📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

HALUK LEVENT NASIL SUSTURULDU? | KARGA KAHVALTISINI YAPMADAN | 17 TEMMUZ CUMA | TİMUR SOYKAN

Onlar47:27

Transcription

Günaydın. Günaydın. Günaydın. Günaydın. Açık cezaevine dönüşen ülkenin gözaltına alınmaya aday güzel insanları. Neden böyle başladım? Çünkü ülkede artık hava durumu sonar gibi gözaltı gündemiyle başlıyoruz. Yani her gün her gün her alandan gözaltı haberleri geliyor. Tam böyle bir polis devleti, tam böyle yargının toplum üzerine resmen karanlık gibi çöktüğü bir ülke maalesef.

Bakın dün gözaltına alınanları açıklıyorum. Bir Levent Üzümcü biliyorsunuz saat 02:43'te Ayvalık'taki evinde gözaltına alındı. Neden? Attığı bir tweet nedeniyle düşüncelerini ifade ettiği için iktidarı eleştirdiği için herkes eleştirir değil mi? Veya işte liyakatli yöneticiler yok dediği için Ayvalık'tan alınıp İstanbul'a götürüldü. Ayvalık'tan İstanbul'a götürüldükten sonra yetmedi, tutuklanması istendi. Ev hapsiyle serbest bırakıldı. Sadece düşüncelerini açıkladığı için bir insan yine ev hapsinde, ki tutuklanabilirdi de. Çünkü Türkiye'de artık anayasal en temel güvenci olan düşünme ve düşünceliği ifade etme hakkı yok. Onlara el koydular artık. Siz düşünemezsiniz. Düşündüğünüzü hayatta ifade edemezsiniz. Yoksa gözünüzü cezaevinde ya da ev hapsinde açabilirsiniz.

O da yetmedi. Nasıl Mahruk'e. Nasıl Mahruki de 15 Temmuz'la ilgili bir tweet attı. Kendisi şunu düşünmüş. Yani 15 Temmuz'dan iktidar önceden haberdardı ama buna rağmen bunun yapılmasına izin verdi ve bunun üzerine bir otoriter rejim inşa edildi. Rejim değişti. Bu bu şekilde görüşlerini özetle ifade etmiş. Nasıl Mahki de gözaltında yarın ifadesini verecek. Niye? Düşüncelerini ifade etti. Büyük suç, büyük günah. Şimdi bütün bu insanlar bu görüşlerini açıkladıkları için biliyorsunuz sokak röportajında da açıklasan, bir panelde de konuşsan gözünü cezaevinde açabiliyorsun.

Ama bakın birilerine hiçbir şey olmuyor. Şimdi bu isimler halkı kin ve düşmanlığa tahrik nedeniyle suçlanıyorlar. Sadece görüşlere bakın, sadece düşünceleri açıkladığı için. Ama bir yobaz çıkıyor. Bütün çalışan kadınlara veya çalışmak isteyen kadınlara gönlünce hakaret ediyor. Ona hiçbir şey olmuyor. Eren o videoyu kısacık verelim mi? "Ben annem gibi olmak istemiyorum. Ben kendi ayaklarım üzerinde duracağım. Sanki maymun gibi gezdirdik. 19 yaşına kadar da evin içinde ellerinin üzerinde. Ben diyor kendi ayaklarım üzerinde duracağım. Annem gibi eve takılamam. Niye? Ben geri zekalıyım. Bir tane adama sultanlık yapacağıma 100 tanesine eşitlik yaparım." Bakın tam olarak tam olarak bu. Şimdi bu şarlatan, bu yobaz, bu gerici bütün kadınlara hakaret edebilir. Kendi yobazını, gericiliğini yayabilir. Onun düşünce özgürlüğü var. Onu düşünceler serbest. Düşüncelerini ifade etmek de serbest biliyorsunuz onlara. Onlar her türlü hakareti de edebilirler. Herkese edebilirler. Onlara dokunulmaz. İşte onlara dokunulmuyor. Bu dokunulmayan tiplerden bir tanesi.

Şimdi gözaltı gündemi devam ediyor. Hiç zannetmeyin öyle bitti. Bakın bir de ünlüler var biliyorsunuz. Artık Türkiye'deki ünlüler böyle radikal bir örgütün üyesi gibi. Her sabah bakın duyuyorum o dünyada da çoğu böyle yurt dışında yaşıyor. Çoğu da sabah 7'de kalkıp bakıyor aşağı beni almaya geldiler mi? Çünkü artık Türkiye'de ünlü olmak gözaltına alınma gerekçesi. Hatırlıyorsunuz bir tane Can Yaman bir eğlence mekanında hiçbir şey yok üstünde. Arabada da üstünde bir şey çıkmıyor filan. Ya ben ama bakıyorlar Can Yaman ünlü savcı diyor ki alın adam İspanya'ya yerleşti. Yani tamamen bıraktı Türkiye'ye. Artık Türkiye'ye gelmiyormuş. Ya bunun gibi ünlüler artık böyle her gün pusuda bekliyorlar. Bizim gözaltı sırası kimde diye. E bu sefer kimler alındı? Sıla alındı. Bakın Sıla alındı. Ya Fatih Aksoy alındı. Yani Medyapım sahibi Fatih Aksoy gözaltına alındı. E pek çok ünlü isim de var. Toplam 25 kişi. E bazıları da şeye sevk edildi. Yani eee adliyeye sevk edildi. Bazıları serbest bırakıldı. İşte Fatih Aksoy serbest bırakılan isimlerden biri ama Sıla adliyeye sevk edildi. Yani şimdi bir bir bakıyorsunuz ünlülerde şimdi 12 kişi adliye sevk edilmiş en son. Yani akıl alır gibi değil yani. Her hafta bakın böyle oluyor. Şimdi bu insanlar sonra tahliller yapılıyor, şu yapılıyor, bu uyuşturucu operasyonu diyorlar. E çıkmadı, temiz çıkıyor. Sen anlat, anlatabilirsen kendini. Yok. Bu baskıyla herkes sessizleşecek. Herkes sessizleşecek. Kimse Deniz Göktaş gibi olmayacak. Örneğin Deniz Göktaş ne yaptı? Hiç unutmuyoruz. Bakın Deniz Göktaş 12 gün oldu. Deniz Göktaş cezaevinde sırf siyasi mizah yaptığı için. Yobaza serbest. Yobaz istediği gibi gezebilir ama hemen hassas muhafazakarlar galyana geliyor. Göya troller saldırıyor. Deniz Göktaş da cezaevinde. Neden? Mizah. Siyasi mizah yaptı. Şimdi bu ülkenin utancı budur. Deniz Göktaş gibi bir gencini, komedini hapsediyorsa bir ülke, bırakın dünya liderliği, şuyu buyu bu ülkeyi yönetenlerin en büyük utancı budur ve böyle de gider bu hikaye. Maalesef öyle.

