Transcription
[müzik] Evet sevgili izleyenler, değerli canlar, kıymetli eee saf bilinç takipçileri. Hepinize tekrar bir saf bilinç programından tekrar bir selamlar ama böyle ince bir sistemle başlayacağız. eee önce affınızı istirham ederiz geç başladığımız için. Eee, tabii e yani İstanbul'a yağmur yağdığı zaman sanırsınız ki göktaşı düşüyor. Yani bir acayip bir trafik, acayip bir eee koordinasyon problemi. Eee, bu yaz ortasında yağan bu yağmur esnasında maalesef ciddi bir ulaşım sorunu yaşadık ve bu sebeple de eee, geciktik ve bundan dolayı da siz izleyenlerimizden özür dileriz. eee bunu tekrarlamama adına gayret göstereceğiz. Eee ama e tekrar belirteyim. Yani İstanbul'a yağmur yağdığı zaman hocam yani ahali hemen arabayla bir hücuma çıkıyor. Yani bir bir sakin olmak lazım vesaire. Zaten Türkiye'de yağmur yağdığı zaman bizim tünellerimiz böyle alt geçitlerimiz göle dönüyor. Yani bizim üç tarafımız denizle çevrili derler. Yani ben ona katılmıyorum. Yani bizim her yerimiz deniz. Maşallah. Yani arabayla tünelden geçiyorsunuz. Yağmur yağdı mı orası gölet oluyor. Yani şimdi bu tür sorunlar yaşanıyor. Vatandaşlarımıza tavsiyemiz böyle yağmurlu havalarda mümkün mertebe vasıtalarını kullanmamaları, toplu taşıma araçlarını kullanmaları daha sağlıklı. Eee onu söyleyelim. Eee ve böyle başlamış olalım.
Bu hafta değerli canlar çok önemli bir konuya başlıyoruz. Kur'an'ın bel kemiği hatta en önemli kavramı diyebileceğimiz salat kavramını, salat kavramını enine boyuna açacağız ve bu bu hafta yetmeyecek. Bunu biz birkaç hafta götürmek zorundayız. Eee bu kavrama yabancı olan izleyicilerimiz için şunu söyleyeyim. Kur'an'da eee belki de dini hayatın en önemli kavramı olan bu salat kavramı maalesef birtakım yanlış tercümelerle eee hatalı tercümelerle eee dini dünyadan çıkartılmış durumdadır. Genellikle bu kavramı gördükleri yerlere işte eee namaz yazma vesaire birtakım eee tercümeler yaparak salat kavramının anlam derinliğini ortadan kaldırdığı bir anlayış. Ama ben bu anlayışı kınayarak başlamayacağım. Ben eee kendisine Kur'an Müslümanıyım diyen bazı çevrelere eleştiri yaparak başlayacağım. Kendilerini de bu programı izlemeye davet ediyorum. İzlesinler bakalım nerede bir eksiklik var, nerede bir boşluk var. Ayetlerle ilgili yapacağımız mülahazalarda bir noksanlık mı var? Bir görsünler bakalım. Eee enine boyuna yapılacak bu sohbet, bu tartışmaya iştirak da edebilirler, itiraz da sunabilirler. Fakat ben e birçok Kur'an Müslümanının bu kavramı bile bile yanlış çevirdiğini eee cemiyetin eee takdirini kazanmak için hakkın rızasını terk ettiğini düşünüyorum hocam. Yani böyle de bir problemimiz de var.
>> Evet.
>> Eee onu da ifade edeyim. Şimdi kavramla ilgili başlayacağız ama ben tabii hemen sözü size vereceğim. Eee salahate girmeden yani teknik tartışmaya, sohbete girmeden bu kavramla ilgili girizgah yapmak isteseniz neler söylemek isterdiniz? Yani ben de bir girizgah yaptım. Ona da katkı olabilir. Eee sözü size bırakıyorum hocam. Buyurun.
>> Eee daha önceki eee yayınımızda da söylemiştik. Allah'ın indirdiği dine oynanan en büyük oyun zihinsel ve eylemsel olan bir öğreti, insanı ve toplumu inşa eden, Allah'ın murat ettiği yeryüzündeki sosyal düzenin eee kurulmasını istediği sosyal düzenin ilkelerini ortaya koyan dinini ne yapmışlardır? Hep aynı oyun oynanmıştır. Hepsi şekle döndürülmüştür. Yani Samiri örneğinde vermiştik.
>> Evet.
>> Yani eee bunu hep aynı oyun oynanmaktadır. Bugün eee mesela eee salat, kıyam, rüku, secde, kıble, tesbih, zikir bunlar hep şekle döndürülmüş. Hep aynı oyun oynanıyor. Nasıl yapılıyor? Bu oyun oynanırken
>> elçinin mesajından kavram alınıyor.
>> Evet.
>> kitap dışında ona bir şeyler katılıyor, karıştırılıyor ve ortaya bir şekil ortaya çıkıyor. Yani İbrahim'in dediği siz kendi yonttuğunuz putlara tapıyorsunuz diyor ya. O put sadece şekilsel eee değil. O heykelden ibaret değil insan.
>> Evet.
>> eee siz halatı alırsınız. Kur'an dışındaki bunu hepsi kabul eder. Yani e Kur'an'da eee ritüel namazının anlatılmadığını eee büyük çoğunluğu kabul eder. Etmeyenler Kur'an'da vardır diyenler de kavramlara ki birazdan geleceğiz. Eee türlü türlü şekillere sokarak ortaya namazı çıkarıyorlar. Yani zihinsel ve eylemsel olan öğretiyi kendileri de bir şey katarak, kitap dışında bir şeyler katarak her zaman onu şekle döndürüyorlar.
>> Evet.
>> Çünkü şekilcilik eee daha kolay. Hani bize diyorlar ya siz günde beş kere Allah'ın huzuruna çıkmaktan eriniyorsunuz. Diyorum ki ben 24 saat Allah'ın huzurundayım.
>> Tabii ne zaman huzurunda değilsin ki?
>> Ne zaman? Evet. Şu an bile huzurundayım. Yani şu anda huzur
>> siz günde beş kez Allah'ın huzurunda olduğunuzu düşündüğünüz için sosyal hayatınızda din yok.
>> Yani
>> ticaretiniz yok.
>> Zamanı bunlar Allah'ın bunlar da bizim zamanımız diye bölüyor değil mi?
>> Şimdi e hayatı parça parça etmek yani bu Allah'ın zamanı bu benim zamanım bu ticaretin zamanı gibi bir ayrım yapılıyor. Yani
>> siz az önce bir şey söylediniz hocam. Ben salat eşittir din diyorum. Allah'ın indirdiği din. Şimdi Beyine suresi 5. ayette onlara şundan başka bir şey emredilmemişti. Dini sadece ona özgüleyerek kulluğu ona yap. Salatı ikame et. İşte kayyım olan din budur.
>> Evet.
>> Kayyim olan din budur. Yani sen salatın içerisinde varsan, salat ediyorsan, salatın ikamesine, ikamesi için eylem ortaya koyuyorsan Allah'ın dinine mensupsun.
>> O zaman hocam girelim mi salata?
>> Girelim.
>> Çünkü salat ikame dedik. Şimdi izleyenler bilmeyebilir. Belki daha sonra önce bir
>> tabii izleyenler bilmeyebilir. Şimdi deminden beri yaklaşık işte 15 dakikadır çok da eee nitelikli bir şekilde koyduk ortaya. Nedir hocam bu salat? Salat nedir? Kur'an'da bu hangi şekillerde kullanılır? Bu kelimenin kökü nereden gelir? Bu kelimenin kök manaları nelerdir? Kur'an'daki kullanım türleri nelerdir? biçim olarak.
>> Şimdi eee bütün dillerde olduğu gibi bir dile bir kavram, bir kelime girdiği zaman hep somut şeyler üzerinden girer. İnsanlar etrafında gördüğü şeylere verdiği isimlerle kelimeler, kavramlar üretilir. Şimdi eee salat kavramı da aynı şekilde salat kavramının eee kavramının kökünde eee [boğazını temizler] şey vardır. eee leğen kemiği, omurga, uyluklamak, bir şeye omuz vermek, desteklemek anlamı vardır kökeninde. Dolayısıyla ilk dile bu kavram üzerinden girmiştir. Şimdi bu kavram üzerinden girdiğinde biz Kur'an'da salat geçen ayetlerin tamamını bu anlam üzerinden anlamak zorundayız. Neden? İbrahim 24'te der ki, "Tayyip kelam kökü yerde sağlam dalları göğe doğru uzanmış bir ağaç gibidir der.
