📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

Atlası kodu palası giydi

Altay Cem MERİÇ59:08

Transcription

için düzenlemek çok zor oluyor ya. Bazen var, bazen yok. Son ihya videosuyla aynı anda mı açmışız? Kardeşim, kanalın düzeni hep böyle. Biliyorsunuz ki salı günleri öğlen vakti atılan ihya dersiyle eş zamanlı canlı yayın açılır. Bizim kanalda kaç yıldır devam eden bir istikrarlı süreç. Oy oy. Ah! Hazır ders çalışmam lazımdı. Bu yayın iyi oldu. Aah, boynum ağrıyor ya. Şeyde. Neydi onun ismi? Üç civarında bir misafirim gelecek buraya. Ondan sonra dedim, boş zaten bir konuya başlasam desem tam bir parti okuyamam diye düşündüm. Dedim, yayın açayım hem de rutinimizi bozmamış olalım. Tasavvufla ilgili videolar bakalım. Allah kerimdir. Oh ya! Kom oğlum, boyum çok uzun ya. Gerçekten boyum uzun olduğu için şınav ve birkaç hareketle tutturmaya çalışıyorum ama gerçekten belim ağrıyor ya. İki gün aksatsam şey olur. Cün Mansoru gördü. Buffalo değil. Bufalo da duruyor gerçekten. Geçen gün bufalo tesbihi hediye edildi bana ya. Bufalo neydi? Bufalo boynuzu. Harbiden de bufalo boynuzuymuş yani. Bufalo'nun boynuzundan tespih mi yapılar ya? Birisi gidip bufalonun boynuzunu almış lan tespih yapmak için. İnsanoğlu işte bufaloya. Bunu yapan sana neler yapmaz kardeş? Oh!

"Yeni kitaplık yapmayı düşünüyor musun?" Allah kerimde geçme diye. Bu bufalo boynuzu olduğunu nereden anladım ya? Şöyle, bu dedim, "Ne bu garip duruyor?" falan diye. Ondan sonra "Bufalo boynuzu." dediler. Dedim, "Bu inek boynuzuna benziyor. Emin misin bufalo olduğuna?" Anlarım çünkü o işler. Bufalo boynuzu hareli olur kardeşim. İyi, Kadir hala gitmedim oğlum ya. Kaç zaman olmuş gerçekten ya? Kurbanlık bufalo kesiyoruz. Bufaloya iki ortak girdik. Tespih bidat mı? Bidatla ilgili video çektim ya. Kaç saat çektik lan? Uzun bir videoydu ya. Diyet trikleri gelirim. Mevdudi dersleri abi, ne gerek var ya? Oy, bol izlemeyen ACM dıt dıt gününü anlatsana biraz. Faydası olur mu ya? Altı saatlik video. Vallahi dün bile attım beş buçuk saat video. Daha önce bir kırk beş dakika izlemiştim. Beş buçuk saatlik bir videoyu şu an bana izletebilmesi için ikrah etmesi lazım. Normal zamanında bile izlemedim yani. Öyle düşün. Tufi Altay'ın onu izlemesi imkansız. Evet. Oğlum, yani yaklaşık olarak o süreyi verip yapabileceğim ve yapmadığım işleri bilseniz bayağı şaşırırsınız.

Bir gün, vallahi bir gün genelde şöyle oluyor: Rutin günden bahsediyorum. Çünkü uykuyu ayarlamak da hakikaten zor oluyor. Orta Batı'da gece yatsı namazı o kadar geç okunuyor ki kardeşim, gerçekten bundan muzdaribim ya. Batılıların abi biraz daha şey olması Doğululara göre çok normal ya. Yatsı namazının saatinden kaynaklanıyor bence. Bunu sebep yatsı namazı çok geç değil mi ya? Saat ona kadar yem böyle bayılacak gibi oluyorum artık ya. Sekiz buçuktan sonra falan uykum geliyor. Sabah giden kargo akşam onda okunuyor ya. Onda okunuyor kardeşim ya.

Şimdi normalde şöyle yapıyorum: Standart peş peşe takip eden ve şehir dışına çıkmadığım bir gün olması lazım. Şehir dışına çıktığım zaman bu rutin bozuluyor ve bu yüzden şehir dışına çıkmamaya çalışıyorum. Dört, dört buçuk civarında kalkıyorum artık, kaçta yatabildiğime göre. Ondan sonra on bir buçuk, on iki o civarlara kadar ağır okumayı yapıyorum. Ağır okuma bitmiş oluyor, yani Allah mani gelmezse tabii. Öğleden sonra da daha böyle soft metinler genelde gidiyorum, daha rahat okunabilen metinler. Mesela masa başı da değil de oturarak okunabilen, az yazılan, az çizilen metinleri şey yapıyorum genelde. Ondan sonra ah!

Ya da şöyle oluyor: Mesela bir günlük plan var ya. Günlük planda öne geçmiş olursam öğleden sonraya böyle avara şeyler koyuyorum; yayın açmak ya da video çekmek gibi ya da ders yapmak gibi. Akşam da genelde bir biçimde dolmuş oluyor ya. Normalde akşama böyle daha da hafif şeyler koyuyorum da akşam genelde doluyor abi ya. Maalesef ünlü olmam gibi bir şey var. Kahvaltı yapmıyorum ben, genelde öğlen yemek yiyorum. Ben yıllardır kahvaltı yapmam, liseden beri yapmam ya. Günde ortalama bir öğün falan yemek yiyorum ya. Eskiden iki yiyordum. Kilo vermemin sebebi o. Hem sabah öğlen yiyordum hem akşam yiyordum. Şimdi bir yiyorum. Akşam çekmiyor canım. Genelde meyve falan yiyorum. O yüzden muhtemelen kilo veriyorum.

Ya akşam çocuklara şöyle oluyor: Çocuklar şimdi biraz büyüdüler. Kendi aralarında sinekleniyorlar. Sineklenmedikleri zaman böyle eskiden olmuyordu. Tekken. Mesela bizim büyük kız diyelim ki altı yaşında, küçük bir yaşında. Öyle olunca büyük kız aktif bir şekilde şey yapıyor, sürekli şey istiyor. Bir vakit olmuyordu yani akşam okumaya. Ama şimdi bakın, böyle bir sinekiyorlar, bir sessizlik var evde. Bir yeri yakıyorlar muhtemelen falan. İyi, hazır sessizlerken bir kitap okuyayım diye. Hazır onlar duvarları boyuyorken, ondan sonra masaları kemiriyorken bir yarım saat kırk dakika bir şeyler okuyayım desen okunuyor. Evet. Mesela şu an ses yapmıyor bak. Hazır diyorum, evi yıkıyorlarken ve meşgullerken bir yayın açalım.

Bazen de şöyle oluyor: Sabah namazdan sonra oturuyorum ama uykumu alamamış oluyorum. Öğlen... Öğlen değil de şöyle mesela düşün, saat uyudum diyelim. Ben normalde altıyla falan gidiyorum. Altı ideal gibi oluyor bana ama yani adamın mizacına göre değişiyor. Beş oldu mesela. O bir saatlik uykusuzluktan kaynaklı bir yerde uyuyuveriyorum böyle bir saat falan. Ne bileyim işte öğlendir veya şey, öğleden önce sabah dokuzdan sonra falan oluyor. Bir tık uzarsa uyku yani. Atıyorum bir saat uyumam lazım ya, iki saat ya da üç saat uyursam gece uyuyamıyorum. Bu sefer gece uyuyamayınca ertesi gün sabah namazına dönüyorum. Sabah namazından sonra uyuyorum. Ama bir saçma sapan oluyor o zaman. Ya bir de şehir dışından gelince öyle oluyor. Yatma saatim bozulduğu için genelde şehir dışından gelince uyumuyorum sabaha kadar falan. Böyle bir düzensizlik var hayatımda.

Cessas'ın hadis usulü gelir inşallah. Çocuğu yaramaz mı? Erkek kadar değil ya. Erkek daha şey. Oğlum, sizin bir kısmınıza niye banlı gibi sürekli göster, gizli çıkıyor benim önümde, göremiyorum şeyler. Toshiko Izutsu'nun tasavvuf hakkında yazdığı kitapları okuyacağımı sanmıyorum ömrümün sonuna kadar. Muhtemelen okumam. Kur'an kavramları falan diye bir iki kitabı vardı ya. Şöyle oluyor işte: Oryantalist ama Peygamber Aleyhisselam sövmüyor. Ha, iyi, hadi bunu okuyalım gibi bir denklem var. Bence standart. İslami ilimlerde kendi kendine metin okumuş birisinin ihtiyaç duyacağı bir şey yok yani metin. Ya burayı bir geçmek lazım ya. Şey oluyor yani bu oryantalistlerden ilim öğrenme işinin bir noktada bitmesi lazım gerçekten. Yani bin beş yüz yılında bir Müslümanın bir Hristiyan'dan İslami ilimler öğrenmesi gibi bir şey tefekkür edilemez bir durum. Bu bütün ilimler dahil, kelam da dahil. Yani bugün garip şu var ya, kelam da dahil yani.