O bununla da sınırlı değil. Manisa Belediye Başkanlığının yani Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın CHP'li üyesi vardı. Onu da eee gözaltına aldılar. O da neden bilinmiyor yani belediye ile ilgili bir şey mi yoksa Ahmet, Anıl, Ceylan belediye ile ilgisi olmayan bir şeyden mi gözaltına alındı bilinmiyor ama o da işte gözaltına alındı. Bakın bir de ne var biliyor musunuz? Kimler gözaltına alındı? Hakkını arayan öğretmenler. Şimdi size Eren bir video izletecek. Şunu söyleyeyim öncesinde Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın önünde özel sektörde çalışan, özel okullarda çalışan öğretmenler ve o öğretmenlerin yanı sıra mülakat mağduru öğretmenler eylem yapıyorlar. Dediler ki, "Milli Eğitim Bakanlığı'ın önüne yürümek istiyoruz." Anneleri de oldu. Bak bu gencecik öğretmenler. Bunlar çocuklarımıza özel okullarda eğitim veren gencecik öğretmenler. Ve bakın şu an görüntüde onlardan bir tanesinin annesini görüyorsunuz. Annesine bunu yapıyorlar. Çocukları gözaltına alıyorlar öğretmenlere. Öğretmenleri sürükleyip üstleri başları parçalanmış. Gördüm fotoğrafları da var. Ve bir öğretmen annesine bunu yaşatıyorlar. Çocuğunu gözlerinin önünde gözaltına alıp bir öğretmen annesine bunu yaşatıyorlar. Neden? Öğretmenler, özel sektörde çalışan öğretmenler eylem yapıyor diye. Neden? O özel okulların sahipleri bir öğrenciden 1 milyon lira alıyor yılda. 1 milyon lirayı cebe indiriyor. Binlerce öğrenciden 1 milyonu cebe indiriyor. Bu öğretmenlere 30-40.000 lira para vermiyor. Bu öğretmen de diyor ki bir taban fiyatı olsun. Bir taban fiyatse biz bu kadar fiyat alabilelim diyor. Biliyorsunuz açlık grevi yapmışlardı. Bakın anneleri ağlıyor. Annelerini ağlatıyorlar. Niye? Özel okulların sahipleri rahatsız olmasın. Peki çocuğunu özel okula gönderen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin bütün gün laiklikle uğraşan, laiklik söylemlere saldıran, Kurtuluş Savaşı'nı artık kitaplardan çıkartacağız diyen Vahdettin'in İngiliz zırhlısıyla memleketten kaçtığını kitaplardan sildiren Yusuf Tekin ne yapıyor? Milli Eğitim Bakanı çocuğu özel okulda onun da. O da izliyor. Onun böyle öğretmenlerin dertleriyle uğraşacak vakti yok. O ancak bu öğretmenlerin haklarını gaspedenlerle birlikte hareket etmeyi biliyor. Ondan sonra da bakın bu annelere bunu yaşatıyorsunuz ya. Bunu yaşatıyorsunuz. Yani bu annelerin gözyaşları, bu annelerin gözyaşları size dert olmuyor ama bu memleketin büyük derdi. Bunu bilin yani. Ve öğretmenler böyle karga tulumba şey yapıldılar, atıldılar.

Peki ben size başka bir şey söyleyeyim. İsmail Ok AKP milletvekili ne yaptı biliyor musunuz? AKP geçmişti biliyorsunuz İyi Parti'den. Şimdi diyoruz ya mülakat mağdurları. Mülakat mağdurları niye mağdur oluyor? Giriyorlar yazılı sınava. KPSS'yi giriyorlar. Çok iyi derece alıyorlar. En üst sıralardalar. Aa bir bakıyorlar torpilliler mülakatla geçmiş onlara. Bunlar ataması yapılmıyor. Bu yani torpil mağdurları. Şimdi İsmail Ok AKP ile şeye göndereceğim diye Adalet Bakanlığı'na torpil isteğini göndereceğim derken bütün milletvekillerinin olduğu WhatsApp grubuna atmış. Balıkesir'de bir gardiyanı başka yani bir infaz koruma memurunu bir yere tayinini istiyor. Bunu yapın diye. AKP'li oldu ya artık torpil istiyor. İşi çözmüş. Öğretmenler orada dayak yiyor. Torpil mağduru öğretmenler milletvekili. Göya bu utanmaz adam göya milletvekili torpil istiyor o sırada. O orada eylem yapan öğretmenler onun umrunda değil. Hemen meclisin bir bir kısa mesafe uçağında öğretmenler eğleniyor. O torpil istemekle meşgul. AKP'li, MHP'li milletvekilleri hiç görmüyor o öğretmenleri. O öğretmenlerin annelerini hiç onlar görmüyor. Onların işi gücü biliyorsunuz turuncu koltuklar, torpil listeleri, bütün işleri, güçleri bu. Şimdi ama işte bakın torpil sadece öyle değil. Her yerde torpil göreceğiz. Daha göreceğiz ama önce Haluk Levent dosyasına bir bakalım. Bir oraya başlayalım artık çünkü çok önemli gelişmeler oldu.

Haluk Levent tutuklandı artık cezaevinde. Haluk Levent'le birlikte 11 kişi tutuklandı. 6 kişi daha tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edildi. Toplam biliyorsunuz gözaltına alınan sayısı 30'u geçmişti ve böyle artık parça parça tutuklama haberleri de gelecek muhtemelen. Haluk Levent gözaltında, gözaltında kelepçesi fotoğrafları vardı. Bu sefer kelepçe de takıldı Haluk Levent'e. E ve bu görüntüleri verildi. Şimdi Haluk Levent'i savcılık ifadesinin tamamına ben ulaş ulaşamadım ama bazı ifadelerinden parçalar biliyorum. Özellikle suç ceza hakimliğindeki ifadesinden bazı parçalara ulaştım. Çok önemli bir durum var biliyorsunuz. Bu konudaki bakın bu konudaki her şeyi önce bir özetleyelim. Şöyle özetleyelim. Ana sorumuz ne? Ana soru şu. Haluk Levent Ahbap'ın Ahbap derneğinin yani deprem bağışlarının toplandığı, sosyal yardım paralarının toplandığı işte on binlerce kişinin bağış yaptığı Ahbap'ın paralarını kullandı mı kullanmadı mı? Büyük soru işaretimiz bu. 1. maddemiz bu. Şimdi bu 1. maddemizden hareketle pek çok soru soruyoruz, değil mi? Onu araştırıyoruz. Şimdi önce şunu söyleyeyim. Şunu söyleyeyim. Bu konuda bir MASAK tespiti yok. Yani Ahbap paralarının kullanıldığına dair bir MASAK raporu hazırlanıyor diyor. Bununla ilgili hazırlandığı söyleniyor. Ama Ahbap paraların kullanıldığına dair bu çok büyük para transferlerinin olduğu bu Haluk Levent'in içinde olduğu bu ağda çok büyük para transferleri var. Çok büyük para dönmüş ama orada Ahbap parası var mı yok mu bilmiyoruz. Bilmiyoruz. Şimdi Haluk Levent'te ifadesinde elimizde olan ifadesinde bu soruluyor. Daha doğrusu o bunu söylüyor. Diyor ki önce emniyetteki ve savcılıktaki ifademi tekrar ettiğini söylüyor. Bakın soru çok enteresan bir şey söylüyor. Diyor ki "Bulunduğum durumun Sayın Adalet Bakanımız Akın Gürlek'in Ahbap'tan para çalınmasına ilişkin halkı yanıltıcı açıklaması neticesinde yaşandığı kanaatindeyim." diyor ki "Ahbap'tan böyle para harcanmadı. Akın Güllek bu konuda yanıltıcı bilgi verdi" diyor. İddiası bu. "Bahsi geçen 80 milyon TL'nin daha önce de belirttiğimiz gibi karar defterine işlenmiş yönetim kurulu kararı ile verildiği halde dosyada bu paranın uhdemize geçirildiği gibi gösterilmesi akıl almaz bir durumdur." Ne deniyor? Bak şöyle bir tespit var anladığımız kadarıyla. Bir 80 milyon TL var. Çerkeşköy'de alınan evlerle 20 daire ile ilgili o para Çerkezköy'deki dairenin alımı için verilmiş ama onun tapusu alınmamış. O tapu alınsa ben Ahbap'ın üzerine geçirecektim ama tapu henüz elimize geçmedi. Cuma günü ben pazar günü gözaltına alındım. Cuma günü bunu yapabilseydim bu operasyon olmayacaktı diyor. "80 milyon TL'yi biz veriyorduk diyor. O 20 daireyi alacaktık ve Ahbap'ın hesabını Ahbap'a kaydedecektik diyor. Ama bunu yapılmadan gözaltına alındığım için bu para sanki ben kaçırılmış Ahbap'tan almışım diye kayıtlara geçiyor diyor. Savunması bu. Karar defterine işledik bunu diyor. Bunu diyemezsiniz. Beni suçlayamazsınız bununla ilgili diyor. Ben bu hususisle ilgili bakanımız tarafından açıklama yapılması gerektiğini düşünüyorum. Akın Gülek diyor bu konuda açıklama yapsın diyor. Kesinlikle dernekten 1 lira dahi uhdeme geçirmiş değilim. Ahbap'tan hiç para almadım diyor. Daha önce de bunu söylemiştim. Ben hiçbir suç işlemedim. Suçlamaların hiçbirisini kabul etmiyorum."

