📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

Riskler artıyor, yeni krizler kapıda! Altın ve gümüş ne olur? | Barış Soydan

Mesele Ekonomi24:57

Transcription

Yeni yılın ilk iş haftası göz açıp kapı yayıncaya kadar geçti ve ikinci haftaya geldik. Hayat böyle hızlı biçimde geçiyor. Şimdi bu hafta piyasaları yanıt arayacağız, sorulara bakacağız. Her pazar mesela ekonomide yaptığımız gibi yani ekonominin bu hafta en önemli hem yurt içinde hem dünyada bütün bu arada varlıkları yani finansal varlıkları etkileyecek olan gündem maddeleri.

Şimdi bu haftanın birinci sorusu. Sıra kimde? Sıra kimde? Geçtiğimiz hafta sıra Venezuela lideri Maduro'daydı. Geçen haftaki videoda ona bakmıştık. Biz videoyu çekerken olmuştu zaten. Kısa süre önce gerçekleşmişti. İşte Amerika bir askeri operasyonla kaçırdı Maduro'yu. Gerçi orası da biraz tartışmalı. Yani aslında bir içeriden bir ekiple anlaştığına dair de çeşitli iddialar var. Neyse bizim için önemli olan kısmı o operasyonun dünya piyasalarının geçen hafta etkilemesiydi. En azından ilk gün bir kere altına ve gümüşe bir güvenli liman alımı getirdi bir miktar. Petrolde çok sınırlı bir yükselişe neden oldu. Bunları aslında öngörmüştük. Öngördüğümüz gibi oldu. Çünkü yani dünyada bir petrolde arz fazlası var. Ve diğer yandan da bu böyle hani karada gerçekleşecek gerçekleşen bir savaş, bir çatışma filan değil. Sadece bir özel kuvvetler operasyonuydu. Dolayısıyla jeopolitik riskte çok büyük bir artışa neden olması da zaten beklenmiyordu. Öyle de oldu.

Ama sıra şimdi kimde? Yani şimdi bu haftanın sorusu. Çünkü Trump 2026 yılına böyle girdi ve geçen hafta işte Maduro'dan sonra Venezuela harekatından sonra bu sefer Grönland Amerika'da Beyaz Saray'da basaya geldi ve Grönland'ı istiyor Trump. Grönland dediğimiz yer kuzey kutbunda Danimarka'nın bağlı bölgesi ve Danimarka ile arasında şimdi Amerika'nın bir gerilimi var. Danimarka dediğimiz ülke Avrupa ya dolayısıyla Amerika ile Avrupa arasında bir gerilme ciddi şekilde yol açabilecek bir gelişme. Grönland'ı Amerika'nın almak istiyor olması. Ve şimdi geçen hafta bütün seçeneklerin masada olduğunu Beyaz Saray söyledi. Bütün seçenekler masada demek. Yani gerekirse parayla alırız. Onu Trump da daha sonra söyledi zaten. Gerekirse bir askeri harekatla yani en son durumda almak zorunda kalabiliriz demeye getirdi. Trump zaten askeri seçeneği dışlamadıklarını net biçimde açık açık söylüyor. Askeri seçeneğin dışlanmaması Grönland'da yani bir yeni bir askeri harekattan bahsediyoruz ve 2026 yılı galiba böyle geçecek. Yani böyle sürekli savaş havasında geçecek ve daha dün bir Venezuela bugün iki Grönland'ın acaba sırada başka ne var?

