📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

RAHMİ KOÇ ORTALIĞI KARIŞTIRDI! GÜRLEK'TEN JET SORUŞTURMA BAHÇELİ'DEN KORUMA DUVARI!

Cüneyt Özdemir1:11:43

Transcription

New York'un göbeğinde harayız. Sol tarafımız deniz.

Amerika'dan geldiklerinde bu tercihi havaalanını ele geçirmek üzere Amerikalılar yaptı. Bizi izleyen herkese çok çok teşekkür ediyoruz.

Selamlar. Yeni bir yayına hoş geldiniz. Haftanın ilk gününde karşınıza gerçekten kucağımızda dolu bir gündemle geliyoruz. Konuşacak çok konu var.

İlerleyen dakikalarda Rahmi Koç'un anlattığı bir fıkra. Türkiye'nin en büyük grubunun başındaki başında olmasa da fahri bir eee başında diyelim o ismin yaptığı bir kırdığı potu eee konuşacağız. AK Parti ile arasında büyük bir gerilim var ama bu gerilim bugün başlayan bir gerilim değil. Ne oldu da bir anda Ömer Çelik topa girdi, bütün AK Parti ayaklandı. eee böylesine bir hani bir pot sayılabilecek ve belki de dil sürçmesi olarak geçebilecek bir konu nasıl bu kadar büyüdü? Soruşturma açılmasına kadar gitti. Bunu Deniz'le beraber tarihi bir perspektiften irdeleyeceğiz.

Arda bugün eee bizlere eee özellikle eee Trump'ın mesela bir söyleşiyi bıraktı kalktı ondan bahsedecek. İran'la İsrail savaşı tekrar başladı. Yine bundan konuşacağız.

Kenanla ilk olarak eee yani bu Dilan Polat'ın eee şeyi kapandı. eee, Instagram'ını kapattılar. Bu Polatlar cinayetinde ne yaşandı, ne oldu? Bunu konuşacağız, bunu anlatacağız. Ama Kenan ben şoktayım. Hafta sonu eee Ruslar, Ukraynalılar, Kazaklar >> Türkiye'de benim görmediğim, bugüne kadar hayatımda görmediğim bir konsere geldiler ve de stadı doldurdu adamlar ya. Öyle hani 3 be kişi değil, 20.000, 30.000, 40.000 kişi geldiler İstanbul'da konser yaptı adamlar. Kim bu grup? Niye Türkiye'ye geliyorlar? Ben şaşkınlıkla izledim. Bir yandan da sevinçle izledim. Bakar mısın şu kalabalığa? Ne oluyor arkadaşlı? Kim bu adamlar?

Ya şöyle düşünün. Tarkan'ın bir Avrupa eee ülkesinde konser verip 100.000 tane Türk'ün oraya gitmesi gibi bir şey aslında bu. Mark Corse bir tane rapçi ama geleneksel rapçi değil. yani böyle gangster rapi yapan bir isim değil kendisi. Eee o sebeple de eee özellikle Belarus ve SSCB devde dediğimiz Sovyetler coğrafyasında çok popüler bir isim. Peki bu popülerliği neden? Kendisi aslında özellikle son dönemde eee Rusya Ukrayna Savaşı'na karşı çıkan bir isim. Lukaşenko'ya karşı Belarus'ta en önemli noktalardan birisi bu. Peki bu insanlar 40.000'e yakın bu insan neden İstanbul'da toplandı? Aslında bu organizasyonun en temel mottosu şuydu. Yani organizasyon dedi ki 2026'nın tek vizesiz konseri. Yani asıl bu kadar Rusun buraya Belarus'un, Ukraynalın gelmesinin sebebi bu. Yani vize vize problemi olmamız. Çünkü Avrupa'da böyle bir konser veremezler. Yani bir kitleyi, bu kadar büyük bir kitleyi bir yerde bir bölgede toplayamazlar. O sebeple de eee şeyde İstanbul'da bu konseri verdiler. İnönü İnü stadında Vodafone Park'ta. Tabii şey ilginçti. Yani ben siz dünyanın birçok bölgesinde Brezilya'dan eee İngiltere'ye birçok konserleri izlediniz. Prag'ta orada burada yani çok organize olmuş bir kitle vardı. Ben ilk kez futbol taraftarı haricinde bir kitlenin bu kadar organize olabildiğini gördüm. Yani bu insanlar başka bir ülkeye geliyorlar. Başka bir ülkede konvoylar düzenliyorlar lüks jeiplerle ve o ülkenin en eee böyle bir ikonik köprüsünün üstünde havai fişekler yapıyorlar. Çok ilginçti yani. Özellikle şu havai fişek meselesi yani gerçekten ben ilk kez böyle bir şey gördüm Cet Bey. Bilmiyorum.

Böyle tutkulu tutkulu şey nedir ya? Ben kendimi boomer hissediyorum gerçekten. Bu grubu bilmiyordum yani. Bak sen de boomer kategorisine geliyorsun ama yani ne bu grubu ben daha önce duydum. Ne kadar böyle tutkulu seyircisi olduğunu gördüm. Ama iyi bir şey yani Türkiye için çok iyi bir şey. Çünkü esnaf iş yapıyor bir şekilde ekonomiye katkısı bulunuyor. Ya bu bu tür konserleri zaten Türkiye bir fırsat olarak değerlendiriyordu. Hani Go Türkiye kapsamında Turizm Bakanlığı reklam filmi yapmıştı biliyorsun bunları. E şimdi yepyeni bir sektör düşünsene yani Rusya'da e şeyde Ukraynalı ya da hani Türkiye'nin hani komşusunun bu kadar genç adamı gelip burada hep beraber eğlenmeleri eee gerçekten benim de hoşuma gitti. Eee Türkiye'de iyi şeyler de oluyor. Baksana adamlar hunharca eğlenmişler. Öyle böyle eğlenme değil yani. Hani Türkler bu kadar eğlenmiyor kardeşim şu ülkede ya.

Ya yani >> biraz Evet. yüzümüz gülerek başlayalım istedim bugünkü yayına. İlerleyen dakikalarda bir başka çılgınlık da New York'ta yaşanıyor. New York Nix 62 yıl sonra şampiyon olmak üzere bu akşam eee NBA e finallerinin 3ünc maçı var. Selçuk Şirin'le bugün spor konuşacağız. İlerleyen dakikalarda eee New York'ta yaşayan Selçuk Şirin İstanbul'dan yayınımıza katılacak ve şu anda New York sokaklarındaki bu çılgınlığı bizlere anlatacak. Umarız bizle benzer bir çılgınlığı Dünya Kupası'a Türkiye finale çıkarken, bak Allah söyletiyor, hep beraber yaşarız diyelim.

Şimdi ilerleyen dakikalarda siyaseti konuşacağız. Eee CHP bir mutlak mutlak kaosunun içine sürükleniyor. Hani yarın salı günü kim grup toplantısı yapacak, yapacaklar mı, yapmayacaklar mı belli değil. Tuhaf bir durum CHP için. Sıkıntılı bir durum. Eee Kılıçdaroğlu'na tepki yani benim oturduğum masalarda çok büyük. Düne kadar Kılıçdaroğlu'nu eee canhç savunan insanlar ana avrat düz gidiyorlar. Yani artık yani bu kadar büyük bir tepki Erdoğan'dan daha büyük bir negatif tepkiyi ben ilk kez CHP seçmeninde gördüm. Kemal Kılıçdaroğlu bunu da başardı. Böylesine bir eee şey yaratmayı da oğlu dahil. Y oğlu küfretmiyor da pek katılmadığını söylemiş Deniz'e. Eee bütün bu yaşananlara onu konuşacağız. Bu altı beldede bizzat Özgür Özel'in gidip bayrak gösterdiği altı beldedeki yenilgisi. Dördünü AK Parti kazandı, birini MHP kazandı, birini CHP kazandı. Bunun simgesel anlamını konuşacağız. Yani bunu hani belki büyük çıkarımlar yapmaya gerek yok ama yani Özgür Öz'in bizzat kendisinin gittiği bu beldelerden çıkan sonuç elbette üzerine konuşacağımız konular ama hafta sonu belki herkesin konuştuğu ilginç bir konu Rahmi Koç'un Koç'un 100 yıl kutlamaları çerçevesinde İzmir'de bir Amerikan Hastanesi'ne açılış sırasında yaptığı, anlattığı bir münasebetsiz fıkra. Şimdi çok can sıkıcı bir fıkra anlattı. herkesin de doğal olarak tepki göstereceği, sadece Türkiye'de değil bütün dünyada tepki göstereceği bir fıkra anlattı. Fakat sonrasında gelişmeler biraz farklı seyretmeye başladı. Eee İzmir adliyesinde bir soruşturma açıldı. Ardından Akın Gürlek açıklama yaptı. Adalet Bakanı yetmedi Ömer Çelik çok sert bir açıklama yaptı. Yani demlilerden çok AK Partiler son derece sert tepkiler gösterdi ve de savunan da MHP lideri Devlet Bahçeli oldu. Bu soruşturma açılmasına gerek yoktu dedi. Deniz şimdi ilginç bir durumla karşı karşıyayız. Son yıllarda asla adı konulmamış bir Koç AK Parti gerginliği vardı. Ertelenmiş bir gerginlikti bu. Ve de onun belki de su yüzüne çıktığını ve tam olarak çıkmasa da çıktığını görüyoruz. Şimdi nerede oldu bu olay? Amerikan Hastanesi'ni İzmir'de mi açıyorlar? Orada mı oldu? Ne yaşandı?

Evet. Evet. İzmir'de Koç grubunun bir yatırımı var biliyorsunuz. Amerikan hastaneleri Koç grubuna ait. İzmir'de de bir yeni bir Amerikan hastanesinin açılışı vardı. Orada da Koç ailesi açılış için Rahmi Bey le bir ziyarette bulundu. İşte yanında Bin Ali Yıldırım vesaire böyle gezerken bir hastane odasına gidiyor. İstiyorsanız bir görüntüleri de bir izleyelim. Ardından dediğiniz olaylar silsilesi gerçekleşiyor.

Doktor Kürt kadının derdini dinlemiş. Anfendi şu perdenin arkasına gidip soyun önünde kandor bey ilk soyun.

Şimdi beyin anlattığı komik bir fıkra değil yani çok öyle üzerine güleceğim bir konu da değil hani Kürt değil Türk dese de bir bir yandan misyonist bir fıkra yani hani yani içinde bir sürü aşağılama var. Anlatabiliyor muyum? Yani Kürtleri aşağılama var, kadınları aşağılama var. Anadolu'daki kadını aşağılama var. farklı boyutlarıyla büyük bir pot aslında. Fakat Binali Yıldırım da ya anlamıyor ya da orada böyle bir herkes gülüyor. Niye gülüyorlar onu da anlamış değilim ama böyle bir şey oluyor. Şimdi bundan sonraki tepkiler bence ilginç. Sonuçta diyebilirsiniz ki ya 95 yaşında yani belli bir yaştan sonra insanlar ister ne bileyim Rahmi Koç olsun ister ne bileyim sıradan bir insan olsun böyle potlar kırabilirler yani münasebetsiz şeyler anlatabilirler. İşte onu da yaşına verirsin ya. Olur böyle yaştan şeyden olabilir. Fakat burada öyle olmadı. İnanılmaz yani tepki çok çok büyüdü yani. Daha doğrusu siyasi anlamda büyüdü. Ne oldu?

