Transcription
Değerli arkadaşlarım, devam ediyoruz. Neyden? Atatürk inkılaplarından. Hafta sonu İzmir'deydik. İzmir'de özellikle "Mahşer" kitabımızın lansmanını yaptık ve tabii ki İzmir işgalini anlattığımız bu kitaba yoğun ilgi gösterdiği için ben bir kere daha teşekkür ediyorum. Özellikle İzmirliler alıp okuyunca daha çok mutlu oluyor. Sebebi, her gün gezdiği yerler aslında. İşte Pasaport'tur, öbür tarafta Konak'tır, Saat Kulesi'dir. Aslında 1,5 kilometrelik alanda, dünyanın en büyük vahşetlerinden birinin yaşandığını kitapta görmüş oldular. İzmirliler de çok şaşırıyor. Çünkü evet, gördükleri bazı şeyler, duydukları var ama bir oturturma meselesi var. O yüzden "Mahşer"i hepiniz alın, okuyun değerli arkadaşlar. Bu, milli bilincimizin ilk kitabı olacak. Bunun devamı da inşallah gelecek. Geldiğiniz için de ben hepinize teşekkür ediyorum. Kameramanımız Murat ve yazarımız Nazım Yaşar'la beraber Atatürk İnkılapları 2. Ne işleyeceğiz bugün peki? Hukuk alanında ve toplumsal alanda yapılan inkılapları işleyeceğiz. Sizler de hatırlayın bakalım.
1921 Anayasası vardı ama bu anayasa savaş zamanı hazırlandığından dolayı çok kısa, özdü. Bir laik ve bu anayasa sadece 3 yıl yürürlükte kaldı. Yani en kısa süreli anayasamız bu. Bir, bu anayasada temel hak ve hürriyetler verilmemiştir. Artı, yine bu anayasada, 1921 Anayasası'nda böyle eklenen veya çıkarılan maddeler öyle çok fazla yok ama ilk ekleneni söyleyelim. Bu çok önemlidir. Devletin rejimi cumhuriyettir maddesi 23'te yapıldı. 21 Anayasası'na eklendi. O zaman sınava girdin, 1921 yılında 21 Anayasası'na yapılan ilk değişiklik nedir? Cevap: Cumhuriyetin ilanı. Evet, devletin rejimi cumhuriyetin maddesinin eklenmesi çokça geldi, gene gelir. Lütfen 24 yapmayın. Cevap ne? 20. Mesela bugün bir yasa çıktı. Bir anayasada bir değişiklik hangi anayasaya eklenir? 82'ye. Çünkü onu mu kullanıyoruz? Onu kullanıyoruz arkadaşlar. Diyelim ki 2026 anayasa değişti diyelim. O zaman 2025'i çıkartın, 2026'ya olmaz ki. O eskiye kaldı. Yıllarca biz şöyle ders anlattık. 10 yıldır gelenektir bu. Hani 10 yıl önce başladığımızda en uzun süre anayasa 24 Anayasası'ydı. Niye? 61'e kadardı. Kaç yıl yapar? 37 yıl. Peki 82 Anayasası ne oldu? Şimdi ben de 82'liyim. Yaşım kaç oldu? 43. O zaman 82 Anayasası şu an itibariyle, hatta son 6 yıldan mıydı? En uzun süre yürürlükte kalan anayasamızdır. Bunu herkes iyi bilsin. Yani defter notlarında klasik böyle kalıyor. Orada bizde de kalmış. Onu baskıda değiştireceğiz. En uzun süre anayasa neymiş şu an? 82.
Şimdi her anayasa değişikliğe uğrar. Doğru mu? Mesela 1924 Anayasası, yine başlarda laik değil, sonradan laikleşti. Ne demek hocam bu? Devletin dini İslam'dır ibaresi var. Bu ibare 28'de değişti. Dikkat. 1924 Anayasası'nda yapılan ilk değişiklik derse cevap ne olacak? Devletin dini İslam'dır ibaresinin anayasadan çıkarılması. Hatırlayın, vallahi kelimesi vardı onun üzerine işte yemin ederime döndü falan. Birçok aslında 24 Anayasası'ndaki özellikle dinsel terimlerin 28'den sonra çıkarıldığına şahit oluyoruz. Mesela anayasanın dili çok ağırdı. Mesela onu bir Türkçeye çevirdik ama sonradan tekrardan anayasa eski haline döndü. Mesela seçme seçilme 18'di. Onu mesela 22'ye çıkardık. Mesela bazı değişiklikler var. O zaman önce ne yapacağız? 24 Anayasası'nın bazı maddelerini yazacağız. Hangi değişiklikler? 28. Ondan sonraki yapılan değişiklikler. Mesela örnek 1937. Bak bu tarihe dikkat, hemen herkes notunu alsın. Atatürk ilkelerinin tümünün anayasaya eklenmesi. Bu ne zaman oldu? 1937. Peki bu ne demek o zaman? 1924 Anayasası 1937 değişikliğidir. Doğru mu? Ha, bunları bilelim. Hadi Nazım'ı yazalım. 24 an... Biraz da hukuku ilgilendiriyor bu. Yani vatandaş Erdal hocamız falan da tarihi anayasalar kısmında işliyor zaten. O yüzden bizle alakalı çok soru gelmiyor ama değişiklikler geliyor bizde. Şu geliyor. Buraya dikkat etmeniz lazım.
Başla.
Anayasanın kabulü.
Evet.
Evet.
1921 Anayasası'nın savaş...
1921 Anayasası'nın...
Savaş ortamından dolayı.
Savaş ortamından dolayı. Evet.
Kısa ve yetersiz olması.
Kısa ve yetersiz olması. Bunu da etkilidir. Tamam. Devam.
6 bölüm, 5 madde olmuş.
6 bölüm, kaç maddeymiş?
105 maddeden oluşur. Mesela şey öyle değil. 21, 23 + 1'dir. Bak 24 bayağı bir kapsamı geniş. Devam et.
Evet. Bu anayasayla önemli bir adım atılmıştır.
Önemli bir adım atılmıştır. Devam.
Onu sonra yazarız. Bir sonraki maddeyi oku.
Tamam. Devam edelim. Şöyle o zaman. En uzun süreli anayasa hangi anayasaymış değerli arkadaşlarım? 1982 Anayasası. Kaç yıl olmuş Nazım?
43 yıl olmuş. Bu kaç yıl? 24'ten 61'e kadar. Yani 37 yıl. Doğru mu? He. O zaman onu bilmek lazım. Ne olduğunu hesap yapamıyor musun? 24 + 37 = 61 yaparım. Aman...
Değilmişsin.
Demeyeceğim sana. Evet. 1924 Anayasası'nın bazı maddelerle başlayalım. Hadi bakalım. Bu arada hastalanıyorum herhalde söyle...
Devletin dini İslam'dır.
Türk devletinin neyi? Dini İslam'dır. Uzatma Nazım. Devam.
Dili Türkçedir.
Dili buraya mı?
Yok, olmaz öyle. Dili Türkçedir. Devam.
Başkenti Ankara.
Doğru mu? Devam.
Evet.
Devam et.
Devam et.
Tamam. TBMM.
Bir daha söyle orayı.
Devam.
Meclis yasama yetkisini kendi kullanır.
Meclis yasama yetkisini kendi kullanır. Evet.
Meclis yürütme yetkisini kendi teşkil cumhurbaşkanı ve kaynaklar.
Yürütme yetkisi kime aitmiş? Yani bakanlar ve cumhurbaşkanına aittir. Doğru mu? Evet.
Seçmek 18 kalın. seçmek. 18 yaşını bitiren kimlere ait?
Herkesin hakkıdır. Dur. Yok, bu böyle değil. Bu madde böyle değil. Bu madde böyle kabul edilmesine rağmen son anda değişikliğe uğradı. Her Türk erkeğinin hakkıdır dedi. Bak dikkat. Çünkü o zaman, o zaman 24'ten itibaren sen o zaman kadına her hakkı veriyorsun. Doğru mu siyasi anlamda? Hayır. Neymiş? Herkesin hakkıdır. Parantez açıyorum: Her Türk erkeğinin hakkıdır. Tamam. Hatta bayağı tartışma konusu oldu mecliste alkış, kıyamet. Bir görecektiniz bu maddede her Türk deyince kadın da oluyor ya. Sonradan değiştirildi. Alkış, kıyamet koptu. Baş arkadaşlar, o günün şartlarını değerlendiriyorum. Dünyada böyle kadına çok az hak veren var. Hele seçme seçilme hiç yok derecede kadınlara. O yüzden işte Venezuela gibi ülkelerde, Yeni Zelanda gibi ülkelerde atıyorum işte mesela bizim medeni kanunu aldığımız İsviçre bile 1971'de verdi. Hesabınızı ona yapın. Yani o yüzden bu kavramı Türk erkeği olarak değiştirdiler. Şimdi buraya dikkat. Bunun değişiklikleri o kadar önemli ki soru size buradan gelecek. O yüzden bunları çok sallamıyorum. Bura ne diyecek peki? 1924 yılındaki anayasada 1928 yılında yapılan değişiklik aşağıdakilerden hangisidir? Veya soruyu değiştiriyorum. Yapılan ilk değişiklik aşağıdakilerden hangisi?
Başla bakalım Nazım.
1928 yılında...
Evet.
1928 yılında devletin dini İslam'dır ibaresinin kaldırılması.
İbaresinin kaldırılması. Evet.
Vallahi...
1928'de vallahi kelimesinin kaldırılması. Evet.
30-34 yıllarında ne olması? Kadına siyasal haklar verilmesi. Bunların hepsi bu. Bu anayasada.
18'den 22'ye çıkar.
18'den 22'ye çıkarılması. Peki bir şey söyleyeceğim.
Efendim?
Nazım.
Ne?
Ha, önemli değil. Şimdi 18'den 22'ye çıkarırsa ne olur? Bak bütün mesele bu. Hadi bugün 18'den 22'ye çıkaralım bakalım ne olur o zaman. 18, 19, 20 ve 21 yaşlarındaki hiçbir gencimiz oy kullanamaz. Kullananlar kim olur? 22 yaş ve üstü. Peki bugün Türkiye'de 18 ile 22 yaş arasında kaç kişi vardır? Tahmin et Nazım.
56 milyon var tabii.
Evet. E peki bu 56 milyon oy kullanacak halde kullanamazsa yönetime ne olur? Yansıması olmaz. Doğru mu? O yüzden de bu antidemokratiktir. Yani cumhuriyet rejiminin oturtulamayan taşlarından biri olmuştur. Hani neden? Önce bunun benimseyip daha sonra bunun benimsenmesi. Mesela bugün 22'de 22 olsa 18'e düşürsek olumlu karşılanır arkadaşlar. Çünkü daha fazla kişi oy seçiliyor, atıyor ve daha fazla yönetime milletvekili götürülebilir veya talepleri daha daha fazla dinlenebilir hale geliyor. Hatta çoğu biliyorsunuz seçimlerde ben görüyorum çoğu parti mesela çok genç yaşlı adayları koyuyor. Mesela 18'i yeni bitirmiş hemen bir aday konuyor. Hele güçlü yerler mesela İstanbul'da o parti güçlüyse oraya bir tane 18 konuluyor veya adam Şanlıurfa'da güçlüdür. Şanlıurfa'ya mesela oraya koyuyor. Neden arkadaşlar? Devir değişiyor. Şimdi bizleri 70 yaşındaki insanların bizleri anlaması, bizlerin de yeni nesli anlaması git gide zorlaşıyor. Zorlaşıyor bu bir gerçek. O yüzden fark ettiniz mi? Hep annelerimize, babalarımız bizi anlamıyorlar. E biz de şimdi kendi çocuğumuza diyecek, bizi anlamıyorlar. O da kendi çocuğuna diyecek, bizi anlamıyorlar. Devir değişiyor. Devir. E sonra isimlendiren oluyor. Ne kuşağısın sen? Sen...
Y...
Nasıl Y misin? Kaç yaşındasın? Y'sin sen. Ben de Y'yim. X bizim babalarımız. Z kaç? 2000'den sonra. E sen kaçsın? E tamam sen Z olmuyorsun ki zaten. Z ol yani Z olduğunu gösteren bir emare de görmedik. Nazım. Yani sen Y'sin. Evet burası tamam mı? Bir tane daha söyle.
1937 yılında...
Evet. Burası çok önemli. 1937 yılında Atatürk ilkelerinin anayasaya girmesi. Anayasaya girmesi. Nazım söyle bakayım bu maddeyi bana. 1937 yılının değişikliğini söyle bakayım. Anayasada yer alan Türkiye Cumhuriyeti Devleti laik, hakçı, milliyetçi, inkılapçı bu şekilde girmiştir. Onların hepsi, altı ilke 37. Benim en çok sorularda karşılaştığım iki tanesi olmuştur. Biri şu, biri bu. Tamam. Buraya dikkat edin.
Şimdi 1924 Anayasası'ndan gelen sorular belli ama Medeni Kanun her zaman, her sınavda, her mülakatta önünüze gelir. Adalet Bakanlığı'nın yaptığı mülakatlarda, hakim savcı mülakatlarında fark etmez. Ömrünüz boyunca Türk Medeni Kanunu gelir. Şimdi burayı bir kapatalım. Şurayı siliyorum. Türk'ü sildim. Oku şimdi.
Medeni Kanun.
Tamam hocam. Ne fark ediyor? Çok şey fark ediyor da aslında Türk Medeni Kanunu demek biraz abes kaçıyor. Bunu anlatacağım arkadaşlar. Biz Medeni Kanunu olduğu gibi Türkçeye çevirip kabul ettik. Şimdi burada çok ekleme çıkartma yapmadık bilerek. Çünkü bu sefer de yapınca gene eskiye dönüyoruz. Hatırla Mecelle vardı. Doğru mu? Hanefi mezhebine göre yazılmış sadece İslam hukuku. Mecelle'yi yazan Ahmet Cevdet Paşa yazdı Osmanlı Devleti'nde ama sadece Hanefi mezhebine göre ve İslam hukuku. Daha sonra 1917 Aile Kararnameleri çıkartıldı. Hukuk düzeni bozuldu. Şimdi Mecelle'ye uyan var, uymayan var. Arkadaşlar bir Şafi'ye göre namazın işte secdesi, rükusu farklı, sana göre farklı. Efendim duası farklı, sana göre farklı. Hanefi'ye göre bahsediyorum veya şey ne derler ona? Abdestin bozma şekilleri bile farklı. Şimdi bunlar olunca bir tek mezhepten olmuyor. E bugün Diyarbakır olsun, Bingöl olsun, Bitlis olsun, Hakkari olsun, bazı bölge, Güneydoğu Anadolu'da ağırlık Şafi. Doğru mu? E bu ülkede Şafi var, Caferi var. Birçok mezhebe yönelik mezhebi mezhebi olan insanlarımız var. E şimdi bunlara da bir şey yapman lazım. O yüzden Medeni Kanun dinsel tüm ögeleri çıkartıyor. Bilerek İsviçre'den alıyor. Niye İsviçre peki? Şimdi gelelim buraya. Çünkü 1912'de kabul etti İsviçre. Bak tarih kaç? 1926. Kaç yıl geçmiş? 14 yıl. Uygulamalarına bakılmış. Tutup tutmadığına bakılmış. En son, en modern, en laik, en demokrat kabul edilmiş. O yüzden yasayı biz olduğumuz gibi aldık. O yüzden bazı kaynaklarda Medeni Kanun, bazı kaynaklarda da ne yazar? Tabii ki Türk Medeni Kanunu. Şimdi fark şu. Türk kelimesi geçtiği an milliyetçiliktir. E zaten medeni oradan aldın getirdin. İnkılapçılıktır. Türk Medeni Kanun içeriğine bak, hakçılıktır. O yüzden Medeni Kanun en çok ilke sınavlarında, yani Atatürk ilkelerinde en çok gelen kanundur. Anlaşıldı mı? Hakçılık. Hakçılık var. Milliyetçilik var. Başka ne var? İnkılapçılık zaten doğru ama... E tabii ne var? Bütün İslami ögeleri reddedildiği için laiklik var. Kaç ilkeyi ilgilendiriyor? 4. Say bakayım bana Nazım. 1. Laiklik. 2. Hakçılık. 3. Milliyetçilik. 4. Zaten inkılapçılık. E devletçiliği ilgilendirmez. Medeni toplumsal olay. Ekonomiyle herhangi bir alakası yok. Cumhuriyetçilikle de bilgisi yok. Burayı anladık mı? Bak buraya. Aşağıdakilerden hangisi Türk Medeni Kanunu ile ilişkilendirilemez der. Yazar. A işte devletçilik, B inkılapçılık, laiklik, hakçı. Sen bunu bilmen lazım. Ne de var? Milliyetçilik. O zaman dikkat, kaç ilkeyi ilgilendiriyor? O yüzden sınavlarda çokça sorulabilen bir yerdir Medeni Kanun. Nereden aldık? İsviçre. Bunu bilmeniz lazım. Bu bir. İki, biz bunu olduğu gibi aldık. Bak onu baştan söyleyeyim. Bazı kaynaklarda şey yazar, değiştirdik de kendimize uyardık. Hayır. Biz dedik ki kardeşim ya alacaksak tam alalım. Oynama yaptı mı bozuluyor dedik. Aynen aldık, koyduk. Buna göre kadına nikah şartı getirdik. Belediyeler tarafından, yani devlet tarafından resmi nikah. E böylelikle ne oldu değerli arkadaşlar? Resmi nikahta da kaç kadınla evlenebilme? Bir. O zaman İslami hükümlere göre 4 veya 4'ten fazla evlilik bu şekilde yasaklanmıştır. İki, resmi nikahtan sonra isteyen imam nikahı kıyabilir. Günümüzde de öyle mi? E bugün resmi nikah, hani köylerdeki falan geçiyorum. Şimdi camiye gidiyorsun. Geçen bizim arkadaş evlendi. Adam dedi ki, resmi nikah, nikahınızı getirin öyle kıyın dedi. Fark ediyor musunuz? Son zamanı cami imamı tanıdık değilse, e köylerde ne olacak? Adam iki dakikada kıyar ama o duasını yapıyor. Yani şunu anlatmaya çalışıyorum. Günümüzde bile cami imamlarına soruşturma açılıyor. Neden? Önce resmi nikah istiyor. Getirin bana evlilik cüzdanı yapayım kardeşim diyor. Sonra başımıza inşallah niye şikayet ediliyor? İmam nikahı atıp kızı kaçırmış ya da kaçmışlar birlikte camiye gitmişler, kıymışlar. İki tane adam bulmayan ne var memlekette? Abi hayırlı bir işimiz var, iki dakika bir oluver. E ne olacak adam? Herkes olur. Olmaz mısın kardeşim? Zaten kimin nikahı şahit ettiğini yazı onlar ambozdur. Ona göre dikkat edin ha. Nazım, bak bu dediğimi unutma. Şimdi hayırlı bir iş derken demek ki bazen öyle olmayabiliyor. Ondan sonra diyor ya bu beni tanıştırdı yıllar önce böyle hep bir hacı ana vardır. Yani hacı ana bizi tanıştırdı da Allah ona lanet. Hep böyle kimi sorsak yaşı 50'yi geçmiş. Hep bir görücü usulü evlendirip birbirlerine sövüyorlar. Hani o tanıştıran aslında insanlar hayırlı bir iş için yapmak istiyorlar ama bazen böyle olmayabilir diyor.