Şimdi bu hafta işte birinci soru Grönland'da ne olacak ve Grönland'a dahil yaşanacaklar. Dünyada risk atmosferi nasıl etkileyecek? Amerikan Dışişleri Bakanı Rubio Avrupa'ya geliyor. Şimdi bu hafta yani başlamakta olduğumuz hafta Avrupa'da yetkililerle görüşmeler gerçekleştirecek. Dolayısıyla bu görüşmeler bitmeden hemen bir askeri harekat beklememek lazım. Yani bu hafta büyük olasılıkla böyle bir anda riskli bir artış olmayacak. Ama bu görüşmelerin gelişmelerine bağlı olarak yavaş yavaş riskin ısındığını bu Grönland bağlamında görebiliriz. Ve bu neden finansal varlıklar açısından önemli? E çünkü riskin ısınması zaten bir yükseliş trendinde olan altın ve gümüşü daha da destekliyor. Çünkü bir güvenli liman olarak görülüyor bunlar ve böyle savaş atmosferinde bunlara alım geldiğini biliyoruz. Ve önümüzde işte başlamakta olduğumuz hafta bunu o görüşmelerin Avrupa'da yapılacak görüşmelerin seyrine bağlı olarak yeniden yaşandığını görebiliriz. Hele hele ufukta bir askeri harekat Amerika Birleşik Devletleri'nin bir yeni askeri harekatı belirse o dünyayı gerer ve dünya geldiğinde altına ve gümüşe bir alım geldiğini biliyoruz. Zaten bu arada altın ve gümüş yeni yıla da şimdi yeniden yükselerek girdiler. Her ne kadar 2025'in sonunda gördükleri tarihi zirveleri bir miktar şu anda mesafeli olsalar da.

Ve sıra kimde sorusunu sadece Grönland bağlamında sormuyoruz bu hafta. Aynı zamanda İran komşumuz. Orada müthiş gösteriler var. Rejim sarsılıyor ve rejimin düşme olasılığı şu anda ciddi ciddi masada gibi görünüyor. Yani bu sefer ciddi sanki Tahran'daki ve diğer İran kentlerindeki gösteriler. Bu sefer ciddi dememizin arkasında da aslında yine Trump faktörü var. Çünkü işte siz de izlemişsinizdir. Trump dedi ki göstericilere eğer ateş açarsanız sizi vururuz. Kime söyledi? İran rejimine söyledi bunu. Hatta bunu söylediğinde İran'dan da böyle bir şeye kalkışırsanız biz de Amerikan üstlerini Ortadoğu'daki vurmak zorunda kalırız. gölünde bir cevap gelmişti. Eee, şimdi yani bu gösteriler giderek artıyor ve gerçekten de henüz daha İran'da öyle çok bir sert yani göstericilere yönelik bir şiddet devletten henüz daha görmedik. Büyük olasılıkla Trump'ın bu tehdidi etkili oldu ama görmeyeceğiz anlamına gelmiyor. Yani şimdi eğer gösteriler daha da büyür ve rejimin düşme olasılığı giderek artarsa o zaman elbette dilemiyoruz. Umarız böyle bir şey olmaz ama şiddete başvurabilir. Çünkü daha önce başvurduğunu Tahran'ın kendi halkına karşı yine biliyoruz. Yani buna tanık olduk yakın tarihte. Yine aynı şeyi yapmaya kalkabilir ve o durumda Trump'ın o tehdidi elbette kuvveden fiile çıkabilir. Yani gerçekleşebilir. Amerika bir şekilde bir askeri harekat yapabilir. Hemen komşumuz olan ülkeden bahsediyoruz. O da dünyayı gergin açısından bir miktar destekleyici bir faktör olur. Bizim açımızdan ise yani Türkiye açısından yani kısa vadede pek iyi olmaz. Yani kısa vadede yani biz hemen bölgenin en büyük ülkesi olduğumuz için yani bölgede böyle bir gelişme olduğunda en fazla bizi etkilediğini biliyoruz. İşte hatırdayadım. İsrail Gazze'ye saldırdığında veya İsrail İran arasındaki o füzeleşmelerde ya neredeyse İsrail borsasından daha fazla bizim borsamız düştü kimi günlerde. Şimdi aynı şeyi dilemeyiz. Yani şu anda henüz daha bu böyle hani masaya gelmiş olan bir risk değil ama bu hafta yakından izlememiz gereken bir risk. Diğer yandan ama tabii şunu da söylemek lazım. Yani orta uzun vadede eğer rejim değişirse İran'da bu dünyaya açılmasını getireceği için ve bu arada işte ambargoların yani batının uyguladığı, İran'ın uyguladığı ambargoların kalkmasına yol açacağı için Türkiye ile İran arasındaki dış ticaret hacmini arttırıcı bir gelişme olur. Yani orta ve uzun vadede aslında Türkiye ekonomisi için iyi olur ama kısa vadede yani orada bir risk olduğunu söylemek lazım. Sadece bu arada Amerika'nın bir olası askeri harekatı bağlamında söylemiyorum bunu. Aynı zamanda yani İran'da rejimin düşmesi sonrasında bir orada bir boşluk, bir iktidar boşluğu büyük olasılıkla oluşacak. İktidar boşluğu oluştuğunda Ortadoğu'da ne olduğunda işte önce Irak'ta gördük iç çatışma. E sonra Libya'da gördük Kaddafi'nin düşüşü sonrasında iç çatışma. E son Suriye'de gördük Esad'ın düşüşü sonrasında iç çatışma. Hatta düşmeden işte yani aynı şeyi İran'da görme olasılığı var. İran bunlardan çok daha büyük bir ülke. O da yine dünyayı endişelendirecek, en azından bölge ülkelerine dahi risk algısını arttırabilecek bir gelişme. Bütün bunları izleyeceğiz.

