📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

5) AYT Tarih - İslamiyetin Doğuşu ve İlk İslam Devletleri - Ramazan YETGİN - 2025

Benim Hocam2:25:25

Transcription

[Müzik] Değerli arkadaşlarım hepinize Merhabalar. AYT video çekimlerinde gene çok önemli bir konuya yendik. Bazen TYT'de bir soru yorum, bazen bilgi, bazen her iki tarafın AYT'de hem işt arlık hem de sözel kısmına gelen bir yer. İslam tarihinden bahsedeceğiz. Tabii İslam tarihinden bahsederken değerli arkadaşlar, burada Hz. Muhammed'in doğumuyla beraber başlayan ve sürecinde devam eden Dört Halife dönemi, Emevi, Abbasi ve Beni Ahmer devletleri ve en sona da bunların kültür ve medeniyet kısımları işlenecek.

Videomuz iki tane olacak. İki tane olduğu için de ikincisinin sonunda, yani ünitenin bitiminde soru çözüleceğini de söyleyelim. Bu arada İslam'ın geldiği zamanlar, işte ilk hani şey anlamında söyleyelim, 7. yüzyıl oluyor. Çünkü vahyin gelişi 610 yılı olduğu için, yani İslam 7. yüzyılda ortaya çıkan bir din ve bu dinle alakalı tabii ki öncesini ve sonrasını bilmek lazım. Önceleri nasıldı bu Arabistan Yarımadası, durum neydi? Bir ona bakacağız. Sadece Arabistan Yarımadası değil, bu arada Asya'da ne vardı, Afrika'da vardı, bizim Türk dünyasında ne vardı? Biraz da onlara bakmamız lazım.

Şimdi şöyle anlatayım size değerli arkadaşlar. Sizler de biliyorsunuz, 375'te Kavimler Göçü'nün hemen ardından 476 yılında Batı Roma İmparatorluğu yıkıldı. Yani sadece Doğu Roma İmparatorluğu var. Avrupa'da derebeylik ve feodalite dediğimiz olayla beraber skolastik düşünce var. Yani Avrupa'daki genel durum bu. Afrika'da ise Habeş Krallığı adına bir krallık var, güçlü de bir krallık. Hatta Habeş Krallığı ile ilgili biliyorsunuz ki ilk hicret Habeşistan'a yapıldı. İleride göreceksiniz ve ilk hicret değerli arkadaşlar Habeşistan'daki bir krala güvendi. Çünkü bu kral gelen herkesi kabul eden, iyi niyetli bir insandı. Peygamber de oraya yönlendirdi. Yani ilk hicret Mekke'den Medine'ye olmadı. İlk hicret Mekke'den Habeşistan'a olmuştur. Oradaki bir kral, o kralın adını da size soracağım zaten.

Tabii önce bazı kelimeleri bilmemiz lazım. Bazı yerleri bilmemiz lazım. Onlar da yazdık. Mesela hadari ve bedevi kelimesi ne demek, önemli. Putlar var, onları işleyeceğiz. Cahiliye, niye cahiliye? Ukas Panayırı'nın önemi ne gibi bunlarla başlayacağız. Önce bir genel İslam gelmeden önceki durumu bir işleyeceğiz. Ancak burada Türk dünyası için şunu söyleyelim. Peygamberin doğum tarihi olan 571 tarihinde biliyorsunuz ki Orta Asya'da siyasi birliği sağlamış ve Orta Asya'da ikinci kez siyasi birliği sağlayarak Asya Hunları'ndan sonra bu durumu gerçekleştirmiş devletin adı Göktürkler'di. Ki 610 yılına geldiği zaman zamanla değerli arkadaşlar, sizler de biliyorsunuz ki ikiye ayrılacak. Sonra efendim 50 yıllık bir matem dönemi, sonra ikinci Göktürk, yani Kutluklar olacak. O zaman sana sınavda İslam'ın geldiği zamanlar hangi Türk devleti vardı diye sorarlarsa cevabın Göktürkler olacak. Anlaştık mı? Zaten ikisinin arasındaki birçok benzer yönde Türklerin İslamiyeti kılıç zoruyla olanları haricinde, yani normal kabul etmelerindeki değerli arkadaşlar etkenlerden biri olacak.

Burada İslam Tarihi anlatıyoruz arkadaşlar. İslamiyet'in kurallarını, kaidelerini anlatmıyor. Bu tarihi bir değişim ve dönüşümdür. O zamanlar için öncesini bilirsen İslam'ın ve Hz. Muhammed'in getirmiş olduğu, işte yapmış olduğu şeylerin ne kadar büyük önem arz ettiğini kendiniz de görürsünüz. Ve bu noktadan baktığımız zaman İslam Tarihi soru gelme babında değil de gene bir genel kültür olarak dinlemenizde büyük fayda var. Aramızda birden fazla, yani bu videoyu izleyenler arasında farklı inanışlara, farklı mezheplere inanan arkadaşlarımız var ve farklı dinlere de inanan veya dini de kabul etmeyen, yani ateist veya deist arkadaşlar da var. Arkadaşlar, biz burada İslamiyet'i anlatmıyor. Bunu anlatacaksın birçok video, kitap istediğinizi elde edebiliriz. Biz burada İslam tarihini anlatıyoruz. Bir kere bunun ayrımını bir yapalım. Anlaştık mı? Bu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi değil, İslam Tarihi dersi. Bir Müslüman olarak kendim açısından söylüyorum. Bu dersi anlatırken de peygamberin geçtiği isimlerde ben kendimce yıllardan beri yaptığım ve hala da aynı devam ederim, salavat getiririm. Bu benim dini görüşümdür. Bu kimseyi de ilgilendirmez. Onu da baştan söyleyeyim. Ama buradaki birçok arkadaşımızda farklı inançlara sahip olanlar var. Hepsine saygı göstermekte beraber hem soru gelmesi yönünden önemli hem de nedir tabii ki ve tabii ki sınavda gelmesinin babında bir de öğrenmek de lazım. Çünkü bir büyük boşluktur. Eğer burayı öğrenmez, tarihi anlayamazsın, kimler nasıl Müslüman oldu, Müslümanlık nasıl bir seri var, Dört Halife Dönemi nedir? Bunları biraz bilmemiz şart.

Şimdi bir de şuna bakmak lazım. Arabistan Yarımadası'nın durumu ne? Bir Arabistan Yarımadası'nda kabilecilik var. Arap kabileleri, işte duymuşsunuzdur, en önemlilerinden bir tanesi Kureyş kabilesidir. Haşimiler. Şimdi bu kabileler değerli arkadaşlar sürekli savaş halinde. Bir, iki kan davaları görülüyor mu? Görülüyor. Üç, kız çocuklarının bazıları hemen doğduktan sonra, bazıları da 6 yaşından sonra uğursuzluk getirilen inanç var mı? Var. Geçim sıkıntısı var mı? Var. Biz bunu besliyoruz. Daha sonra elin adamı gelip kızımız evleniyor, yıllarca biz bunu besliyoruz. O yüzden baş parası olarak kullanmak isteyen var mı? Var. Yani birçok kadına değer verilmeyen dönem bu cahiliye dönemidir. Cahiliye dönemini bilmediğimiz için insanlar yapılanı anlayamıyorlar. İslam'ın getirdiklerini. O yüzden dikkatli dinleyin. Bu dönemlerde bir şehir kabilecilik anlayışları, şehir devletleri var. İşte Medin, Himyer, Sebir, Ganid, birçok Tedmürlüler gibi şehir devletleri vardı. O zaman Arabistan'da Araplar arasında bir siyasi birlik yok. Ama Arabistan'da da siyasi birlik olmamasına rağmen sürekli de kan davalarıyla beraber kabile savaşları var. Kabile savaşlarına 4 ayda ara veriliyor. Şevval, Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep aylarında ara verilir. Bu ara verilme olayına tarihte Haram Aylar denir. E hocam, Haram aylarda hiç savaş yok mu? Gene var. Gene oluyor. Olmasına rağmen oluyor. İşte o savaşlara da değerli arkadaşlar bakın bir isim veriliyor, Ficar Savaşları. Tamam? Mesela bunları bileceğiz.

Peki putçuluk çok yaygın. Özellikle her kabilenin ayrı bir putu var. Bir de dört tane de büyük put var Kabe'nin içinde arkadaşlar. Kabe Hz. İbrahim'den bu yana şöyle anlatayım size. Araplar için, yani İslam gelmeden önce de önemli bir yerdi. Bak bir daha söylüyorum, İslam gelmeden önce de vardı. Gene İslam gelmeden önce de Hac tarzı bir şeyler yapıyor. Gene tavaf vardı. Bak söylüyorum, tavaf vardı ama tavaf günümüzdeki tavaf gibi değil. İhrama girme falan yok. Hatta şöyle söyleyeyim, kadınların çoğu çırılçıplak tavaf ediyorlardı. Bak bunları da bilin. Yani bir şeyler geliyor da nasıl geliyor diyene söylemek istiyorum. Yani Cahiliye dönemi gerçekten okunduğu zaman Arabistan bir kere medeni açıdan çok geri kalmış. Put inancı çok yoğun. Kadınları köle, kölelik zaten var, sınıf ayrımı. Ya neler var neler.

Şimdi bu dönemde mesela Hilf-ül Fudul diye bir teşkilat kuruluyor. Gördünüz mü? Hilf-ül Fudul. Bu teşkilat Fazıllar Teşkilatı. Fazıl diye bir kelime vardı. Fazıl insan ismidir. Yani ya bir tane adam geliyor kardeşim Mekke'ye, adam Mekke'de malını yağmalıyorlar. O kadar sıkıntılı adam artık dağın tepesine çıkıyor, bağırarak diyor ki: "Kardeşim, siz benim hakkımı yediniz." Ve bu çok çoğalıyor. Çünkü panayıra gelenlerde hırsızlık var, gasp var. E bir de ticari mallarını alıp parasını vermeme var. Bunun üzerine Hilf-ül Fudul ki Peygamber de katılmıştır bu teşkilata. Çünkü bu teşkilat Mekke'ye gelen ticaret amaçlı gelen insanların haklarını korumak için gelmiştir. Yapılan bir teşkilattır. Peygamber de 20'li yaşlardayken bu teşkilata katıldığında bilin. Bir gün soru olarak gelecek bu Hilf-ül Fudul. Onu da baştan söyleyeyim.

Şimdi bu Cahiliye döneminin mantığını anladık mı? Putperestlik, şehir yaşamı, kabilecilik, kan davaları, kız kaçırma, gasp. Bak böyle bir yere bir din iniyor. Ve tabii ki bu cahiliye denmesinin sebebini de anlamış olduk. Hadari Arapların şehirlerde yaşayanlarına verilen isim. Çölde yaşayanlarına sizler de biliyorsunuz ki bedevi lakabı da veriliyor. Peki Araplar siyasi birliklerinden yoksun olmasına rağmen kültürel birliklerini, özellikle Mekke ve Medine arasında düzenlemiş oldukları, bunlar arasında en ünlüsü olan Ukas Panayırı var. Çünkü Ukas Panayırı Mekke'de yapıldığı için Kabe'nin duvarına o dönemde yapılan şiirlerden en beğenilen şiir hemen Kabe'nin duvarına asıldı. Çeşitli yarışmalar yapılırdı. Yani bu Olimpiyat oyunlarına benzetebiliriz. Yunanistan'da bir panayır kuruluyor, bir ticaret var burada. Yani demek istediğim şu ki siyasi birliğini sağlayamayan Araplar bu şekilde kültürel birliklerini sağlayabilir. Şey çok önemlidir. Hitabet Araplarda çok kuvvetli olduğu için Arapçadan da kaynaklı, dillerinden de kaynaklı. Şimdi bizler günlük 300 kelimeyle derdimizi anlatabilirken, Araplar günlük sadece 1000'in üzerine kelime kullanabiliyor. Çünkü o dilin zenginliğiyle alakalıdır değerli arkadaşlar. İşte bunu da nerede görüyoruz? İlk örneklerini Kabe'nin duvarına en beğenilen şiirin bir yıl boyunca asılı kalması, şiir yarışmalarının, edebi yarışmalarının düzenlenmesi gibi birçok olay var.

Peki böyle bir ortamda peygamber doğmuştur. 570 veya bazı kaynaklar genel kabul 571. Ve sizler de biliyorsunuz ki annesinin adı Amine, babasının adı Abdullah'tır değerli arkadaşlarım. Ve Hz. Peygamber çok kısa süre içinde her ikisini de kaybedecektir. Hem annesini hem babasını. Özellikle amcası Ebu Talib'in yanında yıllarca yaşayacak. Önce çobanlık yapacak. Daha sonra ise kervanların, özellikle Medine'den Şam'a giden, şey Mekke'den Şam'a giden kervanlara kervanların başında duracak. Der çünkü kendisinin bir lakabı var. O lakabı ona kendi takmadı. Lakaplar insanlar tarafından takılır. O güvenilir bir insan olduğundan dolayı Muhammed-ül Emin, yani Güvenilir Muhammed değerli arkadaşlarım lakabın unvanını alacaktır. Çok kısa süre içinde ticarette de başarılar sağlayacak ve bu dönemde değerli arkadaşlarım Hz. Hatice ile tanışacak zamanında ve Hz. Hatice ile de evlenecek.

Tabii peygamberlik, nübüvvet vardır. Özellikle sırtındaki ben, bir gölgenin onu takip etmesi. Bunun da en büyük örneği. Bir, kendisi bizim kaynaklarımızda değil ama Hristiyan kaynaklara çok anlatılır ya da batılı kaynaklarda. O zamanlarda Ebu Talib'in kervanıyla yola gidiyorlar. Tam yoldan geçerken biliyorsunuz ki Bahira adında bir keşiş, yani Hristiyan, bunun son peygamber olduğunu anlıyor değerli arkadaşlar ve hatta diyor ki: "Yahudiler bekliyor bu peygamberi. O yüzden bence siz bu çocuğu alın, geri götürün." Diyor ve Ebu Talip kendisinin başına bir şey gelmesin diye yerine onu alıp değerli arkadaşlar tekrardan geri götürmüştür. Yani aslında Hristiyanlar ve Yahudiler, Hristiyanlar değil de Yahudiler bir peygamber bekliyor. Onu da bilin. Çünkü Arap Yarımadası'nın içinde Yahudiler var mı? Var. Efendim Hristiyan var mı? Var. Efendim Haniflik diye bir din var. Hz. İbrahim'in dini diye geçer. Bu dinde puta tapma yoktur. Tek tanrı inancı vardır. Kabe gene kutsaldır. Ama böyle dediğimiz gibi putperestlik inancı şu, İslam'a en yakın inanç kabul ediliyor ve Hz. İbrahim değerli, işte soyundan gelenler de Hanif dinine inanıyor. Yani aslında peygamber de peygamberlik vahiy gelmeden önce gene inandığı din Haniflik değerli arkadaşlar.

Sizler de biliyorsunuz ki Hz. Hatice ile evliliklerinden 6 tane çocuğu olacak. Daha sonra, ki onların da çoğunu kısa süre içinde kaybedecektir Hz. Peygamber. Sonra sizler de biliyorsunuz devam edildi yaşamına ve 40'lı yaşlara geldiği zaman belirli aylarda değerli arkadaşlar, bir Nur Dağı var. Nur Dağı'nın içinde de Hira Mağarası vardır. Bu Hira Mağarası'nın içinde günlerini geçirirken Cebrail Aleyhisselam ilk vahyi getiriyor. Alak Suresi'nin ilk beş ayeti getiriyor. İşte "Oku, yaradan Rabbinin adıyla oku"yla başlayan ilk beş ayeti getiriyor. Tabii ki bir mağarada, bizim de şu an cismen görmediğimiz bir şey görmek büyük bir korkuya sebep olduğu için mağaradan hızla şehre iniyor. Hz. Hatice'ye önce durumu anlatıyor. Hatta önce bir yatıyor, korkuyor. "Çünkü üzerimi örtü" diyor. Ondan sonra değerli arkadaşlar, Hz. Peygamber durumu Hz. Hatice'ye anlatıyor. Hz. Hatice'de daha sonra vahiylere bir dönem ara veriliyor. Ama daha sonra tekrardan vahiyler gelmeye başlayacak. Bunun üzerine Hz. Hatice'nin amcasına gidiliyor, Varak diye çok bilgili bir adam. Durum anlatılınca peygamberlik müjdeleniyor. Yani peygamber olduğunu, senin eşin, kocan peygamberdir deniyor. Tabii ki İslam'a ilk inananlar tabii ki ilk eşi Hz. Hatice olacak. Daha sonra sizler de biliyorsunuz Zeyd bin Haris, yine yeğeni, amcasının oğlu, amcasının oğlu oluyor değil mi? Ha, Hz. Ali. Hz. Ali neyi oluyor? Amcasının oğlu değil mi? Tabii amcasının oğlu Hz. Ali ve değerli arkadaşlar Hz. Ebubekir, yani onun sıddık lakaplı en yakın arkadaşı olacaktır. Yani vasıl anlayacağınız değerli arkadaşlarım, böylelikle İslam'a ilk inananlar ortaya çıkıyor.

Peki İslam hemen yayıldı mı? Hayır. Ayet gelene kadar yayılmamıştır. Nazım, ayet gelecek ondan sonra, yani açıktan ilan et. Çünkü ister istemez hemen söylesek, birilerine İslam davet etsek, puta tapmak yok, faiz yok, şunu yok, bunu yok desek kim gelir? Mekke'de kimse gelmez. O yüzden çok gizli şekilde, yani sayıları 40'a ulaştığında bile kaç sene geçmiştir? Yani demek istediğim öyle kolay olmadı. Ama açıktan artık yay, ayeti gelince, o da Kabe'nin dibine gitti, orada bir dağın tepenin üzerine çıktı Hz. Peygamber ve dedi ki: "Ey Kureyşliler, ey Mekkeliler, ben şuradan arkadan işte atıyorum bir ordu gelse, siz bana inanır mısınız?" "İnanırız" dediler. Çünkü güvenilir lakabı var. E ve dedi: "İşte o yüzden bana bu kadar güveniyorsanız, son peygamber benim. Allah'a inanın, putlara tapmayı bırakın, şunu yapmayın, bunu yapmayın, kızlara, kadınlara iyi davranın, kölelerinize iyi davranın" demeye başladığı andan itibaren artık Mekkelilerin, özellikle bir kabilecilik anlayışlarına, putlarına, dinlerine, kadın diyorsun, değerli arkadaşlar, eşlerine, kızlarına artık bir kural konulmaya başlanıyor. Bu Mekkelilerin özellikle değerli arkadaşlar, yıllardan beri uygulamış olduğu uygulamaların tam tersi bir uygulama olduğu için peygambere inansal daha iki aralarında inananlar olacak hemen. Ama kendi şeylerini, konumlarını, kendi ekonomik, ekonomik konfor alanlarını kaybetmemek amacıyla, yani ne olacak değerli arkadaşlar, İslam'a geçmeyeceklerdir. Hz. Musa'nın hikayesi var ya, "Musa, sana inanıyoruz ama bizi de kim besliyor, Firavun besliyor" hesabı. Yani velhasıl değerli arkadaşlar, peygamber ilk açıklanan ilandan sonra büyük bir ne başlamıştır? E tabii ki baskı başladı. Bu baskılar artınca ve İslam'da yayılmaya başlayınca, bu sefer de peygamber efendimiz baktı ki yani çok büyük sıkıntılar var. Özellikle ticari mallar verilmiyor, insanlar ticaretle sonuçta geçiriyor, mal alıp mal veren lazım. E tabii ki Mekke'de yaşayan kabileler İslam'a geçenlere mal vermiyor, kız vermiyor, hiçbir şekilde evlenmelerini yasak ediyor. Yani şehirde herkes, kimse suratlarına bakmıyor derken, ister istemez peygamber efendimiz ne yapmıştır? Habeşistan'a ilk göçe izin vermiştir. Habeşistan'da bir kral var. Bu aslında Çağrı filmi izleyen arkadaşlar varsa, her Ramazan ayında biliyorsunuz yayınlanıyor, onu izlediğiniz zamanda da görürsünüz. Bu kralın adını size sorayım. Bu kralın adını da aşağıya yazın muhakkak YouTube yorumlarına. Peygamber efendimiz orada, bu kralın insanlara hakkı doğru davrandığını düşünerek oraya gönderdi ve ilk gidilen kafile, bazı kaynaklar 9, bazı kaynaklar 108 der, ilk kafileler gitmiştir aralıklı aralıklı. O zaman ilk göç Mekke'den Medine değil. İlk göçler Habeşistan. İşte geçen senenin sınav sorusu üzerine gene basmıştım ben, gene geldi soru olarak.