Ya ortalık toz duman. Direkt zaten söze Ömer Çelik girdi ve Ömer Çelik yani şöyle baz almak lazım Ömer Çelik'i. Ömer Çelik AK Parti'nin sözcüsü. Hani kurumsal açıklamalar yapar. Ömer Çelik adı altında yapmaz. AK Parti kurumsal olarak bir şeye tepki gösteriyorsa bu bunu Ömer Çelik açıklar. O sert bir tutum sergiledi. Kadınlara dönük her türlü aşağılayıcı söylemi kınıyoruz. Kürt kadın ifadesiyle aşağılayıcı bir söylemin yan yana getirilmesi diğerlerimize aykırıdır. Çok yanlış ve çirkindir." diye bir eleştiri getirdi. Ama ardından işte soruşturma açıldı ve Akın Gürlek uzun bir tweet attı. Oradaki bir pasaj önemli. Adaletin terazisi kimsenin servetine, unvanına veya statüsüne göre takmaz. Yargı daima insan onurunu ve hukukunu korur. Şimdi bu pasaj biraz önemli burada açıkçası. Yargı herkese dokunabilir. İstersen koç, istersen başkası ol mesajı içeriyor. Tüm bunlar yaşandıktan sonra Sayın Bahçeli'den bir destek mesajı geldi. İşte böyle bir şeye ihtiyaç var mıydı vesaire. 95 yıllık yaşamı boyunca Türkiye'ye hizmet etme gayesi taşıyan kıymetli bir iş insanın ağır ifadelerle ki bu ağır ifade bence Sayın Akın Gürley'in o ifadesine dayanıyor. Hedef gösterilmesini doğru bulmuyoruz diye bir kalkan ördü. Şimdi bu olayın şöyle kısa bir dipnot ekleyeyim.

Rahmi Koç bir açıklama yaptı. Onu da değinelim. Hem Koç hem de Koç grubu bir açıklama yaptı.

Rami Koç'ta herhangi bir kimliği hedef alma niyeti taşımadığım sözlerim için iştenlikle özür diliyorum. üzüntümü samimiyetle paylaşmak isterim diye özrünü diledi. Ya orada olayın perde arkasında şu var. Arkada bir kamera var. O Koç grubunun kamerası önde videoyu çeken İzmir'den yerel bir gazetecisinin kaydı. Yani muhtemelen Rahmi Bey orada kayıt altında olduğunu da düşünmüyor. O yüzden bir tık öyle bir espri yapmış diye içeriden bize bir bilgi geldi. Ama tabii ki bir kere o sözler ağızdan çıktı. sonrasında belki kimi siyasi çevrelerin bagajlarında olan tırnak içeri hesaplaşma dürtülerinin dışarı çıktığını gördük biz bu olay vesilesiyle. Yani o olay biraz Koç grubunun ya da Sayın Rahmi Koç'un yaptığı espriyi geçti. Bir tık siyasi çatışmaya doğru gidiyor.

Evet. İşte istersen bu noktada zaman makinesine binelim ve de 2001 yılına gidelim. 2001 yılının ağustos ayının başı. Eee, Rahmi Koç Koç grubunun başında ve de Taha Akyol genel müdürü olmuş. Taha Akyol'un programına katılıyor. Henüz ayrılma gerçekleşmemiş. Yani eee Erdoğan ve arkadaşları bir parti kurmak için ayrılmamışlar ya da ayrılmak üzereler ama seçime girmemişler. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve de zamanın ruhunda, o zamanın ruhunda da Koç grubu yine bugün olduğu gibi Türkiye'nin en büyük grubu ve de Rahmi Koç eee kendini son derece güvenli bir şekilde Taha Akyol'a eee Recep Tayyip Erdoğan'la ilgili görüşlerini anlatıyor. Bu kaydı bulamadık CNN Türk'te ama bu kaydın tanıtım filmi hala şeyde duruyor. Şu anda Instagram'da ve şeyde duruyor. Biraz istersen izleyelim bak o programın tanıtımında nelere yer vermişler. iş para meselesidir. Biliyorsunuz Tayyip Erdoğan da çok para olduğunu bugün radyolardan gene dinler. 1 milyar dolar kadar para biriktirmişler. Nasıl biriktirdilerse iş para meselesidir biliyorsunuz Tayyip Erdoğan da çok para olduğunu bugün radyolardan genel.

Şimdi bu röportajı bu röportaj aslında Taha Akyol'un yaptığı bir röportaj. Fakat röportaj çok konuşulmuyor o dönem. Yani bu Taha Akyol kısmı konuşulmuyor. Çünkü ne oluyor? Ertuğrul Özkök >> Hürriyet Gazetesi'nin genel yayın yönetmeni bunu alıyor manşete taşıyor >> ve bugün hala bu söyleşi şey olarak konuşulur. Hürriyet'in manşete çektiği söyleşi olarak işte Erdoğan'ın 1 trilyon doları, 1 milyar doları var o dönem. Bu şey şimdi ben o röportajı buldum. Hala Hürriyet'in arşivinde duruyor. Hatta ilginç Sabah'ın da arşivinde duruyor. Bir şekilde onu almışlar. Ekonomi gazetecileri haber yapmışlar. Ben de unutmuşum biliyor musun? Sonradan geldim ve de röportajda aslında diyor ki ya biraz böyle üstten bakan bir şekilde Rahmi Bey konuşuyor. Hatta getir o grafikte de birkaç böyle şey var. Yorum yapıyor ya diyor bunların diyor hedefi belli falan diye biraz. Bir de şimdi o dönemde daha hani Erdoğan başbakan olmamış. Eee diyor ki Tayyip Bey'in bir geçmişi var diyor. Muhalefet partilerinden geldi. İstanbul Belediye Başkanlığı yaptı işte 3 ay mahkum oldu falan. Onları anlatıyor. Şimdi Tayyip Erdoğan yeni bir misyona soyunuyor. Bu iş para meselesi. Tayyip Erdoğan'da çok para olduğunu radyolardan dinledik. Hangi radyo bilmiyoruz ya. Acaba kim söyledi? O dönemde bazı radyolarda böyle şeyler yorumcular vardı. Belki onlardan duydu. Diyor ki 1 milyar dolar para biriktirmişler. Nasıl biriktirdilerse. Dolayısıyla bunun mali derdi olacağını zannetmiyorum. Tayyip Bey kendini yenilediğini söylüyor. Ben kendisinin çok yenilediğine inanmıyorum. Bunlar bir misyon yürütüyorlar. diyor. Şimdi ben söyleşiyi bir daha bakınca yani söyleşinin derlemesine bakınca aslında eee bu söyleşi bence hiçbir zaman AK Parti'nin ya da Erdoğan'ın çevresinin hafızasından çıkmadı. Zaten bu söyleşiden sonra apar topar Rahmi Koç emekliye ayrıldı. Yani fahri başkanlığını yürütüyor hala grubun ama uzun bir dünya turuna çıktı. Hatta ben dünkü fıkrayı görünce dedim ya Ufuk'ta yeni bir dünya turu belirdi mi acaba diye bir tweet mi atsam dedim. Sonra dur abi atmayayım dedim. Şimdi ortalık çarşı zaten karışık. Bir de şey yapmıyor. Fakat burada da kalmadı. Sonrasında Ali Koç Fenerbahçe başkanı olduktan sonra gerilim yine bir şekilde adı konulmamış bir şekilde devam etti. Şimdi Erdoğan da cumhurbaşkanı olarak Fenerbahçeli ama bir şekilde özellikle Suudi Arabistan krizinde bayağı tansiyon yükseldi ve o dönem biliyorsun hatta ben o dönem Ali Koç'un ekibinde olan birkaç iş insanına şu uyarıyı yaptığımı hatırlıyorum. Ya siz yanlış bir şeyi şey belki doğru bir şeyi yanlış bir yerde yapmaya çalışıyorsunuz. Yani işte o dönem hatırlıyor musunuz? Suudi Arabistan'da işte şey Fener Fenerbahçe maça gidecek. Atatürk formasıyla çıkmak istiyorlar. Şey oluyor işte baskı var deniyor. O dönem hep böyle bir yapı meselesi konuşuluyor. Yapı var. Ankara'da bir yapı var ya. Ali Koç aslında isim koymadan Erdoğan'a karşı böyle bir şey açmıştı o dönem. Bir cephe açmıştı kendi içine Fenerbahçe üzerine. Ben de yine Ali Koç'un çevresindeki bu iş adamlarından birine demiştim ki ya burası bir spor kulübü kardeşim. Yani bu spor kulübünde insanlar şampiyon olmak istiyor. Yani öyle stadın üzerine Kemal Atatürk yazdın. Tebrik ederim. Formayla çıktın. Tamam tebrik ederim. Onlar eyvallah da ya onlar CHP'de olacak şeyler. Yani şu anda burada insanların tek istediği bir şey şampiyon olmak. Y onlar olmadıktan sonra bunları yap dur. Kimsenin umurunda değil demiştim ama dinletememiştik tabii ki o zamanlar. Fakat bu gerilim hala devam etti. Yani bugüne kadar geldi adı konulmamış. Türkiye'nin en büyük grubu ki aklı yaklaşık herhalde işte en son 7.000 çalışanıyla mesela anıt kabire gittiler. Yani 7.000 çalışanıyla Anıtkabir'e bugüne kadar giden bir şey aslında bir duruşu var ya o duruşu da iyi kötü anlamında söylemiyorum ama bir duruşu var. Bence bu da bir hafif bir huzursuzluk veya şey yaratıyor ya. Niye böyle bir hani bir sanki böyle bir meydan okuma gibi bir şey oluyor? Hatta Ankara'daki resepsiyonu için gittiler bizzat cumhurbaşkanına davetiye verdiler. Değil mi? Ömer Koç'la Ali Koç. Ali Koç'un MHP ile ilişkisi zaten çok biliniyor. Sürekli şeyi ziyaretinden işte sık sık MHP lideri Devlet Bahçeli'yi ziyaret ediyor Ali Koç. Hatta yani şeye kadar Ali Koç şey Devlet Bahçeli aşağı kadar uğurluyor yani hani Ali Koç yani Koç grubuyla bir.

Evet. Şunu eklem çok kısa MHP'nin kurumsal olarak Ali Koç'u desteklediğini de unutmayalım. Seçimlerde, son seçimlerde geçen sene ilk defa Türkiye Cumhuriyet tarihinde bir siyasi parti bir başkanlık seçiminde, bir spor kulübü başkanlık seçiminde bir adaya açıktan desteğini açıklamıştı.

Evet. Eee ve de resepsiyon oldu. Ama resepsiyona mesela şey bak bu görüntüler çok konuşuldu resepsiyonda. Fakat resepsiyona da AK Parti'den katılım nasıl oldu? Ankara'daki bu büyük resepsiyona Cumhurbaşkanı Erdoğan gitmedi. Ailesinden de kimse gitmedi bildiğim kadarıyla. Yani Bilal Bey de gitmedi ya da ne bileyim Sümeyye Hanım da gitmedi. Selçuk Bayraktar da gitmedi bildiğim kadarıyla. Hı hı. Bakan seviyesinde ve Cumhurbaşkanı yardımcısı seviyesinde kaldı. Cevdet Yılmaz'la Mehmet Fatih Kaçır katıldılar. Sanayi ve Teknoloji Bakanı. AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş da vardı. Yani MHP başkan düzeyinde katıldı. Burada yani Erdoğan ya da Erdoğan'ın ailesinden bir katılım gerçekleşmedi. Sayın Erdoğan bir not bıraktı iki e cümlelik. Ülkemizin büyük sanayi ve hizmet şirketlerinden biri olarak faaliyetlerini sürdüren Koç topluluğunun Türkiye'ye ekonomik ve toplumsal gelişme katkılarını kıymetli buluyorum." dedi sadece.

