📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

No Risk No Reward – Change Your Life Today | Motivational Video 🔥 | Improve Your English Fluency ✅️

English Avenue33:50

Transcription

Kanalımıza tekrar hoş geldiniz. Bugün hayatınızı tamamen değiştirebilecek bir şey hakkında konuşacağız. Basit bir gerçek, ama güçlü bir gerçek. Risk yoksa, ödül de yok. Çoğu insan başarı ister, ancak risk almaktan korkar. Daha iyi bir hayat isterler, ama aynı yerde kalırlar. Neden? Çünkü rahatlar. Çünkü korkarlar. Çünkü başarısız olmak istemezler. Ama gerçek şu ki: Eğer risk almazsanız, büyümezsiniz. Bu videoda, neden riskin gerekli olduğunu ve hayatınızı nasıl dönüştürebileceğini anlayacaksınız.

Ders bir, güvende kalmak en büyük risktir, ilk gerçek ve hayattaki en tehlikeli yanılsama. Güvende kalmak en büyük risktir. Şimdi dikkatle dinleyin. Çoğu insan güvende kalmanın onları koruduğuna inanır. Eğer risk almazsam, başarısız olmam, derler. Eğer denemezsem, kaybetmem. Eğer olduğum yerde kalırsam, iyi olurum. Ve ilk başta doğru gibi gelir. Rahat hissedersiniz. Güvende hissedersiniz. Rahatlamış hissedersiniz. Baskı yok, korku yok, belirsizlik yok. Ama gerçek şu ki: O rahatlık yavaş yavaş geleceğinizi yok ediyor. Bunu derinlemesine anlayalım. Konfor alanınızda kaldığınızda, büyümeyi durdurursunuz. Her gün aynı şeyleri yaparsınız. Aynı şekilde düşünürsünüz. Aynı hayatı yaşarsınız. Ve bunun yüzünden hiçbir şey değişmez. Yeni beceri yok, yeni fırsat yok, yeni başarı yok, sadece aynı hayat tekrar tekrar. Şimdi kendinize bir soru sorun. Eğer 5 yıl boyunca aynı kalırsanız, hayatınız nereye gider? Düşünün. Geliriniz artacak mı? Özgüveniniz artacak mı? Hayalleriniz gerçek olacak mı? Yoksa her şey tam olarak aynı mı kalacak? Gerçek tehlike bu. Başarısızlık değil, ilerleme olmaması. Şimdi dikkatle dinleyin. Büyüme sadece rahatsızlığa adım attığınızda gerçekleşir. Yeni bir şey denediğinizde, risk aldığınızda, belirsizlikle yüzleştiğinizde, hayatınızın değişmeye başladığı yer orasıdır. Ama çoğu insan o andan kaçınır, çünkü rahatsız edici gelir, çünkü korkutucu gelir, çünkü riskli gelir. Bu yüzden kolay yolu seçerler, rahatlığı seçerler, güvenliği seçerler. Ama anlamadıkları şey, bugünkü rahatlığın yarın pişmanlık yarattığıdır. Bunu basit bir şekilde açıklayayım. İki kişi hayal edin. Bir kişi risk alır. Yeni şeyler dener. Bazen başarısız olur. Mücadele eder. Ama öğrenir. Büyür. Gelişir. İkinci kişi güvenli oynar. Riskten kaçınır. Başarısızlıktan kaçınır. Rahat kalır. Ama büyümez. Şimdi 5 yıl sonra, kimin hayatı daha iyi olacak? Risk alanın mı, yoksa güvende kalanın mı? Cevap açık. Şimdi çok güçlü bir şey var. Güvende kalmanın bedeli görünmezdir. Onu hemen görmezsiniz. Onu anında hissetmezsiniz, ama yavaş yavaş içinizde birikir. Kaçırılan fırsatlar, gerçekleşmeyen hayaller, kaybedilen potansiyel. Ve bir gün uyanırsınız ve fark edersiniz ki başarısız olmadınız, ama başarılı da olmadınız. Ve bu duygu acı vericidir çünkü derinlerde, daha fazlasını yapabileceğinizi, daha fazlası olabileceğinizi biliyorsunuz, ama güvenliği seçtiniz. Şimdi bu gerçeği derinlemesine anlayın. Gerçek güvenlik güvende kalmaktan gelmez. Güçlü olmaktan gelir. Beceri kazandığınızda, zorluklarla yüzleştiğinizde, risk aldığınızda, yetenekli olursunuz. Ve yetenek gerçek güvenliği yaratır. Peki ne yapmalısınız? Küçük başlayın. Hemen büyük riskler almanıza gerek yok. Küçük adımlar atın. Yeni bir şey deneyin. Yeni bir şey öğrenin. Sizi biraz korkutan bir şey yapın. Ve yavaş yavaş seviyenizi artırın çünkü cesaret eylemle büyür. Bu güçlü sözü hatırlayın. Hayattaki en büyük risk hiç risk almamaktır. Çünkü risk almadığınızda, büyümezsiniz. Gelişmezsiniz. Hayatınızı değiştirmezsiniz. Bu yüzden rahatlığa saklanmayın. Belirsizlikten kaçmayın. İleriye adım atın. Riski alın. Çünkü o riskin diğer tarafında bir sonraki seviyeniz, daha iyi hayatınız, gerçek potansiyeliniz var. Ve yolculuğunuz orada başlıyor.

