Transcription
Herkese selam.
Mafyaya devlet görevi verildi. Türkiye'de büyük bir mafya zirvesi gerçekleşti ve bu zirvede devletin mafyaya verdiği görev açık açık tebliğ edildi. Devlet Bahçeli'nin Abdullah Öcalan'ı meclise davet etmesinin ardından, Devlet Bahçeli ile büyük ülkücü mafya lideri Alaattin Çakıcı arasında bir zirve gerçekleşti.
Bu zirveden çıkan Alaattin Çakıcı, kendisine verilen görev doğrultusunda Türkiye'deki belli başlı mafya liderlerinin hepsini topladı ve kendilerine devletin verdiği görevi tebliğ etti. Bu, Alaattin Çakıcı'nın deyimiyle "İk Asala operasyonu" gibi bir görev.
Bu görev çerçevesinde neler yapılacak, kimlerin üzerine nasıl korkular salınacak, kimler saldırıya uğrayacak ve bu devlet görevi dedikleri şeyin aslında Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli'nin mafyaya verdiği bu misyonun bütün detaylarını bu videoda bulacaksınız.
Alaattin Çakıcı'nın Devlet Bahçeli ile olan görüşmesi ardından, Cübbeli Ahmet Hoca'yı tehdit ederek videosunu sildirip özür diler hale düşürülmesi gibi konuları biliyorsunuz. Ama bu aldıkları görev ve İstanbul Acıbadem semtinde yaptıkları toplantı ile bu toplantıdaki rol dağılımı, silah işleri gibi konuları bilmiyorsunuz. İşte bunları ilk kez bu videoda bulacaksınız.
Yine bilgi dolu, yine dop dolu bir video ile karşınızdayım. Mafyayı, mafya gruplarını siyasi amaçlar doğrultusunda kullanmak Türkiye'nin geleneklerinden birisi ve yeni bir şey değil. Osmanlı dönemindeki isyanlardan, saray isyanlarından tutun da 1980'lerde ülkücü mafyanın sol grupları yok etmek için devlet tarafından kullanıldığı hikayelere kadar pek çok olay, somut olay, cinayetler, katliamlar kayıt altına geçmiş durumda.
Şimdi yeniden ülkücü mafyanın tekrar siyasi amaçlar doğrultusunda kullanıldığı bir korkunç dönemin kapısı açılıyor. Bir fren keşan yeniden uygulandı. Korkmalı mıyız? Bunun detaylarına birazdan geleceğim.
Ama önce bu toplantı ve toplantıyla ilgili meseleler. Biliyorsunuz, Devlet Bahçeli bir toplantı yaptı, meclis grup toplantısı ve burada bir çağrı yaptı: "Abdullah Öcalan gelsin, mecliste konuşsun, PKK'ya silah bırakma çağrısı yapsın, biz de umut hakkını işletip Abdullah Öcalan'ı serbest bırakalım" dedi.
Bunun ardından muhalefet kesiminden, MHP'ye oy verenlerden, milliyetçilerden ve toplumun bir kısmından tepkiler yükseldi. Çünkü geçmişte 180 derece farklı şeyler söyleyen Devlet Bahçeli, bir anda Abdullah Öcalan'a çağrı yapar pozisyondayken, Devlet Bahçeli Alaattin Çakıcı'yı MHP Genel Merkezine davet etti.
Alaattin Çakıcı yanına olayların şahidi olsun diye, çünkü ondan sonra bir görüşmeler yürütecek, yanında bir şahit bulundurması lazım. Öyle mi oldu? Evet, öyle oldu. Devlet Bahçeli öyle mi dedi? Evet, öyle dedi.
Şahit bulundurmak için diğer bir ülkücü mafya lideri Selahattin Yılmaz ve yeğeni Barış Çakıcı'yı alarak Devlet Bahçeli'nin yanına gitti. Sonra bu ziyaretten fotoğraflar, videolar, görüntüler, Devlet Bahçeli'nin odasının içerisinden samimi görüntüler medyaya sızdırıldı.
Bunların hepsi açık hale getirildi. Bu elbette ki Devlet Bahçeli'nin Öcalan çağrısından sonra oluşan hasarı tamir etmekti. Fakat bundan ibaret değil. Bu kısmına kadar herkesin yaptığı yorum, orada Devlet Bahçeli'nin Alaattin Çakıcı'ya verdiği bir misyon vardı ve bugün bu videomuzun konusu bu misyon.
Çünkü bu misyon çerçevesinde Alaattin Çakıcı bir dizi görüşmeler ve İstanbul'da büyük bir mafya zirvesi organize etti. Önce toplantının davetlilerini sayalım. İstanbul Acıbadem'de gerçekleşiyor toplantı. Toplantının ev sahibi Alaattin Çakıcı ve Alaattin Çakıcı'nın çağırdığı mafya liderleri, hepsi Milliyetçi Hareket Partili ülkücü mafya liderleri olarak bilinen kişiler.
Bunlar Sedat Şahin, Selahattin Yılmaz, Menderes ve Kürşat Yılmaz. Bunlar ülkücü mafya babaları olarak bilinen kişiler. Bunlar davet ediliyor, hepsi davete icabet ediyorlar, Kürşat Yılmaz hariç. Peki, Kürşat Yılmaz bu davete niye icabet etmiyor? Önce davetler kısmını bir bitirelim.