Evet. Yani böyle bir gerilim var. Bunun bir arka planı var. Ta bu 2001 yılında işte ilk Taha Akyol verilen bu söyleşiyle başlayan ve o dönemden bugüne gelen bir şey var. Tabii şimdi.

Yani bu resepsiyondaki bu görüntü de çok tartışılacak bir görüntü aslında. Özgür Özel'in Devlet Bahçeli'ye bu süper şeyi hani nasıl diyeyim? Teveccühü mü diyelim ya da işte gidip elini böyle iki eliyle böyle şey sıkması. Yani şimdi şu anda mesela muhalifler bunu eleştiriyorlar. Diyorlar ki ya şu anda mutlak butlanı atayan Cumhur İttifakı. E sen şimdi böylesine bir siyasi ortamda gidiyorsun. Devlet Bahçeli de gayet şey yapıyorsun. Hani el sıkma demiyorlar ama niye bu kadar da samimi oluyorsun diye aklı olarak eleştiriyorlar. Bence de doğru bir eleştiri. Yani bazı şeylerin hani kürsüde bağırıyorsun ama sonra bakıyorsun kameralar gidince bambaşka bir ortam olduğunu görüyorsun. O da tabii muhaliflerde bir homurdanmaya yol açıyor. Tabii sonrasında olanlar artık bunu hiç kimsenin kabul edilesi bir şeyi yok. Yani işte Otokoça saldırmalar yok. Efendim dün Diyarbakır'da Yapı Krediye.

Evet galiba Cüneyt Bey'in interneti koptu. Kısaca özetleyeceksek. He buyurun.

Ha özür dilerim. Yani şunu diyordum ya 95 yaşında bir insan hata yapabilir. Yani her yerde yapabilir. Diyebilirsin ki ya bunun arkasında işte böyle profesyonel bir dil sürçmesi. Dil sürçmesi bile değil. Yani bir sürü şey var. eleştirebilirsin ama gidip saldıralım, yıkalım, yakalım yani. Ne oluyor arkadaş? Yani böyle bir şeye de şey yok. Hiç yani kabul edilebilir bir şey değil. Ve insanlar umarım akıllarını başına alırlar. Böyle saçma sapan tepkiler göstermezler. Bu soruşturma bence MHP liderinin çıkışından sonra kapatılabilinir ama devam da edebilir. Yani benzer bir şey yani yarın bir gün bir ifadeye çağrıldığını görebiliriz Rand Koç'un ama büyük bir ihtimalde kapanılacak gibi geliyor bana. Kapatılır gibi geliyor sana. Genel kur.

Bahçeli'nin açıklamalarından külliyenin en azından külliyede bulunan belli bir çevrenin epey rahatsızlık duyduğunu biliyoruz. e bu sayın Koç'un arkasında durmasından soruşturmaya gerek yok demesinden çıkan siyasi yansıma en azından külliyenin bir bölümü için böyle yankılanmış. Geçen bir şey kimde duymuştum birisinden referans olarak adını unuttuğum için veremiyorum ama ilginç bir şey söylemişti ya demişti yani hani böyle hani Ali Koçu ya da işte Koç grubu biraz mesafeli duruyor ya hükümetle böyle bir şey var hani değil mi? Dışarıdan baktığın zaman sanırım bir AK Parti'de söylemişti. Ya bakın demişti 2002'den buraya en çok büyüyen şirketlere bakın başında Koç geliyor demişti. Yani böyle bir gerilim var gibi gözüküyor ama birçok ihaleyi de zamanında alan şey yapan aynı zamanda Koç grubuydu diye şey tabii 100 yıl kutlamaları işte Tarkan konseri bilmem neler çok konuşuluyordu ama şu anda Koç grubu büyük bir krizde bence yani büyük bir krizin eşiğinde. Yani bunu nasıl döndürecekler, dolduracaklar bilmiyorum. Şimdilik tabii onlar biraz daha bu iş konuşulmasın, üstü kapansın gitsin havasındalar. Eee ama dediğim gibi yani bana sorarsanız elbette eleştirilecek, elbette kabul edilemeyecek, elbette böylesine artık bu fıkraları yok böyle dini, ırkçı, yöresel yani hiç sevmediğim fıkra tipidir yani bunlar şeyler. Ama dediğim gibi burada sadece bir hani gaff hesabı değil arkasında daha arka planında bu işin hükümetle arasında bir Koç grubu arasında ya da İstanbul sermayesi arasındaki.

Bir bilek güreşinin de izlerini görüyorum ben. Var mı ekleyeceğin bir konuya?

Son olarak şunu merak ediyorum. Soğuk Savaş programında hatırlarsanız bir espri yapılmıştı. Karşı taraftaki güldüğü için de soruşturmaya dahil edilmişti. Acaba bu soruşturma devam ederse Binali Yıldırım'ı eklerler mi? Onu merak ediyorum. Çünkü artık tabii Binali Yıldırım da kendini bir anda şey olarak bulabilir. E savcı çağırır. E anlat bakalım Binali Bey. Neye güldü?

Evet. Peki. Çok teşekkür ederim. Sağ olasın Denizciim. Kenan hafta sonu bir seçim yapıldı. 6 şeyde. Eee internetim gidip geliyor yine. Allah'ım ya Rabbim. İstanbul'a geldik internet zımba gibi olur diye bekliyoruz ama yine gidip geliyor. Biz de sürekli özür dileyip duruyoruz ya. İnternetimiz gitti özür dileyelim. Ya niye biz özür diliyoruz kardeşim? Geldik işte Türkiye vatandaşı olarak 5G'nin geldiği bir ülkede internet yayıncılığı yapmaya çalışıyoruz. Yani şeyde şimdi e 6 ilde 6 şeyde belgede seçim yapıldı ve de bunu AK Parti kazandı ve de bu beldede bunlar belde köydü belde olan yerler. Ben de dün baktım şöyle bir ya ben ilk başta dedim ki altı belde ne olacak? Hani bundan çok bir şey çıkmayabilir. Hani çok da önemli değil. Çünkü işte biliyorsunuz bazı yerler belde olsun diye nüfus kayıyor gidiyor işte bizde en çok memleketçilik var ya gidiyor millet işte gidiyor o köye bir anda 600 kişinin yerleştiğini görüyorsun var mı o kadar yok nüfusu oraya aldırıyor fakat sonradan şunu fark ettim yani buraya Özgür Özel bizzat gitti dördüne gitti değil mi hepsine gitti mi altı beldeye de Kenan.

Hepsine gitmedi. Sadece dediğiniz gibi dör tane beldeye gitti. Ne gittiği yerlerde de AK Parti'nin kazandığı yerler oldu. Mesela Mustafa Paşa'da Gümüşhane, Tekke'de de AK Parti kazandı. CHP'nin tek kazandığı yer Çevrecik. İsterseniz hiç bilmeyenlere bir şeyi söyleyeyim. 2012'de 2000 tane belde belediyesi kapatıldı Cet Bey nüfusları 2000'in altında diye. O yüzden bu seçimlerin bu 6 tane beldedeki 3 ilde 6 beldedeki seçimlerin olmasının sebebi yeniden nüfuslarının e 2000'in üstüne çıkması. O sebeple de bu bu altı beldede 3.000 2500 3500 civarında nüfuslar var. Burada az önce dediğiniz Özgür Özel gitti mi meselesine dört yere gitti. bazılarına da genel başkan yardımcılığı seviyesinde bir katılım vardı. E bu aslında bu seçimlerden ben iki okuma yapıyorum. Birincisi bir küçük bir belde bile olsa, ne kadar önemli isim giderse o partinin o kadar etkili oluyor. Neden diye soracak olursanız Nevşehir'de ben bunu görmüştüm. Yani bakanlar geliyor diye ortalıkta inanılmaz bir hareketlilik vardı. Bu bir. İkincisi de AK Parti bazı yerlerde %50'nin üstünde almış vaziyette ama şunu da gördük bazı yerlerde 11 tane aday çıkmış. Yani 3500 kişilik bir beldede 11 tane aday çıkması da farklı partilerden ilginç bir not diye düşünüyorum.