Kısa vadede bilmemiz gereken tek şey bu iki riskin yani Grönland ve İran risklerinin altın ve gümüşe bir güvenli liman talebine neden olduğu biçiminde şu anda o talep çok fazla değil. Venezuela karada bir çatışma filan olmadığı için her ne kadar Trump gerekirse karada çatışmayı da göze alabiliriz demiş olsa da buna gerek kalmayacağı anlaşılıyor. Ya şimdi oradaki yeni yönetimle belli ki Washington anlaştı ve işte Trump da zaten petrol ihracatla Venezuela'nın izin verdi. Ama şimdi bundan sonrasını orada izleyeceğiz ve Grönland ve İran bu hafta işte gündemde olacak olan ülkeler ve bu hafta piyasaların yanıt arayacağı soru en azından göz ucuyla izleyeceği yani yanıtına bakacağı soru. Sıra kimde?

İkinci soruya geçmeden önce bu arada bu birinci soru bağlamında borsalardaki bizim borsamız ve bütün dünya borsalarındaki savunma hisseleri riskine de dikkatinizi çekmek istiyorum. Bu grafikte gördüğünüz gibi son bir ayda sadece Türkiye'de değil ASELSAN'da yani borsayı izleyenler, borsa yatırımcılar zaten biliyor. Müthiş bir ralli gördük, görüyoruz. Devam ediyor ralli. ASELSAN'daki cuma günü bu arada diğer savunma şirketlerinde de birer birer yükselişler vardı ama sadece Borsa İstanbul'da değil. Aslında bütün dünyada neredeyse savunma şirketlerinin hisselerinde son bir aydır yükselişler var. Bunun arkasındaki olgu da işte biraz önce gördüğümüz o giderek artan risk. Bütün dünyada giderek artan risk. İşte Avrupa'da mesela Alman Rheinmetall bu Almanya'nın ünlü savunma şirketi, devi. Onun hissesinde görüyorsunuz. Burada en fazla %35 son bir ayda kazandıran hisse Türkiye'den ASELSAN. Ama bir kere İtalyan şirketi hemen altında Leonardo. O da bir savunma şirketi. İtalya'nın dev şirketi. Onda da %21 civarında mı yanlış görmüyorsam son bir ayda yükseliş var ve yani hani bu bizim ASELSAN'ın TL bazında yükseliş. Bunlar işte Euro bazında veya dolar bazında burada gördüğümüz dikkat çekici. Rheinmetall'de yine ciddi bir yükseliş var. Amerika'da Lockheed Martin diğerlerine göre biraz daha geride kalmış olsa da o da işte biliyorsunuz F35'lerin üreticisi ve diğer F serisi uçakların üreticisi. Onun hissesinde ciddi bir ralli gördük ve işte mesela burada SHLD koduyla gördüğümüz küresel savunma şirketleri borsa yatırım fonu bütün dünyadaki savunma şirketlerini kapsıyor. Amerika'da işlem görüyor ama küresel bir ETF. Onda yine ciddi bir yükseliş gördük. Ve bu ralli yani ASELSAN'daki bir kere bu ralli'nin sebepsiz olmadığını anlıyoruz. Sadece Türkiye ile ilgili olmadığını yine bu grafikten anlıyoruz. Ve üçüncüsü devam edeceğini büyük olasılıkla zaman zaman elbette geri çekilmeler kar satışları olabilir ama Trump durdukça dünyadaki bu savaş hali devam ettikçe işte Grönland'ı masaya getirdikçe İran'da bir rejimin düşme olasılığı gündemde oldukça ve işte başka yerlerde de Rusya-Ukrayna savaşı da maalesef bitecek gibi görünmüyor bu sene başka yerlerde Çin-Tayvan'ı filan da şimdi hesaba katmadık bugünkü videoda ama bütün bunları yan yana getirince savunma ralli'sinin nedensiz olmadığını ve hani şu atmosferde biraz daha devam edeceğini yine öngörebiliyoruz. Fakat bir de Çehov'un biliyorsunuz Anton Çehov Rus ünlü oyun yazarı meşhur bir sözü var. Duvara asılan tüfek demiş oyunlarda. Oyunun başında bir yerde oyunun sonunda patlar. Yani sebepsiz tüfek duvara asılmaz. Çehov'un ünlü sözü ve bu haftanın ikinci sorusu.