Ahbap bakın burası şimdi burada çok önemli bir kısım başlıyor. Çünkü ben bu ifadeyi niye bekliyordum? Bu ifadeyi merakla bekliyordum. Savcılık ifadesini, suç ceza hakimlik ifadesini. Çünkü Haluk Levent'in emniyetteki sorgusunda Süleyman Soylu'nun adını vermesinin ardından bazı politikacıların ve devlet kurumlarının adını vermesinin ardından bu konuyla alakalı soruyla uyumsuz yanıt diyerek ifade kesilmişti. Haluk Levent'in avukatları da Haluk Levent'le birlikte bir tutanak tutmuşlardı. O tutanakta diyordu ki "Biz Soylu'nun adını verdik. Süleyman Soylu'nun bazı devlet kurumlarının ya ve aynı zamanda bazı siyasilerin ismini verdik ve ifademiz kesildi. İfademiz alınmıyor. İfademiz alınmıyorsa da bir susma hakkı kullanıyoruz dedik" diyorlar. İki saat böyle birer saat ara veriliyor ifade ve sonra bu şey yapılır. Ben de şunu çok merak ediyorum. Savcılık ifadesinde bu isimleri verecek mi? Savcılık ifadesinde Süleyman Soylu'yu anlatacak mı? Veya o partiden, siyasilerden, devlet kurumlarından bahsedecek mi? Bahsetmiyor. Ve soruyorum Haluk Levent niye sustu? Neden sustu Haluk Levent? Bakın devamına gelelim. İşte burada onun ipuçları var gibi. İpuçları olabilir burada diyor ya suçsuz olduğunu savunuyor. "2023 yılından itibaren Ahbap derneği olarak büyük baskılar gördük. 3 yıldır çileler çektik ama bunları ifade edemedik. Korkularımız, kaygılarımız ya derneğe el konulursa korkusu bizlere hep susmaya itti. Bizlere hep susmaya itti diyor. Ya size bize baskı yaptılar diyor ve derneğe el konulmasından korktuk diyor. Bunun için hep sustuk diyor. Dönem dönem kimi bakanlıkların kimi bakan yardımcıları ile şirketler arasında gönderildik." diyor ki "Bakanlar, bakan yardımcıları bizi şirketler arasında gönderildik diyor. Bunların arasında gezdirildik biz diyor. Ama isim vermiyor. Bu sefer isim vermiyor. Bak gönderildik, getirildik. Hükümet organlarının birçok politikacısı Ahbap derneğine aracılar gönderdi. İlginç değil mi? Hükümet organlarının birçok politikacısı yani iktidardaki siyasilerden bahsediyor. Ya bakan ya milletvekilliği. Ama iktidar da Ahbap Derneği'ne aracılar gönderdi diyor. Niye aracı gönderir ki? Niye aracı gönderiyor? Gönderilmiş olabilir. 2 buçuk yıldır sistematik olarak yapacağımız birçok yardım zarara uğratıldı. Yani Haluk Levent şunu mu kastediyor? Biz diyor ev yapacağız. Biz okul yapacağız. Biz şunu yapacağız. Bunları yapacağız. Yardımları yapacağız. Politikacılardan, bakanlardan, siyasilerden mi bunu yapacak kişiler gönderiyordu? Şirketler filan. Niye şirketlerle bakanlıklar, bakan yardımcıları arasında geçsin ki Haluk Levent? Ama detay yok. Bu kadar. Zarara uğratıldık diyor ya. 2,5 yıldır sistematik olarak yapacağımız birçok yardım zarara uğratıldı. Fiyat mı arttırıldı? Yani bedel mi arttırıldı? Paraları ödemeyince şey mi yapıldı? Bu konuda son olay yani bu 80 milyon TL'lik evleri kastediyor. 20 daireye. Anlaşıldı ki olmayan bir para üzerinden çaldı denilip yıpratılmaya çalışılıyoruz. Atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Serbest bırakılmayı talep ediyorum" diyor. Yani isim yok. İsim yok ama bir tablo var ortada. Ortada bir tablo var. Şimdi aslında bu onun çizdiği bu tablo yani şey eee yani şey avukatı tarafından da ifade ediliyor. Yani müvekkilimiz diyor "üç suçta sevk tutanağını görmedik hala diyor. Üç suçtan sevk edildi diyor. Kara para olabilmesi için diyor o para olması lazım diyor. Hangi suçu işledik? Su şu suçtan şüpheleniyoruz denmeli ama denmiyor diyor. Bir de dolandırıcılık eylemleri için MASAK raporlarında gördük. Zenginler zenginlere para göndermiş. Dolandırdık dediği meblağlar hayatın olağan akışına aykırı. Savunma sanayine mal veren şirketlerdir. Dolandırılması mümkün değildir. Müvekkil toplumda yıpratılmıştır. Yani eylem itibariyle dolandırma fiili gerçekleşmemiş. Maddi mani unsuru gerçekleşmemiştir" diyor. Ya şimdi burada tabii bunlar dediğim gibi savunmalar ama bakın şimdi şunu görüyoruz. Şu üç ana başlıkta toplayabiliriz hikayesi. Bir Haluk Levent'in diyelim ki Ahbap paralarını kullanmadı. O zaman bu suçlamaların pek çoğu yani daha farklı bir noktaya gidiyor. Çünkü ne? Ahbap'taki bağış paralarıyla kumar oynadıysa o paraları şahsi hesabına geçirdiyse Ali Levent ekibi öyle şeyler yapsa bu bambaşka bütün toplumda haklı olarak bir infial yaratan bir suçlama, bir iddia. Bu var mı yok mu bilmiyoruz hala. MASAK raporu gelince öğreneceğiz ama galiba 80 milyon TL'lik bir açık var. Yani 80 milyon TL'lik bir para var çıkan Ahbap'tan ya da Ali Levent'in dediği gibi veya kendi parası kendi parası ama 80 milyon TL'lik ya da 150 milyon TL'lik bir açık var hesaplarda belli ki o daireler Ahbap'a geçince o açık kapanacak. Onu diyor. Yani 2026 yılında diyor ben onu kapatacağım zaten diyor. O zaman bakılacak defterlere bir sorun çıkmayacak ama gözaltına aldım kapatamıyorum şimdi diyor. Tapular üstümüze geçmedi diyor. Ve bunu şey parası gibi gösteriyorlar diyor. 