Ders iki. Korku, sizinle başarı arasındaki duvardır. İkinci gerçek ve çoğu insanın hayatını asla değiştirmemesinin en büyük nedeni. Korku, sizinle başarı arasındaki duvardır. Şimdi bunu çok derinlemesine anlayın. Büyük bir şey yapmayı, yeni bir şeye başlamayı, risk almayı düşündüğünüz her zaman, ilk ne gelir? Korku. Başarısızlık korkusu, reddedilme korkusu, para kaybetme korkusu, insanların ne söyleyeceği korkusu. Ve bu korku yüzünden durursunuz. Eylemde bulunmazsınız. İleriye gitmezsiniz. Hatta denemezsiniz bile. Şimdi dikkatle dinleyin. Korku düşmanınız değildir. Korku bir sınavdır. Size çok önemli bir şey gösterir. Farklı, yeni, hayatınızı değiştirebilecek bir şey yapmaya hazır olduğunuzu gösterir. Ve zihniniz buna alışık değildir. Bu yüzden sizi korumaya çalışır. Beyniniz başarı için değil, hayatta kalmak için tasarlanmıştır. Güvenlik ister. Rahatlık ister. Tahmin edilebilirlik ister. Bu yüzden risk düşündüğünüzde, beyniniz korku yaratır. "Bunu yapma. Ya başarısız olursan? Ya bir şeyler ters giderse?" der ve siz buna inanırsınız. Ama çoğu insanın asla anlamadığı gerçek şu ki: İstediğiniz her şey korkunun diğer tarafındadır. Özgüven korkunun diğer tarafındadır. Büyüme korkunun diğer tarafındadır. Başarı korkunun diğer tarafındadır. Ama o duvarı asla geçmezseniz, o şeylere asla ulaşamazsınız. Şimdi bunu düşünün. Hiç korkutucu bir şey yaptınız ve yaptıktan sonra gurur duydunuz mu? Belki insanların önünde konuştunuz. Belki yeni bir şey denediniz. Belki küçük bir risk aldınız. İlk başta korkmuştunuz. Ama yaptıktan sonra güçlü hissettiniz. Neden? Çünkü korkuyu aştınız. Şimdi bunu tekrar tekrar yapmaya devam ettiğinizi hayal edin. Her korktuğunuzda eylemde bulunursunuz. Her rahatsız hissettiğinizde ileriye gidersiniz. Ne olur? Korkunuz küçülür. Özgüveniniz büyür. Ve yavaş yavaş bir zamanlar sizi korkutan şeyler normal gelmeye başlar. Şimdi dikkatle dinleyin. Korku eylemden önce gitmez. Eylemden sonra gider. Bu çok önemlidir. Birçok insan önce kendilerini güvende hissetmeyi bekler. Başlayacağım, kendimi hazır hissettiğimde. Güvende hissettiğimde eylemde bulunacağım, diye düşünürler. Ama o an asla gelmez. Çünkü özgüven eylemle yaratılır, ondan önce değil. Şimdi, burada başka güçlü bir gerçek var. Korku geçicidir. Ama pişmanlık kalıcıdır. Eğer risk alırsanız ve başarısız olursanız, korku biter. Bir şey öğrenirsiniz, büyürsünüz, ileriye gidersiniz. Ama denemezseniz, o "ya olursa" zihninizde sonsuza dek kalır. Ya başlasaydım? Ya deneseydim? Ya o şansı kullansaydım? Ve o pişmanlık başarısızlıktan çok daha acı vericidir. Peki ne yapmalısınız? Birincisi, korkunuzu anlayın. Onu görmezden gelmeyin. Kendinize sorun, tam olarak neyden korkuyorum? Başarısızlıktan, yargılanmaktan, kayıptan. Korkunuzu anladığınızda, o zayıflar. İkincisi, küçük eylemlerde bulunun. Hemen