E tanıştıran niye şey yapıyor canım? Senin aklın yok mu? He, her zaman söylüyorum yani. Senin aklın yok mu? Gözün yok mu? Beğenmiyorsan beğenmemişsindir. Allah kalpleri ısındıran. Allah aşkı versin. O yüzden ne kadar dersen de evlilik senin kaderin. Geçemezsin önüne. Ben her zaman söylüyorum. Evet. İnsan değil mi ya? To nereden buraya geliyorsun Ankara'ya? Kişi oradan geliyor. Ankara'da denk geliyorsun. Bu inanılmaz bir şey değil mi? İnsan aklı almıyor. Yani...
Atandıkları yerde...
Atandıkları yer zaten öyle oluyor. Kadınlar doğuda evlenir, batıda boşanır diye. Allah bir ömür sizlere mutluluk versin. Ama maalesef ki Türkiye'nin bazı gerçekleri var. İnşallah sizler ömür boyu mutlu olun. Medeni Kanun 1. maddesini anladık mı? Yani buradaki bütün mesele ne? Nikah akdi meselesi. Velayet. Çocuk velayetleri. Çocuk velayetleri çok sıkıntılıydı. Mesela budur. Mahkemede işte kadın erkek eşitliği, tanık eşitliği, işte eskiden iki kadın bazen 4 kadın olayı ama işte bunların hepsi tekrardan düzenlemeye giriyor. Fark ettiyseniz İslami tüm kurallar ve fıkıh reddedilmiştir. Bunun yerine işte aklın ve bilimin önderliğinde bir sistem getirilmeye çalışılmıştır. Türk Medeni Kanunu'nun bütün meselesi budur değerli arkadaşlarım. Sadece İslam dininin değil, herhangi bir dinin de anlayışı burada yer almamıştır. Onu da söyleyelim. Tabii bir başka mesele de kadın istediği mesleğe girebilme. Ama şu yanlış. Burayı da bir hemen bir parmak basayım. Sanki öyle bir anlatıyoruz ki Medeni Kanunu, bundan önce kadın köle Osmanlı'da hiçbir şey yapmıyor arkadaşlar. Evet. İslami değerlerden dolayı kadının evde tutulması, çalıştırılmaması evet var. Genel kabul var. Doğru. Ama kadının sanki özgürlük noktasını sadece Medeni Kanun verdi demek de yanlış. Yani kadın sanki eskiden köleydi. Osmanlı Devleti'nde işte affedersiniz alınıp satılıyordu. Efendim Osmanlı Devleti'nde herkes dört evliydi. Öyle bir şey yok arkadaşlar. Medeni Kanun sadece yeni bir devlet kurmuş. Bu devletin esaslarını belirtmeyin. Zaten 26'da bir başladı, 32'ye kadar sürekli yasalar değişti. İcra İflas, Borçlar Kanunu, Medeni Kanunu bunların ilk aşamasıdır. O yüzden kadına toplumsal alanda haklarını güvence altına vermiştir. Olay bu. Yoksa mesela daha evvelden de olan kadına olan haklar vardır ki Osmanlı Devleti'nin son döneminde kadın dernekleri, kadın çalışma prensipleri, kadınların çıkarmış oldukları arkadaşlar yayınlar, yasaklar mesela Halide Edip Adıvar'ın Sultanahmet mitinginde konuşmasına ne diyeceksiniz peki? Normalde kadın hak verilmezse mümkünatı konuşturulur mu? Naile kadınlar falan var. Yani şuraya bakmak lazım. Medeni Kanun'dan önce kadının bir hakkı yoktur demek doğru değil. Bak bu doğru bir anlatım değil. Var olanın geliştirilerek kadına tekrar sunması vardır. Bu doğru. Medeni Kanun çünkü baktığınız zaman gerçekten kadının prensipleri açısından toplumda erkekle aynı eşit değeri görmesini istiyor ve bunu da yasayla yapıyor. Yasayı da aynen doğrudan alıyor. Şimdi burayı dikkatli söylemek lazım. Velayet hakkı, miras. Mesela Türkiye'de miras hala çok sıkıntılı. Doğru mu? İşte iki erkeğe bir kadına vermemeyi zaten miras konusunu söylemeye gerek yok. Hepimizin başında. Bugün başında değilse yarın başına kardeşim. Doğru mu kardeşim? Erkeği zenginlikte, kadını fakirlikte, kardeşini mirasta tanırsın. Mirasta o gün anlayacaksın o dayını. [kahkaha] Dayın bak şey anneni nasıl dolandırmaya çalışıyor. Hep bütün dayılar öyle ya. Arkadaşlar maalesef miras konusu Türkiye'de ölümlere bile yol açabilen ve sistemsel olarak hala oturtulamayan eskiden o filmlerdekiler kaldı. Şimdi filmlerde hatırlayın. Baba tam son nefesini verecek. Son nefesini vermeden önce geliyordu aile. Aile üyelerine kızgınsa hiç kimseye bir şey vermeyip bir vakfa bağışlıyordu. Şimdi olacak iş mi? Veya çünkü ölüm anı, ölümden önceki anlar yani o anların sıkıntılarından dolayı da bunu söylemiş olabilir. Devlet ne yaptı? Bunu engelledi. Mesela belirli bir kısmını ancak bir vakfa verebiliyorsun. Örnek Darüşşafaka'ya, örnek atıyorum işte Hilali Ahmer'e, yani Yeşilay'a bağışla. Tamam. Mehmetçik Vakfı'na da bağışla ama hepsini bağışlayamıyorsun ki. Doğru bir karar ve geç alınmış bir karar. O yüzden eski Türk filmlerine bakın sana şuna verdim. Saraya sana şuradan şunu verdim. Zeytinburnu'daki arsayı büyük kızıma. Efendim Kuzguncuk'taki şunu şunu. Öyle yok. Bitti o işler. O zaman ne oluyor biliyor musun? Kardeşler bir daha birbirleriyle görüşmeyecek seviyeye geliyor. Bu da anlattığım en basiti. Birbirlerini öldürecek seviyeye geliyor. Kaç insan tanıdım ben bu memlekette? Şimdi kadına verilen hakları yasal düzenlemeye alınmadığı takdirde gerçekten çok sıkıntılar var. Baba iki tane erkek evladı hala maalesef erkekçilik bizde çok yoğun. Sanki kendileri karar veriyor veya kadın sanki kendi karar veriyormuş gibi. Neler var Türkiye'de duymuşsunuzdur. Hastanede kız oldu diye bırakıp gidenlerden mi? Kız olursa seni kocası boşayacak diyenlerden mi? Sanki cinsiyeti tövbe estağfurullah biz belirliyormuşuz gibi. Halbuki cinsiyetin yarısından çoğunu belirleyen de biliyorsun erkek. Ona rağmen, ona rağmen işte bilimden uzak, bilgisayarlıktan uzak cahil insanların hala günümüzde ki ben 2000 yılındaki son nüfus sayımında vardım. Nüfus sayımı için altında gittim. Bak altında Ankara'nın göbeği. Diyorum ki abi diyorum evde diyorum gördüm girişte 40 tane ayakkabı var. Meğer beş kızı içeriye koymuşlar saydırmıyorlar. Hadi bakalım buyurun. Bunun doğulusu batılısı yok arkadaşlar. Zihniyet aynı zihniyet olduktan sonra fark etmiyor. Sonra ne oluyor? E onlar da mı sayılacak diyor mesela? Lafa bak. E sen cahiliye devrin aynısı. Ben İslam öncesinde de böyle anlatıyordum. İslam gelmeden önce Arabistan Yarımadası'na böyle anlatıyordum. E sen hala aynısın. E ne değiştirdi? E yasalar da olmadı mı? İşte bu sefer sıkıntı oluyor. Evet. Türk Medeni Kanunu önemli bir kanundur. Onu anlatmaya çalışıyorum. Kadına birçok noktada hakkı düzenlemiştir. Şimdi dikkat. Peki şunu dedim mi size? Kadınlar belediye seçimlerine katılabilecek, milletvekili olabilecek veya muhtar olabilecek dedin mi? Hayır. Demek ki siyasi haklar Medeni Kanun'la düzenlenmemiştir. Dikkat edelim. Medeni Kanun'la düzenlenen haklar kısım kısım, yıl yıl aralıklarla verilmiştir. Bunun da Medeni Kanun'la herhangi bir işi yoktur. Türk Medeni Kanunu toplumsal ve hukuksal bir düzenlemedir. Siyasi bir düzenleme değildir. En çok gelen sınav sorularından da bir tanesidir. Hadi Medeni Kanunu yazalım.
Hı.
Oku.
Evet. Sen oku.
Müslüman kesimciği için...
Hı.
Kadınlar da kendi sistemine sahip olmuşlardır.
Hı hı. O zaman şöyle yazalım. Osmanlı Devleti'nde ne uygulanıyordu?
Osmanlı Devleti'nde Mecelle uygulanıyordu. Dikkat. Ayrıca azınlıklar, azınlıklar evet kendi sistemlerine tabiydi. Kendi mahkemeleri yok muydu? Cemaat mahkemeleri. Evet. Devam.
Hı hı.
Mecelle hangi esasa göre?
İslam esaslarına göre düzenlenmiştir. İslam inancına göre.
Düzenlendiği için. Evet. Hem laik...
Hem laik hem de...
Kadın...
Erkek eşitliğine ters durumdaydı. Evet. Devam.
Bu konuda birliği...
Bu konuda birliği. Evet.
Eşitliği...
Ve laikliği sağlayabilmek amacıyla...
İsviçre Medeni Kanunu. Evet.
Kanunu örnek alınarak ne olmuştur?
Türk Medeni Kanunu.
Evet. Devam Nazım. Not...
Mustafa Kemal'in sözü çok uzun. Orada biraz kısalt, yani önemli noktasından vur.
Devam et.
Paşa'nın söylüyor.
Tamam, devam et.
Zamanın değişmesi...
Bundan sonra yaz.
Zamanın değişmesi dolayısıyla...
Mustafa Kemal'in ünlü bir lafı var arkadaşlar. Zamanın değişmesi. Evet.
Hükümlerin değişmesinden vazgeç...
Hükümlerin değiştirilmesinden vazgeçilemez. Töreler nasıl değişiyor? Aynen devam ediyor. Devam et.
Fıkıh politikaları ne? Fıkıh...
Evet.
Adli politikaların temelini oluştur...
Adli politikalarımızın temelini oluşturmaktadır. Evet.
Adan ana kural içinde.
Ne?
Bu ana kural içinde. Bu ana kural içinde.
Bu ana kural içinde. Evet.
Hareket eden adalet bakanlığı...
Hareket eden adalet bakanlığımız. Evet.
Mecelle'nin içermediği...
Veya belirleyemedi. Evet.
Güç olmayan...
Ve açık olmayan durumların. Evet.
Uygun hükümlerle...
Uygun hükümlerle. Evet.
Genişletilmesi...
Genişletilmesi...
Ve sağlamlaştırması...
Ve sağlamlaştırılması gereğini...
Gereğine inanmıştır. Şimdi benim size sorum şu. Dikkat. Şimdi bu tür sorular gelmez falan zannetmeyin. Geliyor. Ben en son hakimlik sınavında ısrarla Amasya Genelgesi'nin bakın milli sırrını çok sormaya başladılar dedim. Milli sır olarak sordum. Amasya Genelgesi'nde. Şimdi bazı şeyleri ben görüyorum. Bunu kitaplarıma da yansıtıyorum ama öğrencimizin bizi 2x'le dinlemesi, vurgu tonunu kaçırması yüzünden sınava girdikleri anda çoğunun başarısız olduğunu görsün tarih konusunda. Neden? Çok hızlı dinlemelerinden kaynaklı. Vicdani rahatlatma diyoruz biz buna. Ben asıl olan bir yani normal konuşma dilinde dinlemesi. Arkadaşlar bu konuda yanlış yapıyorsunuz. Bir kere daha uyarıyorum. 2x'le dinleyen her arkadaş sadece şu an vicdani sorumluluğu yerine getiriyor. Bunun adı tarih öğrenmek falan değil. Sen dershanede hocanı 2x alamazsın. Herkesin bir konuşma stili var. Ben çok hızlı da anlatabilirim ama bu sana sen anlamazsın. 2x'de ben anlarsam 2x'de sen koyarsan ne olur? 4x olur. Bunu olmaz yani. Bunu bir geçin artık. Ben tarih öğreneceğim. Ömrümde bir kere tarih öğreneceğim diyorsam şu an beni 2x'ten çıkar. Şu an beni 2x dedin arkadaş şu an belki de 2x dediğimde bile şey yapamıyor. Siz kulak doygunluğu istiyorsunuz. Tarih öğrenmek istemiyorsunuz ki. Her dersi böyle yaparak bir yere varmak istiyorsunuz. Olmayacak. Olamaz. Yani elbette ki bunlar arasında sınavı kazanan daha evvelden çalıştığı için 2x'le izleyen arkadaşlar var. Onları ayrı tutuyorum. Ama genel manada tarih dersine ilk defa hazırlanan tüm arkadaşlara bak bir şeyi dikkat ettiriyorum. Ben bazı şeyleri size sorarım. Bunu sizin öğrenmeniz sizde kalıcılığı da artırır. Hürriyet Bayramı hatırlayın. 1908 Meşrutiyetin ilanında bir bayram ilan edildi arkadaşlar dediğim olayı bundan sadece geçen hafta sonu yapılan hakimlik sınavında sordular. Hakimlik sınavında Hürriyet Bayramı'nı sordular. Neydi diye. C Meşrutiyetin ilan edilmesi işte. E bak sana sorduğum soru geldi. Şimdi bir soru daha soruyorum. 1926 Medeni Kanun yapılırken dönemin Adalet Bakanı kim? Bak bir soru. Şimdi bu soruyu sormak, bu soruyu sınavda cevaplandırmak bilmeyen bir insan için 5 seçeneğin beşi de aynıdır kardeşim. Ama benim öğrencim bunun cevabını öğrendikten sonra sınavda gelirse 5 saniye ki bu soru herkes tarafından yapılamayacaktır. Bunu da bilin. Tamam. Evet. Bunu bilin. Yani herkesin yanlış yapacağı veya boş bırakacağı bir soruyu sen doğru yaparak ekstra puan alacaksın. O yüzden size sorum şu. Medeni Kanun çıkarıldığında ülkenin Adalet Bakanı kim kardeşim? Bunu bilmeniz lazım. Bir gün bu sınavda sorular gelecek. Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nu hazırlayan kimler? Onu gelince söyleyeceğim. Bunlar kim? Niye bu kadar çaba göstermişler? Anlaşıldı mı? Hadi bu soruyu sorduk. Gelelim buraya. Şimdi Medeni Kanun düzenlemeleri var. Nazım bu düzenlemeleri bir yazalım bakalım. Başla kardeşim.
Hı.
Herkes eşittir.
Evet.
Al birlik sağlan.
Herkes eşit olmuş ve hukuk alanında birlik sağlanmıştır. Dur şimdi. Hukuk alanında birlik ne olmuştur? Sağlanmıştır. Şuraya dikkat ettireceğim şimdi size. Sınava girdin. Biliyorsunuz Tanzimat dönemi ile beraber birçok mahkeme açılıyor. Bu mahkemelerin birbirlerine karşı görev ve yetkileri birbirine karışıyor. Nizamiye mahkemeleri, ticaret mahkemeleri, şer'i mahkemeler, cemaat mahkemeleri, konsolosluk mahkemeleri, azınlık mahkemeleri gibi birçok sıkıntı var. İşte bunların hepsini kaldıran bu yasadır. Medeni Kanun. Ancak Medeni Kanun ile ilgili size bir şeyden daha bahsedeceğim. Medeni Kanun zannediyoruz ki biz sadece oturulmuş Türk kadınına hak verebilmek için yapılmış bir şey zannediyoruz. Hayır. Medeni Kanun için çok farklı. Medeni Kanun'u mesela bugün irdeleyin, çıkar, her yerde bulabilirsiniz. Arkadaşlar toprak rejimi belirlenmiş. Miripraklar biliyorsun Osmanlı'da miri topraklar var, padişahlara ait veya miri topraklar, işte has topraklar var. Bunlar ne olacak? Topraksız birçok köylü var. Ne olacak? Bunlar hazine arazisi olarak satılacak mı, satılmayacak mı? Hepsi belirlenmiştir. Biz buna toprak rejimi diyoruz. Bu nerede yayınlanmış? Medeni Kanun. Dur. Peki Medeni Kanun o kadar çok hak verirse kadına veya erkeğe fark etmez. Bu mantık çerçevesinde azınlıklar e mantıken buraya tabi olmak isteyecekler. Tabi olabilmesi için şart ne? Azınlık statüsünden çıkıp Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak. O zaman Medeni Kanun'un çıkarılması azınlıkların Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmasında etkili olmuştur. 3. Cihazı bomba. Şimdi arkadaşlar herkesin mahkeme kurma yetkisi yok muydu? Osmanlı'da Patrikane bile mahkemesi var. Konsolosların olduğu yerde Patrikane'nin olmaz mı? İşte dikkat dikkat dikkat. Patrikane'nin veya şeylerin değerli arkadaşlar bu ekümenik iddiasında bulunan bütün Ortodokslar olsun, Rumlar olsun, Fener hepsinin mahkeme kurma yetkisi elinden almış. Yani kafana göre sen Hristiyansın gel bakayım seni şu kilisede yargılayım. Gel senin suçun büyük efendim şeyde yargılayım, büyük katedralde yargılayım. Yok öyle bir şey. Suç işleyen herkes bağımsız mahkemelerde yargılanır. O yüzden Patrikane'nin dikkat, mahkeme kurma yetkisini elinden alan kanun neymiş? Direkt sınavda çıkar dikkat. En az 12 sınavda çıkmış soruyu söyledim size. Patrikane'nin mahkeme kurma yetkisi aşağıda verilen hangi kanun düzenlemelerinden sonra kaldırılmıştır? Cevap: Medeni Kanun. O zaman Ramazan Hoca bana dedi ki ya bu Medeni Kanun sadece kadınlara hak verme, erkeklerle eşitleme değil. Aksine daha da üzerinde toprak rejimini artı bir de ne varmış? Patrikane'nin mahkeme kurma yetkisini elinden alması. Artı Tanzimat dönemiyle bozmuş olan Osmanlı hukuk birliği tekrardan düzeltip tekrardan bir birlik haline getiren olay olduğunu yani hukuktaki ikilikleri ortadan kaldıran bir yapıda bir kanun olduğunu bilecek. Devam.
