Transcription
Değerli arkadaşlarım, hepinize merhabalar. Atatürk inkılaplarının son videosu. İnkılaplar bu arada, yani şeyin inkılabın komplesi değil. Kompleksine iki video kaldı bu arada. Cumhuriyet dönemi, kültür, medeniyet ve dış politika. Bugün Atatürk inkılaplarının dördüncü kısmı dediğimiz kısımdayız. Yani dördüncü videosundayız. Ne işleyeceğiz bugün? Ekonomi alanında ki ekonominin kendi içinde de var. Özellikle tarım ve sanayi ve ticaret alanında yapılanları üçe ayıracağız. Sağlık alanında var. Biraz da ulaştırma ve bayındırlık. Yani burada özellikle şu gördüğünüz iki yer çok kıymetli. Yani soru nereden geliyormuş Nazım? Bu iki yerden. Hatta biraz da sanayi var öbür tarafta gözükmeyen. Orayı da alabiliriz. Geliyor mu? Gelmez olur mu? Son zamanlarda ÖSYM soru yazarlarına baktığımız zaman özellikle ekonomik ilkelerden çok fazla soru geliyor ama her şeyin olduğu gibi bunun da bir başlangıç ceri var. Nerede var? Tabii ki ve tabii ki İzmir İktisat Kongresi, diğer adıyla Türkiye İktisat Kongresi. Bir sınavda şöyle geldi. 1900 şey 17 Şubat 4 Mart arasında toplanan Türkiye İktisat Kongresi hangi ilde toplanmıştır? Hangi ilde düzenlenmiştir? Cevap İzmir. Niye İzmir? Hadi bakalım. Heh. İzmir bir ihracat limanı Nazım. Mahşeri yazarken biliyorsun ki o limanın olduğu bölgeler maalesef ki Müslümanlardan ziyade Frenkler, işte Rumlar, işte Yahudiler, hep o Musevileri şeyin ihracat limanının dibinde oturuyorlardı. Niye? Gitmeleri gelmeleri kolay olsun diye.
Şimdi şöyle düşüneceğiz. Bu arada kameramanımız Murat ve Nazım'la beraber yolculuğumuza devam ediyoruz arkadaşlar. İzmir İktisat Kongresi Lozan görüşmeleri kesintiye uğradığında toplandı. Bak buraya dikkat. Bir daha söyleyelim. Lozan görüşmeleri kesintiye uğradı. Hemen ne yaptık? İzmir İktisat Kongresi topladık. Niye? Çünkü Lozan görüşmelerinin kesilmesinin bir maddesi de bize kapitülasyonların dayatılması değil miydi? Mustafa Kemal Atatürk hatırlayın İsmet İnönü ve giden heyetten ne dedi? Kapitülasyonlar hakkında taviz yok. E peki bize orada en çok baskı kapitülasyonlardan geldi. Devam etmesi yönünde. Biz de bunu reddettik. İsmet İnönü geldi. Gelince de İzmir İktisat Kongresi ve biz kapitülasyonlara cevap verdik. Ne dedik mesela? Siyasi, mali, idari yapımızı engelleyecek her türlü engellemelere karşıyız. Kazım Karabekir ki 2015'teki sınav sorusudur. KPSS 10 yıl geçti aradan. Doğru mu? O zaman bir daha gelme ihtimali var. Ondan sonra sıfırlandı gibi düşün. Şimdi o zaman sınavda bana bilmem ne bilmem ne tarihinde İzmir İktisat Kongresi'nin başkanlığını kim yapmıştır? Şimdi insan ne zannediyor? Hemen bir iktisatçı. Doğru mu? Sen ne bileyim bir Celal Bayar bekliyor iktisatlardan. İktisat bakanları bekliyor. Hayır. Kazım Karabekir yapmıştır. Kazım Karabekir bir asker. Doğru mu? Doğu Cephesi komutanı. Ama oraya gelip yapmıştır. Mustafa Kemal Atatürk'e gelmiştir. İlk konuşmayı da o yapmıştır. Onun en güzel laflarından biri. Askeri zaferler ne kadar büyük olursa olsun doğru mu kardeşim? Ekonomik zaferlerle taçlanmazsa çok az bir süre sonra, kısa bir zaman sonra söner diyor. Doğru değil mi? Yani bizim için Büyük Taarruz'u kazanınca her şey güllük gülistanlık mı oldu? E yıkılmış bir ülke. Arazi yok, tarım yok, hayvancılık bitmiş. Niye yakılmış? Arazi yakılmış, orman bitmiş. Yunan geri çekilirken her yeri ateşe vermiş. İzmir başta olmak üzere Aydın, Manisa kül olmuş. Sen şimdi düşünebiliyor musun? Bugün Türkiye'de en büyük şeylerden hani baktığın zaman Manisa mesela değil mi kardeşim? Bütün ilçeleriyle beraber İzmir, Aydın ne kadar tarım şeyi üretiyor? Tarım ürünü. E inciri biz nereden alıyoruz? Aydın'dan. Üzüm desem Manisa. Doğru mu? O zaman dikkat edin arkadaşlar. Buraların tekrardan ne yapılması lazım? Tekrardan bu tarım arazilerinin tekrardan yapılması lazım. İzmir İktisat Kongresi niye İzmir'de yapıldığının sorusunun bir cevabı da budur. Biz buraları tekrardan kalkındıracağız demektir.
Ve birçok karar ancak şu iki kararı karıştırıyor. Hala MAP de karıştırıyor. Nasıl çözeceğiz biz bu MAP'le bir işi bilmiyorum ya. Ya arkadaş bakın 4 tane 1135 delege geldi bu arada ama 4 tanesini temsil ediyor. Şu şu grupları bir sayalım. Bu gruplar bir sınavda geldi. Aşağıdakilerden hangisi İzmir İktisat Kongresi'ne katılan mesleki temsil gruplarından biri değildir? Şimdi öğrenci düşünecek. Kim gelebilir abi? İzmir İktisat Kongresi'ne futbolcunun işi var mı? Var mı kardeşim? Kameramanın işi var mı? Yazarın işi var mı? Ya kim gelecek arkadaş? Parayla ticareti olan insanlar gelecek. Yani patronlar gelecek. Tüccarlar, çiftçiler gelecek. Yani üreticiler, işçiler gelecek. O işleri yapanlar. Doğru mu? Kim gelecek başkanım? Sanayiciler. Sanayiciler. O zaman 4 meslek grubu 1135 kişi toplandı. Bakın dikkat. Burada sanayiciler var. Burada çiftçiler var. Burada işte devam ediyor tüccarlar var. İşçiler. Herkes kendi alanında tartışmalara başladı. Örnek vereyim. 250 burada, 250 burada, 300 burada, 250 burada. Hepsi toplamına biz değerli arkadaşlarım Misak-ı İktisadi kararları diyoruz. Anlaşıldı mı? Toplamına kaç tane var böyle? 100 tane madde var. Çünkü her biri ayrı ayrı çalışmış. Hatta birbirlerine destek vermişler. Şöyle mi yapalım, böyle mi yapalım? Biraz tartışmalar oluyor. İşçi mesela diyor ki bize şey amel edemeyin kardeşim diyor. Bize diyor artık ne diyeceksiniz işçi? Sendika hakkı vereceksiniz, grev hakkı ver. Çiftçi ne ister? Dikkat düşün. Çiftçi ne iste? Aşar vergisi kaldırılsın. Hayır %25 bütçeyi oluşturuyor. Aşar vergisi kaldırılsın. Tarımla makineleşmeye geçsin. Arpa buğday biraz ucuza alınsın. Tohumluk bilmem ne olsun. Ziraat kombinaları konulsun. Fındıkçı diyor ki, "Fisko birlik kuru." E tamam da hepsi birleşince kongre kararı oluyor.
Bir de Misak-ı İktisadi andı var. Andı. And. Ne demek istiyorum? Bir vatandaş çocuğunu bu ekonomik ilkelere göre yetiştirir. Ya düşünebiliyor musunuz? Bir ebeveyn çocuğunu diyor bu ekonomik ilkeleri e sen anlamınız yok muydu kardeşim? Okurduk. Onun ekonomik versiyonu düşünün. Şimdi sizin bir çocuğunuz var. Şu an beni evli arkadaşlar dinliyor. Çocuğunuzun hiç para alışverişinin nasıl yaptığını hiç merak ettiniz mi? Mesela kumbara aldınız mı ki almışsınızdır. Kumbara alınıyor. Kumbaraya para biriktiriliyor. Sonra gidip o açılıyor çocuğun içinde. Sonra gidilip oyuncak alınıyor. Bilmem ne oluyor. Doğru mu? Çocuğuna tasarrufu öğret diyor. Bak Nisaks çocuğunu bu temel ilkelere göre yetiştir. Çocuğun çalışkan olacak diyor. Çocuğun üretken olacak diyor. Bak çocuğun diyor ormanları sevecek diyor. Çocuğun diyor ağaç dikecek diyor. Hatta toplanılan bugüne de okuma bayramı verildi. Çünkü Kandil'e de denk geldi. Okuma bayramı ilan edilmiştir. Burada burada İzmir İktisat Kongresi'de çocuk diyor hiçbir şey israf etmez diyor. İsraf. E bizim bir de elektriktir, su dur. Şu an ne kadar çok şey israf ediyoruz. Ekmek başta olmak üzere çocuğu diyor bu ekonomik anda göre yetiştirir. Ha o zaman ben şunu bileceğim. Misak-ı İktisadi kararları farklı bir şey. Bunlar alt temsilcilerin seçmiş olduğu kararlar. İki, bir de Misak andı var. Ekonomik and. Herkesten ricam bu ekonomik andı bulun bakalım. Şöyle bakın bakalım. İlk dönemde yetişen insanlar niye tasarruf duymuş? Kıtlık var, savaş var. Tasarruf etmeyince bir daha savaş olmayacağının garantisi var mı? Türkiye 100 yıldır savaş deneyimi yaşamıyor arkadaşlar. Bakın operasyon eşittir savaş demek değildir. Artı savaş senin görmediğin bir coğrafyada devam ediyorsa seni etkilemiyorsa sorun yoktur. Doğru mu? İşte Suriye'ye yapılan bir operasyon, Irak'a yapılan bir operasyon, atıyorum Yunanistan'a yapılan bir adalar, bunları sen görmüyorsun ki. İçine düşman girince eşin rengi değişir. Çünkü düşman seni zahirelere yani ambarlara el koyuyor. Seni aç bırakıyor. Tarlanı yakıyor. Hayvanını öldürüyor. Hadi bakalım. Ondan sonra geçin de geçin. Nasıl geçine canım? Ne yiyeceksin? Ne içeceksin? O yüzden çocuklara özellikle tasarruflu olmayı öğretilmiştir. Bizim eskiden hani eski Türkiye İş Bankası'nın biliyorsun bir kumbarası vardı. Hatırlar mısın? Metal bir kumbara. Hatta ara ara bunu yayınlıyorlar. Arkadaşlar ben hatırlarım ki çocukluk zamanında o kumbara bende de vardı. İki tane devlet bankası yapmıştı bunu. Ziraat yapmış işte İş Bankası yapmış. En çok bilinen İş Bankasıdır. Bir dedi de arkadaşlar Vakıf Bank'a bir dönem yapmış. Halk Bankası'a yapmış. O kumbaralara bozuk para biriktirilir. O kumbaralarla gidilir bankaya. Orada bir açar. Zaten kumbara çok büyük değildir zaten bilerek. Ya şimdi adam bir götürür şöyle çarlar say bitmiyor 1 liraları. Arkadaşlar bunlar işi öğretmektir. Buradaki özellikle kapitülasyonlara karşı toplanmış olan ve Türkiye'nin sanayicisi, çiftçisi, tüccarı ve işçisinin birleşimiyle oluşan müthiş bir kongredir. Dikkat! Türkiye bu kongre kararlarıyla beraber yürümüştür.
Peki hocam neye kabul edildi? Yani liberalizm mi, devletçilik mi? Şimdi gelelim buraya arkadaşlar. Türkiye karma bir sistem benimsemiştir. Ne tam liberal, ne tam devletçi. Ne demek istiyorum? Devlet özel sektörün yapamadıklarını gene yapma kararı almış ama özel sektörü de sanayiciyi, tüccarı, çiftçi, işçi teşvik etmiş. O yüzden karma bir sistemdir. O zaman Türkiye 1923-30 yılları arasında özellikle karma ekonomik sistemi uygularken dikkat 1929 Dünya Ekonomi Krizi'nden sonra 1930'lardan itibaren ise Sovyet Rusya'yı da yanına alacak. Onun modelini inceleyecek ve ne yapacak değerli arkadaşlarım? Devletleştirme politikasını güdecek. Yani artık fabrikaları devlet yapacak. Şeker fabrikaları açacak iki tane mesela. Halbuki şeker fabrikaları daha evvelden özel olarak açılmıştı. İki tane de devlet açacak. Eskişehir'e mesela açacak, Tural atacak gibi. Mesela dönüyorsun cam fabrikası açacak, Paşabahçe'yi kuracak. Niye? E çünkü bunları özel sektörün kurma ihtimali yok. O yüzden Türkiye 23-30 arası karmadır. 30'dan sonra tam devletçiliktir. 30'da peki ne değişti de dünyada? Biz tamamen devletçiliğe geçtik. 1929 Dünya Ekonomik Krizi. Onu çağdaş anlatacağım. O yüzden Türkiye'nin neyden sonra devletçiliğe geçtiğini bilmek zorundasınız. İki defa sınav sorusu. Anlaştık mı kardeşim? Bütün mesele bu. Misak'ı anladınız mı? Türkiye'nin çocuklarını hangi ekonomik ilkelere göre yetiştirmesi sebebi? Bir de o kadar şeyin bir de ne kararı var başkan? Kongre kararı. Örnek vereyim. Aşar vergisi kaldırması çiftçiye efendim işçiye artık işçi denilmesi, amel edilmesi, grev hakkı, sendika hakkı efendim bakıyorsunuz değerli arkadaşlar anonim şirketlerin kurulmasını kolaylaştırması. Mal şeyin içindeyse yani hammadde bizdeyse ona yönelik tesis kurulması, bankacılık faaliyetlerinin artırılması. Hiç banka yok. Hiç banka yok. Osmanlı Devleti'nden kalan banka var. Osmanlı Bankası. O da İngiliz'in elinde. Para basmaya etkili bankadı. Banka kurulsun diyor. Krediler ucuz verilsin diyor. Tarımda makineleşme artsın diyor. Tamam. Stopaj vergi dilimleri azaltılsın diyor. Bak bunların hepsi kongrede alınan karar ve işin iç tarafı. Türkiye bunları yaptı arkadaşım. Bu kongrede ne karar alınıyorsa bakalım. Hepsi yapılmış. Hepsi. Mesela Deniz Erdeki yük ve yolcu taşıma hakkının Türk milletine verilmesi. 23'te karar almış. 26'da kabotaj gelmiş. O yüzden şu kararlar neyse bilin ki bunlar. Mesela ucuz e demir yolları. Demir yolları burada var işte. Demir yolları yapılsın demiş. Yapılmış. Anlaşıldı mı? Bunların hepsi dört meslek grubunun talepleridir. Hadi bir daha sayalım. Şu dört meslekleri say. Nazım. Sanayici. Sanayici. Tüccar. Tüccar. Çiftçi. İşçi. Bakın sınava girdim. Şimdi bilenle bilmeyen öğrenci arasındaki fark. Öğrenci bir yerden duymuş. Kongre başkanlığını Kazım Karabekir yapmış. Kazım Karabekir ne kardeşim? Asker. He. Meslek gruplarına bakıyor yazıyor orada. Askerler var mı? Meslek grubunda iktisat kongresi askerler yok. Ama öğrenci Kazım Karabekir'i hatırlasa dahi orada askerler grubuna düşebilir. Örnek eğitimciler var mı? Sanatçılar var mı? Mimarlar var mı? Yok kardeşim. Burada bunu anlamanız lazım. Şu dört meslek grubunu bileceğiz. Askerler hele hiç yok. Kongre başkanlığını Kazım Karabekir'in yapması 2015'te gelen KPSS sınav sorusuydu. O senelerde ders anlattığımızda çok üstüne vurgu yapmıştık. Çıktı ama tam 10 yıl geçti. Tamam. Herhangi birinize bir kere daha gelebilir. Peki ben soruyu zorlaştırayım. Bu kongre yapılırken bu sorum sizlere olsun. İktisat Bakanı kimdi? Siz istiyorsunuz ki değil mi? Hep benim bildiğim yerden gelsin. Medeni Kanun çıkartılırken, ne demiştim size? Medeni Kanun çıkartılırken ülkenin e ekonomi şeyi e adalet bakanı kimdi? O zaman da diyorum ki iktisat iktisat kongresi yapılırken ülkenin iktisat bakanı kim kardeşim? Hadi bakalım onları aşağıya yorumlara başlıyoruz.
Lozan görüşmelerinin kesildiği sırada. Lozan görüşmelerinin kesildiği sırada. Evet. Top. İzmir'de toplandı. Diğer adı biliyorsunuz ki Türkiye İktisat Kongresi'dir. Hangi ilde yapıldı da zaten soruldu. İzmir. Evet. Kongreye katıldı. Kongreye 4 meslek katıldı. Doğru mu? Şimdi bu meslekleri bir sayalım lazım. Say. Sanayi. Sanayici. Tüccar. Tüccar. Çiftçi. Çiftçi. İşçi. İşçi. Hangi gruptasın lazım? Tüccar mısınız? Ne satıyorsun, alıyorsun oğlum? Biz niye bilmiyoruz? Tabii ki buradaki hiçbir grup sen, sen yazar, eğitmensin. Var mı? Yok. O zaman biz şunları bilirsek hepsi güzel. Hatta bunlar meslek teslim kurulların bayrakları bile vardı biliyor musun? Gan bayraklarını diktiler. Çiftçilerin ayrı bayrağı, şeylerin ayrı bay hepsinin bayrakları ve amblemleri bile vardı. Türkiye İktisat Kongresi'nin yapıldığı binayı beraber gittik. Şeyde İzmir'de İzmir'e beraber gittik. Yani o zamanlar için önemli olay. Devam. Kongre başkanlığını Kazım Karabekir. Kongre başkanlığını Kazım Karabekir yapmıştır. Evet. Kongrede Misak-ı İktisadi kararları alınmış. Misak-ı İktisadi kararları alınmıştır. İktisat yani ekonomi yol haritası. Kararları alınıyor. Bir kere daha söylüyorum. Bu dört meslek grubunun karışık yazılan kararlarıdır. Tamam. Bir şey söyleyeyim mi? Bunlardan en az daha 80 madde var. Ama öğrenci şunu diyecek. Bir nerede yapıldı? Kongre başkanı kimdi? İki hangi iktisat bakanıydı? Bu kongre yapılırken memleketin iktisat bakanı kim? Sonuçta bunları organize eden birileri var. Doğru mu? Evet. Kongre kararları kısaltılarak yazın lazım. Anonim şirketlerin kurulmasının kolaylaştırılması. Kurulmasının kolaylaştırma. Eskiden biliyor musunuz? Bir şey şirket kurmak ne kadar zordu şey Nazım. Şimdi muhasebeci aynı gün şirket kuruyor. Esem böyle değil. Sizler de biliyorsunuz babası ticaretle uğraşan oradan o belge oradan o bölge. Ticaret sicil gazetesi. Evet. Eskiden bu süreç çok uzun. Şimdi adam bir günde muhasebeciye git ban şirket kurduydu. En kötü şahıs şirketi kurdu. An şükreti kurmak daha farklı bir şey tabii ama işi en azından kolaylaştırıyor. Devam. Milli bankalar ve kredi kur. Milli bankalar ve kredi kuruluşları oluşturulacak. Kuruluşları oluşturulacak. Peki hep beraber bakalım. Oluşturulacak mı sizce Atamanı? Ha şimdi kongre kararı almak mes değil uygulamak ya. Milli banka kurulmuyor mu kardeşim? Ziraat. He güzel düşmedi. Evet milli bankalarımız kurulacak. Deniz Bank, Halk Bankası, Merkez Bankası, Sanayi ve Maden Bankası, Emlak ve İhtiyat Bankası. Bak hep milli bankalar kurulacak. Doğru mu? Devam. Ama iyi düşmedin ha. Vergi sisteminde reform. Vergi sisteminde reform yapılacak. Bu ne demek? Hayır. Hayır. Bu ne demek biliyor musun? Zenginden daha çok, fakirden daha az almak. Dünyanın bütün sistemleri normalde böyle olması lazım. Böyle mi oluyor Türkiye'de hala? La zengin af geliyor ya. Doğru mu? Bir yatırımda zarar ediyor. Devlet affediyor. La arkadaş biz olsa hayatta affetmez kuruşuna kadar alır ya. İşte insanlarda bu vergi sistemindeki ref. Şimdi düşünebiliyorsun. Her şeyde aynı şeyi ödemek size mantıklı mı? Eşitlik her zaman adalet mi? Hepinize sorayım. Bu da KDV diyor. Memur. E adam iş adamı. Milyonlar. O da aynı KDV'ye diyor. O da aynı ÖTV'ye diyor. O da aynı arkadaş bu nasıl iş ya? Bu nasıl iş? O zaman zengin hep zengin olur, fakir hep fakir kalır. Aynı vergi dilimi. Aynı vergi dilimi. Tamam riskler var. Şimdi bu adam devlet memuru. Bunun ne riski olacak Allah'ını seversin? Ne riski olacak? Ayın 15'ten 15'te para yatıyor. Evet diğerinin riski var kabul ediyorum. Ama kardeşim bu vergi reformu bugün bile bize şart yani. Devam. Devletin temel yatırımları yapması sağlanacak. Devletin temel yatırımları yapması sağlanacak. Mesela bir devlet temel yatırımlarını söyle bana. Köprü. Yol. Baraj tabii. Elektrik işleri, sokak lambaları. Bunlar temel yatırımdır. Devam. Yatırımcılara kredi sağlayacak bankalar kurul. Yatırımcılara kredi verecek bankalar kurulacak. Zaten ikinci maddeyle neresi. Hayır. Evet. Devam. Kuruluşlar. Önemli kuruluşlar millileştirilecek. Bak bu çok önemli işte. Örnek Adana, Mersin demir yolları Fransızların elinde İstanbul'daki tramvay şirketi Fransızların elinde la vagonlu. Bunlar devletleştirilecek yani millileştirilecek. Yani bunu devlet o şirketten direkt satın alacak. Önemli mi? Önemli. O zaman kapitülasyonlar kendi içinde devam ediyor demek. Düşünebilir misin? Adana'da Mersin'e gidiyorsun trenlerle Nazım. O Adana Mersin'deki trene gidiyorsun Fransız kazanıyor. Ya böyle bir şey olabilir mi ya? O yüzden de ne olmuştur? Bunlar hep tek tek satın alınmıştır. Devam. Yerli mallar ve denizde ucuz tarif. Yerli mallar karada ve denizde ucuz tarifeden satılacak. Şimdi burada bir şeye dikkat edeceğim. Ucuz tarifeden tarife ile taşınacak. Dur şimdi bir şey gelecek aklıma da onu da söyleyeyim. İleride de göreceksiniz. Hatta devlet ileride şunu diyecek. Ramazan bu kırmızı kalem sana İngiltere'den geliyor. Bu siyah kalem ise Türk malı. Hani Baltiman anlaşması yaparken anlatmıştım. Doğru mu? Hah. Şimdi bu kırmızı kalem diyelim ki diyelim ki 90 kuruş. 1 lira bile değil bak. 90 kuruş. Bizim Türk malı da 1 lira. Bu kalem lazım mı? Kardeşim devlet memurluklarına, devlet dairelerine her sene kırtasiye masrafı diyor ki devlet %10 bile Türk malı fazla olsa parasal anlamda yerli malı tercih edecek. Bak bir daha söyleyeyim. %10 bile pahalı olsa bu neyi o zaman? Yerli üretici teşvikleri. Yani sen şuna bakma diyoruz ama sen de abartma. Ben senden alacağım ama en fazla %10'a kadar. Diyelim ki %20 90 kuruş. 