📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

Sorulu Cevaplı Kur’an Sohbetleri 13

Şinasi Güneş2:23:25

Transcription

Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun inşallah. Yolunuz Allah'ın gösterdiği yol olsun. Onun gösterdiği yol sadece kitabıdır. Kitabı dışında bütün yollar batıldır. Şeytanların, tahutların yoludur. Aleykümselam arkadaşlar. Teşekkür ediyorum. Hoş geldiniz. Azerbaycan'a bizden de selamlıyorum. Teşekkür ediyorum.

Evet, beyine 5 muhteşem bir ayet. Evet, Ahmet abi teşekkür ediyorum. Vay İbrahim abi. [kahkaha] Aleykümselam aziz dostum. Kur'an'ı iniş sırasına göre okudunuz mu? Benim Kur'an'ın iniş sırasına göre mealim var. Yani Kur'an'ı ben okumamışsam burada neyi konuşuyorum ki ben? [kahkaha] Ay beni güldürdün. Allah da seni güldürsün yani. Neyse şimdi. [kahkaha] Evet 2000 2025'in sorusu oldu. Doğru. Ay aleykümselam kardeşim hoş geldin.

İniş sırasının rivayetlere dayalı olup olmaması beni çok eee şey yapmıyor. Yani şu açıdan ben Kur'an'ı bütüncül okuduğum için yani benim önüme Kur'an'ın surelerinin dizilişini nasıl getirirseniz getirin benim için bir şey değişmez. Fakat eee Kur'an'ın ortalama bir iniş sırasını anlamak için eee çok fazla rivayetlere de ihtiyaç yoktur. Yani çünkü bariz bir şekilde eee Mekki ve Medeni surelerin içeriği bakımından bariz bir şekilde konu bakımından, tarz bakımından farklılık vardır. Yani ilk inen sureler yani Mekki sureler daha çok eee şirk ve haniflik üzerine, daha çok eee hakkaniyet üzerine, paylaşmak üzerine, ahlak üzerine daha fazla eee Medine dönemi surelerine baktığımız zaman daha çok eee hukuki konular var. Savaşlar var. Aile hukuku, boşanma hukuku, bunun gibi hukuki konular işleniyor. Dolayısıyla eee bariz bir şekilde bir farklılık var. Fakat dediğim gibi yani önümüzdeki iniş sırasına göre olan sıralama rivayetlerden geliyor. Yani çok önemli değil bu. Yani Kur'an'ı, Kur'an zaten bütüncül okunması gereken bir kitap ve Kur'an'ı bütüncül okuduğunuz zaman zaten sorun kalmıyor. Yani o yüzden eee Kur'an'ı bütüncül okuyan biri için zaten okunması gereken yöntem odur. Çok fazla bir fark farkı yoktur yani. Evet.

Şimdi eee 50'şer ayet okuyup eee 112 sureyi okuyalım. Yani bu çok zor. Çünkü öyle ayetler vardır ki, eee, sadece bir tane ayet bir dersi bile alabilir. Yani eee bunu gerçekleştirmek zor. Kurban kesme konusunu geçen yayında da işlemiştik de Allah'tan başkası adına kesilme mevzusu eee bizim anladığımız gibi değil. Yani öncelikle ben şunu belirtmiştim o zaman. Yani Allah'ın kurban kesmek diye bir emri yoktur. Allah'tan başkası adına kesilmesi demek eee iki boyutu vardır bunun. Birinci boyutu nedir? Kestiğiniz kurbanı başkalarına adamak vardır. Mesela adam diyor ki, "Peygamberimizin adına kurban keseceğiz." diyor. Bu sıkıntılıdır mesela. Yani bu sıkıntılıdır. Allah'tan başkası adına. Mesela müşrikler ne yapıyordu? Kutsallaştırdıkları, putlaştırdıkları varlıkların adına kurbanlar kesiyorlardı. Bu sıkıntılıdır. İkincisi ise eee keseceğiniz hayvanın eee sınırlarını, özelliklerini Allah'ın belirlemesi demektir. Yani Allah'ı zikretmek demek. Yapacağınız bir eylemde Allah'ın koyduğu kuralları eee kabul etmek demektir. Dolayısıyla geleneksel inanç eee uyguladığı kurban ritüelinde zaten Allah'ın koyduğu kuralları saymadığı için zaten Allah'ı zikretmiyor. Yani zaten Allah'ı zikretmiyor. Dolayısıyla Allah'ı zikretme konusu önce kesilen hayvanı Allah başkasına adamamaktır. İkincisi de eee kesilen hayvanı Allah'ın koyduğu kurallar çerçevesinde kesmektir. Eee zaten kaldı ki dediğim gibi yani bugün kesilen bugün kutlanan Kurban Bayramı Allah'ın emri değildir.

Yani yurt dışına hicret etmek istiyorsunuz. E bunda bir sıkıntı yoktur. Hicret edebilirsiniz. Yani yanlış hatırlamıyorsam eee Ankebut suresi 56. ayet olması lazım. Bakayım bir ona. >> Evet. Şimdi Ankebut suresi 56. ayette diyor ki, "Ey inanıp güvenen kullarım! Şüphesiz yeryüzüm geniştir. Yalnız bana kulluk edin." Bu ne demektir? Bunun anlamı şudur. Eğer yaşadığınız toplumda inancınızı yaşama konusunda zorlanıyorsanız, şartlar size uymuyorsa, eee, ne yaparsınız? Hicret edersiniz. Yani başka ülkelere, başka coğrafyalara gidersiniz. Bir de ne vardır şimdi? Yaşadığı toplumlarda şirk ve küfür inancı olduğu için kendileri de o inanca ayak uyduran insanlar sorumludurlar. Mesela bir de o o boyutu var. Mesela Nisa 97'de diyor ki, "Görevli güçler kendilerine yanlış yapanları vefat ettirirken ne haldeydiniz?" dediler. "Biz o yerde zayıf düşürülenlerdik." dediler. Allah'ın yeryüzü geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya. Dediler. Şimdi ne vardır? Eğer inancınızı yaşama konusunda eee sıkıntı çekiyorsanız ve hicret etme imkanınız varsa eee tabii ki hicret edersiniz. Fakat eee hicret etme imkanı olmayanlar bundan sorumlu değildir. Ama hicret etme imkanı olanlar edebilir. Ha ben ülkemiz için böyle bir durum söz konusu mudur? Ben kendi adıma tamam ekonomik ekonomik şartlar gerçekten zor yani. Eee gerçekten zorlanıyoruz. Bunu kabul ediyorum. Eee fakat inancımızı yaşama konusunda ben kendi adıma şu an bir sıkıntı çekmiyorum. Hicret etmem, ülke dışına hicret etmek gibi bir şeyi düşünmüyorum. Fakat e hicret etmenizde bir sıkıntı var mı? Hiçbir sıkıntı yok. Yani hicret edebilirsiniz. Ahmet abi hoş geldin. Hoş geldin. Sefalar getirdin.

Abdülkerim Kök. O bahsettiğin ayetlerin hiçbirinde kurban yoktur. Kurban kelimesi geçmez. Gidiyorlar hediyeye kurban diyorlar. Nusuka kurban diyorlar. Tamam mı? Ben kurban Allah'ın emri değil dediğim zaman a Kur'an'da bak kurban geçiyor. Sen nasıl kurbanı inkar edersin diyorlar. Ya önce bir gidin kelimelere iyi bir dikkat edin. Ya hediye kurban değildir. Hediye hacca giden insanları doyurmak için, onlara destek olmak için hac zamanı oraya gönderilen hediyelerdir. Ve çoğunlukla bunlar kurbanlıklardır. Hacca gelen insanları doyurmak için. Nusuk. Nusuk ritüeldir. Ne ritüelidir? Hacca gelen insanları Mekke toplumu hayvan keserek doyuruyordu. Yani bu iki kelime de kurban anlamına gelmez. Yani bana önüme ayetler saymışsın da bu ayetlerin hiçbirinde kurban kelimesi geçmez. Ya meal toplatma konusu başarılı olamayacaktır. Onu söyleyeyim. Yani başarılı olamayacaktır. Çünkü artık bir laf vardır. Geçti borun pazarı süreç şeyi ndeye diye bir laf vardır. Yani Diyanete piyasadaki mealleri, işine gelmeyen mealleri toplatma yetkisinin verilmesi hiç o işten bir şey çıkmaz. Yani benim kitabımı topl toplarsın. Ben internet, internet sesini kullanım arkadaşlar. E elektriği takmayı unutmuşum. Onu bir takayım. Pardon. Özür dilerim. Eee, laptopumun fişini takmamışım. Zayıf güç uyarısı gelince hemen aklıma geldi. Yani onu diyorum. Yani mealleri toplatsanız da başarılı olamazsınız yani. O iş geçti yani. Benim kitabı toplarsın, internet sitesini kullanırım, sosyal medyayı, sosyal platformları kullanırım. Her türlü insanlara bilgilerimi ulaştırabilirim. Abdülim Kök sanırım sen şu ehl sünnetin bataklığından çıkamadın. Kevser suresinde de kurban kelimesi geçmez. Yani fesalli lira rabbike venhar. Venhar göğüs ger demektir. Kurban demek değildir yani. Yani siz gidin ehl sünnet sayfalarında yorum yapın. Tamam mı? Siz gidin ehl sünnetin tahrif ettiği konulara inanmaya, uyumaya devam edin. Yani nusuk kurban, hediye kurban, venhar kurban. Oh ne güzel. Yani buradan size ekmek çıkmaz.

