📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

Beyninin ürettiği felaket senaryolarına meydan okuma gücünü nasıl artırırsın?

Güçlü Psikoloji21:41

Transcription

Sevgili dostlar, beach'e, namıdiğer Zerdüşt, on yıl dağlarda gezdi. Sonra insanların arasına indi. İnsanları gördüğünde şaşırdı Zerdüşt. Çünkü insanlar yorgunluğa teslim olmuşlardı. İnsanlar yorgundu, yılgınlığı uyuşuktu. İnsanlar çaresizlik ve umutsuzluk içerisinde hayatlarını heba ediyor gibiydiler. Gün eşsizliği, insanlar ışıksız, de aysız. Yıldızlı bir aşkları yok gibiydi, bir tutkuları yok gibiydi. Sanki insanların gözlerindeki ışık sönmüş gibiydi ve insanlar sanki kaderlerine boyun eğmiş ve hayatlarından vazgeçmiş gibiydi.

Zerdüşt on yılın ardından insanları bu halde gördü ve onları uyandırmak istedi. Onları kendilerine getirmek istedi, onları bu olmak istedi. Onların hayatlarına sahip çıkmalarını istedi. Ben de o insanlar korkuyorlardı. Kendilerine çizgi korkulardan sahneler yapmışlardı. Belki de, belki de kafalarında "ya olursa, ya bu olursa"lar vardı. Belki ileride çeşitli felaket senaryoları vardı. Bu insanlar zihinlerin ürettiği o felaket senaryolarını vergide inanıyor, o düşüncelere teslim oluyor ve durdukları yerde durmaya devam ediyorlardı. Belki de kalmaya devam ediyorlardı. Belki de ve çamurları saklanmaya devam ediyorlardı. Belki de kendileri olmaktan, kendi yollarında yürümekten, cesaretle adımlar atmaktan korkuyorlardı.

Belki de o esnada iki kulenin arasına gerilmiş indirip, 12 üstünde bir ip cambazı yürümeye başladı ve Zerdüşt'ü insanlara o ip cambazı gösterdi ve konuşma. "O ip cambazı görüyor musunuz?" dedi. "O ip cambazında sizin gibi korkuları var, kaygıları var, zihnin ürettiği felaket senaryoları var. Ya şu olursa, ya bu olursa'lar onunla kafasında var. Ama onun sizden çok önemli bir farkı var. Siz beyninizin ettiği düşüncelere teslim oluyorsunuz. Siz düşüncelerinize, duygularınıza da teslim oluyorsunuz ve olduğunuz yerde kala kalıyorsunuz. Ama ip cambazı düşüncelerine ve duygularına meydan okuyor. İp cambazı beynin ürettiği felaket senaryolarına meydan okuyor. Beynin repligo felaket cümlelerine meydan okuyor. O felaket senaryolarına burun kıvırıyor, dalga geçiyoruz senaryolarla, küçümsüyor senaryoları ve o kafasındaki düşüncelerine rağmen yürüyor, yürüyor hem de incecik bir ipi. Bu tehlikeye meydan okuyor, hayata meydan oluyor. Yüksekler baş döndürür, başının dönmesini göze alıyor, başı dönüyor ama o yolundan dönmüyor. Bedeni ona belki de dur diyor, ki titriyor ama o durmuyor. Düşünceleri, o felaket senaryoları önüne onun setler çekmeye çalışıyor ama o iç cambazı o setleri teker teker okuyor ve yürümeye devam ediyor. Onun sizden bir farkı var. O duygularına, düşüncelerine meydan okuyor, tehlikeye meydan okuyor. O düşüncelerle, duygularla dalga geçiyor ki Yalı yorumları ve o inandığı yolda, kendi olma yolunda, o yükseklerin baş döndürüldüğünde rağmen azimle ve inançla yürüyor."

Ve biliyor musunuz diye devam etti Zerdüşt etrafındaki insanlara konuşarak. "Bu Okcan bazı bu yolda yürürken göze alınabilecek en büyük şeyi göze aldı. Nedir? Bir insanın göz alabileceğim bir şey ölümdür, ölmektir. O ip cambazı ölümü de göze aldığı. Gerekirse bu yolda dönülecek ama asla dönmeyecek ve ölümü göze adam bir insanı ne durabilir? Kitchen durdurabilir ki? Kafasındaki saçma sapan düşüncelerle durduracak onu? Duygularımı durduracak onu? Hayır, hayır, o durmayacak. O inandığı yolda, kendi olma yolunda özgüven ve inançla yürüyecek ve bu yolunu ölüme götürürse o bu yolda gerekirse ölecek."

