📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

37) KPSS / AGS Tarih - I.TBMM Dönemi ve Gelişmeleri I - Ramazan YETGİN - 2026

Benim Hocam2:01:51

Transcription

Değerli arkadaşlarım, hepinize merhabalar. Geldik 1. TBMM'nin açılışına. Yine kameraman Murat kardeşimizle beraber. Bugün Merve Ahmet Kocaoğlu var. Nazım hocamız yok, değil mi? Çok örselendiği için küstü ve gitti. [kahkaha] Tabii ki hayır. Nerede? İşe gitti. Nöbeti, sağlıkçı ve tarihçi olmasıyla beraber çocuk vallahi iyi direniyor ha, yemin ediyorum. 24 saat nöbet ardından gel, video çek, burada otur, tekrar yap. Değil ya, biz böyle çocuğu şey yapıyoruz da millet de yazıyor aşağıya. Bir savunucuları var, bir gör, bir görmeye.

Hatırla, 16 Mart 1920'de ne oldu? Bu tarihi unutmayacağız. Niye? Çünkü İstanbul işgal oldu ve İstanbul'un işgal edilmesiyle beraber Mustafa Kemal bir genelge yayınladı. Çünkü İtilaf devletleri bir genelge yayınlayıp İstanbul'un geçici olduğunu, Mustafa Kemal kalıcı bir işgal olduğunu zaten biliyor, bir asker olarak. Ve hemen dedi ki, "Amacım padişah ve hilafet makamını düştüğü bu durumdan kurtarmaktır." dedi. Kaçabilen mebusların Ankara'ya doğru gelmesini istedi ki öyle kaçmak da kolay değil. İstanbul her yeri tutulmuş. Burada bir, özellikle Üsküdar'da ve Fatih'te bir Özbek tekkesi var arkadaşlar. Günümüzde de var bu arada. Bu tekke inanılmaz derecede gizli hareket yaparak mebusları Ankara'ya doğru çıkartmıştır. Özellikle önce İstanbul'dan dışarı çıkartmak mesele. Çünkü her yer tutulmuş. Özellikle Üsküdar üzerinden önce bu tarafa doğru, ardından değerli arkadaşlar, bazı kaynaklar Bolu Gerede üzerinden normal klasik, bazı kaynaklar eski Bursa, Eskişehir ve Ankara. Bazıları hatta çok ilginçtir, oradan eee gemiye biniyor. Gemiden Antalya'ya geliyor, Mersin'e geliyor. Oradan da yukarı Adana'dan Ankara'ya geliyor. Bir Ankara'ya varış hesap ediyor. Ankara'ya varış öyle kolay olmadı. Osmanlı zaten tutuklananlar gitti Malta'ya sürüldü. Biz geri kalanların hepsini Ankara'ya çağırdık. Şimdi Ankara'ya çağırıyor. Mustafa Kemal de kendisi Keçiören'de kalıyor. Anlattım. E tamam da Mustafa Kemal şimdi kafada bir meclis oluşacak. Var ama bu meclis için iki tane formülü var. Bir, ya çok kısa süre içinde bir seçim. İki, Osmanlı Mebusan Meclisi'nden gelebilen milletvekilleri.

Şimdi ne yapacak biliyor musunuz? Normalde Osmanlı Mebusan Meclisi'nden komple gelseydi, belki de ismi Osmanlı Mebusan Meclisi'nin devamı gibi gene Osmanlı Mebusan Meclisi olacaktı. Ama öyle olmadı. Mustafa Kemal ülkeyi 66 parçaya böldü. Ne demek böldü? Seçim bölgesine böldü. Böylelikle her bir seçim bölgesinden de kaç kişi istedi? 5. Yapayım bana. 66 x 5. Merve >> Ya 330 yapar. Ben çarptım da öyle geldim. Yok. [kahkaha] Şu an ben de çarpamazdım. Evet. 66 x 5 ne yapıyormuş? 330. Neyi anlatmaya çalışıyorum size? 1. TBMM'nin normalde açıldığı 23 Nisan 1920'de 330 milletvekili bekleniyor. Normali bu. Ama açıldığında göreceğiz ki 115 kişi var. Yani üçte biri gelmiş. Lan nerede bu üçte ikisi? Bir, ulaşım ve haberleşme güçlüğünden dolayı o gün katılamayıp sonra katılanlar. İki, seçildiği halde ölenler. Mesela 4 milletvekili seçilmesine rağmen vefat etmiştir. Üç, İtilaf devletlerinin engellemesi sebebiyle bir kaçış yeri bulup da gelemeyenler. Dört, dikkat buraya. Aynı anda komutanlar da milletvekili seçilebildiğinden dolayı nasıl gelecek Erzurum'dan Kazım Karabekir Ankara'ya? Kendisi milletvekilidir ama kendisi gelebiliyor mu? Gelemiyor. Birçok yerden milletvekili seçimi yapıldı. Mesela Fevzi Çakmak Kozan'dan milletvekili seçildi. Mesela birçok kişi Edirne'den seçildi. Mesela Kazım Karabekir Edirne'den milletvekili. Bak Erzurum zannederiz ama halbuki Edirne'den milletvekili seçildi. Mustafa Kemal nereden seçildi? Tabii ki Ankara'dan seçildi.

Şimdi burada önce bir Mebusan Meclisi'nden gelenleri alacağız. 66 seçim bölgesinden gelenleri alacağız. Ona rağmen toplamda ilk açılış günü kaç kişi var? 115 kişi var. Tabii öyle kolay olmadı, onu da söyleyeyim. Sonuçta bir meclis açılması için bir binaya ihtiyaç var. 1916 tarihinde Enver Paşa aslında bu, bugün Ankara Ulus'a ziyaret ettiniz. Bu arada Ulus'ta iki tane TBMM var. İnsanlar yanlış gidiyor. Aşağıdaki ikinci TBMM'dir. Yukarıdaki 1. TBMM. Eee, burada İttihat Terakki'nin bir kulübü var. Kulüp yani lokal arkadaşlar. Burası inşaatı başlamış ama hem I. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla beraber hem ödenek yoksunluğundan bitirilememiş. Mustafa Kemal'e dediler ki, "Paşam, burayı meclis yapalım." Tamam dedi. O da şöyle kafasını kaldırdı. Mustafa Kemal, "Kiremit yok. Kiremit yani yağmur yağsa bir, hepsi içeride. Lamba yok, sıra yok." Ya öyle kazanıldı da bu zafer nasıl kazanıldı? Sen bugünkü meclisteki olanakları görüyorsunuz değil mi milletvekillerine? Şimdi onlar da milletvekiliydi, bunlar da milletvekili. Adamın dişinin implantına kadar düşünüyorlar. Vay anam vay. Öyle milletvekili olmuyor. Ben de milletvekili olurum. Ne var ki milletvekili olmakta? Mesele 1. TBMM'de milletvekili olmakta. Niye? E çünkü vatan işgal altında. Büyük sorumluluk içine giriyorsun. İstanbul hükümetine, hatta padişaha ve İtilaf devletlerine baş kaldırıyorsun kardeşim. Hadi bakayım kaldır da görüyorum. Birinci dev o yüzden çok kutsal. Her fikirden adam var. Herkes, din adamı var, çiftçi var, öğretmen var, öğrenci var, hukuk avukat mezunları var, akademisyenler var, asker var. Vasıf toplumun tüm tabakalarında adam var. Çok karmakarışık bir yapı gibi gözüküyor. Tek bir amaç var. Vatanın kurtuluşunu sağlamak. Başka bir amaçları yok ki.

Ben de 1. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bana hediye edilmiş bir eee şeyi var. Merve. Hatta dersin en sonunda da göstereyim. Bir tem açılıyor. Milletvekillerine diyorlar ki, "Bu meclisten beklentin ne? Vatan için beklentin ne?" Herkes kısa kısa yazmış. Şimdi diyor ki, "Şu gözlerim yani görürken ölmeden şu vatanın kurtuluşunu görmek." Tek amaçlı. Ve bu cümle oraya katılan nerdeyse bütün milletvekilleri tarafından hep aynı şekilde yazılmış. Ne demek bu? Amaç tek. Farklı düşünce, farklı yapı, farklı işte üniversite mezunu var, medrese mezunu var, hoca da var, din adamları da var. Ama meclisin tek bir amacı var. O da ne? Tabii ki vatanın kurtuluşunu sağlamak. Ulusal bağımsızlığı sağlamak. Bunu yaparken ulusal egemenlikte yapıyorlar farkında olmadan.

Şimdi nasıl oluyor? İttihat Terakki'nin kulüp binasına girip Mustafa Kemal incelemelerden sonra önce Ulucanlar'da, Ankara Ulucanlılar'da bir ilkokuldan sıra getirdiler. Bir daha söyleyeyim. İlkokuldan ders sıraları getirildi. Evet. Küçücük. >> Evet. Evet. İki, bir kahvehaneden gaz lambası aldılar. O kahvehanede normal tekli değil de hani bugünkü kandil gibi düşünelim. Şöyle büyük camilerde gördüğümüz tek aydınlatma. Öyle bir şey getirdiler. Ne derler ona? Eee, lamba getirdiler. Yetmedi kiremit. Ankara halkından rica ettiler. Ankara halkı bulabildiğinde kiremit buldu. Bulamadı. Kendi çatısından söküp de getirdi. Hadi bakın kaçınız kendi çatınızdan söküp de getirebiliriz. İşte o günün atmosferi adama her şeyi yaptırıyor vatandaşlar. O yüzden şimdiki kıyasla, o dönemin kıyasla şöyle bakıyorum. 1. TBMM'de gerçekten büyük bir mücadele verilmiş. Bir, önce 115 kişi katıldı doğru ama ileride 23 Nisan 1920'de TBMM'nin açılışına yetişemeyen birçok mebus e atıyorum 5 gün sonra geldi, 10 gün sonra geldi. Sayı bir ara 330'a kadar çıktı. E 330'a kadar çıkınca da hatta bazı kad çıkıyor. Nerede yatacak bu kadar adam? He nerede yatıracaklar? Bir, Ankaralılar evlerini aldı, yatırdı. Bazıları mecliste bir yer açıldı, yer yatağı yapıldı, yapıldı. Bazıları çift kişilik ranzalarda yattı. Bu adamlar general. Bazıları değerli arkadaşlarım Mustafa Kemal meteorolojinin karşısında çoban mektebinde yatırdı haldediler falan. Kadınlar da geliyor. Sadece milletvekili o zaman kadın yok ama kadınlar da milletvekilleri yani eşleri geliyor. Nerede yatıracak? Arkadaşlar büyük bir mücadele verilmiştir ve ülkenin her yerinde seçim yapılamadı ki. Çünkü her yerinde 14 tane, 15 tane direkt işgal var. E nasıl gelecekler? İşte o yüzden sana bir gün neden meclis 330 kişi beklerken 115, yani neredeyse üçte biri kişi açıldı? Sebepleri bunlar.

E şimdi Mustafa Kemal diyor ki, "E diyorlar efendim, biz bir şey açacağız ama bunun ismi ne?" Bazıları diyor ki, "Mebusan Meclisi yani eski Osmanlı Mebusan Meclisi gibi ismi Mebusan Meclisi olsun." Bazıları Kur'an'da geçtiği için "Milli Şura, diğer adıyla Şura-i Millet olsun." Bazıları diyor ki, "Efendim diyorlar, kurultay olsun." Bak, bazıları diyor ki, "Meclis-i Kebir-i Milli" yani günümüzdeki aslında büyük millet meclisi olsun. Bazısı diyor bunları derken Mustafa Kemal diyor ki, "Meclis-i Müessisan olsun." Oh, müyessisan. Hocam duyduk müessese diye bir kelime duyduk Arapçadan. Hani günümüzde kullanan ama müessisan diye bir kelime duymadık. Bu kelimeye zaten halk da çok şey değil. Hani alışık bir kelime değil. Çünkü bu ne biliyor musunuz? Bu atıyorum 1789 Fransız İhtilali yaşayan veya farklı ülkelerde ihtilal yaşayan Macar İhtilali, Leh İhtilalleri gibi ihtilallerde veya İsveç İhtilali kurucu meclislere verilen isimdir. Bizdeki Arapça ismi müyessesiyandır. Onlar da kurucu meclis diye geçer. Eee, Mustafa Kemal meclis-i müessese dedi. Hemen Kazım Karabekir falan karşı çıktı. Neden? Bir, halk alışık değil. İki, lan biz yepyeni bir kurucu meclis demek, yeni bir devlet kurdum demek. Yeni bir devlet kurduğunu söylersen saltanat hilafet yanına nasıl gelsin yanına? Yepyeni bir devlet kuruyorsun. Arkadaşlar, biz Türkiye devletinin hani evet ismini meclis-i müessese'nin direkt adıyla kurucu meclis kurmasak da adını öyle koymasak da çünkü adı ne oldu? Büyük Millet Meclisi oldu. BM Türkiye adı 9,5 ay sonra eklenmiştir. Hani biz ilk başlarda adımız Büyük Millet Meclisi ve olağanüstü yetkilere sahip bir meclis ifadesiyle açılmıştır. Ama Türkiye lafzını öne 9,5 ay sonra koyabilir. Bazı sebepleri var. Hemen konulmadı.

Tabii ki bu noktada da şunu da söylemekle lazım. Eee, Mustafa Kemal Ankara'dan milletvekili seçildi. Tabii şimdi meclis açıldı. 23 Nisan günü normalde 22'sinde açılacaktı bu arada Perşembe günü ama Dürrizade Abdullah Efendi diye Şeyhülislam geldi oraya bir fetva yayınladı. 5 madde, 5 sual diye. Fetvalar öyle yayınlanıyor. Sual soruyor. Efendim, böyle padişaha, saltanata, hilafete baş kaldıranlar asi sayılır mı? İşte asi sayılır. Peki asi sayılırlarsa bunların katledilmesi vacip mi? Allah katında bilir ki vaciptir. Böyle beş soru, beş cevap. Ne demek istiyor? Kuvay-i Milliyecilerin ve Mustafa Kemal. O zamanlar Mustafa Kemal yanlarına artık yavaş yavaş İtilaf devletleri de Kemalci veya Kemalist lakapları takmaya başladılar. Kemal'in yeri, Kemalciler veya Kemalist lakapları İtilaf devletleri tarafından Mustafa Kemal'e ve onun yanlılarına verilmeye başlanmıştır. Burada özellikle Dürrizade Abdullah Efendi'nin o fetvası çok önemlidir. Çünkü o fetva ile beraber bir, o fetvalar İngiliz uçaklarıyla Anadolu'nun her yerine dağıtıldı. İki, fetva bütün cuma namazlarında okundu. Üç, herkes Mustafa Kemal ve tayfasının padişah ve hilafete karşı olduğunu düşündü. O zaman Mustafa Kemal ne yapmalı? Padişah ve hilafet yanlarının bu meclisin ona karşı olmadığını, işgalcilere karşı kurulduğunu bir şekilde anlatması lazım. Bu bir. İki, bu meclisin özellikle özellikle dine karşı olmadığını zaten 1921 anayasasında da göreceksiniz. Eee, laik bir anayasa değil. Olmadığını belirtmesi lazım. Çünkü Türkiye'nin her yerinde isyan çıkıyor. Bolu'da, Gerede'de, Düzce'de efendim Koçgili isyanı, öbür tarafta her yerde isyan var. Şimdi bu isyanlarda bu fetvaların etkisi çok fazla. Mustafa Kemal bunu bildiği için özellikle Ankara Müftüsü Börekçizade eee şey Rıfat Efendi yani Rıfat Börekçi eee soyadı kanunu aldıktan sonra o da karşı bir fetva yayınlanacak. Fetvalar savaşı var. İşte bu noktada Mustafa Kemal eee 22 Nisan Perşembe günü açılacak olan meclisi 23 Nisan Cumaya çekmiştir. Neden? Uyardılar, "Paşam zaten bak bu taraftan adamlar dinden vuruyor seni. Sen bir de niye Perşembe açıyorsun ki? Yap Cuma. Cuma namazı Hacı Bayram'da kılalım. Peygamber Efendimizin sakalı şerifi, hırka-ı şerifi ve sancak-ı şerifi çıkaralım. Hacı Bayram'dan yürüyelim. Neyse kalabalıkla Buhari okunsun, Kur'an hatim edilsin. Meclisin önünde bir kurban keselim. Açılışımızı duayla yapalım." dediler. Mustafa Kemal de hay dedi. Bunun üzerine meclis 23 Nisan'da açılmıştır. Cuma namazı kılınmıştır. Önce orada toplanıldı, sonra cumaya gidildi, sonra cumadan tekrardan geri gelin. Birinci TBMM'nin açılış fotoğraflarına bakın bakalım. Mustafa Kemal yan taraftaki evet. Herkesle beraber dua edilerek açılmıştır. Tabii açılış konuşması bir gelenek itibariyle en yaşlı üye tarafından yapılır. En yaşlı üye de 75 yaşındadır. Sinop milletvekili Şerif Bey'dir. Şerif Bey kürsüye çıkar, durumu anlatır, vaziyeti anlatır ülkenin. En sona da değerli arkadaşlarım bu meclisin başarılı olması için Tanrı'ya dua eder. Metin budur. Araçan arkadaşlar bakalım. Konuşma bittikten sonra iner. İndikten sonra tekrar Mustafa Kemal çıkar. Neden açıldığı ilgili Mondros'tan bu zamana kadar olaylar anlatır. Olayları anlattıktan sonra 23 Nisan günü kalabalık biter. Yani açılış yapıldı. Ama bundan sonra meclisle alakalı şunun yapılması lazım. Bir, bu meclisin başkanı kim olacak? İki, meclis başkanı yapılacaksa hükümet kurulacak mı? Üç, yasama ve yürütme ayrı ayrı mı olacak? Bak bunların hepsi sorun. İşte ondan bir gün sonra yani 24 Nisan'da 1 numaralı kararlar alınmıştı. Bakın oraya tahtayı da yazdım. 1 numaralı kararlar. Ne? İşte o bir numaralı kararlarla beraber artık hükümet biçimleri kuruyor. O yüzden artık şu safsatadan şu Türk gençliği, şu milletimiz bir kurtulsun. Türkiye devleti, bak cumhuriyet demiyorum. Cumhuriyet rejimin adıdır. Türkiye devleti'nin kuruluş tarihi 23 Nisan 1920'dir arkadaşlar. Bizim devletimiz 23 Nisan 1920'de kurulmuştur. 23'te değil. 23'te sadece rejim değişmiştir. Peki o zaman rejim değişikliğine bağlı devletin kuruluşunu ki yıllarca memlekette böyle öğrettiler. Hala böyle öğretiyorlar. Y arkadaş, hangi ülkede yaşıyorsunuz ya? Tarihçiler, sosyal bilgiler öğretmenleri bu çocuklar nasıl YGS'den gelip de hala bu ülkenin kuruluşunu 29 Ekim 1923 zannediyor ya? 3 seneyi ne yapacaksın 3 sene? Devlet yok mu orada? TBMM Temsilciler Kurulu'nun görevi sona ermedi mi? Yasama, yürütme, hükümet yok mu? İstiklal mahkemeleri ya da yargı gücü yok mu? Meclis başkanı yok mu? E siz nasıl devlet kurulma? Sen istiyorsun ki yani normal şartlarda o kurucu ifadesi kullansın. Lan bu da kurucu. Yeni bir ordu kurdu, yeni yasalar yaptı, yeni bir devlet kurdu. O yüzden kurucu bir meclis üyelerinin hepsini seçimle yaptı ki daha evvelden Osmanlı Mebusan Meclisi'nden seçilenleri ayrı bir seçim yapmadı. Ulus egemenliğine saygı. Daha evvelden seçildi bu adam dedi. O yüzden TBMM'ye onlarınkini direkt saydı. Yani onları bir daha seçim bölgesine adam zaten bir ayda geldi İstanbul'dan Ankara'ya. Yetişemeyen o kadar çok kişi vardı ki. Demokratik bir meclistir. İtilaf devletlerine baş kaldırmıştır. Yeni bir devlet kurmuştur. O yüzden ihtilalcıdır. 20'den 23'e kadar olan bütün savaşları Batı cephesinde, doğu ve güneyde yönetmiştir. O yüzden savaş meclisidir. Yasama ve yürütme organlarını birleştirmiş, hızlı karar alabilmek için meclis hükümeti sistemi ile beraber farklı bir sistem kullanmış. Bu meclis yasama ve yürütmeyi, yargıyı kendi elinde toplamış olağanüstü bir meclistir. Bu meclis değerli arkadaşlarım hiç azınlık milletvekili yoktur. Bu arada dikkat, mebus seçimlerinde şöyle bir şartımız yok. Azınlık milletvekili giremez diye bir şart koymadık. Ya Mustafa Kemal ve şeyi o kadar belli ki yani hangi azınlık girecek oraya? Ermeni ben girsem ne yapacak? Girer mi seçimlere? Girmedi. Ermeniye kim oy verecek? Rum'a kim oy verecek? Ya o yüzden azınlıklara evet. Yani usulde hani usulde Merve hani girebilirsin seçimlere dedim ama hiçbir azınlık tabii ki girmedi. Lan her gün azınlık milletvekili tokatlardık herhalde. Doğru mu oğlum? Sizinkiler böyle yaptı, adam girer mi oraya? O yüzden hiç azınlık milletvekili yoktur. Ulusçu bir meclistir. Sadece bizim milletimizin evlatları vardır.

