📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

26) KPSS - MEB / AGS Coğrafya - Türkiye'de Hayvancılık - Bayram MERAL - 2026

Benim Hocam43:37

Transcription

[Müzik] [Alkış] [Müzik]

Türkiye'de hayvancılıkla ilgili önemli güncellemeler var ve buradan bir sorunun gelme ihtimali var. Son 2 yıldır çünkü buralara bir es geçtiler. O yüzden bu sene lisans, ön lisans, ortaöğretim ve AYS'de bir soru kalıbı gelebilir. Dikkat etmemiz gerekiyor. Hemen başlıyoruz.

Söyler misiniz bana? Anadolu'nun kendisi düz mü, dağlık mı?

>> Dağlık.

Dağlar kuzey güney yönlü mü uzanıyor, doğu batı yönlü mü?

>> Doğu batı.

Dağlar her yerde doğu batı yönlü uzanırsa denizler üzerinden gelen ama Türkiye'de içeri giremiyordu. Doğru mu?

>> Ülkenin geneli denizel mi, karasal mı?

>> Karasal.

Tıpkı tarım konusunda söylediğim gibi nasıl iklim farklı tarım ürünleri çeşitliyse yine iklim farklı bitki örtüsü çeşidini beraberine getirdiği için Türkiye'de hayvancılık faaliyetleri de çeşitli olarak karşımıza çıkar. Neden hayvancılık faaliyetleri çeşitli sorusunun cevabı da bizim için yer şekilleri ve iklim çeşitliliği mantığı ile birlikte ön plana çıkar hikaye.

Peki hayvancılık önemli mi? Çok önemli. Neden? Et ve süt en azından benim için olmadan olmaz mangal yapmadan yaşayamıyoruz. Süt de çok seviyorum. Sever misiniz et ve sütü?

>> Evet.

>> Evet. Süper. Et ve süt üretimi olduğu için çok önemli. Bir de sanayide hammadde olarak kullanılıyor. Yani kırsalda özellikle et ve süt kombinalarını kurduğumuz zaman ne olacak dedik. İnsanların göç etmesini engelleyebiliriz. Küçük işletmeler bizim için orta ölçekli ya da önemli olacak. Kırsalda insanların geçim kaynağı hayvancılık önemli ve hayvansal gübrenin tarımda kullanılıyor olması hayvancılığın önemini daha da arttırıyor ve milli gelirin önemli kısmı tarım hayvancılıktan da elde edildiği için bizim için ve Türkiye adına çok çok önemli olduğunu söylemem gerekiyor.

Ama hayvancılık yeteri kadar gelişmiş mi sorusunun cevabı sizce Türkiye'de?

>> Hayır.

>> Hayır. Hayvancılığı geliştirmemiz gerekiyor. Ne yapalım sorusunun cevabı? Otlakları iyileştirelim. Ne kadar kaliteli otlak kalırsa daha verimli hayvancılık faaliyetleri olur. Bir de önemli cümle bu. Et ve süt verimi düşük olan yaşlı ırkların yerine, yerli ırkların yerine mutlaka iyileştirme yapmamız gerekiyor. Yani ırkları ıslah etmemiz gerekiyor. Yani yaşların yerine gençleri getirelim. Gençlerin önünü açalım. Bir de yerlilerin yerine yabancı ırkları getirmemiz gerekiyor. Burada milliyetçilik yapmayacağız. Yabancılardan daha fazla et ve süt verimi elde ediliyor. Bu bizim için önemli oluyor. Meralarda hayvancılık için otlak alanları. Bu arada erken ve aşırı otlatmanın engellenmesi gerekiyor. Önemli hikayelerden bir tanesi bu. Ve çiftçiye kredi sağlanması gerekiyor. Yani bu çiftçi işi modern bir şekilde yapması gerekiyor. O yüzden kredi alması gerekiyor. Kaliteli yemi varsa, parası varsa. Kapalı mekan modern tesislerde yapsın bu işi. Biz buna besa hayvancılığı diyoruz. Mesela kapalı mekan modern tesislerde veteriner eşitliğinde yapılsın ki hayvancılık faaliyeti daha fazla gelişsin mantığıyla ortaya çıkar. Hayvan hastalıklarla daha rahat mücadele etsin mantığı ortaya çıkar. O yüzden hayvancılığın geliştirilmesi için mutlaka bunların yapılması gerekiyor. Erken kesimleri önlememiz lazım. Kuzu çevirme alışkanlığımızdan vazgeçmemiz lazım. O Erol Taş'ın muhteşem but yeme sahnesinden sonra meydana gelen olaylar var. Ama sonuçta bu biraz bizim için problemli. Kuzuyu da nasıl kesiyoruz değil mi? Aslında öyle bir durum da var. Besa hayvancılığı şu gördüğünüz hayvancılık yani modern hayvancılık geliştirilirse Türkiye'de hayvancılık faaliyetleri gelişir hikayesiyle birlikte olaya başlayabiliriz.

Yani ben diyorum ki hayvancılık bizim için önemli. Neden önemli? Et ve süt olmazsa olmazlar içerisinde. Ülkenin geneline baktığım zaman da farklı iklimler olduğu için farklı bitki örtüsü hayvanları çeşitlilikle birlikte ortaya çıkarıyor bu durum. Ve yine şöyle bakalım. Ülkenin geneli karasal olduğu için bozkırlar oluyor. Bozkırlar olduğu için de Türkiye'de küçükbaş hayvancılık faaliyetleri bizim için yoğun olarak karşımıza çıkıyor.

İlk soru kalıbı hemen şöyle gelsin. Neden ülkenin genelinde küçükbaş hayvancılık var diye soracaklar. Bir tane cevap arayacaksınız. O da şu. Bozkırlar olduğu için karasal olduğu için. Karasal ülkenin geneli. Bozkırlar var. Bozkırlar küçük otları. Küçük otları, küçük hayvanlar yer. O yüzden ülkenin genelinde küçükbaş hayvancılık faaliyetleri olur genelli misin hanım. Anlaştık mı?

Son TUİK verilerine göre Türkiye'de koyun yetiştiriciliğinin en fazla olduğu yerler. İlk dört yer özellikle gösteriyorum. Çünkü genellikle birinci yer değil de 1, 2 sorulabiliyor. Hatta 3 ve 4'e de gidilebiliyor. O yüzden koyun yetiştirildiği ve diğer hayvan türlerine tek bakacağız bu arada. Bakalım ilk dört yer nasıl ön plana çıkmış ve Türkiye'de koyun en fazla nerede sorusunun cevabı Van. Ülkenin genelinde bozkırlar var. Küçükbaş hayvancılık var. En çok beslenen hayvan türü koyun. Hatta koyun sayısı bakımından Avrupa'da birinci sıradayız. Koyun sayısının fazla olması hayvancılığın gelişmişliği için iyi mi kötü mü sorusunun cevabı aslında hani büyükbaş hayvancılığı daha fazla geliştirmemiz gerekiyor mantıyla kötü gibi görünse de koyun için Van çevresini unutmayalım. Birinci mekan burada. İkinci yer neresiymiş?