Ben derviş insanlara döndü ve onlara şunu söyledi: "Bir ip cambazı gibi hayatınızda kaç kez tehlikeyi göz aldığınız? Kaç kez hayatınızda beynimizin ürettiği felaket senaryolarına meydan okudunuz? Beynimiz bir şeyler dese de 'yaşlı olursa, ya olursa' dese de size düşünceleri yara yara kaç bir inandığınız yolda gördüğünüz ve inandığı yolda yürürken o düşüncelerle bir şekilde kaç kez dalga geçtiniz? Kaç kez diye alıp kaç kez gücümüze düşünceleri ve söyler misiniz bana? Kendiniz olma yolunda, inandığınız yolda yürürken ölümü hiç göze alabildiniz mi?"

Bu sorular oradaki kalabalığa çok da bir şey ifade etmiyordu. Çünkü o kalabalık Zerdüşt'ü anlamıyordu. Bu dudaklar bu kalabalığın kulaklarına uygun değil diye düşündü. Zerdüşt bu oradan uzaklaşmaya başladı. Zerdüşt dağda indikten sonra şu an itibariyle tek bir kişi anlamıştı. Zerdüşt'ün tek bir öğrencisi, tek bir tanesi vardı. O da ipteki ki Cambaz.

Sevgili dostlar, Zerdüşt'ün sorduğu soruyu kendimize sorabilir miyiz? Kaç kez tehlikeleri göze aldık? Kaç kez zihnimizin ürettiği felaket senaryolarına meydan okuduk ve hiç ölümü göze alarak inandığımız yolda yürüdük mü acaba? Elif alır mısınız? Puşkin'in teyzeni Aleksandr Puşkin'in atış isimli öyküsünde bir teğmen vardır. Bu ve bu teyzene bir gün bir yerde bir silah doğrultur. Tam da kafasını bir tabanca doğrultulur ve teğmen o esnada bu tehlikeye meydan okumak ister. Bu korkularına meydan okumak ister. Düşün kafanıza bir silah doğrultulmuş ve siz o esnada bu tehlikeye meydan okumak istiyorsunuz. Ne yapardınız? O tehlikeyle nasıl davranacağı dediniz? Eymen kafasına doğrultulmuş tehlikeyle şöyle dalga geçiyor. Ne yapıyor biliyor musunuz? Şunu yapıyoruz. Öyküde de tam tabanca doğrultulur esnasında ve kafasına şapkasını doldurdu kirazları yemektedir. Şapkasını doldurdu kirazları yemekle meşguldür. Tam o esnada kafasına bir silah doğrultulur ve teğmen istediğini hiç bozmaz. Şapkasındaki kirazlar yemeye devam eder. Bakarmısın şu güzelliğe de kafanıza doğrultulmuş bir tabancayla dalga geçmenin şu gücüne bakar mısınız? Hiç istifini bozmaz, dalga geçer tehlikeyle dalga geçer. Beynin ürettiği senaryolarla istifini bozmadı. Bu bedeli değiştirmeden şapkasını doldurdu kirazların tadını çıkarmaya devam eder.