Kürşat Yılmaz, biliyorsunuz, hapisten Devlet Bahçeli tarafından kıyak yapılarak tahliye edilen isimlerden bir tanesi. Tıpkı Alaattin Çakıcı gibi. Cezaevinden tahliye olduktan sonra yeniden evlendi, bebeğini aldı, Devlet Bahçeli'nin makamına gitti. Kendisini Alaattin Çakıcı'dan sonra, çünkü Alaattin Çakıcı'nın yaşı var, sağlık sorunları var, kendisini Alaattin Çakıcı'dan sonraki Milliyetçi Hareket Partisi'nin biricik ve en büyük mafya lideri olarak konumlandırmak istiyor.
Yani Alaattin Çakıcı'nın yerine konumlandırmak istiyor. Fakat bir rakibi var. O rakip kim? Sedat Şahin. Şimdi iddiaya göre yeraltı dünyasında konuşulanlara göre, Kürşat Yılmaz MHP Genel Başkan Yardımcısı Edip Semih Yalçın'ı Sedat Şahin aleyhine dolduruyor ve diyor ki, "Sedat Şahin'in bir kısım ayıplı, yüz kızartıcı faaliyetleri var" diyor, bahsediyor bunlardan açık açık.
Ben bahsetmek istemiyorum. Bu sebeple Sedat Şahin'in MHP Genel Merkezine sokulmaması doğru olur diyor. Bunlar var mı, yok mu bilmiyorum, beni ilgilendirmez ama böyle diyor ve bu laf yayılıyor. Bu laf Sedat Şahin'in kulağına da gidiyor ve Sedat Şahin ile Kürşat Yılmaz arasında bir kriz patlak veriyor.
Kürşat Yılmaz'ın bu toplantının davetlileri arasında Sedat Şahin'in de olduğunu öğrenmesi üzerine, Kürşat Yılmaz bu toplantıya katılmak istemiyor. Çünkü Sedat Şahin ne yapacağı çok belli olmayan, oldukça sert, Kürşat Yılmaz'a göre çok daha sert bir yeraltı dünyası figürü. Bu sebeple Kürşat Yılmaz toplantıya katılmıyor.
Gerisi hep katılıyor fakat Kürşat Yılmaz daha değişik uyanıklık yapıyor. Videonun ilerleyen bölümlerinde ona geleceğiz. Katılımcılar böyle Acıbadem'de, ülkücü mafya liderleri olarak bilinen isimler Alaattin Çakıcı ile heyeti kuruyorlar, oturuyorlar ve Alaattin Çakıcı kendilerine devletin verdiği yeni misyonu ülkücü mafya liderlerine deklare ediyor.
Alaattin Çakıcı toplantının başında Devlet Bahçeli ile yaptığı görüşme ile ilgili bilgiler veriyor ve diyor ki, "Davet Devlet Bahçeli'den geldi. Devlet Bahçeli yeni bir süreçten bahsetti, yeni bir sürecin başladığından bahsetti. Bu süreç nedeniyle Adalet ve Kalkınma Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisi'ne çok büyük tepkiler oluşabileceği ve bu tepkilerin kontrol altına alınması ve bastırılması ile ilgili Alaattin Çakıcı ve diğer ülkücü mafyaya görevler düştüğünü söylüyor."
Diğer mafya gruplarının liderlerinin hepsini bir araya getirip bu görevi tebliğ etme işinin bu toplantının yapılması dahil Devlet Bahçeli'nin talimatıyla organize ettiğini söylüyor. Peki, görev ne?
Görev, Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılmasıyla sonuçlanabilecek bu süreçte oluşabilecek tepkiler, Abdullah Öcalan ile Tayyip Erdoğan arasındaki pazarlıklar ve buna Milliyetçi Hareket Partisi'nin kolaylaştırıcı rol üstlenmesiyle ilgili oluşacak tepkilerin bastırılması, sindirilmesi, toplumun ve bu direnen kesimlerin susturulması ile ilgili ülkücü mafyaya düşen görev.
Yani diyor ki, "Misyon şu: Verilen görev şu, toplumun çeşitli kesimleri bu süreçte homurdanır, seslerini yükseltirse, özellikle milliyetçi kesimler, bunların liderleri üzerine baskı kurulacak, yaralama, öldürme, şiddet kullanımı gibi baskılar kurulacak. Bu grupların liderleri üzerine bu baskılar kurularak o grupların tamamen susturulması sağlanacak."
Basitleştirerek bir örnek verecek olursam, mesela bir takımın taraftar grubu bir stadyumda bu süreçle ilgili bir tepki sloganları atıldı. Hemen o takımın tribün liderleri, bu mafya grubundan hangi mafya grubunun sorumluluk alanına iline düşüyorsa, hemen onlar bu tribün liderini alacaklar.
Tribün liderini dövme, yaralama, öldürme dahil her türlü yöntemi kullanacaklar ve bu bir ibretlik hadiseye dönüşecek. O tribün susacak ve diğer tribünlerin hepsine de bu örnek olacak. Yani toplumun mafyatik yöntemlerle hassas gruplarının bastırılması ile ilgili bir görev.