Tek eşlilik sorunu...
Tek eşlilik...
Resmi nikah sorunu kabul edildi.
Ve resmi nikah zorunluluğu kabul edildi. Evet.
Kadına boşanma hakkı tanındı.
Kadına da bak burayı ayırıyorum. Boşanma hakkı tanındı. Boşanma hakkı tanındı hocam. Yok muydu? Vardı ama bunlar eşin kendi arasındaki çözümü. Nasıl yani? Mesela İslam inancında evlenen veya bu bu noktalarda birbirine mesela bir tane şey hakkını, boşanma hakkını kadına verip erkek iki tanesini kendi üzerine alıyordu. Bu işin şakası da yok. Öyle. Efendim? Ben kadınla kavga ettim. Boş ol, boş ol, boş ol. Ne kadar güzel rahat söylüyorsunuz. Peki o boş dedikten sonra resmi olarak, dini olarak nikahın düştükten sonra sormasa ayıp da bu inançta yetişen arkadaşlar için söylüyorum. Bu lafı kullanmanın siz bedelinin olduğunu biliyor musunuz? Mu? Yani o bedeli göze alacaksanız bence bu lafları edin. Öyle kafanıza göre her sinirlendiğinizde İslam zaten tek eşliliği öneriyor. Bir de bu çıktı son zamanlarda. İslam tekçi döner. Adaleti sağlayabileceksen diyor. Kim sağlayacakmış adaleti ya? Sağlayabilir mi kardeşim? Var mı mümkünat var? Ha özel durumlar olur. Savaş zamanı olur. Artık kadınların korunmaya ihtiyacı. Yani korunmaya derken bu laflarımız hep yanlış anlaşılıyor ama savaş durumundan bahsediyorum arkadaşlar. Çoluğu var, çocuğu var. Bu işin kolay mı? Yaşananları dünyada görüyorsunuz. Hepinizin gözünün de. Bir füzeli adam artık burayı vuruyor. E koca ölmüş, şehit olmuş. Ne olacak şimdi? Belki o noktalarda korumaya yönelik İslam'ın birçok şeyi olmuş. Ama sen git zevkine efendim zengin oldum ben 3 tane alayım, 4 tane alayım, 5 tane alayım. Arkadaşlar olmaz. Bak bu noktasal olarak da zaten yanlış. Her zengin, her zengin 56 tane eş alsa ve bu eşler zenginin yaşı başına bakılmadan alınsa. Zengin 50 yaşında, kadın 20 yaşında olursa bu denge bozulur ya. Denge bozulmaz mı? Sana sorayım. Her 50 yaşındaki zengin atmayı görüyorsunuz işte haberlerde her yerde Monaco'da, bilmem nerede, Los Angeles'ta, Las Vegas'ta çok yaşlı adamların yanında kızlar var. Sanki bu kızların neden birlikte oldukları belli değil. Ne? Para. Ölsün de mirasa konalım diye. Şimdi bu tür evlilikler İslam'da değerli arkadaşlarım özellikle tekşilik önerilmekte. Çift evliliklerde hatırlayın imam kadı soruyor ısrarla. Neden? Hz. Ömer'i birisi geldi İslam eee şeyinde dört halife döneminde Haz. Ömer zamanında ben eşimi eskisi kadar sevmiyorum dedi. Ya ben günümüz şeyle anlatayım. Bu bahane mi dedi yani Haz Ömer? E sevmiyorsun da yıllarca kahrı o çekti. Yıllarca çocuğuna o baktı. Yani yıllarca cennet annelerin ayaklarının altına ben sevmiyorum diye, sevemiyorum diye boşanmanın önüne geçirmiştir. Hazreti bu bir geçerli neden sayılmamıştır. Sevmiyorum var ya işte şimdi senden artık soğudum. Soğudum, soğudum. E soğuduysan tekrardan sıcak olabilir. Olamaz mı kardeşim? Nice boşanmaların önüne aileler geçiyor. Bakın bu önemli bak. Önemli bir hak ama Türkiye'de aile kavramı git gide inanılmaz şekil. Yani mesela derler de sen ya ilk 3 yılınızı atlatın, ilk 5 yılınızı atlatın var ya of birbirinize alışıyorsunuz. O senin isteklerini biliyor, sen onun isteklerini biliyorsun. Neye kızdığını biliyorsun, neye kız, hangi yemeği yediğini biliyorsun. E rahat edersiniz ilk 5 yıldan sonra. E ne oluyor arkadaşlar? A görüyoruz 10 yıllık, 12 yıllık evlilikler pat diye bitiyor. Bir de işin tarafı mahkeme iki tarafın da şeyini kabul ediyor. Nazım neydi onun ismi? Eee, neyli boşanma diyorlar buna ya?
Anlaşmalı boşanmada zaten tek celsede bitiriyorlar. E tamam da kardeşim kadın geri annesi evine dönmek istemiyor. Dönmek istemediğinden dolayı ayrı bir ev açıyor. Bugün Türkiye'de artık 4+1, 5+1 evler kalmadı ki. Neler yapılıyor görüyorsun? 1+1, 2+1'ler evler yapılıyor. Neden? Evet. Maddi açıdan 4+1 eve güç yetmeyebilir. O ayrı konu ama insanlar ayrılarak ayrılarak ayrılarak iki taraf birbirlerine aile evine gitmeyeyim diye artık Türkiye'de bir bakıyorsun mahallelerde 1+1, 2+1 evler mod artık hem uygun olması hem kirasının uygun satın alma da daha fazla uygun olması sebebiyle tercih ediyor. E peki bunun sonu ne olacak? Her gün boş, her sene evlenen kadar boşanan da var. Evlilik kolay mı arkadaşlar? Şimdi hepiniz görüyorsunuz. Bir erkek bugün 1,5 milyon para harcamadan evlenmesi mümkün değil. Kadın çok iyi niyetli olacak. Altın istemeyecek, takı istemeyecek, bilmem ne istemeyecek. Çok sevecek, bilmem ne. E ne oluyor? Ondan sonra işte biz bütün Türkiye'de yaşanan olayları görüyoruz. Nazım telefonla oynama. Hep de sana hanım yazıyoruz. Hiç bizim hanımımız yok. Hiç yazmıyor bize. Oh ne güzel vallahi deyin ya.
Önemli mi?
Az kaldı.
Nazım da inşallah çocuğu olacak. Arkadaşlar kadına boşanma hakkını anladınız mı? Bu genelde evlenen çiftlerin kendi arasında verdiği kararlardır. Yani o mesela bir boş ol hakkını kadına veriyor. Peki bir boş ol hakkının kadına verilmesi evliliğin devamını sağlar. Kim ne derse desin. Erkek iki defa boş oldu. E kadın boş oldu öldükten sonra ne olacak? Kaldın öyle. Okeyi hep dördüncü arar gibi. Yani o üçte olur da okey oynayamazsın ya. İlla 4 oğlum. İşte bu yüzden boş ol hakkını. Bak ileride evlilik yapacaksınız erkekler. Lütfen bir hakkının yani İslam inancına göre kadına verin kardeşim. Çünkü kadındır evliliği bitiren veya devam ettiren. Bunu hiçbir zaman unutmayın. Siz kendinizi bir şey zannetmeyin. Yani ben her zaman söylüyorum. Zannetmeyin kardeşim. O eskidendi. Bazı şeyler eskiden kalmak yeni uygun hareket. Sevginin dili değişti ben. Sevginin dili değişti. Bak bu dediğimi unutmayın. Ne demek bu? Eskiden annelerimiz, babalarımız ne kadar çok ev işi yapar, ne kadar çok yemeği iyi yapar, doğru mu? Ne kadar çocuklarına bakar, evini temizlerse baba gözünde o kadar kıymetli olduğunu düşünürdü. Şimdi öyle mi? He kadın yardım istiyor ister istemez. Atanıp gidiyorsunuz farklı şeylerde anne baba gelemiyor. Çocuğuna yardım istiyor. Ben bilmem ki babamın bir günde ne bir at değiştirdiğini ne bilmem ki bir günde işte doğru mu kardeşim? Yok. Mama yaptığını nerede? Var mı kardeşim? Hadi yapma da göreyim şimdi nasıl yapmayacaksın ya. İnsanların beklentilerinin değiştiği bir çağdayız. Kadının beklentileri de değişmiştir kardeşim. Çünkü anne babasını da görmüştür. Sonuçta hepimiz bir aileden yetişip gidiyoruz. Ben isterim ki annem gibi bir eş olsun. Kadın da ister ki atıyorum babası ise babası gibi bir eş olsun. Hadi bakalım uğraş dur. Olmayabiliyor. Her iki iyi insan iyi evlilik yapacak diye bir şey de yok. E sen Nazım. Özünde iyisin, yenge de iyi. Ya kardeşim bu iyi bir birliktelik demek değil ki. İlişkiyi karıştırmaya başladık. İki iyi insan eşittir iyi bir ilişki demek değil. Bunu aklınızdan çıkarın. Aynını bulmaya da çalışmayın. Bulamam zaten. Aynını bulsan kendinden nefret edersin. Bir de sıkıntı da bu. Aynı takımı tutsun hocam. Aynı yemeği sevel. Oğlum manyak mısın sen? Aynını niye alıyorsun? Aynını almak demek iki gün sonra bütün her şeyden sıkılman demektir. Çok yanlış bu. Bizim derslerimiz hayat dersleridir kardeşim. Ben hayatımın tecrübelerini size aktarıyorum. Hiç kimsenin evinde bu tür mevzular başladığında eskiden hemen aileler araya girer. Şimdi adam boşanıyor aileye ondan sonra söylüyor. Ben boşandım. Eline valize almış gelmiş. Ben boşandım. Zaten evlilikler de öyle yapılıyor. Kimse birbirine haber vermeden yapıyor. Ondan sonra ben evlendim. Ben boşandım. Aileleri katmamaya çalışmanız büyük zarar. Aileler sonuçta bir şeyleri sizi görüyor, sizi tanıyor. Bakın en önemli noktay. Karşıyı tanımasa bile kimi tanıyor? Sizi tanıyor. Sizin ona uygun olup olmadığınıza bakıyor. O yüzden ailelerinizin laflarını, sözlerini alın. Ailesinin gönül rızası olmayan bütün ilişkilerin bittiğine şahit olabilirsiniz. Aile gönül rızası alacak. Niye o zaman kaçan insanlar ikinci senede, birinci senede gidip de el öpmeye tekrardan geliyorlar? O gönül rızalarını almak için. Bak bunu unutmayın. Doğru mu? Niye geliyorsun o zaman? Gelmeye debilir. Ne olsa kız kaçmış, gönlü varmış, erkekle evlenmiş, gitmiş bir yerde yerleşmiş, çoluk olmuş, çocuk olmuş. Kambağından kopabiliyor musun? Bak gidiyorsun el öpüyorsun, bilmem ne yapıyorsun bayramda o küslük gideriliyor. Halbuki senin düğününe bile gelmediler. O yüzden aramızda bunları yaşamayan mı var? Burası Türkiye ya. Burada sana 50.000 tane şey anlatın. Oğlum bu Müge Anlı'daki yaşananlar şeyde Madagaskar'da olmuyor. Bu ülkede oluyor. Doğru mu kardeşim? Bu ülkede senin yan köyünde oluyor. Tamam. Heh. Bunları unutma hiçbir zaman. Bu ülkede oluyor o gözünün önündeki şeyler. O yüzden bu tür şeylerle Medeni Kanun'un önemini anlayın. Türk kadına verilen haklar gerçekten çok kıymetli. Bak bunlardan bir tanesi de bu. Bunu çok iyi niyetli kullanmak istemeyen ama elinde bir sopa olarak gösteren kadınlarımız olması lazım kardeşim. Yoksa erkeğe sen hakkı verirse ama bunlar gerçek.
Kimden yana?
Ben kimden yanayım?
Ben neyden yanayım biliyor musun? Ben aile birliğinden yanayım. Aile birliğini de yönetenin kadın olduğunu düşünürüm. İstediği kadar erkek olsun. Öyle değil. Kadını aile yönetin. Yani aile kadın tarafından yönetin kardeşim. Tamam.
Bir de Peygamber Efendimize bak bakalım. Bir kere sövme, dövme var mı? Sana soruyorum. Ev işlerine yardımcı olma var mı? E peygamberi kendine örnek alanlar niye işlerinizi dövüyorsunuz siz? Gelelim buraya kardeşim. Boşanma diye bir hakkın yok mu senin? O zaman boşan ama insan gibi boşan. Boşanıyor. Boşandıktan sonra kadına diyor ki sen bunu yapamazsın. Sen başka biriyle evlenemezsin. Sen sadece evde oturacak. Zaten ondan dolayı o kadın boşalı. Sen ne kendini ne zannediyorsun? Bir insanın hür doğan bir insan üzerinde egemenlik kurduğunu falan mı zannediyorsun? Bunların hepsi yaşanıyor. Bugün Türkiye'deki cinayetlerin temel sebeplerinden bir tanesi de bu. Lütfen kadınlarınız doğru düzgün insanlar seçelim. Biliyorum bazen bu insan çok sıkıcı olabiliyor. Doğru olan insan gerçekten bu memlekette artık sıkıcı. Bilmem evden işe gelen, işten eve gelen erkekler. Ama bakın babalarınıza. Onlar da öyleydi. Onlar da öyleydi. Ama bir aile birini ömür boyu yönet. Bu zor işlerdir artık. Eskisi gibi aileyi korumak çok zor. Çocuk çoluk olması çok zor. Çocukla evlilik ve boşanmak çok zor. O yüzden ha bugün birçok aileye ben köylere götürsem ister mahkemeleri gibi hadi bakalım köylerde mahkemeyi kursam boşanmak isteyen kadınlar gibi. Vallahi yarısı köy boşandı. Bazen fırsat olmadığı içinde de oluyor. Hatırlıyor musun? programlar vardı bu Kanal 7'de şey adamın adı neydi işte ha Şoray uzun yolda tutuyordu ya mikrofon işte adam ölmüş kaç gün oldu öldü 20 gün işte oraya şey diyor ki Şoray diyor ki ya Allah rahmet eylesin mekan ya iyi gitti iyi oldu diyor yani erkeği yaşlılıkla çekmek daha zor olduğu için kadınlar iyi ki de gitti diyor vallahi şimdi rahatım diyor kimse kimseyi bu dünyada çile çektirmeye gelmedi kardeşim >> herkes aklını başına alsın herkes bir ayrı birey tamam o yüzden medeni kanunun kadına sağladığı haklar kıymetli de tabii ki eee bazı zamanlarda bu hakları kullanmak tabii ki erkek tarafından hoş karşılanmasa da yasaların gereği de arkadaşlar bugün kadını koruyan yasalarınızın daha fazlalaşması ama maalesef genelde kadın cinayetlerini önleyemiyor. Bu da bir gerçek. Burada ne var? Ne lazım? Eğitim bilgi seviyesinin yükselmesi. Kardeşim seni sevmiyor mu? Sevmiyorsa boşanırsın yani. Öldürmek ne demek ya? Tövbe estağfurullah. Yaralamak ne demek? Arkasından peşinden koşmak ne demek? Sevmiyorsa sen de onu sevme. Zor mu ya? Siz niye bu kadar basit şeyleri hayatınıza zor şeyler haline getiriyorsunuz? Ya benimsin ya kara toprağ. Lafa bak. Kimsin sen ya? Ya benimsin ya karat. Lafa bakar mısın ya? Allah seni ona ona mı yazdı acaba da sen kendi kendine böyle yapıyorsun? Vallahi bilmiyorum. Bu zihniyet Türkiye'de birçok kadın cinayetine maalesef sebep olmuştur.
>> Yani kadınlarımızın en iyisi erkeklerini de yeni yetiştiren diyorum. Konuyu kapatıyorum. Devam. Miras ve mahkeme tanıklığında.
>> Miras ve mahkeme tanıklığında. Evet.
>> Kadın erkek eşitliği sağlanmaya çalış.
>> Kadın erkek eşitliği sağlanmaya çalışmış. Tamam. Sağlandı diyemeyiz. Eşitliği sağlanmaya çalışmıştır. Evet. Mesleklerini özgürce
>> meslekleri özgürce Nazım kalem ver bu arada seçme hakkı tanınmıştır. Seçme hakkı tanınmış. Tır ver oradanı. Evet. Devam.
>> Evlat edinme ve velayet düzenlemiz.
>> Evlat edinme ve velayet hakları düzenlenmiştir. Doğru mu? Devam.
>> Rüştüne ermiş.
>> Rüştüne ermiş. kişiye din seçme getirmemi
>> kişiye dinini seçme hakkı tanınmıştır. Dinini seçme hakkı tanınmıştır. Yani şu demek. 18 yaşına gelen her birey dinini seçme hakkı tanımış. Değerli arkadaşlar, bizim esem biliyorsunuz nüfus cüzdanlarında direkt İslam yazardı. Bu durum Avrupa Birliği yasalarına uygunluk göstereceklerinden dolayı kaldırılmıştır. Devam. Patrikane ve konsoloslukların
>> patrikhane ve konsoloslukların Evet.
>> Bu çok önemli. Mahkeme kurma yetkisi ne olmuştur? Kaldırılmıştır. Devam.
>> Azınlıklar kendi istekler kanunlara tabi
>> azınlıklar kendi istekleriyle Türk kanunlarına tabi olmuştur. tabi olmuştu. Devam.