>> Konya.

>> Konya. 3'üncü yer neresi?

>> Urfa.

>> 4. Neredeyiz?

>> Diyarbakır.

>> Diyarbakır'da. Bu dördünün ortak bir özelliği var. Karasal, karasal, karasal, bozkır, bozkır, bozkırlar var. O yüzden koyun yetiştiriciliği bu yerlerde karşımıza çıkıyor. Anlaştık mı?

Elinizdeki kitaplığı bu haritanın aynısını görüyorsunuz. Sıralamayı da ön plana çıkardım. Lütfen dikkat edin. Var mı problemimiz? O zaman ilerlemeye devam ediyoruz. Koyunların kendisi. Merinos, dal sakız, Karaman koyunu. Karaman'ın koyunu. Sonra çıkar oyunu mantığıyla bol bol Karaman'ın koyunu var bu arada onu da söyleyeyim. Koyunlarımızı bağlayalım. Neye? Keçilere. Keçiler için neredeyiz? Mersin, Antalya, Teke Taşeli. Hatırlıyor musunuz?

>> Arazi, karstik.

>> Nüfus fazla mı az mı?

>> Tarım fazla mı az mı?

>> Kıl keçileri var mı?

>> Var.

>> Yaralılar mı?

>> Yaralı hayvanlarımız için. Nereye bakıyoruz? Bizim köye. Taş attığımız yere bakalım. Mersin, Antalya, Siirt, Şırnak diye devam ediyor. Soru nasıl gelir? Eğer kıl keçisinin kendisi sorulacaksa buraya bir işaret. Buradan iki yerden birine işaret. Diğer işaret şurada karşınıza çıkacaktır. İlk iki yer, iki önemli alan mantığı ile birlikte böyle bir soru gelebilir karşınıza. Kıl keçisinin kendisine lütfen dikkat edin.

Keçiler enteresan hayvanlar. Gördüğünüz gibi ağacın üstüne çıkmışlar. Ağacın üstünde de üst üste çıkıyorlar. Yani burada uyuduklarını söyleyebilirim. Hatta neden üst üste çıkmışlar? 19 Mayıs'a hazırlanıyorlar. Birazdan pilav açacaklar diyebiliriz. Keçilere taş atmayın pamuk. Olabilir. Mesela nerede kıl keçisi fazla?

>> Mersin'e.

>> Bizim köyden fazla. Mersin'den fazla diyorum ben. Ben bilmem.

>> Görmedin inanmam.

>> Görmedin inanmam diyenler için bu kez olayı biraz daha üst boyuta çıkartıyorum. Keçilerin atalarını buldum. Küçüklerini taş attık. Yetmedi. Sizin abiniz nerede diye sordum. Beni arıyorlarmış. Ben onları buldum. Bakalım dağ keçileri için nasıl bir görüntü yakalamışız.

[Müzik]

Ben bilmem, görmediğine inanmam diyenler için bizim keçilerin atalarının izindeyiz. Yani dağ keçilerinin izlerini bulduk. Şu anda Toros dağların tam üzeri burası. Buradan yukarı doğru çıkmışlar. Tabii o kayalara çıkma şansımız yok ama droneu göndereceğim. Bakalım keçileri görüntüleyebilecek miyiz? Yukarı doğru gidiyoruz.

[Müzik] [Müzik]

Dünyanın en güzel hayvanlarından bir tanesi. Ne diyorsunuz?

>> Evet, genelde hep kaçma pozisyonunda, biz de kovalama pozisyonunda olduğumuz için kaçan görüyorsunuz ama dağ keçileri inanılmaz böyle eğimli arazilerdeki görüntüleriyle hep karşımıza çıkıyorlar. Türkiye'deki yaban hayatı da gerçekten korumak gerekiyor. Eee, bu konuda, eee, Orman Bakanlığı'nın gerçekten çok önemli işler yaptığını da söyleyebilirim. Eee, bu alanda gördünüz mü? Dağ keçisi.

>> Şu an görmüş oldunuz. Süper.

Keçiler dedik. Bizimkiler Teke Taşeli'ydi. Ve Şırnak Siirt'e gittik ve ilerliyoruz. Bir de tiftik keçimiz var. Ankara keçisi tiftik keçisi tüylerinden çok kaliteli yün elde ediliyor. Bu arada bunu görmüşsünüzdür diye düşünüyorum. Ankara Eskişehir hattı ile birlikte yani daha doğrusu şu bölgeye bakalım. Birincisi ikinci önemli yer Se Mardin hattına gitmeniz gerekiyor. Yani harita üzerine bir, iki mantığı ile birlikte aslında soruldu. Böyle son 6 yıl içerisinde gelen sorulardan bir tanesiydi ama yine de Ankara keçisi tiftik keçisinin kendilerini unutmayın. Gördünüz mü? Bakın ne kadar tatlı görünüyor değil mi? Özellikle mangalda tiftik isi türlerinden çok kaliteli yün elde edilir diyelim. En fazla neredeymiş?

>> Ankara.

>> Ankara Eskişehir hattı ve Siirt Mardin hattına dikkat. Anlaştık mı?

Bana söyler misiniz? Küçükbaş hayvandan mı daha fazla et ve süt verim elde edilir yoksa büyükbaş hayvandan mı?

>> Büyük.

>> O zaman Türkiye'de hayvancılığı geliştirmek için küçükbaş hayvancılığı mı geliştirelim? Büyükbaş hayvancılığı mı?

>> Büyükbaş hayvancılığı geliştirmemiz gerekiyor. Birim alandan daha fazla etli süt verim elde ediyoruz. Büyükbaş hayvancılığında iki tane kolu var. Bir besa, diğeri de mera kolu olarak karşımıza çıkar. Bakın, mera hayvancılığı bu. Besa hayvancılığı bu. Sizce hangisini daha fazla geliştirelim? Mera mı, besa mı?

>> Besa'yı geliştirmemiz gerekiyor. Aslında meranın kendisi doğal ortamda. Doğal, organik. Ama 85 milyon insan var. 85 milyon insanın ihtiyacını acaba mera hayvancılığı tek başına karşılayabilir mi düşünüyorum. Hayvanlar sabahtan uyandılar. Ahırlardan yola çıktılar, araziye çıktılar. Erzurum Kars'ta Yaylad'dalar ya da Doğu Karadeniz'in yaylalarında gittiler, yediler, içtiler. Yeri geldi. Gidip gelirken enerji harcıyorlar mı?

