de bu askerin hiçbiri Ankara halkına karışmamışlardı, onu da size söyleyeyim. Yani işgal şöyle olur: Bütün postanelerine girilir. Tersane varsa tersane, limana girilse müdüriyetlere girilir. O işte o bölgedeki bakanlıklara el konulur. Telgraf ve posta haberleşmesi kesilir. O zaman işgal olur. Yoksa demir yolunun iki tarafında tutmayla o işgal olmaz. Allah hiç onu da göstermesin. Ama diğer işgallere bakarak, bir İzmir'in işgaline bakarak bu işgal diyebilir miyiz? Yani o yüzden Ankara'nın bir kurtuluş günü yoktu. Zaten bir yerin işgal edilip edilmediğini Kurtuluş Günü'nün olup olmadığından anlarsın. Antep Kurtuluş Günü var mı kardeşim? Var. Maraş'ın var mı? Var. İzmir'in yok mu? 9 Eylül var, değil mi? Kütahya'nın yok mu? Bandırma'nın, Balıkesir'in, Çanakkale'nin, Aydın'ın, Muğla'nın, Mersin'in, Adana'nın, Maraş'ın, Antep'in hepsinin var ya. O zaman bir yerde bir kurtuluş günü kutlanıyorsa o bölge işgale uğramıştır da o yüzden Kurtuluş Günü kutluyordur. Bir yerin Kurtuluş Günü yoksa o zaman orası işgale uğramamıştır. Yozgat'ın bir Kurtuluş Günü var mı? Sana sorayım.
>> Sivas'ın var mı? Yok. Çorum'un var mı? Yok tabii ki. Niye yok? O bölgede işgale uğramadığı için. Allah korusun, oralarda işgal tekrar kurtulsa bir kurtuluş günü olacaktı. Evet. Hadi bakalım. Devam.
Milli mücadele yanlısı olması.
>> Evet. Ankara halkının milli mücadele yanlısı olması. Milli mücadele yanlısı olması da etkili olmuştur. Notumuzu yazalım, Nazım.
>> Evet. Söyle bakalım. Mustafa Kemal Ankara'yı niye milli mücadele merkezi yapıyormuş? Önemli bir söz var. Mustafa Kemal, evet, sonunu yazalım.
>> Cephelere ve İstanbul'a, evet.
>> Tren ile bağlı ve genel durumu o...
>> Açısından...
>> İdare açısından, idare mi, idare mi?
>> Açısından, evet.
>> Sivas'tan asla farkı olsa...
>> Sivas'tan asla farkı olmayan, evet.
>> Yere gidecektir. Mustafa Kemal'in demesiyle beraber 27 Aralık'ta Mustafa Kemal ne oldu? Nereye geldi 27 Aralık'ta? Ankara'ya geldi. Peki Ankara'da topladığı heyetten iki şey istemişti. Söyle bakalım.
>> Kendilerini meclis başkanı seçmesini. Doğru mu? Neden peki? Çünkü merkezi nereye taşımak? Mebusan Meclisi'ne. Ankara'ya taşımak. Bunun sebebi bu. Ankara'ya taşımak. Devam, Nazım.
>> Evet. Mecliste Müdafaa-i Hukuk Grubu adında bir grup kurulmasını istiyor. Bu da amaç ne? Birlikte hareket etmek. Müdafaa-i Hukuk Grubu kurulmasını istemiştir. Dikkat! Ancak bu olmayacak. Biliyorsunuz ki ne olacaktır? Bunun yerine, bunun yerine padişahın adını verdiği, aslında cümle içinde kullandı ama herkes o ismi sevdi, adını verdiği hangi grup kurulacak? Felah-ı Vatan. Felah-ı Vatan Grubu kurulmuştur. Evet, Murat, günde üç defa duyuyorsun. Sabah ve yatsı olmadığı için sen de "Hayya alel felah" diyor ezanda. Ne demek? Hiç duydun mu, Nazım? "Hayya alel felah."
>> "Haydi kurtuluşa" demek kardeşim. Murat'çığım.
>> Kardeşim benim. -1'de video çeke çeke ezan hasret kaldı. Şey de bir adaya bırakılmış gibi. He he. Evet. Felah-ı Vatan ne demektir? Vatanın kurtuluşu demektir. Kim koydu bu ismi? Padişah Vahdettin. Aslında bir kelime içinde kullandı. Ondan sonra da oradaki milletvekilleri de bunu yaptı. Ancak bu grubun yapmış olduğu en önemli hamle nedir? Misak-ı Milli, arkadaşlar. Misak-ı Milli'yi kim ilan etti? Bu grup ilan etti. Tamam. Felah-ı Vatan ilan etmişti. Evet. Bu notumuz var mı? Söyle kardeşim.
Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nin...
>> İlk başkanı Reşat Hikmet Bey olurken, kendisi bir ay sonra biliyorsunuz vefat etti, olurken son başkanı dağıtılmadan önce Celalettin Arif Bey olmuştur. Celalettin Arif Bey olmuştur. Evet. Şimdi gelen sınav sorusuna bakalım. KPSS: "Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nin son başkanı kimdir?" Neymiş kardeşim? Cevap nerede gelmiş? Hangi sınavda? KPSS'de ya. Ondan sonra diyor ki adam: "KPPS nasıl bir sınav? Ben anlamıyorum. Ne güzel TYT vardı. 5 tane yorum yapıştırıyorduk." Öyle. Keşke öyle olsa. E şunu bir al, Nazım. Bunun havası kaçtı artık.
>> Gazı bitti.
>> Gazı bitti. Evet. YouTube'dakiler, geldik Misak-ı Milli'ye. Milli sınır, Peyman-ı Milli, Milli Ant. Söyle bakalım. Misak-ı Milli, Kemal.
>> Evet.
>> Mustafa Kemal...
>> Osmanlı Mebusan Meclisi üyeleri.
>> Yani burada grubun adını da yazalım. Hangi grup tarafından ilan edilmiş? Felah-ı Vatan. Dikkat! Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından hazırlanmıştır. Hazırlanmıştır. Mustafa Kemal bunları şeyle gönderiyor. İsmet İnönü'yle trenle gönderiyor. Öyle söyleyeyim size. Normalde 8 madde olarak gönderdi Mustafa Kemal. Oradaki yapılan tartışmalar sonucunda 6'ya indirmişti. Devam.
>> Misak-ı Milli, Osmanlı Mebusan Meclisi'nde kabul edilen son kanundur. Ondan sonra böyle bir kanun kabul edilemeyecek. Çünkü İstanbul işgal edilip Mebusan Meclisi dağıtılacak. Peki bu kadar İstanbul'un işgaline uğramasına neden olan maddeler neydi? Hatırlayalım. Başla kardeşim.
>> Mondros. Evet.