büyük bir risk almanıza gerek yok. Küçük adımlar atın. Bir cümle söyleyin. Bir görev başlatın. Yeni bir şey deneyin. Küçük eylemler korkuyu kırar. Üçüncüsü, zihniyetinizi değiştirin. "Ya başarısız olursam?" diye düşünmek yerine, "Ya başarılı olursam?" diye düşünmeye başlayın. "Ya bu hayatımı değiştirirse?" Çünkü düşünceleriniz yönünüzü yaratır. Dördüncüsü, başarısızlığı büyümenin bir parçası olarak kabul edin. Başarısızlık düşmanınız değildir. O sizin öğreticinizdir. Her başarılı insan başarısız olmuştur. Ama durmadılar. Öğrendiler ve devam ettiler. Bu güçlü sözü hatırlayın. Korku her zaman orada olacak. Ama başarı, yine de eylemde bulunanlara aittir. Bu yüzden korkunun gitmesini beklemeyin. Gitmeyecek. Korkuyla ileriye gidin. Elleriniz titrese bile o adımı atın. Çünkü o korkunun diğer tarafında bir sonraki seviyeniz, daha güçlü benliğiniz, başarınız var. Ve gerçek yolculuğunuz orada başlıyor.

Ders üç. Her başarılı insan risk aldı. Üçüncü gerçek ve hayatınızı gerçekten değiştirmek istiyorsanız anlamanız gereken bir gerçek. Bugün gördüğünüz her başarılı insan risk aldı. Şimdi bunu derinlemesine düşünün. Herhangi bir başarılı insana bakın. Hep başarılı değillerdi. Bir zamanlar acemiydiler. Bir zamanlar kafaları karışıktı. Bir zamanlar korkuyorlardı. Tıpkı sizin gibi. Ama onları farklı kılan bir şey vardı. Oldukları yerde kalmadılar. Bir adım attılar. Riskli olsa bile, belirsiz olsa bile, korkuyor olsalar bile. Şimdi kendinize şu soruyu sorun. Başarının risk olmadan geldiğini mi sanıyorsunuz? Hayır, asla olmadı. Asla olmayacak. Çünkü başarı farklı bir şey yapmak anlamına gelir. Ve farklı bir şey yapmak her zaman risk içerir. Bir iş kuran birini düşünün. Para yatırırlar. İşe yarayıp yaramayacağını bilmezler. Risk alırlar. Kariyerini değiştiren birini düşünün. İstikrarı bırakırlar. Belirsizliğe adım atarlar. Risk alırlar. Tutkusunu takip eden birini düşünün. Topluma karşı çıkarlar. Yargılanırlar. Risk alırlar. Şimdi, gerçek şu ki: Her başarının arkasında bir risk hikayesi vardır. Ama insanlar o kısmı görmezler. Sadece sonucu görürler. Parayı görürler. Yaşam tarzını görürler. Başarıyı görürler ama korkuyu, mücadeleyi, uykusuz geceleri, başarısızlıkları görmezler. Bu bir yanlış anlaşılmaya yol açar. İnsanlar başarının kolay olduğunu düşünür. Şanslıydılar. Onlar için oldu. Hayır, sadece olmadı. Riskle, cesaretle, eylemle inşa edildi. Şimdi dikkatle dinleyin. Başarılı insanlar korkusuz değildir. Sadece korkuya rağmen eylemde bulunurlar. Sizin hissettiğiniz aynı korkuyu hissederler, ama onların durmasına izin vermezler. Yine de ileriye giderler. Ve o tek karar her şeyi değiştirir. Şimdi, burada çok güçlü bir şey var. Bir risk aldığınızda, başarısız olsanız bile, büyürsünüz. Yeni bir şey öğrenirsiniz. Deneyim kazanırsınız. Daha güçlü olursunuz. Ama risk