80 milyon TL'yi Ahbap'tan çıkmış para olarak gösteriyorlar diyor. Ama bir şekilde 80 milyon TL Ahbap'tan çıkmış yani. Niye çıkıyor o para? Onu anlamak lazım. Yani Ahbap'la ne ilgisi var ki bunun? Niye Ahbap'ı borçlu bir halde olsun? İlginç. Ama bakın burada temel şey var. Şimdi Haluk Levent borç alıp ödemediği paralar var. Birinci ayak bu. Şimdi bu bir dolandırıcılık mı ya da ne bu yani? Ama şöyle bir sıralamaya bakarsak ana hikaye bu. İkincisi Haluk Levent'in borçları döndürmek için girdiği bir kara para ağı var. Borçları aldı topladı. Borçları ödeyemedi ve bir kara para ağına, bir tefeci ağına girdi. Şimdi oradakileri temel soru, bunları açacağız tek. O kara para ağındakilere neden dokunulmuyor? Tefeci olduğu iddia edilen kişilere neden dokunulmuyor? Örneğin Haluk Levent'te hesaplarını kullandırtılanlar tutuklu. Haluk Levent'i para gönderen eniştesi, amcası, herkes tutuklu. Tutuklanıyor. Tutuklamaya sevk ediliyor. Mağdur olduğunu, dolandırıldığını söyleyenler tutuklamaya sevk ediliyor. Bakın bir yandan dolandırıcıdır diye Haluk Levent'i tutukluyorsunuz. Bir yandan da Haluk Levent'i para gönderdi, dolandırdı diye onu da tutukluyorsunuz. Ece Güner mesela öyle değil mi? Ama o paraların, devasa paraların bir yandan gayrimenkule çevrildiği ve dolaştırıldığı kişiler niye soruşturma dışı? Bakın oraya geleceğiz. Burası en önemli yerlerden biri. Unutmayın. 3. maddeye geleyim. Kara para ve tefeciler ağındaki siyasiler, devlet kurumları kimler? Kimler? Ve Haluk Levent. Tekrar ediyorum. Haluk Levent niye sustu? Neden sustu Haluk Levent? Oradaki isimleri niye vermiyor? Emniyette verdirmediler, yazdırmadılar. Savcılıkta niye verdirmiyorlar? Değil mi? Şimdi başta bu üç soru etrafında olayı özetleyebiliriz.

Bakın olay şöyle gelişiyor. Yani Haluk Levent'in anlatımlarına göre ve bazı tespitlere göre şöyle. Haluk Levent kuruyor Ahbap'ı 2017'de. Bir süre kendi cebinden işte iş adamlarıyla mağdurları bir araya getirerek sosyal medyayı da kullanarak büyük bir yardımsever kimliğine kavuşuyor. Sonra Ahbap kuruluyor. Ahbap üzerinden yardımlar yapılıyor. Tamam. Sonra Elazığ depremi olunca bir bağış toplama hakkı kazanıyor ve 2023'te 6 Şubat depremleri olunca da 4 milyar 300 milyon TL'ye bağış topluyor. Neden o kadar çok bağış Ahbap'a gidiyor? Çünkü devlet kurumlarına güven sıfır. Yolsuzluk iddialarıyla şunla bunla devlete güven ülkede tükenmiş. Hatta bir de şu var tabii. 6 Şubat depremlerinde ilk 3 gün devlet 3 gün sonra hala Hatay'a gidin hala görürsünüz yani. Ya ama ilk üç gün devlet yok. İnsanlar bir yani jeneratör olmadığı için bir kesme demir kesme makası olmadığı için bir Hilt olmadığı için yakınlarıyla konuşarak öldüler. Sesleri duyuluyordu. Yani şimdi böyle bir iklimde de millet devlete güveni tamamen yitirdiği için bunun faali kışlıdan askerler bile çıkartı biliyorsunuz. Bunun failleri de beceriksiz yöneticilerdir. Beceriksiz iktidardır. Yani millet değildir yani bunun faili. Millet dedi ki ben bunlara nasıl vereceğim dedi. Haluk Levent'e güvendi. Düşünün ki Haluk Levent geçmişte kumar bağımlılığıyla gündeme gelmiş bir isimdi. O imajını silmiş. Bir yardımsever imajı kazanmış ve Ahbap'mış. Millet de oraya gönderdi parasını. Şimdi ama Haluk Levent'in anlatımı şu diyor ki biz bakın bu savcılık ifadesi de öyle. "2023 depremden sonra diyor bakın ifadesinden şey yapayım işte 4 milyar 300 milyon yani devasa bir bağış bağış geldi diyor. Ben bu bağışları bakın o iddiası şu hepsini diyor yardım yani amaçları doğrultusunda kullandık. Okullar yaptık, şeyler yaptık, insanlara verdik filan ama diyor bak biraz önce anlattığı yerle birleştiriyorum ama diyor bak buradaki lafı o. diyor ki yani siyasiler devreye girdi dedim. Siyasiler devreye girdi ve biz şirketler, bakanlar, bakan yardımcıları gezdik ve sürekli bize el koymaları korkusuyla yaşadık. Onların taleplerini de kabul ettik demeye getiriyor. Ondan sonra akıl almaz bir durum oluştu diyor. İşin içinden çıkamadık diyor. Çileler çektik ama sustuk diyor. Ve sonra diyor bak şu laf çok dönem dönem kimi bakanlıkların, kimi bakan yardımcılarıyile şirketler arasında gönderildik, getirildik. Hükümet organlarının birçok politikacısı Hafbap Derneği'ne aracılar gönderdi. 2 buçuk yıldır sistematik olarak yapacağımız birçok yardım zarara uğratıldı." Şimdi bir ifadesinde de diyor ki kendi savunması bunlar. Onu tekrar söyleyeyim. "Ben diyor bu dönemde ekonomik bir çıkmaza girdim diyor. Deprem şeyinde deprem döneminde yaşadığımız olaylar beni içinden çıkmaz duruma sürükledi. Zaten borsada işlem yapmak gibi pis bir zaafım var. Depremin ilk iki yılının bana getirdiği ekonomik maliyetler benim daha çok borsada işlem yapmama ve daha çok risk almama sebep oldu. Forex oynamış muhtemelen. Bunun böyle kaldırış kaldıraç şeyleri olu işte şu küçük çıkacak, şu çıkacak. Kumar gibi bir şey aslında ya. Bu şeyde oynanan finans sisteminde oynanan bir kumar. Risk almama sebep oldu. Bu paralara hep borçlandım. Hiçbir zaman Ahbap Derneği'en para alıp oynamadım" iddiası bu. Bak tam bunu söylüyor. Yani özetle hikayeyi baştan örüyoruz ya şeyde batıyor deprem döneminde diyor oradan mali sıkıntıya düştüm. Ekonomik olarak bittim. Borsada oynadım pis bir zaafım var. İşte o forexlerle oynuyor muhtemelen. Sonra baktım daha çok oynadım. Daha çok oynadım risk aldıkça. Bir de bu noktada bir coin macerası var. Onu da tweetlerinden görüyoruz. bir kendi şöyle bilgilek oynamadığı bir coin markası batıyor. O batınca 1052 mağdur filan öyle bir şey oluşuyor. Onların hepsinin parasını ödüyor. Sonra da diyor ki ben HLK yani isimdeki sessiz harflerden coin diye bir yer kurdum diyor. Bu sosyal yardımda kullanılacak kolayla kolayca kullanılacak bir coin A'ydı diyor. Oraya da girdim diyor. Orada da işlerim yolunda gitmedi diyor. Oradan da bir açığım oluştu diyor. Değil mi? Bunları söylüyor. Şimdi burada bir de şu iddia dönüyor bak. Deprem dönemi, o dönemki borsa oyunları, coin hikayesi. Bir de 279 milyon TL'lik Alper Çelik yani hesaplarını kullandığı isimlerden biri Ahbap yöneticisi. Onun oynadığı 279 milyonluk bir bahisten bahsediliyor. Yasal bahis. Şimdi o hesapları