📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

Tarihin Ruhu | Atatürk Orman Çiftliği | 50. Bölüm @trt2

TRT 228:30

Transcription

Abone ol, abone ol. [Alkış] Abone ol. Ne oldu ki? Abone ol. [Müzik]

O tarihin ruhu, bu bölümle 50 hafta sonra ulaşmış bulunuyor. 50 haftadır geçmişe ait görüntüleri film arşivlerinden çıkarmaya, çözümlemeye, dolaşıma girmesini sağlamaya çalışıyoruz. Bu temel hedefimiz, bu filmlerin tanınmasını, yeni gözlere, yeni bakışlara, yeni değerlendirmelere açılmasını sağlamak. Bu hafta bu hedefe ulaşmakta büyük bir adım olacağını umut ettiğimiz bir projeden bahsedeceğiz ve ilk ürünlerini birlikte seyredeceğiz.

Tarihin ruhunun en önemli kaynağı TRT arşivi. TRT televizyonda ilk deneme yayını 31 Ocak 1968'de yaptı. Arşivdeki malzemenin büyük bir bölümü bu tarihten itibaren hazırlanmış programların kayıtlarından oluşuyor. Ancak TRT arşivinin birikimi bununla sınırlı değil. Muhtelif tarihlerde saklanmak üzere arşive getirilmiş orijinal negatif ve pozitif filmler de ayrı bir koleksiyon oluşturuyor. Bu filmlerin bazıları yıllar önce günün teknik imkanlarına göre video kasetlere aktarılmış ya da dörde üç formatında dijitalleştirilmiş durumdaydı. Biz tarihin ruhunda bugüne kadar bu görüntüleri kullandık. Bunların dışında dijital ortama aktarılmak üzere bekleyen filmler de vardı.

TRT arşiv kısa bir süre önce yeni bir dijital restorasyon projesi başlattı. Bu proje kapsamında koleksiyondaki bütün filmlerin bugünün standartlarına göre yüksek çözünürlüklü olarak taranması hedefleniyor ve böylece daha önce eski tekniklerle taranmış olan filmlerin görüntü kalitesi yükseltilmiş olacak. Bazı filmler yıllar sonra ilk kez seyirci karşısına çıkacak. Tıpkı bugün seyredeceğimiz filmler gibi.

Bu filmlerden birinin varlığından tarihin ruhunun 8. bölümünü hazırlarken haberdar olmuştu ve o bölümde konumuz 1930'da Fox Şirketi kameramanlarının Atatürk Orman Çiftliği'nde çekmiş olduğu bir haber filmiydi. Bu bilgiye ulaşabilmek için gazeteleri tararken daha erken bir tarihe ait başka bir filmin daha olduğunu öğrenmiştik. 18 Ağustos 1929 tarihli Akşam gazetesine göre Atatürk bir gün önce Dolmabahçe Sarayı'nda söz konusu filmi seyretmişti ve hatta o kadar beğenmişti ki bütün Türkiye'de gösterilmesini istemişti. Bu habere göre Ferit İbrahim'in 1929'da gösterime giren bu filmi, o zamanki adıyla Gazi Çiftliği'nden Görüntüler barındırıyordu.

Atatürk'ün çiftlikte traktör kullanırken ya da istirahat sırasında çekilmiş bazı görüntülerini zaten biliyorduk. Fakat gazete önemli bir ayrıntıyı daha dile getiriyordu. Ferit İbrahim'in filmi bin metre uzunluğundaydı. Bu da 35 milimetre çekilmiş bir filmde yaklaşık yirmi iki dakika demekti. Bilinen görüntülerse 12 dakikayı açmıyordu. Dahası, Ferit İbrahim'in filmi Gazi Çiftliği'nin kuruluşundan o güne kadar geçen dönemden görüntüler barındırıyordu. Çiftlik 1925'te kurulduğuna göre dört yılın önemli aşama ve olaylarının bir araya getirildiği bir haber filmi olduğu anlaşılıyordu. Bütün Türkiye'de gösterileceği söylendiğine göre filmin en az birkaç kopyası yapılmış olmalıydı. Bir gün bir arşivde veya bir koleksiyonda ortaya çıkma ihtimali olduğunu düşünerek görünce teşhis edebilmek üzere bu gösterim haberini notlarımıza kaydettik.