Onu ikincisi tabii peygamber sonuçta Mekke'de hala İslam'ı yaymaya devam ediyor. Biliyorsunuz onlara Hz. Ömer gibi, Hz. Hamza amcası gibi kişilerin de katılmasıyla beraber artık güçlenmeye de başlıyor. Çünkü Hz. Ömer'in varlığı burada çok çok kıymetli. Çünkü Hz. Ömer peygamberi gerçekten koruyan, kendisinden çok korkulan. Peygamber efendimiz, "Ben olmasaydım, benden sonra bir peygamber daha gelseydi, kesinlikle Hz. Ömer olurdu" dediği kişidir Ömer bin Hattab. Çok güçlenmişlerdi. Bir de Ömer yani öyle böyle değil yani birazdan anlatayım bu olayını. Öyle kimse gidip de karşısına çıkmaya cesaret edememiş. E Hz. Hamza, amcası, çölde aslan alıyor. Kim çıkacak da karşısına da onu şey yapacak? E yeğeni koruyor bunu. İlk başta dedesi Abdülmuttalip yaptı. Daha sonra kim korudu? Ebu Talip korudu. Yine bir amcası olan Hz. Hamza korudu. Kimle beraber? Hz. Ömer'le beraber. Tabii İslam yayılmaya başlayınca artık baskılar şiddet inanılmaz derecede arttı. Çar filmlerinde falan görmüşsünüzdür. Özellikle İslam kadınlar ve köleler arasında çok yaygınlaşıyor. Çünkü iki tane hor görülen, iki alt sınıf kabul edilen, çoğunun hakkı verilmeyen bu insanlar, İslam'ın kendilerine vermiş olduğu hakları gördükçe değerli arkadaşlarım, ne olacaktır? İslam'a kabul edecekler. Bunlardan bir tanesi Bilal Habeşi, ilk ezan okuyan Bilal Habeşi bir köledir. E sizler de biliyorsunuz, sıcağın altında kızgın kumlara ve taşlara yatırılmasına rağmen davasından vazgeçmemiştir Bilal Habeşi gibi onlarca insan eziyet ve işkence görecek ve İslam'ın ilk şehitleri ortaya çıkacaktır. Mesela işte bir Hz. Sümeyye'nin şehit edilişi var. Ben anlatmayayım, sizler okuyabilirsiniz. Yani gerçekten büyük bir acı var.

Bir de üzerine, bir de üzerine amcası Ebu Talip vefat ediyor, Hz. Hatice de vefat ediyor. İşte tarihte biz bu yıla 620 yılına Hüzün Yılı deriz değerli arkadaşlar. Hüzün Yılı'yla beraber hani bir şey üst üste gelir ya, hep böyledir hayatımızda da böyledir. İyi şeyler de üst üste gelir arkadaşlar, kötü şeyler de. Ama bazen hayatta üst üste cenazeler mesela üst üste üst üste gelmeye başlar. Mesela hayatta kötü dediğiniz şeyler bir anda üst üste. Burada bir sınava var tabii ki. E sınamadan da bakalım doğru çıkabilecek miyiz? Hepimiz için geçerli sonuçta hayat, yaşam sürüyoruz. O dönemde de peygamber dönemi, peygamber efendimiz için önemli bir yıldır. Hüzün yılı dediğimiz 620 tarihi. Peygamber artık Mekkeliler iyice şehit etmeye başladı. Artık iş bu noktaya geldi. Yani Müslüman olanı şehit etmeye başlayınca artık Mekke'den Medine'ye doğru da ne olmaya başlayacaktır? Bir göç olacak. Ancak bu göç öyle niye mesela Taif değil? Niye mesela Cidde değil? Niye mesela Şam değil? Niye mesela farklı bir il ya da kasaba veya şehir değil de neden Medine? Şimdi buraya geleceğiz. Çünkü peygamber efendimizin İslamiyeti yaydığını ve son peygamber olduğunu duyan bazı kabileler onunla Akabe diye bir yerde buluştular. Tarihe Akabe Biatları diye geçer. Bunun sayısı çok fazladır ama birinci ve ikinci Akabe Biatları'nın şöyle bir önemi vardır. Özellikle Evs ve Hazrec adındaki iki Medine'nin büyük kabilesi gelip burada peygambere tabi olmuşlardır. E biat çok önemlidir bu arada Arap kültüründe bilmeyen arkadaşlar için söyleyeyim. Biat kültürü çok çok kıymetlidir. Yani bir şey söz verildiği zaman yapılma kültürü çok önemli. O yüzden biatlarda hani şey zannetmeyin, bu bu yazılı bir kanun haline falan getirilme meselesi değil, söz vermek. E tabii ki peygamberin böyle bir zorluk yaşadığını görünce Medineliler ister istemez peygamberi şehirlerine davet ettiler. En sona 622 tarihi. Sizler de biliyorsunuz ki önce kişileri gönderdiler. Hz. Ebubekir, Hz. Peygamberle son kaldı. Hatta en son kalanlardan bir tanesi Hz. Ömer'i biliyorsunuz. Hz. Ömer öyle bir adam ki çıktı şeye, Kabe'nin olduğu yere dedi ki: "Evladını dedi annesiz bırakacaklar, babasını bilmem ne yapacaklar. Sıkıysa gelin" dedi ve tek başına tavafını yaptı ve ardından da milletin içinden yürüdü ve gitti. Yani Hz. Ömer'e kimse şey yapamıyor, müdahale edemiyor. Çok güçlü, çok kuvvetli birisi arkadaşlar.

Tabii bu olayları anlatırken peygamberin Mekke'den Medine'ye göç ederken yaşadığı hadiseler çok anlatılmıyor. Zaten çoğunuz biliyorsunuz. Bir mağaraya sığınıyor, at izlerinden oraya geliniyor. Peygamber sığındığı mağarada Hz. Ebubekir biliyorsunuz yılan sokuyor. Bir örümcek ağının bozulmaması, güvercinlerin uçmaması gibi sebeplerden dolayı çok iyi il süren bir kişi oraya kadar gelmesine rağmen peygamberin dibine kadar gelmiştir. E tabii ki koruyan Allah koruyor. O yüzden de peygamber tekrardan yoluna devam ediyor. Bu arada Mekke ile Medine arasındaki mesafeyi bilmeyenler için konuşayım, 500 kilometrenin üzerindedir arkadaşlar. Ya o yüzden hani böyle basit gibi geliyor. Peygamber neredeyse 2,5 ayda Medine'ye varabilmek için. Ba'd ilk mescidi de Kuba yaptırıyorum. Bugün umreye gidenler veya umre için gittikleri zaman uğradıkları yerlerden biri Kuba Mescidi'dir arkadaşlar. İlk mescit olması sebebiyle önemlidir. Ben Arabistan'a iki defa gittim arkadaşlar, umre niyetiyle. Rabbim Hac'la nasip etsin isteyene. Çünkü aranızda şimdi annesi, babası Hacca giden, umreye giden arkadaşlarımız var. Onlar geldiklerinde daha böyle hep anlatırlar, şey yaparlar. Eski yıllarda benim çocukluk yıllarımda Hac uçakla gidilmiyor, karayoluyla gidiliyordu. E karayoluyla gitmek, gelmek biliyorsunuz çok meşakkatliydi. Hatta çoğu insan umreye umreye diye gidip bir de orada mevsimine kadar kalıp kaçak hacı oluyordu. Sonra tekrardan bir kafileyle geliyordu. Biz neler gördük. Hatta belki dedeleriniz, anneannelerinizden hatırlarsınız. Şimdi sonuçta nesil değişiyor. Bizim anlattıklarımızı çoğu çocuk artık hiç görmüyor. Mesela bize bir böyle Kabe'den şey gelirdi arkadaşlar, böyle bir baskılı fotoğraf makinesi gibi şöyle ufacık bir şey basıyorsun, Kabe'nin fotoğrafı geliyor. Bir daha basıyorsun, peygamberin evi geliyor. Bir daha basıyorsun, o ilk vahyin indiği Hira Mağarası geliyor. Böyle ufak bir şeydir bu. Bilenler bilir belki zamanında annesi babası umre ve hacca gidenler bileceklerdir. Zoraki bir yolculuktan sonra peygamber Medine'ye varır. Tabii Medine'de Müslümanlar var, evet ve İslamiyet hızla yayılacak ama sonuçta göç edenler var arkadaşlar. Bu göç edenler sonuçta o bölgeye yeni geliyor. Medineliler farklı bir yaşam sürüyor. Bu arada Medine'nin eski adı Yesrib. Yesrib. Yani öyle düşünüldüğü gibi muazzam bir şehir falan filan diye düşünmeyin. Hırsızın, uğursuzun, böyle gerçekten söyleyeyim size şaka demiyorum, Yesrib. Yani böyle böyle sürekli hırsızlık var, gasp var. Ya Medine'ye Yesrib ismi, Yesrib. Bakın bakayım kelime manası ne demek? Yani onun ismini Medinetü'n-Nebi yapan peygamberdir. Hicretten sonra. Hicretten sonra bunun adı ne oldu? Medinetü'n-Nebi. Neden Medine ismi konuldu? Onlar eski adı Yesrib. Bu da çıkan bir sınav sorusu oldu biliyorsunuz. Peygamber geldi dedi ki: "Siz muhacirsiniz, yani göç eden. Siz de ensar. İkiniz dedi muahat denilen bir böyle kardeşlik belgesi vardı arkadaşlar. Muahat ismi verirler. Şey, Araplar kardeş ilan etti ensar'la muhaciri kardeş ilan etti. Tabii çok önemli bir olay. Peygamber zaten hemen gider gitmez de Medine'de hemen bir pazar kurduruyor. Çünkü sonuçta ticareti Mekkeliler çok iyi biliyor. Medinelilere ne yapıyor ticareti de öğretiyor. Sonuçta Medine hurma ağaçlarıyla yoğun bir yer olduğundan dolayı hurma ticareti Medine'den Şam'a doğru yapılmakta. O yüzden de Mekkeliler burada ticaret de üretiyor. Peygamber de ilk İslami ticaret faaliyetleri bu kurmuş olduğu pazarlarda yapmışlar. Bunlara Medine Pazarı denir. Hala günümüzde de aynı usul Medine'de devam etmekte. Medine pazarlarında ilk İslam'ın ticaret ahlakı orada üretildi. Faiz yemek işte yasaklandı, işte faize borç para vermek, senet sepet işlerinde daha makul ve güvenilir yapmak. Yani biraz sözler, biraz artık biraz daha yazıya döndürülmeye başlandı.

Medine'ye gelince oldu ama Medine'ye gelince sadece dediğim gibi Müslümanlar yok. Hristiyanlar var, Yahudiler var ve putperestler de var. Yani daha İslam'a girmeyen. Bunun üzerine peygamber bir Medine Vesikası düzenledi. Bu Medine Vesikası'yla bir, buradaki kimse birbirinin inancına karışmayacak. İki, ama Medine'ye bir saldırı olduğu zaman da şehir hep beraber savunulacak. Sizce hadi bakalım, bu Medine'ye ileriki yıllarda muhakkak saldırılar olacak. İslam'ı yok etmek isteyen gruplar tarafından. Sizce hangi grup peygamberin yanında veya Medinelilerin yanında yer almayıp da Mekkeli müşrik dediğimiz, yani İslam'a inanmayan kişilere verilen isimdir, müşrik. Bunların yanında yer alacak? Sizler de biliyorsunuz ki arkadaşlar Yahudiler olacaktır. Özellikle Medine'nin içinde yaşayan bazı Yahudi kabileleri kısım kısım Medine'den çıkartılacaktır. Ne demek istiyor? İşte Kaynuka Avları, işte Bedir'de çıkartılacak, diğeri bir tarafta çıkartılacak, diğeri Hendek'te çıkarılacak. Yani çünkü adamlarla yaşama şansın olmuyor değerli arkadaşlar. Tam hem İslam'ın hükmünü kabul et demiyoruz ama bir de üzerin Medine savunmalarında her zaman müşriklerle beraber ortak hareket ettiklerinden dolayı Medine Vesikası önemlidir. Çünkü bir böylelikle bir devletin kurulduğu da anlaşılıyor. Medine İslam Devleti kurulmuştur ve peygamber de ilk başkanı olmuştur değerli arkadaşlar. Bunlar önemlidir.

Peki arada 500 kilometrenin üzerinde bir kilometre olsa dahi Mekke'den Şam'a giden ticaret yolu Medine'den geçmekte. İleriki yıllarda sizler de biliyorsunuz ki Medine'de kalan, şey özür dilerim, Mekke'de kalan Müslümanların malları vardı. Şimdi dikkatli bir düşün bakayım. Bu göç edenler evlerini götürebilirler mi? Hayır. Baharını, bahçelerini, ürünlerini, hububatlarını götürebilirler mi? Hayır. Haber geldi Medine'ye, bütün Mekkeli müşrikler o göç edenlerin, hicret edenlerin bütün mallarına el koyup yağmaladılar. Siz böyle bir haber alsanız, köyünüzdeki evinizin yağmalandığı haberi alsanız ne yaparsınız? Hemen köye doğru harekete geçersiniz değil mi? Hemen bir gideyim, ne oldu lan köye hırsız gidiyor diye gidiyor, bir şey mi çaldı diye. Aynı mantık. Adamın evi gasp edilmiş. Bunun üzerine değerli arkadaşlar, sizler de biliyorsunuz ki bunu öcünü almak isteyen Medineliler, oradan bir Mekkeli ticaret kervanı, Ebu Süfyan'ın elindeydi. Ebu Süfyan oradan geçerken haberini de aldı ama yani Medineliler, "Bak sana saldıracaklar, Müslümanlar" deyince hemen koştu. Biraz da şeydi o zamanlar, olayı da abarttı. "Bana saldırdılar, şu oldu, bu oldu, şu malım zarar gördü" falan dedi. A harekete geçmiyor muyuz denince, o zamanlar Müslüman değildi. Bir kere daha söyleyeyim. Daha sonra bir grup toplandı, sayıları 1000 oldu. 1000. O zamanlar İslam'ı kabul eden neredeyse 350 kişi var. 300'ü savaşa geldi zaten, kadınlar ve yaşlılar hariç. 300 kişiyle 1000 kişi arasında. Sizler de biliyorsunuz ki Bedir Savaşı diye Müslümanlarla Mekkeliler, yani Mekkeli müşrikler arasında yapılan ilk savaştı. Bu savaşı sizler de biliyorsunuz ki Müslümanlar kazandı. Peki Müslümanların kazanmasıyla beraber bir insanın kendine güveni artar. İki, İslamiyet daha fazla yayılma fırsatı bulur. Üç, esir elde edilenler, lan esir elde edenler hepsi birbirinin akrabası zaten. Şimdi öldür desen olmuyor. Hz. Ömer mesela, "Öldürelim" dedi direkt. Hz. Ömer'in şakası, Hz. Ali de dedi, "Bunların kafalarını keselim, gönderelim" ama peygamber öyle yapmamıştır değerli arkadaşlar. Peygamber özellikle okuma yazma bilmeyen Araplara, bunlar esirlerden bir tanesi, 10 kişiyi öğretmesi hasebiyle onu serbest bırakacaktı veya başlarına fidye konuldu. Mesela Nazım, sen bir Mekkeli müşrikin, genelde öyle Mekkeli müşrik diyelim ki Nazım, Nazım ben bir başına bir fidye koyuyorum. Başkan, senin Mekke'den gelen bir akraban, o parayı ödeyecek ki seni serbest bırakacağım. Sen kaç lira koyarlar? Diyelim ki 5 akçe, 5 dinar, 5 akçeye sen tekrar serbest kalıyorsun. Ama peygamberin bazı uygulamaları tabii orada İslam'ın esirlere yapılacak muameleyi de bizlere göstermesi sebebiyle önemlidir. İslam Savaş Hukuku ortaya çıkmıştır. Yani İslam Savaş Hukuku hangisiyle ilk defa ortaya çıkmıştır dersek, mantıken ilk savaşla ortaya çıkmıştır. İlk savaşın adı ne? Bedir Savaşı. Bedir kuyularının yakınında yapıldığı için bu ismi de aldığını unutmayalım değerli arkadaşlar. 624.

Arkasına bir yıl geçti. Bir yıl sonra ne oldu? Lan dediler, hazırlıksız gittik. Kabe'de putlarımızı ziyaret edemedik. Ben size anlatayım. Kabe'de putlarımızı ziyaret edemedik, onlardan işte şey alamadık, güç alamadık diyerek 625 yılında bir kere daha gelecekler. Bu sefer Uhud mevkiine gelecekler. Hemen anlatayım. Uhud mevkiine geldikleri zaman sayıları 3000'di arkadaşlar. Bizim sayı hep 3'e 1 zaten. Yani öyle düşünebilirsiniz. Müslümanlarla Mekkeli müşrikler arasında yapılan bütün savaşlarda 1'e 3 oran vardır neredeyse. 3000'e 1000. Gene ne oldu? Sonuçta bak gene savaş başlarında İslam ordusu gerçekten bayağı bir atılganlık da üzeri, böyle atılgan da olması sebebiyle o 3000 kişiye doğru harekete geçti ve 3000 kişi kaçmaya başladı. Bak buraya kadar her şey normal. Ancak peygamber Uhud Dağı'nın bir tepesi var arkadaşlar. O dağı bir tane dağdan oluşmaz bu arada, birkaç tane dağın birleşiminin adı Uhud'dur. Orada aynen tepesi, bir tepe var. Bu tepeye 50 taneye yakın okçu yerleştirdi ve bu tepeye giden okçulara dedi ki: "Bak, cesedimiz, cesedimize kuşlar didiklese dahi görseniz, bak cesedimize diyor ya peygamber, dahi neyden buradan ayrılmayacak" dedi. Ama İslam'da ganimet diye bir şey var. İşte o kılıçlar, o kabzalar, adamların üzerine getirdik falan filan. O ganimetin peşine düştüler. Çünkü ön tarafta İslam ordusu kovalıyor, Mekkeli müşrikler oradan gittiler. Bunu gören o zaman İslam'a girmeyen, daha sonra İslam'a girdikten sonra İslam'a büyük hizmetler yapan, daha sonra Uhud Savaşı'ndan sonra Seyfullah, yani Allah'ın Kılıcı unvanı alacak Halid bin Velid zaten komutanlığını orada gösterdi. Ne yaptı? Aynen tepesi dolaştı, arkadan Müslümanların arkasından geçti ve Müslümanlar öbür tarafına dönmesiyle beraber iki ateş arasına kaldı. Peygamberin çok sevdiği koruyucularından biri olan Hz. Hamza şehit edilmişti ve Uhud'da gerçekten birçok bildiğimiz sahabe şehit edilecektir değerli arkadaşlar. Bugün o sahabelerin şehit edildiği, Hz. Hamza'nın da şehit edildiği kabristan orada var. Oraya da götürüyorlar değerli arkadaşlar. Uhud'un hemen çok yakınında bir yerde.

Peki sonra ne oldu? Tabii Uhud'da ne anlaşıldı? Bir, peygamberin sözünün ne kadar önemli olduğuna, onun sözünün dinlenmesi gerektiğine bu anlaşıldı. Peki Uhud'da tam taraflar şey midir? Şu kazandı, bu kazandı diyebiliyor musun? Hayır. Ama İslamiyet'te, yani İslam'ın içindeki bazı kişilerin şehit olması tabii ki hem peygamberi çok üzmüştür hem de değerli arkadaşlar biraz moral bozukluğuna sebep olmamış değil. İki yıl geçti aradan. Bu sefer büyük bir orduyla geliyorlar. Gene geliyorlar. İşte bunlardan bir tanesi Müslümanlardan bir tanesi peygambere dedi ki: "Efendim dedi, biz savunma savaşı yapalım. Medine'nin etrafına hendek kazalım. Bu hendekler bir atın geçeceği, geçebileceği şeklinde olmasın ve derin olsun, yani çukur olsun." Bunu söyleyen adam çok çok kıymetli, Selman-ı Farisi, yani Farisi, İranlı, İranlı Selman. Öyle anlatayım ben size. Bu adamın vermiş olduğu fikirden dolayı peygamber istişare ediyor. Bu istişare verdiği önemi gösterir bu arada ve hendekler kazılıyor. Bakın bu hendeklerin kazılmasıyla beraber hop savaş başlıyor arkadaşlar. Atlar hendeğe geçemiyor ki. Atılan oklar da bayağı mesafeden geliyor. Korunaklı bir kum fırtınası, bir rüzgar. Ondan sonra Mekkeliler geri çekiliyor. Yani üç savaşta da Bedir Savaşı, Uhud Savaşı ve Hendek. Uhud'u saymıyorum. Bedir ve Hendek'te kesin zafer vardır. Uhud'da ise savaş ortadadır. Sonuç, Bedir, Uhud, Hendek savaşlarıyla beraber artık İslam'ın bir güç olduğu her taraftan kabul edilme. Hacı emri gelmiş ya da işte peygamber diyor ya ki Mekke'ye geri dönünce peygamber de özlüyor sonuçta doğduğu yer. Hac vazifesini yerine getirmek isteyecek, doğru mu arkadaşlar? Bunu hiçbir zaman yapamadı peygamberimiz. Son ölümüne, vefatına yakın bir zamanda zaten hayatında bir kere hac yaptı. Ondan sonra Veda Hutbesi'ni yayınladı ve vefat etti.