1 lira 10 kuruş. O zaman devlet diyor, "Kusura bakma" diyor. Sonuçta ben devletimi de düşünmek zorundayım. Uygun ve ucuz aynı kalitede malı oradan alırım. Ama oradan almak ne demek? Sürekli ithal etmek. Sürekli ithal etmek ne demek? Senin paran yurt dışına çıkıyor. Amacımız ne? Yerli malı kullanılması. Yerli ne kadar kullanılsa para dolaşımı Türkiye'de yerlinin elinde olur. Devam. Yeraltı zenginliklerinin saptanması. Yeraltı zenginliklerinin saptanması çok önemli değil mi? Yani onun için ileride ne kuruluyor? Eti Bank kurulmuyor mu kardeşim? Etibank hem çıkartacak hem de alıp madeni satacak. Bugün Etibank var mı? Var. Gene işlevi aynı mı? Aynı. Sanayi ve Maden Bankası kurulmuyor mu? Niye? Sanayiciye madenleri git bul diye o madenleri çıkart diye verilen kredilerdir. Türkiye'de maden işi biliyorsunuz ki topraklarımız çok verimli ve çok yoğun. Altın var mı kardeşim burada? Var. Bor var mı? Var. Birçok dünyadaki nadir elementler Türkiye'de var mı? Var. Anadolu coğrafyasını iyi tanırsak ki bana göre devlet bir noktada da doğrusunu yapıyor. Onu da size söyleyeyim. Her element açıklama ya. Bir de bu çıktı. Şey diyor ya öğrenci, "E kardeşim Lozan'da bitti. Niye çıkarmıyor?" Arkadaşlar Lozan'dan önce de çıkarıyorduk. Lozan'da herhangi bir kısıtlama yok. Sadece bazı yerlerde ortak olma durumu vardı Lozan'da. E devlette ne yapıyor değerli arkadaşlar? Hala bu Lozan devam ettiğine göre bazı şeylerde bazı şeyleri söyleme gereği duymuyor. Mesela en önemli yatak sende Toryum. Kardeşim bunu bas bağırırsan ne olur? Benim evimde yastığın altında altın var demek de aynı şey. Evet. Sen bağırıyor musun komşuna ya? Bizim evde yastık altı. Gel sen de yastığın altında. Hatta yastığın içine diktik la. Adam yastığı alır içine bile bakmaz. Doğru mu? Eve götürür. Ha o zaman devlet mantığına sıçtı. Devlet her elementi söylemez. Bazı elementler savunma sanayide kullanılır. O yüzden bunu da söylemez. Doğru mu? Herkes birbirinden bugün uçak alıyor mu? Alıyor. İHA alıyor mu? Alıyor. Mantıken mantıken İspanya'ya İHA. İspanya bir kere alır o İHA'yı. Ne yapar? O İHA'yı parçalar, bakar, eder. Peki aynı dayanıklılıkta ve aynı kalitede yapabilir mi? Çünkü içinde kullanılan malzemeyi bulamayaktır. Bütün meselemiz bu. Bak dünyaya ihraç ettiğimiz ürünlerimiz var savunma sanayide. Ama dünyaya ihraç ediyorsak asla unutmayın daha iyisini yaptığımız içindir. Bunu asla aklınızdan çıkarmayın. Yani bize gösterilen ve dünyaya satılan şeylerin daha iyisini şu an Türkiye yapmıştır da eskisini satıyor. Bugün Amerika Birleşik Devletleri en son niye o zaman biz B52 bombardıman uçağı alamıyoruz? Veriyor mu adam sana? La parayla versen gene mi vermiyor? Adam salak mı ya? Unutma savunma sanayide aynı şeydir dersler. Bir şeyin son kullanma tarihi gibidir. Yiyeceğin. Muhakkak ki bunların da bir son kullanma tarihleri vardır. Barutun da bombanın da bomba yaptı 500 sene dursun. Öyle bir şey yok. Onun da bir neyi vardır muhakkak. Son kullanma tarihi. E ne oluyor? Onu finanse et. Terörü finanse et. Oradaki Somali'ye karış. Oradan Venezuela devlet başkanı kendiniz gördünüz. İşte yaşananlara bakın. Dünyada adam oraya iniyor. Madura alıyor eşiyle beraber. Lan sen nasıl alıyorsun? Senin bir kere onu alabilmen için muhakkak ki yanındaki insanları satın almış olman lazım. Evet. Belki aralarında kurşun sıkanlar da oldu. Almadı demiyorum ama muhakkak ki bu operasyon 40 yıllık devlet aklıdır. Bunu da bilin ha. 40 yıllık mesele sadece Trump'a denk geldi. Bundan bir öncekine de denk gelebilirdi. Joe Biden'a bir öncekine de denk gelebilirdi. Sallıyorum Clinton'a, Bush'a, Obama'ya. Bunu asla unutmayın. Bu bir günlük mesele değildir. Adamı al, yanına yerleştir. Yanına en güvendiğini yap. En güvendiğin, en güvendiğini, en güvendiğin, en güvendiğin bir gün ne oluyor? Yanındaki seni vuruyor. İddialar çok çarpıcı. Düşünebiliyor musun? Bir devlet başkanını ya şimdi insanlar ne düşündü hemen bizim ülkemizde? Kendi devlet başkanımız. Doğru mu? Bugün kim ne olursa olsun adı bugün adı Recep Tayyip Erdoğan'dır. Diğeri diğer gün var. L kabul eder misiniz ya? Bir ülkenin devlet başkanı aşağı ineceksin helikopterle eşiyle beraber yerlerde sürükleyeceksin, alacaksın, zincirleyeceksin, ayağını götüreceksin. Lan böyle bir şey olur mu ya? Bu bizim ülkede olabilir mi? Bunun sağcısı solcusu şeyi var mı? Allah bütün memleket mi? Çünkü sen işgale uğruyorsun. Aga kafayı kopartıyorlar senin. Bugün cumhurbaşkanı olsun muhalefetli fark eder mi? Fark etmez. Genelkurmay başkanımız fark etmez. Ne bileyim müsteşar fark etmez. Fark etmez arkadaşlar. Şimdi birlik olunacak zamanlar ayrı düşeceğimiz zamanlar vardır. Doğru mu? Ama bu Yunanlı bir akademisyenin Doğru mu? Cumhurbaşkanımız güya iki tane Amerikan gid bir de Amerikan askeri. Oğlum yiyor yemiyor da niye Yunan askeri koymadın oraya? Ulan gene mi maşasınız la siz? Yunanlılar bir insan mesela ben diyelim ki Arjantin devlet başkanını beğenmiyorum. Bu olaydan sonra bir caps yapacağım ya da bir şey yayınlayacağım. Ne yaparım? Türk özel birliklerini koyarım. Adamı da oraya koyarım. Doğru mu? Götürülmüş gibi yaparım. Yunanlı akademisyen bak. Amerikan askerlerini koy. Bir de next yazıyor. Tayyip Erdoğan ortada. İki tane Amerikan askeri koluna girmişte götürüyor. Hayırdır ya? Sen bu iş bu kadar kolay mı zannettin ya? Nextmiş. Next olmasın o. He insanlar ne kadar basitleştirilmiş bir capse şey alacağı falan zannedi. Sen bu işleri kolay mı zannediyorsun ya? Ya ülke çalkadan. Biz Venezuela mıyız? Biz Venezuela mı? Bizim devlet geleneğimiz var. Devlet. Devlet burayı çözemiyor insanlar. Türk insanı en zor durumda birleşir. Bak deprem oldu Allah bir daha yaşatmasın. Hemen bütün Türkiye değil mi? Yardım etmeyen bir kişi olabilir mi ya? Asla çorap bile olsun yardım etti. Bazı şeylerde biz birlik olacağız. Bakın görüyorsunuz. Yani adamın tutup Yunan askerini koyamamasına bir düşünün ya. Kendi askerini koyamam. Gitmiş Amerikan askerini koymuş. İki tane konuna gidiyor Tayyip Bey ya Allah'ım ya rabbim ya Resulallah ya. Bu işleri kolay zannediyorsunuz siz ya? Sen Venezuel mi lan bur? Biz hiçbir Latin Amerika ülkesine bakın Latinler farklı. O Amerika kıtasının aşağısı yani Güney Amerika kıtası böyle sizin düşündüğünüz gibi savaşçı efendim oraya gideyim de bir Amerika Birleşik Devlet' kafa tutayım. Öyle bir şey yok. Yok kardeş yok. Getirin bakalım Lat kaç kişi kaç kaç sene savaşmış var olan savaşların yarısından çok uyuşturucuyla alakalı. O onun rantına sahip olmak istiyor. Onun rantına Meksika'da dahil. E adamı oradan helikopterle alıyorsun ya. Bak kardeşim bak gerçekten Allah o duruma kimseyi düşürmesin. Kimseyi kimse hiçbir devlet başkanı rezillikten başka bir şey değil ya. O yüzden devlet bir tane devletimiz var. Var mı başkan? Yok. Bir tane devlet başkanları değiş bugün Tayyip Bey yarın başkası olur. Seçim var gider gelir. Ama mezhebi değil ki. Kim olursa olsun o tepede bu devleti temsil ediyor kardeşim. Doğru mu? Muhalefetten birini sen alıp götürebilir misin? Ya böyle bir şey olabilir mi ya? Bu sefer bütün iktidar yanları sen ne yapıyorsun demez mi? Arkadaşlar bu işe bu gözle bakacağız. Ne demek istiyorum? Bazı şeylerde çok güzel toplum birlik oluyor. Ben şimdi günlerde Twitter'a bakıyorum. O bir akademisyenin paylaşımı Türk milletinin bak bir anda hayırdır ya dediler. Siz kimsiniz? Mustafa Kemal Atatürk'ün ilk defa koltuğa oturduğu yerde bırak birincisini 10uncusunu birincisini alamazsınız siz. Siz ne konuşuyorsunuz ya? Millet orada şahsa değil ki makama. Siz orayı karıştırıyorsunuz. Senin orada tutuklattığın şahıs. Doğru mu cumhurbaşkanımız? Ama orada insanların bizim Türkiye'deki bakış açımız ne? Makam. Burayı kaçırıyorlar işte. Venezuela Madura. Bak isimsel söylüyoruz. Makama makamın bir önemi var mıymış? Yok. Allah göstermesin. Kurban olduğum yüce Rabbim. Zaten böyle bir şey olduğu vakit anlattık Türkiye savaştadır. Zaten böyle şey var mı? Türkiye savaştadır zaten. Çoktan o iş bitmiştir yani. Devam. Üretimde temel tüketim mallarından. Üretimde ne olmuş? Temel tüketim. Temel tüketim mallarına ne olacaktır? Öncelik verilmesi. Öncelik verilmesi. Bana bir temel tüketim maddesi söyle. Hemen aklına da ekmek geliyor. Ekmek günde 6 ekmek 2 buçukla kolasız doyamıyorum diyor. Hadi bakalım devam et. Teknik eğitim. Teknik eğitim geliştirilecek sanayiciler için çok lazım. Devam. Demir yolları inşası bir programa bağla. Evet, çok önemli. Demir yolları inşası bir programa bağlanacak. Bir programa bağlanacak. Devam. Yerli malı. Yerli malı kullanılacak. Kumaşta özellikle kullanılacak. Devam. Sanayi yasalar kan. İşte ileride çıkacak mı? Teşviki Sanayi Kanunu mesela teşvik edici yasalar çıkartılacak. İttihat Terakki döneminde çıkartılmıştı. Ağzında savaş girdi. Bunu da bilin yani. Evet devam. Hammaddesi yurt iç olan endüstri olarak. Hammaddesi yurt içinde olan neymiş lazım? Endüstri kolları kurulacak. Söyle bana bir tane iki tane örnek ver. Şeker pancarı. Şeker pancarı bizdeyse ne kuracağız kardeşim? He. Şeker. Tamam şeker. Başka? Demir. Demir. Çok güzel. Demir. Demirle alakalı. Hammaddesi yurt içinde olacak ama şart bu. Bakır. Bakır, arpa, yulaf. Doğru mu? Fabrikalardan cam bahçenin seramik. Çok güzel. Mermer, Afyon. Demek ki aslında potansiyelimiz var mı? Var. Bir şey söyleyeceğim. Eee, buraya gelen şeyler oldu ya, sanayiciler, çiftçiler, tüccarlar hepsi ellerinde bir şey getirdi. Hani katılıyor ya bir hani Afyon'dan işte lokum geldi diyelim. Hani anlatmak için söylüyorum işte bir tanesi Afyon'dan mermer getirdi. Diğeri Manisa'dan mesela üzüm getirdi. Arkadaşlar çok ilginç. Şuraya koydular. Bu kadar bitmiş. Bitmiş. Senin üretimle alakalı her şeyin bitirilmiş işgalde. Yani düşünebiliyor musunuz? Günümüzde de böyle yerli malı haftası yapıyordu. Eskiden nerede yerli malı haftası? Şimdiki okullarından yerli malı haftasında çocuk kola götürüyor. Çocuk yerli malın olup olmadığını bilmiyor ki bunun. Hayır hayır çocukta suç yok. Oradaki öğretmende suç var. Bir kere yerli malların olmayanları bir listeleyip çocuğa verseler çocuk zaten bunların hiçbirini alıp getirmez. Ha bizde öyleydi şunları şunları alıp getirmeyin derlerdi. Biz o listeye annem gil bakardı. Yerli malı haftasını kutlamadık mı ilkokullarda? Yıllarca kutladık. Çok kıymetli bir şeydir. Hala günümüzde aynı şeyi arayarak hemen yerli malın ar mantığım budur kardeşim. Hepsini arayabiliyor muyuz? Hayır. Ama en azından olabilecekleri yerli mal almakta büyük fayda var. Bak olabilecekleri zaten bu kısmi boykottur. Sizin yaptığınız nedir? Yerli malı kullanarak dışarıyı boykot etmektir. Evet. Boykotun mantığını da anlamak lazım. Her şeyde hepsi olmayabiliyor. E o zamanlar da hiç yok. Düşünebiliyor musunuz? Şu kadar masaya, şu kadar masaya koyabildik. Başka yok ki. Yerli malı kalmamış. Her yerimiz talan edilmiş. O yüzden çok acınaklıdır o durum. İşte bunlar olacak ki endüstri kolları tekrar gelişecek. Doğru mu? Devam. Yabancı tekelden kaçınılacak. Yabancı tekelden kaçınılacak. Ne demek olduğunu bilen var. Ne demek tekel lazım? Yabancı bir şey sadece onda var. Kaçınca? Devam. İşçilere sendika kurma ve ne hakkı verilecek? Ve grev hakkı verilecek. Evet. Başka? İşçilerin çalışma koşulları. İşçilerin çalışma koşulları düzenlenecek. Söyleyeyim mi? Eski çalışma stilleri 14 saattir. Kaça düşürecek zamanlar? Önce 12'ye, sonra 10'a, sonra 9'a. Bugün günümüzde memur kaç saat çalışıyor? 9-5, 8-9 saat. Arada tatil var mı? Yemek molası var. Evet. Aynen. Buraya çevrilecek. Peki bu her zaman mümkün mü? Hayır. Türkiye'de hala 24 saat çalışan sistemde mesela petrol üste çalışan bir insan petrolde yani. E ne oluyor? 24 yapıyor. Sağlıkçı 24 saat doğru. Polis 24 saat bekçi gibi mesela bazı şeylerde yapamıyorsun ama genel manada normal bir işçinin çalışma saati çok çok kıymetlidir. Dinlenmeye ihtiyacı çünkü beden gücü lazım. Dört tane notumuz var. Dikkat. Bunların her biri bir sınavda gelebilir. Doğru mu lazım? Bu arada şunu da söyleyelim ya. İşçiye artık yani amele ne olmayacak? Amele denilmeyecek. Neden amele kelimesine karşı çıkılmıştır? Hadi bakalım. Bilmiyorum. Araştırın bulun. Neden amele kelimesine karşı çıkılmıştır? Hatta bugün Ankara'da bir yer hala amele ismiyle. Amele ismi devam eder. Hala günümüzde de kullanılır mı? Kullanılır. Amele pazarı vardı sitelerde falan. Evet var. Demek ki bu laf bir şey ki amele denmesi istenmiyor. Ne denmesi isteniyor? İşçi aradaki acaba fark ne? Yani fark var mı? Ya da öyle denilmesinin bir şeyi var mı? Hani etkisi var mıdır insan üzerinde? Var mıdır sence? Ha bilmiyoruz işte. Bakacağız. Araştıracak öğrenci bulacak. Dört not var.
Mustafa Kemal her zaman şunu söylüyor. Kazanmamız gereken en önemli zafer iktisat zaferidir. Bakın Büyük Taarruz'dan sonra bitti denildiği zaman asıl bitmedi. Şimdi başlıyor. Bundan sonra siyasal zaferler ne kadar büyük olursa olsun ne olmak zorunda lazım? Kesinlikle ve kesinlikle iktisat zaferleriyle taçlandırılması lazım. Yoksa ne olur? Çok az bir zamanda yapılan tüm başarılar söner gider. Adama 3-4 gün ekmek verme bakayım. Kim takar Büyük Taarruz? Keşke [kahkaha] kurtarmayaydın der. Evet arkadaşlar. Evet maalesef böyle. Ekmek verme, su verme, elektrik verme. Adam ne yapar? Ondan sonra keşke kazanmasaydıkları ya. Buraya gelmemesi lazım. A buraya geldiği günler de oldu. Ha onu da söyleyeyim. Oraya geldiği günler de oldu. Tekrardan tekrardan 30'lardan sonra işi devlet eğer ele almasaydı bakayım 30'larda ekonomik nitelikte ne çok isyan çıkacaktı. Bunu bilin yani. Ama burada en önemli şeyler Mustafa Kemal'in hep iktisatla ilgili sözleridir. İktisadı bir de her zaman devletin ekonomisini milli egemenliğe bağlanan sözleri de vardır. Hadi bir dört tanesini yazalım lazım. Kısaltılmış şekli. Tam bağımsızlık için. Tam bağımsızlık için evet hakimiyet. Milli hakimiyet. İktisat. İktisat hakimiyeti ile sağlamlaştır. Sağlamlaştırılmalıdır. Milli hakimiyet ne demek? Demokrasi, cumhuriyet. Doğru mu? Bunu diyor neyle taçlandıracağız? İktisatta. Devam. İkinci not. Siyasal askeri zaferler. Siyasal askeri zaferler. Bu en ünlü sözüdür. Ne kadar büyük olursa. Ne kadar büyük olursa olsunlar. Bak ben demiyorum. Mustafa Kemal diyor doğru mu? Ekonomik zaferlerle taçlandırılmazsa. Taçlandırılmazsa. Evet. Meydana gelen zaferler ne olmaz? Devamlı olmaz. Devamlı olmaz. Az zamanda söner. Doğru mu? Çok güzel bir laf. Devam. He burada çok güzel bir laf vardı. Mustafa Kemal'in en ünlü laflarından bir tanesi şunu söyler. Kılıçla fütuhat yapanlar hani biliyorsun kılıçla fütuhat yapan ne demek? Fetih yapmak yani. E tamam da sabanla e yapan yani tarlayı sürene yenilirler. Niye? Çünkü oranın sahibidir. Sen onu fetih yaparsın ama orayı ekonomik anlamda güçlendiremezsen iki gün sonra oradan çıkmak zorunda kalırsın. Birçok ülke bunu yaptığı için zamanla o topraklarını kaybetti der. İşte sabah yapan kol kuvvetlenir der. Güçlenir der. Mustafa Kemal çok ünlü bir lafıdır. Bunu bilin arkadaşlar. Hadi yazalım onu da. Efendiler. Kılıçla fütuhat yapanlar. Kılıçla fütuhat yani fetih yapanlar. Evet. Sabanla fütuhat yapanlara. Sabanla fütuhat yapanlara neticede mevkilerini terk etmek zorunda kalacaklardır. Doğru mu? Mevkilerini terk etmeye mahkumdur. Terk etmeye mahkumdur. Tarım yapan kazanır diyor. Doğru mu? Devam. Uzun kısa kısalt. Ne kadar büyük? Ne kadar büyük? Ne kadar kutsal ve büyük hedefler? Ne kadar kutsal ve büyük hedefler? Büyük hedefler kağıt üzerinde. Hı hı. Kurallar ve kanunlarla. Evet. ve sadece. Ve sadece. Evet ok. Naz okusan tam oğlum. Tam gerçekleşmesi için tek kuvvet gerçek en kuvvetli ekonomidir. Nazım kurban olayım sen şurayı bir söylesene. Büyük kuralları ve kanunlarla ve sadece hırsla. Hırsızlarla değil oğlum. Hırslarla lan. Ne hırsızı? Hırslarla arzularla çözüm bulamaz. Çözüm bulamaz. Devam et cümleye sen. Şimdi tam gerçekleş sağlamak için e tek kuvvet gerçek ve en kuvvetli kelon. Ekonomi, ekonomi, ekonomi. Kardeşim Süleyman Demirel'nin birçok, birçok söz vardır. Ekonomide ne di kardeşim? Tencere bak iktidarı der bir tek tencere değiştirir. Doğru mu? Tencere kaynamaya başlarsa hani en çok çözülmesi gereken neden seçim zamanlarında daha çok ekonomi biraz daha serbest bırakılır, para gidiş devlet tarafından daha fazla sağlanır. Birçok kredi açılır. Af gelir, vergi afları gelir. Neden? Bir insan ekonomik olarak rahatsızlık duyduğu zaman kendisinin bireysel teşebbüslerinden dolayı battın değil devletin onu batırdığını veya devletin yardım etmediğini düşünür ve suçu mevcut hükümete atar. Bu hep böyledir. Hep de böyledir. O yüzden de adam kredi çekmiştir. Ödeyememiştir. Devlet bana bakmıyor. Onu yapıyor. Devlet bana bak. Oğlum devlet sen devleti nasıl düşünüyorsun? Siz devleti nasıl tahayyül ediyorsunuz? Bir kere oraya bakmak lazım. Oğlum senin kafa İslamiyet öncesinde kalmış. kurban oldu. Boyalara, boylara et veriliyordu. Sen zannediyorsun ki o etten ben pay alacağım. Öyle bir şey yok. Bireysel teşebbüsün cezası gene bireysel. Burada devlet sana ne yapsın? Şirket kurmuşsun, bakmışsın, kredi çekmişsin, bakmışsın, ödeyememişsin. Hayatta çok uzun vadeli şeylere özellikle ekonomik anlamda çok girmemek lazım. Adam diyor ki 100 100 ay şey ödeyeceğim. Konut kredisi 100 ay. 120 ay. Özür dilerim. 120 ay ne demek kardeşim? 10 yıl. Şimdi 10 yıl ne kadar büyük bir rakam? İnsan hayatına belki 10 yıl çok önemli değil ama 10 yılda yaşayacağın badireler her günün ayrı bir olay bu ülkede. Yarın ne olacağını biliyor mu ticarette? Değil. O yüzden borç dediğin şey Türkiye'de çok uzun vadeye yayıldığı zaman Allah korusun insanın başına bir şey geliyor ve ondan sonra ödeyemeyecek duruma düşüyor. Ama ödeyemese bile suçu kimde vurur? O gün hükümeti kimse onda vurur. Bu işler hep böyle. Süleyman Demirel zamanında da böyledir. Bülent Ecevit zamanında da böyledir. Necmettin Erbakan zamanında da böyledir. Alparslan Türkeş zamanında da böyle. Kim? Muhsin Yazıcıoğlu la adam iktidarda değil derdini ona şey yapıyordu. Hatırlıyor musun? Yani senin yüzden oldu demiyor la oğlum ben iktidarda değilim bari fark etmez. Yeter ki karşısına siyasi çıksın. 1930'larda Mustafa Kemal geniş kapsamlı bir yurt içi gezisine çıkacak. Aba ab CHP'li milletvekili halk parçalayacak. Niye? Önlem alınmıyor. Ekonomik kriz bağırıyor. 28'de çıktı hatta önce. E önlem almazsan ne olur? Mustafa Kemal eser 3-5 tane mektup gelirdi. Dilek, istek, hani ihtiyar adama mektup yığılda ya. Adam dedi ki ne yapıyorsunuz siz dedi ya. E sonra milletvekili seçimlerinde işte 31'di. Ondan sonra değiştirdi milleti. Niye? Çünkü ekonomist olmadın mı?
Abiciğim gidiyorsun. Ekonomi, ekonomi, ekonomi. Doğru mu kardeşim? Bunu bunu bilmem. Burası tamam mı? Dört tane Mustafa Kemal Atatürk'ün lafı sözü.