>> İmzalandığı tarihte, yani bu ne? 30 Ekim 1918.
>> Düşman işgaline...
>> Düşman işgaline uğramamış, değil mi? Evet.
>> Yerler bir bütündür, bölünemez. Bir bütündür, bölünemez. Demek ki burada kıstasımız ne? Mondros. Doğru mu? Devam.
İstanbul'un...
>> Evet.
>> Bulunduğu bölge ayrılması.
>> Türk...
>> Ve İslam çoğunluğunun bulunduğu bölge.
>> Ve İslam çoğunluğunun bulunduğu bölge, evet.
>> Ayrılamaz.
>> Ayrılamaz. Devam. Asıl bu madde, bu maddeyle bir devam.
İstanbul ve Marmara güvenliği...
>> İstanbul ve Marmara Denizi'nin güvenliği sağlandığı takdirde ne olacakmış, Nazım? Evet, boğazlar ticarete açılacak. Boğazlar ticarete açılacak. Bu arada şunu da söyleyeyim: Gelen bir sınav sorusu şöyleydi: "Aşağıdakilerden hangisi Misak-ı Milli'de görüşülmemiştir?" Ha, o zaman biz görüşülen şeyleri bileceğiz. Bir: sınırlar. İki ne şimdi? Boğazlar. Doğru mu? Devam et, Nazım.
>> Devam et, Nazım. Devam.
>> Elviye-i Selase.
>> Evet. Elviye-i Selase'yi bir kere daha söyleyeyim: Kars, Ardahan, Batum. Elviye-i Selase gerekirse tekrar halk oylamasına başvurulacak. Dikkat! Halk oylamasına başvur. Peki Mustafa Kemal mesela bunu İzmir için niye demedi? İzmir daha zordu. Bunu Aydın için niye demedi? Arkadaşlar, Aydın'da adam mı kaldı? Bilecik için niye demedin lan? Bilecik'i yaktılar, yıktılar. Bilecik'te adam mı kaldı? Niye demiyor? Çünkü oralarda yapılacak bir halk oylamasının çok büyük sıkıntıları olabilir. Doğru mu? Çok büyük sıkıntıları olabileceğinden dolayı Mustafa Kemal Kars, Ardahan ve Batum'daki Türk ve Müslüman nüfusun çoğunluğuna güvenmiştir. O yüzden burada halk oylaması yapılmasını istiyor. Devam.
>> Azınlık hakları.
>> Azınlık hakları. Evet. Karşı devletler ne kadar veriyorsa...
>> Karşı devletler ne kadar veriyorsa, evet.
>> O kadar verilecektir. Devam, Nazım.
>> Araplar kendi geleceklerine.
>> Evet.
>> Araplar kendi geleceklerine, evet, halk oylamasıyla karar verecektir. Halk oylamasıyla karar verecekler. Buraya dikkat! Buraya dikkat! Üç yerde halk oylaması var. Bir: Elviye-i Selase. İki: değerli arkadaşlar, Araplar. Şimdi yazacağım: Batı Trakya. Söyle.
>> Batı Trakya durumu.
>> Evet.
>> Batı Trakya'da da halk oylaması yapılacak. Nazım, halk oylaması yapılacak. O zaman üç yerde halk oylaması var. Devam.
Siyasi, adli ve hukuki veya mali gelişmelerimizi, gelişmemizi sınırlandıran etkenler ortadan kaldırılacak. Burada kastedilen ne? Tabii ki kapitülasyonlardır, arkadaşlar. Oraya da şuraya ne yazıyorum? Kapitülasyonlar yazıyorum. Çünkü sınavda direkt "kapitülasyonlar" diye gelmez. Sınavda bu maddeyi verip neyi kaldırmak istediğimiz sorulur. O yüzden maddeyi tüm yazdım. Söyle, normalde ağzıma kısalt değilim. Olayın özüne getiriyorum ama bu madde önemliydi. Evet.
>> Osmanlı Devleti'nden kalan dış borçlar.
>> Osmanlı Devleti'nden kalan dış borçlar, evet.
>> Eşit bir şekilde...
>> Eşit bir şekilde Osmanlı'dan ayrılan devletlere paylaştırılırsa...
>> Biz de üzerimize düşeni ödeyeceğiz. Üzerimize düşeni ödeyeceğiz. Düşeni ödeyeceğiz. Ödedik mi kardeşim? Daha ileriki zamanlarda ödedik. Ödeyeceğiz. Evet. Şimdi bunlar Misak-ı Milli kararları. Bak şimdi buraya dikkat. Bir: Misak-ı Milli'nin içinde sınırlar var mı? "Düşmana uğramamış, işgaline uğramamış yerler bir bütündür." O zaman bu ne demek zaten? Sınırlar. Bir: sınırlar var. İki: boğazlar var mı? Var mı? Var. Üç yerde Elviye-i Selase, Arapların yaşadığı yerler ve Batı Trakya'da ne var kardeşim? Şu üçünde halk oylaması var. Doğru mu? Referandum. Bakıyorsun ne var? Kapitülasyonlar. Bakıyorsun ne var? He, o zaman senin Misak-ı Milli 8 madde olarak gelip 6'ya düşmüştü. Biz uzatarak yazdık. Buradaki konuşulan konular bunlar. Peki şöyle bir şey diyor muyuz arkadaşlar? "Ey padişah, senin yerine milli iradeyi hakim kılacağız." Padişahın açtığı mecliste padişahı sizce defedecek bir kararın alınma ihtimali var mı? Adını bile kendisinin koyduğu grupta. O zaman Misak-ı Milli'de ulus egemenliğine yönelik, yani cumhuriyet rejimine yönelik herhangi bir karar alınması zaten beklenemez. Doğru mu, Nazım? O zaman sınavda size "Aşağıdakilerden hangisi Misak-ı Milli'de kabul edilen konulardan biri değildir?" Boğazlar, sınırlar, işte halk oylamaları, ulusal egemenlik derse ulusal egemenlik yok. Çünkü ulusal egemenlik olma ihtimali yok. Peki ulusal bağımsızlık var mı?
>> Nasıl oğlum? Birinci madde ne lan?
>> Tabii ki ulusal bağımsızlık. Bağımsızlık olmadan biz neye çalışıyoruz? Nazım, zaten amacımız ne yani? Amacımız ulusal sınırlar. Ulusal sınırlar yapmak için de adamlara "Lütfen bir çıkar mısın?" diyecek halimiz yok bu saatten sonra. Savaş. Evet. O zaman burada ulusal bağımsızlık vardır ama ulusal egemenlik, yani aklınıza şu gelsin: Cumhuriyet rejimine yönelik bir şey var mı? Halk egemenliği var mı? İleride partiler kurulacak, seçimler olacak. Seçimlerden sonra sizi devireceğiz padişahım. Cumhuriyet rejimine geçeceğiz diye bir şey var mı? Adamın meclisinde nasıl adam indireceksin ya? Ne diyeceksin adama? O yüzden ulus egemenliği olmaz, Nazım, ama ulus bağımsızlığı var. Evet.
