📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

Şeytan Üçgeni - II. Çöl Fırtınası

ERLİK3:58:31

Transcription

ABD, İngiltereyle birlikte Başbakan Musaddıktan kurtulmak için İran'da bir darbe hazırladı ve destekledi. Musaddık sol eğilimli, Sovyetlerin açıkça kontrol ettiği İran lideriydi. Ve Şah'ı İran'da tekrardan başa getirdi. Şimdi o (Başkan Eisenhower) CIA'nin buradaki rolü yüzünden eleştiriliyor. Ama ne anlama geldiğine bir bakalım: İran bölgenin en önemli ülkesiydi. En kalabalık nüfusa sahipti. Petrolü vardı o zamanlar. Başkaları kadar olmasa da. Bu yüzden büyük bir güçtü. Şah'ın tekrardan başa getirilmesi ABD'nin İran'da bir dostu olduğu anlamına geliyordu. Güçlü bir dost. Ve 25 yıl boyunca İran, Körfez'deki Barış için önemli bir rol oynadı.

Bir çarpıcı örnek: 1973'te ben Başkanken Yom Kippur Savaşını hatırlıyorsunuz. O zamanlar Körfezdeki bütün Petrol Üreticileri İsrail'e Petrol akışını kesti. İran hariç. CIA'nin devirdiği Musaddık olsaydı bu olmazdı.

Lübnan'a girmemiz gerektiğini, aksi halde Sovyetlere bağlı bir gücün ülkeyi ele geçireceğini anladık. Nasıl yaparsın? Bazıları diplomasi kullanmamızı önerdi. Bazıları küçük birlikler göndermeyi önerdi. O, o şekilde yapmadı. Öyle çalışmazdı. 15.000 kişilik bir gücü gönderdi. Başkan Eisenhower yaptığı baskılarla onları durdurdu. Nasır'ı başta tuttu ve Nasır da bize bunu devamlılıkla ödedi. Ama büyük trajedi; tarihsel geçmişlerinin aksine Fransa ve İngiltere'nin artık Ortadoğu'da büyük bir rol oynamamalarıydı. İran, Şah'ın büyük liderliği sayesinde bir istikrar adası.

Dün geç saatlerde, İran'da 4 Kasım'dan bu yana esir tutulan Amerikalı rehineleri kurtarmak için dikkatle planlanmış bir operasyonu iptal ettim. Kurtarma helikopterlerindeki ekipman arızası, görevin sonlandırılmasını zorunlu kıldı. Ne mi olurdu? Bilmiyorum. Gerçekten bilmiyorum. Yangınlar ve gaz patlamalarına karşı güvenlik protokollerimiz var. Onun gibi şeyler yaparız. Kimse size gemi bombalanırsa ne yapacağınızı söylemedi yani? Hayır asla. Çünkü normalde vurulabileceğimiz denizlerde yüzmüyoruz.

Eşiniz bu durumdan ne hissediyor? Aslında bilmiyor. Çünkü ona söylemedim. Bunu yapmanın en iyi yolu olduğunu düşünüyorum. Bugünlerde ticari gemiler için en tehlikeli bölge etrafı Körfez Savaşıyla çevrili Basra Körfezi. Buradaki en büyük petrol terminallerinden biri İran'dakidir. Ve bugün İranlıların burayı nakliyeye kapatmak zorunda kaldıklarına dair haberler var. Bu, dün İsviçre Tankerine Irak'ın saldırısı sonrası gelişen bir hadise. Mürettebattan 7 kişi kayıp. Ölü oldukları düşünülüyor. Olan şey şu: karada süren Irak-İran Savaşı şimdi denize taşındı ve batılı Tankerleri açık hedef haline getirdi. Temelinde; Birleşmiş Milletlerin denizde bir Barış Gücü oluşturması. Riske değecek mi emin değilim. Ama başarısız olursa politik sonuçları bu ülkede bu yönetim altında daha kötü olur. (Sovyetlerin) ABD ve batılı ülkelerden beklentisi donanmalarını bölgeden çekip yerine gemi trafiğini koruyacak bir Birleşmiş Milletler Donanması kurulması. ABD'nin duruşu da bu iki meseleyi ayırmak gerektiği. Silah ambargosunun bir BM Barış Gücü meselesiyle bağlantılandırılmaması.

İyi akşamlar, Irak savaş uçaklarının saldırısında Exocet füzesiyle vurulan güdümlü füze firkateyni USS Stark yanıyor, yan yatıyor ve bu gece Basra Körfezi'nde yoluna ancak zar zor devam ediyor. O gemide kendimizi neden savunmadığımızı öğrebildiniz mi diye merak ediyorum. Başkan Reagan çok hata yapmıştır ama millet onun niyetinin iyi olduğunu bildiği için affediyor. Bridgeton ve diğer tanker gemilerine 3 ABD savaş gemisi eskort ediyor. 14 Nisan'da Samuel Roberts Basra Körfezinde bir mayına çarptı. Geminin altı mayına temas ettiğinde mayın infilak etti. 2 yıl boyunca Güvenlik Konseyinin ciddi kararlarını redettikten, dikkate almadıktan sonra, İran şimdi gelmiş pervasız ölçüsüz iddialarla ülkemi suçluyor. Yine de Dışişleri Bakanının burda olmasının iyi olduğunu düşünüyorum. Belki de bu olay akıtılan kanı durduracak ve barışı getirecek faktör olacak.

