📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

#CANLI I Op. Dr. Fatih Dağdelen ile Estetik I 15.02.2025

KRT TV50:05

Transcription

KRT ekranlarından mutlu akşamlar sevgili izleyenler, ben İrem Aktaş. Bugün 15 Şubat Cumartesi, her Cumartesi akşamı olduğu gibi yine Doktor Fatih Dağdelen'le birlikteyiz. Saatlerimiz sekizi gösteriyor, bugünkü konumuz da rinoplasti, burun estetiği olacak. Hemen hocama dönmek istiyorum. Hoş geldiniz hocam stüdyomuza. Hoş bulduk. Nasılsınız? Çok iyiyim, teşekkür ederim. Sizler nasılsınız? Çok teşekkür ederiz, sağ olun. Teşekkür ediyoruz hocam vakit ayırdığınız için.

Öncelikle rinoplasti nedir, niçin ihtiyaç duyulur, kimler yapabilir, hemen sizden dinleyelim. Rinoplasti, adından da anlaşıldığı üzere, plastik cerrahinin en sık yapılan estetik cerrahi uygulamasıdır desek abartmış olmayız. Hı hı. Çünkü burun yüzümüzün tam ortasında ve çok karakteristik. Hakikaten burun ameliyatı yaptığımız hastalarımızda inanılmaz büyük bir değişim söz konusu olur. Bu nedenle de çok sık yapılan bir uygulama. Çünkü yüzün merkezinde, yüzümüzdeki en çıkıntılı bölge ön planda. Bu nedenle burun estetiği yaptırıp kendini daha iyi hissetmek isteyen herkesin yaptırabileceği, aynı zamanda nefes alma problemlerinin de düzeldiği bir ameliyat tekniği.

Peki niye bu kadar popüler hocam rinoplasti Türkiye'de özellikle? Şimdi şöyle, istatistiklere baktığımız zaman aslında dünyayla eşit oranlarda. Öyle mi? Şöyle, estetik cerrahi uygulamalarının %50'sini vücut uygulamaları oluşturuyor. Yüz uygulamalarının da neredeyse yarısını burun estetiği oluşturuyor. Yani ülkemizde her iki kişiden ya da her beş kişiden bir tanesi estetik bir uygulama yapıyorsa, bu rinoplasti ameliyatı, yani plastik cerrahinin en sık yapılan estetik müdahalesi desek abartmış olmayız. Çünkü yüzümüzle ilgili uygulamaların yarısını burun estetiği oluşturuyor. O yüzden çok popüler, o yüzden çok fazla yapılan bir uygulama.

Peki en çok kimler tercih ediyor? Yani en uygun yaş aralığı da özellikle aslında ne ama kimler geliyor size? Şimdi, eskiden mesela kadınlar daha çok geliyordu ama günümüzde artık erkeklerle kadınlar neredeyse birbirine eşit diyebiliriz. Benim şu anda %60 kadın hastam varsa, %40 erkek hastam oluyor. Yaş grubu olarak normalde klasik bilgi 18 yaşından sonra yapılır diyerek geçer ama normal şartlarda tabii kadınlar daha erken yaşta gelişimlerini tamamladıkları için kadınlarda 16-17 yaşında dahi yapılabiliyor. Erkeklerde ise 17-18 yaşından itibaren yapılabilecek son derece güvenli bir cerrahi uygulama.

Nasıl gerçekleştiriliyor peki, biraz da tekniklerinden bahsedelim isterseniz? Tabii ki. Şimdi eskiden burun ameliyatı deyince kapalı burun ameliyatı yapılırdı. Yani hiçbir şekilde içeriden yapılacak bir uygulamayla. Hı hı. Sonra 2000'li yıllarda açık rinoplasti tekniği biraz daha gündeme geldi ve trend oldu ve ondan sonra da o şekilde devam etti. Günümüzde yeniden kapalı teknikle yaptığımız cerrahi uygulamalar var, yine koruyucu rinoplasti denilen teknikler var ama nihayetinde kimin ne yaptığı değil aslında, hangi tekniği uyguladığı değil, ne sonuç aldığı üzerine gitmek gerekiyor. Her hekim kendince bunu oturttuğu, bunu tam olarak kavradığı bir uygulama yöntemi var ve o teknik üzerine ilerliyorlar. Tekniğin başarısı aslında yapan cerrahın el becerisi, marifeti, tabii hastanın da dokusu ve uygun hasta seçimi diyerek özetleyebiliriz.

Evet, peki iyileşme süreci de önemli tabii ki. Ne kadar sürede bitiyor, ne kadar sürede hayatımıza geri dönebiliyor? Normal şartlarda burun estetiği sonrası biz bir haftalık bir süreci direkt iyileşmenin en önemli dönemi olarak değerlendiririz. Yani bir hafta sonra hastanın burnu üzerinde işte termoplastik bir ateli varsa o alınıyor, içeride eğer kullanılmış bir splint varsa o çıkartılıyor. Yani bir hafta sonra aslında hasta normal rutin hayatına dönebilir. Ama genellikle iki haftalık bir süreç gibi değerlendirilir. Çünkü bir hafta sonra hastanın burnunun üzerine küçük ince bantlar yapıştırırız. Yani o dönemde iyileşme dönemi olarak kabul ederseniz iki haftalık bir süreç gibi düşünün.

Yani o bir şişlik oluyor ilk başta. Evet, o tamamen bir haftada sona eriyor mu yoksa yine belli bir süre gerekiyor mu? Bir haftada %70-80 iner ama burnun tam olarak oturması bir yıl diyebiliriz aslında soracak olursanız. Fakat biz, yani sosyal yaşama dönüş hızı buradaki önemli şey. Eğer hasta diyelim ki bir öğrenci, burun ameliyatı olmak istedi, bir hafta sonra okuluna gidebilecek kadar kendini iyi hisseder. Ama ödemlerin azalması, sertliklerin azalması, şişliklerin azalması, rahat nefes alma süreci bunlar birazcık zaman alıyor ama bunlar kişiyi çok rahatsız etmiyor. Bu dönemde kullandığı bir takım spreyler olabiliyor, bunları da kullanıyor hastalar, gayet sorunsuz bir şekilde hayatlarına devam ediyorlar.

Çok iyi. Peki her operasyonda olabiliyor hocam, bu operasyondaki komplikasyonlar nelerdir ya da oluyor mu hiç başınıza geldi mi mesela? Tabii ki. Ben şimdi şöyle, kendi pratiğimde hani 25 yıldan beri burun ameliyatı yapıyorum ki hani bu dönem içerisinde herhalde bir 20-25.000 hastanın burnunu yapmışımdır diye düşünüyorum. Çünkü çok sık yaptığım bir cerrahi. Hani ben burun ameliyatı yapmadığım bir gün yok desem herhalde abartmış olmam. Öyle. Evet, evet, çok sık yapılan bir uygulama. Bu dönem içerisinde tabii ki erken komplikasyonlar, geç komplikasyonlar olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Şimdi erken dönemde ne olabilir? Kanama olabilir mesela. Enfeksiyon son derece nadir de olsa karşılaşılabilir. Yine geç dönemde şekil bozukluğu olabilir, yani hastanın istediği ya da hekimin arzu ettiği, beklemediği bir takım şeylerle karşılaşılabilir. Bunlar da geç dönemde karşılaşılabilen sorunlar.

Peki o mesela şekil bozukluğu düzeltilebiliyor mu sonrasında? Şimdi şöyle, normalde dünyanın en başarılı burun hekimleri, başarılı cerrahları dahi bunun revizyon oranlarını %3 olarak belirlemektedir, yani o şekilde belirtiyorlar ki bizde de öyle. Mesela ben kendi hastalarımda da %2-3 oranında tekrardan revizyon yapabiliyorum. Bunlar neden oluyor? Revizyon yaptığımız hastalarımızın bir kısmı ne yaparsanız yapın, yani bunun olabileceğin en iyisi olsa bile bir şeyinden memnun olmayabiliyor, bir şey buluyor yani. Diyorsun, bulabiliyor. İkincisi, gerçekten istemediğiniz şeylerle de karşılaşabilirsiniz. Mesela burun ucunu kaldırmışsınızdır ama orada bir dikiş atmıştır, dikiş tutmamıştır. Bunlar karşılaşabilecek şeyler. Stepler ele gelebilecek bir takım şeyler olabilir. Yine nefes almayla ilgili bir takım sorunlarla karşılaşılabilir. Bunlar da geç dönemde karşılaşılabilen komplikasyonlar olarak değerlendirilebilir ama bunların oranı tabii ki eğer %10'lara, %20'lere geçiyorsa o zaman o hekimin biraz kendini gözden geçirmesi gerekir, değil mi?