Not, dikkat! Not şeklinde gidiyoruz. Dört tane. Bu notlar biliyorsun her zaman sınavda soru olarak gelir. Başla.
>> Misak-ı Milli'de ulus egemenliğine yönelik bir karar bulunmamaktadır. Bir karar bulunmamaktadır. Devam.
>> Devamı mı var?
>> Evet. Misak-ı Milli'de, dikkat edinleyişim benim, Milli'de yer alan konular. Şimdi bu konulara baktığımız zaman "Aa, hocam, ileride biz Lozan'da da dış borçları görüştük. Lozan'da da sınırları görüştük. Lozan'da da kapitülasyonları görüştük." E o zaman Misak-ı Milli, değerli arkadaşlarım, ileride Lozan Barış Konferansı'nda özellikle maddeleri açısından buranın temelini oluşturmuştur diyebiliriz. Söyle bak kardeşim:
>> İleride Lozan...
>> Lozan Barış Konferansı'nın temelini oluştur ya da anlaşmasını temel sorunlarını oluştur. Devam.
>> İstanbul bu kararlardan sonra...
>> Başka bir not. İstanbul bu kararlardan sonra, evet.
>> İtilaf devletleri tarafından, evet.
>> 16 Mart...
>> 16 Mart 1920'de işgal edildi. Dikkat, şu tarihe dikkat! Şimdi arkadaşlar, günümüzde de bizim kullandığımız bir tabir vardı. Genelde Osmanlı Devleti, hatta Türkiye Cumhuriyeti'nde de böyledir. Mesela doğum tarihimizi söylerken birisi bize doğum tarihi sor, kardeşim, bana.
>> Ne deriz? "20 Mayıs 1982" derim. Doğru mu kardeşim? Ama eskiden önce ay sonra gün söyleniyordu. Doğru mu? Mesela ne zaman doğdun? "Mayıs 20." He. O zaman bu ne? "Mart 16." Doğru mu kardeşim? Şimdi ben neyi anlatacağım? O gün bir tane vatansever telgrafçı, hatta onun gibi birkaç tane daha var, Mustafa Kemal'e İstanbul'un işgalini haber vermiştir. Ama en önemlisi ilk işgali haber verendir. Onun da adı Manastırlı Hamdi Bey'dir. Manastırlı Hamdi Bey, Mustafa Kemal tarafından daha sonra Ankara'ya getirtilecek ve yine telgraf işleri yaşamaya devam edecek, yani yapmaya devam edecek. Mustafa Kemal 1934'te soyadı kanunu çıktığında kendisini yanına çağıracak ve "Sana Mart 16 soyadını verdim," diyecek. Bugün Ankara'da yaşayan bir ailedir aslında, Nazım. Hala yaşarlar. Sülale olarak devam ediyorlar. Mart 16 soy ismi Manastırlı Hamdi'ye verilmiştir. Dikkat, o telgrafı size orijinal olarak verecekler. Orijinal şu: "İşte Şehzadebaşı'ndaki karakollar İngilizler bastı. Silahla vuruşma devam ediyor. İşte İstanbul böylelikle işgal oluyor. Bilginize," diye bir telgraftır. Mustafa Kemal ilk işgalin telgrafını Manastırlı Hamdi Bey'den, ilerideki adıyla Manastırlı 16, Manastırlı olması Hamdi Mart 16'dan alacaktı. Başka:
>> Bu sabah...
>> Yazalım. Bu sabah...
>> Şehzadebaşı'ndaki, evet. Mızıka karakolu.
>> Mızıka karakolu, evet.
>> İngilizler tarafından basıldı.
>> İngilizler tarafından basılıp...
>> İngilizler tarafından basılıp, evet.
>> Oradaki askerlerle, evet.
>> Ne?
>> Çarpışarak.
>> Çarpışarak. Sonuçta şimdi İstanbul...
>> Sonuçta şimdi İstanbul işgal altına alınıyor. Dikkat bu. Bunu bir gün soracaklar. "İşgal altına alınıyor. Bilginize," diyen adam kim? Değerli arkadaşlarım, bunu bilmeniz lazım. 16 Mart günü bunu sabahleyin çeken adamın adı Manastırlı Hamdi Bey'dir. Onu da size söyleyeyim. Peki İstanbul işgal edildi, Nazım.
>> Tamam, Nazım. Gerek yok. Sen devam et. Mustafa Kemal İstanbul işgaline karşı aldığı önlemler.
>> İstanbul hükümeti ile, evet.
>> Tüm haberleşme kesildi. Evet.
>> Ve...
>> Geyve ve Ulukışla, evet. Demir yolları tahrip edildi.
>> Demir yolları tahrip edildi. Devam.
>> Vergi toplamak için Anadolu'ya gönderilen memurlar. Anadolu'ya gönderilen memurlar, evet. İstanbul'a geri gönderildi. Eee, böyle de gelebilir. Bu arada şey olarak da gelebilir: Mustafa Kemal özellikle önemli bankaların ve idarelerin para durumlarını sordu. Oradan dışarı çıkarılmaması veya içeriye insanların vergi toplamak için gönderilmemesini istedi. Devam.
İtilaf devletlerinin Osmanlı subaylarını tutuklaması üzerine... Tutuklaması üzerine Anadolu'daki bazı itilaf devletleri subayları tutuklanmıştır. Bazı itilaf devletleri subayları tutuklanmıştır. Bunu da söylüyorum. Tabii buranın en önemli meselesi bana göre, her şeyde hayır var der. Bu ileride neyi oluşturacak? Bizim Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi açılışını hızlandıracak.
O not mu?
>> Bu durum Ankara'daki, Ankara'da Büyük Millet Meclisi'nin, Millet Meclisi'nin açılışını hızlandıracaktır.
>> Açılışını hızlandıracaktır. Bir de Mustafa Kemal'in ne lafı vardır? Mustafa Kemal: "İstanbul geçicidir. Biz amacımız İstanbul'u Türklerden, Türklerden İstanbul'u almak değildir. Ama Kuvay-i Milli hareketleri devam ederse İstanbul'u gerekirse Türklerden alırız," diye açık açık tehdit eden kime karşıdır değerli arkadaşlarım? İtilaf devletlerine karşı. "Artık milli mücadelemi padişah ve saltanatı kurtarmak için yapıyorum," diyen Mustafa Kemal'dir.