Birincisi, adam dışarıda zaten ki yapmadığınız her amelin oryantalistisinizdir zaten. Yani bir adam mesela işte zikirden bahsediyor fakat hayatında hiç zikretmemiş. Bu adam zaten oryantalisttir. O işte Müslüman olsa da oryantalisttir. Bir ilimle amelin paralel gitmesi konusunu öğrenmek gerekiyor. İlim, bununla ilgili video çektik ya, yirmi dakikalık falan bir video çektik. İlimle amel arasında keskin bir ayrım koymak da yeni sayılacak bir şey, onu söyleyeyim. Bir kere batılı. Aynen öyle. Yani batılı olduğu için zaten anlayamazsın tabii canım. Default ayarımız oryantalizme olmuş. Aynen öyle. Hatta şöyle: Oryantalizme bir şeyler söylenilmesini insanlar hayretle karşılıyorlar ya. Gerçekten bizim, benim baktığım yerden bakabilselerdi ne kadar üzücü bir vaziyette olunduğunu anlarlardı bence. Mesela Mevlana ile ilgili video atıyorum, yorumların yarısı olumsuz. Plantinga ile ilgili olumsuz bir şey söylesem çok daha büyük bir gümbürtü başıma gelir. Plantinga, Mevlana'dan daha şey olduğunu, prestijli olduğuna inanıyor insanlar, onu söyleyeyim. Yani Mevlana'yı giydirmekten kaynaklı Twitter'da linç yeme ihtimalin düşük. Mevlana veya başka bir Sofi.

"Bapt bapt bapt baptcılara oryantalist yalakası demiştin." Aç, aç, aç bakayım neymiş. Oğlum, izlemiyorum ben reddiyeli. Bakayım ne demiş. Aç bakayım. Ay ay! Lan neydi oğlum? "Arifin şeyi İslamcılara oryantalist yalakası demiştin." Tam benim üslubum. Gerçekten öyle mi demişim? Bir daha yazsana. Üst çocuğa. Söyle, yazsın. Benim sonuna kadar. Ra ra Izutsu. Nası? Batılı. Batılı zaten şey ya, Acem gibi bir anlamda kullanıyoruz. Adam Japon. Twitter'da bundan kaynaklı bir linç yiyebiliriz. Izutsu'nun batılı olduğunu bilmiyor. Izutsu'yu Almanya Acem gibi bir kavram olarak kullanıyorum kardeş, Arap olmayan anlam. Yok. Sinirlenmedim. Yaz abi şeyi. Tamam diyorum. Mesela işte bir reddiye yapıldı ve altı cık çürüdü, öldü bitti falan. Neymiş, ben de öğreneyim neresinden çürümüşüm? Tartışma izlemeye gelmedim, tartışma konuşmaya gelmedim. Ehli sünnet değilmişim. O zaten default değil mi abi şu an? Default olarak ehli sünnetten atılan şey değil miyiz yani? Ben oğlum altı yıldır sapıtıyorum ya. Siz hani neresinde tanıdınız bilmiyorum da ben kanalı açtığımdan beri küçükten büyüğe doğru ehli sünnet olmamakla zaten şey yapıyorum. Düzenli bir biçimde ehli sünnet olmadığım yönünde bir şey var. Ehli sünnet burada şeye dönüşüyor Türkiye'de. Bu kavramı bunların eline bırakıyorlar. Bir çeşit haricilik ya, korkak hariciliğe dönüşüyor. Yani haricinin, haricilerin batıl olduğunu biliyorsunuz. Haricinin cesur olanı tekfir eder. Bunlar tekfir etmeye şey yapamadığı için ehli sünnet falan deyip şey yapıyorlar. Tekfirci adam yani dümdüz tekfirci. Havariç yani. Zaten okuma şekilleri de aynı, metinden bir şey çekme yönleri de aynı. Bunlarla vakit kaybeden gerçi ilmin başındaysa normal de bunları bir şey sanması. Altı yıldır her gün azar azar sapıtma. Her gün azar azar sapıtmıyor.