>> Patrikanenin dünyevi işlerle uğraşması sona erdirmiştir. Evet.
>> Özel mülkiyette sınırlamalar taşı
>> özel mülkiyette sınırlamalar taşıyan Evet. toprak rejimi kaldırılmıştır.
>> Miri toprak rejimi kaldırılmıştır. Rejimi kaldırılmıştır. Evet. Bunlar neymiş? Medeni kanun. Ancak bir nokta yazacağım. Medeni kanun kadına ne vermemiştir? Siyasi hak vermedi. Ha o kadar hak verdi hocam. Siyaset arkadaşlar bu hakkı zor aldı. sırayla bir anda olmuyor. Bak ona rağmen Türk inkılabı gerçekten yukarıdan aşağı çok hızlı yapılmıştı. Bak bu kadar söyleyeyim. Birçok Avusturya gazeteleri, Frans gazetelerini okuyorum. Cumhuriyet dönemi ile alakalı yorumlamaları hep inanılmaz hızlı davranmasıdır. Belki de bu belki de ileri götürdü bizi. Belki de çok tepki aldı bu sebepten. Çok hızlı yapıldığından biraz hani yavaş yavaş yapılsaydı diye. Ama devrimler gördüğümüze kadar bugün birçok devrim inceliyoruz. Fransal de dahil olmak üzere eee genellikle çok uzun süre düşünülmüş. Daha sonra yapılmış bir anda o bir anda olmuyor işte. Ama bizde ne oluyor? Bir anda oluyor. Bir anda da olunca tepki de oluyor. E birazdan geleceğiz şapka kanununa mesela. Orada da müthiş tepkiler oldu. İsyanlar çıktı. Ama baktığın zaman işin özünde farklı şeyler var. Şimdi bakacağız. Önce Türk kadına verilen siyasal haklara bakalım. Dikkat. Kadına verilen ilk siyasi hak belediye seçimlerine katılabilme veya yani belediye seçimlerine katılabilme derken belediye seçimlerinde aday olabilme. Şimdi bir kadın çıktı. Artvin Yusufeli ilçesi Ersiz Kasabası günümüzdeki Kılıçkaya beldesi. Ve bu kadın ülkemizin ilk kadın belediye başkanı oldu. Bu kadının adı Sadiye Hanımdır. Tamam. O zaman kadına verilen ilk siyasal hak belediye başkanı olabilmek hakır. Doğru mu kardeşim? O zaman ilk kadın belediye başkanımız da yazalım. Sadiye Hanım nerenin belediye başkanı? Artvin Yusufeli ilçesi Ersiz Kasabası. Tamam. Şimdiki adıyla Kılıçkaya Beleldesi.
>> Ne kardeşim?
>> Ev numarası vereceğim gibi.
>> Ev numar yok. Muhtar. İlk kadın muhtar kim? Evet. Murat ilk kadın muhtarımız. Murat lan diyor ben nereden bileyim hocam? Biz mahallenin muhtarını bilmiyoruz diyor. Doğru söylüyor. Artık muhtarlıklara ihtiyaç kalmış. Mahallenin muhtarlarını da bilmiyoruz. Doğru söylüyorsunuz. Her iş artık e-devletten şuradan buradan çözülüyor. Türkiye için büyük devrimdir edevlet. Ya kesinlikle ya. En azından evteki muhtara niye para veriyorsun? Bu da bir ayrı konu. Kaldır şu muhtarlıkları. Ata köyleri böl, şehirleri böl. Ata kardeşim şehirlere neyse köylere turizm köylerine turizm mezunlarına tarım köylerine ziraat mühendislerine hayvancılıkla uğraşan köyle şeylere veterinerleri ve şeyleri ata mühendis ata kardeşim ormanları ayır orman mühendisi ata bakayım bu ülke düzeliyor mu düzelmiyor mu ne bekliyoruz biz orman o ya arkadaş bu işi sonlandırmamız lazım bak muhtar çok önemli isyan çünkü devlet de irtibat sağlıyordu hatırlan ı bunu ortaya koyarak muhtarlık birimini oluşturdu Türkiye'de ilk seçilen muhtar Aydın'da seçildi. Çine ilçesinde değerlişlar Baskana Karpuzlu bucağı der burada seçildi ve böylelikle ilk kadın muhtarımız ortaya çıktı. Gül Esin dikkat bir sınavda geldi. İlk kadın muhtar kim diye sordular. Neymiş? Gül Esin. Nerede seçilmiş? Aydın Çin'de değerli arkadaşlar seçilmiştir. Buraya da dikkat edelim. Evet milletvekili şimdi hep ilk ilk işliyoruz ya. Şimdi öğrenci zannediyor ki 1934 yılında kadına milletvekili seçme seçilme hakkı verildi. Tamam buraya kadar doğru ama seçimler 1935'te yapıldı ve aynı anda 17 kadın birden meclise girdi. Dikkat. Sonradan bir ara seçime bir kadın daha geldi. Etti 18. Yani 1935 yılında yapılan seçimler 36 35'e dahil olduğu için ara seçim fark etmiyor. 18 kadın yer aldı. Dikkat. Peki ilk kadın diye bir şey olabilir mi? Hepsi aynı anda seçildi. Hepsi aynı anda seçildiğinden dolayı ne yapamıyoruz? İlk kadın milletvekili şudur diyemiyoruz. O zaman biz neyi bileceğiz? 1934'te kadına milletvekili seçme seçimi hakkını verildi. Söyle bakalım lazım. seçimler 17 >> 1935 seçimlerinde 17 ara seçimlerde >> 1 olmak üzere toplam 18 kadın milletvekilidir. 18 kadın milletvekili yer almıştır değerli arkadaşlarım. Ara ara yükseliyor. Ara ara çok düşüyor onu da söyleyeyim. Ara ara kadınlar 18'den sonra yükseliyor. Ama eee bu arada Cumhuriyet döneminde eee şeye kadar nerede Menderes dönemine kadar kadın milletvekil sayısı 18'den çok çok uçarı çıkmamıştır. Zamanla hatta 5'e kadar düşmüştür mesela iyice. Ama dediğimiz gibi değerli arkadaşlar milletvekili seçme seçilme hakkı önemli bir haktır. Birçok Avrupa ülkesinden daha önce verilmesi sebebiyle de kıymetlidir. Şimdi birçok yasa aldık. Dikkat sadece bunlar kalmadık ki. Birçok yasa aldık. Tam nota geleceğim. Bu yasalarında bazı sınavlarda maalesef maalesef diyor çünkü çok zor sorulduğunu gördük. E hocam ne yapacağız? Evet o en son gelen sınav sorusunu söyleyeceğim nasıl olduğunu. Bunu bilebilmek için değerli arkadaşlar bazılarını da bilmeniz şart. O yüzden burada kodlama yapabilirsiniz. Eğer bir sınavda gelse mesela çok ayırt edici soru. İcra ve iflas kanunu veya borçlar kanunu veya ticaret kanunu veya deniz muhakk alındı derse ben nereden bileyim hocam kimden sen de haklısın ama hepsini dışarıdan aldığımız bir gerçek. Kimini Almanya'dan, kimini İtalya'dan, kimini de geneli gene İsviçre'den almaya devam ettik. İsviçre olacağız dedik ama olamadık değerli arkadaşlar. Evet şu notumuzu da yazalım önce. Nazım baş.
>> Şimdi dikkat. 1935'te ne oluyor değerli arkadaşlar? Uluslararası Kadın Kongresi yapılıyor. Nerede?
>> Mısır'da yapılmıyor. Türkiye'de yapılıyor. Nazım
>> Deli.
>> Evet. Türkiye'de yapılmıştı. Mustafa Kemal'de konuşma yapıyor. Bu kadın kongresinde Mısır delegesi Sidli Şarvi'nin ünlü bir sözü var. Söyle bakalım. Biz size Atatürk değil ne deriz? Ataşark deriz. Niye böyle bir kelime kullandı? Hadi bakalım. Şark ne demek?
>> Doğu. Doğunun atası. Senin diyor yani burada yaptığın inkılaplar doğuyu etkiliyor. Mesela ileride harf inkılabını biz yaptıktan hemen çok kısa bir süre içinde en az beş devletin birden harf inkılabı yaptığını göreceğiz. Sizin de biz bizimkiler kızıyorlar, ediyorlar. Birçok noktadan dolayı haklı oldukları noktalar da olabilir ama bizden sonra örnek alınan birçok ulus olduğunu unutmayım. Hala günümüzde de böyle Türkiye'ye örnek olunabilecek bir ülke seviyesine gelmeli, geliştirilmeli ve bizden geride kalan ülkeler de tekrardan bu seviyeye çıkartılmalı diye düşünüyorum. Şimdi kanunların adlarını bir yazalım. Hadi bakalım. Şimdi 1926 tekrardan başlayağız. Önce şu kanunları yazalım. Medeni kanun 1. Devam.
>> Borçlar kanunu.
>> Borçlar kanunu. Nazım en çok seni ilgilendiriyorlar. Evet. Devam. Ceza Kanunu.
>> Türk Ceza Kanunu yani Ceza Kanunu yani. Evet. Ticaret kanunu.
>> Deniz Ticaret Kanunu. Evet.
>> Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu.
>> Ceza muhakemeleri usulü kanunu. Evet. İdare kanunu.
>> İdare kanunu.
>> İcra ve icra ve iflas kanun. Evet. Başla bakalım. Nazım. Medeni kanun biliyorsunuz biraz önce de söyledik. Hangi devletti? İsviçreydi. Borçları nereden aldık? İsviçre. Sana güvenip yazıyorum lazım. Türk Ceza Kanunu
>> İtalya. Evet. Burası çok kıymetli bu arada. Dikkat. Son zamanlarda bu geliyor arkadaşlar. Devam. Almanya. Evet.
>> Yine Almanya. Evet.
>> İdare kanunu Fransa'dan mı alıyoruz? Hıı.
>> İcra iflası gene kimden alıyoruz? IS Fre. Arkadaşlar son gelen sınavda neyi sormuşlar? Türk Ceza Kanunu hangi devletten aldığımızı? İtalya'dan aldık. Buraya dikkat. Diğerini zaten biliyoruz. Medeni kanun içte boşluk doldurmalı gelebilir. Karşılıklı gelebilir. Mesela üç kanunu verip ülkelerini karşıya verebilir. Doğruluğunu ister. Çok zor. Çok zor. Şimdi Allah var ama şuradan bulabilirim. İcra ve iflas kanunu parayla alakalı olan bir şey ya başkan. Para nerede var? İsviçre'de var. Çünkü bütün dünya bankalarının biliyorsunuz ki şey İsviçre'dedir. Doğru mu? Şimdi medeni kanunu zaten biliyorum. E ceza kanunu öğrendim. Ceza Kanunu kim? İtalya. Ben diğerlerinin sorulacağını düşünmüyorum. Şimdi isim bu tarafı da var. Şu üçlünün sorulacağını düşünmüyorum. Deniz ticaret ceza muhakemeleri idare. O zaman burayı kapattım. Kapatalım hadi şurayı kapatalım. Şöyle kapatıyorum. Bir de çıkıyormuş sınavda. Dünya alıb ben bilemem. O zaman şurayı ben bir kapatıyorum. Lazım doğru mu? Ha o zaman Ramazan hocam bana dedi ki inşallah şunları bir oğlum dedi. Doğru mu? İsviçre zaten >> evet İsviçre bir İtalya. Ben İtalya'de ceza olduğunu bildiğim sürece soruyu yaparım diye düşünüyorum. Burayı bir genel tekrar çakın olduğu yere değil mi? >> Evet. Senin çakının olduğu yer. Tabii canım. Aynen öyle. Gel bakalım buraya. Önce şuraya kadar bir toplumsal ana kadar hemen bir ne gelebilecek? Ne şey yapılacak bakalım. Baktık buraya. 1924 anayasasının özellikle benim maddeleri ilgilendirmelerin değişiklikleri ilgilendiriyor. Dikkat. 1928'de yapılan ilk değişiklik neymiş Nazım? Devletin dini İslam ibaresinin çıkarılması. Efendim burada 1937 yılında da Atatürk ilkelerinin tümünün anayasaya girmesi bizim için en önemli nokta. Bu arada dikkat 1924 anayasası laik midir, bey midir? Zor zor bir soru değil mi? Evet arkadaşlar 1924 anayasası laik bir anayasa. E hocam başladı başlarda sen anayasayı ne olarak düşüneceksin? Genel olarak düşüneceksin. Biz bugün 24 anayasasına layık diyor muyuz? Evet. Neden? Şunların ikisinin özellikle denetin ve vallahi ifadelerinin çıkarılması. O yüzden 1924 anayas evet başlarda laik olmasa da genel kabule bakıldığı zaman nedir? Laik bir anayasadır. Medeni kanun dikkat dört Atatürk ilkesini ilgilendirdiğinden dolayı en çok gelen sınav sorularından biridir. 1. Bu özellikle neyin yerine yapılmıştır? Mecle. Mecelli biliyorsun Ahmet Cevdet Paşa yaptı. Devam ettim. Hangi medeni kanunu aldık İsviçre? bedeni kanunu aldık. Niye? Laik, demokratik, çoğulcu. İşte en modern. Çünkü 1912'de yapılmıştı. O yüzden peki Mustafa Kemal'in lafını gördük. Zamanın şeyleri artık değişmeli. Zaman değişiyor diyor. Medeni kanunun kadına getirdiği haklar var. Dikkat. Ancak bu haklar var mı Nazım? >> Yok. Bunu bilelim. Türk adına verilen ilk siyasi hak neymiş? Belediye seçimlerine katılabilme. Anlaştık mı? Bak bu çok kıymetli söylediğim. Çünkü ilkini soruyorlar. Peki ilk kadın muhtar kim? Gül Esit. İlk kadın milletvekili yok. Niye? Çünkü aynı anda 17 tanesi birden ara seçimde de bir tane geldi. Toplam 18'i de aynı anda seçilcek. İlk kadın milletvekili diye bir şey yoktur. O zaman dikkat. 1934 yılında kadına milletvekili seçme seçilme hakkı verildikten sonra ilk defa hangi yıl kadınlar bu seçimlere katılabilmişler? Bir yıl sonra. 35'te bir sınavda geldi biliyor musun? İlk seçimler hangi yıldış? Kadınların oy kullandığı seçimler 35. Bir yıl bir sınavda geldi. Çok zor tabii ki. Eskiden bir de tarihi soruyorlar. Kabotaj kanunun tarihi. Hadi bakalım buyur. Adam kabotajı bilmiyor ki tarihini bilsin. Bir de olsa sıkıntı. Ne diyor lan bu acaba falan hocam.