Baybar kardeşim Allah razı olsun. Çok teşekkür ediyorum. Melek nedir? Evet Ahmet abi yağmur yağıyor. Şimdi melek melek melek aslında güç demektir. Melek güç. Hani bizim Türkçede de kullandığımız akli melekeleri diyoruz ya. İnsan vücudunda birçok melek vardır. Yani akıl bir melektir mesela. Fikir bir melektir. Korku bir melektir. Eee, insanın refleksi bir melektir. Eee, öfke bir melektir. Sevgi bir melektir. Yani bizim bedenimizde o kadar melek var ki. Dolayısıyla doğaya baktığınız zaman doğada birçok melek var. Yani gözünüzün gördüğü kabiliyet, yetenek sahibi bütün varlıklar melektir. Yani yağmur melektir. Mesela dışarıda yağmur yağıyor. Yağmur bir melektir. Rüzgar bir melektir. Gök gürültüsü, şimşek, bulut, kar bir melektir. Güç sahibi varlıklar, güçlü insanlar anlamında da kullanılır. Mesela güç güçlü hayvanlar için Bakara 248. ayette Yahudilerin sandığını taşıyan melekler orada yük taşıyan hayvanlar anlamında, güçlü hayvanlar anlamındadır. Bakara suresi 80. ayette melekleri rabler edinmenizi istemez diyor ya mesela güçlü insanları ra edinmeyin kendinize. Ne bileyim eee siyasi liderleri eee sivil toplum kuruluşlarının liderleri dini yapıların liderlerini yani güçlü insanları rab edinmeyin diyor Ali İmran suresi 80. ayette yani meleklerin Adem'e secdesi mesela meleklerin Adem'e secdesi nedir? Allah evrendeki bütün güçleri, güç sahibi bütün varlıkları insanın hizmetine boyun eğdiriyor. Meleklerin Adem'e secdesi budur. Bir de melek kelimesinin eee eleke kökünden bir türevi var. Tamam mı? Eleke kökünden bir türevi var. Eleke mesela biz Türkçede ulak diyoruz. Ulak. Ulak ne demek? Haber. Haber ulaştırmak. Haberci demek. Ulak haberci demek. Yani Türkçede kullandığımız eee haber eee ulak kelimesinden, eleke kelimesinden bir de ismi fail var. Melek. Burada da haber vermek. Haberci. Bu da ne demektir? eee Kur'an'ın ayetlerini işaret eder. Mesela Bakara Kadir suresinde diyor ya tenez rabbihim kü selamil fecr diyor. Yani buradaki eee tenezzelül melaike nedir? Kadir gecesinde inen haberci ayetlerdir. Tamam mı? Yani melek kelimesi o kadar detaylı ve çok kapsamlı eee bir kelime. Yani bununla ilgili bir ders yapmaya kalksam belki sadece 2 saatlik yayını ben buna eee ayırmak zorunda kalabilirim. Eee, bununla ilgili ayrı bir, eee, ders, eee, yapılabilir. Tabii ki şu anki yoğunluğumdan dolayı buna eee, zaman ayırma şansım yok ama ileride inşallah bu konuyla ilgili de bir video yaparım. Yani melek konusunda müddessir 3031 ayeti sordunuz. Benim müddessir suresi 3031. ayet hakkında eee kafamda bir tanım var. Yalnız ben 19 sistemini detaylı araştırmadığım için ben bu soruya eee net bir cevap belki verebilirim ama vermek şu açıdan istemiyorum. Yanlış anlaşılmasın. Yani 19 sistemini ben detaylı araştırmadım. O yüzden eee bir şey demek istemiyorum. Yani, eee, orada bir 19 sistemine, Kur'an'ın matematiksel sistemine bir atıf var. Eee, fakat dediğim gibi ben bu sistemi detaylı araştırmadım.

Oktay kardeşim hoş geldin. Allah senden de razı olsun. Abdülkerim Kök, o bahsettiğin şeyleri önce sen bir okuman lazım. Resul ne demektir öğrenmen lazım. Nebi ne demektir? Öğrenmen lazım. Resule itaat ne demektir? Onu öğrenmen lazım. Resul'ün eee örnek olması ne demektir? Onu öğrenmen lazım. Çok şey öğrenmen lazım. Çok şey öğrenmen lazım. Ahzab 21. ayet. Resul sizin için örnek değil mi? Ahzab 21. ayet. Resul sizin için örnek. Çok güzel. Nerededir bu örneklik? Hadislerdedir. Öyle mi? Hadislerde midir? Resulün örnekliği şimdi Kur'an'ı işine geldiği gibi parçacı okuduğun zaman eee çok güzel sapıtabiliyorsun. Tamam mı? Çok güzel sapıtabiliyorsun. Şimdi Ahzab 21. ayette Muhammed Aleyhisselam'ın örnekliğini nereye götürüyorlar? Hadislere götürüyorlar. Şimdi ben onlara Mümtahina suresi 4. ayeti vermek istiyorum. Bak diyor ki şüphesiz İbrahim ve onun yanındakilere İbrahim'in babası için sana Allah'tan gelebilecek hiçbir şeye engel olma gücüne sahip değilim. Fakat kesinlikle senin için bağışlanma dileyeceğim sözü dışında size iyi bir örneklik vardır. Şimdi söyler misin? Bu örneklik nerede? Bak İbrahim de sizin için örneklik vardır diyor. Bu örneklik nerede? Getirin bana İbrahim'in hadislerini getirebiliyor musunuz? Hani Ahzab 21. ayette, Ahzab 21. ayette Resul örnekti ya. O örnekliği de hadislere götürüyorsunuz ya. İbrahim'in örnekliğini de hadislere götürün bakalım nerede İbrahim'in örnekliği? Nerede? Nerede anlatılıyor bu İbrahim'in örnekliği? Yani saçmalamakta sınır tanımıyorsunuz. Şimdi bir de Resul'ün örnekliğini diline dolayanlara bir bakıyorum. Eee, diline dolayanlara bir bakıyorum. Resul'ün örnekliğini, Kur'an'da anlatılan Resul'ün örnekliğine hiçbiri baktığı yok. Hiçbiri Kur'an'daki resule bakmıyor. Çünkü normalde zaten resul zaten Kur'an'da. Yani Resul zaten Kur'an'da. Nasıl? E Kur'an'da resul diyor ki ben yalnızca bana vahyedilene uyarım diyor mesela. Yalnızca bana vahyedilene uyarım. Hadi örnek alın. Niye örnek almıyorsunuz? Bak ayetleri diyorum. Enam 50, Ahf 9, Yunus 15, Araf 203. Alın size Resulün örnekliği. Hadi örnek alın. Alın size başka bir örneklik. Ben ben dini yalnızca Allah'a halis kılarım diyor. Zümer suresi 11. Zümer suresi 14. Hadi örnek alın resulü. Dini Allah'a halis kılarım diyor. Sad suresi 86. Ben sizi kendiliğimden hiçbir şeyle mükellef kılmam diyor. Benim öyle bir yetkim yok diyor. Sad suresi 86. Muhammed Aleyhisselam kendiliğinden kimseyi mükellef kılamıyor. Ama siz sünnet diye önümüze kaynak koyuyorsunuz. Hadis diye bir sürü rivayet dedikodu koyuyorsunuz. Kur'an'da olmayan bir şeylerle Resul bizi mükellef kılmış oluyor. Nasıl oluyor bu Hacı abi? Yusuf suresi 108, Kasas suresi 87 88 C suresi 1820. Ben yalnızca Allah'a davet ederim diyor. Hatta size ben bir ayet göstereceğim. Hani o çok Muhammed Aleyhisselam'ı çok seviyorsunuz ya. Çok seviyorsunuz Muhammed Aleyhisselam'ı. Peşinden gidiyorsunuz böyle var ya laf kondurmuyorsunuz. Size kalsa alın bakın Muhammed Aleyhisselam'ın peşinden gidenlere örneklik. Hadi örnek alın da göreyim. Hadi hadi örnek alın. Ya Allah aşkına çok seviyorsunuz Muhammed Aleyhisselam'ı ya. Hadi örnek alın. Bak diyor ki Muhammed Aleyhisselam, "Benim yolum budur." Benim yolum budur. Ne diyor? Basiret üzere yani hakikati açan göstergeler yani Allah'tan gelen insanlardaki gafleti insanları gafletten uyandıran onlara hakikati gösteren apaçık belgeler üzerine Allah'a davet ediyorum. Bakın Allah'a davet ediyorum diyor Muhammed Aleyhisselam. Kendine davet etmiyor. Tamam mı? Allah'a davet ediyorum. Ben ve bana uyan kimseler de bak ben de ben ve bana uyan kimseler de biz Allah'a davet ederiz diyor. Tamam mı? Siz niye insanları sünnete, hadise, mezheplere davet ediyorsunuz? Alın size örneklik. Bakın siz Muhammed Aleyhisselam'ın peşinden gitmiyorsunuz. Tamam mı? Muhammed Aleyhisselam'ın peşinden gitmiyorsunuz. Muhammed Aleyhisselam Allah'a davet ediyor. Bakın. Siz kime davet ediyorsunuz? Muhammed Aleyhisselam'a davet ediyorsunuz. Güya rivayetlere, dedikodulara, sünnete davet ediyorsunuz. Ya Muhammed Aleyhisselam Allah'a davet ediyor. Hadi örnek alın bakalım Muhammed Aleyhisselam. Niye örnek almıyorsunuz? Hani Azzap suresi 21. Resul sizin için örnektir diyorsunuz ya. Örnek alsanız ya. Hı. Niye örnek almıyorsunuz? He alın size başka bir ayet getireyim. Bakın çok seviyorsunuz Muhammed Aleyhisselam'ı. Çok seviyorsunuz. Bakın çok seviyorsunuz ya. Alın örnek alın Muhammed Aleyhisselam. alın bakın ne diyor. Çeşitli inanç gruplarından olup yani yani Hanefi, Şafii, Maliki, Hanbeli eee olup veya İsmaili olup, Şii olup veya Nakşi bendi olup, Süleymancı Nurcu olup dinlerini bölenler var ya, selefi olup, vehabi olup dinlerini bölenler var ya. Heh. Sen hiçbir şekilde onlardan değilsin diyor. Tamam mı? Sen hiçbir şekilde onlarda onlardan değilsin. Siz ne yapmışsınız? Dört mezhep hak diyorsunuz. Ehli sünnete davet ediyorsunuz. Dinlerinizi bölmüşsünüz. Çeşitli inanç gruplarına ayrılmışsınız. Bakın ne diyor bu ayet. "Sen hiçbir şekilde onlardan değilsin." diyor. Ya siz bir kere Muhammed Aleyhisselam'dan değilsiniz. Şimdi siz Muhammed Aleyhisselam Ahzab 21'e göre örnek diyorsunuz. Örnek alsanız ya. Niye dinle dininizi bölüyorsunuz? Hı? Niye dininizi bölüyorsunuz? Bakın ben size Muhammed Aleyhisselam'ın başka bir örnekliğini söyleyeceğim. Başka bir örnekliğini söyleyeceğim. Hadi örnek alın. Ey Ahzap 21'i diline, dillerine dolayıp da Muhammed Aleyhisselam sizin için örnektir diye bakın size Ahzap eee Enam 19. ayetten bir örneklik size. De ki hangi şeyin şahitliği daha büyüktür? De ki Allah benim ve sizin aranızda şahittir. Siz kimi şahit tutuyorsunuz? Buhari, Tirmizi, İbn Mace, Nesai, Ebu Davud. Müslim onların şahitliğini kabul ediyorsunuz. Bakın dikkat edin. Rivayetçilerin şahitliğini kabul ediyorsunuz. Ne diyor Muhammed Aleyhisselam? Allah'ın şahitliği diyor. Tamam. Davud'u Kur'an ne diyor? Bakara suresi 120 100 kaçtı? 140 130 140 arası iki yerde geçiyordu. Onlar bir ümmetti. Gelip geçti. Onların yaptıkları onlara, sizin yaptığınız sizedir. Siz onların yaptıklarından sorumlu değilsiniz. Benim için onların hükmü budur. Öldüler gittiler. Siz hala mezardaki ölülerin şahitliğini kabul ediyorsunuz. Bak Muhammed Aleyhisselam ne diyor? Benim için diyor Allah'ın şahitliği diyor. Ve bu Kur'an bana onunla size ulaşabildiğim kimseleri uyarmam için vahyedildi. Ne diyor? Ben sizi Kur'an'la uyarırım diyor. Siz niye hadislerle uyarıyorsunuz? Siz niye rivayetlerle uyarıyorsunuz? He siz niye yok bilimum, tefsir, ilmi hal kitaplarıyla uyarıyorsunuz insanları? He siz gerçekten Allah ile birlikte başka ilahlar olduğuna şahitlik mi ediyorsunuz? Siz Allah'tan başka ilahlar olduğuna şahitlik ediyorsunuz. Evet. Neden? Çünkü ayetleri bağlamına götüreceğim. Bakın. Bakın ne diyor? Ne diyor? Bak rabbinden sana vahy oluna oy. Onun dışında bir ilah yoktur. Ortak koşanları umursama. Demek ki Allah'ı tek ilah kabul etmemiz için ne yapmamız gerekiyormuş? Yalnızca Rabden gelene uymamız gerekiyormuş. Kur'an'a, e Kur'an'a uymayanlar ne oluyormuş? Başka ilahların varlığına şahitlik etmiş oluyormuş. Yani sizin davet ettiğiniz adına hadis denilen rivayet külliyatları, bilimum ilmi kitapları, bilimum beşeri oluşumları yaptığınız davetlerin hepsi Allah'ın dışında ilahlar olduğuna şahitlik etmekten başka bir şey değildir. Muhammed Aleyhisselam ne diyordu? Bu Kur'an bana sizi onunla ulaşabildiğin kimseleri uyarmam için vahyedildi. Siz Allah'tan başka ilahlar olduğuna şahitlik mi ediyorsunuz? Ben şahitlik etmem. Şüphesiz o tek ilahtır ve benim ortak koştuğunuz şeylerle ilişkim yoktur. Evet. Benim mezheplerle ilişkim yoktur. Benim Kur'an dışında, din adına Kur'an dışındaki bütün otoritelerin hiçbiriyle ilişkim yoktur. Benim adına hadis denilen rivayetlerle ilişkim yoktur. Cemaatlerle, tarikatlerle, mezheplerle ilişkim yoktur. Evet. Evet. Ne diyor? Enamf suresi 51. diyor ki: "Onun yanı sıra bir yakın, yol gösterici, müttefik ve bir şefaatçinin olmadığı, rablerinin huzuruna toplanmaktan korkanları vahyin sınırlarına uyup korunsunlar diye onunla yani Kur'an'la uyar." Muhammed Aleyhisselam Kur'an'la uyarıyordu. Hı. Muhammed Aleyhisselam Kur'an'la uyarıyordu. Evet. Yani ne demek istiyorum? Ahzap suresi 21. ayette, "Resul sizin için örnektir diyenlere dikkat edin. Onların hiçbiri, onların hiçbiri Resul'ün Kur'an'daki örnekliğine bakmazlar. Hemen rivayetlere giderler. Oysa İbrahim de sizin için örnektir diyordum." Mümtahina suresi 4. ayette. İbrahim'in örnekliği nerede? Kur'an'da değil mi? Hı. Enam suresi 19. Şu ayete göre ne yapıyorsunuz siz? Hadisçileri şahit tutuyorsunuz. Evet. Hadisçileri şahit tutuyorsunuz. Bu hadisçilerin hadisleri sahih midir diyoruz. Yok. zayıf hadis, mevzu hadis, o hadis, bu hadis, bir sürü hadisleri eee tasnif yapıyorlar. Tamam mı? Hadislerin hepsi sahih değil, sahihtir diyemiyorlar. E peki içinde sahih olmayan hadislerin, zayıf olanların olması, uydurma olanların olması Muhammed Aleyhisselam'a Muhammed Aleyhisselam'a iftira olmuş olmuyor mu? Mesela Buhari'nin hadis kül hadislerinden 7500 hadistlerin 2500'ünü Müslim sahih değildir diye almamış. Bakın Müslim hadis inkarcısı. Yani Müslim hadis inkarcısı oluyor o zaman. Öyle olmuyor mu? Buhari'nin 2500 hadisini kabul etmemiş oluyor. Yani doğal olarak hadislerin içerisinde uydurmaların, zayıfların olması Muhammed Aleyhisselam'a iftira atılması anlamına gelir. Siz Muhammed Aleyhisselam'a iftira atanların şahitliğini nasıl kabul ediyorsunuz? Yani nasıl kabul ediyorsunuz? Yani biri size iftira attı. Size iftira atan birinin şahitliğini kabul eder misiniz? Etmezsiniz. Değil mi? Peki Muhammed Aleyhisselam'a iftira atan hadisçilerin şahitliğini niye kabul ediyorsunuz? Bakın ben size bir ayet getireceğim ekrana. ne diyor? Namuslu yani korunan kadınlara yani namuslu kadınlara suç atıp sonra dört şahit getiremeyenlere cildine tesir edecek şekilde 80 vuruş yapın ve onların şahitliğini ebediyen kabul etmeyin. İşte onlar yoldan çıkanların ta kendileridir. Bakın namuslu bir kadına zina iftirası atan birinin şahitliğini ebediyen kabul etmeyin diyor. Bakın onların şahitliğini ebediyen kabul etmeyin diyor. Ya bir kadına namuslu kadına zina iftirası atanın şahitliğini ebediyen kabul etmeyin diyen bir dine inanıyoruz. Siz peygambere birçok iftiranın atıldığı, birçok iftira atan hadisçilerin şahitliğini nasıl kabul ediyorsunuz ya? He peygamberinizin namuslu bir kadın kadar değeri yok mu sizin ya? Yani namuslu bir kadına zina iftirası atanın şahitliği ebediyen kabul olmuyor. Ama peygambere iftira atanların şahitliğini kabul ediyorsunuz. Ya ya siz nasıl bir müslümansınız yani nasıl bir mideniz var? Çok merak ediyorum. Ondan sonra gelmiş bana burada ahkam kesiyorsunuz ya. Gerçekten komiksiniz yani. Gerçekten komiksiniz yani.