Bu meclis çok farklı bir yapıda kurulmuştur. Çünkü günümüzde kullandığımız eski cumhurbaşkanlık sisteminden önce kullandığımız başbakanlık sistemi vardı. Hatırlayalım. İnsanlar gidiyordu oy atıyordu. Oy attıktan sonra en yüksek alan partinin başkanı eğer şeyse cumhurbaşkanı ona şey veriyorsa hükümeti kuruyordu. Hükümeti kurduktan sonra o başbakan istediği bakanı ne yapabiliyordu? İster seçimle gelsin ister gelmesin fark etmez. Atayarak başlıyordu göreve. Arkadaşlar meclis hükümeti sistemi böyle değil. Meclisin içinden bir kişi meclis başkanı oldu. Diyelim ki mecliste 115 milletvekili var. Oylama yapıldı. Mustafa Kemal Meclis Başkanı oldu. Demek ki 1. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı kim? Mustafa Kemal. Peki ben Mustafa Kemal'im. Ben ayrıca seçilecek olan hükümetin de başkanıyım. Yani başbakanım. O zaman başbakanlık diye bir şey yok. Meclis başkanı hem yasamanın başı hem yürütmenin başıdır. Peki Cumhurbaşkanı diye bir şey var mı? Yok. Çünkü biz cumhuriyet rejimine geçmedik ki arkadaşlar. Bunlar cumhuriyet rejiminde gözükür. O zaman meclis hükümeti sistemi hızlı kararlar alabilmek için böyle bir sistem geliştirmiştir. Bakın şimdi nasıl yaptım? Meclis başkanı oldum. Direkt zaten hükümetin de başkanıyım. Yani günümüzdeki adıyla başbakanım. Hemen ama burada sıkıntı şu. Atama yok. Meclisin içinden tek oylamayla bakan seçiliyor. Şimdi hepinize sorun. 1. TBMM'de 1920, 24 Nisan 1920, işte 5 Mayıs'ta hükümet kurulacak. Bundan 9 gün sonra hükümet kurulacak. 10 gün sonra. Peki bir şey söyleyeceğim. Mustafa Kemal elini kaldırıyor. Diyor ki, "Sağlık Bakanı, Sıhhiye ve İçtimai Muavenet Bakanlığı diye geçer. Sıhhiye Bakanı olmak isteyen var mı?" Bir Allah'ın kulu elini kaldırmıyor. Biliyorsun korkudan değil, sorumluluktan. Çok işi zor çünkü. Anladınız mı? Şimdi şimdi bak 2023 arasında savaş yapıldığından dolayı artık sorumluluk bu mecliste. O yüzden Mustafa Kemal ilk o hükümeti oluştururken çok zorluk çekmiştir. Kimse olmak istemiyor. Peki mantık düşünelim. 1. TBMM'de kimse milletvekili olmak istemezken düşünün savaşlar bitmiş. Biz kazanmışız, Lozan'ı imzalamışız. 2. TBMM kurulmuş. Mustafa Kemal diyor ki, "Arkadaşlar diyor, aranızda Sıhhiye Bakanı olmak isteyen var mı?" Yani sağlık bakanı. Arkadaşlar 300 milletvekili varsa 300 el kaldırır ki doktor olmasının falan bir önemi yok Merve. Hiçbir önemi yok. Adam yeter ki bakan olayım çünkü o sorumluluk bitmiş, savaş bitmiş. Anladınız mı? Bugün milletvekili olmak ne kadar kolay. Vallahi çok kolay. Yani şu anlamda kolay. Tabii ki parti seçiyor seni, gidiyorsun aday adayı oluyorsun, bilmem ne, o kadar para harcıyorsun, bilmem ne. Sonra bir şekilde bir milletvekili oluyorsun. Bak düşünebiliyor musun? O zamanlarda adam milletvekili olmasına rağmen içinden bir bakan seçilmesine rağmen öyle kolay olmamıştır. O yüzden öğrencilerimizin en çok yanıldığı nokta şudur. 20 ile 23 arası var ya. Atıyorum Milli Eğitim Bakanlığı 4 kere el değiştirmiştir. Efendim İktisat Bakanlığı 3 kere el değiştirmiştir. Bak 2023 arası. Niye biliyor musun? Görevi yapamıyor adam. Ya cepheye gitmek zorunda kalıyor ya farklı hastalıklar ortaya çıkıyor, stresi kaldıramıyor, "Ben istifa etmek istiyorum" diyor. Mustafa Kemal'i engelliyor. Çok zor. O yüzden 1920'de seçilen hani şunlar var ya ilk defa seçilenler ama bunların çoğu birbirleriyle hep yer değiştirecek. Ondan sonra niye hep İsmet İnönü var? İşte niye hep Fevzi Çakmak var? Niye oğlum? Yok yok lan adam elini kaldırmıyor ya. Adam doktor atıyor, plastik cerrah sallıyor. Türkiye'nin de o zamanlar için çok önemli birisi. Bu adamın ne olması bekledi? Normalde sağlık bakanı oluyor mu? Olmuyor işte. Anladınız mı? Bu sınıf başkanı seçmeye benzemez. Koca memlekette bakan oluyorsun. Ve mantıken İstanbul hükümetine karşı gayrimeşru bir bakanlık bu. Çünkü Anadolu'da artık iki devlet var. Biri İstanbul hükümeti yani Osmanlı Devleti, biri Türkiye Devleti. O yüzden artık Anadolu'da çift yapı var. Şimdi hatırlayın bakın. Şimdi İstanbul, Ankara'da ben Bolu'dayım. Bolu'da Nazımla kime uyacağım ya? Bir taraftan adam fetva veriyor, o taraftan Kemalcileri yok edin. Bu taraftan oraya fetva veriyor, asıl sizi yok etmek lazım. Bizim amacımız padişah ve hilafeti düştüğü bu durumdan kurtarmak. Asıl biz asi değiliz. Siz İngiltere'ye destek verin. İki tarafta kalırsın. Düşünsene. İki taraftan fetva geliyor sana. O yüzden memlekette inanılmaz derecede ne olmuştur değerli arkadaşlarım? 1. İnönü Savaşı kazanana kadar gerçekten çok zor günler geçirmişti. Çünkü kafa karışık. Aga bu tarafa mı destek vereyim? Padişaha mı destek vereyim? Damat Ferit'e mi destek vereyim? Mustafa Kemal'e mi destek vereyim? Halk bölünmüştür. Ne zaman? Birinci İnönü'ye kadar. Niye? Birinci İnönü'de düzenli olduğu ilk zaferini kazanınca o bütün sorunlar giderilmiştir. Kafadaki sorunlar. Bütün meseleyi anladık mı? O yüzden 1. TBMM'de bir açıldığında düşünülen isimler, iki genel özellikleri, üç TBMM'nin içinde mesela particilik yoktur. Onu söylemedik. Particilik parti olursa ne olur? Merve >> Bugünkü partiler olsa ne olur? Biz var bir tane karar alamayız. Vallahi karar alamayız. Sen bunu dediğinde o dedi de onu. O olmaz. Düzenli ordu kuranamayız. Vallahi diyorum bak. Şaka değil. Evet. Herkesin niyeti iyi olsa da yapamayabilirsin. Çünkü herkes vatanın önceliğinden ziyade belki de partisini veya parti başkanı ne karar verirse milletvekili de o şekilde karar veriyor. Grup toplantıları oluyor görüyorsun. Grup toplantısı ne demek? Başkan bir şey söyle. O grup ayağa kalkar alkışlar. Başkan bir şey söyle. Atıyorum sus der. Susar. Çünkü grup kararlarında başkan ne derse olur. Şimdi buradaki milletvekilleri öyle diyor ki, "Hayır hayır" diyorlar. Mustafa Kemal'e, "Sen bu işe karışma" diyorlar. "Sen meclis başkanısın, yerinde otur" diyor. Neler var öyle kolay olmadı? 1920-1923 arasındaki tüm tutanaklar var bende. Meclisin aldığı kararlar var. Meclisin içindeki yapılanmayı çok iyi biliyorum. Mustafa Kemal'e çok ciddi muhalefet vardı. Öyle düşünürüz gibi falan değil arkadaşlar. Ya oldu da nasıl oldu? Şimdi arayı anlatılmayınca bu TBMM binasını sen şimdi Ankara Ulus'a geldiğin zaman ziyaret ediyorsun değil mi? İşte bal mumundan heykeller yapılmış. Ne kadar hoşuna gidiyor. Ne kadar hoşunuza gidiyor. Ama hoşumuza giden şey bugün bizim ziyaret edemeyeceğimiz bir yer de olabilirdi. Allah'a şükürler olsun ki şu vatan evlatlarının hepsi mücadele etti de gerçekten şu vatan bize bırakıldı. Yani bu da büyük olaydır yani. Evet. Gönül isterdi Musul'u alalım, petrolden yararlanalım. Gönül isterdi ki Filistin'i hiçbir bırakmayalım. O bölgelerde bugün bugün bu katliam olmayacaktı. Gönül isterdi ki Kudüs, Mekke, Medine bizim olsaydı. Gönül isterdi ki değerli arkadaşlarım hacca bak hac lan 9 sene oldu hala çıkmadı. >> Atanamayan hacıyım ya. Vallahi diyorum ya 9 sene kardeşim. Düşünebiliyorsun buradan trene binip Ankara'dan hızlı trenle hacca gitmek. Keşke olsun istemez miydin? Batı Trakya, Gümülcine, Selanik efendim orada bizim olsun istemez miydi? Biz de isterdik ama senin aşağı güneyden İngiliz girmiş Fransız'la beraber. Yanına da Ermeni almış. Doğuda gene Ermeni var. Batıda Yunan ilhak etmek istiyor. Eskişehir, Aydın, Bilecik her yer yakılmış. Zulüm altında. Aydın'ın dağlarında artık insanlar yaşamaya başlamış. Aydın merkez boşaltılmış. Bu arada Aydın vilayettir. Onun merkezi İzmir'dir. Esen İzmir diye bir şey yok. Aydın'a bağlıdır orası. Eee, Manisa kül olmuş. Kül olmuş ya. E böylelikten bunu kurtarınca ya Rabbi şükür diyorsun. Ama eskiden Osmanlı Devleti'nin egemen olduğu bölgeleri düşündüğünde o zaman da üzülüyorsun. Bak şimdi burada öğrencinin şu ayrımı yapması lazım. Arkadaşlar Osmanlı'yı sizin kadar ben de çok seviyorum. Bu benim kendi tarihim. Ben zaten hiç tarih ayırmam biliyorsun. Uygur'u da severim, Göktürk'ü de severim, Osmanlı'yı severim, İnkılabı da ama şu arası sanki sizde yok gibi. Yani Dünya Savaşı'nı kaybettiğimizi herhalde unutuyorsunuz. 30 Ekim 1918'i imzaladığımız Mondros'u unutuyorsunuz. Ve sonradan başlayan işgalleri unutuyorsunuz. Sonradan bu toprak parçası genişletilince biz bugünü o günlerden hesap ederek iyi ki var oldu diyoruz. Yoksa diğer türlü ben de üzülüyorum o bölgeler gitti diye. Bak vizeyle gittiğimiz yerlere ki bazen vize bile vermiyorlar biliyorsun. Oralara siz bizler böyle gidecektik. Kim istemez ya? Kim istemez umre geliriz, hac geliriz Türkiye'ye yakışır. Kim istemez Kudüs gibi bir yerin bizim olmaz? Ama bir de hayatın gerçekleri var. Bugün adam diyor, "E hocam" diyor, "Musul" diyor, "Musul'u niye alamadı diyor." "He oğlum Musul'u niye alamadı diyorum da Musul Mondros'tan 3 gün sonra işgal edilmiş. O günün ulaşım, teknoloji, silah şapak silah var bizim elimizde. Eski tüfek adamlardan girişmiş silahlar. Bugün bile Türkiye Cumhuriyeti'nde bakın o kadar imkan, o kadar yazılım, o kadar mühendis yetiştiriyoruz değil mi? Savunma sanayide belli bir yere gidiyoruz ama kolay olmuyor. Sen yaparken elin adamı da boş durmuyor. O da yapıyor. O da yapıyor. Görüyorsunuz haberlerde uçak alacağız diye canımız çıkıyor. Bazı uçakları vermiyorlar. E çünkü Türk mühendisleri ne yapıyor? Hemen uçakları alıyor, inceliyor. Aynısından daha iyisini yapmak için. Onlar da bilmiyor mu bunu? Arkadaşlar tarihin birinci kuralı o günlerde olayı değerlendirmektir. Yoksa öyle bizim hiç kimseden vazgeçtiğimiz Araplara bizle birleşmeyeceklerini o kadar iyi biliyorduk ki. Evet, Arapların hepsi isyan etmemiştir. Doğru. Ama isyan eden Araplar da isyan etmeyenleri de ileride etkilemiştir. Halifeliğin kendilerine ve Kureyş'e ait olduğunu ve İngilizlerin özellikle halifeliği çok ciddi kullandığını bilin. Arap olmayınca Osmanlı'nın bir döneminden itibaren siz olaylara bakıyorsunuz. Lütfen olayları Balkan Savaşları'ndan sonrasındaki 12 ve 18 arasına bakmadan bu işi çözemezsiniz. Oraya atlarsan o zaman her şeye üzülürüm. E Arnavut dağa üzüleyim. Bizimdi. Rodos bizimdi. Doğru mu? Kıbrıs tamamı bizimdi. Doğru mu? Selanik'ten tut Yankodra'ya bu tarafa geliyorsun. Adalar hepsi bizim adalar denizi. Döndün buraya. Bosna senin, Kosova senin. Eflak dediğin Romanya, Moldova dediğin Boğdan senin. Ben istemez miyim? Türkiye Cumhuriyeti Devletimiz kocaman bir devlet olsa, geliri çok olsa, efendim insanlar hiçbiri yoksullukla mücadele etmese ya bugün KPSS'ye hazırlanıyorsunuz mantıken her öğrenci gibi YKS alışkanlığı her kitabı aynı anda almaya kalkıyorsunuz değil mi? Bir yekün çıkıyor size ve bu yeküne karşı biliyorum hepinizin bu yekünü ödeyemiyorsunuz arkadaşlar. Kiminiz fotokopi çektirmek zorunda kalıyorsunuz. Bak bu bir kitap alınamayan zamanlardayız artık. Doğru mu? Bir kitap alamıyoruz ya. Ya fotokopi çektiriyoruz ya işte bilmiyorum Telegram kanallarından buluyoruz, bilmem ne yapıyoruz. Yapmak zorunda kalıyoruz. Bazı şeyleri insanoğlu keyfiyetinden yapmaz, zorunluluktan yapar. O yüzden tarihte biz istemez miyiz bir ton gelir bizim olsun? Ben çok isterdim vallahi. Lan 9 seneden beri hac bekliyorum diyorum sahaya. [kahkaha] >> Evet. Ben şimdi Ankara'dan düşünsene. Kesin yapılırdı yani. Zaten yapıldı Abdülhamit zamanında. E oraya kadar Ankara'dan bir biniyorsun Merve gittiğim git yap hacı ol gel. Kim istemez bu dini mutasip ailelerin veya gitmek isteyenler için söylüyorum ya. Bugün ha tamam umreye gidebiliyorsun onda bir şey yok ama hac dediğin şey başka. Üç semavi dinin özellikle buluştuğu yer inanılmaz bir yer. E bakıyorsun Suriye'de Şam, Halep inanılmaz yer. Gezdiğim için söylüyorum. Evet. Balkanlar apayrı yerler. Kim istemez ya? Kim istemez arkadaşlar? Ama bir de gerçekler var. Ha bu dünyada her şey olur. İki gün sonra bir devlet seninle birleşmek ister. Halk oyu ister. Halk oylaması ister. Bir gün birisi zorunda kalır. Senin egemenliğin altına girmek ister. Bunlar olmayacak şeyler değildir. Ama bunun için önce bizim eskiye özlemimizi giderebilmek için önce biz düzeleceğiz. Biz he tarih bilmiyoruz. Tarihten geçmişimizden güç almıyoruz. Atamızın bir kısmını atıp diğerini saymıyoruz. Böyle bir anlayışta tarihçilik olur mu? Size söylüyorum. Cumhuriyete söven tarihçi olamaz. Tamam. Osmanlı'ya söven de olamaz. Her zaman her şeyin koşulları var. Ama ben sorunu map'te görüyorum. Ben size hep söyledim. Sen Osmanlı'daki kardeş katlini tek Osmanlı'da zannedip Osmanlı'ya okutursan sanki diğer hanedanlıklarda veya diğer devletlerde yok dersen ya da anlatmazsan çocuk öyle bilmezse ne biliyor? Vay Osmanlı kardeşini kes. Lan kim kardeşini keser? Bir düşün bakayım. Kim oğlunu öldürmek ister? Dikkatli düşünün. Sağlıklı bir insan olarak düşün. Ama sen öbür tarafları hiç anlatmıyorsun. Çin'de millet birbirini kesiyor. Anlatmıyorsun. Bizans'ta iki tane hanedanlık var. Her gün birbirini öldürüyor. Çocuklara zehir içip öldürüyorlar. Hiç orayı anlatmıyorsun. E anlatmazsan o zaman çocuk kıyaslamayı yapamıyor. Evet. O günün şartlarına bugünkü gün bak açısından baksan hepsi cani. Doğru mu? Bu ne lan? İnsan kardeşini oğlu öldürüyor mu diyorsun? Ama o günün şartlarına baksan hepsi devletin bekası için yaptım diyor. Kime şey yapacaksın? Bugünden bakamıyorsun. İşte o günün şartlarına bakabiliyorsun. O gün kölelik dünyada çok şeydi yani normaldi. Bugün siz düşünsenize bir köle pazarı olduğunu ne yapardınız? Gider miydi eliniz gidip köle almaya? İnsan vicdanına yetiştiremezdin değil mi? Ha modern kölelik var şimdi onun şeyi geçti de. Doğru mu? Modern kölelik var da hani normal öyle bir şey değil mi? Zincirlerle bağlı düşünemiyorsun. Sana para verilip satın alıyor. Ne kadar zor. O yüzden bu dönemleri anlamak için 121 arasını okumayan birisiyle asla tartışmam. Bu cehalettir. O zaman ne oluyor? Sen Osmanlı'dan bu tarafa atlayarak geliyorsun. La oğlum atlarsan o zaman anlayamazsın ki olayı. Maraş mücadelesini anlayamazsın. Urfa'yı anlayamazsın. İzmir işgali bana ne dersin? Oradan bana ne? Buradan bana ne? E en sonunda biri sana bana ne der? O yüzden tarih dersini lütfen objektif olarak, ben elimden geldiğince objektif olarak söylüyorum. Ben herkesin her yaptığına, "Oo, çok doğru" diyen bir adam hiçbir zaman olmadı. Ama ben bir kaynaktan okumam. Ben en az 10 kaynaktan okurum. Bak Merve bilir. Hani sağ görüşlü bir tarihçiden de, sol görüşlü bir tarihçiden de, materyalist bir tarihçiden de ve o dönemi yaşamış yabancı bir kaynaktan da muhakkak okurum. Çünkü bir olay dört farklı gözlem bakılıyor olaya. Dört farklı anlatım var. En doğrusunu buluyorsun. O yüzden sizden ricam eğer ileride ki hepiniz fahri tarihçi olacaksınız bu derslerin bitiminde tarihe büyük ilgi duyacaksınız. Tarih romanları ve kitapları okumaya başlayacaksınız ve burada özellikle bir yerden bakmamayı artık öğreneceksiniz. Bakış açınızı değiştireceksiniz. Benim tek derdim bu. Bakış açınızı değiştirmek. Kimseyi sevmek zorunda değilsiniz ama saygı. Saygı bambaşka bir şey. Ben tarihte yaşanan her adama saygı duyuyorum. Hataları vardır. İnsandır. Her olaya bu gözle bakan sizler de bu gözle inşallah bakmayı öğreneceksiniz. Yoksa bu öğrettiklerimizi sınavda yaparsınız arkadaşlar. Mesela sınav değil ki. Size bir ömür kalıcı bir tarih anlayışı getirmeye çalışıyoruz. Benim tek derdim bu. Yani benim bu videolara başlarken 11 sene önce de aynı mantığım vardı ve 11 sene geçti aradan. Hala herhangi bir değişikliğim yok. Evet. Şimdi şu araya bir şey yazmak istiyorum. Artık Türkiye devleti'nin kuruluş tarihinin 23 Nisan 1920 olduğunu, Cumhuriyet rejiminin 23'te geldiğini lütfen artık bilelim. Mikrofon tutulduğunda bir gün sana heh böyle mağaranın içine ışık tutmuş tavşana dönme diye yazıyorum. Bir kere daha söylüyorum. Türkiye devleti, devletimiz hatta değil mi? 23 Nisan 1920'de kurulmuştur. Hah 23'te sadece rejim değişmiştir. Oğlum o zaman rejim değişti de Osmanlı Devleti ilk rejimini 1876'da değiştiriyor. O zaman Osmanlı Devleti'nin kuruluşunu alalım. 1876 yapalım. Fransa'da ihtilal oluyor. Meşrutiyetten cumhuriyete geçiyor. E Fransa'nın o zaman alalım 1789 yapalım tarihini. Olur mu? Bütün mantığı yok ediyorsunuz. Olmaz. Hadi başlayalım. Evet. Açıldığında düşünülen isimler söyle bakalım. >> Kurultay. >> Kurultay. Özellikle Türkçüler bu isim olsun istedi. >> Meclis. Meclis-i Kebir. Büyük meclis zaten hemen hemen bu isim oldu. Evet. >> Millet Meclisi. >> Millet meclisi diyen oldu. Aynı şey. >> Meclis Müessesesi. >> Meclis-i Müessese. Yani bakın bu sınav sorusu. Ben bunu ilk anlattığımda ne zamandı biliyor musun? Eee, şey 2016'daki videolarımda anlattım. 2015'ten 2016'ya çit seneye geçerken meclis-i müessese'nin yen diye anlattım. Öğrencinin teki YouTube'a yorum yaptı. Yok artık dedi ya. Bu kadar da mı olur dedi. 2016 ön lisans sınav soru. Lisansa bile değil. Bak bir daha söyleyeyim. Ön lisansa gelen son benim amcaoğlu girdi ya sınava. >> He, o benim anlattığımdan Türkiye'nin yarısı çoğu bilmiyor. Meclis-i müessese yani kurucu meclis demektir. O ifadeyi kullandırtmıyorlar. Yazalım şuraya bakalım. Mustafa Kemal >> Hı hı. >> Yeni açılacak bu meclis için. >> Mustafa Kemal yeni açılacak bu meclis için. Evet. >> Meclis Müessisan. >> Meclis-i Müessisan aslında. Tam yazımı budur. >> Kurucu meclisini önermiş. >> Evet. Kurucu meclis ismini önermiş. İsmini önermiş. Kabul oldu mu? Hayır. Özellikle Kazım Karabekir çok karşı çıkmıştır. Sebebi de millet anlamaz. Ha bir de bunu açıklamaya uğraşmayalım diye. Bu arada bunlar arasında Şura-i Milli de var. Tamam. O da Kur'an'da geçtiği için böyle bir kelime. Milli Şura. O da vardır. Onu da söyleyeyim. Evet. Kurucu. Niye kurucu? Söyle bakalım. >> Yeni bir devlet ve ordu kurmuş. >> Yeni bir ne kurmuş? >> Ordu. Devlet değil mi? Ordu. Başka var mı? >> Anayasa oluşturması. >> Ve anayasa oluşturması. Bu kurucu olduğunu gösterir. Çıkan sınav sorusudur bu arada. Niye demokratik? >> Üyelerini seçimle belirlemesi. >> Üyelerini seçimle belirlemesi. >> Her türlü fikir tartışılması. >> Ve her türlü fikrin tartışılması buna ne özelliği katmış? Demokratik bir özellik katmış. Niye ihtilalci? >> İstanbul hükümeti ve itilaf devletlerine baş. >> İstanbul hükümeti ve itilaf devletlerine baş kaldırmıştır. Bunun ilk örneği Amasya Genelgesi'dir biliyorsun. O yüzden Amasya Genelgesi ihtilal beyannamesidir. Devam. Niye savaşçı? >> Tüm savaşları bu meclis yap. >> Evet. Tüm savaşlar bu meclis zamanında yapılmıştır. Bu meclis zamanında yapılmıştır. Devam. Niye? Güçler Birliği. Yasama, yürütme, yargı. 1. Buradaki sebep ne? Olağanüstü olduğunu gösterir. Olağanüstü meclislerdeki mesele hızlı karar alabilmektir. Güçler birliği söyle bakalım. >> Yasama, yürütme ve yargı. >> Yasama, yürütme ve yargı meclise mecliste toplanmıştır. Tek elde toplanmıştır. Tekelde toplanmıştır. E hocam hadi yasama, yürütme aynı. Yasama milletvekilleri, o milletvekillerinin içinden bakan arkadaşlar. Mahkemeler de ileride antidemokratik mahkemelerdir. Bunu söyleyeceğim. İstiklal Mahkemeleri. İstiklal Mahkemeleri yine meclisin içinden seçilen milletvekilleri. Anlaşıldı mı? O yüzden yargı gücü de kimin elindedir? Gene meclisindedir. O yüzden biz buna güçler birliği diyoruz. Devam. Olağanüstü. >> Tüm yetkileri kendinde toplaması. >> Aynı şey aslında. Tüm yetkileri kendinde toplaması. Bu bunun yorumu zaten. Devam. Ulusçu. Niye ulusçu? >> Üyelerinin oluşumu. Azınlıklara yer verilmemesi. Tamam. Bütün mesele bu. Meclis Hükümeti yazalım. Meclisin içinden. Dur ben yazayım. Meclisin içinden bir kişi ne seçiliyormuş? >> Meclis başkanı. >> Meclis başkanı seçilir. Önce onu bir yazalım. Seçilir. Bu kişi kurulacak hükümetin de başkanıdır. Kurulacak hükümetin de başkanıdır. Yani o ülkenin neyi oluyor genelde? Hükümetlerde ne olur? Başbakan olur. Ama başbakan diye bir tabir yok. Başbakan da aynı kişi, meclis başkanı da ayrı kişi. Şu an günümüzde nasıl? Meclis başkanı ayrı bir kişi. Başbakanlık kalktı. E Cumhurbaşkanı var. Cumhurbaşkanı ama isteyen arası meclis başkanı ayrı, başbakan ayrı, cumhurbaşkanı ayrıydı. Hatırlayın. Evet. Ha, gelelim buraya. Dur. Şimdi ben bunu yıllardan beri şey olarak anlatıyorum. Eee, eski videoları izleyen arkadaşlar inkılapçı değildir diye anlatıyorum. Nedenini anlatacağım önce. Tabii ben burada herkes inkılap kelimesinin temel manasını düşünüyor ama benim kastettiğim devrimlerdir. Biliyorsun inkılap kelimesi kullanılmaz. Atatürk devrimleridir. Zaten ben mesela lisede okurken de devrim kelimesi kullanılırdı. İnkılap kelimesi kullanmazdım. Harbet. Şimdi burada bir şeye dikkat ettireceğim. Benim kastettiğim inkılap soyadı kanunu gibi, halifeliğin kaldırılması gibi, medeni kanun gibi, kabotaj kanunu gibi. İnkılapçı değildir derken kastettiğim o inkılaplardan bahsediyorum. Yani devrimlerden. Ama genel manada tabii ki Türkiye Bizi devrimcidir. İnkılapçıdır. Zaten bunları yapan inkılapçı değil midir? O yüzden inkılapçı bir meclistir. Burayı karıştırmayın diye onu ayırt edemedik herhalde biz. Öğrenci de anlamadı çünkü sürekli yıllarca soru geldi. Hepsine tek tek de dönemiyoruz. O yüzden dikkat. İnkılapçı bir meclistir. İnkılaptan kastet yani burada devrim değil. Tamam. Çünkü devrimler 23-27 arası çok yoğunlaşacak. O da ikinci TBMM'dir aslında. İnkılapçı bir meclis yazan. Niye? >> Osmanlı. >> Osmanlı Devleti'ne son verip yeni bir devlet kurması. Yeni bir devlet kurması. Lan daha büyük inkılap mı olur? Adam devlet kuruyor. O yüzden bir şey bir şeyin yerine kullanılıyorsa o inkılapçıdır. O zaman 1. TBMM'nin özellikleri bunlardır. Ama 1. TBMM savaş zamanı olduğu için bizim klasik olarak bildiğimiz işte halifeliğin kaldırılma, soyadı kanunu, kılık kıyafet kanunu, şapka kanunu, o kanunlar var ya onlar benim sevme de değildir. Yani buradayken oturup savaş yaparken bir soyadı kanunu niye çıkarsınlar? Sallıyorum. Ona gelmedi sıra. Önce amaç ne? Vatanın bağımsızlığını sağlamak. tane notumuz var. İlk iki notu söyle bakalım. >> TBMM'nin açılış konuşmasını. >> TBMM'nin açılış konuşmasını dikkat. Sinop milletvekili bir sınavda geldi. Sinop milletvekili Şerif Bey yapmıştır. Şerif Bey yapmıştır. Doğru mu? 2. notumuza gelelim. 5 Aralık 1920'de. >> 5 Aralık 1920'de. Evet. >> TBMM ile. >> Evet. >> İstanbul hükümeti temsilcileri. >> Dur onu da bir anlatayım. İstanbul hükümeti temsilcileri. Bekle burada bir dur. Tarihe lütfen bir dikkat edelim.

