Transcription
Hocam merhaba.
Merhabalar Murat. Nasılsınız hocam?
Teşekkür ederim, sen nasılsın hocam?
Çok iyiyim. Biz bugün yeni bir seriye başlıyoruz, "Tekte Bitiriyoruz".
Aynen öyle, koca üniteyi bir seferde çerez gibi tüketiyoruz.
Hocam hem 8. sınıf arkadaşlarımız, aynı zamanda bu 8. sınıf arkadaşlarımız LGS'ye hazırlanıyor. Hem okullarında derslerine yardımcı olması için hem de aynı zamanda LGS'ye daha iyi hazırlanmaları için hocam bir üniteyi tek videoda hallediyoruz.
Arkadaşlar şunu söylemek istiyorum ben. Arkadaşlar, bizim 8. sınıf konu tekrarlarımız, konu anlatımlarımız detaylı bir şekilde kanalımızda var. Ve hatta ben şu anda bu...
Hocam sağı solu bir yere bırakıyorum.
Aynen hocam. Arkadaşlar oradan takip edebilirler.
Peki hocam, biz bugün ilk olarak neyi tekle bitiriyoruz?
Biz bugün 1. ünitemize başlıyoruz, mevsimler ve iklim kavramlarına bakıyoruz. Dünyanın hareketleriyle başlayacağız, sonra hava olayları falan diyeceğiz. Böyle genel anlamda günlük hayattan da tanıdığımız kavramları daha bilimsel inceleyeceğiz. Bir bakacağız ki ünite temizlenmiş. Başlayalım hadi bakalım o zaman. Buyurun gençler.
Şimdi öncelikle sevgili dünyamızın hareketlerini ta geçmiş yıllardan 5. sınıfa kadar falan bir dönerek hatırlıyorum. Tamam, hatırladım yeter demeyeceğim tabii. Dünyanın iki tane hareketi vardı. Birincisi kendi etrafındaki, bir de hocam dünyanın bin bir türlü hali vardı.
Vardır, kesinlikle. O zaman ne yapıyoruz bu güzel yorumdan sonra videoyu kapatabiliriz diyoruz. Görüşmek üzere.
Şimdi dünyamızın ilk hareketi kendi etrafında dönme hareketi. Bu hareket gerçekleştiğinde ne oluyor? Bana gelen ışığın açısı değişiyor. Yani dünyaya gelen ışığın açısı değişince gece ve gündüz kavramları ortaya çıkıyor. Bir günün 24 saat olduğunu da hatırlıyoruz. Sonraki hareket dolanma hareketi. Güneş duruyor, dünya etrafında dolanıyor. Şöyle dönüyor ya, bak bak bak şuraya gelince şurası yaz oluyor. Bu da kendi etrafında dönüyorsun. Bak uzaklaşıyor. Bak daha nereye gidiyor? Şurası kış. Şurası senin şuna döndür lazım. Dön, döndür hocan. Taş döner mi? Güneş kendi etrafında dönmez. Ya döner mi? Dünya kendi etrafında döner. Güneş dünyanın etrafında döner. Güneş kendi etrafında dön, y etrafı dünya etrafı. Güneş dolanma hareketi çok daha uzun bir rota izlediği için yaklaşık 365 gün 6 saat, yani bir yıllık bir süreç. Bu arada bu dolanma hareketi sayesinde ne oluyor? Şu oluyor. Dünya güneşten farklı açılarla ışık alıyor. Hatta bazen daha yakın, bazen daha uzak oluyor. O zaman şunu düşünüyorum. Dünya güneşe daha yakınken biz yaz yaşarız, daha uzakken kış mı yaşarız? Mantıken böyle olması gerektiğini düşünüyorum ama kesinlikle öyle bir durum yok. O yüzden birinci adım aman dikkat, ters köşe olmamak için burada uyanık oluyorum. Dünyamız dimdik değil, hafiften bir eksen eğikliği var. Bu eğiklik de bize mevsimlerin oluşmasını sağlıyor. Yani dünya dolanırken dünyanın ekseni hafifçe eğik olduğu için biz mevsimleri yaşıyoruz. Hatta biz güneşten hemen hemen en uzak olduğumuz noktada yaz mevsimini yaşıyoruz. Ne kadar da ilginç bir veri. Şimdi biraz daha bilimsel inceleyelim. Gel şu şekle bir bakalım.