Arkadaşlar gevezelik yapanları engelliyorum. Bilginiz olsun. Gevezelik yapanları engelliyorum. İrfan abi hoş geldin. Demek istediğim anlaşılmadı galiba. Ben 19 sistemini detaylı incelemediğim için müddessir 3031 hakkında konuşmak istemiyorum dedim. Yani bunu anlamak çok zor olmasa gerek. Ukalalık yaparsanız sizi de engellerim haberiniz olsun. Medeni bir şekilde insan gibi diyorum ki 19 sistemini detaylı incelemedim. Kafamda oturan bir şey var. Kendimce inandığım bir doğru var. Fakat size anlatmak istemiyorum. Yanlış anladım galiba. Neyse özür diliyorum. Yani benden başkasına yorum yapıyorsanız o kişiyi etiketleyin de yanlış anlamayayım. Etiketleme olmayınca bana yapılmış gibi anlıyorum. O yorum yanlış anlamaya sebep oluyor. Kusura bakmayın. Tekrar özür diliyorum. İzmir'e bizden de selam. Yani şu açıdan yani az önce 10 dakika önce 19 müddessir 3031 hakkında konuşmak istemediğimi, 19 sistemini detaylı incelemediğimi ya benim ben ikna olmuşum. Ben ikna olmuşum. Fakat karşımdaki insanın sorduğu soruya ikna edici bir cevap verebilmem için benim bu konuyu daha detaylı ikna edici beyan etmem gerekir. Eee ona çok hazırlıklı değilim. Şu an yaklaşık son bir yıldır tamamen kendi meal çalışmama odaklanmış durumdayım. O yüzden 19 sistemine eğilemedim henüz. Bahir abi hoş geldin. Abdurrahim kardeşim sen de hoş geldin. Evet Bodrum'a bizden de selam. Almera Atlantis kardeşim. Eyvallah kusuruma bakma vallahi. Bana diyorsun zannettim. [kahkaha] Aleykümselam. Teşekkür ediyorum. Yani 19 matematiksel sisteminin ben Kur'an'da olduğuna bir şey söylemek için benim 19 sistemini detaylı incelemem gerekiyor. İncelemeden de ben konuşmak istemiyorum.