5 Aralık 1920'yi eee, cumh- şey, TM ne zaman kuruldu? 23 Nisan 1920. Bak bakalım, sayalım. Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık. Kaç? 8 ay sonra.

Şimdi TBM başladı, karar alalım. Düzenli Ordu, istiklal mahkeme. Bunların hepsini birazdan yazacağım. İşte anan vergisi hakkında bir karar aldı. Nisan müzakere, meclis üstüzüğü, meni israfat, sürekli kanun çıkarıyor. Ve bu kanunlar Türkiye geneline hitap ediyor.

İstanbul hükümeti eee ile Mustafa Kemal Bilecik'te görüşüyor arkadaşlar. Bak dikkat. İstanbul hükümeti temsilcileriyle Mustafa Kemal Bilecik'te görüşüyor. Ne olarak görüşüyor? Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanı olarak. Hatta Mustafa Kemal öyle bir tavır takınıyor ki orada, inanamazsınız arkadaşlar. Normalde Mustafa Kemal biliyorsun, ego yapan ego yapıyor. Yani karşı onu ezmek isterse çok daha sertini yapıyor. E ki doğrusu da budur. Burada trenden iniyor İstanbul Hükümet temsilcileri. İyi dinleyin. Trenden indikten sonra diyor ki, kiminle müşerref oluyor? Ya normalde gelenin kim olduğunu bilmiyor Mustafa Kemal. Efendim diyor, da biz işte İstanbul hükümetinin temsilcileriyiz. Şuyuz, bakanız, bakarız. Ha öyle mi diyor? Burada ne var? Mustafa Kemal özellikle İstanbul hükümetini hani karşı karşıya geldiğinde bile tanımama noktasını gösteriyor. Halbuki İstanbul hükümetinin temsilcilerinin Bilecik'te bu görüşmeyi yapmaları ilk defa bir İstanbul hükümetinin TBMM'yi tanıdığını gösterir. Aa, e hocam bu Ali Rıza Paşa değil miydi? [kahkaha] Evet arkadaşlar, Ali Rıza Paşa zamanında temsil heyeti vardı. O yüzden Ali Rıza Paşa zamanında temsil heyeti resmi olarak tanınmıştı, hatırlayın Amasya görüşmelerinde. Artık temsil heyeti yok. TBMM var. TBMM ile İstanbul hükümeti arasındaki ilk diyalog da Bilecik görüşmeleri. Hatta Bilecik görüşmelerinden sonra Mustafa Kemal eee biraz hani onlarla biraz daha yukarıdan bakıyor ya. Sonra bunları trene bindiriyor, Ankara'ya getiriyor. Trene bindir, Ankara'ya getiriyor. Amaç ne? Buradaki temsilcilerin de artık Anadolu ihtilaline destek verdiği izlenimi yaratmak. Hatta o zamanın gazeteleri Anadolu davasının yeni neferleri gibi başlıklar atmışlardır. Bu da ne demek? O hani bakın görüyoruz, İstanbul hükümetindeki bakanlar bile bizim yanımızda, TBM'nin yanında demek için. O yüzden Bilecik görüşmeleri de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ilk defa kim tarafından tanındığı? İstanbul hükümetinin tarafından tanındığı ilk olaydır. Bilecik görüşmeleri. Daha evvelden de hatırlayın. Temsilciler Amasya görüşmelerindeydi. Yaz bakalım.

Bilecik'te bir araya gelmiştir. >> Bilecik'te bir araya gelmiştir. Evet. >> Diğer notayım. >> Diğer notta mısın? Bilecik görüşmesi >> yok, diğer notta değil. Bu bu üçüncüsü. >> Bilecik görüşmesi. Devam edelim biz. Bilecik görüşmesiyle. Buraya ayrı bir şey yazacak mısın Merve? >> O da zaten iki not olması lazım. Üç not yok. >> He, sen onu ayırmak istedin değil mi? >> Evet, ayırmak istedim. >> Vay vay burnaz vay. Yer mi Anadolu çocuğu? Devam et. Pilecik görüşmesiyle >> TBMM >> TBMM ilk defa bir İstanbul hükümeti tarafından hükümeti tarafından resmen tanınmıştır. Doğru mu yazdık? >> Resmen tanınmıştır. Şimdi 3üncü notada şunu yazayım. Mustafa Kemal 1. TBMM'ye Ankara'dan milletvekili seçilmişti. Başka bir yerde de yazabilir ama şimdi ben burada yazayım. Ankara'dan milletvekili seçilmiştir. Hatırlayın. Son Osmanlı Mebusan meclisini hangildi ilden milletvekili seçilmişti? Erzurum. Ama meclise Ankara'da olduğunu düşünerek Ankara'dan milletvekili seçildiğinde çok rahatlıkla yaparsınız. Çok mu oldu? İyi mi böyle? Çok iyi. Tamam.

Meclis açıldı. Tam bir gün sonrası, yani 24 Nisan. YouTube'dakiler dikkat ediniz. Şimdi herkesin kafası karışık. Dün güzeldi. Niye dün güzeldi? Cuma namazı kılınmış. Herkes birbirine rahmet diliyor, dualar ediliyor. Kurban eti yeniliyor. Oh, limonata, poğaça derken, doğru mu? E tamam da kardeşim, bu meclisin bir çalışma sistemi olacak. İki, bu çalışma sisteminde bazı kararlar alacaksın ki bu çalışma sistemine göre, o kararlara göre düzenleyeceksin. O yüzden tarih bir numaralı kararlar diye geçer. Bakın, her genel kafası karışık. Bir, ulan biz padişaha karşı suç mu işliyoruz? 2. Osmanlı Mebusan Meclis'ten gelenler diyorlar ki, zaten bu Osmanlı Mebusan Meclisi'nin devamı. 3. Buraya meclis başkanı seçmeye gerek yok. Zaten padişah buraya kesinlikle birini atar. 4. Zaten bu bir geçici meclis. İleride İstanbul işgalinden kurtulduktan sonra tekrardan bunlar Osmanlı'ya, yani İstanbul'a geri dönüyor. Herkesin kafada var mı bir şeyler? Herkes uyduruyor. Mustafa Kemal çıktı, bu 24 Nisan kararlarını aldırdı. Bu 24 Nisan kararlarında bir, meclisin üzerinde hiçbir güç yoktur. Bak, bu zaten laf ne demek? Ben padişahı da işte efendim, İstanbul hükümetini de itilaf yok sayıyorum. Yani bu meclisin üzerine hiçbir güç yok. Güç çıkaracağımız kanunlar herkesi kapsar diyor. İki, meclis geçici olmayacak, sürekli olacak. Tamam. Hani bazılarının kafasında vardı ya, İstanbul işgalinden kurtulduktan sonra gideriz. Yok, bu bir geçişme isteği. Üç, padişah ve halife İslam şey, eee, oradan, yani İstanbul'dan buraya bir başkan göndermeyecek. Burası başkansız çalışacak. Yani onun gönderdiği bir kişi tarafından yönetilmeyecek. Padişah ve saltanat makamındaki insanlar vatan kurtulduktan sonra yine Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin çıkaracağı kanunla yeri belli edilecek dedi. Bakın, bir daha söylüyorum. Vatan kurtulduktan sonra padişah ve saltanat makamındaki kişilerle ilgili bu meclis gene karar alacak diyor. Bu da çok ilginç maddedir. Mesela başka efendim diyorlar ki, başka ne vardı? >> Yasama yürütme. >> Yasama yürütme belli zaten. Mesküme sistemi olacak falan. Bunlar bir numaralı kararlar diye geçiyor. Ama özellikle Türkiye Büyük Meclisi üzerinde hiçbir güç yoktur kararı, geçici olmayacak, hükümet kurmak zorundadır olacak. O yüzden hükümet kurulacak. Tamam. Bütün mesele bu. Bu arada tabii ki partiler de yok. Ufak ufak gruplar var. Bu gruplar özellikle tesan ıslahat, reform, yeşil ordu. Dikkat, Çerkez Ethem'in özellikle Yeni Dünya ve Seyri adında iki tane de gazete çıkarttı. Çerkez Ethem'in özellikle biraz da komünist Rusya yanlısı kurmuş olduğu bir nedir değerli arkadaşlarım? Şeydir. Eee, gruptur. Müdafaa-i Hukuk diye bir grup var. Sonra bunların ikisi, bunların bazıları 1. grup ve 2. grup diye ayrılacak. 1. grup Mustafa Kemal'i sevenler, her türlü destek verenler. İkinci grup ise muhalefet olacaktır. Bunlar ileride böyle ayrılacak arkadaşlar. Hadi bakalım.

24 Nisan kararları başla. >> Hükümet kurmak zorunludur. >> Hükümet kurmak zorundadır. Birazdan kuracağız. Evet, devam. Geçici olarak bir hükümet başkanı >> geçici olarak bir hükümet başkanı >> tanımak ya da >> başkanı tanımak veya >> Evet. >> Bir padişah vekili ortaya çıkarmak uygun değildir. >> Ya da bir padişah vekili ortaya çıkarması uygun değildir. Vekili çıkması uygun değildir. Evet. Devam. Meclisin toplanmış milli iradeyi. >> Evet. Devam et. >> Vatanın geleceğini el koymuş olarak tanımak temelidir. >> Bir daha söyle. >> Mecliste toplanmış olan milli iradeyi. >> Mecliste toplanmış milli iradeyi. Evet. >> Vatanın geleceğine el koymuş. >> Vatanın geleceğine el koymuş. Evet. Olarak tanımak temel ilkedir. >> Tanımak temel ilkedir. Tanımak temel ilkedir. Devam. >> Büyük Millet Meclisi'nin üstünde bir güç yoktur. >> Büyük Millet Meclisi'nin üzerinde bir güç yoktur. Üzerinde bir güç yoktur. Evet. Büyük Millet Meclisi yasama ve yürütme yetkilerini >> Büyük Millet Meclisi yasama ve yürütme yetkilerini. Evet. >> Kendine toplamıştır. >> Kendine toplamıştır. Madde madde gidiyorsun değil mi Merve? Devam. >> Mecliste seçilecek ve vekil olarak görevlendirilecek. >> Mecliste seçilecek ve vekil olarak görevlendirilecek. >> Bir kurul işlerine bakar. Bir kurul hükümet işlerine bakar. Dikkat. >> Meclis başkanı bu kurulunda başıdır. >> Meclis başkanı bu kurulunda başıdır. Bu meclis hükümetidir işte anlattığımız. Meclis Başkanı bu kurulunda başkandır. Bu kurulunda başkandır. >> Evet. >> Padişah ve halife. >> Padişah ve halife, yani aynı kişiden bahsediyor. Efendim? Zordan >> baskı ve zorda >> kurtulduğu zaman >> zordan kurtulduğu zaman evet >> meclisin düzenleyeceği >> evet >> yasal ilkeler içinde durumunu alır. >> Meclisin düzenleyeceği yasal ne yasal? >> İlkeler. >> Hı hı. >> İçinde durumunu alır. >> Durumunu alır. Evet.

Şimdi buraya baktığınız zaman alınan kararlar bunlar. Şimdi bunlar arasında özellikle bir tane karar var ki çok önemli. Yeni bir hükümet kurulması. Oylama yapılıyor. Oylamadan sonra buradaki ilk hükümet oluşuyor. Dikkat, bu arada kalemi değiştirelim. Şey, Murat >> siyah. >> Sen de benim gibi renk görmüşsün kız. Meclis başkanı kim olacak? Değerli arkadaşlar, Meclis Başkanı Mustafa Kemal'dir. İlk ülkemizin Maarif Bakanı, yani Milli Eğitim Bakanı Rıza Nur'dur. Ülkemizin ilk Sıhhiye Bakanı kimmiş? >> Adnan Adıvar. Doktor Adnan Adıvar. İlk Milli Savunma Bakanımız İstanbul'dan geldi kendisi. >> Fevzi Çakmak olacaktır. Ülkemizin ilk Dışişleri Bakanı Bekir Sami Beydir. Daha sonra Kunduh soy ismini alacaktır. Ülkemizin TBMM'nin yani ilk Genelkurmay Başkanı İsmet İnönü'dür. Arkadaşlar, şimdi dikkat. Bu ilk icra vekilleri, yani ülkemizdeki ilk devletimizin ilk bakanlarıdır. Ama 23'te değişecek. Cumhuriyet ilan edildikten sonra bir kere meclis başkanı olan Mustafa Kemal ülkemizin cumhurbaşkanı olacaktır. Tamam. Mesela Maarif Bakanı değişecektir. Genelkurmay Bakanı Fevzi Çakmak olacaktır mesela. O yüzden bana sınavda neyi soruyor? İlk TBM mi? 1920 mi, 23 mü, ya da cumhuriyetin ilanından sonra mı? İki kelimeye çok dikkat etmeniz lazım. Bir, tarihlere, 20 mi, 23 mü? İki, cumhuriyeti ilanından önce mi, sonra mı? Çünkü hepsi değişecek. Niye? E çünkü cumhuriyet ilan edildikten sonra yeni bir rejim belirlendiğinden dolayı cumhurbaşkanlığı, başbakanlık ve meclis başkanlıkları diye ayrılacak. Artı, gördüğünüz hepsi değişecek. Bak, bunların hepsi. O yüzden ÖSYM'nin sınav sorularına bir bakalım. 1920 yılında kurulan ilk hükümet, hemen parantez açar, icra vekilleri heyeti yazabilir. Genelkurmay işlerini üstlenen kimdir diye sorar. Cevap İsmet İnönü. Şimdi soruyu değiştiriyorum. Yine çıkan bir sınav sorusu. 1923'te, cumhuriyetin ilanından sonra kurulan ilk hükümetin, ilk hükümetin Genelkurmay Başkanı kimdir? Cevap bu sefer Fevzi Çakmak. Soruyu değiştiriyorum. Cumhuriyetin ilanından sonraki ilk meclis başkanı kimdir? Bak, burada Mustafa Kemal ama Mustafa Kemal cumhurbaşkanı olup, başbakan İsmet İnönü olunca, eee, şeyde meclis başkanında bambaşka kişi olacak. Bak, bunların arasında olmayan bir kişi. Ali Fethi Okyar mesela. O zaman bana sınavda 20 mi diyor, 23 mü diyor? Cumhuriyetin ilanından önce mi diyor, sonra mı diyor? Buna dikkat edeceksin sınavda. Anlaştık mı? Bu 20'yi önce bir kafamıza kazıyalım. 23'e cumhuriyeti ilanından sonraki Atatürk inkılapları konusunda da inşallah orada da yepyeni kabineyi yazacağım size. Haberiniz olsun. Şu TBM'nin içinde yer alan grupları da bir yazalım. Hadi bakalım.

>> Müdafaai >> Müdafaai Hukuk. Evet. Hadi Merve. >> Ne oldu? Okuyamadın mı? >> Nereye geçeceğini bilmiyorum. >> Önemli değil. Sen rahat söyle. Ordu >> ama. Evet. >> Halkındaki >> he >> reform. Islahat mı yanında yazıyor? >> Devam. >> Gibi gruplar vardı. Ancak bu gruplar zamanla ne olacaktır? İki grup ayrılacak. Birinci grup Mustafa Kemal'i destekleyen olacak. İkinci grup ise karşısındaki olacaktır. Notumuzu da yazalım. Merve >> ilk kurulan bakanlık >> Türkiye'de. Hadi dur bakalım. Kurulan ilk bakanlık. Değerli arkadaşlar, insan savaş meclisi deyince akla hemen Milli Savunma Bakanlığı geliyor. Ama Türkiye'de kurulan ilk bakanlık Sıhhiye Muavenet ve şeyi neydi ismi? Eee, tam ismi şey Merve. Sıhhiye ve Muavenet-i İçtimaiye Bakanlığı mıydı? >> Yok yok, ona bak hemen. Bakıyorum. >> Sıhhiye ve Muavenet-i İçtimaiye gibi bakanlık olacak. Nezaret olacak. Yani günümüzdeki adıyla ne olacak? Sağlık Bakanlığı olacaktır. >> İçtimai değil mi? >> İçtimaiye Bakanlığı nezareti. Sağlık Bakanlığı kurulmuştur. Sağlık Bakanlığı'nın yerini bilir misin? Ankara'da oymadım. >> Değil. Akla hemen kızlar gir. Ankara Ulus Abdi Pekçi Parkı'nın hemen önünde iki katlı bir pembe bina vardı. Sağlık Bakanlığı yeri orasıdır. >> E oranın adı ne günümüzde? Sıhhiye işte. >> Sıhhiye. Ankara'yı gezerken o isimlere bir dikkat edelim. Hızlı isim daha sonra Sıhhiye nerede? O bakanlık orada kurulduğu için o ismi aldı. Mesela o bakanlığın hemen az ilerisinde eee Milli Eğitim Bakanlığı vardı eskiden. Bakanlıkla şimdi de oranın ismi Necati Bey işte Mustafa Necati Bey. Orada Necati Bey Caddesi'ndeki Mustafa kim? Mustafa Necati Bey kim? Ülkemizin Milli Eğitim Bakanı. Yani Ankara'da caddeler sokak kafasına göre verilmiyor. Orada her birinin bir anlamı var. Ama Kızılay'ı Ulus'u dikkatli gezmek lazım. Yani o sokak tabelalarına iyi dikkatli bakmak lazım. Ne anlama geliyor? Niye buraya bu isim konulmuş? O yüzden o yüzden Türkiye'de Sağlık Bakanlığı Abdi Pekçi Parkı'nın içindedir şu an. İşte oranın zaten genel adı da Sıhhiye işte. Anlaştık değil mi? Onu hatırlay >> duruyor. Tabii canım. Hep önünden geçiyor. Orada bir köprü var ya, geçici köprü. >> Biliyorum. >> Şimdi bizim ağrıdan dinleyen adam. Bunlar ne anlatıyorlar diyor. [kahkaha] Haklı adı. Ankara bir tane köprü var arkadaşlar yıllardır şeydi. Geçici köprüydü. Hala geçici köprü. Daha kalıcısı yapılmadı zaten. Ankara'ya bir şey geçici yapılıyorsa ne oluyor? Kalıcı. Asla ondan ben daha yıkılıp da yenisini yapıldığını görmedim. Ülkemde asla kalıcı bir şeyden korkmam. Kaldırılabilir. Bir gün KDV kaldırılabilir. Gerçekten söylüyorum. Bir gün ama geçici konulduysa tamam bitti. Asıl o kalıcıdır yani. Evet. Bir ara verdik 5 dakika. 5 dakika sonra devam ediyoruz. Açı değiştireceğiz çünkü. Hadi bakalım.

