📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

Soğuk Savaş - Neden Başladı, Nasıl Bitti?

49W15:03

Transcription

Çok güzel, güzel. Herkese merhaba. Bugün plastik oradayız. Pasta ye yakın bir yerde, evrak ile birlikte Soğuk Savaş videosu çekeceğiz. Sorular senden gelsin.

Şimdi, Soğuk Savaş kavramını neden kullanıyoruz? Önce kavramı ilk olarak Çorlu kullanmış. Kullandığı zamanlar 1945, yani henüz Soğuk Savaş ortaya çıkmış. Fakat onun yaptığı tamam aslında ilerleyen yıllarda başlayan Soğuk Savaşı tam olarak doğru şey ne olmuş diyebiliriz. Var oluyor ki iki tane süper güç var ve bu iki süper güç artık nükleer olarak silahlanmaya da başladı. Bu iki güç arasında doğrudan bir çatışma olmasa bile bütün dünyanın bu iki güç etrafında döneceğini söyleyebiliriz diyor ve bunu dedikten üç sene sonra bir Soğuk Savaşı başlatan adımın atıldığını görüyoruz. Neydi adım? Marshall Planı. Marshall Planı o zamanlar ABD'nin Dışişleri Bakanı, başkan da Harry Truman. Truman Doktrini ve Marshall Planı ile birlikte ABD'nin artık Rusya'ya karşı açıktan dış politika hamleleri yapmaya başladığını görüyoruz. Ne bu hamleler? ABD Avrupa ülkelerine yardımlarda başlıyor. Dönem de kendi 1948-49 yıllarında ve Avrupa ülkelerine ekonomik yardımlar yaparak o ülkelerdeki o komünist muhalefeti bastırmaya çalışıyor. Yani muhalefeti bastırmaya çalışıyor. Lan kastımız şu, ABD hegemonyasını artırmaya çalışıyor, kapitalizme duyulan güveni artırmaya çalışıyor. Bu yolla Sovyetlerin doğal nüfuz alanından Avrupa'ya nüfuz etmesini engellemeye çalışıyor. Niye? Çünkü komünizm yayılmacı bir ideoloji ABD'ye göre.

Peki komünizm Avrupa'ya nasıl yayılacak? Bunu cevaplamak için bizim 1945'e dönmemiz gerekiyor. II. Dünya Savaşı bittikten sonra ortadan böyle çekeceğimiz bir sınırla birlikte Avrupa'nın batısı kapitalist devletlere, İngiltere ve Amerika'ya bırakılıyor. Bu kısmı ise Sovyet Rusya'nın kontrolüne bırakılıyor ve planlanan şey şu, bu NATO devletleri, sosyalist oldukları ülkelerde seçimlerle yeni hükümetlerin kurulmasına ve yeni rejimlerin güçlü bir şekilde kurulmasına önayak olacaklar. Fakat şöyle bir sorunla karşılaşıyoruz. Biz 48 yılına geldiğimizde tamam Batı Avrupa'da hükümetler kuruluyor ama Doğu Avrupa'da Rusya'nın egemen olduğu, söz sahibi olduğu yerlerde tüm hükümetlerin komünist olduğunu görüyoruz. Şimdi Amerika böyle bir durumla karşı karşıya kaldığında yeniden düşünmeye başlıyor. Diyor ki, "Ya biz acaba Doğu Avrupa'yı Ruslara vermekle kötü ettik."

Komünizmin yayılması da tam olarak neden lazım? ABD Sovyet Rusya ile arasında bir tampon bölge istiyordu ve o tampon bölgenin dışına komünizmin yayılmasını istemiyor. Zaten komünizm oraları elde takdirde ama Avrupa'da bir güvenlik tehdidi oluşturan düşünüyordum. Ekonomik olarak kurduğu kapitalist sistemin testi altında olacağını düşünüyordum. Çünkü Soğuk Savaş esasında sadece politik ve ekonomik bir savaş değildi. En önemli ayağı ideolojik savaştı. Sovyetler Birliği'nin gücünü yitirmiş bir kapitalizm, yani Doğu Avrupa'da komünizme kaybetmiş bir kapitalizm veya İtalya'da hepsinin karşısında kaybetmiş bir liberal demokrasi söylemi, kapitalizmin dünyanın diğer bölgelerinde de söylem gücünü yitirmesi anlamına geliyordu.

Başlıyoruz. Ancak sıcak çatışmalar da yaşandığını biliyoruz. O dönem Kore Savaşı mesela. Bu dönemde silahlanma yarışı olduğunu biliyoruz. NATO'nun ve Varşova Paktı'nın kurulduğunu biliyoruz. Bunlar nasıl açılıyor çatışmalara?