Şimdi yurt içindeyiz. Enflasyon ne olacak? Merkez Bankası ne yapacak? Enflasyon ne olacak derken içinde bulunduğumuz ayın enflasyonu, Ocak ayı enflasyonu. Şimdi Aralık ve ondan önce Kasım bayağı düşük geldi. %1'in altında TÜFE enflasyonundan bahsediyor %1'in altında enflasyonlar gördük. O da şimdi Merkez Bankası'ndan bu ayda yani 22 Ocak'ta faiz toplantısı, para politikası, kur toplantısı bir indirim daha beklentisini çok güçlendirdi. Hatta 150 baz puanlık indirim bekleyenler var şu anda. Ve bu da işte enflasyon düşüyor ve Merkez Bankası indirimleri devam edecek. Hatta belki biraz daha fazla indirim yapacak beklentisi de tahvillerde özellikle borsada alımlara neden oldu. Şimdi borsa iyi yani bizim borsa, Borsa İstanbul yeni yıla yükselişle başladı ve 12.000 üzerindeyiz, 12.200'deyiz. Biraz daha gidebilir bu beklentiyle. Kasım ve Aralık enflasyonlarıyla Merkez Bankası 22 Ocak'ta bir indirim yapacağı kesin. Onu fiyatlayacak şimdi borsa. Aynı zamanda tahvillerde de biraz daha fiyatlama görebiliriz. Yani tahvil faizleri biraz daha düşebilir ve değerleri biraz daha artabilir. Tahvil yatırımcıları bu işten biraz daha kazançlı çıkabilir. Bu arada Merkez Bankası da tahvil almaya başladı. O da yine tahvil tarafında bir başka olumlu faktör. Yani 22 Ocak'a kadar şimdilik yurt içinde finansal piyasalarda bir meltem böyle hafif bir böyle imbat mı diyor İzmirliler ese görünüyor ama ondan sonrası işte bu ayın enflasyonuna bağlı. Yani tamam Kasım ve Aralık düşük geldi de acaba Ocak enflasyonu kaç gelecek? Ocak enflasyonu yüksek geleceği yönünde ilk işaretler gelmeye başladı. Ve TÜFE internet üzerinden fiyat gelişmelerini izleyen endeks ki son aylardaki verileri TÜFE'nin verisiyle örtüşüyordu. O şu anda Ocak'ta yani bu son bitirmiş olduğumuz haftanın henüz daha çok başındayız Ocak'ın ama olsun fiyat gelişmelerini izliyor ve şu anda %4'ün üzerinde bir enflasyon en az göreceğimiz yönünde ve hatta bu endeksin yöneticisi %4'ün altında bir enflasyonu görmemizin mümkün olmadığını söylüyor. %4 yüksek. Her ne kadar geçen yılın 2025'in ocağının enflasyonuna göre biraz daha düşük olsa da o %5'in üzerindeydi ve yıllıkta olumlu etkileyecek olsa da önümüzdeki dönem için pek böyle hani iyi bir şey değil. Yani %3 veya biraz daha altı olsaydı o zaman hani enflasyonun beli galiba gerçekten kırılıyor algısını güçlendirecekti veya güçlendirir. Yani şu an henüz daha bir yandan da ocağın başındayız. Yani ocağın sonunda yani WebTÜFE bunu söylüyor da TÜFE'nin Ocak enflasyonu nasıl açıklayacağını bilmiyoruz şubat ayının başında ama şu anki gidişat yani siz de çevrenizden gözlemliyorsanız bir zam yağmuru var. Özellikle hizmet sektöründe yani hizmet sağlayıcılarından hani küçüktü büyüktü bireyinden şirketine hani herkes ben de kendi çevremden, kendi hayatımdan gözlüyorum. Herkes zam üzerine zam yapıyor ve hani bayağı kallavi zamlar yaptılar. Yani son işte bir 10 güne bakınca bayağı yani hani ciddi zamlar ben gördüm. Siz de görmüşsünüzdür. Bir kere hizmet tarafında ciddi bir katılık var. Ve o hizmet tarafındaki katılık yani o Kasım ve Aralık'ta tamam Türkiye'nin enflasyon düşük geldi ama hizmet tarafındaki katılığın kırılması çok öyle hani kolay olmayacak gibi görünüyor. Yani şu işte son 10 günün gelişmeleri açıkçası bize bunu söylüyor. Çünkü bunun da arkasında yurt içinde enflasyon beklentisinin vatandaşın çok yüksek olması var. Yani şimdi Merkez Bankası işte %16 enflasyon hedefi koydu. Mehmet Şimşek Hazine Maliye Bakanı önceki gün cuma günü dedi ki 2026 sonunda %20'nin altına indireceğiz. Ya tabii onların beklentisi böyle %20'nin altı ama vatandaşın beklentisi %50'nin üzerinde ve vatandaşın beklentisi öyle olduğu için de özellikle vatandaşın belirlediği fiyatlar yani hizmet fiyatlarını kastediyorum ya bayağı bir zamlandı. İşte bunun arkasında vatandaşın beklentisinin bozuk olduğu gerçeği var ve daha önce bir videoda buna değinmeye çalışmıştım. Yani bunu da sadece Merkez Bankası'nın kararlarıyla filan değiştirmek de kolay değil. Çünkü Türkiye çok kutuplaştı siyasi olarak. Yani iki blok var ve diğer taraftaki blok ki %50'den fazla gibi gözüküyor şu anda. Muhalefet tarafını kastediyorum. TÜFE ne dese inanmıyor. E TÜFE de bu arada kendisini inandıracak adımlar da atmıyor. Yani verilerini de açmıyor. Bana inanmıyorsunuz ama gelin bakın işte hani görün sizle karşılaştırın benim fiyatlarımı gerçek fiyatlarda falan da demiyor. Yani fiyatlarını da gizlemeye devam ediyor. Ve diğer yandan ekonomi yönetimi ya diğer %50'nin izlediği, dinlediği mecralardan uzak durmaya yani o taraftaki vatandaşa konuşmaktan uzak durmaya sadece hani iktidara yakın medyada konuşmaya devam ediyor. Bu koşullarda vatandaşın enflasyon beklentisinin kırılması zaman alacak. Yani hiç kırılmaz demiyorum ama hani şu koşullarda böyle ekstra bir çaba görmüyoruz. Ne TÜFE'den ne ekonomi yönetiminden. Dolayısıyla biraz zaman alacak gibi. O nedenle de yani hizmet tarafında bu zamlar da çok şaşırtıcı değil. Vatandaş inanmadığı için.