Evet, geldik 1. TBMM döneminde çıkarılan neye? Önemli kanunlara. 1. TBMM zamanında birçok kanun çıkıyor ama bazı bildiklerinizde bu zamanda değil. Çünkü sınavda sana 1. TBMM deyince senin aklına bir kere 2023 gelecek. Örnek, şapka kanunu 1. TBMM'nin çıkarma ihtimali var. 203. Şapka kaçta çıkmış? 25. Örnek, soyadı kanunu 1934. 1000 TM ile ne alakası var? Arada var. 10 yıl. Geçiyorum. Mesela halifeliğin kaldırılması 24. Şimdi demek ki 2023 arasında çıkan kanunlara dikkat etmek lazım. Özellikle ben ne dedim? 1. TBMM savaş meclisi olduğu için ağırlık oraya yönelik kanunlar. 2. TBMM Lozan'dan sonra olduğu için ağırlık devrimler. 23-27 yani 2. TBMM en çok inkılap yapan meclistir. O devrim dediğimiz inkılaplar. Yani şimdi başlayalım mı? >> Tek tek yazalım. Şimdi bu arada şu kanunla ilgili bir konuşayım. Şimdi değerli arkadaşlar, anan vergisi sizler de biliyorsunuz. Osmanlı Devleti'nde de öğrendik. Neydi? Küçükbaş hayvanlardan 41 oranında alınan vergi. Ama öyle zamanlar olmuş ki 40, 4, 6, 40 yani 40 hayvanın ona. Buradaki bütün düzenleme bu arada çıkarılan ilk kanundur. Dikkat. 1. TBMM'nin çıkardığı ilk kanun anan vergisinin oranının tespit edilmesidir. Niye? E çünkü herkes farklı alıyor. Her bölge farklı alıyor. O yüzden birim ne demiştir? Aan vergisi atıyorum 40 olsun demiştir. Bunu yapmasa çok farklı yerlerden çok farklı vergiler alınıyordu. O yüzden anan vergisi ilk çıkarılan kanundur. Anlaştık. Çokça sınavda gelir. Bütün yarışmalarda gelir. Bu arada ileride hocam ben kim milyoner olmak isterim'e katılacağım falan diyorsan, a ilk çıkarılan kanunu bil. Ana zaten bizim KPSC öğrencileri yapalım var ya, oraya koyalım. Hepsi yapar yani. Tabii ki heyecan vardır. Onun atmosferi vardır ama bizim öğrenciler o kadar hani hep atıyorlar bana. Hocam abi sizin söylediğiniz yarışma programı. Arkadaşlar tarih her yerde, hayatın her alanında. Düzenli ordu, düzenli orduyla ne kurulmuştu adı üzerinde? >> Düzenli ordu kuruldu. Biliyorsunuz Kuvay-i Milliye vardı, ileride kaldırılıp düzenli ordu yapılacak. Teşkilat-ı Esasiye. Dikkat arkadaşlar. Bu 1921 anayasası demektir. Ülkemizin ilk anayasası da 1921 anayasası ilan edilmiştir. Bunları zaten şöyle okunduğu zaman bile anlaşılır. İstiklal Marşı. Bizim milli marşımız gene hangi meclisi kabul etmiş? >> Evet. 1. meclis kabul etmiştir. Firariler kanunu ne demek? Firari. Firar diye ne deriz? Kaçar. >> Kaçar. Millet nereden kaçar ağırlıklı? Firar kelimesi ya cezaevindendir ya askerdendir. E savaş zamanı Kuvay-i Milliye kaldı, düzenli ordu kurduğuna göre insanlar nereden kaçmak istiyorlar? Oraya tekrardan silah altına girmek istemiyorlar. O yüzden çok sert bir kanundur. Firariler kanunuyla beraber zaten ileriki zamanlarda Hıyanet-i Vataniye ile beraber birleştirilecek ve İstiklal Mahkemeleri'nden de yargılanacak. O yüzden firar kanununun çıkartılmasının temel sebebi asker kaçaklarını neymiş? Önlemek amacıyladır. İstiklal mahkemelerinin kurulması kanunu meclis içinden seçilen üç tane milletvekili tarafından seyyar kurulan mahkemelerdir. Bir sonraki videoda anlatacağım. Bu mahkemelerle beraber Türkiye Büyük Millet Meclisi yargı gücünü kullanmıştı. Yanında ne yazıyor? TBMM'nin otoritesi artırmak ister. TBMM otoritesini artırmıştır yazabilir. Gerçekten de korkulacak mahkemeler. Öyle şakası da yok. İstiklal mahkemelerine gelince anlatacağım. Başkomutanlık kanunu biliyorsun Mustafa Kemal Amasya Genelgesi'nden sonra Erzurum Kongresi'nden önce Erzurum ilinde 9 Temmuz gecesi askerlik mesleğinden istifa etmiştir. Tekrar geri asker olarak ise başkomutan olarak geri dönecektir. Eskişehir-Kütahya Muharebelerinden sonra Sakarya'dan önce olacak. Böylelikle başka mutanlık kanunuyla Mustafa Kemal askerlik mesleğine geri dönmüştür. Askerlik mesleğine geri dönmüştür. Doğru mu Merve? Hııyaneti Vataniye tersten oku. >> Vatana Hıyanet kanunudur. Böylelikle değerli arkadaşlar, özellikle ayaklanmalara karşı çıkartılmıştır. Ayaklanmalara karşı çıkarılmıştır. Bir sonraki videoda bu ayaklanmaları işleyeceğiz. Türkiye'nin her tarafında ayaklanmalar. Nisab-ı Müzakere değerli arkadaşlar. Nisab-ı Müzakere meclis kaçta kapanır? Kaçta açılır? Yönerge nedir? Önerge nedir? Tüzük nedir? Çünkü sonuçta çok eee toplumun her kesiminden olduğu için adam hayatta ilk defa milletvekili, bilmiyor ki. O yüzden Nisab-ı Müzakere meclis iç tüzüğüdür. İşte salt çoğunluk nedir? Kaç el kaldırıldığı zaman oylamada kabul? Genç soru nedir gibi. Birçok şeyin insanı müzakerede görüyoruz. Meclis neymiş canım? İç tüzüğü kanunu. Doğru mu Erve? Şimdi şu iki kanun çok ilginçtir ya. Aslında ilginç değil de özellikle son kanun çok ilginç. Men-i İsrafat. Men ne demek? Men etmek. >> Yasaklama. >> Men adam demek. O şimdi adam israfı. Bu mu? >> Tabii ki değil. Men-i İsrafat ne demek arkadaşlar? İsraftan men etme. Bir şey söyleyeceğim bana. Şimdi Murat, israf ettiğin şeylerden birkaç tane örnek ver. Yemek israf ediyor. Bak bu arada bu israfı hepimiz yapıyoruz. Yani sadece şey değil. Günümüzde israfları bir söyle bakalım. İsraf, yemek israf ediyor mu hocam dedi. Sen ne israf edersin mesela? >> Su. >> Suyu israf edersin abi. Yarısını iç, yarısını döküyor mu? >> Genelde. >> Genelde mesela ben açıyorum. >> Güzel. Murat var mı? YouTube'dakiler sizler genelde neyi israf ediyorsunuz? Zaman israf eden var. Doğru mu? Hayatını israf eden var. Tümünü efendim işte neyi israf eden var? Elektriği, suyu, ekmeği. Ekmek çok israf ediliyor Türkiye'de. >> Su da öyle. O yüzden baktığımız zaman israf edil. Ancak bunların hiçbiri Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne kaynak yaratmaz. TBMM mantıken bir şey israfını yasaklıyorsa muhakkak ki kendisine yarayacak bir şeyin israfını yasaklıyordur. Örnek, su, elektrik zaten o zamanlar arkadaşlar düğünler. Düğünler la, bir düğün yapılıyor 40 gün 40 gece ya. 3 gün 3 gece sınırlandırdı. Bak bir daha söylüyorum. Hani o masallarda duyduğunuz 40 gün 40 gece var ya var. O yüzden 3 gün 3 geceye düşürülmüştür. Bir belirli bir gramın üzerinde altın takmak yasaklanmıştır. Yoksa vergisini verirsin demişlerdir. 2. Her düğüne neredeyse TBM'den bir milletvekili oturmuştur, izlemiştir. 3. Öyle kazanılıyor. Milli mücadele. Gel bakayım damat sana çok takıldı deyip oradan alıyoruz. Köçek oynatmak yasaklanmış. Allah Allah. Şimdi izliyorsun köçek niye? Bir bu kadar memleket savaş halindeyken sen gidip de köçek oynatamazsın. Böyle bir hakka sahip değilsin. Neden? Eğlence her zaman olmalı. Ama bu zaman o zaman değil. Memleket kurtulur. 40 gün 40 gece kö köçek oynat. Vatanın kurtuluşu için. Köçeğe ne atılıyor? >> Para. E biliyorsun paralar. Bu düğünlere hepimiz gidiyoruz. Paraları kim topluyor? Hemen oradaki şu anki gittiğin düğün sahipleri topluyor. Tamam da sen köçek oyun atacak ve havaya atacak parayı bulduysan kusura bakma, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne yardım edeceğim. Lan TBMM'de içecek kahve yok, çay yok, hiçbir şey yok. Millet evinden getirecek de öğle yemeği yiyecek. Öğle yemekleri bu arada tabildot. Tabildot. Tabildot. Öğle yemekleri akşam yemek, akşam yemeği yok da öğle yemekleri neymiş meclisteki birinin sevmede? Tabildot usulü veriliyor. Böyle bir kaşık daha fazla koy diyemiyor ki kimse. Şimdi Meclis Lokantası var. Ara ara gündem oluyor işte Twitter'da falan görüyoruz işte bilmem kuzu çevirme 50 lira. İşte çorbaya zam geldi. Ulan acaba ne kadar zam geldi? 10 liradan 12 lira olmuş. Zamma bak. >> Çok büyük zam. Şimdi böyle mi olmalı diye insan düşünüyor. Şimdi birin yapısını bilince daha insan şey yapıyor yani kıyaslamayı daha rahat yapabiliyorum. O yüzden men-i israfat anladık mı? Düğünlerde köçek oynatıyorsan bir köçeğe para veriyorsun. 2. havaya para atıyorsun. 3. Öyle 40 gün 40 gece yok. 3 gün 3 gece. 4. Kardeşim her zaman bir laf vardır. Cenaze evinde ne olmaz? Düğün olmaz. Bak geçen Allah rahmet eylesin 20 şehidimiz vardı. Asker kargo uçağımız düştü. Şimdi bu 20 tane şehidin bir tanesi haberlerde görmüşsünüzdür. Bir tarafta şehit bayrağı asılı, Türk bayrağı asılı. Normalde bizim ben 34 defa hayatımın şehit cenazesine gittim. Gerçekten hayattan koptuğum bir ana oluyor orası. Kocatepe'de de cenaze namazlarına da katıldım. Ama şu şurayı bilmiyor insanlar. Normalde bundan belki de 10-15 sene önce, belki de 20 sene önce çeşitli sebeplerden dolayı şehit olan asker ne olursa olsun o mahallede arkadaşlar asla bir tane çıt çıkmaz. Şimdi adam orada tamam düğünü var adamın bir şey diyemiyorum ama bazı şeylerde acaba toplumsal yozlaşma mı var? Şimdi bakın orada şehit var. Bu tarafta adam düğün yapıyor. Ya arkadaş sıra sıra tabii ki düğün yapacağım mecbur ama bir dışarıdaki eğlencen de kes. Öbür tarafta ateş düşmüş hoca. Yani bu şehitten ziyade bir insana da saygıdır. Şehit olmasına da gerek yoktur. Bir insan ölmüştür. Doğru mu? Öldükten sonra orada ölüm haberini alırsın. Bir komşu olarak yan bina, yani hani çok uzak bir arada da 10 bina sonrası olsa o düğün eğlencesi sesi buraya ulaşmazsa ona da kabul. Bu kadar mı duyarsız olduk ya? Sadece şehit için söylemiyorum bunu. Normal bir ölüm için söylüyorum ya. İnsan ne oluyor bundan sonra? Hiç mi aranızda düşünen kalmadı? Hiç mi uyaran bir büyüğünüz kalmadı ya? Beyler, biz ne yapıyoruz ya? Memleket 20 şehit vermişiz. Günümüzde ne yap? Bak bir şehit de mahallemize geldi. Bırakın şu eğlenceyi diyen kalmadı. Büyükler yol göstermeyi unuttu. Küçükler yol almayı. Herkes istiyor ki kimse birbirine karışmasın. Bu karışmak değil ki. Bu akıl almak da değil. Bu vicdan. Vicdanını kaybeden toplum gider kardeşim. Siz vicdanınızı kaybediyorsunuz. Sen hiç şehit cenazesine gitti mi Merve? >> Murat şehit cenazesine gittin mi sen? >> Evlerine bir gidin bakalım. Ondan sonra konuşabiliyoruz böyle rahat rahat. Öyle olur mu ya? Bu memlekette böyle her nefes alanı falan yaşıyor mu zannediyorsunuz siz? Gidelim soralım. 20 yıl bot koklayan anneyi, askerin botunu, kıyafetini hiç yıkamadan alınan ondan kalan hediyeleri. Şehit annesi olmak büyük makam. Ama sonuçta bir evladın gidiyor. Kaç yaşına kadar zarlıkla zorlukla yetiştirmişsin. Nice kolay. Çok zor işler. O yüzden bir yerde düğün varken, bir yerde cenaze varken o yerde düğün olmaz. Olursa da bu çok daha minimal düzeyde olur. Zaten sen düğün salonuna gideceksin. Doğru mu? Yap gene eğlenceni orada. Tanıyıp tanımamanın da önemi yok. Şehit hepimizi çekti. Bak buna ben bu gözle bakarım. Şehidin sayısı önemli değildir. Ha bir ha 20. Allah daha fazlasını hiçbir zaman vermesin. Her zaman söylüyorum. İsrafat önemli bir kanundur. Çünkü günümüzde aslında bu kanuna da yine ihtiyaç vardır. Bak onu da söyleyeyim size. Çünkü çok şey israf ediyoruz. Özellikle suyu. Bak Türkiye her taraf dere görüyorduk eskiden. Hatırla ya ne deresi? Her dere kurmuş. Koca Sakarya Irmağı kurudu arkadaşlar. Sakarya Meydan Muharebesi'ni anlatırken anlatacağım. Şöyle düşünün. Yunan karşıya geçemiyordu. Deresinin ne kadar derin olduğunu ve suyun ne kadar hızlı aktığını düşün. Yunan karşıya geçemiyordu ya. Dış o nehir şu an bulamıyoruz. Yok yok lan su gitmiş. E 100 yılda bu gittiyse Koca Nehir bir 100 yıl sonra ne gölün kalır senin ne bir şeyin kalır. Bu kuraklıkla zaten yaşamak mümkün değil. Hadi bugün dereden getirdin oradan götürdün. Ankara'da da su kesintisi oldu biliyor musun? Hadi buradan getir. Oralar da vurunca ne olacak? İşler zorlaşıyor. Temel gıdalar ve temel ihtiyaçlar artıyor. Ya insanların rahatlıkla ulaşabileceği şeyler artık ulaşılamıyor. Ben Silifke'de köylerde o dere su akardı, yalaktan içerdik. Hani öyle anlatayım anlayın. Yani şimdi nerede? Hepsi boruların içinden geçtiği için evlere geldi. E iki gün sonra borular kuruduğu zaman göreceğim ben. Kimse güvenmesin kardeşim su konusunda. Vallahi 20 senemiz havara yok. Türkiye önlem aldığı andı. Ve coğrafyada bayram anlatıyordur ya da başka hocalar anlatıyordur. Su gerçekten çok sıkıntı. Ve men-i israfat kanunundaki bütün meseleyi anlamanız