Evet, siz revizyon yapıyorsunuz zaten. Revizyon çok sık yapıyorum. Hatta tecrübem arttıkça bu konudaki aslında iyi de oluyor bir yandan. Evet, yani revizyon için şöyle: Revizyonlar bir kendi revizyonları var, bir de başka yerlerde yapılmış, daha sonra düzelttirmek için bize gelen revizyonlar. Bunu o yüzden ikiye ayırmak gerekir. Hani ben kendi pratiğimde her 10 hastamın yaklaşık olarak dördünü beşini daha önce ameliyat olmuş hastalar oluşturuyor. Yani başka yerlerde ameliyat olmuş, memnun kalmamış hasta belki ilk baktığında, ilk ameliyat olacağı zaman çok araştırmıyor belki ya da bir arkadaşı olmuş oluyor, onun burnunu çok beğeniyor, gidip yaptırıyor. Ondan sonra kendi burnu öyle olmadığı için beklentisi de tabii ona göre değişiyor. O zaman tekrardan revize olmak için tekrardan bana başvurabiliyor. Bu tip durumlarla çok karşılaşıyorum. Yani tabii ki revizyon her hasta için geçerli değildir. Bazı hastalarda gerçekten ufak tefek problemler vardır, bunları çok da fazla revize etmek gerekmez ama revizyon dediğin zaman gerçekten ciddi bir takım sorunlar varsa, işte aslında revizyon endikasyonu o.

Bazı hastaların yani ufak mesela diyelim ki ben hiçbir burnun zaten %100 olacağına inanmıyorum da, yani %95 olur, %97 olur, %98 olur ama ufacık bir şeyi de hekimler ne yaparsa yapsın bazen düzeltemeyebilir. Çünkü o kemik sert bir materyal, yani kemik böyle bir şey gibi değil, alçı gibi değil, bir heykel yaparmışsınız gibi düşünemezsiniz, yani hamur değil ki yoğurasınız. Asimetriler çok fazla mesela olabiliyor çocukluk çağında özellikle oluşmuşsa. Kemiğin eğri büyümesi, tabii eğri bir açıyla büyümesi söz konusu olabiliyor. Bu tip hastalarda %100 böyle cetvelle çizmiş gibi bir simetri yakalayamayız. Yine kıkırdak dokusu daha farklıdır. Kıkırdak dokusunun ise bir hafızası vardır. Bu hafıza gereği kıkırdağı çünkü istediğiniz kadar eğip bükemezsiniz. Bu eğilebilen, bükülebilen bir materyal değil, yani vücudumuzdaki kıkırdak kırılır. Çünkü burada şekil bozukluğu olan mesela kıkırdağı dümdüz olan hastalar var, böyle hani ben şey diyorum bazen buruşmuş böyle sigara paketi gibi. Şimdi kıkırdaklarla da karşılaşıyoruz. Ya da kıkırdak eksikliği de olabiliyor, daha önce ameliyat olmuş olan hastalar olabiliyor.

Şimdi diyelim ki kişi 20'li yaşlardan sonra burnu kırılmışsa, bu tip bir hastadaki düzeltme oranınız ile doğuşta ya da doğduktan sonra küçüklük çağlarda, çocukken düşmüş ve burnu o şekilde, o çünkü çocukluk çağındaki kırıklar yaş ağaç kırığıdır ve yaş ağaç kırığı o şekilde büyümüşse buradaki eğriler çok daha farklı olabiliyor. Bu burun içi için de geçerli ve siz burnun dışında mesela çok bir buzdağının üstü gibi düşünün, hafif bir eğiklik görüyorsunuz ama aslında içeri gittikçe bu eğiklik inanılmaz derecede büyüyor. Hı. Yani bir izohips haritalar vardır coğrafya atlasında bilirsiniz mesela önden bakıldığı zaman çok hafif bir eğiklik görüyorsunuz ama üstteki o kemeri aldığınız zaman o eğikliği daha çok ortaya çıkarıyorsunuz. Hasta bu tip bir durumda direkt olarak işte burnumu düzeltemedim ya da daha kötü yaptın diyor. Aslında o eğrilik kişide var olan bir eğrilik. Tabii bunlar tecrübeyle ancak oturuyor, tecrübeyle ancak o eğiklikleri olabilecek en iyi konuma getiriyorsunuz ama ne yaparsanız yapın %100 düzeltmeniz bazen mümkün olmayabiliyor. Hı. Ve buradaki kıkırdak dokusu özellikle bir takım işlemler yaparsınız, destekler koyarsınız, işte yumuşak dokuya yönelik olarak bir takım işlemler yaparsınız, greftler koyarsınız ki olabilecek en düzgün pozisyona getirin ama bu %100 olamayabilir. Bu tip durumlarda bir de işin içerisine deri de binince ki deri dediğimiz mesela üstten kemeri alıyorsunuz ama derisi kalın olan bir hastada ister istemez o derisi, hastanın burun derisi bir yorgan gibi burnun üzerini direkt olarak kamufle ediyor. Hı hı. Ve kıkırdakta fazla bir almak ya da az almak ya da hastanın kıkırdağı çok ince yapılı olabilir ya da çok kalın yapılı olabilir, bunlar tamamen biraz da bireysel faktörlerle ilgili. Yani bütün bu faktörlerin hepsini topladığınız zaman bir burunla ilgili olarak başarı elde etme şansınız her zaman %100 olmayabilir, olmaz da. Ve hastalar da bunu önceden bildirirsiniz fakat hastaya bunu söyleseniz dahi eskisinden daha iyi olacak diyorsunuz. Yani buradaki asıl başarı kriterini böyle değerlendirmek lazım çünkü çok sübjektif bir şey, yani objektif bir şekilde değerlendiremezsiniz bir burnu. O yüzden komplikasyon konusunda yani bu bir komplikasyon değil, cerrahi hata da değil ama olabileceğinin en iyisi biraz böyle düşünmek gerekiyor. İşte bir arkadaşınız yaptırmış, daha da eğmiş burnu, onunki düzelmiş, sizinki çok iyi düzelmemiş gibi sözlerle karşılaşıyoruz. Onu da az önce açıkladım, yani kişi diyelim ki burun gelişimini tamamladıktan sonra bir eğiklik olduysa bu kırıklara bağlı olabilir, bu farklıdır ama çocukluk çağında olan bir eğikliği düzeltmek bambaşka bir soruna sebep olabiliyor. Yani burnun bir kemiği uzun oluyor, bir kemiği kısa olabiliyor, kıkırdak dediğim gibi inanılmaz derecede deforme olabiliyor. Yedek parçalı bir işlem değil bu yani hani araba yapar gibi bugün araba tamponunu çarpıyor, gidiyorsunuz tamirciler yapıyor ama hiç kimse yapmıyor direkt yedek parça işte alalım yan sanayi ya da işte orijinalini alalım, işte şu kadar para kimse düzeltmek bile istemiyor. Neden? Çünkü düzelttiğiniz zaman hiçbir zaman sıfır gibi olmuyor. Yani konuyu o gözle bakmak gerekiyor ki bunu canlıda yapıyoruz yani.