Tadam, dünyayı aldı dedik ki dünya yuvarlaktır, döner. Öyle bir şarkı vardı ya hocam. Bir de şey var, dünya dönüyor sen ne dersen de. Aynen öyle. Şimdi ne yaptık sevgili dünyamızı aldık, dedik ki kendi etrafında dönecek ve dönme ekseninin farkındaysan dimdik değil, hafif böyle yatık olduğunu göreceğiz. 23 derece 27 dakikalık bir eğiklik var. Bu sayede de ne oluyor gençler? Işık bize hep aynı açıyla gelmiyor. Yani şu üst tarafa gelen ışık ışınlarını bir düşünün, çok daha böyle dikleme geliyor. Alt tarafa doğru gelen ışık ışınlarını düşündüğümüzde ne oluyor? Birazcık daha tet geçer gibi oluyor. Bu dik ve eğik gelmesi de işte sevgili mevsimlerimizin oluşmasını sağlıyor. Bu dolanma hareketinin detayına yakından bakmak istersek, hadi buyurun bir de onu inceleyelim.
Şimdi güneşi ortaya aldım, dünyayı saatin tersi yönde, yani soldan sağ olacak şekilde dolandırıyorum. Başlıyorum diyorum ki, bakınız 21 Haziran'da başlayalım. Kuzey ve Güney Yarım küreye bakacağım. Diyeceğim ki, hım, ışık ışınlarını şöyle aldım, şuradan kuzeye doğru gönderdim. Ne oldu? Daha dik bir açıyla geldi. O zaman ne oldu gençler? Bu bölgede, yani bizim de ülkemizin bulunduğu kısımda daha dik açıyla, daha yoğun ışık aldık ve yaz yaşadık. Bu sefer ne oldu? Daha güneye indim, daha eğik bir açı fark ettim. Eğik açıyla aldığımda da bizim tam tersimiz, kış mevsiminin yaşandığını gözlemledim. Devam ettim, 23 Eylül ve benzeri şekilde 21 Mart. Bu arada dünya aşağıda ve yukarıda değildi. Şu ön ve arkadan geçiş hareketini fark edemediğimiz için öne ve arkaya değil, aşağı ve yukarı yapıyorduk çizim. Aman dikkat, üç boyutlu aslında kafamızı karıştırmasın. Geldim 23 Eylül ve 21 Mart'a baktım. Bunlar bizim özel Ekinoks tarihlerimiz. Yani bu sefer ne yapacağız? 21 Haziran'da yaza girerken sonbahara ve ilkbahara geçiş yapacağız. 21 Aralık'ta bu arada haziranın tersi. Yani ne olacak? Yine kendimiz gibi düşünürsek, yine ışık ışınlarını gönderdik. Fark ettiyseniz bu sefer güneye daha dik geldi, kuzeyde biraz daha eğik oldu. Kendimizi düşünecek tik. Ne demiştik? Kuzey yarımküre daha eğik olduysa artık biz kış başlangıcını yaşayacağız. Bu sefer güneydeki, Güney Yarımküre'deki arkadaşlarımız yaz başlangıcından söz ediyor olacaklar. Yani Kuzey, Güney Yarımküre'de hep birbirinin tersi durum gerçekleşecek. Döndüm 21 Mart ilkbahara geldim ya da 23 Eylül sonbahar girişine başladım. Ekinokslar geldim. Burada bir püf noktam var. Burada gece ve gündüz süresi eşit. Yani ışık istediği kadar eksen eğik olursa olsun, hep aynı açıyla geliyor.
Şimdi sevgili dünyamızı aldık, A, B, C diye farklı noktalar belirledik ve ışığın gelme açısının nasıl değiştiğini bakarak aydınlanma miktarı ve ısınma miktarı ile ilgili yorumlar yapacağız. Şimdi A bölgesi, yani ekvatora yakın bölgeler, baktığımda ne görüyorum? Daha dik açıyla gelen, daha böyle dimdik kafamıza kafamıza vuran ışık ışınları görüyorum. Farkındaysanız aydınlanan bölge daha küçük ama çok daha yoğun bir aydınlanma var. Yani ne yapacağım? Gölge boyumun daha küçük olduğunu söyleyeceğim, aydınlanan bölgenin daha küçük olduğunu söyleyeceğim ama ışık yoğunluğunun, yani sıcaklığın çok daha fazla olması gerektiğini fark edeceğim. B'ye geldiğimde hafif bir eğim var B bölgesinde. Bakın aydınlanan kısım birazcık daha genişlemiş A'ya göre. Ne oldu? Açı birazcık daha küçüldü. Bu durumda da aydınlanan bölge genişlerken, gölge biraz daha büyürken, sıcaklık artışı A'daki kadar yoğun olmadı. C'ye geldim, iyice eğik. Hani böyle yattım, yatacağım, değdim deyeceğim, geçeceğim. Çok daha geniş bir bölge aydınlandı fark ettiyseniz ama ne oldu? Artık çok daha böyle yayılmış olduğu için ışık, birazcık daha az aydınlattı, biraz daha az ısıttı. E bu durumda da kış mevsimini yaşıyor olduğumu yorumlayabilirim.