lazım. Peki bu da sınav sorusu oldu. Bak bu müskirat bir kelime manasına bakın bakalım. Onu da size bırakayım. Bu da bir şeyi mantıken yasaklamak demek arkadaşlar. Bu içki satımının yasaklanmasıdır. Şimdi burayı anlamayan arkadaşlar için söyleyeyim. Adam diyor ki Mustafa Kemal içiyordu hocam. İçiyor. Mustafa Kemal'e ver. Ben sana kaç tane TB'de milletvekili içiyor. Hepsinin listesini çıkarım. Şimdi oradan bir şey ver bana. Ben bir olayı anlatmak için. Ver onu. Bendekini ver. Bak diyelim ki bu bir içki. Doğru mu? Bu bir atıyorum bira zaten İstanbul'dan şey getirdiler. Gemilerle biralar getirdiler. Millet sarhoş olsun da işgali anlamasın diye. Bunları da bilir. Yeşilay boş yere kurulmadı. Bu içkiyi normalde reji ve tütün idaresi denilen bir kurum. Günümüzdeki tekel yok muydu? Eski tekel özelleşmeler tekel. Ben bir marketçiyim. İstanbul'da bir marketim var. İçki satıyorum. Tekel bayine gidiyorum buradan diyelim ki bu rakıyı alıyorum. Bu rakı olsun. Rakıyı aldım. Buraya koydum. Oraya para ödedin mi? Ödedim. Peki benim o ödediğim para nereye gittiğini bilen var mı? Osmanlı Devleti'ndeki borçlar idaresi denilen düğün-i umumiye idaresine gidiyor. Ha demek ki bir markete, marketçi buradan rakıyı aldığı zaman, rakı ve türevlerini aldığı zaman bunun vergisi, parası komple kesiliyor. Sonra bir de ben alıyorum bunu. Gittim ben de satın aldım değil mi? Satın alırsam ne olur? Mantıken markette bu boşaldı. Sonra marketçi gene buradan aldı. Ben gene aldım. Her gün içiyorum. Maşallah. Buradan aldım. Buradan e ne olacak? Bunu sor. Bana bir anlatsın bakayım herkes. Sen kendi kurşununu kendin üretiyorsun. Niye? Çünkü benim aldığım her içki ve tütün bunlara gidiyor parası. Bunlara. Bunlara. E bunlar da kurşun yapıyor. Maraş'ta bana sıkıyor. Urfa'da bana sıkıyor. İstanbul işgal ediyor. Ya böyle saçmalık olur mu? Bunun üzerine Mustafa Kemal ve arkadaşları birinte içki ve tütün içimini değil, bak satımını yasaklamıştı. Çünkü satıldığı için içiliyor. Doğru mu? Sen 10 tane markete göndersem bugün hatta 10 tane değil 100 tane markete göndersem bir tane bile sigara bulamazsan ne yaparsın? Bak söyle. Alabilir misin? >> Olanı alırsın. Olan olmayan nasıl alacaksın Merve? O yüzden sen iki gün sonra ya sigarayı bırakmak zorunda kalırsın ya çerden çöpten başlarsın toplamaya. Sonra vakti bak satılmıyor. Arkadaşlar Suudi Arabistan'da sigara satmak yasak. Sigara içmek serbest. Adam diyor ki bulursan iç. O yüzden burada karton karton götürüyor millet. Aman orada sigarası kalmıyor. Evet. Gerçekler var. Sigara satımı yasak. Satımı olmadığı için nereden bulacak adam orada? Bulamıyor. Bulamazsa nereden getirecek? Memleketlerinden. O yüzden men-i müskirat çıkan bir sınav sorusudur. KPSS'de gelmedi ama bir gün KPSS'de gelecek. İçki ve tütün satımının yasaklanması. Çünkü bunun vergisi Fransız'a, İngiliz'e gidiyor. E Fransız, İngiliz kim? Beni işgal eden devletler. >> Evet. Bugün bir Filistin'in Pepsi kola içmesiyle aynı şey. Hiç fark yok. Pepsi içiyorum, adama kurşun veriyorum diyorsun. Onların bazı kısımları orduya morduya veriliyor. Bilmem ne, onlar kendi aralarında birçok orduda silah üretiyor, bana sıkıyor. Bir Filistin'in nasıl Pepsi içmesi mantıksızsa, bugün de bizim içki işleri yapmamız mantıksız. O yüzden böyle bir kanun çıkartılmıştır. Anlaşıldı mı? Men-i müskirat önemli bir kanundur. Yazalım. İsrafat. İsraf yasaklanmıştır. Evet. Ve men-i müskirat da içki ve tütün neymiş? Satımı yasaklanmıştır. Bazı kaynaklar içimi de yasaklandı dese yanlıştır değerli arkadaşlar. Çünkü Ankara'nın bir ilçesi var. Kalecik. Kalecik karasıyla, üzüm karasıyla meşhurdur. Zaten 1. TBM'de de bazı milletvekilleri, generaller de Kalecik'ten getirmişlerdir. İşte şarap, işte o tür üzümden yapılan her şey oradan getiriyor. Demek ki içim serbest ama ne zat yani burada ne var? Hani bizim el üretimi dediğimiz şaraptır, rakıdır, ıvırdır, zıvırdır. Şimdi millet yapıyor ya parasız. Onlar ta zamanında zaten yapılıyormuş. Anlaşıldı mı? Onu da bilin. Geldik Türkiye için en önemli mevzulardan bir tanesine. Al şu rakıyı. Pardon. Şeyi sen oradan başla. Şimdi biz birazdan. Değerli arkadaşlar, Türkiye için zor günlerin başladığı bir anlaşma. Şimdi biliyorsunuz Paris Barış Konferansı'na bizler eee topraklarımızın bölüşümü tam netleşemediği için dört devletle anlaşma imzaladılar. Bir tek bizle anlaşma imzalamadılar. Çünkü İtalya karşı çıkıyor, Yunan istiyor o taraftan falan. En sonunda bizim için ayrı bir konferans düzenlediler. Ya dediler Osman, biz seni sona bıraktık. Daha dikkatli düşünelim ki daha iyi parçalayalım seni diye. Evet. Evet. 16 Nisan kaçtı? 16 Nisan ne arasıydı? Bak bakayım San Remo Konferansı orada yazıyor. >> 1826 >> Ha, 18 Nisan, 26 Nisan. Dikkat! 18 Nisan'la 26 Nisan arasında San Remo Konferansı düzenlenirken Türkiye'de ne olmuştur? Şu bakayım. 23 Nisan'da meclis açılmıştır. O zaman Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldığında Osmanlı için, ülkemiz için karar veriliyordu. San Remo Konferansı toplandı ve toplantıdan çıkan karar 433 maddelik. Bak bir daha söylüyorum, 433 maddelik Sevr olmuştur. Monosa dikkat et. 24 + 1 en fazla 25 madde. 431 madde ne yazdınız lan? Ben bugün bir ülkeyi yok etmek istesem 432 maddeye ihtiyaç duyar mıyım? Osmanlı'yı anlayın ki anca böyle maddelerle bitirecekler. Maddeler ne? Lan adam istediler bizden. Son sadrazam Tevfik Paşa gitti. Tevfik Paşa daha 17. maddeye gelmeden elinin tersiyle etti. Bu ne dedi ya? Siz bize ne yaşam hakkı veriyorsunuz da dedi, ben dedi bunu imzalamam. Halbuki onlar ne zannediyordu? Osmanlı bir adam gönderir. Osmanlı'nın gönderdiği adam orada imzalar. Bu iş biter zannediyordu. Sadrazam Tevfik Paşa yapmadı. Dedi ki ben bunu imzalamam. Zaten benim yetkim yok. Bir şeyler dedi. Uydurdu. Al bakayım dediler. Senin nüshanı 433 maddeyi fotokopi çektirdiler. Verdiler. Hadi git bakayım dediler Vahdettin'e. Padişah Vahdettin'e geldi. Vahdettin de aynı şekilde hiçbir maddesini okumaya gerek yok ki. Osmanlı Devleti yok olmaktaydı. Vahdettin de imzalamadı. Eee, e sen bu anlaşmayı TBMM'nin imzalama şansı var mı? Yok. E Osmanlı'ya da imzalatamadın sen bu anlaşmayı. Şimdi bundan sonra bir fikir akıllarına geliyorlar. Şimdi ben o fikri söyleyeyim size. Bak buraya. Şimdi biliyorsunuz bizim özellikle Batı Anadolu dediğimiz inanılmaz bir mücadele var. Nerede? Kuvay-i Milliye dediğimiz çetelerle, efelerle buradaki Yunan birlikleri arasında Aydın dedim ya sürekli olarak el değiştiriyor. Manisa akınlar yapılıyor. Birçok anlatılmayan olaylar var. Malgaç baskını var, Erikli baskını var. Bunları Kurtuluş Savaşı muharebeler döneminde söyleyeceğim. Burada birçok baskın yapıyor Kuvay-i Milliye, hatta Aydın'ı bir ara geri aldı. Şimdi burada bu kısımdaki savaşların içeri girme ihtimalleri, Yunan'ın yeteri kadar kuvveti yok. İngilizler de belli bir yere kadar destek veriyor. O yüzden bir adam dedi ki, arkadaşlar biz şu Kocaeli'den, Eskişehir'den çıkalıp şu İzmir Körfezi'ne kadar olan bölgeyi bir general, generalin adını yazıyorum. Adamın adı Miln. Bu adam bir çizgi çekti. Bakın çizdiği çizgi bu. Bunun bir tarafında Türkler olacak. Diğer tarafında Yunan olacak. Yani burada kimler var mantıken işgal eden? Yunan var. Burada kimler olacak? Türkler. Böyle bir sınır. Tamam mı? Şöyle bir sınır yapılmış. Buradaki bir çizgi çekti. Bakın bu çizgi iki sınavda geldi. Sınavda soru olarak. Birincisinde nasıl geldi? Eee, şey olarak geldi. Sözlü olarak geldi. Mil çizgisi veya mil sınırı. Ama bir sınavda daha gelirse muhakkak benim çizdiğim gibi vereceklerdir. Yani haritalı bir soru bekliyorum buradan. Eğer bir gün sorulursa general mi ne çizgisiymiş? Miln çizgisi diye geçer. Miln sınırı. Adam eliyle Türkiye haritasından Yunan'a sen burada dur. Türkiye'de sen buradadır. Birbirinize karışmayın dedi. Normali bu. Bunu çizdiler. Daha evvelden çizdiler. Şimdi çizdiler de Sevr anlaşmasını bizler imzalamayınca ne oldu? Bu çizginin dışında bazı illerimiz var. Şimdi o çizginin dışındaki illeri söyleyelim. Bu çizginin mesela dışında şurada hemen dibinde Bursa var. Hemen burada da Uşak var. Doğru mu? He adam dedi ki itilaf devletleri, lan Mil sen bunları çizdin de e bu adamlar Sevr'i kabul etmiyor. Sevr'i kabul etmiyorsa ne yapalım? Yunan kuvvetlerine emir verelim ki bu iki ili işgal etsinler. Biraz Anadolu'nun içine doğru girin. Girdiğiniz yerde katliam yapın ki mecbur kalsın Vahdettin bu anlaşmayı imzalaması olmaz. Bunun üzerine Yunanlılar iki tarafa doğru hareket ettiler. Bunların sonunda Uşak bizim elimizden çıktı ve Bursa elimizden çıktı arkadaşlar. Eskişehir'e kadar geldiler. Bursa Osmanlı Devleti için çok önemli bir yerdir. Tabii ki Osmanlı Devleti için çok önemli bir yeri işgal ettiklerini bunlar da biliyor. Bursa'yı işgal ettikleri gün hal tepki vermeyecek zannettiler. Tophane'ye çıktılar. Bursalılar şimdi nerede olduğunu biliyorlar. Tophane'ye çıktılar. Çıkar çıkmaz bu Venedik'in oğlu Sofokles, Osman ve Orhangazi'nin türbelerine geldi. Osman ve Orhangazi'nin türbelerini tekmeledi. Osman kalk ayağa. Biz geldik dedi. Ya Osman diyor kalk biz geldik geri. Bunu haber alan Bursa halkı aşağıdan yukarı Tophane'ye doğru gelince yaylım ateşine tuttular. 400'ün üzerinde vatandaşımız şehit oldu. O esnada bunun üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne Bursa'nın işgali ve öldürülen şehitlerimizin isimleri geldi tek. Bunun üzerine hemen bir karar aldı meclis ve Bursa işgalden kurtulana kadar kürsüye siyah bir örtü örttü. Ziyareti ne demek? Yaz. Yas ilan edildi. Ne zaman Bursa işgalden kurtuldu, o gün siyah örtü kaldırıldı. İşte bunların yaptıkları bu. Adam unutmuş mu Osman'ı? He aradan geçmiş 600 küsür yıl. Adam Osman Gazi'ni alıyor ya. Kalk Osman biz geldik. Tekmeledi, zarar vermeye kalktılar. Sen tarihini unutsan da elini adam unutmuyor. Bakın bunları yaptıktan sonra tabii Türkiye Hükümeti siyah bir örtü örttü. Haber Vahdettin'e gitti. Efendi dediler, böyle böyle olaylar var. Türbe tahrip edildi. İnsanlarımız taramalı tüfeklerle yaylım ateşinde öldürüldü. Vahdettin hemen acil bir kodla daha evvel de toplamış olduğu Saltanat Şurası'nı topladı. Saltanat Şurası şudur. Önemli devlet adamları, önemli akil adamlar, devletin kararında yol gösterecek zeki insanlar, bürokratlar, askerler böyle bir kalabalık topladı. Dedi ki arkadaşlar bana dayatılan Sevr bu ve ben bunu kabul etmedim. Ama durumda hiç şaşıcı gözükmüyor. İstanbul resmen işgal edildi. Bugün Bursa, yarın başka yerler. Kararı size bırakıyorum. İster imzalayın, ister imzalayın. Bir tane adam işte hayat o bir tane adamları yazıyor. İşte 10 tane adamları yazmıyor. Topçu Feriki Kor General Rıza Paşa dedi ki, kardeşim ben dedi bu kararı imzalamam. Bu karar değil, bu idam fermanı ya imzalamam dedi ve imzalamadı. Ama bizim Damat Ferit ver şunu böyle yok şunu ver. Bu da bu söyle. Damat Ferit ne yaptı biliyor musun? Anlaşmayı aldı. Tek tek imzaladı. Önce burada imzalatıyor. Hani onay alıyor önce. Sonra anlaşmayı imzalamak için sonuçta San Remo Konferansı İtalya'da yapıldı ama konferans dağıldı. Dediler ki biz anlaşmayı imzalamak istiyoruz. Haber yolladık. Dediler ki Fransa'nın Sevr kasabasına gelin. Bunun üzerine bizimkiler kalktı. Fransa'nın Sevr kasabasına üç adam gitti. Adam dediğime bakmayın. Damat Ferit, Bağdatlı Halit Hadi ve Reşat Halis üç kişi gitti orada Sevr'i imzaladı. Şimdi Sevr'in maddelerine bakınca anlayacaksınız beni. Şimdi bu anlaşmayı imzalamak intihardan başka bir şey değil. Anlaşmayı imzalayanın da eee kendisini güvende hissedeceği bir şeydir. Yani orada Osmanlı hanedanına da Damat Ferit'e de sen şöyle olacaksın, böyle olacaksın, rahat işinde yaşayacaksın falan diye bir şey yok. Ama işte o günün şartlarında bu adamlar da böyle düşündü. Sevr'i imzalamak için koşa koşa gittiler. Ama Sevr geçersizdir. Sevr iki türlü geçersizdir. Bir, Osmanlı Mebusan Meclisi onaylamadığı için. Çünkü Osmanlı Devleti'nde bütün