Bunun benzerini 1980'li yıllarda zaten yapmışlardı. Dolayısıyla abilerinden dinleye dinleye, 80'li yıllarda yaptıkları bu pratik konusunda zaten yeterince hazırlıklı ve bu görevi Alaattin Çakıcı'nın verdiği, bu ülkücü isimlerini verdiğim ülkücü mafya liderleri öpüp başlarının üzerine koyuyorlar.
Peki, neyin karşılığında? Ne diyor Alaattin Çakıcı bu mafya liderlerine? "Bunu ikinci Asala operasyonu gibi düşünün." Hep anlatılan bir efsane var ya, devlet Avrupa'da Ermeni Asala örgütünü çökertmek için ülkücü mafyayı kullandı, bu mafya liderlerini oraya gönderip Asala'nın lider kadrosunu vesaire öldürdü, Asala'yı bu şekilde bitirdi diye.
Oysa MİT'in terör daire başkanı Mehmet Eymir bunu detaylarıyla anlattı. Evet, böyle ülkücü mafya liderleri kullanılmaya çalışılmış fakat bunlar başarısız olmuşlar. Sonra o işi özel kuvvetler mensupları yapmışlar. Ama işi özel kuvvetlerin boynuna yüklemek yerine sanki bunlar yapmış gibi göstermiş.
Devlet o zaman Mehmet Eymir bunu detaylarıyla anlatıyor, ayrı konu. Ne diyor Alaattin Çakıcı? "Bunu ikinci Asala operasyonu gibi düşünün. Siz devlete hizmet edeceksiniz, devlet de size dokunulmazlık verecek. Bölgenizde hakimler, savcılar, emniyet devletten hiçbir baskı görmeyeceksiniz. Dolayısıyla rakiplerinizi, rakip grupların hepsini ezecek, bölgenizde hiçbir güç kalmayacak, tek kuvvet haline geleceksiniz. Cebiniz daha çok dolacak, devletten koruma, devletten dokunulmazlık alacaksınız. Yeter ki Abdullah Öcalan'a bu sürece destek verin, AK Parti ve MHP'nin yanında olun."
Alaattin Çakıcı'nın özetle söylediği, ülkücü mafyaya teklif ettiği şey bu. Bu, bütün mafya gruplarının hayali: "Devlet yanımızda olsun, devlet arkamızda olsun, devlet bizi korusun, biz de rakiplerimizi elimizle sırtımızı devlete dayayarak ilerleyelim."
Türkiye'deki mafya gruplarının büyük mafya gruplarının geçmişine bakarsanız, bir biçimde hep bu hikayelerin olduğunu görürsünüz. Şimdi de yine böyle bir fırsatla karşı karşıya. Bu saydığım mafya grupları, bu aslında bu rakiplerin hepsinin yok edilmesi demek.
Ne demek biliyor musunuz? Alaattin Çakıcı in, Sedat Peker out gibi bir pozisyon. Aslında Alaattin Çakıcı, Devlet Bahçeli tarafından cezaevinden çıkartılınca, Sedat Peker'in outlook durumu yavaş yavaş başlamıştı. Aslına bakarsanız, fakat tam gerçekleştirilemedi.
Fakat bu misyonla birlikte tam olarak Alaattin Çakıcı ve ona bağlı grupların tamamen in oldukları, tamamen devletin yanında oldukları, Sedat Peker ve diğer bütün mafya grupları, bunun içerisinde Kürt mafya grupları var, bağımsız mafya grupları var, ülkücü olmayan mafya grupları var. Bunların hepsinin bunlar tarafından hazmedilip yutulması ile ilgili bir süreç.
Bunlara önerdikleri karşılığında önerdikleri şey bu. Özetle devlet katında dokunulmazlık. Fakat sadece bu saydığım ülkücü mafya liderlerini Alaattin Çakıcı çağırmıyor. Hatırlayın, Alaattin Çakıcı cezaevinden tahliye olduktan sonra Türkiye ziyaretleri başlamıştı. Mesela Ankara'ya gidip Kürt Ahmet ile görüşmüştü.
Farklı iller, vesaire, bunların hepsini gezdi. Adana, İzmir, orayı, burayı filan, böyle irili ufaklı mafya liderlerinin hepsiyle yeniden temaslar kurduğu, yeniden ilişkiler geliştirdiği bir süreç. İlk 1-2 yılını Alaattin Çakıcı buna harcadı, tamamen bu yeni bir network oluşturmakla ilgili.
Şimdi Alaattin Çakıcı ne diyor? "Benim desteğimle sizi bölgelerinize güçlendirdik. Şimdi devletin vereceği dokunulmazlıklar bir üst seviyeye geçme şansıyla karşı karşıyayız. Dolayısıyla bu misyonu yapacağız. Tayyip Erdoğan'a, Devlet Bahçeli'ye, Abdullah Öcalan süreci ile ilgili homurdananları ezeceğiz."
Ülkücü mafyaya bakın, düştükleri durumlara bakın. Bunun dışında, bu ülkücü mafyanın dışında, dediğim gibi, Alaattin Çakıcı'nın aylardır dolaştığı bu küçük yerel grupları da çağırıyorlar. Özellikle Adana, İzmir ve Trabzon son derece önemli.