Şimdi birazcık daha detaylı inceleyeceğiz. Az önce demiştik, Kuzey ve Güney Yarımküre'de farklılıklar var. 21 Haziran'da Yengeç Dönencesi dediğimiz noktaya, o çizgisel doğrultuya, çünkü dünya dönüyor, hani tek bir nokta değil, belli bir çizgiyi aydınlatacak ışık. Hatırlıyoruz, ne yaptık? Işığı daha dik gönderdik. Dik açıyla aldığında Yengeç Dönencesi üzerinde olan noktalar 21 Haziran'da maksimum gündüz süresini yaşayacaklar. Gölge boyları öğlen saatinde sıfıra ulaşacak. Yani artık gölge boyu kalmayacak, dimdik açı aldığım için. Ve sonra ne olacak? Artık yaz başlangıcından bahsedeceğim. Tam tersini söylersek Oğlak Dönencesi, yani Güney Yarımküre'den bahsediyorsak, bu sefer en eğik açıyla almış olacaklar. Bu durumda da ne olacak? Burada yaz başlıyorsa, hop, ters yarım küre ne oldu? Kış başlangıcı olacak ve burada da maksimum gece uzunluğu, minimum en kısa gündüz uzunluğu gerçekleşecek. Gölge boyu da en büyük olacak. Az önceki A, B, C'yi hatırlayalım. 21 Aralık'ta işler tersine döndü. Bu sefer ne oldu? Oğlak Dönencesi ışığı dimdik aldı. Yani burada haziranda olanlar Yengeç Dönencesi'nde olanlar 21 Aralık'ta Oğlak Dönencesi'nde gerçekleşti. En uzun gündüz süresi, en kısa gece süresi, en dik açı, en küçük gölge boyu, sıfır. Ve artık ne oldu? Güneyde yaz başlangıcı, kuzeyde, yani Yengeç Dönencesi üzerinde yine kendimiz gibi düşünürsek, ülkemiz ve civarındaki o hatta çizgide artık kış başlangıcı olacak.
Sonra ne olacak? Ee, bu iki özel tarihin arasında iki tarihimiz daha vardı, hatırlıyor musunuz? Hadi bir de onlara bakalım.
Şimdi geldik aradaki tarihlerimiz, yani Eylül ve Mart'ta ne yaptım? Üçer aylık aralıklarla bir yılı böldüm. Şimdi 23 Eylül ve 21 Mart'ta özel bir durumumuz vardı, hatırlıyor musunuz? Böyle ön ve arka olduğu için eğiklik bizi bağlamıyor oldu. Yani ne yaptık? Dedik ki gece ve gündüz süresi bu özel tarihlerde, Ekinoks tarihlerinde eşit. O zaman Kuzey ve Güney Yarımküre'den bahsederken ya da Ekvator'dan bahsederken bir şey değişmeyecek. 24 saati ikiye böleceğim, gece gündüz eşittir diyeceğim. Ekvator'a ışığın dik açıyla geldiğini fark edeceğim. Bu arada Ekvator'da da özel bir durum olacak gençler. Gece ve gündüz süresinde hep bir eşitlik olacak. Özel durumu da hatırlayalım.
Şimdi ne yaptık? Özel Ekinoks tarihlerimizde Ekvator'a ışığın dik geldiğini gördük. Işık dik gelince ne oluyordu hatırlayalım? Gölge boyumuz sıfıra düşüyordu ve en sıcak, en yoğun aydınlanma gerçekleşiyordu. Kuzey ve Güney yarı kürelerde, yani Yengeç ve Oğlak Dönencelerin ise ne yapıyoruz? Biraz daha eğik açıyla alıyoruz. Böyle ilkbahar, sonbahar, biraz ılık, biraz serin ama ne çok sıcak, ne çok soğuk olduğunu da hatırlamış oluyoruz.