>> Evet. Evet. Aynen öyle. Burası tamam mı? Şimdi burada burada dikkat Sti Şaravi'nin sözünün anlamı önemli burada. inkılapların özellikle doğudaki milletleri etkilediğini yani bizim Türk inkılabının evrensel yönünün bulunduğuna işarettir. Bir Mısır delegesi gelip herkes sana Atatürk diyor. Sen Türklerin atası değilsin. Sen doğunun da atasısın diyor. Ne demek bu? Yapılan inkılapların toplumca kabul edip diğer devletlere ve milletlere de örnek teşkil etmesi. Evet. Medeni kanunu iseden aldım. Borçları İstit'den aldım. Ama en son gelen sınavda neyi sordular bana? Bir sınavda İtalya'yı sordular. Evet. Toplumsala gidiyoruz. Geldik toplumsal alanda yapılan inkılaplar ilk akla gelen şapka kanunu. Aslında şapka eee günümüz itibariyle bayağı bir tartışma konusu olan hani zamanda Mahmut fesi getirmişti hatırlayın. O fesi getirdiğinde de bu sefer şeyhül islamlık sen bizi gavur gavurlaştırıyorsun demişti. Kim Mahmut? Şeyhül islam hazret. Yani çağdaşlaşmanın karşısında olduğundan dolayı. Festle ilgili çok şey var. Ağırlık Kuzey Afrika'da eee kullanılan ama Mustafa Kemal Atatürk ve çevresindeki insanların özellikle en son Yunanistan'a bağlı adalardan geldiği için Fes istediği görüş var. Yani Fes evet Müslümanlarla simgeleşmiştir. Doğru. Ama Mustafa Kemal şapkayı getirdiğinde de bunun Yunan icadı olduğunu söyleyerek şapkayı getirmiş. Neye Yunan icat dedi? Fese. Şimdi kini mamus zamanında da fes getirildiğinde aynı tepki var. şapka getiriyor. Aynı tepki var. Şimdi buradaki temel mesele ne? Ben bu meseleye iki yönlü bakıyorum kendi şahsım olarak. Bir insanın giydiği kıyafetler eğer memuriyetle alakalıysa hani fes, ceket, pantolon, setre zorunlu Mahmut getirdi ya baştan aşağı bir yenilik olduğu için başı da kapsıyor. İki kadınlara yönelik zaten bir şey yok. Şapkada da aynı direkt olarak kadınlara yönelik bir şapka takımı diye bir şey yok. Ancak erkeklerden sonra kadınların da eski İstanbul falan filmlerine bakın mesela uzun Panama şapkalarını giydiklerini görürsünüz veya şuradan bir tül şey yaparlar. Arkadaşlar şapka kanununa muhalefet elbet olmuştur. Sonuçta 200 yıldır belki de 200 yıl demeyeyim ama Festakan var onu kanunlaştırmam. 150 yıldır 120 yıldır öyle söyleyeyim. Eee şey var fes var Osmanlı Devleten Mahmut sadece bunu ne yapmıştır? Kanunlaştırdı. Şapka var arkadaşlar. Bu bu zannediliyor ki şöyle bir inkılap. Hani ortada hiçbir şey yok. Mustafa Kemal geldi. Yeni giysimiz, yeni kıyafetimiz. Hayır öyle değil. Şapka zaten var. Dünya kullanıyor. Biz de kullanım açısından geçiyoruz. Ama bu geçiş değerli arkadaşlar Kastamonu'da yapılıyor. Özellikle bilerek Kastamonu seçilmiştir. Onu da başta söyleyeyim. Aslında o güne dair bakıldığı zaman hani şapka kanunu okuyorum. eee direkt cezası idam değildir. Şimdi Twitter'da, Instagram'da o kadar şapka kanla alakalı haber var ki işte Erzurum'da şallı bacı var onu astılar. Efendim öbür tarafta bu vardı bunu astılar. Aslar aslar eskidip de Atıf Hoca falan. Şöyle baktığınız zaman böyle çok böyle şey konulardır. Ha ne derler ona? Anlatması biraz her tarihçinin kaçındığı konulardır. Ben anlatayım size. Şapka kanunu değerli arkadaşlar oturup da bir idam cezası yok ama şapkayı takmamayı bak şapka kanundan yargılananlar çoğu beraat ediyor ama şapka kanunundan değil irticayı ve cumhuriyet ve anayasayı tekrardan düzeni değiştirmek adından yargılanıyor. Bakın burada bir oyun da var. Şimdi adam şapkaya muhalefet olabilir mi? Olabilir. Bak bunları sorunuyor. Bugün de bize bir şey zorunlu getirirsin. Mesela örnek veriyorum. Çoğu zaman görmüşsünüzdür. E ben ilkokuldayken de siyah önlük zorunluydu. Sonra mavi önlük. E sonra ne oldu bugün? Serbest oldu. Doğru mu? Tekrardan bir geri getirme var mı? Var. Şimdi arkadaşlar bunlar devre göre, döneme göre değişiyor. Hatta Mustafa Kemal şapkayı getirirken din alimlerine de sordu. Yani bunu yapmak demek Hristiyanlaşmak mı demek? Bunu yapmak demek, İslam'dan çıkmak mı demek diye müftüler onay verdiler. Dini kıyafetin yani dini bir kıyafet değil ama dinden çıkaracak bir kıyafet deil. Günümüze şapka nerede takılıyor? Yaz aylarında takıyoruz. İşte ne bileyim bazı insanlar kışın kardan korumak için takıyor. Mesela bebeklere şapka takılıyor falan. Şimdi bir şey zorunlu oldu mu bizim millet sevmiyor. Şimdi bütün meseleye bu duygusal açıdan bakmanızı öneririm. Yani şimdi biz size desek ki arkadaşlar KPSS sınavına girmeden önce erkeklerin hepsi spor ayakkabı giymek zorunda desen adam ne yapar veya kösel ayakkabı kızlar kesinlikle klasik etek giymek zorunda desek ne olur insanlar ister istemez tepki verir arkadaşlar bu bunu kadar normal bir şey yok alışılmışın dışında bir şey bak gene kafaya bir şey takıyorsun niteliği değişince hemen bambaşka şeyler oluyor Mustafa Kemal Kastamonu anlattı aslında ama bu tür bir kanunun gerekliliği konusunda tartışma çok fazla birçok Çok olay var bu arada anlatılmıyor ama Rize'de en büyük olaylar Erzurum'da şapka kanunlar muhalefet Giresun'da çok olaylar var ve bu olaylarda idama mahkum edilenler de var. Şimdi gelelim buraya. En kritik nokta bu. Hiç kimse şapkayı giymeyi reddettiği için idam değil. İdama mahkum edilenler dolaylı yönden. Ne demek o? Örnek eee şey ne derler ona kardeşim? Cumhuriyet rejimini değiştirmeye yönelik ve irticaya yani gericiliğe yönelikten idam edin. Çünkü şapka kanunuunun ben maddelerini baştan sona okuyorum. En son ne yazıyor? 3 ayla 6 ay arasında veya değişken bir yıl içinde ceza verilir ve şu kadar da idari para cezası verir. Yani şapka kanunun eee şapkayı takmamanın cezası idam değil. Ama bak burayı ama diye ısrarla nitelendiriyorum. Bunu bu suçtan yargılamıyorlar ki adamı. Adamı cumhuriyet rejimini devirmek, anayasayı ihlal etmek bu suçtan yargılır. Öyle de olunca yani şapkaya özdeşleştiriliyor bu. Bütün meseleyi anladınız mı? Yoksa bir şeyin zorunlu olması günümüzde de tabii ki bir memurun kıyafetini ayırmak, Esen Osmanlı Osmanlı Devletiyle Müslümanlarla gayrimüslimleri ayırmak, onların renkleri bile farklıydı. Mesela Müslümanlar şu rengi giyemezdi. Yahudiler bu rengi giyemezdi. Veya Hristiyanlar Müslüman ve Yahudilerin giydiği renkleri giyemezlerdi. Şimdi zor bir kanun. Şapka kanunu dayatıldığı için ne oldu? Sonra halk benimsemediği her şeyi ne yapar arkadaşlar? Zamana reddeder. Bugün şapka takmak zorunlu olmasa bile şapka takılıyor mu? Takılıyor. Doğru mu kardeşim? E ben yazını takıyorum. Sen takmıyorum. Köyde köyün hepsi şapka takıyor. Kasket dediğimiz şapkaları takıyorlar. Yani bugün köylüler takıyor, biz şehirliler takıyoruz fark etmiyor ki kardeşim. Ama nerede ihtiyaç onunda? Her gün zorunlu olsa insana ne yapar? Bir bıkkınlık getirir. Sen benim şapkayla ders anlatma zorundoy gibi. Doğru. Bizim tahtamız şey ne derler ona? Eee takacağımız şapka öyle bir şey olur yani. Böyle insan arkadaşlar bazı şeyleri zorunlu oldu mu sevmiyor. Evet. Bazı kanunlar halkın direkt yararladığı burada toplumsal değişim hedefleniyor ama bu zor oluyor. İşte öyle kolay bir anda 200 yıldır, 100 yıldır, 150 yıldır aynı şeyleri yapmak kolay olmuyor. Ki sizler de biliyorsunuz mesela Kuvay-i Milliye'nin taktıkları da şapka değil. Ne? Kalpak. Orta Asya'dan gelmiş kalplar var. O yüzden toplumsal anda şapka kanunu isteyen istediği her yerden okuyabilir. Hatta 1922'de İskilip Atıf Hoca'nın yapmış olduğu Frenk muallitliği ve ile ilgili yani muallit ve de taklit eee Fren dediği işte gavur yani kastettiğimiz Avrupa bunun muhaletiği ile ilgili bir kitap yazdı 1922'de şapka kanunu 25'te çıkmasına rağmen dikkat dinleyin bu broşürün ve dağıtılan özellikle bu kitabın çok etkisi olmuştur. O kitap Erzurum'da, Giresun'da işte isyan çıkarılan Rize'de bütün cemaate dağıtılmıştır. O yüzden de İskilipli Atf Hoca 22'de çıkarttığı bir olay yüzünden 25'te idama mahkum edilmiştir. 25'te idama mahkum edilmiştir. Mesela bu yine Türkiye'de çok tartışılan bir meseledir geriye ama oradaki kitabın etkisi de insanlar okuyup broşürlerle dağıtılınca onun için hatta şeyi biliyorsunuzdur. eee son bazı iddialara göre mahkemeye de savunma yapacağı sırada bir rüya gördüğü söylenir İskit ve Atıf Hoca'ın. İşte sen bunlarla mı uğraşıyorsun? Gel yanımıza der gibi peygamber efendimizin rüyasına girdiği söylenir. Hani o anlatım o şekilde. O yüzden de o savunma yapmayı reddetmiştir mesela gibi birçok hadise var. Yani Türkiye'de bazı sorunları aşamıyoruz arkadaşlar. Yani herkes farklı pencereden bakıyor ama benim görüşümü soruyorsanız bir tarihçi olarak zorunlu olan şeyler halkın yararına gerçekten zorunlu olsun. Halkın yararına olmayan şeyler zorunlu olmasın. Bu halkın yararına bir şey değil. Bir bütünlük sağlayım. Ha bu arada aslında devlet memurlarına zorundur. Halk daha sonra benimsemiştir o ayrı konu. Mesela Mustafa Kemal daha gitmeden Kastamonu halkı mesela mesela çok benimseyenler de olmuştur. Fesi kaldırıp bir taraftan fesi atıp hemen şapkayı giyenler de olmuştur. Ama bu işlerden kim nemalanmıştır? Şapkayı kim getirmiştir Türkiye'ye? Bu işten kim nemalanıyor? Bir de bu işin bu tarafına bakmak lazım. Ben o yüzden yasanın bağlayıcılığı halkın yararına kabulüm ama değilse olmaz. Sigarayı bırak mesela. Sigara doğru mu kardeşim? Sizce bu yasak iyi mi değil mi? >> Toplumun yarısında sigara içiyor ama şimdi baktığın zaman doğru mu? Hani yarı yarıya olan bir şeyden ama ona rağmen bugün sigara içenler bile bu yasayı destekliyor. Doğru diyor. Biz sonuçta içtiğimiz şey zararlı. Kokusu insanların üzerine siniyor. Bir biz o insanları niye e gidiyorsun kardeşim havalimanlarına a görüyorsun tellerin içinde böyle sanki vallahi oraya girdimi kendimi böyle maymun gibi hissediyorum ya. Evet. Evet. İkinci sınıf insan muamelesi gibi. Evet. Her yerde içiliyor mu? Yok. Ama içen bile destekliyor mu? Bak buraya dikkat. Evet. Destekli. O zaman kanun bence o zaman doğru bir kanun. Listen trende sigara açılıyordu uçakta. Uçakta sigara içildi mi? >> He trende. Bak trende. Otobüste ne kavgalar ben hatırlıyorum. Ankara'dan silikle o zamanlar 10 saat la 10 saat adam sigara çermiyor. Arabaların koltuklarının arkalarında küllük vardı arkadaşlar. Hak mı? Çoluk var orada. Çocuk var. eee hamile kadınlar, yaşlı insanlar, solunum yetmezliği çekenler, ko hastaları, astım hastaları. Bak ben de içen birisi olarak söylüyorum. Bu doğru bir yasa. Şimdi yasanın mantığını anladınız mı? Yasa kabul edildiğinde o yasaya karşı çıkabilecekler bile yasa doğru diyorsa yasa doğrudur. Helal olsun. Milletin yararını de. O yüzden şapka kanuna çok fazla kişi girmek istemiyor. Bizim gibi tarih anlatan veya sadece üzerine KPSS AGS yazınca hocam vergeç ama vergeç ama birçok olay var. Sizlerin de bunları araştırıp okuması ve doğru kaynaklardan doğru şekilde her iki taraftan okuyun bakın ne diyor hocam. Yoksa internette bazı şeyler yalan arkadaşlar. Mesela şallı bacı olayı yalan. Bak ben size söyleyeyim. Yalan olanları söylüyorum. Evet. Erzurum'da bir o Erzurum'da gösterilen fotoğraf oraya değil Isparta'da kocasını öldüren bir kadına ait. Mesela birçok teyitsiz bilgi var. E adam fotoğraf yayınlıyor. Bunlar diyor şapkadan idam ediliyor. Evet. Bir kere daha söylüyorum. Mesele şapkadan idam edilmiyor. Çünkü şapka kanunu asla ve asla bir idamı yok. Bir daha söylüyorum. İsteyen araştırıp baksın. Şapka kanunuunun mahkeme kayıtlarına bakabilir. İdam yok ki. Şapka takmadı diye adam idam edir. Mantıken de zaten mantıksız. Ama oradan yargılanmıyor. Nereden yargılanıyor? Sen devrim kanunlarına muhalefet ediyorsun. Sen anayasayı muhalefet ediyorsun. Cumhuriyete karşı geliyorsun diyerek idam ediyor. İşte şapka kanundan sonra ist mahkemeleri var. E öyle olur mu? İşte insanların zorunlu olan kısımları bu. Keşke bu yasayı serbest bıraksalardı. Sadece belirli kişilere tutsalardı. Doğru değil mi? Aslında öyle başladı olay. Mesela kadının teki sordu. Bize de takacak mıyız paşam? dedi. Paşam siz de takın dedi. Mesela toplumun temel genel görünümü değiştirmek amacı. Ama mesela bir tane yere gitti adamda şey var sarık. Sarığın üzerinde şey şapka var mesela. Fes var. Hayır fes. Fesimi çıkarttı. Sarık çıktı mesela. Yani halbuki Mustafa Kemal Picardi manevralarını hatırlayın. Bir atış yaparken askerin fesinin sürekli düşmesi. Bir de yanlarına Binbaşı Selahattin vardı. Tren garında onunla dalga geçtiler. Bir tanesi kafasına vurdu. fesi düşürdü, millet dalga geçti falan. O yüzden Mustafa Kemal aslında 1910'lu yıllarda karar verdiği bir gelişmedir. Bunu böyle bilin. Yani bir anda bazı şeyler olmuyor. Bugün mesela Şapka Müzesi diye bir müze var. Sadece tek nerede var? Kastamonu'da var mesela. Kastamonu'da ilan edildiğini bilelim. Hadi başlayalım. Toplumsalında yapılan inkılaplar çağdaş ve laik >> çağdaş ve laik bir toplum düzeni >> değişim >> ve değişimlerin Evet. >> halkın yaşamının yaşamının bir parçası >> halkın yaşamının bir parçası gerektiğinden >> evet yapılmıştır. Amaç ney? Çağdaş ve layık bir görünüm. Başla bakalım. Şapka kal. Sosyal yaşamda topluma modern bir görünüm kazandır. >> Modern bir görünüm kazandırmak. Görünüm kazan. Evet. Devam. >> Evet. >> Muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak ve neymiş? >> Ve batı ile bütünleşmek. Batı ile bütünleşmek. Evet. >> Toplumsal birlikteliği sağlamak. Amaçlardan bir tanesi de bu toplumsal birlikteliği sağlamak. Evet. >> Ayrıma yol açak >> bir daha söyle. >> Ayrıma yol açı olarak >> ayrıma yol açacak unsurları ortadan kaldırmak. Evet. Gelişmelerini söyle bakalım. >> Evet. Kastamonu İnebolu >> ha Kastamonu İnebolu'da Kastamonu da daha doğrusu şapka tanıtılmıştır. Sak eline alıyor biliyorsunuz. Buna şapka derler diyerek başlıyor. Evet. Başka >> 25 >> söyle. >> 25 Kasım >> 25 Kasım 1925'te kanlarlaştı. Doğru mu? Evet. Nerede olduğu önemli bizim için? Kastamonu bunu da söyleyelim. Tek şapka müzesi de nerede? Kastamonu'da. Gelelim tek cezaevi. En kritiklerden bir tanesi de budur. Farikat merkezlerine tek arkadaşlar. Bunun küçüğüne hücre veya anlamında hücre oda anlamında küçük anlamında zaviye denir. Zavellikle köylerde tekkeler genellikle şehir merkezlerinde ve il merkezlerinde olur. Yıllarca tarikatlar gelen geçen insanlara özellikle yan köy Rum köyü olabilir, yan köy Hristiyan köyü olabilir. İslam'ı doğru öğretebilmek için mücadele vermişler. Burada zaten herhangi bir sıkıntı yok. Ama zamanla eee şeyha şeyhe bağlılık dediğim lütfen dikkat edin. Allah'a bağlılıktan eee daha insanların gözüne boş vermiştir. Yani şeyh diyor o yapıyor. Şeyh diyor o yapıyor. Şeyh diyor o yapıyor da tamam şeyh bir gün iyi bir şey de demeyebilir ya. Doğru mu kardeşim? Bugün bak işte Yalova'da üç askerimiz, üç polisimiz şehit oluyor. Adam kurşun sıkarken Allahu ekber diye sıkıyor. Karşıdaki ona göre kafir. Bizim polisimiz kafir. Asker kafir. Devlet malı ganimet. Devlet malı ganimet. Oygulanma kafirlik. Partilicilik kafirlik. Öbür türlü bakıyorsun şey ne derler ona? Kadınlar bunlara göre helal. Eee bunlara inanan yok mu zannediyorsunuz bu ülkede? He kaç tane kişi var? Allah korusun. Ha şurada bir yılbaşı var. Her senede bu sıkıntı var. Yani bu yılbaşında bir eylem Allah korusun, Allah muhafaza buyursun ama oluyor arkadaşlar. Olmuyor. Bir o olmasa bile yılbaşına kavgalar oluyor. Dışarıda geçiren arkadaşlar için dikkatli olun. Tek diyeceğimiz bu. Ama şu var burada ileriki zamanlarda tekke