Ev şimdi ilginç olan başka bir şey daha var. Mesela dün ben bununla ilgili bir tweet attım. Bakıyorum bir sürü muhaliften özellikle bu şey var ya hani Kemalist akademisyen bir tayfa var. Bunlar böyle akademiden çok sosyal medyaya üşüşmüş adamlar. Pek çoğu da Özgür Özel'i bir şekilde yönlendirmeye çalışıyorlar. CHP'yi yönetmeye çalışıyorlar. Sosyal medyadan tweet atarak işte şey yaparak. Şimdi bunlar tabii biz bunu söyleyince ben ve birkaç gazeteci daha büyük rahatsızlık yarattı. Niye yani? Ne demek ya? Altı belde bir geneli mi? Ya kardeşim Özgür Özel kalkıp gitmiş oraya senin yani bir iddia gitmiş. Biz hep Butlan tartışmalarında gözümüzden kaçırdık. çok fazla bunu öne çıkartmadık ama oraya gitmesinin bir nedeni varmış. Yani ben bilmiyordum. Bak gerçekten şu anda fark ediyorum yani hani bu dün gece baktım ben yani şeyde. Şimdi bu sen oraya liderini gönderdiğin zaman bir partinin bir iddian var demektir. Yani öyle küçümsemiyorsun. Şimdi kaybedince ya ne var ki ya bu şey gibi hani Kemal Kılıçdaroğlu kaybedince yapıyordu ya ama biz oylarımızı arttırdık falan diyordu. Kazanamadın. arttırsan ne olur, arttırmasan ne olur? Yani şeyde öyle bir teselli gibi. Şimdi asıl buradaki, CHP'nin ya da CHP'nin diyelim muhalefetin de değil ama CHP'nin önündeki en büyük sıkıntı bu. Bu mutlak butlan kaosunun içine bir parti sürükleniyor şu anda adım adım. Onu görüyoruz. Yani mesela yarın, yarın ne olacak? Şimdi bakın, işi gücü bıraktı bütün CHP'liler. Yarın ne olacak? İşte Kemal Kılıçdaroğlu mu kürsüye çıkıp konuşacak? Özgür Özen mi kürsüye çıkıp konuşacak? Şimdi bunun senin için bir önemi var mı? O kürsüye kim çıkıp konuşacak? Şimdi Ankara'da gazeteciler muhalefet basımı harıl harıl bunu tartışıyor, bunu konuşuyor. Ya kardeşim bunun hiçbir önemi yok. Yani o kürsüye kimin çıkıp konuşmasının önemi yok. Olan oldu. Mutlak mutl geldi mi? Geldi. Şimdi bu noktadan sonra Kemal Kılıçdaroğlu bu hafta mı konuşacak, öbür hafta mı konuşacak? Ben ne dedim? İlk gün Özgür Özel'e geldi. Dedim ki ya her ertelenen gün yani Özgür Özel'in ve Ekrem İmamoğlu'nun bu partiden çıkmadığı her ertelenen gün seçimden çalınan bir gün seçim öncesi çalınan -1 daha yazıyor. -1 daha yazıyor -1 daha yazıyor. Çünkü şu anda mutlak butlanı oraya getiren irade hiçbir zaman bu ekibin kurultayı toplamasına ya da tekrar Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel ikilisinin buradan çıkmasına izin vermeyecek. Yani Türkiye'yi biraz okuyorsanız, biraz görüyorsanız ve bunu görürsünüz. Bu iyi demiyorum. Bu olması lazım demiyorum. Bu doğru demiyorum ama bu böyle yani fert olarak söylüyorum. Bir şey bakıyorum ve bunu görüyorum ben. Böyle bir şey olacak yani. Şimdi ve ikinci şeye de geleceğim. Şimdi bir yandan bu var. Yarın ne olacak? O gelecek. Bilmem ne maddesine göre bu gelecek. Bilmem ne maddesine gel. Ya bunlar inanın bana sokaktaki adamın, ekonomik krizden kavrulan adamın umurunda değil arkadaş yani. Ama bugüne kadar neydi yani biraz mesela dün birkaç yine CHP'li insanların olduğu masaya oturdum. İnanın ben ya Erdoğan'dan daha çok nefret edilen birisi varsa CHP'liler açısından söylüyorum Kemal Kılıçdaroğlu olmuş durumda. Ana avrat düz gidiyor herkes. Yani şey gitmiyor yani öyle. Kemal Bey de hata yaptı falan değil yani. Nasıl bir öfke, nasıl bir şey var size anlatamam. Dün de mesela tartıştık şeyle birkaç arkadaşımla yine ya dedim kardeşim yani bu Erdoğan üzerinden kurulan söylem gerçek olmuyor. Siyaset üretemiyor. Bak o kadar kararsız var. Hala evet bir CHP'nin bir kemik kitlesi var ama bu Erdoğan karşıtlığı üzerinden kurduğun bir siyaset yeni adam getiremiyor. Siyasete yeni şeyi getiremiyor. Tamam sen oradaki birkaç akademisyeni birkaç böyle şey çapsız muhalefeti tatmin ediyorsun belki onların yankı odasında onu duymak istiyorlar. O öfkelerini alıyor. Düdüklü tencere gibi. Düdüklü tencereyi açıyorsun orada. Bu şey Erdoğan karşı söylem belki de düdüğünü şey yapıyor böyle şey veriyor buharı basıncı alıyor ama sonuçta bir şey yapmıyor yani sonuçta yeni bir şey getiremiyorsun tencerenin içine yeni birisini katamıyorsun diyorum mesela mesela tartıştık adını vermeyeyim siz de tanıyorsunuz bir arkadaşımı hayır diyor bu şu andaki Türkiye'nin bir numaralı şeyi muhalefetin Erdoğan karşıtlığı olmalı dedim abiciğim bu kafayla siz daha çok gidersiniz yani şeyden şimdi buradan da söylüyorum bir kez daha tekrar ediyorum yani yeni bir umudu yeşertmediğin sürece yeni bir şey söylemediğin sürece al işte şimdilik altı belde acımadı ki acımadı ki diye dolaşıyorlar şimdi ya onlar sayılmaz ama onlar işte belde bilmem ne tamam 1000 tane bahane bul yani dediğim gibi yani aynı zihniyete geliyorsun kendi yankı odanda öyle bağırıp dur yani şöyle olsun böyle olsun bilmem ne olsun şimdi Kenan bir bu mesele var tabii Türkiye'de CHP'li bir seçmen olmak zor ama hem CHP Hem Fenerbahçeli olmak daha da zor. Çünkü kardeşim dönüyorsun dolaşıyorsun yine aynı isimlerle karşıda geliyor. Şimdi düşünsene CHP'li bir seçmen olarak tam diyorsun ki ya tamam Kemal Kılıçdaroğlu gitti kardeşim artık ben partimde yeni bir bakış açısı var bilmem ne var. Hop Kemal Kılıçdaroğlu geliyor. Sonra gidiyorsun Fenerbahçeli oluyorsun mesela işte Aziz Yıldırım var. Ali Koç geliyor gidiyor. Yerine başka biri geliyor gidiyor falan. Sonra hop Aziz Yıldırım yine geliyor. Yani gerçekten e bu iki şeyde hem CHP'li hem Fenerbahçeli olmak çok zor bir şey yani. Şimdi Aziz Yıldırım kazandı. Tabii 1000 tane söylenti vardı. Acaba işte Ali Koç geldi, Hakan Safi'yi kutladı. Şey oldu. Ben de bir kongre üyesiyle konuştum. diyor ki ya çok komik diyor yani Ali Koç'un bütün şeyleri diyor e Ali Koç'u destekleyenler Hakan Safi'yi destekliyorlar diyor ama diyor hiçbir de çaktırmamaya çalışıyor. Çaktırmadan Hakan Safi'yi desteklemeye çalışıyorlar. Şimdi Aziz Yıldırım'dan nefret ettikleri için kendileri yani bir şey içinde. Ama diyor bir yandan da şey bayağı konuşulan da şu: "Hükümet kimi destekliyor?" E gördük. Hükümet kimi desteklerse desteklesin Aziz Yıldırım şu anda seçilmiş durumda. Orada da çok şey var. Efendim o onu destekliyormuş da bunu destekliyormuş da şey diye. Tabii yine tatsız olan bir Fenerbahçeli olarak işte o tribündeki kavgalar şeyler itiş kakışlar tatsızdı. Bu konuya ekleyeceğin bir şey var mı?

Bence bu konuyla ilgili en güzel şey Yaz Yıldırım'ın mutluluğu oldu. Ben Fenerbahçe seçimlerine sadece o açıdan bakıyorum. Türkiye'nin en geç scoutı kendisi. Transferlerde de etkin olacağını düşünüyorum. Yazın mutluluğu bu bir. İkincisi de Ali Koç. neredeyse 2 sene içerisinde ikinci kez kaybetmiş oldu. Her ne kadar desteklemiyoruz deseler de az önce söylediğiniz şey herkesin bildiği bir şeydi. E Sa Hakan Sahi'nin desteklenmesi meselesi. Bu arada Aziz Yıldırım iki tane önemli şey söyledi. Bir sene sonra bırakacağım dedi. İkincisi stadı hemen yapıp bitiriyoruz dedi. Bakalım asıl önemli hikaye orada Fenerbahçeliler açısından baktığımızda orada neler olacağını merakla bekliyoruz biz de. Ben tabii Fenerbahçeli olarak şunu da isterdim yani ya da bir sporsever olarak yani bir gün de artık şu iş insanları dışında ne bileyim bir akademisyen, ne bileyim bir başka bir profesyonel yani sadece müteahhitlerin yarıştığı bir kulüp başkanlığı değil de başka ne bileyim Fenerbahçe'de bir sürü neyim diplomatın bir diplomatın olacağı yönetebilecek farklı isimlerin de yarışa girebileceği bir şey olur diye umuyorum. Bir gün böyle bir tabloyu da görürüz diyoruz. Aziz Yıldırım gelirken ben bir yıl mı kalacağım dedin? Ben mi öyle anladım?

Ben de öyle biliyorum. Bir yıl diye söyledi Cüneyt Bey. Yani bir yıl takımı toparlayacağım ve sonrasında bırakacağım diye bir cümlesi var kendisinin. Ama tabii şimdi.

Pek.

Siyasi espri yapmayacağım.

Neyse yapma.

Lafı Kemal Kılıçdaroğlu'na getireceksin. Şey olacak. Şimdi bu Dilan Polat'ın Instagram hesabı kapandı. Ben demiştim ki devletin gücü bunlara yetmiyor. Ağır bir laf. Ben olsam bir bürokrat olarak alınırım. Hele bir AK Partili bürokrat olarak ya da AK Partili olsa alınırım. Ne demek? Yani bizim gücümüz yetmiyor mu? Yani yetmiyordu şu ana kadar. Neden? Çünkü bunlar Instagram'da çeşitli formatlar oluşturmuşlardı ve de bu formatlarda artık işin içinde hani her şeyin olduğu bir şey yaratmışlardı. Normalde televizyonda yayınlayamayacağım bir şeyi Instagram'dan yayınlıyorlardı. En sonunda kim kapattı hesabı? 6 milyon takipçili hesap. Türkiye'de Türkiye kapsamı altında kapatıldı. Hangi mahkeme? Mahkeme mi kapattı, BTK mı kapattı?

Eee, orada bir süreç var zaten. Bir mahkeme kararı var. Mahkeme kararından sonra BTK var. BTK'dan sonra sosyal medya platformuna yazı gidiyor. O da 4-6 saat içerisinde kapatıyor. Orada bir süreç vardı. Muhtemelen o videoyu çektiği andan itibaren hem yayınların hem de devlet kademesinde de Ankara'da da çok haz edildiğini düşünmüyorum. Birkaç tane bürokratta geçtiğimiz günlerde ben bir sohbet etmiştim. Sonuçta hesap şu anda Türkiye'de kapanmış vaziyette. Ama.

Bu açıklama nereden.

Açıklama yap.

Hesap Türkiye'de kapanmış vaziyette. Yani VPN'i değiştirip girebiliyorsunuz ya da ne bileyim Amerika'daysanız, Avrupa'daysanız hesaba erişebiliyorsunuz. Böyle bir şey var.

Durduramazsınız bak. Durduramazlar. Gerçekten gücü yetmiyor. Yetmez. Durduramazlar. Gör bak yani. Çünkü bu böyle var oldular. İster cinayet olsun, ister akrabaları öldürülsün, ister tehdit alsınlar, ister 40 yılla yargılansınlar, bu insanları durduramazsınız. Çünkü buna alıştılar. Yani böyle sıfırdan sen ne bileyim şeyden hani hiçbir şey yapmadan bir anda böyle bir servete sahip oluyorsun. Şey yapıyorsun bir telefonun sayesinde bırakamazsın. Bıraktıramazsınız. Bu insanları gerçekten tedavi etmek lazım yani. Doktora göndermek lazım yani. Yoksa neyse görelim bakalım yani. Evet bu da bir adım yani bu yepyeni bir döneme girdik yani onu görüyoruz. Yani bazı sosyal medya hesaplarının Türkiye şeyinde engellenmiş olmaları bence önemli. Mevlüt Çavuşoğlu aradı bir açıklama yaptı biliyorsunuz. bu çıkan haberlerle, vize şirketleriyile ilgili ben de yorum yaptım burada haberler üzerine. Hatta bir AK Parti'nin daha önce attığı bir tweeten bahsettim size. Dedim ki ya şundan kızıyorlar AK Partiler. Ya biz bu partiyi birkaç adam zengin olsun diye mi kurduk kardeşim? Yani böyle para kazansın diye mi kurduk? İşin içinde Mevlüt Çavuşoğlu'nun da adı geçiyordu eski Dışişleri Bakanı olarak. Kendisi aradı. oldukça üzülmüş. Benim yayına da üzülmüş. Benim sözlerime de kırılmış ama diğer şeylere de üzülmüş. Hani çıkan haberlere de bir açıklama yaptı. Onu da yayınladım. Diyor ki ya bizim bir şeyimiz yok. Daha önceden bu vakfın yönetimine girmiştik. Zaten huzur hakkını da almıyoruz. Vakfa bağışlıyoruz. Eşim de ben de daha önceden buradan şey yapıyorduk. Burada bir gelir elde etmiyoruz diye bir açıklama yaptı. Onu da sosyal medya hesabımda sizlere yayınladım, duyurdum. Arda seninle devam edelim istersen. E İran'da İsrail savaşı tekrar mı başladı? Dün neden başladı? Biraz tekrar saldırılar var ama eskisi kadar da haber de olmuyor ya. Savaş çıkıyor, haber olmuyor yani. Değil mi? O kadar konuşulmuyor gördüğüm kadarıyla. Mesela Trump'ın bir söyleşiyi terk etmesi daha çok konuşuluyor İran İsrail Savaşı'ndansa.