Siz hiç buna benzer bir şey yaptınız mı? Beyniniz felaket senaryoları üretebilir. O senaryoların arasında inandığınız yolda yürümeye hiç devam ettiniz mi? Şapkanı da doldurduğunuz kirazların tadını çıkarmayı sürdünüz mü? Applicatae hiç meydan okudunuz mu? Yok Eymen gibi göze alınabilecek en büyük şeyi ölümü hiç göze aldınız mı? Ölümü göze alan insanın ne korkutabilir ki? Ne durdurabilir? Ne vazgeçilebilir ki? Bir karar almışım, bir şey yapacağım, inanıyorum şey yapmam gerektiğine. Güzelmiş, iyi hoş bir şey ama beynim senaryolar bekliyor. Ya şu Bursa'ya, ya bulursa dalga Geçeceksin o düşüncelerle, thy'ye alacaksın, burun Kıvıracak sın ve ölümü göze alıp her şeyi göze alıp şapka ne olduğunu cihazları yemeği süreceksin. İnandığın o yolda yürümeye devam edeceksin. Aldığın karar uygulamayı süreceksin. Aç kez yaptım bunu? Kaç kez beynin ürettiği senaryolarla dalga geçtin? Kaç kez ölümü göze alıp inandığım yolda yürüdü? Siz bolgesin kahramanı bilir misiniz? Bugün ıssız bir yolda yürümektedir ve karşısına bir soyguncu çıkar ve soyguncu bolgesin kahramanla şunu söyler: "Malımı canım." Moral'in kahramanı o güne kadar belgede birçok aygıtlar ve soyguncu ile karşılaşmış ve hepsine malını demiştir. Korkmuştur, korkak davranış belge silmiştir, hep kaçmıştır. Belki de bu şekilde hayatında karşına çıkan tehlikelerden o gün ilk defa farklı bir cevap verebileceğini de aklına getirir ve ilk defa o gün cesaretli davran iyi seyirle keşfeder. İlk defa bugün cesaretle dimdik durarak tehlikeye Meydan okuyabileceği Ne Farkeder? Doğum günü ıssız sokakta soyguncu balını canımı dediğinde ilk defa farklı bir cevap verir bolgesinin kahramanı ve şunu söyler: "Canımı, canımı, canımı! Çünkü yoksun."

Sevgili dostlar, ilk defa farklı bir cevap verir. İlk defa tehlikeye meydan okur. İlk defa kafasını ürettiği senaryoları meydan okur ve ilk defa hayatında göze alabileceği en büyük şeyi gözalır. Ölümü. Ölümü ve o gün canımı dediğinde özgürleştiğini fark eder. Hapishanelerden kurtulduğunu fark eder ve ölümü göze alan bir insan canımı diyen bir insanı için yolundan geri çevirebilir ki? Çim onu ne olabilir ki? Zihnini düşünceler üretirken "ya başına şu gelirse, yaşı olursa" derken hiç canımı dediniz? Hiç ölümü göze alıp ilerlediğiniz mi? Bunu kaç kez yaptınız? Bir kez bunu yapsanız her şey değişecek. Tek bir kelime insanın hayatını değiştirebilir mi? Tek bir kelime diyorum, ya değiştirebilir. "Canımı" dersiniz. Bugün her şeyi göze alırsınız. Beyniniz düşünce üretir. "Hadi şu olursa, bu olursa, şöyle sıkıntı yaşarsam." Siz o güne kadar hep malımı demişsiniz. Hep korkmuşsunuzdur. Oyunu kararlarımızdan vaz geçmişsinizdir, kaçmışsınızdır, silmiş sinizdir, saklanmış sınızdır. Hep güvenliğinizi önemi sen iyisinizdir ve o yüzden hayati Keşke almışsınızdır ve düşünceler üretirken beyniniz helal yollarını erken o senaryoları şunu dersiniz: "İlk defa canımı. Hadi o senaryolar bir yerine gelsin. Ya bu korktuklarında bir karşılaşırım. Hep dövüşmekten korktuğum için kavgalara karışma Mıştım. Hadi ya bir dün şey bir kavgaya karşımda. Yok iyiyim ya. Hadi bir dayak yiyeyim. Düşmekten hep korktuğum için yürümemiş. Ha bir düşüneyim ya düşeyim. Hadi canımı. Hadi o Sen arıyorlar Meydan okuyorum size. Dalga geçiyorum sizlere. Elimizden gelen bu kadar mı? Daha çok üretim, daha çok senaryo öğretin ama ben yolunda yürümeye devam edeceğim. Ama ben ilerleme sürdüreceğim ve bir gün canımı dediğinizde her şey değişir."