Ya ben genelde şöyle, en azından yakın zamanda artık böyle algılıyorum: Eskiden bunların bir tesiri olduğunu falan sanıyorduk, o yüzden cevap veriyorsun falan da elhamdülillah Allah bazı insanları şey yapıyor, sana musallat ediyor. Ben musallat edilenlere baktığımda genelde şey oluyorum: "Evet, ben bunlarla aynı şeyde yargılanmak istemezdim." İyi bir şey. Bunların saldırı olması diye düşünüyorum çoğuna. Özellikle şey saldıranları kastediyorum, böyle takıntılı gibi tipler var ya. Bakıyorum, diyorum: "Evet, ben bu adamla beraber olmak istemezdim." Doğru, iyidir saldırması, güzeldir falan diye bakıyorum çoğuna. "Nasıl oryantalistlere?" Oryantalistlere ne? "İslamcılara oryantalist yalakası dememişimdir." Bu iftira olur. Ben böyle konuşmam. Müslümanlara böyle konuşmam kardeşim. Ama oryantalist bir metot benimseniyor. Evet, doğru. "Çıkmış, göstermiş kendi kaynaklarından." Kendi kaynakları nasıl göstermiş? Yani ben şimdi dedim ki telakki olarak öze dönüş anlatısı modern bir anlatıdır. Bir veçhesinde mesela ki burada İslamcılık tabirinin İslamizm anlamına olduğunu söyledik. Dedim ki mesela Kur'an'dan sonra ümmet saptı ve biz aslına dönüyoruz, Kur'ancıyız. Kur'an ve sünnetten sonra ümmet saptı, biz aslına dönüyoruz. Bir başka çeşidi bunun veya başka bir biçimde asla dönüş hikayesi. Tamam. Şimdi ben buna baktığımda bunun cüzleri içerisinde pek çok cihetten oryantalist anlatı var. Bunun neresi? Kürtçe mesela ben dedim ki oryantalist anlatı olarak Müslümanlar tasavvufla miskinleştiler. Bu var mı İslamcı yazarlarda? Ciddi bir kısmında var değil mi? Yok mu? Var. Mesela hurafelerle mücadele etmek. Hurafelerle mücadele etmek özellikle Mısır tipi İslamcılıkta var mı? Var. Hurafe dediği ne? Bin iki yüz yılındaki Müslümanın standart inancı. Bu var mı yok mu yani sette? Bunu nasıl çürütmüş? Yani oryantalist şöyle mi? İşte bu oryantalistler hakkında kötü bir şey söylemiyor İslamcılar anlamına gelen bir okuma mı yoksa derinde manayı yakalamaya çalışan bir okuma mı? Mesela bin sekiz yüz sonrası oldukça yaygın ve merkezi konuşma esaslarında şeyler var. Bazı yönler var. Mesela hurafe böyledir. Çok yaygındır. Yani mesela Kur'an işte okunsun diye indi, suya katıp içilsin diye inmedi. Kur'an duvara asılsın diye inmedi. Bu bin dört yüz yılında bir Müslüman dünyası değil. Tamam. Şimdi bu anlatının özünde oryantalizmin doğuyu mistiktir. Bunlar akılcı değildir. İşte oryantalizmden ne anladığını bilmiyorum muhatap. De biz bunu gösterdik. Doğuyu mistik, akılcılıktan uzak, mutasavvıf, bilmem ne falan ya tasavvufu öyle algılıyor zaten. Almasının etkisi var mı yok mu bunun artışında? Yani bu manayı nasıl çürütebilir? Böyle bir şey düşünüyorum diyelim. Kendi kaynaklarından nasıl çürütebilirsin bunu? Bir lafız çekersin. E tamam yani birisi bir şey söyledi diyelim random. Birisi de getirdi ayet attı hadisin kisine. Tamam, o da seni çürütüyor. Böyle böyle bir çürütme olur mu ya? Yani nasıl çürütüyor kendi kaynağından? Nasıl çürüdü bu? Ben mesela merak ediyorum. Bir, birisi yazsın. Hayır, söylediğim mana o kadar berrak ki zaten tahsil etmiş kesim arasında yaygın olmasının da sebebi o. Taşra'da yaygın değil mesela. Değil mi? Taşra'da yaygın mı? Bu işte bu safı duvara asmakla ilgili söylem eğitim almış kesim arasında. Çünkü eğitim almış kesimin okuduğu, yazdığı kitaplar şeydi. Bu metinlerdi. Bu metinlerden bu reşet etti. O metini okumayan insanlar arasında bu algı yok. Biz bunu metne ve yeni zuhur etmiş bir şeye bağlamakta hatalı mı oluruz? Hayır. Ne yapacağım? "Oryantalizm kötüdür." Bak işte Mevdudi dedi ki, "Oryantalizm kötüdür." Yani evet, Mevdudi'nin oryantalizmin kötü olduğunu söylediğini biliyorum. Bilmiyorum böyle bir şey kafi mi ama garip ya. Kendi kaynaklarından gösterdik. Mesela çok ilginç, aynı menşeli bak, farklı ekolleri bile aynı noktalarda ortak görürsün. Mesela Türkiye'de Mevlana'yı sövmek noktasında hadis inkarcısı sert abiler. Tamam mı? Bu şeyden bunlar nerede müttefiktir? Yani ben Konya'da yaşarken bir sürü Müslüman vardı. Bunlar kötü adamlar da değildi. Okudukları metinlerden çıktıkları yolda gördüğüm sonuç şu ki adam arka cebinde Mesnevi gezdiriyordu. Orada anlaşılması müşkil birkaç noktayı çizmiş ve milleti okutturuyordu. Bu adam hadis inkarcısı değildi. Hadis inkarcılarında var bu. Çünkü aynı menşei okuyorlar. Yani ta Abduh'a aç abi Abduh'un tefsirini. Abduh'ta da var zaten. Tamam. Yani Abduh'a üstad-ı azam muamelesi sadece hadis inkarcıları mı yapıyor? Yok. Yok mu İhvan ekolünde şeyde? Var. Tamam. Ben diyorum ki bu adamların İhvan ekolünün hayrını... Tamam mı? Bak mesela Hasan el-Benna diyelim. Hasan el-Benna'nın hayrı bildiğin kendi dindarlığından kaynaklanan bir hayır. Hasan el-Benna'da da yok ya. Hasan el-Benna bayağı şey, güzel adam. Ama mesela şeyde alırsın o kokuyu, Efgani kokusunu, Efgani kokusunu reddedersin. Bu adam kendi dindarlığından olan mesela Seyit Kutup da öyledir. Kendi dindarlığı vardır içinde. Kendi dindarlığından olanı da seversin. Bu böyledir yani. Hatta Anadolu'dakiler için de böyledir. Ne kadar aldıysa o seti o kadar çirkin bir adam olarak görünür zaten gözüne. Evet. Ali Şeriati dediğini genellemiş olabilir. Bilmiyorum vallahi. Yok ya. İslamcılığı böyle tenkit ettiğim doğru benim. Yani bu var çünkü abi, bin sekiz yüzden sonra kurulmuş mesela bu bilimle ilgili telakkiye ben bakıyorum. Bilim şöyledir, bilim böyledir telakkisi gene bin sekiz yüz sonrası İslam aleminde oturmuş bir telakki. Yani bilimin üzerinden yapılan tartışmalar "Bilim İslam'ı çürütmez, İslam'la bilim uyumludur." falan. Bu konuşmanın tamamının on dokuzuncu yüzyıl evvelinde bir anlamı yok. Bir anlamı yok. Yani tartışma normal Müslüman hayatında bir anlamı olan bir tartışma değil bu yani. Çünkü set kültür tarih seti orada icat ediliyor. Ve bunu şimdi cumartesi günü video atacağım isterseniz. Bunun bu kültür tarih setinin bu şekilde yerleşmesinin ve Mısır'dan gelmesinin sebebi de Napolyon işgali ki oryantalizm serisinde anlatmıştım bunu. Oryantalizmin en böyle mihenk taşı noktalarından birisi Napolyon'un peşinde oryantalist adı verilen doğu incelemecilerini Mısır'ı işgal etme, Mısır'a girmesi var. Napolyon'un girdiği her yerde loca sayısında korkunç dramatik bir artış olur ki Abdullah'ta da Efgani'de de bunu görmen absürt değil. Dolayısıyla o kültür tarihi yazımının kendisi zaten bunu doğuruyor. Uzun iş yani. Bunu ibareyle çözdün. Evet. "Oryantalistler kötü." dedi. Bak, İslamcı ve doğru. Evet. Bu kadar basit yani. Kainat bir siyah var, bir beyaz var. Akif'e oryantalist mi demiş olduk? Yok. Akif'te İslamcılığın kokusunu görürsün. Normal dindar Müslüman'ı da görürsün. Akif'in içinde dindar Müslüman alırsın, onu kenara alırsın. Tamam. Akif'te Abduh'tan gelen şeyi göremiyor musun? Yani normalden farklı olan Napolyon şeydir, koçbaşıdır abi. Dolayısıyla özür dilemem gereken bir ibareden çıkacağını sanmıyorum. Evet, evet, evet. "Oryantalizm yalakası." Oryantalizm yalakası dediysem yanlış söylemişim yani. Yalaka dediysem bu kelimenin çirkinliğinden kaynaklı şey ama oryantalizmden ciddi etkilendikleri konusunda hatta oryantalistleri gözlerinde büyütmeleri de vakadır, onu da söyleyeyim. O yüzden atıf yaparken oryantaliste atıf yapma ihtiyacı hissedersin insanları ikna etmek için. Çünkü insanların gözünde büyüktür. Bu eskiden böyle değildi. Bu da bin sekiz yüzden sonra bak. "Efgani'ye demişimdir." Efgani'yi de hani Efgani'den alıp sözü Hasan Benna sattıysa da o benden özür dilesin. Çünkü ikisinin arasındaki farkı belirgin bir şekilde anlattım. Çok boş işler ya bunlar. E tabii canım. Zaten yazdım ki abi, senin kitapta oryantalistlerden atıf, anti-Müslüman olanlar için de zaten yazdım kitabın içinde bunu. Normalde buna ihtiyaç duyulmaması lazım. Daha güçlü deliller veriyoruz. Fakat okuyucu için sadece üslubu ben tercih ettim diye hem anlattım hem kitabın şeyinde de defalarca söyledim bunu. Yani benim indimde bunların bir delil şeyi yok, sadece muhatabı ikna etsin diye.

"Yunus Mevlana profil foto kardeşler." diyor. Anlattığım Freud'un çarpıtılmış olduğunu söylüyor. Bilmiyorum hangi cepten kardeş. Ben oturup onları izlesem hem şey alemim bozuluyor, duygu durumum böyle bir, nasıl diyeyim, şey yapmış oluyor, aşağı inmiş olur. Hem de bana hiçbir faydası yok. Yani oturup düşün, bak kaç tane söylüyorsun? Toplamı yirmi saat oturup hepsini izlesem şey, ciddi bir şey varsa söyleyin, şey yapalım ama bunlarla da vakit kaybedecek şeyim yok yani. Ali Şeriati için de söylemişimdir. Evet, doğru. Ali Şeriati'ye de söylesem haklıyımdır ya. Oradan alıp şey yapmışlar adam Ali Şeriati, Efgani muhabbetine söylediğim şeyleri alıp Hasan Benna'yı zaten düz yalancı bir adamdır. Yani bir de ben anlamıyorum. İnsanlar mesela bunun nasıl devam eder? Ben mesela bir kere yakalasam kolay kolay da dinlemem yani.

"Milli Eğitimin yaptığı tanım değişiklikleri hakkında ne düşünüyorsun?" Geçen gün bir şey yaptık. Bir yere konuk oldum. Orada sordular ya, şey yaptık, anlattım. Oradan izlersiniz. "Hocam, sana göre psikanaliz bütünüyle mi yanlış?" Yok. Yani bütünüyle yanlış olmasına gerek yok abi. Orada şeye dönüyor iş. Nihayetinde bir şahsın sendeki depoyu anlaması noktasına dönüyor. Şahıs kabiliyetliyse başarılı bir şeyi ortaya koyabilir ama metot şey, yani metodun riskler barındırdığı vaka yani.