>> Evet. Gün içerisinde hangi otu yediğini, hangi suyu içtiğini biliyor musunuz? Hayır. O zaman hayvan hastalıklarla mücadele edebilir misiniz? Hayır. Bir de yeteri kadar ot olursa, otlak olursa ürün olur. Doğru mu? Yeteri kadar yağış yoksa, ot yoksa, otlak yoksa, ürün olma şansı az olursa o zaman her şey neye bağlı? İklimi. Tarım konusunda neye benziyor bu? İntansif mi, ekstansif mi?

>> Ekstansif tarıma. İlkel hayvancılık yani. İşte bu da iklime bağlı. Üretimde dalgalanma var. Kaliteli, organik. Ama 85 milyon insanın ihtiyacını tek başına et ve süt verimi olarak sağlaması zor. O yüzden bu hayvancılığın yerine biz besa'yı geliştirmeliyiz. Bir de çok fazla hayvan var. Sayısı fazla ama içerisinde yaşlı ırk varsa, yerli ırk varsa boşuna besliyorsunuz. O yüzden hayvancılığı geliştirmek istiyorsak mutlaka büyükbaş hayvancılığı geliştireceğiz. Gerekirse hayvan sayısını azaltacağız. Azaltmaktan kastım yerlilerin yerine yabancılar. Yaşlıların yerine gençler. 10 tane genç ve yabancı ırk olsun 100 tane yaşlı ve yerli ırk yerine geçebilir. O yüzden hayvan sayısını azaltmak gerekiyor. Anlaştık mı? Merayı mı geliştirelim? Besa'yı mı?

>> Besa'yı.

>> Kapalı mekanda olursa ne oluyor? Kapalı mekanda olursa hayvan gidip gelmiyor. Enerji harcamıyor. Yemini suyunu ben veriyorum. Hayvan hastalıklarla daha kolay mücadele ediyorum. Veteriner işliğinde yapıyorum. Kapalı mekanda yapıyorum. İklimden etkilenmiyor. Üretimde dalgalanma olmuyor. Ve ben bu işi modern olarak yapıyorum. Tek amacım var para kazanmak. Nerede yaparım besa hayvancılığını? Kırsalda mı? Büyük şehirler.

>> Büyük şehir.

>> Talebin daha fazla olduğu yerler ve çevresinde karşımıza çıkar. Anlaştık mı? Hani kırsalda da yapılan mera hayvancılığını biraz buna çevirdiğimiz zaman besa modern tesisler getirdiğimiz zaman hani göçü engelleriz insanların göç etmesini engelleriz demiştik nüfus konusunda. Hatırlıyor musunuz? Aslında anlatmaya çalıştığım şey besa hayvancılığının kendisiydi.

Genellemesini yapabiliriz. Hocam ben bilmem. Görmediğine inanmam.

>> Ülkenin geneli karasal ve ülkenin genelinde bozkırlar var. Ve bu yüzden Türkiye'nin genelinde küçükbaş hayvancılık faaliyetleri yapılıyor. Ama küçükbaş hayvandan mı daha fazla et ve süt verim elde edilir yoksa büyükbaş hayvandan mı? Tabii ki büyükbaş hayvandan. Şu anda Türkiye'de büyükbaş hayvancılık iki farklı şekilde yapılır. Mera hayvancılığı ve besa hayvanı.

>> Duralım. Kapalı mekan modern tesislerde hayvancılık faaliyetinin kendisini görüyorsunuz. Yemini suyunu siz veriyorsunuz. Dolayısıyla bu hayvancılık besa modern hayvancılık mantığıyla birlikte karşımıza çıkmış oluyor. Anlaştık mı acaba?

>> Evet.

O zaman bakar mısınız? Bizim için önemli cümleler bunlar. Sığır yetiştiriciliği en fazla neredeymiş? Konya'da. Sığır yetiştiriciliği niye Erzurum'da değil Konya'da? Bunu sağlayan mera mı besa mı? Besa.

>> Sığır.

>> Kapalı mekan modern tesislerde yapıyorum. Bir de benim aklıma şeker pancarı geldi. Küspesinden hayvan yemi elde ediyorum. Hatırlıyor musunuz? Ve sonuçta şeker pancarı tarım alan etrafında, fabrika etrafında besa hayvancılığından kastım bu işte. Sığır yetiştiriciliği bu yüzden en fazla Konya'da. Sonra nereye gidiyoruz? İzmir. Sonra Erzurum, Ankara var. Erzurum'da mera hayvancılığı olduğu kesin. Alp'in çevrelerinden dolayı var. Ama şu üçüne bakar mısınız? Konya, Ankara, İzmir. Hatta Ankara, İzmir daha net bir şekilde bu cümlenin anlamını ortaya çıkaracak. İzmir ve Ankara'nın kendisinde bu hayvancılığın ön planda olmasını sağlayan talebin daha fazla olması diyebilir miyim? Nüfusun fazla olduğu yerler. O yüzden buralarda ön plana çıkar. Mesela Bursa Balıkesir hattında da mesela çok önemli çiftlikler vardır bu konuda. Neden? Talebin nüfusun fazla olduğu yerler genellikle bu hayvancılığın yapıldığı alanları, sığırın yapıldığı alanların mantığını ortaya çıkarıyor. Bir kez daha söylüyorum. En fazla neredeymiş?

>> Konya.

>> Konya'dan sonra neresi geliyor?

>> İzmir.

>> İzmir'den nereye gittik?

>> Erzurum.

>> Sonra neredeyiz?

>> Ankara.

>> Erzurum'da bu hayvancılık besa mı genelde? Mera mı?

>> Mera. Diğer büyük şehirler etrafında.

>> Besa koluyla birlikte yapılır. Anlaştık mı acaba?

Şimdi sizi başka bir hayvancılık faaliyetine götüreceğim. O da nedir sorusunun cevabı için.

>> Manda diğer adı camış. Görüyorsunuz. Sulak alan, bataklık alanda yetişmeyi çok sever kendisi. Mandanın sütü efsanedir. Manda Türkiye'de fazla Samsun'la birlikte ön plana çıkıyor. Ama mandayı bulmuşken bir görüntülerini görelim dedik. Bakalım. Camış halk arasındaki adıyla mandanın kendisi bu şekilde karşına çıkar. Derler ki camış gibi suda debelenme ne yapıyorsun orada gel dedikleri hayvan bu hayvan. Nereden fazla?

>> Samsun.

