📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

45) KPSS / AGS Tarih - Atatürk İlkeleri - Ramazan YETGİN - 2026

Benim Hocam2:17:30

Transcription

Değerli arkadaşlarım, hepinize merhabalar. Atatürk ilkelerindeyiz. Atatürk deyince Merve koşa koşa geldi. Nazım koşa koşa kaçtım deriz. Ne deriz? [kahkaha] Yok tabii ki öyle bir şey. Nazım Hoca her zamanki gibi nöbette. Ve Murat kardeşimle beraber devam ediyoruz yolculuğumuza. İnkılaplar ne az kaldı bu arada. Atatürk ülkeleri bu üniteden sonra inkılaplar ve dış politika ünitesi ile beraber inkılaplarımızı bitiriyoruz. Yani 27 sorunun 24'lük kısmını bitiriyoruz. Bütün mesele zaten buraya kadar gelebilen öğrenci. Buraya kadar gelebilen bordo berelidir diyor. Harbiden doğru. Kolay değildir. Ders çalışmak da zor yani. Allah herkesin yardımcısı olsun.

Atatürk ilkeleri basit bir konudur. Eee, şimdi basite almamak ayrı bir şey, konunun basit olması ayrı bir şey. Biz hiçbir konuyu basite alamayız. Ama konunun basitliği neye göredir? Osmanlı Devleti kültür, medeniyete göre veya Osmanlı Devleti dağılma dönemine göredir. Niye basittir? Artık 4 yılda veya 5 yılda bir geliyor. Bu bir. İki, gelen sorularda eee eskisi gibi hani klasik laiklik ve cumhuriyetçilik gelmiyor. Hakçılık veya inkılapçılık geliyor. Onu da baştan söyleyeyim. Yani benim 6 tane ilkeden pardon özür dilerim hakkçılık devletçilik inkılapçılık yani üç ilke yerine üç ilke geliyor. Peki hangi ilkeler artık sorulmamaya başlanmış? Cumhuriyetçilik, laiklik, milliyetçilik sorulmuyor. Az soruluyor yani. Ama hangisi geliyor? Devletçilik, hakçılık, inkılapçılık. Yani son 3. E hocam ilk üçten çıkar. Tabii ki çıkar. İsteyen istediğini sorar. Ama ilk üç çok basit oluyor ve öğrenci çok rahatlıkla yapabiliyor.

Mustafa Kemal'in 6 tane ilkesi 1924 anayasasına dikkat 1937 yılında eklenmiştir. Bunu sordular. Nedir? Nasıl sordular peki? 1924 anayasasına 1937 yılı değişikliği aşağıdakilerden hangisidir? Cevap Atatürk ilkelerinin tümünün anayasaya girmesi. Anlaştık mı? 37. Hemen notumuzu bir alalım. Alın oraya hemen bir defter notunuzun, ders notunuzu, ne tutuyorsanız. Diyorsunuz ki 1924 anayasasına Atatürk ilkeleri 1937 yılı değişikliğiyle girmiştir diyoruz. Tek işleyeceğim. Bir de Atatürk inkılapları kısmında bir daha işleyeceğim. Yani aslında bu çift taraflı bir ders. Normalde eskiden ben ne yapıyordum? Açık söyleyeyim. Burayı tahtayı böyle yazıyordum. Örnek, Cumhuriyeti inanı sözel olarak anlatıyordum. İlkeye bağlıyordum. Yani bağlama. Bu sene öyle yapmayacağız. İlkeleri ayrı. İnkılapları işlerken ben gene buraya atıfta bulunacağım. O yüzden bunu rahatlıkla dinliyorsunuz. Atatürk inkılapları kısmında da bunu tekrar değineceğimi unutmuyorsunuz.