"Abi, bunlar niye bu kadar durup durup sana sallıyor?" Karışık bir şey. Olgu yani. İçlerinde bir kısmı şey, normal şey hesap, operasyonel hesap yani. Bir kısmı şey, takıntılı yani. Bir kısmı şey, şeyi seviyor, etkileşimi falan seviyor. Oradan işte şeye gidiyor. Bir kısmı da normal adam yani, normal adam. Totalde o gümbürtüden etkileniyor mevzunun hakikatine gitmediği için. Bir kısmı da haklı. Yani ben de şimdi şöyle, o peygamber değilim ben. Yani bir sürü hatam, günahım, kusurum var yani. Dolayısıyla bunlarla ilgili genel olarak hatasız olduğum yönünde bir kanaatim yok. Ve hatalarımla ilgili de insanlarla istişare ederim. Yani hata etmeden önce de ederim. Fakat Twitter'dan salça olan üç beş tane ne idüğü belirsiz insanla yapacağım bir şey değil tabii ki. Yani onlara "Sen kimsin oğlum? Benim hatamı mı arıyorsun? Sana günah olarak benim kusurlarımı araştırman yeter zaten." der, dehleriz yani onları.

"Abi, Osmanlı'daki ekberilik okumaları sence nasıldı?" Vallahi şu an ben şey yapıyorum abi. Hususu neydi onun ismi? Davut Kayseri, Ahmet Avni Hoca. Ahmet Avni Hoca'nınkinden gidiyordum. Dedim ya, ben bunu şey yapsam böyle biraz daha güçlü ezberler tarza gitsem dedim ya. Husus acayip, gerçekten acayip ilim var yani hususta. Ondan sonra Davud-u Kayseri işte biliyorsun şeyi, Osmanlı medreselerinin şeyini kuran zat-ı muhterem. Ve Molla Cami ile okuyorum. Yalnız felaket adamlar ya. Gerçekten insan böyle bir moduna giriyor yani. "Smooth Villosunda İsrail tarafından kaçıldı. Bu ne zaman oldu? Yeni bir şey mi?"

"Abi, Erbakan Hoca'da da var." dedin. Erbakan Hoca, İbn Arabi eski alimleri oran. Evet, doğru ya. Bak şöyle abi, işte insanlar şöyle algılıyorlar: Mesela bu ak-kara mevzuundan çıkarsan konuları daha kolay tahlil edersin. Bir insanın mesela düşün ki altı ay cem verdi. Ben mesela kendi nefsimde diyorum ki, "Ya ben bunu fark ettim, bende var bu." Tamam mı? "Ben niye tahkir ediyorum Yunus'u?" diyorum, tamam mı? Okurken niye sigaya çekiyormuş gibi okuyorum falan diye düşünüyorum işte. Veya tasavvufa dair kendi setimde boş çalışmadığın sahada oluyor zaten. Kültür Tarihi kitabı yazınca anlarsınız. Bunu yazıyorum inşallah. İnsan çalıştığı konularda bunların kusurlarını fark edebiliyor zaten. Yani tetkik ettiğin her konuda bu yalanı fark ediyorsun, tamam mı? Tetkik etmediğin konulara gittiğinde o söylemin seni de etkilediğini fark ediyorsun. Dolayısıyla insanları şey gibi mesela pür bir hakikat veya pür bir batıl gibi ele almak zaten abes. Yani her insanda şu var, var. Bende de vardır yani çalışmadığım bir şey varsa vardır yani. O mevzuya öyle bakıyorumdur. Çünkü ne kadar kuşatıcı olduğunu insan anlamakta zorlanıyor. Mesela çoğu insanın benim kanaatim tarih algısında bu vardır. Yani atıyorum şimdi mesela tasavvuf tarihine bakıyorum. Anlatı var ve ben o anlatıyı pek kurcalamamışım daha önce veya mesela Türk tarihinde var. İşte senin Dotrakiler olarak lanse etmesinde falan. Tamam, var bu yani. Peki o zaman yani burada biz bu mevzuda bir şahsı şey mi alıyoruz yani? O batıl mı, hak mı? Hadi siyah mı, beyaz mı? Hadi bir vuralım buna da bir şey çevirelim neymiş diye. Böyle almıyorsun ki zaten. Yani o yüzden pure neredeyse çok yoğun bir şekilde bunu gördüğün Ali Şeriati gibilere saldırırken çok daha az bundan etkilenmiş kimselere rahmet okuyorsun, Hasan Benna gibi. Bu iş böyle yani.

"Dümdüz Fusûs'a başlanır mı?" Vallahi reisler, ben bilmem o işten. Gidin doğru düzgün birine sorun. Ben kendim okuyorum. Hani "Dümdüz Fusûs'a başlanır mı?" tavsiye etmiyorlar genel olarak. Yani şerhlerden okumaya ihtiyaç duymaz. Davud-u Kayseri daha iyi yani. Davud-u Kayseri şerhi güzel. Molla Cami'ninki çok ilginç ya. Molla Cami ne ilginç bir adam ya. Şimdi Davud-u Kayseri'ninki okuyunca çok acayip iyi, tamam mı? Gerçekten bayağı iyi ya. Mesela Ahmet Avni Hoca bayağı iyi ya. Davud-u Kayseri ona göre de bayağı bayağı iyi. Molla Cami'ye bakıyorum. Molla Cami çok garip adam ya. Mesela sanki ziplenmiş şey veriyor ya. Şeyin neydi onun ismi? Davud-u Kayseri'nin bir sayfada verdiğini böyle bir paragrafta veriyor ve veriyor yani, insan şaşırıyor. Sadece kısaltmamış yani, o manayı da tamamen veriyor gibi. Çok ilginç bir adam Davud-u Kayseri gerçekten ya. Çekolla Cami ama bireysel olarak detaylı oy çalışması çalışmaya değer mi? Yani o hani branş olarak şey yapacaksan faydası olur abi.

"Dümdüz Fusûs anlaşılmaz." Yok, dümdüz Fusûs'tan hiçbir şey anlamazsınız. Şerhli de anlaşılmayabilir, onu söyleyeyim yani. Çünkü şeyleri, özellikle şerhli atıfları, hani mesela kelamdaki felsefedeki tartışmaları bilmediğinde atıfları anlamazsın. Tercih tercih geçiyor mesela çoğu zaman. "Bu böyledir." diyor. Mesela sen onun kelamında felsefede bir tartışma olarak okuyorsun. Kanaat verildi, geçti. Tutarlı kuruyor onu. Ama yani zaten ben kelam ve felsefe okumadan da çok kolay anlaşılacağını sanmıyorum. Özellikle Fusûs'un falan anlaşılacağını sanmıyorum. Yani kelam felsefe okumak lazım. Bence şeyi bozmayın abi, bu işlerin sırasını bozmayın. Yani şey oluyor işte Allah'ın, orada biraz şey oluyor. Olduğun halde sana lazım olan üzerinden gitmekte hep bir fayda ve selamet var bence. Mesela ben atıyorum, Fusûs'a dair bu şekilde dikkatli bir okumayı yeni yapıyorum. Bunu fark ediyorum. Atıyorum mesela bu şeyde söylüyorum ya işte sufilerin metinlerinden okuyorsun ama onun sana açıldığı gün dün değildi. Bugün mesela okuduklarımı okumamış gibi sayıyorum. Gerçekten de bu adamlarda var yani, onu söyleyeyim. Okuduğun şey okumamış gibi oluyor. O kafada olmadığında anlayamıyorsun yani.

Bak şimdi insan, tamam mı? Şey sanıyor bunlar. Çoğu insan da bunu sanıyor. Yani bir şey var abi, bir yol, bir yol bana bir yol söyle diyor, tamam mı? Ben diyor, "Halim selim tertemiz bir şekilde oradan diyor şey yapayım, hem ilmimi arttırayım diyor hem Allah'a ulaşayım." diyor. "İyi bir Müslüman olayım." falan. Ya böyle bir yol, tamam mı? Senin imtihanın olacak mı bu yolun içinde? Yani imtihanı olmayan bir yol mu istiyorsun? Böyle bir yol istiyorsan bu yanlış. Böyle bir yol yok. Yani Kur'an okusan ben sana desem ki "Kur'an'a tamamen uy." desem, onu okuyan sensin abi. Dolayısıyla bu imtihan senin içinde. Ne okuyorsan oku, nerede okuyorsan oku, ne biçimde okuyorsan oku, nihayetinde senin halin, ahvalin, nefisperestliğin, dünyaperestliğin, işte şöhrete temayülün, insanlara temayülün cihetinde anlıyorsun konuyu. Dolayısıyla insan halini düzeltmedikçe ne okusa bozuk mana çıkarır. İmkansız bir yol ve metot yok, tamam, onu söyleyeyim. İmkansız bir yol, metot, sıra yok. Evet. Daha selim, düzgün yollar var. Ama her bir yolun içerisinde imtihan devam ettiğinin farkında olmak lazım. Bir insanın hali bozuluyorsa ki görürsün bunu, her metot ve meşrep içerisinde hali bozuk adam görürsün.