>> Samsun'da. Hatta giderseniz Samsun 19 Mayıs Üniversitesi'nin içerisinde yolculuk yaparken ya da gezerken arkadaşlarınızla birlikte vesaire orada dolaşan mandaları görebilirsiniz. Mesela her kampüste vardır değil mi? Genelde kedi köpekler olur simge olarak. Samsun'da da mandalar çok. Böyle de bir hikaye olduğunu söyleyelim. Samsun'dan 2 numarada nereye gittik?

>> Diyarbakır.

>> Diyarbakır'a. 3 numarada.

>> 4 numarada.

>> Kayseri.

>> Karşımıza çıkar. Şimdi bakar mısınız Samsun ve Diyarbakır'ın olduğu yere? Hiç gelmedi bu arada. Manda ile ilgili soru gelebilir mi? Evet. Gelmediyse önemli. O zaman dikkat Samsun ve Diyarbakır hattına ilk iki sorulursa. Anlaştık mı? Mandanın altını çizin. Gelmediği için çok önemli bir soru kalıbı olduğunun altını çiziyorum tekrar. Anlaşılıyor mu acaba?

>> Problem var mı acaba?

>> Güzel. İlerlemeye devam ediyoruz. Geldik kümes hayvancılığına. Bana söyler misiniz? Büyükbaş hayvancılığı mera mı? Besa kolu mu kapalı mekanda?

>> Besa.

>> Besa gibi kapalı mekanda modern tesislerde olan bir hayvancılık daha var desem hangisi? Sorusunun cevabı bu. Kümes kapalı mekan. Modern tesislerde iklimden daha az etkilensin ve büyük şehirler etrafında olsun. Çünkü talep pazar bizim için çok önemli. Bu iki hayvancılıkta aşağıdaki hangi iki hayvancılık iklimden en az etkilenir diye sorarlarsa besa.

>> Kümes.

>> Birinci sırada. İzmir'e yakın. İkinci sırada. Balıkesir.

>> Balıkesir Bursa'ya yakın. 3'ün sırada Bolu ve 4 Sakarya İstanbul'a yakın. Ankara'ya yakın pazar talebin olduğu yerler. Çünkü öğrenci arkadaşlarımızın bol tavuk dönere ihtiyacı var. O yüzden önemli kümes hayvancılığın kendisi diyoruz. Kapalı mekan modern tesislerde yapılan hayvancılık faaliyeti. Kümes hayvancılığının kendisi. Bir civcivin tavuk boyutuna gelebilmesi için gerekli olan doğal süre ortalama 30-40 günse bunu kapalı mekanlarda ışık yöntemiyle birlikte en aza indirgiyoruz. Biliyor musunuz? Duydunuz mu bunu?

>> Civcivleri belli mekanda topluyorsunuz mesela. Yemini, suyunu veriyorsunuz. Onların doyma hissi yok biliyorsunuz çok fazla. Ondan sonra ışıkları kapatıyorsunuz. Işıkları kapatınca bizimki akşam olduğunu zannediyor. 15 dakika sonra ışıkları bir daha aç, bir daha yem su. Bir daha kapat, bir daha aç, bir daha yem su. Bir daha kapat, bir daha aç, bir daha yem su. Bir daha kapat, bir daha aç, bir daha yem su. 40 günde yetişmesi gereken tavuk 20 günde yetişmiş olarak karşınıza çıkıyor. Ondan sonra ne oluyor? Psikopat tavuklar ortaya. Kümes hayvancılığın hikayesi hani sağlıksız diye böyle bazen cümleler duymuşsunuzdur muhtemelen. Yani çok da etik değil bence bu yetiştirilme tarzı olduğunu söyleyebiliriz. O yüzden ne diyoruz? Gezen tavuk her zaman daha iyidir. Değil mi? O yüzden köy tavuklarını bulursanız organik olması her zaman daha iyi. Yumurta için de benzer şeyler geçerli tabii ki. Evet, kümes hayvancılığını buna bağladık. İlerliyoruz.

İpek böceğinin kendileri bu. Gördünüz mü daha önce?

>> Yumurtadan çıkıyor. Böyle çok minnak bir yumurtası olur. Çıkar. Çok da küçük olur. Dut ağacının yaprağını veriyorsunuz. Hayattaki tek amaçları onu yemek. Ben çok besledim. Bilmiyorum küçükken beslediniz mi hiç? Ben çıkacağım böyle kutunun içerisine hep ilkbaharda bir kere beslenince kelebek oluyor, yumurta bırakıyor. Hep devamlı ilkbaharda çıkıyor. Yani hiç aksatmayın. Dut ağacı da bizim oralarda bol olduğu için Mersin'de ben çok besliyordum. Eee bu küçük kocaman oluyor böyle bayağı irileşiyor. İrileştikten sonra ağzından bir salgı çıkarmaya başlıyor ve şu muhteşem şeyi yapıyor kozayı ve bunu yapıp kapatıyor içine giriyor. Yani hayattaki amacı bu. Ondan sonra içinde evrim geçiriyor. Kelebek oluyor. Kozayı parçalayıp dışarı çıkıyor. Böyle bir hayatı var. Ama insanoğlu devreye giriyor. İnsanoğlu şurada devreye giriyor. Aa ben bundan bir şey yapabilirim diyor. Hayvan dışarı çıkınca kozayı parçalıyor. Ya o muhteşem yapıyı bozduğu için maalesef hayvan dışarı çıkmadan alıp bunu kaynar kazanlar içerisine atıyorlar. Haşlanıyor. Kozanın böyle yapısı biraz gevşiyor. Eski yöntemde dikenli çubuklarla karıştırırlardı. Benzer teknik makineler yapıldı tabii ama bir tane uç kısım buluyorsunuz. Ondan sonra makaralar dönmeye başlıyor ve ipek üretimi ortaya çıkıyor. Böyle bir yöntem olduğunu söyleyelim. İpek böceklerin tabii hayvan içerisinde olması, haşlanıyor olması çok hoş değil. O yüzden suni ipek bir tık daha ön planda olduğunu söyleyelim. Ama yine de son yıllarda Diyarbakır'ın tesisleriyle birlikte çok ön planda olduğunu söyleyeyim. Son kim var bakalım? Antalya'mız, Ankara'mız ve Muğla'mız. Dolayısıyla 1, 2 diye bir soruyla hiç gelmedi. Gelebilir. Yani şöyle gelmişti. Bursa çok uzun yıllardır. Diyarbakır'a geçtikten sonra bir 10 yıl içerisinde bir sınav sorusu oldu aslında. Sürpriz sorulardan bir tanesiydi. Şimdi Diyarbakır, Antalya ikilisi, TÜİK verilerine göre ön planda olan iki kent gibi görünüyor. Anlaştık mı acaba? Neredeymiş ipek böceği en fazla?