Geldik önce bir genel tekrara. Daha sonra 27 adet sorumuz olacak. Değerli arkadaşlarım, başlıyoruz. Sivas Kongresi. Bu arada bu tahtadan bir adet sınav sorunuz var. Baştan söylüyorum. Dört sınavdan birinize bir önceki tahta, birinize bu tahta, bazınıza iki tahta. Bazıları derken ne? KPSS. ALES'e iki soru gelmeyecek buradan. ALES'e tek soru gelecek ama KPSS'ye iki soru bekliyoruz biz buradan. Bir başından, bir ortasından veya bir başından, bir sonundan. Onu anca sınav günü göreceğiz. Başladık. Bir: neden kongreye katılmaz, Nazım? Doğru mu kardeşim? Bunu bileceğiz.
2. Sivas Kongresi'nde alınan kararlardan bir tanesi tüm cemiyetlerin Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti altında birleştirilmesi. İki: İrade-i Milliye adında milli mücadelenin ilk gazetesinin çıkarılması. Doğru mu? Milli Mücadelenin ilk yararlı gazetesi. Zaten gazeteler kısmında da söyleyeceğim. Batı Cephesi Komutanlığı'na kim atandı? Ali Fuat Cebesoy atandı. Böylelikle Temsil Heyeti ilk defa yürütme yetkisini Sivas Kongresi'nde Batı Cephesi Komutanlığı'na Ali Fuat Cebesoy'u atayarak gösterdi. Dikkat! En çok gelen sınav sorularından biridir. Manda ve himaye bir daha gündeme gelmemek üzere reddedildi. Bundan sonra hiçbir kongrede manda ve himayenin konusu gündeme geldiğini görmeyeceğiz. Zaten o kadar çok tartışıldı ki burada, hatırlayın Tıbbiyeli Hikmet'in lafını Mustafa Kemal'e döndüğü ne dedi? "Eğer sen bile mandayı kabul edersen, seni vatan kurtarıcısı değil, vatan batırıcısı olarak anarız," dedi. Gerçekten büyük bir laftır değerli arkadaşlar, Hikmet Boran'ın lafı.
Peki milli mücadelede biliyorsunuz Sivas Kongresi'nden sonra İstanbul hükümeti ile ilişkiler kesildi. Damat Ferit istifa etti, yerine Ali Rıza geldi. Bu olay Temsil Heyeti'nin İstanbul hükümetine karşı kazandığı ilk siyasi zaferdi. Ama sınava girdim, bu yok. O zaman Ali Rıza Paşa'nın gelmesi. O da yok. O zaman Amasya görüşmelerinin yapılması üç aşamalıdır, onu da size söyleyeyim. Ama genellikle bunu vermesi daha doğru olur. Yani ne? Damat Ferit'in görevinden istifa edip yerine Ali Rıza Paşa hükümetinin gelmesi. Devam ettik.
Değerli arkadaşlarım, milli mücadelede basın yayın organları her zaman sınavda soru olarak gelir ama bunlar arasında özellikle bazılarını bilmek zorundasınız. 1. İlk yararlı gazete: İrade-i Milliye. 2. TBMM açıldıktan sonraki yarı resmi: Hakimiyet-i Milliye. En önemli özelliklerinden bir tanesi İstiklal Marşı'nı ilk defa yayınlaması. Peki 6 Nisan 1920'de özellikle Halide Edip Adıvar ve Yunus Nadi tarafından açılan Anadolu Ajansı'nı bilelim. İsimsel biliyorum. Hukuk-u Beşer'i biliyorum, Hasan Tahsin çünkü. Doğru mu? Albayrak'ı biliyorum. Özellikle Vilayet-i Şarkiye Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, daha sonraki ismi Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin özellikle yayın organıdır. Dikkat! İndim aşağıya. Mustafa Kemal'in Mondros Mütarekesi'nden hemen sonra Ali Fethi Okyar'la çıkarttığı gazetenin adı Minber. Dikkat! Geldim, geldim, geldim. Burada en önemli gazete, İçişleri Bakanlığı yapan milli mücadelenin tam karşısında yer alan Ali Kemal'in başyazılarını yazan Peyam-ı Sabah çok zararlıdır. Bunlar da çok zararlıdır. Doğru mu? Ama hangisi daha çok zararlıdır? Aha, bu çok zararlıdır, onu da söyleyeyim. Alemdar, Erzaman, Ümit, Ay Dede. Bakın, bu isimler okunduğu zaman ne gibi duruyor böyle, değil mi? Böyle olumlu. Türkçe İstanbul. Bak, değil mi? Şöyle okuyorsun. Şöyle zafer mesela. Ha, ya şimdi baktığın zaman okunduğunda sana ne hissi veriyor? Yararlı gibi. Şey gibi düşünün: Kilikyalılar Cemiyeti okunduğunda zararlı gibi duruyor ama ne? Yararlı. İşte bütün mesele bu.
Geldik Amasya görüşmelerine. Bir: bu görüşme kimle kimin arasında oldu? İstanbul hükümetini temsil eden Salih Paşa ile kimin arasında? Temsilciler Kurulu Başkanı Mustafa Kemal arasında olmuştur. Bu bir. Ama buranın en önemli özelliği şudur: Böylece Temsil Heyeti'nin, Heyeti'nin İstanbul hükümetine karşı ilk bu zaferinden sonra böyle bir masaya da oturulması, Temsil Heyeti'nin siyasi ve hukuki olarak ilk kez tanınması anlamıdır. Siyasi ve hukuki ilk kez nerede tanındı? Amasya görüşmelerinde tanındı. Dikkat! Burada birçok karar alındı. Kararlardan sonra Osmanlı Mebusan Meclisi'nin açılmasına karar verildi. Mustafa Kemal Erzurum'dan Osmanlı Mebusan Meclisi'ne milletvekili seçilmişti. Ama sana sınavda "TBMM" derse, "TBMM nerede?" Hemen aklına getireceğim. Nerede kardeşim? Ankara'da. O zaman Ankara. Şimdi geldik buraya. Bu çok geliyor bu arada. Bu çok geliyor. Buna dikkat! Bir Erzurumlu ÖSYM'de profesör var. Ben buna inanıyorum. Sürekli oradan soru soruyor. Başkan, çünkü önemli. Ben soruları hazırlayan komisyondan bir tanesi kesinlikle Atatürk Üniversitesi Tarih Bölümü'dür. %100 yani olmama şansı yok. Çünkü Türkiye'nin en eski tarih kürsülerinden bir tanesi %100 vardır. Ankara Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi. Tabii onlar hazırlayacak. Kim hazırlayacak kardeşim? Erzurum o yüzden sürekli geliyor. Kongrede geliyor, bu da geliyor. Mustafa Kemal niye Ankara'ya milli mücadele merkezi yaptı? Bunu çok rahatlıkla zaten yaparsınız arkadaşlar.