>> Şimdi bu kök biz şimdi salatın kökünü verdik. Yukarıya doğru dalları uzanıyor ama o dallar köke bağlı olmak zorundadır.
>> Tabii.
>> Yani siz salata diyelim bir yerde destek, bir yerde dua, bir yerde rahmet, bir yerde ibadet, bir yerde din, bir yerde mağfiret diyemezsiniz. Bunlar birbiriyle alakası olmayan ayrı ayrı kavramlardır. Kur'an'da ayrı ayrı geçer. Dolayısıyla biz salata anlam yüklerken bu kavramı, bu az önce verdiğimiz anlam eee Arapçanın kökü yani belki de eee 1400 yıl önceki değil 2400 yıl önceki anlam. Biz şimdi o zaman ne yapacağız? Bu anlamı alacağız. Kur'an bu kavramı nasıl kullanıyor?
>> Evet.
>> bakacağız. İnsanlar buna ne anlamlar vermiş. Biz onlara bakmayız. Çünkü Kur'an bizi defalarca uyarıyor ki
>> Evet.
>> Onlar ayetleri tahrif ettiler.
>> Tabii.
>> Ve iblis insanları senin dost doğru yoluna oturacağım diye kandırıyor. İblise kanmamam için ben bu dini muhles kul olmam lazım. Muhles kul olmam için.
>> Olmak için değil hocam. Tam buraya katkı olarak bir şey söylemek için. Çünkü bu son dönemde ben bunu bazı YouTube kanallarında görüyorum. Salat kelimesini alıyorlar teknik olarak. Kökünü eee müşahede ederken vavı salat, vavsız salat gibi birtakım ifadeler kullanıyorlar. Şimdi bu kelime saleye, saleye ve sale ve köklerinin ikisinden birden gelebilir. Çünkü bunların son harfleri harf-i illet olduğu için bu iki sözcük kök nakıstır. Yani birbirine şeydir. Zaten türlere bakarsak salavat, salla, musalla işte
>> salat divat işte mesela salavat kelimesi buradan gelir.
>> Musalla buradan gelir. İşte camide ölüyü koyulan yer diyebilir toplum. İşte musallin buradan gelir. İşte siz cehennem eline sorduğunuzda siz e ne yaptınız? Biz müsallin değildik. Onları nasıl tercüme ederler? Musallin görünce namaz kılmazdık diye tercüme ederler. Salavat görünce peygambere salavat okuma. Allah ve melekleri resule salat ederler de Allah ve melekleri elçiyi desteklerler. Şimdi bu çeşitlilik. Ben bu kökü özellikle bunu verdim ki bu vavlı salat, vavsız salat gibi kafa karışıklığı yapıyorlar. Bu harfi illettir bunlar. Yani bu kökler nakıs olur. Aynı sözcüğün kökü olabilirler. Bunu şey yapmak istedim. Bir mesaj olarak bir yerlere vermek istedim. Çünkü çok üstünde tepiniyorlar. Buyurun. Daha da böyle çok girmeyeceğim araya. Bunu özellikle belirtmek istedim. Bir yere görebilir misiniz? Sorun yok.
Şimdi biz insanların ne dediğine bakmayacağız.
>> Evet.
>> Ve yorum da katmayacağız.
>> Evet.
>> Ayetler ortada. Bu kavramı Şinasi Güneş veya Eren Erdem açıklamıyor ki.
>> Tabii.
>> Allah açıklamış bu kavramı kitapta.
>> Evet.
>> Detaylı bir şekilde evire çevire tafsil etmiş, tefsir etmiş, temsil etmiş, tebyin etmiş. Hepsini Kur'an yapmış. Biz şimdi yorum katmadan
>> tabii.
>> izah edeceğiz. Şimdi Kur'an'ın içinde sistem sistematiğinde salat kelimesinin ilk anlamak için çıkış noktası kıyamet 3132'dir. İkili zıtlıklar üzerinden salla tanımlar.
>> Kıyamet 3132.
>> Kıyamet 3132. Şimdi bu kitaba imanı geleneksel inancı sünnilik veya şiilik onlar için söylemiyorum. Kur'an'ı merkeze aldığını iddia edenler. Bu kitap kendi içerisinde bir sistematik var. Allah ayetlerini sağlamlaştırdığını söylüyor. Şeytanların kattıklarına karşın. Hac 52, 53, 54.
>> Peki Allah ayetlerini nasıl sağlamlaştırıyor? Kendi iç sistematiğini de sağlamlaştırıyor. Siz bu sistematiğe niye secde etmiyorsunuz? Yani bu sistematiği, kitaba inandığınızı söylüyorsunuz. Kitaptan başka kaynak yok diyorsunuz ama kitabın içindeki sistematiğe secde etmiyorsunuz. Bu kitap diyor ki hicri 87de tam kapasiteli, tam donanımlı, eksiksiz mesani, mesaniden muazzam bir Kur'an sana verdik diyor.
>> Evet.
>> Ya bu mesaniye niye dikkate almıyorsunuz? Zümer 23. Şu ayette bu kitap diyor Allah hadisin en iyisini müteşabih mesani bir kitap olarak indirdi. Ya belki ben cahilim bilmiyorum ama hocam ben bu sistemi kullanan kimseye rastlamadım ya.
>> Ya Allah bu bu ne diyor burada ya? Bu kitap müteşabihi mesani olduğunu söylüyor. Niye bu konuya eğilmiyorsunuz? Çünkü işlerine gelmez. İşlerine gelmez. Yani ayetleri içlerine geldiği gibi eğip bükemezlerdi. O yüzden ben rastlamadım hocam yani bilmiyorum belki vardır. Ben rastlamadım. Kur'an'daki bu sistemi kullanan şimdi la saddaka ve la salla o onaylamadı. Salla da yapmadı. Şimdi sallaya anlam vermiyorum. La saddaka. Saddaka onaylamak. Salla. Bir sonraki ayet diyor ki lakin diyor kezebe yalanladı yalana sarıldı. Üstü neydi? Saddaka onun zıttı kezzebe. E üstte ne vardı? Salla. Onun altında var ne var? Tebella.
>> Tebella.
>> Tabii.
>> Hocam bu kitaba güveniyorsa insanlar salat kelimesine tevellanın zıttı dışında anlam veremezler.
>> Tevella nedir hocam?
>> Sorumluluktan kaçmak.
>> He.
>> Şimdi ayete bakarsak
>> yüz çevirmek diye tercüme eder. Sorumluluktan kaçmak.
>> Yok hocam. Yok. Sorumluluktan kaçmak hocam. Yüz çevirmek değil.
>> Evet. [homurdanır]
>> Yani eee hani bir insana sorumluluk verirsiniz.
>> Evet.
>> Velayet, velilik
>> tabii.
>> değil mi? Oradan geliyor. Tevella sorumluluğan kaçan kaçmak. Çünkü elçi ne yapıyor? Ayetleri insanlara tebliğ ediyor. O ayetler ne yapıyor? Bir takım insanlara sorumluluk yüklüyor. Şunu yapın, bunu yapmayın. Değil mi? Müşrik ne yapıyor? O sorumluluktan kaçıyor.
>> Şimdi burada
>> yüklenmiyor sorumluluğu.
>> Sıdk ile sıdk yani sadakat ile bizim Türkçemize sadakat diye giren sözcüğün kökü sıdk ile kesp yani kazibin yalancının kökü olan kezzep onların zıttığını görüyoruz. Burada da salla ile tevellanın zıtlandığını görüyor.
>> Zaten anlam bütünlüğü açısından
>> Kur'an bir diyalektik dile sahip. Yani kendisini zıtlıklarla e ifade eden ayetler sistematiğine sahip ve dolayısıyla burada tevellanın zıttı manasını alıyor. Sorumluluktan kaçmamak.
>> Evet. Sorumluluğu yüklenmek.
>> Yüklenmek. Kaçmamak. Evet.
>> Kaçmamak. Şimdi eee ayetlerle biz bunu detaylandırabiliriz.
>> Tabii.
>> Sorumluluktan kaçmamak. Şimdi hocam kaç ders sürer bilmiyorum. İzleyiciler de dikkat etsin.