zaviler özelliklerini yitiriyor. Hele türbeler. Bak türbe konusunda kesinlikle katıyorum ama her türbenin kapatılmasına gene her zamanki gibi karşım. Osmanlı büyükleri var. Önemli kişiler var. İslam'a hizmet etmiş önemli şahsiyetler var. Efendim Türk dili için mücadele etmişler var. Yunus Emreler var. Birçok şeyler var. Şimdi bu türbelerle alakalı durumda bu tekeza türbeler var ya en büyük sıkıntısı Şehzad isyanla alakalı. bu isyan sırasında kapatılmasına karar ver. Anlaşıldı mı arkadaşlar? O yüzden tekke zaviye türbelerin özellikle tekke ve zaviyedekileri şeyh Said isyanına destek verdiği için türbelerinde hurafeciliğin merkezi haline geldiği için evet görüyorum eskiden daha fazla ama insanlar bilişlerine bilişlerine en sona biraz daha türbe noktasına önemli yerlere parmak bastıldı. Ne gibi mesela? Şimdi benim köyüm Şıhlar Köyü. Silifke. Tamam. Ama bizim aşağıda Şıh'ın bir mezarı var. Şı mezarına hep beraber gidelim. Her taraf ağaçlarda ne var kardeşim? Çapıt bez var. Bez bağlama Orta Asya'dan gelme inanışı devam ettiriyor. İslam'la herhangi bir alakası yok. Ölüden medetma. Ölüden medetma. Mesela bu Mustafa Kemal'in tek keza zaviy kapatırken en çok söylediği biridir. Mesela bunu hurafelik olarak nitelendiriyor. Artı işte bu ülke şeyler Mülitler Dervişler memleketi olamaz sözü de var mesela. Hep bunlar Tekkeviye'deki söylenen sözler. Türbelerden özellikle Türk büyüklerinin, İslam büyüklerinin türbelerinin kapatıldığını da görüyoruz. Daha sonra Menderes döneminde tekrardan tekrardan açılmıştır değerli arkadaşlar. Yoksa şunu da söyleyeyim. Eskiden türbelerde bir de böyle demir şeyler de yoktu. Türbeler çok açıktı. Mesela insanlar yanlarında yatıyordu, uyuyordu. Birçok türbe var memleketimizde. Bazı insanlar diyor ki mesela, "Hocam ben o türbeye gittim atıyorum hamile kalamıyordum. Gebek kaldım. Gebek kalınca da mesela o türbedeki yatan şahsın adını söyledim. Mesela benim babamın adı Zeynel'dir. Benim babamın isminin verilmesi Gülnar'daki Sütüce'deki şeydir. Zenabid'in türbesidir. Anlatabildim mi? Olmuyor, olmuyor, olmuyor veya çok düşük oluyor. Sonra türbeye gidiyor babaannem. Dua ediyor. Duadan sonra babam doğuyor. Babamın ismini Zeynel veriyorlar. Bak Zeynel ismi oradan geliyor. Benim babamın bak bir türbenin insan hayattaki etkisinden bahsediyorum sana. Anlaşıldı mı? Demek ki oradaki inanış bir kere de benim babaanneme zuhur etti ya. Sonra bu ne oluyor? Kulaktan kulağa yayılıyor. O zaman ne oluyor? Gebek kalmak isteyen bütün kadınlar o türbe. Zaten türbeler ayrılmış. Ankara'da da ayrı. Psikiyatrik sıkıntısı olanlar bu türbe. Efendim zengin olmak isteyenler bu türbiye. Efendim işte kısmet açısından denenler bu türbe. La böyle bir şey olur. Ben türbedeki yaptığım davranış şudur. Sen İslam yönünde veya memleket yönünde veya vatan yönünde büyük fedakarlıklar yapmışsın. Bu memlekete doğruyu anlatmışsın. Elimi açıp ben adama dua ediyorum. Millet onun aracılığıyla bu tarafa istiyor. Yani Allah'a ben onu istemiyorum. Ben açarım Allah. Ben her yerde dua edim. İslam'ın en güzel tanı. Her yerde elini aç, duanı yap. Doğru mu arkadaşlar? Çoğu zaman hatta ömrünüzün çoğu zamanında herkes bunu kendi yapıyor zaten. Siz ne zaman türbeye gittiğiniz zaman işin rengini değiştirmeyin. Gene o kişiye dua edin. Bak o kişiye devam. Bak ben şuna da karşıım. Cennet mekanı Abdülhamid. Ben Abdülhamid'i çok severim ama kimin cennete gidip gitmeyeceğini Allah bilir. O yüzden önüne cennet mekan kesin cennete gidecek. Belki o anlamda kullanmıyorlar ama >> mekanı cennet olsun anlamında kullanıyorlar. Ama bunu gene de gene de değerli arkadaşlar ön tarafa çünkü millet artık yanlış anlamaya başladı bu lafı. Cennet mekanı lafını yanlış anlıyor. Lazım doğrularını söylemek lazım. O zaman ne olur biliyor musun? Sen sanki adam cennete gitti de doğru mu? Yani ondan eminsin gibi. Bunun kararını biz veremeyiz. Bize Allah verir. Kimin cennete gidip gidemeyeceğini, kimin hayatı ileride değişip değişmeyeceğini Allah bilir. O yüzden arkadaşlar bugün gördüğünüz çok e farklı bir insanı ileriki zamanda çok farklı bir şekilde görebilirsiniz. Kimin garantisi var ya? O yüzden tekke, zaviye ve türbeler konusu anlatılması gene zor konulardır. Tekke zaviyeler kapatılmıştır. Şeyhlik, babalık, çelebilik, müritlik bu tür kavramların hepsi de yasaklanmıştır. Bak onun yanında falcılık, muskacılık hepsi yasaklanmıyor mu kardeşim? Yasaklanıyor. Bakın Türkiye'de dinin içine hurafe var mı? Sokulmak istiyorsa var. Kardeşim bunu ben kendi köyümden başlarım. Çapıt bağlama ne ya? Bir kere onu bağlayınca ne oluyor? Bak onu da bilmiyor. Şekil kalmış. Mesela o çapıt bağlandı. O dal kırılması lazım. O dalın işte atı bunların hani olduğum dileğin olduğunu işte paşa kılıcı ya da kılıçine şey yaparlar. Ne derler ona? Odalara konular şans getirir diye. İşte o 2 metreyi bulunca mesela ev sahibi olursun meselesi. Bazı totemlerimiz hurafelerimiz oluşmuş. Bu hurafelerde dinin sanki bir gereği gibi oluşmuş. Biz en çok bunu nerede görüyoruz? Türbelerde. Ama türbeler ne yapıldı şimdi? Hepsi demir kafesleri alındı. Bir koruma altında. İki, insanların yatacak yer bırakılmadı. E sen çoğu türben yanında su kuyuları, su bilmem neleri vardı. Hepsini kapattı ki bana göre doğrusunu yaptı kardeşim. Yoksa bizim millet, millet hiç çabalamayıp bak hiç çaba yok oradan medet. Allah verirse gelen ver. Hiç çabalamana da gerek yok. Ama kardeşim bunu çabalamadan, emek olmadan, alın teri olmadan e KPS'ye çalışıyorsun. Hadi gidelim. Her gün Türkiye'ye giderim. Hadi KP tarih çalışma bakayım. Ne yapacak ya? Sınavdaki uzat gelip sana soruların cevaplarını mı söyleyecek? Bir şeyi önce tevekkül etmek için önce KPSS çalışalım. Doğru mu kardeşim? Çalışalım. Son günlerde millet zaten neydi? Biz de gittik zaman türbelere gidilir. Dua edilir, bilmem ne yapılır. Kendi maneviyatınla. Hacı Bayram var Ankara'da, Abdülhakim Arvası var. Bu tarafa gidiyorsun, Hayretti Tokadi var. Şuraya gidiyorsun, Şeyh Semer Gandi Ali var. Var var. ve gidiliyor. Mesela bizim mahalle komple her hafta bir türbeye gidiyor. Bunda da sorun yok. Ama burada şuna dikkat etmek, bunu bir ziyaret gibi düşünmek lazım. Anlatabildim mi? Evet. Bütün mesele budur. Var mı sıkıntısı olan? Yoksa Ankara'da da çok tür var. İnsanlar bilmiyor Ankara'daki türbeleri. Çok az bilmiyor biliyor musun? Böyle hep doğuda falan zannediyoruz. Güneydoğuda falan veya İstanbul'da zannediyoruz abi biliyor musun? Çok yanlış. Ankara'da çok türbe var. Ben sana 40 tane türbe sayarım. Mesela usta var hastanesinde bir türbe var. Tamam. Kepçe kırılıyor. >> Hep aynı muhabbet zaten. Kesin kepçe kırılır. Kesin kepçe kırılınca kepçeci bir bakar. Burada bir kesin mezar var der. Evet. Çünkü çıkabilir ki. Çünkü senin yol güzergahların değişmiş memlekete. Tarsus'ta da öyle. Dalyan Peygamber'in mezarı bulunurken de gene Tarsus Belediyesi'in yaptığı bir çalışmalar sonucunda bulunuyor. Hep hikaye aynı bir yerde alınmış. Kepçeci vurmuş şeyi kırmış. >> Kepçeyi kırmış mesela. Ondan sonra yolun ortasında kalan çoğ Kütada de öyle.
Adam Menderes Caddesi'in üzerine gene bir türbe var. Var, var. Gülbaba türbesi var. Şeye doğru çıkarken Hacı Bayram'a. O da yolunun ortasında. Gülbaba değil. Senin dediğin Altın Belediyesine doğru çıkarken o Selçuklu'da bir kadının türbesi o. Ne oldu? Bir kaldın.
>> İddialaşmıyor.
>> İddialaşmıyor, değil mi? Türbe konusunda iddialaşmıyor. Türkiye'deki tüm türbeleri biliyor. Evet. Tek keza türbenin olayı budur.
Eee, dediğim gibi değerli arkadaşlarım, bu türbeler kapatıldı ama bazılarının büyükleri açık kaldı. Mesela Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Türbeleri, Mevlana türbeleri gibi türbeler açık kalmış. Bugün türbeler açık mı? Açık. Ziyaret var mı? Var.
Mesela ben Malatya'ya giderken, mesela kesinlikle Darende'den geçerken Somuncu Baba'ya uğrarım. Çünkü orada bir maneviyat var. Ben onu hissedebiliyorum. Bu hissetmek de, bak şimdi turistik gezi gibi gidenler var. Elini cebine koy ya. Bak bak bak, böyle de gezilirse de bir şey anlaşılmıyor ki be kardeşim. Biraz burada da maneviyat da olması lazım. Yani orada bir, belki de oraya sen boş yere gelmiyorsun.
Bakın kardeşim, hiçbir yere boş yere gitmiyorsunuz. Hiçbir insanla da boş yere tanışmıyorsunuz. Her şey bir nedendir. Tamam. Nedenlere sarılın. Bendense tavsiye: Hiç kimse burada, bu hayatta hiç kimse birbirleriyle rastgele tanışmıyor. Senin benimle şu an derslemen bile rastgele değil. Bunu bil, anlaştık?
Evet. Burası tamam mı kardeşim? Söyle bakalım. Tek keza türbe. Niye kapatıyoruz? Toplumun laik ve toplumun laikleşmesini sağlamak. Doğru mu? Evet. Devam.
>> Halk arasında eşitliği sağlamak.
>> Halk arasında eşitliği sağlamak. Evet. Bu mekanları rejim karşıtı odaş...
>> Bu mekanları rejim karşıtı ne olmaktır?
>> Eylemlerin odağı olmaktan çıkarmak. Evet. O bütün mesele bu. Devam edelim. 30 Kasım'daki çıkarılan kanun.
>> Bütün tekkeler...
Hı hı. Zaviyeler...
>> Bütün tekkeler...
>> Zaviyeler...
>> Zaviyeler. Evet.
>> Şeyhlikler...
>> Şeyhlikler...
>> Türbeler ve türbedarlıklar kaldırılmıştır.
>> Türbeler...
>> Ve türbedarlıklar kaldırılmıştır. Bu sefer bunun bakımı var ama, doğru mu? İşte asıl bütün sıkıntı orada kardeşim. Devam.
>> Tekke ve zaviyeye ait. Tekke ve zaviyeye ait tüm malları el konulmuş.
>> Ne olmuştur?
>> Toplantı ve törenler yasaklanmıştır.
>> Toplantı ve törenler yasaklanmıştır. Toplantı ve törenler yasaklanmıştır. Evet.
>> Evet. Bu önemli. Tamam. Bunu soyadı kanunuyla falan alakalı söyle. Bu tekke ve zaviyelerle alakalı. Söyle bakalım.
>> Dedelik.
>> Dedelik.
>> Dedelik biliyorsunuz Alevi. Evet. Devam edelim. Şeyhlik.
>> Seyitlik. Peygamber soyundan gelme durumu. Evet.
>> Dervişlik.
>> Dervişlik.
>> Türbedarlık.
>> Türbedarlık.
>> Çelebilik. Bir saniye. Evet.
>> Babalık.
>> Babalık.
>> Emirlik.
>> Naiplik. Halifelik, büyücülük. Dur bir saniye. Falcılık...
>> Muskacılık...
San, sıfat ve işler ne olmuştur? Yasaklanmıştır.
Geçen de söyledim. Ülkemizde fal yasak olduğu zaman ne oluyor peki? Kahve içene fal bedava deniliyor. Doğru mu kardeşim? Yasayı hemen döndürdük mü biz de kendimize? Döndürdük. Evet. Söyle kardeşim.
>> Tekke zaviyeler dışına. Nazım biraz sesli.
>> Din...
Nazım biraz sesli.
>> Önderlerin mezarları.
>> Önderlerin mezarları. Evet.
>> Türbelere dokunmamıştır.
>> Ve türbelerin, türbelere ne olmamıştır?
>> Dokunulmamıştır. Evet. Osman Gazi...
>> Osman Gazi...
>> Fatih Sultan Mehmet...
>> Mevlana...
>> Mevlana...
>> Hacı Bektaşi Veli gibi...
Gibi din ve devlet büyüklerinin türbeleri kalmıştır. Türbeleri açık kalmıştır.
Evet. Tekke, zaviye, türbe dediğimiz olay budur değerli arkadaşlar. Bunun Şeyh Sait isyanıyla alakadar olduğunu, Mustafa Kemal'in "Şeyhler de işler, müritler memleket olamaz. En hakiki tarikat medeniyet tarikatıdır." Hakikat onun sözü, doğru mu? Artı, eee, ölü bir insandan medet ummanın havrâ felikle alakalı sözünü de söyleyelim ve gelelim ölçü tartıya. Söyle.
>> Ha bir şey dedim de el parmak kaldırdın ya çocukları. Ölçü, tartı, rakam ve takvim. Şimdi arkadaşlar, burada bütün mesele bir: Batıyla ticari ilişkileri kolaylaştırmak. İki: Ortadaki ülke içindeki ikilikleri ortadan kaldırmak. Çünkü her yerin ölçüsü bir değil. Her yerin tartısı bir değil. Her kullanılan takvim bir değil. Ülkede üç tane takvim var lan! Hicri takvim, Rumi takvim, Miladi takvim. Üçü de kullanılıyor. Böyle bir şey olabilir mi?
O yüzden mesela hala günümüzde bazı kelimeler ta o zamanda kullanılan mantığa, mesela akşam 22'de buluşalım demez kimse. Akşam demesine gerek var mı? 22'de buluşalım hemen. Teh, akşam mı? Doğru mu la? Oğlum, 22 ne olabilir? Hadi böylece bir konuşalım bakalım. Kimse kimseyle buluşamaz lan memlekette. Çünkü onun sabah ve akşam olduğunu belirteceğim. Çünkü 22 demez kimse. Saat hali akşam 10 der. Sabah 10 der. Biz hala akşam ve sabah ifadesini normalde kullanmamıza gerek var mı? Yok. Nazım, seninle 21.30'da şurada buluşalım demem aslında yeterli. Nazım kesin bana söyle: "Abi, akşam mı?" Çünkü onu ben biliyorum. 21.30 ne olabilir Nazım?
>> Evet, 9.30. Ama 21 dediğime göre, yıl gün 24 olduğuna göre mantıken akşam. Ama insanımızda hala bu teyit söz konusu, hala devam eder. Hadi şunlara bakalım. 25'te ne olmuş? Söyle bakalım. Hangi takvim geliyor?
>> Miladi takvim gelmiş.
Tabii, Miladi takvim biliyorsunuz ki ne olmuştur? 1 Ocak 1926'dan, yasa 25'te kabul ediliyor, 1 Ocak 1926'dan itibaren de Türkiye Miladi takvime geçti. Dikkat! Hala Hicri takvimi kullanıyoruz. Nerede? Özel günlerde, dini özel günlerde. Her ay Ramazan 11 gün, 11 gün geri atılıyor. Çünkü biz Miladi'ye göre uymuyoruz, Hicri'ye göre uyuyoruz. E, Hicri'ye göre uyunca da 11 gün kısa Miladi'ye göre, 354 gün ayın dönme süresi. E, bu da 365 gün. E, o zaman ne oluyor? Aradaki 11 günlük fark her sene Ramazan'ı geriye getiriyor. O yüzden Ramazan her sene 11 gün geriye geriye gelir. Ömrümdeki ikinci kışımı şeyde yaşadım, üniversitede yaşadım. Saat 4.30'taydı iftar ya. Saat alınıyordu.
>> He.
>> Saat alınıyor.
>> Saat alınma f. Evet. Şimdi saat de alınıyor ama 4.30'da ben iftarı kaçırdım. Ben anlattım. İftar, sahur, sonra iftar yaptım. Artık geberiyordum. Allah'ım, o niyetle belki beni cennetine koyar yani.
>> Biliyorsunuz değil mi arkadaşlar? Anlatmıştım. İftar, iftara geldim eve. Saat 4.30'da açılıyor. Kütahya'da öğrenciyim. Evde de kimse yok. Bizim arkadaşlar dedi ki: "Biz bir yere gidelim." Lan, şöyle bir yatayım. İftarda 2 saat mi ne bir uyandım. Saat kaç? Ertesi sabah 7. İftar gitmiş, sahur gitmiş. Şimdi öbür güne dönmüş. Ulan, dedim ki: "Tutayım mı, tutmayayım mı?" Dur, o şeytanla bizim bir baş başa kalma meselemiz var. Ondan sonra kovdum şeytanı. Tabii. Ondan sonra tuttum. Tuttum da sen bana sor yani onu nasıl tuttum. Akşam o 4.30 olmadı. Bir de uyuyamıyor musun açlıktan? Açlıktan uyuyamıyorsun da. Vallahi o 4.30'taki iftarda beni görseydiniz var ya, "Bu adamı kaç günden beri oruç tutuyor?" derdiniz. Yani arkadaşlar götürdü beni iftara. Baktılar ki halim çok kötü. Artık iki kişi kolumdan girmişlerdi. İftar çadırına gittik beraber. İftar çadırında görevliye dedi ki: "Ya dedi, bizim arkadaş dedi böyle böyle bir durum yaşadı." Adamlar çadırda en öne beni aldılar ya, "Bu arkadaşlar ölmek üzere." diye.
Evet. Hicri'yi kullanıyor muyuz kardeşim? Hala kullanıyoruz. Ama nerede kullanıyoruz? İşte Regaip geceleri, takvimler, işte hepimizin bildiği gibi dini bayramlar, Ramazan ayları özellikle bizler için şey. Ş çünkü ayların içindeyiz. Doğru mu? Recep ayı içindeyiz. Recep, Şaban, Ramazan böyle gidecek. 25'te diğer bir şey var. Saat sistem...
>> Saat sistemi değişikliği. Şimdi ben onu da anlatayım arkadaşlar. Eskiden kullandığımız saatin adı ezani saattir. Bunu Türkler çok kullandığı için bunun adı Alaturka saattir. Şimdiki kullandığımız saatin adı ne? Uluslararası saattir. Doğru mu? Bunun ismi de Alafranga saattir. Eskiden ezani saat 12'li sistemdir. Yani akşam ezanı okunduğunda gün bitmiş sayılır. Bir daha söyleyeyim: Akşam ezanı okunduğunda gün bitmiş sayılır. O yüzden bizdeki gibi gece 12 değil. Akşam ezanı ne zaman okunuyor? Bugün 6.30'da. Dişta gün biter. Öbür güne dön. Buradaki durum ne? 24. Peki bu neyi etkiliyor? Çünkü bir saatte farklılığı etkiliyor. Yapılan ticarette de saat farkını etkiliyor.