İkincisi bu arada sadece hizmet de değil aynı zamanda gıda fiyatlarında da ciddi zamlar gördük. Yani hem Aralık'ta ete mesela çok ciddi zam geldi. E bu ayda yine zamlar devam ediyor. Havalar da soğudu zaten. Havalar soğuyunca işte sebze meyveye de genellikle zam geldiğini biliyoruz. Kasım ve Aralık'ta enflasyonun biraz düşük gelmesi de zaten havaların mevsim normallerinin üzerine seyretmesinden kaynaklanıyordu. Ya şimdi bu enflasyon meselesi ya bunu niye anlattık? Yani bir kere enflasyon hepimizin hayatını etkiliyor. Ama ikincisi diğer yandan enflasyonun Ocak ayında böyle %4-5 filan eğer gelirse o ya bu acaba düşmeyecek mi sorusunun yeniden sorulmaya başlamasına neden olabilir. O da borsa için ve tahviller için iyi olmaz. İşte bu yüzden önemli finansal piyasalar açısından. Nitekim cuma günü JP Morgan'ın bir Türk tahvillerine dair bir kısa notu vardı. O da orada aynı şeyi söylemiş. Şimdi tahvillerin fiyatının artması enflasyonun düşüş trendinin sürmesine bağlı. Ama diyor ki orada JP Morgan Türkiye'de enflasyonun bazı kalemlerine baktığımızda, hizmet tarafındaki katılığa baktığımızda filan öyle bir kesintisiz sürecek bir enflasyon düşüşü, bir dezenflasyon trendi henüz daha oluşmuş değil. Evet, tahvillerin fiyatlarında biraz yükseliş oldu ama bu kısa vadeli beklentilerden kaynaklandı. Hani burada uzun vadeli pozisyon almak için enflasyonun gerçekten düşüş trendine girdiğine ikna olmak gerek. Henüz daha gelişmeler, veriler bizi ikna edici seviyede değil. İşte enflasyon o yüzden önemli. İçinde bulunduğumuz ayın enflasyonu yani şu anki görüntü Ocak enflasyonu böyle %4'ün üzerinde olacak. Hatta belki de geçen yılın seviyesine yani %5'e yaklaşacak gibi. O zaman da tabii şunu soracağız. Eğer öyle olursa. 2,5 yıldır bu politikaları uyguluyorsunuz. Peki neden hala her ocak'ta işte %5'lik veya %4,5'luk filan %5'e yakın bir enflasyon görüyoruz?