Şunu anlatmak istiyorum. Gene Mekke'ye doğru yola çıkıldı. Ancak Mekke'ye doğru yola çıkılırken üzerine silahlardan, kılıçtan başka hiçbir şey alınmadı. Amaç sadece ne biliyor musun? Kabe'yi ziyaret etmek ve gitmekti. Ancak Hudeybiye diye bir mevkiye gelince Mekkeliler durdurdu ve Hudeybiye Barış Antlaşması imzalandı. Dikkat. Bu anlaşma çok önemli. Şimdiye kadar Bedir, Uhud, Hendek savaşlarını yapsa da Mekkeli müşriklerle Müslümanlar arasında bir vesika yok, bir belge yok. İlk defa Mekkeli müşrikler böylelikle Medine İslam Devleti'ni kabul ettiler resmi olarak. Peki ne yazıyordu? Bir, hiçbir Arap kabilesi birbirlerini tutmayacak. Savaş esnasında belli bir dönem savaş yapılmayacak, barış içinde yaşayacak. Zaten bu da İslam'ın yayılmasını hızlandırdı. Üç, dikkat, dikkat, en kritik madde bu maddedir. Niye bu maddeye öyle bir sahabe, ashab diyoruz, bir muhalefet etti ki peygambere. Yah, peygambere muhalefet ediyor. Bak öyle sorgulayıcılık dikiliyor. "Sen bunu, bunu yapamazsın" diyorlardı ya. Öyle hesap soruyorlardı. Bu soru sorma kültürü peygamber döneminde çok gelişmiştir arkadaşlar. Çünkü İslam diye bir din var. İnsanlar namaz ayeti var ama namazın nasıl kılınacağı peygamber öğretiyor. Oruç ayeti var, nasıl tutulacağını, nasıl yapılacağını peygamber öğretiyor. O yüzden insanlar çok çok soru sormuştur. Peygamber onu da size söyleyeyim. İşte bu 628 yılında Hudeybiye anlaşmasında bu maddesine peygambere büyük itiraz geldi. İtiraz ne maddenin yapısına? Bir, Mekkeli bir genç, yani reşit olmayan diye geçer mesela. Reşitlik kaç yaşındadır Araplarda? Erkekler diyelim ki 15. 15 yaşın öncesindeki Mekkelilerden biri İslamiyet'i seçti, Medine'ye alınmayacak. Bak peygamberin yanına getirilmeyecek. İslam'ı kabul etse dahi. Yani Mekke'den Medine'ye göç olmayacak. İki, çünkü göç eden muhakkak peygamberin yanına gelecek. Yani Müslümanlığı kabul et, İslam'ı kabul etmek demek. Devam ediyorum. Ama bir gün Medine'den Mekke'ye geri dönmek isterse biri geri dönebilecek. Bu görünüşte çok olumsuz dahi olsa da peygamber efendimizin bu maddeyi koydurması sebebi bir yıl sonra anlıyorsun. Peki neden? Peki Mekkeliler de İslamiyet yayılıyor mu? Öyle ya da böyle gizli de olsa tekrardan yayılıyor. Yani o sonuçta bir yayılma var ve insanlar Medine'ye alınmadıklarından dolayı Mekke ile Medine arasındaki kervan yollarının hemen tepelerine yerleşiyor. Medine'ye alınmıyor. E Mekke'ye de geri dönemiyor. Bu çocuklar aç kardeşim. Bu çocuklar ne yapacak? Mekke'den Şam'a giden, yani Mekke'den Medine üzeri giden tüm kervanlara saldırmaya başlayacak. Böylelikle Mekkeliler ertesi yıl gelip kendileri bu maddeyi kaldıracaktır. Çünkü, çünkü kervanları büyük zarar görmüştür. Bu peygamber efendimizin yine ileri görüşüne büyük kanıttır. Bunu da söyleyeyim. Anlaştık?

İşte değerli arkadaşlar, böyle bir olaydan sonra Hudeybiye Barışı'ndan sonra artık yavaş yavaş yavaş Mekke'nin fethine doğru gidilecek. Tabii Mekke'nin fethinden önce Yahudilerin bir yuvalandığı yer var. Bunlardan bir tanesi Hayber denen gerçekten hurma ağaçlarıyla çok meşhur. Yahudiler inanılmaz para kazanıyor bu işlerden. Ne oldu? Hz. Ali'yi gönderdi. Fetih. Hz. Ali, Allah'ın Aslanı, Haydar-ı Kerrar unvanı burada alıyor. O büyük kapıları tek başına sırtlayan Hz. Ali Hayber'i fethetmiştir. Hayber'den sonra ilk defa cizye vergisi alınıyor. Müslüman olmayandan, Müslüman bir ülkede yaşamaları karşılığında alınan kafa vergisi, yani baş vergisi, yani güvenlik vergisi. Ve bunu ilk defa Hayber'in fethinden sonra alınmaya başlamamıştır cizye. Çünkü bazı Yahudiler geldi dedi ki: "Bunlar dedi, bunlar kendi aralarında sıkıntı var biliyorsun ya, dedi, bunlar dedi sizle savaşıyor. Biz de savaşmak falan istemiyoruz. Biz bu topraklarda kalacağız. Ne yapacağız?" dediler. Peygamber de ki: "Cizye vergisi vereceksiniz. Mahsulün yarısını vereceksiniz" dediler. Çünkü Yahudilerin en büyük geçim kaynaklarından bir tanesi orada hurma ağaçları. Çok olay anlatılır Hayber'in fethinde. Baktı ki kale çok zorlanıyor, Hz. Ali oradaki peygamberin emriyle hurma ağaçları söktürmeye başlayınca hemen kaleyi teslim etmek zorunda kaldılar. Çünkü hani bugün boykotun önemini anlayamayan arkadaşlar için bunu anlatıyorum. Öyle sizin düşündüğünüz gibi ben ne yaparsam ne olacak hocam demeyin. Arkadaşlar bu memlekette 2,5 milyar dünyada 2,5 milyar Müslüman var. Bu insanoğlunun tabii ki bir araya gelmek çok zor. Artık çok mezhepler ayrılmış, bunları da anlatacağım. Çok itikat var, çok mezhep var, çok fazla yaşayış ve kültür farkı var. Çok geride kalan Müslümanlar varken, çok ileri giden Müslümanlar var. Çok zengin Müslümanlar olduğu kadar gerçekten çok fakir Müslümanlar da var. İslam'ın kendi içinde Müslümanların bir araya gelmesini engelleyici bir takım oyunlar var. E bunlar da birleşince bugün İslam dünyasının birleşmesi çok zor oluyor. O yüzden öyle oluyor. Şimdi sen bir Müslüman olarak sallıyorum burada dikkat ediyorsun, bir şey almıyorsun. Bunların ürettiği bir malzemeyi almıyorsun. Ama senin yakın arkadaşın mesela çok rahatlıkla gidip onların kahvelerini içiyor, onların işte atıyorum hamburgerlerini yiyor, onların bilmem ne yapıyor. Zoruna gidiyor. Yokun l o zaman ben de yapmayayım diyorsun. Şimdi bu buş buna geliyor ama iyilik iyidir. Ne ne demek bu? İyilik bulaştır. Sen bir başlarsan, belki bir kaş, bir kişiyi etkilersin, bir kişiyi etkilersin, bir kişiyi etkilersin. Ha şu da önemli. O Medine'deki hurma ağaçlarını söktürmesiyle beraber peygamber burada mesajı da aslında ta o zaman da vermiş oldu bize. Anlayana tabii. Anlayana boykot önemli. Kim ne derse desin kardeşim. Öyle ya.

Da, böyle gelir. K, bazı boykotları yapamıyorsun. Niye? Zaten fabrika Türkiye'de. Senin boykot yapman ne? Bu sefer de adam seni şeyle tehdit ediyor. "E tamam da kardeşim," diyor, "biz burada Türk işçi çalıştırıyoruz. E sen boykot yaparsan, sana zarar. Bunlar da işsiz kalır." diyor. Bir de onlara güzel tarafı da bu yani onlar için taraf. Hani mal direkt oradan gelmiyor, mal Türkiye'ye sadece ithalat üzerinden gelmiyor. Fabrika burada kardeşim, çalışan işçi gene bizim işçimiz. Anlaşıldı mı? Bütün mevzu o. O yüzden boykot bir yere varamıyor.

Ondan sonra yazıyor, "Bu Esra'nın emeğiyle üretildi, bu Nazım'ın emeğiyle üretildi." der. Tabii, çünkü adam orada yalan konuşmuyor, adam doğru konuşuyor. Çünkü adamların fabrikaları burada. Boykot işi çok kararlılık işidir, öyle kolay olmaz. Hayata yaymak lazım. O da maalesef ki bizde yok. O yüzden adam geliyor, işte görüyorsunuz Gazze'yi vuruyor, Lübnan'ı vuruyor. Herkes sırasını bekliyor. Eğer sıranı beklersen, sıra sana geldiğinde bakalım ne olacak? Bu iç sıra beklemeyin falan olacak iş değil arkadaşlar. Cesaretli yöneticiler lazım. Ben hep duam budur, her zaman da söylüyorum. Allah İslam ülkelerinin başına cesaretli yöneticiler versin. Yoksa çok zor, çok zor. Bir bir bir gidiyoruz, farkında değilsiniz. Irak, Libya, şöyle bakın bakalım, Suriye. Öğlen hep Müslüman. Yazık günah, yazık günah.

O yüzden peygamberin o dönemdeki uygulamaları, yani sünnet dediğimiz ve hadis dediğimiz şeyleri ne kadar önem arz ettiğinden bahsediyorum. Önemli. Bunu baştan söyleyeyim. Artı bir başka olay, bu dönemde çok ilginç bir olay vardır. Niye ilginç bahsediyorum? Bu arada bizim Halit Bin Velid, biliyorsunuz artık Müslüman oldu. Eee, Müslüman olmasıyla beraber, değerli arkadaşlarım, fetihlere de katılıyor. Hele bir fethe katıldı, 3.000 kişilik ordusuyla 100.000 kişilik Bizans ordusunun karşısına çıktı. Doğu Roma'nın ya yenme şansın yok ama en azından en az zahiyatla geriye doğru çekildi. Seyfullah, Allah'ın Kılıcı unvanı aldı. Gerçekten müthiş savaştı. Çünkü İslam'ın üç komutanı aynı anda şehit oldu buralarda. Bir komutan geldi, şehit. Diğeri geldi, diğeri, diğeri geldi, diğeri şehit oldu. İşte burada yine Halit Bin Velid, değerli arkadaşlar, çok önemli bir rol oynadı. Tarihi Mute Savaşı diye geçer. Mute, peygamber İslam'ı tebliğ etmek için Gassanî'lere şey yolladı, elçi yolladı. Gassanî valisi o elçiyi öldürdü. Gassanîler zaten Doğu Roma ile haşır neşir. E bunun üzerine biz onun üzerine gidince de Bizans kendimiz karşısında bulduk.

Mesela Hayber'in fethi ve Mute savaşları çok çok iki sorunun geldiği yer. Mesela Hayber'i fethetmekle ne oldu biliyor musun? Medine-Şam arası ticaret yolu Müslümanların eline geçti. Bu bu kadar önemli. Çünkü Arabistan'ın İpek Yolu'dur orası. Çünkü mal Yemen, Yemen'e ta en aşağıda mal yukarı doğru çıkmak zorunda. E orada da çıkarken ne oluyor? Şam burada, eski adıyla Dımeşk, çok önemli bir yerdir. O yüzden Medine-Şam arasındaki ticaret kontrolünün Müslümanların eline geçtiğini de e söyleyelim. En çok sınav soruları gelen yerlerden bir tanesi de bu olduğunu da unutmayalım değerli arkadaşlar.

Sonunda ne oluyor? E tabii en sonunda artık Mekkeliler çoğu zaten Müslüman olmuştu. Peygamber Mekke'nin fethi için 10.000 kişiyle geliyor. Kimse böyle çok birkaç kişi haricinde direnen olmadı. Peygamber geldi, Kabe'ye girdi. Elindeki bastonuyla Kabe'deki tüm putları yıktı. Kabe'yi temizledi putlardan. Herkese güvence verdi, emanname. Müslüman olana, olmayana fark etmez. Herkes dedi, "Bundan sonra dedi, İslam ülkesinin sınırları içindedir ve rahatladı ve güvendedir." Hepsini söyledi, söyledi, söyledi. Zaten Peygamber Efendimiz Mekke'nin fethinden sonra, sizler de biliyorsunuz ki 630, 632 yılında da vefat edecek. Vefat etmeden önce de biliyorsunuz ki bir Veda Haccı yaptı. Bir kere hac nasıl yapılır onu öğretti. Yani tavafı, Merve-Sefa arasındaki say yapmayı, yani yürümeyi, yukarıda Arafat'a çıkmayı, şeytan taşlama, hepsini öğretti. En sonunda da büyük bir kalabalığa Veda Hutbesi'ni yayınladı. Ya şu Veda Hutbesi'ni herkesin bir kere okuması lazım. Veda Hutbesi'ni okurken de değerli arkadaşlar, hangi inançtan olursanız olun okuyun. Yani Veda Hutbesi'nde ne var? Bundan sonraki yapılacaklar var. Ben, onu Veda Hutbesi'nin olduğunu herkes biliyordu. O yüzden o Veda Hutbesi'n şunları şunları yapın, faizden uzaklaşın, işte kadınlara iyi davranın, şunları şunları yapın, bundan sonra asla geri dönmeyin put inancına. Birçok madde var. Lütfen okuyun.

Ve Veda Hutbesi'ni Ondan sonra biliyorsunuz ki Peygamber Efendimiz vefat etmiştir. E vefatından sonra biliyorsunuz peygamberler evlerine gömülür. Değerli arkadaşlarım, Peygamber Efendimiz Mekke'de doğmuştur, doğru mu? Ama nerede vefat etmiştir? Medine'de vefat etmiştir. Bugün onun bulunduğu yerin adı Mescid-i Nebevi diye geçer. Medine'de çok büyük bir yer ve Mescid-i Nebevi'nin olduğu yerde de, oraya gidenlerin cennetten bir bahçe olduğu mescidin şeyiyle, hutbesini verdiği yerle evinin aldığı araya Ravza-i Mutahhara derler. Orada da mesela namaz kılmak İslam'da şeyde sünnet olarak çok önemlidir. Umre'ye gidenler orada namaz kılmak için birbirlerini yerler. Arkadaşlar, mesela 6-7 saatte zor girdim oraya. Zor girdim mi? Arkada geliyor. Yani inanılmaz bir kalabalık. O yüzden Ravza-i Mutahhara'da o bölgenin adı olduğunu da unutmayalım. Bu anlattıklarım Hz. Muhammed dönemidir. Var mı Nazım? Murat? Var mı öğrendik mi İslam tarihini? Var mı sıkıntı? Peygamber dönemi.

Tabii bunların bir de neyi var? Bunların tabii yazımı var. Başlıyoruz Nazım. Önce şehir devletlerini tek tek söylemeye. Ben bildiklerimi şöyle hatırladıklarım yazayım. Mayin var, Sebe var, Himyeri diye bir devlet var, Tedmürlüler var. Tedmürlüler. Bu niye yazmıyor bu arada? Gassanîler var mesela. Bunlar önemli bilinen şeylerdir. Ne derler arkadaşlar? Dursun bekle bir belki yazar. Hadarî mesela. Hadarî ne demekti? Şehirli. Bedevî ne demek? Bedevî. Bunlar da çölde yaşayan Araplar, değerli arkadaşlarım.

Putları söyleyelim. Bu arada kalem şu kalem mavi mi? Bu arada mavi, siyah bir tane verir misin? Kalemlerimiz niye bu kadar kötüleşti ya? Benim kalemlerim ne güzeldi eskiden. Putları söyle bakalım. Uzza var, Uzza var, Minat. Başka bir tane daha olacak. Lat. Sen bilmiyor bunları Nazım? Lat. Kitaptan okuyunuz da. Putlar da M bilmiyor. Evet. Ukaz Panayırı, Mekke yakınlarındaki en önemli panayırlarından biridir. Fic Savaşları, haram aylarda yapılan savaşlar. Yapılan savaşlar. Hilful Fudul. Bu ne demek arkadaşlar? Dikkat. Bu bir gün çıkacak sınav sorusu olarak. İnşallah. Hilful Fudul, peygamberin de katıldığı, ticaretten zarar gören, Mekke'ye gelip de ticaretten zarar gören insanların katıldığı teşkilattır, değerli arkadaşlarım. Yani ticaretten zarar görenleri koruyan teşkilattır. Koruyan teşkilattır. Bu arada şeyi bir açalım kardeşim, klimayı bir açalım.

"Ai teşkilat falan diyemezsin. Ne alakası var ya? Yok ya, ne atası? Ne alakası var? Hiç alakası yok. Ai teşkilatı esnafların kendi arasında." Burada bir esnaf değil. Burada adam gaspa da uğruyor. Yani güvenlik teşkilatı. "Ya oğlum puta giderken Kabe'de putu seyrederken tak çalıyorlar." Zabıta. "Eğil musun? Bizde de olmuyor mu oğlum? Camiiye gidip camide hiçbir şeyin çalınmadığı mı bugüne kadar? Camide bir şeyin çalındı mı? Benim çalındı oğlum. Yalan yok. Ayakkabım çalındı, telefonum çalındı. Bir gün şeyde iken abdest alırken o da çalındı." Sanki boğuluyor da başka yerde olmuyor mu? Bizde de oluyor hırsızlık. Camiiye kadar gelmiş memleketin haline bak. Allah'ın evi diye gittiğin yerde hırkan. Oğlum ben bir gün bayram namazından sonra eve yalın ayak gittim. Lan ayakkabı yok. Bir de dedik ki, arkadaşlarla da dedik, bu sefer de bayram namazına şöyle uzak bir camiye gidelim. Hani deriz ya Hacı Bayram Cami, hani evden en kötü 2 kilometre var ya. Biz de yürüdük sevap olsun. He, he. Bir de biliyorsun geri ayakkabıyı bulamadım. 2 kilometre. Bir de yan ayak geldim. Rezilliğe bak. Oluyor işte. Olmuyor o zamanlarda. İşte bu ai teşkilatıyla bilgisi yok. Yani burada her insan buraya gelip bu teşkilata, "Ben zarar gördüm Mekkelilerden," diyebiliyor. Tamam orada sadece esnaf.