almadığınızda, aynı kalırsınız. Büyüme yok, öğrenme yok, gelişme yok. Peki hangisi daha iyi? Başarısız olup büyümek mi, yoksa güvende kalıp takılı kalmak mı? Cevap açık. Şimdi geleceğinizi hayal edin. Riskten kaçınmaya devam ederseniz, hayatınız nasıl görünecek? Aynı rutin, aynı sonuçlar, aynı sorunlar. Ama risk almaya başlarsanız, hayatınız değişmeye başlar. Yeni fırsatlar ortaya çıkar. Yeni yollar açılır, yeni başarı mümkün olur. Şimdi bu güçlü gerçeği dinleyin. Aynı şeyleri yapmaya devam ederseniz farklı bir hayatınız olamaz ve farklı bir şey yapmak her zaman risk gerektirir. Peki ne yapmalısınız? Birincisi, riskin başarının bir parçası olduğunu kabul edin. Ondan kaçmaya çalışmayın. Onu anlayın, ona saygı duyun, ama ondan korkmayın. İkincisi, risk alan insanlardan öğrenin. Yolculuklarını inceleyin. Kararlarını anlayın çünkü hikayeleri size cesaret verecektir. Üçüncüsü, eylemde bulunmaya başlayın. Mükemmel anı beklemeyin. Tam özgüveni beklemeyin. Şimdi başlayın. Küçük olsa bile. Dördüncüsü, sürece güvenin. Sonuçları hemen görmeyebilirsiniz, ama attığınız her adım geleceğinizi inşa ediyor. Bu güçlü sözü hatırlayın. Kimse rahat kalarak başarılı olmaz. Başarı, bilinmeyene adım atmaya istekli olanlara aittir. Bu yüzden beklemeyi bırakın, şüphelenmeyi bırakın, kendinizi geri tutmayı bırakın. Adımı atın. Riski alın. Çünkü bugün hayran olduğunuz her başarılı insan bir zamanlar sizin yerinizdeydi ve ileriye gitmeyi seçtiler ve şimdi sıra sizde.

Ders dört. Risk fırsat yaratır. Dördüncü gerçek ve zihniyetinizi tamamen değiştirebilecek bir gerçek. Risk fırsat yaratır. Şimdi bunu derinlemesine anlayın. Çoğu insan fırsat bekler. "Bir şans bulduğumda başlayacağım. Fırsat geldiğinde eylemde bulunacağım. Her şey mükemmel olduğunda hareket edeceğim." derler. Ama gerçek şu ki: Fırsatlar size gelmez. Onları siz yaratırsınız. Peki onları nasıl yaratırsınız? Risk alarak. Bunu düşünün. Yeni bir şey denediğinizde, yeni bir duruma girersiniz. Yeni bir duruma girdiğinizde, yeni insanlarla tanışırsınız. Yeni insanlarla tanıştığınızda, yeni olasılıklar keşfedersiniz. Ve fırsatlar böyle doğar. Ama aynı yerde kalırsanız, aynı şeyleri yaparsanız, aynı insanlarla konuşursanız, aynı rutini yaşarsanız, ne olur? Hiçbir şey. Yeni fırsat yok, yeni bağlantı yok, yeni büyüme yok. Sadece aynı hayat tekrar ediyor. Şimdi dikkatle dinleyin. Aldığınız her risk yeni bir kapı açar. Onu hemen göremeyebilirsiniz. İlk başta anlamayabilirsiniz, ama bir şeyler her zaman değişir. Bunu basit bir örnekle anlayalım. Yeni bir beceri öğrenmeye karar verdiğinizi hayal edin. İlk başta riskli gelir. Ya başarısız olursam? Ya zamanımı boşa harcarsam? Ama yine de denersiniz. Ve bunun sayesinde bilgi kazanırsınız, özgüven kazanırsınız, daha iyi olursunuz. Ve bir gün, o beceri bir fırsat yaratır. Belki bir iş, belki bir