Şimdi gelelim tarım alanına. Şimdi bu kadar şeyi yapıp tarım alanında hiçbir şey yapmama ihtimali var mı arkadaşlar? Çok basittir. Sınavda size soru şöyle de gelebilir. Aşağıdakilerden hangisi Atatürk döneminde tarım alanında yapılan gelişmelerden biri değil. Burada zaten sektörü ayırman isteniyor. Doğru mu Nazım? Sektöre ayıracaksın. Ya bir öğrenci tarımı bilmeyip ticar ticar ayır canım. O kadar da e tevhidi tesisatı tarımla ne ilgisi var? Senden devletin istediğini anlıyor musun? Mesela tarımla ilgili en büyük olay aşar vergisini kaldırması. Yani bütçenin 1/4'ünü oluşturan bir verginin kaldırılması. Ha şimdi bu çok güzel anlatılıyor da sanki hiç yerine vergi gelmemiş gibi anlatılıyor. Ya aşar ya da öş onda bir İslami bir vergi. Anladınız mı? Yani şeri vergiler içinde bunun laikle ilgisi var mı? Var. Var. Şaka gibi gelmedi size. Var. Çünkü orada oran var. Ha bu oran 1/4 olmuş, 1/6 olmuş biliyorsunuz. Osmanlı zamanı savaş zamanı. Hatta öyle bir zamanlar olmuş ki miladi hicriye çevrilmiş mesela hicri miladi olaylarına. Artık yıl meselesine adam iki kere vermiş. İki kere aynı zamanda vermiş. Hatta bu 10 gün geriye geriye muhabbetler hicri takma 11 gün geri. Adam üretmeden daha bak üretmeden daha ortada hiçbir şey yok. Vergisini vermek zorunda bırakılmış. O yüzden aşar vergisi çok sıkıntılı hale gelmiş ve devlet aşar vergisini kaldırmış. Peki size sorun. Aşar vergisi kaldırılınca yerine hangi vergi getirmiş? O zaman bir vergi siz şimdi zannediyorsunuz ki oh vergi kaldırıldı. O zaman çiftçinin ödeyeceği herhangi bir vergi yok. Zannetme bir vergi daha geldi. Peki onun oranına bakalım bakalım. Onun oranı neymiş? Tamam. Hani hep böyle anlatıyoruz ya tarımda aşağı yukarı çok büyük olay. %80'i çiftçi olan ve %20'si de onun reddiğinden yiyen olduğu için halkın tamamını ilgilendiriyor mu? Bugün çiftçinin üzerinden traktör bak dolaylı anlamda söyle traktördeki devlet tüm vergiyi kaldırdı. Biçer döverde kaldırdı. Ne olur Nazım? Ya da içine koyacağım mazottaki devlet vergiyi kaldırdı. Bir o zaman herkes uygun fiyata tarım yapar. Uygun tıra yani o zaman uygun olur. Sana da uygun gelmeye başlar. Bu kimin yararı? Herkesin yararı. Herkesin yararı olan şey nedir? Halkçılık. O yüzden aşar vergisi en çok doğrudan hangi ilkeyi ilgilendirir? Halkçılık ilkesine ilgilendirir. Çünkü hepimiz yiyoruz, içiyoruz, yiyoruz. Doğru mu kardeşim? Ha burayı anladın mı kardeşim? O yüzden çiftçiliğe ne yatırım yapılırsa yapılsın hepsi toplumun %100'ünü ilgilendirir de o yüzden hayvancılığa ne yatırım yapılırsa yapılsın toplumun %100'ünü etkiler. E hocam ben vejetaryen et yemiyor. Et yemiyor da süt içiyor. Bizim arkadaş gibi acamata gittik. Şimdi bir gün öncesinden deniyor ki hocam hayvansal gıda yemeyelim. Doğru mu hani mantık? Şimdi diyor ki hocaya bizim arkadaş diyor hocam diyor bal yiyebilir miyim? Bal. Şimdi bizim bal hastası var. Diyor ki hocam bal yiyemezsin tabii ki diyor. Niye diyor? E çünkü diyor arı yapıyor diyor. Bizim diyor ki arı hayvan mı? Tam bir saat arının hayvan olup hayvan olmadığını acamatçıyla tartıştık ya. La arkadaş şimdi vejetaryen diyor ki kendi kafası zaten ben et ve et ürünü yemiyorum ama mantıken değerli arkadaşlar gene et et ürünü olmasa bile o hayvandan deri o hayvandan süt doğru mu yoğurt ayran efendim >> içen de var canım sadece ve onlar da kendi içinde ayrılmalar var onun da mı içmiyorlar iç >> hayvansal herhangi bir şey mi içmiyorlar >> peki hayvansal herhangi bir şey kullanıyorlar mı >> mesela yılan derisi, ayakkabı, çanta, >> kemer, toka. Ya muhakkak bu ya hayvan ya mümkünatı yok kardeşim. Yün lan yün neyden yapılıyor? >> Yok. >> Mümkünatı var mı? Yani yiyecek açısından senin dediğinde haklı olabilirsin ama muhakkak giyind mi yiyelim de? Muhakkak değil. Yani bizim Türkiye'de hayvanın eee etinden, sütünden, derisinden faydalanmak diyoruz ya. Ya bu olmama ihtimali sence var mı? Mümkünatı yok. Giydiğin ayakkabı olabilir. Her şey sentetik olamaz ki. Mümkün değil. Ya da yapay olamaz ki. Anladın mı? Onu da bir araştıralım bakalım. Ya vejetaryen acaba onu da mı yemiyor ya da içmiyor? Büyük olay ya o zaman. Vallahi büyük olay. Evet. Ama tarım olabilir. Meyve suyu içiyor. [kahkaha]
Şimdi tarım alanında aşar vergisini söyledik arkadaşlar. Fındıkçı mesela Fisko Birlik kuruluyor. Ziraat kombinaları. Belki bunu çok duymamış olabilirsiniz. Eee mesela göstermelik demeyeyim de halkın kullanabilecek traktördür, biçer döverdir falan filan çok garaban kullanılıyor. O onlar devlet getiriyor halka gösteriyor önce nasıl olması gerektiğini. Ziraat kombinaları biraz da şeydir. Yani teşvik amaçlı yurt dışından getirilen malzemelerin bir bakın aynısını yapabiliyor muyuz yapamıyor muyuz? Biraz devlet önce bir alıyor halka bir gösteriyor. Aralarında yapanlar da var. Çok yetenekli insanlar var mesela görüyor yapıyor. Mesela aynı öyle adam çok. O yüzden ziraat kombinaları kurmuştur. Yine çok önemli yüksek ziraat enstitüsü kurulduğu. Ziraat mühendisi yetiştireceğiz ya. Veteriner yetiştireceğiz hayvancılık için. Doğru mu? Ya tarım ve hayvancılık birbirinden ayrı düşünemeyiz. Yani biz buraya tarım alanda yazsak da tarım ve hayvancılık alanında yazmamız lazım. Çünkü çok kıymetli. Ve bulaşıcı hastalıklar var. Önlenmesi lazım. Doğru mu? O yüzden tarım alanında birçok gelişmeye ev sahipliği yapmıştır Türkiye. Hadi bakalım yazalım kardeşim tek.
25'te ne oldu? >> Aşar. Aşar vergisi kaldırıldı. Sorumuz neydi? Bu verginin yerine herhangi vergi geldi mi? Geldi. O verginin adını istiyorum. Evet.
Atatürk Orman Çiftliği kuruldu. Çok önemli Ankara için bir bataklıktır. Burası lazım biliyor musun? Burası komple bir bataklık. Bu bataklık kurutulmuştur ve bu bataklık kurutulduktan sonra buraya ağaç dikimi yapılmıştır. Bugün Ankara'da tek yeşil alan zaten oran. Oranın da zaten yarısı yok Ankapark'a gitti, yok Külliyeye gitti, yok oraya gitti, yok buraya gitti. O da gitti. Doğru mu kardeşim? Arkadaşlar Ankara'nın nefes alan yeridir. Atatürk Orman Çiftliği bizim çocukluğumuz hayvanat bahçesi vardı. Hayvanat bahçesi. >> Dijital >> dijital hayvanat bahçesi var da esen hayvanat bahçesi. Bu tartışmalı bir konudur. Hani bazıları diyor ki olmalı, bazıları diyor olmamalı bazıları diyor Avrupa'da böyle şu halbuki var. O tarafa gidiyor. Her yerde var bu hayvanat bahçesi. Türkiye'nin içinde de var. Ankara'da hayvanat bahçesi belediyelere kaldı. Belediyelere atıyor Sincan Belediyesi'ne gidiyor. O yapmışsa yapıyor. Belediyenin bütçesi ne kardeşim? Belediye 3 tane maymun getiriyor. İki tane kertenkele getiriyor. Hadi hayırlı uğurlu olsun. Hayvanat bahçesi diye açılıyor. Oğlum onları adam çıplakayla domuz yakalıyor lan. Bırakın da ona haksız mıyım? Adam yakalasın getirsin ya. Ya çok az çeşit var Türkiye'de. Çocuk hayvanı bilmiyor. Hayvanı böyle kartlardan şuradan buradan ön bak bir daha söylüyorum tartışmalıdır. Her hayvan tabii ki doğasına özgür olmalı. Ona zaten denilecek lafım yok. Ama bazı hayvanlar tabii ki koruma altına da alınmalı. Şimdi onların da şeyi ne oluyor? Gidiyor. Anadolu Parsı mesela Anadolu Kaplanı. Bunlar nesli tükenen hayvanlar. Evet. Bunların mesela eee koruma altına alınarak yapılması bambaşka olabilir. Ha yoksa dünyanın her yerinde hayvanat bahçesi var arkadaşlar. Bunu bir aklınızdan çıkarın. Biz hayvan Ben hayvanı çok severim. Korkarım ama gene severim. Ben korkarım abi. Hayvan korkmuyor musun köpekten möpekten? Yani >> seviyeli uzaktan kuş severim. Balık bayılırım balaa. Niye? Bana zararı yok. Hayvan onun içinde akvaryumda yüzüyor yani. E ama Türkiye'de ne olaylara şahitiz kardeşim? Böyle deme. Hayvan sevgisi falan mı? Bak Allah hayvan sevgisi olan bir insanın merhamet duygusu gerçekten çok yüksek oluyor. Bu da bir gerçek. Ufacık kuşak şey yapamıyorsun. Kuş beslemek bizim ülkemize biliyorsun çok şeydir. Çok ünlü kuşçular da var. Ankara'da adam mezat yapıyor ya takla atan kuşa bilmem ne. Adam şahinin doğanını bırakıyordu zaman. Nazım bunları biliyorsun. Adormanç şu an Ankara'da hala gidiliyor. Çok sevilir. Onun içinde tigen migen vardır. Oraya gidersiniz. Ankara'ya gelenlerin mesela zira ziyaret edecekleri yerlerden bir tanesi maçıdır. Muhakkak gidin bakın arkadaşlar Auç. E şimdi on akşam ne yin şey var komple ne? Kogaretçiler biliyorsun yani gogor halbuki AÇE'nin dondurması vardır. Aç'nin gazo vardır. Aç her şeyi yapar AÇE. Azık ormançı gerçekten kalitedir. Yani ben parkta Gazi >> tabii tabii. Gazi Parkı açıldı oraya. Şimdi yeni park açıldı. Yani Ankara'ya gelenler ben nereye getireceğim misafirimi diyenler beni Ankara'dan Atatürk Ormanç'e muhakkak götür. Tamam söyle. Çok önemlidir. Devam.
İlk tohum ve gübre ıslah istasyonu kurdu. >> İlk tohum ve gübre >> ıslah istasyonu kuruldu. Evet. Devam.
Toprak reformu yapılmaya çalışıldı. Toprak reformu yapılmaya ne olmuş? Çalışıldı. Oldu mu? Hayır. Her topraksız köylüye toprak verme. Ne kadar güzel bir şey değil mi? Olabildi mi? Büyük toprak arazi sahipleri hepsi karşı çıkır. Hepsi nasıl yani dediler. Benim yıllarca dedemden kalan 100 dönüm tarlayı ne yapak şimdi? Bir dönüm bir dönüm paylaştırak mı dedi. Mesela çok karşı çıkanlar oldu onu söyleyeyim. İleride bu 1945'lerde gene bir daha olacak. Evet devam.
Ziraat Enstitüsü kurulu >> Ankara'da Yüksek Ziraat Enstitüsü kuruldu. Evet.
36'da ne oldu? >> Tarım kredi kooperatifleri kuruldu. >> Tarım kredi ve kooperatifleri kuruldu. Çok ara ara eee ara ara demeyeyim aslında bakmayız. Bayağı da bir Türkiye'nin en çalışan faal kuruluşlarından biridir bana göre. Mesela balcılık yapacaksın Türkiye'de. Balcılık nerede yapılır? Yüksek yerlerde. Yayla olacak. Adana, Mersin, Ordu değil mi? Trabzon. Efendim Zonguldak bu taraf aşağı iniyor. Efendim? >> Bolu. >> Bolu mesela yani hayvanın soğuktan yukarı çıkabilirse doğru söylü buralardaki yaylalarda özellikle ılıman ikliminin yayları Antalya mesela çok Muğla mesela çok güzel ağaçlar var. Şimdi bal yapacağım. E bal için ne lazım? Kovan. Kovan için ne lazım? Arıcılık eğitimi. Arıcılık eğitimini veriyor devlet. üzerine kovan veriyor. Diyor ki 5 yıl sonra ödemesi. Ya şimdi bu devlet daha bazen diyor ki ne yapsın yana? 5 yıl. Adam gidiyor kovanı satıyor. E şimdi sen bu adamla ne yapacaksın kardeşim? Devlet ne yapsın bu adama ya? Alıyor. Devlet diyor ki bu köyde yatırım yapacaksın. Ben bu köye veriyorum diyor. O köyde göstermelik bir şey yapıyor. Para İstanbul'da yiyor. E devlet ne yapsın bunu? E devlet vatandaşlarına da güven tarım işi arkadaşlar tarım bir çiftçi aileden geldiğim için konuşuyorum ben bunu. Çünkü çok yapanı gördüm. Seracı sera yapacağım diye alıyorlar onu. Oradan alıyorlar muz serası yapacağım anamda diyorlar. Gidiyorlar muzu iki denesini göstermelik. Gördüm gördüm. O yüzden bu işin denetim kısmı vermekten daha zor ya. Vallahi daha zor. O yüzden çok esnaf kredi kooperatifleriyle beraber tarım kredi kooperatifleri gerçekten çok etkindir hala günümüzde de. Hatta size bir örnek vereyim. Mustafa Kemal'in biliyorsunuz biçer döverde bir fotoğrafı vardır. >> Efendim >> traktörde pardon içerde de var ya. >> Görmedin mi sen? Sen bir çer döverdekine bak. Hemen hemen traktörde de var. Traktördeki o fotoğrafın ilk çekildiği yer eee benim kendi memleketimdir. Allah'ım nasıl memleket. Kurban olduğum yüce rabbim ya. Silifke. Silifke'de Atayurt diye bir yerdir. Oranın eski ismi Atayurt falan değil. Başka bir isimdedir. O Tekirdir aslında oranın ismi. Atayurt olarak değiştirmiş. Şimdi neden bir bölgenin adı değişir? Atanın yurdu. Çünkü tarım kredi kooperatiflerinin kuruculu orasıdır ve bir numaralı üyesi Mustafa Kemal Atatürk'tür. O traktör üzerinde çekilen resim orada çekilmiştir. İnsanlar ne zannediyor? Kesin Gazi şeyde Atatürk Ormanç'de. Evet orada da resmi vardır ama hepinizin bildiği o traktörleki çekilen resmi Silifke'dedir. Oranın da ismi Atayttur. Hatta hatta şöyle anlatayım. Çilek hepimizin bildiği bugün Silifke çileği çok ünlenmiştir. Doğru mu ya? Silifke çileğini bir tane kadın getirmiştir. Bu kadın her yerde deniyor. Sonra diyor ki Mustafa Kemal acaba neden burayı tercih etti? Diyor ve oraya getiriyor çileği. Bak işte bileim öyle böyle hissetmekle olmuyor. Ben gideyim Tarsus'a çile Adana'ya Feke'ye götüreyim. Yok öyle bir şey. Bilim bilim toprak analizi ve Mustafa Kemal'in ata yurduna o kadın çileği götürüyor. O çilek orada yetişiyor. Bugün Silifke çileği diye Türkiye biliyorsun %90'ını Silifke'den karşılar. Kendi memleketimden. Çok zor iştir. Çilekçilik. Öyle basit bir şey değil. Ha neyi anlatmaya çalışıyorum? Boş yere oraya bak. Kooperatifin 1. üyesi Mustafa Kemal Atatkı olmuyor kardeşim. Oluyor da nasıl oluyor? İşte ben bunun başını bilmem lazım. O yüzden ülkemiz tarım alanında değerli arkadaşlar başlayan bir süreci var ve çok kıymetlidir. Onu size söyleyeyim. Makinalaşma az olacak ama makinelşma 50'den sonra Amerikan yardımlarıyla olacak. Devam.
Ziraat kombinaları. >> Ziraat kombinaları ne demektir bu? Makinelerı getirip halka gösterme. Devam.
Toprak Mahsulleri Ofisi. >> Toprak Mahsulleri Ofisi kurulmuştur. TMO. Doğru mu? Bir de DMO var. O ne? >> Devlet malzeme Ofisi. Güzel. Nazım bugün hiç düşmüyorsun ha. Vallahi çalışmış da gelmiş. [kahkaha] Sen de derilsin. Evet. Tarımı anladık mı? Var mı sıkıntımız? Tarım alanında. O zaman sınavda sana aşağıdakilerden hangisi? Atatürk zamanında tarım alanında yapılan gelişmelerden biri değildir. Adam oraya eğitimden verir, siyasetten verir, toplumsal ve sosyal olaylardan verir. Ama sen burada tarım zaten kendini kabak gibi belli ediyor. Rahatlıkla yaparsın.
Ticaret, banka, bankacılık. Bir kere şunu herkesin bilmesi lazım. Türkiye'nin iki güzide bankası. Biri Ziraat Bankası, diğeri ise Vakıf Bankası. Bu iki bankada Mustafa Kemal Atatürk zamanında açılmamıştır. Dikkat. Ziraat ta Osmanlı'dan kalmıştır. 1863'te memleket sandıkları adıyla açıldı. Daha sonra ismini değiştirerek değerli arkadaşlar 1888'de Ziraat Bankası adını aldı. Kursta hepinizin bildiği gibi Mithat Paşa'ydı. Emniyet sandıklarıyla beraberşlar memleket sandıklarının birleşmesiyle oluştu. Dikkat. O zaman Ziraat Bankası bir Osmanlı Devleti bankasıdır. O günden bugüne kalmıştır. Devam. 2. Vakıf Bank hepizin bildiği nerede bu vakıf bank? 1950'lerde Menderes zamanında açılmıştır. O yüzden bu iki bankanın da Mustafa Kemal Atatürk zamanında açılmadığını bilmek zorundasın. Hadi bir yazalım. Dört defa sınav sorusu olur. Aşağıdakilerden hangisi? Atatürk döneminde açılan bankalardan biri değildir. Ya cevap Ziraat Bankası ya cevap vakıf. Üç defa ziraat sorulmuş. Bir defa vakıfak sorulmuş. Fark eder mi? İkisi de Mustafa Kemal Atatürk zamanında ama Halk Bankası Mustafa Kemal zamanında. Evet. Şu not kısmını onun yüzden ayırdım. Onu bir yazayım. Lazım. Ziraat Bankası lazım. Bu arada Vakıf Bankın tam kuruluş tarihini bana bulabilir misin? >> 1863 ve Vakıf Bank tam 1954 müydü? Hatırlayamadım. Ziraat Bankası kimin döneminde? Osmanlı Devleti. Tamam. Vakıfıb Bank kimin döneminde? Adnan Menderes. >> 54 de. Şöyle yazalım. Ziraat Bankası Vakıf Bank neymiş kardeşim? Atatürk döneminde, bak burayı ısrarla söylüyorum. Döneminde kurulmamıştır. O zaman bana sınavda gelirse ne yaparım? Doğru yaparım. Bitti. O bir nette atanırım. >> Bu işler böyle. Evet.
Hadi yazalım. Mesela hangi banka? Türkiye İş Bankası İş Bankasıdır. Türkiye'nin İş Bankası Ankara Kavaklı şubesidir. İlk genel müdürü bir iktisatçıdır. Celal Bayar. Dikkat. Bir dönem ülkemizin iktisat bakanlığı da yapacak Celal Bayardır. 25'te örnek Sanayi ve Maden Bankası kurulmuştur. Sanayicilere adı üzerine sanayicilere maden işlerinde kolaylık sağlanması veya madenlerin satın alınması veya maden içindeki gereksimleri karşılamak için kurulan bankadır. 2005'lerde emlak ve eham bankası. Aa hocam bu ne ya? Emlak ve eham bankası. Hani ben sıralama olarak gitmiyorum şu an. Emlak ve eham bankası. E ne demek ya? Yetimler. E birçok yetim var. Barınma yok. Barında ya arkadaş koca Aydın'da. Aydın'da sağlam üç ev kalmıştı. Bir daha söylüyorum. Aydın'da oturabilecek sadece üç sağlam ev kalmıştı. Onu da Yunanlılar karargah olarak kullandılar. Manisa kül olmuş. Ne yapacaksın şimdi sen? Bugünkü emlak katılım dediğimiz olay var ya işte o bankadır. E bu insanlara ne yapacaksın tekrardan? Barındırmak için emlak işlerine inşaat sürecinde destek vereceksin. Mesela böyle bir banka açılmış çok önemlidir. Efendim 29'larda dünya ekonomik krizleri var. Efendim sanayi ticaret yasaları gelmiş. 1926'da atıyorum kabotaj kanunu çıkarılmış. Kabotaj en çok sınavlarda gelecek. Şimdi 26'ya kadar ben bir yazayım. 26'dan sonrası çok kritik çıkıyor. Başla bakalım.
İş bankası kuruldu. >> İş bankası kuruldu. Dikkat. İş Bankası'nın ilk genel müdürü. İlk genel müdürü bir sınavda geldi. Kimmiş kardeşim? Celal Bayardır. Bununla ilgili çok iddia vardır. Eee, Hindistan'dan gelen paraların bir kısmıyla Mustafa Kemal daha evvelden Osmanlı Bankası'ndaki paraları, bak bir daha söyleyeyim, Osmanlı Devletindeki paraları tabii ki Mustafa Kemal'in bir parası var. Doğru mu? O paraları değerli arkadaşlar tekrardan çekiliyor ve bu banka yatırıyor. Oradan gelenlerin hepsini alıyor. Çünkü iki gün sonra o İngiliz bankası olduğu için ona el koyma durumu söz konusu olabilir diye. Evet. Sadece onun parası değil. Hindistan'dan gelen Müslümanların gönderdiği paralar, halkın paraları derken en sona İş Bankası kuruluyor. Dikkat. İş Bankası özel mi devletin mi? He Murat. İş Bankası özel mi devletin mi? >> Özel. Evet. Türkiye'nin demek ki ilk bankası kurulan bir bankadır ama özel bir bankadır. İtibari Milli Osmani Bankası vardı biliyorsun. Onun da birleştirildi. İş Bankası özel bir bankadır. Devam edelim.
25. >> Anadolu sigorta kurulu. >> Anadolu Sigorta Kurulu. Önemli dedi. Sigorta sence sigortalı şeyin var mı? >> Araba. Sigorta mecbur mu? Bazı insanlar ev, bazı insanlar sera. Tarım sigortaları da var tabii. Çok önemli. Adam hasat yapamıyor, don oluyor. E nasıl olacak bu iş? Zirai sigorta çok çok kıymetli hale geldi Türkiye'de. Çünkü Türkiye'de mevsimler değişti. >> Yapıyorlar. >> Efendim? >> İneğe yapıyorlar. Ne diye? >> İnek ölürse mi? Ölebilir. >> O yüzden >> iyi hayırlısı. Verirlerse alırlar. Ayet >> sanayi ve >> odaları yasası. Ticaret odaları yasası çıkarılmış. Evet. Devam.