Cahiliye. Niye cahiliye? Bir, geri kalmaları. İki, putperestlik. Doğru mu? Putperestlik var. Üç, değerli arkadaşlar, kızlara ve kadınlara, kızlara ve kadınlara veya kölelere kötü davranma var. Kölelere hak vermemesi. Bunların hepsi arkadaşlar neden cahiliye denildiğini açıklıyor. Cahiliye dönemi. Düşün isme bak. Y. Şimdi İslam'ın doğuşuyla başlayalım. Hz. Muhammed'i ve İslam'ın doğuşu. Annesinin adıyla başlayalım. Annesinin adı Amin. Babası Abdullah'tır. Babası Abdullah'tır. Şimdi bundan sonra sırayla yazdır kardeşim. Başla. Evet, dedesi biliyorsunuz ki onu koruma altına ilk alandı. Abdülmuttalip, değerli arkadaşlarım. Onun ve adıyla beraber de diğer amcası Ebu Talip, o ona sahip çıkmıştır. Amcası Ebu Talip. Evet. Devam. Evet, lakabını söyleyelim de arkadaşlar. Muhammedü'l-Emin lakabını almıştır. Muhammedü'l-Emin lakabını, yani Güvenilir Muhammed lakabını almıştır. Güvenilir Muhammed. Biliyorsunuz, Kabe'de Hacerü'l-Esved taşı vardır. Kabe onarıma girince bu taş da yerinden tekrardan sökülüp tekrar yerine konacak. Her kabile o taşı kendi koymak istiyor. Dediler ki, "Bir tane hakem olsun. Hakem de ilk gelen olsun." Dediler. Tak, peygamber geldi. Peygamber dediler, "İyi ki de peygamber." Onlar da sevindi. Çünkü peygamber güvenilir bir insan olduğu için bu lakabı almaz boş yere. Dediler ki, "Muhammed, söyle bakalım, biz bunu nasıl yapacağız?" deyince Muhammed hakem oldu ve Hz. Muhammed taşı her kabileye bir çarşafa koydurup her kabileden de bir ucuna yerleştirdi ki taşı öyle ortaklaşa koydular. Yani oradan gelene en sevinen insan geldi. Yani isim ve lakap öyle kolay takılmıyor değerli arkadaşlar. Hele Araplarda lakap takılırken çok dikkatli takılır. O yüzden Muhammedü'l-Emin lakabı gerçekten önemli lakap. Devam. Hz. Hatice ile evlendi. Evet, Hz. Hatice ile evlenmiştir. Biliyoruz. Altı tane de çocuğu oldu bundan peygamberin. Devam. Hira mağarasına ilk vahiy geldi. Hira Mağarası'nda ilk vahiy geldi. Başka şöyle diyelim, ilk vahiy geldi. İlk inananları yazalım önce. İlk inananlar kimlerdir? Onu söyleyelim. Hz. Ali, Hz. Zeyd, doğru mu? Ve Hz. Hatice mi? Hz. Hatice'de bir kişi daha var. O da biliyorsunuz Sıdık lakaplı. Sıdık lakaplı kimdir? Hz. Ebu Bekir'dir. Hz. Ebu Bekir. Tamam. Evet. Biliyorsunuz ki sıkıntılar ve şeyler başlıyor. Hüzün yılından bahsedeyim ben. Hüzün yılı hangi yıldı? 1920? 1920 mi? 620. 620. Niye hüzün yılı? Çünkü kimler vefat ediyor? Amcası Ebu Talip vefat etmiştir ve Hz. Hatice vefat etmiştir. İlk göç nereyedir? Onu söyleyelim. İlk göç 615 tarihinde Habeşistan'a. Dikkat. Bu zaten çıktı. Habeşistan'a yapılmıştır. Yapılmıştır. Evet. Akabe biatları var. Onu söyledim. Hicret ve Medine'de yaşam. Hicretin sonuçlarıyla başlayalım. Göç edildikten sonra bir muhacir ve Ensar kardeş ilan edildi. Kardeş ilan edildi. İslamiyet'in yayılması hızlanmış mıdır? Evet, İslamiyet'in yayılması hızlanmıştır. Başka peygamber Yesrib adı Yesrib, Medine'nin eski adı. Yesrib adı Medine-tün-Nebi olmuştur. Medine-tün-Nebi olarak değiştirilmiştir. Değiştirildi. Evet. Müslümanlar baskısından kurtuldu. Onu da yazalım. Müslümanlar Mekkeli müşriklerin baskısından kurtuldu. Mekkeli müşriklerin baskısından kurtulmuştur. Tabii zaten söylüyor. Onu yazmaya ne gerek? Evet. Hz. Muhammed'in Medine yıllarıyla başlayayım. Devam. Buraya ne yazalım? Yahudi ve Hristiyanlar. Dört maddeden oluşan Medine Vesikası. Medine Sözleşmesi diye de geçer. Medine Sözleşmesi yapıldı. Bir kere daha söyleyeyim, diğer adı Medine Vesikası diye de geçer. Evet. Başka beraber ş. Evet, buradaki özellik ne? Bu bir anayasa gibi düşünün, değerli arkadaşlar. Medine Sözleşmesi. Şehrin bütünüyle yapılıyor. Şehir saldırıya uğrarsa, değil mi? Herkes ne yapacak? Şehri savunacak. Herkes şehri savunacak. Çünkü şehirde sadece ne yok? Şehirde sadece Müslüman yok ki. Hristiyan var, Yahudi var. Devam. Onu yazalım. Şehir. Onur. Tamam. Kimler var? Müslümanlar var, Yahudiler ve Hristiyanlar bulunur. Tabii onlar da var. Tabii ki putperestler de var. Onlar da devam ediyor. Yani Medine olmasına bakmayın. Evet. Nota ne yazıyoruz? Bu sözleşme, bu sözleşme ile Medine İslam Devleti kurulmuştur. Medine İslam Devleti kurulmuştur, değerli arkadaşlar. Sizler de biliyorsunuz ki ilk başkanı ve ilk devlet başkanı Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'dir. Evet. Şimdi biz bunu söyledikten sonra şunu da söyleyelim. Önce savaşlara geleceğiz. Sırayla. Bedir Savaşı. Bedir Savaşı'nın özellikle nedenini bilmek zorundasınız. Nedeni, Mekkelilerin Medine'ye göç eden, hicret eden kişilerin evlerine ve mallarına el koyması. Bunu haber alan Medine'deki Müslümanların, yani evlerine konulan el konulan Müslümanların gidip Ebu Süfyan'ın geçen kervanına saldırması. Yani saldırması çok da bir şey de elde edilemedi de. O oraya gidip çok büyük abartı olarak anlattı. Daha sonra is, sizlerde biliyorsunuz savaş çıktı. Önce Bedir Savaşı'yla başlayalım. Şunu söyleyelim. Taşınmaz malların taşınmaz malların malların yağmalanması. Bir yo, yok, onu yazmayalım. Ebu Süfyan'ın kervanına değerli arkadaşlarım, ne olmuştur? Müslümanların saldırması. Müslümanların sal. Bir gün muhakkak ki bu soru gelir. Bedir Savaşı'nın hep sonucu sorulmaz. Bir gün Bedir'in muhakkak ki nedeni sorulacak. Nedeni bir daha söylüyorum: Medine'ye göç eden Müslümanların mallarına Mekkeliler tarafından el konulduğu haberin Medineli Müslümanlara gelince, o yoldan geçmekte olan bir Mekkeli müşrik olan, o zamanlar Ebu Süfyan'ın 300 kişiler bilerek saldırması ve bunun üzerine Süfyan'ın haberi de biraz evvel almasıyla beraber hızlıca o bölgeden uzaklaşıp Mekke'ye gidip "Bana saldırdılar kardeşim" demesiyle beraber 1000 kişilik bir ordu hazırlanması. Olayın bütün aslı budur. Ama şuraya dikkat etmemiz lazım. Evet, bir, bu savaşın sonunda Müslümanların ilk başarısı olmuştur. Müslümanların ilk askeri başarısı olmuştur. Devam. Hz. Muhammed iyi bir asker ve komutan olduğu anlaşılmış. Evet, Hz. Muhammed'in iyi bir komutan olduğu anlaşıldı. Devam. İslamiyet Arap Yarımadası'na daha hızlı şekilde. İslamiyet Arap Yarımadası'na hızlıca eğilmeye başladı. Hızlıca yayılmaya başladı. Evet. Savaş sonu ilk İslam Savaş hukuku ortaya çıkmıştır. Savaş sonunda ilk İslam Hukuku ortaya çıktı. İlk İslam Hukuku ortaya çıktı. Nasıl çıkmıştı? Esirlere yapılan yapılacak muamele. Bir, bir de peygambere biliyorsunuz ganimetler getirdi. Peygamber onu böldü. Savaşta katılanlara dağıttı. Beşte dördü, kalan beşte birini de Beytülmal denir ki Hz. Ömer zamanında bunun gerçek ismi ortaya çıktı. Devlet hazinesini aldı. Biz bu paylaştırma İslam Savaş hukukunu ortaya çıkartmıştır. Tamam. Savaş mesela peygamber ne yapmıştır? Okuma yazma bilmeyen her 10 Müslümana öğretilmesi şartıyla ne yapmıştır? Esirleri serbest bıraktı. Bunun en önemli özelliğidir. İlk defa biliyorsun İslam Hukuku, yani İslam Savaş hukukunun ortaya çıkmasıdır. Ayrıyeten ganimet paylaşımı da yapılmıştır. Ganimet paylaşımı yapılmıştır. Bu ileriki yıllarda çok büyük etkileyecek. Yani beşte bir oranı, örnek. İleriki yıllarda Türk İslam devletlerindeki Gulam sisteminde de yine beşte bir oranında biliyorsunuz ki esirlerden beşte bir, beşte bir hep gelenek olarak devam edecek. Evet. Uhud Savaşı. Önce Uhud Savaşı'nı yazalım. Bir kere Bedir Savaşı'nın öcünü almak isteyen Mekkeli müşrikler tarafından saldırıdır. Arş. Onu bir yazalım. Mekkeli müşriklerin, Mekkeli müşriklerin neymiş? Bedir Savaşı'nın intikamını almak için 3.000 kişilik değil mi? Ortalama 3.000 kişiyle Uhud'a gelmeleridir. Uhud'a gelmeleri. Peygamber burada ne yaptırmıştı hatırlayın? Aynen tepesine 50 okçu yerleştirdi ama biliyorsunuz ki bu okçular ne olacaktır daha sonra bu tepeden ayrılacak. Bu savaşta kimler özellikle şehit olmuştur? Hz. Hamza şehit olmuştur, değerli arkadaşlar. Bu peygamberimizi çok üzmüştür. Çünkü onun en büyük kurucularından bir tanesiydi. Hatırlayın. Evet, bu savaşta biliyorsunuz arkadaşlar, Bedir'de de Uhud'da da bazı kabileler ne olacaktır muhakkak ki çıkartılacak. Bedir'de mesela Beni Kaynuka değil mi? Yahudileri çıkarttı. Burada kim çıkartılıyor? Ne? Beni Nadir. Beni Nadir Yahudileri Mekkeli müşriklerle işbirliği yaptığı için Medine'den çıkarılmıştır. Başka var mı? Peygamberin Hz. Muhammed'in sözlerine ve emirlerine riayet edilmesinin önemi vurgulanmıştır. Riayet edilmesinin önemi ortaya çıkmıştır. Önemi ortaya çıkmıştır. Evet. Bu anlattıklarım da hatırlayın. Uhud Savaşı ile ilgili. Uhud Savaşı'nda savaşın seyrini değiştiren adam Halid bin Velid'dir. Daha sonra Müslüman olup Mute Savaşı'ndan sonra Allah'ın aslanı, şey, Allah'ın diyorum, Allah'ın Kılıcı, Seyfullah unvanını alacaktır. Gelelim Hendek'e. Bir kere Bedir Savaşı nedir değerli arkadaşlar? Bir kere bu savunma savaşı mı? Mekkeliler saldırır. Bu savunma. Peki Uhud Savaşı? Bu da savunmadır. Peki Hendek? Bu da savunmadır. Demek ki ilk üç savaş hep Mekkeliler saldırıyor. Biz neyiz? Savunmadayız. Hendek Savaşı ile söyleyeyim de arkadaşlar, Selman-ı Farisi çok önemli bir adam. Selman-ı Farisi'nin önerisiyle Hendek kazıldı. Hendekler kazıldı. Bu peygamber istişareye verdiği önemi gösterir mi? Bu durum Hz. Peygamber'in istişareye verdiği önemdir. Verdiği önemi gösterir. Önemi gösterir. Anlaştık? Peki ne yazalım? Kiş. Evet, Mekkeliler toplamda 10.000 kişilik bir orduyla geliyor. Orduyla geliyor. Aynen öyle. Özellikle rüzgarın etkisi, rüzgar ve kum fırtınaları gibi sebeplerden dolayı. Evet. Kur'an'da da zaten böyle açıklanıyor. Sebebiyle geri çekildi. Geri çekildi. Var mı başka nota geçelim? Söyle. Müslümanların son savunma savaşıdır. Müslümanların son savunma savaşıdır. Müslümanların son savunma savaşıdır. Evet. Gizli Yahudiler, Beni Kureyza. Bu da bir Yahudi kabilesi. Beni Kureyza. Şöyle yazayım. Yahudiler. Yani nereden çıkarıldı? Gene Medine'den çıkarılmıştır. Çıkarılmıştır. Evet. Bu söylediklerim arkadaşlar özellikle üçünden çok soru gelir. Bedir, Uhud, Hendek. Bedir'den gelen yeri söyleyeyim, İslam Savaş Hukuku'nun olması. Uhud'dan peygamberin sözünün dinlenmemesi. Hendek'ten ise Selman-ı Farisi, yani onu Hendek Savaşı'nda fikri veren kişinin mesela şöyle yazar: Hz. Muhammed dönemi yaşanan hangi gelişme kendisini istişareye verdiği önemi gösterir? Cevap: Selman-ı Farisi'nin Hendek kazma fikrini vermesi. Değerli arkadaşlar, bu bir istişareye verilen önemi gösterir. Gelelim Hudeybiye'ye. Çok sorunun geldiği bir yerdir. Hudeybiye çünkü Medine İslam Devleti'nin Mekkeli müşrikler tarafından tanınma olayıdır, değerli arkadaşlar. Bu arada geçen sene gelen sınav sorusunu da birazdan söyleyeceğim. Evet, Hudeybiye ile başlayalım kardeşim. 1500 kişiyle yola çıkılmıştır. Tamam. Geç onları. Devam. Hudeybiye'ye barış yapılmıştır. O zaman şöyle yapalım. Mekkeli müşriklerle ne olmuştur? Bu antlaşma yapılmıştır. Ana. Bizim kalemler var ya gitti. Şey Murat, bu ne böyle? Tamam, devam edeyim ben şuradan. Bu mavi, siyah, siyah. Onu da ver bana. Evet, devam edelim. Maddelerini söyle. Müslümanlar. Evet, Müslümanlar ertesi yıl Hac yapacak. Ertesi yıl Hac yapacak. Arkadaşlar, Hac yapmaya gitmişlerdi ancak olmadı. Bir sona geleceklerdi. Devam edelim. Olmay. Evet, reşit olmayan Müslümanlar Medine'ye alınmayacak. Doğru mu? Alınmayacak. Medine'den Mekke'ye ise, Medine'den Mekke'ye ise ne olacaktır? Gitmek isteyenler alınacak. Şehri alınacak. Madde olumsuz gibi değil mi Nazım? Harbiden olumsuz gibi ama işte o da peygamberin ileri görüşünü ortaya çıkaracak. Bize devam. Yukarı boş söyle. Arap kabileleri. Bir arasında olacak. Ne olmayacak? Arasında birlik olmayacaklar. Olar şöyle yazalım. Tam o madde öyle değil. Arap kabileleri her iki tarafı tutmayacak. Yani savaş esnasında her iki tarafı tutmayacak. İki tarafı da tutmayacak. Tamam. Devam. Ve bu anlaşma 10 yıl geçerli. 10 yıl geçerli olacak. Peki bir şey söyleyeceğim. Bu 10 yılı neden peygamber böyle yazdırdı? Sebebi var mı? Çünkü İslam yayılıyor. Barış dönemlerinde biliyorsunuz ki daha fazla yayılım olur. Çünkü savaş dönemlerinde sonuçta bakın Hz. Hamza gibi büyük bir değeri de kaybedebiliyorsunuz. O yüzden peygamber, değerli arkadaşlar, sizler de biliyorsunuz ki 10 yılda İslam'ın ne kadar yayılabileceği biliyor. Halbuki şu 3 madde olarak yazdığımız madde bir yıl sonra sizler de biliyorsunuz bir kere daha gelip kendileri kaldırılacaktır. Niye? Medine'ye alınmayan Müslümanlar, Mekkelilerin kervanlara saldırdığı için onlar ticari olarak zarara uğrattığı dolayı. Evet. Not. Hadi Nazım. Bu anlaşmadan sonra İslamiyet hızlıca yayılmaya başladı. İslam hızlıca yayıldı. Evet. Tamam. Dersten sonra zikir çekersin. Hemen başlama. Tamam. Anlat. Yapılan maddelerde dediğiniz gibi 10 yıl sonrak anlaşma. Hz. Muhammed ne kadar. Evet, Hz. Muhammed'in ne kadar ileri görüşlü olduğu anlaşıldı. İleri görüşlülüğü ortaya çıktı. Evet. Eşit olma maddesine itiraz vardı. Aynen öyle. O madde bu. Başka var mı söyleyeceğim? Tamam. Mekkeliler şöyle yazalım. 1 yıl sonra gelip 1 yıl sonra gelip şuraya 3 yazayım maddeyi kendileri kaldırmıştır. Kendileri kaldırmıştır. Evet. Gelelim Hayber'in fethine. Çok kıymetli. Yahudilerin merkezidir bu arkadaşlar. Şöyle söyleyeyim. Hz. Ali önderliğinde fetih oldu. Fetih gerçekleşti. Şöyle. Cizye vergisi alınmaya başlandı. Cizye vergisi. Bu olaydan sonra alınmaya başlandı. Alınmaya başlandı. Ve sizler de biliyorsunuz ki Hayber'in fethedilmesiyle beraber Medine-Şam ticaret yolu ticaret yolu Müslümanların eline geçti. Eline geçti. Çünkü oranın tam ortasında bir yer burası. O yüzden de arkadaşlar bunu da söyleyeyim. Mute. Bak bu savaş nedeni de bir gün çıkabilir. İlla MF Halid bin Velid sorabilirler. Mute'de bir olay var. Peygamber İslam'ı yaymak için Gassanî valisine şey yolluyor, elçi yolluyor ama elçi Gassanî valisi tarafından öldürülüyor, şehit ediliyor. O yüzden zaten bu olay çıkıyor. Yazdır bakalım. Gassanî valisi gönderilen elçiyi öldürmesi üzerine. Öldürmesi üzerine yapılan savaştır. Evet. Ama Müslümanlarla Doğu Roma, yani Bizans arasında yapılan ilk savaş. Müslümanlarla Doğu Roma, yani Bizans'la yapılan ilk savaştır. Yapılan savaştır. Bu savaşta sizler de biliyorsunuz 100.000 kişilik Roma ordusu var. Bizim kuvvet sayımız 3.000. Halid bin Velid büyük bir olayla geriye doğru çekmeye başardı. Halid bin Velid. Halid bin Velid bu savaşta sonra Seyfullah unvanını alacaktır. Seyfullah ne demek? Allah kılıcı. Allah'ın kılıcı demek. Sef, kılıç. Osmanlı tarihinde Seyfiye, İlmiye, Kalemiye anlatırken de bu kelimeyi deneyeceğiz. Seyfullah ismini, lakabını almıştır. Evet. Artık Mekke'nin fethine geldik değerli arkadaşlar. Tabii Mekke'nin fethinden sonra anlatmadığım birkaç tane yer var. Huneyn Savaşı var, Taif var, bir de Tebük var. Onları da söyleyeceğiz. Başla kardeşim. Mekke'nin fethi. Hz. Muhammed Mekke'ye gelerek. Evet. Gelen ilan etti. Gene laf ilan edildi. Evet, böyle yazalım yeterli. Temizle. Devam. Putları temizledi. Evet. Devam. Savaştan önce Taif. Huneyn Savaşı yapıldı. Huneyn. Huneyn Savaşı arkadaşlar bu fetihten hemen sonra oluyor. Huneyn Savaşı. Bunlar putperest. Bu arada. Tamam. Öyle anlatayım. Huneyn Savaşı yapıldı. Taif kuşatıldı. Tamam. Devam. Ha bu arada Taif anlamamıştır. Daha sonra bir sene sonra kendi Müslüman olacak. Şey, Doğu Roma'nın sefer yapacağı üzerindeymiş. Evet. Doğu Roma'nın dikkat. Aynen öyle. Sefer yapacağı söylentisi üzerine. Sefer yapacağı söylentisi üzerine. İşte bu geçen senenin sınav sorusu. Bir dinle lazım. Önce üzerine Tebük seferine çıkıldı. Tebük seferine çıkıldı. Bu seferin bir özelliği var. Bu Hz. Muhammed'in son seferidir. Evet. Hz. Muhammed'in bir kere neymiş? Son. Peki dikkat. Herhangi bir orduyla karşılaşılmış mıdır? B meseleye dikkat edelim. Hayır. Bir söylenti olduğu anlaşılmıştır ve ordu tekrardan geri gelmiştir. Hem peygamberin son seferidir hem de bir söylenti üzerine yapılan Arabistan dışına da yapılan ilk seferdir. Bu yönüyle geçen sene 2024 AYT sınav sorusudur. Anlaştık mı? Bak bizim öğrenci tak diye yaptı. Tebük seferi diye geçti. Ama bunun bir özelliğini daha yazalım. Şunu da yazalım. Arabistan dışına yapılan ilk seferdir. Arabistan dışına yapılan ilk sefer olma özelliğidir. Özelliği taşır. Evet. Başka? 632 yılında. Evet, Hz. Muhammed Veda Haccı ve Veda Hutbesi'ni yayınladı. Hutbesi'ni yayınlamıştır ve 632 tarihinde vefat etmiştir. Biliyorsun. Vefat ettiğinde bakın, peygamber Mekke'de doğmuştur. Medine'de vefat etmiştir. Bak bunu bilin oğlum. Bak saklarda geziyorsunuz. Bir gün mikrofonu tutuyorlar. Görüyorsunuz öyle kalıyorsunuz. Ondan sonra bilseniz de kalıyorsunuz. Tamam. Mekke'de doğmuştur ama Medine'de vefat etmiştir. O vefat ettiği yerde de bugün ne var? Evet, Mescid-i Nebevi var. Vefat ettiğinde ettiği yer. Yani kendisinin evi olarak da kullanılan Mescid-i Nebevi. Mescid-i Nebevi nerededir? Medine'dedir. Medine'dedir. Anlaştık mı? Mescid-i Nebevi'nin olduğu yer burasıdır. Kendisinin o hutbe verdiği yerle evin arasındaki yerin adı da tertemiz bahçe anlamına gelen Ravza-i Mutahhara'dır. Hani benim 6-7 saatten sonra zar zor girip de iki rekat namaz kıldım. Onda da vallahi kılamı olduk da bir tane Özbek Müslüman bekliyoruz. Baktı ki sıra gelmiyor. Bir de Arabistan'da maalesef ki Arabistan polisleri de durduruyor. Bekliyorsun ya kaç saat bekleyeceğim? Kim bilir yani? Hiç öyle şey. Onlara göre biliyorsun onlar biraz farklı bir inanca sahipler. Onlar için mezarın hiçbir önemi yok. Hiç kimmiş, neymiş, ne değilmiş. Yani kavşa. Şeyde, Medine'nin karşısında şey var, Baki mezarlığı var arkadaşlar. Yok yani peygamberin çok önemli işte halaları, işte dayıları, o zamanın önemli sahabeleri, önemli kişiler. Hiçbiri belli değil. Yerleri belli değil. Ya mezar kültürü bizde İslam öncesinden beri çok çeşitli şekillerde geldiği için hani balbalların yerlerini biz de mezar taşları aldı. Yani ama mezar ziyareti önemli midir diye sorsan bana göre çok önemlidir. Hala aynı. Kandım. Araplar orada doğruyu yaptığını düşünmüyorum. Çünkü gelecek nesillere de bir şeylerin aktarılabilmesi açısından kültür açısından söylüyorum. Yani öyle öldü bize ne dememek lazım diye düşünüyorum. O yüzden mezar taşları bizde hemen yapılır. Gene şimdiki yapılan mezarlarda hemen böyle hızlıca yapılıyor. Normalde eskiden bir sene bekliyordun, toprak bir çökecek falan filan. Şimdi artık ö onla o da kalmadı. Ha karşı yakaya gidiyorsun, betondan yapılmış hepsi. Hemen mezar taşını iki dakikada aynı günü, ikinci günü yaptırabiliyorsun. Yani Arapların kültürüyle bizim kültürümüz hiçbir alakası yok. Özellikle Suudi Arabistan Araplar. Salavat okunma önemi yok. Mezar desen hiçbir önemi yok. Lazım, sen gittin mi? Umre? Gittiğiniz de beni anlayacaksın. Orada çok farklı bir durum var. Yani bu diyorsun ki, "Lan bunlara niye önem vermiyor?" Onlar diyor ki, "Siz şirke giriyorsunuz." Diyorlar. Onlar da bize öyle diyor. Mesela, "Ya siz diyor, bunlar ne mezartaşı, ne salavat getiriyorsun, ne alakası var?" diyor. Bilmem ne. Ama işte bizim orada mesela, bizinkiler gittiği zaman değerli arkadaşlar, Türkler gittiği zaman zaten hemen anlaşılıyor. Değerli arkadaşlar, çok çok büyük bir sevgi var. E şöyle düşünün, bu topraklar 400, şey 100 yıl önce bizlere ait olan topraklarda. 100 yıl önce insanlarımız vizesiz, pasaportsuz, şunu bunsuz giderken şu an biliyorsunuz ibadet de paralı. Yani bugün bir umre yapmak, bir hac yapmak artık inanılmaz lüks olmaya başladı. E bir de şey de oluyor, "Hocam işte ar oraya gidene kadar bir çocuk evlendir." "Oraya gidene kadar." O da var. AB var. Onun da etkisi çok olmaya başladı. E o da doğrudur. Ama işte zengin olan da İslam dinine göre hac yapma vazifesi. Bu sefer de o tarafta. Yani mecbur oraya gidiliyor. E hac zaten çıkmıyor. Yani çıkana kadar zaten kaç sene geçiyor diyor ya, "Atanamayan hacı" gibi diyor. Öyle de olacak. Yani İslam tarihini bir önceki dönemi cahiliyeyi doğru bilmek lazım. İki, İslam'ın getirdiklerini bilmek lazım. E o dönem için ve bu dönem için de hala aynı şekilde bir devrimdir. Onu her zaman söyleriz. Ama dediğim gibi Arap kültürüyle, Suudi Arabistan Araplarında bahsediyorum, bizim kültürümüz çokça uyuşmamaktadır. Deş zaten orada hemen Türk olduğunu anlaşılınca hemen şeyde değişiyor, tavırda değişiyor. Bir yan mesela Türk kalabalığı görüyor, tak durduruyor. Geçiş yok diyor. Ya da tak durduruyor. Ne derler ona? E peygamber efendimizin mezarını ziyaret yasaklanıyor bir anda. 3 saat, 5 saat bekliyorsun. Yani biraz keyfiyet uygulamaları var ama işte 100 yıl önce oralar bizimdi. İnşallah tekrar an. Dünya her şey olur. Her şey olur. Her şey. Nasıl o zamanlar eskiden bizim değildi, sonradan bizim oldu, şimdi bizim değil. Bir bakarsın tekrar bizim olur. Bu işler böyledir. Bilemezsin. Tarih. Ben olanı anlatıyorum ama olanla olabileceği de tahmin ediyorum. O yüzden hiç belli olmaz arkadaşlar. Hiç böyle düşündüğünüz gibi olmayabilir. Ya ne alakası var? Biz oralar falan. İşte Misak-ı Millimiz yetmiyor mu diye bazen bazı şeyler artık dar gelmeye başlar. Bunu zamanla anlarsınız. Tarihi kültürel yapımız ve kopmalarımız hep bu bölge, bu coğrafya bizden sonra kan gölüne dönmüş vaziyette. E beklenen bizse, biz de geliriz. Hiç merak etmeyin. Bir gün olur. Hiç unutmayın bu dediğimi. Y. Ben bunu görürüm, görmem ama bu Türkiye'nin mevcut şu anki Anadolu Misak-ı Millisi o dönem için büyük kazanımdır ama artık devir değişmiştir. Aradan 100 yıl geçmiştir. E ya biz burayı hapsedeceğiz ya hapsedip içimizi parçalayacağız ya tekrardan ne yapacağız? Tekrardan büyük bir fetih hareketine gireceğiz. Olmaz zannetmeyin. Yapamayız, gücümüz yetmez falan filan diye zannetmeyin. Önce kendimizi değerli arkadaşlar ne yapalım? Bir buna inandır. En önemli mesele bu. İkincisi de değerli arkadaşlar, Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça kendi daha büyük işler yapacağını söyleyen Mustafa Kemal Atatürk'ümüzün izinden giden öğretmenler olarak söylüyorum. Bunlar olmayacak şeyler değil. Peygamber vefat etti. Şimdi geldik Dört Halife devrine. Evet, ramador tekniği dedi Nazım. Haklı. 5 dakika mola değil. Daha fazla mola veririz. Çünkü konular sonuçta İslam tarihini ikiye böldük. Bir kısım Dört Halife dönemine kadar. Bu ders. Daha sonra Emevi, Abbasi, Beni Merde ile Tülü Emevileri, kültür ve uygarlığı da ikinci ders. 22 soru doğru mu kardeşim? Böylelikle İslam Tarihi ünitesi bitireceğiz. Bu arada İslam Tarihi her üçüne de gelebilir. Şimdi bazen öyle olmuş, TYT'den mesela İslam tarihi yorum gelmiş. İki tane de eşit ağırlıkla sözel kısmına gelmiş. Tabii bakacağız. Peygamber Efendimiz değerli arkadaşlarım vefatından sonra sizler de biliyorsunuz ki şura adı verilen bir kurul var. Bu kurul genelde şey seçiyor. Halifeleri seçen bir kurum. O yüzden Dört Halife dönemine Hulf-i Raşidin veya değerli arkadaşlarım Cumhuriyet devri denir. Niye Cumhuriyet? Seçimle iş başına geldiklerinden dolayı. Yani heyetler oluşuyor. Bu şura denilen Mekke'nin en ileri gidenleri, Ashabın en ileri gidenlerinden ve Hz. Ebubekir Sıddık lakabıyla peygamberden sonra başa geçti. Peki peygamber vefat edince dikkat düşünün. Bir daha yeni İslam'ı kabul edenler, örnek Huneyn Savaşı'ndan sonra veya Taifliler çok daha yeni kabul ettiler. Dönenler olmuş mudur? Oldu. Bu dinden dönenlere Ridde hareketlenir. Bir daha söyleyelim. Dinden dönenlere Ridde hareketi. Dinden dönene de zaten et denir. Anlaştık? Bu bir. İki, zekat vermiyorlar. Peygamber döneminde zekat verenler ne de olsa peygamber öldü artık peygamberliğin uygulamaları da ortadan kalktı diyerek zekat vermeyi reddetti. E Hz. Ebubekir o zaman başa geçtiğinde hemen ne yapmış olabilir sizce? Önce bu yalancı peygamberler de var. Daha dur oraya geleceğiz. Ridde hareketi, yani dinden dönenleri tekrar dine kazandırması lazım. Bu bazen savaşla, bazen nasihatla oldu. İki, zekat vermeyen kabileleri gitti, zekat memurlarını gönderdi. Vermeyenler cezalandırdı. Gene verenler devam etti. Üç, yalancı peygamberler. Ya arkadaş, öyle yalancı peygamberler çıktı ki ortaya. Zaten bazıları peygamber döneminde de vardı. Onu da söyleyeyim ha. Peygamberin kendi yaşadığı dönemde de peygamberlik iddiasında bulunanlar vardı ama peygamber vefat ettikten sonra o kenarda köşede bekleyenler var ya, hepsi ortaya çıktı. Tüleyha en ünlülerinden bir tanesidir mesela. Hemen Hz. Ebubekir ordu gönderdi. Mesela Malik diye bir adam vardı, zekat vermiyordu ya da zekatı geri iade etmiş, başkasına göndermiş, kendi başka bir yere gitmiş. Zekatı toplamıyım. Bak hep bunlarla mücadele etti Hz. Ebubekir. Kardeşim, kolay değil ki. Müseylemetül Kezzab en büyüklerinden bir tanesidir, yalancı peygamber. Zaten Kezzab ne demek? Kezzab en büyük yalancı. Yalancının en büyüğü. Tamam. Kezebe kökünden gelir Arapça. Kezebe kökünden geliyor ve en önemlilerinden bir tanesi mesela bir tane de kadın vardı, hatırlar mısın? Kadın ismi. He, Seca mesela. O kadın da vardı. Daha sonra tekrardan Müslüman oldu falan ama dediğim gibi yalancı peygamberlerle uğraşmak da kolay değil. Bir de buna sonuçta kabilenin her bir bireyi olduğu için mesela o kabileler de ona inanmaya başlamıştı. Yani Hz. Ebubekir daha başa geçer geçmez iki üç tane farklı olayla tekrardan İslam'ın otoritesini sarsmaya. E peki bu Ridde hareketlerinde birçok hafız şehit oldu. Eskiden Kur'an'ı bakın değerli arkadaşlar, hurma dallarına, derilere, taşlara yazılıyordu. Peygambere vahiy geldiğinde vahiy yanında hemen vahiy katipleri vardı, o yazıyordu. Hz. Ebubekir gibi, Hz. Osman, Hz. Ömer gibi kişiler de hemen ezberli. Şimdi buraya kadar her şey normal ama çok fazla hafızın şehit olması üzerine Hz. Ömer yanına gitti Hz. Ebubekir'in dedi ki, "Bak bu işin hani ileride sıkıntılar yaşarız, ihtilaflar ortaya çıkabilir. Gel bunları mushaf haline getirelim." Yani cilt. Bunun üzerine bir kurul belirlendi. Bunlardan Zeyd bin Sabit'in başkanlığında her bir kişi yanında iki şahit getirerek o Kur'an toplandı. Öyle değil, öyle getirildi de bilmem ne de televizyon kanallarında duyuyorum. Yok efendim Zeyd bin Sabit Kur'an'ı g ben hatırlamıyorum ki demiş. Kim demiş bunu? Kim demiş? Yani onun bu dediğini kabul ediyorsun da buradaki denileni niye kabul etmiyorsun? Öyle bir şey olur mu ya? Zeyd bin Sabit zaten hafız. Hemen o, o nasıl yapıyorduk? Getirilen mesela bir deriye yazılmış bir sure var, örnek Ali İmran suresinin 20 ayeti. Kendisi bakıyor, kendisi söylüyor. Hz. Ömer tasdik ediyor, Osman tasdik ediyor. Oradaki işte önemli komutanlar veya işte hafızlar tasdik ediyor. Tamam denilip böyle konuyor. Öyle olur mu lan? Zeyd bin Sabit de gelmişler, "Ben unuttum zaten" demiş. Kim demiş lan onu? E onu dediğini biliyor ama bu dediğimizi kabul etmiyor. Bir de tarihçilik yapıyorsun. Olur mu öyle şey? Her şeyin değerli arkadaşlar bir usulü var. İnsanlar o kemiğin üzerine herkes yazı yazabilir. Derinin üzerine herkes yazı yazamaz mı? Ya ben bir yalancı peygamber olarak gitsem, "Al kardeşim, Hicri suresinin ayeti bu" desem, e orada hafızlar var. Olur mu lan der, geri gönderir. Herkesi kendileri gibi bildiği için herkesi kendileri gibi zannediyorlar. Olay bu. Mushaf haline getirildi. Kur'an-ı Kerim'e zaten çoğu yerde mushaf denir. Ve cidi buraya kadar her şey normal. Hz. Ebubekir döneminde tabii ki fetih hareketleri devam etti. Mesela peygamber döneminde gönderilen bir ordu vardı. Savaşına devam etti. Mesela yine değerli arkadaşlar, bu dönemin en önemli olaylarından bir tanesi bu. Bir ihtilaflıdır. Onu da söyleyeyim. Şimdi arkadaşlar ihtilafı ben şu ortadan bir kaldırayım. O kadar çok araştırdım ki artık bıkkına geldi. Yani Yermük Savaşı. Yermük. Hz. Ebubekir döneminde başlamıştır. Hz. Ömer'in daha ilk aylarında hani halife olduğu ilk aylarda sona vermiştir. Ama dönemsel olarak başlaması Hz. Ebubekir'dir ve Yermük Savaşı Hz. Ömer'in ilk döneminde bitmiştir. Yani 634'te başlamış, 636 tarihinde bitmiş. Ama bazı kaynaklar bunun bile yanlış olduğunu, hepsinin Hz. Ebubekir döneminde olduğunu söylüyor. Çıkan bir sınav sorusunda "Aşağıdakilerden hangisi Hz. Ömer dönemi gelişmelerinden biri değildi?" de cevap olarak Yermük Savaşı verdi. Çünkü Yermük Savaşı Ebubekir kabul ediyorlar. Bunu da böyle B. Çok ihtilafa gireceklerini düşün. Lan ne oldu lan tahta? Vallahi yerinden çıktı. Her zamanki gibi benim hocam dökülüyor şuraya doğru. Şöyle bir getirelim kardeşim. Şu 5 sıraya geleceğiz ya 4 ve 5'e. Heh şöyle. Gene orada gitti. Tamam gelir o burra. İyi mi? İyi. Şimdi var mı sıkıntı değerli arkadaşlar? Şimdi burada Ecnadin diye de bir savaş var. Bu savaşta özellikle Suriye'nin, hatta Filistin'in kapıları açılacak. Daha Filistin fethedildi diyor muyum? Hayır. Kudüs fethedildi dedin mi? Hayır. Ama önce Suriye'nin. Çünkü çok yakın oldukları için ara oranın açılması demek otomatikman Kudüs'ün de açılması demek. Ebubekir'i anladın mı? Bir, en önemli olayı bana göre Ridde, yani dinden dönenler. İki, yalancı peygamberler olayıdır. Bunları ortadan kaldırıp merkezi otoriteyi sağlamıştır. İki, bana göre önemli olaylarından bir tanesi Kur'an-ı Kerim'in Zeyd bin Sabit başkanlığında toplanıp şahitlerle okunup yerine onun düzgünce yazılması ve bir kitap haline getirilmesi. Bunu çoğaltan Hz. Osman olacak ama şu an kitap haline kim getirdi? Hz. Ebubekir getirdi. Peki Hz. Ebubekir vefat ettikten sonra gene şura toplandı. Hz. Ali biraz şartlar, şartlar derken çok öyle şartlar değil. İlim ve irfanım yeterse ben bu işe talibim dedi. Hz. Osman ise bu lafı etmedi. Ben kabulüm deyince.