Burada hani burun ameliyatı yapan hekim arkadaşlarımızı eleştiren hastaları varsa birazcık hani insaflı olmalarını talep ediyorum çünkü hakikaten kolay bir iş değil çünkü dünyanın en zor ameliyatıdır desem abartmış olmam. Öyle. Tabii ki, tabii ki. Bunu neden söylüyorum? Bakın diyelim ki biz replantasyon yaparız mesela parmağı kopmuş bir hastanın parmağını dikebiliriz. Diyelim ki giyotin amputasyonu oldu, parmak koptu, biz bu parmağı dikiyoruz. Bu parmağı dikmek yaklaşık olarak 4 saat, 5 saat sürer. Diyelim ki 4 parmak diktik, 16 saat. Bu düşünün bir açık kalp cerrahisinden bile daha önemli, çok daha ince damarlar, ince sinirler, kemik, yumuşak doku, tendonları dikiyorsunuz. Bunlar çok zor ameliyatlar gibi geliyor ama burun bunlardan daha zor. Neden? Çünkü işin içerisinde bir sanat giriyor, değil mi? Çünkü biz plastik cerrahız ve bir burun yapıyorsak eğer bunu o kişinin yüzüne uygun bir şekilde yapmamız gerekiyor ve her insanın da yaratılıştan yapısı, kokusu, her şeyi birbirinden farklı. Bu nedenle her hekim özenli çalışır, elinden gelenin en iyisini yapar. Tabii burada işin içerisine tecrübe faktörü giriyor. Yoksa bilgi artık yapay zekanın olduğu bir dünyada çok kolay, herkes istediği kadar yazsın, bu anlattığım bilgilerin hepsine kavuşabilirsiniz. Tecrübe zamanla olan, yetenek ise bunu Allah vergisi olarak değerlendirmek gerekiyor.

Bu nedenle hastaların bu konuda hani aksilik yaşamamaları için doğru hekimleri tercih etmeleri onlar için en faydalı yol, en elzem olay aslında burada yatıyor. Yani olacaksa da en azından en az problemle çıkmak açısından bence önemli. Çünkü kabul edilebilir şeyler var, kabul edilemez şeyler var. Bazı problemler var ki gerçekten ben de görüyorum o revize olan hastalarda ve revize olmak isteyen, yani revizyon yaptırmak isteyen bir hasta hekimini başka bir hekime yapmış, o hekime böyle sallayıp duruyor filan. Ben o zaman ne diyorum? Ya diyorum bakın, yapabileceğinin en iyisini yapmış, insaflı ol. Bu bu kadar olmuş, biz daha iyisini yapacağız. Ne olacak? Unutacaksınız, yeni bir ameliyattasınız şu anda ve bizim yaptığımız da ilk ameliyatı yapmak gibi de değil diyorum yani. Çünkü ilk ameliyatı yaptığınız zaman anatomi her şey sağlam, yani bu sefer bir de bozulmuş bir anatomiyle uğraşıyorsunuz ki ben en çok golü nereden yerim? Revizyon hastalarından yerim bir de. Çünkü beklenti daha da artmıştır ve iş daha da zorlaşmıştır. Ama tabii ki tecrübeli olduğunuz için ister istemez bu tip hastalar size daha çok geliyor. Yani ben primer hastam dediğim gibi yani %30-40'ını revizyon hastaları oluşturuyor, bunu söyleyebilirim net olarak.

Çok iyi. Peki bundan önce neler vardı, neler değişti, yeni teknolojiler neler rinoplastide özellikle? Şimdi rinoplastide aslında yeni teknoloji, yeni teknikler var. Tabii ki hiçbir zaman bakın şimdi bir teknik neden sürekli yeni revizyonlara, daha doğrusu yeni revizyon demeyeyim de, yeni gelişmelere açıktır? Aslında o teknikle ilgili bir takım sorunlar vardır, yeni bir takım tekniklere açıktır. Onu yaparsınız, onda da bir takım şeylere ulaşamayınca yeni teknik arayışına girersiniz. Buradaki bu teknolojik olarak kullanılan aletler aslında sadece bir 'tool', yani bir alet. Orada kullandığınız bir takım cihazlar, bu cihazların sizin yaptığınız işi değiştirmez aslında, sadece manipülasyonları ya da yapacağınız işlemleri farklı bir çerçeveden bakmanızı sağlar. Önemli olan şey oradaki hekimin onu kullanırken göstermiş olduğu marifet diyeyim yani. Öyle düşünmek gerekiyor. Nihayetinde günümüzde ultrasonik yapılabilen ya da lazer teknolojilerin kullanıldığı ya da mikroturların kullanıldığı, motor teknolojilerinin kullanıldığı bir takım tekniklerle burun ameliyatı gerçekleştiriliyor.

Bunun sebebi ne? Aslında ben bu programlarda hep böyle neden sonuç ilişkisini anlatmaya çalışıyorum. Şimdi bakın bir burun ameliyatı yapıyorsanız karşınızda bir tane hemşireniz oluyor. Hı hı. Bu hemşireniz sizi aslında asiste ediyor. Bunu yemek yaparken bir şefin yanındaki yamakları gibi düşünün. O yamak size alet veriyor, işte bir şey tutuyorsunuz, o size yardım ediyor. Dokuyu açacaksınız, siz işte bir bistüriyle ya da makasla bir işlem yapacaksanız, o da size açıyor, gösteriyor. Ve bunu yapan kişi eğer ki yanınızdaki asistan dediğiniz kişi yeterli değilse, yani o asistan da çok önemli değil mi? Tabii ki. Yani o hemşire asistanınız, o sizi asiste eden kişi, hani asistan dediğimiz, yani ben hoca değilim yani. Hoca değilim derken, ben ameliyatları kendim yapıyorum ve benim de karşımda bir tane hemşirem var, o da beni asiste ediyor, yani asistan hemşireden bahsediyorum kısacası. Hı hı.

Şimdi o kişi eğer yeterli deneyimdeyse, yeterli becerideyse aslında bu tip cihazların hiçbirini kullanmaya gerek kalmaz. Neden? O sizin mesela yapacağınız bütün hareketlerde size doğru şekilde asiste eder, bu problemlerinizi ortadan kaldırır. Eğer hekim böyle bir asistanı yok ise, böyle diyelim ki biz hemşire olarak ameliyathaneye girdiğimiz zaman karşımızda olan hemşire tecrübeli birisi değilse bu sizi yanlış yönlendirebilir, yanlış işlemler yapmanıza sebep olabilir. Yani hemşireyi suçlamıyorum bakın, buradaki anlatmaya çalıştığım sizi asiste eden kişinin nasıl bir tecrübe içerisinde olması gerektiğini anlatmaya çalışıyorum. Eğer böyle bir adamınız yoksa ister istemez daha koruyucu yöntemler kullanmak zorunda kalıyorsunuz. İşte bu cihazlar da bu amaçlarla geliştiriliyor.

Yani karşınızda bir adam yoksa eğer bu sefer siz daha koruyucu bir takım yöntemler kullanmayı tercih ediyorsunuz. Bunların işte içerisinde piezo yöntem dediğimiz ultrasonik ya da motorlarla yapılan çalışmalar var. Tabii bu tip işlemler işte hastalara biraz da marketing olarak da pazarlanıyor, yani sanki ameliyatı doktor piezo yapıyor, ameliyatı doktor motor yapıyor gibi. Öyle değil, yapan tamamen orada işlemi sergileyen hekimdir ve hekim eğer bu konuda tecrübeliyse, karşısında da deneyimli bir adamı varsa, diyelim ki burun üzerine diyelim ki biz mesela burnun kemiklerini kesiyoruz, öyle değil mi? Keserken bazen çekiç de kullanıyoruz. Yani o çekiç kullanırken bunu hastalara 'çekiç kullanıyorum' farklı bir şey, 'ben piezo kullanıyorum' dediğin zaman hasta 'A bu çekiç kullanıyor, öteki piezo kullanıyor.' Halbuki bunlar tamamen ameliyat esnasında kullanılan bir yöntem. Yani siz şimdi diyelim ki yemek yaparken bıçak kullanıyorsunuz, bıçak kullanmak ya da eti dövüyorsunuz mesela, bunu dövünce ete zarar mı veriyorsunuz? Ne demek istediğimi anladınız mı? Çok iyi. Yani anlatmaya çalıştığım şey bu, aralarında biraz öyle düşünmek gerekir. O yüzden teknolojik cihazlara değil, yine yapan hekime bakmak gerekiyor. En önemlisi o, orada da yine tecrübe devreye giriyor.