Uluslararası anlaşmalar Osmanlı Mebusan Meclisi onayından geçmek zorunda ve Osmanlı Mebusan Meclisi kapalı. Kapalı olduğu halde o zaman sen imzalatamazsan bu hukuken geçersizdir. Bak bize göre ama neymiş? Bize göre iki zaten biz bunu uygulatmadık ki. Ne yaptık? Milli mücadeleyi başarıya ulaştırarak Sevr'i Lozan'la imzaladık. O yüzden de başarıya ulaşmamıştır. Ama ikisi birbirinden farklı şeylerdir. Hukuken olması yani hukuken bu anlaşmanın eee böyle bir anlaşmanın mevcut olmaması ayrı bir şeydir. Bunun sebebi Osmanlı Mebusan Meclisi imzalamamasıdır. İki, biz bunu imzalatmadık. Niye? Milli mücadeleyi başarıya ulaştırdık. Peki başarıya ulaştırmasaydı o Sevr uygulanacaktı. Evet. Sevr, Kurtuluş Antlaşması'nın gelişmiş halidir kardeşim. Bu kadar basit. O yüzden size sınavda hukuken neden Sevr geçersiz diye sorarlarsa Osmanlı Mebusan Meclisi onayından geçmediği için diyeceksiniz. Peki Sevr niye uygulanamadı derse? E çünkü biz uygulatmadık da ondan. Çünkü birincinin önü ikincinin önü Sakarya büyük tarzda düşmanı yurtta anlattığımız için ikisi aynı şey değil. Onu anlatmak istiyorum.

Şimdi gelelim başka meseleye. Biraz önceden beri ben ne diyorum size? Bize göre değil. Bize göre ne demek? Biz böyle bir anlaşmayı kabul etmiyoruz. Zaten TBMM'de öyle kararlar alındı ki Sevr'i imzalayanlar vatan haini ilan edildi. Efendim Kazım Karabekir önerge verdi. Döndüler eee Avam Kamarası'nda L. George "Türkiye is no more" diyordu. Ne demek? Türkiye artık yok. Bak Türkiye var. Allah'a şükürler olsun. Birçok her yerden tepki geldi. Her yerden. Bütün gazetelerden. Artık İstanbul gazeteleri de hani vardı ya milli mücadele karşısında. Onlar bile artık Sevr'i gördükten sonra fikir değiştirmeye başladı. Şimdi onlara da olamayacak. O yüzden Sevr barış anlaşması her yönüyle sınavda sorudur. Her yönüyle. Bir, hangi konferansta kararlaştırılır? San Remo. San Remo nerede? İtalya. Sevr'i imzalayan üç adam. Sevr imzalanmadığında hangi iki ilimiz işgal edildi? Bursa, Uşak. Hangi ilimizin işgali sonrasında TBMM'de kürsüye siyah örtü konuldu? Bursa. Peki biz bunu imzalamadıktan sonraki süreçte saltanat şurası toplandı. Orada onay vermeyen kim? Topçu Feriki Rıza Paşa. Sonra Sevr tabii ki hukuken geçersiz. Çünkü Osmanlı Mebusan Meclisi onayından geçmedi. Sevr niye uygulanamadı? Çünkü biz kazandık. Biz kazanmasaydık Sevr uygulanacaktı. Bütün mesele. Var mı sıkıntı? Burada da çizilen hattın adı neymiş? Minne hattı veya Mille çizgisi. Var mı sıkıntınız?

Güzel. Ver bakayım bana bir peçeteyi. Peçete mi var? Oo, bugün maviyle devam ediyoruz ha. Zor konular, sıkıcı konular. Sıkıcı derken anlattığım açısından değil yani can sıkıcı konular. Çünkü Allah korusun şu anlaşmayı düşünsene mi her uygulandığını. >> Yani >> yok olurdun tabii ki. Başla bakalım.