Evet. Fatır suresi 5. ayet ne demek istiyor demiş arkadaş. Fatır suresi 5. ayet. Ey insanlar, Allah'ın vaadi gerçektir. Dünya hayatı sizi aldatmasın ve aldatıcılar sizi Allah ile aldatmasın. Burada insanı aldatan iki argüman var. Evet. İnsanı aldatan iki argüman. Birincisi nedir? Dünya hayatıdır. Dünya hayatının çekiciliğidir. Dünya hayatının ziynetleridir. Dünya hayatının çekiciliği, dünya hayatının ziynetleri baktığımız zaman eee insanı saptıran, insanı aldatan, insanı Allah'ın ayetlerinden uzaklaştıran en birinci argüman nedir? İnsanın dünyevileşmesidir. Eee Kur'an'da birçok ayet insanların özellikle dünyevileşmemesi konusunda ne yapmaktadır? İnsanları uyarmaktadır. İnsan dünyevileştikçe dünya malına verilmesi gerektiğinden daha çok değer vermeye başlayınca ne oluyor? Allah'ın ayetlerinden uzaklaşıyor, dünyevileşiyor ve ne yapıyor? Kazancını tamamen, çalışmasını, emeğini tamamen dünya hayatı için, dünya hayatının zevklerini elde etmek için harcıyor. A daha çok çoğaltmak için harcıyor. Daha güçlü olmak için harcıyor. Bütün zamanını, emeğini dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmeye ayırıyor. Yani diyor ya Allahu Teala, "Mal ve evlat sizin için fitnedir diye." Fitne ne demektir? Fitne madeni ateşe atarak cevheriyle posasını ayırmak demektir. Tamam mı? Şimdi mal ve evlad, evladın fitne olması nedir? Malınız ve evladınız sizi ateşe atabilir. Sizi sıkıntıya sokabilir. Yani siz bir cevherken bir anda posaya dönüşebilirsiniz. Yani siz mal biriktirmek için Allah'ın ilkelerinden ödün verirseniz ne olur? Kendinizi ateşe atarsınız. Kendinizi sıkıntıya sokarsınız. Evladınız için mesela ben evladıma iyi bir miras bırakacağım deyip biriktirme yarışına girerseniz ne yaparsınız? Kendinizi ateşe atmış, sıkıntıya sokmuş olabilirsiniz. Anlatabiliyor muyum? Yani bu argümanlar sizi Allah'ın ayetlerinden uzaklaştırabilir. O zaman ne olur? Kendinizi ateşe atmış olursunuz. İşte dünya hayatının ziynetleri, dünyevileşmek. Bakın dikkat edin. Kur'an'da Kur'an'ın en çok eleştirdiği eee gruplar vardır. Kur'an'ın eleştirdiği, zalim dediği, kafir dediği. Bu gruplar hangileridir? Firavun'un yapılanmasından örnek verecek olursak mesela Firavun neyi temsil ediyor? Devletin başındaki adamı. Onun yanında kim var? Haman işte ordusu. Onun yanında kim var? Karun. Kimdir o? Ekonomik olarak eee kasası veya ekonomik olarak onu besleyen, destekleyen. Onun yanında kim var? Sihirbazlar. Kim bu sihirbazlar? İnsanları uyuşturan, Firavun'un istediği gibi yönlendiren bugünün medyası, bilginleri, din adamları. O gün Firavun'un yanındaki veya Firavun'un güdümündeki din adamları. Tamam mı? Bunun dışında Kur'an'ın eleştirdiği ekabirler var. Büyükler toplumun büyükleri. Meleler toplumun ileri gelenleri. Molla oradan geliyor. Bilgi deposu, bilgi insanlar, kanaat önderleri. Ondan sonra kim var başka? Mütref, varlık içerisinde şımarmış, zengin sınıf, kodaman sınıf, kazancını paylaşmayan, varlığından dolayı da şımarmış. Sosyal sorumluluk almayan hatta daha çok biriktirmek için insanları insanları sömüren sömürenler ne yapıyorlar? Kur'an en çok niye bunları eleştiriyor? Çünkü bunlar zulmün kaynağı olan bunlar. Zaten sokaktaki vatandaş kendisi zaten geçim derdine düşmüş. Ama ülkenin kodamanları ne yapıyor? Daha çok zengin olmak için o zor geçinmekte olan kişinin sırtına biniyor. Asıl zalim onlar işte. Neden kaynaklanıyor bu? Dünyevileşmekten kaynaklanıyor. Kasas suresinde Karun örneği var ya Kasas suresi 75, 76, 77, 78 ayetlere bakarsanız yani orada anlatılıyor. Yani dünyevileşmek, dünya malına tamah etmek tamamen varlığını mal biriktirmeye adamak. Her şeyde referansı çıkar. Amacı gütmek her şeyde ne yapar? Sizi Allah'ın ayetlerinden uzaklaştırır ve ne olursunuz siz? Dünya hayatı sizi aldatmış olur. Bir de ikinci uyarı var. Nedir o ikinci uyarı? Aldatıcıların sizi Allah'la aldatması. Dikkat edin, insanları aldatmanın en birinci argümanı dindir. Allah'tır. Allah adına yemin ederek kandırabilirsiniz. Allah Allah deyip çok böyle dindar süsü verebilirsiniz kendinize. Öyle aldatabilirsiniz. Yani çok zikir çekerek, çok tesbih çekerek, çok namaz kılarak, göz boy boyayarak aldatabilirsiniz veya Allah'ın dininde olmayan şeyleri Allah'ın emriymiş gibi insanlara anlatarak yine Allah'la aldatabilirsiniz. Kur'an buna ne der? Allah adına yalan uydurmak der. Tamam mı? Allah'ın dinine, Allah'ın emretmediği bir şeyi Allah'ın dinine nispet etmek ne demektir? Allah'a yalanı Allah'a iftira etmek demektir. Dolayısıyla ne yaparsınız siz? Allah Allah deyip aldatırsınız. Yeminlerinizde Allah'ın adını anarak aldatırsınız. Çok namaz kılarak Allah deyip sayı boncuğu çekerek Allah deyip kafa sallayarak aldatabilirsiniz. Bir de Allah'ın dininde Allah'ın emretmediği şeyleri Allah emretmiş gibi anlatarak yine aynı şekilde Allah'la aldatırsınız. İşte Kur'an bizi ne yapıyor? Böyleleri için bizi uyarıyor. İki aldatıcı, iki önemli aldatıcı, bir insanı aldanışa sürükleyen iki önemli argümandan bahsediyor. Bir, dünya hayatına gereğinden fazla değer vermek ki geçen dersimizde biz bunun ölçüsünü Kasas suresi 77. ayet veriyor demiştik. Kasas 77 ne diyordu? Allah'ın sana verdikleriyle ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma. Ne demektir bu? Hem dünya için çalış. Dünyayı da boş bırakma ama ahiret için de çalış. Allah'ın sana yaptığı gibi sen de insanlara iyilik yap. Yeryüzünde bozgunculuk arama. Allah bozguncuları sevmez diyordu. Kasas 77 bize ölçüyü Kasas 77 veriyor. Dolayısıyla dünya hayatına değer verebiliriz. Ama gereğinden fazla değer vererek dünyevileşmemeliyiz. Mal ve evlat bizi Allah'ın ayetlerinden uzaklaştırmamalı. İkincisi Allah ile aldatanlara karşı dikkatli olmalıyız. Bir insanın Allah Allah demesi bizi aldatmamalı. Ameline bakmalıyız. Bu adam ahlaklı mı? Bu adam adil mi? Bu adam paylaşımcı mı? Bu adam iyilik sever mi? Davranışına bakmalıyız. Allah Allah demesine bakmamalıyız. Dolayısıyla eee Fatır suresi 5. dediği budur.

Aynen Ahmet abi. Tevbe suresi 11. ayet. Tamam. Tevbe suresi 11. ayet. Benim arada bir değindiğim ayetlerden biridir. Eee, özellikle şimdi Tevbe suresi 11. ayeti doğru anlamak için en başına gitmek lazım. En başına ne var? En başında azılı bir müşrik grup var. Yapılan bir anlaşma var. Ve bu eee anlaşmayı ne yapıyor? Müşriklerden bir grup bu anlaşmayı deliyor. Tabiri caizse ihlal ediyor. Kur'an ne diyor? Haram aylar çıktığında diyor bu müşrikli bu müşrikleri diyor yakaladığınız yerde etkisiz hale getirin diyor. Tamam mı? Sonra bu gruplardan o 5. ayette diyordu onu. Bu gruplar hakkında Kur'an aynı zamanda ne diyor 11. ayette şimdi ne yapıyorlar? Öncelikle bunlar ne yapıyorlar? Tevbe suresi 11. ayetteki müşrikler kurulu olan bir düzeni bozuyorlar. Yani fesat çıkarıyorlar. Yani bozgunculuk yapıyorlar. Bunlar saldırganlık yapıyorlar. Yapılan anlaşma gereği ne yap ne yapmaları gerekiyordu? Saldırganlık yapmamaları gerekiyordu. Fakat bunlar saldırganlık yaptılar. Yani ne yapmış oldular? Bozgunculuk yapmış oldular. Tevbe suresi 11. ayet diyor ki bu azılı müşrik grup için diyor. Ne diyor? Eğer hatalarından kesin dönüş yapıp Allah'a itaate yönelirler. Yani tövbe, ben tövbe kelimesini kendi mealimde açıyorum. Çünkü eee yanlış anlaşılıyor tövbe kelimesi ve yanlış anlamaların önüne geçmek için bunu açıyorum. Eğer hatalarından kesin dönüş yapıp Allah'a itaate yönelirler yani tövbe ederler. Salat-ı ikame ederler ve arınmanın bedelini yerine getirirlerse sizin dinde kardeşinizdir. Şimdi çok önemli. Şunu yapanlar bizim dinde kardeşimiz oluyor arkadaşlar. Salat-ı ikame edip arınmanın bedelini yerine getirirse bu azılı müşrikler bizim dinde kardeşimiz oluyor. Salat'a salat-ı ikame etmeye namaz diyenlere soruyorum. Tevbe 11. ayete gelene kadar anlatılan azılı müşrik grup namaz kılıp zekat verince bizim dinde kardeşimiz nasıl olabiliyor? Değil mi? Düşünsenize azılı müşrik grup namaz kılacak. Tevbe 11. ayete göre namaz kılacak. Zekat 40 zekat verecek. Benim dinde kardeşim olacak. Ah ah. Şu salata namaz diyenler. Salat-ı ikame etmek ne demektir? Salat-ı ikame etmek şudur. Salat önce nedir? Vahiyle bağ kurarak vahyin ona yüklediği yükümlülüklere omuz vermektir. Vahyin ona yüklediği yükümlülüklere omuz vermek. Ben size bir ayet üzerinden örnek vereyim. Konuyu daha iyi anlamanız açısından güzel bir örnek vereceğim. Şimdi bu yükümlülük nasıl bir yükümlülük? Tamam mı? Vahiyle bağ kuruyorsunuz. Vahiye yöneliyorsunuz. Bağ kuruyorsunuz ve o vahiy size yükümlülükler veriyor. Nasıl yükümlülükler? Bakın. Ey Şuayp! Atalarımızın kulluk ettiği şeyleri ve mallarımızı gerekli gördüğümüz şekilde yapmamızı, terk etmemizi sana salatın mı emrediyor? Bak salatın yüklediği yükümlülük. Şuayb'in salat-ı bir yükümlülük yüklüyormuş. Neymiş o yükümlülük? Atalara kulluk etmeyi bırakacaksın. Ondan sonra ne yapacaksın? Malını da gerekli gördüğün şekilde harcayamazsın. Bunu salat emrediyormuş. Yani salat ne yapıyor? Bizi yükümlülük altına sokuyor. Ne zaman? Vahiyle bağ kurduğumuz zaman. O zaman ne oluyor? Salat. Bir kulun salat etmesi önce vahiyle bağ kurarak, vahyi öğrenerek, vahyin ona yüklediği yükümlülüklerin altına girmesi, bu yükümlülüklere omuz vermesi demektir. Salat. Dolayısıyla ki devamına da bakabiliriz. Devamında ne diyor? Şuayb'in dediği şurada önemli bir ifade var. Gücümün yettiği kadar düzeltmekten başka bir şey istemiyorum diyor. Gücümün yettiği kadar düzeltmekten başka bir şey istemiyorum. Yani Şuayb, Şuayb'in salatının amaçlarından biri de ne? Toplumdaki bozukluğu düzeltmekmiş. Şimdi tekrar gelelim. Tekrar gelelim Tevbe Suresi 11. ayete. Evet, geldik yine Tevbe suresi 11. ayete. Şimdi bu müşrik grup var ya, müşrik grup ne yapması gerekiyor? Salat-ı ikame edip arınmanın bedelini yerine getirmesi gerekiyor. Yani önce bu bozgunculuktan vazgeçerek, yapılan anlaşmaya uyarak vahyin yüklediği yükümlülüklerin altına girerek yani kendilerine düşen sorumluluğu kabul ederek ve bu sorumlulukları yerine gelebilmesi için toplumun düzeni için asayişin sağlanması için üstlerine düşen ne gerekiyorsa onu yaparak, arınarak ne oluyor? O zaman bizim dinde kardeşimiz o zaman oluyor. İşte bu azılı müşrik grup vahyin yüklediği yükümlülüklerin altına girip toplumdaki düzenin devamını sağlar. Bu düzenin devamı için emek sarf ederlerse onlar bizim dinde kardeşimiz oluyor. Tevbe suresi 11. ayet için kısaca benim söyleyebileceğim budur. Evet. Topluma faydalı olmayı öğütler.