Bu hafta terapi odasında çok güzel bir insanla tanıştım. Bana panik bozukluğunu, panik atakları nasıl geldiğini anlattı. Dedi ki: "Ömer, bakmıştım artık burama gelmişti. Başıma şu gelir, tüm hayatımı dar attım dedi. Ya kaçtım, kaçtım, kaçtım. Benim hayatımı teknikerim özetler kaçmak bu dediği hayatım olacak. Açtım ama bugün yeter artık ve o göze aldım. Bakın göz alabileceğiniz en büyük ölümdür. Ölümü göze alan insan yürür. Onu durduramaz hiçbir şey. Bugün ölümü göze aldım Ömer dedi. O panik ataklara, tek tonlara, panik bozukluğa Meydan okumaya başladım. Çıktım dışarıya, başım dönüyor, daha çok dön dedim. Bu kadar mı elinden geliyor? Elimden gelen bu mu? Senin gücün daha çok düşürecek, öldüreceksin, öldür. Öleceksen bugün öleceğim, bugün benim ölüm günüm olacak. Yeter ki artık Korkular yaşamayacağım, artık kaçmayacağım. Kaybı yaşamaya başladım. Hadi kay böyle yükseliyor, kaybı ya da Meydan okuduğum. Elinden gelen bu ey kaygı, daha doğar, daha da artel korku. Bu kadarını yapabiliyorsun ya bu seninki mi? Ne olmuş panik atak mış. Hepsinin canı cehenneme. Hiçbir şey kalmadı dedi ve ben özgürlüğü ve elime aldım. Hayatımı kazandım tekrar. Ölümü göze alıp Meydan okudum tehlikelere, meydan okudum belli ürettiği senaryolara Meydan okudum dedi."

Başka arkadaşım şeyi anlatmıştı bana. Korkak bir olduğunu söylerdi hepimize korkalım derdi bunları söylerdi ama hayatı bir görünümü değişti. Bir gün değişmiş hayatı nasıl değiştirmemiz şöyle anlattı. Dedi ki: "Bir arkadaşla konuşuyorum. Arkadaşlar böyle bir konudan tehdit ediyor. Konu çok büyük bir şey değil ama bir tehdit ediyor. Sana şunu yaparım, bunu yaparım gibi şeyler söylüyor. Ömer dedi, arkadaşım o telefondaki kişi de benim konuşacağımı bilmiyorum. Korkak benim, benim kaçan biriyim, sinem saklanan bir herkes bilir onu biliyor dedi. O yüzden korkak olduğunu bildiği için beni indireceğini biliyor ve korkmuşum, kaçmış. Ömer Selam bugün telefonda farklı bir şey oldu. O gün herkes benden korkma mı bekliyor? Hayatta benden korkma mı bekliyorsun? Benim korkum hep kaçmışım. Telefondaki arkadaşım tehdidine boyun eğmem bekliyor. Çünkü o gün benden bekleneni yapmadığım ilk defa benden beklediğinden farklı bir şey yaptım. Benden Ulan dan farklı bir şey yaptım ve arkadaşıma Telefonda dedim ki: 'O tehdit ettiği şeyi bir saat içinde yerine getireceksin ve tehdit mi ediyorsun sen beni bunlarla mı korkutuyorsun? Bu serilerinden gelen o dediklerini saat içinde yapacaksın. Eğer o delikleri bir saat içinde yapmazsan ben ne yapacağımı biliyorum.' Bu sefer ben tehdit ettim. Ömeroğlu dedi ben bu sefer onu korkuttum dedim ki: 'Elinden geleni ardına koyma. Bunu sen ellerinden gelen bunlarda mı tehdit ediyorsun beni? Yapılan ya ardına bile bakmaya Eledim sana bir eve geliyorum bir saate kadar tuttu beni tehdit ettiği şeyleri yerine getireceksin.' Tehlikeye Meydan okuduğum Ömer dedi. Bir ip cambazı gibi iki üstüne çıktım otelden gibi Kafama silah dayandığında kirazları mı yemek sürdürdüm canını malını mı dedi çamurlu dedim canımın eyle korkutuyorsun beni? Yapılan yap ve o gün benden beklenmeyeni yaptım Ömer benden umulmayan söyledim Ömer ve bugün değişimi ver korku Çıktım özgürleştim ben her şeyi göze aldım. Bugün Ölümü bile da artık Korkular beni durduramaz dış durdurabilir değişik de."

Sevgili dostlar, sizden beklenen cümleler vardır. Hep söylediği çoğu cümleleri bekler. Hayat sizden belki korkmuşsunuzdur. Hayat belki de korkmanız bekler ve bir defasında bile olsa beklenmeyeni yapmanız gerekir. Umudu bayanın ama siz gerekir. Herkes sizden bağlı denemenizi bekler ama siz o gün herkesi şaşırtır canını dersiniz, tehlikeye Meydan okursunuz. Bir kez hayatınızda ve her şey değişir. Kendinize bakışınız değişir. Cesaretli olduğunuzu anlarsınız. Yazdı ben korku falan değilmişim dersiniz. Algınız değişir, dünyanın değişir. Tek bir kelime.