>> Diyarbakır.

>> Var mı problemimiz? Diyarbakır'ın kendisini, İpek Böceği'nin kendisini aralara bağlıyoruz.

Bana söyler misiniz? Orta Karadeniz mi, Doğu Karadeniz mi dağlık?

>> Doğu Karadeniz.

>> Batıda dağlık. Ergene mi? Yıldız mı?

>> Yıldız.

>> Çanakkale'de dağlık. İzmir mi? Muğla mı?

>> Muğla.

>> Adana mı, Antalya mı?

>> Antalya.

>> Çukurova mı? Toroslar mı?

>> Toroslar.

>> Güneydoğu Anadolu Makari mi?

>> Makari.

>> Dağlık olan yerde yağış var mı?

>> Var.

>> Orman var mı?

>> Var.

>> Çiçek var mı?

>> Var.

>> Nerede bir çiçek varsa orada bir böcük var mantığıyla arıcılık en fazla Ordu'da Kuzey Anadolu Dağları var. 2 Adana'da Çukurova değil Toroslar var. 3 numara Muğla'da Menteşe Dağları var ve Sivas, Yazır, Tecer Dağlarının katkılarıyla sonuç ilk 4. Ha devam ettirelim mi? 5 Hakkari, 6 Kaz Dağları, Doğu Batı Karadeniz diye devam ederiz ama hep dağlık yerlere gideriz bitki örtüsünün gür olduğu yerlere gideriz ve şöyle bir soru kalıbı olur aşağıdaki hayvancılık faaliyetlerinin hangisi iklimden en fazla etkilenir? İklimden en fazla etkilenen kim?

>> Arıcılık.

>> Arıcılık. İklimden en fazla etkilenen hayvancılık faaliyeti arıcılık. Birinci sırada Ordu arıcılık en fazla nerede diye soruldu harita üzerinde seçeneklerde yoktu. Sınav sorusuydu. İki an Adana'da yoktu. 3'ün sıra Muğla sorunun cevabıydı. Yani ilk ikiyi bırakın üçü sordular ama mantık şuydu. Dağlık, yağış, orman, çiçek mantığından gidiyorduk. Harita işareti yerler içerisinde dağlık yerler. Ama Hakkari de vardı bu arada zor sorulardan bir tanesi. O yüzden yine TÜYİK verilerini bilmemiz lazım. 3'ten 4'e sonra 5'e gidiyoruz. Yani anlaştık mı? Dikkat edin. Arıcılık iklimden fazla etkileniyor.

Bana söyleyin. İklimden en az etkilenen iki hayvancılık faaliyeti kim?

>> Kümes.

>> Kümes ve besa.

>> İklimden en fazla etkileniyor.

>> Arıcılık.

>> Arılar diyorum. Arıcılık faaliyetinin kendisi de bu şekilde karşımıza çıkar. Eee, bitki çeşidinin çok farklı olması arıcılığın da çeşitli olmasını sağlıyor. Anzer'in Anzer balı var mesela. Gerçekten çok şifalı olduğunu söyleyeyim. Eee, kilosu yani 3-4.000 TL civarında. Çok pahalı olduğunu da söyleyelim. Hatta daha da fazla olabilir. Belli miktarda üretiliyor. Eee, Anzer balının kendisi. Anzer çiçeğini duydunuz mu? Enlemik türler içerisinde anlatmıştım.

>> Oradaki arı türü de böyle nadir türlerden bir tanesi olduğu için de çok kaliteli bir bal, şifa niyetine yiyeceğiniz bir bal hikayesi ortaya çıktığını söyleyebilirim.

Aynı zamanda Türkiye'nin üç tarafı denizlerle çevrili, doğru mu?

>> Evet.

>> Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede denizlerden yararlanma başlığı altında balıkçılık gelişmesi lazım. Doğru mu?

>> Gelişmiş mi Türkiye'de balıkçılık sorusunun cevabı?

>> Hayır.

>> Neden sorusunun birden fazla cevabı var ama önemli cevaplardan bir tanesi açık deniz balıkçılığı yapılmıyor. Ne demek açık deniz balıkçılığı? Bizim denizlerimiz iç denizler. Açık denizler şunlar. Okyanuslar ve burada daha farklı miktar ve türde balıklar oluyor elbette. Sonuç olarak biz de genelde açık deniz balıkçılığı, kıyı balıkçılığı yapıyoruz. Aslında açık deniz balıkçılığını denedik biliyor musunuz? Bizim balıkçılar çıktılar yola Trabzon'dan. Cebelitarık'tan geçtiler. Moritanya'ya gittiler. Moritanya. Burada dediler ki balıkçılık faaliyeti yapalım. Yaptılar. Balıkları avladılar, getirdiler. Bu arada piyasaya sundular. Piyasada hemen teste yapmış olalım. Size de sorayım. Balık mı istersiniz, köfte mi?

>> Beyaz mı, kırmızı et mi? Genelde mangal kültüründen dolayı kırmızı et olduğu için kurban bayramı, kırmızı etin bayramını kutlayan bir millete balığı satmak kolay mı? Değil. O yüzden bizimkiler onca yettik, balıkları getirdik. Modern tekneler de almıştık. Balıkları satamadık diyorlar. Çünkü sofra kültürüne balık birinci sırada değil. Bizim kültürümüz Orta Asya'dan gelen karasal alandan gelen bir kültür olduğu için her zaman bizim için kırmızı etin ayrı bir yeri var. Bizimkiler bakın Tuğrul ve Çağrı beylerinin kendileri Anadolu'ya gelince Bodrum, Marmaris sahillerine mi yerleşmiş? İç bölgelere mi?

>> İç bölge.