Alaattin Çakıcı'nın görüştüğü isimlerden bir tanesi Mehmet Şirin Aksoy. Bu Mehmet Şirin Aksoy, Adana'daki yeraltı dünyası liderlerinden bir tanesi ve Adana Organize Şube, Adana Adliyesi vesaire arkasında Alaattin Çakıcı desteği nedeniyle, bunlar Adana'da borularını öttürüyor.
Rakiplerinin adamlarını polise aldırıp kendileri de yapmıyor. Rakip mafya gruplarını polise aldırıp, polis her türlü işkenceyi yapıyor rakip mafya gruplarına. Adana'da böyle büyümüş bir grup. Mehmet Şirin Aksoy grubu. Bunun bir de kendisiyle birlikte çalışan Bora Toprak isimli bir adamı var. O da kısa süre önce yine bu MHP çevresi sayesinde cezaevinden tahliye edildi.
Adana Adliyesi ve organize şubenin desteğiyle o da Adana'da güçlendi. Alaattin Çakıcı ile olan görüşmeye Mehmet Şirin Aksoy ve Bora Toprak birlikte geliyorlar ve bunlara da misyon veriliyor.
Ayrıca İzmir'de Serkan Kurtuluş vardı, biliyorsunuz. Serkan Kurtuluş şu an Arjantin'de. O, Serkan Kurtuluş'un uzun süredir Arjantin'de cezaevinde olması nedeniyle ona bağlı gruplar şu an birazcık bağımsız ve dağınık vaziyetteler. Bunların içinden de bazı kişilerle görüşmeler yapılıyor ve bunların hepsi organize ediliyor.
Herkes kendi ilinde, kendi bölgesinde homurtu çıkaranın tepesine binmekle ilgili görevlendiriliyor. Şimdi tepede kim var? Alaattin Çakıcı, Sedat Şahin, Selahattin Yılmaz ve Menderes Kutlu. Bunlar tepede dörtlü ve bunun altında il il çeşitli mafya grupları kendi bölgelerinde bu konuyla ilgili çalışmaya başlıyorlar.
Şimdi Alaattin Çakıcı uzun zamandır kendisine rakip olabilecek grupları, kendi gücünü, kuvvetini vesaire hiç kullanmadan, devlet eliyle, polis içerisindeki MHP üzerinden sağladığı destek sayesinde rakiplerini polise aldırarak bitiriyor.
Bu taktiği biz nereden biliyoruz? Yine bir mafya lideri olan, Türkiye'de İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü yapmış olmasına rağmen, esasında bir mafya lideri olan Mehmet Ağar'dan biliyoruz. Mehmet Ağar da kendisinin bir gücü yoktur.
Fakat bu mafyatik organizasyonunu devletin gücü sayesinde yaptı. Özel harekatçıları, polisleri, devletin istihbaratçılarını kendi mafyatik işleri için illegal işlerde kullandı. Adam vurdurtma, mafya babalarından birisi oldu. Milyar dolarlık adam.
Şu an Mehmet Ağar dediğiniz kişi, Alaattin Çakıcı da uzun zamandır kendisine sorun çıkartma potansiyeli olan, sorun çıkararak kendisine ve kendisine bağlı gruplara sorun çıkartanlar hep, hiç kendisi gidip de öldürme, şu bu işleriyle uğraşmıyor. Bunları polis aldırttı, işkenceden geçiriyor, bunları cezaevine attırıyor vesaire.
Bu şekilde bütün organize şubeleri, ondan sonra organize suçlarla ilgili savcıları vesaire bu şekilde kullanıyor. Alaattin Çakıcı, bunlar tabii ilk uygulamalarını da yaptılar. Şu an böyle faaliyete de geçmiş durumdalar.
Birazdan silah işlerine, silah temin etme işlerine geleceğim. İlk uygulamayı kim üzerinde yaptılar? Bizim gördüğümüz Cübbeli Ahmet üzerinde. Cübbeli Ahmet, Devlet Bahçeli'nin Abdullah Öcalan'ı serbest bırakma çağrısının ardından bir video yayınladı: "Ulan son terörist kalana kadar öldüreceğim" dedi.
Şimdi ilk terör geldi başıma geçti. Bunun izahı yok. Herkes haddini bilecek. Dedi ki, "Ya, sen daha düne kadar son terörist kalana kadar hepsini öldüreceğiz diyordun, şimdi ilk teröriste gel, mecliste konuş başımıza geç diyorsun. Bu ne perhiz, bu ne lahana?" dedi ve Devlet Bahçeli'ye açıkça haddini bil dedi.
Cübbeli Ahmet Hoca ve bu video viral oldu. Bir anda videonun viral olmasının ardından, şimdi Cübbeli Ahmet Hoca'nın etkilediği bir kesim var. Buna devam ederse Devlet Bahçeli'yi sıkıştıracak. Üstelik de MHP ve AK Parti tabanında hemen Cübbeli Ahmet Hoca ile ilgili Selahattin Yılmaz görevlendirildi.
Selahattin Yılmaz, hem bu Çakıcı'nın toplantısına katılan hem de Çakıcı ile birlikte Devlet Bahçeli'yi ziyaret eden isim. Selahattin Yılmaz ekibi, Cübbeli Ahmet'in yanına gidiyorlar. Hemen derhal Cübbeli Ahmet'in yanına gidiyorlar ve Cübbeli Ahmet'in yanına da böyle kalabalık biçimde gidince, böyle nahoş biçimde Cübbeli Ahmet'in yanındaki müritleri, adamları tepki gösteriyorlar.