Ne yaptık? Konuyu biraz öğrendik. Hızlıca bir tekrar etmek istiyoruz. Kullanıcı alacağız bilgimizi ki aklımıza yerleşsin. 21 Aralık'ta dünyanın konumuna baktım. Hım, ne oldu? Kuzeye biraz daha eğik, güneye biraz daha dik açıyla geldi. Bakınız, ne yaptık? Şuradaki dik açıyı yakaladık şekil üzerinde. Burası önemli. Yani Oğlak Dönencesi'ne, Güney Yarımküre'ye ışığı dik verdik. Peki şimdi bana diyor ki, bu konumda dünya ile ilgili bazı ifadeler var. Hangilerinin doğru olduğunu birlikte yorumlayalım. Unutmuyorsun. Sağlar güneş ışınları öğle vakti Kuzey Yarımküre'de Yengeç Dönencesi'ne dik olarak gelir. Hızlı okuduysam, hım, buna evet diyebilirim ama püf noktam ne? Kuzey Yarımküre'de Yengeç Dönencesi'nden bahsediyor. Burada öyle bir şey var mı? Yani ben bakınız şu nokta üzerinde öyle bir şey gördüm mü? Hayır. Nerede gördüm? Dik açıyı şurada, hop, görebiliyor muyum? Şimdi gördüm. Ne oldu? Oğlak Dönencesi'nden bahsedeceğim. Yani bu cümlem ters oldu. Güney Yarımküre'de yaz, Kuzey Yarımküre'de ise kış yaşanmaya başlar. Dik açıyı gördüğüm anda ne yapıştırı acaktım? Yaz mevsimi. O zaman ne yaptım? Kuzeyde kış var. Şekil üzerine küçük notlar almak avantaj sağlar. Hemen bakıyorum, güneyde yaz, kuzeyde kış. Bakın şimdi gördüm ve dikkatsizlik hatasından kurtuldum. Güney Yarımküre'de en uzun gündüz, en kısa gece. Kuzey Yarımküre'de en uzun gece, en kısa gündüz. Çok uzun bir cümle. Virgülle böldük mü? Böldük. Bakınız şurada bir noktalı virgül var. Türkçe dersine geldik demek ki. Buraya kadar bir okuyalım, bir nefeslenelim ve düşünelim. Güney Yarımküre'de en uzun gündüz. Şimdi güneye geliyorum, şurada yaz yaşadığını görüyorum ve diyorum ki, en uzun gündüz mantıklı mı? Yazın gündüzler daha uzun sürüyor. O zaman bu kısmı doğru. Cümle devamına bakayım. Kuzeyde de tersi, en uzun gece, en kısa gündüz, kış yaşıyorum. Biraz hızlandırdım ve bunun da doğru olduğunu söyledim. O zaman cevabım ne oldu? 2 ve 3 oldu. Yani gittim B seçeneğini gönül rahatlığıyla işaretledim.
Şimdi sevgili Turgut, mevsimlerin oluşumu ve iklim ünitesi ile ilgili bir hipotez belirlemiş ve test etmek için bir deney yapmış. Niye? Çünkü canı sıkılmış. Deneyin yapılışı: Özdeş beherler, yani özdeş kaplarım, aynı miktarda ve aynı sıcaklıkta suyu doldurdu. Özdeş, yani yine aynı özellikte el fenerlerini aynı yükseklikten farklı açılarla şekildeki gibi tutmuş. Eşit süre sonunda suların sıcaklığını ölçmüş ve "Aa, ne olmuş acaba?" Şimdi dikkat etmem gereken neydi? Daha dik açıyla ben ışığı aldığımda ne yapıyordum? Çok daha küçük bir bölgede, çok daha yoğunlaşmış bir ışık elde ediyordum. Ama L'de gibi bir şey yaparsam, yani daha eğik açı kullanırsam, bu sefer daha geniş bir bölgeyi aydınlatıyordu ama birim alandan bir kesit alırsam, şurada yoğunluk birazcık daha fazla oluyordu. Yani K'nin biraz daha fazla ısınması gerektiğini düşünebilirim. Bu arada açım daha büyük, yani dik açım daha küçük, yani daha eğik. Bunu da unutmayayım. Şimdi devam ediyorum, bakıyorum şöyle seçeneklerim. Bana diyor ki, yapılan deneye bak, K'nin daha sıcak olduğunu gör. Hım, zaten o mantığı söylemiştik, güzel. Bu deneye göre acaba hipotezin ne olabilir? Bakalım, güneş ışığının yeryüzü ile yaptığı açının artması, birim yüzeye aktarılan enerjiyi arttırır. Dik açı, büyük açı, o zaman aktarılan enerjiyi arttırabilir. Mantıklı gibi ama işimi garantiye almak için her zaman bütün seçenekleri okuyordum. Dünyanın güneş etrafında dolanması sırasında belli bir gölgenin gündüz süresi sürekli değişir. Konu çok da bu değil galiba, değil mi? Çok alakalı olmadı. Eledim. Yere sabitlenmiş bir cismin öğle saatinden akşama doğru gölge boyu uzar. Şimdi cümle doğru mu, yanlış mı diye bize sormuyor. Hızlı gidip yine hata yapmayalım. Tamam, bu cümle doğru olabilir de, bu hipotezle, yani ısınma miktarıyla falan bunun bir alakası yok. Bu el fenerlerini alıp bir cisim yerleştirip onu gölgesine baksaydı, bu incelenmiş olabilirdi. Ekvator üzerinde bulunan bölgelerin aynı anda ölçülen sıcaklık değerleri her zaman aynıdır. Yine konuyla alakalı bir cümle değil. O yüzden şimdi emin oldum ve gittim A'yı işaretleyip devam ettim.