>> İç bölge. Denizle tanışmaları çok çok sonra olmuş buradaki insanların. Mantık bu. O zaman denizlerle tanışma sonrası balıkçılıkta birinci sırada değil. Aslında çok da şifalı ve yararlı olduğunu da söyleyebiliriz. Kırmızı ete göre de özellikle değil mi? Sonuç olarak bizimkiler balıkları getirdiler piyasaya sundular satamadılar. Dediler ki bari soğuk hava depolarına saklayalım. Ama Anadolu'da soğuk hava deposu gelişmiş mi sizce? Hayır. Türkiye'nin en büyük soğuk hava depoları nerede biliyor musunuz? Nevşehir'de peri bacalarının altındaki o doğal alanları, yeraltı mağaralarını soğuk hava deposu olarak kullanıyoruz. Orada da genelde limon saklıyoruz. Limon yani limon mevsimden önce alınır oraya saklanır ki yazın herkese satalım diye. Böyle soğuk hava depoları değerlendiriliyor. Bal çok fazla yer yok. O zaman bizimkiler dediler ki gittik açık deniz balıkçılığı yaptık. Balıkları tuttuk getirdik piyasaya sunduk satamadık. Sofra kültüründe balığın yeri yok. Soğuk hava deposuna saklayalım dedik. Onu da yapamadık. Ondan sonra bizimkiler şuna karar veriyor. Biz kıyı balıkçılığı yapacağız. Kıyı balıkçılığının dezavantajları şunlar. Kıyılar her geçen gün kirlenmeye devam ediyor. Ve başka bir problem söyleyeyim. Eee, zararlı avlanma yöntemlerini balıkçılar da hani daha fazla balık tutmak istiyorlar elbette para kazanmak için. Zararlı avlanma yöntemleri kullanıyorlar. Bu da trolle balık avlama diyoruz mesela. Kıyılar da kirli bu arada. O zaman balıkçılığı ileri mi geri mi geri geri götürüyor. Mesela sezon avlanma yasağı var bu arada. İyi bu arada avlanma yasağının olması. Yani balıkları en azından yumurtlama döneminde rahat bırakmış oluyoruz vesaire gibi düşünün. Eee, hamsi'yi tutmak için bizimkiler açılıyorlar. Mesela sonarlarla hamsi'nin yerini tespit ediyorlar. Eee, ama ne kadar buldularsa hepsini tutuyorlar. Yani o da ne oluyor? Neslinin yavaş yavaş tükenmesini sağlıyor. Ya satamayacakları hamsi'yi de tutuyorlar. Niye? Çünkü yem fabrikalarına satıyorlar. Tavuk yemi oluyor mesela. Böyle değişik olaylar da var. Yani o yüzden balıkçılıkla ilgili kıyılar kirli. Zararlı avlanma yöntemleri var mantığıyla. Balıkçılık her geçen gün ileri değil geri geri gidiyor. Zararlı avlanma yöntemi nedir hocam sorusunun cevabı içerisinde ben gözlerimle gördüğüm bir olay anlatayım. Karadeniz'de Trabzon'da Akçaabat'tayım. Akçaabat olduğunu özel belirtiyorum. Bir tekne. Teknenin ucunda bir kişi elinde pompalı tüfek. Ortada başka bir kişi suya atlamayı bekliyor. En arkada da tekneyi süren bir arkadaşımız var. Bunlar ne yapıyorlar sorusunun cevabı pompalı tüfekle denizin içerisinde kefaller var. Böyle süre halinde dolaşırlar. Nefeslenmek için de böyle suyun yüzeyine çıkıyorlar. Kefal suyunun yüzeyine çıktığı zaman bir tanesi pompalı tüfekle balığa sıkıyor. Pompalı tüfekle balık avlayan bir milletiz. Yani zararlı avlanma nasıl olur sorusunun cevabı. Öbürü de suya atlıyor. İşte bayılan vesaire ölen balıkları topluyor. Ondan sonra yoruluyor tabii ki yer değiştiriyorlar bir döngü halinde. Onu bırakın suya dinamit atan var. Dinamit atıyor. Balıklar ölüyor topluyorlar. Suya elektrik veren var. Suyun yolunu değiştiren var. Mesela HES dere var ya derenin yolunu değiştiriyor. Oraya böyle küçük bir alan yapıyor. Başında bekliyor balık buradan geçecek diye. Şimdi bu yöntemler ışığında Türkiye'de balıkçılık çok fazla gelişmesini bekleyebilir miyiz? Maalesef bekleyemeyiz. Ama yine de balıkçılık adına balık miktar en fazla nerede? Sorusunun cevabı Karadeniz'de.

>> Balık çeşidi en fazla nerede?

>> Akdeniz'de.

>> Akdeniz'de. Hocam balık miktar en fazla Karadeniz diyorsunuz. Ben bilmem, görmeden inanmam diyenler için sizi Karadeniz'e götürüyorum. Bakalım gerçekten Karadeniz'de balık miktarı en fazla mı? Beraber değerlendireceğiz. Hazır mıyız? Hazırsınız ama ben Karadeniz şu an Karadeniz'deyiz ve Karadeniz'in omuz ve aynı zamanda soğuk suyuna birazdan dalış yapacağız. Karadeniz'i görüyorsunuz şu anda.

>> Ben bilmem görmediğine inanmam diyenler için gerçekten balık miktarı en fazla Karadeniz'de mi diye su altına iniyoruz. Var mı? Dalış yaptınız mı daha önce? Hiç.

>> Bir yerde dalış yapamazsınız biliyorsunuz değil mi? Nerede?

>> Dalaman tabii ki. Harika.

>> Tarih Şubat 1. 2015.

>> 2015 Şubat 1'de inmişiz. Su altına. 67 derece ama yine de suyun altına iniyoruz ve hazırsak hocam.

>> Hazır.

>> Hazırız hocam.

>> Eyvallah. [Alkış]

Amacımız balık miktarının en fazla Karadeniz'de olduğunu ispat etmek. Su altına doğru inerken yüzünüzün ekşidiğini görüyorum ve su altı fobisi olanlar var ya da yüzme bilmeyenler var sanki. Olabilir ama su altına gerçekten tertemiz bir dünya olduğunu söyleyeyim. Eee, hep Jaws filmleriyle birlikte köpek balığı filmleriyle insanları denizden gerçekten soğuttular. Eee, onların yaşam alanlarına biz girmiş oluyoruz aslında. Onlar da meraklı olarak bu nesne bizden değil deyip bize bakmaya geliyorlar. Yani birçoğu köpek balıkları için söylüyorum. Eee, zararsız hayvanlar olduğunu söyleyeyim. Birçoğu tabii tehlikeli olanlar da var. Ayrı konu. Karadeniz'deyiz. Karadeniz'in su altını gösteriyorum ki biraz da otofobilerinizi yenin diye. Ve neler var su altında sorusunun cevabı. Nasıl suyun üzerine çayırlar varsa su altı çayırları da var. Balıkların yuvalarına geldik. Burası yaşam alanları. Burası bir balık evi. 1+1'de oturuyor. Oturması salon. Buralarda yaşıyorlar yani akşam. Ve balık miktarı en fazla Karadeniz'de diyorum. Henüz balık göremedik. Bir şu tarafa bakalım diyorum. Su altı işaretleri de tabii ki dalış konusunda çok önemli olduğunu söyleyeyim. Eee, şu gördüğünüz çayırlar hani suyun altında suda yüzerken ayağınıza bir şeyler değiyor ya aslında. Eee, o değen şeyler oranın doğal ortamındaki olan otların kendisi diyebiliriz. Arışımız devam ediyor bu arada. Ama balık miktarı en fazla Karadeniz'de. Her ne kadar göremeseniz de lütfen bana inanın. Balık miktarı en fazla Karadeniz. Balık nerede? Bilmem nerede bakışı bu. Yani şu tarafta olabilir. Bu arada Karadeniz'de görüş mesafesi biraz kısıtlı. Tabii çok fazla akarsu döküyor. Plankton taşıyor aslında. Balık yiyeceği taşıyor akarsular. Çok önemli oluyor Karadeniz için. Karadeniz bu konuda çok şanslı ama Karadeniz'de 200 metre derinlikten sonra da canlı hayat yok bu arada. Ortaya çıkan bitki ve hayvan kalıntılarının çökmesiyle ortaya çıkan gaz tabakasından dolayı 200 metreden sonra canlı yaşamıyor. Bir canlı bulduk sanki o arada balık bulamasak da onu da sizin için aldık yerine geri koyduk. O da gitti. Bir tane canlı vardı artık o da yok. Görev başarıyla tamamlandı. Balık miktarı en fazla neredeymiş? Karadeniz'e balık miktarının en fazla Karadeniz olduğunu ispatlayamadık ama çeşidinin en fazla Akdeniz olduğunu ispatlamak için 1960'lar Ayhan Işık modu heyecanlı bir şekilde eee balık geldi mi diye çekiyoruz.