Cumhuriyetçilik ne demek? Cumhur ne demek? Cumhur halk. Halk egemenliği. Şimdi cumhuriyetçi bizler sonuçta Türkiye Cumhuriyeti rejiminin adı bu. Peki bir cumhuriyeti olmazsa olmaz neler olabilir? Mesela söyle bakalım. Padişah olur mu? Olmaz. O zaman monarşi olur. Ha o zaman diyeceğim ki ben milletin iradesi, milletin oy kullanması, parti kurulması, çok parti hayata geçiş denemeleri bunların hepsine girer. Tabii ki bizler cumhuriyetin aslında ilanını giden yola şöyle dikkatli bakın. Amasya genelgesi ilk defa ne söylenmişti? Milletin azim ve kararı. Erzurum Kongresi'e Kuvay-i Milliye'yi milli iradeye hakim kılmak esastır. İlk defa cumhuriyet fikrinin net olarak çünkü Amasya genelgesi üstü kapalı ama Erzurum'da milletin iradesini üstün tutmak. Bunun adı cumhuriyet konulmamış bir attır. Yani herkes biliyor ne olacağını ama bir türlü o at konulmuyor. En sona sizler de biliyorsunuz ki hükümet bunalımı oldu. Ali Bey Tokyar'ın istifa etmesi tekrardan yeni hükümet kuramaması sonucunda 28 Ekim'de topladı Mustafa Kemal Çankaya'ya belli başlı adamları. 29 Ekim'de de Cumhuriyet ilan edilin ilanıyla beraber bazı kelimeler vardı. Mesela ulus egemenliği, seçme ve seçilme, oy kullanabilme, parti kurabilme. O zaman ben Türkiye Cumhuriyetindeki cumhuriyetçilikle alakalı olan her şeyi bilelim. Bu bir rejimdir. Bakın demokrasiyle cumhuriyet aslında tamına örtüşmez arkadaşlar. Dünyaya baktığın zaman dünyada yüzlerce cumhuriyet var. Yani dünyada 100'ün üzerinde cumhuriyet yönetilen devlet var. E bakıyorsun kardeşim hangisi adam akıllı cumhuriyetçi? Çünkü cumhuriyet ayrı bir şey, demokrasi ayrı bir şey. Eskiden münevver dediğimiz aydınlar bunun ayrımını çok daha net yapmışlardı arkadaşlar. Bakın oy kullanıyoruz hepimiz ve bir parti iktidara geliyor. Doğru mu? Veya eskiden koalisyon hükümetleri vardı. Şimdi bu rejimin ismi, rejimin gerektirdiği bir şey. Millet oy vermiş, kendisinin tepesinde görmesini istedi veya kendisini yönetmesi istedi. Kişiyi seçmiş. Buraya kadar. Tamam. Peki aradan geçen seçim dönemine kadar yapılan işte uygulama demokrasi. Anlaşıldı mı? E seçildin e demokratik davranmadın mesela. Seçildin darbeye maruz kaldın mesela. Kesintiye uğruyor. O yüzden buradaki bütün mesele şu. Cumhuriyetçiliği şöyle düşüneceksin. Lan ben zaten Türkiye Cumhuriyeti'de yaşıyorum kardeşim. Parti olmadan cumhuriyet olur mu? Oy kullanmadan cumhuriyetçilik olur mu? Heh efendim. Aynı anda adam milletvekiliydi. Hatırlayın iste. Mesela Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Refet Bele hepsi asker ama aynı anda da 1. TBMM neydi hatırlayın? Milletvekiliydi. Peki hepinize şu soru sorayım. Diyelim ki 2. TBMM seçimleri yapıldı ve ben de bir öğretmen olarak bakın hiçbir askeri görevim falan yok. Öğretmen olarak meclise girdim. Merve mecliste oturdum. Kazım Karabekir'in, Atlan Adı'ın, Refet Belen'in işte or İsmet İnönü'nün yanına oturdum. Diyelim ki, diyelim ki ordunun işte ordumuzla alakalı bir karar alınacak. Şimdi bu kararı