Ve ne yaptık? Ünitemiz ikinci yarısına hoş geldiniz dedik. Şimdi hava hareketlerinden falan bahsedeceğiz. Böyle ne yapacağız? Birazcık daha günlük hayattan bildiğimiz kısma geleceğiz ama yine bilimsel olarak sebeplerini açıklamış olacağız. Önce diyeceğiz ki, sevgili havamız, yani atmosferimizi eski yıllardan bir hatırlayalım. Yaklaşık %78 azot, yaklaşık %21 oksijen ve geri kalan %2'lik kısmıyla diğer gazlar. Yani işte su buharı, karbondioksit, karbonmonoksit, böyle nefes alamadığımız, hani o zehirli gazlar var ya ve işte geri kalan tüm gazlardan oluşuyor. Peki ne yapıyoruz? Bazen daha sıcak, bazen daha soğuk, bazen daha yüksek, bazen daha alçak basınç yaşıyoruz. Bazen çok sıcak, nemli diyoruz, bazen çok kurak buranın havası diyebiliyoruz. İşte bu nem, bu sıcaklık farkları da bu basınç farkları da hava hareketleri yaratıyor ve ünitemizi bu kısmıyla ilgili bize diyor ki, hadi buyur, al sana yepyeni bilgiler.
Şimdi püf noktam şu. Öncelikle diyorum ki, herhangi bir maddeyi ben ısıttığımızda daha hızlanır, birbirinden biraz daha uzaklaşmaya başlar. O yüzden daha soğuk havadan bahsediyorsan, taneciklerin birbirine daha yakın olacak. Hemen yazdım, çirkin yazımla yazdım, siz onu anlarsınız. Hava ısınmaya başladıkça, "Ay, bir uzak dur, öf, beni darlama!" falan diyecek arkadaşlar, böyle bir açılacaklar. Biraz daha sıcak havadan bahsedeceğim. Şimdi püf noktam şu, hangisinde yoğun daha fazla dersem, şurada kalabalığı, insan yoğunluğunu falan da düşünebilirsiniz. Böyle bir toplu taşımaya bindiniz, üstünüze üstünüze geliyorlar falan. O zaman diyeceğiz ki, hava soğuk olduğunda tanecikler daha yoğun, yoğunluk daha büyük. Bu kadar kalabalıksa rahat rahat yükselme şansı var mı? Yok. Yani burada biz aşağı doğru bir hareket, alçaltıcı bir hava hareketi göreceğiz. Hadi bir toparlayalım. Şimdi soğuk havada daha büyük yoğunluk var, basınç daha yüksek, daha da sıkıştırıyor böyle ve ne oldu? Alçaltıcı, yani biraz daha böyle aşağı inen bir hareketli var. Sıcak havada işler terse dönecek. Yoğunluk azaldı, daha rahatladım, oh, bir ferahladı. E bu durumda ne oldu? Yükseldikçe basıncım azaldı, yükselme hareketi görüyorum, yani yükseltici hava hareketini görüyorum. Peki şunu düşünmek istersem, diyeceğim ki, daha sıkışık bir yerden daha rahat bir yere hareket etmek ister miyim? İsterim. Ve bu durumda bakınız şurada da göstermiş, rüzgarım, yani hava hareketim de bu yönde olacak. Yani yüksek basınçtan alçak basınca, daha büyük baskı altına, daha rahat bir ortama, daha soğuk yerden daha sıcak yere, artık nasıl tanımlamak istersek, hep aynı mantık. Hava hareketi gözlemlenecek. Aradaki fark ne kadar büyükse, bizim hareketimiz o kadar hızlı olacak. Bir meltem mi, yoksa bir kasırga mı oluşacağı da burada belirlenecek.
Şimdi yüksek basınç alanım var, soğuk, alçaltıcı hareket var. Bakın ortadan dışarı doğru açılan bir hava hareketi gözlemliyorum. Alçak basınç alanında sıcaklıkta bir buharlaşma, yükselme var. Bir püf noktam var. Su olan bir yerde buharlaşma görürsem, nemlilik fazla. Ne kadar çok nemlilik varsa, bulutlar ve dolayısıyla da yağış görülme ihtimali de o kadar fazla olacak. Bu sefer de dıştan içe doğru bir hava hareketi gözlemlenecek. Kolaymış değil mi? Tek bir mantıkla düşün, sıkışık ya da rahat, bu kadar. Ne yaptım? Saklandım, çünkü nemli havadan dolayı beni göremiyorsunuz demiyorum tabii ki.