Selahattin Yılmaz'ın yanındaki adamlardan Mehmet Tuğlu elini beline atıyor, silahını çekecek gibi filan. Cübbeli Ahmet orada müdahale ediliyor, ortamı sakinleştiriyor vesaire. Alaattin Çakıcı'nın çağrısına uyup kendisiyle görüşmeye gideceğini söylüyor, ortamı sakinleştiriyor.
Ondan sonra Cübbeli Ahmet, Alaattin Çakıcı'nın yanına gitti. Tezgahı kurmuşlar, Cübbeli Ahmet'i ortaya almışlar. Sonra Alaattin Çakıcı orada ne diyor Cübbeli Ahmet'e? "Bu bir devlet görevi. Bu sürece sessiz kalacaksın, bu süreci destekleyeceksin, yoksa karşında biz varız" diyor. Bunu lisanı mülletle söylüyor ve silah gösterilmiş Cübbeli Ahmet Hoca'ya filan.
Alaattin Çakıcı tarafından hesaba çekiliyor filan. Cübbeli Ahmet, "Türkiye'de devlet düzeni yok ki. Cübbeli Ahmet'in gidip sığınacağı bir adalet mi var, bir polis teşkilatı mı var, bir jandarma teşkilatı mı var, bir devlet mi var? Anayasa hikaye, devlet her şey hikaye, Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli'den ibaret. Ağızlarından çıkan her şey kanun, anayasa vesaire."
Dolayısıyla sonra ne oldu? Cübbeli Ahmet, bu fotoğraflar paylaşıldı. Alaattin Çakıcı'nın karşısında hayli gergin olduğu fotoğraflar. Sonra Cübbeli Ahmet çıktı, önce Devlet Bahçeli haddini bildi dedi, o videoyu sildi.
Sonra Devlet Bahçeli'den özür mahiyetinde bir açıklama yaptı. Bu sürece destek vereceği anlamı çıkaran bir açıklama yaptı. Ondan sonra da Alaattin Çakıcı ile ilgili "Vay ne ilim irfan sahibi, ne derin adammış" filan, çok şaşırdığını belirten Alaattin Çakıcı ile ilgili övücü sözler de sarf eden paylaşımlar yaptı.
Sonra ne yaptılar biliyor musunuz? Cübbeli Ahmet'i iyice rezil etmek, bitirmek için bir de video yayınladılar. Adamı öyle korkutmuşlar ki, Cübbeli Ahmet Alaattin Çakıcı'nın elini öpmeye yelteniyor.
Şimdi Cübbeli Ahmet, sen de bir ilim irfan adamı diyorsun kendine, değil mi? Din adamı diyorsun. Şimdi biz niye namaz kılıyoruz? Neden? Neden namaz farz? O namazdaki o eğilmelerimiz, kalkmalar filan, bunlar spor için mi? O namazın mahiyetinde ne var? İnsanoğlunun içerisinde çeşitli arızalar olduğu için günde 5 kere Allah'ın önünde eğiliyorsun ve diyorsun ki, "Allah'ım, senin önünde eğiliyorum, başka hiçbir kişinin ve kuvvetin önünde eğilmiyorum."
Günde beş kere insanın bunu kendisine hatırlatma ihtiyacı var. Şimdi Cübbeli Ahmet, sen namaz kılan bir adamsın. Allah'ın önünde eğiliyorsun, sonra gidiyorsun korkudan ya da çıkarlar neticesinde Alaattin Çakıcı'nın önünde eğilip elini öpmeye çalışıyorsun.
Bu Alaattin Çakıcı kim? Kendi karısı dahil 41 kişinin ölümünden sorumlu bir katil, bir mafya lideri. Sen de din adamı diyorsun kendine, Allah'ı temsil ettiğini söylüyorsun ve gidiyorsun bu adamın önünde eğiliyorsan, demek ki senin bu kıldığın namazlardan hiçbir şey anlamamışsın.
Namazın mahiyeti ile ilgili de hiçbir şey bilmiyorsun. Okuduğun kitaplar da anlattığın laflar da hamallık ibaret. Netice itibariyle bunlar neyi göstermiş oldular? Cübbeli Ahmet Hoca çatlak sesi çıkardı, bak nasıl özür diledik, elimizi öptürür noktaya getirdik. Bunu paylaştılar ve gösterdiler.
Yani bunların ilk icraatı kamuoyunda görünür icraat Cübbeli Ahmet icraatı oldu. Peki, şimdi silah meselesine gelelim. Bu süreçte görev alacak grupların cephane yönünden de güçlendirilmesi önemli. Çünkü hem rakiplerini ezecekler hem de toplum kesimleri üzerinde dehşet oluşturabilmek için silahlı varlıklarını, silahlı güçlerini arttırabilmek lazım.
İşte burada devreye soktukları isim Cihan Ekşioğlu. Cihan Ekşioğlu, biliyorsunuz, çeşitli savunma sanayi firmaları var ve Sedat Peker'in videolarından da Cihan Ekşioğlu'nun bu savunma sanayi firmaları üzerinden Milli İstihbarat Teşkilatı dahil devlet kurumlarının nasıl dolandırıldığına ilişkin çok sayıda bilgi öğrenmiştik.