Kabotaj. Doğru mu? Kanunu çıkarıldı. Dikkat dikkat dikkat dikkat. En çok gelen sınav sorularından biridir. Kapitülasyonları tamamen denizlerde sona erdiren kapitülasyonların Lozan'da kalmasının devamıdır bana göre. Kabuta Kanunuyla beraber gemilerdeki yük ve yolcu taşıma hakkının veya seferlerin adam karşıdan karşıya boğazlara geçtiğin seferlerin millete ait başkalarına aitti İtalyan aitti, Fransa'a aitti, İngilize aitti. Bunların hepsi millileştir. Böylelikle kabotaj Kanunuyla beraber ülkemizde Kabotaj Bayramı diye bir bayram var. Niye kutlamıyoruz hocam? Ramazan'ı kutluyoruz. Kurban'ı kutluyoruz. 19 Mayıs 30 Ağustos. Çünkü senin gemin yok. Heh. Gemin olsaydı sen de neyi kutlayacaktın? Çünkü yemin olsun senin adın armatör olacaktı. Doğru mu kardeşim? Hangi bayram kutlayacaktın? Kabotaja. Çünkü bu hak sana kim tarafından verildi? Mustafa Kemal Atatürk çıkarttırdı kanunu. Böylelikle gemilerde yük ve yolcu taşıma hakkı tamamen Türk milletine verildi. Bir şey tamamen Türk milletine veriliyorsa milliyetçiliktir. O yüzden Kabotaj Kanunu en çok çıkan sınav sorularından biridir. Dikkat. Hangi ilkeyle ilişkili olduğunu bir kere daha yazıyorum. Çünkü tek ya bu direkt sorarlar. Anlaştık mı lazım? Bir kalem alayım varsa.
29 lazım. Menkulors >> menkul kıymetler >> borsası ya da borsalar kanunu kabul edilir. Ne bu? Nazım >> borsa. >> Evet. Devam. Şuradan yakaladın değil mi?
Türk parası koruma kanun. >> A bir para bir önem de bu. Türk parasını koruma kanunu çıkarıldı. Koruma kanunu çıkarıldı. Bunun iki türlüsü var. Hem 1929 dünya ekonomik krizi hem de 1929'dan itibaren Fransa'ya olan Osmanlı dış borçlarını ödeyememe durumu bunu çok önemli hale getirdi. Devam.
Koruyucu gümrük yasası. >> Koruyucu gümrük yasası. Ne demek bunu abım? >> Ne demek biliyor musun? İthalatı az yapacağız. İthal vergilerin vergi oranlarını yükselttik. Anladın mı? Az girsin. Bizim amacımız ne? Mal az geldiği zaman, az girdiği zaman ve pahalı olduğu zaman insanlar yerli malını tercih etsin diye. Koruyucu mülk esası 30.
Aa, çok önemli değil mi? Merkez Bankası kuruldu. Peki Merkez Bankası'nın kurulması dikkat hangi Osmanlı Bankası'nın da durumunu sona erdirdi? Osmanlı Bankası yani banka Osmani. Niye? Çünkü para basmaya yetkili banka onlardaydı İngilizin elinde. Böylelikle banka Osmani para basma yetkisi Merkez Bankası'na verilmiştir. Değerli arkadaşlarım bu çok önemlidir. O zaman Merkez Bankası iki şey yapar. Bir banknot basar. İki, paranın değerini değerli arkadaşlar korumaya yardımcı olur. Uluslararası piyasada, ulusal piyasada dolaşımına bakar ve paranın değerini değerş korumaya çalışır. O yüzden Merkez Bankası'nın kurulmasıyla hangi bankanın görevi sona erdi? Görevi sona erdi. Evet, devam.
33 >> ama 38 de anca şey yapabiliyor. Bu nazım bu faaliyeti anca o zaman geçiyor. Halk Bankası kuruldu. Özellikle kimler için kurulmuş bakıyoruz. Hala günümüzde de öyle değildir normalde. Evet. Esnaflar için. Devam.
Bankası >> İller Bankası kuruldu. Dikkat değerli arkadaşlar. İller Bankası'nın günümüzdeki adı İlbank'tır. Merkezi Ankara'dadır. Bu mesela ben bir gideyim İller Bankası'na bir kredi kartı alayım. Yapamazsınız. Bugün belediyelere para aktaran bankadır. O yüzden yani devletin devlet içindeki bankasıdır.
Deniz Bank kuruldu. Bu da kurulduğunda neymiş kardeşim? >> Denizbank. >> Denizli. Hayır hayır kurulda devlet bankasıdır. Şu günümüzde nedir? Özeldir. Hatta bir ara Ruslarındı. Bilmiyorum şimdi kimin Deniz Bak. Bunlar ne? Bankaların da bir kısmını burada işledik ama genel manada sanayi alanında da zaten orada devam edeceğiz. Şimdi buraya baktık. Hemen genel tekrara başladık. Bir iktisat kongresi hangi ilde? Söyle beraber tabir. Peki bu kongre hangi ara yapıldı? Lozan görüşmeleri kesildiği zaman dört meslek grubu. Sanayici, tüccar, çiftçi, işçi. Doğru mu? Bizim halı saha ekibi gibi yemin ediyorum o kadar karışık. [kahkaha] Hepsi geliyor bizde de. Evet. Kongre başkanlığını kim yaptı? Dikkat. 10 sene geçti. İstatistik önemli midir? Şimdi ben buna çok dikkat eden bir adamım. Evet. Çoğu zaman da yak sene geçmiş arkadaşlar. Dikkat dikkat dikkat. Çok uzun olmuş. Devam ediyorum. Alınan kararların hepsine ne denilmiş? Misak-ı iktisat kararları. Bir de Misak-ı Ant var. Ant neydi? Çocuğu nasıl yetiştireceğiz? Kongre kararlarını yapamayacak var mı aramızda? Peki bu o gün hangi bayram olarak seçilmişti? Ne bayramıydı kardeşim? >> Okuma bayramı. Peki ben oraya İzmir İktisat Kongresi'e işte yazdım yazdım yazdım yazdım yazdım. En sona hangi bayramın ilan edildiğini sorum ya da hangi haftanın ya da bir şeyin hemen yazar oraya yerli mallar haftası. Bu memlekete düşmeyecek yok. Cevap ne? Okuma bayramı. Tamam devam. Buraya geldik. Özellikle Mustafa Kemal'in şu lafı çok önemlidir. Siyasal ve askeri zaferler ne kadar büyük olurlarsa olsunlar ekonomik zaferlerle taçlandırılmazsa meydana gelen zaferler devamlı olmaz. Az zamanda söner. Bu birinci laf. Eğer soru gelecekse buradan önce bu gelir. İkincisi de neydi Nazım? Hı. Efendiler di kılıçla fetih yapanlar sabanla fetih yapanlara muhakkak ki mevkilerini terk etmek zorunda. Çok güzel bir laf. Dikkat >> anlayan. Evet. Evet. Tarım alanında en önemli olay neyım? >> Peki aşar vergisini kaldırması bütün memleketi ilgilendirmiyor mu? Kimin yararına? Halkın yararına. O zaman çık. Geldik. Geldik. Toprak reformu yapılmaya çalışıldı ama olmadı. Niye? büyük toprak eee şeyleri sahipleri bu yasaya karşı çıkmıştır. Amacımız ne? Ziraat mühendisli yetiştirmek değil mi? Ayrıca veteriner. Devam ettim değerli arkadaşlarım. Ticari dalı Türkiye'nin ilk bankasının adı kurulan İş Bankası ilk genel müdürü kim? Celal Bayardır. Çok önemlidir. Denizlerdeki yük ve yolcu taşıma hakkı kime verildi? Kapotaş kanunuyla Türk milletine dikkat. Hangi ilkeyi ilgilendirir? Direkt bakın ilkeleri bir daha tekrar etmiş olayım. Eskiden ben böyle anlatıyordum. İlkeyi anlatırken inkılabı anlatıyordum. O yüzden hiç inkılabı anlatmıyordum. İlke diyordum, bitiriyordum. Ama şimdi öyle yapamıyor. Önce inkılapları, ilkeleri işlen sonra inkılaplar. Ama inkılap işlenirken ayrıca neye de vurgu yapıyorum? İlkelere bir daha da vurgu yapıyorum. Bir şeyin başında Türk varsa nedir? Milliyetçi Türk parasını koruma kanunu dediğime göre bu da hangi ilkeyle alakalıymış kardeşim yani? Milliyetçilikle alakalıymış. Adana, Mersin demir yollarının millileştirilmesi hem devletçilere girer hem milliyetçiler. Çünkü devlet satın alıyor. Devlet kimin adına alıyor? Türk milleti adına alıyor. O yüzden hem milliyetçiliğe girer hem de devletçiliğe girer. Anlaştık mı? Güzel. Peki devam ettim. Devam ettim. Merkez Bankası önemi ne? Önemi ney? Önemi para basma. E hocam para basılıyordu. Osmanlı. Evet. Ama Osmanlı Bankası basıyordu. Şimdi Osmanlı Bankası'nın yerine kim basıyor? Merkez Bankası. basacak. Bu arada yeri gelmişken nota hemen ekleyeyim dedim. İki banka Mustafa Kemal Atatürk zamanında değildir. Bak bunu bilmeniz lazım. Hangileri kardeşim? Finansla mi? Hangisi? >> Ziraat. >> He söyle. >> Vakıf ve Ziraat. Vakıf Adnan Menderes Ziraat Osmanlı Bankası. Osmanlı Devleti'nden kalan banka. O yüzden genellikle devlet özel herhangi bir bankayı muhakkak vermez. Günümüzde olan bankaları verir. Aşağıdakilerden hangisi? Atatürk döneminde açılan bankalardan biri değildir. Ya cevap ziraattir ya cevap vakıf bank'tır. Özel bankaya girmez. Ya QNB Finans Bank yazmaz. Tamam mı? Garanti BBVA yazmaz. In Bank yazmaz. Doğru mu kardeşim? >> Reklam yap. >> Reklam yapmaya ne gerek? Adam zaten sabahtan akşama kadar kredi vereceğim diye canı çıkıyor. Evet. Nereye doğru geçiyoruz? Sanayi alanında. Geldik. Sanayi alanında yapılan inkılaplara. Özellikle burada bankalara dikkat edin. Evet. Biraz önce bankaları yazdık biliyorsunuz ama o bankaları ben sözlü olarak söylesem de sanayi alanında yapılan inkılaplara gelecek. Neden? Çünkü bu bankalardan bazıları direkt sanayiciye destek veriyor. Diyor ki ben diyor sana kredi vereyim. Sen diyor git maden al ya da maden bul. Onları diyor sen işle. Çünkü madencilik sektörü özellikle 1850'lerden sonra hangi devlete birazcık daha yanaşmışsak orada olmuş. Osmanlı Devlet'in son dönemde Almanlar özellikle büyük imtiyaz sahibi olmuşlardır. Hatta şöyle derler ya günümüzde biliyorsunuz birçok demir yolu böyle gidiyor. S çiziyorlar. Oğlum düz niye gitmiyor diyoruz değil mi? Çünkü bazı demir yollarının özellikle 50 km bazı yerlere göre 80 km mesaf mesafesindeki tüm bu madenler o devletlere imtiyaz verilmiş. E şimdi ben diyelim ki Ankara'dan örnek vereyim. Koçhisar Ankara'ya kaç kilometre başkan? 150. Diyelim ki ben Koçhisar'a eee bir yerinden ya da çok yakın bir yerinden şey geçireceğim. Tren, demir yolu geçireceğim. La kardeşim ben ne yaparım? Tuz gölünden aşağı doğru inerim, inerim, inerim. 80 kreye kadar oradan şöyle bir S yaparım. Doğru mu? Hop. Maden imtiyazı bende. Çünkü Koçisar'da ne var diyelim ki? Bor var. O bor. Boru ben alabilmem için o demir yolunu oradan geçiyorum. Amaç ne? Taşımacılık. Bakın değerli arkadaşlar, dünyada demir yolu eee yolcu taşımak için yapılmamıştır. Yük taşımak için. Bugün birçok vagon geçer gözümüzün önünde ve bunların çoğu aslında yüktür. Yani yolculuk kısmı genellikle dünyada yerin altındadır. Bizim yerin üstünde. Aradaki fark o. Doğru mu? Yer altındadır. Londra metrosuna bak, Rus Moskova metrosuna bak. Alta inilmiştir. Ama biz de ne yapıyoruz değerli arkadaşlarım? Biz üst tren yolları normalde yük ve yolcu taşıma, taş kömürü özellikle taşıma, iç bölgelere sevkiyatı hatırlayın Mustafa Kemal İstanbul resmi olarak işgal ediğinde ne yapmıştı? >> Demir yollarını tahrip etdi. Çünkü oradan malzeme götürüp getiriyordu Fransızlar, Ermenilere falan. Yunanistan. O yüzden demir yolları çok kıymetli. Bunu da zaten ulaştırma kısmında anlatacağım. Sanayi alanında dikkat. Şimdi bankanın adı sanayi ve madin. Madenler bankası. Şimdi buraya kadar her şey normal. Amaçla sanayiciye destek vermek. Tamam. Ama bu banka ileride 1933'te isim değiştiriyor. O zaman bir kere benim neyi bilmem lazım? Lazım. Neyi bilmem lazım? Lazım. Ne güzel uydu değil mi? Evet. Bak buraya. 25'ten nereye getireceğim lazım? 33'e. O zaman önce bir bankanın adını yazayım. Neymiş kardeşim? Sanayi ve Maadin Bankası. Bu 33'te şuraya yazayım olmadı. Sümerban dönüşmüştür. Ha şimdi o zaman bu sınav sorusu olarak geldi mi? Şimdi en önemli mesele bu. Üç defa sınav sorusu olmuş. 1925 tarihine kurulan sanayi ve madin bankası 33'te hangi bankaya dönüştürüldü? Evet. Cevap ne kardeşim? Sümerbank. Şimdi buraya tamam bu soruyu anladık. Şimdi geliyorum. Bunun tam tersini sorabiliyorlar. 1933'te kurulan Sümerbank hangi bankanın dönüşümüyle olmuştur? Cevap Sanayi ve Madin Bankası. Şimdi gelelim üçüncüye. Tamam da kardeşim bu Sümerbank kurulmuş. Adını da Mustafa Kemal veriyor. Lütfen isimlere dikkat edelim. Sümerbank, Etiank. Niye Mustafa Kemal böyle hep tarihe atıfta bulunuyor? Farkında evet. Köklü medeniyetlerin tarihine atıfta bulunmak için yapmıştır. Ya bu isimler boş yere konulmamıştır. Sümerbank, Etibank. Doğru mu? Hititler. Yani şimdi burada bir şey dikkat ettireceğim hazırsak. Bu Sümerbank 33 senesinde birazdan geleceğim 1 5 yıllık kalkınma planının finansmanını sağlayan bankadır. O yüzden 3ünc soruda böyle geliyor. Diyor ki 1933 yılında veya 34 yılında uygulamaya konulan 1. 5 yıllık kalkınma sanayi planının finansmanını sağlayan banka aşağıdakilerden hangisidir? Cevap lazım. Sümerbank yapar mıyız sınavda? Evet. O yüzden Sümer Banka'a ne yazıyoruz kardeşim? 1 5 yıllık kalkınma sanayi planının neymiş bu banka? Finansman. O kadar çok geliyor ki soru olarak. Her yerde mülakatta gelir, bankacılık sınavlarında gelir, KPSS'de gelir, AYT'de gelir, kaymakamlık da gelir fark etmez. O kadar önemli bir şeyden bahsediyorum. Bu buna dönüştü. Ama bunun önemi ne? 1 5 yıl kalkınma sanayi planı. Bu arada kalkınma planı diyoruz itiraz geliyor. Sanayi planı diyoruz. Olur mu hocam öyle diyor. İktisatçı arkadaşlar var. Şimdi benim ne demek istediğimi anlıyorlar arkadaşlar. O yüzden ben ikisini de katıyorum. Kalkınma sanayi plan. Normalde neyi onu söyleyeyim. 1 5 yıllık kalkınma planları. Çünkü sanayi planları ayrı yapılıyor ülkemizde. Haklısınız. Ama bir sınavda kalkınma diye sordu. Bir başka sınavda kalkınma sanayi diye sordu. Bir başka sınavda da sanayi diye sordu. Hadi bakalım. Buyur. Profesörcüğümün o gün ne canı çekiyorsa yani. Doğru mu? He. O yüzden biz de ne diyoruz? 1933 zaten belli. 1 5 yıllık kalkınma planıdır. Normalde bazı sınavlara kalkınma sanayi olarak da geldiğinde söyleyebiliriz.
26. Bir banka emlak ve itham bankası. Ne yapacak bu? Ev yapacak. Ev. Ev mi kaldı Batı Anadolu'da? Ev yapacak. Bütün mesele bu. Anlaştık. Günümüzdeki eskiler Emlak Bktı bunun ismi. Şu an emlak konut diyoruz ya. Büyük bir ihtimal o bankanın devamı o.
27. Şimdi gelelim asıl mevzuya. Dünya ekonomik krizine sadece 2 yıl kalmış. Bu 2 yıl öncesinde de biz bir kanun çıkarıyoruz. Ancak bu kanun aslında İttihat Terakki zamanında çıkarıldı. Nazım bak herkes buraya atlıyor. Ancak savaş zamana denk geldiği için uygulanamadı. Şimdi biz bunu bir kere daha düzenliyoruz, revize ediyoruz ve çıkarıyoruz. Dikkat kardeşim sen ne iş yapıyorsun kardeşim? Normalde ne işsin sen? Hayvancısın. Bolu dört divanda hayvancı. Doğru mu kardeşim? Malın var. Tamam da bu mal sadece sana süt veriyor. Tavuğun varsa yumurta veriyor. Senin ekonomik sisteme bir katkın yok. Yani çok mal da olsa yok. Biz istiyoruz ki oraya ne kuralım? Mudurnuya tavuk çıkıyor. Doğru mu kardeşim? Bolu'ya işte hayvancılık için büyük ahırlar yapalım. Şimdi devlet diyor ki Nazım senin işini büyütelim. Büyütelim diyorsun. Bir paran var mı? Var. Var olduğunu düşünüyoruz şu an. Savaştan kaçmışsın. Devam para biriktirmişsin. Yastığın altında var diyelim. Hadi öyle olsun. Nazım hocanıza para var. Devlet de diyor ki Nazım gel sana diyor büyük bir şey yapalım. Kesimhane yapalım. Mezbaha yapalım. Ahır yapalım. Senin şu işi bir büyütelim. Tavuklarım var 1000 tane. Gel sana şey yapalım. Ne derler? Bir tavuk çiftliği kuralım. Sen burada üretime devam et. Yumurta yap. Yumurtaları alalım. Sat. Yani senin hem paranı kullanmak istiyor hem de üretime katkın olmasını istiyor. Bakın Türkiye'deki temel sorunlardan bir tanesi insanların ben kendime yeterim anlayışıdır. Bu doğru bir ticari anlayış değil. Ben kendime yeterim olur mu? Bu memlekette insanlar nasıl para kazanıyor bir bilseniz varsa. Sülük. Adam dereden sülük toplayıp satıyor kardeşim. Salyangoz. elini değmen değil mi? Adam bunlardan trilyonlar kazananlar var ya. Şaka gibi değil mi kardeşim? Gerçekler var. O yüzden ben her zaman ne diyorum? Bu ülkede bu ülkede bazı zor meslekler eşit derece. Mesela deve kuşu yumurtası mesela bilir misin sen? Deve kuşu yumurta. Tamam bilirsin onu bilirsin de deve kuşu yumurtacılığı yapan insanlar var kardeşim. Ve bu işlerden zamanında ilk yaptıkları için çok büyük paralar kazanmıştır. Ha o zaman ben ne diyorum? Diyorum ki kardeşim senin paran varsa ben de devlet olarak sana destek vereceğim. Ne yapacağım? Bir fabrikanı kurmana yardım edeceğim. İki sen işçilerin gidip gelirken örnek 4 divanla mudurun arasına gidip gelecekler. O trene bin varsa tren yoksa ulaşım. Bunun diyor %30'unu %40'ını ben karşılayacağım. Bazen %50'sini. Seni 5 yıl boyunca vergi muafiyetim. KDV yok, ÖTV yok, İTV yok, hiçbir şey yok. Anlatabildim mi kardeşim? >> ITV uydurdum. Evet. Yok yani anlaştık. E böylelikle o zaman sen ne yaparsın? cebindeki son kalan parayı da üretime katkıda bulunursun. Bütün mesele budur zaten. Ama bu yine başarısız oldu. Şimdi diyeceksiniz hocam bugün Teşvik-i Sanayi Kanunu gibi bir kanun çıksa tarlayı verecek. Bak tarlayı veriyor. Satın alma opsiyonunu. Ne demek o? 5 yıl boyunca kiracısın. 5 yıl sonra devletten bunu çok uzun vadelerle ne alabiliyorsun? Satın. Ya bundan yararlanan hep gene gayrimüslim olduğu yükede. Biliyor musun? Teşk Sanayi Kanunu veet başarısız olduğu zaman başarılı olan tarafları bizim Müslüman Türklere, Müslüman Kürtlere bir şey faydası sağlamadı ki. Ne oldu kardeşim? Hep gene parası olan yabancının oldu. Peki bizimkilerde niye para yok? Bizimkilerde 1908'den beri para yok. >> Heh. O yüzden yok. Yok. O yüzden ne oldu? O yüzden de bizler bunu beceremedik. Bazıları becerdi. Bugün Türkiye'nin en büyükleri oldu. İşte gördüğünüz bütün zenginlerin kökenleri ta 1920'ler. Yorum. Ve bunlar devletten ucuz arazi alanlar. Fabrika kurulmasına devletin yardım ettikleri, vergiden muaf tutulanlar. Mesela bugün şöyle bir kanun çıksana ağzına. Kim bir şirket kurmak isterse belediye harcı ödemeyecek ki teşhis sanayi içinde de vardır. Ha belediye harcı yok. Bilmem bilmem neyin resim derler. Resim yani. O paralar yok. O vergiler yok. Kuruyorsun. Kurulman çok hızlı. Örnek seninle beraber Mersin memleketime gidelim. Silfkey başkan senle mesela muz serası işine girelim. Girelim mi kardeşim? Seracılık için ara ara bankalar kredi veriyor. Düşünsene o seracılığın verdiğini devlet sana şey olarak veriyor. Hibe. L bedava. Türkiye yapmadı mı? Yaptı. Türkiye gerçekten ben hani gördüğümü söylüyorum arkadaşlar. Ara ara da olsa gerçekten bedava hizmetleri var. Diyelim ki bu verildi. Muzun bize şeyini verseler Nazım tohumunu verseler. Efendim bize bir orada işte haceder derler bize orada şeyler ne derler ona? Eee yo yok. Orada aileler tutsak. Çünkü muzaba sürekli bakılması lazım. Sıcaklık değeri var. Ondan sonra biz muzu satsak 2 ki senede 34 kere verim de var. E kardeşim sorması ait da sen niye sağlık bakanında çalışıyorsun memur olarak? Sana bir sorayım bakayım. Sana soruyorum ya. Hicarcılar var. Hicar hacidir. Hicarcılar. Onlar icar derler ona. Ortaklaşar. Bırakın aile %50'sini doğası. Arkadaşlar biz bazı şeyler paranın üzerine para konuluyor. Şimdi sıfırdan başlanan hayatlar da bu çok zordur. O yüzden anladınız mı? Teşvik sanayi Kanunu %99'u Müslüman olan bir ülkede %99'una hitap edememiştir. Bak ne kadar imkan olsa da olmayınca başka olmuyor. Ha %1'lik kısım da hemen fabrikalarını kurmuştur. İstanbul'a, Kocaeli'ye, Marmara'ya, Ege'ye hemen kurmuşlardır. Onu da size söyleyeyim. O yüzden 1927 Teşkil Sanayi Kanunu 1. Özel sektörde yani Nazımlı paranın olmayışı, 2 para olsa dahi yetişmiş eleman eksikti. Tavuktan anlayan yok, maldan anlayan yok. Halbuki biliyorsun bunlar Türkiye'de çok herkesin yaptığı şeyler tabi küçükken yetiş ama savaşlarda çok şehit verdik. O yüzden bir türlü teknik eleman bulamıyoruz. 3 la uygulamaya zaten geçirmeye kalktık. 1929 dünya ekonomik krizi başladı. Dünyayı etkileyen bir krizde sen gidip yatırım yapan mı? He ne olacağı belli değil. Ne olacağı belli değil. Şu an dünyanın ne olacağı belli mi? Sana soruyorum. Herkes ne diyor? Bütün dünya sığınak yapın. Güneş paneli yapın.