Yani direkt videoda. "Hayır, İrancılara söylüyorum bunu. İslamcılara demiyorum kardeş." "Ali Şeriati videosunda söylüyorsun." Tamam, Ali Şeriati'ye söylüyorum. Evet. "Halden kastınız nedir?" Halden kasıt muammalı bir şeydir abi mesela. Yani sadece şey anlaşılıyor. O yüzden şey yapıyorum ya. Tamam kardeş, tamam. İslamcı tabirini kullanıyorum. İslamcılara sabah akşam söylüyorum. Yani neyi anlatmaya çalışıyormuşuz videosunun içerisinde konuşuyormuşuz. Ali Şeriati videosunun içerisinde söylediysem de yanlış söylemişimdir. Ne ilginçsiniz gerçekten. Ben sizin cümlelerinizi yani şey sanıyor insanlar biliyor musun? Çoğu zaman sanıyor ki mesela bak şu an mesela benim böyle bir cümlemi alıyor, tahlil ediyor, orada kusuru arıyor. Ya ben seninle herhangi bir konuşmanı böyle kusur arasam bulamaz mıyım sanıyorsun? Yok, bak sadece oraya nazar etmiyorum. Senin kusurunla ilgilenmiyorum ben yani. Yok, silme, silme, aç ya. Bunu anlamakta fayda var. Mesela bu bir haldir abi. Bak, hal olarak bir adam başkasının kusuruyla ilgilenebilir, kendi kusuruyla ilgilenebilir. Bence mesela bu önemli bir haldir. Başkasının kusuruyla ilgilenirken okuduğun metinden başkasının kusurlarını bulmaya dair bir şeyler çıkarırsın ki bu seni şişirir. Kendine dair bir şey çıkarmaya çalışsan ki bak bu bir haldir, okuma halidir, seni değiştirir. Mesela Kur'an okuyup ateist olan bir sürü insan var. Neden? Bir noktadan sonra adam şeye bakıyor, sigaya çekiyor, tamam mı? Bir şey almak maksadında değil, sürekli şey yapmak, yargılamak, eksiklik bulmak maksadında. E de evet, eksiklik bulursun yani. Ya ben de aynı ayrı bulursun yani. Bir de bunun tersi metodu var, anladın mı? Bir şeyden hayır alamayacağını düşünüyorsan onunla ilgilenmen zaten abes. Bak, sen dümdüz şerle ilgilenen bir adamsın. Yani bunu yapmayın, bu boş bir iş. Ben kitapları böyle okumam. Atıyorum, kitap getiriyor adam. "Şuna bakar mısın?" Benimle ilgili video, ben bakmıyorum ya. Ondan hayır alacağımı düşünmediğim için. Bu bir haldir mesela, anladın mı? Yani nihayetinde işin özü mesela ilmin özü kendindeki hayrı arttırmaksa hayır almayacağın bir şeyle uğraşmak abestir. Yani bu bir hal. Çünkü şöyle ol: Hal deyince insan sadece namaz kılmak ve zahirde ibadetler yapıyor olmayı kastediyor. Ama mesela atıyorum, insanların senin ilmine saygı duymasını beklemek bir haldir. Senin tahsilini, ondan sonra dilini, atıflarını, her şeyini değiştirir. Bütün konuşman değişir. İnsanlardan saygı görmeye çalışırsan hepsi değişir ve bu bir haldir ve ilim tahsilinde önemlidir. İnsanların ciddi bir kısmı bunu çok fazla önemserler ve bundan dolayı da oldukça saçma sapan görüşleri, saçma sapan şekillerde savunmak zorunda kalırlar.

Bir şeyde hayır olacağına nasıl kanaat yapıyor? Genelde ben bir şeyle ünsiyet ettiğimde, bak, bir sadrın genişlemesi, buna şey çok itibar ederim. Biriyle oturduğumda sadrım genişliyorsa hayır alacağımı düşünürüm, hayır aldığımı düşünürüm. O adamlarla daha çok görüşmeye çalışırım. Sanırım daralırsa da görüşmem kolay kolay. Şeyde neydi onun ismi? Bir şeyle çok ünsiyet kurduğumda mesela bir de şöyle: Bir adamın hali düzeldikçe mesela o zaten zahirine yansır. Atıyorum, senin halin iyi. Hani zahir ibadet diyorsun ya, mesela daha bir güzel namaz kılarsın, ne bileyim iki tesbihat yaparsın, dua miktarın artar. Ben buradan hayır alındığına kani olurum veya içindeki bir böyle düğüm çözülür. Bu hayırdır abi. Yani dolayısıyla bunu almadığın birinden de uğraşmakta hep şey vardır. Diyor ya, "Hali sirayet eder." Adamın hali iyiyse sana oradan hayır sirayet etmez zaten. Mesela ben bakıyorum, çoğundan şey sirayet edecek yani. Ne işte adavet, düşmanlık yani böyle bir dünya mı? Bu çok saçma lan. Ben senin, nasıl diyeyim, nefret etmen için bile o kadar kıymetli birisi değilim. Mesela bana bu çok garip geliyor. Bir insanın beni nefret edilecek kadar önemli görmesi garibime gidiyor yani. Ya oğlum, ben o kadar önemli birisi değilim ya. O yüzden nefsinizle ilgilenin abi.

İlim nihayetinde insan onu bunu tahsil ediyor da Allah'ın insanın kalbine attığı bir nur. Yani hali düzgün olmayan adamın ilim öğrenememesinin sebebi de o. Nasıl tahsil ederse, ne kadar çalışırsa çalışsın Allah ona ilmi meseleleri açmıyor. Yani o şey mesela bak, bu söylediğim şey çok insanlar şey giriyor, uzak ve işte neydi ama insan bunun hepsini bilir. Mesela ilim yani bütün mesela Allah'ın esmasını düşün, pek çok esması var ki ilim onları kuşatır ama o esmalar ilmi kuşatmaz. Esmalar arasında meratip vardır. Mesela girip burayı şey yapmak istemiyorum da atıyorum her hidayete vesile olan ilmi hata etmez. Ama ilim hidayete vesile olmaya sebeptir, tamam mı? Şimdi dolayısıyla esma içerisinde en büyüklerden biri ilim işte zatiliği bile şey yapan oluyor. Şimdi Allah'ın sana ilim vermesini istiyorsun. Aslında talep ettiğin şey ne? En büyük maksatlardan birisi. Yani diyorsun, "En kıymetli şeyi ver bana kainattaki." Yani sen ona layık bir kap olmalısın. Kimse şey yapmaz yani. Ben ne bileyim, en kıymetli bir içecek düşün abi. Kötü bir kabın içine dökmez onu. O yüzden hali bozuk adam bilimde ilerleyemez. Bilim Allah'ın bahşettiği bir nurdur. O yüzden halimizi düzeltmeye çalışıyoruz. İlmimiz de gözümüze küçük görünüyor halimize bakınca. Halimizi nasıl anlıyoruz? Zahir amellerimize bakınca. Amel ilimden yani ilim hale, hal amele sirayet eder, sahil olur. Yani bir adamın batınındaki ilmi zahirindeki amelinden görürsün.

"Abi, Bahçeli'nin mesajları paylaş." Paylaşmayacağım abi. Çünkü yakışıklı bir davranış değil. Mecbur kalsaydım paylaşırdım, ısrar etseydi. O yakışıklı bir davranış değil zaten mesaj paylaşmak. Saat üçe yaklaştı. "Hakikati arttırma, batılı azaltma konusunu biraz anlatır mısın?" Vallahi hakikati arttırma genel olarak alan verdiği bir şey. Sen orada çok fail olamıyorsun. Benim gördüğüm batılı azaltma konusunda nefis terbiyesi hesabı. Yani kendi onun içinde nefsini didiklemen gerekiyor zaten. Yani atıyorum, nefsini didikliyorsun. "Ulan ben burada şey mi yapıyorum?" Neydi onun ismi mesela? "Pasif mi ediyorum?" Ondan sonra "Burada insanlar benim gözümde niye önemli?" falan. Mesela ben şeyde, bende öyle olmuştu. Lan bakıyorum Twitter'da ona buna cevap veriyorum. Lan dedim, "Bunlar diyorum seni iyi bilse ne kötü bilse ne?" Hani bakıyorum, insanları önemsiyorsun, önemsemediğini sanıyordum mesela filan. Yani batılı azaltma konusuna odaklanmakta fayda var. Çünkü hakikat biraz arttırmak sanki senin elinde değil, Allah'ın hidayeti gibi oluyor abi.