Ve 3. Bu hafta piyasaların yanıt arayacağı 3. soru yine enflasyon. Enflasyon kaç gelecek? E diyeceksiniz ki daha yeni konuşmadık enflasyonu ama bu soru 3. soru Amerika'nın enflasyonu kaç gelecek? Şimdi bu hafta salı günü de Amerika'da tüketici enflasyonu açıklanacak. Bu da önemli. Bu da Fed açısından, Amerikan Merkez Bankası açısından önemli. Yani bizim enflasyonumuz bizim Merkez Bankamızın faiz politikasını belirliyor. Amerika'nın enflasyonu Amerikan Merkez Bankası'nın faiz politikasını belirliyor. Ve bizim Merkez Bankamızın faiz politikası Borsa İstanbul'u, tüp tahvillerini ve yurt içinde diğer piyasaları belirliyor. Ve Fed'in Amerikan Merkez Bankası'nın faiz politikası da orada borsaları, kriptoları hatta altını, gümüşü ve diğer bütün piyasaları belirliyor. Amerika'nın enflasyonu o yüzden önemli ve Amerika'nın enflasyonu son veri yani geçen ayın verisi beklentilerin bile altındaydı. Yani bayağı bir düşük enflasyon geldi. Her ne kadar hala Fed'in hedefi olan %2'nin üzerinde olsa da işte %2.7'ydi ve o da geçen ay riskli varlıklara, borsalar, kriptolar hatta altına ve gümüşe bir miktar yaramıştı. Yani Fed'den beklenen indirimlerin önüne bir set çekmeyeceğinin anlaşılması dolayısıyla ya çünkü eğer yüksek gelirse enflasyon o zaman Fed'den beklenen o indirimler gecikebilir, hiç gelmeyebilir, azalabilir sayısı. Şu an piyasa 2-2,5 indirim bekliyor. Hatta 3 bekleyenler var. Ama enflasyonda şimdi böyle bir anda bir yükseliş görürsek bugüne kadar görmedik. Amerika'da aslında görüleceği yönde de bir beklenti vardı. Trump'ın gümrük vergilerinin enflasyonu yükselteceğini söylüyordu iktisatçılar. Ama hani iktisatçılar yanıldı bir kere. Bu arada onu da söylemekte fayda var. Yani o gümrük vergileri yükseltmedi garip bir şekilde Amerika'da enflasyonu. Ama bu hani bu ay göreceğiz. Belki de bu aya bir yansıma olacak. Beklenmiyor aslında ama hani böyle bir anda bir tırmanış olursa Amerika'da enflasyon tüketici enflasyonunda bir miktar elbette morali bozabilir ve hani Fed'den beklenen faiz indirimlerinin sayısını azaltacağı için piyasa nezdinde belki hani bir miktar altını, gümüşü, ABD borsalarını ve diğer yandan bu arada kriptoları bir miktar bozabilir. O yüzden bu salı günkü Amerika'nın TÜFE'si yani tüketici enflasyonu bu haftanın dünyadaki en önemli verisi.