kullanıyor. Bunu da muhtemelen Haluk Levent kullanıyor diye şey yapılıyor. Savcılık yorumluyor. Ama baktığımızda sorularda hiç bunu göremedik şimdiye kadar. Polis sorgusunda da savcılık sorgusunda da garip bir şekilde örneğin bu önce 9 milyon TL dediler ya. Savcılık açıklamasında ne dediler arkadaşlar? Yani bu çok büyük skandal değil mi? Ben mi yanlış anlıyorum? Ben benim için herkes için sıradan mı artık bu? Bir savcılık gelip böyle böyle bir lafı yalan yanlış bir şey söyleyebilir mi ya? 990 milyon TL 390 milyon TL'sini kaybetti. Sonra o düştü 290 milyon TL'ye 279 milyon TL'ye. Yani ya akıl alır gibi değil ya. Yani hadi gazeteci yanlış haber yapıyor, şey yapıyor. Yanlış haber yapınca üstüne urrağ diye çıldırılıyor, şey yapılıyor filan da yani savcılık bunu böyle kafasına göre böyle yazabiliyor mu hiç tespit olmadan? Bir de bu hiç sorulmuyor. Haluk sorulmaz mı ya? Sen 279 milyon TL'lik bahis oynadıysan bu parasına nereden geldi? Şimdilik önümüzde görünmüyor. Ne var o burada? Çok acayip bir hikaye var. Şimdi ama ifadesinde de zaten şey söylüyor. Haluk Levent söylüyor. Bakın bu lafı çok önemli. "Haluk Levent olarak ben ne kendimi, ne etrafımı, ne işlerimi maalesef doğru dürüst yönetemedim. Ahbap çeklerini bakın tam dönüm noktası burada başlıyor. Ahbap çeklerini ve senetlerini kimi yerlerde teminat olarak kullandım. Yüksek miktarda borçlandım. Buna usulsüzlük diyebilirsiniz ama yolsuzluk diyemezsiniz." Şimdi yani Haluk Levent diyor ki ben aslında Ahbap parasını kullanmadım diyor ama Ahbap'ın çeklerini ve senetlerini kullandığını söylüyor. Bu farklı bir şey değil. Bu farklı bir şey değil. Anladın. Şimdi diyor ya burada battık. İşte bütün bu eylemlerden dolayı anlattı. Borçlanmalardan dolayı battı. Onun karşılığında o borçları kapatmak için bir döngü yaratman lazım. O döngüde başka yerlerden borç bulman lazım. Ya borçla borcu kapatıp bir çeşit devam ettirmen lazım bu süreci. Ha orada diyor Ahbap çiçeklerini senetlerini teminat olarak kullandım diyor. Ya bu durumda ne oluyor? Herkes şunu diyor değil mi? Ahbap çeki yani Ahbap'a bir dünya bağış geliyor. Ahbap'ın bir dünya varlığı var diye düşünüyor. Ve Ahbap'la ilgili diyor ki tamam yani sen şey yap bu parayı al diyor belki de. Şimdi burada tabii olay tam anlamıyla işte burada derseniz ki ben Ahbap'tan para çıkartmadım ama çeklerini, senetlerini kullandım. Orada bambaşka bir manzara var. Bambaşka bir manzara var. Şimdi bu arada ya tabii borçları böyle bir kapattı. Yani bu çok sıkıntılı bir şey. Bakın şimdilik o borçları biliyoruz. Bakın o borçlarla ilgili şunu da biliyoruz. Yelis Kaya'ın hesaplarını kullanıyor. Zafer Yay yine Ahbap yöneticisi ve Alper Çelik'in hesaplarını kullanıyor. Kendi hesapları yok çünkü hep bu edmiş hesapları filan muhtemelen. Bir de borç ya kumar bağımlılığı filan da belli ki zaten 70 milyon yani bütün bu olay patlamadan önce 70 milyon TL'lik bir çek cezası aldı. Yani onu da biliyoruz. Ama şimdi para bakın burada çok kilit bir şey var. Şim biraz size or size sayacağım devasa paralar Yelis Kaya'nın genellikle Yelis Kaya'nın Vakıf Bank ve Halkbank'taki hesaplarına geliyor. Dün söylemiştik ya bunlar kamu bankası. Oraya geliyor paralar ve bir Allah'ın kulu demiyor ki ya bu paralar ne? Bu bankaların değil mi? Şüpheli işlem bildirimi sistemleri var. Olmasa zaten yasa dışı bağış paraları pıt pıta her zaman orada orası kullanılır. Yani herkes milyar dolarları, milyon milyarlarca lirayı filan oradan işlem yapar. Bütün kara paranın kara para olmasının bile böyle mi kalmaz yani. Herkes kara parasını [kahkaha] bütün suç örgütleri kara parasını almaktan Vakıf Bank'tan ona gönderir buna gönderir. En sona parayı haklar. Yani eğer şüpheli işlem bildirimi yoksa bunun birimleri çalışmıyorsa burada hiç kimse demiyor arkadaş. Yeliz Kaya senin yani varlığın belli. Ortada bir tane arabası varmış. Başka bir şey yokmuş. Yani sana nasıl geliyor bu milyarlar, 2 milyarlar nasıl geliyor sana diye sorarlar değil mi? Ama sormuyorlar. Bak işte onun için diyorum hep tekrar altını çizim. Dün de söyledik. Politikacısız, bürokratsız böyle sistemler işlemez. Bu bağlantılar olmak zorunda. Şimdi paraları anlatıyorum çok kısacık hemen. Bakın sağda resimde görüyorsunuz. Esin Önder Çağlayan Haziran 2025'ten itibaren bak bir sene aşkın süre 70 milyon dolar gönderiyor. 70 milyon dolar. Bir de kandırıldım diyor. Vicdanımı suistimal etti, şey yaptı filan diyor. Bu paraların kimisi işte borçlu için veriyor, şey için veriyor. Kimisin de bak kripto yatırımı yapıyor ya coinler filan. Onun için de veriyor. 6 milyon dolar. 17 Mayıs 2026'da bir yıl sonra yaklaşık bir senet imzalatıyor. Diyor ki senette Önder ailesine Haluk Levent imzalıyor. Önder ailesine 2.1 milyar TL borcum bulunmaktadır. Önder ailesinin iyi niyetini kullanarak onları kandırdığım için üzgünüm. Borcumu 2 Haziran 2026 tarihine kadar ödeyeceğim. Bir de şu var arkadaşlar. Esin Önder Çağlaya 13 milyon dolarlık da çek kaptırmış. Ya bu çekler işte önümüzde şey işte ne ağustos, eylül, ekim, kasımda vadesi dolacak. Yine açıkta çekleri var. Yani şey yükümlülüğü altında olduğu çekler var. 13 milyon dolar. Şimdi Esin Önder Çağlayan bakın bu arada ona dikkatinizi çekeceğim. Savunma sanayi şirketi sahibi. Abisi de bir savunma, Önder Savunma sanayinin şeyi sahibi. Esin Önder de Esin Önder Çağlayan da globus ve şeylerin sahibi. Bu değil. Eren Globus ve Kanat savunma sanayi şirketlerinin sahibi. Onun da çekleri kalmış. Bakın Ece Güner var. Ece Güner avukat Ece Güner bir hukukçu. O 1.57.000 