Peki bir de doğallık isterler ama bazen de o burunlar böyle ucu özellikle çok kalkık oluyor, değil mi? Onun sebebi ne? Bu doğallık neden bu kadar önemli ya da o doğallığı aslında tamamen yakalayabildiğinizi düşünüyor musunuz? Ben düşünüyorum kendim. Çünkü benim amacım daima doğal yapmaktır. Hatta ben böyle sizin az önce bahsettiğiniz gibi hasta bazen özellikle isteniyor doğrusu. Hı. Tabii ki buradaki zaten onu anlatmaya çalışıyorum. Yani bazen hasta istiyor ki çok kalkık olsun. Şimdi onun istediği gibi yaparsanız belki o an moda kavramı çok hoşuna gider ama belli bir zaman sonra bunun hakikaten ciddi sıkıntılarını yaşar. Şimdi burun düşünmeliyiz ki sadece bir estetik organ değil, ana fonksiyonel bir organ. Eğer burnu çok aşırı küçültürseniz ister istemez hava yolu pasajını daraltmış olursunuz, nefes sorunuyla karşılaşır hasta. Ama bazen insanlar güzel olsun, işte genç olsun, sadece görüntüye bakıyoruz, değil mi? Evet, sadece görüntüye bakıyorlar. Bu tabii ki yanlış bir şey oluyor. Yani nihayetinde doğallık bence her şeyden önemli. Doğal olmasının da belli kriterleri var. Şimdi bu kriterlere uygun şekilde yaptığınız zaman aslında hasta bundan hiçbir zaman sıkıntı çıkarmıyor. Fakat hastanın etkilendiği mutlaka bir yakını vardır ya da bir resme bakmıştır ya da etkilendiği bir kişi vardır, o kişinin gibi olmasını ister ama sizin burnunuz o mu diye önceki burnunuz onunki gibi mi diye sormak lazım.

Geçtiğimiz günlerde bana bir hasta geldi. Tabii ağlamakla böyle '9 ay oldu' diyor 'ameliyatımı yapalı' diyor, 'o günden beri her gün ağlıyorum, hiç durmadım.' Peki nedir sorununuz? 'İşte' diyor 'arkadaşım yaptırmıştı bir doktora' diyor 'çok güzel olmuştu. Benimkini de yaptı, benimki kötü oldu. Ona özendi, bana özenmedi' diyor. Halbuki kesinlikle doğru değil. Neden? Çünkü arkadaşının burnu kolaydır. Evet, basittir. Yani üzerinden bir kemer almıştır, ucu hafif inceltilmiştir, zaten iyi bir burundur. Belki de yapmaya gerek olmayacak bir burundur ve o direkt olarak arkadaşında o sonucu görünce 'Aa bak ben de anından istiyorum.' Bu sipariş üzerine olmuyor. Sizin burnunuz eğer büyükse, kallavi bir burnunuz varsa, etiniz kalınsa bütün bunlar şekli değiştiren şeyler ve siz bu defa hayalini kurduğunuz şeyle elde ettiğiniz sonuç arasında çok büyük bir farkla karşılaşırsınız ve bu farkı eğer size ameliyattan önce hekiminiz anlattıysa ki anlatıyordur mutlaka ama anlatırken siz yine de hayallere dalıp 'Evet o şekilde olacak' beklentisiyle karşılaşıyorsanız o zaman ciddi anlamda problem yaşarsınız.

Bazen öyle hastalar gelir ki hiç ameliyat olmamıştır, kocaman bir burnu vardır, çok kısık, derin bir burun vardır ve biz o hastayla konuştuğumuz anda onun beklentisinin eğer ki çıkacak sonuç gibi olmayacağını hissettiğimizde o hastaya ne diyoruz? 'Abi sen yaptırma, bu burnu böyle yaşa.' Öyle mi? Onu da diyorsunuz. Tabii canım. Peki ya hiç olma ihtimali yok mu? Derisi kalın ama işte bir görsel gösteriyor, imkansız mı bu? Yani bazı şeyler imkansız, mümkün değil. Çünkü söyledikleri ya da beklentileri hakikaten realistik değil, gerçekçi değil ama gerçekçi bir şekilde o burundan çıkacak sonucu üç aşağı beş yukarı biz o hastayı zaten simüle ediyoruz. Simüle ettiğimizde hasta o simülasyonda görecekleri tam yansıtmıyor ama nihayetinde bunu gösterdiğimiz zaman hasta onu bile beğenmiyorsa diyoruz 'bu kişinin yani hayal kurduğu şey bizim yapacağımız şeyle ilgisi yok.' Ve o kişi hani o doktor bu doktor geziyor, aslında hiçbir doktor onu kabul etmiyor ya da bir doktor diyor ki 'gel yapayım' diyor, ondan sonra o doktorun da başına bela oluyor. Yani kısacası yani konuyu aslında o şekilde değerlendirmek lazım. Yani söylemleri farklı ederek aslında farklı sonuçlara kavuşamazsınız. Yani bilmem anlatabiliyor muyum? Yani sonuçta bu yola gidilecekse buradan da gitsek, buradan da gitsek aynı yola varıyoruz fakat oradaki söylem hoşuna gidiyor olabilir yani. Öyle değil mi? Biraz kişiler o söylemlere çok takılıyor olabilirler. Bazen hani 'doğru söyleyen dokuz köyden kovulur' misali ama en güzeli hocam dürüstlük, her zaman en iyisi. Yani farklı bir sonuçla karşılaşacaksan sonuç olarak baştan bunu bilmek özellikle o simülasyonlar da çok işe yarıyor.

Şimdi hastalarda bazen hani normal bir hastaya verilen emeğin iki katı, üç katı veriyorsunuz çünkü zor bir burun zaten. Yani ki bizim halkımızın burada zor burundur onu da söyleyeyim. O yüzden biz burunda çok iyiyiz. Neden? Çünkü derimiz kalın her şeyden önce. Kemiklerimiz çok iri ve sert. Bununla birlikte yapılı, kallavi burunlu yapımız var. Yani Karadenizli burnu, işte Doğu Anadolu burnu, İç Anadolu burnu hakikaten birbirinden çok farklı. Avrupalıların mesela burnun derisi ince, biraz uzun olabiliyor ama mesela yine uzakdoğuluların ya da etnik noz dediğimiz mesela siyahi hastaların burunları birbirinden farklı. Her burunun yaklaşımı da birbirinden farklı. Bizim bu kadar iyi olmamızın en önemli sebeplerinden bir tanesi de bizim halkımıza burnunun zor olması. Fakat biz de ne olursa olsun geçenlerde bir şeyde görmüştüm, 9.1 cm'lik bir burun yapısı olan bir adam var, dünyanın en büyük burnuna sahip diye Guinness Rekorlar Kitabı'na girmiş. Şimdi bu kişiye siz Barbie burun yapacaksınız, böyle bir şey mümkün mü? Yani olamaz zaten. Uygun da durmaz hocam o yüze, değil mi? Ama ya ben biraz abarttım belki ama bu şekilde istekleri olan insanlarla karşılaşılabilir. Tabii ki herkes en iyisini istiyor elbette öyle. Bakın ben empati yapıyorum yani hastalarımla ve ben onlar için de özeniyorum, elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum, yapabileceğimin en iyisini yapmaya çalışıyorum ama her hastamız mutlu oluyor mu? Bazen oluyor, bazen de olmayabiliyor. Yani çoğu hastamız mutlu. Hani ben sonuçta 25 yıldan beri, değil mi? Yani işte 20.000 üzerinde burun yapmışımdır. Şimdi bu hastalarımın içerisinde kaçını ben revize ettim ki çok fazla değil yani %2-3'tür ki bunların bir kısmı da ufak tefek şeyler. Yani tekrardan o burnu sil baştan yaptığım hasta sayım çok azdır aslında düşündüğüm zaman.