Bu arada Amerika'da enflasyonun yanı sıra bu hafta yakından izlenecek iki konu daha var. Yani bütün piyasaların yakından izleyeceği. Bunlardan biri Amerikan Anayasa Mahkemesi'nin bu daha önce Trump'ın koyduğu gümrük vergileriyle ilgili vereceği, verebileceği karar. Geçen cuma aslında bir karar bekleniyordu. Bir ihtimal Trump'ın gümrük vergilerini iptal etmesiydi. Ama karar vermedi Anayasa Mahkemesi Amerika'nın ve topu taca attı. Ama ne zaman yani bu kararı bir gün verecek? Ne zaman vereceğini bilmiyoruz. E verdikten sonra bir miktar yani orada belirsizlik oluşacak. Gümrük vergileri ne oldu? Ne olacak filan. Yani o da hani bir miktar piyasalarda yeni fiyatlamalara neden olabilir. Onu yakından izleyeceğiz. Ya çok büyük bir risk değil ama yine de elbette önemli. E ne açıdan önemli mesela Amerika'nın dış ticaret açığında ciddi bir daralma oldu bu Trump'ın gümrük vergileri dolayısıyla buna karşılık Almanya'nın dış ticaret fazlasında da bayağı bir azalma oldu. İlginç bir gelişme. Gümrük vergileri Almanya'nın ihracatını olumsuz etkiledi. Hani bayağı bir dış ticaret fazlası 2024'te 250 milyar dolarış. Ekim ayı öncesindeki 12 ayda 169 milyar dolara inmiş. Asıl sebep de işte Trump'ın gümrük vergisi. Amerika'da dış ticaret açısında bayağı bir düşüş var. Yani önemli aslında bir taraftan da çünkü Almanya'nın ihracat performansı dönüp dolaşıp Euro'yu belirtiyor. İşte bu senenin başında genel beklenti 2026'da euronun dolar karşısında biraz değer kazanması bütün dünyada yönündeydi. Dolayısıyla dolarda mı durayım, Euro'da mı durayım diye soran dövizde ben kalacağım ama hangisinde kalacağım diye soranlar açısından yılın başında verilecek olan veya verilen cevap euro biçiminde yani euro da kalın yönündeydi ama şimdi yani bu gümrük vergileri biraz dengeleri değiştirmiş ve sanki hani euro o kadar değer kazanmayacak bu gidişte dolar da o kadar düşünüldüğü kadar düşmeyecek filan. Yani gümrük vergilerinin böyle bir etkisi var yani. Hani euro doları belirliyor ama bunu izleyeceğiz. Amerika Anayasa Mahkemesi'nin bu konudaki kararı önemli.