Peki Mustafa Kemal gidecek heyetten ne istemişti? "Beni meclis başkanı seçin." Çünkü amacı neydi kardeşim? Meclisi Ankara'ya taşımak. Evet. İlk başkanı Celalettin, son başkanı kim? İlk başkanı Reşat Hikmet, son başkanı Celalettin Arif. Celalettin Arif bu arada soru olarak geldi, haberiniz olsun.
Geldik mi Misak-ı Milli'ye? Ulusal ant, milli yemin, milli antına gelir. Hangi grup tarafından hazırlanıp kabul edildi? Felah-ı Vatan. Mustafa Kemal evet karşı çıkıyor ama Müdafaa-i Hukuk adıyla kurulmadığı için karşı çıkıyor. Yoksa adamlar zaten kendi adamları onun. Doğru mu? Yani sonra Osmanlı Mebusan Meclisi'ne gidenler kimler arkadaşlar? Ağırlıklı olarak Mustafa Kemal tarafından seçilen Müdafaa-i Hukuk grubu üyeleri. Sadece bu isme niye girdiniz? "Bakın, bizim ismimiz buydu." Ondan dolayı biraz tepki gösterdi ama sonuçta burayı ilan eden, Misak-ı Milli'yi ilan eden burasıdır. Bunu da unutmamak lazım. Peki hangi konular var? 1. Sınırlar. 2. Halk oylamaları. 3. Kapitülasyonlar. 4. Dış borçlar. 5. Azınlık hakları. Doğru mu kardeşim? Bu da var. 6. 6 var mı, Nazım? Sınırlar, halk oylamaları, kapitülasyonlar, azınlık hakları ve dış borçlar. Çok güzel. Peki burada ulus egemenliğine yönelik bir karar var mı? Peki ulusal bağımsızlığa yönelik bir karar var mı? Var. Zaten ne diyoruz? "Sınırlarımız bunlar. Biz bu sınırlara ulaşacağız." Dikkat! Peki bu kararlar alınırken hangi anlaşma esas alınıyor? 30 Ekim 1918. Yani Mondros. Mondros'un imzalandığı gün işgale uğramamış. Tüm Türk toprakları vatan kabul edilmiştir. Bunu da söyleyelim. Peki burada yer alan konuları ileride biz nerede de görüyoruz? Lozan'da da görüyoruz. Mesela İstanbul biliyorsunuz 16 Mart 1920'de işgal edildiğinde bunu bize haber veren kimdi? Manastırlı Hamdi Bey'di. Manastırlı Hamdi Bey'e daha sonra Mustafa Kemal tarafından ne verildi? Mart 16. Neyi verilmiştir, Nazım, soy ismi. Ben onu sonradan yazacağım diye oraya yazmadım, Nazım, anlatırken. Anladın mı? Yoksa yani elitini överken biz aslanımıza laf söyletmeyiz canım. [kahkaha] Evet.
Geldik buraya. Burada özellikle şuna da bakmak lazım: Mustafa Kemal'in İstanbul işgaline karşı aldığı önlemler nedir? İki defa sınav sorusu olmuş bu. Buna dikkat! Tamam. Peki bunun olumlu yansıması ne? Olumlu yansıması: İstanbul'dan kaçabilen bazı milletvekillerinin Ankara'ya kadar gelip daha sonra 23 Nisan 1920'de Ankara'da açılacak olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne direkt mebus olarak, mebusun mebus olarak katılması veya orada Ankara milletvekili olarak hemen görev yapmasını sağlamasıdır.
Şimdi ne yapıyoruz? Biz iki videoda Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkışı, Havza Genelgesi, Amasya Genelgesi, bunları anlattık. Ancak burada bir şeyden de bahsetmek lazım. Orada yazıyor mu yazmıyor mu bilmiyorum. Şimdi Sivas'ta, Sivas'ta Amasya görüşmelerinin hemen arkasında, Nazım, bir dikkat, bırak onu. Amasya görüşmelerinin hemen arkasında sonuçta bir Paris Barış Konferansı'na kim gidecek, kim gitmeyecek, çünkü karar alacaksın. İki: Mebusan Meclisi'nin seçim yeri nere olacak? Yani neresi olacak? Bizim planımız, programımız ne olacak diye Mustafa Kemal Sivas'ta komutanlar toplantısını toplamıştır. Sivas'ta komutanlar toplantısının ana hedefi bir: o Osmanlı Mebusan Meclisi'nin seçimi yapılacak. Bu seçimlerden sonra nasıl ilkeler belirlenecek? Ne yapılacak, ne edilecek? Budur. İki: Paris Barış Konferansı'na gidecek olan heyeti belirlemektir. Peki şeyin tarihine bakayım bir.
>> Eee, komutanlar toplantısının tarihine bak. Kasım ayı olması lazım ama bir bakayım. Belki ben yanlış hatırlıyorum. Sivas'ta toplanmıştı. Bu arada bir tane sınav sorusu geldi komutanlar toplantısıyla alakalı. Önemli bazı komutanlar, her komutan da gelemedi bu arada, onu da söyleyeyim. 16-28 Kasım 12 gün boyunca orada oldu. Her gün toplanmadı ama oradaki temel mesele özellikle Paris Barış Konferansı ve Osmanlı Mebusan seçimleri ile alakalı kararlar almaktır. Var mı sıkıntısı olan?