>> Tamam. Salat kelimesine sıkıştığı yerlerde 67 tane türlü türlü anlam verenler bizi tahrif etmekle suçluyor. Ben bir şeye dikkat etmelerini istiyorum izleyenlerin. Bu tanımın dışında 100 tane salat ayeti varsa bu tanımın dışında bir anlam vermeyeceğiz biz. Yani sıkıştık mı şurada şu anlama gelebilir demeyeceğiz. Sorumluluğu yüklenmek, kitabın yüklediği sorumluluğu yüklenmek, desteklemek anlamı dışında hiçbir salat ayetine anlam vermeyeceğiz biz. Biz mi tahrif yapıyoruz, onlar mı tahrif yapıyor?
>> Evet.
>> Yani buna özellikle izleyenlerin dikkat etmesini istiyorum. Çünkü ne dedik İbrahim 24'te? Kökünü belirledik. Salatın dalları o kökle birlikte olması lazım. Tayyip kelam olması için. Aksi halde habis olur. O
>> hapis olur.
>> Hapis olur. Yani şimdi mesela hocam Hud 87.
>> Ey Şuay atalarımıza kulluk etmekten ve mallarımızı gerekli gördüğümüz şekilde kullanmaktan bizi senin salatın mı engelliyor?
>> Tabii.
>> Nedir? Nedir oradaki salat?
>> Sorumluluk yüklü. Atalarına kulluk etme. Malını öyle istediğin gibi harcayamazsın. Ev.
>> Şimdi sen bu yükümlülüğü yüklenirsen musallin olursun. Yüklenmezsen tevella yapmış olursun. Yani mütevelli olursun daha doğrusu.
>> Tamam mı? Bakın çok net. Veya mesela az önce siz okudunuz ya hocam müddessir suresi 43. Sizi seara sürükleyen nedir? Biz musallinlerden olmadık. Peki neydi? Biz miskini doyurmazdık. Vahiy onlara sorumluluk yüklüyor. Miskini doyuracaksın diyor. Sen doyurmadın.
>> Din gününü tasdik edeceksin diyor. Biz din gününü yalanlardık. Ne diyor? Kitapla bağını sıkı tutacaksın. Kitabı tek kaynak kendine kılavuz edineceksin. Başka kaynaklara yönelmeyeceksin diyor. Kitap değil mi? Onlar ne diyor?
>> Biz batıla dalanlarla beraber daldık. Yani dünyevileştik. Bakın salat burada musallin tanımlanıyor. Mearic suresi. Mearic suresi 17. ayetten 22. ayete kadar musallin olmayanlar tanımlanıyor. Ve 22. ayetten itibaren yaklaşık 34. ayete kadar musallin olanlar tanımlanıyor. Yani salat edenler tanımlanıyor. Ne deniyor orada? Onların mallarında isteyen ve isteyemeyenler için bir belli bir pay vardır.
>> Pay var. Vahiyin yüklediği yükümlülük yükleniyor onu veya onlar din gününü onaylarlar, tasdik ederler. Onlar söz verdikleri zaman sözünde dururlar. Onlar ırzlarını korurlar gibi 34 ayete kadar musallinlerin
>> özelliklerini say
>> özellikleri sayılıyor. Bunların içerisinde ritüel yok ki. Hiçbiri ritüel değildir. Yani musallin bir de mesela örnek eee febylü lil musallim var.
>> Tabii maun sur.
>> Vay o namaz kılanların halinde diyorlar ya diyorlar. Şimdi diyorum ki oradaki salat kelimelerini çıkarın. Tab
>> konu nedir? Bu bitin o din hakkında yalana sarılana sen dikkat ettin mi?
>> [homurdanır]
>> Odur. Yetimi itip kakan, yoksuluğu doyurmaya teşvik etmeyenlil musallin. O musallinleri eyvah onların boşa gidecektir. Eee,
>> onlar salatlarına yanılgıdadırlar.
>> Boştur. Yani yanılgı içindeler.
>> Ben bunu şuna benzetiyorum hocam. Eee, diyelim ki eğitimi o kadar bütçe harcadınız.
>> Evet.
>> Okullar, üniversiteler yaptınız. Tabii.
>> Ama
>> hiçbir eğitimde
>> eğitimde hiç başarınız yok.
>> Salat ediyorsunuz güya. Salat ettiğiniz Evet. Salat musallinsiniz güya. Salat ediyorsunuz ama yaptığınız salat salattan gaflettesiniz.
>> Tam o benim uzmanlık alanıma giriyor hocam. Bu siyasette bu siyasette şöyle siyasette sık sık kurdala kesilir.
>> Bilirsiniz herhangi bir partiyi hedef almıyorum. Burada particilik yok sevgili izleyenler. Biz genel bir hususiyeti tartışıyoruz. Sürekli kurdele kesilir. Mesela falanca yerde bir kadın sığınma evi açılır. Haydi bakalım şu kadar yer açtık. Bu kadar yer artık. Peki işlevsel mi?
>> İşe yarıyor mu? Gerçekten faydası var mı? Gerçekten orada bir hizmet yapılıyor mu? Yoksa bir gösteriş mi yapılıyor? Şimdi tam Maun suresinin alanına giren şey ama birçok Kur'an müslümanıyım diye kendisini tarif eden kişi dahi bunu feve veylün lil müsallin onlar namaz onların namazına lanet olsun gibi bir tercüme yaptılar.
>> Konunun namazla ritüelle ilgisi
>> ilgisi ne nereden çıktı bu yani? Evet.
>> Konu tamamen sosyal dayanışmayla alakalı bir konu.
>> Evet.
>> Yani yetimi yitip kakan, yoksuluğu doyurmaya teşvik etmeyen, azıcık yardıma engel olan, gösteriş yapan. Siz kurdele diyorsunuz ya işte hocam gösteriş işte başka
>> alkışlar gelir, kurdele kesilir. Haydi bakalım herkes dağılsın evine.
>> Enfal 3536 hocam onların beyitteki salatları el çırpmak, ıslık çalmak. Tabii yani hadi ya buradaki salatla Maun suresindeki salat aynı şey. Yani beyt zaten kurum demek hocam. Yani beyt Kur'an'daki beyt kelimeleri her ayetlerle ev anlamında geçmez. Yani eee Yunus 87'de eee Musa'ya vahyedilen Mısır'da beyitler hazırladaki beyit gibi. Şimdi Enfal suresi 35'e baktığımız zaman orada onların beyitteki salatları el çırpmak, ıstık çalmaktır diyor.
>> Evet.
>> Ve devamında diyor ki 36. ayette,
>> evet,
>> onlar diyor, insanları Allah'ın yolundan alıkoymak için infak ederler. Salat ediyorlar. Kur'an kursu açıyorlar. Medreseler açıyorlar. O biçim, o biçim. Niçin?
>> İnsanları Allah'ın yolundan alıkoymak için.
>> Alıkoymak için. Tamam.
>> Yani camiler, camiler bugün insanları Allah'ın yoluna mı davet ediyor? Ehli sünnetin yoluna mı davet ediyor?
>> Evet. Mescitler Allah içindir. Allah'tan başkasına davet etmeyin. Allah'a davet eden ve salih amel işleyen ve ben müslimlerdenim diyenden daha güzel sözlü kimdir? Davet Allah'a yapılır hocam. Davet Ehl Sünnete, Buhari'ye, Müslim'e, Tirmizi'ye yapılmaz.
>> Evet.
>> Eğer siz Kur'an dışında bir din anlatıyorsanız mescitlerinizde, camilerinizde, medresenizde, Kur'an kurslarınızda siz orada Allah'a davet etmiyorsunuz. Siz orada salat ediyorsunuz ama insanları Allah'ın yolundan alıkoyuyorsunuz. Sizin salatınız el çırpmak, ıstık çalmak. Sizin salatınız maun salatı gibi.
>> Bu faaliyetlerin yapıldığı yerlere drar mescidi denebilir mi?
>> Kesinlikle. Mescid-i Drar denebilir mi hocam?
>> Mescid-i Dirar'ın özelliklerine bak. Mescid
>> Mescid-i Dirar'ın özelliklerine bakalım. İnsanlar Allah'ın yolundan alıkoyarlar. Müminlerin aleyhine gözcülük yaparlar.
>> Evet.
>> Bugün isim vermeyeyim de tarikatlerin, cemaatlerin çoğunun affedersiniz kuyruğunun dışarıda olduğunu biz çok iyi biliyoruz.
>> Ajanlık yapıyor. Yakın zamanda da gördük hocam.