"Hakikat nihayetsiz bir yol mu?" Evet, kesinlikle öyle. Ama arttırınca çok keyifli. Lan benim çok hoşuma gidiyor ya. Son bir, bir buçuk ayki ruh halim çok hoşuma gidiyor gerçekten. Böyle eski bakınca çok kötü görünüyor gözüme ya. "Ay ay, nefis terbiyesi için tavsiye." Nefis murakabesi. Abi, kendi nefsine bakman yani. Kendi nefsine bakınca zaten çoğu çirkinliği görüyorsun. "Abi, oruç tuttun mu hiç bu sene ya?" Gerçekten eski takipçi Memali. "Oğlum, seni şey yapacağım ya." Gerçekten eski orucun bana ne kadar zor bir ibadet olduğunu biliyor adamın ya. Evet, tutmadım abi. "Ay, deneyim mi bu? Tasavvuf ol." Yok lan oğlum ya. O şöyle oluyor oğlum. Ben anlattım ya bunu. Geliyorsun. Tamam. Şimdi ben birkaç aydır söylüyordum zaten. Şan set mantıklı. Hatta kötülük problemini düşün. O olaydan önce yazdım. Sonunda bence şöyledir deyip vahdet-i vücutçuların ölüşünü anlatıyorum orada kısa. Bunu delillendirmeyeceğim ama diyorum, kısa bir paragraf var orada. Aklen makul görünüyordu da şey oluyor, tamam, hani bir de hani gelelim neymiş bakalım işte tasavvufu bir daha şey yapalım falan diye bir kilim içine, "Vay lan kardeş, ne oluyor?" diyor. Hani şey, gel böyle bir girelim bakalım kapının içine ne varmış, bir de bu varmış, bu evi de bir gezelim falan diye geliyor. "Ne oluyor lan?" diye. O yüzden orada deneyimlilik iddiası sıfır abi şu an ya. Tıfl-ı ebet han olarak tasavvuf içerisindeyiz şu an.

"Abi, sesli zikir mi, sessiz zikir mi kardeşim?" Beni biliyorsun, hiçbir şeyin mutedil. Sesli zikir artı deveran. Hiçbir şeyin mutedil olanını sevmediğimiz için ama hiç gitmedim yani. Müptelası olurum diye tırsıyorum ya. Giydirecek kadar deliğim. Şöyle oluyor zaten: Şöyle içeri girdin ya, kapıyı kapattığın anda direkt kelamcı. Bugün Sadreddin Konevi'nin şeyini okuyorum. Müftahü'l-Gayb var ya, orada da reisim durup durup arada kelamcılara şey yap. Selefiler orada iraptan mahalde şey yapmıyorlar, görmüyorlar. Kelamcılara şey yapıyorlar. Kapıyı kapattığım anda. "Bu kelamcılar ne kötü değil mi hocam?" Ay, içeride yakışma, sorma, "Ben de nasıl geldim bilmiyorum." diye. Hemen satış koyuyorum ya gerçekten. Hukuk ve hissi kabil-i vuku. Yani şu an şey mi ya, dünyaya direkt şey gözüyle bakıyorum ben geçen gün. Neyse anlatayım. Birisiyle konuşurken böyle bir örnek oldu da kelamcılar ayıp etti abi. Kardeşim, yapacak bir şey yok. Kelamcıları şey yapmıyorum abi, ben seviyorum lan Müslümanları. Müslümanlara şey yapmıyorum abi. "Seninle keram kardeşim, ben size dedim ama ya ne bir gün sana namaz kılmaya gerek kalmadı gibi fikirler mantıklı gelir mi?" Gelmez, Allah'ın izniyle asla gelmez oğlum. Ben direkt şeyi anlıyorum ya, o da yeni yeni zip açılıyor. Bu sufiler falan çok şeye müteşeddit oluyorlar ya sünnetler konusunda. Çok haklılar gerçekten ya. Tamamen müteşeddit olunması gereken bir şey var çünkü yön var.

Çok lezzetli ya şimdi, tamam mı? Bu hakikaten çok lezzetli, onu da söyleyeyim. Yani tasavvuf gerçekten, "Lan!" diyorsun, yani çok uğraş. Mesela eskiden şöyle kızıyordum ya, "Cevizin kabuğu, içi." falan diyorlar ya. "Oğlum, çok iyiymiş." Yunus okuyordum hani, "Kab, hani delmişsin içine, bu çok iyiymiş ya." diyorsun, değdi. Hani o kadar uğraştığımızda değdi işte, on beş yılda geldik Yunus'tan al. O çok iyiydi, tamam mı? Hani çok lezzetli. Hatta şey diyorum mesela, "Oğlum, hani Müslüman o kadar muhterem bir varlık ki." diyorum, tamam mı? Hani Yunus'taki mesela böyle muhabbet üzerinden falan bir din telakkisi var ya. "Oğlum, bu telakki olmadan da insanlar bak gene de şeyler, onunla bunun arasındaki farkı bilseler." falan diye düşünüyorsun, tamam mı? Çünkü muhabbetin artıyor içinde, bunu hissediyorsun yani. Orada da şeyi anlıyorsun. O lezzet abi bir kendi içinde risk barındırıyor, tamam mı? Yani seni bugün belki İhya videosunda, bugünkü videoda vardır, dal kılma ihtimali var. Yani Hristiyanlaşma ihtimalin var. Bir çünkü Hristiyanların özelliği şey, yolu kaybetmesi. Yürümeme problemi yok. Bir Hristiyan riyazetini yapıyor, bilmem neyini yapıyor, yürüyor ama yanlış yolla yürüyor. Dolayısıyla o lezzete takılırsan gitme ihtimalin var peşine. O yüzden Efendimiz hep orada sünnete sıfır muhalefetle şeyi dengelemiş oluyorsun. Mutasavvıf olan sünnet şeyi vurgusunun çok güçlü olması kesinlikle şey yani, kesinlikle. Çünkü zaten...

O lezzeti bir kere alınca böyle Yahudiler gibi mağdup olma ihtimalin çok azalıyor. Mağdup Yahudilerin şeyidir. Orada da yürümüyor çünkü duruyor yani yolu görüyor, konuşuyor hakkında falan işte yok şöyle böyle falan hani adam da görmüyorsun mesela uhuvveti anlat bize de otursun sana işte hadis toplasın falan anlatsın bakıyorsun uhuvvete dair hiçbir şey yok herifin nefsinde yani. Tamam mı?

Ondan sonra yani kelime olarak konuşuyor şeyleri. Şimdi rivayetlere bak mesela kalbin halleriyle ilgili kaç tane rivayet var? Bunlar sende eee kelime olarak mı var? Gerçekten mana olarak ben sende görüyor muyum onu? Yani bir eee tezahürü var mı bunun? Yok. O zaman diyorum ki batınında da yok bu. Sende bilgi olarak yok bu. Yani sende bunun ilmi yok. Benim şeyim o. Yani bir hadisi ezberlemek bir ilim değildir. Onun tezahürünü görmem gerekir. Eee dolayısıyla mağlup olmaktan zaten hani şey gibi oluyor. Ayrılmış gibi oluyor ve dal olma ihtimali var. Burada sünnete uymak hep eee kurtarıcı olan şey. 18.000 alemin Mustafasını gönderen Allah'a hamd olsun ya. Gerçekten tarihteki ikinci munkız. Ya bir şey söyleyeyim mi? Gazali zaten munkız yazmasaymış Gazali olamazmış. Çünkü bakıyorum onu görüp gene de duruyorsa bir adam şey olur. Hakikaten bir kısmını reddetmiş olur. Ya bir yandan insana açılmayabilir ama açılınca çok tatlı gerçekten yani. Evet. Manadan kaçamıyoruz abi zaten zorlu hale sokuyor. Kelam amcaların eleştirileri hakkında ne düşünüyorsun? Gayet şey orada bu bu tadı da seviyorum ya. O da haklı. O da haklı. O da haklı. Her biri kendi makamında haklı. Herkes haklı.