>> Gelmiyor.

>> Geliyor.

>> Geliyor.

>> Evet. Balıklarımız ve dünyayı kurtaran adam mutluluğu.

>> Hayır. Koskoca Karadeniz'de balık bulamayınca Akdeniz'deki unvanımızı kurtarıyor olmamız bizim için çok iyi. Tabii bu olayı çok kendime yediremedim ben. Karadeniz'e dalıp da nasıl balık bulamazsınız hocam? Çok dediler. Ben gittim özellikle kafese daldım. Duydunuz mu böyle bir şey? Kafes. Denizin içerisine kafesler kuruluyor. Biz buna kültür balıkçılığı diyoruz. Denizde, okyanusta, gölde, eee, akarsular olmaz ama su birikintilerini göllerde oluyor. Barajlarda da oluyor. Bakalım kültür balıkçılığı örneğini görmüş olalım. Nasıl bir hikayeymiş?

[Müzik]

En sonki videomuzda dalış yapmıştık, balık bulamamıştık ama bugün kesin bulacağız. Yani yaklaşık 25 ton civarında 10.000 balığın olduğu yere doğru ineceğiz. Her biri ortalama 3-4 kilo. Doğru somonu ben bilmem görmediğine inanmam diyenler için iniyoruz. 10.000 balıktan bahsediyoruz ve metrekare alanında küçük. Yani aritmetik yoğunluk az mı fazla mı?

>> Fazla.

>> Bir bakalım isterseniz.

[Müzik]

>> Her yerden balık çıkıyor. Öyle düşünün. Zafer pozu. Balığı buldum pozu. Dokunabiliyorsunuz balıkları. Aynı zamanda böyle bir olay var. Düşünsenize yüzmek ister misiniz böyle bir yerde? Yani şu odayı düşünün. Suyun içerisindesiniz ve her yerden bir balık geçiyor. Takip edemiyorsunuz. Su altı gerçekten çok muhteşem bir yer. Hiç hayal ettiniz mi bilmiyorum ama burada uçabildiğinizi hayal ettiniz mi hiç? Suyun altında böyle bir bu hayali gerçekleştirebiliyorsunuz. Yani, eee, yer şekillerinin aynısı suyun altında da var sonuçta. Ve siz ne yapıyorsunuz orada? E, uçabiliyorsunuz, yüzebiliyorsunuz. Gerçekten çok güzel bir dünya olduğunu söyleyeyim. Eee, bir gün dalış yapma şansınız olursa suyun altında görün. Bir de hani mesela şu anda nefes alıyoruz. E, bu örneği bir kez daha vermiştim. Hani nefes alıyoruz ve istemsizce alıyoruz. Yani bu bize bahşedilmiş çok güzel şeylerden bir tanesi. Suyun altına inince nefes almanın ne kadar kıymetli olduğunu algılıyorsunuz. Çünkü orada oksijen almanız için eee o maskeyi takmanız gerekiyor vesaire. Sonuç olarak da bu da bir deneyim. Bilmiyorum sever misiniz böyle şeyleri ama söyleyin bana. Balık miktar en fazla neredeymiş?

>> Karadeniz.

>> Çeşidi neredeymiş?

>> Akdeniz.

>> Kültür balıkçılığı da kafesler içerisinde yapılan balıkçılık elbette Karadeniz, Akdeniz'de var ama koy ve körfezlerin olduğu yerde daha fazla oluyor. Nereye gidelim?

>> Dalyan. Hatırladık mı? Balık çiftlikleri, kültür balıkçılığı mantığıyla birlikte karşımıza çıkar. Olayları böyle bağlayabilirsiniz.

Şu detayları da göstermek istiyorum size. Denizlerimiz en fazla ne var?

>> Hani balık miktarı fazla mantığıyla hamsi var. İç sularda inci kefalinin miktar olarak fazla olduğunu söyleyebilirim. İnci kefali nerede bu arada?

>> Van. Çok güzel. Kültür balıkçılığı. Kafeslerde genelde yetiştiriyoruz. Alabalık. Eee, iç sularda tabii ki Keban Barajı'nın içerisinde örneğin böyle kültür balıkçılığı yapılıyor gibi düşünebilirsiniz. Bir de tabii ki Karadeniz'in de suyu biraz daha tatlı olduğu için enlemin etkisiyle birlikte o kıyıdaki eee kafeslerde alabalık yine olabiliyor ama genelde somon yetiştiriciliği yapılıyor bu arada. Ama denizlerin prensi levrek. Eee, balık sever misiniz bu arada?

>> Hangi balı en çok seviyorsunuz?

>> Alabalık mı seviyorsunuz? Ama daha lezzetli balık yemek istiyorsanız Emre özellikle kaya levreği değil de böyle hani kaya levreği ya da deniz levreği kafeslerde yetişmeyen hani biraz daha böyle doğal ortamda yetişen bir levrek yakalarsanız balığın bambaşka bir lezzet olduğunu algılamış olursunuz. Kültür balıkçılığı için görüntü bir de şöyle gelsin. Biraz önce dalış yaptığım yerde böyle bir kafesti. Dikkat ettiyseniz mesela altta da böyle bir file vardı. Gördünüz mü? Kapalı yani alttan ve üstten balıkları oraya koyuyoruz besliyoruz. Denizin içerisine yetişmiş oluyor. İhtiyacı karşılamaya çalışıyoruz gibi düşünebilirsiniz. Kültür balıkçılığının böyle bir artısı var. İnci Kefali'nin eee genelde bahar döneminde böyle eee orada Van Gölü'nden yukarı doğru çıkma çabalarıyla birlikte ortaya çıkan görüntüler var. Festival de var bu arada Van'da. Bununla ilgili giderseniz arkadaşlar İnci Kefali ile ilgili festival de yapılıyor.