Haz Ömer de zaten ona dedi. Üçü de birleşti, Haz Ömer'i seçtiler. Haz Ebubekir zaten Haz Ömer'in olmasını istiyordu. Onu da söyleyeyim.

Hz Ömer, değerli arkadaşlar, şeye, eee, halife olarak ikinci halife olarak geçti. Ancak Hz Ömer hepimiz adaletiyle biliyoruz. Biliyorsunuz birçok yerin fetih yapılmıştır. Mesela Hz Ömer döneminde dikkatli dinleyin. Mısır fethedildi, İran fethedildi, Suriye fethedildi, Kudüs, Filistin fethedildi. Azerbaycan Fethi. Lan Azerbaycan'ı fethedersen hangi millette ilk defa yan yana komşu oldu? Türk milletiyle. O zamanlarda Hazar Türkleri vardı. İlk defa komşu olundu. Tamam, savaş yok, komşu olundu.

Haz Ömer zamanında ya bu kadar önemli şeyler var. Hz Ömer zamanında sırayla başlayayım arkadaşlar. 634 senesinde Köprü diye bir savaş yapıldı. Bu savaş kaybedildi değerli arkadaşlar. Demek ki her savaşı kazanılmıyor. Ama 636'da Yermük, biliyorsunuz, o savaştan sonra Suriye fethedildi ve Filistin ve Kudüs alındı. Hatta Kudüs'ün anahtarını, eee, haz, haz Ömer'e kendisi Patrik teslim etti. Yani Hz Ömer Kudüs'te ne yaptı? Bir emanname çıkarttı. Hemen Kudüs halkına dedi ki: "İsteyen gidebilir, isteyen kalıp cizye vergisi ödeyebilir ama kiliselerinize, mallarınıza, canlarınıza dokunulmayacak garantisi vermiştir." Bakın bu önemli bir amannamedir. Onu da söyleyeyim. Haz Ömer'in Kudüs halkına vermiş olduğu amannamedan bahsediyoruz.

Yine İran'la iki tane savaş yapıldı. Biri Kadisiye Savaşı, diğeri Nihavent. Irak ve İran'ın böyle ne derler arkadaşlarım? Fetih tamamlandı. Nihavent'le beraber İran tamamıyla İslam topraklarının içine girdi. Çünkü İranlılar Mecusilik, Zerdüştlük, yani onlarda ateşe tapma, ateş çok önemli. O dinlere inanıyordu. Yani İslam geldi. S Efendim, İran'dan ziyade S Sasanî, yani toprak olarak İran diyorum. Yani yoksa Sasanî uyardığın için teşekkür ederim Nazımcan. Yani Mecusilik orada çok fazla, işte ateşe takmalık düştük, dini falan derken o bölgelere de İslam girdi.

Tabii Hz Ömer deyince benim aklıma bunlar gelmiyor açık söylemek gerekirse. Evet, fetih hareketleri çok mühim, ona bir şey demiyorum ama genellikle ÖSYM'nin dikkat ettiği yer teşkilatlanma çabaları. Bir lan, bu kadar fetih varsa bu fetihlerde normalde baş yargıç her zaman Hz Ömer'de. Hz Ömer'e gelirdi. Hz Ömer davayı çözerdi ama tamam da Hz Ömer şimdi hangi bir yerde bulunsun? O yüzden bir her yere değerli arkadaşlar, valilik kuruldu. Bu valiliklerin her birinin başına vali atandı. Aynı şehirlere kadı atandı. Kadı ve takvim oluşturuldu. Bu takvimin adı sizler de biliyorsunuz ki Hicri takvim. 622 yılı esaslı olmak üzere bir Hicri takvim düzenlemesi gene Hz Ömer zamanında yapıldı. Yine Hz Ömer zamanında ordugah şehirler kuruldu arkadaşlar. Şimdi bazı yerleri elinde tutman için o bölgelerde ordugah şehirler koruyorsun. Basra'da, Küfe'de, şurada burada ordugah şehirler var. Peki merkezi haber alma teşkilatı için postaneler kuruldu. Postane demeyeyim de haberleşme teşkilatı kuruldu. Yani posta teşkilatı yine bu dönemde. Hz Ömer ikta sistemini bulan kişidir. İkta sistemi ileride Osmanlı Devleti'nde Dirlik adıyla veya diğer adıyla tımar adıyla bilinen bir adı var. Biliyorsunuz ya bunların hepsi Hz Ömer zamanında. Ya Beytülmal, bak Peygamber zamanında vardı, Ebubekir zamanında da vardı ama Hz Ömer bunu kurumsallaştırdı. Beytülmal adıyla. Yine Hz Ömer. O zaman ben Hz Ömer'i nereden sorarım? Teşkilatlanmasında. Peki bu söylediklerimin hepsi hemen hemen merkezi otoriteyi arttırma değil mi? O yüzden aşağıdakilerden hangisi Hz Ömer zamanında merkezi otoriteyi arttıran gelişmelerden biri değildir der veya aşağıdakilerden hangisi Hz Ömer zamanında idari ve askeri alanda yapılan yeniliklerden biri değildir der.

Bakın burada başka bir, eee, halifenin şeyi verilecek örnek. Haz Ebubekir diyecek ki: "Kur'an-ı Kerim'in kitabı haline getir." E Kur'an-ı Kerim'i kitap haline getirmesi ne zaman? Ebubekir. O zaman dört tane halifenin içinde olanları bileceksin ki soruyu yapabilsin. Yoksa o soruyu yapamazsın. Hz Ebubekir, üç tane şey var. Ridde hareketleri, yalancı peygamberler dedi, zekat vermeyen kabileler. İşte Kur'an-ı Kerim'i kitap hale. Ben bunu biliyorum. Tamam, Hz Ebubekir bu köşeye koydum. Hz Ömer demek teşkilatlanma demektir. Hz Osman zaten Hz Ali dönemi iç karışıklık çıktı. Hz Osman'ın sonundan itibaren. Şimdi oraya geleceğim. Onları ayriyeten yazarız. Yazı işi kolay. Önce dinle. Bu adam bana ne anlatıyor kardeşim? Önce dinleyeceğiz, sonra yazık. Olay önünde zaten ders notu var. Sıkıntı yok. Anlaştık.