Şöyle herkes haklı olması şundan kaynaklı. Tabii nefsinden kaynaklanan bir eleştiriyi kastetmiyorum. Yani bir adam çünkü kendisine olmayan bir şeyi iddia etmesi zaten kötü. Tamam mı? E dolayısıyla o şeyi eee cihet ona kapalı kalsa tan etmesi gerekir zaten. Yani bakıyorsun mesela büyük kelamcılardan da var bu. Eee hani tan etmesi gerekir demeyeyim de en azından böyle şey görünüyor gözüne çirkin görünüyor falan. Bunu anlıyorum ya. Bu çok anlaşılır bir şey yani. O yüzden kelamcılarımızı normalde hani şey yapsalar da biz geyikli olarak şey yapıyorum. Sadece giydiriyorum kelamcılarımıza kaka cihetiyle. En çok hangisi haklı abi? Sufiler zaten. Yani o bu tartışmalı bir şey değil. Kelamcılara sbilere çekilen muamelenin çekilmesini hiç beklemiyordum di. İmam Senusi silsilesi dersleri zor abi şu an için insanların en çok yanlış anladığı düşünce ne? Çok var ya bir sürü genel olarak zaten ciddi bir kısmında benim söylediğimle anladıkları arasında nerse hiçbir alaka yok mesela şey zaten garip olmuyor mu komik geliyor bana mesela atıyorum şey diyor adam işte hiçbir hatasını kabul etmiyor. Oğlum ben kendi hatama video çekiyorum lan zaten. Yani sürekli bir şekilde kendi eskisini eleştiren bir adama hatasını kabul etmiyor demek çok komik değil mi? Belki bulduğun şey hata değildir. Bir de bu yönü düşün. Adam kendi hatasını kabul etmiyor. Diyorum ki onu söylemedim. Hatasını kabul etmiyor. Sonra kendi hatasını kabul etmiyor. Doğru söylüyorsun. Zaten ben bununla bilinen bir insanım yani. Eee, sürekli kendi etki haline gök olarak en bilinen vasfım, hatamı kabul etmemem. Kot hoca zaten bence benden önce sufi olabilir ya. Bilmiyorum Kedce'yi. Yapay zeka gibi kelimeler takılıp ana konuya giremiyorlar. Yaklaşık yaklaşık olarak tamamı öyle. Çok ciddi bir kısmı öyle. Hatta bir kısmı işte şey oluyor ya göremiyor da olabilir. Anladın mı?

Şimdi adam tasavvuruna ben bakıyorum. Söyledim ya daha önce. Mesela biri iftira atıyor, öbürü onun anlattığı iftiraya inanıyor ve bir tasavvur kuruyor. Bakıyorum lan kurduğu tasavvur zaten kötü. Doğru. Bu adam buna sövmekte haklı diyorum. Tam o da haklı. Bu müfteri haksız ama buna aldanan haklı. Öyle bakıyorum yani. Adam bana bir söz nispet ediyor. O söz kötü zaten. Dolayısıyla insanlar ona buz ediyor o sözü. O sözün de bende olduğunu sancağım bana da buz ediyor. Doğru. Bu mana kötü zaten. Bu etmesi yerinde. Kelimeden manaya geçmek söylediğim gibi çok az insanda genelde vaki olan bir durum. Genelde benim hakkımda gördüğünüz eleştirilerin büyük bir kısmı eee en azından benim eleştirilerim iyi. Benim kendime yaptığım eleştiriler sert ve iyi eleştiriler. İnsanların yaptıklarının ciddi bir kısmı da e çoğu ya eksik anlatım bir kısmı ciddi ciddi iftira falan. Dert değil yani.

E sen fikir değiştirirken dışarıdan bir şey gelince değil tabii kendi içinde çözmeye çalışıyor. Zaten öyle ki yani bir insan abi işte o şey ya kıblen ne taraf olduğuna ile alakalı bir şey anladın mı? Yani ben kendi içime bakıyorum seni zaten önemsemiyorum. Senden gelen eleştiriye bakıyorum. Bana verimli görünmüyor eleştirin. Kendi içimdeki mevzuya baktığımda da eleştirilecek bir şey bulduğumda eleştiriyorum. Yani bu biraz da yönüyle alakalı. Sen eleştiriyorsun diye ben fikir değiştirsem zaten sen beni takip etmemelisin bundan dolayı. Yani ben seni fazla önemsiyor olsam çünkü bana bir kusurumu fark ettirmen lazım. Bu çok kolay kolay olan bir şey değil. İnsan kendi kusurunu kendi fark eder. Kendi içindeki hisleri kendin fark edersin daha çok. Dolayısıyla ben bakıyorum yani o onu söylediği cihete göre şey yapsam ben zaten alkış almak için kendisini değiştiren bir adam oluyorumdur ki bu kıblesi bozuk bir adam anlamına gelir. Nazari görüşte Sadrettin Konevi Razi'den üstür. Hocam Sadrettin Konevi bir kere mutasavvuf ya. Bu burada hani kıyaslıyor muyuz? Ben bilmiyorum. Özür diliyorum. Gerçi Razi de bu tasavvuf da. Ay hep samimiyet değil mi?

Evet abiciim bak bir şey söyleyeyim. Zaten mana öyle bir toplanıyor ki şimdi dini durulan bir şey değil yürünen bir şey olarak algılarsan ki bütün kelimelerin yürümek manasına gelen eee tabirlerle ifade edilmesi de bundandır. Bak tarikat yolu demek, şeriat yolu demek normalde. Tamam mı? Yürünen bir şey olarak algılarsan din kafanda çok kolay bir şekilde yerleşiyor. Abi din yürünen bir şey. Yolda maksadın neresi? İhlas dediğim bu. Ha ihlas dediğim bu. Samimiyet dediğim bu. Kast dediğim bu. Maksut dediğim bu. Tamam mı? Zat-ı ilahinin sıfatlarından da yönelilen olmak anlamına gelen şeyler var. Dolayısıyla senin kastın neresi? Yani sen burada zat-ı ilahiye doğru mu? İşte Yunus diyor sen özünü hakka bağla. Tamam mı? Hakka bağlamak ne? Oraya doğruysa kastım Allah sana ikram ediyor. Abi kastın bu tarafa doğru insanlara doğru olursa eee zaten yolu yürümüyorsun. Sağına soluna doğru gitmiş oluyorsun. İlerleyemiyorsun. Yani 30 sene boyunca sağına soluna doğru yürüyebilirsin. Gözün insanlarda olursa kendinle ilgili değiştirdiğin en sert düşünen çok oluyor ya ben çok sık. Eee istisnai bir şey değil. Normaldir yani bu. Bunu da garipsemiyorum. İnsanlar iyi adı görürler da garip bir şey yok. Bir insan yürüyorsa kendisini eleştirmeli zaten. Mutasavvuf kelamcı karışımı olmaları normal mi zıt değil mi? Razi misal var. E çok var ya öyle de çok var ya.

Biraz şöyle oluyor abi bence mutasavvufta eee şey bir yön var. Bireysel bir yön var. Tamam mı? Mizacı zaten çoğu. E o yüzden mutasavvıfların mizacına göre de şeyi değişiyor. Eee, stilleri değişiyor. Eee, kelam kamusal olarak doğru zaten. On s ben halka hala kelam üzerinden gidilmesi gerektiğine kanıyım. Yani tasavvuftaki şeyin, tadın, eee, kamulaşması biraz şey, eee, çok çok dikkatli olması gereken bir şey. O yüzden mesela şeye katılıyorum. Anladın mı? Mesela diyor ki şey diyelim bir sufi, "Bu hadis bizim indiğimizde keşfen sahihtir." Ama kamuda atıyorum devlet veya işte şey yapan bir iş yaparken kelami bilgi olarak eee keşfen sayıyı ciddiye anıyorum. Mesela bak hadis usulünün eee fıkıh usulünün bunların hepsinin kamusal bilgi üretmesi bu cihetten zaten. Dolayısıyla evet bir hadis usulü anlatıldığında keşifene göre biz bir skala yapamayız. Raso gerekir. Çünkü türlü Hristiyanlaşırız. Bunu yapmıyoruz ama benim nefsimde, kendi indimde de eee bu bir şey oluşturabilir. Zanni de olsa bir bilgi oluşturabilir yani. Anladın mı? Orada benim indimdeki bilgiyi kamusallaştıramam. O yüzden kamuya karşı gene kelamla gidilmesinde eee fayda ve selamet var. Allah razı olsun. Altay ve kendi adıma ateizmden sonra büyük bir dönüşüm yaşadım. Hayatım tekrar bir anlam kazandı. Elhamdülillah. İki kat oldulan yolculuk da üzerimde mi? Estağfurullah. Her şey için kalpten teşekkür ederim. Bilmabiledir. İzmir'de bir etkinlik planı. Şu an aktif yok ama memnun oldum. Allah razı olsun. Allah hayrını arttırsın senin inşallah. Sana da bize de hidayet eden Allah'a hamd olsun. Abi canlı keramet videosu ne zaman abi? Bir şey okuduğumda zekamın yetmediğini düşünüyorum. Mantık dersiyle bu gelişebilir mi? Bu zeka yetmemesi olmama ihtimali güçlü. Bunun şöyle oluyor. Terminolojiye alışkın değilsindir. O konuyu o şekilde düşünmeye zihni şeyin yoktur. Pratiğin yoktur. Yani zamanla inşallah düzelir. Mantık burada çok faydalı olur mu? Yani bu mevzuyu direkt çözmez. Öyle söyleyeyim.