Şimdi nemli hava yoğuşacak ama gökyüzüne yakın bir bölgede yoğuşacak ve yağışlar dediğimiz yapı oluşacak. Yağmur, kar ya da dolu olabilir. Nemli hava gökyüzüne yakın bölgelerde yoğuşurken, eğer su damlacıkları halinde indiğini görürsem, diyeceğim ki, püf noktam ne? Su damlacıkları şeklinde iniş gerçekleşecek. Attım cebe. Sonra eğer ben yine nemli hava yoğuşurken, bu sefer buz kristalleri olarak yeryüzüne indi dersem, bu sefer de ne diyeceğim? Kar oluşumu gözlemlendi diyeceğim. E peki karla dolunun ne farkı var? Burada bir püf noktam var. Soğuk hava etkisiyle dondu ve buz topları şeklinde yeryüzüne ulaştı dersem, bu sefer de dolu yağdığını bileceğim. Peki sadece bu kadar mı? Yani sadece gökyüzüne yakın bir yerlerde mi yoğuşma olur? Hayır, bazen de yeryüzüne yakın bölgelerde yoğuşma gerçekleşir. Bir de ona bakalım.
Şimdi ne yaptım? Yeryüzüne yakın bölgelerde yoğuşma olursa ne oluyor diye baktım. Sis oldu. Ne oldu? Bakın beni çok net göremiyorsunuz. Yani bir sisli tabaka arkasından mış gibi çok küçük su damlacıkların yoğuşacak ve yeryüzünün hemen üstünde yoğuşma gerçekleşecek. Püf noktam burada. Peki nemli hava damla damla yaprakların, arabaların üzerine, duvarların üzerine falan biriktiyse, bu sefer ne oldu? Su damlacıkları şeklinde birikme kavramından bahsettim. Çiğ oluştu. Peki daha da soğudu hava, sabaha karşı böyle 5-6 falan civarı, güneş daha doğmamış, en soğuk anlarda ne oluyor? Buz parçacıkları halinde, buz kristalleri halinde kırağılaşma gerçekleşiyor. O zaman ne oldu? Çiğ ve kırağı da birisinde su damlacığı, birisinde buz kristalleri var. İkisinin arasındaki fark bu. Yine yeryüzüne yakın bir yerlerde bir şeylerin üzerinde, işte bitkilerin, arabaların falan üzerinde böyle incecik, kar olmayan ama minik minik buz parçacıkları olan bir şey gördüğümde kırağıdan var. Farkı dikkat.
Şimdi iki tane birbirine çok yakın ve güzel karıştırılan kavramım var. Bir tanesi iklim bilimi, yani Klimatoloji. Diğeri hava olayları, yani meteoroloji. Dikkat etmem gereken şu, ben ikisinin de temel özelliklerine baktığımda çok ayırt edici farklar görüyorum. Bir küçük püf nokta notlarına bakarsam da aslında ne kadar kolay ayırt ettiğimi fark edebiliyorum. İklimden bahsettiğimde, bir bölgede çok geniş bir bölgede, uzun yıllar boyunca ölçümler yapacağım. Bunların sonucunda ortalamalardan var olan bir şeyin sonucunun çıkarımını yapıp yorum yapacağım. Ne diyebilirim? Karadeniz iklimi, işte Muson iklimi, Akdeniz iklimi, karasal iklim gibi yorumlamalar yapabilirim. Bir genelleme yapabilirim. Eğer ben iklim bilimini inceleyen bir bilim dalından bahsetti isem Klimatoloji, onunla ilgili çalışma yapan bilim insanlarından bahsetti isem klimatolog ismini vereceğim. Klimada zaten bu iklimlendirme aygıtı derler, türkçeleştirirsek. 30-35-40 yıllık bir zamandan bahsediyorum, kesinleşmiş, ölçülmüş, bitmiş, onun yorumlanması bir durumdan bahsediyorum ve çok geniş bir bölgeden bahsediyorum. Hava olayı dediğimde, bugün hava yağışlı olabilir, İstanbul'da yağmur yağarken Ankara'da güneş açabilir. E ne oldu? Bir genelleme yok. O anla ilgili bir yorum. Peki kesin bir şey mi? Hayır, bir tahminde bulunuyorum. O yüzden aradaki farka dikkat. Daha küçük bir bölgeden bahsedeceğim, daha kısa bir zamandan ve tahminden, genelde geleceğe yönelik bir yorumdan bahsedeceğim. Hava olayı, meteoroloji bilimi. Bununla ilgili çalışma yapan bilim insanları da, aman sadece hava durumu sunanlar gibi düşünmüyoruz. Bununla ilgili çalışma yapan bilim insanları da meteorologlar oluyorlar. Günün farklı saatlerinde farklı hava olayları gözlemleyebilir. Sabah yağmur yağarken öğlen sıcak olabilir, akşam birdenbire soğuyabilir. Aynı gün içinde bile değişkenlik gösterir. Birkaç mahalle mesafede bile bir bölgeden bulut geçer, yağış oluşurken diğerinde olmayabilir. Daha kısa süre, daha küçük bölge, kesinleşmemiş, tahmine dayalı bilgi. Kolay mı? Bence kolay.