Evlerinize elektriksiz kalmayın. Pil depolayın. Fener depolayın. Değil mi kardeşim? Efendim gaz maskesi alın. Eee işte ne kardeşim? Bazı bizimkiler işte muhakkak ki ufak bir tarlanız olsun e yapabilirsiniz. Şu kendi şeyinizi, yiyeceğinizi kendiniz üretin diyor. Niye bunlar boş yere mi deniyor? Her an her şey olabilir mi? Bugün Venezuela yarın İran olabilir mi? He. E İran vurulunca ne olacak? Hayır. İran vurulunca ne olacak? Bana birisi bir anlatsın bakayım. Tarihçilik burada ortaya çıkıyor. İşte ne olacak? Bir göç. İki, onlarca Müslüman şehit kendi coğrafyanın dibinde. Zannediyor ki sıra hiç bize gelmeyecek. Böyle bizim etrafımızda savaşlar olacak, olacak. Hiç Türkiye'ye gelmeyecek. Öyle zannediyorsun arkadaşlar. Maalesef savaş tecrübemiz çok azaldı. Halkın savaş tecrübesi 100 yıl oldu çünkü. Az değil. O yüzden bu tür uyarıları niye devlet yapar? Bunları bunları yapın. Sığınak yapın. İşte perde beton yapın. Bunları yapın ki ileriki zamanlarda bir sıkıntı yaşı su deposu yapın evlere. Bazı şeler artık Türkiye'de zorunlu olmak zorunda. Türkiye Ortadoğu ya ben bunu anlatamıyorum. Yaşayışımız Avrupalı olabilir. Coğrafyamız Ort Doğu. Bir gün o ateş hepimizi saracak. O gün ne yapacağız? O gün işte yapmamak için bazı şeyleri bugünden önemine almak lazım. İran senin dediğin coğrafya kocaman bir coğrafya. Göçü var. Siyasal, sosyal, ekonomik sorunlar var. E buraya sen şimdi oraya vuruyorsun, burada altın fırlıyor. Orayı vuruyorsun burada dolar fırlıyor. Kardeşim e senin ekonomin dolara yürüyor bağlı. E ne oluyor ondan sonra? Halk günden güne fakirleşiyor. Sen bu ay zam aldın. Doğru mu Nazım? Yüze kaç verdiler devlet? >> Neyi verdiler? >> Tam hatırlamıyorum. Çok büyük bir zam olsa hatırlardın değil mi? Demek ki çok büyük bir zam değil. Ha orada ne var kardeşim? İşte gene Allah bin bereket versin diyoruz. Gene başımıza devletimiz var. Şükürler olsun. Ama ne oluyor değerli arkadaşlar? Onlar ereyip eriyip gidiyor hemen. Bir ay sonra 2 ay sonra. Hadi hayırlı uğurlu olsun. Gene başladı dedik. Savaşın işte böyle bir ekonomik sıkıntısı var. Bir de hiçbir devlet ben savaşa giriyorum demez. Amerika haricinde demez abi. Ab ya düşünsene devlet dedi ki yarın savaş var. Ne yaparsın sen? Sana sorayım ilk sana sorayım. çocuğun olmak üzere kardeşim. Bes stoklarsın, mama stoklarsın. Doğru mu kardeşim? Yah hayatın gerçekleri var. Savaşlar bizler hayatın gerçeklerini bir kere daha hatırlatmak için var. O yüzden o yüzden 1900 özellikle 23'ten 38'e kadar Mustafa Kemal zamanı dikkat edin hiç savaşa girilmiyor. Çünkü devlet hazır değil. O Kurtuluş Savaşı'ndaki tekrardan aynı maneviyat bir daha olmayabilir. O yüzden devlet ısrarla bütün sorunları masada çözmek istiyor. Dün düşman olduğunda bugün dost olmak zorunda da bırakılmıştır Türkiye. Bak bunu da söyleyeyim. Ama dediğim gibi Teşvik Sanayi Kanunu 1929 dünya ekonomik krizinde kimse gidip de cebindeki parayı da ne yapmaz kardeşim? Böyle savaş var sen bugün para harcar mısın? En çok harcağın şey yiyecek maddeleri olur. Yiyecek falan değil ha. Yiyecek. Yiyecek ve su. Başka bir şey olmaz. O yüzden 1927 şuraya ben bir teşvik sanayi kanunu yazayım lazım. Doğru mu? Bu niye uygulanamadığı soruluyor. Bir de şunu söyleyeyim. Teşvik sanayi kanunu çıkarıldı. 1929'da da dünya ekonomik krizi oldu. 30'a kadar Türkiye Cumhuriyeti 23'teki İzmir İktisat Kongresi'nden beri karma ekonomiydi. Şimdi ne oldu? 30'dan sonra tamamen devletçilik modeline geçildi. Özel sektörün yapamadığı tüm yatırımların devlet eliyle yapılması başlandı. O zaman teşvik sanayiye geldik ya Nazım. Şuradan devam edelim. Önce şu teşvik sanayi yazalım. Söyle bakalım. >> Özel sektör sanayi alanı. >> Özel sektörü sanayi alanına çekerek Evet. >> ülke sanayisini geliştirmek amaçlamıştır. Geliştirmek amaçlandı. Evet. Peki bunlara ne veriliyor? Yani ben sanayi bu kapsamdan yararlanacağım. Devlet bana ne veriyor? >> Ucuz arazi ve bina tahsi. >> Ucuz arazi ve bina tahsi. Evet. Tahsisi. Evet. >> Belli bir süre vergiden tut >> belli bir süre vergi ve harçlardan. Onu da ekleyelim. Harçlardan muaf tutma. Devam. >> Ulaşım ve depolama imkanlarına. Ulaşım ve depolama imkanlarına ne yapmamış? >> Sağlama >> ve kolaylık getirme. Kolaylık getirme. İşte bunları yapıyoruz. Doğru mu? Evet. Peki niye uygulanamadı? >> Özel sektörün yeterli sermaye >> özel sektörün yeterli sermayeye >> sahip >> sermayeye sahip olmaması. Evet. olmaması, teknik bilgi ve eleman eksikliği. eksikliği ile 1929 dünya ekonomik krizinin krizar >> Ankaral ekonomik krizinin çıkması dan dolayı uygulanamamıştır. O yüzden teşkik sanayi kanunu direkt devlet kilikleyemiyoruz. Çünkü özel sektöre yatırım var. Anlaşıldı mı? Mesela ben Atatürk ilkeleri kısmına niye uyarıyorum size? Çünkü bir sınavda devletçilik olarak verdi. Bir başka sınavda devletçilik olarak vermedi. Biraz da soruya da bazen bakılması lazım. O yüzden dikkat. Hadi bakalım. 33'ten devam edelim. >> 33. Devletçilik uygulamasına geçildi. Dikkat arkadaşlar. Yani 1 5 yıllık kalkma planı yapılacak. 1 5 yıllık kalkınma planı yapıldı. Dikkat örnek bir fabrika kuracak devlet. E 33'te kanun çıkmış. L ben fabrikayı kurana kadar zaten bir yıl geçmez mi? Mantıken geçer. Araziyi bul, finansmanını sağla falan. O yüzden 1 5 yıllık kalkınma planı 33'te hazırlanmıştır. 34'te neye konulmuştur kardeşim? uygulamaya konusu bir sınavda geldi. 1 5 yıllık kalkınma planı hangi yıl itibariyle uygulamaya konulmuş? Hangi yıl itibariyle? Bir yıl sonra. Çünkü fabrikayı yap, arazi tahsil etti. Doğru mu? Evet. 35 >> Etibank kuruldu. Ne iş yapar? Etibank maden bulur, satar. Bu işleri yapar lazım. Etibank ne yapacak? Hala Etibank var. Evet 35 lazım. Maden Teknik ve Arama >> Maden Tekkik ve Arama Enstitüsü kuruldu. Hala var mı? Var. MTA Ankara'da MTA çok güzel. İçinde MTA'da müze var arkadaşlar. Ankara'da özellikle Ankara'da yaşayan arkadaşlar bile özellikle çoğu çocuklar dinozorlar, minazorlar bizim çocuklar bayıldığı için Meta Müzesine götürü mü söyle? Bak bu Ankara'da olup da götürmeyen çok az kişidir. Çok güzel bir müze. Aklınızda bulunsun. Ankara'ya geldiğinde çocuklu aileler için söylüyorum. Eee yoksa büyük yetişkinler dinozora bakıyor. Tamam bakıyor gidiyor. Tamam da orada birçok taş var. Yani eee eskiden milyonlarca yıllara ait olan, eee, taşlar var. Jeositler var, şunlar var, bunlar. Özellikle coğrafya ve tarihsever ve doğaseverler için MTA müzesini gezin. Devam. >> Çubuk barajı. >> Çubuk barajı açıldı. Doğru mu? Evet. Türkiye'nin de neymiş değerli arkadaşlarım? İlk barajı bu bile kurudu Ankara'da. Ankara'da biliyorsunuz suuk hakim arkadaşlar. Var mı kardeşim su? Bir geliyor bir gelmiyor. Canı sıkılıyor. Nazlı akıyor. Nazlı var ya ip gibi ya. O arkadaş Ankara'nın göbeğinde yaşadığımız şeyler Türkiye'nin başkentindeyiz ya. La kardeşim vallahi bunun siyasetle falan alakası yok ya. Bu bir önlem meselesidir kardeşim. Niye önlem almıyorsunuz ya? Bunun ta olacağı kaç yıl evvelden belli ya. L ne iş yapıyorsunuz siz ya? Bu memleket suszluktan kırılıyor ya. Ankara pursaklar la kardeşim su akmıyor. Millet Keçörene banyoya geliyor ya. Ankara'da hamamlar full lazım. Ham full hamam. Hamam. La böyle bir şey olur mu ya? Ne olacak bu Ankara'nın halinde? Bir de yağış da yok. Millete de bir şey diyemiyorsun. Yağış yok kardeşim. Kar yağıyor. Millet kar yağıyor. Zannediyor ki ertesi gün baraj dolu. L öyle bir şey yok. Karlar eriyecek de martta Nisanda anca olacak ya. Türkiye'de Ankara basınç problemi var. Birinci kata akıyor, 10 katta su yok. Böyle saçmalık bir durum. La şu mesele çözülsün ya. Vallahi yakışmıyor Ankara'ya ya. Kardeşim bundan 20 yıl önce de yaşandı bu sorun. Bak gene aynı sıkıntıları yaşıyoruz. Demek ki bu daha da süresi azalarak gidilecek. 70'lerde de yaşanmış. E şimdi bunun ne bu bütün herkesin yani çevre, orman, aklına gel belediye fark etmez kardeşim. Bu iş milli mesele. Su meselesi milli bir mesele haline geldi. Git gide. Ya ben size Sakarya meydan muharebesini anlatıyorum değil mi? Diyorum ki arkadaşlar Sakarya meydan muhabesi Sakarya'nın nehrinin olduğu yerde Polat'ya doğru lan orada nehir yok. Kurudu, kurudu. Bir gün o nehrin üzerindeki köprüleri göstereceğim size. Gürül gürül akan nehirlerimiz 100 yıl içinde kurudu kardeşim. Yani Yunan oradan geçememişti. Düşün ne kadar hani şeyle aktığını. Şimdi şey yok. Su yok lan. Köprü var su yok. Bir yere köprü yapılıyorsa anlayın ki ne kadar aşağıdan demiz çok yüksek hızlak. Türkiye maalesef su fakirliğine doğru gidiyor. Zannediyoruz ki her taraf su. Dere var, tepe var. Oraya git. Yok arkadaş vallahi git gide. Son 3040 yıla şöyle bir bakın. Ne demek istediğim? Türkiye kaç tane gölünü kaybetti? Allah muhafaza buyursun. Yani bu susuzluk ne olacak bir 20 yıl sonra? Bilmiyorum. Hocam denizden yaparak hocam. Oğlum denizden yapıyorsun da denizden yaptığından ne kadar yapıyorsun? Ne kadar verimli bu iki? Maliyeti ne? Aga maliyeti. Bak burayı kaçırın. Metrek³übünü alırsın 50 liraya. Anlarsın on sonra ne demek istediğimi. Öyle değil. Su bir hayati ihtiyaç. İnşallah şu sorunlar atlatılır. Yani için Ankara'ya yakışmıyor. 38 ne? >> 5 yıllık sanayi >> 2 5 yıllık kalkınma planı diyelim. Nazım kalkınma planı. Hayırlanma. Kalkınma planı hazırlandı. Şimdi dikkat. Arkadaşlar 34'le başladık mı? 38'e göre neler yaptık? Söyle bakalım. Nazım 38'e kadar ne yaptık? Paşabahçe, Beykoz, Delicam. Hep bak şey kuruyoruz. Şeker fabrikaları kuruyoruz. Eskişehir'de Turhal'da. Evet. Çimento fabrik. Çok güzel. Devletimiz 1 5 yıllık kalkma kalkınma planını çok güzel uyguladı. Uyguladı ki neyi yaptı? Şimdi dikkat. Asıl soru bu. 2005 yılı kalkınma planının lütfen tarihine bakın. 1938. He. İnsan haklıan ilk ne geliyor 1938? Mustafa Kemal Atatürk'ümüzün vefatı. Doğru mu kardeşim? Yani insanın aklına şu gelebilir. İk 5 yıllık kalkınma planının başarısız olmasında aşağıdakilerden hangisinin daha çok etkisi olmuştur? Arkadaşlar 39'daki Dünya Savaşı'nın çıkması Mustafa Kemal Atatürk'ümüzün vefatı değil. Sakın buna düşmeyin. Dünya Savaşı çıktığından dolayı bu plan uygulanamaz. Niye? Dünya Savaşı çıktıysa sen bütün yatırımlarını askeriye yapmak zorundasın. orduya, milli savunmaya. O yüzden ik 5 yıllık kalkınma plane hazırlanmasına rağmen uygulanamadı. Ama neyden dolayı uygulanamadı Nazım? >> I. Dünya Savaşı çıktığı için. Bu kadar basit. Çıktığı için bu ç. Ha ha. Tamam. Onu şöyle düzelteyim de. Evet. Var mı sıkıntınız? Güzel. Var mı sıkıntın değerli arkadaşlarım? Harika. O zaman ben neyi bileceğim? Sadece şurada bile 4 tane 5 tane soru var. 1. Sanayi ve Madi Bankası neye dönüştürdü? Sümerbank. 2. 1 5 yıllık kalkma planı finansmanı sağlayan banka aşağıdakilerden hangisi? Cevap Sümerbank. 3. 1 5 yıllık kalkınma planı teknik destek, altyapı ve finansman desteğini sağlayan ülke Sovyet Rusya. Çünkü biz Ruslar 1929 dünya ekonomik krizden etkilenmediği için her şey orada devletin olduğu için e biliyorsunuz ki Amerika Amerika'da başlayan 1929 dünya ekonomik krizi özel sektörü batırmıştır. La devlet neyine batacak? O yüzden biz de devletçiliğe tam geçtik. Modern devletimiz hangisi? Sovyet Rusya. Kredileri falan kimden aldık kardeşim? Rusya'dan aldık. Evet. Bunlara dikkat. Geliyoruz. 1 5 yıllık kalkma planı çok iyi. Yaptık. ama ik 5 yıllık kalkınma planını yapamadık. Neden? Dünya Savaşı çıktı. 1938 olunca hemen aklına insanın Mustafa Kemal Atatürk'ümüzün ölümü vefatı geliyor. Alakası yok. Neymiş cevap başkan? Dünya Savaşı çıktığı için maden tetkik Karama Enstitüsü Etiank. Niye ikisi birbirinden yazıyor aynı yıl? E biri madeni bulacak diğeri satacak. Ama satışımız hep maalesef ki hammadde üzerine olmuştur. Hammadde yani 1 kilo bor. 1 kilo bor 2 lira. Peki ben boru işlettim. Ne yaptım? Yani en kötüsünü anlatayım size. Yap deterjan yaptım. Boron. Doğru mu kardeşim? Kaç lira sattım? 50 lira. Demek ki bir şey işlendikçe satımı ve oradan getirilen geli devlet açısından çok ama hammadde olarak satarsan ne oluyor? Çok ucuza gidiyor arkadaşlar. İşte devlet yıllar sonra bu bor meselesine ki daha da çok mesele var. İnşallah eğilecek ve Türkiye'nin özellikle yeraltı zenginliklerinden doğan milli gelirimiz gerçekten artması bekleniyor. Belki de 10 yıl sonra bambaşka bir Türkiye'den bahsedebiliriz. Tabii ki bu neyle alakalı? Bu madenlerimizin çıkarılması her madenin değeri var mıdır? Hayır. Her madenin değeri yoktur. Bazı madenler içeride kullanılır. Bazı madenler uçaklarda, bazı madenler sanayide. Bunlar petrokimyada. O yüzden maden tetkik arama Enstitüsü çok kıymetli bir yapıdadır. Değerli arkadaşlar bunu da böyle bilelim. Burayı da yazdık. Geldik sağlık ve sosyal alanda yapılan çalışmalara. Eee, size şöyle anlatayım. 23 Nisan'ı biliyorsunuz Mustafa Kemal Atatürk Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni açtığı zaman 3 Mayıs'ta bakın kaç gün sonra, 10 gün sonra Türkiye'nin ilk bakanlığı kurmuştur. Türkiye'nin ilk bakanlığı Sıhiye Bakanlığıdır. Sıhiye ve İçtimai Muavenet Bakanlığı diye geçer. Bunun günümüzdeki adı ne? Sağlık Bakanlığı. Tamam mı kardeşim? He. Peki o zaman bu sağlık ne kadar önem verdiğimiz gösteriliyor mu? İlk kurulan bakanlık olması sebebiyle amacımız ne? Bulaşıcı hastaklarla mücadele. Çok bulaşıcı hastalık var. İki derse savaştan gelen özellikle eee gazi olanlar ki bunların gazi olanlar savaşa gidip yer katlan gazidir. Evet ama bir de bedensel uz kaybı yaşayanlar. Onlar nasıl olacak? Eee tabii ki çocukların beslenmesi. Arkadaşlar bakın bizim memleketin çocuğu çok cılız. Cılız. Çok cılızdı. Cılızdı. Yani bugün annelerimizin çocuğa zorla yemek yedirmesi var ya. Eskiden olsa o çocuk o yemeği bulsa hiçbir şey demesine gerek yoktu. Annir var mıydı kardeşim? Çok çocuklu ailelerde ben yedi kardeş büyüdüm. En büyüğü benim. La şöyle bir elimi yıkayım geliyorum diyorum patates yok. L ne oldu bu patates? Yaşamışsınızdır sizler de. Doğru mu kardeşim? Yok bir ekmek arası çok emelmiş. Ne? Nerede? Ben ekmeğe bu ekmeğe bir de ekmeğe sen gidiyorsun. E kardeşim o zaman eskiden ailelerin bir şey demesine bile gerek yoktu. Şimdi biz bebeğimizi zorla ydirmeye çalış telefonlarla, tabletlerle. Doğru mu kardeşim? Bebe izlerken ağzına dıyorsun. Bebeği izliyor orada. Senin ağzına dıkıyor. Bu çağın şeyi de buymuş. Bunda yaşay. Evet abi. Çocuk yemekle sınanır mı ya? Çocuk dediğin yemek yer mantıken yani. Doğru mu? Ama olmuyor işte. Sağlık alanında yapılanlardan bir tanesi o cılız çocukları tekrardan gürbüz çocuk yapmak. Gürbüz yapılı ve bir Alman bebesi 6 yaşına bizim oğlanı getiriyorsun 6 yaşında. Aman Alman bebesi iki katı. İki katı ya. Ne yiyorsunuz abi siz? Hemen biz hocam bunlar domuz yiyor. Domuz yedikleri için ne alakası var ya arkadaşlar? O domuz yiyorsa senin o zaman mantıken kuzu yemen lazım. Sığır eti yemen lazım. Doğru dana eti yemen lazım. Bizim çocuklarımız et yemiyor kardeşim. Proteinde sıkıntı var. Zannediyorum ki protein sadece bir yumurtayla makarna ıvır zıvır sallıyorum bazı şeyler. Hayır kardeşim kim ne derse desin. Kim ne derse desin. Et. Et et. Et. Doğru mu Razım? Et olmadı mı? Olmadı. Çocuklarımız çok yani bunları zaten süt ağzına koymuyor. Yoğurt tiksiniyor. Tiksin. Yoğurttan tiksiniyor. Silip gelip benim oğlum yoğurt yemiyor. Böyle bir şey olabilir mi? Oluyor işte. Neyle sınanıyorsun? Ha o yüzden Mustafa Kemal Atatürk zamanında sağlık politikaları gerçekten çok dikkat edecek bir yapıdadır. Birçok içecek ortaya içecek bunlar vitamin içecekleri malt diye geçer. Günümüzde de hatta bazı şeylerde görüyorum ama bunların tabii orijinaller var. Atatürk orman çiftliğinin ürettiği bazı şeyler var. Amaç ne? Gürbüz çocuk politikası yetiştirebilmektir. Bunları söyleyelim. Sağlık alanında özellikle ebe bakın ebelik çok kıymetli. Neden? Çok çocuk ölümü var arkadaşlar bu ülkede. Yani son çocuk ölümleri eee bebek ölümleri daha doğrusu. Yani belki de son 30 yılda falan azalmıştır. Nazım ben sana o kadar söyleyeyim. Yani maalesef ülkemizde bebek ölümleri çok var ve neyden öldüğü de bilinmiyor. Ebeliğin ne kadar önemli olu. Bak mesela ben evde doğmuş birisiyim. Sen >> sen de evde doğmuş birisin. Ama biz şans eseri Allah yaşatmış da yaşatmışsın lazım. Ben sana açık söyleyeyim. Evde var mı kardeşim steril bir yer? Yok. Herkesin uyuduğu yerde sen de mi uyuyorsun? Uyuyorsun. Daha çocuk musun? Çocuk seni görmeye geliyorlar mı? Geliyorlar mı kardeşim? Mecbur geliyorlar. Gelmeme şansı var mı? Sana bir de kırlı karıştıysa [kahkaha] lazım ne diyor. Ondan da cılız kalanlar var ya. E olabilir abi. E kardeşim bu ülkede neler anlatabilirim sana? Neler sağlıkla alakalı? Ebelik çok kıymetli. Ebelik ve hemşirelik. Sanatoryum hastaneleri açıldı bu ülkede. Ya da Mustafa Kemal'e derler ki işte Ankara'da sanatoryum hastan sanatoryum arkadaşlar göğüs hastalıklarıyla alakalı olan kuruluşlara denir. Burada mesela Mustafa Kemal'le ilgili şunu söylerler. İşte Ankara'da efendim hastaneyi nereye yapalım? Hani anlatılan hikaye öyle bir şey yok da soy Kemal iki tane ciğer alın demiş. Kuzuciğeri asın demiş Ankara'nın dört bir tarafına. Hangisi en son çürüyorsa hastaneyi oraya yapın demiş. İşte Keçiören sanatoryum hastanesi. Hikayesi budur. Yani öyle anlata. Öyle bir şey yok. Onu baştan söyleyeyim. He ama Keçören sanatory hastanesine dikkat et. İçi hep ağaçlarla doldur. Göğüs hastalıkları için çok güzel merkezler vardır. Mesela Isparta, Şark, Karaş'ta. Keşke değerlendirilebilse de oradaki Kızıldağ'daki ora hastane olarak açılabilseydi. Bazılarının temelleri atıp bitmediğinden dolayı göğüs hastalıklarıyla mücadelede Türkiye zayıf kardeşim. Zayıf. Bak numune hastaneleri açılıyor. Ankara'da, Diyarbakır'da, Trabzon'da. Hep numune adı numunedir. Niye numune ne demek? Örnek. O zaman bu örnek hastaneler bir sonraki yapılacak hastaneleri örnek teşkil etmiştir. Verem savaş dispanser kurulu. Verem Türkiye'nin bir gerçeği kardeşim. Hala gerçeği. Mahmut lider öldü. Vereme ne sebep olur? >> Üzüntü, sıkıntı, stres. Bunların hepsi vereme sebep oluyordu. Değerli arkadaşlar ince hastalık dediğimizde yani tabiri caizse bu hastalıklarla alakalı mücadele devam etti. eee, İspanyol gribi 1920'lerde hala etkisi devam eden Trahom. Oo, trahumun ne olduğunu bilir misin? Göz, göz çeperlerinin iltihaplanması, gözün için iltihaplanması, gözün kıp kırmızı olması, gözün hafif dışarıya doğru çıkması, tedavi