Süleyman abi hoş geldin. [kahkaha] Hoş geldin Süleyman abi. Yani infak önemli tabii ki Kur'an'da bazı ayetlerde ne ile geçer? İnfak kelimesiyle geçer. Yani salat-ı ikame ed. Onlar mesela Bakara suresinin başı takva sahipleri ne yaparlarmış? Ve mimek yünfikun yaparlarmış. Yani salatı ikame etmek için ne yaparlarmış? İnfak ederler. Ederlermiş. Baybars abi maaş aldıktan sonra kira faturaları dedim 10.000 kaldı. Bunun ne kadarı infak edilebilmeli? E Kur'an infak konusunda bir oran vermez. Kur'an infak konusunda bir oran vermez. Öncelikle şu hatayı düzeltelim abi. Öncelikle şunu belirtelim. Eee, zekat daha kapsamlı bir kavramdır. Eee, senin bahsettiğin abi infaktır. İnfak. Şimdi infakta oran nedir? İnfakta oran bir Bakara suresi 219. ayet var. Bakara suresi 219. Bir de Furkan suresinde bir ifade var. Şimdi Bakara suresi 219. ayet der ki affeder affe affe sizin affedebileceği yani vazgeçebileceğiniz kadar demektir. Vazgeçebileceğiniz kadar. Şimdi bu vazgeçebileceğiniz kadarı kişiden kişiye değişir. Neden? Kimi insan vardır evi yoktur. Evi yoktur. Kirada oturuyordur. Kimi insan vardır, evi vardır. Kimisi evlidir, kimisi bekardır. Kimisi evlidir, kimisinin bir çocuğu vardır. Kimisinin üç çocuğu vardır. Şimdi bunların giderlerini karşıladıktan sonra artandan vereceği oran kişiden kişiye değişir. Herkes için aynı şeyi söyleyemeyiz. Şimdi günümüz şartlarında adamın üç tane çocuğu vardır. Bu çocukların eğitim olayı var. Eğitim olayı var. E bu çocukların evlendirme olayı var, iş kurma olayı var. Elbette ki gelecek içinde bir plan yapmak lazım. Dolayısıyla Dolayısıyla bu konuda bir oran vermek Kur'an da zaten vermiyor. Size bırakıyor. Fakat ortalama bir ölçü verir Kur'an. Ortalama bir ölçü. Mesela Furkan suresi 67. Evet. Furkan suresi 67. ayet. Ne diyor? Onlar infak ettiklerinde hakkaniyetsiz davranmazlar. Eli sıkı da olmazlar. Yani orada yusrifu kelimesi var. Hakkaniyetsizden ziyade ölçüsüz. İsraf diyoruz ya. İsraf oradan geliyor. Onlar infak ederken israf etmezler ve eli sıkı da olmazlar. Bunun arasını gözetici olurlar. Yani Kur'an sana söylüyor ki gelirini elde ettin, aldın, giderlerini harcadın, eline bir rakam arttı. Şartlarına göre ölçüsüz davranma, cimri de olma. Bunun arasında bir yol tut der Kur'an. Yani Kur'an en çok cimri olmayı eleştirir. Cimriliği eleştirir. Cimri olmamak lazım. Ölçüyü de kaçırmamak lazım. Yani şöyle düşünün. İnfak etme gücünüz var. Fakat aşırıya gittiğinizde yarın öbür gün bu gücünüzü kaybederseniz daha sonra infak edemeyeceksiniz. Düşünün çok eli açık davrandınız. Davrandınız davrandınız. Sonra bir baktınız ki eliniz avucunuzda hiçbir şey kalmadı değil mi? Halbuki biraz daha ölçülü davranarak, dengeli bir yol tutarak her zaman infak edebilecek, derdi olanın derdine koşulabilecek durumda olabilirsiniz. Dediğim gibi işin özü şudur ki Kur'an ölçülü davranın der. Net nokta atışı bir oran vermez.

Sezgin abi. Aynen. Muhammed suresinde bir ayet var. Muhammed suresinin sonlarındaydı. Bakın 36 ve 37. ayet. Muhammed suresi 3637. ayet diyor ki, "Eğer sizin mallarınızın tamamını isteseydi cimrilik ederdiniz ve kötü niyetleriniz ortaya çıkardı." Yani o Allahu Teala ne diyor? Sizin mallarınızın tamamını istemez diyor. Eğer iste sizi sıkıştırıp da isteseydi diyor cimrilik ederdiniz diyor. Dolayısıyla Allahu Teala ölçüyü bize bırakıyor. Hayırda, iyilikte yarışın. Eyvallah. Enfal suresi 41. ayet, "Bizim kazandığımızın ne kadarını infak edeceğiz konusunda bize bir oran vermez. Enfal suresinin konusu farklıdır. Aynen Ahmet abi. Sürdürülebilir olması. Enfal suresi 41. ayetin infakla alakası yoktur. Enfal suresi 41. ayet. Devletin elde ettiği gelirlerin paylaşımıyla alakalıdır. Evet. Allah senden de razı olsun abi.

Mesut kardeşim arş ne demektir? Arşın arşa kurulması. Allah arşa kuruldu diye bir ayet yoktur Kur'an'da. Kur'an'da Allah'ın arşa kurulması ile ilgili bir ayet yoktur. Allah'ın arşa kurulması ile ilgili bir ayet yoktur. Yani eee istiva etmesi vardır. Arşa istiva etmesi. Şimdi önce istivanın ne olduğunu öğrenmemiz lazım. İstiva ne demek? Allah'ın arşa istiva etmesi ne demek? İstiva bizim Türkçede de kullandığımız tesviye diyoruz. Tesviye istiva düzenlemek demektir. Düzen egemenlik alanı demektir. Arş egemenlik alanı. Şimdi Allah arşa istiva etti ne anlama gelir? Allah'ın egemenlik alanını neresidir? Allah'ın egemenlik alanı bütün evreni kapsar. Bütün evrendir Allah'ın egemenlik alanı. Bütün evren. Dolayısıyla Allah'ın arşa istiva etmesi demek belli bir yere kurulur. Allah'ın arşa istiva etmesi bu bir mekanla alakalı değil. Allah'ın bütün hakimiyetinin bütün evreni kapladığını ve Allah'ın hakimiyetinin bütün evreni kapladığını ve Allah'ın bütün evreni düzenlediğini ifade eder. Allah'ın arşa istiva etmesi bir mekan değil yani. Ha çeviriler yanlış yapılıyor. Evet. İstiva düzenlemek demek. Düzene koymak. Yaşar Nuri Hoca'ya selam olsun ama biraz daha yaşarsa daha iyi olacaktı. Yani çevirisi fena değil ama daha iyileri de var tabii ki.

Evet. Ali İmran suresi 7. ayette ilimde derinleşenler tutarlı ilim sahipleri der. Tutarlı ilim sahipleri bu tutarlı ilim sahiplerine alimler falan değildir. Kur'an alim kelimesini kullanırken yani bugün toplumun anladığı anlamda alim kelimesini kullanırken Tevbe suresinde mesela ne diyor? Ahbar ve ruhbanlar diyor mesela. Ahbar ve ruhbanlar veya rabbaniler diyor. Rabbaniler. Fakat Ali İmran 7. ayette ne ahbar geçiyor, ne ruhban geçiyor, ne rabbaniler geçiyor. Ne diyor? Ve ilmi ilimde tutarlı olanlar. Hangi ilim? Hangi ilimi? Şöyle izah edeyim ben. Ali İmran 7. ayette hangi ilimden bahsediyor? Şimdi öncelikle bildiğimiz bir şey var. Kur'an bir ilme dayalı olarak indirilmiştir. Kur'an bir ilme dayalı olarak indirilmiştir. Yani Kur'an'ın içerisinde bir sistem vardır. Tabiri caizse. Öyle karga tulumba indirilmemiştir. Tamam. Bir ilim var Kur'an'ın içerisinde. Bakın ben şimdi ayet ayet ekrana getireceğim. Ne diyor burada? Onlara bir ilim üzere ayrı ayrı açıkladığımız, ayrıntılı olarak açıkladığımızda diyebiliriz. İnanıp güvenenler halkı için bir yol gösterici ve bir rahmet olan bir kitap getirdik. Ne diyor? Onlara bir ilim üzere bir kitap. Kur'an bir Kur'an'ın içerisinde bir sistem var. Tamam. Kur'an'ın içerisinde bir sistem var. Şimdi buna atıf yapan başka hangi ayetler var? Mesela 11 14 demişiz. Hud suresi ne diyor?

Allah'ın ilmiyle indirilmiştir. Başka nerede var? Nisa suresi 166. ayet demişiz. Evet.

Yine benzer benzer ifade. Geliyoruz tekrar Araf 52'ye. Şimdi anladık mı? Bir ilim üzere inen bir kitap var. Şimdi bu ilmi Ali İmran suresi 7. ayet ne diyor? Ali İmran suresi 7. ayet diyor ki o kitabı indirendir. Ondan bir kısmı muhkem. Bir kısmı muhkem bir kısmı da nedir? Müteşabihtir.

Şimdi ayrıca buna bir de şey ekleniyor. Mesani ekleniyor. Bak mesani ikişerli. Yani bu kitap kendini açıklarken kullandığı sistem muhkem ayetler, müteşabi ayetler ve mesaniler. Bu üç sistem üzere bu kitap kendini açıklar. Üç sistem üzere. Dolayısıyla Ali İmran 7'deki o rasikune fil ilmi ifadesi bu ilmi fark eden bu ilme vakıf olan ve kitabı bu ilim üzere okuyan bu sistem üzere okuyan kişiyi ifade eder. Geleneğin anladığı anlam da yok büyük alim olacakmış da bilmem ne olacakmış da onlardan bahsetmiyor. Bu bahsettiğim, bu bahsettiğim sistemi bilen, bu sisteme göre Kur'an'ı okuyan yani Kur'an'ın beni böyle okuyun dediği sistemde okuyan ilim sahiplerini ifade eder. Bu öyle alimlerden falan bahsetmez.

Önceki kavimler bizden daha iyi bir teknolojiye sahip miydi? Değildi. Nefs içinde bu düzenlemek var mı? Nefs içinde bu düzenleme var tabii ki. Nasıl var? Nefsi nasıl düzenliyor Allah? O da var. Ne diyor? Şems suresi 78. Şems 78 ne diyor? Ona fücurunu ve takvasını ilham ederek nefsi ve onu düzenleyeni kanıt gösteriyorum. Demek ki Allah nefsi düzenlemiş. Ne ile? Nasıl düzenlemiş? Fücurunu ve takvasını ona leym ederek. Leyim diyoruz ya biz. Kabloları leym ediyorlar ya. Heh. Aynı öyle işte. Fücur ne demektir? İlkesiz davranmak, din, iman tanımamak anlamına gelir. Takva nedir? İlkeli, sınırlı davranmak. Allah'ın kurallarını tanımak, kuralları aşmamak. Dolayısıyla Allah insanın nefsini onun içerisine fücuru ve takvayı ilham ederek düzenliyor. Şimdi bir insan, facir olan bir insan yaptığı fücurun fücur olduğunu bilir. Yani hırsızlık yapan çalmanın suç olduğunu bilir. Adam öldüren öldürmenin suç olduğunu, kötü olduğunu bilir. Anlatabiliyor muyum? Yani Allah bu bilinci bizim içimize yerleştirmiş. İlkeli, sınırlı davranma bilincini de Allah bizim içimize yerleştirmiş. Dolayısıyla eee fücur ve takvayı insanın fücuru ve takvayı insanın içine yerleştirerek Allah ne yapmıştır? Nefsi düzenlemiştir. Eyvallah kardeşim. Allah senden de razı olsun. Mesut kardeşim zaten fıtrat Allah'ın insana yüklediği yazılım, kodlama demektir. Aynen Ahmet abi katılıyorum sana.