Bu Cihan Ekşioğlu, bir süredir hem iktidarla hem yargıyla hem de emniyetle sorunlar yaşıyordu. İktidar, yargı, emniyetle sorunlar yaşadığı için de savunmasız kalmıştı ve çeşitli grupların saldırısına, hatta suikast girişimine maruz kalmıştı. Bunları size ben bir video yapmıştım. Böyle savunmasız kaldığı için Cihan Ekşioğlu soluğu yurt dışında aldı. Uzun süredir yurt dışındaydı.
Fakat bir anda döndü ve kiminle görünmeye başladı? Selahattin Yılmaz grubuyla. Yani bu misyonda Alaattin Çakıcı ile görev alan mafya lideri ile birlikte Selahattin Yılmaz'ın oğlu Göktuğ Yılmaz ile sürekli Instagram'dan fotoğraflar filan paylaşıyor.
Cihan Ekşioğlu, savunma sanayini bilen, silah temin filan bağlantılarını az çok bilen biri. Cihan Ekşioğlu'nun verilen misyonu, Türkiye'ye illegal silahların sokulması ile ilgili misyon. Cihan Ekşioğlu ilk olarak İsrailli iş adamı ile temas kuruyor. Fakat bu kişiden negatif cevap alıyor.
Ondan sonra Cihan Ekşioğlu, az önce ismini verdiğim Adanalı grupla bağlantı kuruyor, Mehmet Şirin Aksoy. Şimdi bu Mehmet Şirin Aksoy, Alaattin Çakıcı ile çalışıyor, ülkücü mafya ile çalışıyor ama aslında kendisi Mardinli bir Kürt. Bunun kardeşi Ali Aksoy Kuzey Irak'ta yaşıyor.
Hemen Cihan Ekşioğlu bunlarla temas kuruyor ve Kuzey Irak ve Suriye üzerinden çeşitli silahlar Türkiye'ye sokuluyor. Bunların görüntülerini şu an ekranda görüyorsunuz. Bu tabancaların özellikleri, tabancaların alt kısmı orijinal, sorunsuz çalışıyor, üst kısmı değiştirilmiş, merdiven altı sahte üretim.
Bu hem maliyeti ucuzlatan bir şey hem de kriminal takipten kaçmayı sağlayabilen bir şey. İlk etapta tabancalar getiriliyor. Tabancaların getirilmesinin ardından yarı otomatik tüfekler, kalaşnikoflar vesaire bunlar da partiler halinde Kuzey Irak ve Suriye üzerinden Türkiye'ye sokulacak.
Tabii Alaattin Çakıcı'ya verilen bu misyon bundan ibaret değil, bu kadar basit değil. Alaattin Çakıcı, sağlık sorunlarına rağmen, yaşına rağmen Türkiye'nin kilit illerini dolaşmakla ilgili de görev alıyor. Organizasyona bu da dahil. Alaattin Çakıcı bu hafta Trabzon'a gidecek. Bütün hazırlıklar, organizasyon vesaire yapıldı.
Kimlerle görüşeceği vesaire, bu şekilde Trabzon'a gidip bu görüşmeleri yapacak. Hatırlayın, Türkiye'nin kritik her döneminde Trabzon, Adana gibi iller çok kilit önemlidir. Mesela hatırlayın, Hingsuikasti, Rahip Santoro olayları vesaire. Türkiye'de milliyetçiliğin kabartıldığı Kıbrıs süreçlerinde bile Trabzon çok kilit rolde olan illerden bir tanesi.
Bu hafta Alaattin Çakıcı bütün organizasyonu yaptı. Kimlerle görüşeceği, yerel mafya grupları vesaire, bunların hepsi ayarlandı. Trabzon'a gidecek. Şimdi gelelim videonun başında söylediğim Kürşat Yılmaz'ın yaptığı kurnazlığa.
Şimdi Kürşat Yılmaz da bu dört ülkücü mafya liderinin katıldığı toplantının beşinci ismi ve Devlet Bahçeli ile çok samimi, sürekli görüşen isimlerden bir tanesi. Fakat bu toplantıya gitmeyi Sedat Şahin korkusu nedeniyle reddetti ve gitmedi toplantıya. Ama ne yaptı? Toplantıya gelmiyor ama Alaattin Çakıcı'dan telefonda toplantının mahiyetini öğreniyor.
Toplantının mahiyetini öğrendiğinde hemen kurnazlık yapıyor. Zaten bu kurnaz işlerde çok mahirdir Kürşat Yılmaz. Hemen Twitter üzerinden bir tweet paylaşıyor. O tweet'te, Alaattin Çakıcı'ya inanılmaz bir destek tweetiyle, Bahçeli'nin Abdullah Öcalan açıklaması sonrası oluşan tepkilere tepki gösterenlere yönelik tehditler de içeren bir tweeti.
Aynen şöyle diyor tweet'te: "Bir gün, bir an, bir saniye dahi onu yalnız bırakmayacak, gerek can alıp can vereceğiz." Şimdi burada kimi yalnız bırakmayacak? Devlet Bahçeli'yi. Ve Devlet Bahçeli için gerekirse can alıp can verecek.