Bir de bu arada Fed'in başkanı biliyorsunuz 2026 yılının mayıs ayında değişecek. Artık eli kulağında yani yeni ismi adayını Trump açıklayacak. Belki de bu hafta açıklayacak. Onun ne kadar güvercin biri olacağı da önemli. Yani hani ne kadar arka arkaya indirimlerden yana bir aday belirleyecek Trump veya ne kadar hani biraz daha böyle hani Fed'in, merkez bankacılığın ruhuna uygun yani daha çok böyle hani ekonomi ne gerektiriyorsa yani Trump'ı da kulak verecek ama aslında ekonomi ne gerektiriyorsa hani onu yapmaktan da imtina etmeyecek bir aday mı belirleyecek sorusunun yanıtı da yine bu hafta yakından izlenecek ve Amerikan borsalarında bitirelim.

Bir de bu hafta bu arada şimdi orada biliyorsunuz aynı zamanda yapay zeka hisselerinde de müthiş bir düzeltme beklentisi var. Yani sert bir düşüş beklentisi var. Öyle bir şey olursa bizi de etkiler. Bütün dünyayı etkiler. Ya bütün dünyada eğer Amerikan borsalarında, teknoloji hisselerinde, yapay zeka hisselerinde beklendiği kadar sert şöyle bir hani %20-30'luk bir düşüş olursa yani bunun olacağını söyleyen sayısız Amerika'da yatırımcı işte yönetici guru filan var. Aylardır söylüyorlar. Bir türlü olmadı ama hani 2026 yılının bir noktasında bilançolar eğer kötü gelirse görme ihtimalimiz var. Yani bu sorunun yanıtı da yani o büyük düzeltme olacak mı bu sene Amerika'da sorusunun yanıtı da büyük oranda açıklanacak olan bilançolara bağlı. Teknoloji şirketleri karlarını arttırmaya devam ediyorlarsa sorun yok. Ama karlarında ciddi düşüşler başladıysa o zaman işte gerçekten korkmaya başlamak lazım.

Şimdi bu hafta TSMC (Tayvan Semiconductor Manufacturing Company) onun bilançosunu göreceğiz. Ne zaman? Perşembe günü Tayvan'da açıklayacak. Tayvan bilançosunu 15 Ocak'ta açıklayacak ve aynı zamanda Amerika'da da kote daha sonra Amerika'da açıklayacak ama Tayvan'da açıklayacağı bilanço dünyanın en büyük çip üreticisi olan şirket. Açık ara hem de şirketten bahsettiğimiz için yapay zeka talebinin güçlü seyredip seyretmediğine ışık tutacak. Yani yine böyle hani iyi bir bilanço açıklarsa, e demek ki dünyanın 4'te 1'i dediği gibi şirketler işte yapay zekaya para harcıyor ve dolayısıyla o harcanan para da yapay zeka şirketlerin kasalarına gidiyor. Onlar da iyi bilanço açıklayacak şeklinde yorumlanacak. Yani eğer iyi bilanço açıklarsa TSMC bu hafta biraz moralleri düzeltir ama böyle hani beklenmedik biçimde kötü bir bilanço açıklarsa bir anda moraller bozulabilir. Ama büyük olasılıkla o da bu hafta iyi bir bilanço açıklayacak. Çünkü dünyada yapay zeka talebinin çok güçlü olduğunu biliyoruz.

Peki Türkiye'de maalesef tabii yani bu konu dünyayı şu anda ve büyük oranda da batıyı ilgilendiriyor. Maalesef bizim Türkiye'nin yapay zekada şu anda ve çipte işte yüksek teknolojide yıllardır olmadığı gibi hala bir iddiamız yok. Diyeceksiniz ki Avrupa'nın var mı? Avrupa'nın biraz var aslında. İşte Hollanda'da mesela çip döküm şirketleri var. İşte Fransa'da işte yine bazı Avrupa ülkelerinde bayağı hani piyasa değeri yüksek girişimler var. Türkiye maalesef bu konuda geri kaldı ama hani bu biraz uzun vadeli bir soru. Bunu belki daha sonra ayrıca konuşuruz.

Hepinize iyi bir hafta diliyorum. Önümüzdeki pazar yeniden görüşmek üzere.