iş, belki bir bağlantı. Şimdi o riski hiç almadığınızı hayal edin. O fırsat var olur muydu? Hayır. Çünkü eyleminizle yaratıldı. Şimdi, burada başka güçlü bir gerçek var. Risk başarısızlığa yol açsa bile, yine de fırsat yaratır. Evet, başarısızlık da fırsat yaratır çünkü başarısızlık size öğretir. Ne işe yaramadığını gösterir. Düşüncenizi geliştirir. Sizi bir sonraki adıma hazırlar. Yani, risk asla boşa gitmez. Size her zaman bir şey verir, ya başarı ya da deneyim. Ve ikisi de değerlidir. Şimdi dikkatle dinleyin. Risk alan insanlar daha fazla fırsat görür. Neden? Çünkü aktiftirler. Deniyorlar. Hareket ediyorlar. Keşfediyorlar. Ve hareket ettiğinizde, keşfedersiniz. Ama riskten kaçınan insanlar, fırsatları görmezler. Fırsatlar olmadığı için değil, onları görebilecek durumda olmadıkları için. Yerlerinde duruyorlar. Ve fırsatlar yerinde duranlara gelmez. Şimdi bu soruyu düşünün. Kaç fırsatı kaçırdınız? Çünkü risk almaktan korktunuz. Düşünün. Öğrenme fırsatları, büyüme fırsatları, hayatınızı değiştirme fırsatları, hepsi korku yüzünden kaçırıldı. Şimdi bu güçlü sözü anlayın. Hayatınız eylemde bulunduğunuz anda değişir. Düşündüğünüzde değil, planladığınızda değil, eylemde bulunduğunuzda. Çünkü eylem hareket yaratır ve hareket fırsat yaratır. Peki ne yapmalısınız? Birincisi, mükemmel anı beklemeyi bırakın. Mükemmel zaman diye bir şey yoktur. Sahip olduğunuzla başlayın. Olduğunuz yerden başlayın. İkincisi, her gün küçük riskler alın. Yeni bir şey deneyin. Yeni bir şey öğrenin. Yeni bir şey söyleyin. Küçük riskler özgüven inşa eder. Üçüncüsü, açık olun. Risk aldığınızda, öğrenmeye hazır olun. Uyum sağlamaya hazır olun çünkü fırsatlar farklı şekillerde gelir. Dördüncüsü, sürece güvenin. Sonuçları hemen görmeyebilirsiniz, ama aldığınız her risk sizi ileriye taşıyor. Yavaş hissettirse bile, büyüyorsunuz. Bu güçlü sözü hatırlayın. Fırsatlar bulunmaz. Onlar yaratılır. Ve onlar risk almaya istekli insanlar tarafından yaratılır. Bu yüzden beklemeyin. Yerinizde durmayın. Eylemde bulunun. Riski alın. Çünkü ileriye adım attığınız anda, yeni kapılar açılacak, yeni yollar görünecek ve hayatınız değişmeye başlayacak. Ve gerçek büyüme orada başlar.

Ders beş. Başarısızlık sürecin bir parçasıdır. Beşinci gerçek ve çoğu insanın kabul etmekten korktuğu gerçek. Başarısızlık sürecin bir parçasıdır. Şimdi bunu çok derinlemesine anlayın. Çoğu insan riskten kaçınmaz çünkü sıkı çalışmaktan nefret ederler. Riskten kaçınırlar çünkü başarısız olmaktan korkarlar. Eğer başarısız olursam her şey biter, diye düşünürler. Eğer başarısız olursam insanlar beni yargılar. Eğer başarısız olursam bu benim yeterince iyi olmadığım anlamına gelir. Ve bu korku yüzünden, denemezler bile. Ama anlamanız gereken gerçek şu ki: Başarısızlık başarının zıttı değildir. Başarısızlık başarının bir parçasıdır. Her