Geldik buraya. Ya Hz Ömer, o da biliyorsunuz camide, eee, sabah namazını kılınırken, eee, İranlı bir Mecusi, Ebu Lü'lü diye bir adam tarafından şehit edildi. Bugün İranlılar onu tapıyor. İran Hz Ömer'i sevmezler biliyorsunuz. Çünkü Hz Ali'nin yerini aldığını, Hz Ali'nin normalde başa geçmesi gerektiğini diyerek Hz Ebubekir'den nefret ederler. Hz Ömer'den nefret eder. Hz Osman'dan nefret eder. Halbuki bugün Mescid-i Nebevi'de Peygamber Efendimizin hemen yanında Hz Ömer yatar. Hz Ebubekir yatar arkadaşlar. Bakın Hz Osman ise Baki mezarlığında yatar. Yani karşıda yatar. Çünkü Hz Osman zamanında işler biraz değişecek. Çünkü Hz Osman zamanında mesela denizlerde inanılmaz derecede de üstün hale gelecek. Çünkü Şam Valisi ki Ümeyye oğullarından Muaviye bu bölgelerde arkadaşlar özellikle bir deniz gücü kuracak. Kıbrıs'a, Sicilya'ya oraya kadar gidilecek. Hatta Finike dolaylarında Zatü's-savari diye bir savaş yapılacak. Ya bunlar hep önemli şeyler. Donanma gücü İslam devletlerinde oluşturulmaya başlanmış. Ancak Hz Osman dönemi maalesef ki, kendisi de çok naif, çok kibar bir arkadaşlar. Bazen kibarlık bazen sertlik gerekiyor ya. İşte Hz Osman bazı dönemlerde sert olacağı yerine nazik, nazik olacağı yerlerde sert olunca da ashaptan, yani Peygamber döneminde yaşayan ümmetten tepkiler görmeye başlamıştır. Onun da sebebi şu. Hz Ömer zamanında biliyorsunuz arkadaşlar hep bu hikayelerde falan da görürsünüz. Mesela Hz Ömer şehrin içinde dolaşır. Mesela en büyük hikaye budur hatırlarsanız. Hz Ömer dolaşırken bir kadının çocuklarının ağladığı şeyi gelir, ne derler ona, naralar alıyor evin içinde duyuyor. Hz Ömer yanaşıyor, önce bir camdan dinliyor olayı, sonra kapıyı çalıyor, giriyor. Diyor ki kadına: "Bu çocuklar niye ağlıyor?" O da pişirmiş olduğu, yani suda pişirmiş olduğu taşı gösteriyor arkadaşlar, çocukların uyumasını bekliyor. Ve orada kadın Ömer'e, yani orada devlet başkanı olduğu için Ömer'e böyle sitem ediyor. Yani diyor ki: "Sen diyor, dur, yani halife Ömer kendini gizlediği için onun halife Ömer olduğunu bilmiyor. Sen diyor, niye diyor halifeye bildirmedin? Hani bildirsen durumunu, onlar da bir şey getirir sana." Demeye getiriyor. "E biz diyor, o zaman diyor, niye başa seçtik Ömer'i?" Diyor. "Yani bizim durumumuzu bilmeyecek." Bunun üzerine Hz Ömer biliyorsunuz arkadaşlar, artık geceleri hiç uyumuyor. Ev ev dolaşıp insanlara yardım ediyor. İşte hemen ondan sonra un getirdi, bulgur getirdi, kadını maaşa bağladı falan. Bunun gibi birçok kişi daha vardır. Bunu bilin. Ashaptan ama bu kişiler daha sonra Hz Osman zamanında o maaş alan kişilerin maaşları kesilmiştir. Bir, iki, akrabalıklar atanması daha fazlalaşmış. Çünkü Ümeyye oğullarından sürekli olarak bir akraba, mesela valilikleri hep Ümeyye oğullarından, bürokratlar hep Ümeyye oğullarından. Kabilecilik hortlamış. Kureyşliler diyor ki: "Bizden niye almıyorsun?" Oğlum, evet, çok sert tepki veriyorlar Hz Osman'a. "Bizden niye almıyorsun? Sadece Ümeyye oğullarından niye alıyorsun?" Mesela Ebu Zer diye bir kişi var, ashaptan çok önemli kişilerinden biri. Mesela Ebu Zer diyor ki: "Bu Şam Valisi Muaviye inanılmaz para harcıyor kardeşim. Böyle bir şey, devlet israf yapıyor." Dedi. Ebu Zer'i ikna edemediler ama Ebu Zer'i kim sevmeye başladı? Fakirleşen halk sevmeye başladı. Çünkü Ebu Zer doğruları konuşunca o fakir halkla Ebu Zer güvendi. Ne oldu? Ebu Zer bir yere mesela gönderip orada gözetim altında tutuldu. Yani Muaviye tarafından olundu. Neden kabilecilik hortladı? Şimdi bunların hepsi birleşti, birleşti, birleşti. Peygamber döneminde bir amcasını şeye göndermişti, ne derler ona, sürgüne göndermişti. Mesela, Hz Osman zamanında tekrar Medine'ye geri geldi. Vay, sen Peygamber'in gönderdiğini nasıl geri getirirsin dediler. Hz Osman dedi ki: "Kardeşim, ben dedi, benim zamanımda değil, Peygamber zaten affetmiş." Dedi. Ama Hz Osman artık dayanamadı. Bakın son, son ana geliyorum. Hz Osman bir gün, Hz Osman'ı istemeyenler, işte Mısırlılar, işte Küfeliler ve Basralılar bir böyle bir teşkilat gibi bir hac vazifesiyle gelmeye kalktılar. Önce Hz Ali ile konuştular. Hz Ali durumu anladı. Hz Osman'a şey yapacaklarını anladı. Hz Ali ile konuştular. Daha sonra sorunsuz geri gittiler. Bak, sorunsuz. Ama sonra ne oldu biliyor musunuz arkadaşlar? Yolda, bu Hz Osman'ın bir baş katibi vardı, Mervan diye. Hz Osman'ı sen ağzından yaz. Bu herifler öldürülecek diye bu mektubu alanlar tekrardan geri döndüler. Mervan'ı istediler. Halbuki Hz Osman'ın hiçbir günahı yok. Bakın, yani bir şey olsa zaten söylerim ama okuduğumuz bütün akademik kaynaklarda Mervan'ın Hz Osman'dan habersiz o gelen kişilerin öldürülmesiyle alakalı bir, böyle fetva yazıyor, emir yazıyor. Yani bu kişiler de geri dönüyor, Hz Osman'ın evini kuşatıyor. Hz Osman da Mervan'ı vermiyor. Mervan'ı vermiyor. Bunun üzerine giriyorlar işte Hz Osman'ın evine ve Kur'an-ı Kerim okurken şehit ediliyor. O Kur'an hala günümüzde var. O günümüzde var. Peki hocam, o tek Kur'an-ı Kerim miydi? Hz Ebubekir zamanı hani bir tane Kur'an-ı Kerim yapılmış da? Hayır, Hz Osman Medine'de aslı kalmak şartıyla diğerlerini de çoğalttı. Mısır'dır, Basra'dır, Küfe'dir, Irak'tır, Suriye'dir gönderdi. Yani çoğaltma işlemini Hz Osman yapmıştır. Hz Ali, şey, Hz Ebubekir zamanında ise biliyorsunuz kıymetli dostlar, o kitap haline getirildi ama o kitabın aslından çoğaltma işlemleri yapıldı. Ha, bir tane de Hz Osman'a en büyük suçlama da şöyle oldu. Nazım, dinleyin beni. Hz Osman'ı ben çok severim çünkü çok okudum. Hz Osman çok y, nasıl anlatayım ben size arkadaşlar, çok naif bir adam ya. Zinnureyn lakaplı, Peygamber Efendimiz iki kızıyla birden evli. Yani böyle bir o dönem için öyle bir şerefe nail bir kişiden bahsediyorum. Hz Osman'ın bu Kur'an'ın kitap haline getirip orijinalinden tekrardan çoğaltma işlemi yaptı ya arkadaşlar, o geri kalan kemik dallarındaki, hurma yapraklarındaki, derilerdeki yaktırdı. Yaktırdı. Vay, sen Kur'an'ı nasıl yakarsın diye büyük bir tepki çekti. Anlatabiliyor muyum? Yani bir şey bir olaydan olmuyor. Birden fazla olaylar neticesinde Hz Osman şehit edilmiştir. Kur'an okurken şehit ediliyor. Bir de bu ülkenin, o dönemin halifesinden bahsediyorum ya. Düşünebiliyor musunuz? Tek vefat eden, şeyiyle vefat eden Hz Ebubekir. Hz Ömer şehit. Hz Osman şehit. Hz Ali şehit. Kardeşim ya, İslam dünyasındaki ayrılıklar ama tam olarak ne zaman başladı dersen, ilk ayrılıklar Hz Osman zamanında. Kabilecilik ortada. E sonra ne oldu? E artık yaşam Valisi Muaviye olacak. Ümeyye oğullarından devam edecek ya da Hz Ali Zûra toplandı, Hz Ali'yi seçti zaten ama Hz Ali'nin seçilmesine bir şartlı onay geldi. O da Hz Ayşe'den geldi. Peygamber Efendimizin eşi. Hz Ayşe, Talha ve Zübeyr'i yanına alarak dedi ki: "Kardeşim, bu Hz Osman'ın katillerini bulacaksın." Ancak yapanlar bir kişi, bir kabile değil, birden fazla kabile geliyor ki zaten o suçu paylaşabilmek adına yapıyorlar. Yani şöyle düşünün, İslam öncesine atıyorum Vezir Ton Yuku öldürecekler. Kim öldürecek? Oğuzlar öldürse bu sefer herkes Oğuzlara düşme. Oğuz'dan bir kişi, Peçenek bir kişi, Kıpçak bir kişi, Hazar bir kişi, böyle böyle alıyorlar. Böylelikle kimin öldürdüğü belli değil, hangi kabilenin öldürdüğü belli değil. Tek başına bir kabile suçu almak istemiyor. Çünkü çok büyük sıkıntılar yaşar. O yüzden Hz Osman'ın katillerinin bulunmasını istedi. Hz Ali söz verdi ama bulunması mümkün değil. Adamlar kaçmış gitmiş. O zamanın şey, ulaşım şartlarını düşünün. Böyle kolay değil. Zaman istedi ama zamanla değerli arkadaşlar, Hz Ayşe ile Talha ve Zübeyr, Hz Ayşe'nin bir devenin üzerinde savaşmasından dolayı tarihe Cemel Vakası diye geçti. Hz Ayşe ile, yani Peygamber'in eşiyle Hz Ali savaşmak zorunda kalmıştır arkadaşlar. Çok ilginç bir olay. Ve tabii ki Talha ve Zübeyr burada şehit oldu ama Hz Ayşe tekrardan değerli arkadaşlar sağ olarak alındı. Esir alındı. Tabii esir almak mümkün değil. Müminlerin annesi. Onun üzerine tekrardan aynı ihtimam kendisine gösterildi ama bir ayrılık girdi artık. Yani anlatabiliyor mu? Ayrılık girdi. Hz Ali ne yapsın? O da otoriteyi sağlamaya çalışıyor. Kolay değil. Yani burada karşı karşıya gelinen şeyi anlatmak, anlatmak çok ilginç. Yani hangi taraftan olacaksın diye bir şey olabilir mi ya? Bir olayı anlatıyoruz sadece. Sonra ne oldu? Ben Hz Ali'yi bu arada inanılmaz seven bir adam. Çünkü ilim ilim hazreti Ali'dir. Yani ilim dediğin şey müthiş bir ilim. Herkesin Hz Ali'nin hikayesini. Hatta bana göre bu dört tane kişinin gerçekten hayatlarını okuması lazım. Gerçekten önce Peygamber Efendimizin hayatları. Bu inanılmaz donatılar var çünkü her birinde farklı özellikler var. Hz Ali demek ilim demektir arkadaşlar. Hz Ali'nin öyle sözleri var ki inanamazsınız. Yani ilim. Peki Hz Ali daha sonra Ebu Seferde Şan Valisi Muaviye. Hadi bakalım buyur. O da halife olmak istiyor. Ordusunu hazırladı. Hz Ali'nin karşısına çıktı. Hz Ali'nin karşısına çıktı ama Sıffin tepesinde yapılan savaşı Hz Ali taraftarları kazandı. Bakın iyi dinleyin. Kazanıyor. Yani burada bir sıkıntı yok. Son ana gelinmiş. Baktı ki bu iş böyle olmayacak. Hemen, yani Muaviye taraftarları, Muaviye'nin emriyle mızrakların ucuna Kur'an yapraklarını taktılar. Kur'an, Kur'an, Kur'an'ın yaprakları kılıçların ve mızrakların ucuna. Dediler ki: "Bu olaya hakem karar versin." Yani tahkim olayı diye geçer bu. Tahkim olsun. E olsun. Nasıl olacak bu? Şimdi şöyle düşünün. Hz Ali'nin ordusunda elinde kılıç olan mesela Nazım'ı düşün. Nazım Hz Ali'nin ordusunda. Şimdi öbür tarafta bir kişi Kur'an'ın hakem alınmasını istiyor ve bir kişi de ellerinde onlarca yaprak, mızrakların ucunda yapraklar. Hadi kaldır da kılıcı göreyim. Nasıl kaldıracak? Hz Ali'nin ordusu tereddüt etti. Yani biz dedi, Kur'an'a karşı mı savaşacağız dedi. Ve bunun üzerine değerli arkadaşlar, tahkim edilsin, yani hakeme gidilsin dedi. Herkes önce hakemini seçecek. Aslında Hz Ali Ebul Abbas'ı seçmek istedi ama oradakiler Musa ile Eş'ari'yi seç dediler. Tamam dedi, istişareye uydu. Musa ile Eş'ari olsun dedi. Öbür taraf Amr diye bir adamı seçti. Tam ismi de aklıma gelmiyor. Amr İbn As'ı seçti. Evet. Ondan sonra hakemler ver. Şimdi hakemler önce ne yapacak? İkisi de önce iddiasından vazgeçecek. Ne demek o? İkisi de halifelik iddiasından vazgeçecek. Sonra burada bir hakem, yani oranın hakemleri ortak, ikisinde olmayan birini seçecek. Buraya kadar her şey normal mi? Önce herkes önce Hz Ali'nin şeyi geldi. Hz Ali oradan vazgeçti. Yani ne demek istiyorum ben, halifelikten ayrılıyorum dedi. Bunu fırsat bilen, şey, Amr İbn As, Hz Muaviye'yi halife ilan etti. E sen şimdi Hz Ali olsan kabul eder misin? Tabii ki etmedi. Bunun üzerine tahkim kararı, yani hakem kararını reddetti. Hz Ali. Bir de bunun tam hüküm Allah'ındır diyen bir tayfa vardı. Bunlara Harici, yani ikisinin dışında olan, hariç, Hariciler dendi ve İslam dünyası ayrıldı mı üçe? Yani o olay sonunda Hz Ali'yi destekleyenler ayrı, Muaviye'yi destekleyenler ayrı, bir de değerli arkadaşlar, ikisini de desteklemeyen Hariciler. Hariciler dedi ki: "Bunun ikisini ortadan kaldıralım." Hz Ali ile Hz Muaviye üzerine değerli arkadaşlar, bazen hazret kelimesine takılmayın arkadaşlar. Bazen hani hazreti Muaviye denince vay hocam falan. Ya arkadaşlar, bu sayınla aynı kelimedir. Yani bizim kullandığımız kelimelerle aynı kelime. Mesela Nazım hazretleri de mi? Cümle anlamda, "Murat hazretleri gelmiş" diyor. Bununla alakalı lütfen buraya takılmayın. Muaviye'ye ve Hz Ali'ye ikisinin de öldürülmesi. Bu Hariciler yapacak suikastçiler belirlendi. Bu arada ancak Muaviye haberi önceden aldı. O suikastten kurtuldu. Ancak Hz Ali suikastten kurtulamadı, şehit oldu. O büyük İslam alimi şehit olmuştur. Hz Ali'nin şehit olmasından zaten bambaşka olaylar başlayacak ama İslam dünyasındaki derinliğe bakar mısın? Bir peygamberin eşiyle savaş dönüyorsun. Bir de Şam Valisi, Ümeyye oğullarından en güçlü adamlarından bir tanesi olan Muaviye ile savaşan. Ancak Muaviye daha sonra biliyorsunuz Yezid'i kendi oğlunu halife atayınca bu sefer işin rengi bambaşka olacak ve Emeviler Devleti kuracak. Dört halife devri Hz Ali'nin şehit edilmesiyle değerli arkadaşlar tamamen sona ermiştir. 30 sene içinde. Km? Tabii ya. Yani bir peygamberin vefatıyla beraber bak neler oluyor. Yani neler. Bir peygamber vefat ediyor. Bak 1400 seneden beri bu millet sünnete uyuyor kardeşim. Kolay değil. Ahir zamandayız arkadaşlar. Lütfen kendinizi şöyle peygamber vefat ediyor, dinden dönenler var. Peygamber zekat istiyor, vermiyorlar. Peygamber cizye istiyor, cizye veren yok. Şimdi hemen ölümünün akabinde yaşananları düşünün. Bir de 1400 yıldan beri bu İslam'ı yaşayan insanları düşünün. Doğrusuyla, hatasıyla, yanlışıyla. Ama şunu demek istiyorum, aynı zamanda bazı yapılan şeyler çok daha fazla değerlidir. Örnek, bu zamanlar. Yani şu an biz ayrı zaman, ayrı zamanda olmayan iddia eden var mı? Murat, ahir zamanda değil miyiz kardeşim? Zaman nasıl geçiyor biliyor musun? Biliyor musun kardeşim? Sabah giriyor, akşam oluyor. Ya lan yatıyorsun, dinlenemiyor. Bak yatıyorsun, uyuyorsun, dinlenemiyor. İyilik azalmış, kötülük çoğalmış. E görüyorsun sokakların halini. Sokaklar güvenli değil. Saçma sapan sonu "izm"le biten birçok hareket. Kızlarımızı, kadınlarımızı, erkeklerimizi. Bu arada sadece kız, kadın olarak düşünmeyin lütfen. Ortadoğu ülkelerinde, yani bu coğrafyada kadınlar kadar erkeklerin de lütfen tacize uğradığını unutmayın. Bak bu toplumların, Ortadoğu'nun maalesef kaderi. Sadece kadın olarak düşünmeyin. Tamam, erkekler de bu coğrafyalarda çok kötü kaderler yaşıyorlar. İşte en son şu yaşanan olayları gördük. Adam Suriye'ye çıkıyor, kadını kesiyor. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. İki tane kızımızı öldürüyor. Narin olayını anlatmaya gerek yok. Bu memleket nereye gidiyor kardeşim? Sokaklarda bu ne güvensizlik ya? İstanbul'un göbeğinde insanlar birbirlerini öldürecekler. Yani sen şimdi vicdanı olan, insan olan, orada annesinin, bir evladının olduğu şeyi gören insan, bu olabilir mi ya? Böyle bir şey olabilir mi? İnsanın kanı donuyor. Kardeşim, her şeyin bir kuralı, kaidesi var. İyi insan olmak zor değil. Bak Nazım, her zaman söylüyorum. İyi insan olmak zor değildir. Mesele gerçekten kötü insan olmak. Ha bunu da söyleyeyim. Kötü insan olmak daha zordur. İnsanın yaratılışın fıtratında iyilik vardır. Bir dünyada, dünyanın en kötü insan da borsa, kesinlikle bir iyilik yapmıştır. Yapmama şansı yok. Ya yerden bir taş çekmiştir, birinin eşyasını taşımıştır. Yani gerçekten. Çünkü insanın kodlaması kötüye değil. Ama çevre, ama arkadaş, ama dost, ama internet yanlış kullanımı, ama işte programlar, uygulamalar, sosyal medya uygulamaları derken. İnternete bak şimdi. Sen benim videom mu izliyorsun değil mi? Bak videom mu izliyorsun. Sen internetin yararlı bir tarafını kullanıyorsun ama maalesef ki çocuklarımız gerçekten odaya çekildiği zaman, şimdi bizim odalarımız yoktu. Bizim odalarımız olmadığı için ben yedi kardeş, iki artı bir evde büyümüştüm. Ne odası lan? Sen bir şey yapacaksın zaten kız kardeşin hemen gider anama söyler, babana söyler. Nereye bir şey yapıyorsun? Yani yatıyordun ranzada. Öyle değil. Çocukların artık odaları var. Odaların içine giriyorsun, saklanacak bir ton. Ebeveyn de bilgisayarı da bilmiyor, programları hiç bilmiyor zaten. E sonuç, ülkenin geldiği hale bak. E sokağa çıkaramıyorsun, güvenli değil. İnsanlar güvenlikli sitelere taşınıyor. Bu yüzden bu se. Ya ömrümüz sokakta geçmiş bir abiniz olarak, bir hocanız olarak ömrüm sokaklarda geçti arkadaşlar. Top oynayarak, arkadaşlarla neler. Ama bir kere bile ben ömrümde öyle bir şey görmedim arkadaş ya. La ne oluyor bu millete ya? La vallahi bu millet akıl tutulması yaşıyor ya. Başka bir şey değil ya. Ya iyi insan olmak zor değil. Vallahi zor değil ya. İyilik bir de bulaşıcıdır ha, biliyor musun? Gerçekten bulaşıcıdır. Sen bir yap, kardeş. Ondan haz alırsan her zaman onu yapma eğilimi taşırsın. Ya bu çocuklarımız nasıl bu seviyeye geliyor kardeşim? Nasıl bu seviyeye geliyor? Rabbim muhafaza eylesin. Bak ben de evlat yetiştiriyorum. Nazım da çocuğu var. Ya biz de bilmiyoruz ileride ne olacağını. Rabbim, gerçekten tüm ülkemizin çocuklarını, yani bu tür şeylerden, bu tür musallatlardan