Evet. Tabii bunun sebebi biraz devamlı ateşkesin başlayıp tekrar bitmesi oldu. Ancak biraz elle tutulu şeyler oldu. Bu sefer manşetten verebiliriz. Nisan ayından beri en şiddetli çatışmalar yaşandı ve ilk defa İran İsrail'e saldırdı. En önemli 8 Nisan'daki ateşkesten beri ilk defa İran dün İsrail topraklarını hedef aldı. İsrail cevap verdi. Hızlıca şu süreci anlatayım. Geçen hafta da sizle konuştuk. Hatırlayacaksınız. E İran Beyrut'u kırmızı çizgi olarak göstermiş. İsrail'in yine Mart ayından beri Hizbullah'la Lübnan'da bir çatışması bir süredir sürüyordu. Ve Trump da geçtiğimiz hafta bu bahsettiğimiz küfürlü konuşmada Netanyahu'ya İsrail artık Lübnan'dan çık. Bir de Lübnan'la uğraşamayız zaten senin yüzünden. Herkes senden de benden de nefret ediyor demişti. Ve ikna ettim Netanyahu demişti. Ancak biraz da tahmin ettiğimiz gibi zaten Katar'da hava sahasını kapamıştı. Cumartesi günü bir ön bilgi vardı. Pazar günü İsrail sözünü bozdu ve Beyrut'u bombaladı. Çünkü Hizbullah'ın.

Hedefleri Beyrut'ta saklanıyor diyordu. Bunun üzerine de İran, ilk defa kendisine saldırılmadan üçüncü bir ülkeye saldırılma durumunda İsrail topraklarına füze gönderdi. Burada önemli bir detay. Burada e İran'a değil, Lübnan'a yapılan saldırıya cevap verdi ve fiilen aslında sınırlarını savaşın genişletmiş oldu. Trump, akşam saatlerinde Netanyahu'yu aradı. "Dün akşam ve söz aldım, duracak" dedi. Ancak biz sabah uyandığımızda pazartesi itibariyle İsrail tekrardan bu sefer İran'ı hedef aldı ve ateşkes fiilen bozulmuş oldu.

"Netanyahu'nun İran anlaşmasını kabul etmekten başka şansı yok" demişti Trump dün akşam. Bu da piyasalarda çok olumlu bir dönüş vermişti. Yine Asios muhabiri Barak Ravit, Trump'a yakın olduğunu bildiğimiz bir isim. Eee, bunu haberini geçmişti. Financial Times bunun haberini geçti. Biraz piyasayı dengelemeye çalıştılar. Ancak e tabii ki İsrail durmadı ve bu sabah geri Tahran'ı hedef almasıyla şu anda tekrardan 2 ay sonra, tam 2 ay sonra savaşı eee ateşlendirdi. Bir çıkmaza doğru sokmuş olabilir. Şu anda bu durumdayız.

>> Yani araya Lübnan girdi diyelim. Yani İran'la İsrail'in ateşkesinin arasına Lübnan da İsrail'in eee saldırıları girdi.

>> Aynen öyle oldu.

>> Eee şey Trump bir söyleşiyi terk etti dedim. Neydi o söyleşi? Hangi soruya kızdı kalktı gitti?

>> NBC görüyoruz.

>> NBC News'a çıktı. Meet the Press'te Christin Walker'ın konuğu oldu. Aslında enteresan çünkü doğrudan rakip olduğu bir kurum ve yine kendisinin karşısında bir gazeteciyle oturuyor. Hani belki burada "Bakın ben başkalarıyla da konuşuyorum" izlenimi vermek istedi ama sonrasında 2020 seçimlerine yine takıldı. "İşte o seçim hileliydi. Eee, zaten siz de bunun böyle olduğunu biliyorsunuz. Kaliforniya seçimlerinde de siz ve sizin ait olduğunuz eee taraf demokratları kastediyor, hile yapmaya devam ediyor" diye sinirleniyor. Sonra savunmaya geçmesi üzerine bu abinin eee daha da sinirleniyor ve "Ya sahtekarsınız ya aptalsınız. Bu saçmalıklarla onların oyunlarına geliyorsunuz. Seçimlerin hileli olduğunu biliyorsunuz. 2020'de aslında ben kazandım" diyor. "Televizyon kanalınıza hileli zaten" diyor. "Üzgünüm, yeter" deyip de kalkıyor sonra. E madem kızacaktın, madem bu soruları bekliyordun, niye oraya gittin diye sormak istiyorum ben de Donald Trump'a. Çünkü hemen hemen bunu ilan bütün basınla kavga ediyor. Bir tek onlarla değil. İlk kez kalktığını gördüm ben ama şeyden yıktı.

>> Şimdi İçişleri Bakanı'nın bir açıklaması var. İsrail'i bayağı bir ayağa kaldırdı. Önce bir onu dinleyelim. Ne demiş İçişleri Bakanı?

>> "Şam'ın, Halep'in, Karabağ'ın özgürlüğünü gördüğümüz gibi inşallah bir gün Kudüs'ün de özgürlüğünü göreceğiz." Buyurun. Benim valiyken bir niyazım vardı. Cenabı Hak'tan bir niyazım vardı. Malum burada 5 sene valilik yaptıktan sonra Erzurum'a tayin oldum. 2 buçuk sene de orada görev yaptım. Niyazım şuydu. İçtenişe büyüttüğüm niyazım. Rabbim bir gün bana bir gün de olsa Kudüs valiliğini nasip et diye. Şimdi bu Kudüs meselesi bizim muhafazakar camiada çok önemli bir mesele. Yani burada ben Mustafa Bey'in bunu burada eee bunu samimiyetle söylediğine inanıyorum ama hani Mustafa Bey de sonuçta şu anda eee Rabbimizin İçişleri Bakanlığı makamını eee uygun gördüğü bir insan. Yani hani o koltuğa oturmak da Türkiye'de kolay bir şey değil. Büyük bir şeref, büyük bir onur, büyük bir mesele. Yani insanlar hele bir bürokrat için, vali için belki de görülecek en büyük hayallerden bir tanesi. Eee, şimdi Çorum'da fahri vatandaşlık şeyinde veriyor. E tabii şimdi İsrail'de böyle bir cümle edince de adamlar zaten Türkiye'ye bulaşmak için yer arıyorlar. Yani hani zaten şey hani nereden Erdoğan'a bir şekilde laf çakalım, nereden bilmem ne yapalım.

Kim cevap verdi? Ne dedi? Bir ilginç bir polemik başladı oradan. İsrail Katz cevap verdi. Savunma Bakanı. O da zaten daha önce de bazen bir şey gelmeden de kendi kendine Türk siyasetçileri etiketleyerek, Cumhurbaşkanı Erdoğan etiketleyerek kendi fikirlerini, görüşlerini yazıyordu. Ama bu sefer dediğiniz gibi biraz eee top kucağına düştü. O da "Kudüs Konstantinopolis değildir. İsrail devleti de çökmekte olan bir haçlı imparatorluğu değildir. Her türlü tehdide karşı kendini savunma gücü ve kararı olan bir devlettir. 3.000 yıldır Yahudi halkının başkentidir Kudüs ve sonsuza kadar da İsrail'in olmaya devam edecektir. Eee, siz ve hayalini kurduğunuz Osmanlı İmparatorluğu ise çökmüştür ve bir daha asla geri dönmeyecektir" gibi açıklamalar yaptı ne yazık ki. Sonra da "Burada asıl bence dikkat çeken kısım da burası. Türkiye modern bir devlete dönüştürmek için çalışan Atatürk mirasından hiç ders çıkarmadınız. Aksine Türkiye'yi yeniden karanlık bir döneme sürüklemek için çalışıyorsunuz. Recep Tayyip Erdoğan, Binali Yıldırım, Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş." Şimdi Türkiye'deki siyasi konjonktürü de ne kadar takip ediyor bilmiyorum İsrail Katz ama burada bir şikayet etme çabası var. Bir taraftan kendince bir eleştiri yapıyor. Bilmiyorum siz yorumlamak istersiniz buradaki.

>> Yani tam şey diyeyim hani eee şey çakallıkları böyle hani bir bir defa Konstantinopolis değil belki o şarkıyı duymadı. İstanbul Konstantinopolin değil diye bir şarkıyı etiketleyip koyabilirdi bence. Şeye Mansur Yavaş da eee direkt böyle şey cevabını yapıştırmış. Yani hiç şey yapmamış. Hiç kimseyi Türkiye Cumhuriyeti'ne ve Türk milletine üstten bakarak ayağı vermeye kalkamaz. Tarihimize parmak sallayamaz. Atatürk'ün adını ağzınıza almadan önce kendi hükümetinizin uluslararası hukuk karşısındaki siciline bakın. Türkiye'ye meydan okumaya çalışanlara tavsiyem tarihten hamaset değil ders çıkarmalarıdır. Bravo Mansur Bey'e çok güzel bir cevap vermiş. Hak ettiği cevabı vermiş bence.

Yani İçişleri Bakanı'nın şimdi bu bazen yani Çorum'da bir tane ufak bir törende konuşuyorsun. Yani ufak derken yani sonuçta işin ta buralara geleceğini bilse bence İçişleri Bakanı da bu cümleleri söylerken bir daha düşünürdü. Ya böyle bir şey söylesek mi söylemesek mi? Bazı cümleleri söylememek daha iyi. Eee, sonuçta artık İçişleri Bakanlığı da. Evet. O da diyor zaten bak ben valiyken düşünmüştüm diyor. Tamam valiyken tamam düşün ama artık İçişleri Bakanısın yani. Şimdi iş değişti. Şimdi İçişleri Bakanı'nın dediğiyle bir valinin de Çorum Valisi'nin dediği şeyler arasında bir fark oluyor tabii doğal olarak. Yani adamların burada hop oturup hop kalkmasını da ben anlıyorum ama eee ben olsam bir kez daha eee şey olur. Mesela aynı şeyi 2024'te Rize'de Erdoğan değil mi? Yine bir dil sürçmesi olterdan çıkmıştı. Orada da mesela bir anda iş uluslararası meseleye dönüşmüştü.

>> Şimdi vallahi bu siyasetçilik de kolay değil biliyor musun Arda? Çünkü yani düşünsene özellikle bazı makamlardaysan yani ne bileyim cumhurbaşkanlığı koltuğundaysan mesela Erdoğan nerede konuşmuştu? Rize AK Parti il gençlik töreninde mi ne öyle bir yerde ya çok lokalin lokali yani hani lokalin lokali lokali.

>> Ne demişti orada? O da mesela büyük bir olaya dönüşmüştü. Orada.

>> Eee, şey demiş tabii eee işte Libya gibi, Libya'da olduğumuz gibi, Karabağ'da olduğumuz gibi Kudüs'te de olmayabiliriz gibi bir aslında içeriye bir açıklama yapmıştı. Ama tabii bu İsrailler onu aldı.