edilmesi körlük. Bu ülkede, bu ülkede Adıyaman'a körler ülkesi deniliyor. Adıyaman'a deniliyor mus? Körler ülkesi. Düşünebiliyor musun? Adıyaman. Bu memlekette Tokat'ın Almus ilçesi Almus'un körleri diye meşhurdu. Tabii yer bununla meşhur olabilir mi ya? Almusun körü diyorlardı ya. Almusun körü. Niye? Hep travmda. Şartçı bana. Şartçı bana. Doğuda hani İzzet Altın meşelerle falan millet dalga geçiyordu yıllarca. O işte niye aldırmıyor da ben aldı öyle bir şey değil. Her ben aldırılıyor mu? Hayır. Birçok değerli arkadaşlar hastalık var. Mustafa Kemal Tunceli gezisinde falan hep önüne gelen çocuklar hep hastaydı. Aşı aşı olmadan olur mu ya? Hıfsiz Enstitüsü kuruldu. Birçok aşıyı Türkiye kendi bünyemizde kendimiz ürettik. Bak sağlık alanında yapılanları görüyor musun başkan? Amaç ne? Bulaşı hastalıklar. En önemlisi çünkü hastalığı kesersen tifüs, kolera, veba değil mi? Onları kesersen frengi. Frengi. Bir de frengi de var. Frengi de var arkadaşlar. Birçok yollar buluşuyor. Cinsel yollar da buluşuyor arkadaşlar. Frengi kimden bulaştı bize? Düşünün. Frenge tabii ki Yunan'dan bulaştı. Lazım frengi. Nereden? Frengin en çok yoğun olduğu yer Ege Marmara. Niye Ege Marmara? Frengi bulaştırdılar maalesef ki. Yani o yüzden sağlık alanında yapılan çalışmalar gerçekten takdire şayandır. Bunu bilin. Birçok şeyi okuyorum. Engellilere yapılan yardımlar var. Efendim sakat gazilere uzullar getiriliyor yurt dışından. O örnekleri burada yapılıyor falan. Sağlık ve sosyal alanda gerçekten çok büyük yardımlar. Ülkeyi tekrardan dizayn etmek kolay değil arkadaşlar. Allah bir daha yaşatmasın çünkü çok zor. Başla bakalım. Sağlık alanı. Sağlık alan geçiler. >> Şöyle yapalım. Sırayı bir yazalım önce. Sağlık alanında önemli gelişmeler yaşanacaktır. Evet. Onu bir söyleyelim. Devam. halkın sağlıklı ve dinamik bir yapıya bir yapıya sahip olması sahip olması ne olmuştur? Hedeflenmiştir. >> Evet. Devam. >> Bulaşıcı hastalıklardan korunmak. >> Bulaşıcı hastalıklardan korunmak. Evet. >> Ölüm sayılarını azaltmak için. >> Ve ölüm sayılarını azaltmak için. Köylere kadar sağlık >> Evet. azaltmak için köylere kadar sağlık hizmetleri götürülmüştür. Evet. >> 3 Mayıs 1920'de ne açılmış değerli arkadaşlar? Sağlık Bakanlığı kurulmuş. Sağlık Bakanlığı kurulmuştur. İlk sağlık bakanımız kimdi? Geri geldik bile tarih öyle bir ders işte. Evet Nazım İl Sağlık Bakanı sen bir sağlıkçı olarak bana tıp diye cevap vereceğini düşünüyorum. Ben bilmem. Hatta adı var da olabilir. Rızaur olabilir mi? >> İsmet Önü olabilir mi? Niye İsmet Sağlık Bakanlığı yapmış mıdır sence? [kahkaha] >> Şurayı öğrencinin anlamasını istiyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920'de açılmıştır. Doğru. Ama 23'e kadar o kadar çok bakanlar kendi aralarında değişmişler ki. Ben İsve biliyorsunuz işte ülkenin dışişleri bakanı olacak 23'ten sonra hem dışişleri bakanı hem başbakan olacak. kendisi biliyorsun Milli Eğitim Bakanlığı da yapmıştır. Peki sana bir soru. İsmetin önü acaba Sağlık Bakanlığı yapmış mıdır? >> Bilmiyorum. Murat sence yapmış mıdır? >> Hadi bir araştır bakalım. Mesela Murat'a mantıksız geldi değil mi? Yani İsmet İnönü'nün Sağlık Bakanlığı mantıken yapması mantıksız geldi. Bakalım mantıklı mı değil mi? Rıza Nur ilk Milli Eğitim Bakanıdır. İlk Sağlık Bakanı Adnan adı vardır. Doğru mu? Şeyden sonra peki Cumhuriyet ilan İsmail Safa Özlerdir. Milli Eğitim Bakanlığı yapmıştır. Peki ilk sağlık bakanı kimdir? Fixdan. Güzel. Güzel. Evet. O zaman cumhuriyet ilanından sonra zaten hepsi değişiyor. Hadi gel bakalım. Sağlık alanında yapılan ha bu Mustafa Kemal'in bir lafı var. Sağlık alanında söyle bakalım. >> Devlet olma savundaki >> Devlet >> olma savundaki >> olma savundaki Evet. >> siyasal kuruluşların >> siyasal kuruluşların Evet. En birinci görevi. >> En birinci görevi >> halkının sağlığı >> görevi. Halkın sağlığı >> ve sağlamlığı >> sağlığı ve sağlamlığıdır. Ne demişler? Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur. Doğru mu kardeşim? Bu yılların sözüdür. Devam et bakalım. Sağlık alanında yapılan çalışmalarde SYE nazırlığı kurulye nazırlığı kurulu tam Sıhye Nazırlığı Kurulu yani ne? Sağlık Bakanlığı. Devam. >> Yeşilay >> Yeşilay kuruldu zaten. Yeşilay kurulmuştu biliyorsunuz. Hilal Ahtar devam bunun devamı sağlandı. >> Esirgemeşmış. >> Çocuk esirgeme kurumu çok yetim var değil mi? Kurumu kuruldu. Devam. Hilali-i Ahmer Kızılay. >> Hilali-i Ahmer neye dönüştürülmüş? Kızılay'a dönüştürüldü. Kızılay'a dönüştürüldü. Devam. >> Ver savaş dernekleri. >> Verem savaş dernekleri. Evet. Dernek ve dispanserleri kuruldu. Dispanserleri kuruldu. Dispanser ne demek lazım? >> Ver mücadele. >> Verilme mücadele. Güzel. Hı. eee Heybeli Ada sanatoryumu. >> Heybeli ada sanatoryumu. Evet. >> Numune hastanes hastaneler ve numune hastaneleri kuruldu. Ankara'da biliyorsun Ankara deyince ilk akla gelen hangi hastane dester? Numuneydi. Numune hastaneleri kurulu. Numune hastane bir yere değil birden çok yere kurulu ilde. Evet. >> Sağlık memur hemşire >> sağlık memuru, ebe hemşire okulları açıldı. Evet. İlk Türk hemşire kimdi Nazım? Floran tingel diyorsun. Ha değil tabii ki. Evet. >> A yapman lazım ya. E sen de gittiyse bu karşıdaki çocuk nasıl hatırlayacak onu? >> Onlar tekrar yapıyorlar. >> Hadi ya hatırlarsın. Alpalıyım >> la. Bir de eşinin adı ya. >> Safiye. >> He Safiye soyma >> değil >> değil. [kahkaha] Neydi? Ayla. >> Safi lan. Safiye aile olur mu? Şarkıcı be. Ha bul bakayım bir. Çanakkale'deydi bu kadın. Ne istiyorsan son iki yaz. Ondan sonra bul söyle. >> Genel hısı sıha kanunu kabul edilmiş. >> Genel hıfsı sıha kanunu kabul edildi. Evet. >> Ankara'da açıldı. Ankara'da açıldı. Sıyıya çok katlı otopark olduğu yerdeydi. Şimdi ismi değişti. Devam. >> Bulaşıcı hastalıklar, hastalıklarla mücadele başladı. >> Bulaşıcı hastalıklar ile mücadele başladı. >> Kimmiş? >> Safi. >> Safiye Hüseyin Elbi. Bak bugün bir sınavda gelirse şaşırmayın. Hep Florence Nightingel gelecek değil. Hep başka bir milletin hemşiresini kabul ed Evet. Dünyanın hikayel tabii ki önemli ama biz bizdekini bilelim. Çanakkale'deydi kendisi. Evet. Peki Atatürk şimdi gelelim birçok Türkiye'de de tartışma konusu olan bir şeye. Ben sizi buraya dikkat ettireceğim. Türkiye'de biliyorsunuz ki nüfus planlamasıyla artık geriye doğru bir geri dönemez bir yere doğru gidiyoruz. Bakın şimdi bazı şeyler durdurulabilir, bazı şeyler durdurulamaz. Mesela Türkiye bana göre bu saatten sonra durdurulamayacak derecede aşağı doğru nüfus eğilimi başladı. Böylelikle değerli arkadaşlar mesela bu sene ilkokul 1'e başlayan 900.000 000 kişi başlayamıyor. Peki bu çocuklar ne zaman olmalıydı da bu çocuklar 7 yaşına gelmeliydi diye sorarsanız eğer en 6 yaşına kadar pandemi dönemi. Pandemi döneminden bu yana Türkiye'de değerli arkadaşlar nüfusun git gide azaldığını göreceksiniz. Bu bir. Evlilikler azaldığı için mantıken evlenen de bir çocuk en fazla görüş itiz çocuk oluyor. Sezaryan doğumlar bunda da çok etkili oluyor. Doğru mu? Ben bunlar neyi anlatayım? Hepsini Atatürk'e bağlayacağım da o yüzden bugünün tüm yanlışlarını doğru yapan bir adam da Atatürk o zaman için. Şimdi ülke nüfus planlaması nüfus nasıl artar? Hepinize soralım. Nüfusu bak nüfusun üremesini engelleyici her şey ortadan kaldırılırsa iki nüfus sadece üremeyle artmaz. Göçlerle de artar. Doğru mu? Ki Batı Trakya'dan yüz binlerce Türk buraya gelecek. Nüfus mübadelesinden gelecek. Gümrük muafiyeti getirecek. 3. Nüfusu olan ailelere mesela ben vergilerden muaf tutarsam, örnek yol vergisinden muaf tutarsam o aile ödemeyecek veya ben çok çocuklu ailelere tarla verirsem tarla hem çocuğu o tarlada eee ürün üretmede yetiştiriyorum. Doğru mu? Peki bunların hepsini düşündükten sonra değer arkadaşlar Mustafa Kemal Atatürk zamanında nüfusu arttırmak için birçok planlama yapılmıştır. Bunlardan özellikle 6ı çocuk ve üzeri yapanlar ise mesela madalya verilmiştir. Bu madalya bende vardı arkadaşlar. Madalya vardı benim madalya. O madalya şu an yok bende. Bir şekilde kayboldu. Tekrardan yeri bulacağım. Bu sayf müzayedelerde satılıyor maalesef. O madalya çok az üretildiği için daha doğusu. Neden az üretildi? Herkese madalya takılmıyor. Madalyanın parasını da alıyor. Yani bir kişiye diyorlar ki sen tebrik ediyorum anne 10 çocuk doğurmuşun. Alt çocuğunun üzerine veriyor çünkü. Sen altın çocuktan sonra zaten madalya yakın. Madalya mı verelim? Madalyanın parasını mı verelim? E kim neyi kabul? Ne yapacaksın madaly? Doğru mu? Bugün babalarımız annelerimizle veya annelerimiz babalarımızla bütün tartışma sebepleri bir öncekine hiç konuşurum işte genellikle işte annelerimiz saçını süpürge eder, evini yemeğini yapar. Baba bir şeye canı sıkındır gelir. Hepimizin yaşadığı şeyler bağırır çağırır, kafasına göre takılır, bebeleri döver falan. Ya da annenin yaptığı bir işi beğenmez. Kadın orada ağlar, baba orada güler, o orada televizyon seri. Kimse birbirine umda değildir. Annenin yanına gidersin teselli etmek için. Bunu yaşadığınız için söylüyorum. Ondan sonra işte anneni ne derler ona orada? Hani güzel söz söylersin, teselli edersin. Ne oldu dersin? Anlat falan. Kızım sen yapma. Ben yıllarca yaptı da bana madalya mı taktılar? Bakın bu lafa şu ülkede şahit olmayan kimse yoktur. Doğru mu kardeşim? Bu kadar saçımı süpürge ettim de bana madalya mı taktılar? Niye madalya? He bir düşünün bakın. Niye başka bir şey değil de böyle bir laf türemişti Türkiye'de? O türemelerin hepsi talara geliyor. Mustafa Kemal Ataş zamanında nüfusu artırma planlamaları ki ilk nüfus sayımı 1927 yılında yapılmıştır. 27 yılında 13.600 küsurat bin çıktık ve bunun %52'si kadın, %48'i erkek olaraktır. Bu ne demek? Bu şu demek. Ne kadar çok eee Cihan Harbin'de, Balkanlarda veya işte Kurtuluş Savaşıa, Milli Mücadelede erkekler daha fazla derse siperlerde yer aldığı için daha fazla şehidimiz var. O yüzden de fark ettiyseniz kadın nüfusu erkek nüfusunu geçmiştir. Ha tabii ki bir Letonya, Lestonya işte Estonya, Finlandiya veya Baltık ülkeleri veya kuzey ülkeleri gibi değiliz asla. Bugün mesela bazı ülkelerde erkek kıtlığı vardır. Gerçekten var. Şaka değil. O yüzden mesela Rusya yıllarca erkek kıtlığından dolayı hem . Dünya Savaşı'na kayıpları hem Dünya Savaşı'na hem iç savaş kayıpları derken Bolşevik komünizm o mücadelelerden derken iç savaşlar bunların erkek nüfus kalmadı Rusya'da. Bütün işleri kadınlar yapıyordu. Çağdaş Türk ve dünya tarihine gelince anlatacağım. O yüzden bu madalya olayını madalya alınmayıp ne olarak verilmiş mesela? Evet. Mesela Ruslar da bunu yapmıştır. Ruslarda da biz Rus milletini bizim millet yanlış çok anlıyor. Ama Rus milleti gelenekçi bir millettir. Hatta size şöyle söyleyeyim. Onlarda da çok çocuk yapmaya yönelik birçok teşvik verilmiştir. Mesela bizlerde yılın annesi seçiliyor biliyorsun. Mesela Nene Hatun yılın annesi seçilen kadınlardan biridir. Doğru mu? Heh. O yüzden değerli arkadaşlarım herkes şunu bilsin ki Mustafa Kemal Atatürk zamanında yapılanlara bir kere daha bence bakılsın. Çünkü geçmişinde atamız ne yapmış? Tekrar Evet. Bugün evlenmek için teşvik var. Doğum için işte 3.000 L veriliyor, 5.000 L veriliyor ama bunlar yeterli gelmiyor değerli arkadaşlarım. Yani eee nüfus artırmak için bence çok ciddi şekilde bir planlama lazım. Yoksa geriye dönüş başladı. Ne demek istiyorum? Aşağıdan yeni nesil gelmeyecek. Mevcut orta yaşlı yaşlı olacak ve ülkenin gençleri bu yaşlara bakmak için çalışacak. E çalışınca bu yaşlıya kim bakacak? He her taraf huzur evi. İşte sen farkında değil misin? Türkiye'de bundan 30 sene önceki huzurevi sayısına bakalım. Şimdikine bakalım. Hadi hayırlı olsun. ki hala huzurevi olmayan tüm illeri tebrik ediyorum. Huzur yok hoca. Diyarbakır'da huzur evi yok kardeşim ki ona benzer birçok yerde yok. Niye yok? Aile köken geleneklerinden dolayı insanların annesini babasını alıp da bir huzur evine verme ihtimali yok kardeşim. Ayıplanır. Ama batta bğansa böyle olur. Anne baba evleniyor. Çocuk oraya gidiyor, memur oluyorsun. Öbür tarafa gidiyorsun. Sürekli il değiştiriyorsun falan. Birçok mesele var. O yüzden değerli arkadaşlar hani Allah herkese de şeyler derler ölmeden önce Allah'ım beni kimsenin eline düşürmeden ne yaptı kardeşim? Canımı al derler. Bu çok muhteşem bir duadır. Bakın küçük ama değil mi? Çok önemli. Çok çünkü görüyoruz abi. Görüyoruz. Bak yaşlar haftasında huzurun evine gidiyorsun mesela. Yaşlar haftasında huzur evine gidiyorsun. Ha kardeşim bir dokun aşit ya. Bir dokum ahşit ya. Herkes neyi unutamıyor biliyor musun? Huzur eve konuldu. Gün ha bir de kendinden gelenler de var. Sincan'da mesela beraber gitti. Neydi onun ismi? Sincan'daki gün görmüşler konağı. Gün görmüşler. İsmi de bu yani. Huzurevi de gün görmüşler. E gidiyorsun orada yaşları ön tarafa doğru çıkıyor. Muhabbet ediyor, sohbet ediyor. Sincanla çalıştığında ya hepsinin tek bir şeyi var. O huzur evine getirildiği ilk gün. O asla çıkmıyor. Yani ben şunu bak. Covid zamanı gördük. Bütün millet Avrupa'da öldü. Çünkü Avrupa yaşlı nüfus. Bugün genç nüfus oraya kaydırılarak biraz da para verilerek Euro bazında. E Euro bizde bilmem ne olduğu için gençlerimiz oraya doğru gidiyor. Yanlış kardeşim. Önce bakmamız gereken kendi değerlerimiz var. O yüzden Allah yani bu yaşlarımızı da başımızdan eksik etmesin kardeşim. Kolay değil. Evet biliyorum. Birçok demans Alzheimer birçok sıkıntı var yani yaşlarımızda. Eee hani diyorsun ki şey gibi böyle pamuk neler vardı esen böyle yatağında ölürdü. Abi öyle bir şey yok artık. Doğru mu kardeşim? Kanser. Allah korusun. Rabbim şifa versin >> efendim. Birçok hastalık var. Yaşlılık hastalıkları arttı Türkiye'de. Demans ve Alzheimer inanılmaz arttı. Doğru mu kardeşim? Yani şimdi işin bu tarafı da var. Şimdi millete de o hocam böyle konuşuyorsun da kolay mı zannediyorsun diyen arkadaşlar muhakkak vardır arkadaşlar. Bunların hepsini biz de kendi çevremize ve akrabamıza yaşıyoruz. Yaşamıyor değiliz. Ben sadece verilen önemin daha da yaşlı nüfusa doğru gittiğimizin bu olayların iki gün sonra hepimizin beni dinleyen şu an hepimizin huzur evine gitme ihtimali artık daha çok olmuştur. Bitti. Artık olasılığımız daha çok artmıştır. Bir tane çocuk yaptı. Gitti evlendi gitti gitti. Kız evladı gitti. Sana bakacak kimse yok. Bak ben burayı anlatıyorum. Hele zaten erkek yalnız kaldı mı? Vallahi bence de uzun. Baktık yalnız kalıyor artık. Çünkü yapamaz erkek. Kadın gene kendini idare ediyor. Erkek tövbe idare edesin. O yüzden Türkiye nüfus planlaması öncelikli sırada olmak zorunda. Ha çok çocuk yapınca hocam bu sefer de iş bulunamıyor. Doğrusun l mevcuda iş bulamıyoruz. Bir de o sıkıntı var. Doğru mu? Bir de a 33,5 milyon ev genci var. Ailesinin parasıyla geçen, babaannesinin parasıyla geçiren, anneannesinin bilmem gazilik maaşıyla geçiren, dul maaşıyla geçinen çocuklar yetiştirmişiz. El bebek gül bebek. Bu çocuklar sektöre girmediği ve hayatı öğrenmediği sürece bu ev gençleri artarak devam edecek. Türkiye'nin önlem alacağı çok şey var aslında şu an. Biraz teşvikle ki bu sanayici teşvik kanunu gibi nüfusu arttırıcı teşvikler de olması lazım. Mesela Mustafa Kemal zamanında nüfusu artmasını engelleyici tüm ilaçların ve araçların Türkiye'ye girişi yasaktı arkadaşlar. Türkiye'ye girişi yasak. O yüzden arkadaşlarım nüfus planlamasına dikkat edelim. Dünya Savaşı'nda biraz durgunluk var. Sonra ne var? Hep yükselme var. Ama nereye kadardı? Bitti. 2020'ye kadar. Hayırlı uğurlu olsun. Bundan sonra geriye dönüş önlenemez şekilde başladı. Nasıl önlenir? Bak en az ü çocuk diyorlar ya. Ben size bir şey söyleyeyim. Üç çocuk kurtarmıyor artık. 4. Evet. O 10 sene önce ü çocuktu. Şimdi kaç? Dört çocuk yapabilirsen anca sıfırlıyorsun şeyi. Kültürel devamlılığı götürüyorsun. E bir de bu kadar göç var. Gelen olduğu kadar bizden de giden var. İşte bunların hepsi değerli arkadaşlar sıkıntı. Allah devletimizi, milletimizi muhafaza etsin. Ama nüfus gücü çok önemli bir güçtür. Saldıramazsın. Korkarsın. Çin'e kim saldırsın? Hep söyledim. Çin'e kim saldır? Pakistan, Afgan. Birbirlerini yemeseler hiçbir şey yok. O nüfus güçleri gerçekten öyle ya da böyle etkili kardeşim. Çünkü tekrar vatan kurarken bak Çanakkale'de niye aydınlar savaş dedil? O kadar lise mezunu, üniversite okuyacak çocuk şehit olursa eee adam bulamıyorsun. Ondan sonra okuma yazma oranları düştü. O savaşlarda bütün okuma yazma bilenler şehit olduğu için. Yeni devlet kurarken özellikle neyi hissettik biz? Çanakkale'deki o aydınlarımızın, lise çağının sonundaki çocuklarımızın eksikliğini hissettik. Yok yok adam yok adam yok. O yüzden Türkiye'nin nüfus probleminde önce tekrardan atasına bir bakacak danışacak. Bunda zamanında ne yapılmış? Ha elbet ki bakılmıştır. Onu da söyleyeyim. Bunlar boş şeyle konuşmuyoruz yani. Ama daha caydırıcı şey daha eee kapsamlı bir şeye ihtiyaç var. 150.000 000 lirayla kimse evlenmiyor. Önce bir kere nüfus olm evlilik lazım. Önce ilk işin bu tarafına bakmak lazım. Millet niye evlenmiyor onu çözmen lazım. Milleti evlendirecek teşvikler lazım. Bunlar lazım. Devletin kesinlikle düğün salonlarıyla anlaşma böyle bir düğün salonu fiyatları olamaz. 300'ler 500'ler havada uçuşuyor. E adam görüyor korkuyor. Görüyor korkuyor. Arkadaşı evlenmeye kalkıyor. 3 sene nişanlık kardeşim bu ülkede 3 sene nişanlık ne demek ya? 3 sene nişanlık. 4 sene nişan. Eskiden milletin 6 ayda yaptıklarını şimdi yapamaz hale gelmişin. İstek her iki taraftan da bitmiyor. Nasıl olacakmış? Allah memleketimizi vallahi var etsin. Ama 30 sene sonra aynı şeyleri konuşmayacağız. Bizler şu an beni dinleyen bütün arkadaşlarım hepimiz ben de dahil olmak üzere bunu konuşmuyorum. Şey olarak konuşmuyorum yanlış anlama inşallah olmaz. Hepimiz huzur evi oluruz kardeşim. Bu gidişat bunun sonucu bu. O açılmayan illerimizde de maalesef ki 30 sene içinde açıldığını göreceksiniz. Açılacak. Mecbur kalınacak. Tamam. Bu dedik benim unutulmaz. Hadi başlayalım. Atatürk döneminde ülke nüfusunu artırmak için neler yapılır? >> Fazla çocuk sahibi olanlara, >> fazla çocuk sahibi olanlara >> olanlar yol vergisinden ne tutulmuşlardır? Muaf tutuldular. Devam. kurulmuş fakirlere >> doğum evleri kurulmuş ve >> fakirlere dağıtılmış >> ve fakir insanlara ne dağıtılmış? Ücretsiz ilaç dağıtılmıştır. Devam. >> 6 ya da daha fazla çocuk ailelere >> 6 veya daha çocuklu ailelere Evet. Vergi muafiyeti >> vergi muafiyeti getirilmiştir. >> Evet. >> Nüfus komisyonu kurulmuştur. Kuruldu. Evet. >> Göçmenlere gümrük mu >> 34'te değil mi? Göçmenlere ne getirilmiş? >> Gümrük vergisi muafiyeti. Tamam. Muafiyeti getirin. Ya gümrüklerden geçerken bir şey var ya ödenen para onlar. Bunlar yok yani. Günümüze ne oluyor bu? Eee yurt dışı harcı gibi düşünelim. Devam. >> Bir daha söyle. >> Çok çocuklu ailelere