korusun ya Rabbim ya. Bilmiyoruz arkadaşlar. Ebeveyn de bilmeyince, ebeveyn bilmiyor. Çünkü ebeveyn, hani tabiri caizse X kuşağı dediğimiz, Y kuşağı dediğimiz bilgisayar ve telefonu 40'lı yaşlarda, belki de 50'li yaşlarda gören, hatta bugün bir telefon üst modelini alınca kullanmayı bile beceremeyen, yani bir kitleyi maalesef kandırmak çok zor, çok kolay. Çocuk Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi'ni kazanıyor. Bakın iyi dinleyin. AÜ'yü kazanıyor, Anadolu Açık Öğretim'i kazanıyor. Eskişehir biliyorsunuz. Ama Eskişehir'de annesine diyor ki: "Ben orayı kazandım, ben gideceğim." Diyor. Annesi, babası nereden bilsin? Garibim. O işte kız, erkek gidiyorlar, hayatlarını yaşamaya. Tamam. E soruyorum, AÜ okuyorum hocam. Buraya gel, niye geldin? E hocam oradan sıkıldım. Tamam, sıkıldın da Allah korusun ya. Yüce Rabbim muhafaza etsin ama ya birçok sıkıntı var arkadaş. Eskisi gibi değil. Y, çocuklarımıza ne öt diyoruz? Bir şey, aman alma kimsenin elinden bir şey yeme oğlum. Lİ'den öyle. Bizim dedeler, dedeler ellerine gider şekerler verirlerdi. Şeker kalmamış arkadaş ya. Allah korusun. Uyuşturucu zaten başımızın belası, başımızın belası. Ortaokullara, ilkokullara kadar inmiş. Ya bunun sonu nereye gidecek arkadaşlar ya? Vallahi çok, hiç iyi değil. Ülke. Bir de ülkede bu sosyal, eskiden bu olaylar olmuyor diye bir şey yok ha. Eskiden de oluyordu. Ben size söyleyeyim. Eskiden sosyal medya yoktu kardeşim. Bir köyde yaşanan, bir köyde kalıyordu. En fazla il biliyordu, en fazla ilçe biliyordu, kasaba. Şimdi öyle değil. Dünya biliyor, dünya biliyor olayı. En son yaşanan olay tüm dünyada konuşulmuş. E kardeşim, dünyaya yansımaları var. Sadece bize değil. Toplum olarak bugün o olayların konuşulmadığı ev var mıdır? Yok kardeşim. Bu ülkede ya toplumsal hezeyanlara sebep olanların bu ülkede kesinlikle ve kesinlikle toplumdan temizlenmesi lazım. İster bunun adına idam deyin, ister bunun adına hadım etmek deyin, ister ne derseniz deyin kardeşim ama o kökün kurutulması lazım. Yoksa diğer türlü biz memleketçi biri canı yanıyor, birinin canını yakıyor. Trafik öyle la, korna basıl diye birbirine kavga mı çıkar? Bak ben sakin yapıda bir adam. Bana da önümden hızlıca geçiyorlar. Hepimizin başına gelmiyor mu? Önüne kırıyorlar ya. Ne var ya? Öldünüz mü ya? Ne var ya? La bir geç de boş ver. Adam çünkü sen kimin ineceğini bilmiyorsun arabadan kardeşim. O arabadan kim, adamın yanında silah var, adamın yanında bezbol sopası var. Sen normal, sade bir vatandaşsın. Bu ülkede silahı bilmezsin, bıçağı bilmezsin. Bıçağıyla sadece meyve soymak için alan bir millet ve toplumun %90 ekseriyeti de böyle. Ama o %5'lik, %1'lik bir kısım maalesef zehirliyor. Çocuklarımızı korumak için çok daha fazla önlem almamız. Bu da çocukları iyice kısıtlayıp ev, kreş, okul üçgeninde dönmesine sebep oluyor. Anlaşıldı mı mesele? Çocuklar sokaklarda güvenli olarak top oynayamaz. E kaçırılan çocuklar. E kardeşim, bu ülke nereye gidiyor ya? Benim istediğimiz, bizim 20 yıl, 25 yıl önce. Evet, belki de vardır. Biz duymuyorduk ama çocukken bunlar hiç yaşamadığımız için bize garip geliyor. Yani bu Satanizm şudur, budur. Allah muhafaza buyursun ya. Yani bu tür şeyler bizlerin gerçekten ve gerçekten hassasiyetle her öğretmenin kendi öğrencisini takip etme zorunluluğu vardır kardeşim. Öyle bir şey olamaz. Görüştüğü kişilere ben karışmayın. Anneler, babalar, görüştüğümüz kişiye karışmayın. Evlendiği kişiye karışmayın. Tamam, getirdi. E kardeşim, tamam da mutsuz olunacağı bile bile, ne bileyim bile bile. Allah çok zor bir durum vermezsen bambaşka olaylar oluyor ama git gide toplum ailenin sözünün dışına çıkmaya başlayınca, ailenin bir önemi kalmayınca bu sefer de ne oluyor? Birey hata yapmaya müsait. Hele genç yaşlarda çok daha müsait. Ne hata yaparsa yapsın, çocuklarınız onun arkasında durun. Arkadaşım, bu çocuktur, gençtir, hata yapacak. Hatasını bir çocuk ebeveyne söyleyemediği için bu girdaplara giriyor. Bunu artık bir bilin. Tamam, bak siz de iki gün sonra anne baba olacaksınız. Daha yaşınız, hocam, daha ben evlenim. Evlenirsin, çoluk çocuk olursun, o zaman anlarsın. Ebeveyn, çocukları öyle ya da böyle muhakkak ki ve muhakkak ki hatasını, bir şey varsa başına bir şey gelmişse ailesini açmak zorunda. Bu çocuklar ailelerinden de korktukları için açamayınca farklı şekillerde girdap oluyor ve arkadaşlarına anlatıyor. E arkadaşlarına bunu kullananlar oluyor. Evet, akran zorbalığı oluyor. Maalesef şu platformları görüyorsunuz. Rezalet. Küfürün, kırık küfür ya. La ben hayatımda ilk küfürü 13 yaşında duydum. 13 yaşında. İyi dinleyin. Annem diyor ki: "Koşa koşa eve geldin diyor, anne diyor, böyle laf konuştular diyor." Ben bak 13 yaşında ya. Benim küfrü, sokakların ne kadar, nereden nereye geldiğini anlatıyorum. Şimdi burayı anlattıktan sonra ben bunu İslam tarihi kısmında niye anlatıyorum? Bu ülkede bazı şeylerde, bazı şeylerde fıkıhlerinin uygulanması taraftarıyım. Bunlardan bir tanesi idam. Kardeşim, ben idamı falan karşı değilim. Çünkü senin o idamı etmediğin kişi, bir başkasının canını ve bir başkasının sülalesini komple yakıyor. Şimdi bana söyleyin bakayım, o iki tane kızın annesi, babası şimdi yaşıyor mu ya? Hadi söyleyin bana, yaşıyor mu, yaşamıyor mu? Lan nefes alan her varlık yaşıyor mu zannediyorsun? Sen nasıl yaşayacak? Onları ömür boyu, ömür boyu annesi o sahneyi ömründen nasıl atacak? Hangi psikolojik tedavi ona şey olacak? Kızını geri getirecek? E şehit olan anne babalar. He, birinin yanlışını niye bir o bedel ödeniyor ya? İdam, idam, idam. Yok hocam, işte kişi haklarına, bilmem neyi. Kişi hakları ya. Ne kişi hakları kardeşim? Sen nerede yaşıyorsun ya? Senin örnek aldığın Amerika'da idam var ya. Beni konuşturmayın. Her yerde idam var. Sadece birkaç ülke kalmış zaten. Onlardan bir tanesi de biz deriz. Her yerde idam var. Çünkü temizlenemiyor. O kişi idam edilmezse, gözükmezse, idam edildiği anlaşılmazsa cezaevine zaten. B hukuk kuralları maşallahı var kardeşim. Adam 26 suçtan aranıyor. Ben anlamıyorum ya. Bu nasıl bir iştir? Bu nasıl bir şeydir? Yani arkadaşlar, dertleşmek için konuşuyorum. Bu nasıl iştir ya? Bana bir anlatsın birisi ya. Nasıl bir adam 26 tane suç kaydı oldu da daha hala dışarıda gezer? Çünkü cesaret alıyor. Sen ilk suçta affedersin belki ama ikincisi, üçüncüsü. Bu kadar affetme olur mu ya? E sonra ne oluyor? O çıkan kişi, bak en son milletin kadına, kızına musallat oluyor. Erkeğine ne fark ediyor? Yurtlarda, şurada burada. Ne haberler duyuyoruz? Yazıklar olsun ya. Şu memleketin geldiği hale bak. Öğretmen olarak, öğretmen bir kere bunları konuşmazsa sıkıntı. Çünkü siz gençlere hitap. Aranızda öğretmen olacaklar var. Sen ona yok de, buna boşver de. La oğlum, olur mu öyle şey ya? Olur mu ya? Saatin gecenin birinde birileri gelip de mahallede şey gözetleyin. Eskiden ya birinde bir tanesi gelecek gece 12'de, 1'de de mahallede iki kere geçsin bakayım. İki de durdurduk. Hayırdır, sen ne yapıyorsun diye. Ne oldu ya? Ne oldu? Onun kızından bana ne, bunun oğlan bana ne diye diye diye diye. Ben bunu dedikodu yapın diye söylemiyorum ama bazı şeylerin ailelerin belki bilmedikleri vardır. E çocuk da anlatamıyor. Aile tepki verecek belli değil. Aile şunu dese, çocuğuna şu güvenceyi verse: "Kızım, oğlum, sen gençsin, her hatayı yapabilirsin ama gel bana söyle." Hangi arkadaşına gidiyorsan doğruyu söyle. Çocuk doğruyu söyleyemiyor ki. Ebeveyne. Ebeveyn sürekli şey yapacak, ne derler ona, kızacak. Ya bugün siz de yaşıyorsunuz. Şimdi TYT'ye hazırlanıyorsunuz. Bak şimdi ben diyelim ki bu video bitti, kapattınız değil mi? Şöyle bir mola vereyim de saat 2 saatten beri ders işliyor hoca. Mola verip tam girer. Vay, sen ders çalışmıyorsun. Ya bu çocuk sınava hazırlanıyor ama bu çocuğun hiçbir sosyal hakkı yok. Bu çocuk ayda bir sinemaya gidemez, bir gezi, yürüyüş yapamaz. Kendi bulunduğu il ve ilçesinde bir faaliyete gidemez. Çünkü o ders çalışıyor. O ders çalışıyorsa ömür. Yani o bir sene boyunca kitabı, şey, telefonu kapatacak. Yok kardeşim. Bak hatayı zaten burada yapıyoruz biz. Ya arkadaşlar, ben 10 yıldan beri toplamda da 20 yıldan beri ders anlatıyorum. Yetiştirdiğim yüz binlerce öğrenci var. Bakın, yüz binlerce polisi var, hekimi var, hakimi var. İşte hastanelerde birçok personel var. Bugün devlet memuru olmuş 1 milyonun üzerinde, belki de 2 milyonun üzerinde insanlar bu videolarla bir yerlere geldiler, üniversiteyi kazandılar ve memur oldular. Size samimiyetimle bir şey söyleyeyim mi? Bakın arkadaşlar, burada bu videolardan sonra ben evet, kesinlikle öğretim yapıyorum. Bunun adı eğitim değil. Eğitim bambaşka. Eğitim benim seni küçük yaşta alıp yetiştirme durumudur. Senin eğitim dediğin şey, senin istediğin davranışları veya toplumun istediği davranışları sana empoze etmektir. Ben bunların hiçbirini yapamıyorum sana. Sadece uzaktan müdahale ediyorum. Sadece şunu söyleyeyim, ne olursa olsun bu süreçte sınava hazırlanıyorsunuz. Sosyal faaliyetleriniz çok geri kalmayın kardeşim. Başınızda varsa izleyin, diziniz varsa izleyin. Kendinizi kısarak bir yere varamazsınız. Bir, iki saat size moral olacağına aklınız bir tarafta kalacaksa, lütfen bunu yapmayın. Aklın mı kalıyor kardeşim? Atıyorum Galatasaraylı mısın, Fenerbahçeli misin, Trabzon, Beşiktaşlı mı? Neyse git maçını iz. Kardeşim, bu yanlış. Aklın öbür tarafta el, maçkolik'te telefonda bekliyor. La oğlum, ne anladık biz bu işten? Sen verim alamazsın. Senin verimli olabilmenin birinci şartı kafanda bir şeyin olmamasıdır. Burada Salı Çapkını var, dizi. E, akıl Ferit de, e senin istediğin kadar tarihte İslam tarihi. Ben orada Muaviye diyorum, öbür tarafta Ferit diyor. Nasıl olacak bu iş? Lütfen bu süreci doğru değerlendirin. Sinemanı da gidin. Faaliyet açısından ne seviyorsunuz? Mesela Nazım, kendini rahatlatmak için ne yaparsın kardeşim bu süreçte hazırlanırken? Mesela ne yapardın? Boluspor, örnek. Nazım, Boluspor maçlarına gitmeyi seviyorum. Murat ne yapardın üniversite zamanlarında sınav hazırlanırken? Halı sahaya gider. Bak güzel. Sen ok da atıyorsun. Mesela ben futbol maçı izlemeyi, bilardo oynamayı çok severim mesela. Bunlar beni rahatlatan şeyler ama ben oturup da bunu abartmam. 10 saatte oynamam. Yaparım, oynarım, gelirim tekrardan de ama bunu bizim öğrenci ayarlayamayan. Korkusu da ebeveynler yaşıyor. Şimdi diyor ki: "Bu bir bilgisayara bir takılsa diyor, 10 saat çıkmaz diyor." Var öyle öğrenci. 24 saat kalkmıyor. Benim bir bağımlılık uyum var arkadaşlar. Bağımlılık. Bunu bir Nazım çok iyi bilir. Malesef bu uyumu atamadım. Bu yıllardan beri geli bağımlılık. Şu bağımlılık arkadaşlar. Mesela ben bir kafeye gittim ya, kafeyi çok beğendim. Ben hep o kafaya giderim. 10 sene giderim. Bilir. Bir yerde atıyorum bilardo oynadım. Istakası hoşuma mı gitti? Ya da şurası hoşuma mı gitti? Hep oraya giderim. Yani bir yerde daha iyi. Yok kardeşim, ben burada oraya gitmem. Beni rahatsız eder. Vardır aramızda böyle yaş. Ben kendimi biliyorum. O yüzden ne yapıyorum? Oturup da bilgisayar oyunu oynamıyorum. Çünkü ben bağımlı olacağımı biliyorum. PES yıllardır bana bizim Gökhan Hoca PES oynuyor. Hocam, la oğlum diyorum, bak PES oynarım. Bu sefer sen oynamazsan sıkıntı yaratır. Tam 24 saat oynarım. Çünkü gerek yok. Ben kendi oyumu biliyorum. Sizler de artık kendinizi keşfetme dönemindesiniz. Neyi yapacağınızı ve neyi yapmayacağınızı. Yoksa şu dersler yapılır. İnanın bak, şu derslerde bir şey yok. Sana Ebubekir'den de sorsa, Ömer'den de, Ali'den de, Osman'dan hepsini yaparsınız. Merak etmeyin. Korkmayın. Ben videoyu izleyen herkese söylüyorum. Bu videoda 35 tane de bitecek. Allah nasip ederse 35 videoyu bitirdikten sonra senin TYT ve AYT'de sorunun yok. Bunu kafandan at. Benim sana derdim başka kardeşim. Benim sana tarih bilinci ve toplum ve milli bilinç oluşturma derdim var. Benim başka bir derdim yok. Şimdi biz bunları başlayalım yazmaya. Rabbim çocuklarımızın hepsini muhafaza etsin. Her türlü şerden korusun. Çünkü ülke iyiye gitmiyor. Bu yönden iyiye gitmiyor anlamında söylüyorum. Başka yönlerden ileri gidiyorsak da önce can sağlığı, insan sağlığı, insan can ve güvenliği en önde gelen şey olacak. Doğru Muratcım, bir başlayalım şuradan. Dört, niye Cumhuriyet? Bir de şuraya ben Cumhuriyet Dönemi yazayım. Doğu mu? Kardeş, şöyle bir yazayım. Devri denir. Niye seçimle iş başına geldikleri için özet Ebubekir, Osman, Ömer zaten sırayı biliyorsun. Evet, buraya bir şey yazalım mı? Peygamber zamanından sonra başa geçenler halife. Halife den söylemeye gerek yok. Şuralar karar vermiştir. Tamam, şuralar vasıtasıyla seçilmiştir. Öyle bir yazayım. Vasıtasıyla seçilmiştir. Seçimle iş başına geldiği için zaten ne dönemi diyoruz? Cumhuriyet Dönemi diyoruz. Devam. Haz Ebubekir'le başlıyoruz. Önce hangi olayla başlayalım? Ridde. Dinden dönen ve zekat vermeyen kabileler üzerine gitti. Doğru mu? Kabileleri bertaraf etti. Bu bir. İki, Kur'an-ı Kerim'i kitap haline getirdi. Doğru mu kardeşim? Kitap haline getirdi. Zeyd bin Sabit başkanlığında. Doğru mu? Üçüncüsü, Ecnad Savaşı yaptı. Kimle yaptı bu savaşı? Bizans. Ecnad savaşını kazandı. Bu nerenin yolunu açtı? Suriye. Peki oradan sonra neresi geliyor? Zaten Filistin, yani Kudüs topraklarının yolunu açan savaş Ecnad. Geldik Hz Ömer'e başlıyoruz. Önce fethettiği ülkeler. Mısır, bir. Azerbaycan, iki. İran, üç. Irak ve Suriye'yi fethetti. Doğru mu? Suriye'yi fethetti. Bunlar fethettiği yerler. Tabii bunlar içinde Kudüs var. Onu da söyleyeyim. Evet, devam et bakalım. 634 yılında evet, Sasanilere Köprü Savaşı kaybedildi. Köprü Savaşı [Müzik] kaybedildi. 636, iki tane savaş var burada. Bir Yermük, bir de değerli arkadaşlarım Kadisiye değil mi? Kasiye mi? Kadisiye? Evet. 636 Yermük Savaşı kazanıldı. Bu savaşla beraber ne olmuştu? Suriye ve Filistin alındı. Filistin alındı, yani Kudüs'e ulaşılmıştır. Onu söyle. Ama bu savaşın özelliği neydi? Hz Ebubekir zamanında başlayıp Hz Ömer'in ilk aylarında bitmiştir. Bu not da zaten onunla ilgili. Bu konuda bir ihtilaf var. Bir kere daha söyleyeyim. Yermük savaşının tarihi ve dönemi ihtilaflıdır arkadaşlar. İhtilaflıdır ama hemen hemen anlattığım gibi gel. Ama Hz Ebubekir döneminde başladığını bilin. Geldik buraya devam. [Alkış] ediyoruz. Yine 636 değil mi? Hayır, neden önce Kadisiye yazmadım? Kadisiye Savaşı ile gene neresi alındı? Irak alındı. Devam. Mısır alındı. Amr İbn As komutanlığında neresi alınmış? Mısır alındı. Yine 642 tarihinde Nihavent Savaşı ile İran fethedildi. Nihavent Savaşı ile İran fethedildi. Azerbaycan alınarak Türklerle ilk defa komşu olundu. Doğru mu? Azerbaycan alındı, Türklerle komşu oldu. Savaş var mı? Yok. Türklerle komşu oldu. Şimdi Hz Ömer dönemi en çok sorunun geldiği yerde şu dönem. Ne? Bu teşkilatlanma çalışmaları. Başlıyoruz. Kardeş, ben de şöyle bir çökeyim. Bir Beytülmal adında hazine oluşturuldu. Hazine kurumsallaştı diyeyim ya. Çünkü Peygamber döneminde de var ama bu kurumsal. Evet. Devam. Düzenli ordugah şehirleri kuruldu. Ordugah şehirleri kuruldu. Devam. Posta teşkilatı, posta teşkilatı kuruldu. Haberleşme arkadaşlar, haberleşme. Merkezi otorite demektir. Posta teşkilatı kuruldu. E hocam zarf geliyor, zarf gidiyor. Oğlum, sen kredi kartı ekstresi mi geliyor zannediyorsun? Burada haber geliyor. İsyan çıkmışsa hemen haber ulaşır. Bu da merkezi otoriteyi arttırır. Niye isyanı hemen bastırmak? Merkezi otoriteyi arttırmak. Devam. Fethedilen yerlere iskan uygulandı. Evet, fethedilen yerlere, arkadaşlar, Arabistan yarımadasından iskan yapılıyor. İskan uygulandı. Devam. Basra ve Küfe gibi şeyler kuruldu. Basra ve Küfe gibi şehirler kuruldu. Bunlar yeni şehirler. Şeyde kuruldu. Fusat da kuruldu. Kahire, Basra'yı kurdu. Devam. Hicri takvim, Hicri takvim oluşturuldu. Ayı esastı biliyorsunuz. Evet. Devam. Okullar açıldı. Vergiler düzenli toplandı. Düzenli toplandı. Şuradan devam ediyor. Evet. İkta sistemi, ikta sistemi. Devam. Zekat sistemli hale getirdi. Zekat alımı sistemli hale getirildi. Sistemli hale getirildi. Evet. Büyük olduğu için illere. Evet, illere ayrıldı. Başlarına vali atandı. Başlarına ne atanmış? Vali atandı. Merkez otorite midir bu? Çünkü bunlar merkezden atananlar. Doğru mu? Şöyle biraz çekeyim. Tamam. Devam. Son olarak da Kadı teşkilatı. Evet, Kadı teşkilatı kuruldu ve illere.