>> Oradaki gençliğin çok hoşuna işte mesela Çorum'da da uzun uzun alkışlıyorlar. Şimdi oradaki şeye çok hitap eden bir konuşma. Ama.

>> Şimdi İçişleri Bakanlığı koltuğunda olunca ya da Cumhurbaşkanlığı koltuğunda olunca senin o yerelde dediğin yerde kalmıyor. Yani genel genel oluyor. Anladın mı? Zaten bunu kolluyor İsrailliler de. Yani ne bir şey.

>> Adam zaten bulaşacak yer arıyor. Dur oradan bir laf çakar mıyım, eder miyim, şey yapar mıyım?

>> Eee, ve de bir şekilde gidiyor, devam ediyor.

>> Dünya Kupası'na gidiyoruz. Eee, bu arada Roland Garros'ta çok ilginç şeyler oldu. Tenis dünyasında biraz spor konuşalım. Teniste genç kuşak kazandı değil mi? Hatta 19 yaşında, eee, bir Rus kazandı ve adamlar Rus milli marşını çalmadılar. Fransızlar.

>> Bu da tuhaf terbiyesizlik. Ama onunla oynayan, tenis oynayan e finale çıkan kız da Polonyalı. Onun da çok ilginç bir hikayesi var. Eee, bir haftalık otel parasıyla geliyor. Başka parası yok. Kendi imkanlarıyla geliyor. Ve en son hani kalacak yendikçe de uzuyor. Oteli uzatıyor. Parası yok falan. En son tabii çok büyük para kazanıyor ama eee o da yeniliyor gördüğüm kadarıyla.

>> Dünya Kupası'nda eee neler yaşanıyor?

>> Evet. Biraz krizler var şu anda FIFA'nın ve özellikle ABD'nin sorumlu olduğu vize krizleri var. Bir kere mesela Irak tarihin en golcü oyuncusu Ayman Hüseyin dün 7 saat sorguya çekiliyor. Ancak ABD'ye giriyor. Zaten kendi de bir açıklama yapıyor. Yani böyle olacaksa gelmemizin ne anlamı var diye. İran milli takımı zaten baş başına bir kriz yaşıyor. Bir grafiğimiz var. Hepsini görebileceğimiz onu getirelim. Eee, biliyorsunuz TUAN'da kalacaklar. Aslında bu değil aslında. Maçlarını şeyde oynuyorlar. Aynı bizim gibi. Eee, birisi yatıldı ik Francisco'da ama Meksika'da kalacaklar. Sabah saatlerinde ülkeye giriş yapacaklar. Akşam maçlarını oynayacaklar, dönecekler. Yani inanın bu aslında işkence gibi bir şey. FIFA zaten böyle şeyler olmasın diye bu kampiylerini belirledi. Ama İran'a tabii ki bir ayrıcalık, ayrımcılık var karşı tarafta. Bir sürü gazeteciye, İranlı, Afrikalıya vize verilmemiş. İran'ın teknik ekibine vize verilmemiş. Aynı şekilde İskoç futbol severler kapıdan dönmüş. Vize bulamamış. İsviçreli yıldız bir oyuncunun gene aynı şekilde eski bir davasından dolayı özel statüyle vize alması lazım. O yok. Ve dün artık sonunda bu grafik değil arkadaşlar. Ve dün artık sonunda ne oldu? İngiltere kampına 7 kilometre ötede silahlı çatışma yaşandı. 9 kişi yaralandı. Kansas'ta, Missouri eyaletinde, Kansas City'nin etrafında. İngiltere henüz orada değildi. Ayın 13'ünde geliyormuş. Ancak bu da dedi ki işte ABD gerçeğiyle hepiniz tanışın. Vize skandalları, Müslümanlara özellikle yönelik özellikle şimdi İran'a yönelik bir ayrımcılık. E bir taraftan da silahlı çatışmalar. Bütün bunlar zaten aslında ABD'de yaşayanların sık sık karşısına çıkabilen şeyler. Şimdi de nasıl bu işin altından kalkacaklar diye soruluyor. Eee, bilmiyorum. Özellikle İran'a yapılan gerçekten çok enteresan bir eee durum. Yani İran'ın gelip gelmeyeceği de konuşuluyordu. Ancak geldiler. Eee, akşam maçlarına sabah yola çıkıp gece dönmeleri lazım ve teknik ekibin yarısına vize dahi vermemişler. Yani ben inanım ikinci takımı İran şurada bir başarılı olsun. Bir de büyük sıcaklık sıcak sıcak vuruyor herkesi. Şu anda Arizona'da Türk milli takımı kampa girdi.

>> Sıcaklık 40-45 derece yani 45-50 derecelere çıkan sıcaklık var. Yani en çok zorlandıkları yaş orası. Gerçi mesela San Francisco, Vancouver >> o kadar sıcak yerler değil yani 20-25 derece ama kamp yaptığı yerler şu anda e çok sıcak. Bu yaz da çok sıcak geçiyor New York'ta gördüğüm kadarıyla ya da şey Amerika Birleşik Devletleri'nde. Arda birazdan sana döneriz belki ama Selçuk Şirin bekliyor bizi. Şimdi biz Selçuk Şirin hocamızla farklı konuları konuşuyoruz. İşte ne bileyim eee psikoloji konuşuyoruz, siyaset konuşuyoruz ama bu sefer New York'ta yaşayan ve New York Knicks taraftarı bir Selçuk Şirin'le konuşacağız. Hocam hoş geldiniz. Eee, Türkiye'ye de hoş geldiniz. Sabahlara kadar maç seyrediyorsunuz gördüğüm kadarıyla sosyal medyada. Geçen gecenin bir yarısı Selçuk Şirin maç paylaşmış. Gece 3.30'tan 6'ya kadar maç seyrediyorsunuz. Ne oluyor? New York Knicks bir deliliğe, çılgınlığa yol açtı New York'ta. Tam olarak ne yaşanıyor hocam?

>> Valla New York eee 1900 bir final oynadı NBA'de. 99'da finalde de Spurs'le birlikte yani yine şu anda final oynadığı takımla birlikte oynadı. Eee yayın durdu mu? Geliyor mu ses?

>> Devam ediyoruz. Dinliyoruz.

>> Gelip gidiyor ama devam ediyoruz hocam. Dinliyoruz sizi. Yayındasınız.

>> Tamam. Eee, yani en son 1999'da, eee, final oynadı ve tesadüf odur ki 99'daki finalde de şu an oynadığı takımla Spurs'a karşı yenildi. O zaman Patrick Ewing vardı. Fakat ben şimdi 1996'dan beri New York'tayım. Yani ilk Amerika'ya gittim, New York'a gitmiştim. Ben New York'u hiç böyle görmedim. Jeti. Yani sen de orada bir süre yaşadın. Şu anda New York'ta eee hem yeni seçilen belediye başkanının getirdiği gençlerde bir heyecan zaten vardı. Eee, en son e tabii Arsenal'in de New York'ta en çok fan base olduğunu biliyorsun. Onların da şampiyonu New York'ta kutlandı. Ama hiçbir zaman bu kadar büyük partiler, bu kadar büyük buluşmalar ben New York'ta görmedim. Ben geçen hafta New York'taydım. Şöyle söyleyeyim. Spurs'de olan maçlar biliyorsun Texas'da oynadı ilk iki maç. O iki maç için New York'ta stadyumda biletler satılıyordu. Oraya ben bilet bulamadım. Yani şu gördüğün gibi partilere girmek iç.

>> Maçı boş statla ekranda mı izliyorlar? Madison Square'de yani binlerce izleyici. Gerçekten.

>> Evet. Evet. Onun onun.

>> Yani ama yani New York Nick bir de yıllarca Amerika'nın en pahalı takımıydı. Yani yıllarca bu 2000'li yılların başında en çok para harcayan ama finale bırak playoff'lara kalamıyordu. Şu anki takım çok ilginç. Yani şu anki takımda yıldız yok. Yani eee şöyle soldan sağa beş tane ana oyuncu yedeklere falan baktığında yıldız yok. Fakat ne var biliyor musun? Çok ilginçtir. Amerika'da da herhalde NBA'de ilk defa oluyor. Biliyorsun orada eee kolej takımları var. NCAA diye e kolej Mart ayında oynanır. NBA kadar olmasa da çok çok önemli. Orada Vilanova diye bir eee üniversite var. Eee, Pennsylvania'da. Bu Vilanova Üniversitesi iki sene üst üste şampiyon oldu. Çok nadir bir şey yani. Şimdi o iki şampiyonluğu alan üç tane oyuncu. Tamam mı? Düşün bunlar üç tane. 18 yaşında geliyorlar. Vilanova'da oynuyorlar. Üçü de NBA'ye gitmek istiyor ve hiçbiri ilk turda giremiyor biliyor musun? Yani o NBA'de biliyorsun hani sıraya yürüyor oyuncular, takımlar sıraya giriyor. Draft yapılıyor. O draft'te üçü de seçilmiyor ilk turda. 34. sırada seçiliyor yanılmıyorsam. Şu an Brunson diye bütün dünyanın New York'un King'i deniyor artık o adam. O seçiliyor. O da böyle yedekte oynuyor. İşte Houston'da yedekte oynarken e bir maçta ondan önceki yani asıl oyuncu, oyun kurucu gard olarak oynayan Doki eee sakatlanıyor. Bu herif maça giriyor. 40 atıyor. Tamam. Sonrası tarih zaten. Oradan New York'a geliyor. Peki bu adamın koçu kim biliyor musun? Yani New York'ta şu an eee point guard olarak oynayan bu Brunson dediğimiz çocuk yani New York'ı finale taşıyan ve New York'un kingi olan ve bundan sonra eğer New York önümüzdeki maçı alırsa Michael Jordan gibi işte diğer starlar gibi herkesin adını duyacağı Brunson'ın koçu da babası biliyor musun?

>> Babası yanda duruyor yani. Yardımcı koç babası. Hatta geçen günkü ikinci maçta ne oldu biliyor musun? Bu oğlu biriyle tartışmaya girdi. Babası geldi oğlunu savunuyor falan böyle. Komik bir durum. Fakat Brunson New York'a geldikten sonra maaşını yarıya indiriyor biliyor musun? %40 oranında maaşını indiriyor alacağı parayı. O Vilanova'da iki tane arkadaşı vardı ya birlikte şampiyon olduğu. Onları da buraya getiriyor. Şimdi ve bu takım yani şu an sahaya çıkan beş kişiden üçü daha önce iki defa e ulusal şampiyonluk almış Vilanova'da. Üç arkadaş zaten onların şimdi önümüzdeki dönemde daha çok duyacağız onları kazanırlarsa eee onların dostluğu, arkadaşlığı da şimdi, eee, çok hikaye edilecek burada. Tabii güzel hikayelerden bir tanesi New York'un belediye başkanının şansı. Şimdi şimdi adam bundan 5-6 yıl önce bir tweet atmış. Çün demiş ki, "New York'a sosyalizm mi önce gelecek yoksa Arsenal mı önce şampiyon olacak?" Tamam mı? Adam Arsenal'ın hastası, New York Nick'in hastası. Bir de tabii sosyalist eee eee idealleri olan biri adam önce belediye başkanı oldu. Sonra Arsenal 20 küsur yıl sonra yıllar sonra belki daha çok onu arkadaşlar daha iyi bilir. Tam seneyi unuttum. Yıllar sonra Arsenal şampiyon oldu. Şimdi New York Nick de şampiyon olursa dünyanın en mutlu insanı New York'un eee belediye başkanı. Üç hayali de aynı sene içinde gerçekleşmiş olacak.