Bir de ben arkadaşlar şeyi belirtmek istiyorum size. Kur'an'ın kendini nasıl açıkladığına dair benim mealde uzun bir dip not var. Ben normalde meallerde kul yaptığım mealde öyle uzun dip notlar yazmayı tercih etmiyorum. Fakat Ali İmran suresi 7. ayete uzun bir dipnot yazdım. Orada Kur'an'ın kendisini nasıl açıkladığına dair mümkün mertebe şey yapmadan izah etmeye çalıştım. İsteyenler o Ali İmran suresi 7. ayetin dip notuna bakabilirler. Ben bir göstereyim onu size. Göstereyim. Uzun bir dip not. Kur'an kendini nasıl açıklıyor? Eee, onu şey yapacağım. Bakın, dipnot oldukça uzun. Burada Kur'an'ın kendini nasıl açıkladığına dair Kur'an'ı doğru okuma nasıl yapılmalı? Nasıl okursanız yanlış okuma yaparsınız. Kur'an'ı doğru okuyanlar nasıl okuyorlar? Yanlış okuyanlar nasıl okuyorlar? Yanılgıya düşenler nasıl düşüyor konusunda Ali İmran 7. ayetin altında uzun bir dip notum var. Bunu okursanız acizane benim Kur'an'ı nasıl okunması gerektiğine dair çalışmamın özetini buradan görebilirler. Ben mealimde doğru anlaşılması için Ali İmran 789'u bir arada yaptım. Tamam mı? Konu daha iyi anlaşılsın diye. 7 8 9'u bir arada yaptım. Merak edenler benim mealden buna bakabilirler.

Takva mı? Takva nedir? Takva fücurun zıttıdır. Takva fücurun zıttıdır. Az önce ne diyordu mesela Şems suresi 8. ayet. Ona takvasını ve fücurunu ilham edene diyordu. Değil mi? Fücur takvanın zıttıdır. Fücur feccere fışkırmak demektir. Fışkırmak. Fışkırmak demektir. Kavram olarak anlamı hani insanlar kopuk olur ya. Din iman, sınır tanımaz, ilkeli olmaz. İlkeleri yoktur, sınırı yoktur. Yani eline fırsat geçtiği zaman suç işler. Hırsızlık imkanı bulduğu zaman çalar. Zina yapma imkanı bulduğu zaman zina yapar. Ne bileyim her türlü e suç işlemeye karşı onu tutan bir sınır, bir çizgi yok. Fücur budur. Takva bunun zıttıdır. Yani sınırlı, ilkeli davranan, onu tutan bir şeyleri olan, çizgileri olan demek ki Şems suresi 8. ayet bunu ifade ediyordu.

E bir de Sad Sad suresi var. Kur'an'ın sisteminden biridir. Ali İmran 7'de ben bunu da izah ediyorum. Kur'an kavramları birbirinin zıttıyla tanımlar. Tamam mı? Birbirinin zıttıyla tanımlar ki o kavramın ne olduğu mesela Sad suresi 28. Burada ne diyor? Salih amel işleyenlerle bozguncular. Tam tersi. Bakın salih amel işleyen bozguncunun tersi. Görüyor musunuz? Bozgunculuk salih amel. İşleyenler ve birler tam zıttı. Takva ne demekti? Sınırlı, ilkeli, sınırlı davranmak. Peki biz bir mümin olarak bizim bizim sınırlarımızı Allah belirler. Öyleyse takvalı olmak ne demektir? Takvalı olmak Allah'ın sınırlarına uymak demektir. Takvalı olmanın anlamı budur. Şimdi bizim sınırlarımızı sınırlara riayet ederek takvalı olabiliriz. Yani takvalı olmak Allah'ın kitapta çizdiği sınırlara uymak demektir. Allah'ın kitapta çizdiği sınırlara uymayan facir olur. Uyan takvalı olur. Kadınlara adet zamanlarında kadınlara özgü hiçbir yasak yoktur. Kadınların adet döneminde cinsel birliktelik dışında hiçbir yasak yoktur.