>> Gördük. 15 Temmuz
>> 15 Temmuz'da gördük. Yani başkalarının gözülü başkaları için gözcülük yaptıklarını
>> yaptıklarını gördük ve ne yapıyorlar? Mescitlerin içini harap ediyorlar. İçini boşaltıyorlar. Mescit nedir?
>> Mescit nedir? Allah'ın ayetlerini bu ayetler sadece Kur'an ayetleri değil. Tabiat ayetleri aslında. Secde etme insanın Allah'a secde etmesi Allah'ın yarattığı evrensel sisteme entegre olması demektir.
>> Evet. sisteme entegre olması. Çünkü Allah'ın ayetlerini, Allah'ın ayetleriyle Allah'ın tabiat ayetleri bir bütündür. Biz Allah'ın ayetlerine secde ettiğimizde sisteme otomatikman entegre oluruz. Dolayısıyla mescit dediğimiz şey Allah'ın Kur'an ve tabiat ayetlerini öğrenip bilinçlendiğimiz ve entegre olduğumuz mekanlardır.
>> Evet.
>> Ama müşrikler ne yaparlar? Bunu harap ederler. İçini boşaltırlar. Ne yaparlar? Kendi öğretileriyle içini doldururlar. E onlar o zaman mescidi durar işte. Zararlı
>> zararlı mescit yani. Zararlı mescit oluyor yani.
>> Evet. Enfal 35'ten devam edecektiniz galiba.
>> Enfal o el çırpmak, ıstık çalmak. Ben Maun suresindeki o eee eee salattan gaflette olan, gösteriş yapanların eee Kur'an'daki diğer bağlantı ayetini ben Enfal 35 eee biraz daha eee biraz daha açtığı için
>> eee bunu izah ettim. Mesela bakıyoruz eee Kur'an'da nebi daha Alak suresinin ilk başında yeniden salla
>> Evet.
>> salat eden, kulu engelleyene dikkat ettin mi diyor. Şimdi orada kul salat ediyor. Daha Alak suresi Kur'an'ın
>> ilk ilk ilk suresi.
>> İlk suresi.
>> Ve bir kul salat ediyor ve engelleniyor. Peki bu engellenen kul neden engelleniyor? Ya bir sonraki ayet bir sonraki ayetine bir bakın. Bu ne yapıyor? Ya o doğru yoldaysa, doğru yolu gösteriyorsa ya da takvaya davet ediyorsa.
>> Tabii.
>> Demek ki insanları takvaya davet etmek bir salattır.
>> Salatmış. Tabii.
>> Ve tahay 132.
>> Bir de şunu da söyleyeyim ahlaktan çıkmadan. Şimdi bu salat sözcüğünü orada namaz diye çevirdiğiniz zaman eee şimdi okuyalım. İkra bismi rabbikellezi halak halak ins alak. vebel ekrem. Şimdi bana abden izla ayetine kadar namazın anlatıldığı, emredildiği, bunun kılınmasını söyleyen bir ayet var mı? Yok.
>> Bir de namaz kılıyorsan yatsı namazında nereyi okuyacaksın? Alaktan başka bir yer yok ki.
>> Alakta yani hiçbir şey yok. Şimdi gelmiş gelmiş diyor ki yenhaden izla yani eee gördün mü engel olanı? Salat eden, salatta olan bir kulu.
>> Evet.
>> Bir yani hizmet yapanı orada kul hizmet
>> insanları bilinçli olmaya, Allah'ın sınırlarına uymaya davet eden.
>> Hak tabii o da neymiş? Takvayı emrediyormuş.
>> Takvayı emrediyormuş.
>> Ve eee doğru yol üzereymiş. Şimdi bu noktadan baktığımızda sizin o demin verdiğimiz anlam vardı ya sorumluluk onu koyalım oraya. Abdeniz sallallahı öyle. Yüklendiği sorumluluğu yerine getiren kulu engelleyene dikkat ettin mi? Sorumluluklarını yerine getiren
>> Evet.
>> eee yani sorumluluklarıyla yüklenip destekleşen
>> Evet.
>> kişiyi engelleyeni gördün mü?
>> Evet.
>> Yani Muhammed Aleyhisselam o günün şartlarında
>> bir bakmış etrafta gerçekten sorumluluk sahibi insanlar engelleniyor.
>> Evet.
>> Vaziyet sahibi insanlar, mesuliyet sahibi insanlar. Sizin demin verdiğiniz örnek yani eee kevni kainat ayetlerine akre olmuş, yoksuluğu destekleyen, halkın yanında olan insanlar engelleniyor. Buna denk gelmiyor mu o?
>> Evet. Evet. Aynen. E şöyle şöyle bir düşünün yani
>> bugün de öyle değil mi zaten hocam?
>> Biz kendi hayatımızda da görüyoruz. Kur'an'a baktığımız zaman
>> elçinin hayatında da görü Elçi Medine'ye niye gitti?
>> Elçi namaz kılsaydı kimse karışmazdı. Elçii,
>> elçiyi namaz kılsaydı kimse karışmazdı. İstersen beşe beş kat.
>> Tamam mı? Elçi ne yaptı? Mekke'nin tabiri caizse göbeğine gitti ve halkı sömüren, köleleştiren insanların karşısına dikilip bu zulmü ortadan kaldıracaksınız. İnsanlarla eşit olacaksınız. İnsanları köleleştirmeyeceksiniz. Kazancınızı paylaşacaksınız dedi.
>> Evet. Evet.
>> Onun için engellediler. Yoksa
>> yani selam olsun Muhammed gitti de namaz kıldı. Durdu namaz oruç tuttu namaz kıldı. Kabe'nin etrafında döndü. Kimse bir şey demez ona.
>> Tabii.
>> Ona kimse bir şey demez.
>> Zaten müşrikler de dönüyorlardı orada. Terbiyeleri de vardı.
>> E hac yapmak için Hudeybiye'de siz şu zaman yapın, biz bu zaman yapalım vesaire gibi birtakım şeyleri var, teklifleri var. Yani
>> şimdi
>> Evet.
>> Lokman'ın oğluna nasihati var hocam. Diyor ki, "Oğlum, salatı ikame et. İyiliği emret, kötülükten engelle." Yani ve başına gelenlerden dolayı sabret. Çünkü bu çok azim ve kararlılık gerektiren bir iştir. [kahkaha]
>> Çok önemli yani. Evet.
>> Ya namazın neyi azim ve kararlılık gerektiriyor ya? Keşke namaz olsaydı, salat olmasaydı yani. Ya bize diyorlar ki siz namazdan kaçıyorsunuz. Bir de hocam bir şey söyleyeyim.
>> Keşke namazda kurtulsaydık hocam.
>> Yanlış anlamayın. Bir şey söyleyeyim. Ben o Lokman eee suresindeki o ayeti okuduğum zaman evladına nasihat eden eee Lokman Aleyhisselam selam olsun. Şunu görüyorum. Ne çekmiş demek ki? Ne çekmiş ki? İyiklerine kadar
>> tecrübe konuşuyor. Hocam
>> acayip bir tecrübe var. Oğlum diyor bu diyor çok azim gerektirir, çok kararlılık gerektirir. Bak ben çok çektim gibi söylüyor yani ayeti kerimede. Acayip bir durum o. Evet. Buyurun lütfen. Biz sana çok şey verdik.
>> Evet.
>> Fesalli rabbike venhar. Yani düşün hocam. Namaz kıl ve kurban kes diye çeviriyorlar
>> ya. Ya Rabbimiz diyecek ki hepimiz üstümüze alalım bu ayeti. Kendi adıma alayım. Bana diyor ki biz sana çok şey verdik. Öyleyse namaz kıl ve kurban kes. Ya Allah'ın verdiği bu kadar nimete namaz kılıp kurban keserek mi bu nimetin karşılığını vereceğiz ya? Ya bu kadar komik mi? Yani lirabbike venhar. Sana yüklediğim bu yükümlülüğü yüklen ve zorluklara göğüs ger.
>> Benhar nahır yani devenin
>> boynuna bıçak dayandığı vakit kendini ileri ittirmesi. Bak şimdi burayı almıyor lügatta. O boyna bıçak dayamayı misal getiriyor. Benhar zorluğu göğüslemek demek değil mi hocam?
>> Evet. Evet.