Mesela bir farkla Miladi takvim. Adam İngiliz'i kullanıyor. Hafta tatili cuma. E, cuma oluyor. Adamın cumartesi, öbürüsü de pazar. Ticarette kaç gün kayıp? 3 gün kayıba ulaşıyor. Evet. Bazı şeyler hemen dinle alakalı düşünülse de değerli arkadaşlar, sistem ona göre ayarlanmamış. Avrupa daha da gavurlaşmış. Yani öyle anlatayım size. Her şekilde senin sistemini uyduruyor. Çünkü sen ticaret yapmaya mahkumsun onlarla. O yüzden mesela hafta sonu tatil mesela 1924'te cuma belirlendi. Sonra 35'te değişti. Yani Atatürk'ün vefatına 3 sene kala değiştirilmiştir. Yoksa 24'ten 35'e kadar hala hafta sonu tatil neydi? E, cuma. Hristiyanlar cumartesi, diğeri pazar derken hepsi birbirine uyamıyor. Kimi oradan mal alacak, alamıyor. Ora tatil. Birçok sıkıntı oldu. Devam et bakalım. Uluslararası rakamlar geç.
>> Uluslararası rakamlara geçilmesi. Değerli arkadaşlar, burası da önemli. Şöyle bir rakamlar vardı. Doğru mu kardeşim? 1 mesela. Doğru mu? İşte 2 mesela. Atıyorum 3 mesela. Belki de 4'tür bu. Ha, 4 ha 3 var. O da şey, iki tane. Aynen öyle. 4 var. 5 var. Doğru mu kardeşim? 6 nasıldı Nazım?
>> V.
>> V'ydi değil mi? 7 böyleydi herhalde. 8 böyleydi. 9...
>> 6.
>> 10 öyle benzer bir şeydi. Doğru. Elimizde 8 işte bu.
>> Tamam. 8.
>> 8 1. Evet.
>> 6 ile 7'nin yeri dedik.
>> Ha, 6 ile 7'nin yeri dedik. Doğru söylüyorsun. Doğru söylüyor. Bu rakamlar yerine klasik kullandığımız 1 2 3 4 5 6 7 8 9 çıkıyor. Zaten 10 rakam olmaz. Şunu silelim. 9. Var mı sıkıntı? Yani bir tanesi elimizde yazıyor. Söylemiştim size. 8 1 81 8 18 tuttum 99. He, çıkart.
>> 63. Peygamber Efendimizin vefatı. Ya, aydınlandın değil mi?
>> Çok cahilsin. Keşke sen... Evet. 31. Devam edelim. Allah dua kabulidir oğlum. Allah korusun. Söyle. Ölçü ve tartı.
>> Uzunluk ölçü ve tartı. Şimdi bu da değerli arkadaşlar, çok önemli. Her yerde uzunluk aynı değil. Her yerde tartı aynı değil. Her yerde adam burada metre hesaplıyor. Oraya gidiyorsun. Dirhem var, şey var, kulaç var. Ne bileyim, 50 tane değerli arkadaşlar, ölçü birimi var. Bir de Bursa'da mesela kendi köylerinde bile değişiyor. O yüzden ticarette büyük zararlar var. O yüzden devlet de buna el atıyor. Bu sistemin adı metrik sistemdir. Bak bir daha söylüyorum: Bu sistemin adı neymiş kardeşim? Metrik sistem. Buna dikkat. 35'te lazım. Milli bayramlar ve genel tatiller.
>> Milli bayramlar ve genel tatiller. He. Eskiden okullar kaç günmüş Nazım biliyor musun? Cumartesi de vardı.
Tabii. 6 gündür. Bir gün tatildi. Sonra cumartesi pazar oldu. Evet. Mesela bizim annemlerin zamanında okullar 6 gün. 5 gün değildi arkadaşlar, 6 gündü. Sonra cumartesi pazarı tekrar oldu. Burada da birçok bayram var. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, işte 23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı, efendim başka bayramlar da var. Hadi bakalım size bir soru: 35'teki kanunla hangi bayramları biz bayram olarak kabul ettik? Ramazan, Kurban zaten var, o dini bayramlar için. Ama bazı özel bayramlar var. Belki hiçbir, mesela Kabotaj Bayramı bu bayramın içinde midir mesela? Şunlara bir bakın bakayım. Milli bayramlarımız 35'te neymiş? Evet. Söyle bakalım. Düzenlendi.
>> Resmi bayram ve tatiller düzenlendi. Mesela 1 Ocak'ın, mesela 1 Ocak yılbaşı. Yılbaşı günü ne zamandan beri tatil? Hiç kimse bunları sorgulamıyor. Ne zamandan itibaren 1 Ocak yılbaşı tatil var mesela? Bilen var mı? Ara mesela yıllardır kutluyoruz değil mi? Kutluyoruz derken, şimdi bizim arkadaşlar: "Vay hocam, sen de mi kutluyor?" Yıllardır denk geliyoruz diyelim. [kahkaha]
>> Bir de bu çıktı ya. Lan, toplum ne kadar l... Kim kutlarsa kutlarsın, kim kutlamazsa ne yapacaksın ya? İmanın şeyini kendince imanı sen mi ona vereceksin veya o mu sana zorla kutlattıracak ya? Bırakın şu işleri ya. Vallahi bırakın, vallahi. Şu memleket, şu top... Bir şey söyleyeceğim: Osmanlı'da yılbaşı var mıydı? Yok.
>> He, yoktu tabii. Nasıl olacaklar? Gayrimüslim...
>> Gayrimüslimlerin kutladıkları vardı işte. Müslüman olarak var mıydı?
>> Bilen var mı? Müslüman bir ailenin evinde kutlanıp kutlanmadığını bilen var mı? Ne ola acaba biz yılbaşını karıştırıyor muyuz? Vallahi ben yılbaşını kutlamıyorum arkadaşlar. Ömrümden bir yıl daha gitti. Neyini kutlayayım ya? Ben hala bu kanıdayım ya. He...
>> Üzücü. [kahkaha] Üzücü. Ben bana kalırsa, benim mantığıma göre yani yeni bir yıla girmek güzel. Belki o gün insanoğlu oturuyor, "Lan, bir yıl ne yaptık?" diyor. Düşünüyor. Güzel, güzel taraflar var. Ama ertesi gün uyan diyor ya, yenilik hiçbir şey yok hayatımızda. Ya o değil ya. Bir millet çok karıştırmaya başladı. İki taraf yani bunu kutlayanlar, kutlamayanlar diye arkadaşlar, birbirinize saygı göstermeyi öğrenmediğimiz süreç toplum olamayız. Yıllarca şey bile söylendi ya: "Mekke'nin Fethi 31." Lan, Mekke'nin Fethi'nin tarihi o bakayım bir ya. Böyle onu sanki oraya bir, bir mesela bilerek bugün camiye gidecekler, olacaklar, doğru mu?
>> Namazlar geçirecekler. Bazı kısımlar: "Siz bunu kutladınız, Hristiyan olduğunuzu." diyorlar. Ve bazı kısımlar: "Allah'ım ya Rabbim ya!" Kardeşim, şunu insan tekine bırakın. Bakın, bakın, Allah bu insanları yarattığı zaman belirli kaideler ve kuralları insan da kendi isteğiyle yapsın diye de yaratmıştır. Yani insan şeydir, etkendir İslam dininde. Bırakalım arkadaşlar. Belki bu sene kutlayın, kutlamayacak. Belki de bu sene kutlamayan yarın kutlayacak. Var mı garantiniz ya? Bana bir anlatın bakayım ya. Bunu toplumu böyle ayrıştırırken vicdanı nasıl istiyorsa onu yap kardeşim. Yeni yılı kutla, hediyeleş. Belki öbüründe hediyeleşmedi diye onu kınama. Öbür tarafta burayı kınamazsın. Böyle böyle toplum olacağız.
E, ben Suriye'ye gittiğimde mesela yılbaşılarında, e, orada Ermeni mahalleleri var. Komple ışıklandırmışlar, kutluyorlar. Hatta Suriye'de o görüntüleri göstermiyorlar mıydı? Savaş zamanında Şam'da o kadar çok Hristiyan var. Lübnan'da Hristiyan çok. Bazı yerler var ama bakın onlar kutluyor. O tarafta Müslümanlar da kutluyor. Arkadaşlar, şu yılbaşı meselesini bir atlatmamız lazım. İyi bir şey değil. Bakın, ben yıllardır şu sorunu aşamadım arkadaşlar. Bak, "Kutlamam." dersin. Neyden kınarsan onu yaşarsın. Çok kınıyorsunuz. Çok çok. Toplumumuz çok kınıyor. Böyle yapıyor. Yani seni kendinden uzaklaştırıyor. Belki de varsa bir bildiğin, onu normal anlarsan belki de adam anlayacak ama yok arkadaş, sen onlardan oluyorsun hemen. O taraf bunlardan olamıyor. Onlar... Arkadaşlar, yapmayın başın. Kimin ne inancı varsa karışmayın. Bakın, siz vermiyorsunuz. Sizin vermediğiniz şeye siz nasıl karışırsınız ya? Ben bu noktadayım.
A, yılbaşında içer alkolü, gider bir tane kazaya karışır. Bir insan öldürür. Gider silahla sıkar. Doğru mu kardeşim? Bir insana veya canlıya zarar. Bak, o işin bu tarafı var. Bu ayrı bir şey. Ama bir insan evinde oturuyor. Her gün yaptığı işi yapıyor. "Vay arkadaş, sen yılbaşı gecesi televizyon bile açmayın." da. E, tamam da kardeşim, ben zaten her gün televizyon izleyen adamım mesela. O gün açtığımda o gün onunla olmuyor ki. Ya, biraz da bunu abartıyor muyuz acaba ya? Yılbaşı kutlanacak ney var? Ben hala kendime söylüyorum lan. Bir yaş daha yaşlanmışım. 43 yaşındayım. Şurada dünyada kaç sene daha kalacağım? Ben bu işe bu gözle bakıyorum. Sizler de değerli arkadaşlar, bu tür şeylerde çok polemiklere girmeyin. Twitter'larda, Instagram'da millet birbirine cevap verme yarışına gerek yok ya. Gerek yok ki. Gerek yok. Gerek. O yüzden toplum ayrışıyor. Gerek yok bunlara.
Allah korusun, bak yılbaşı gecesi, bak şu Yalova'da şu adamların şu olayı çıkarılmasa bugünden beri de zaten dünden beri bütün operasyon yapıyordu. Biz bunlara bakalım. O yılbaşına bir eylem ne demek? Sen dünyaya haber oluyorsun. Dünya Türkiye'yi güvensiz ülke seçiyor. Turizm gidiyor. Ben buna bakıyorum kardeşim. Buna senin baktığın pencereden bakmıyorum ben. Lütfen yılbaşını dışarıda geçirecek arkadaşlar, vallahi dikkatli yerlere, dikkatli mekana, bildiğiniz yerlere gidin. Gidiyorsanız eğer. Evinde geçecek zaten. Evinde adam PTT pijama terlik neydi?
>> Televizyon.
>> Telefon. [kahkaha] Telefon. Evet, artık telefon. Evet. 1935 diğeri.
>> Hafta tatil değişik.
>> Hafta sonu tatili değişikti. Evet. Söyle bakalım.
>> Cumadan neye alınmıştır Nazım?
>> E...
Önemli değil. Nereye alındı sen onu söyle. Cumadan pazara alındı.
Gelelim soyadına. Geçen anlattım. Şubat ayında millet yarılmış. "Hocam, ilk defa duydum." diyor. "Yerlere yattım." diyor. Şimdi soyadı lazım mı? Türkiye'nin bana göre en çıkarılması gereken kanunlardan biriydi. Çok karışıklık var. Osmanlı devlette tapuda. Osmanlı devlette askeri alımda. Özellikle askeri alımda adam yalvarıyor: "Kardeşim, ben gittim askere." Yok diyorlar. Adam bir daha götürüyor. Şimdi bazı olaylar var arkadaşlar. Bu olaylar soyadı kanunu. Ama soyadı kanunu çıkarıldıktan sonra, özellikle daha alfabenin de 28'de olduğu, bu da 34'te olunca çok soyadı ünsüz ünlü kaymaları, saçma sapan soy isimleri vallahi var yani. Şimdi bak, 6.000 tane, 7.000 tane imza atıyorum mahşer kitabına. O kadar çok farklı soy isim. Bir de benimki gibi yetkin olması gereken yetkin. Anlatabiliyor muyum? Yani şeyler var. P, Ç, T, K yok. Fıstıkçı Şahap hiçbiri yok anam, hiçbiri. Hepsi gitmiş. Hiç Türkçeyle alakası yok. Adam yazmış kafasına göre. Nüfus memuru ne duyduysa böyle kalmış sülalenin adı. V olur mu ya? Keşke şuna daha dikkatli baksaydı. İşte inkılapların hızlı noktasından bir tanesi de bu oldu. Soyadı kanunu gerekliydi arkadaşlar ve gerekli olduğunu hala söylüyorum. Önemli.
Birçok kişiye de Mustafa Kemal vermiştir bu arada. Mesela İsmet İnönü'ye İnönü soyadını verdi. Kazım Karabekir'i çağırdı. Karabek dedi ki: "Ben sülalemden dolayı var." dedi. Ondan devam etti. Feyzi Çakmak, Çakmakoğulları sülalesinden olduğu için oradan Çakmak soy ismini aldı. Yani bazıların da Atatürk'ün verdiğini bilin yani. Efendim, Fahrettin Paşa...
>> Fahrettin Paşa. Evet. Türk Kaan soyadını mesela Mustafa Kemal vermiştir. Şimdi bir de düşünsene, ülkenin cumhurbaşkanından soy ismi istiyorsun. Yani şimdi o zaman lütfen düşünün mesela Nazım gitti mesela soy isim istedi. Mesela Nazım'a ne verdi? Nazım 4 dia. Doğru mu? Hayır. Kendin koysan öyle koyarsın. Atatürk'e koysan Atatürk sana güzel bir isim verebilir. Nazım Yaşar değil de Nazım Yazar der. Belki olabilirdi. Gitmemiş işte deden. Deden gitti zamanında.
Evet. Soyadı kanunu toplumsal ilişkilerde önemli nokta. Dikkat. Mustafa Kemal zamanında en son çıkarılan önemli kanunlardan bir tanesidir. Özellikle kronolojik sıralamalarda bir saltanat kaldırması, hani daha evvel temel açılmaz falan demiyorsa, hani saltanat kaldırması 1 Kasım 1922 öğrendik. Soyadı kanunu genelde son verilen kronik sorularda geri alıyor. Bir dikkat: Atatürk ilkelerinin anayasaya alması 37. O yüzden benim soyadı kanunuyla alakalı size bir önerim var. Bak buraya. Mustafa Kemal'e verilen soy isim ney? Atatürk. Doğru mu kardeşim? Ata kaç harfli? Türk kaç harfli? O zaman 1930. Ezbere gerek var mı? Yok. Bitti. Bu kadar basit. Ver bakalım şeyi. Ver bakalım. Reklamı bıraktık canım. Hiçbir firma dönmeyince. Neyse, ileride rakip olacağım bunlara.
>> Mr. Ramazan.
>> Kiri havada yakalar diye. Evet. Soyadı kanunu çıkarılma nedenidir. Başla.
>> Toplumsal eşitliği sağlamak.
>> Toplumsal eşitliği sağlamak. Evet.
>> Resmi ve sosyal işlemde yaşam.
>> Toplum bir daha söyle. Resmi ve sosyal ilişk...
>> Ha, resmi ve sosyal işlerde yaşanan kargaşayı engellemek. Yaşanan kargaşayı engellemek. Özellikle okullarda çok olurdu bu. O yüzden insanlara maalesef ki ne yapılırdı? Birinci Ayşe, İkinci Ayşe, Büyük Ayşe, Küçük Ayşe. Doğru mu? Veya Allah korusun bir engelinden dolayı ona maalesef ki lakap takılır. Unvan biliyorsunuz yüceltir, lakap düşürür. Hiçbir zaman devam.
>> Kullanılan dini...
>> Kullanılan dini. Evet.
>> Sosyal ailevi...
>> Ve sosyal ve ailevi.
>> Asalet kaynaklı lakaplardan dolayı ayrımcılığa son vermek. Doğru mu? Mesela sonu "oğlu"yla biten ülkemizde gerçekten ya lokantacı oluyor. Görüyor musun? Bilmem ne oğulları, Ferşat oğulları. Ne oluyor bir bakıyorsun, kesin ya lokantacı, iyi bir restoran. Doğru mu? Şey diyorlar ya: "Haribo eğer Gaziantep'te kurulsaydı ne olurdu?" [kahkaha] Yani hani diyorlar ya, gerçekten doğru yani. Bazı yerlerde o sonu "oğlu" olan şeyin gerçekten de arkadaşlar etkisi var mı diye sor. Kesinlikle var, kesinlikle. Atölye ve Başkanı ney mesela kardeşim? Eee, İbrahim Hacı Osmanoğulları. Doğru mu? Osmanoğlu ya da ya var kardeşim, bu bir gerçek. Türk Türkiye'de "oğlu"yla bittiği zaman mesela işte Güllüoğlu baklavacılar mesela sallıyorum, 50.000 tane görüyoruz şeylerde. Veya başına hacı olanlar. Hacı Bekir lokumu, Hacı bilmem, eee, şey Hacı Paşa baklavaları. Hep böyle hacı ile başlayanlar da bir yemekte bir güven veriyor. Fark ettin mi? Sanki dualarla yapılıyor.
>> Benim elim değil, Fatma Hanım'ın eli diye o işlerle yapılıyor. Doğru mu? Evet. Bu var ama hala var mı? Aslında hala var. Devam. Topluma modern.
>> Topluma modern. Evet.
>> Eşitlikçi.
>> Eşitlikçi.
>> Milli bir yapı kazandırmak.
>> Ve milli bir yapı kazandırmak. Evet. O zaman soyadı kanunu aslında herkesi eşitleme yönünde hangi ilke? Halkçılık. Peki herkesin Türkçe soy ismi almasından dolayı tabii ki milliyetçilik. Doğru mu? Herkesin dini kisve ve dini soy ismi alamaması laikliktir. Demek ki soyadı kanunu birden fazla, eee, inkılapçılık var mı? E, var zaten inkılap. O yüzden dört ilkeyi ilgilendirdiğinden dolayı her zaman soru gelebilir mi? Gelir. Evet. Gelişmeleriyle başlayalım kardeşim. Mustafa Kemal bu arada Atatürk soyadı Mustafa Kemal'e özeldir. Mesela kız kardeşi bile Atadan soyismidir. Devam.
>> 21 Haziran.
>> 21 Haziran 1934'te kabul edildi. Evet.
>> Her ailenin...
Devamı mı lazım? Aşağısı mı?
>> Aşağısı.