Bundan yaklaşık bir yıl sonra film gerçekten karşımıza çıktı. TRT arşivinin yeni projesi kapsamında aktarılan ilk bobinlerin içinde bahsedilen bu özelliklere sahip bir film vardı. Bu film 1000 metrelik bir filme göre 4 dakika kadar daha kısaydı ki yani bazı sahneler kaybolmuş olabilirdi. Ayrıca görüntülerin dizilişi de karışıktı. Bununla birlikte Gazi Çiftliği'nde çalışmaların başladığı dönemden Marmara Köşkü'nün açıldığı 1929'a kadar geçen zamana ait görüntüler barındırıyordu ve basındaki bazı fotoğraflar da filmdeki görüntülerin Ferit İbrahim'e ait olduğu fikrini destekliyordu. Bu görüntülerle birebir eşleşen fotoğraflar, çiftliğin kurulduğu 5 Mayıs 1925 gününün suretleri olarak daha sonra basında yayınlanmıştır. Haftalık Mecmua fotoğrafçı olarak Ferit İbrahim'in adına yer vermişti. Şerit İbrahim'in 1925'te Atatürk'ün fotoğraflarını çektiği biliniyor. Şimdi onun ya da ekibinin aynı zamanda kamerada kullandığı anlaşılıyordu. 1929'daki haberde bahsi geçen film muhtemelen biraz eksik de olsa bulunmuştu.

Fakat TRT arşivindeki keşif bu kadarla kalmadı. Dijital ortama aktarılan bobinde yine Gazi Çiftliği ile ilgili hiç bilmediğimiz bir film daha vardı ve bu çalışma nadir rastlanan bir özelliğe sahipti. Yazılı levhalar Fransızca, Almanca ve İngilizceydi. Türkçe açıklama yoktu. Bu haliyle yabancılar için hazırlanmış olduğu izlenimi uyandırıyordu. Kamera bu film için geldiğinde çiftlikte hayat halihazırda başlamış, müdüriyet binası ve memurların lojmanları tamamlanmıştı. Bununla birlikte havuzun inşaatı devam ediyordu. Gazi İstasyonu'nun inşaatı ilerlemiş olsa da açılışa biraz zaman vardı. İstasyon Şubat 1926'da açıldığına göre bu görüntüler 1925'in sonu, 1926'nın başında çekilmiş olmalıydı. Bu sahnelerin hiçbiri 1929 yılında tamamlanan filmde yoktu ve dolayısıyla kuruluş görüntüleri ile ilk yıldönümü kutlamaları arasındaki dönemi bu ikinci film dolduruyor dua.

Eğer bu iki film çiftliğin baştan itibaren gelişimini ortaya koyuyordu. Görüntüleme kuruluşla başlamış, inşaat ilerlediğinde tekrar kamera getirilmişti. [Müzik] 1926'da ilk kuruluş yıldönümü kaydedilmiş, ardından 1929'da son çekimler yapılmıştı. Bu arada kalan tarihlerde yapılmış olan çekimler olup olmadığına dair şimdilik bir kanıt bilmiyoruz. Atatürk 1929'da kurgusu biten filmin bütün Türkiye'de gösterilmesini istemişti. Diğer filmin gösterilip gösterilmediğine dair bir bilgimiz yok. Ancak üç dildeki ara yazılar böyle bir niyetin olduğunu düşündürüyor. Dolayısıyla bu bir kaydetme, belgeleme çalışması değildi. Bu iki film Gazi Çiftliği'nin 1925-1929 dönemine dair onaylanmış görüntülü bir tarih anlatısı oluşturuyor.