>> Fesalli rabbike venhar. Sana yüklediğim sorumluluğu yüklen. Yani destekle davayı destekle gayreti destekle kuvvahı destekle mücadele ver ve zorlukları da göğüs katlan. Buna diren ya. Çünkü zor iş çünkü yani.
>> Çünkü zor iş olduğu için Venhar
>> Venhar
>> yani kolay iş olsa Venhar gelir mi oraya?
>> Gelmez.
>> Gelmez değil mi? Bir de ne diyor devamında? İnneşiyeke helter. Epteri soyu kesik diye de anlayabiliriz ama şöyle de anlayabiliriz. Seni salattan ne kadar engellemeye çalışırlarsa çalışsınlar. Onların işi bitecek.
>> Evet.
>> Onların soyu kesilecek. Yani Ebu Leheb'in iki gücünün, etki alanının kuruması gibi. Yani sen buna devam et. Bir de bununla benzeşen konumuz belki salat-ı ikameye gelmedi ama hocam
>> yine bununla benzeştiği için ben bir ayeti söylemek istiyorum. Araf 10 olması lazım. Orada biz size birçok şey verdik. Yeryüzüne sizi yerleştirdik.
>> Ne kadar az karşılığını veriyorsunuz diye bir ayet var.
>> Bu ayeti detaylandıran ayet yani mesanesi de diyebiliriz bunun birlikte ikili. O anlamda hac 41.
>> Hı.
>> onlara yeryüzünde hani Araf onda diyordu ki
>> evet
>> biz sizi yeryüzüne yerleştirdik size imkanlar verdik ne kadar az karşılığını veriyorsunuz hac 41'de de diyor ki biz o zaman rabbimize soralım rabbimiz sen bize çok büyük nimetler verdin karşılığını nasıl verebiliriz
>> h
>> hac 41 cevap veriyor onlara yeryüzünde imkan versek salatı ikame ederler
>> salatı ikame ederler [homurdanır]
>> yani salat-ı ikame Ama imkan meselesi.
>> Evet.
>> Namaz kılmak için imkan sahibi olmaya gerek yok ki. Yatalak biri bile gözüyle bile, gözünle bile namaz kılabilirsin diyor.
>> Oturarak da yapabilir.
>> Oturarak da yapabilirsin diyor.
>> Ama hac 41 diyor ki onlara yeryüzünde imkan versek salatı ikame ederler. Bir
>> hatırlatma yapayım hocam. Bir şey yapayım. eee, şimdi izleyicilerimize. Çünkü bu kısımla ilgili şimdi şu buraya kadarki kısım da şöyle bir düşünceye kapılacak izleyicilerimiz. Biliyorum yani tahmin de ediyorum.
>> Eee, bu programda biz salat kavramını anlatıyoruz. Kur'an'da eee, dua vardır. Tazarru ile alçala alçala dua etmek vardır. Hakka yakarmak vardır. Bunu karıştırmıyoruz. Bunu ayrıca programın sonunda yani salat serisinin sonunda değil mi? Tazarru ile duayı ya bunu kimisi namaz olarak anlayabilir, kimisi farklı. Şimdi bunları bu işin şeyinde anlatacağız. Yani bu meseleyi ama salat kavramının üstü örtülen öz anlamını Kur'an'daki kullanım şekillerini vererek bir mesele ortaya koyuyoruz. Bu herhangi bir toplumsal uygulamayı inkar ettiğimiz anlamına gelmez. Biz Kur'an'ın mahiyetini açığa koyuyoruz yani. Ama tazarru ile dua var Kur'an'da. Öyle değil mi? O alçala alçala dua etmek, yakarmak, çağırmak, hakka seslenmek var. Bunları salatın sonunda girelim hocam ona. Yani siz şimdi buyurun devam edin.
>> Sadece şunu bilsin insanlar. Bizim insanların kıldığı namazla bir işimiz yok.
>> Evet.
>> İstediğiniz kadar beşe beş katıp kılabilirsiniz.
>> Tabii.
>> Bizim derdimiz o değil.
>> Biz salatı anlatmaya çalış.
>> Biz salatı anlatıyoruz. Yaptığınız eylemin salatla ilgisi yoktur. Siz bir dua eylemi gerçekleştiriyorsunuz. Kur'an
>> Allah katında ne kadar makbul olacağını Allah bilir.
>> Kur'an'da da dua sözcüğü var. Tedu vedu çeşitli türlerde geçiyor. Yani
>> zaten namaz kelimesi Farsça hocam Farsçadaki anlamı da dua yani.
>> E tabii.
>> Dua. Siz madem bu kelimeye salata bir anlam vereceksiniz Kur'an'dan beri gidiyorsunuz Farsçadaki dua anlamına gelen namazı getiriyorsunuz salata monte ediyorsunuz. Hayır Farsçada namaz dua etmek değil mi? Dua. Tabii.
>> E Kur'an'da da dua kelimesi var. Birlikte kullanın.
>> Dua geçiyor. Evet.
>> Yani biz bunu söylüyoruz. Yani ha kıldığınız namazlarda kılıyorsanız da bunu bilinçli yapın. Yani Allah'ın sizden istediği ayetleri Allah'a geri okumayı yani biddin dini hakkında yalana sarılana dikkat ettin mi ayetini rabbimize geri söylemeyin ya. Sö sen senin işine lazım ona lazım olsani yani birine çocuğunuza bir liste oğlum şunları şunları yap deseniz de çocuğunuz her gün beş kere o işi listeyi size geri okusa dediklerinizi yapmasa tokatlarsınız hocam
>> ya bu ya bu yapılan bu ama ne yaparsınız Kur'an'da çok güzel dua ayetleri var anlamını bilerek bilinçli bir şekilde veya kendi dilinize dua edersiniz yani bizim onla sorunumuz yok
>> evet
>> biz yine tekrar o zaman eee salata dönüyoruz
>> şey ama ikame dediniz o bir böyle ikameyi açalım açık bırakıp erteleyelim yani. Çünkü ikamenin altını bir verelim bir cümleyle ama ikame kısmını işleyeceğiz ilerleyen bölümlerde. Fakat izleyicinin kafasına soru işareti kalmasın. Akimus salat ne? Yani salahat tamam. Bir de akimü salat var. Oradaki ikame ne anlama geliyor?
>> Eee Kehf suresinde hocam Musa'nın birlikte yürüdüğü bir kul var. bir kasabaya geliyor. Oradaki duvarı ekame yapıyor.
>> Ekame yapıyor.
>> Yani yıkılmak üzere olan duvarı
>> yani Kur'an'ın tabiriyle Meryem 59'daki zai olmak üzere olan yani zıttı odur. Çünkü [homurdanır] zai olmak üzere olan duvarı doğrultuyor.
>> Doğrultuyor.
>> Aha buradan çıkacağız ekmeyi anlamaya.
>> Tamam mı? Çıkış noktamız hani salata nereden çıktık? Kıyamet 3132. Eye ben buradan çıkıyorum çünkü anlamı tam yansıtıyor. Hocam
>> sözü kök anlamı da o.
>> Ayağa kaldırmak, doğrult
>> doğrultmak.
>> Ama bu doğrultmak vakitte olan ekamedeki en kritik nokta şu. Sürekli ayakta tutulan bir şey. Belli zamanlarda yapılan bir şey değil bu. Şimdi bunu nereden anlıyoruz? Kur'an'daki diğer kullanımlarından anlıyoruz. Dinimdin.
>> Şimdi siz din dini belli vakitlerde ayakta tutun. Belli vakitlerde tutmasanız da olur diyemezsiniz.
>> E kıymış şehadet. İşte Eren hocanın davasında şahitliği doğru yap. Şinasi'nin davasında şahitliği doğru yapmasan da olur değil. Ölçüyü tartıyı hakkaniyetle ayakta tut. Tevrat vel incil ve rabbinizden indirileni ve Tevrat'ı ve İncili'i ikame edin. Ne demek? Arada uygulayın, arada uygulamayın
>> değil. Yani biz Kur'an'a baktığımız zaman ekamenin geçtiği bütün eylemlerin hepsi sürekli ayakta tutmak, doğrultmak.
>> Evet.
>> Anlamı bu. Bir ritüel değil. Bir ritüel değil. Ritüel olan bir şey ikame olmaz. Tamam mı? Ritüel ikame olamaz. Dolayısıyla ikame bir şeyi sürekli ayakta tutmak, dost doğru yerine getirmek. Salat-ı ikame de Kur'an'ın tanımladığı salatı dost doğru ayakta tutarak. Tabii hocam Kur'an'daki salat-ı ikame ifadelerinin geçtiği yerler daha çok eee kurumsallaşmak eee üzerinedir. Yani diyelim >> eğitim cehaleti ortadan kaldıracaksınız. Ne yapacaksınız? Okullar açacaksınız.