Çok güzel bir soruya. Kore Savaşı Soğuk Savaş döneminin ilk sıcak çatışmasıdır ve bu sıcak çatışma içerisinde ABD askerleri vardı, komünist Çin askerleri de vardı. Yani komünistler ve kapitalistler karşılıklı olarak savaştılar. Sadece bu değil, başka örnekler de var. Küba Krizi gibi Sovyet Rusya ve ABD'nin nükleer bir savaşın eşiğine geldiği bir tarih anı yaşandı. Vietnam'daki gibi yine ABD'nin doğrudan içine girdiği savaşlar da oldu. Böyleyken bizim "Soğuk Savaş" isimlendirmemiz birazcık iyimser bir isimlendirme oluyor. Konuda haklısın.

Bizi neden Sovyetler Birliği ile ABD arasında doğrudan bir çatışma görmedik bu dönemde? Bahsettiğin o silahlanma yarışı, özellikle nükleer silahlanma yarışı, daha sonra uzay yarışları diyeceğimiz hikayeler aslında ABD ve Rusya'nın karşılıklı olarak savaşa sürekli hazırlandığı fakat iki tarafta hazırlandığı için savaşmaktan çekindiği bir durum. Yani iki taraf da silahlanırken biz bir noktaya geliyoruz ki ABD ve Sovyet Rusya'nın elinde bulundurduğu nükleer silah kapasitesi tüm dünyayı beş defa yerle bir edebilecek güce sahip. Yani bütün dünyayı isteseler bir savaşa girdikleri takdirde yerle bir edebilecek durumdaydılar. Biz bu ana en çok nerede yaklaşmıştık? Küba Krizi'nde yaklaşmıştık.

Küba Krizi'nin hikayesi şudur. ABD için Güney Amerika istediği gibi müdahalede bulunabileceği bir arka bahçe konumunda olmalıdır. Sürekli olarak Latin Amerika'da Che Guevara gibi, Fidel Castro gibi sosyalist liderler öncülüğünde biz komünist hareketlenmeye başladığını ABD'de bulunan ziyadesiyle rahatsız olmuştu ve nihayetinde Küba'da bir sosyalist devrim gerçekleştiğinde başımızın artık testinin tam ortasında gördüğü için tehlike çanları çalmıştı. Buna karşılık olarak ABD'nin ne yaptığını görürüz? Domuzlar Körfezi çıkarmasıyla burada bir Küba devrimine bir darbe planlıyor. ABD'de bu darbe girişimi başarısızlıkla sonuçlanıyor ve bu darbe girişiminin ardından Fidel Castro Sovyetler Birliği'ne yanıyor. Diyor ki, "Artık bize destek atın, yoksa ABD bizi parçalayacak." Bunun üzerine Sovyetler Birliği de füze atıyor. Denizaltılarını yolluyor. Küba açıklarına galiba silah, olması lazım. Çok büyük bir menzilde nükleer başlıkları taşıyan denizaltıları Küba'ya yerleştirmiş oluyor. Bu ABD için Küba'da bir komünist rejim olmasından daha ciddi bir tehdit. Sadece ABD için değil, bütün dünya için büyük tehdit. Neden? Çünkü oradan Sovyetler Birliği buradaki füzeleri ateşlerse, ABD'nin de Sovyetleri çevreleyen bölgelerde füzeleri var ki bunların en önemlisi o dönemde Türkiye'deydi. Bunların ateşlenmesi ile birlikte hem Sovyetler Birliği, hem ABD, hem de bunların çevrelerindeki ülkeler, mesela ABD'nin nükleer füzelerin içinde bulundurduğu için Türkiye nükleer saldırıya maruz kalabilirdi.

Bu krizin nasıl aşıldığı içerisinde aslında uluslararası ilişkiler teorileri için de önemli bir soruydu. Bu konuda Graham Allison'un "Essence of Decision: Explaining the Cuban Missile Crisis" makalesi ve kitabı ABD'nin Küba Krizi'ne yönelik atılan adımların nasıl planlandığını anlatıyor. Bu makale dış politika analizinin aslında kurucu metinlerinden de birisidir. Bu kriz nasıl çözülüyor? En sonunda iki taraf savaşın eşiğine gelmiş. Artık ABD Küba'ya asker mi yollayalım, denizaltılarımızı vuralım yoksa ambargo mu uygulayalım kararlarını tartışırken Kennedy arıyor ve diyor ki, "Biz bu füzeleri Küba'dan çekeriz. Fakat bir şartımız var. Siz de Türkiye'deki füzelerinizi çekeceksiniz." Eğer siz çekerseniz tatlı bir şekilde bu iş çözülmüş olur ve son anda ABD'nin Türkiye'den füzeleri çekmesi, Sovyetlerin de denizaltılarının geri çekmesiyle dünya bir nükleer yok oluşun eşiğinden dönmüş oluyor.