Acaba bu tarih anlatısının belli başlı dayanakları, dönüm noktaları nelerdi? Çiftliğin bu ilk 4 yılının içinde hangi aşamalara önem verilmiş, hangi olayların filmde değerlendirilmesi önemli bulunmuştu? Kamera karşısında kimler kendine yer bulmuştu? Filmin 1929'da tamamlanması nasıl bir dönüm noktasına işaret ediyordu? [Müzik]

Gazi Çiftliği'nin ilk çekimleri yapıldığında araziler satın alınmış, çalışmalara başlamak için toplam dört çadır kurulmuştu. Biri Gazi içindi, biri Çiftlik İdaresi kullanacaktı, diğerleri ise levazım ve mutfak çadırlarıydı. [Müzik] Yeni Çiftçi dergisindeki tarifle bunlar bir çiftçi karargahı oluşturuyordu. [Müzik] Kamera Atatürk'ün Yassı Deresi'nde kurulmuş olan bu karargahta komutayı bizzat ele alışını kaydetmek üzere gelmişti ve bu sahnelerle 5 Mayıs 1925'te tarihi Çiftliğin resmi kuruluş tarihi olarak kabul edildi. Gazi o gün için su kanalları gibi altyapıları ve binalar için sunulan planları inceliyordu. Daha sonra getirilecek bitkilerden inşa edilecek binalara kadar her aşama onun kontrolü altında yürüyecekti. Ve bütün bu işleri Gazi adına yürütecek olan çiftlik müdürü de o gün karargahtaydı. Tahsin Bey Osmanlı döneminde İstanbul Halkalı'daki Yüksek Ziraat Mektebi'ni bitirmiş, başka ziraat mekteplerinde yöneticilik yapmıştır. Yeni Çiftçi dergisinin bir yazarına göre meslekte derin ve pratik düşünüşü, azimli ve kararlı tavırlarıyla tanınmış biriydi.

Çiftlik birkaç ihtiyacı birden cevap vermek durumundaydı. Birincisi, burası Ankara'yı modern bir başkent olarak kabul ettirme ve tasarlama mücadelesinin bir parçasıydı. Yeni düzenin ülküsü de Ankara hem artan nüfusun ihtiyacını karşılayacak hem de moderni kendinde cisimleştirecek şekilde planlamaya dayalı bir şehir olmalıydı. [Müzik] 1924'te Karlı Ödevin şehir planıyla merkezi bir çalışma başlatılmıştı. Fakat çiftlik arazisindeki bataklık kurutulmadan Ankara'nın eskiliği çağrıştıran görüntüsünden kurtulması ve sağlıklı, cazip bir yerleşmeye dönüşmesi mümkün değildi.

Çiftlikte verilecek olan mücadelenin ikinci cephesi vatandaşlarla ilgiliydi. 1924'te Hilafet kaldırılmıştı. 1925 yılı devrimlerin ardı ardına sıralanacağı bir yıldı. Çiftlik kurulurken şapka ve siperlikli asker başlığının bir arada olmasının sebebi buydu. Onu bir dönüşüm başlamıştı ve eğitimi, yaşayışı, üretimiyle yeni bir vatandaşlık tanımı söz konusuydu. Çiftlik ilk aşamada vatana üretimi öğretecekti. Osmanlı döneminde başlayıp yerleşemeyen makineli tarımı uygulamalı olarak tanıtacak, toprağa yatırım yapmanın bir karşılığı olacağını gösterecekti. Bütün bu hedeflere varmanın yolu tekti: Arazi koşullarına karşı mücadele. Altı çiftliğin birleşiminden oluşan bu 80 bin dönümlük arazide başta Çubuk Çayı olmak üzere çeşitli su kaynakları vardı. Ancak bu durum fayda sağlayacağına bakımsızlık sebebiyle düzlüklerde sazlıklar, hatta bataklıklar doğurmuştu.