>> Okullar, vakıflar yani sürekli ayakta kal.
>> Evet.
>> Yani eee sosyal dayanışmayı yoksulluğu ortadan kaldıracaksınız. Ne yapacaksınız? İşte vakıflar, dernekler, e aş evleri, kadın sığınma evleri, yaşlı
>> şu olur mu hocam? Mesela devletin bu yönde atıl kurumları varsa bunları ayağa kaldırmak. Mesela toplum bir araya geldi. Sosyal hizmetleri ayağa kaldırdık mesela. Bu da salatın ikamesi.
>> Kurumlaştırma yani kurumları ayakta tutmak.
>> Kesinlikle. Kesinlikle.
>> İşte sosyal güvenliğimizi ayakta tutmak mesela askeri güvenliğimizi ayakta tut
>> Milli Eğitim Bakanlığımızı ayakta tutak.
>> Bütün fabrikalar sanat kurumlarıdır hocam. Tabii.
>> Çünkü yoksulluğu ortadan kaldırıyor. Yani işsizliği ortadan. Düşünün bir fabrikada 100 kişi çalışıyorsa en az 400 500 kişi ondan ekmek yiyor. Misal yani fabrikalar da aynı şekilde yani topluma yararlı olan, toplumun ihtiyacı olan ne varsa beytler onları oluşturacaksınız. Buna savunma sanayiyle milli eğitim
>> drone yapıyor bizim memleketimiz. Güzel böyle ihalar yapıyor, sihalar yapıyor. Bunları üretmek, bunların üretildiği kurumlar mesela bunlar
>> mesela bunun bu konuda da hakkını verelim. Yani savunma sanayinde gerçekten devletimiz
>> çok da iyi
>> gerçekten ikame ediyor bu konuda salatı. Evet. İkame ediyor bu konuda. Evet.
>> Şimdi diğer kurumları da aynısını bekliyoruz. Bunu da belir
>> hepsin olması lazım. Hepsinde bir to kurum var.
>> Yani ben ben şuna üzülüyorum yani bakıyorum eee o kadar okullar yapıldı. üniversiteler yapıldı. Bu kadar harcanan emek karşısında eğitimde bu başarısızlık insanı gerçekten çünkü hepimizin vergileriyle yapılıyor bunlar. Bunların boşa gitmesi.
>> Eee çünkü çok iyi biliyoruz ki evine ekmek götürmekte zorlanan insanların ne şekillerde vergiyi ödemeye çalıştıklarını görüyoruz. İnsanlar fedakarlık yapıyor. Bu fedakarlıkların karşılığını da görmek isteriz tabii ki. Yani biz daha önce yayında da konuşmuştuk. Yani yeme, içme, barınma, eğitim, sağlık her insanın hakkıdır. Bedava temel hakkıdır. Yani bunları bunlara ulaşmakta zorlanmaması gerekir. İşte salatı ikame edildiği topluluklarda bunlara ulaşmak hiç zor değildir.
>> O zaman şu ayetten eee şimdi çok güzel oldu bu. Eee salat sizi fahş-i münkerden
>> oraya geliyoruz hocam. Heh. Tamam. [homurdanır]
>> O zaman bir de Allah'ın salatını söyleyelim. Ondan sonra ona gelelim. Hocam şimdi
>> Ahzab 56'da sıkışıyorlar ya salata namaz diyenler [homurdanır] orada sıkışıyorlar. Şimdi innallahe ve melaikall nebi Allah ve melekleri nebiye salat eder. Siz de salat edin.
>> Evet.
>> Buraya ister istemez destek diyorlar. İster istemez.
>> Peki bu iki yüzülük değil midir?
>> İki yüzlüktür.
>> Bu riyakarlık değil midir?
>> Evet. Salatın tek anlamı namazdır deyip Ahzap suresindeki bu ayette Allah ve melekleri resule elçiye salat yapar salat yapar ayetine Allah ve melekleri elçiye namaz kılar diye niye çevirmiyorlar?
>> Madem o manada geliyorsa
>> Evet.
>> Ayet o değil mi? İnallahi ve melaiketi yusallen. Şimdi orada açık bir şekilde Allah ve meleklerinin resule salat ettiği yazmıyor mu? Siz de ona salavat yapın. Salat yapın demiyor mu?
>> Evet. Evet.
>> İşte orada eee ister istemez sıkışıyorlar. Başka bir anlam veremiyorlar ve orada desteği koyuyorlar oraya. Çünkü başka şanslar yok.
>> Tamam mı? Orada bizim de nebiye salat etmemiz gerekiyor. Orada yusalli Ahzap 43 var bir de hocam.
>> Evet.
>> Ahzap 43'te de o ve melekleri sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size salat etmektedir. Allah bize salat ediyor.
>> Allah bize salat ediyor. Allah bize namaz mı kılıyor?
>> Yani
>> Evet.
>> Şimdi burada burada Yusalli geçiyor mesela
>> Zekeriya'nın Zekeriya da mihrapta salat ederken yusalli geçiyor.
>> Evet.
>> Zekeriya mihrapta namaz kılıyor diyorsun. Aynı Yusalliye ya
>> aynı sözcüğe
>> aynı kelime geçişi de aynı hocam. Yusalli.
>> Yüsalli. Evet.
>> Zekeriya yüsalli yaparken namaz yapıyorsun. Allah yüsalli yaparken namaz yapamıyorsun. Bu nasıl bir tutarsızlıktır ya?
>> Ya işte
>> nasıl bir tutarsızlıktır bu?
>> Akıl sahipleri inşallah bunu bakarlar yani. İnşallah akıl sahipleri bakarlar buna.
>> Evet. Hocam Ahzab 43. ayeti detaylandıran ayet de nedir? Hadit suresi 9. Bu ayettir. Yani Allah'ın bize nasıl salat ettiğini, bizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için Allah bize ayetleriyle salat etmektedir.
>> Çünkü bize ayetleriyle destek olmak ayetleri bize furkan veriyor. Hakla batılı ayırıyoruz. Bilincimiz açılıyor. Ondan sonra hayatı insanları do mesela siz hocam bir insanla muhatap olun hiç tanımayın 5 dakika konuşun tarzında onun hemen kim olduğunu arifler der ya Arafat Arifler çözersiniz. Bu size Kur'an'ın bahşettiği bir yetenektir.
>> Olayları daha iyi yorumlarsınız, daha iyi okursunuz. Kur'an'daki hocam mesela müşrik, münafık, kafir bunların reaksiyonları
>> o kadar güzel, o kadar güzel anlatıyor ki hemen siz notunu veriyorsunuz. Bakış açınızı değiştiriyor. Dolayısıyla Rabbimiz bize ne yapmaktadır? Böyle salat bizi destek olmakta, bizi aydınlatmakta ve karanlıklardan aydınlığa eee çıkarmakta.
>> Umattan nur
>> değil mi? Tabii.
>> Bir de hocam salavat var. aleyhim salavat rabbim ve rahmet. Şimdi rabbimizin salatının yanında bir de salavatı varmış.
>> Salavatı varmış. Şimdi salata namaz diyenler salavat kelimesi Müminun suresinin başında da var yanlış hatırlamıyorsam. Onlar salatlarında eee salatlarında huşuludurlar, devamlıdırlar der.
>> Şimdi salata namaz dediğiniz zaman salavat ne oluyor? Namaz yani burada da oturmuyor. Mesela on
>> arkadaş şeyde Allahümme salli alâ seyyidina bir salavat okunur ya sözüm ona. Camilerde namazların sonunda bir salavat şerif falan.
>> Şimdi burada bağlamışlar onu.
>> Şimdi hocam burada da tutarsızlık var ama siz salata namaz dediniz. Salavat namazın çoğulu olması lazım. Namazlar olması lazım.
>> Namazlar
olması lazım. Namazlar olması lazım. Yani burada da bir tutarsızlık var. Allah'ın salavatları ne ola ki? Allah'ın salavat, yani Allah'ın namazları mı ki? Eee, burada da eee, yine eee, bocalıyorlar. Eee, mesela buradaki salata rahmet, mağfiret diyorlar. Onlar zaten Arapça hocam. Tabii ki zaten rahmet kelimesi o ayetin kendi içerisinde de var. Eee, burada da bir tutarsızlık e, ne yapıyorlar? Eee, gösteriyorlar.