başarılı insan başarısız olmuştur. Bir kere değil, iki kere değil, defalarca. Ama durmadılar. Öğrendiler. Geliştiler. Tekrar denediler. Şimdi bunu düşünün. Yeni bir şey denediğinizde, ilk seferde mükemmel mi olacaksınız? Hayır. Hatalar yapacaksınız. Mücadele edeceksiniz. Başarısız olabilirsiniz. Ve bu normaldir. Öğrenme böyle işler. Bunu basit bir şekilde anlayalım. Bir çocuk yürümeyi öğrendiğinde, tekrar tekrar düşer. Ama durur mu? Hayır. Kalkar. Tekrar dener. Ve yavaş yavaş öğrenir. Şimdi o çocuğun "Bir kere düştüm. Bir daha asla denemeyeceğim." dediğini hayal edin. Hiç yürüyecek miydi? Asla. Yetişkinlerin yaptığı tam olarak budur. Bir kere başarısız olurlar ve dururlar. Vazgeçerler. Bu bana göre değil, diye karar verirler. Ama gerçek şu ki, zayıf oldukları için başarısız olmadılar. Öğrendikleri için başarısız oldular. Şimdi dikkatle dinleyin. Başarısızlık geri bildirimdir. Nelerin yanlış gittiğini, nelerin iyileştirilmesi gerektiğini, bir dahaki sefere neyin değiştirileceğini gösterir. Ve bu bilgi güçlüdür çünkü daha hızlı büyümenize yardımcı olur. Şimdi, burada çok önemli bir şey var. Başarısızlık güç inşa eder. Başarısız olduğunuzda, zihinsel olarak daha güçlü olursunuz. Daha deneyimli olursunuz. Daha hazırlıklı olursunuz. ve bir dahaki sefere daha iyi performans gösterirsiniz. Ama başarısızlıktan kaçınırsanız, büyümeden de kaçınırsınız. Aynı kalırsınız. Gelişmezsiniz. İleriye gitmezsiniz. Şimdi bu soruyu düşünün. Başarısız olup büyümeyi mi tercih edersiniz, yoksa güvende kalıp takılı kalmayı mı? Cevap açık. Şimdi, burada başka güçlü bir gerçek var. İnsanlar sizin başarısızlıklarınızı hatırlamaz, ama siz pişmanlıklarınızı hatırlayacaksınız. Başkaları sizi bir an için yargılayabilir. Ama denemezseniz ömür boyu kendinizi yargılarsınız. Şimdi bunu derinlemesine anlayın. Başarısızlık geçicidir. Bir süre acıtır. Ama sonra geçer. Ve ne kalır? Ders, deneyim, büyüme. Peki ne yapmalısınız? Birincisi, başarısızlık hakkındaki zihniyetinizi değiştirin. Onu kötü bir şey olarak görmeyin. Yolculuğun bir parçası olarak görün. İkincisi, korkusuzca eylemde bulunun. Evet, başarısız olabilirsiniz, ama bu sorun değil çünkü değerli bir şey öğreneceksiniz. Üçüncüsü, başarısızlığı kişisel algılamayın. Başarısız olmak, başarısız olduğunuz anlamına gelmez. Bir şey denediğiniz ve bunun güçlü olduğu anlamına gelir. Dördüncüsü, devam edin. Bu en önemli adımdır. Bir başarısızlıktan sonra durmayın. İkiden sonra durmayın. Devam edin. Çünkü başarı pes etmeyenlere gelir. Bu güçlü sözü hatırlayın. Kaybettiğinizde başarısız olmazsınız. Denemeyi bıraktığınızda başarısız olursunuz. Bu yüzden korkmayın. Riski alın. Başarısızlığı kabul edin. Ondan öğrenin. Ve ileriye gidin. Çünkü bugün karşılaştığınız her başarısızlık, yarın elde edeceğiniz başarıyı inşa ediyor. Ve kazananlar böyle yapılır.