dolar yani 74 milyon TL kaptırmış. Almış parasını geri. Bir yıl uğraştım diyor. Paramı geri aldım diyor. Kendisi tutuklandı. Bakın Nurdan Eriş yeni çıkan mağdurlardan 2018 yılında evlenmiş. Haluk Levent'le İçmişle de evlilik yapmışlar. beni kandırdı diyor. Şirketimi sattım diyor. Amerika'daki şirketten para göndermiştim diyor. Bakın burada çok önemli bir şey söylüyor. "Çoğu zaman bana borcum var ödemem lazım. Tefeciler var peşimde mafya var diyordu." Bu cümleyi lütfen unutmayın. Nurdan erişim bu cümlesini unutmayın. "Çoğu zaman bana borcum var ödemem lazım. Tefeciler var. Peşimde mafya var diyordu." Bir kere de Ahbap'a para gönderdim diyor. Zafer'ya göndermiş. Bakın parça parça öyle paralar göndermiş. Şimdi Sevda Kurt var. Eee aynı zamanda sağda gördüğünüz hanımefendi. O da Amerika'da yaşamış bir dönem şey yapmış filan Türkiye'ye dönme kararı almış. Sonra 20 yıl Amerika'da yaşamış. O da şirket şey o böyle varlıklı olduğunu fark edince sürekli şey yapmış. Evlenme vaadiyle kandırmış. evli olduğunu şeyde öğrendim diyor. Nezarette öğrendim diyor. Sevda Kurt 90 milyon TL borç veriyor. 90 milyon TL Sevda Kurt veriyor. Bana evleneceğiz çocuk yapacağız dedi. Evli olduğumu nezarethanede öğrendim diyor. Ben de Amerika'daki paralarını aldı diyor. Benim Amerika'da paralarımı da aldı diyor. Yani adli kontrolle serbest bırakıldı. Nurdan Eriş tutuklandı. Eş Nurdan Eriş niye tutuklanmış onu da anlamadım gerçi. Yani bir suçlama şeyini kısmını çözemedim. Şimdi bakın dikkat ettiniz değil mi? Bir savunma sanayi şirketi vardı. Esin Çağ Önder Çağlayan savunma sanayi iki tane savunma siyasi savunma sanayi şirketi. Ailesi zaten savunma sanayi işleri yapıyor. Önder savunma da çok büyük bir şirket. Abisinin şirketi. Şimdi bir tane daha savunma san Recep Sancak. Murat Sancak'a şeyi eee bu İsmail Terlemez. O da savunma sanayi şirketi sahibi. Bakın İsmail Terlemez arca savunmanın sahibi. 70 milyon TL borç vermiş. Hatırlarsanız yine bu casusluk soruşturmasında da geçmişti İsmail Terlemezi. O da ARC yani şeyden Baykar'dan büyük yani bu Çorum'da devasa bir böyle bu mermilerden top mermilerinden ürettikleri fabrikaları filan var. Hatta burada çok ilginç bir şey var. Başaran Holding unutmayın Başaran Holding'den bir şirketi satın alıyor filan. Savunma sanayi şirketini satın alıyor filan. 70 milyon TL borç vermiş Haluk Levent'te. Sonra bakın Recep Sancak. Recep Sancak Murat Sancak'ın akrabası. O da savunmasını açtı abi yıllık gelirini 45 milyon dolar diye açıklıyor. 1 milyon dolar veriyor Ali Levent'e. 1 milyon doları sonra geri alıyor. Sancak biliyorsunuz AKP'ye çok yakın bir isimdi. Sonra 1 milyon dolar daha veriyor. Sonra Halik Levent geri ödeyemeyeceğim diyor. Ödeyemeyeceğim. Ondan sonra bir daire parası gönderiyor. Daire parası diyor 700.000 dolar daha pahalıydı dairenin fiyatı diyor. 700.000 doları da onun için gönderdim diyor. Bakın burada daire devreye giriyor. Sonra çekler iki çek karşısı çıktı diyor. Verdiği savcılar suç yürüsünde bulundum diyor. İki çek hikayesi var. Bu çekler Ahbap çeki mi? Bu çekler kimlerin çekleri? Kimlere cüre edilmiş? O kadar çok şey çıkar ki buradan. Bu hikayeden o kadar çok şey çıkar ki. Bak yani şimdi bu isimleri saydık değil mi? İlk etapta aklımıza gelen bak bunun gibi çok isim var bu arada. Daha çok çıkacak ama böyle genelde şu da görülüyor. Bir savunma sanayi şirketleri görülüyor. Daha önce de çıktı biliyorsunuz karşımıza seri bir şekilde. Yani bakın savunma sanayinin özelleştirilmesi de bu durumu yaratıyor. Hatırlıyorsunuz. Hatırlamıyorsanız birkaç gün önce birkaç gün derken bir hafta önce iki skandalı anlatmıştık burada. Birini Dinçer Gökçal TV'den ortaya çıkartmıştı. Bir tanesini T24'ten Ansü Aranca ortaya çıkartmıştı. Bir Semra Ilık diye avukat vardı. Hatırlıyor musunuz? Onun da Saval Musaya şirketi vardı. Sonra anlatmıştı işte Ankara Başsavcı Vekilinin nasıl rüşvete aldığını anlatmıştı. Mesela sarayda dolandırıcı ağını saraya oturan dolandırıcıları anlatmıştı. Böyle milleti çağırıp sarayda dolandıranları anlatmıştı. O Semra'ın da savunma sanayi şirketi vardı göya ama bakıyorsunuz bunlar ne üretiyor Allah aşkına denizaltı mı oluyor? Roket tamam İsmail Terlemez üretiyor ya. Bir şeyler üretiyor yani. Onu görüyorsunuz topm fabrikalarını falan görüyorsunuz. Ben Semri ağlık örneğin denizaltı üretiyor, stop üretti böyle tanımladım. Bir baktık fabrikası yok. Şimdi gerçekten acaba inin önder Çağlayan bir şey üretiyor mu? Yani Recep Sancak herhalde üretiyordur. Onun bir şeyi varmış gibi, bir tesisi varmış gibi görünüyor. Ama savunma sanayi şirketleri üzerinde biliyorsunuz ki Assan diye bir devasa savunma sanayi şirketine el konuldu. Adamlar Fetöcü'den içeri atıldılar. Sonra da FETÖ içerideler. Şirketler de satıldı. Hatta şeye satıldı. Roket sana satıldı. Onlar da savunmasına aşık ediyor. Eski MK şeyi başkanı içeride hala ya. Çok çok acayip bir işler dönüyor orada. Şimdi neyse konumuzu dağıtmayalım. Haluk Levent'ten devam ediyoruz. Bir de şunu görüyoruz tabii. Halent'te kadınlar, genç kadınlar ve zengin varlıklı kadınlar üzerinden bir sistem de işletmiş. Onlardan çok ciddi paralar almış. Ahbab'ı da kullanmış. O güveni yaratırken hepsi söylüyor bunu. Ahbab'taki bizim Ahbap Türkiye'nin en güvenilir insanıydı. Biz de güvendik diyorlar açıkçası. Yani bir kısmı parasını gele alamıyor. En çok alamayan da Esin Önder Çağlayan 13 milyon dolarlık şeyden bahsediyoruz. Peki şimdi bakın ikinci adıma geliyoruz. Borçları aldı, topladı. Bir sonraki adım bu borçları nasıl döndürecek? Nasıl geri getirecek? Şimdi borçları ödemek için Ahbap çeklerini kullanıyor, senetlerini kullanıyor, başka işlere giriyor. Böyle gayrimenkul alıp borçları karşılık vermeye çalışıyor. Halem çok devasa bir borca oluşmuş bahsettiğimiz nedenlerden dolayı. Bakın Er ekrana getirdi. Başaran Holding'den örneğin şeyler alıyor. Daireler alıyor. Devasa daireler alıyor. Hüseyin Başaran'dan 22 parça daire alıyor. 