Çok iyi. Yani bu mesela önemli bir detay. Mesela bazen yaparsanız ufak asimetriler olur, ufak mesela eğiklikleri bunları düzeltirsiniz, bunlarda sorun yok ama onlar bilin ki bir de ameliyat sonrası iyileşme sürecimiz var. Yani her şeyi tamamen kontrol edemiyorsunuz, dokunun iyileşmeye verdiği reaksiyon da çok önemli. Yine kişiden kişiye değişiyor tabii. Kişiden kişiye değişiyor. Yani biz sadece tüm özenimizle elimizden gelenin en iyisini bilgimiz, tekniğimiz, tecrübemiz oranında yapmaya çalışıyoruz yani. Ve tabii her şey değişiyor yani 30 yıl önceki yapılan burunlar ile şu anki burunlar aynı mı? Hayır, 30 yıla göre çok daha farklı bakış açılarımız da var ki bu plastik cerrahi hekimlerinin özellikle yüze çok hakim olmaları, yani çeneyle burun arasında, işte elmacık kemiğiyle burun arasında ya da kaş ortasındaki şu kavisleri düşünmek, açıları değerlendirmek, erkekle kadın arasındaki burun farkları ya da burun kanatlarını daraltıp daraltmamak, genişlikleri daraltıp daraltmamak içine hakim olmak, bütün bunlar aslında zaman içerisinde tecrübeyle artıyor ve hasta memnuniyetlerimiz artık her geçen gün, her geçen gün daha da iyi seviyelere ulaşıyor, çoğalıyor.

Çok iyi. Peki yaptırdık burnumuzu hangi aktiviteleri yapabiliriz, spor yapabilir miyiz ya da nelerden kaçınalım? Şimdi ameliyat sonrası aslında çok büyük yasaklar koymuyorum ben kendi hastalarıma. Gözlük kullanmalarını istemiyorum en az bir 6 ay. Normalde bazı hekimler 5-6 hafta sonra gözlük takabilirsiniz diyorlar ama gözlük gerçekten kemiği düşürüyor, değil mi? Kemiği basıyor. Yani hiç ameliyat olmamış kişiler bile gözlükleri ağırsa eğer buradan böyle iz yapar, görmüşsünüzdür. Hatta güneş gözlüğü bile bazen uzun süre kullandığın zaman burada izler yapabiliyor. O yüzden ben en az 6 ay hastanın burnunu gözlük kullanmamasını istiyorum. Ağır egzersizler için 6 haftalık bir süreç onlardan istiyorum. Yatış pozisyonunda da yani hani kimse burnunu böyle çarparak yatmaz yani yastıkta dikkat edeceklerini düşünürüm. Şey değişir ama tabii o da önemli bir detay değil mi uyurken? Evet, yani uyurken biraz dikkat etmeleri gerekir. Bazen hastalar şey diyor, işte annedir mesela 'çocuklarım küçük' diyor 'burnuma vururlar mı?' falan diyor ama ben şimdi siz de annesiniz, hiç vuruyor yani hocam ama çok da vurmuyor. Tokat acıyor mu burun? Bayağı bayağı acıyor. Tırnaklarıyla şeyleri ya. Tabii o farkında bile değil 1 yaşında çünkü şu anda. Evet. Ama yani bunlardan da korunmak gerekiyor. Yani korunmakta tabii ki fayda var ama çok bakın onu koruyacağım endişesiyle bunu takıntı yapmak kötü, anlatmaya çalıştığım şey o. Yani bir hastam vardı, hiç burnunu böyle üzerine dokunmuyormuş bile, üzerinde resmen böyle kir oluşmuştu. Yani bu mesela kötü bir şey, hiç dokunmamak gibi kötü. Evet. Yani burnunuza tabii dokunabilirsiniz, masaj yapabilirsiniz, işte hani güzelce yıkayabilirsiniz mesela. Bunlar çok hijyenik aslında, önemli yani orayı. Evet, koruyoruz ama o sırada bir de. Evet, tabii ya ben dış derisinden bahsediyorum yani. Bence ya korumalıyız ama bunu bir obsesyon derecesinde değil, takıntı yapmayacağız, onu anlatmaya çalışıyorum. Doğru, çok doğru.

Peki masajlar bir de önemli değil mi hocam? Evet, masajı çoğunlukla hastalarımıza söyleriz. Mesela ameliyat sonrasında burnun üzerinden böyle aşağı doğru ve yukarıya doğru masaj yapmalarını isteriz hastalarımızın. Bu, bunun daha hızlı bir şekilde ödemlerin azalmasını, yumuşamasını sağlayan bir şey. Aslında derinin burun kemik ve kıkırdağına adaptasyonunu daha düzgün bir şekle getirir. Yani o tabii ki masaj böyle baskı yaparak bir masaj değil aslında, birazcık sıvazlama tarzındadır. Evet, lenfatik dolaşımını düzelten bir şey. Bazen bir taraf biraz şişer, oraya birazcık bastırabilirsiniz mesela. Bunlar da güzel manevralar, onlar zaten gerektiğini hastalara söylüyoruz.

Evet, bir de nefes alma problemleri var. Bunun için de aslında bir nokta atış bu operasyonlar, değil mi? Evet, yani şimdi şöyle, bize tabii ki başvuran hastalarda biz bunu şekil amaçlı yapıyoruz ama şekil amaçlı dahi yapsak her hastanın burun fonksiyonu önemlidir. Bazı hasta bize şekil için gelir, bazen 'nefes alamıyorum, yapmışken burnumun dışını da yaptırayım' diye gelir ya da onu bahane ederler. Ya da onu bahane ederler, 'iyi alamıyorum nefes' ama aslında niyet o burnu şey yapmak. Tabii yani çoğunlukla öyle ama nihayetinde biz burun ameliyatını yaparken daima dışını yaparken içini de yapıyoruz. Çünkü burnun içindeki o septum dediğimiz yapı ya da burun etleri, septum mesela burnun kolonu gibidir. Bazen hasta önce gidip burun içini yaptırır ve sonra tekrardan burnun şeklini beğenmez, şeklini yaptırmak için gelir. Bu mesela ciddi bir problemdir. Yani eğer nefes alma probleminiz varsa, gerçekten şekil olarak da sıkıntınız varsa lütfen sadece içini yaptırıp dışını sonraya bırakmayın, aynı seferde yapılması bence çok önemli. Ben yani o şekilde içi yapılmış hastaların hepsini sekonder kabul ediyorum çünkü burun içindeki kıkırdak bizim zaman zaman burun estetiğini yaparken şekillendirmek için kullandığımız bir takım kıkırdakları içeriyor. Yine o septumdan işlem biraz daha haldır huldur aslında yapılan bir şey. Oysa biz çok daha özenli bir şekilde yapıyoruz, yani onun anatomik olarak daha düzgün bir şekilde gerçekleşmesini sağlıyoruz. Yine burun içindeki etler bazen büyük oluyor, bunları konka diyoruz. Bunlar hem burnundan giren havanın ısınması ve nemlenmesini sağlayan yapılar. Bunları mesela küçültebiliriz. Bunları çok küçültürseniz de hasta nefes alamaz, az küçültürseniz de nefes alamaz. O yüzden her şeyin dengesini korumanız gerekiyor. Yani burnu gerek şekillendirirken gerekse içine müdahale ederken her şey kararında, yani 'azı karar çoğu zarar' derler ya, o şekilde her şeyi kararında yapmanız gerekir. Hiçbir zaman tam kavisli ya da çok kalkık bir burun da değil, çok incecik bir burun da değil, kalın bırakılmış bir burun da değil, yani her şey olması gerektiği gibi yapılırsa eğer bu çok güzel olur.