Hadi bakalım. İklim kavramını biliyorum ve son zamanlarda sınavlarda dünyanın farkında mıyız diye bize soruyorlar ya, işte hem genel kültür hem de sınav hazırlığı için bilgilerim. Bu durumda baktığımda şurada sera gazı oluşumu, küresel ısınma kavramı, çevresel değişimler ve iklim değişikliğinin sonuçları var. Öncelikle normalde güneşten gelen ışınlar dünyada bir miktar ne yapıyorlar? Ozon tabakam sayesinde geri yansıtıyorlar. Zararlı olan morötesi ışınlar dünyaya daha az ulaşıyorlar. E ne oluyor? Bu tabakayı ben inceltiyor o koruma etkisi azalıyor. Yani diyorum ki, camın önüne bir perde çekersem daha az ışık gelir, aydınlanır ama yanmam. Perdeyi yırtıp atarsam ne oluyor? Ya da camı kırarsam, zararlı her şeyi içeriye almış oluyorum. İşte biz de dünyanın üst tarafındaki koruyucu tabakaya eğer iyi bakmazsak, zararlı gazlarla onun incelmesine sebep olursak problem ortaya çıkıyor. Ya da zehirli gazlar fazla birikirse, yani ince bir perde sayesinde ışığın bir kısmı girmeye çalışırken, içeriye bir ayna yerleştirip de tekrar biz ışık geldi, tekrar yansıdı ve tekrar dünyaya döndü. Yani iki sefer dünyaya güneş ışığı geldi. Bu durumda da aşırı ısınma oldu diye düşünürsek, işte sevgili iklim değişikliğinin ağır sonuçları ortaya çıkıyor. Ne yapıyorum? Denizlerde buzullar küçülüyor, su seviyesi artıyor. Bazı bölgeler sel altında kalırken, çok sıcaklıktan dolayı çok suya yakın olmayan bölgeler bu sefer çölleşiyor. İçilebilir su zaten dünyada az, daha da azalıyor. Bakın bunlar hep karşımıza genel kültür sorusu olarak, yorum sorusu olarak, böyle devasa paragraflarda anlatılıp yorumlanma olarak çıkar. Orman yangınları artabiliyor, yağmur miktarları artabiliyor ya da bazı bölgelerde hiç olmayabiliyor. Ne oluyor? Sağanak şeklinde inen yağmur, bir dengesizlik ortaya çıkartıyor. Fırtınalar, seller, doğa olaylarının çok uç noktalarda yaşanması da bu sebeple oluyor. Aynı zamanda zararlı gazlar biriktiğinde nefesle ilgili sağlık problemleri yaşayabiliyoruz. Bu durumda da ne oluyor? Küresel ısınma, sera gazı etkisi kavramlarıyla ilgili önce mantığımız, sonra geleceğimiz, sonra da sınavla ilgili bu bilgileri de aklımıza kazıyıp devam ediyoruz.
Ne yaptım? Devasa bir soruyla tam da işte bu yeni nesil sorulardan bir tanesiyle karşı karşıyayım. Bana bir deney vermiş, anlatmış, sonra yorumlamam istenmiş. Yazılıda böyle bir şeyler görebilirim, testlerde böyle şeyler görebilirim. Temel mantık ne? En temel bilgimi hatırlayacağım, sonra yorumlayacağım. Hiçbir şeyden korkmama gerek kalmayacak. Şimdi dikkat. Rüzgar oluşumu ve hareket yönünü belirlemek için araç gereçleri aldım, deney düzeneği oluşturdum. İki tane özdeş, aynı özellikte mumum var. Strafor köpük tanelerim var, küçücük bir rüzgar hareketinde hareket edecekler. Bir C borum var ve ayakta dursun diye bir ayağım var. Başlangıçta C borunun tam ortasına eşit şekilde strafor köpük tanelerim yerleştirdim. Dağılımına baktım. Mumları eşit mesafede uygun şekilde yerleştireceğim. Şimdi birinci adım. Bu bölgede, yani solda bol miktarda sıcaklık var. Ne oldu? Burası ısındı, daha sıcak oldu. Olduğunda basınç ne oldu? Alçak mı, yüksek mi? Burada alçak basınç alanı oluştu. O zaman diğer taraf, bu bölgeye göre daha soğuk olduğunda, yani yüksek basınç alanı olduğunda tanecikler daha sıkışık mı? Çok daha sıkışık. Ne demiştik? Yüksek basınçlı alandan alçak basınçlı alana doğru bir hava hareketi gözlemlenecek. Yani