Abi Razi'nin tasavvufini nereden okudum? Biyografiden falan mı? Yok. Tefsirinde çok atıf yapar ya. Tefsirinde sık gider şeyi. Yunus baba nasıl sürüklüyor bizi ama ya gerçekten çok hoşuma gitti. Geline aşıklar diyor bir hu çekiyor. Yapıştırıyorsun arkasına böyle bebek gibi apalıyoruz arkasında. Ondan sonra geliyor şey yapıyor. Kardeşim ya baba çok büyük değil mi ya? Bak dedi ya 1200 yılında geline yaşıklar diyor. H hu h diye takılıyoruz peşine. Öz baba ya gerçekten bir insanın sürekli nefsini kontrol ediyor olsa bile sapıtma ihtimali var mıdır? Bu kontrol liyakatsizleşemez mi? Eee ya şöyle kendi indiği şeyimi söyleyeceğim. Kanaatimi söyleyeceğim. Ben eee Allah'ın kendi nefsiyle uğraşan bir insanı zay etmeyeceğine kaniyim. Yani buradaki samimi, ihlaslı, düzgün bir adamı Allah eee zay etmez. Yani burada bir IQ'dur, bilmem nedir, zeka seviyesidir vesairedir, eğitim düzeyidir. Bunların hiç eee etkili olacağını sanmıyorum. Zaten gördüğün taşrada falan gördüğün bir sürü Arif-i Ümmi teyze eee yaşlı amca falan eee bunu tahsil ederek almıyorlar. Bir insan nefsini kontrol ediyorsanız da Allah büyük bir biçimde adama hidayet etmiş olur zaten. Büyük bir şekilde hidayet etmiş. Yani bunu ben mesela iyi bir Evet abi. Adam kendi e özelliklerine dikkat ediyor. Bu adam bu adamda şey var ciddi bir ilim var falan diye düşünüyorum. Yani Yunus Emre dizisi izlemedim ya. Yunus Emre'nin hala ben e neydi onun ismi ya böyle kağıttan okuyunca çok şey olmuyor. Tamam mı? Mırıldansam da bir yerde eksik kalıyor. O yüzden şu an eee şey yapıyorum bazen mesela bir tanesi denk geliyor şiiri 100 kere falan dinliyorum. Hacı diyorum bu bu manaya mı geliyor falan diyorum. Tamam bunu mu kastediyor sence falan diyorum. Gerçi diyorum şu an henüz az dinledim diyorum. Bir 400 kere falan dinleyip anlamam lazım falan diye. Bir tane Yunus Emre ilahisi açıyorum abi. İki hafta falan aynısını dinliyorum ki anlayayım diye. Öyle gidiyorum yani şu an. Yunus tarafından şey neydi onun ismi? Sufi olmaya sürüklenen adam diye video çekeceğim ya. Yunus Emre abi kesinlikle izled ya çok zor. Anlıyorum ama katılmıyorum kardeşim teşekkür ederim diye hocam sorularıma cevap verilmedi diye ne üyeliği haram etsem bak bu soruna cevap verdim. Bir şey olmaz. Sana kimse bunu vadetmedi dedi. Şiir ezberin arttı mı? Evet arttı. Sufi olduktan sonra önerdiğin okunma listesinde güncelleme oldu mu? Olması lazım da yapmadık ya. Biraz sufi metinleri şey yapmam lazım. Ben şu an zaten başka hiçbir şey okumuyorum ya. 1 bu5 aydır falan sadece yapıyorum. Bir gitmem lazım. Bir gideyim sonra öneririm. Böyle daha boşuna bu güzel. Sadece Divan Hikmet'e falan şey yapam. Divan Hikmeti okusanıza kardeşim. Divan Hikmet niye okumuyorsunuz? Bir 20 gün daha sop olduğumuz zaman ayarlayacağız bu işleri.

Türklerin karakterinde sanki sufi bir mail var. Eee, ne düşünürsün? Evet var. Yani bu garip ama evet var yani. Bence orada bir şey vardır ya. Bizim anlayamadığımız bir şey vardır abi. Ben ona kesin kani ya. Bir şey çok sık tekrarlıyorsa örüntü olarak anlayamadığım bir şeyin olma ihtimali yüksek. Atıyorum mesela iklim, mizaç. Tamam mı? Bu mesela cismani şeyini etkiler. Cismani şeyini etkiliyorsa çünkü cisimle ruh tamamen böyle birbirinden bağımsız değil ya. Ruhani bir şeyi şey yapıyor olabilir. Çünkü ben bakıyorum gerçekten de mizacı olarak mesela Yunus'un tadı beni çok çekiyor. Yani Yunus Turt bak. Divan Hikmet aynı tat. Niyazı Misri aynı tat. Bir mizzacı şeyi var bence. Evet. Kapatalım ya. Yeter. Orada şöyle bir şey görüyorum. Bir çatı var mesela. Tamam mı? Böyle geçen bir arkadaşla konuşuyorduk. Şehirlilerde mi daha çok eee oluyor yoksa eee bedavette mi daha çok oluyor diye. Genelde işte şehirlere bağlıyorlar şeyi. Mizaçları dengeli oluyor ya şehirde. Öyle anlatıyorlar en azından eski tıpta. Ben dedim kardeş dedim ya şöyle düşünebilirsin dedim. Hani bir çatı var tamam mı? Çatıyı kırmaya çalışıyorsun ya. Sivri bir şey daha kolay kılıyor. Yani Yunus Emre'ye gidiyorsun mesela bam bam bam böyle sana bir noktadan hani bütün o esmanın tamamını falan değil ama bir noktadan sana evet lan bu çok güzelmiş dedirtiyor. Sonra sen evet burada gezeyim ben diyorsun. Tabii burada gezeyim. Bu bu çatının üstü güzelmiş. E bu biraz öyle oluyor bence. O yüzden bedavette ben daha çok olduğuna kanıyayım ki tarihi aslında örüntü de biraz ona benziyormuş gibi geliyor bana. Yani bak mesela Moğol istilası sonrası e 1200 Anadolu'sunda çok yaygın. E ondan sonra eee genel böyle yaygınlaştığı yerlere baktığımda At Türkistan'da da ilk yaygınlaşması işte tam orada bir hadaret var ama sanki daha böyle bedavetten hadarete doğru o yüzden şiir dili daha etkili oluyor falan. Bilmiyorum bana mı öyle geliyor da böyle bir tefekkürüm var işin aslı ya. Uhrevi varlıkları görmek diye bir şey yok abi. Ben görmedim. Var mı bilmiyorum yani. Şimdi olabilir ileride. Bunu bir ara mesneviden bakıp şey yapacağım size. Böyle bir şey var mı diye. Tabii tabii. Niyazi işte Yunus Hoca Ahmet aynı kaynaktan besleniyor ve o kaynak daha çok etkiliyor beni mesela şimdi şeyde neydi onun ismi? Henüz o konulara gelmedik kardeşim. Ay bahsediliyor. Bahsedildiğini duyuyoruz falan. Rüyamda Hazreti Ömer'i görsün inşallah. Rabbim nasip etse 10 numara uhrevi varlıklar görüm. Demek ki rabbim nasip etme ya. Hadi kapatıyorum. Kendinize iyi bakın. So