Mesela erkeklerde burun ile dudak arasındaki açı 90 derece, kadınlarda 95 derecedir. Yani bu kurala uyarsanız hasta mutlu olur, kesinlikle mutlu olur. Hı. Böyle bir standart var yani. Var tabii ki. Yani eğer bunu siz 105 derece yaparsanız delikleri gözükür ve her hasta biz ameliyattan önce 'hocam delikleri gözükmeyecek değil mi?' yani 'delikleri gözükmeyecek' tabii 'çok kaldırmayacağız' yani uzun bir burnu kısaltacağız ama kısacık bir burun da yapmayacağız. Ben mesela revizyon için gelen hastaların pek çoğunda buna dikkat edilmediğini fark ediyorum. Hı. Yani revizyon neden yapıyorum? O burnu uzatmak için yapıyorum bazen, bazen büyütmek için yapıyorum. Yani revizyon yapılan hastaların pek çoğunda aslında aşırı 'over' yapılmış işlemler vardır. Evet, yani her şey aşırıya kaçmıştır ya da korkak bir cerrahi teknik vardır, korkak cerrahi teknikleri de bu seferde az yapılmıştır. Yani olması gereken yapılması gerekiyor. Yani kemeri fazla alırsanız da sorun, çok alırsanız da sorun, az alırsanız da sorun. Yani mesela burunda mesela en önemli şeylerden bir tanesi burnun şu kökü, biz buraya 'radix' diyoruz. Burası mesela bizim halkımızda gerçekten çok yüksek olan insan var, yani 'Grek nose' diyoruz böyle alından direkt inen burunlar. Bunlar mesela burası dolgun olduğu için hastalar burnu kemerli gibi gözükmez ama burayı düzeltmediğiniz takdirde o kemeri alsanız da dümdüz bir burunla karşılaşır ve bu çok çirkin bir görüntüdür. Pek çok kişi bu yüzden mutsuz olur çünkü gözün ortası böyle ayrıktır, kalındır ve üstten böyle dümdüz gelir ve belki bir problem yok gibi gelir ama hasta birazcık dikkat ettiğinde 'ya benim burnumda bir sıkıntı var' diyor. Neden? Burası çünkü yeterince indirilmemiştir. Yani normalde insanların şu burun kökünden bahsediyorum, şu kısımlar birazcık hafif çukur olması. Evet, yani bunlar belki önemli detaylar ve bunların her birisini teker teker yani ameliyatı planlarken ben hep söylediğim gibi yani ameliyat hazırlığı çok önemli. Ameliyat hazırlığında hastaların ameliyat öncesi nelere dikkat etmesi gerektiğini hepsinin üzerinden geçeceksiniz ve planlarken de hastadaki problemleri teker teker ortaya koymanız gerekiyor.

Hocam o simülasyon nasıl yapılıyor, benim aslında en çok merak ettiğim bir tanesi bu. Simülasyonu bilgisayarda yapıyoruz aslında. Bilgisayarda bir takım imaj programları var. Bu tip programlar sayesinde burnun özellikle yandan yaparız. Tabii önden çok yapamayız çünkü önden yaptığımızda burun ucu kalktığında dudak da kalkar ya da kanatları daraltırsanız yüzün şeklini değiştirir. O yüzden yandan yaparız. Ama günümüzde tabii yapay zekayla yapılabilen artık 3D çalışmalar da var, bir takım farklı çalışmalar da var aslında böyle simülasyon cihazları ama bazen o simülasyon cihazıyla çok fazla takıntı yaparsanız hasta da yani ameliyat süresi kadar simülasyonla uğraşmak zorunda kalıyorsunuz.

Oysa ki yani nihayetinde bu işte hani bunu ben yemek yapmaya benzetiyorum her işte olduğu gibi. Yani burun ameliyatı CNC laboratuvarında bir işte yapılan bir işlem değil. Yani bu bir torna tezgahında yapılmıyor. Her şey aslında ameliyat esnasında dokunarak, hissedilerek yapılan bir şey. Yani biz ameliyatı yaparken böyle çok hızlı da değiliz, yavaş da değiliz. Çok yavaş yapılan ameliyatların da ben iyi olmadığını düşünüyorum. Çok hızlı tabii yapılması da çok doğru değil. Mesela yaparsınız, üstüne alırsınız, bakarsınız yeterince indirdiniz mi? Hı hı. İndirmediyseniz biraz daha indirebilirsiniz, törpüleyebilirsiniz. Fakat bütün bunları da yaparken çok titiz ve dikkatli olmak zorundasınız. Nihayetinde el yordamıyla yapıldığı için ameliyat esnasında sürekli bakarak ilerliyorsunuz. Burada en önemli aşaması şu aslında: Birincisi burnun açılış aşamasıdır, ikincisi nefes almayı düzeltme aşamasıdır, üçüncüsü şekillendirme, dördüncüsü kapanış aşamasıdır. Yani bunu aslında dört basamakta yapıyoruz biz ameliyat esnasında.

Mesela açılışta bile hata yaparsanız baştan kaybedersiniz yani hastayı. Yine şekillendirme esnasında birazcık fazla aldınız, yine kaybedersiniz. Ya kaybetmekten kastım ne? Şekil olarak artık istediğiniz şeyi oturtamazsınız. Böyle yaptığınız takdirde hakikaten sonuç çok başarılı olmaz. Kaçtınız mı geri dönüş yok gibi bir şey o zaman? Evet, geri dönüş artık kamuflaj yapmak zorundasınız. Mesela ben yıllar önce herhalde bir 25-30 yıl olmuştur, bir defasında bir kongreye gitmiştim Avusturya'ya, Viyana'ya. Hı hı. Oraya gittiğimde bir arkadaşımla konuşuyoruz, o zamanlar da 'Turkish Dilat' dediğimiz böyle Türk lokumu durumları çok popülerdi, belki şu anda gene var. Arkadaşımla konuşurken o bana şunu dedi: 'Ya Fatih' dedi 'niye Türk lokumu kullanıyoruz ki?' dedi. 'Niye?' dedim. 'E' dedi 'bozduğumuz için kullanıyoruz, yani üstünü kamufle ediyoruz' dedi. 'Abi düzgün yap, çok indirme o zaman lokum kullanmak zorunda kalmazsın.' Çok doğru bir söz. Evet, yani buradaki önemli olan şey tabii ki revizyon hastaları farklı ya da çok alınmış hastalar farklı ama siz normal bir primer, hiç ellenmemiş bir burunda her şey dengeli ve düzgün yaptığınız takdirde daha sonrasında düzeltmek zorunda kalmazsınız. Yani ameliyat esnasında yaptığınız o bir takım yanlış işleri de kapatmak zorunda kalmamanız gerekiyor.

Peki sonrasında bir burun asimetrisi olabilir mi? Şimdi şöyle, onu az önce aslında programa başlarken söylemiştim. Bakın burun eğriyse eğer, bakın 'deviated nose' ayrı bir şeydir, yani eğri burunlar. Bunlar doğuştan ya da çocukluk çağında olan travmalarla oluşabiliyor. Birincisi, ikincisi erişkin çağda oluşabiliyor. Şimdi erişkin çağda mesela burun kırılır, kavga eder, düşer, ne bileyim çarpar bir yerlere ve burun kırılır. Bunu düzeltmek kolaydır. Çünkü buradaki kemik yapısı zaten simetrik olarak gelişmiştir. Ama çocukluk çağında olan bir travma sonrasındaki büyüme paterninde bir kemik diğer tarafa göre daha şişkin, daha kemikli, daha eğri bir şekilde büyüyebilir. Bu tip bir burunda siz önden baktığınızda, resimde baktığınızda resimden bir şey anlaşılmayabilir. Yani resme bakarak bile yorumlamamak lazım. Ona ameliyatta yapan kişi biliyor aslında. Çünkü dışarıdan buzdağının üstü gözüküyor, hafif bir eğiklik gözüküyor ama içeri doğru indikçe bakıyorsunuz eğiklik böyle dalgalanarak ilerliyor, içeride daha da büyüyor. Evet, daha da büyüyor ve siz bunu ne kadar düzeltmeye çalışırsanız çalışın, biraz fazla uğraşırsanız mesela kemikle kıkırdak arası kıkırdak kopar, bu defa burun çöker, başka bir şeyden bahsediyorum. Anlatmaya çalıştığım bu tip hastalarda olabilecek en iyi duruma getirmeye çalışıyoruz, yani %100 simetriye her hastada kavuşamayız. Burada şöyle bir şey düşünün: Bazı hastalar geliyor mesela burun direkt burun kökünden direkt eğri olarak büyümüş, yani eğri olarak yaratılmış. Evet, öyle düşünün. Burada acaba ya da kişinin yüzü zaten asimetrik, bir taraf küçük, bir taraf büyük, acaba burun mu asimetrik, yüz mü asimetrik, bir de o var. Doğru.