1826 Nisan 1920. 1826 Nisan 1920'de. Evet. İtalya'nın Sanremo kentinde. İtalya'nın San Remo kentinde. Evet. Yapılan konferansta. Yapılan konferansta. Evet. Antlaşmanın harfleri belirlenmiştir. Antlaşmanın maddeleri belirlendi. Maddeleri belirlendi. Devam. Konferansa giden Tevfik Paşa. Konferansa giden Tevfik Paşa. Bu son sadrazamdır bu arada. Onu da söyleyeyim. 433 maddeden oluşan. 433 maddeden oluşan. Sevr anlaşmasını başlarda kabul etmedi. Sevr anlaşmasını kabul etmedi. Evet. 3. satırda mıyız? Satır satır gidelim. Evet. Söyle bakalım. Bunun üzerine Yunanlar. Bunun üzerine Yunanlılar. İngiltere'nin emriyle. İngiltere'nin emriyle hangi çizgiyi geçtiler? Minne hattını geçerek. Dikkat bak bu soru bir gün haritalı olarak gelecek. Mille hattını geçerek Bursa ve nereye işgal ettiler? Uşak'ı işgal ettiler. Uşak'ı işgal ettiler. Devam. Bu gelişmeler üzerine saltanat şurası. Bu gelişmeler üzerine bu gelişme üzerine saltanat şurası toplandı. Saltanat şurası toplandı. Evet. Anlaşmaya onay vermiştir. Toplanarak anlaşmaya onay vermiştir. Onay vermiştir. Evet. Şura üyelerinden sadece. Şura üyelerinden sadece. Topçu Feriki. Topçu Feriki. Evet. Korgeneral. Yani korgeneral demek bu. Rıza Paşa. Rıza Paşa ne göstermemiştir? Rıza göstermemiştir, değil mi? Aklınızda öyle kalsın. Antlaşma şartlarını. Antlaşma şartlarını kabul etmemiştir. Kabul etmemiştir. Devam. Antlaşmayı onaylamak için. Hı. Reşat Halis Bağdatlı Hadi. Reşat Halis Bağdatlı Hadi. Ve. Bağdatlı. Hadi ve. Rıza Tevfik Beyler. Ve Rıza Tevfik Beyler. Evet. Fransa'nın yakınlarındaki Serbest fakültesine giderek antlaşma imzaladılar. Fransa'ya giderek. Fransa neresi bu arada? Kaynak. Sevres diye yazılıyor işte. Şöyle yazalım. Giderek anlaşma imzaladılar. Antlaşmayı imzaladılar. Tamam. Bunu da size söylemiş olalım. Evet. Maddelerine bakalım. Şimdi bu kadar ne var ki hocam? Vallahi 433 maddenin 12 tanesini yazıyor. Zaten yeteri kadar oluyor arkadaşlar. Mesele şu. Kim nereyi işgal etmişse mantıken ora ona verilmiştir. İki tane de devlet kurulması kararı almıştır. Biri Ermenistan, diğeri de Kürdistan'dır. Ordu sınırlandırılmıştır. Ordu'nun endeksi silahlar zaten toplanmıştır. Şimdi ordu mevcudu 570.000'lerden 50.700'e düşürülecek. Efendim kim nereye işgal etse oraya verecek. Boğazlarda uluslararası ticaret açık olacak. Bir komisyon kurulacak. Komisyonda herhangi bir Türkiye yer almayacak. İstanbul e Osmanlı Devleti'nin başkenti kalmaya devam edecek. Ama azınlıklara kötü davranırsa hikaye İstanbul elinden alınacak. Bu İstanbul'un elinden alınmanın şimdiden ön şartını çoktan koymuşlar. Yani çok ilginç maddeler vardır. Mesela bir tanesi çok ilginçtir. Osmanlı Devleti kapitülasyon vermeye devam edecek. Lan zaten ölmüşüz. Herifler hala hala kapitülasyon alıyor. Bak dikkat. Ve diyor ki eğer diyor kapitülasyonlardan faydalanmak istiyorsan sen diyor Ramazan şimdi Ramazan bir Osmanlı esnafı sen diyor Fransız, İngiliz, İtalyan veya Yunanistan vatandaşlıklarından herhangi birine geçersen sen de diyor bir ne sayılırsın bu kapitülasyonlardan yararlanmaya hak kazanırsın. Bak bak bak maddeye dikkat edin bakın yani ben Müslüman bir esnafım. Diyor ki sen itilaf devletleri vatandaşlarından birine geç. O geçtiğinden itibaren sen de o kapitülasyon Ramazan sen diyor bunu üretmiyor musun diyor. Bunu üretiyor oğlum sen bunu çok pahalı üretiyorsun. Niye? Çünkü sen kapitülasyon almıyorsun. Ama gel diyor bir İngiliz vatandaşı ol. Bir Fransız vatandaşı ol. Tamam. Ramazan. Ramazan o zaman Romeo oldu ya. Ne olacak Romeo? Adın artık Romeo. E Romeo oldum ben. Romeo olduktan sonra bu bana ucuza geliyor. Merve. Ha Allah'a şükürler olsun bu madde hiçbiri uygulanmadı da memleketin yarısı geçerdi çünkü. Gerçekten söyleyeyim ekonomi, şeylik, fakirlik her şeyi bozuyor arkadaşlar. Çünkü yıllardır savaş gören bir toplum olduğu için artık canına tak etmiş, ekmek bulunamaz hale gelmiş. Yani Kazım Karabekir ta ilk şeye eee Erzurum'a giderken Gümüşhane'den geçerken kadınlar önünü kesti de ekmek diye bağırdı. Yok şimdi insan aklı hayale gelmedi. Nasıl ekmek yok diyorsun değil mi mantıken? Ekmek olması için ne lazım? Un. Demek ki o temin edilemiyor. Un yok. Ya Gümüşhane'de kadınlar Kazım Karabekir'in arabasını durdurdu ya. Ekmek ekmek diye bağırdı kadın. O günden sonra anladı olayın ve Kazım var. İstanbul'dan bakmayla olmuyor. Anadolu perişan. Anadolu her şeyini vermiş. Çünkü Balkan Savaşları'ndan bu zamana kadar bir milyon savaştı. Yolda giderken Bayburt'ta çocuk gördü. Hani ünlü bir derginin de kapağı oldu ya. Bir akbaba, bir siyahi çocuğu. Siyahi çocuk eğilmiş şekilde yıllarca konuşuldu. O siyahi çocuğun akıbetinin ne olduğunu kimse bilmiyor. Hala biliniyor veya bilinmiyor. Bilmiyoruz. Birleşmiş Milletler kampına hani varmak üzere yola çık. Yani o çocuk onu bilmiyor da oraya doğru yürüyor. Bir akbaba da başında bekliyor. Niye ölsün de yiyin? Kazım Karabekir otomobille giderken bir çocuk çocuk ya 4 yaşında mı 3 yaşında önüne atladı kimsesi yok. Köyü komple yakılmış bu. Kurtulmuş önüne atladı. Kazım Karabekir'in ilk şeyidir o. ilk çocuk davasıdır. O çocuğu aldı yetiştirdi ve o günden sonra ileriki zamanlarda göreceksiniz binlerce çocuk yetiştirdi. Yetimlerin babası unvanını aldı. Kazım Karabekir'in doğuda yaptıkları sadece bizim çocuklarımız da değil bölgedeki Ermeni çocuklarını da aldı. Ama ilk hikayesi o Bayburt'taki o çocuğun önüne çıkmasıyla oldu. Bazen çocuğu araba izliyordu. Bir baktı ki çocuk açlıktan ölmek üzere. Vatan kurtuldu da nasıl kurtuldu? Şimdi Lozan'ı beğenmiyoruz değil mi? Lozan'ı bugün beğenmiyoruz. O gün şartlarında olsaydı var ya şeyle karşılar. 21 pareyi ulusa gidip sen atardın. Bugün beğenmemizin sebebi bugün daha güçlü olmamızdır. Bugün Lozan'ı beğenmemin sebebi bazı kısıtlamalar varsa ileriki zamanlarda bunların güçlü olmamız sebebiyle yok edileceğinin anlaşılmasıdır. Bugün Lozan'a bakmakla o gün Lozan'a bakmak aynı şey olmuyor arkadaşlar. O yüzden diyorum Sevr'e bakın maddelerini yazayım. Bunun üzerine tam 433 maddeden 12 çık. 421 madde daha olduğunu düşün. L sana adam nefes aldırmıyor ya. O yüzden Lozan'a lütfen o gözle bak. Evet, Lozan çok çok iyidir, muhteşemdir demiyorum ama buradan bir bakış açısıyla diyorsun ki Allah'a şükürler olsun. Çünkü diğer türlü arkadaşlar gerçekten çok sıkıntılı günler. Yani anlattıklarımız hiçbir hikaye değil. Anlatım hikaye de olay gerçek. Anlatım hikaye de millet işte Bursa'nın Osmangazi'de hikaye ama hepsi gerçek. Ben gerçeği anlatıyorum size. O yüzden Sevr'e bakalım. Hadi kim nereye işgal ettiyse onlar oraya ver. Önce sınırlardan başlayalım.