Şimdi Ahmet Leo kardeşim niye uzun dipnot yazdım ben Ali İmran 7'ye sitesi yani Kur'an'ın çevirisi. Kur'an'ı okuyoruz. E bu Kur'an'ı okuyoruz da nasıl okunması gerekiyor? Önemli değil mi bu? Önemli değil mi? Yani Kur'an'ı okuyoruz ama okuduğumuz kitapta bir sistem var. Bu sistemle okumazsak doğru anlayamayacağız. Yani en önemlisi nedir? Bu kitabı doğru okumaktır. Dolayısıyla ben de Ali İmran 7. ayet bu konudan bahsettiği için uzun bir dipnot yazdım ki insanlar Kur'an'ı doğru okusun diye. Önemli bir konu. En önemli konu yani Kur'an'ı nasıl okumamız gerekir? O yüzden ben detaylı bir dipnot yazdım. Ah. Hayır. Araf. O Araf suresindeki Araf Araf suresindeki Araf arif olanlar. Yani şimdi şöyle düşünün. Kur'an'ın bilgisine vakıf olursanız, Kur'an'ı iyi bilirseniz, etrafınızdaki insanların davranışlarına göre mümin mi, münafık mı, kafir mi, müşrik mi bunu ayırt edebilirsiniz. Araf suresinde bahsedilen Ashab-ı Araf. Bu kişiler insanları tavırlarından, davranışlarından cennetlik mi, cehennemlik mi? Bunu bilen, kavrayabilen arif kişiler. Arif hani deriz ya tamam ben de mahşerdeki orada Araf diye bir yer yok. Mahşerde oradaki araf diye yer dedikleri arif kişilerdir. Yerden bahsedilmiyor. Kişilerden bahsediliyor. Yani orada kimlerin cennete gideceklerini, kimlerin cehenneme gideceklerini hal hareket tavırlarından anlayabiliyorlar. Bu kişiler ki o gün cennetliklerin yüzü gülecek, yüzünde nur olacak, yüzleri ışıldayacak, yüzleri parlayacak. Cehennemliklerin yüzü ise toz toprak içerisinde moralleri bozuk, üzgün, sıkıntılı olacak. Dolayısıyla hal hareket davranışlarından dolayı kimlerin cennetlik, kimlerin cehennemlik olduklarını tanıyan kişi Arif tanıyan bilen demek. Arif tanıyan bilen demek. Dolayısıyla Almera kardeşim oradaki Araf yer ismi değildir. Tanıyan, bilen, bilge kişi anlamındadır. Oradaki Araf, Arif yani orada bir yerden bahsetmiyor. Bir yerden bahsetmiyor. Cennetlikleri ve cehennemlikleri ayırt edebilen, seçebilen kişilerden bahsediyor. Muhammer Aydın abi. E biz zaten onların dininden çıktık ya. Biz onların dininden çıktık. Aslında amcanız doğrusunu söylemiş. Yani bizim dinimiz Allah'ın indirdiği din. Onların dini atalarının uydurduğu din. Biz o dinden zaten çıktık. Hayır, Hakkı Yılmaz da aynı anlatıyor. Benzer yani Hakkı Yılmaz'ın bu konudaki yorumu da benzer. Ashabı araf diyor. Ashap sahip arkadaş demek. Yer ismi değil. Oradaki ashab-ı araf arif kişiler. Şefaat tüm deme yalnız Allah'a aittir. Eyvallah. Eyvallah. O iğne deliği mevzusu yani deve iğne deliğinden geçene kadar cennete giremezler ifadesi bir deyimdir. Onlar hiçbir şekilde cennete giremezler demektir. Hiçbir şekilde cennete giremezler. Yani oradaki bir deyimdir. Yani devenin iğne deliğinden geçmesi bir deyimdir. Asla ve kata onlar cennete giremezler demektir. Yok tekrar eğitimden geçmeyecekler. Ashab-ı araf eğitimden geçmeyecekler. Zaten arif bunlar. Arif zaten biliyorlar. Zaten bilgililer tekrar eğitimden falan geçme diye bir şey yok. Şefaatle Şafi aynı kökten değil. Şefaatle Şafi aynı kökten değil. Şefaat kelimesinin kökünü nerede bulabilirsin söyleyeyim sana. Necim fecir suresi. Hatta ekrana getireyim göstereyim. Bak kardeşim şefaat kelimesinin kökü fecir 3. Fecir 3. Veş şefi vel vetr. Vitir nedir? Vitir tek demektir. Şefi çift demektir. Çiftlemek. Yani diyelim bir arabaya bir kişi dayanıyor, zorlanıyor. Ne yapıyorsun? İki kişi dayanıyorsun, çiftliyorsun ve o arabayı daha rahat itiyorsun. O arabanın itilmesine arka çıkıyorsun. Katkı sunuyorsun. Tamam mı? Ve şefi velvet. Şefi şefaat kelimesi çifttir. Kelime kökü. Fecir suresi 3. ayet. Fecir suresi 3. ayet. E bunun yanında, bunun yanında mesela bunu ne olduğunu anlatan Nisa suresi 85. ayet var. Bak ne diyor. Nisa suresi 85. Kim bir iyiliğe şefaat ederse, biri iyilik yapıyor, biri siz onu ne yapıyorsunuz? Çiftliyorsunuz. Yani onun iyiliği yaptığı iyiliğe arka çıkıyorsunuz. Daha kolay yapmasını sağlıyorsunuz. O iyiliği yapmasına yardım ediyorsunuz. Ona arka çıkıyorsunuz. Tamam mı? Bir de kötülüğe şefaat ederse var. Biri kötülük yapıyor. Siz o yaptığı kötülüğü arka çıkıyorsunuz. Onun yaptığı kötülüğe yardım ediyorsunuz. Onu çiftliyorsunuz. O tek ya tek başına ya onu çiftliyorsunuz. Yani şefaatin anlamı bu. Kök anlamından yola çıkarak arka çıkmak. Ona arka çıkmak. Evet. Evet, sayın seyirciler. Tarık abi hoş geldin abim. Sensin benim kıymetli abim. Hoş geldin. Kur'an'a göre gidiyorsanız peygamber hayatınızın neresinde? Kur'an'ın tamamında peygamber var zaten. Biz Kur'an'ın tamamında peygamberi görüyoruz. Yani peygamber hayatımızın neresinde olacak? Kur'an'da peygamber ne yapmışsa biz de onu yapmaya çalışıyoruz. Yani peygamber hayatımızın neresinde? Bir kere Kur'an'ı yaşayan bir insan için Kur'an'ı ne kadar yaşıyorsa peygamber de onun hayatında o kadardır. Dolayısıyla Kur'an'a uymak peygambere uymaktır. Kur'an'a uymak elçiyi örnek almaktır. Dolayısıyla bir insan Kur'an'a uyuyorsa onun hayatında peygamber bütün onun hayatında vardır zaten. Peygambere bağlılık diye bir şey olamaz. Ölmüş olan bir insana bağlılık olmaz. Yani mesela Kur'an'da ne diyor? Nebiye biat ediyorlar. Mesela nebiye biat ediyorlar. Nebiye biat. E nebi öldü. Ben bugün nebiye biat edemem ki. Dolayısıyla nebiye bağlılık diye bir şey yok. Yani siz ölmüş olan birine bağlı olamazsınız. Yani nebiye tabi olmak var. Tabi olmak. Nebiye tabi olmak ne demektir? Bakın ben size tabi olma kelimesini yine Kur'an'dan bir ayet üzerinden örnek vereceğim. Kur'an'dan bir ayet üzerine tabi olmak ne demek? Tabi olmak onun yaptıklarını yapmak mıdır? Diyorlar ya siz sünneti inkar ediyorsunuz. Siz hadisleri inkar ediyorsunuz. E Kur'an diyor ki nebiye tabi olun. Öyle diyorlar da nebiye tabi olun diyormuş Kur'an. Doğru Kur'an nebiye tabi olun diyor da nebiye tabi olmak hadislere ve sünnete uymak mı? Yani şimdi tabi olmak ne demek? Ben size bir ayet üzerinden örnek vereceğim. Bak firudi Firavun askerleriyle onları onlara tabi oldu diyor. tabi oldu. Firavunu, Firavun ve cünuduhu ve firavun askerleri Musa'ya tabi olmuş. Bak Firavun ve askerleri Musa'ya tabi olmuş ve sudan kaplayan onları kaplayıvermiş. Taha suresi 78. Firavun ve askerleri Musa'ya tabi olmuş. Eğer peygambere tabi olmak, hadis ve sünnete uymak olsaydı Firavun ve askerleri Musa'nın Musa'ya sizin dediğiniz anlamda tabi olsaydı zaten o zaman Firavun ne oluyordu? Mümin oluyordu. Öyle değil mi? mümin oluyordu. Yani eleştirilecek bir tarafı kalmıyordu. Çünkü Taha 78'e göre Firavun ve askerleri Musa'ya tabi olmuş. Ne yapmışlar? Tabi olmak izini takip etmek demektir. İzini tabi olmak izini takip etmek demektir. Evet. Peki. Peki. Muhammed Aleyhisselam ne yapmış? Biz onun izini takip edeceğiz ya. Muhammed Aleyhisselam'ın izini takip edeceğiz. Nasıl olacak bu iş? Bak şöyle olacak. Peygambere tabi olmanın hadisle, sünnetle ilgisi yoktur. Evet. Şimdi nebi ne diyor? Nebi diyor ki, ne diyor ki, "Bana vahyedilenin dışında hiçbir şeye tabi olmuyorum." Bak nebi diyormuş ki, "Ben bana vahyedilenin dışında hiçbir şeye tabi olmuyorum diyormuş." Tamam mı? Enam suresi 50'de. Enam suresi 50'de. Başka nerede var? Araf 203'te ne diyor? Ben ancak Rabbimden bana ne vahyedildiyse ona tabi olurum diyor. Bak dikkat edin. Rabbimden bana ne vahyedildiyse ben ona tabi olurum. Başka nerede var? Yunus'ta var. Yunus'ta bakın ne diyor. Ben bana vahyol olunan şeyden başkasına tabi olmam diyor. Evet. Ben bana vahy olunanın dışında başka hiçbir şeye de tabi olmam. Başka nerede var? Ahf. Bak ahkaf 9 ne diyor? Ben bana vahyedilenin dışında hiçbir şeye de tabi olmuyorum diyor. Şimdi ne demektir bu? Nebiye tabi olmak demek nebinin izini takip etmek demektir. Nebinin izini takip etmek. Eee, nebiye tabi olmak nebinin izini takip etmekse nebin izini takip ediyor? Nebi neyin izini takip ediyor? Vahyin izini takip ediyor. Öyleyse nebinin, nebiye tabi olmak demek, vahiye tabi olmak demektir. Vahiye tabi olmak demektir. Nebiye tabi olmak demek. Yani nebiye tabi olmak nebinin izini takip etmek demektir. Nebi de vahye tabi olduğuna göre, nebi de vah uyduğuna göre o zaman biz de vahiye uyarsak ne olur? Nebiye tabi olmuş oluruz. Yani onun izini takip etmiş oluruz. Evet. Evet görüyorsunuz arkadaşlar. Araf suresi 3. ayet. Rabbinizden size indirilene tabi olun. Rabbinizden size indirilene tabi olun. Onun yanı sıra başka yakın yol göstericilere uymayın. Bu bilgileri ne kadar da az kullanıyorsunuz. Görüyor musunuz? Rabbinizden size indirilene uyun. Onun dışında hiçbir otoriteye uymayın diyor. Araf suresi 3. ayet. Ya başka size ne desin ki ya? Evet. Çanakkale'ye bizden de selam. Aleykümselam. Teşekkür ediyorum. Kaç yıldır bana Kur'an yeter düşüncesiyle yaşıyorsun? 8 yıldır razı olsun. Teşekkür ediyorum. İbrahim Kan kardeşim. Allah göğü yedi tabaka yarattı. Bir o kadarında yerde. Ben bir jeolog olsaydım bunu sana daha iyi izah ederdim. Yaptığım araştırmada şöyle bir sonuca vardım. Yerinde katmanları var ve bu katmanlar yi tabaka olarak geçiyor. Yani göğü yedi tabaka yarattığı gibi e yeryüzünün katmanlarının da yi katmandan olduğu bilgisine ulaştım. Bununla alakalı olduğunu düşünüyorum. Allah sizden de razı olsun. Canan Hanım hoş geldiniz. Teşekkür ediyorum. Ben cevap vermekten mi kaçıyorum ya? Sorulan soru saçma olunca cevap vermekten kaçmıyorum. cevap vermeye değer bulmuyorum. Bir şey yoksa varlığı ispatlanır. Yokluğu ispatlanmaz. Tamam mı? Bir şeye ben yok diyorsam ben yoku ispatlamak zorunda değilim. Var diyen varı ispatlamak zorunda. Anlatabiliyor muyum? Ben bir şeye yok diyorum değil mi? Yok. Ben onu ispatlamak zorunda değilim. Var diyen varı ispatlamak zorunda. O yüzden cevap vermiyorum. Bir yere de kaçtığım yok. Yani kaçacak olan bir insan canlı yayın yapmaz burada. Ben çıkmışım burada canlı yayın yapıyorum ya. Çok polemiğe girmeyeceğim yani. Ben bir şeye yok mu diyorum? Varlığını ispatlayın. Kaçıyorsunuz. Ben nereye kaçıyorum? Ben oturduğum yerde oturuyorum. Yani başörtüsü var mı? İspatlayın. Namaz var mı Kur'an'da? İspatlayın. Ben hiç siz ya sizin gibilerine ben dil dökmem. Dil dökmem sizin gibilerine. Yani bu tarz yaklaşan, bu tarz soru soran birine ben dil dökmem. Derim ki ben yok diyorum. Var mı diyorsun? Buyur ispatla. Tabii. Cevap vermekten kaçıyormuşum. Tabii tabii. Sezgin abi Allah senden de razı olsun. Aleykümselam kardeşim. Hala örtü nasıl yok diyor. Varsa ispatlasana. Yaş 49. Yusuf abi. Yaş 49. Sıkıntı yok yani. Yaşımı herkes bilebilir. Problem yok. Ahmet abi, perçem burası ve insanın karar verdiği ana organı beyin bu ön kısımda. İnsan burayı kullanmadığı için Allah oraya vurgu yapıyor. Perçeminden yakalayacağız onu diyor. Ya perçem dediği yer burası. İnsanın da karar aldığı, beyinde karar aldığı yer burası. Dolayısıyla Allah oraya gönderme yapıyor. Perçeminden tutup sürükleyeceğiz diye. Alak suresi 15 ve 16. ayetteki perçeme vurgu onadır. Yani gönderme yapıyor. Sen burada niye ne yanlış karar aldın? Bile bile gerçeği çarpıttın. Nasıl da yanlış ölçtün biçtin. Hakikat önüne geldiği halde onu görmezden