Bir de ne var hocam? Onu da söyleyeyim. Kuşların salatı. Kuşların da salatı var. Evet. Nur suresi 41. ayette. Kuşlar değil aslında. Kuşla da şey yapmak doğru değil. Yerdeki en küçük canlıdan gökte kanadıyla gökte uçan kuşlar hepsi salatını ve tesbihini bilir diyor. Evet. Ya, yani sorumluluklarını, vaziyetlerini. Hocam, her canlının tabiata desteği vardır hocam. Tabii ki ya. Yani eee, siz kurbağayı doğadan çekerseniz ortalık sivil sinekten geçilmez. Aynen öyle. Yılanı çekerseniz kurbağadan geçilmez. Hocam, arıların tamamının soyu tükenirse insanlık nesi tükeniyor. Evet. Korkunç bir hizmet yapıyor bunlar. Karıncasından, nebatına hepsinin bir hizmeti var. Evet. Ve bu, buna işte bu mesuliyetlere salat diyor. Onlarda salatı o. Evet. Ve istikametlerini biliyorlar. Tesbihlerini, istikametlerini, yönlerini biliyorlar. Yani. Evet. Yani oradaki eee, salatlarını bilmesi herkesin kendi yaptığı sorumluluğu, görevini yerine getirmesi. Yani. Eee, bugün bütün hayvanlara da baktığınız zaman yani hiçbirini tabiattan çekip alamıyorsun. Mutlaka bir yerde bir denge, boz denge bozuluyor. Yani. Eee, Nur suresi 41. ayette de eee, bunların salatından bahsettik. Eee, Allah'ın salatından bahsettik. Amaca sıra geldiği zaman gelelim şimdi amaca hocam. Kur'an'da leküm ifadesi var. Bir 10 dakikamız var. Ona göre planlarsanız. Tamam. Bu amacı izah ettikten sonra o zaman bitirelim. Tabii. Bu, bu hafta bunu orada bitirmiş oluruz. Sonra yine devam edeceğiz sevgili izleyenler. Devam.
Kur'an bir şeyi emrederken veya yasaklarken amacı belirtir. Şimdi sıyam size yazıldı. Takvaya ulaşın diye. Mesela sıyam öyle her neyse bizi takvaya ulaştırmak zorunda. Sıyam araçtır. Takva amaçtır. Araç amaca hizmet etmek zorunda. O zaman biz sıyamı anlamaya çalışırken takva üzerinden anlamaya çalışmalıyız. Şimdi Allah'ın indirdiği din, Allah'ın murat ettiği sosyal düzen değil mi? Barışı sağlayan sosyal düzen. O zaman bu din sosyal düzeni sağlayan ilkeler. Evet. Öyleyse biz ayetleri ne yapmalıyız? Sosyolojiye vurmalıyız. Şimdi mesela Ankebut 45, kitaptan sana vahyedileni tilavet et ve salatı ikame. Şimdi alalım. Şimdi hocam, vahyi, eee, sana kitaptan sana vahyedileni tilavet et ve namazı kıl. Çünkü namaz aşırılıktan, çirkinlikten engeller. Evet. Şimdi Rabbimiz bize bir reçete sunmuş. Vuralım sosyolojiye. Namaz aşırılıktan ve çirkinlikten engelliyor mu şu an? Bir de hocam, orada katiyet yok mu? Evet. Namaz kesin engeller. Eğer salat kesin engeller. Salat yapılırsa %100 engeller. Yani. Katiyet sırasındadır. Evet. Tabii. Şimdi namaz engelliyor mu? Toplumumuza bir bakalım. Var mı böyle bir şey? Bakalım. Bütün İslam coğrafyasına bakalım. Çok kötü durumdayız. Evet. Şimdi Rabbimi tenzih ederim. Rabbimiz bize bir reçete sunmuş. Acaba Rabbimiz yanlış bir reçete mi vermiş? Yoksa rabbimizin verdiği doğru reçete yerine bize sahte ilaç mı veriyorlar? Tabii. Sahte ilaç veriyor. Sahte ilaç ver. Merdiven altı ilaç veriyor. Merdiven altı ilaç veriyorlar. Salat nasıl engeller? Salat nasıl engeller? Şimdi hocam, salat neyle başlar? Ayetin ilk cümlesi kitaptan sana vahiyedileni tilavet et. Salat da önce kitabı öğrenmekle başlar. Evet. Kitapla bilinçlenmekle başlar. Bu kitapla bilinçlenen bir insan aşırılığa ve çirkinliğe meyletmez. Gitmez. Doğru. Aynı zamanda siz salatı ikame ettiğiniz zaman toplumda cehaleti ortadan kaldırdınız. Evet. Yoksulluğu ortadan kaldırdınız. Orası zaten cennettir hocam. Evet. Kurumlar hayatta duracak. Ayakta. Takır takır sistem çalışacak. Sağlık sisteminden eğitim sistemine kadar her şey safiyane salatın gerçekleşmesi gayesiyle yapıldı. Ne olacak o zaman? Ya düşünün mesela bazı ülkelerde ben duyuyorum dışarıdan insanlarla görüştüğüm zaman diyorlar ki işte bu ülkede diyorlar işin yoksa devlet sana işsizlik maaşı veriyor. Yani burada sen ben infak edecek kimse bulamıyorum diyor. Bakın ya siz bu toplumda düzensizlik olmaz ki. İnsanlar yeme, içme, barınma, eee, eğitim, sağlık ihtiyaçlarına kolaylıkla ulaşabildiği bir toplumda ahşa ve münker olmaz. Olmaz. Aşırılık olmaz, yani. Evet. Şimdi biz Ankebut 45 üzerinden, eee, 45 üzerinden bunu böyle okumalıyız. Salat, yani cehaleti, yoksulluğu ortadan kaldırmak ve toplumun ihtiyacı olan bütün kurumları oluşturarak ayakta tutmak. Evet. Bunu gerçekleştirdiğiniz toplumda zaten düzen kurulmuştur. O düzen yapar. Tıkır tıkır işler. İşler. Ve amaçta da şöyle bir amaç hasıl olmuş olur. Eee, insanlık kemal eder. Yani gelişir. Hakkın muradı olan o kemal etme, gelişme hasletlerine imkan doğar. Şimdi aksi takdirde biz ne yapıyoruz? Cilalı taş devrinde insanlığın ana sorunu neydi? Yeme, içme, barınma. Cilalı taş devrinde. Evet. Bugün geldiğimiz sorun ne? Yeme, içme, barınma. Yani ne geliştik biz? Nereye geldik? Yani bir telefon yaptık, bir cihaz yaptık. Bilimsel, teknolojik olarak sorun değişmedi. Problemin kaynağı aynı. Evet. Salahatın olmaması. Salahatın olmaması diyebiliriz, değil mi? Evet. Kesinlikle.