22 adet fabrikalar içinde böyle lüks sitelerden daireler var. Şey var. Karaman'da devasa arsalar var. Plazalarda dükkanlar var. Dediğim gibi lüks ultra lüks daireler var. Ya bunları nasıl alabildiğini ben çözemiyorum ve ortadaki devasa paranın kaynağını da çözemiyorum. Ya bu 70 milyon dolarlar filan gidiyor geçiyor ama yani nereye gidiyor anlamak mümkün değil. Bakın şimdi orada yani nasıl bu kadar büyüyor bu paralar ve nasıl böyle bu kadar büyük gayrimenkullere dönüşüyor? Şimdi orada şu noktaya geliyoruz. Bakın bu paraları topladılar ama bakıyorsunuz esin Önder Çağlayan ne diyor biliyor musunuz? diyor ki "bana 22 tane başarılı olken bana diyor 68 tane gayrimenkul verdiler diyor. 68 gayrimenkul ama diyor borçlarını kapamaya yetmiyordu diyor. Ben 70 milyon dolar verdim 35 milyon dolar ediyordu onlar diyor. Hatta Sakarya'da da bazı gayrimenkuller var. Onları vermeye çalışılar. Onları istemedim. Soru çıkarttım üstümden diyor. Geri verdim onlara diyor. Ama diyor bana devrettiler sürekli bunları diyor. Borçlarım karşılığında 70 milyon dolar verdim. 35 milyon dolarlık gayrimenkul verdiler diyor. Bakıyorlar tapu devri var ama satış sözleşmesi filan da yok. Borç karşılığı sürekli daire veriyorlar. Yani lüks daireler filan veriyorlar. Şimdi burada çok ilginç bir önemli nokta başlıyor. İşte bu daireleri döndürme süreci. Şimdi daireler döndürülürken Hüseyin Başaran ve oğlu Can Başaran Başaran Holding sahibi bir senaryo yazıyorlar dilekçeyle. Bunu biliyorsunuz anlatmıştık zaten. İşte kızını kaybetmişti Mine Başarını. Çok Mine Başarını çok vahim bir uçak kazasında. Onun adına yurt ya işte o orada hassastım ben. İşte o da kızlar için yurt yaptıracağını söyledi. Gayrimenkuller fabrika filan yani yurtla alakası yok. Bağış da yapmıyor zaten gayrimenkulleri ver ve 60 milyon dolarlık gayrimenkulümü verdim diye suç duyurusunda bulunuyor. Ve diyor gayrimenkullerim bana geri verin. Amacı o. Suç duyurusunun amacı o. bize ABD'den işte Avrupa Birliği'nden fonlar gelecek o zaman ödeyeceğiz dediler. Ya yine akıl yılmaz bir senaryo ya hayatın olan her şeye aykırıya bir çalışanla 16 yıllık çalışanla Feyyaz diye birine o görüşmenisi için devrediyor. Feyyaz hiç Hüseyin Başarına bir şey söylemiyor. Diyor ki fonlar gelecek o zaman ben diyor devrediyorum ki adam kafasına göre devrediyor. Sonra geliyor söylüyor. Hüseyin Başarı da diyor ki ne yaptın sen? Dolandırılmışsın diyor. Hiç o zamana kadar haberi olmamış sanki. Ondan sonra suç duyurusunda bulunduk diyor. Bir daha Feyyaz aklıma suç duyurusunda bulunmuyorlar. Feyyaz diyorlar kandırıldı yani ya biraz senaryonun da biraz mantığı olur yani. Şimdi burada işte hikaye başlıyor. Burada bir kara para ve tefecilik ağı başlıyor. Şimdi buradan şunu şu sonuca gelebiliriz. Bakın bu 60 milyon dolar denen mal varlığı 22 adet mal varlığı gerçekten 60 milyon dolar değil. İfadelerde söylüyorlar. Esin Çağlayan'a, Esin Önder Çağlayan'a devrediliyor ya. Esin Önder Çağlayan diyor ki "Onlar diyor 242 milyon dolar. O mal varlığın toplamı niye 60 milyon dolar olarak bildiriyorlar? Senet kabul etmedik diyorlar. Ne kabul ettiler böyle gerçekten de aman siz sonra ödersiniz diyerek verdiler mi mal varlıklarını? Olur mu öyle şey? 60 milyon dolar eğer 24-2 milyon dolarlık bir şey için istendiyse bu tefeciliktir zaten. Ve Haluk Levent'in de çok ciddi bir şekilde paraya sıkıştığı, o çarkı döndürmek zorunda kaldığı anlaşılıyor. Peki çok önemli bir soru. Çok önemli bir soru. Her şeyi soruşturursunuz dediğim gibi. Bakın her şeyi soruşturuyorsunuz değil mi? Bak tutuklananlar arasında örneğin şey var. Ece Güner var. Ne yapmış Ece Güner? Borç vermiş. Borcunun karşılığını almış değil mi? Avukat tutuklu. Ya şeyin başaran hakkında niye soruşturma yok yani o yani Haluk Levent'in etrafındaki herkes hakkında soruşturma var. Hüseyin Başaran aynı zamanda anlatmıştık yine programımızda. Dubai'deki 6 7 tane bankayı 300 milyon dolar dolandırmakla suçlanan bir isim. Geçmişte hakkında öyle iddianameler var. Yani şimdi bu olayda o gayrimenkullerle girmiş işe. 22 tane gayrimenkul 60 milyon dolar diyor. Ötekilerde diyor 242 milyon dolar. Ya buna kimse merak etmiyor. Müslüm başarına kimse sormayacak mı ya? Şimdi başaran yani siyasilerle mi bağlantılı o zaman? Birileriyle en mi bağlantılı veya bu kadar para dönen yerde? Ya bakın tekrar hatırlatıyorum. Tekrar hatırlıyorum. Yani evlendiği eski eşi olan İsviçre'de evlendiği adı neydi? Nurdan Eriş. Bakın lafı hatırlatıyorum. Haluk Leven söylemiyor ama tefeciler var peşimde, mafya var diyordu. Bakın böyle bir duruma, böyle bir atmosfere Türkiye'yi biraz biliyorsanız bu kara para atmosferine böyle tefecilik olabilecek durumlara mafyanın girmemesi imkansız. Mafyanın girmemesi gerçekten de imkansız. Şimdi onun için bir ayak daha tamamlanmış oluyor, değil mi? Soruşturma burada duruyor. En en garip kısım başaran kısmında durması. Bir de nerede duruyor? Siyasilerin adını söyleyince, bürokratların adını söyleyince, devlet kurumlarının adını söyleyince duruyor ve bütün bunları yaptığımız zaman, bütün bunları durduğunuz zaman işte sonuçta bu oluyor.