Siz Kartaca edilebilir misiniz? Roma İmparatorluğu gitmiş bir mesaj götürmüş ve Roma imparatoru Kartaca elçisini tehdit etmiş ve oradaki şömineyi gösterip senin burada yakarım demiş. Bilgi istiyor. Ne yapmış biliyor musunuz Sevgili dostlar? Elinde kolunu o o şu Mini ateşin içine sokmuş. Eli yanıyor. Elçin'in kolu yanıyor e imparatora dönüp desteleri Az önce işimi dönüştürürüz duy. O göndermiş şu Meydan okumaya bakar mısınız? Şu çevir içeride dalga geçmeye bakar mısınız? Bu lan beni korkuttun şey Keşke yapmak mı? Haber sordu kolumu bu beni korkuttu şey Elinden gelen bu duymadım tehlikeye meydan okuyor. Beynin ürettiği felaket senaryolarıyla dalga geçiyor ve canımı diyor. Canımı.

Sizi canımı dediniz mi siz hiç? Beynimizin ürettiği felaket senaryoları ya dalga geçtiniz mi? Benim arkadaşım gibi, bir o dostum gibi, Teğmen gibi, bolgesin kahramanı gibi, Kartaca elçisi gibi ve bu ip cambazı gibi hiç tehlikeye Meydan okudunuz? Dalga geçtiniz mi beynimizin ürettiği senaryolarla? Bunu bir kez yapsanız her şeyin değiştiğini göreceksiniz. İlk kez ya bir kez. Ben bu yollarını istiyor olursa, ya Olursa, hadi rezil olursam, hadi kusarsam. Benim dostum da o kusma korkusu öyle yendi. Kusma korkusuyla bir yerlere gidemiyordu ve bugün dedi ki: "Başladım ben bu korkuya gideceğim dedi. Ya gideceğim, gerekirse kusacağım, insanlar kusmak ne göstereceğim. Yani öyle bir kusacağım ki çok başarılı uykusu olacak bu ve ciddi gitti üstüne üstüne meydan okuyan. Elinden gelen bu mu? Hey kusma korkusu, bu gelen daha fazlasını, daha fazla gibi. Kabul edemezsiniz korkularımızın olamazsınız. Çamur içinde yok ama mısınız? Hep malımı demişsiniz. Bir gün canımı diyeceksiniz. İp cambazı gibi ipin üstüne çıkacak ve o felaket senaryolarıyla dalga geçeceksiniz. Rezil olmak korkularınızın üstüne gideceksiniz. Kusma korkularınızın üstüne gideceksiniz. Panik atakların üstüne gideceksiniz. Zihninize düşünceler geliyor Meydan okuyacaksınız o düşüncelere. Daha çok gelir, Ulan daha çok gelin sizden mi korkuyorum? Siz mi benim hayatımı belirleyeceksiniz? Üstüne Bileceksiniz ve bunları bir kez bile yapsanız cesaretli olduğunu anlayacaksınız. Tehlikeye meydan okuma düz olduğunu anlayacaksınız ve eğer siz ölümü göze almışsanız ki güzel alınabilecek en büyük şey olmuştur size artık yolunuzda görürsünüz. Ölümü göze alan hayatını yaşar. Ölümü göze alan inandığı yolda yürür. Göze alabileceklerini en büyüğü olan ölümü göze alanlar bu olmaktan Korkmazlar. Yollarına yürümekten Korkmazlar. Ölümü göze almış bir insanı şimdi durdurabilir ki? Kim onu vazgeçilebilir ki? Evet başınız dönse bile bile siz dönmemi ucuzdur de seviyesiz durmayı. Düşünceleriniz o felaket senaryoları önünüze Sen çekmeye çalışsa da siz o ses setleri yıkıp yıkıp geçin.

Sevgili dostlar, bu hayat bir gün sizi canım bağı malını mı ikileminde bırakırsa, bir kez bile olsa kez bile olsa kendinize güvenip ölümü göze alıp Sağ ol canım o değil mi canımı dinlediğiniz için Çok teşekkür eder. Hoşçakalın.