Panama'daki kriz Noriega ve Panama Halkı arasında bir çatışmadır. ABD, Panama Halkının yanındadır. Panama savunma güçleri de onların yanında olacak ve demokrasiyi savunma yönündeki anayasal yükümlülüklerini yerine getirecek. Panama'nın bağımsızlığına saygı duyuyor ve tabii ki Panama Halkına alaka duyuyoruz. Vatandaşlarımızın hayatlarını korumak ve aynı zamanda bütün ülkeler için güvenli geçişi garantileyen Panama Kanalı Anlaşmasının bütünlüğünü gözetmekle yükümlüyüz. Irak'ın yapmış olduğu bütün Uluslararası Yasalları ihlal ediyor. Bu sabah Güvenlik Uzmanlarımla savunma ve ekonomi başlıklarında bir toplantı gerçekleştirdim. Dünya liderleriyle de konuşuyorum. Geç kalmamın sebebi biraz önce Margaret Thatcher'la gerçekleştirdiğim görüşme. İngiltere'nin izleyeceği yolu ve uluslararası ambargonun uygulanışı hakkında onlarla ve birçok başka ülkeyle konuşuyoruz. Birkaç dakika önce bir başka sadık Amerikan Dostu olan Türkiye Cumhurbaşkanı Özal'la konuştum. Biliyorsunuz Türkiye çok stratejik bir konuma, coğrafi konum ve NATO üyeliği sebebiyle büyük öneme sahip. Cumhurbaşkanı Özal'la bu konuya aynı aciliyet ve hassasiyetle yaklaştığımı söyleyebilirim. Sizin de bildiğiniz gibi bu yaptırım kararı bütün milletlere Irak'tan ve işgal altındaki Kuveyt'ten ürün ithal veya ihraç etmeyi yasaklıyor.

Şimdi bugün o (James Baker) Avrupa'ya ABD'nin sadık dostu Türkiye Cumhurbaşkanı Özal'la görüşmeye gidiyor. Ardından NATO Dışişleri Bakanlarıyla görüşecek. Şu Türkiye'nin Boru Hatları Hikayesine ne oldu? Duruma göre Türkler Musul'a girme eğiliminde olabilirler. Demografik sebeplerden; Musul'da çok Türkmen var ve ekonomik sebeplerden; Petrol. Ve tabii ki de Kürt Sorunu. Onların kendi Kürt Sorunu var. Ama unutmamak gerekir ki Türkiye asla Musul'a olan hak iddialarından vazgeçmedi. 1. Dünya Savaşından sonra Musul bölündüğünde Türkler almak istedi fakat durumu kabullenmekten başka seçenekleri yoktu. Yine de her zaman Musul üzerinde hak iddia ediyorlar. Benim görüşüm şudur ki Irak Ordusunun bir kısmı olası İran saldırganlığına karşı koyabilmesi açısından var olmalı. Türkiye için o kadar endişeli değilim Irak parçalanmadığı sürece Türkler bir şey yapmaz.

Sayın Başkan, istek olursa Türkiye Irak'a karşı herhangi bir harekata katılacak mı? Çok spekülatif bir soru. Bugün Başkan Bush'a 'Askeri Operasyon düşünüyor musunuz?' diye sorduğumda o bile bir şey demedi. Çok zor bir soru. Zamanı gelince ne olacak bakalım. Türkiye Kuzeyden bir cephe açarak savaşa katılır mı? Çok spekülatif bir soru. Benzer spekülasyonları gazetelerde de görebilirsiniz. Bizim gazetelerimizde bile. Gazetelere göre dört bir yandan cepheler açılmış durumda. Ama ne bizimle böyle bir şey konuşuldu ne de biri önerdi. Bazı haberlere göre Türkiye'nin Kuzey Irak'ta petrol zengini Kürt Bölgesi olan Musul'u almak istediği söyleniyor. Bu da spekülatif bir düşünce. Tarihten gelen bir mesele. 1.Dünya Savaşı bittiğinde Irak 400 yıllık Osmanlı Yönetimi altından çıkmıştı. Bütün Arabistan gibi. Irak'ın 3 vilayeti vardı o zamanlar. Bunlardan biri Kerkük Petrol Yataklarını barındıran Musul. Diğeri Bağdat. Üçüncüsü de Basra. Bugünlerde Saddam'ın Kuveyt'in bağlı olduğunu iddia ettiği Basra Vilayeti. Sorun buradan kaynaklanıyor. Türkiye, Lozan'da Barış Görüşmeleri yapılırken burayı kendi milli sınırları içerisinde sayıyordu. Ama ne oldu? Ondan sonra Lozan imzalandı ve Milletler Cemiyeti o zamanlar bir karar vererek burayı İngiliz yönetimindeki Irak'a verdi. Irak da bağımsızlığını İngilizlerden aldı. Bütün bir ülkeydi. Geçip bittiğini düşünüyorum.