Ne demek istediğimi anladınız mı? Yani buradaki konu bu tip hastalarda ne yaparsanız yapın, yani cetvelle çizilmiş gibi yapma şansınız yok. 'E benim arkadaşım yaptırdı ya oldu.' Ondaki problemle sizdeki problem aynı olmayabilir. Hı hı. Bunu aslında söylemeye çalışıyorum. O yüzden yani hiçbir zaman %100 bir burun yoktur, daha iyisi vardır ve en iyisini yapmaya çalışırız. Hani %100 olmasa da %80 yaparsın, %90 yaparsınız, %95 yaparsınız ve olabilecek en güzel sonucu elde etmeye çalışırsınız. Yani mesele burada hastanın tolere edebilmesi ve tekrardan bir revizyona ihtiyaç hissetmemesi.

Zaten bir revizyona ihtiyaç varsa bunu hekim zaten görür, kendisi de elinden geleni yapar ama hasta bunu çok ciddi bir problem olarak görmeye başlarsa bu takıntı olmaya başlıyor, o zaman da başka sorunlarla karşılaşıyor zaten. Ve yeni bir burun ameliyatının da yeni riskler içerdiğini de belirtmek lazım. Çünkü bana mesela bir hasta geldi, 12. burnunu yapıyordum. 12. burnu, 11 defa başka yerde yaptırmış, 12. burnunu yaptırmak için geldi ve Allah'tan güzel oldu. Nasıl peki oluyor mu yani o kadar revizyon? Yani yapılabildi mi? Yaptım da bir daha da gelmedi ve memnundu. Yani bu güzel bir şey. Michael Jackson 38 defa yaptırdı biliyorsunuz rahmetli. Vallahi ben bilmiyordum o detayı. O kadar bilmiyorum ama yani defa yaptırdı ve sonuçta nihayetinde bazı insanlar hayallerindeki olmayınca bu da aslında ilk ameliyatla geçerli. Yani ilk ameliyatın çok doğru olmalı, bu saç ekimi için de geçerli, bütün ameliyatlar için geçerli. Çünkü 2., 3., 4. ameliyatlar daima düzeltme ameliyatlarıdır ve orada olabileceğin en iyisini yapmak zorunda kalıyorsunuz. Artı burada kıkırdak kullanmak zorunda kalıyorsunuz. Kıkırdak da tabii ki ya hastanın kaburgasından alıyoruz ya kulağından alıyoruz ya da banka kıkırdakları artık günümüzde çok popüler, onları kullanıyoruz. Banka kıkırdakları kadavra kıkırdaklarıdır bu arada. Steril bir şekilde sanki aşı zinciri gibi tamamen hücreleri öldürülmüş bir matriks halinde gelir ve çok da güzel sonuçlar elde ediyoruz. Özellikle siyahilerde ya da Orta Asyalı hastalarda kullanıyoruz bunu çünkü bize gelen hastaların hepsi Türkiye'den değil, yani yurt dışından da hastalar geliyor. Mesela siyahi hastalar geldiği zaman onların derisi çok kalın oluyor, onlarda mesela direkt kullanmak gerekiyor. Yine Orta Asyalı hastalarımızda da aynı şekilde. Yine revizyon hastalarında özellikle kıkırdağa çok fazla ihtiyaç oluyor, bu tip hastalarda da bu şekilde gerçekleştirebiliyoruz.

Evet, peki bir de burun delikleri var. Burun delikleri de küçültülüyor, değil mi? Evet, burun delikleri. Şimdi şöyle, hastanın gerçekten burun yapısı çok büyük, delikleri çok geniş olabilir. Bunları da zaten küçültüyoruz. Bazı hastalar ise işte burun küçülsün deyince beraberinde burası da tamamen küçülsün anlamını taşıyor. Ama burun delikleri zaten normalse bunu küçültürseniz bu defa hasta nefes alamaz, pasaj daralmış olur. Yine kıkırdaklarda fazla kıkırdak eksizyonları ya da fazla kıkırdak çıkartmak o bölgede ciddi olarak kıkırdak yetersizlikleri, yine nefes alma sorunlarına sebep olabilir. Bazen hasta ameliyattan önce değil, ameliyattan sonra nefes alma sorunuyla karşılaşabilir. Bunlar biraz kıkırdak yapısıyla ilgili. Nihayetinde burun kanatlarını ben aslında her dört hastadan birinde, bazen beş hastadan ikisinde yapıyorum. Yani kanatlar eğer daraltmak gerekiyorsa böyle minik de olsa bunları yapıyorum ama bunu yaparken tabii ki kanatlarımızdaki asimetri konusu çok önemli. Hiç kimsenin kanadı tamamen simetrik değil zaten. Bir de burnun ucunu biraz hafif kaldırdığınızda bu defa o kişi asimetriyi çok daha fazla fark eder oluyor ve bunu yaptığınızda da onu simetrik daha çıkaramazsınız. Yani asimetrisine göre çıkarmanız gerekiyor. O yüzden bazen acaba dokunmalı mıyız, dokunmamalı mıyız? Çünkü hasta biraz ona takıntı yapacaksa, çünkü %100 simetri yine yapamıyorsunuz, yaptığınız şey onu mutsuz edecekse bu defa ellemesek mi desek yoksa yapsak mı arasında çok kaldığım oluyor.

Ama ben o kanatla ilgili problemi bazı hastalarda zaten %100 yapıyorum ama bazı hastalarda ise ameliyatın en sonunda verdiğim karar. Yani burnu kapatırım ve hatta foto şey yapıyorum, kontrol yapıyorum. Yani fotoğraf çekiyorum ameliyat bittikten sonra bile. Fotoğrafta tekrardan foto analiz diyorum ben ona. Hani futbol maçlarında yapıyorlar ya, hakemler düştü, faul olmuş mu olmamış mı, bunu görebilmeniz için tekrardan fotoğraf çektiriyorum ki bakıyorum fotoğraflara. Ondan sonra eğer bir şey varsa gözüme çarpan bir şey varsa insan bazen dışarıdan görerek değil, foto analizde çok daha net anlayabiliyor. Hakikaten zor bir iş, sanat gerektiren bir iş. Yani burun ameliyatını yapıyor mesela 1 saat sürüyor, 1 buçuk saat sürüyor, neyse artık. O ameliyattan çıktığımda gerçekten kendimi çok fazla yorgun hissediyorum, beynim çok yoruluyor. Öyle söylüyorsunuz. Evet, genelde evet, doğru.

Peki bir de burun ucu var, bu düşer mi rinoplastiden sonra? Özellikle şekil bozuklukları olur mu, kemik kaymaları olabiliyor mu? Aslında en sık oluşan şikayetleri merak ediyorum. Tabii ki. Şimdi bakın, aslında ben bu meseleleri çok çok detaylı aslında programda sadece meselelerden bahseder gibi oldum ama güzelliklerden de bahsedelim. Hayır, hep bunlar da önemli ama elbette sonuçta bunları da siz düzeltiyorsunuz. Sonra da güzelliklerden de bahsedelim. Evet, lütfen bahsedin.