Şunu duydunuz mu? Kerevit böceği. Eee, kerevit üretiminde Eğirdir Gölü içerisinde var. Yengeç yediniz mi? Denizden babam çıksa yerim mantığıyla birlikte yengeç de yine e mavi yengeç özellikle çok besin değeri yüksek olduğunu söyleyeyim. Tadına bakın. Tavukla balık eti arasında eee yengeç de ön plana çıkar. Ahtapot yediniz mi?

>> Ahtapot da iyi pişirilirse mesela biraz daha böyle yumuşak olursa güzel oluyor. Timsah yediniz mi? Şimdi size bir olay anlatayım. Güneydoğu çekime gittik. Çekime gidince dediler ki bize, "E, buraya geldiyseniz mutlaka timsah eti yemeniz lazım dediler." Timsahla ilgili de orada şeyler var, standlar var mesela. E, videonun içerisinde var. Hatta videoyu hemen göstereyim bu arada. Evet, şimdi soğuk lezzetlerini gittiğimiz ülkelerde çekiyoruz bu şekilde.

>> Evet, yoğun istek üzerine şu timsah gidiyoruz.

>> Hello. Görüntüyü durdurdum. Görüyor musunuz? Timsah. Şu etleri şurada bu arada. Yani orası için normal diyelim. Biraz daha izleyin isterseniz.

>> Fiyatları da yazıyor zaten burada. O bölüm bölüm hoca kimseler deneyeceğiz.

>> Bu şekilde bölüm bölüm ayırıp fiyatlandırmışlar bu arada timsahın.

>> Kendisi.

>> Denemeyecekti kendisi. Beni gazladı. Timsah.

>> Hayır böyle bir olay var. Neyse çok devam ettirmeyeyim. Sonuç olarak gittik ve her türlü yiyor dediler. Acaba ben yemiş miyimdir sizce?

>> Yemişsinizdir hocam.

>> Bunun cevabını vermek istemiyorum. Sonuçta Keremit Eğirdir Gölü'nde diyelim. Sünger Avcılığını duydunuz mu acaba? Sünger Avcılığı da bizim için önemli alanlardan bir tanesi. Bu arada en son sordum. Dedim ki siz yani yerel halk olarak timsahı her hafta falan yiyor musunuz? Dediler. Dediler ki yoo, biz hiç yemiyoruz ki. Sadece gelen turistler. Bilmiyorum. Yedin mi yemedim mi? Sünger Avcılığının kendisi nerede diye sorarlarsa nereye bakacağız?

>> Bodrum. Bodrum kıyılarına bakabilirsiniz. Bu da bizim için önemli olacak diyorum ben. Anlaştık mı acaba?

>> Evet.

>> Problem var mıdır?

>> Anlaşılmayan bir durum var mıdır?

>> Güzel. O zaman hayvancılıkla ilgili bu önemli cümleleri bir toparlayacağız. Nasıl toparlayacağız sorusunun cevabı için hemen önemli bir harita açacağım. Güncellemeleri her an yaptığımız için şu harita üzerinden gitmek istiyoruz. Şu an bulamadık bu arada. Hemen güncellemeleri yapacağız. Hemen haritalar, coğrafyanın haritalarından bir tanesini açıyorum. Hayvancılıkla ilgili şu harita, bu da değil. Bu harita üzerinden güncellemeler yapıyoruz. Hazır mısınız acaba? Evet.

Söyler misiniz bana? Ülkenin geneli deniz miydi? Karasal mı?

>> Karasal.

>> Bozkırlar var mı?

>> Var.

>> Bozkırlar küçük otlar. Küçük otlar küçük hayvanlar yer. Türkiye'de en çok beslenen hayvan türü nedir?

>> Koyun.

>> Koyun. Türkiye'de en fazla nerede?

>> Van.

>> Van. Çok güzel. Kıl keçisi fazla nerede?

>> Mersin.

>> Mersin'de. Tiftik keçisi için neredeyiz?

>> Ankara.

>> Ankara'dayız. Çok güzel. Peki söyleyin bana. Küçükbaş hayvandan mı daha fazla et süt verim elde edilir? Büyükbaş hayvandan.

>> Büyük baş.

>> O zaman Türkiye'de hayvancılığı geliştirmek için küçükbaş hayvancılığı geliştirelim, büyükbaş hayvancılığı mı?

>> Büyükbaş.

>> Büyükbaş hayvancılığım. Mera kolunu mu geliştirelim? Besa'yı mı?

>> Besa'yı.

>> Çok güzel. Bakarak söyleyin. Sığır yetiştiriciliği en fazla nerede?

>> Konya.

>> Manda nerede? Manda.

>> Samsun.

>> Samsun'da. Çok güzel. Arılar nerede?

>> Ordu.

>> Ordu'da. İpek böceği.

>> Diyarbakır'da.

>> Diyarbakır'da. Peki kümes hayvancılığı için neredeyiz?

>> Manisa.

>> Manisa'da. Türkiye'de iklimden en fazla etkilenen hayvancılık kim?

>> Arıcı.

>> Arılar. Kümes ve besa'nın kendisi. İklimden etkilenme olayı fazla mı az mı?

>> Az.

>> Bir daha söyleyin. Koyun en fazla nerede?

>> Van.

>> Van. Kıl keçisi için neredeyiz?

>> Mersin.

>> Mersin. Tiftik keçisi nerede?

>> Ankara.

>> Ankara. Sığır yetiştiriciliği için?

>> Konya.

>> Konya'dayız. Manda nerede? Manda.

>> Samsun.

>> Arılar için.

>> Ordu.

>> Ordu'dayız. İpek Böceği.

>> Diyarbakır'da. Diyarbakır'da kümes hayvancılığı nerede?

>> Manisa.

>> Manisa ile birlikte karşımıza çıkar. Anlaştık mı?

Sorusu olan var mı? Tarım ve hayvancılığın kendilerini bu şekilde net hale getirmiş oluyoruz ve bir sonraki videoda bununla ilgili soru çözümü yapacağız. Ondan sonra da madenler ve enerji kaynakları konusu başlıyor. Hazır mıyız?

>> Evet.

>> Bir sonraki videoda görüşmek üzere. [Alkış]