Çok çocuklu ailelere evet. Hazineden ücretsiz toprak verilmiştir. Ücretsiz toprak verildi. Devam. Doğum kontrolü sağlayan ilaç araç, doğum kontrolünü sağlayan ilaç ve araçların ülkeye girişi yasaklandı. Ülkeye girişi yasaklandı. Evet. Bunlar neymiş? Bizlerin değerli arkadaşlar önemli gördüğü Atatürk zamanındaki bu gelme ihtimali var ha. Coğrafyada var, hem tarihte var. Atatürk zamanında çocuk planlamasına dikkat. Ha bu arada Atatürk zamanında çocuk planlamasının sayısını da söyleyeyim ben size. Bilmeyenler için Mustafa Kemal'in iki tane bununla ilgili şeyi var. Ne? Altı çocuk politikası vardır. Atatürk zamanında Atatürk'ün en çok sevdiği meslek kadınlar üzerine nedir desem inanır mısın? Anneliktir. Hayır. Atatürk'ün annelikle ilgili o kadar çok sözü var ki, kadının ilk temsil yeteneğinin anne olduğunu söylüyor. Her zaman bunu söylüyor. Bak, kadın evet, bedeni kanunla kadına farklı meslekleri yapma imkanı sağlandı. 30, 33, 34'te siyasal haklar verildi. Ama Mustafa Kemal Atatürk'ün en çok birincisi belirttiği şey ne? Annelik. Tabii tabii kardeşim. Gidin bütün annelikle alakalı laflarına bakın bakalım. Hani şunu demiyor, işte öğretmen olun, hakim olun, şunu onu diyor ama ilk görev olarak ne diyor? Annelik diyor mesela. Mustafa Kemal Atatürk bilmiyor mu? Nüfus 13 milyonla seni yerler. Yerler seni. Acilen senin nüfusu arttırman lazım. 30'la 13 aynı değil. 100'le 30 aynı değil. Bugün işte verdiğim örnekler demografik açıdan güçlü olan devletler var. Hiç kimse bir şey yapamaz. Ben size söyleyeyim. Karınca gibi çalıştırabilirsen o milletleri, şimdi bunu çok iyi yapabilir. Ne oluyor? Dünyanın süper gücü oluyorsun. Ucuz oluyor, kalitesiz oluyor. Ama bugün aramızda Çin malı kullanmayan, hadi bir göster de göreyim bakayım. Nereyi kullanmıyorsun ya? Tırnak makası alıyorsun. O bizim incik boncuk manifaturacıdan aldığımız yok, bilmem neciden aldığım hepsi Çin malı. Yalan mı kardeşim? Ya benim tırnağım makastan daha iyi kesiyor. O derecede. [Kahkaha] Ya Çin malı böyle bir şey olabilir mi ya? Heh. O yüzden arkadaşlar, bizlerin demografik gücü çok lazım. Ara ara çok güzel profesörlerimiz de çıkıyor. Erhan Afyoncu falan, Türkiye'nin beka sorunu diyor. Gerçekten çok doğru. Ulaştırma demir ağlarla ördük ülkemizin dört bir yanına. Doğru mu kardeşim? Gerçekten doğru mu? Gerçekten doğru. Türkiye'de birçok demir yolu Mustafa Kemal Atatürk zamanında, daha evvelden de II. Abdülhamid zamanında ve ilk demir yolu da biliyorsunuz İzmir-Aydın veya İzmir-Kasaba-Turgutlu arasına yapılmıştı. Hatırlayalım. İskenderiye-Kahire arasında da yapılmıştı. O zamanlar Osmanlı toprağı için olduğunu söylüyorum. Ama artı bizim Anadolu içindeki bu demir yollarının özellikle yolcu taşımadan ziyade yük taşımacılık algısıyla yaptığımızı belirtelim. Kara yollarından ziyade neye önem vermiştir? Demir yollarına. Onu baştan söyleyelim. Ülkemizde özellikle Nuri Demirağ, hepimizin bildiği bir adam. Soyismi bile Demirağ. Yani birçok şeyde bu noktalarda etkin olmuştur. Onu da söyleyeyim. Hava yollarında mesela Mustafa Kemal'in manevi kızı var. Sabiha Gökçen. Sabiha Gökçen değerli arkadaşlarım, Türkiye'nin ilk bu arada ilk pilotu değildir. Bu konuda bir yanlışlık var. Onu düzelteyim. Türkiye'nin ilk kadın savaş pilotudur. Hatta kadın da değil, dünyanın ilk kadın savaş pilotu. O ayrı bir şey. Türkiye'nin ilk kadın pilotu ayrı bir şey. Peki hepinize soru soralım. Türkiye'nin ilk kadın pilotu kim? Bak, savaş pilotu derse cevap Sabiha Gökçen. Balkan turuna çıktı. Mustafa Kemal Deniz'in aldı. O yetiştirdi falan. Orası evet ayrı. Ama bir de Türkiye'nin ilk kadın pilotu var. Ona da bakmakta fayda var. Peki hava yollarına Türk Kuşu'nu kurduk. Efendim, yine Vecihi Hürkuş, Hürkuş Hava Yollarını kurdu. Önemli gelişmeler var. İşte Yeşilköy'de gök okulları açıldı. Sivas Divri'de açıldı. Pilot yetiştirildi. Efendim, Türkiye uçak yapmıştır. Motorunu yapmıştır. Kayseri Uçak Fabrikası. Ankara en çok üzüldüklerimden bir tanesi. Biri Kayseri, bir de Ankara'da. Şu an Türk Traktör'ün olduğu yer değerli arkadaşlar, ülkemizde yine uçak üretilen yerlerden bir tanesiydi. 1950'lerdeki maalesef Rusya'nın biz Amerika'ya doğru mecburi itmesinden kaynaklı. Eğer Rusya bunu yapmasaydı, eğer biz kesinlikle NATO üyesi falan filan olmazdık. Maalesef ki Rusların bizden boğazları istemesi sonucu Amerika Birleşik Devletleri'ne doğru yanaştık. NATO'ya girdik. Önce Kore Savaşı, NATO. NATO'ya girdiğimizden girdik. Hadi belimiz doğrultmuyor. Maşallahımız var yani. Doğru mu? Gerçekler var. O yüzden mesela hava yolları Türkiye'de gerçekten çok güzel uçaklar da yapıldı. Seri üretime de geçildi. Onu da söyleyeyim size. Şimdi tekrardan aynı hamleler bir daha yapıyor. İnşallah kesintisiz devam eder. Deniz yolları da Denizbank'ın çok etkisi vardır. Artı deniz yollarının gelişimi Kabotaj Kanunu'na bağlıdır. Kabotajı yaptık. Denizlerdeki yük ve yolcu taşıma hakkını sadece Türk milletine verdik. Hadi bir yazalım bakalım lazım. Demir Yolları. [Demir Yolları] Devlet Demir Yolları Genel Müdürlüğü kuruldu. Bunun özelliği ne lazım? Türkiye'nin ilk kamu işletmesidir. Türkiye'nin ilk kamu işletmesi. Yani günümüzdeki ne oluyor kardeşim? Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demir Yolları. TCDD oluyor. Evet başkan, birçok yol yapıldı bu arada. Hekiman, Sivas, Ankara'nın doğusu, batısı, her tarafa şehit. Söyleyeyim mi? Söyle. Hadi. Ankara-Kayseri. Ankara-Kayseri. Bu arada bu sınavda da bir soru olarak da geldi. Sivas. Sivas-Erzurum attım. Evet. Zonguldak-Ankara. Zonguldak-Ankara. Senin gül hatırın için yazayım. Evet. Sivas. Sivas-Samsun Çarşamba. Malatya-Diyarbakır. Söyle. Balıkesir-Kütahya deme bana. Yıllarca o trene bindim ben. Karasekre. Allah'ım. Ya sıcak olur ya soğuk olur. Asla arası olmaz. Yanarak gidersin. Evet. Hava yollarına geçelim. Bu arada bir kalem ver bana. Hava yolları. Evet. Devam et. Söyle bakalım. THY Cemiyeti kuruldu. Tayyare Cemiyeti kuruldu. Evet. Evet. Kayseri Uçak ve Kayseri Uçak ve Motor Fabrikası kuruldu. Evet. Vecihi Hürkuş ilk neyi açmıştır? İlk sivil havacılık okulunu açtı. Evet. Devlet. Devam et. Ondan sonra Devlet Hava Meydanları günümüzdeki ismini söyleyeyim. DHMİ açıldı. Evet. Türk Kuşu kuruldu. Evet. Evet. Türk Kuşu kuruldu. Şimdi hiç unutmuyorum hayatımda benim çok önemli bir andır. Türk Hava Kurumu ara ara maket uçaklar verirdi. Ya orta sondayım ya liseye girmek üzereyim. Anlattığım yıl 1996'lı yıllar. Bir tane tanıdığımız bize şey getirdi. Türk Hava Kurumu'nun bilmem kaçıncı yıl münasebetiyle maket uçak getirdi. Maket uçak yani içinde çıtalar var ufak ufak ince ince. Sen onu uçak yapacaksın. Vallahi siz değin gün, ben diyeyim bir ay, bir ay. Ona uğraştım. En son motor takıldı. Pervaneyi taktım. Şimdi onu attığın zaman o pervane dönecek motordan falan. Bir ay uğraştım arkadaşlar. O şeyler bizim çok hoşumuza gidiyordu. Bildiğin uçak yaptım ya. Şu büyüklükte başkan, şu büyüklükte vardır işte tek kes, tekla olur olmaz yanlış ama kendin uğraşıyordun. İşte bazı dersler var. O yüzden hoca da demişti ki bana, sallıyorum el işi dersine onu yap, getir seni geçireceğim yani, geçir, 5 verin. O zaman arkadaşlar, ulan dedim şeye mi götüreyim, okula mı götüreyim, uçurayım mı? Şimdi okulda uçursam hocanın gözüne uçmazsa geçemeyeceğim belki. Korkum var dedim. Bir deneme yapayım ben ya. Deneme yap. Sitelerde oturuyoruz Nazım. Yukarıdan şeyi attım uçağa. Uçmadı. Yere çakıldı. Bizim önümüzde Celal Esed Arseven Caddesi mi? Oradan da bir kamyon mu şeyine geçip onu ezdi. Koşa koşa gidip parçalarını topladım mı geri? Dekardan yamuk yumuk bir uçak yaptım. İlk F16'yı ben yapmış olabilirim. Prototipini yani. Oradan o Boeing uçağından küçüle küçüle F16 oldu. Neyse onu götürdüm şeye hocaya. Hocaya dedim ki, hocam ben yalan konuşmam. Olay bu, böyle oldu. Bak hoca bak şey yapmadı. Sırf yalan konuşmadığımdan dolayı gene bana 5 verdi, geçirdi. Ama buradaki meseleyi anlayın değerli arkadaşlarım. Uçak Türk Hava Kurumlarının maket uçakları var. Aklınızda bulunsun. Dünya hali. Yani illerinizde, ilçelerinizdeki bu tür kurumların ara ara böyle. Şimdi onu belki de parayla satıyorlardır bilmiyorum ama eskiden böyle parayla bir satma yoktu. Demek ki Türk Kuşu'nun özelliği neymiş? Türk havacılık sektörünü çocuklara özendirmek. Bütün mesela bak ben de ondan mesela yıllar sonra bu hanımı anlatabiliyorsam devletin memlekete sağladığı bir fayda da bu olmuştur. Evet. Denizcilik. Kabotaj Kanunu kabul edilmiştir. Denizbank kurulmuştur. Evet. Genel. Devlet Genel Müdürlüğü kuruldu. İDO da kuruldu mu? İDO. Yok mu? Tamam. İyi. Al bakalım. Şimdi bir genel tekrar aradan sorulara geçeceğiz. Hazır mıyız? Şöyle ben bir alayım. Hazırsak başlıyoruz. Şuradan başlayacağız tabii ki. Evet. Bir. Sanayi ve Maadin Bankası neye dönüştürüldü? Cevap: Sümerbank'a. Dikkat. Sümerbank'ın özelliği ne? Bir, beş yıllık kalkınma sanayi plan diyeyim. Öyle diyeyim. Finansmanını sağlayan bankadır. Buna dikkat etmek lazım. Türkiye Teşvik-i Sanayi Kanunu niye çıkarttı? Özel sektörcü ne yapsın? Yatırım yapsın. Elindeki son parasıyla da devlet destekli yatırım yapsın. Oldu mu? Hayır. Niye olmadı? Bak o zaman sana ne gelir kardeşim? Niye olmadı gelir. Bir, özel sektörde yeterli sermaye var mı? Yok. Teknik bilgi ve teknik eleman var mı? Yok. Bir de en önemli sebep ne? 1929 Dünya Ekonomi Krizi'nin çıkması. Peki Teşvik-i Sanayi Kanunu uygulanamaması Türkiye'de hangi politikanın uygulanmasına neden oldu? Devletçilik. Sana bunu soracak. Devletçiliğin uygulanmasına temel olan neden gelişme ne? 1929 Dünya Ekonomik Krizi. Peki ETBank'la Maden Teknik Arama arasındaki ilişki ne? Olabilir. Biri kazıyor, buluyor, diğeri bulunanı satıyor. Anlaştık mı? Bütün mesele bu. Peki ikinci beş yıllık kalkınma planını biz 1938'de hazırladık, yapamadık. Niye? Çünkü Dünya Savaşı çıktığı için. Aklınıza bulunsun. Bak, iki ne? İki. Doğru mu? Ezber yapmanıza gerek yok. Şurası çok kıymetli ya. Çok soru geliyor şu burada. Evet. Sağlık sosyal alanında Türkiye'deki kurulan bakanlık hangisiymiş? Sağlık Bakanlığı diye gelmeyebilir. Sıhhiye ve İçtimai Muavenet Bakanlığı diye adı gelebilir. Geldik buraya. Şunları yapar mıyız? Numara hepsini yaparsınız. Heh. Şu şu şu çok önemli artık. Hem coğrafyada gelebilir sınavınızda hem de artık tarihte de gelebilir. Artık bu saatten sonra ne yok? Bunun bir şeyi yok. Çünkü iki tarafı da ilgilendiriyor. Nüfustan dolayı coğrafyayı, nüfustan dolayı tarih. Mustafa Kemal zamanında neler yapıldığını az çok bilmemizde büyük fayda var arkadaşlar. Ve Vecihi Hürkuş zaten zamanı gelince anlatacağım. Onu da size söylemiş olayım. Ve şimdi nereye geçiyoruz? Hemen şuradan ayrılıyorum. Soruya geçiyorum. Evet, şimdi ise soru çözümümüz var. Bu arada Atatürk İlkeleri ve İnkılapları oranın ikisi bir olduğu için bugün çözeceğimiz soru sayısı da 27'den fazla olacak. Önce ilkeler, sonra inkılaplar. Başlıyoruz. Burada özellikle Mustafa Kemal Atatürk'ümüzün ilkeler hakkındaki sözleri çok kıymetli. Özellikle sizlere ne söyledik? Anahtar kelimelere dikkat ettiğiniz her şey doğru olacak. Mesela bakalım lazım. İlerleme ve uygarlığa henüz ulaşmış değiliz. Demek ki buradaki amacımız ne? Bu yol üzerine duraksamadan ilerlemek. Bir şey duraksamadan ilerleniyorsa. Anam ne oldu? Biliyorum, biliyorum. Dur Nazım şuradan kardeşim şey yapalım. Vurgulayıcıya basalım. Heh. Şu şu şu laf var ya kardeşim. Duraksamadan ilerlemek. İlerleme, geriye hiç dönmeme nedir kardeşim? Tabii ki tabii ki inkılapçılıktır. Hadi bakalım. Full bekliyorum bu sefer sizden. Ekonomide tam bağımsızlığın, yerli sanayinin kurulmasına öncelik verilmesi gerektiğini savunarak bu doğrulukta Mustafa Kemal Atatürk'ümüzün bir lafı var. Ekonomi politikamızın önemli amaçlarından biri toplum genel faydasını doğrudan doğruya ilgilendirecek kuruluşlar ile ekonomik alandaki teşebbüsler mali ve teknik gücümüzün ölçülerine uygun olarak devletin satın almasıdır. Neymiş kardeşim? Heh. Şimdi buna göre diyor, Atatürk ilkelerinden hangisinin uygulanması bir zorunluluk hale geliyor? Yani ne yapacağız? Gidip onu satın alacağız. Ya biz kuracağız. Özel sektörün yapamadığı yatırımları devletin yapmasına biz ne ismi veriyoruz? Tabii ki devletçilik ismini veriyoruz. Teşvik-i Sanayi Kanunu diyor ki, başarılı olamamasından dolayı ki iki sene sonunda 1929 dünya ekonomik krizi var. Hangi ilkeyi Türkiye zorunlu yapmak zorunda kaldı? Hangi ilke zorunlu? Devletçilik. Çünkü çok basit sorulardı. Bunları siz sınavda var ya beşer saniyede yapacaksınız. Kabotaj Kanunu hangi ilkeyi ilgilendirir? Sadece yük ve yolcu taşıma hakkını Türk milletine vermesi, Türk şirketlerine vermesi milliyetçiliktir. Bizim nazarımızda çiftçi, çoban, işçi, tüccar, Nazım, Ramazan hepsi eşit. O zaman ne oluyor? Cevap hakçılık oluyorsun. Doğru mu? Evet. Türk milleti bir şeyin başında Türk görürsen ne? Cevap zaten hemen var mı başka başkan şurada milliyetçilik? O zaman cevap ne? Otomatikman işaretlemeye gerek var mı? Peki normalde böyle verilir mi? Hayır. Bir tane daha muhakkak milliyetçilik verilir. İkincisine bakalım. Ölülerden medet ummak medeni bir toplum için kara lekedir. Ne olur o zaman? Mantıken laiklik olur. Hükümet, millet, millet, hükümet. Şu kelimeye dikkat. Tamam. Bu kelime önemli. Bu ne? Cumhuriyet. Mustafa Kemal diyor ki, Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, Bolulu, Trabzonlu değil mi? Trakyalı, Makedonyalı hep bir ırkın evlatları. Hangi ırkın? Türk ırkının. Yani devam. İslam dini ile Mustafa Kemal'in lafları başlıyorsa anlayın ki genelde bu hangi ilkeyle alâkadar olur? Bak bakalım. Onu yücelteceğiz diyor. Mukaddes ve tanrısal inançlarımız ve vicdani değerlerimizi karanlık ve kararsız olan her türlü çıkar ve tutkulara görüntü sahnesi olan siyasal işlerden ve siyasetin bütün kısımlarından bir an evvel kesin şekilde kurtaracağız. Tabii ki hangi ilke? Laiklik. Eskiden çok geliyordu da eskisi gibi de inkılaplara daha çok yolluyor. Haberiniz olsun. Millet geleceğini doğrudan doğru yerine aldı. Saltanat artık egemenlik bir kişi değil, bütün bireyleri tarafından seçilmiş vekillerden gelen yüce meclise verildi. Arkadaşlar, bir kişinin olmadığı yerde çok kişinin egemenliğinin adı ne? Cumhuriyetçilik. Müfredatları halkın gereksimine ve onları kullanmaya artı Milli Eğitim Bakanlığının yabancı okulu veya herhangi bir okul açmada Milli Eğitim Bakanı'nın izninin aranması. Bu soruya dikkat. Bak 10. soruya dikkat ediyoruz. 10 soru. Sakın ola ki ne yapmıyoruz? Bu yapmıyoruz. Cevap ne kardeşim? Maarif Teşkilatı hakkında. Nereden bulacağım? Hangi kelimeden? Müfredat. Hangi harfle başlıyor? M. O zaman cevap ne? Maarif. Çünkü müfredat kelimesi geçtiği zaman anlayın veya okulların özellikle hangi bakanlık tarafından. Bu da hangi harfle başlıyor? Bitti bu kadar. Yani ezber yapmanıza gerek yok. Tevhid-i Tedrisat değil. Yani onu demek istiyorum. Maarif Teşkilatı hakkında kanun. Bir de tarihe lütfen dikkat edelim. Bir geri gel. Tarih vermiyor ama verebilir miydi? Şöyle bir şey verebilir miydi mesela? 26. Doğru mu kardeşim? 26. Maarif Teşkilatı hakkında. Peki maarif kaç harften oluşuyor Nazım? Say bakayım bana bir. Üç, altı. Olaya bak. Olaya bak. Kurban olduğum Atatürk yaparken bizleri düşünmüş de bunu buldum biliyorsun yıllar önce oturdum 12 sene önce. Çünkü yoksa öğrencinin bunları ezberlemesine sebep oluyordu. Oturduk baktım bunu ne yaptı Atatürk? Mesela 34 mesela. Evet. Devam. Şimdi her zaman sen dedim işte bir milletin iki eğitim sistemi olmaz. İki tane eğitimden adam çıkmaz. İkili yapı. O zaman cevap ne? Bir şeyi birleştirmek. Bir şeyi birleştirmenin adı tevhit. Tevhid-i Tedrisat. O zaman ben burada neyi anlıyorum? Bak bakalım. Bir milletin bireyleri ancak bir eğitim görebilir. İki türlü eğitim bir memlekette iki türlü insanı. O zaman ne yaptık? Tevhid-i Tedrisat, eğitim öğretim birleştirdik. Mustafa Kemal 9-10 Ağustos 1928. Ben şöyle her zaman söylerim kardeşim. Buna Latin alfabesi derim ben. Latin alfabesini kısaltım. Latin alfabesi kaç şeyli? Sekiz. Bu kaç? Yirmi sekiz. Buradan bulun. Yani bunu Latin alfabesi diye kutlayın. O zaman 1928'de Mustafa Kemal'in konuşmasında asırlardır beri kafalarımızda demir çerçevesinde buluşulan anlaşılamayan, anlayamayan bunları mecburiyeti falan hepsi. Tamam. Burada nereden kastediyor Mustafa Kemal? O zaman yeni Türk harflerinin kabul edilmesiyle alakalı durumdan bahsediyor. 1931'de liseler için tarih kitapları yazılırken Mustafa Kemal diyor ki, tarih yazmak tarihi yapmak kadar müdir? Bu soru iki türlü gelebilir bu arada. Bunu verip tarih biliminin ne olmasını önem verilmesi gerektiğini söyler. Diğer adıyla bunun diğer adı ne? Heh. O yüzden bu soruyu direkt verip bunu ikisinden birini isteyebilirler. Veya bu mektubu kime göndermiştir? Bu kim yazıyor bunu? Türk Tarih Kurumu ortaöğretim ders serisini hazırlamıştır arkadaşlar. O kitaplar bizde var. Dört cilt. İlk Diyanet İşleri Başkanımız kim? Hatırlayalım. 3 Mart 1920'de Şeriye ve Evkaf Vekaleti kaldırıldı. Yerine Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü kuruldu. Bu bir tanesi tabii ki de ilk Diyanet İşleri Başkanı olacak. İlk Diyanet İşleri Başkanımız bu Ankara müftüsüydü. Hatırlayalım. Dürrizade Abdullah Efendi'nin fetvasına karşı güzel üç arkadaşıyla beraber milli mücadeleyi destekleyen bir fetva vermişti. Mehmet Rıfat Börekçi. Dikkat. Diyanet İşleri Başkanı. Dönüşüm soruları. Sanayi-i Nefise Mektebi. Ya kardeşim, Sanayi-i Nefise Mektebi Osman Hamdi Bey zamanında açılmadı mı? Resim ve arkeoloji açısından büyük bir aşama kaydeden, Osmanlı Devleti'nde özellikle değerli arkadaşlar müzeciliğin oluşmasına katkı sağlayan Osman Hamdi Bey tarafından açılan bu kurum Türkiye Cumhuriyeti Güzel Sanatlar Fakültesi'ne dönüştürülmüştür. Dikkat. Hatırlayalım. 