Ders altı. Denemediğiniz için pişman olursunuz. Başarısızlık için pişman olmazsınız. Denemediğiniz için pişman olursunuz. Şimdi hemen dikkatle dinleyin. Başarısız olmaktan korkuyor olabilirsiniz. Kaybetmekten korkuyor olabilirsiniz. İnsanların ne söyleyeceğinden korkuyor olabilirsiniz ve bu yüzden kendinizi durdurursunuz. Riski almazsınız. Şansı kullanmazsınız. Adımı atmazsınız. Ama zamanla olan şey şu ki: Günler geçer, aylar geçer, yıllar geçer ve yavaş yavaş korkunuz kaybolur. Ama başka bir şey ortaya çıkar. Pişmanlık. Kendinize "Ya deneseydim? Ya başlasaydım? Ya o şansı kullansaydım?" gibi sorular sormaya başlarsınız. Ve o sorular gitmez. Zihninizde kalırlar. Tekrar tekrar geri dönerler. Şimdi bunu derinlemesine anlayın. Başarısızlık kısa bir süre acıtır. Ama pişmanlık ömür boyu acıtır. Başarısız olduğunuzda, bir süre kötü hissedersiniz. Ama sonra öğrenirsiniz, devam edersiniz, büyürsünüz. Ama denemezseniz, öğrenme olmaz. Büyüme olmaz. Sadece asla cevaplanmayan bir soru kalır. Ya olursa? Şimdi geleceğinizi hayal edin. Kendinizi 5 yıl veya 10 yıl sonra hayal edin. Hayatınıza geri dönersiniz ve sahip olduğunuz tüm şansları, başlamadığınız tüm fikirleri, almadığınız tüm riskleri, görmezden geldiğiniz tüm fırsatları görürsünüz. Nasıl hissedeceksiniz, gururlu mu, yoksa hayal kırıklığına mı uğramış? Şimdi dikkatle dinleyin. Disiplin acısı geçicidir, ama pişmanlık acısı kalıcıdır. Bugün eylemde bulunursanız, zor gelebilir. Rahatsız edici gelebilir. Korkutucu gelebilir. Ama o his geçecektir. Ama eylemde bulunmazsanız, o pişmanlığı yıllarca taşırsınız. Ve bu çok daha acı vericidir. Şimdi, burada çok güçlü bir şey var. Çoğu insan hayatının sonunda "Keşke başarısız olmasaydım" demez. "Keşke deneseydim. Keşke o şansı kullansaydım. Keşke hayallerimin peşinden gitseydim." derler. Neden? Çünkü derinlerde, fırsatları olduğunu biliyorlar ama kullanmadılar. Şimdi bu gerçeği anlayın. Hayatınız, verdiğiniz kararlar veya kaçındığınız şanslarla inşa edilir. Her risk dediğinizde, yeni bir olasılığa hayır demiş olursunuz. Her eylemden kaçındığınızda, büyümenizi geciktirirsiniz. Şimdi kendinize bir soru sorun. Hangisi daha kötü? Deneyip başarısız olmak mı, yoksa hiç denememek mi? Cevap açık. Çünkü denediğinizde, başarısız olsanız bile, daha güçlü olursunuz, deneyim kazanırsınız, bir şey öğrenirsiniz. Ama denemediğinizde, hiçbir şey kazanmazsınız. Sadece pişmanlık. Peki ne yapmalısınız? Birincisi, aşırı düşünmeyi bırakın. Mükemmel koşulları beklemeyin. Onlar asla gelmeyecek. İkincisi, eylemde bulunun. Küçük olsa bile, mükemmel olmasa bile, sadece başlayın. Üçüncüsü, kendinize güvenin. Yeteneklisiniz. Öğrenebilirsiniz. Büyüyebilirsiniz. Dördüncüsü, belirsizliği kabul edin. Her şeyi bilmeniz gerekmez. Sadece ilk adımı atmanız yeterli. Bu güçlü sözü hatırlayın. Bir gün ya da ilk gün, siz karar verirsiniz. Bu yüzden beklemeyin. Geciktirmeyin. Korkunun hayatınızı kontrol etmesine izin vermeyin. Çünkü hayattaki en büyük acı başarısızlık değildir. Bir şansınız olduğunu ve onu kullanmadığınızı bilmektir. Bu yüzden riski alın. Adımı atın. Şansı kullanın ve pişmanlıksız bir hayat yaşayın.