Evet, şimdi soruya geçiyoruz. Hadi bakalım, sorudayız. Evet, geldik Milli Mücadele dönemi ile alakalı sorulara. 27 soru var. Hedef 27'de 27. Bakalım bir hatırla bakalım. Milli Mücadele döneminde özellikle milli sınırlardan ve Osmanlı hükümeti dışında bir hükümet kurulması kararı ilk defa nerede alındı? Dikkat, bu soruya dikkat ediyorsunuz. Cevap: Erzurum Kongresi. Bu arada bir şey söyleyeyim: Erzurum Kongresi için Mustafa Kemal "ender" diye bir lakap kuruyor. "Ender" demeyeyim de ne derler ona? Yani Türk tarihinde ender görülen bir olaydan bahsediyor. Çünkü neden? Erzurum Kongresi'nin kararlarına baktığımız zaman hem Misak-ı Milli'yi oluşturuyor. Mantıken Misak-ı Milli de Lozan'ı oluşturuyor. Yani Erzurum Kongresi'nde de elde edilen şu kararlara bakın: İleride Lozan Konferansı'nda temel konularını oluşturmuştur. Aynı Misak-ı Milli, Erzurum Kongresi'nde kurulan ve Sivas Kongresi'nde tüm yurdu temsil eder hale getiren milli mücadelede TBMM açılana kadar yasama ve yürütme meclisi. Dikkat! Erzurum Kongresi'nde 9 kişi olarak kuruldu. Sivas Kongresi'nde bu sayı kaça çıkarıldı? Tüm yurdu temsil ettiği için 15'e. Bu ne peki değerli arkadaşlar? Şöyle bakıyoruz. İlk siyasi başarıyı soruyoruz. Temsil Heyeti'nin ilk siyasi başarısı neymiş kardeşim? Damat Ferit Paşa hükümetini düşürecek, yerine Ali Rıza Paşa hükümeti gelecek. Peki sınava girdim, bu yok. Amasya görüşmelerinin yapılmasıydı. O zaman cevap alırsın. Tamam. Buraya dikkatli soruyu bilerek seçiyoruz. Çünkü birden fazla cevapla soruldu şimdiye kadar ÖSYM tarafından. Hatırla bakalım. Osmanlı Mebusan Meclisi açıldı mı? Mustafa Kemal de Erzurum'dan milletvekili seçildi ve Mustafa Kemal'in gitmediği bu yerde Felah-ı Vatan Grubu tarafından biliyorsunuz ki Misak-ı Milli ilan edildi. Doğru mu kardeşim? O zaman cevap ne? C. Mustafa Kemal: "Harbiye Nezareti İstanbul'a gel," diyor. Padişah ise: "Evvela, hava değişimi al, Anadolu'da bir yere otur, hiçbir şeye karışma," diyor. "Nihayet ikisi birlikte, 'Ne olursa ol gelmelisin,' dedi. Ben de 'Gelemem,' dedim." "Nihayet 8-9 Temmuz gecesi sırayla yapılan telgraf görüşmesi sonucunda birdenbire perde kapandı. Bir aydır devam eden oyun sona erdi." Bu paragrafa dikkat ediyorsunuz. İki paragraf vardır istifa ile ilgili. Biri onun çektiği ve içinde şu geçen kelime. Doğru mu kardeşim? Sina.
Sina diyorum. Sine-i millet yani milletten biri olma. Bir de bu paragraftır. Bunun temel şeyi nedir? 9. O müfettişi ve askerlik görevinden istifade etmesidir. Temsil heyeti. Neden milli mücadelenin son merkezi Ankara seçti? Çünkü orada Alif Bahçe ve son 20 kol ordusu var. İstanbul ve diğer haberleşme imkanı var. Yunanlılara karşı yapılacak savaşta bölgeye yakın, Afyon'a yakın, Eskişehir'e yakın gibi. O zaman üçü de Ankara'nın seçilmesine etkili olmuştur.
Mustafa Kemal Amasya görüşmeleri sonucunda son kez açılacak olan Osmanlı Mebus meclisini hatırlayın. 500 tane imzayla ne olmuştu? Erzurum'dan milletvekili seçimi. Dikkatli soruyor. Evet, Ankara'ya düşmedi. Cevat Dursunoğlu, Binbaşı Kazım Yurdan, hatırlayalım. Bu isimleri biz Erzurum Kongresi'nde hatırlayın Rauf Orbayla Mustafa Kemal eee delege olabilmesini istifa etmişlerdi. Hatırlayalım. Bak onları iyi. Söylüyor, söylüyor, söylüyor. Hangisinin delege olarak katılmasını? Erzurum Kongresi.
Milli Mücadele döneminde alınan kararlardan hangisi ileride ulus egemenliğine dayalı bir yönetime geçileceğinin ilk işaretini vermiştir? Bakıyorsun şöyle. Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracak. Özellikle milletin kararı ne demektir başkan? Her şeye millet karar verirse bunun adına biz ne diyoruz? Ulus egemenliği diyoruz. O zaman Amasya Genelgesinde alınan bu karar ilk karardır. Hatırlayalım.
Milli mücadelemizin amacı milletin bağımsızı kurtarmak. Milli mücadelemizin gerekçesi İstanbul hükümetin üzerine düşen sorunu yerine getirememesi. Vatanın bütünlüğünün ve milletin istilalin tehlikede olması. Yöntemim milletin azim ve kararı. Bunların hepsi Amasya genel direkt sınav sorusu olabilir. Dikkat amaç, yöntem, gerekçe nerede? Nerede kardeşim? Amasya'da. Çok güzel.
Sivas'ta tüm bölgesel cemiyetlerin Anadolu Vermeli Müdafa Yuk Cemiyeti adı altında birleştirilmesinin temel nedeni neydi? Hatırlayalım. Milli mücadeleyi teken yürütmekti değerli arkadaşlar. Ulusal mücadele. Cevap ne oldu? Adana. Bazen şöyle olur. Soruları çözmeyene kadar ulan ben bir şey anlamadım dersiniz. Soruları çözünce de 27'ye 25 26 27 yaparsınız. Bu başlarda öğrenmediğim zannettiğiniz her şey sorularda yapabiliyorsanız herhangi bir sıkıntı yok arkadaşlar.
Erzurum Kongresi kararlarından biri değildir. Milli sınar içinde vatan bir bütündür. Bölünemez. Var mı? Var. Gelelim manda ve himaye bir daha gündeme gelmemek üzere reddedilmiştir. Yok. Bu çünkü Sivas Kongres kararıdır. O zaman cevabım ne? Bursa değerlerine bakalım. Azınlıklara siyasi sosyal dengemizi bozacak haklar verilemez. Yabancı devlet işgaline karşı ulus birleşecek, karşı koyacak. Ulusumuzun bağımsızlığını zedelemeyen herhangi bir devletten özellikle teknik şeklinde yardım alabilir. O da teknikten kastettiği silah yani. Evet.
Yukarıda hayatı ile ilgili bilgiler verilen asker ve devlet adamı kim? Allah Allah. Bakalım şöyle. Kimmiş? Bir harp okulunda Mustafa Kemal'in sınıf arkadaşı. Terakkiperveren ileride Cumhuriyet Fırkası'nın kurucuları arasına milli mücadele hatıraları ve Moskova hatıralarıyla beraber sınıf arkadaşım Atatürk eserini yazan adamdır. Bu kişi değerli arkadaşlarım Batı Cephesi Komutanlığına atanan 20. Kol ordunun da komutanı olan Ali Fuat Cebesoydu. Dikkat bu soruya. Ali Fuat Cebesoy'la alakalı bir soru daha adam akıllı gelmedi. Gelebilir.
Mustafa Kemal son Osmanlı Mevlusu Meclisi'ne diyor ki beni meclis başkanı seçin kardeşim ama niyesi var? Çünkü tek bir amacı var. Meclisi Ankara'ya taşımaktır. Böylece milli mücadeleyi Ankara'dan yönetmektir. O zaman cevabımız ne? Bursa. Artık görür görmez yapmaya başlayan sorular olacaktır hayatta.