Arazinin ıslahı için ilk yıl kanallar açılarak bataklıkların suyu tahliye edildi. Çubuk Çayı'ndan ve kuyulardan elektrikli bir tulumbayla getirilen suyu toplamak için de Marmara Havuzu yapıldı. Kurutulan arazi tarıma hazırlamak üzere başta iki olan traktör sayısı bir yıl içinde 13'e çıkarıldı. Tekli ve ikili pulluklar getirildi. Bu topraklara hububatın dışında sebzeler ve Türkiye'nin çeşitli şehirlerinden getirilen beş bin meyve fidanı dikildi. 1000 asmalık bir bağ kuruldu. Bunların dışında orman, kavak, söğüt, akasya, meşe, dişbudak gibi 100.000 kadar da ağaç dikildi. 10.000 söğüt ağacı koyunlara, mandalara gölge yapmak üzere düşünülmüştü. Bu ilk yılın sonunda çiftlikte 70 civarı büyükbaş, yeni doğanlarla 9700 civarında küçükbaş hayvan vardı. Geçici olarak eski çiftlik binasına kurulan kümeste ise tavuk, hindi, kaz, ördek toplam 700 hayvan besleniyordu.

Bir yıl içinde çiftliğin bina varlığı da artmıştı. Gazi İstasyonu Ankara ile en temel bağlantı, bir bakıma çiftliğin giriş kapısı olacaktı. Müdüriyet binası istasyonu tepeden gören bir yere inşa edildi. İkisinin arasına ise müdür, muhasebeci, memurlar için lojmanlar, hangarlar, bir tamirhane ve bünyesinde toplantı salonları ve memurların odalarını barındıran bir bina yapıldı. Bunların dışında fenni ahır, sahneli bir süthane, tohumluk, fidanlık gibi çiftlikteki faaliyetlerle ilgili birimler vardı. [Müzik]

Bir yılın sonunda çiftlikteki dönüşüm derhal algılanabilecek etkileyici bir seviyeye ulaşmıştı. Müdür Tahsin Bey kuruluş yıldönümünde bu dönüşümün gösterici bir davet düzenledi. Davetliler milletvekilleri, bakanlar ve askeri erkândan oluşan birkaç yüz kişiydi. Akşam üstü saat 4'te Ankara'dan onlar için özel bir tren kalktı. Atatürk müdüriyet binasından istasyona inerek misafirlerini orada karşıladı. Çiftliği onlara bizzat gezdirdi ve bu sırada bir yıl önce bu arazideki tek bina olan eski çiftlikten kalma kulübenin önünden de geçildi. Ardahan mebusu Talat Bey bu binanın korunmayacağını sordu. Atatürk, "Tahsin Bey buraya büyük bir tavuk dairesi yapmak istiyor. Bina kalmayacak ama resmini muhafaza ediyoruz," dedi. Derme çatma binanın yalnız fotoğrafı değil, bir filmi de çekilmişti ve 1929'da maziden kopuşun bir resmi olarak gösterilecekti. Çiftlik gezildikten sonra yokuş yukarı müdüriyet binasına çıkıldı. Konutlar için hazırlanan büfede çiftliğin ürünleri vardı: yoğurt, peynir, tereyağı ve buz. Bu sırada Riyaseti Cumhur Orkestrası ve bir ince saz takımı nöbetleşe parçalar çalıyordu. Son olarak çiftliğin en yüksek noktasındaki Marmara Havuzu'na çıkıldı. Adalar ve boğaz giriş çıkışları da dahil Marmara Denizi'ne benzetilerek yapılan bu havuzda su yeni verilmişti. Havuz başında fotoğraflar çekildi. Herkesi günün gazetelerinde büyük değişimin takdir edildiğini ortaya koyan beklenen mesajlar vardı. Başta en büyük keyif ve neşesiyle biz atmış gül olduğu Çiftliği ile millet ve memleketimizde mesut inkılapların belki en büyüğünü vücuda getirmek de bulunuyor. Şimdi üzerinden geçilen münbit toprak bundan bir sene evvel Ankara ve civarına felaket saçan bir bataktan başka bir şey değil.