Ders yedi. Hesaplı riskler alın, körü körüne değil. Yedinci gerçek ve sizi akıllı yapacak, pervasız değil. Hesaplı riskler alın, körü körüne değil. Şimdi bunu çok net anlayın. İnsanlar risk alın dediğinde, büyük bir şey yapmayı, her şeye atlamayı, düşünmeden büyük şanslar almayı düşünürler. Ama bu doğru değil. Bu akıllıca değil. Bu tehlikeli. Dikkatle dinleyin. Risk, dikkatsiz olmak anlamına gelmez. Risk, farkındalıkla cesur olmak anlamına gelir. Büyük bir fark var. Kör risk, düşünmeden eylemde bulunmaktır. Hesaplı risk, anladıktan sonra eylemde bulunmaktır. Bunu parçalayalım. Kör risk şöyle der: "Ne olacağı umrumda değil. Sadece yapacağım." Hesaplı risk şöyle der: "Durumu anlıyorum. Olası sonuçları biliyorum ve adımı atmaya hazırım." Şimdi, hangisi daha iyi? Elbette, hesaplı risk çünkü size yön verir. Gereksiz kaybı azaltır ve başarı şansınızı artırır. Şimdi güçlü bir şey anlayın. Başarılı insanlar rastgele riskler almazlar. Akıllı riskler alırlar. Eylemde bulunmadan önce düşünürler. "Olacak en kötü şey ne? Bu durumla başa çıkabilir miyim? Başarısız olsam bile ne öğreneceğim?" gibi sorular sorarlar. Ve netleştiklerinde, eylemde bulunurlar. Şimdi dikkatle dinleyin. Tüm riskleri ortadan kaldırmanız gerekmez. Bu imkansızdır. Hayattaki her kararın bir miktar riski vardır. Ama kafa karışıklığını azaltabilirsiniz. Netliği artırabilirsiniz. Bunu basit bir örnekle anlayalım. Yeni bir şeye başlamak istediğinizi hayal edin. Bir iş, bir beceri, yeni bir yol. Kör risk, her şeyi bırakıp, hazırlıksız atlayıp, her şeyin yolunda gideceğini ummaktır. Ama hesaplı risk, önce öğrenmek, süreci anlamak, küçük başlamak, kendinizi test etmek ve sonra adım adım büyümektir. Farkı görüyor musunuz? Biri duygusal, diğeri stratejik. Şimdi, burada başka güçlü bir gerçek var. Küçük riskler büyük sonuçlar doğurur. Tek bir büyük sıçrama yapmanıza gerek yok. Adım adım küçük adımlar atabilirsiniz ve yavaş yavaş. O küçük riskler özgüven inşa eder. Deneyim inşa eder. Başarı inşa eder. Şimdi, birçok insan "Mükemmel anı bekliyorum" diyor. Ama dikkatle dinleyin. Mükemmel an diye bir şey yoktur. Sadece hazırlanmış bir zihin vardır. Bu yüzden beklemek yerine, kendinizi hazırlayın, öğrenin, anlayın, planlayın ve sonra eylemde bulunun. Şimdi, burada çok önemli bir şey var. Hesaplı riskler bile belirsizlik içerir. Asla %100 garantiye sahip olmayacaksınız. Her zaman bir bilinmeyen olacaktır. Ve bu sorun değil çünkü büyüme belirsizlikte yaşar. Şimdi bu güçlü sözü anlayın. Eğer risk yoksa, büyüme de yoktur. Ama eğer düşünce yoksa, gereksiz kayıp vardır. Bu yüzden ikisini de dengeleyin. Cesaret artı netlik, eylem artı farkındalık. Peki ne yapmalısınız? Birincisi, eylemde bulunmadan önce düşünün. Durumu anlayın. Güçlü yönlerinizi bilin. Sınırlarınızı bilin. İkincisi, küçük başlayın. Çok hızlı büyük atlamayın. Adım adım inşa edin. Üçüncüsü, sürekli öğrenin. Ne kadar çok öğrenirseniz, o kadar iyi kararlar verirsiniz. Dördüncüsü, sorumluluğu kabul edin. Bir risk aldığınızda, sonucun sahibisiniz. Başarı ya da başarısızlık. İkisinden de öğrenirsiniz. Bu güçlü sözü hatırlayın. Risk almaktan korkmayın. Aynı kalmaktan korkun. Ama aynı zamanda akıllı olun, zeki olun, hazırlıklı olun. Çünkü gerçek kazananlar pervasız değildir. Onlar hesaplı risk alanlardır. Bu yüzden adımı atın ama netlikle atın. Riski alın ama anlayışla alın ve yavaş yavaş. Şansa değil, akıllı kararlara dayalı bir hayat inşa edeceksiniz. Ve gerçek başarı böyle yaratılır. Bu yüzden bunu hatırlayın, güvende kalabilirsiniz ya da büyüyebilirsiniz. Riskten kaçınabilirsiniz ya da geleceğinizi yaratabilirsiniz. Çünkü sonunda, risk yoksa, ödül de yok. Şansı kullanın, adımı atın, riski alın ve hayatınızı değiştirin. Ve eğer bu video size ilham verdiyse, bu videoyu beğendiğinizden, kanala abone olduğunuzdan ve bu mesajı ihtiyacı olan biriyle paylaştığınızdan emin olun.