Şimdi şöyle, burun ucu düşer mi? Burun ucu düşmez, doğru teknikle yaparsanız düşmez. Fakat şimdi burun ucunu yaparken normalde bizim tripod konseptimiz vardır. Bunun şurasına kolumella deriz. Burası kısaysa, burası uzunsa buradan çalarak burayı kısaltıp buraya ekleyebilirsiniz. Daha doğrusu burayı uzatmak için kullanabilirsiniz. Şimdi bu matematiksel bir şey aslında, fizik ve matematikle ilgili bir şey. Evet, ve doğru manevra yaptığınız zaman o burnun düşme şansı yok, imkansız. Hani ben tıpta aspirin bile kullanacak olsanız midenizi bozmayacağını ifade edemem ama burunda eğer doğru manevra yaptıysanız düşmeyeceğini garanti edebilirim. Yani tıpta hiçbir şeyi garanti etmeyeceğimi söylememe rağmen. Evet, bu bir. İkincisi, bazı hastalarda bunu yapmazsınız çünkü burnu zaten kalkıktır, yapmamanız gerekir. Bu tip durumda burun ucunu alttaki içerideki septum dediğiniz kıkırdağa dikersiniz mesela, oraya tespit edersiniz. Bunu diktiğinizde tabii kıkırdak biliyorsunuz ki ince bir doku. Yani bu zaman içerisinde o dikişiniz kopabilir mi? Kopabilir. Ya da hasta bunu tutar çekebilir mi? Çekebilir. Ne bileyim yani bir sürü şey olabilir. Yani aslında her problemin temeli ameliyattan kaynaklanmaz diyeceksiniz ki üç beş sonrası önemlidir. Aslında tabii üç beş dikiş koyun ama her koyduğunuz dikişin de sonuçta başka sorunlarıyla karşılaşırsınız bu sefer. Anlatmaya çalıştığım şey şu ki hani hastanın da tabii dikkat etmesi gerekiyor. Bir de zaman içerisinde iyileşme hepimizin yani yapabileceği bir şey değil. Yani iyileşmek ayrı bir şey. Hı hı. O yani insanın iyileşmesi apayrı bir konu ve buna müdahalemiz yok. Yani hasta diyelim ki mesela ben yara problemi olan hastalara şunu diyorum: Ne kadar pozitif düşünürseniz o kadar hızlı iyileşiyorsunuz. O çok doğru ama evet. Ne kadar siz negatif iseniz o o kadar problem oluşturuyor. Yani iyileşmek, ödemlerinizin azalması, şişliklerinizin azalması bütün bunlar aslında biraz da dokularınızla da ilgili ve sizin kendi bakış açınızla da çok ilintili. Biraz sabırlı olmak gerekiyor. Mesela burun ameliyatından sonra burnun ödemlerinin azalması, şişliklerinin azalması bir yıl sürüyor, bakın bir yıl. Az önce söyledim. Yani yeni bir müdahale yapılacaksa da en az üzerinden bir yıl geçmesi gerekir. Mesela revizyon için gelen bir hastaya ben bir yıl bekleyin diyorum. Neden? Çünkü dokular yumuşasın. Ondan sonra o bir yıl içerisinde de burunda hafif de olsa küçük değişimler olur ve bu esnada burun dediğim gibi hafif mesela biraz eğridir olabilir. Böyle bir sorun varsa bu yapılmalı mı, yapılmamalı mı ya da yapsak düzeltebilir miyiz, düzeltemez miyiz? Bu buradaki mesele aslında o gözle bakmak gerekiyor ya da tolere edilebilecek bir şeyse dokunmamak gerekiyor. Bütün bunlar olabilecek şeyler ama bu burun kaydı anlamına gelmiyor aslında. Yani o burnun yapısı o, o burun da o kadar olabiliyor anlamını düşünmek gerekir ama yeni bir ameliyat eğer gerekirse tabii ki yapılır. Bununla ilgili de hastalarımıza zaten gereken bilgiyi veririz ama hani böyle ayna elinde gezen bir insanın da o burunda her şeyi görür. Yani kalması çok zor, değil mi? Çalışıyorum aslında onu da aslında işlemiştik hocam geçen haftalarda o takıntıyı, onu yine önümüzdeki haftada belki ona değinir diye düşünüyorum.

Biraz güzelliklerinden de bahsedebilirsiniz, süremiz daralıyor. Tabii ki. Şimdi her şeyden önce burun yüzün ortasında demiştik ve burun gerçekten çok önemli bir organ ve burundaki değişim neden çok fazla göz önündedir? Çünkü burunda kemikle uğraşıyorsunuz. Yani yüzle ilgili kemikle ilgili uğraştığınız her şey yüzü inanılmaz derecede değiştirir ve siz o kemiği daraltabilir, üstteki kemerini alabilir, küçültebilir ya da büyütebilirsiniz. Burun direkt olarak yüzün ortasında ve kalıcı bir sonuçla iyileşiyor sonuçta. Böyle düşünüldüğü için yani burunda yaptığınız her şey o kişiyi inanılmaz derecede daha farklı, daha hoş bir görüntüye getiriyor. Bu nedenle tüm estetik müdahalelerin yani dörtte birini oluşturuyor diyorum, bakın ne kadar büyük bir orandan bahsediyorum ki bu bütün dünya için geçerli. Çünkü bir de burnu yaparken yüzdeki uyumunu hesaba katmak gerekiyor.

Gerekiyor. Mesela çok yanakları geniş bir insana daracık bir burun yapmanız da doğru değil; dar bir yüze de geniş burun yapmanız doğru değil. Yani doğallık buradaki en önemli felsefe olması gerekiyor. Yine bizim halkımızın mesela çenesi küçüktür, genellikle bunu hep söylüyorum. Mesela burun ameliyatı yaparken o kişiye beraberinde çeneyle ilgili bir uygulama da yaptığınızda hasta çok daha güzel bir görüntüye geliyor. Görel olarak inanılmaz farklı bir görsele kavuşuyor ve hasta onu ameliyattan sonra ancak fark edebiliyor. Simülasyonla gösterebiliyoruz ama onu tam gösterebilme şansımız olmuyor her zaman.

Ama nihayetinde her şeyden önce buradaki hastanın rahat nefes alması, şekil olarak kendisine olan öz güvenine, öz saygısına tekrardan kavuşması. Çünkü ben yaptıranlara hep sorarım: "Neden yaptırmak istiyorsun, ne rahatsız ediyor?" dediğimde, evet hasta mesela "Ben resim çektirmek istemiyorum." diyor. Bir hastam bana ne demişti, çok enteresandır: "Kemerli bir burnum var." diyor, "Hıı, ve ben araba kullanıyorum." diyor kadın bir hastam, "Ben diyor trafik ışıklarında herkes beni burnumu yandan görecek diye direkt öbür taraftaki arabaya bakarım." diyor. "A bu yandan görmesinler." diyor. Karşıdaki kişi de "Acaba niye bana bakıyor?" diyerek... Çok üzücü ama hocam, evet yani bunu bakın takıntı yapan, "Hiç yandan resim çek." diyenler de var yani nihayetinde.

Ve işin enteresanı, mesela 20 yıl önce yaptığım bir hastam, geçen ben ona liplift yaptım, üst dudak kısaltma yaptım. O hastam diyor ki: "20 yıl boyunca herkes 'Ne kadar güzel burnum var!' dediler. Ben de söylemedim kimseye bu estetik olduğumu." diyor. "Bakın." diyor, "20 yıl bunun büyük bir şeyiyle yaşadım." diyor, yani huzuruyla yaşadım. "Ve söylediğim zaman 'Yok canım, senin burnun estetik değil.' dediler." diyor mesela. Bu da doğal olmanın ne kadar önemli olduğunu aslında vurgulayan bir şey.

Önemli olan şey, bakın sözün kısası: Eğer bu ameliyatı planlıyorsanız, böyle bir işlem yaptırmak istiyorsanız, bu işin ön hazırlığı çok önemli. Doktor araştırmanız çok önemli. Hekimle görüştüğünüz esnada hekim size zaten burnunuzun nasıl olacağını üç aşağı beş yukarı söyleyecektir. En azından size yapacağı ve iyi sonuç alamayacağınız bir şekilde size belirtecektir. Doğru teknikle, doğru hekim tarafından yapıldığı takdirde tabii ki sonuçta güzel oluyor, hastalar da çok mutlu oluyorlar, sizin hastalarınız gibi.

Evet hocam, evet teşekkür ederiz. Biz teşekkür ediyoruz. Hocamla da bugün yine sevgili izleyiciler, rinoplasti konuştuk. Önümüzdeki hafta da aslında psikolojiden biraz ilerleyeceğiz diye konuşmuştuk. Öyle mi yaparız? Hem bundan bahsedelim hem hastaların estetik cerrahi uygulamalarına karar verirken nasıl yol almaları, nasıl bir yol haritası çizmeleri gerektiğini de biraz bahsedelim ve benim de bu konudaki ince tecrübelerimden faydalansınlar. Çünkü söyleyeceğim çok şeylerim olacak. Evet. Peki o zaman çok teşekkür ediyoruz tekrar hocam. Değerli izleyenler, bugün de rinoplastiyi bitirdik. Önümüzdeki hafta dediğimiz gibi o izlememiz gereken yolu konuşacağız ve hocamızın kıymetli bilgilerine danışacağız. Teşekkür ediyoruz bizleri izlediğiniz için. İyi hafta sonları diliyoruz. Hoşça kalın.