Şimdi ne yapmış oldu Kürşat Yılmaz bu tweetle? Şimdi herkesin aklında ne olacak bu süreçte? Bu süreçle ilgili bu organizasyon herhangi bir kişiyi yaralarsa, öldürürse vesaire, bu Kürşat Yılmaz'ı yazacak. Bak açıkça böyle can alırız, can veririz filan dedi.
Dolayısıyla kendisi yapmayacak ama hadiseler Kürşat Yılmaz'a yazacak. Yani mafya deyimiyle eylemsiz reklam. Hem risk almayacak, kendisini adli yönden sıkıntıya sokmayacak hem de namı yürüyecek. Kürşat Yılmaz hemen Twitter üzerinden bu hamleyi yaptı.
Fakat bununla da yetinmedi. Aslan Türkeş'in oğlu Kutalmış Türkeş, Kürşat Yılmaz'ın bu tweetiyle dalga geçti açıkça. Hatta Kürşat Yılmaz'a "it" dedi ve Kürşat Yılmaz da bunu bile dahi kendisinin reklamını yapmak için bir fırsata çevirdi.
Kutalmış Türkeş, hem Devlet Bahçeli'yi hem Kürşat Yılmaz'ı hedef alan 27 Ekim tarihli tweetinde aynen şöyle diyor: "Bahçevan, madem ömrünün son deminde Öcalan'ı çıkarmayı bu kadar istiyorsun, idamdan kurtardım, emek verdim, İmralı'da besledim diye düşünüyorsun, o zaman senin köşkünde ev hapsine çıksın, hangi odada kalacağına da sen karar ver. Sen evden giderken de cam sana el sallasın, hatta bahçeyi sulasın, ağaçları budasın. Ben anlamam diyorsan öğretirsin. Nasılsa ne de olsa eski Bahçevan. Hadi asma suratını, artık mutlu ol sen de yalnız. Öcalan uğruna can alıp can veririm diyen o ite söyle, onu sırma can yapacak nice gerçek ülkücüler var hala Alpaslan Türkeş'in emrinde."
Gördüğünüz gibi Kutalmış Türkeş ne Devlet Bahçeli'yi dinlemiş ne Kürşat'ı. Çok ağır laflar, "it" filan, çok ağır laflar. Fakat hemen Kürşat Yılmaz Twitter'a sarıldı, iki sayfalık bir mektup yazdı Kutalmış Türkeş ile ilgili. Mektubun başlığı da "Şehit babaların satılmış evlatları, emeksiz itibar sahibi olanlar."
Bu şekilde cevap veriyor. Tabii böyle "it" filan gibi kelimeleri kullanamıyor, yemiyor o kadar Kutalmış Türkeş'e karşı bunu yapmak. Ama ne yaptı? Kutalmış Türkeş'e "Sıkıyorsa gel" falan gibi böyle atar yapan bir mektup yayınladı.
Şimdi bütün bunlar oluyor. Alaattin Çakıcı mafya zirvesi topluyor, temaslar kuruluyor, silah ayarlanması ile ilgili işler yapılıyor vesaire. Cübbeli Ahmet bu şekilde tehdide maruz bırakılıyor filan. Bir sürü illegal aktivite.
Şimdi bunların hepsine Tayyip Erdoğan yönetimi yol veriyor. Tayyip Erdoğan, Devlet Bahçeli görüşmesinde bu iş nasıl olacak vesaire biliyorsunuz. Tayyip Erdoğan eskiden kendi mafyasını oluşturmaya çalıştı. İşte bazı milletvekillerini bununla ilgili görevlendirdi.
Hatta bu Almanya'ya geldiler, Osmanen Germania diye bir teşkilat kurup Almanya'daki mafya örgütlenmesi kurmak istediler filan. Hatta Sedat Peker cezaevinden çıktıktan sonra Sedat Peker'i kendi mafya lideri gibi kullanmak istedi. Tayyip Erdoğan kullandı da bir süre filan ama bu işlerde hep başarısız oldular.
Dolayısıyla bu konunun, bu yeni sürecin, Abdullah Öcalan sürecinin mafyatik kısmını Tayyip Erdoğan mecburen Devlet Bahçeli'ye ihale etti. Çünkü onlar bu mafyayı siyasi amaçlar doğrultusunda kullanma konusunda ta contur gerilla zamanlarından uzmanlar. Bu işi biliyorlar.
Fakat Tayyip Erdoğan bu işi Devlet Bahçeli'ye verirken, onun önünü açtırırken, o da mafya gruplarına bu misyonu verirken, önleri böyle açılırken, aynı zamanda devletin istihbarat ve güvenlik kuvvetleri üzerinden bütün bu faaliyetleri kayda aldırıyor.
Bir, hem verilen bu misyonu yerine getiriyorlar mı, getirmiyorlar mı yakından takip ediyor. İki, sürece göre bunu aleyhte de kullanabileceği deliller oluşturuyor. Şimdi süreç Tayyip Erdoğan'ın planladığı gibi giderse, bu mafya gruplarının önü açılacak.