Çok fazla karşı savaş hikayesi var. Aynen. Savaş'taki yeri tam olarak Hürriyet. Vietnam Savaşı aslında Soğuk Savaş içerisinde bir dönüm noktasıydı. ABD'nin kapitalist sistem içerisindeki düzen içerisindeki rolünü dönüştüren bir şey oldu. Ama önemli yapan şey Vietnam Savaşı altı yıl sürüyor. Altı yıl boyunca ABD santim ilerleme kaydedemiyor. İlerleme kaydedemediği gibi ve tam sana bu dünya izliyor ve radyolardan da sürekli neler yapılıyor, insanlar Savaş'ın gerçek yüzünü daha yakından görüyorlar. Amerikan aileleri çocuklarını askere yollamışlar, kocalarını askere yollamışlar veya babaları askerde ve bu yüzden bu Savaş'ın anlamsızlığına dair söylemler, homurdanmalar artmaya başlıyor. Amerika'da biz işte 68'de artık komünist bir kuşakla birlikte savaş karşıtlarının "Make Love Not War" sloganlarının ortaya çıktığını görüyoruz. Bütün dünyada Amerika'ya karşı bir savaş karşıtı söylem oluşur, özellikle gençler arasında.

Kalmıyor, kalmıyor. Amerika aynı zamanda Vietnam Savaşı'na çok ciddi bir bütçe ayırıyor ve bu bütçe artık Amerika'nın ekonomik dengesini bozacak bir hatıra ediliyor. Savaşın da ekonomik olarak yıpranması Amerika'yı 70'lerde bir siyaset değişikliğine götürüyor. Amerika ne yapıyor? Önce uzay yarışı olsun, nükleer yarışı olsun, silahlanma yarışı olsun bunları belli bir seviyeye çekmeye çalışır. Bunun için SALT I ile anlaşma imzalıyorlar. Nükleer çatışmasızlık anlaşmalarını ve uzay yarışını da bir ara veriyorlar. En azından bunu bir propaganda savaşından ibaret tutuyorlar, yatırımlarını azaltıyorlar.

Rusya'da Rusya'da Amerika ile girdiği o silahlanma yarışında çok ciddi bir ekonomik darboğaza girmişti. Yani Stalin'in II. Dünya Savaşı peşine getirdiği o sanayileşme hamlesi 10 yıllık kalkınma getirmişti belki de Sovyetler'e ama sonrasında ABD ile girdiği o silahlanma yarışının Rusya'yı ekonomik olarak bitirme noktasına getirdiğini söyleyebiliriz ve diğer komünist ülkelerde artık Rusya'nın özel hale gelmiş ve ekonomik anlamda bitik ülkelere dönüşüyorlar. Yani 70'lerin sonuna geldiğimizde komünist ülkelerde Sovyet Rusya olsun, Doğu Bloku ülkeleri olsun, komünizm olsun ekonomik anlamda iç açıcı bir görüntü elde edemiyoruz. Gerginlik bitti aslında ekonomik nedenlerle bitti diyebiliriz.

Savaş. Bu Sovyetler'deki karşılığından da bahsetmemiz lazım. ABD'nin Vietnam'da hizmeti gören Rusya ne yapıyor? Bunlar dersin çıkarıyor. Hayır, tam aksine gaza gelip Afganistan'a giriyor. Afganistan'da da Rusya'nın hezimete uğradığını görüyoruz ve ekonomik anlamda Rusya'yı üzerine ciddi büyük iğne onunla kalmıyor tabii.

Şöyle bir hikaye var. Yani biz o Soğuk Savaş'ın bitişini en güzel Berlin Duvarı üzerinden anlatırız. Berlin Duvarı Almanya'da Doğu Avrupa ve Batı Avrupa'yı ayıran noktaydı. Duvar niye oluşmuştur? Önceden Doğu Berlin, Batı Berlin arasında gidip gelmek serbest. Doğu Berlin'de kişiler Batı Berlin'e gidince oradaki özgür ortamı, eğlenceli ve refahı gördüğü zaman orada kalmaya karar verdiler. Kısaca Doğu Berlin'den kaçtılar. Doğu Berlin'de insanlar batıya kaçtıkça ne oldu? Doğu Berlin'de fabrikalarda işçi kalmamaya başladı. Bu ne sebep oldu? Ekonominin daha da kötüleşmesine. Ondan sonra ne yapmaya başladı oradaki hükümet? Önce çıkışı yasakladılar. Sonra bu çıkışı yasaklamak yetmeyince eve getirdiler, kontrolleri de yapınca bir duvar vermek zorunda kaldılar Berlin Duvarı.