İzmir ve çevresi ile. İzmir ve çevresi ile. Doğu Trakya. Doğu Trakya ne olacakmış? Yunanlılara bırakılacak. Yunanlılara bırakılacak. Bu ne demekti? İlhak. Yani değil mi? Zaten eee Venezolos denen adam 14 Mayıs'ta ne yaptı? İşgal kelimesini kullanmadı. Bilerek ilhak kelimesini kullandı. O yüzden zaten reddi ilhak dedik hemen. Anlaştık. Devam. Antalya, Konya. Antalya, Konya. Ve 12 adaya kadar. Ve 12 ada. Evet. İtalyanlara bırakılacak. İtalyanlara bırakılacak. Rodos da var bunun içinde. İtalyanlara bırakılacak. Demek ki İtalya istediği yeri almış mı? Hayır, onların şeyi buraydı. Devam. Anadolu'nun güneyi. Anadolu'nun güneyi. Evet. Zonguldak. Güney Suriye ve Zonguldak kime bırakılıyor? Fransa'ya. Fransa'ya. Şunu unutmayın. Kömür varsa Fransız vardır. Petrol varsa İngiliz vardır. Çünkü sanayilerini onlara göre sistemlemişlerdi. Mesela bir Dünya Savaşı'nın çıkış nedenlerinden biri olan Alsas-Loren bir kömür havzasıdır. Doğru mu? Hep Almanya ile Fransa arasındadır. Devam. Musul ve. Musul ve Filistin İngiltere'ye bırakılacak. İngiltere'ye bırakılacak. Devam. Doğu Anadolu'da. Doğu Anadolu'da. Vilayet sitede. Vilayet sitede yani evet. Ermenistan devleti. Bir Ermenistan devleti kurulacak. Ermenistan devleti kurulacak. Şimdi burada çok farklı şeyler anlatacağım. Birazdan dikkat edeyim. Şimdi bu anlaşma bize göre yok ama adama göre imzalanmış var. Şimdi varla yokun arasındaki çatışmayı anlatacağım. Devam. Trabzon ve çevresinde. Trabzon ve çevresinde. Evet. Pontus Rum Devleti. Pontus Rum Devleti kurulacak. Rum Devleti kurulacak. Doğru mu? Çay içebilir miydik Rize'den şimdi? He. Neydi adın? Çayın adı Ponçay. Öyle olacaktı. Evet. Ben sana söyleyeyim. Bu işler böyle. Allah göstermedi bunlara. Vermedi. Devam. İstanbul. İstanbul. Osmanlı Devleti'nin başkenti almaya devam. Osmanlı Devleti'nin başkenti kalmaya devam edecek. Ama şart var. Ancak. E. Azınlık hakları korunmazsa. Ancak azınlık hakları korunmazsa kesinlikle korunmaz. Osmanlı. Yani onlara göre hakları korunmazsa Osmanlı'nın elinden alınacak. Osmanlı'nın elinden alınacak. Devam. Osmanlı Devleti kapitülasyon vermeye devam edecek. Kapitülasyon vermeye devam edecek. Kapitülasyon vermeye devam edecek. Evet. Osmanlı Devleti'nin ordusunun sayısı. Osmanlı ordusu. 50.700'ü geçmeyecek. 50.700'ü geçmeyecek. Ordusunda ağır silah ve savaş. Ordusunda ağır silah. Bu arada şeyi değiştireceğim. Ona göre verin. Ağır silah ve kalemi değiştireceğim. Ona göre kalem verin. Var mı burada masada? Var mı? Evet varmış. Devam edelim. Ordusunda ağır silah ve. Savaş gemisi bulundurmayacak. Savaş gemisi bulundurmayacak. Evet. Deniz gücü 13 gemiyi geçmeyecek. Deniz gücü 13 gemiyi geçmeyecek. 13 gemiyi geçmeyecek. Tamam. Yani adam senin resmen ordunu böyle bir şey gibi eee hem mevcudu çok azaltmış işte 500.000'lerden 50.000'e düşürmüş. Artı ağır silahın zaten yok. Devam. Osmanlı Devleti savaş tazminatı ödeyecek. Osmanlı Devleti bir de ne ödeyecekmiş? Tazminatı ödeyecek. Evet. Kürtler isterse Kürdistan devletine kurulacak. Kürtler isterse Güneydoğu Anadolu'da Kürdistan kurulacak. Kürdistan kurulacak. Evet. Boğazlar bir komisyon tarafından yönetilecek. Boğazlar uluslararası bir komisyon tarafından yönetilecek. Komisyon tarafından yönetilecek komisyon. Evet. Ayrı bir bayrağı. Doğru mu? Evet. Ayrı bir bayrağı ve bütçesi olacak. Bayrağı ve ne olacakmış? Bütçesi olacak. Ancak komisyonda Türk üye olmayacak. Evet. Notlara geçelim. Sevr barış antlaşması taslağı. İtalya'da hazırlanmış. İtalya'da hazırlanmıştır. Ancak imzalanması ise. Ancak imzalanması ise nerede olacaktır? Fransa'da olmuştur. Fransa'da olmuştur. Fransa'da olmuştur. Evet. Var mı başka bir imzalı anlaşma. Osmanlı'nın imzaladığı son anlaşmadır. Antlaşması hukuken geçersizdir. Evet. Bu anlaşma hukuken geçersizdir. Nedeni. Kız bir dur Merve. Biz buna kol diyoruz ha. [kahkaha] Gel bakayım bir sen buraya bir yaz bakayım. Ben bir yazdırayım sana. Hukuken geçersizdir. Nedeni ise. Antlaşmanın. Antlaşmanın. Osmanlı Mebusan Meclisinin. Osmanlı Mebusan Meclisinin. Evet. Onayından geçmemesidir. Onayından geçmemesidir. Evet. Hukuken sebebi budur ama. Ayrıca. Evet. Milli mücadele başarıya ulaştığı için. Milli Mücadele başarıya ulaştığı için dikkat uygulanamamıştır işte için uygulanamamıştır. Uygulanamamıştır. Devam. İkinci not dikkat çıksın. Mustafa Kemal. 10 Ağustos 1920 imzalanan bu anlaşma için. Mustafa Kemal. Bu anlaşma için bakın dikkat bu laflar sözler çok önemli. Türk milleti için. Türk milleti için. Evet. Uğursuz bir. Uğursuz bir. İdam kararnamesidir. Bir idam kararnamesidir demiştir. Sevr'in yerine ileride ne imzalanacak bu arada onu da yazalım. Sevr'in yerine ise ileride Lozan Barış Antlaşması imzalanacak. Lozan Barış Antlaşması imzalanacak. Merve şeye baksana ya. Lozan'a gid. Sevr'e giden heyete bakar mısın? Bir bakayım. Sevr'e giden heyet. Bu arada sen ona bakarken şu görüyorsunuz arkadaşlar yakınlaştığı şey Murat görüyor musunuz? İlk meclis yok ben gözüküyor zaten soruyorum. İlk meclis anketi bu. 1. TBMM'ye katılan eee değerli arkadaşlarım şey normal alabilirsin. 1. TBMM'ye katılan bu kişilerin yani milletvekillerinin geleceklerinden beklenti ankettir. Bunun şey olarak da Türkiye Büyük Millet Meclisi kütüphanesinde bulunan ve bana hediye edilen bir şey. İnşallah hediye edilmiş çalıntı değildir. Ya ederken biri demedi ki kardeşim biz de bunu çaldık demedi. Çok önemlidir. Mesela bir söyle bana Nerve. Bulamadınız mı ya? Siz niye Nazımla ikiniz mi hemen bulamıyorsunuz? Söyleedim. Bursa. Nasıl Bursa? Yok yok sen şeyi bulamadın mı diyorum. Tevfik. H. Hadi Paşa. Reşat. Reşat Halis değil mi? Tamam doğru yazmışsınız. Şimdi bakalım bakalım bakalım. Bursa mı diyorsun? Bakalım Bursa milletvekili ne demiş mesela? demiş ki Şeyh Servet Akdağ Efendi Bursa milletvekili 1. TBMM'den beklentisini soruyor. Yani gelecekten beklentisi. Diyor ki kişisel gelişimin tam özgür olmasına, bireysel gücün maddi ve manevi olarak arttırılmasına ve eğitilmesine, yaşamda en büyük önemi bireyin yetkinleşmesine vererek kamu güçlerini ve hükümeti en aza indirip son yalınlık derecesine getirilmesine, hükümet ödevlerini düzeni sağlamakla sınırları savunmaya indirgemesine demiş. Mesela Bursa milletvekilinin 1. TBMM'den beklentisi bu olmuş. Mesela sizin bildiğiniz adamlardan yapayım. Mesela kim olsun? Kim olsun? O kadar çok il var ki. Erzurum var, Eskişehir var. Hepsi var zaten. Bir tane şey yapalım mesela. İstanbul milletvekili Ahmet Muhtar Bey diyor ki, "Yakın zamanda kazanılacağı apaçık olan bağımsızlık savaşımızın bolluklu ve verimli olması memleketimizin ilerleme yolunda geçeceği aşamalardan her birinin özel gereklerine uygun hareket edilmesini sağlayacak biçimde ulusal geleceği, ulusal parçaların ekonomik yapısını sürekli olarak yapılandırma ve artırmadan geri durmayacak halk sınıflarının yönetme ve yürütme eline bırakılmasına bağlıdır" diyor. Yani diyor ki ileride biz yasama, yürütme, hak bir arada olmamız lazım. Mesela İstanbul milletvekili Ahmet Şükrü Bey de ulusun benliğine sahip olmasına bağlıdır diyor. TBMM'nin birçok milletvekili değerli arkadaşlar hepinizin bildikleri milletvekili mesela sosyalist bir milletvekili var burada. Şey Numusa bilir misin? İslam milletin bilir misin? Numan sosyalisttir. Tabii. Bak zaten hemen onu yazmış zaten. Üretim arttırıcı önlemler almak, değişim yöntemini kabulle Dış Ticaret Bakanlığı yaratmak üretim ve tüketim kooperatiflerini örgütlemek ve makine dönemini açmak. Numanta çok önemlidir. O silah imalatını Numan yaptılar ya. Bu işler böyle. Konya milletvekili Abdülahim Abdülim Çelebi çok önemlidir. O da milli mücadele döneminde bayağı bir Mevlana Celalettin Rumi'nin soyundan geldiği için çok kıymetli bir adamdır. Konya'da demiş ki kötüye kullanılmamak önemli koşuluyla meşru yasaların her birey hakkında eşitlikle uygulanmasıyla genel kamu görevlilerinin halka kolaylık göstermekte. görevli oldukları anlayışını kendilerini hakkıyla kavratmakla ulusal bağımsızlığımızın yetkinleşeceği ve ışıklanacağı kanısındayım demiş. Gördün mü? Yani insanlar buralarda şu milletvekilleri arkadaşlar hep beklentilerini bu anket düzenleniyor ve bu anketlere eee yazmışlardı. Mustafa Kemal, Fevzi Çakmak gibi, İsmet İnönü gibi 37 tane özellikle asker kökenler yazmamışlardır görüşlerini. Onu da size söyleyeyim. E önemlidir. Ben bunları tek tek de böyle okuyorum ara ara. Çok ilginç istekleri olanlar oluyor burada. Öyle size söyleyeyim. İleride neler olacağına dair kestirebilenler çok kuvvetli. O yüzden hepsinden Allah razı olsun diyor. Bak bir dakika. Burdur milletvekili Mehmet Akif Ersoy'u açalım. Hepimizin bildiği bir adam değil mi? Burdur milletvekili Mehmet Akif Ersoy sonuçta ülkemizin milli marşını yazan adam. Burdur milletvekili. Dur bakın. Biga milletvekili, Bitlis milletvekili işte. Ondan sonra Bolu milletvekilleri var. Nazım memleketinden. Evet. Burdur milletvekili Mehmet Akif Ersoy şiir yazmış beklentisine. Nasıl dört İngiliz dünyayı oynatmakta hayrettir? Bunun elbette var bir sırrı derler. İngilizler der ki, "Eğer ırkımın alçak üyeleri cürretli şeylerse, Müslümanların soylu çocukları onlardan belli 50 kat daha cesurdur." Yani şunu demek istiyorum. Nasıl dört tane İngiliz diyor şu dünyayı oynatıyorsa herhalde kabinetinden bahsediyor. Halbuki diyor Müslümanların soylu çocukları diyor bunlardan 50 kat daha soyludur. 50 kat daha bu dünyayı yönetebilir diyor. Bunu kim söylüyor? Burdur milletvekili Mehmet Akif Ersoy söylüyor. Hepsine Allah rahmet eylesin diyoruz. Şöyle alalım genel tekrar. Evet başlıyoruz. Şöyle geri geri gidince de çılgın dondurmacı gibiyim ha. Geri geri. [kahkaha] Vallahi millet parayı nereden bulacağını şaşırdı yemin ediyorum. Bak buraya. Türkiye devletinin kuruluş yıldönümü 23 Nisan 1920'dir. En sona bir akıllı profesörümüz kendisini tebrik ediyorum. Geçen senelerde Yusuf Kemal Tengirşengil 1. TBMM açıldığı günkü sorusunu sordu ve bugünkü devletimiz diye başladı. Halbuki neden bahsediyor? Kastettiği TBMM'nin açılışı. KPSS'de Yusuf Kemal Tengirşengil'in 1. TBMM açılırken kullandığı sözcüğü verip bu ne ile ilgilidir diye sordu. Yeni Türk devletinin kurulmasıyla. Yani ne zaman kurulmuş? Bunu artık bir genel kültür olarak bilelim. Mustafa Kemal'in benimsemek istediği kelime neydi? Meclise müessesiy geldik. Bunların herhangi biri çıkabilir. Hiçbirini işaretlemiyorum. Bir sınavda şöyle geldi. Kurucu, demokratik, inkılapçı. Yukarıda verilenlerden hangileri birinci TBMM'nin temel özellikleri arasındadır? Üçü de vardır. Anlaştık mı? Yani bunlardan üçünü verir. Hangisi vardır diye sor. Üçü de var zaten. Fark ettiniz mi? Neredeyse hepsi var. Geldik buraya. Sinop milletvekili açılış konuşmasını 75 yaşında olan Şerif Bey yapmıştır. Bunu bilelim. Bilecik görüşmeleri bir sınavda geldi ama eee KPSS biraz uzak bir sınav ama gene de bilmekte fark var. Çünkü Amasya görüşmeleriyle karıştırılıyor. Halbuki Amasya görüşmeleri, bakın şuraya yazıyorum. Amasya görüşmeleriyle biliyorsunuz ki hangisinin varlığını İstanbul hükümeti kabul etmişti? Temsilciler Kurulu diğer adıyla Temsil Heyeti. Doğru mu? Ama Bilecik görüşmeleriyle çünkü Temsil Heyeti TBMM açılınca biliyorsunuz görevi sona erdi. Bilecik görüşmeleri ise hangisinin varlığı İstanbul hükümeti tarafından ilk defa kabul ediliyor? Türkiye Büyük Millet Meclisi. Mustafa Kemal TBMM'ye hangi ilden milletvekili seçildi? Ankara. Bunu hiçbir zaman unutmayın. Geldik buraya. 24 Nisan kararları görüyorsunuz. Bu kararlar açısından sonra bir şu geliyor her zaman. TBMM'nin içinde yer alan gruplardan biri değil arkadaşlar. Felah-ı Vatan olabilir mi? Felah-ı Vatan nerede? İstanbul'da. Yani Osmanlı Mebusan Meclisi'ne geldik buraya ilk hükümette bilmeniz gerekenler var. Bir ülkemizin ilk milli eğitim bakanı kim? Doktor Rıza Nur. Ülkemizin ilk sıhhiye bakanı kim? Adnan Adıvar. Şimdi buraya bir dikkat. Profesör cinse ben ondan daha cinim. Şimdi Maarif Bakanlığı soruyor diyelim. ya da Sıhhiye Bakan. Aşağıdakilerden hangisi? Türkiye'de zaten kurulan ilk bakanlıktır bu arada. Sıhhiye bakanlığı. İlk kurulan bakanlık kim diye soruyor. Şimdi dikkat. Dr Rıza Nur yazıyor. Adnan Adıvar yazıyor. Halbuki Adnan Adıvar'ın da önünde DR var. Şimdi bilen öğrenciyle bilmeyen öğrenci arasındaki farkı anlatıyorum. Bilen öğrenci diyor ki Ramazan Hoca bunu anlattı. Biz buna düşmeyelim. Ama bilmeyen bir öğrenci lan diyor lan ne kadar kek soru la diyorlar. Aman diyor lan DR'yi vermiş zaten bu doktorla diyor yapıştırayım diyor Rıza Nur'u. E ilk hükümette Rıza Nur Milli Eğitim Bakanı Sıhhiye Bakanı değil ki. Buradaki doktor ilüzyonuna düşmeyin diye anlatıyorum. Anlaşıldı mı? Dr. Rıza Nur ülkemizin maarif bakanıdır. Sıhhiye Bakanı değil. Sıhhiye Bakanı kimmiş? Adnan Adıvar. Halid Edip Adıvar'ın işi. Var mı sıkıntı? Burayı anladık mı? Yani ben burayı öğrenciyi o kadar çok düşürebileceğim şeyler yazabilirim ki buraya. Yani de vererek. Hayır hayır de vererek. Çok şey düşün lan belim ağrı girdi ya. Allah Allah. Tamam doğruyu anlatıyorum ya. Niye bir uyarı var bana. Evet. Doktor Rıza Nur. Tamam mı? Adnan Adıvar. Tamam. Ya ben buraya mesela Edirne şıkkına bak şunu yazsam var ya mesela yine DR ile başlayan bir şey söyle bana. Doktor mesela ne verebilirim? Esat. Işık. Bu da göz doktoru. E bunu da versem çocuk ne yapar? DR'lerin arasına gider bu sefer. Yani gene yanlış yapar da ÖSYM biraz kafanı da çalıştır oğlum. DR'lerin arasına git diyor. Biz bunu yemeyiz arkadaşlar. Tamam. Mesela Denizcik. Doktor Feridun Kunak. Kim bu? Söyle bakayım. Her gün kanal 7'de [kahkaha] Adam izliyor ya. Tamam da denk geliyorsun adama yani çevirirken birinin belini oplatıyor. Birini oradan oraya oradan oraya gidiyor. Adam dedi ki lan Feridun Kunak herhalde. Çünkü akıl da öyle kalıyor. DR'ye düşme diye anlatıyorum. Anlaşıldı mı? Var mı sıkıntı? Güzel. Geldik buraya. İlk Genelkurmay Başkanı. Çok sorulur. Devam. Çok soruldu. İsmet İnönü ama cumhuriyetin ilanından önce mi sonra mı onu da lütfen bilelim. Bu arada bir şey daha anlatayım denk gelmişken. Peki ilk TBMM bütçesini yaparken sizce en çok hangi kaleme daha fazla eee şey ayırmıştır? Ne derler ona? Bütçe ayırmıştır. Şimdi dikkatli düşünün. Bakın bu bir savaş meclisi ise mantıken en çok bütçeyi milli savunmaya ayırmıştır. Doğru mu? Yani eğitime mesela Türkiye Cumhuriyeti şu an en büyük pay nereye ayrılıyor? Milli Eğitime ayrılıyor. Doğru mu? Çünkü savaş. Peki savaş olsa nereye ayrılır? Milli savunmaya. Ha işte aynı mantık düşünün. Savaş olduğundan dolayı da en fazla bütçe kime ayrılmıştır? Milli Savunma Bakanlığı'na bütçe olarak ayrılmıştır. Bunu da söyleyelim. Evet. İlk çıkarılan kanunu her zaman bileceğiz. Neymiş? Ağnam vergisinin 4 misli olarak kabul edilmesi. Çünkü bazı yerlerde 6, bazı yerlerde 10 uygulanıyordu. Bunu en azından sabitledi. Geldik buraya. Şimdi benim dikkatim. Aşağıdakilerden hangisi 1. TBMM tarafından çıkarılan kanunlardan biri değildir? A) Hıyanet-i Vataniye, B) Firariler, C) Düzenli Ordu Yasası, D) İstiklal Marşı, E) Takrir-i Sükûn. Şimdi bir öğrenci eğer bu soruyu eğer öğrenmemişse KPSS'ye son 3 gün çalışmaya başlamışsa bu konulara gelemezse bu soruyu yapma ihtimali sıfır. Çünkü ona göre bütün kanunlar aynıdır. Takrir-i Sükûn yasası isyanlardan sonra çıkmıştır. O yüzden 1925'tir. 25 olan bir şeyi ne yapamayız biz? 2023'te aramayız. O zaman 1. TBMM'de çıkan bir ne değildir? Kanun değildir. Var mı sıkıntısı olan? Çok güzel. İleride yine 1920-1923 arasında bir şey çıkacak ama onu da TBMM çıkartmayacak. Çok ilginç. O yüzden onu şimdilik geçiyorum. Dursun. Ama sen şunu bil. Özellikle Takrir-i Sükûn'un 1. TBMM ile herhangi bir ilgisi yoktur. Zaten devrimlerin hiç yok. Şapka inkılabı, soyadı kanunu, Latin alfabesine geçiş, halifeliğin kaldırılması bunlar yoktur değerli arkadaşlar. Bunu da böyle bir ama saltanatın kaldırılması vardır. Osmanlı Devleti'ne son veren meclis birinci sevdir sonuçta. Sevr hangi konferansta düzenlendi? San Remo. Kimi gönderdik son sadrazam. Tevfik Paşa. Kabul etti mi? Etmedi. Peki bunun üzerine Yunanlılar hangi hattı geçti Merve? Milli hattına geçen Yunanlılar hangi iki ilimizi işgal etti? Peki Bursa'nın işgal edilmesi üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne kürsüsüne nasıl bir örtü örtüldü? Siyah bir örtü. Ne simgeliyordu? Tabii ki yası simgeliyordu. Güzel. Peki bunun üzerine hangi şura toplandı? Saltanat. Kim onay vermedi? Rıza Paşa. Ama üç kişi gitti. Bunlar ne yapmıştır? İmzaladı. Geldi. Nerede? Fransa'nın Sevr kasabasına. Geçmiş zamanlarda bundan 23 sene önce belki de 5 sene önce bizim olimpiyat takımımızı Sevr'e konaklatmak istediler Fransa'da. Bak bir daha söylüyorum. Bizim olimpiyat milli takımımızı Fransa'nın Sevr kasabasında konaklatmak istediler. Elini adam unutuyor muyuz? He tabii ki biz de onu bildiğimizden dolayı biz onu kabul etmedik tabii ki. Çünkü adamlar her şeyi ısrarla ısıtıp ısıtıp önüne koyuyor. Bakın adam tarihte Sevr'i imzaladığımız yere tekrar bize g burada diyor gafile de konaklayın diyor. Keşke anılarınız bir canlansın demeye gidiyor. Tabii ki kabul etmedik. Sevr maddelerin herkes anladı. Özellikle Sevr Barış Anlaşması'nın bir kere daha söyledim. Taslağı İtalya'da ama imzalanma yeri nere? Fransa. Dikkat. Bu anlaşma niye hukuken geçersiz? Çünkü Osmanlı Mebusan Meclisi'nin onayından geçmediği için. Peki niye uygulanamadı? Sonuçta bize göre geçmedi. Bize göre hukuksuz ama adama göre hukuk hukuken sonuçta imzalanmış. Çünkü biz milli mücadeleyi neye ulaştırdık? Başarıya. Mustafa Kemal bunun için ne dedi? Türk milleti için uğursuz bir idam kararnamesidir. Dedi. Sevr'in yerine de ileride ne imzalanacak? Lozan imzalanacak. Var mı sıkıntı soru? Ya bak konu basit gibi gözüküyor da hiç öyle değil. Evet. Şöyle bir ortalayalım bakalım. Güzel. Şimdi bunun ikincisi var. Eee ikincisinde ise 1. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne karşı çıkan sadece ayaklanmalar ve isyan mahkemeleri bunları işleyeceğiz değerli arkadaşlar. Peki buradan soru geliyor mu arkadaşlar? Ortalama 3 yılda bir geliyor. 3 yılda bir TBMM'den kesin soru soruyorlar. En son 2024'te sordukları ve yakınlaştığını düşünerek dört sınavdan birine 1. TBMM'den kesinlikle soru geleceğini ve özellikle şu tablodan yani şu anlattıklarımdan bir yer gelecek. TBMM ve Sevr'den bir tanesinin geleceğini düşünüyorum. Ancak sınav günü göreceğiz bu arada hep beraber. Burayı yaptık mı? Hallettik mi? Hemen AGS KPSS tarih soru bankasından neyi çözüyorsun? Sevr Barış Anlaşması ayrı zaten. Onun testini çözüyorsun. Bir TBMM'nin ayrı çıkardığı kanunlar özellikleri onu da çözüyorsun. Bak ikisini birden bir tek videoyla hemen iki tane testten 32 tane soruyu çözüp bitirmiş oluyorsun. Böylelikle benim ne anlattırsam karşında da onları göreceksin. Evet Merve ne düşünüyorsun Sevr hakkında? Çok acı. Bunun sadece 12 maddesi var. 433 okuyan yok ki. Padişah bile okumamış. Okuyacak hali mi var? Neyini okuyacak? 12. Diyelim ki bu ilk 12 madde olsa e okur musun 12'den sonra devamına var mı gerek şey? Var mı yani? Zaten her yerin gitmiş ya. Tabii canım. Sevr, Sevr, Sevr. İnanılmaz derecede hala planlarında olan, bunu ara ara bize nüksettirmeye çalışan bana göre S Pkot'un en Anadolu içindeki en büyük işaretiydi. Ama Allah'a şükürler olsun ki burayı halletmiş olduk. Evet. Meni Müskirat aa şu kanunlardan dur bakali şu kanuna dikkat. Meni Müskirat yani müskiratın kelime manasını öğrenciye bıraktım. Bir baksın. Men etmek. Neyden men etmek ona bakacak. Özellikle hangi kanunun olmadığını bilecek öğrenci. Hangi kanun yok birinci Sevr'in içinde? Yani çokça sorulduğu için. Evet. Takrir-i Sükûn yok. Niye? Çünkü Takrir-i Sükûn tarihi kaç? 1925. TBMM kaç? 2023. Devam ediyoruz ayaklanmalarla. Bir sonraki videoda görüşmek dileğiyle.