Bunlar da böyle toplumu farklı kesimler üzerinde baskı, şiddet mekanizmaları kullanacaklar ve karşılığında ödüllerini alacaklar. Fakat süreç ters giderse, Tayyip Erdoğan'ın elinde günah keçisi var. Tayyip Erdoğan her zaman bir günah keçisi yolda yürürken oluşturma konusunda uzman. Hep bir günah keçisi vardır.
Burada süreç terse giderse, bunların hepsi şu anda istihbari ve adli yönden dinleniyorlar. Bütün bu faaliyetler, toplantılar, şunlar bunlar hepsi kayıt altına alınıyor. Bunlar dinleniyorlar. Süreç terse giderse, bunlar bu mafya gruplarının da MHP aleyhine kullanılacak ve bunların hepsi günah keçisi olup bu sürecin bedelini onlar ödeyecekler.
Fakat Alaattin Çakıcı, siyasetçilerin ihtiyaçları ve siyasetin ihtiyacı için mafya gruplarının kullanılması konusunda eski kulağı kesik. Dolayısıyla Alaattin Çakıcı, bu yaralama, dövme, öldürme filan işlerinde doğrudan kendisi topa girmeyecektir. Bunları taşere edecektir. Yani mafya etik deyimle bunları ihale edecek, bu alt gruplara yaptıracaktır.
Yarın devran dönerse, başı belaya girmiş, tetiği çekmiş olanlar kim olacak? Bu alt gruplar olacak. Mesela hatırlayın, geçtiğimiz günlerde size videoyla anlattım. Alaattin Çakıcı'nın yakın adamlarından bir tanesi, koruması altındaki Kemal Çağlar temel öldürüldü. Kim tarafından? Daltonlar grubunun bir kolu olan Sinan Memi'nin yönettiği, yani Dalton Shabo denen kişinin yönettiği grup tarafından öldürüldü İstanbul'da.
Daha geçen ay ve ne cinayeti olarak biliniyor? Kozmetikçi cinayeti. Bu grubun lideri neredeydi? Polonya'dan. Çakıcı kendisi gidip onu öldürmek vesaire, bu işler riskli filan. O adamını öldürmüş, o da onu öldürse filan, soruşturmaya dahil olacak. Ne yaptı? Devletin polis gücünü kullandı.
Devletin polis gücü, Interpol mekanizmaları filan hop hızlandırıldı. Hızlandırıldı ve Sinan Memi Polonya'da saklandı, evde bulundu. Başka kimse bulunmuyor. Ha, başka kimse bulunmuyor filan ama Çakıcı'ya dokununca filan, kendisi devletin memurları olmuş, mafyanın memurları.
Zaten MHP, devletin memurlarını, bütün o MHP'li bürokrasiyi mafyanın emrine tazz etmiş karşılığında. Yani şimdi bakın, bunlar böyle organizasyonlar yapıyorlar, kendilerine göre misyonlar alıyorlar, misyonlar veriyorlar, toplantılar yapıyorlar, silahlar buluyorlar, toplum üzerine korku salacaklar filan.
Bir genç kız ne diyordu? "85 milyona kelepçe yetmez" diyordu, değil mi? Şimdi bunlar böyle korku salmak için organizasyonunu yapıyorlar ama bu aslında onların zayıflıklarını, korkaklıklarını ve acizliklerini gösterir. Niye biliyor musunuz?
Şimdi günümüz Türkiye'sinde devlet yok, anayasa yok, yasalar yok. Böyle bir anayasanın varlığını, yasaların, kanunların filan var olduğunu zannetmeyin. Bunların hiçbirisi yok. Ne var? İki dudağın arasından çıkan kelimeler var. Türkiye'nin sizden maaş alan hakimleri, savcıları, polisleri, askerleri Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli'nin kulu kölesi olmuşlar.
Ne derlerse onu yapıyorlar. Ne yasayı uyguluyorlar, ne anayasayı uyguluyorlar, ne adaleti uyguluyorlar. Tamamen emir eri haline dönmüşler. Askerinden, polisinden, hakimine, savcısına, meclisine kadar herkes emir eri.
Alternatif olarak düşündüğünüz muhalefet partilerinin liderleri de Tayyip Erdoğan'ın kuklası. Onlar da Tayyip Erdoğan'la birlikte çalışıyorlar. Bu kadar güce sahip Tayyip Erdoğan, her şeyi konsolide etmiş. Buna rağmen bu Abdullah Öcalan süreciyle ilgili gidip ülkücü mafyadan medet umuyor.
Onların kuvvetinden medet umuyor. Ulan koskoca emniyet teşkilatı sende, koskoca Türk ordusu sende, generaller karşında el pençe divan duruyorlar. Karşında nasıl yalakalık yapacaklarını bilmez hale gelmişler ama ülkücü mafyadan medet umuyor.
Bu neyi gösteriyor biliyor musunuz? Aslında bunların ne kadar zayıf ve aciz olduklarını gösteriyor. Çünkü esas korkan bunlar ve bunların hiçbirisi toplum kendisi dik durduğunda, bunların hiçbiri işlemeyecek süreçler.
Çünkü esas korkanlar kendileri. Ne diyordu Nazım Hikmet? "Hiçbir korkuya benzemez halkını satanın korkusu." İzlediğiniz için teşekkür ederim. Bir sonraki videoda görüşmek üzere, hoşça kal.