>> Şimdi hocam ben NBA maçlarına gittiğim zaman hani biraz tabii doğal olarak Türkiye ile kıyaslıyorum. Türkiye'deki basketbol ya da futbol maç seyircisiyle. Şimdi oradaki seyirci o kadar böyle hani uyuz ki yani hani en fazla defense defense defense hatta işte adam ork'la milleti gaza getirmeye çalışıyor. Dın dın dın dın dın dın falan ama ya bizde biliyorsun tezahürat olunca oo anasından başlıyor sülalesini bir geziyor bütün şeyde tribünlerde. Hadi üçlü çekelim hadi bilmem ne yapalım. Şimdi bizdeki ya da Avrupa'daki işte ne bileyim benzer Yunanistan şeyde Belçika eee Belçika diyorum şeyde eee kimdi? Romanya'da falan böyle basketbol seyircisi o kadar delirmiş bir seyirci ki yani hani şarkılar söylüyor, marşlar yapıyor. O yüzden beni bu delilik eee şaşırtıyor yani. Hani NBA'yı herkes geliyor tiyatro seyreder gibi seyrediyor yani. En fazla defense diyor, atak diyor. O kadar yani. Başka bizdeki gibi ne bileyim yedi ceddinden girip bilmem neresinden çıkıp şey yapmıyor yani. Hani öyle bir organizasyon yok. Amigo yok bir şey yok ya. Amigo diye bir kavram yok yani NBA maçlarında.

>> O yüzden bu.

>> Dansçılar var orada.

>> Dansçılar var. E şey ama onlar da gaza getirmiyor. Öyle gösteri gibi seyrediyorlar. Şimdi bu akşam sanırım 3. maç. Normalde 5 maç sürüyor. Eğer bu maçı alırsa şampiyon olacaklar ve Trump geliyor. Şimdi Trump da New York'lu ve de o da eee bu takımı tutuyor.

>> Ama şimdi nasıl olacak o yani? İstiyorlar mı gelmesini eee şeyden?

>> Ya şimdi Trump geliyor işte Mamdani de geliyor. Hatta Mamdani de ben halkın olduğu yerde izleyeceğim aşağıda Trump geliyor diye. Şimdi stada girişler tabii secret service falan bir sürü protesto oldu. Partileri iptal ettiler. Normalde o Madison Square Garden'ın önü ve arkasında belki hatırlarsın o postane ile onun arasındaki yeri kapatıyorlardı.

>> E şimdi bütün bunları iptal ettiler. Trump geliyor diye. Su götürmek bile yasak. Çanta yasak. Her şey yasak. Hatta 2 saat önce gelindi diye bir anons yapıldı. New York Knicks tarafından. Ama zaten biletler en ucuz bilet en son baktığımda 7.000 dolardı. Yani o biletler de öyle pek ucuz değil.

>> Şu şu an gösterilen video viral oldu Cüneyt. Onu bir.

>> Onu bir izleyelim hocam istersen. Ne diye konuşalım. Çok ilginç çünkü. Tam New York ruhunu ver.

>> Baş başa alalım onu.

>> Evet. Ne diyor?

>> Ya bu işte o ilk maç. Ya bu yeni değil ya. Şimdi burada ilginç bir şey var istatistik meraklıları için. Şimdi New York Knicks eğer 4 maçta 4 tane alınca şampiyon oluyor. 4 maçta kazanırsa Cüneyt NBA tarihinde yenilmezlik alarak kazanan ikinci takım olacak 15 maç boyunca. Yani rekoru bunlar Nisan ayının 24'ünden bu yana yanılmıyorsam hiç yenilgi almadan buraya kadar geldiler. Fakat bu e arkadaş diyor ki dört maçta final alacağız diyor ama ondan önce çok güzel bir şey söylüyor. Diyor ki benim belediye başkanım Müslüman. Benim New York'ta yediğim simiti cüşler yani oradaki Yahudi eee şeyler yapıyor. Nasıl bizim burada Karadenizli fırıncılar varsa orada da Yahudi fırıncılar var. Bu bagel dediğimiz şeyi ilk yapanlar Brooklyn'de ben bagım diyor Yahudi işte eee belediye başkanı Müslüman Hristiyan kısmını da diyor Christian Dea ekliyor. Ondan sonra 4 maçta alacağız diyor. Şimdi bütün New York'taki slogan bu. Her tarafta bu söyleniyor. Eee, bu akşam tabii New York kazanırsa 3-0. 3-0'dan da geri dönen hiçbir takım yok. Yani NBA tarihinde aslında 2-0'ı da karşı tarafta elde ettiği için büyük bir olasılıkla şampiyonluğu göreceğiz diye bekliyorum ben.

>> Hadi inşallah hocam. Eee, ben şeye ben de New York Nick tutuyordum ama San Francisco'ya taşınınca Warriors'a geçtim. Mahalle takımını tutuyorum. Onun maçlarına gidiyorum.

>> Zaten o rekoru Warriors kırmıştı daha önce. Yani 15 maç yenilmezlik rekoruyla şampiyon olan Warriors'dı. E şimdi eğer New York bu sefer kazanırsa bu da e tarihi geçecek. Fakat önemli olan tek bir starı olmadan, mega starı olmadan bir takım ruhuyla bunu başarıyor olması ve 1972'den bu yana ilk defa New York bir şampiyonluk tatacak. O da bir New York'lu olarak beni mutlu ediyor.

>> Eyvallah hocam. Görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.

>> Eee, bazen Mavi'ye şaka yapıyorum. Mavi hayatı boyunca şampiyonluk göremediği için çocukçağız doğduğundan beri oğlum diyorum eee acaba Galatasaray'a mı geçsek diyorum. Şöyle tepki estiriyorum. Ne demek böyle bir şeyi nasıl düşünürsün? Nasıl konuşabilirsin ya? Diyorum ne olacak? Futbolcular transfer olmuyor mu? Yani Fenerbahçe'de oynayan gidiyor Galatasaray'da da oynuyor. Yani biz de belki makus kaderimizi değiştirebiliriz falan diyorum. Hayır, böyle bir şey söz konusu olamaz. Yapıyor ama Amerikan takımı olunca geçiyoruz yani. Hani böyle bir şey. İlginç bir durum var abi. Yani Türkiye'de takımını değiştiremiyorsun. Bak değiştirmek yani şu anda bile Fenerbahçeliler hop oturup hop kalkıyordur. Teklif bile edilemeyen şeyler. Anayasayı değiştirmeyi teklif edebiliyorsun ama takım değiştirmeyi teklif edemiyorsun. Setenay gel. Mesela kadınlarda da böyle mi? Mesela erkeklerde kuaförünü değiştiremiyorsun. Yani ben şimdi birazdan gideceğim. 30 yıldır özne saçımı kesiyor. Yani hani bir öyle bir tabu var ama dünyada da var bu böyle bir tabu. Yani gördüğüm kadarıyla hani eee kadınlar o konuda çok muhafazakar değiller ama eee farklı kuaförlere gidiyorlar bildiğim kadarıyla. Gidiyorlar.

>> Aslında. Bizde de biraz bize de biraz öyle. Mesela başka yerde kestirdiğimizde aynı kuaförümüze geri dönersek fark edip bana neden gelmedin kime kestirdin diye trip atabiliyorlar.

>> Kuşçuluk şeyi oluyor mu orada? Ha başka yerde kestirmişsin.

>> Orada bir sesler kısılıyor. Evet bir tripleşme oluyor.

>> Öyle bir şeyi düşünemem bile yani. Özle ne yüzle giderim bir daha? Gidemem yani. Hani utanır insan. Niye gittin?

>> Şey eee ya ilginç birkaç konuyu konuşalım seninle. Bir tane reklam gördüm. Yani daha doğrusu bir hani İstanbul kedileriyle ünlü bir şehir biliyorsun. Hatta eee bugün de bir video attım. O video varsa viral oluyor. Hatta yakında ben geçen Turizm Bakanlığı'ndan bir arkadaşımla konuştum. Yani bunu keşke şey yapsanız yani kedi reklamı yapsanız yani dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şehir yok yani bu kadar kedilerle beraber yaşayan kedilerin bu kadar hayatın içinde olduğu eee sokak köpeklerininki ama özellikle kedilerin yani ben işte mesela Brooklyn'de kedi kahvesi diye bir yer var biliyor musun? Kafeye gidiyorsun para verip işte 10 dolar verip kedili seviyorsun. Abiciğim bizde 10 dolar versen kediler gönderemezsin. 100 dolar versen gitmez. Baksana her yerde kedi var yani.

>> Her yerdeler.

>> Her yerde yani. Stada git. Statta var işte camiye git. Camide var. Metroya indin. Orada da kedi var. Yani her.

>> Akbil Akbil okuttuğumuz yerde özellikle bazen kediler üstüne çıkıyor. Bir de şöyle bir şey gördüm. Adamın teki şöyle lütfen bu şahsı apartmana almayınız diye bir şey yapmış. İlan bastırmış. Orada da duruyor bak kenarda. Niye böyle kediye böyle bir şey yapmışlar? Ne yazıyor ilanda?

>> E sürekli aslında oraya girdiği için eee rahatsız oluyorlar ve apartmanı almayınız. E özellikle kurye arkadaşlara uyarı veriyor. Lütfen içeriye sokmayın, izin vermeyin diye. Sabıkalıdır yazmışlar bir en altına da.

>> Hay Allah'ım ya.

>> Şimdi bir başka konuya geçelim. Magazinde daldan dala. Tarkan Ankara'da bir konser verdi. Yağmur yağmış ne yazık ki ama bayağı da iyi olmuş. Fakat Tarkan'ın şimdi sahneye çıkış çok önemli. Tamam mı? Sahneye ilk çıktığından çok önemli. Herkes bekliyor seni saatlerce. Yağmur altında bekliyor falan. Ya Tarkan'ı sahneye kim böyle çıkarttı arkadaş ya? Bu nedir yani? Bu plastik yağmurluğu niye giydirdiniz Tarkan'a? Hadi bir yağmurluk giydireceksiniz. Ne bileyim bir siyah bir şey giydir, bir cool bir şey giydir. Pazardan aldığın bu şeyi niye verdin kardeşim? Tarkan da sıkılıyor, açıyor zaten. Sonrasında da çıkartıyor yani şeyde. Fakat.

>> Çıkartıyor bir süre sonra.

>> Ya Allah'ım ya. Birisi de dememiş mi? Dur ya Tarkan'ı bu şekilde çıkartmayalım. Ayıp oluyor ben. Birazcık ıslansın ne olacak sorum. Sonra çıkartıyor zaten. Bakıyor yağmur da yok yani. Ne olacak yani? Birazcık yağmur gelse, yağmur şey yapsa. Bu da komikti ama en güzeli bence ya sen Kocella'ya gittin değil mi? Gitmedin daha ama Köyçella var biliyorsun. Köyçella. Koçella'nın Türk versiyonu.

>> Mahmut Orhan kardeşimiz. Mahmut.