Aşağıdakilerden hangisi Misak-ı Milde yer alan konulardan biri değildir? Bir Kars, Ardağan, Batum, Elviye'yi selasede bir alkolaması var. Kapitülasyonların kaldırılması var. Boğazların şartlı şekilde açılması var. Azınlık haklarımız var. Ama şöyle bir madde var mı? Musul'u İngiltere'ye bırak. Hayır, Musul zaten İshak'ın içindedir. Cevap Edirne Mudanya ve Lozan anlaşmaların bağımsızlığına savunan ruhu Atatürk devrimlerinin ilk kıvılcımlarının atıldı ve kapanış konuşması. Biraz önce dediğim tarih bu kongremizin şüphesiz ender ve büyük bir eser olarak kaydedecektir. 23 Temmuz'da açıldı. 7 Ağustos'ta kapattı. Hangi kongre arkadaşlar? Erzurum Kongresi. Bir sınavda geldi şul. Tamam. Bir sınavda geldi.
Peki temsil heyeti hatırlayalım. 16 Mart 1920 tarihinde İstanbul işgaline karşı hangi önlemleri aldı? Gey ve Uluk'ta demir yollarına Mustafa Kemal tahrip ettirdi. İtiraf devletlerini Anadolu'daki görev yapan subaylarını tutuklattı. Asşi bozanlar hakkında yasal işlem yapmış olabilir. Anadolu halkının İstanbul'a göndereceği vergiye el koyma olabilir. Kuvay-i Milliye teşkilatlarını oluşturmak. Şimdi mi oluştu Kuvay-i Milliye? Mondros'tan bu yana vardı. O zaman cevabımız ne? Edirne bu sabah Şehzade başındaki Mızıka karakolunda İngilizlerle çarpıştık ve İstanbul işgal ediliyoru. Bizlere söyleyen kişi kim kardeşim? Manastırı Han. Lord Kinros ki ben hepinizin bu kitabı okumasını istiyorum. Atatürk kitabı. Eee hani bana soruyorsunuz ya hocam İnkılap ile alakalı hangi kitabı okuyayım? Ben Lord Ginros'u öneririm. Türkiye'de ve dünyada da en fazla satan Atatürk kitabıdır. Genellikle bizim öğrencilerimiz Lotkin Kinos'u tanımazlar. 1960'ta ülkemize gelmiş. 1,5 yıl boyunca resmen bütün o yaşayan İsmetin Önü yaşıyordu. Celal Bayar yaşıyordu diyelim. Öyle anlatayım. Onlarla tek görüşmüş. Cumhurbaşkanlığı arşivi kendisine açılmış ve büyük bir eee arşiv toplamasıyla eee Atatürk kitabını yazmıştır. Herkesin okuyabileceği burada bağımsızlık bildirisi Alif Çebesoyunda mukaddes veya kutlu ittifak dediği dikkat hangisi ama Seger hangisi soru çıkabilir dikkat.
Amasya Genelgesi kararlarından hangileri milli mücadelenin başlamasının gerekçesini ortaya koymuş? Gerekçemiz ne? Vatanın bütünü milletin istiklali tehlikede. Gerekçemiz ne? İstanbul hükümeti üzerine aldığı sorumlulukları yerine getirmemektedir. Bu da ulusumuzu yok olmuş gibi göstermektedir. O zaman 1inci ve 2inci maddeler neymiş kardeşim? Gerekçe. Peki buraya bakalım. Ulusun bağımsızlığını kurtarmak amaç. Bunu kim yapacak? Ulusun azmi. Bu ne oluyor? Yöntem. Ulus karar verecek. Bu da neymiş? Ulus egemen. Evet.
Devam. 1876-1957 yılları arasında yaşayan, milli mücadele döneminde İzmit'te Mustafa Kemal'le görüşen, yazmış olduğu makalelerde Türk dostu unvanı veren, dikkat Türk dostu iki tanedir. Söyle kardeşim. Biri Pier Cardin. Evet. Söylesene Pierlotti. He diğeri de zaten soruyor. Nazım Claudio Ferrer. Tamam mı kardeşim? Evet. İki tane Türk dostlu lakaplı Fransız yazar vardır. >> Var ikisi de var. >> E tamam işte zaten onu anlatmak istiyorum ya. Bravo Nazım. Oğlum zaten soruyu bilerek öyle sor. Pierti hiçbir zaman Mustafa Kemal'le milli mücadele döneminde bir araya gelmedi. Sebebini Nazım şimdi araştırma yapmayacak. Pierotti'nin ölüm tarihini bana bir ver bakayım. Ver ölüm tarihini. Pierloti daha evvelden İstanbul'a geldi ama İstanbul'a geldi zaten Mustafa Kemal o zamanlar İstanbul'da değildi veya görüşmediler. Mini mücadele başladığı zaman da İstanbul'a gelip gördüklerinden Türklerden etkilenip ondan sonra milli mücadele lehine yazılar yazmaya başladı. Ama eee 1957 yılına kadar yaşamadı. Kaç yına kadar? >> 1923'te vefat etti. O yüzden Pierre Loti'nin Mustafa Kemal'e herhangi bir görüşmesi yok. Ama Claudio Ferrer. Bak Pierti geldi. Pierotti soru olarak geldi. Hangisi gelmedi? Claudio Ferrer gelmedi. Bir gün gelecek ama bu şekilde. İzmit'te Mustafa Kemal'le birlikte görüşecekler. O yüzden İzmit halkı falan bayağı bir ilgi gösterecek Claudio Ferrera'e. Dikkat. Tamam. >> Hadi bakalım. İşaretleyelim kardeşim. Canım kardeşim. Ah devam. Evet.
Kronoloji her zaman söyledim. İki genelge art arda. Havza, Amasya. O zaman 1 ile 3'te başlayalım mı önce? 1 3 1 3 devam ediyoruz. İki kongre art arda. Erzurum ve Sivas. Yani 5 ve 2. 2 4. Bu gitti. O zaman cevabımız ne oldu? Otomatikman bir görüşmede sordu. Havza Genelgesi, Amasya Genelgesi, Erzurum Kongresi, Sivas Kongresi ve Amasya görüşmeleri diğer adıyla protokol. Şimdi bunlar yeni nesli sorular. Dikkat.