Fakat Berlin Duvarı da yetmedi. İnsanlar bu sefer Macaristan üzerinden hatta Avrupa'ya kaçmaya başladılar veya Çekoslovakya üzerinden fotoğraf ve görüşmeye başladılar. Bu bize şunu söylüyor. İnsanlar Doğu Avrupa'da, yani komünist rejimlerde yaşamaktan memnun değildiler. Bunu sevgi gerek ekonomik olabilir, sevgi sosyolojik olabilir. İnsanlar özgür veya güvenli hissetmiyorlardı. Mutlu değillerdi. Mutlu olmadıkları için Batı Avrupa'ya kaçtılar. Hatta bu konuda kendi bir lafı var. Diyor ki, "Evet, demokrasi en iyi rejim olmayabilir. Fakat biz insanlarımızı içeride tutmak için etraflarına duvar örmek zorunda kalmıyoruz." Artık Sovyet rejiminin de yaşayan insanların içlerinde bulundukları rejimlerden memnun olmadıklarını, Doğu Bloku'ndaki insanların komünist rejimlere karşı isyan etmeye başladıklarını görüyoruz ve bu isyanlar kimi zaman çok ciddi polis şiddetiyle bastırılmaya çalışılıyor, kimi zamansa tavizlerle çözülmeye çalışılıyor.

Onun da Sovyet Rusya'da Gorbaçov'un gelmesi bir dönüm noktası diyebiliriz. Çünkü Gorbaçov iktidara geldiğinde, işte Glasnost ve Perestroyka, Sovyetler Birliği'nin yani özgürlük ve yeniden reform politikalarıyla birlikte bence artık Sovyet Rusya'nın özgürleştirilmeye, demokratikleştirilmeye çalışıldığını görüyoruz Gorbaçov tarafından ve bu özgürlük ne ile sonuçlandı? İnsanların komünizme olan bağlılıklarını yenilenmesiyle sonuçlanmadı. Aksine daha rahat muhalefet edebilmelerini sağladı. Yok, biçim o hep hızlı gibi olmaz.

Bakalım iki bardak o. Vallahi siz kat. Dolayısıyla biz de 91'e geldiğimizde Sovyet Rusya'da yapılan seçimle birlikte yıkıldığını görüyoruz. Yıkılmasıyla birlikte 90'lı yıllar çift kutuplu bir düzenden çok kutuplu bir düzene geçişin dönemi olmuştu. Bütün dünya için. Soğuk Savaş'ın bitmesiyle birlikte biz o II. Dünya Savaşı sonrası kurulan uluslararası düzenin büyük bir dönüşüme girdiğini görüyoruz ve zaten işte o uluslararası kurumların dönüşmemesi için Birleşmiş Milletler'de o aynı beşli kalması özellikle 90'ların sonunda bu kurumlara önü ciddi eleştiriler duymaya başladık. İşte sistemin, "Bu dünya beşten büyüktür" sloganı da bu anlamda önemli sloganlardan bir sayılabilir.

Komünist gerilim var ve bunu bir soğuk savaş yapıyor. Bunu ya da evet. Bu da güzel bir soru. Çin ve Amerika arasında çok ciddi bir ekonomik işbirliği vardı. Bu işbirliği 2010'lara geldiğimizde yerini rekabete ve çatışmaya bıraktı. Sizi ABD ve Çin arasındaki ekonomik çatışma yerine bir soğuk savaşa bırakır mı? Yorumlarınızı bekliyoruz. Kapatıyor muyuz artık?

Patron. İyi hatırlatma oldu. Geçen videoda Ömer ve İbrahim patronu YouTube'da açtığımızda bahsetmişti. Yapacağınız desteklerle kanalın daha iyi ekipmanlarda daha kaliteli videolar çekmesini sağlayabilirsiniz. Mesela bizim bu videoyu ikinci çekilişimiz oldu. Bir sefer saf ile çekmişti fakat ses kalitesi çok kötü olduğu için mikrofonumuz olmadığı için şimdi bu şekilde tekrar çekmek zorunda kaldık. Yani yapacağımız her destek size daha kaliteli videolar olarak dönecek. Ayrıca patron abonelerimizin YouTube üyelerimize özel, yani o katıl butonuna bastığınızda üye olabiliyorsunuz, özel videolar ve canlı yayınlar da olacak. Onları da sadece işe o valizdeki videolarda görüşmek üzere. Hoşça kalın.