>> Geçen gün köyünde bir şey vardı. Hala konuşuluyor. Eee, verdiği konser. Nerede bu köy? O köyde büyümüş. Sonra mesajlaştım ben. 18 yıl burada bir yaşadım dedi. Sonra buraya bir borç olarak geldim dedi. Eee, nerede köy?

>> Körse köyündeydi diye hatırlıyorum. Balıkesir'de. Balıkesir'de bir köydeydi. Eee, ardından zaten çok büyüdü. Yeni bir yeni bir performans sergiledi. Orada da yine eee dolma dağıttı katılan kişilere. Böyle ekranda da görüyorsunuz.

>> Ya. Şahane ya. Ha bu İstanbul'da konser vermiş yine. Bence bu Mahmut Orhan'ın böyle bir yeni bir şey olabilir. Yani yeni bir alameti farikası olabilir. DJ'lik dünyasında böyle bir şey olabilir. İşte gidecek Mykonos'ta mesela annesi gelecek oradan sarma dolmayı getirecek. Bu ne diyecekler? Millete de ilginç gelir yani. Eee, dolma dağıtacak arkada.

>> Yeni bir akım olabilir onun için.

>> Evet. Ya ama yani Mahmut Orhan bir defa yani geçen gün ben DJ setini gördüm onun programını. Şu anda Türkiye'nin değil dünyanın tanıdığı en ünlü DJ'lerden birine dönüşmüş durumda. Büyük bir başarı hikayesi Mahmut Orhan'ın. Ama en güzeli de bu. Bak doğduğu yerlerden kopmaması, utanmaması, çekinmemesi. Vefa demek ki Balıkesir'de bir köy adı değilmiş diyebileceğimiz gerçekten güzel bir şeye de imza atmış durumda. Eee Harbiye'de yeni konserler var sanırım. Kim geliyor başka?

>> Evet. Eee, Yalın ve Natasa Theodoridu beraber sahne aldılar. Birlikte düet yaptılar. O çok konuşuldu. Beraber daha doğrusu Yalın Keşke'yi tekrardan sergiledi. Eee, o da güzel bir andı. Bir bölümünü Türkçe, bir bölümünü de Yunanca okudular.

>> Bakayım. Bırak sensiz kalmaya uzun yıllardan sonra ben gidemedim ama işte mesela Mahmut Orhan'ın eee şeyi vardı eee Sarıyer'deydi sanırım bir parkta bayağı DJ'ler çıktı. E Morcheeba gelmişti ya dün. Morcheeba vardı yani Galataport'da başka bir şey vardı. Yani şehir fıkır fıkır e çok da iyi oluyor yani. Uzun zamandır özlediğimiz o enerjisini tekrar yakalamaya başlıyor şehir. Konserler yeniden dönmeye başladı, çoğalmaya başladı. Ben de eee merakla ve sevgiyle takip ediyorum. Peki çok teşekkür ederim Setenay.

>> Görüşürüz. Bugün bir işbirliği ile bitireceğiz ama önce eee beğen tuşunu bir kez daha hatırlatayım ve şimdi izleyeceğiniz yayınlar gibi eee işbirlikleri için siz de katılabilirsiniz. Kenanet Dipno TV'ye yazabilirsiniz. Şimdi eee Hatay'da ya da deprem bölgesinde çok şey yaşanıyor. Hala yapılıyor. Yani devlet bir yandan harıl harıl çalışıyor ama özel şirketler de ellerini çekmediler. Onlar da bölgeye çeşitli yardımlarda ve işte depremden bunca yıl geçmesine rağmen çeşitli yardımlarda bulunuyorlar. Ki sabahleyin Volkan Sevilgen'den bir mesaj aldık. Grubumuza yazdı. Dedik ya tıpkı Kahramanmaraş depremi gibi bugün de Filipinler'de bir deprem oldu. 7.8 8 aynı eee şiddette yıkım olabilir diye bizi uyardı ki varmış ama şu an görüntüler hala geliyor. Tam ne kadar yıkım var bilmiyoruz. Onlara da geçmiş olsun dileyelim. 3 yıl geçti depremden ama kimi firmalar çalışıyorlar. Danone de onlardan bir tanesi. Dediler ki biz sizlere çalış neler yaptığımızı biraz anlatmak istiyoruz. Tabii seve seve dedik. Özellikle ben bu tür şeyleri isteyerek yapıyorum. Çünkü eee önemli olan sadece bir firmanın yaptıkları değil ya o firmanın yaptıklarının diğer firmalara da örnek olması. O yüzden çok fazla mütevaziliği de doğru bulmuyorum ben. Yani bazı firmadan gidiyorlar çok yardımlarda bulunuyorlar. Hiç duyurmuyorlar. Oysa duyurun ki bakın başkaları da gelsin yapsın ya örnek olsun. Yani iyi örnekleri de vermemiz lazım. Danone'de onlardan bir tanesi. Danone Türkiye, Orta Asya, Kafkasya ve Ortadoğu ve Afrika Genel Müdürü Cem Küçükçan'a da ben bölgede neler yaptıklarını sordum. İsterseniz bugünkü programımızı bu söyleşiyle bitirelim. Yarın 12:00'de canlı yayında tekrar buluşalım diyelim.

Kahramanmaraş ve Hatay'daki depremin üzerinden neredeyse 3 yıl geçti. Geçti geçmesine ama hem devlet hem de özel sektördeki çeşitli firmalar Hatay'dan ya da bölgeden ellerini çekmediler. Unutmadılar. Çalışmaya devam ediyorlar. Bu firmaların yaptıkları işlerin anlatılmasını ben çok önemsiyorum. İki açıdan. Bir yaptıkları işin çok önemli olduğunu e varsayıyorum ve kabul ediyorum bölgeye bizzat gidip takip eden bir gazeteci olarak. İkincisi de bu şirketlerin ya da devletin yaptığı bu işlerin diğer başka şirketlere de hem örnek olduğunu hem de ilham verdiğini düşünüyorum. Şimdi o firmalardan bir tanesi olan eee Danone Türkiye'nin daha doğrusu sadece Türkiye değil Danone Türkiye, Orta Asya, Kafkasya, Ortadoğu ve Afrika Genel Müdürü eee Sayın Cem Küçükçan'ı eee yayına almak istiyorum. Çünkü 6 Şubat 2023 depreminin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen eee Danone çalışmalarına devam ediyor. Cem Bey ilk olarak hoş geldiniz. İkinci olarak da tebrik ederim. 3 yıl geçmesine rağmen bırakmadınız çalışmaları. Bugün dönüp baktığınızda Hatay'da yaptığınız bu projeler nelerdir? Bize bir şöyle bir özetleseniz ne anlatırsınız acaba?

>> Tabii eee esasında bizim orada en büyük eee parmak izimiz eee kısa vadeli bir yardım olarak değil eee uzun vadeli bir sorumluluk olarak aldık. Eee, biliyorsunuz ilk başta bir temel beslenme ürünleri ve medikal nütrisyon ürünlerini biz çok acil oraya, eee, ulaştırdık. Ama esas farkına vardık ki orada, eee, bugünün akut ihtiyaçlarını eee, hızlı yanıt vermekle beraber uzun soluklu, sürdürülebilir bir kalıcı fayda yaratmamız lazım. Eee, onun için, eee, çevreden sağlığa, sağlıktan topluma, eee, birlikte yeniden oraya bir, eee, kalkınma modeli nasıl getirebiliriz? Bunun bir, eee, paydaşı nasıl olabiliriz? Buna nasıl katkıda bulunuruz diye eee, bayağı bir eee, hem global hem kendimiz burada eee, lokal olarak eee, düşündük ve projelendirdik. Eee, bizim en büyük katkımız oradaki akut ihtiyaçlar kadar uzun soluklu sürdürülebilir fayda sağlamak yönünde oldu. Barınma ihtiyacından hastanelere desteğe, hastanelere destekten oradaki gençlik programlarına kadar birçok eee programın esasında bir birlikte yeniden ayağa kalkma modelinin parçası olduk.

>> Özellikle Hatay'da eee bugün baktığınızda sahadaki karşılığı ne oldu? İnsanlar ne diyor? Nasıl tepkiler veriyorlar size?

>> Eee, herhalde işin en güzel tarafı bu bizim için. Eee, ben iki günlük bir Hatay ziyaretinden yeni geldim. Oradaki, eee, barınma ihtiyaçlarını esasında, eee, evlerin yeniden yapılanması ile ilgili üretilen kerpiçlerin, eee, üretimini biz, eee, üstlendik. Eee, oradaki evlerde yaşayan insanlara dokunma fırsatı bulduk. İnanılmaz güzel bir ekosistem yaratmışlar kendilerine ve oradaki memnuniyetlerini bizle çok güzel paylaştılar. Bu eee projeleri yarına bir iz bırak eee çatısı altında yani yarına bir iz bir dayanışma, birlik beraberlik aynı zamanda uzun vadeli bir fayda üret anlamında eee kullanıyoruz. Üç eksende ele aldık onu. Eee birincisi çevre. Orada 100. Yıl köyü sürdürülebilirlik sponsoru olduk. İkinci olarak sağlık eee Mustafa Kemal Üniversitesi'nin eee çocuk bölümüne, pediatri bölümüne 100 adet tıbbi cihaz eee bağışladık ve iki adet eee oyun odası kazandırdık. Çocukların hem fiziksel hem psikolojik sağlıklarına destek olmak amacıyla aynı zamanda eee depremden etkilenen öğrencilerin, gençlerin eee mentorlük, koçluk programları olan güçlü nesillerle güçlü gelecek programını da ele aldık.

>> Yakın bir zamanda Danone Türkiye B Corp sertifikası alıyor. Yani bu faydalı şirket anlamına geliyor bildiğim kadarıyla. Ne demektir faydalı şirket? Ve mesela Hatay'daki projelere nasıl yansıdı bu faydalı şirket? Bakış açınız.

>> E faydalı şirket olmak Cüneyt Bey, eee içinde faaliyetlerini yürüttüğün toplumun ihtiyaçlarına odaklanarak kalıcı bir fayda üret demek şirket. Yani sadece geleneksel olarak ekonomik fayda değil. çevrene, topluma, çalışanlara, müşterilerine, tüketicilere, herkese bir fayda üret ve bu faydayı da hep birlikte paylaş demek. Biz B Corp sertifikası eee alan şirketlerin başında geliyoruz Türkiye'de. Eee ve bu eee sertifikanın esasında en büyük e bayraktarlarını yapan şirketlerden bir tanesiyiz. İstiyoruz ki bizim gibi birçok şirket sadece ekonomik fayda değil, eee, içinde e olduğu topluma, çevreye, sağlığa, tüketicilere, müşterilerine fayda sağlasın.

>> Son olarak bundan sonra ne yapmayı düşünüyorsunuz? Eee, deprem bölgesinde ne tür faaliyetleri planladınız?

>> Eee, Cüneyt Bey bu bizim için sadece bugünün değil yarının yaşam koşullarına da eee, pozitif katkı sağlamak istiyoruz. Onun için belli bir süreyle kendimizi kısıtlamıyoruz. Eee, daha fazla insana dokunmak, daha fazla insanın hayatına pozitif katkıda bulunmak için elimizden gelen her şeyi yapacağız.

>> Cem Bey, tebrik ederim. Eee, daha uzun süreler sizi oralarda görmek isteriz. Çok çok teşekkür ederiz yaptıklarınız ve yayına katıldığınız için.

>> Ben teşekkür ederim. Çok teşekkürler.