1 Kasım 1922 tarihinde saltanat kaldırıldı. Osmanlı Devleti'ne resmen son verdik. Vahdettin yurt dışına çıktı. Şimdi buraya kadar her şey normal. Peki bizim yeni başkanımız kim olacak? Yeni başkan için yeni rejimimiz ne olacak? O yüzden saltanatı kaldırması Türkiye'de iki sorun ortaya çıkarmıştır. Bir, devletin yeni rejimi ne olacak? İki, yeni devlet başkanı kim olacak? Dikkat. Bunu ise çözen ne olmuştur değerli arkadaşlar? Cumhuriyetin ilan edilmesi olmuştur. Neden? Devlet başkanı kim olmuştur? Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk olmuşsun. Rejim ne olmuştur? Cumhuriyet olmuştur. Doğru mu? O zaman bu iki şey cumhuriyetin ilanına çözmüştür. Doğum günüm. Senin doğum günün. 1 Kasım 1922 senin doğum günün mü? 19. He. Öyle anlaşmıştık. Güzel. 103 yıldır aramızdasın. Lazım, 104 oldu. Türkiye Cumhuriyeti biliyorsunuz daha evvelden Merkez Bankası yokken Banka-ı Osmani adındaki bir İngiliz firma bu paraları basıyordu. Sonra ne oldu? Banka-ı Osmani bu yetkiyi sizler de biliyorsunuz 1930'larda kurulan Merkez Bankası'na devretmişti. Şu an Türkiye Cumhuriyeti'nin paraları Merkez Bankası'na basılır. Şimdi bunlar yeni nesil dediğimiz sorulardı. Dikkat. Bundan sonra 18'den 30 küsurata kadar çözeceğiniz sorular hep yeni nesil mantığıyladır. O yüzden bunlara dikkat edelim. İsim ilk çözülen klasik. Bundan sonrakiler en son yeni nesil. Mesela sizlere bu şekilde gelecek sorular. Artık bunlardan bir kesinlikle sorunuz var bu arada onu söyleyeyim. İşte derse öğretmen girdi. Ali Fethi Okyar'dan bahsetti. Ekim bunalımından bahsetti. Kabine sistemi gibi ifadeler kullandı. Peki bir şey söyleyeceğim. Nedir bu kullanılan ifadeler? Ali Fethi Okyar'ın istifa etmesinden sonra kabinenin kurulamaması. Bunun üzerine kabinenin kurulamamasının temel sebebi meclis hükümet sisteminden kaynaklanması. Bunun üzerine cumhuriyetin ilan edilmesiyle beraber meclis hükümet sisteminin lağvedilmesi yerine kabine sisteminin gelmesi. Bunları anlattıklarım o zaman öğretmen neyi anlatıyor? Cumhuriyetin ilanını anlatıyor. Bir boşluk doldurma. Gene boşluk doldurma soruları size de gelecek arkadaşlarım. Aydın'ın Çine Demirci köyünde yapılan seçimleri bir kadın kazanıyor. Bir kadın muhtar kazanıyor. Bu Türkiye'nin ilk kadın muhtarıdır. Bakalım. Tanıyor musun diğer kadınları? Peki Nazım, Nezihe Muhiddin'i tanır mısın? Tanımazsın. Halide Edip Adıvar'ı biliyorsun. Sabiha Gökçen ilk kadın savaş pilotu ama ilk pilot değil. İlk pilotu size sordum. Evet. Ve tabii ki ve tabii ki kimdir? Gül Esin'dir. Dikkat. İlk kadın budur. Tarih öğretmeni Merve Hanım, Atatürk İnkılapları ünitesini anlatırken Hint Müslümanları liderleri Ağa Han ve Emiral'in İsmet Paşa'ya göndermiş olduğu mektup biliyorsunuz gazetelerde yayınlanıyor. Tanin'de, orada Tasvir-i Efkâr'da falan. Bunun üzerine büyük tartışmalar yaşanıyor. Hatta bu gazeteciler yargılanıyor falan derken ben neyi anlatıyorum kardeşim bunu? Adamlar özellikle bu mektubu Londra'dan yolladıklarını söyledim. İngilizlerin burada özellikle halifeliğin kaldırılmamasıyla ilgili bir mektubuydu. O zaman bu sorun ileride halifenin kaldırılmasıyla çözülecek. Mektup olayı hızlandırmıştır. Halifenin kaldırılmasını hızlandıran bir gelişme. Hatırlayın 1923'te ilk cumhurbaşkanımız Mustafa Kemal Atatürk olurken, ülkenin ilk başbakanı İsmet İnönü, ülkenin ilk meclis başkanı ise Ali Fethi Okyar olmuştur. Bu söylediklerimi bir kere daha söyleyeyim. Cumhuriyetin ilanından sonradır. Örnek vereyim. Cumhuriyet ilanından sonra ilk Genelkurmay Başkanı kim olmuştur? Cevap: Fevzi Çakmak. Peki Türkiye'nin ilk Genelkurmay Başkanı kim? İsmet İnönü. Evet. O yüzden ben neye bakacağım? 20 mi diyor, 23 mü diyor? Cumhuriyetin ilanından sonra mı diyor? Biz bunlara bakarsak soruları yaparız. O zaman cevabımız ne olacak kardeşim? İlk başbakan İsmet İnönü ve ilk meclis başkanı kimmiş? Ali Fethi Okyar. Evet. 3 Mart 1924 hepimizin doğum günüydü. Hatırladık. Doğru mu? Beş tane vardı ama biz birincisi olarak en önemlisi neyi bileceğiz? Halifeliğin kaldırıldığı gün. Peki halifeliğin kaldırılmasından sonra dört inkılap var. Sayalım. Şeriye ve Evkaf Vekaleti'nin kaldırılması, Erkan-ı Harbiye Umumiye Riyaseti'nin kaldırılması. Efendim şey ne derler ona? Şeyi unuttum ya. Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve Osmanlı Hanedanı'nın yurt dışına çıkarılması. Bak, halifeliğin kaldırılmasından hariç. Halifelikle beraber kaç tane? Beş tane. Peki bir söylediklerime bir daha bakalım. Halifelik, Osmanlı hanedanı, Tevhid-i Tedrisat, Şeriye ve Evkaf. Şu var mı? Olamaz. Peki Mustafa Kemal ben size saltanatın kaldırılmasıyla ilgili ısrarla şunu söyledim. Mustafa Kemal şu kelimeyi hiç ağzına almıyor. Israrla hangi gün kararımız diyor hep. Hah buraya dikkat. Mustafa Kemal saltanatın kaldırılmasıyla ilgili bütün cümlelerini okuyorum. Hep şunu diyor: 1 Kasım'da aldığımız karar. 1 Kasım'da aldığımız karar. E demek ki burada sana da eğer bir gün bir saltanatın kaldırılmasıyla Mustafa Kemal Atatürk'ün bir lafı verilecekse muhakkak ki adam oradan bir Kasım saltanat kaldırması yazamaz. Atatürk'ün lafı değiştirilemeyeceğine göre o zaman ne yazacak sana? 1 Kasım kararı yazacak. O zaman sen de 1 Kasım kararını bilmen lazım. Neymiş o? Saltanatı kaldırmak. Devam. Hah. Kronoloji sorusu. Şimdi ben sana dedim ki arkadaşlar, bir kere bir şeyin bir şeyden önce olduğunu bilemezseniz soruları yapamazsınız. Sorunun stili de böyle gelecek size. Kronoloji soruları. Bir kere şunu bilmem lazım. Ankara'nın başkent ilanı cumhuriyetin ilanından neymiş lazım? Önce. Bunların ikisi de 1923 değil mi? 23. Bakalım. Halifeliğin kaldırılması. Biliyorum neydi? 3 Mart 1924 değil mi? 1924 Anayasası'nın ilan edilme. Bak ben bunu bilemeyebilirim ama zaten ben bir şeyi daha evvelden ilkini bilirsem yapar mıyım? Yaparım. Ankara'nın başkent oluşu ve cumhuriyetin ilanı ve halifeliğin kaldırılmasına gelmeden 1 ve 2 ile başlamak zorunda. Doğru mu? 1, 2, 3, 4. Tamam. Peki size soru. 1924 Anayasası'nın ilan edilme tarihi kaç? Nazım bakayım. Yani biz burada 1, 2, 3, 4 dedik ama mesela ÖSYM 1, 2 diye de başlayabilir. Bak, iki tane 1923'te, iki tane de 1924'teki bir gelişmeyi verdim. Anlaşıldı mı mesele? Ama şu gelişmelerde Ankara'nın başkent ilanının cumhuriyetin ilanından daha önce olduğunu bilmek zorundasın. 25. 25 Mayıs o zaman Mart'tan sonra mı? Sonra o zaman doğru mu? 1, 2, 3, 4 doğru cevap. Devam. Yeni bir kanundur. Bir boş doldurma sorusu. Dili basit, açık. Hakime büyük takdir yetkisi veriyor. Elastik yani ne dernek bir yapısı var. Uygulamanın kolaylığı var. Türk toplumunun bünyesine uygun, zamanın bütün ihtiyaçlarını karşılayacak kuralları barındırıyor. Bu hangi kanun diye soruyoruz arkadaşlar. Bu demokratik nitelikte olması, laiklik nitelikte olması, toplumsal olması, elastik yapıda olması, dönemin en modern olması. 1912'de kabul edildiğini söylemiştim. İsviçre Medeni Kanunu. Doğru mu? Hadi bakalım. Peki kadınlar biliyorsunuz ki 1926'da Medeni Kanun'la beraber istediği mesleğe girebiliyor ama üç tane meslek hariç. Belediye başkanı olamaz, muhtar olamaz, milletvekili olamaz. O zaman bunlardan hangisini vermesi beklenir? Üçünden birini verecek. Kimi vermişim ben? Muhtarı vermişim. İstersen buraya belediye başkanlığını da yazabilir. O zaman dikkat. 1926 Medeni Kanunu kadına hiçbir siyasi hak vermemiştir. Devam. Evet. Hatırlayın. 1934'te herkese bir soyisim verildi. Ancak soyisim verilse de sen adamın unvanını, lakabını kaldıramazsan bu tür bir gelişme havada kalacaktı. Soyadı vermekle bu iş olmuyor. Unvan ve lakaplar da kaldırılıyor. Dikkat. Soyadı Kanunu tamamlayan inkılap hareketi neymiş? Unvan ve lakapların kullanılmasının yasaklanması. Devam. Hatırlayın Mustafa Kemal Atatürk'ün bizzat ismini verdiği ki bizim için tarihçiler için büyük dayanak kaynağıdır. Büyük bir arşivdir. Belleten değerli arkadaşlarım. Belleten Mustafa Kemal Atatürk'ün vefat etmeden önce okuduğu da son eserdir. Buraya dikkat. Belleten her zaman soru olarak gelir. Türk Tarih Kurumu çıkardığı dergidir. Latin harfleriyle basılan da ikidir. Bazen kafanız karışabilir. Hocam 1928'de Latin harflerine geçtik. 1937'ye kadar hiçbir basılmadı. Hayır, basılmadı. 1937'de Belleten yaptı. Talebeler henüz harp nesli olup yani savaş nesli olup kötü bir orta tahsilin etkilerinde bulunuyor. Türkçe yayın yeteri kadar yok. Yabancı yayınları okuyup ve anlayacak talep sayısı da az. Rektörün yetkileri de net tanımlı değil. Profesör atamaları ve azledilmeleri de zaten keyfi. Derslere ait kitap yok. Profesörler de kitap yazmak için telif ve neşeye davet edilmeli. O işten para kazanmalı ki siz bunları yaparsanız Darülfünun İstanbul Üniversitesi'ne dönüşür diyen İsviçreli Nazım Gülinköy'den biliyorsunuz arkadaşlar, aynı yerde yetiştiler. Profesör Doktor Albert Marş. Bu adamın yazmış olduğu rapordan dolayı Darülfünun kapatılıp İstanbul Üniversitesi açılmıştır. Bir gün bu adamı sorarlar. Bir gün bu adamın neye sebep olduğunu sorarlar. Bunun raporuyla ne kapatılıyor? Darülfünun kapatılıyor. Yerine ne kuruluyor? İstanbul Üniversitesi kuruluyor. Değerli arkadaşlar, bunu da bilmekte büyük fayda var. Devam. Biliyorsunuz ki 3 Mart 1924 tarihinde kendisi aslında o esnada bakan değil. 8 Mart'ta görevine başlayacak. Biliyorsun 3 Mart 1924'te ama tasarı o geçeceği belli olduğu için o hazırladı. O hazırladıktan sonra uygulaması da zaten ona bırakıldı. Hüseyin Vasıf Çınar, Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nu değerli arkadaşlar hazırlayan daha sonra dört gün sonra, beş gün sonra da bakanlık görevine başlayan ve bunu uygulayan kişidir. Hüseyin Vasıf Çınar. Devam. Mahmut Esat Bozkurt. Tüh, sorunun cevabını da vermiş olduk ama dönemin ekonomi bakanıdır değerli arkadaşlar. Biliyorsunuz ki 1923'te İzmir'de İktisat Kongresi yapılacak. Ne diyor? Büyük Taarruz'dan sonra önümüze açılan yeni sahada mutlaka muzaffer olmak zorundayız. Bu yeni saha ekonomi sahası. Bu yüzden şimdi ekonomik savaşa gidiyoruz diyerek kendisi değerli arkadaşlar açılış konuşmasında bunları söylemiş. Bu açılış konuşmasını başkanlık eden kişi Kazım Karabekir'dir. Asla unutmayın. Türkiye İktisat Kongresi İzmir'de yapılmıştır. O zaman biz neyi açıyoruz kardeşim? İktisat Kongresi'ni açıyoruz. Aşağıdakilerden hangisi Atatürk döneminde tarım alanında yapılan çalışmalar? Tarımla alakalı olan her şeyi rahatlıkla yaparsınız. Aşar vergisi tarımla alakalıdır. Ziraat Bankası tarımla alakalıdır. Efendim Ziraat Enstitüsü tarımla alakalıdır. Bakıyoruz Karadeniz'de çay, Akdeniz'de turunçgil değil mi kardeşim? Ama Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti halkın tasarruf yapmaya yönlendirilmesi tarım politikasıyla herhangi bir ilgisi yoktur. Bu Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti 1929 dünya ekonomik krizinden sonra Türkiye'de alınan önlemlerden biridir. Çağdaşlık anlatılacak. Devam. 19 Nisan 1925 tarihinde yeni kurulacak sanayi ve madencilik kurucularına kuruluşlarına kredi sağlamak için kurulan banka 1933'te kapatılıp bu ismi alıyor. Buna dikkat etmeniz lazım. O zaman ben önce bankanın adını, sonra bankanın kapatıp tekrardan yeni kurulan bankanın adını bilmem lazım. Sanayi ve Maadin Bankası yerini neye bırakacak? Sümerbank'a. Doğru mu? Güzel. Öğrencilerine Atatürk İnkılapları ünitesini anlatan Zeynep öğretmen ders sırasında Misak-ı İktisadi kararları, Kazım Karabekir ve Milli Üretim seferberliği gibi bazı kelimeler kullanıyor. O zaman Zeynep öğretmen ders konuya anlatıyor. Arkadaşlar artık bu tip sorulara alışın. Bu tip soruları her soru bankasında da bulamıyorsunuz. Biliyorsunuz şu AGS Soru Bankam var ya onu muhakkak alıp çözün. Bunu ne demek istediğim sınavdan sonra anlayacaksınız. O yüzden şu İzmir İktisat Kongresi'ni bilelim. Başkanı kim? Başkanı Kazım Karabekir. Devam. Evet. Meslekler hangisi? Bak bakayım bir. Tüccar var mıydı? Vardı. Sanayici vardı. İşçiler vardı. Çiftçiler vardı. Dikkat. Askerler var mı? Yok. Sanatçılar, mimarlar. Toplumun çok çeşitli kesimleri var mı? Yok. Öğrenciler, öğretmenler. Siyasetçiler. O zaman cevap ne değerli arkadaşlar? Burada askerler vermiş bize. Başka bir şekilde de verebilir. O yüzden ben dört meslek grubunu da bilmek zorundayım. 34. soru ve şimdi de 35. soru. Lütfen dikkat edin tahtaya. 1935'te biliyorsunuz ki ülkedeki cuma tatili pazara alındı. Bahar Bayramı ki Bahar Bayramı 1 Mayıs'tır değerli arkadaşlar. Şeydi Bahar ve Ne Bayramı'ydı ya? Tam bir ismi de var. Biliyor musun? Unuttum abi. Yok o 1 Mayıs İşçi Bayramı dediğimiz aslında ilk ismi Bahar Bayramı'dır. Biliyor musun? Bilmiyor muydun? İşçi Bayramı yok mu? 1 Mayıs tatil yapıyorsun oğlum. Oradan bilirsin. He 1 Mayıs İşçi Bayramı'nın ilk adı Bahar Bayramı'dır. Bahar ve Ne Bayramı'ydı? Bak ismini de unuttum ben yıllarca. Bahar Bayramı'nın şey bir ismi vardı. Neyse Bahar Bayramı var. Yılbaşı mesela 1935'ten sonra resmi tatil olarak verilmesi efendim bakıyorsun dini bayramlar efendim 29 Ekim, 30 Ağustos Zafer Bayramı. Bakın bunların hepsi 1935'te genel tatillerde var. Ancak Öğretmenler Günü zaten tatil değil, kutlaması var. Onu da ne zaman yapıyoruz? Her 24 Kasım'da. Niye her 24 Kasım'da? Ekim'de değil de Dünya Öğretmenler Günü Ekim'de kutlanırken biz Mustafa Kemal Atatürk'ün 24 Kasım 1928'de Millet Mektepleri'nin başöğretmeni seçildiği günü kutluyoruz. Bu bize özel bir şey. Dünyada zaten öğretmenler günü çok hani haberleri duyuyoruz mu? Şöyle aşağı aşağılı şeyler oldu böyle yok ama bizde öğretmenler günü öğretmenler çok kutsal kabul edilen bir meslek olduğu için anne babadan sonra Türkiye'de iyi bir eğitimciye denk gelmenin hayatım boyunca sizler de biliyorsunuz ki çok büyük etkisi var. O yüzden Öğretmenler Günü 1981'den itibaren kutlanır. Zaten de tatil değil. Tatil olacak. Yılbaşı günü tatil mi kardeşim? Tatil. Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı 23 Nisan tatil. Zafer Bayramı 3 Ağustos tatil. Bahar Bayramı tatil. Neymiş? Bahar Bayramı'nın ilk Çiçek Bayramı. Bahar ve Çiçek Bayramı. Aynen öyle. Anlaşıldı mı? O zaman bunlar var ama Öğretmenler Günü yok. Bas bakayım bir. Ne geldi? Eyvallah. Geldim şuraya. Tekrardan ortaya doğru bir geleyim. Evet kıymetli dostlar, video yayınladıktan sonra itibaren izleyen arkadaşlar için şunları da söyleyeyim. Balıkesir ve Bursa'ya geleceğiz inşallah. 17, 18'inde Instagram'dan takip edin zaten göreceksiniz. 17'sinde herhalde Balıkesir'deyiz. Doğru mu kardeşim? 18'inde de şeydeyiz. Bursa'dayız. BKM'deyiz. 17'sinde de Çetin Dağıtım diye geçen Balıkesir'de hepinizin bildiği bir yer aslında. Orada olacağız zaten. Instagram'dan hikayeler kısmında falan da paylaşıyorum. Orada bütün kitapları imzalayacağım. Sadece mahşer için bir imza günü yapmıyoruz. Ben geleceğim, kardeşim gelecek, Bayram Hoca gelecek. Hep beraber Bursa ve Balıkesir'de olacağız inşallah. Birelik sürecinde ben 31 Ocak'ta nasip ederse Aydın'a geleceğim. Aydın'da bir imza günü yapacağız. Orada da bir kitap eviyle anlaştık. Oraya geleceğiz. Orada imzamızı yapacağız. Yine Allah nasip ederse Nisan ayına geldi. Tabii bunların hepsi 2026. Beni 2027 dinleyen arkadaşlar gitmesin. Orada yokum yani. 2026 için söyleyeyim. 2026'da yine inşallah Mersin, kendi memleketimiz Adana. Bir de sen niye buraya oturdun arkadaş? Ben sana bakıyorum ya. Geç şunu kapıya en yakın yere oturuyor. Mersin'e gideceğiz inşallah. Adana'ya geleceğiz ve iki tane deprem bölgemiz olan Hatay'a geleceğiz ve Kahramanmaraş'a geleceğiz. Yine iki deprem bölgemiz olan Malatya'ya ve Adıyaman'a. Bunlara Nisan ayında geleceğiz inşallah. Diyarbakır'a geleceğiz. Yine Gaziantep'e geleceğiz. Bunların hepsinin planlamalarını ben Instagram'dan yapıyorum veya Instagram'daki 2026 KPS kanalım var. Oraya katılabilirsiniz. Oraya katıldıktan sonra zaten ilk paylaşımları orada yapıyorum. Artık inkılap tarihi için son iki video. Bunlardan bir tanesi dış politika, diğeri ise Cumhuriyet dönemi kültür, medeniyet. Ben bu konuyla ilgili soru kaçıracağınızı düşünmüyorum. Bol bol soru çözmeniz lazım. Çünkü Mustafa Kemal laiklikle ilgili 100 sözü var. Devletçilikle ilgili 1000 sözü var. E bunları ne yapacağız o zaman? Devamlı soru çözerek o sorulardan birinin Atatürk'ün bir lafının size verildiğini göreceksiniz sınavda. Ya boş doldurma olarak verecek ya inkılap ilke eşleştirmesi yapacak. Hepsini sınavda göreceğiz. Ama Atatürk inkılaplarından ben soru kaçıracağınızı düşünmüyorum. İnşallah genelinde de soru kaçıracağız. Çünkü hedefimiz bizim az bir hedef değil arkadaşlar. 01 öğrenciye hedef koyarak 27'ye 24 ve üzeri koyuyoruz. Bu böyle basit bir şey değil. Tarihte yıllardır düşünüş, öğrenmediğiniz tarihi. Belki de nefret ettiğiniz tarihi. Şimdi sever haline geldiniz. Mahşeri okuyanlar mesela hemen ertesi gün mesaj atıyor. Hocam diyor, hayatta ilk defa roman okudum. Oğlum diyorum, nasıl roman okudun hayatta? Nasıl ilk defa? Yok hocam vallahi hayatta ilk defa di koyayım diyor. Yaşını kaç diyorum mesela? 32 diyor, 33 diyor. Yani arkadaş en son Cin Ali'de kalmış seride. Doğru mu kardeşim? E şimdi oradan tekrardan o çocuğa roman, dikkat tarih romanı. Bu nedir? O zaman senin geliştiğini gösteriyor. O yüzden bugün Mahşeri İzmir'in işgalini anlattık. Yarın Antep'in işgalini anlatacağız. Yarın işte Antep, Maraş'ın işgali, yine Adana'nın işgali, İstanbul'un işgali böyle gidecek. Böylelikle bir seride öğrencimizi bilinçlendirmiş olacağız. Sarıkamış'a yazacağız inşallah. O çok daha farklı bir olay. Onun çok büyük araştırması lazım. Gidip zaten biliyorsunuz gittiğimiz her yeri görerek, basarak, adımlayarak, hissederek yapıyoruz. İlimizde de böyle oldu. Şimdi inşallah diğerleri de olacak. Bilinçlendikçe vatan kıymetimiz artacak. Bilinçlendikçe bastığımız yerleri toprak diyerek geçme tanı diye o okuduğumuz şey anlamlanacak. Her zaman anlaması için bu dersleri dikkatli takip eden her insan sınavda da başarılı olacak. Ömür boyu tarih dersinde veya tarihi bir sınavda, tarihi bir mülakatta efendim çocuğuna faydası olacak. Bu böyle devinim olarak gidecek. Bunun ateşini ben yaktım memlekette ücretsiz eğitim vererek. Bunu şimdi maşallah bütün arkadaşlarım hepsiyle de gurur duyuyorum. Hepsinden faydalanabilirsiniz. Benim öyle kıskançlığım, egom, kibrim, öyle bir şeyim yoktur. En iyi hoca anladığın hocadır diyorum. Kendinize iyi bakın. Dış politikada görüşmek üzere.