Atandı illere kadılar atandı yani illere Kadı atandı. Evet, not kısmına ne yazıyoruz? Kral asabı Suffa. Evet, nedir Ashabı Suffa? Sahabeler için Mescid-i Nebevi. Evet, arkadaşlar bu arada Mescid-i Nebevi peygamber döneminde yapılıyor. Burayı dinleyin ama burası tek amaç değil. Sadece Mescit gideyim, bir ibadet yapayım değil. Bunun içinde bekar sahabelerin kaldığı bir bölüm var. Yine Ashabı Suffa verilen bir yer var. Burada ilim öğreniliyor, Kur'an öğreniliyor, okuma yazma öğreniliyor. Yani sadece bir yerde dinlenme alanı var, toplantı alanı var. Bizim külliye gibi mantığıyla düşünebilirsiniz arkadaşlar. Mescid-i Nebevi'nin içinde, mescid-i Nebevi'nin içinde. Evet, eğitim öğretim için, eğitim öğretim için. Ama bu peygamber dönemi. Hazreti Ömer döneminde küttap olması lazım. Tamam. Ashabı Sual var. Ver bana video ders notunu. Burada hata var. Yine bana görmüyorsun. Yok yok, Ashabı Suffa zaten var. Bunu Hazreti dönem bu bölümde niye aldık? Evet, İslam'ın ilk kurumları Hazreti Muhammed zamanında. Tamam, doğru. Ashabı Suffa zaten Hazreti Ömer zamanındaki durum küttap diye geçer. Bir saniye, bir geleyim. Otur sen. Dört halife döneminde küttap veri. Evet, Ashabı Suffa'yı burada alınmasının, yani almamızın sebebi eğitim öğretime verilerek fethedilen yerlerde okullar açılmış. Biz geriye döndük. Bu Hazreti Peygamber döneminden başlıyor demeye getirir. Tamam, doğru. Sıkıntı yok. Al, çünkü orada küttap adı verilecek. Anladın? Evet, mescit içinde eğitim öğretim faaliyetlerinin düzenlenmesi için Ashabı Suffa açılmıştır. Ashabı Suffa açıldı. Bu neyle alakalı? Hazreti Ömer döneminde fethedilen yerlerde yeni eğitim öğretim kurumları açıyor. Peki bunun başlangıcı neresi? Peygamber dönemi. İsmi Ashabı Suffa. Dört halife döneminde bunun adı küttap olacak. Kültür medeniyet yaşayacak. Şimdi gelelim Hazreti Osman dönemine. Başla kardeşim, hızlıca. E, Şura tarafından halife seçilmiştir. Şura tarafından halife seçildi. Evet. Suriye Vadi Muaviye Kıbrıs'ı alır. Muaviye Kıbrıs'ı fethetti. Evet. Doğu Roma Zatü Savari, Finike dolaylarında Zatü Savari Savaşı yapılıp kazanıldı. İlk deniz zaferi. Evet, bu ilk deniz zaferidir. İslam ordularının ilk deniz zaferi. O zaman donanma kimin zamanında oluşturuldu? Hazreti Osman zamanında. Hazreti Osman zamanında kim oluşturdu? Şam Valisi Muaviye. Devam. Hazar Türkleriyle ilk kere savaşıldı. Evet, Hazar Türkleriyle savaşıldı. O zaman İslam'la Türklerin ilk tanışması iyi değil. Doğru mu? Devam. Kur'an-ı Kerim bir defa çoğaltıldı. Kur'an-ı Kerim çoğaltılarak. Evet, çoğaltılarak önemli merkezlere gönderildi. Önemli merkezlere gönderildi. Aslı Medine'de kalmak şartıyla. Devam. Tunus fethedilmiş. İslamiyet yayıldı. Evet, Tunus fethedildi. Burada Berberiler var, değil mi? Berberiler arasında İslamiyet yayıldı. Berberiler arasında İslamiyet yayıldı. Şimdi not kısmına ne diyeceğiz? Evet, kabilecilik. Buna biz asabiyet diyoruz. Bak, bir daha söylüyorum. Asabiyet. Aa, hocam asabi şimdi asabi kelimesiyle karıştır. O sinirli olma durumu. Asabiyet, kavmiyetçilik, kabilecilik. Ne zaman hortladı? Hazreti Osman zamanında. Hazreti Osman şehit edildi. Bu noktada anlattım. O zaman not diyoruz. Hazreti Osman şehit edilmiştir. Değerli arkadaşlarım, Kur'an-ı Kerim okurken sebeplerini biraz önce söyledim. Ümmet olarak akrabalarını getirmesi, Hazreti Ömer zamanında maaşa bağlanan maaşlarını kesilmesi, fakirliğin artmasıyla beraber ekonomik sıkıntılarla beraber ekonomik sıkıntıları dile getiren Ebu Zer adındaki önemli bir sahabenin bir bölgede tecrit altında tutulması. Bunların hepsi etkili oldu. Değerli arkadaşlarım, en son olayı da anlattım. Olay bu. Gelelim Hazreti Ali dönemine. Değerli arkadaşlar, başlayalım. Hazreti Osman'ın kin yavaş bulmasından dolayı Hazreti, şöyle yazalım. Hazreti Ayşe ile Hazreti Ayşe, Zübeyr ve Talha ile Cemel Vakası yaşandı. Cemel Vakası yaşandı. Devam. Olayı biliyorsunuz zaten. Bir devenin yanında, üstündeydi Hazreti Ayşe, o yüzden bu ismi aldı. İkinci bakandan sonra Hazreti Ayşe biri gedikten sonra eğitim merkezi Küfe'ye alındı. Tamam. Merkez Küfe'ye taşındı. Merkez Küfe'ye taşındı. Dikkat. O zaman İslam ilk geldiği yer Mekke, yani vahiylerin indiği ama ilk başkent tabii ki Medine'de. Medine İslam Devleti'ni kurduğu için Medine'yi. Medine'den sonra nereye taşınıyordu arkadaşlar? Görüyorsunuz Küfe'ye. Daha sonra Emeviler döneminde ise bambaşka yerlere taşınacak. Yani demek istiyorum ki güç kimdeyse bazen o başkentler değişebiliyor. Değerli arkadaşlar, bunlardan en önemli örneklerden bir tanesi Hazreti Ali döneminde merkezin Küfe'ye taşınması. Devam. Hazreti Ali'ye karşı Muaviye. Şam valisidir. Kendini halife ilan edince savaş zaten kaçınılmaz oldu. Hazreti Ali ile hangi mücadeleyi verecekler arkadaşlar? Sıffin Savaşı. Savaşı yapıldı. Değerli arkadaşlar, Sıffin Savaşı. Sizler de biliyorsunuz. Kur'an-ı Kerim yaprakları mızrakların ucuna takıldığından dolayı Hazreti Ali askerleri tereddüt etti. Tereddütüyle beraber de bu notu da onu yazalım. Hakem olayı, yani tahkime gidilmesine karar verildi. Tahkime gidilmesine karar verildi. Biliyorsunuz hakemler belirlendi. Amr İbn As Muaviye oldu. İşte Musa Aşar Hazreti Ali oldu. Bir de Harici. Evet, şu ikisini yazdır. Hakemlere biat edecekleri, karar olacakları söylendi. Hakem kararına uyulmasına karar verildi. Ancak burada ne var? Ne yazalım buraya? Onun sebebi, şurayı söyle. Ancak Muaviye'nin hakemi, Muaviye'yi ilan etti. Muaviye'yi halife ilan etti. Bunu kabul eder mi Hazreti Ali? Muaviye'yi halife ilan etti. Bunun üzerine değerli arkadaşlarım, İslam dünyası üçe ayrıldı. Bunlar Hazreti Ali taraftarları olacaktır. Bir tarafta ise Muaviye taraftarları olacak ve burada da ikisinde de yer almayan Hariciler olacaktır. Hazreti Ali taraftarları, değerli arkadaşlar, Şii ismiyle. Evet, Hazreti Ali'nin lakapları veya unvanlarını söyleyelim. Haydar-ı Kerrar, geri adım atmayan, sebat eden, üstüne giden anlamında. Bu genellikle Alevi Türklerindeki Haydar kelimesinin de buradan geldiğini bilin. Değerli arkadaşlarım, bir de değerli arkadaşlar, bir başka unvan daha var. Allah'ın Aslanı unvanı var. Allah'ın Aslanı verilmiştir. Son olarak da ne yazalım? Hazreti Ali'nin şehit edilmesiyle Dört Halife dönemi sona erdi. Dört Halife dönemi sona erdi. Evet, dönemi sona erdi. Emeviler Dönemi başladı. Emeviler Dönemi başladı. Şimdi kıymetli dostlar, bu söylediklerimin hepsini artı işaretleme zamanı. Şöyle biraz alalım ve şuradan işaretlemeye başlayalım. Önemli gördüklerimden bir tanesi. Bir tane kesiniz var. Her sınavda TYT veya AYT'den bir tane kes. Bazen de iki tane, bir sınavda üç tane birden gelmişti. O yüzden bizler de bakalım. Tamam, hadi başlayalım tekrardan anlatarak. Burada putları sormazlar. Hangi Pan önemli? Ukal fül. Bak bir gün bu çıkacak Allah'ın izniyle. Ne demek? Ukal fül. La ben gözükmüyorum. Yarım gözüküyor. Lan ya sadece göbeğim gözüküyor. Yani biraz şu tarafa doğru gelsene kameraya. He, hah, şimdi öğrenci tam görsün. Muratcığım, biliyorum İslam Tarihi deyince akanlar sende duruyor ama evet, Hilful Füdul dikkat etmemiz lazım. Bu teşkilatın ne olduğunu, peygamberin de katıldığını, Mekke'ye gelen insanlar zarar gördüklerinde bu zararı karşılayan, yani Mekke öyle şeyler değiller, Kureyşliler böyle değildir diyen bir teşkilat. Önemli bir teşkilat. Tamam, onu söyleyeyim. Bir gün bu Hilful Füdul sorarlar. Benden size tavsiye, bilin. Geldik buraya. Lakabını biliyorsunuz zaten. Güvenilir Muhammed, yani Muhammedü'l-Emin. İndik aşağı. İlk göç nereye yapıldı? Dikkat. Habeşistan. Ya onun bir kralı var ya, Kral Çağrı filminde böyle güzel işlenmiş. Daha sonra kendisi Müslüman olacak. Hatta Habeş Kralı Peygamber Efendimizden önce vefat ettiği için Peygamber Efendimize Habeş Kralı'nın öldüğü haberi gelince, "Kalkın bu insan için cenaze namazı kılalım" diyecek ve gıyabi cenaze namazı kılacaktır. O kadar söylemesen oğlum, niye söylüyorsun? Ben öğrenciye sordum ya. Ana Nazım, nasılsın la? Ne yapıyorsun oğlum? A, İslam tarihinde sövemem da ya. Duymamışlar inşallah. Duymamışlardır. Evet, hicretin sonuçları önemli. Dikkat. Daha evvelden çıktı ama sonuçta bu videolar 2 yıl boyunca geçerli olduğu için şunu bilmeniz lazım. Medine'nin eski adı Yesrib. Hicretten sonra adı ne oldu? Medinetü'n-Nebi oldu. Geldik buraya. Medine Sözleşmesi'nin önemi ne? Bu bir anayasa gibi düşünün. Yani Medine'de yaşayan insanların birbirlerine hak ve ödevleri var. Tamam, bunu. Geldik peki bu sözleşmeyle neyin kurulduğunu anlıyoruz? Başkanı Hazreti Muhammed olan Medine İslam Devleti kurulduğunu anladık. Bedir, Uhud, Hendek. Üçü de savunma savaşıdır. Tamam. Ancak buradaki ilk savaşın Bedir olduğunu, ilk savaş hukukunun ganimet paylaşımı ve eğitim öğretime verilen 10 tane bilmeyen Müslüman okuma yazma faaliyetlerinden dolayı bunu bilmeniz şart. Yani ilk İslam Savaş hukuku ne zaman ortaya çıktı? Bedir Savaşı'ndan sonra. Geldik Uhud Savaşı'nın mantığı neydi? "Kuşların bizim cesetlerimiz didik didik dediklerini görsen dahi, aynen tepesindeki orayı terk etmeyeceğin" diyen 50 okçunun terk etmesiyle Halid bin Velid'in orayı dolanmasıyla Müslümanlar ikisinin arasında kalıp da savaşla, yani iki taraf da kazanamadı ama bizden Hazreti Hamza gibi büyük bir kişi şehit oldu. Burada o zaman neyi bilmemiz lazım? Peygamberin sözüne itimadın önemli olduğunu. Bu bir yorum tabii ki. Hendek Savaşı'nda kim fikir verdi kardeşim? Kim? Bir adam. Selman-ı Farisi. Peygambere Hendek kazma fikrini veren kişi kim? Selman-ı Farisi. Geldim buraya. Geldim. Görmüyorlar ama duyuyorlar. Nazım, Hudeybiye. Hudeybiye Anlaşması'nın önemi ne? Böylelikle, böylelikle Mekkeli müşrikler Medine İslam Devleti'ni resmi olarak kabul ettiler. Bunu belirleyecek Hudeybiye Anlaşması. En önemli özelliği ne? Bu kabul olayı. Peki buradaki 3. madde her zaman çıkar. Neydi? Mekkeli müşrikler diyorlardı ki, "Mekke'den biri Medine'ye gidince alınmayacak ama Medine'den birisi Mekke'ye gelirse alınacak." Kafalarındaki düşünce neydi? Medine'den daha sonra sıkılanlar Mekke'ye gelir, tekrar putperest olur diyordu. Tam tersi oldu. Mekke'den Medine'ye de geçemiyorlar. Mekkeli gençler Mekke ile Medine arasında kervan soymaya başlayınca bir yıl sonra gelip maddeyi kendi kaldılar. Ancak Hudeybiye direkt çıkar. Hudeybiye'de yani Medine İslam Devleti ilk defa resmi olarak hangisiyle tanındı? Hudeybiye Antlaşması. Nazım, yapar mıyız? [Alkış] YouTube'daki dikkat. Geldim buraya. Hayber'in önemi ne? Dikkat. Medine-Şam ticaret yolu nerenin fethedilmesiyle alındı? Hayber. Geldim buraya. Mute seferinde komutan kim? Bin Velid. İlk Doğu Roma-Müslüman savaşıdır bu. Kaybedildi. Halid bin Velid olmasaydı 3.000 tane sahabe komple kılıçtan geçirilmişti. O yüzden kendisi Seyfullah unvanı verildi. Doğru mu? Güzel. Şunu yazalım. Müslümanlar'la Doğu Roma yani Bizans arasında yapılan ilk savaş neymiş kardeşim? Evet, bunu bilmemiz lazım. Geldik buraya. Huneyn. Taif'i kuşattı. Bu arada Peygamber Efendimiz Taif'le ilgili bir anısı var. Eee, zamanında biliyorsunuz Taif'e gitti ama Taif'te taşlandı. Hatta ayakları kan içinde kalmıştır. Eee, birkaç tane sahabe onu kurtardı. Bir bağa sığındı falan. Taif çok zorludur arkadaşlar. Müstahkem kale gibi mevkileri vardır. Taif gülüyle ünlüdür. Gülü, gülü. O yüzden Peygamber Efendimizin en sevdiği güller oradan geldiği için mesela bugün şey, hayır, hayır. Mesela Hacı Bayram'a gidersin, bir koku alacaksın. Hani bazı insanlar laik atak geçiriyor. Bizim Nazım da Ramazan aylarında İslami atak geçirir arkadaşlar. Hacı Bayram'a gider. Hacı Bayram'da nerede ne var, hepsini alır. Takke'den cübbeye kadar. Nazım da değerli arkadaşlar gittiği zaman ne alıyor? Taif gülü alır. Koku var ya, koku. Hani namazdan önce sürülen. Hacı, bizim hacı dayıların kullandıkları. Çok kötü oğlum ya. Şimdi yan yana camide duruyoruz ya. Al, Allah'ım ya Rabbim ya. Yanda durun mu ya? Taif gülü alın kardeşim. Çünkü Peygamber'in en sevdiği gül Taif'teydi. O gülün kokusuydu. Bilmeyenler için söyleyeyim. Evet, Taif'i anladık mı? Son sefer Peygamber'in son seferi ne? Tebük Seferi. Ancak bu bir asılsız iddia, söylenti. Zaten Arabistan dışına yapılan da ilk sefer ama Arabistan dışında bir savaş oldu mu? Hayır. Tamam. Geldik buraya. Niye Cumhuriyet Devri deniyor kardeşim? Seçimle iş başına gelindiği için. Hazreti Ebubekir'in en önemli mücadelesi Ridde ve zekat vermeyenlerle ve değerli arkadaşlar tabii ki yalancı peygamberlerle. Onu da söyleyelim. Peki Kur'an-ı Kerim kimin zamanında kitap haline getirildi? Kimin? Hazreti Ebubekir. Geldik buraya. Hazreti Ömer zamanında nereler alındı? Mısır, Azerbaycan, İran, Irak, Suriye, Filistin. Eskiden Filistin bölgesi diye bölge yok. Oranın komple adı Suriye. Şimdi zamanla devletler kuruldu. Ora Lübnan oldu, ora Ürdün oldu, ora bilmem ne oldu. Cetvelle çizilen Müslüman ülkeler. Doğru mu? Yok öyle bir şey. O bölgenin komple adı Suriye'yi. Şam'ın eski ismi Dımaşk diye geçer. Evet, tabii yani bakalım. Burada Yermük Savaşı ile nereler alınmış? Suriye ile neresi? Hani ayırt etmek için söylüyoruz. Filistin bölgesi al. Filistin'e giren Hazreti Ömer hemen Amanname çıkartmıştır. Bir gün o Amanname sorarlar. Eyle halkı derler. Eyle halkı, eyle halkı dediği o bölgelerde yaşayan önemli değerli arkadaşlarım nelerdir? Kavimler. Yani günümüzde Ürdünlüler'e de denilebilir. O dönemlerde Kudüs'teydi. Eyle halkına güvence verdi. "Mallarınıza, canlarınıza dokunmayan" diyen Hazreti Ömer'dir. Onu verir. Hangi tür olduğunu sorar. Amanname türüdür. Onu verir. Kudüs'te bunu kim yaptı der? Hazreti Ömer'dir. Eyle halkı, eyle unutma. Geldik buraya. Mısır Amr İbn As aldı. Doğru mu? Hatta burada Fustat'ı kurdu. Yani günümüz Kahire'yi kurdu. Geldik buraya. Beytülmal ne? Hazine. İşaretledim. Posta teşkilatının önemi ne? Merkezi otoriteyi arttırır. Hicri takvim kimin zamanında düzenlendi? Hazreti Ömer. Geldim buraya. İlleri ayrılıp başlarına vali atanması gene ne zaman? Hazreti Ali. İktida sistemi kimin zamanı? Hazreti Ali. Kadı teşkilatı, illere kadı atanması kimin zamanı? Hazreti Ali. Diyorum ya, demek ki Hazreti Ali'den çıkacak. Hazreti Ali, Hazreti Ömer değil mi? Evet. Şimdi öğrenciler Hazreti Ömer diye bağırıyorlardı. Şimdi kütüphanelerde. Evet, aynen. Şimdi geldik buraya. Hazreti Osman zamanının bana göre en önemli olaylarından bir tanesi Kıbrıs'ın alınması, ikinci deniz gücüne ulaşılması. Yani ikinci. Tabii ki ve tabii ki Kur'an-ı Kerim'in çoğaltılarak önemli merkezlere gönderilmesi. Geldik buraya. Hazreti Ali döneminde Hazreti Ayşe ile yapılan savaşın adı ne? Cemel Vakası. Neden olduğunu biliyorsunuz. Hazreti Ali Ayşe'nin üzerinde savaştığı için. Geldik buraya. Muaviye ile yapılan savaşın adı ne? Sıffin Savaşı'dır. Doğru mu? Sonraki olayın adı ne? Tarihte ne olayı diye geçer bu? Hakem olayı diye geçer. Hakemden sonra üçe bölündü mü İslam dünyası? Siyaseten üçe bölündü. Hazreti Ali'nin iki tane unvanı var. Haydar-ı Kerrar ve Allah'ın Aslanı. Bu anlattığım her şey kıymetli dostlar, şöyle diyeyim, tam ortalayayım. Oğlum, bu çıkıyor lan. Ne yapıyorsunuz? Babam resim olarak kullanıyorsunuz. Videolardan sonra ne yapıyorsunuz? Evet, bu olayları anlattıktan sonra değerli arkadaşlar, artık bizim İslam Tarihi'nin bu bölümünden bir soru gelirse artık kaçırma şansımız kalmamıştır. Bak bu kadar kendimden de emin konuşuyorum. Allah'ın izniyle diyoruz tabii ki. Hani anlatılabilecek en maksimum verimde anlattığımı düşünüyorum. Çünkü İslam Tarihi'nden sadece bilgisel anlamda, kültürel anlamda soru anlamına bakmıyoruz. Olayı kültür bakımından bakıyoruz. E bu sorularda da ben zorlanacağınızı düşünmüyorum. Ama soru ikinci ders olan Emevi, Abbasi, Endülüs, Emevi, ben Ahmer'den de gelebilir. Bunu bilmiyoruz. Kültür uygarlıktan bilmiyoruz. Ama ağırlık olarak buradan geliyor. Ağırlık bu. Anlat. Mesela geçen Hazreti Ömer geldi. Gene teşkilatlanmayı soruyorlar. Ama bu sefer Hazreti Osman dönemi. Hazreti Ebubekir bilemiyoruz. O yüzden şimdi soru çözüyorsunuz. Niye bu videonun ikincisini bitiriyorsunuz? Benim 22 sorumu çözüyorsunuz. Sonra soru bankamdan bu üniteyle alakalı tüm testleri çözüyorsun. Şimdi soru bankamın özelliği neydi? Hatırla. Bir, önce bilgi temelli sorular. Sonra yeni nesil sorular. İşte Zeynep öğretmen Hacca gidecek. Hacca gideceği zaman hangi ülkeyi iz? Bu tarz vardır ya. Hani Zeynep öğretmen tahtaya öğrenci kaldırır. Bu bu tarz sorular yeni nesil sorulardır. Bir tane de çıkmış sorular. Bu üniteyle alakalı 2024, 23, 22, 21 hangi yıllar çıksa 12, 13 tane de 14 tane de orada çıkmış sorular var. O zaman sen bilgi temelli, yeni nesil, çıkmış sorular üçünü birden çözünce e kardeşim mis gibi oluyor işte. Ve ben geçen sene çıkan ve yakaladığım soruları zaten kitabın başına koyuyorum. Bilim. O yüzden İslam Tarihi'nden korkmama gerek duruyor. Herhangi bir şey yok. Tabii ikincisini izledikten sonra. Kendinize iyi bakın. Allah'a emanet olun. İ.