>> Evet. Her aileye ön adı dışında...
>> Ön adı dışında bir soyadlı...
>> Bir soyadı zorunluluğu getirildi. Evet.
>> Soyadın genel ahlaka aykırı ol...
Bir bu soy ismi genel ahlaka aykırı olmayacak.
>> Gülünç olm...
Aykırı olmaması. Gülünç olmaması. Evet.
>> Gülünç olmaması. Başka? Yabancı ad olmayacak.
>> Yabancı ad olmayacak. Evet.
>> Bir de Türkçe olmayacak.
>> Ad olmayacak. Ve bir de ne olacak değerli arkadaşlarım? Türkçe olacak. Ve Türkçe olacak. E, bu sefer de ne oluyor? İşte bak. Milliyetçilik giriyor. Doğru mu? Türkçe olacak değil mi?
>> Olacak.
>> Olacak. Evet. Devam.
>> 24 Kasım 1934 tarihinde.
>> 24 Kasım 1934 tarihinde. Evet.
>> Evet. Atatürk soy ismi verildi. Evet. Nazım...
>> Evet. Atatürk'ün ailesine ise, ailesine ise ne verilmiştir? Atadan soy ismi verilmiştir. Atadan soyadı verildi.
Burada bir şeye dikkat ettireceğim ama şimdi biz ta ilk başta Türk inkılabının özelliklerini yazarken dedik ki arkadaşlar, bir inkılap diğer inkılabın da neyi olabiliyor? Kesinlikle onun tamamlayıcısı. Bir tane örnek veriyorum. Bak bu örneklere dikkat. Lozan'da kapitülasyonların kaldırılması 1926'da Kabotaj Kanunu'nu tamamlamıştır. Tamam. Bak bir daha söylüyorum: Kapitülasyonların kaldırılması evet 23'tür ama onu tamamlayan gelişme Kabotaj Kanunu'dur. Dikkat, dikkat, dikkat. Soyadı kanunu tamamlayan gelişme unvan ve lakapların kaldırılmasıdır. O zaman bu iki tanenin, bak şuradan şuraya yazıyorum, ne diyorum arkadaşlar? Birbirlerini ne yapanmış? Tamamlayan. Mesela Osmanlı Devleti'nde size iki tane anlaşma söylemiştim. Hatırlıyoruz mu? Bir tanesi Karlofça, diğeri ise İstanbul. Karlofça, hatırlayın, o kutsal ittifak devletleriyle imzalandı ama Rusya imzalamamıştı. Karlofça'nın devamı neydi? İstanbul. O zaman birbirlerini tamamlayan anlaşmalar mı? Evet. İşte soyadı kanunu tamamlayan ney? Unvan, lakap ve sanların kaldırılması.
Arkadaşlar, bu çok önemliydi. Çünkü maalesef ki ülkemizde lakap çok fazla şey değil. Unvan çok yok. Lakap. Lakap. Her şey lakap. Ya köylere gidiyoruz, hala aynı arkadaş. Hiçbir değişiklik olmaz mı ya? Herkes birbirine lakap takmış. Hatta bazılarını yorumlara aşağıya yazmışsınız arkadaşlar. Adamın bir tane gözü görmüyor. "Tek farp." La oğlum, "Tek farp" olur mu ya? La adama bu denilir mi ya? İnsan şimdi bak gülüyor ama gerçekten yani düşünsene bir ömür sana "tek far" denildiğini ya. La kardeşim, bu ya köyler çok acımasız ya. Köylerde akran, şimdi şehirde akran zorbalığı atıyorum lise bitti mi bitiyor. Lan, köyde bir ömür sürüyor. Niye giriyorsun? Ama gerçekler var yani. Yok mu size? Var. Birçok lakap var köylerde. 50.000 tane şeyler var yani. Evet, devam edelim. Şubat Hatice'den sonra diyorsun. Evet.
>> Gel hadi gel. Unvan lakapların alalım. İyi ki de yasaklamış bak. Hep gülecektir.
>> Evet. A, Hacı, Hafız...
>> A, Hacı, Hafız...
>> Molla, Efendi...
>> Molla, Efendi...
>> Bey, Hanım...
>> Bey, Hanım. Demek ki beyle hanım günümüzdeki kullanıldığı gibi kullanılmıyor. Doğru mu?
>> Hazret...
>> Hazret...
>> Zade...
>> Ve Zade.
>> Yasak.
Yasak. Hala kullanılıyor mu? Askeri A diyoruz değil mi? Hacı diyoruz. Hafız diyoruz. Bunlar hep bu arada kullandığımız şeylerdir. Yani çok dind... Hala molla diyoruz. Beyefendi, hanımefendi diyoruz. İşte Nazım Hazretleri daha gelmedi diyoruz. Doğru mu? Evet. Zade haricinde hepsini kullanıyoruz. Evet. Devam et.
>> Osmanlı Devleti'nin verdiği harp madalyaları hariç.
>> Osmanlı Devleti'nin verdiği harp madalyaları hariç. Evet.
>> Nişan, madalya...
>> Ve rütbe kullanımı yasaklandı arkadaşlar. Tamam. Devam. General...
>> General, Mareşal...
>> Askeri unvanların kullanması...
Gibi askeri unvanların kullanılması, kullanılması kime bağlanmış? Hükümet ve Yüksek Askeri Şura'nın iznine bağlanmıştır. Yüksek Askeri Şura'nın iznine bağlanmıştır. İznine bağlanmıştır.
Şimdi camilere gidiyorsunuz. Camilerde görüyorsunuz ki cuma namazında hutbeye çıkan imam kendisi sarık ve tabii ki cübbesini takıyor ve hutbesini öyle okuyor. Şimdi arkadaşlar, ama bizim imamı sarık ve cübbeyle yolda göremezsin. O işini bitirdikten sonra onu çıkartır, normal seni benim gibi kıyafet giyer. Doğru mu kardeşim? Bunun sebebi var. 34'te çıkan kanun. 34'teki çıkan kanun kılık kıyafet kanunu. Bu şapka kanunu gibi değil. Din adamları haricindeki herkesin bu tür dini kıyafetlerle dolaşması yasaklanmıştı. Örnek: Rahibelerin, örnek: Papazların. Onlar da öyle dolaşıyorlardı. Onlar da yasak. Sadece bizimkilere değil, herkese yasak.
Şimdi bunları bir anlatsam, hani şimdi başka bir memleketteki bir Hristiyan ülkesini anlatsam, "Oğlum, siz dinsiz misiniz la?" diyor. Diyor şeydeki yabancı arkadaşlara soruyorsun mesela, diyor ki: "Çok ağır." diyor mesela. "Siz laikliği," diyor, "çok yanlış anlamışsınız." diyor mesela. Bunlar da öyle diyor. "Öyle o kadar da değil." diyor. Yani adamlardaki o düşünceyi biz böyle anlatınca adamlar bile böyle anlıyor değerli arkadaşlar. Çünkü o dönemde adamlar dedi: "Bize rahip rahip istediği kıyafete dolaşır mesela." diyor. "Öyle gezer." diyor yani. Ama Türkiye'de, Türkiye'de o dolaşma istezmin işgalini anlattım aşağı kitabında. Hirostoomos diye bir adam vardı. Lan, o adam o kıyafetlerle mi çıkart şey yaptı? Bu adam da bir zahmet kıyafetlerine dolaşmasın zaten. Ama birine yasak, birine şey yapamayınca hepsi birden yasaklanıyor. Hepsi birden yasaklanması bile batıda laikliğin çok aşırı şekilde uygulandığını insanlar tarafından veya dönemin örneği tanı var, bilmem ne var, çok kitap okuduk. Orada da bir de adamlar çok hızlı, sert kanunlar olduğunu söylüyor. Bakın dikkat: Kılık kıyafet kanunu.
Ama arkadaşlar, kim ne derse desin, bence bu da doğru. Şimdi niye buradan bir adam geldi, tamam mı? Cübbeli, sarıklı, elinde tespihi bir adam geldi. Dini inancı olan bir adam için o insana muhakkak ki saygı gösterir mi kardeşim? "Nereden geliyorsun hoca efendi? Gel şurada bir çay içelim, şunu yapalım, bunu yapalım." Yemediniz falan. Ya bu inanç meselesinin kullanılma durumu da var. Efendim, iltimas biraz daha ayrıcalık oluyor. Bak dikkat edin: Bunlar yasaklanmıyor. Sadece din adamlarının din dışındaki uygulamalarında yasaklanmıştır. Ama sonradan görüyorsunuz ki gene serbest mi bugün? Serbest. Gebeşistan Fatih'e götüreyim. Bambaşka bir dünya.
>> He.
>> Tabii ki, tabii geziyor ya. Türkiye'nin birçok yerinde böyle artık onlar eskiden kaldı. O yüzden değerli arkadaşlar, kılık kıyafet kanununda 3 Aralık 1934'te çıkarıldığında aslında temel amaçlarından bir tanesi, e, din adamlarının toplumsal hayatta bu tür kıyafetlerle dolaşmasının yasaklanması. Tabii ki tepki aldı mı? E, çünkü yıllardır kullanılan sarık, yıllardır kullanılan cübbe, bunların hepsi değerli arkadaşlar, yasaklanıyor. Onu da size söyleyeyim. İşte öyle kanunlar var ki insan hangi taraftan anlatacak. O yüzden ben anlatıyorum. Kim ne isterse isteyen Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin TBMG'dan bu kanun içeriğini okuyabilir. Türkçeleştirmiş halini okuyabilir. Varsa cezası var mı, okuyabilir bunu. Ama yaparken tek İslam dinine değil, bütün içimizdeki yaşayanların hepsine yapıldığı için hani sadece bizim dinimize yapılan bir şey olsa direkt belki gelir: "Hocam, Müslümana yakışıyor mu böyle bir kanun?" dersin. Ama değil, herkese yapılır. Bunlar böyle bir devam şimdi.
>> Aha, Nazım, mavi yazıyorum. Aha. Vallahi billahi, din adamları dışında...
>> Kimsenin dini kıyafetle...
Kimsenin dini kıyafetle sokakta dolaşmayacağına...
>> Mayacağına karar verilmiştir. Evet. Adamlar ise...
>> Din adamlarını ise sadece ibadet anında...
Sadece ibadet anında, değil mi kardeşim? Dini kıyafet serbestliği getirildi.
>> Söyle. Hahambaşı, aktif ve başkanı.
>> Evet. Kimler değerli arkadaşlar, kimlerden muaftır? Onlar sürekli bununla, bu kıyafetlerle gezebilir. Diyanet İşleri Başkanı gezebilir. Hahambaşı. Hahambaşı kime deniyor?
>> Yahudilere. Evet.
>> Patrik. Bakın, bunlar 24 saat bu kıyafetle gezebilir zaten. Öyle mi? Öyle. Diyanet İşleri Başkanı zaten başka bir kıyafet gezdiğini görmedik ama imamlar da sadece dediğim gibi ibadet esnasında yapabiliyorlar.
Aldım kırmızıyı elime. Hazır mıyız? Bir şapka kanunu hangi ilde? Bunu bilmeniz lazım. Evet değerli arkadaşlar, Kastamonu'da. Anlaştık mı? Bu bir. İki. Tekke ve zaviyelerin kapatılmasından hangi isyan etkili? Şeyh Said isyanı etkili. Artı Mustafa Kemal Atatürk'ün iki tane lafı var. Doğru mu? Bunlar da neyle alakalı? Söyle laflarını. Şeyhler derler...
>> Şeyhler, dervişler, müritler memleketi olamaz. Devamı ikinci lafı.
>> Evet. Ölüden medet ummak. Evet. Bunlar bu soy Kemal'in bu şeyle alakalıdır.
Geliyorum, geliyorum, geliyorum, geliyorum, geldim buraya. Ölçü, rakam. Buraya dikkat. Amaç ne? Batı ile ticari ilişkileri düzeltebilmek. Ülke içinde de birliği sağlamak. Oğlum, ülkede bile tartı, efendim sıkıntı. Biri arşın diyor, bir yeri endaze diyor, biri bilmem ne diyor. Dirhem orada aynı değil. Millet ticarete zarar ediyor arkadaşlar. Bunun için tek sisteme geçilmiştir. Bu sistemin özellikle diğer adını bilmeniz lazım. Metrik. Tamam. Metrik.
Geldim buraya. Hangi takvimi kullanıyoruz? Miladi. 1 Ocak 1926'dan itibaren. Doğru mu? Cumadan pazara. Soyadı kanununa dikkat. Çıkarılma nedenleri her zaman önemli. Kaç ilkeyi ilgilendiriyor? Bir de son yapılan inkılaplardan kronik sorularını da yaparsınız. Türkçe olacak. Türkçe olma sebebiyle hangi ilkeyi ilgilendiriyor? Milliyetçiliği ilgilendirir. Sınavda çıkan sınav sorusunu hemen söyleyeyim: Aşağıdakilerden hangisi soyadı kanununu ilgilendiren ilkelerden biri değildir? A) Laiklik B) Milliyetçilik C) Halkçılık D) İnkılapçılık E) Devletçilik. Arkadaşlar, devletçilik ekonomiyle alakalı bir şey var mı? Soyadı kanunu. O yüzden genellikle bu tür soruların cevapları siz bulasınız diye devletçilik olur. Ama bizim öğrenci bu konuyu bilmiyorsa ne güzel, ne kadar her şey zaten devlet yapıyor. Öyle olur mu lan? Yıllardır ilkeleri böyle çözdüğün için yapamıyorsun zaten. Devletçilik bir ekonomik ilkedir zaten. Atatürk ilkeleri kısmında da anlattım. Var mı sıkıntımız kardeşim?
Herkese soyadı kanunu verildi. Dikkat. Şunların hepsi yasaklandı. O zaman soyadı kanununu tamamlayan inkılap nedir? Cevap: Unvan ve lakapların yasaklanması. Bak, tarihlerine lütfen dikkat edelim mi? Soyadı kanununun tarihi ne? 21 Haziran. Bunun tarihi ne? 26 Kasım. Arada kaç ay var? Say. Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim var. Kasımda zaten 4-5 ay sonra yapılır. O onu tamamlıyor. Sonuçta sen adama soyadı kanunu versen bile unvanı yasaklamadı. Kim takar soyadını? Doğru mu? Sen gene zadesin. Ben gene beyim. O gene paşa. O yüzden onu da yasakladığın zaman soyadı kanunu artık iyice yerleştirmiş oluyorsun. Buna dikkat.
Peki, hadi size bir soru sorayım. Aşağıdakilerden hangisi Atatürk zamanında toplumsal alanda yapılan inkılaplardan biri değildir? Tamam. A) Soyadı kanunu. B) Şapka kanunu. C) Tekke ve zaviye ve türbelerin kapatılması hakkındaki kanun. D) Tevhidi Tedrisat Kanunu. İşte E) Diyelim ki efendim metrik sisteme geçilmesi. Bir kere çocuk metrik kelimesinin anlamını bilmezse zaten yapamaz. Bu bir. Arkadaşlar, tabii ki burada Tevhidi Tedrisat. Tevhidi Tedrisat neyle ilgili? Eğitimle. He, o zaman bana kategori sorabilir mi? Sorabilir. O yüzden kategori sorabileceğinden dolayı hangisinin hangi kategoride olduğunu bilir. Siyasi alandakileri sayalım: Cumhuriyetin ilanı. Önce saltanatı kaldırması. Cumhuriyetin ilanı. Doğru mu? Halifeliğin kaldırılması. Erkan-ı Harbiye Vekaleti'nin kaldırılması. Şeref... Bak, bunlar siyasi alanlar. O zaman benim kafam nasıl çalışacak? Eğer böyle bir soru geldi, basit zannetme. Çocuk onun hangisinin toplumsal olduğunu anlayamıyor o sınavda. O esnada Tevhidi Tedrisat diyor. "Tamam." diyor. "Eğitim öğretim, e halk diyor. Halk dediğin toplum." diyor, yapıştırıyor da. Hayır. Eğitimle alakalı. Var mı sıkıntımız?
Evet. Şu ortaya doğru gelelim. Evet, 2026'ya girmeden önce değerli arkadaşlar, son videolarımızdan birini çektik. Yarın da inşallah neyi çekiyoruz? Atatürk inkılapları sadece eğitim alanında yapılan inkılapları çekeceğiz ve böylelikle değerli arkadaşlar, Atatürk inkılapları konusunda sadece ekonomik anlamda kalacak. Böylelikle dördünü bitirdikten sonra Atatürk dönemi Türk dış politikası, Cumhuriyet dönemi kültür medeniyeti işledikten sonra 27 sorunun 24'ü kısmını bitirmiş olacağız. Hemen ne yapıyorsun şimdi? Hemen KPSS soru bankasından hemen neyi çözüyorsun? Bununla alakalı bunlar hepsi tek ayrıldığı için Atatürk inkılaplarında benim sorularda, soru bankamda hepsi ayrı. Siyasi alanda yapılanlar ayrı. İşte hukuk alanında yapılanlar, toplumsal ve şey anlamında, sonra eğitim alanında tek tek ayırdık arkadaşlar. Niye? Her videodan sonra soru çözme alışkanlığı kazandık. Anlaşıldı mı? O yüzden bir bu soru bu ünitelerden %100 soru var. Ya bu ünitelerde Atatürk'ün bir lafını verip inkılabı ister. Atatürk'ün bir lafını verir, ilkeyi ister. Atatürk'ün bir lafını değerli arkadaşlar, hangi kanunun kaldırılması ve gelmesine kullandığını söyler. Mesela en son gelen Mecelle'nin kaldırılıp, eee, şeyin Medeni Kanun'un gelmesiyle alakalı soru geldi. O zaman çok yakın bir zamanda Medeni Kanun sorusu gelmiş. O zaman dikkat edeceğim. Medeni Kanun gene gelebilir mi? Evet. 3 sınav var. Orta öğretim, ön lisans. Lisans EKPS'de kurdum. 4. AGS'de kurdum. 5. O zaman gene gelebilir. Zaten birden fazla ilkeyi ilgilendirenlerin gelme ihtimalleri çok daha yoğun oluyor. Bazen de tek ilkeyi ilgilendiriyorsa o da geliyor. Kabotaj gibi. O yüzden biz bu ünitelerde soru çözmeyi arttıralım. Mantığı bir çözelim. İlke inkılap eşleştirmesini doğru yapmayı öğrenelim. Eğitimde görüşelim. Kendinize iyi bakın. Görüşmek dileğiyle.