1927, 1928 ve 1929'da da çiftliğin kuruluş yıldönümleri için kutlamalar düzenlendi. Ancak bu tarihlere ait olduğunu kanıtlayabileceğimiz bir görüntüye ulaşabilmiş değiliz. Bununla birlikte 1929'da yıldönümünde değilse de hasat mevsiminde, tam olarak 12 Temmuz 1929 günü çiftliğe bir kameranın geldiği kesin. Çiftliğin inşa aşaması bitmiş, üretim düzenli ve sürekli hale gelmişti ve bu sefer gösterilecek olan buydu. [Müzik]

Atatürk beyaz keten kıyafetlerle kamera karşısına geçerek tarlada başakların arasında gezdi. Bazı sahneler traktör kullanırken çekildi. Çiftlikte bu üretimi destekleyen fidanlık, tamirhane, marangozhane gibi birimlerde de büyük gelişme vardı. Kamera bu binaları da Atatürk'ün eşliğinde gezdi. Buraya kadar kaydedilenler baştan beri süren faaliyetlerin ve kurulmuş olan birimlerin son halini gösteriyordu. Bundan sonrası ise daha önce olmayan sahnelerdi. Kamera çiftliğin yeni misafirlerine, yani halka odaklanmıştı. Bir gazete haberinde de belirtildiği gibi o gün Atatürk'ün halk arasında da görüntüleri alınmıştır.

1929 yılında Marmara Havuzu'nun kenarındaki Marmara Köşkü tamamlanmış, bir lokanta ve eğlence mekânı olarak hizmete girmişti. Artık Ankara'ya trenle 10 dakika mesafede yemek yemek, müzik dinlemek, kayıkla gezmek için bir havuz ve lokanta vardı. Gazi haftanın belli günlerinde çiftliğinin kapılarını halka açıyordu. Çiftlik baştan beri kamuya dönük işlevlerle kurgulanmıştı. Fakat esasen Atatürk'ün kişisel bir girişimi, özel mülküydü. Ancak bu çiftliğin bu evin görevi onun kamusal kimliği ile özel hayatı arasına bir sığınak etmek değildi. Aksine bu çiftlikte süren devrimin bir parçasıydı. Dolayısıyla bu iki kimliği daha sıkı birbirine bağlayacak olan yerdi. Cumhurbaşkanı Atatürk burada misafir kabul eden bir ev sahibi, bir baba imgesini güçlendiriyordu. Evde ev sahibinin kuralları geçerliydi. Yeme içme, kılık kıyafet, hepsinin sınırları belliydi. Bu çerçeve içinde Gazi imkanlarından faydalandırıyor, aynı zamanda misafirlerinin davranışlarına yön veriyordu. Çiftlik başta ziraat için bir örnek oluşturmuştu, şimdi bir yaşam tarzı sunuyordu. Film Türkiye'de gösterildiği her yere çiftlikteki bu tecrübeyi ve mesajı taşıyacaktı. Çiftliğin 1929'da hem üretime hem de yaşam tarzına örneklik edebilecek duruma gelmesi önemli bir aşama sayılabilirdi. Ancak dönüşüm bitmedi. Aynı yıl küresel ekonomik buhran karşısında aracıları devreden çıkarmak için Ankara'da daha bu olay hazırlayan Ferit İbrahim'in aynı zamanda görüntülerin bir kısmı devam ettiğini biliyoruz. Geri kalan görüntüleri kimin çektiğini ben daha...