Şimdi bir de eee, amacını ifade eden bir ayet daha. Hani demişti ki Alak suresinde salat ederken engellenen kul takvaya, eee, takvaya davet ediyordu. Şimdi bir de eee, Taha 132 var. Evet. Ehline salatı emret. Sen de üzerinde sabırlı ol. H. Bak yine sabır direnmek. Sabır oturup beklemek değil. Direnmek. Senden rızık istemiyoruz. Seni biz rızıklandırıyoruz. Şimdi ayetin son cümlesine, son ibaresine dikkat edip takva diyor. Ya bu ayeti akıbet takvalılarındır diye çeviriyorlar. Vel akıbet lil müttakin demiyor ya. Vel akıbet l takva. Evet. Sonuç takva içindir diyor. Yani yaptığın eylem takva için olması lazım. Takvayı. Peki takvayı nasıl sağlayabiliriz? Takva Allah'ın koyduğu sınırlara göre yaşamaktır. Koruma altında olmak. Onun koruması. Tabii. Allah'ın sınırını fücur delip fışkırmamak. O ilkelerin içerisinde olmak. E peki Allah'ın sınırlarının dışına çıkmamaksa bu, o zaman siz trafik kurallarını bilmeden trafik kurallarına uyamazsınız değil mi? Trafik kurallarını öğrenmeniz lazım. Takvalı olmak için de Allah'ın kitabını bilmeniz lazım. Y Allah'ın sınırlarını bilmeden Allah'ın sınırlarına uyamazsın ki. Cübbeli Ahmed'in anlattığı onun sınırları. Onun sınırları. Ahmed'in, Hasan'ın, Hüseyin'in anlattıkları onların sınırları. Allah'ın sınırı. Kur'an'da Allah'ın vahyinde gayet anlaşılır bir şekilde biz de deminden beri anlatıyoruz. Buradan bakılacak değil mi? Reçete bu. Yani namaz. Şimdi takvayı tanımladık kısaca. Yaptığınız namaz sizi takvaya ulaştırıyor mu? Taksidi takvaya ulaştıran şey öncelikle bir eğitim faaliyeti olması lazım. Yani ilk eğitimle başlaması lazım. Dolayısıyla Taha suresi 132. ayette Alak suresindeki o 10, 9, 10 ayetler aslında birbiriyle bağlantılıdır. Yani takvayı amaçlayan insanları takvaya davet eden bir eylem salat. Bunun bir ritüelle ilgisi yok. Bir de özellikle biz eee, Kur'an'daki salat vakitlerini daha sonraki derste izah ederiz. Ama şu an bir iki bir ayeti ele alacağım. Bunun eee, salat vakitleriyle ilgili değil aslında salatın ne olduğuyla ilgili bir atıf yaptığı için mesela eee, namaz vakitleri diye çevirdikleri Hud suresi 114, 114 ayet var. Yani gündüzün iki tarafı ve gecenin saçakları diye tercüme edilen. Evet. Evet. Şimdi oraya baktığımız zaman orada diyorlar ki işte orada namaz vakitleri diyorlar. Peki diyorum. Tamam. Bir okuyalım bakalım neden bahsediyor. Şimdi amaç dedik ya biz hocam. Diyor ki gündüzün iki tarafında ve gecenin yakınlarında salatı ikame et. Evet. [homurdanır] Şüphesiz iyilikler kötülükleri giderir. Burada bir iyilik hareketi var. Yani iyilik yapıyorsun ve kötülüğü gideren bir iyilik yapıyorsun. Namazda sen kime iyilik yapıyorsun? Sen buraya nasıl namaz diyorsun? Değil mi? Ve devamını okuyoruz. Şüphesiz Allah iyilik yapanların karşılığını zay etmez. Allah Allah. Tabii bir de onun karşılığı var. Devamı var. 114'te kalmıyor bu. Devam ediyor. Devam ediyor. Bölüm pasaj. Allah iyilik yapanların iyiliği zayi etmez diyor. Sen buraya nasıl namaz diyorsun? Kime iyilik yapıyorsun? Zayi edilmeyecek bir emek yani ve devamı var. 116 sizden önceki kuşaklardan, onlardan kurtardığımız az bir kimse dışında yeryüzünde bozgunculuktan engelleyen söz eser sahipleri olmuş olsaydı. Yanlış yapanlar refaha kavuşturuldukları şeylere uydular ve mücrimler oldular. Evet. Şimdi yani aslında 116 ayet 114. ayetteki salatı anlatıyor. Yeryüzünde bozgunculuktan engellemeye çalışmak. Tabii. İyileştirmek. 114'teki bu. Tabii. Bir de Araf 170 var hocam. Aslında bu ayeti, Araf 169'la 170'i birlikte okursak daha iyi anlarız. Hı hı. Çünkü Araf 170. ayette de ne vardır? 169'da eleştirilir. İsrailoğullarından bahseden pasaj eleştirilir. 170'te de müminler anlatılır. Nasıl? Az önce demiştik ya keşke sizden önceki topluluklarda, bozgunculuktan engelleyen söz sahipleri olsaydı diye. Ama ne yaptılar? Refaha kavuştukları şeylerle yanlış yaptılar, zalim oldular, diyor. Şimdi Araf 169'da diyor ki, onlardan sonra, eee, onların yerine geçen ve kitaba varis olanlar bağışlanacağız diye daha aşağı olanı arzu edip tuttular. Yani dünya hayatının zevklerine daldılar. Arzu ettiklerinin benzeri gelince onu tuttular. Onlara Allah hakkında haktan başka bir şey söylemeyeceklerine dair kitabın teminatı alınmadı mı ve içinden ders alıyorlardı. Ahiret yurdu takvalılar için hayırlıdır. Addetmiyor musunuz? diyor. Bunu ben az önce okuduğumuz Hud 116 ile bağlantılı okuyorum ve 170 Araf 170 şunu söylüyor. Kitaba sımsıkı tutunup, evet, salatı ikame edenlere gelince, h, biz ıslah edicilerin emeğini, karşılığını zayi etmeyiz. Etmeyiz. Hocam ıslah edici eylem hasenattan daha aktif bir eylem. Çok daha öyle. Ve kitaba tutunarak yapılıyor. Kitaba tutunarak yap, sımsıkı tutarlar. Kitaba tutunacaksın. Salat-ı ikame edeceksin. Ve bu ettiğin salat-ı ikame toplumda düzeltici bir görev üstlenecek. Görev üstlenecek. Senin namazın toplumda neyi düzeltiyor? Seni bile düzeltmiyor. Kendini kılanı bile istisnalar mutlaka vardır. Onları tenzih ediyorum. Topluma bakıyoruz biz. Hiçbir şey düzeltmiyor. Aksine namaza şey hani Kur'an'da ayet birçok yerde geçer ya. Şeytan onların amellerini çekici gösterdi. Tamam. Şeytan ne yaptı? Elçinin mesajından aldı. Kendi ona bir şeyler kattı. Karıştırdı. Ortaya zihinsel ve eylemsel bir öğreti olan Salat'ı Samiri'nin yaptığı gibi şekle soktu. Evet. Ve ondan sonra onu kalıcı kılmak için aldatıcı buzağı sesi var ya aldatıcı. Evet. Huvar. Fuar. He. Aldatıcı. O rüzgarı da aldı arkasına bir güzel süsledi namazı. O gürültüler, şeyler. Oh mis gibi. Namaz inin direğidir. Namaz kılmayan cehenneme gider. Kılan cennete gider. İlk namazdan sorulacaksın. Hatta öldürülür yahu. Günde beş vakit namaz kılanın bütün günahları affolur. Abdest alırken, eee, elinizde yüzünüzden su dökülürken bütün günahlarınız dökülür. İşte şeytan amellerini çekici gösterdi. Evet. Tam burada hocam son bir cümle alayım ve toplamış olalım bu bölümü. Olur. Yani son bir cümle alayım ben şey yapalım sizden. Olur. Bir cümle alayım sizden hocam. Kapıyoruz. Son olarak mı ne söyleyeyim? Ben son olarak e şunu söyleyeyim. Son olarak bu bölümden bir sonrakine atıf yaparsanız hani bu bir sonraki bölümü ne yapacağımızı. Şimdi hocam bir sonraki bölümde ne yapacağımızı o zaman söyleyelim. Bir sonraki bölümde işte salat vakitlerini işleyebiliriz. Tamam. Ondan sonra salatın bağlantı olduğu kavramlar var hocam. Kıyam, rüku, secde, kıble, tesbih, zikir. Eee, ondan sonra mümin, münafık da önemli. Salatla alakalı. Çünkü salatı müminler ikame eder, münafıklar yan çizer. Evet. Aslında salatı ikame etmek mümin ve münafığı ayıran bir eylem. Ayran bir şey. Çok önemli. Ayran bir şey. Bunları eee, sırada bunlar var hocam. Artık bir dahaki yayına ne kadarını sığdırabiliriz? Bir yetmezse sonraki haftaya taşarız. Sonraki hafta devam edebiliriz. Evet sevgili canlar, değerli izleyenler biz bir girizgah yaptık Kur'an'daki salat kavramına. Eee, bizi dinlediğiniz için teşekkür ederiz. Haftaya ayrılmayın. Bu konu devam edecek çünkü. Eee, bu konudaki eleştirilerinizi, düşüncelerinizi eee, Şinasi Güneş'in Instagram hesabına bana ya da Saf Bilinç TV hesabına yazabilirsiniz. Eee, her türlü görüşe açığız. Ee, burada mutlaka ele alacağız. Ben tekrar teşekkür ediyorum. Bir geç kaldık. Bir yağmur hazırlığı yaşadık. Haftaya tam vaktinde saat 12:00'de Saf Bilinç programında görüşmek üzere. E, sağlıklı, sıhhatli haftalarınız olsun. E, gününüz güzel geçsin. Görüşmek üzere. [müzik]