bizim strafor köpük tanecikler buradaydı, artık şu tarafa doğru, mumların olduğu bölgeye doğru hareket edecekler. Şuralara bir yerlere köpükleri yerleştireceğiz. Aynı mantıkla iki tarafa da eşit mum koydum. E bu arkadaşlar zaten özdeşti. O zaman ne oldu? Benim strafor köpük taneciklerim şöyle C borumun yaklaşık orta bölgesinde kaldı. Şimdi burayı incelemek istersem, aynı mantık, daha yüksek sıcaklık var, o zaman alçak basınç alanım var. Burada birazcık daha diğer tarafa göre soğuk olduğunu düşünüyorum ve yüksek basınç alanı olduğunu varsayıyorum. Demek ki rüzgar yönüm böyle olmalı. E demek ki benim köpükler artık burada değil. Ne oldu? Daha sıcak, daha düşük basınçlı bölgeye göre yerleşmiş oldu. Bu kadar da basitmiş. K ve L yerleşim yerlerinde oluşan rüzgarın hareket yönüne baktım. K'de ne oldu? Alçaltıcı hava hareketi gördüm, aşağı doğru bir hareket varsa ne biliyorum? Yüksek basınç beni böyle aşağı doğru ittirdi. Yüksek basınç ne demekti? Nispeten daha soğuk bir bölge demekti. Aynı şekilde rüzgar ne yaptı bu tarafa doğru geldi. Burada da yükseltici hava hareketi var fark ettiyseniz. Yani daha alçak bir basınç var. Yani nispeten daha sıcak bir bölge olduğunu söyleyebiliyorum. Şimdi yorum yapacağım ve bu bölgelerle ilgili yanlışı bulacağım. K ve L'ye dikkat. K bölgesinde alçaltıcı hava hareketi görülür. Ok işaretlerini görebiliyorsam gayet güzel tik atabilirim. L bölgesinde yükseltici hava hareketi. E görüyorum arkadaşım. Yani bu soru mu? Keşke bütün sorular bu kadar kolay olsa. K bölgesinde yüksek basınç alanı vardır. Hemen baktım, not almıştım ya, bakın ne kadar çabuk hemen baktım ve çözdüm. L'de yüksek basınç alanı vardır. Alçak basınç diye kısaltmıştık. O yüzden ne dedik? Üzgünüm ama yanlış oldu. Hemen gittik D'yi işaretledik.
Bir çizelgem var ama bu tamamlanmamız istenmiş. Böylece de diyeceğiz ki, bu konuyu da öğrendik ve videomuzda tamamlamış olacağız. Hemen durdurun, kendiniz işaretleyin lütfen. Sonra da bakalım doğru mu, yanlış mı? Yorumlarda bizimle paylaşın. Ben gerçekten böyle çözdüğünüz sorularda ne yaptınız, size ne kadar yararım oldu merak ediyorum. O yüzden yorum yaparsanız da sevineceğiz. Şimdi meteoroloji bilimi inceler, iklim mi, hava olayı mı? Hemen gittim dedim ki, meteoroloji bilimi inceler. H, biliyorum ki meteoroloji hava olayı demekti. İklim biliminden bahsedersen Klimatoloji bahsediyordu. Güneşli, rüzgarlı, yağmurlu gibi ifadelerim var. E bu tabii ki hava olayı, yani kısa süreli basit olaylar. Geniş bir sahada etkilidir. Çok büyük bir bölge varsa artık ben iklimden bahsediyorum demektir. Uzun yıllar devam eden atmosfer olaylarının ortalaması ise yine iklimden bahsediyorum ve değişkenlik fazladır dediğimde bir kesinlik yok, bir genelleme yok, çok değişken. E tabii ki yine hava olayı olması gerektiğini biliyorum. Tabloyu doldurdum, bakayım sanki B seçeneği gibi bana bir göz kırptı ve dedim ki, işte konuyu mantıken aklıma yerleştirdim, istediği gibi sorsunlar, fark etmez.
Hocam bitti galiba. Evet, geçmiş olsun diyoruz arkadaşlarımıza. Bir üniteyi yedik, içtik, bitirdik. Çok şükür ya Rabbim. Tekte bitir serisini umarım sevmişsinizdir, çünkü devamı gelecek. Her şey sizin için.
Hocam, arkadaşlarımız tekte bitirmeyi, öncelikle ondan sonra beğenmeyi videomuzu, aynı zamanda kanalımıza abone olmayı unutmasınlar.
Hocam, aynen öyle. Bir sonraki videoda görüşmek üzere, hoşça kalın, görüşürüz.