Öğrencilere Milli Mücadele hazırlık dönemini anlatan Mehmet Öğretmen ders sırasında mukaddes ittifak, amaç ve yöntem, milli sır gibi konular görüşüyor. Biliyorsunuz Amasya genel son da milli bir sırdır. Sonan açığa çıkmıştır. Peki buna göre hangi konuyu anlattığı düşünülüyor? Amasya Genelges anlattığı düşünmüştür. Kıymetli dostlar devam. 23. Bakın 28 Mayıs 1919 Mustafa Kemal. Şimdi o tarihlere bakmıyorsunuz ya sınavda. Bak ben sana bir şey söyleyeceğim. Mustafa Kemal 19 Mayıs'ta nereye çıktı başkan? Çok güzel. 25 Mayıs'ta nereye geldi? Havzaya. Çok güzel. O zaman mantıken Mustafa Kemal 28'inde neyi yayınladı? Havza Genelgesi. Doğru mu kardeşim? Amasya Genelgesinin yayınlanma tarihi ne zaman? Bir ay sonra. Yani Amasya Genelgesi hangi ayda yayınlanıyor kardeşim? Haziran. Çok güzel. Öğrenmesi için söylüyorum arkadaşlar. Hepsi bu arada 1919'u. Peki Temmuz ayında ne toplandı? Erzurum Kongresi hangi aydaymış? Temmuz sonu 7 Ağustos'ta bitti. Peki Sivas Kongresi 4 11 Eylül. Bakın hepsi o kadar 5 ay içinde olan şeylerdir. Mayıstan Eylü kadar, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül. Bakın 5 aydaki olan durum budur. O yüzden burada şuradan bile ben bulabilirim. Doğru mu? 28 Mayısa, Mustafa Kemal nerede? Havzada. Bakın zaten ne diyor? İzmir ve maalesef bunu takip eden Manisa'nın işgali gelecekteki tehlikeyi açık gösterdi. Ülke bütünlüğümüzün koruması için milli gösterilerimizin daha canlı olarak yapılması ve sürdürülmesi lazım. Amaç ne? Niye Mustafa Kemal böyle bir karar alıyor? Milli bilinci uyandırmak için. Zaten arıza genelgesinin yayınlanmasının temel amacı ne? Milli bilinci uyandırmak. Milli gösterilerde adap ve sükunetin fevkalade korunması ve Hristiyan halka karşı sataşma, gösteri ve düşmanlık gibi tavırlar alınmaması. Niye? haklıyken haksız duruma düşmemek. Cevap neymiş lazım? Havza Genelgesi. Evet.
24. Mustafa Kemal bir bildiride mübarek vatan ve milletin parçalanmak tehlikesinden kurtarmak ve Yunan ve Ermeni emeline kurban etmemek için açılan milli mücadele uğrunda milletimle beraber serbest surette çalışmaya resmi sıfatım ve askeri görevlerim artık mani olmaya başladı. Bunun üzerine ben nereye döndüm? Sine-i millete döndüm diyor. Peki bu ifadeleri Mustafa Kemal hangi gelişme öncesinde kullanıyor? Dikkat Mustafa Kemal 3 Temmuz'da nereye geldi? Erzurum'a. 9 Temmuz'da ne yaptı? İstifa etti. O zaman Mustafa Kemal hangi ilde kardeşim? Erzurum'da değerli arkadaşlar. Tamam. Hangisinden önce diyorsunuz? Hangis sonradıydi Amasya gerezum kongresi ile ilgili defterine kısa notlar alıyor. Erzurum'la ilgili. Buna göre Mehmet notlardan hangisini defterine yanlış yazıyor bakalım. Manda ve himaye Erzurum Kongresi'de var mı yok mu? Var. Milli sın içinde vatan bir bütünlüğü parçalanamaz. Var. Azlıkları siyasi ve sosyal ayrıcılıkları bozduğu ayrıcalıklar verilemez. Var. Peki teknik yardım alabilirim. Var. Ali Fuat Paşa Erzurum Kongresi değil ki. Sivas Kongresi'e nereye atanıyor? Batı Cephesi Komutanına atanıyor. Demek ki burada Ali Fuat Cebesoyile alakalı herhangi bir Erzurum Kongres kararı yok.
26 4 Eylül 1919'da toplanacak olan Sivas Kongresi'ni dağıtmak için İstanbul hükümeti tarafından görevlendirilen valiyi soruyoruz. Bu valiyi bilmeyenimiz yok. Neydi? Ali galipti. Ne oldu? Ali marup. Doğru mu? >> Üniversit >> Sivas Üniversitesi'in Cumhuriyet Üniversitesi >> 4 Eylül diye bir şey var mı? >> 4 Eylül Kurtuluş neyi? 4 şey var mı? Sivas'ta. >> Sivas'ta muhakkak 4 Eylül Caddesi vardı. 4 Eylül >> bir şey var değil mi? >> Niye öylesin? >> Aklıma geldi. Sıfat >> o zaman seni bir Sivas'a gönderek bir gezgah herif soğukta. [kahkaha] >> Yıl hatırlıyorsun. Evet. Ali Galip Ali mağlup olmuştu. Devam.
Milli mücadele hazırlık döneminde Canan öğretmen dersinde tıbbiyeli Hikmet Hikmet Boran, Ali Fuat Cebesoy ve Binbaşı Bruno. Bu Bruno ne yapmıştı? Hatırla. Eğer Sivas'ta bir kongre düzenlerseniz Fransızlar olarak Sivas'ı işgal edeceğiz demişti. Bu sonrak da kuru sıkı atıyorsun demişti. Gerçekten de Mustafa Kemal dediği gibi oldu. İşgal edildi mi? Hayır. Cevap. Sivas Kongresi. Bitti mi lazım? Güzel. Şimdi ortaya doğru geçelim. Şöyle. Evet. Bunu da neyden oğlum? Kütükten mi yaptınız lan? Ne gidiyor ne geliyor? Kıymetli dostlar böylelikle Milli Mücadele hazırlık dönemini sona erdirmiş olduk. Gerçekten geniş bir anlatım ya. Bazı bazen de şeyde görüyorum lazım şey yazmışlar. Temel konuları alacaksak Ramazan yetkili dinleyelim diye. [kahkaha] Arkadaşlar birbirinizi kandırmayın. Ne temel konular ya. Bizim anlattığımız gerçekten aradaki hikayeler dediğiniz şeyler gerçek hayatın bizimce uyarlanmasıdır. Bugün sana kolay gelen şeylerin zorluğunu birileri yaşıyor demektir. O kitapları okumak, o akademik makalelerden orayı çıkartıp anlatabilmek kolay değildir. Yani ben size temel eğitim vermiyorum. Çok üst düzey bir eğitim alıyorsunuz. Haberiniz olsun. Birçok anlattığım şey üniversitelerde anlatılmıyor dahi haberiniz olsun. Tabii ki özellikle aradaki hikayeler çok kıymetli hale geldi. Hem AGS hem KPS için eskisi gibi değil KPS. Aşağıdakiler hangisidir diye başlayan artık soru kalmadı. Görüşme, diyalog, aradaki hikayeler artık buraya doğru evriliyor. Biz buraya doğru evrilirkenki aradaki o hikaye dediğimiz ama hikaye ama soruya dönüşecek hikayeleri anlatmaya özen gösteriyoruz. Nereye gidiyoruz? TBM'nin açılışına. Görüşmek dileğiyle.