geldin. İnkar ettin. Yüz çevirdin. Bu kararları nerede aldın? Tam şurada aldın. İşte oradan tutup sürükleyeceğiz demek istiyor. Sigara haram değildir. Ah! Ah! Ey peygamber, hanımlarına, kızlarına ve mümin kadınlara söyle dışörtülerini giysinler. Bu onların tanın tanınmamaları için daha hayırlıdır. Ahzab 59. Bakın şimdi arkadaşlar ben size çok bilen arkadaş ben sizin ekrana bir Ahzap 59'u getireyim. Bir de arkadaşımızın mealine bakalım. Mealine tanınmamaları. Tanınmamaları. Ya arkadaş ya Ahsab 59'u açıyorum. Bak Ahsap 59'u açıyorum. Ya eyyühen nebiyyu ey nebi kul de ki li ezvacike eşlerine de ki ve benatike ve kızlarına de ki ve nisail müminine ve müminlerin kadınlarına de ki yudine aleyhinne ne yapsınlar üzerlerine Alsınlar neyi? Celabihinle. Dış elbiselerini. Min celabihinne min dış elbiselerinden üzerlerine alsınlar. Niçin? Zalike edna. Bu daha yakındır. En yurefne. En yurefne kelimesi ne zamandan beri tanınmamaları oldu? Hı. Ne zamandan beri tanınmamaları oldu? Yurefne kelimesi merak ediyorum. Senin bana getirdiğin çeviri bir kere yanlış. Ayette tanınmamaları diye bir şey yok. Tanınma kelimesini tekrar ekrana getiriyorum. Bak. Yfne en en yrefne. Yurefnenin başında olumsuzluk edatı var mı? Yurefne ne demek? Tanınmaları demek değil mi? Arif. Arif bak. Yfne tanınmaları ayette tanınmamaları yok. Yani mümin kadınlar tanınmaları için cilbaplarını almışlar. Sen bana ne diyorsun? Tanınmamaları için diyorsun. Ya bir kere bir şey söyleyeyim mi? Yaptığın çeviri yanlış. Bir kere çok basit bir çeviri ya. Yani ortaokulda Arapça öğrenen bir insanın en yurefne ifadesinin tanınmaları anlamına geldiğini bilir. Sen daha bu çeviriyi bile doğru getirmiyorsun. Tamam mı? Getirmiyorsun. Şimdi de bana soruyorsun ki dış elbiseden ne anlıyorsun? Ya dış elbiseyi geç sen. Geç geç. Sen bir kere çok basit bir kelimeyi bile yanlış çeviren bir mealle bana geliyorsun. Ya sırf kadınları çarşafa peçeye büründürmek için en yurefne kelimesini tanınmamaları için diye çevirmiş. Ya ya böyle şeytanların öğrettikleriyle benim karşıma geliyorsunuz ve bana muhalefet ediyorsunuz. Enfne kelimesini sırf çarşafa peçeye kadınları büründürmek için bu kadar basit bir kelimeyi bile tanınmamaları diye çeviriyor ve sen bana onların çevirileriyle geliyorsun. Ondan sonra diyorsun ki dış elbiseden ne anlıyorsun? Ya kadınlar dışarı çıkarken tanınmaları için. Şimdi Ahzap 59 başörtüsünün olmadığının bir delili daha. Bak, Ahzap 59. Başörtüsünün olmadığının bir delilini daha getireceğim. Evet. Çarşafı hakkı çıkarmak için yapılmış bir tahrifat. Aynen. Şimdi ben Ahzap 59'dan başörtüsünün olmadığını ispatlayacağım sana. Nasıl biliyor musun? Medine Yahudi, Yahudi kadınlar var. Hristiyan kadınlar var. Bunun dışında inançlara sahip olan kadınlar var. köleleştirilmiş kadınlar var. Allah diyor ki, "Mümin kadınlar, siz tanınıp eziyet görmemeniz için dış elbisenizi alın." Demek ki mümin kadınlar diğer kadınlarla karıştırılıyor. Belki de köle bir kadın zannediyorlar. Ayıklayamıyorlar mümin kadınları. Anlatabiliyor muyum? Ayıklayamıyorlar mümin kadınları. Yani diyelim ki çok özür diliyorum. Asıntılık ediyorlar, rahatsız ediyorlar kadınları. Belki de onları köle kadınlar var ama mümin kadınlar olup olmadıkları anlaşılamadığı için bazen mümin kadınlara sataşıyorlar. Demek ki mümin kadınların tanınm tanınmasını istiyor Allahu Teala. Tamam mı? Şimdi eğer başörtüsü varsa, başörtüsü varsa mümin bir kadın zaten başörtüsüyle tanınır. Dolayısıyla başörtüsünden o kadının mümin olduğu zaten anlaşılır. Demek ki mümin kadına başörtüsü diye bir emir yok ki. Medine'de bütün kadınlar ortalama aynı giyiniyor. O yüzden mümin kadınlar seçilemiyor. Başörtüsü olsaydı mümin kadınlarda başörtüsünden seçilirdi zaten. Anladın mı? Bu bu mantığı kavrayacak kadar zekanı zekan vardır. Elbet demek ki mümin kadınlara özel bir başörtüsü yok ki Allah mümin kadınlar tanınsın da eziyet görmesin. İnsanlar ona askıntılık etmesin. İnsanlar ona köle kadın muamelesi yapmasın. Mümin, özgür, mümin kadınlar olduğunu bilsin diye Allah tanınmaları için dış elbiselerini alsın diyor onlara. Ya sen kendi ayağına sıktın. Sen kendi ayağına sıktın. Hem Ahsap 59'da yanlış çeviriyle geldin. Hem de Ahsab 59 başörtüsünün olmadığını ispatlayan bir ayet. Tabii anlayana. He şimdi tanınmaları oldu. Eziyete uğramamaları o. Ya sizin bir şey anlayacağınız yok. Bundan sonra sizin yorumlarınızı ben dikkate almıyorum. Tamam mı? Bundan sonra sizin yorumlarınızı ben dikkate almıyorum. Bilginiz olsun. Beni çok yararsanız engellerim. Konuyu ben çarpıtıyorum. Tabii tabii tabii. Evet. Meryem Hanım, kırılacak çok put var. Kırılması gereken çok put var. Çok. Evet. Kırılması gereken çok put var ve bu putları kırmak her baba yiğin harcı değil. Maalesef bu putları kırmakır baba yiğidin harcı değil. Yusuf kardeşim, siyahı anlatsam en az yarım saat sürer. Ben de yavaş yavaş enerji tükenmeye başladı ama hangi yayınımdı? Geçen yayınım değil. Yani şu an 13. canlı yayındayız. 12 11 yayınım olması lazım. Orada ben siyamdan bahsediyorum, anlatıyorum. Ya bir daha yorum yazarsanız sizi engellerim. Bakın ben ne zaman kadınlar açılsın açıklık özgürlüktür diye bir şey söyledim ya. Bir daha bana yalan yanlış ithamda bulunursanız sizi engellemek zorunda kalacağım. İster kabul edin ister etmeyin. Allah'ın kadınlara başınızı örtün diye bir emri yoktur. Çünkü Allah kadının da erkeğin de başını örtmüştür. İster kabul edin ister etmeyin. Tamam mı? Allah kadının başını saçıyla örtmüştür. Şu saç var ya kadınların üstündeki saç var ya. Heh. O zaten örtüdür. Örtü. Örtünün üstüne örtüye gerek yoktur. Hı. Örtünün üstüne örtü olmaz ya. İsteyen örtebilir. Ona saygı duyarız. Benim annem başörtülüdür. Saygı duyarım. Yani anneme de gidip anne Allah başını örtmeni emretmiyor. Başını aç diye bir şey de demedim ben. Benim öyle bir derdim yok. Ama başörtüsü Allah'ın emri değil ya. Şeytanların uydurması. Ahmet abi hayırlı geceler abi. Allah'a emanet ol. [kahkaha] Kadınların avret olduğu nerede yazıyor ya? Kadınlar baştan sona avrettir diyorsun. Nerede? Hangi ayette yazıyor kadınların baştan sona avret olduğu? Bana bir ayet getirsene. Kadınlar baştan sona avretse mesela ehl sünnet diliyle konuşacağım. Ehli sünnet diliyle konuşacağım. Kadın baştan sona avretse bir yola çıktınız. Kafile erkek kadın yolculuk yapıyorsunuz. Kadın abdest alacak. Abdest alacak. Barını dirseklere kadar yıkayacak. Nasıl alacak bu abdesti kadın? Hı? Kadın abdest nasıl alacak? Sizin ehl sünnetin abdest tanımına göre eğer kadının her tarafı avretse bu kadın bir kafileyle yolculuk yaparken hatta kafileyi yolculuğu bırakın. Bana bir gün bir öğretmen şunu demişti. demişti ki ben abdest almak istiyorum fakat okulda kullandığımız çeşme erkeklerle aynı ortamda abdest almak zorundayım ben. Nasıl abdest alacağım dedi. Yani başka bir alternatifim yok. E alın dedim o çeşmede abdestinizi o zaman işte kollarımı dirseklere kadar yıkamam lazım. Başımı işte mesetmem lazım. Ovuşturmam lazım. Saçımı tozumu almam lazım. E alın işte dedim. Allah bu detayı düşünemedi mi dedim. Yani bir kere ehl sünnetin öğretisi üzerine konuşuyorum. Ehli sünnetin öğretisinde bile zaten saç görünmesi zorunlu bir yerdir. Saç görünmesi zorunlu bir yerdir. Allah ne diyor? Görünmesi zorunlu yerler müstesna. ziynetlerinizi açığa vurmayın diyor. Saç görünmesi zorunlu bir yerdir ya zaten. Çünkü Allah ne diyor? Başınızı mes edin. Mes bu değildir ha onu söyleyeyim. Yani başınızı mes edin demek başin. Tozunu, kilini alın. tarlakla saçınızı tarayın demektir. Evet. Kadınlar mecliste bile bulunabiliyor. Doğru. Kadın sosyal hayatın aktif dinamik üyesidir. İman edip salih amel işlemek. Emri bil maruf nehyi anil münker. Ya tövbe suresi 70le mümin kadınlar birbirinin velisidir. Birbirine iyiliği emreder. Kötülükten engeller diyor ya. Kadınlar, mümin kadınlar emri bil maruf nehyi anil münker yapacak. Kime yapacak? Mümin erkekker yapacak. Nasıl yapacak ya? Mümin bir kadın tövbe 71'e göre mümin bir erkeğe emri bil maruf nehy anil münker yapacak. Nasıl yapacak? Sen kadını eve kapatırsan iman edip salih amel işlemek kadına özgü değil mi? Emri bil maruf nehy anil münker yapmak kadına özgü değil mi? Salatı ikame etmek, arınmanın bedelini yerine getirmek ayetleri kadından bahsetmiyor mu? Kadın erkek gibi sosyal hayatın aktif, dinamik bir üyesidir. Orkun Bey. Nisa kadın, Ünsminat mümin kadın zevc eş, imrae, imrae ile zevcin arasındaki farkı da söyleyeyim. İmrae rey sahibi demek. imun dikine giden kadın zevç ise iki bütünün bir parçası gibi eşiyle çok iyi anlaşan kadın anlamına gelir. Tabii Nisa'nın kadın dışında anlamı da vardır ama Nisaın Nisa kadın demektir. Yani bu kadın demek değil. Bu yanlıştır. Kesinlikle katılmıyorum. Nisa kadın, dişi, müminat mümin kadın, zevç, eş ama çok iyi anlaşan eş. İmra yani biraz rey sahibi, burnunun dikine giren, kocasıyla iyi anlaşamayan yani iki bedende tek can olamamış çiftler için. Karı koca araları çok iyi olmayan çiftler için kullanılır. İmrae bizim de söylediğimizin bir önemi yok. Allah Kur'an'da ne diyorsa o odur önemli olan. Meryem Hanım o ayet nebinin eşlerinden bahsediyor. Bahsettiğiniz ayet nebinin eşlerinden bahsediyor. Onun sebebi de şudur. Nebinin eşlerinden dolayı başı ağrıyor. Bunu Nur suresinden anlayabiliyoruz. Mesela bir eşine zina iftirası atılıyor. Tamam mı? Eşlerinden dolayı başının ağrıdığını görüyoruz. Eee, yine Ahzap suresinde eşleri biraz dünyevileşiyor. Muhammed Aleyhisselam'ı yoruyorlar. Ondan onun karşılayamayacağı beklentilere giriyorlar. Tamam mı? O yüzden Allah nebinin eşlerine diyor ki, "Ya evinizde vakarla oturun ya da halinizden memnun değilseniz nebi sizi boş" diyor. Yani o ayet nebinin eşlerinden bahsediyor. Siz Ahzap suresi 2833 ayetler arasını söylüyorsunuz. Hayırlı geceler. Evet arkadaşlar Saat ne oldu? 123. İsterseniz burada bitirelim mi? Hadisleri reddederken Muhammed Aleyhisselam hakkında öğüt veren güzel hadisleri toptan atmalı mıyız? Dinin konusu olarak kesinlikle kabul etmem. Adına hadis denilen rivayetler kesinlikle dinin konusu değildir. Bilginin konusu olabilir, tarihin konusu olabilir, felsefenin konusu olabilir ama asla dinin konusu olamaz. Din sadece Allah'ınd andır. Evet. Din sadece Allah'ındır arkadaşlar. Zümer suresi 2. Bak Zümer 2, Zümer 3, Zümer 11, Zümer 14. Din sadece Allah'ındır. Allah'a halis kılınmalıdır. Allah'ın halis dini de sadece kitaptadır. Kitap dışında bu dine ilave yaparsan bu halis din olmaz. Dolayısıyla adına hadis denilen rivayetlerin içerisinde güzel söz varsa bu ya felsefenin konusudur, ya tarihin konusudur. Eee, ya bilimin konusudur, başka şeylerin konusudur. Dinin konusu değildir. Evet. Hepinize teşekkür ediyorum. Kendisinden başka ilah olmayan Allah'a emanet ediyorum hepinizi. Arkadaşlar bugünlük de bu kadar. Bugün günlerden neydi? Cumartesiydi. Pazar, pazartesi. Pazartesi akşamı veya salı akşamı yine nasip olursa yayın açarım. Eee, hepinize teşekkür ediyorum. Hepinizi kendisinden başka ilah olmayan Allah'a emanet ediyorum. Hoşça kalın.