Ya şimdi tabii bir de siyaset sahesi de bütün bunlar olurken çok karışık. Eee işte Çankaya Belediyesi'ne yani operasyon yapıldı. Hiçbir delil olmadı, MASAK raporu yok ya. Sadece tanık ve gizli tanık ifadesiyle Bel Çankaya'nın 1 milyon nüfuslu Ankara'nın en büyük ilçesine belediye başkanı cezaevinde. Bunlara hiç ses yok. Bunlar gündem bile olmuyor. Ama şimdi son seçim anketi var. Bakın son seçim anketi. Bu seçim anketi bize çok acayip bir sonuç ortaya koyuyor. Revest Araştırma İstanbul Politik Araştırmalar Enstitüsü ve işbirliği ile yapılıyor. Mutlak mutluluk, kanaatler, tutumlar başlıklı bir araştırma. 3-10 Temmuz tarihleri arasında yapılmış araştırma. Türkiye genelinde 20 şehirdeki 1985 kişiyle görüşülmüş. Şimdi bu anket bakın bu anket aslında mutlak mutlak politikasının çöktüğünü gösteriyor. Kesinlikle çöktü diyor. Şimdi önce Eren'den şeyi rica edeceğim. Butlan butlan öncesi mutlak butlan öncesi sonuçlarını versin bize. Bu mutlak butlan sonrası. Ha, mutlakların öncesi. Evet, doğru geldi. Şimdi bakın bu ankette, mutlak butlan öncesi ankette CHP ile AKP'nin baş olduğunu görüyorsunuz. %24.8 CHP bu kararlar dağıtılmış hali değil. AKP 24.5. Eşit eşit. DEM Parti 8.8, MHP 6.8. Öyle gidiyor. Şimdi mutlak butlan sonrasına baktığınızda arada yeni bir yeni bir fark oluyor. Çünkü mutlak butlan sonrası artık Özgür Özel'in kuracağı yeni parti söz konusu. Özgür Özel'in kuracağı yeni parti de ankete ekleniyor. Bu Özgür Özel'in yeni partisi 35.6 oy alıyor. %35.6. AKP 27.8. Yani baktığınızda yani dedik ki 28 olsun bu 7 puandan fazla. Fark var. 7 puandan fazla başa başken 7 puan öne geçiyor. Yeni Parti bakın yeni parti Özgür Özel'in Yeni Partisi Kılıçdaroğlu CHP'si 5.1'de kalıyor ki bakın bu çok daha düşecek yani. Şimdi böyle şey yapılıyor kalıyor filan. Yani bu daha ilk şeyler yani bunlar 5 %5 almasın imkansız. Dem parti 8.7 MHP 7.6. Yani bu işte bu ankete baktığınızda mutlak butlan projesinin iktidara da AKP'ye de çok ciddi bir sorun çıkarttığını görebiliyoruz. Ki potansiyel oyu bakın Özgür Özel'in yeni partisinin potansiyel oyu ankette %49 olarak tespit ediliyor. %49. Şimdi bu arada çıkıyor Müslüm Sarı. CHP sözcüsü bu sonuçları gördükleri için delirmiş vaziyetteler. Çünkü değişimcileri suçluyor, Özgür Özleri suçluyor. Bu arkadaşlarımız butlancıdır, kayyımcıdır. Aynı zamanda bölücüdür. Partide bir paralel yapılanma yapılanma söz konusudur. Allah [kahkaha] adam partiye polisle girmişsin, biber gazıyla filan girmişsin. Hala diyorsun ki bunlar Butlancı. Ulan Butlan sensin. Allah'ım ya. Çok Bu arada Özgür Özel yeni parti ile ilgili detayları paylaştı. Deniz Zeyrek anlattı bunları. Yeni Parti logoda geçecek diyor. Logo için sipariş verilmiş bina arayışı sürüyor. Bir de son bir haber vereceğim. Özgür Öz bak Kılıçdaroğlu'nun ismini söylememişti biliyor musunuz? Bana ofisi kim oturtuyor size? Nasıl çalışması kim finanse ediyor dediklerinde bir iş insanı demişti. Şaban Sevinç dedi ki bu iş havada nafer Çapar yani Kılıçdaroğlu'nun yeğeni diyorlar. Şimdi meğer bütün o ihaleleri geçmişteki bütün bu cumhurbaşkanlığı seçim çalışmaları sırasında 723 milyon liralık ihaleye Naferça Çapara şeye vermişler. Nefer Çapara vermişler. Şimdi de o ofis paralarını şunları bunları o finanse ediyormuş. Kılıçdaroğlu arınmalısın. Kemal Kılıçdaroğlu arınmak zorunda. Herkesi büyük büyük laflar etti. Herkesi mahkeme kararları olmadan sadece tanık, gizli tanık ifadeleri suçladı. Bakın ortada belgeler anında ortaya çıkacak bir durum var. Bütün butlancıların hakkında belgeleri anında çıkacak bir durum var. Delir yolsuzluk eğer doğruysa. Şimdi de yalan söylemi yani şey yapıyorlar. Yalanlama da yapmıyorlar ya. Kimse de yalanlamıyor ha. Kimse diyor ki yok doğru değil bu yapmadı filan demiyor yani. Ama misarı çıkıyor diyor ki ya işte davaya inananlar. Ulan yokken ne davası? Saçma sapan savunmalar. Hoşça kalın diyoruz. Pazartesi görüşmek üzere. Hoşça kalın.