seçerken ordu mensupları biliyorsunuz çok daha aktif olabilir. Mesela öğretmenlere zam yapalım mı? Benim ne kaldırmam lazım? Evet. Ama onlar dedi ki bütçede öğretmenimize bu kadar para veremeyiz dedi ve ben kendi irademi ipotek altına alırım. Neden biliyor musunuz? Çünkü yanındaki oturan komutanlar der ki ikide bir ikide bir ikide bir muhalefet olmaya başladığın zaman veya ikide bir ikide bir kendi mesleğinle alakalı bir kanunlar getirmeye çalışsın Ramazan bir dur derler. Hayırdır derler. Onun asker gücü var. Çıktığında beni tefki edebilir. Çıktığında bana baskı kurabilir. Benim öyle bir gücüm yok ki. Ben meclise silahlı gelmiyorum. Ya bu mecliste 1. TBMM'de, ikinci TBMM'lerde sizler de biliyorsunuz ki eee milletvekili öldürülmüştür. Milletvekili öldürülmüştür. Arkadaşlar yani Ali Çetinkaya beraber boğuştular. Adamın ismini unuttum ya. Şey Yarbay Halit boğuştular ya bildiğiniz boğuştular. Bir tane Gazi maaşına emeklil gazilere maaş verisi muhabbetinde boğuşçular Ali Çetinkaya'nın iki tane sıktı yarbayit Ali Çetinkaya'ya gelmedi. Ali Çetinkaya da mecliste oluyor bunlar. Bu arada bir daha söyleyeyim. Silahı vurdu. E şimdi mecliste adam ölmüş. E Topal Osman'ın yaptıkları belli. Yani şimdi baktığınız zaman mecliste silah gücü var. Anlamanız için anlatıyorum. Bende ne var? Kalem. Ne yapacağım ben kalemle? >> He ne yapacağım? Yüzünü mü boyayacağım askerin? Türk bayrağı mı yapacağım buraya? Oğlum başka ne yapacağım ben ya? Adamın elinde silah var diyor. O yüzden senin iraden ipotek altındadır. Sen milletvekili olabilirsin ama senin iraden var mı? Yok. bir şey oluyor. Atıyorum bana göre yanlış bir şey. Örne yanlış ne? Mesela askerlik terslerinde tersler hemen yapılmalı. Diyorum ki kardeşim savaş bitti. Tamam Lozan imzalandı ama hala dünyada savaş durumu var. Tersis etmeyelim. Biraz daha bekliyorum. Nereye elini? Bak o eli şöyle kaldırın bak hani korkudan. O yüzden subay vekil uygulamasına son verildi. Genelkurmay Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlıkları değerli arkadaşlarım ayrıldı. Nasıl ayrıldı? Erkan-ı Harbiye umum vekaleti yani Genelkurmay Başkanlığı kaldırıldı. Ne oldu? Savunma ayrı, Genelkurmay Başkanlığı ayrı oldu. Mesela eskiden bunlar iç içe. O yüzden bunların hepsi neye girer? Cumhuriyetçile. Örnek saltanatın kaldırılması. Hadi hep beraber yapalım. Saltanat tek başına kişinin egemenliği değil mi? E tek kişinin egemenliği yerine ulus egemenliğine getirmeye kalktığın zaman ne olur o zaman? Tabii ki cumhuriyetçilik olur. Halifelik. Hatırlayın. Son Alifak Meclise Efendi halifeliğin kaldırması kısmında da anlatacağım. E tamam da halife cumhurbaşkanından fazla dönek talep ediyor. Cumhurbaşkanı gibi seçimle gelmemiş. Yani seçimle derken tamam TBMM tarafından seçilmiş ama direkt olarak bir milletvekili tarafından seçilme yok. Adam akılı yok yani. E ne oldu? Atananla seçilen aynı olur mu? Artı cumhurbaşkanından daha fazla ödenek talep etmesi. Cumhurbaşkanından haricinde işte Fatih türbesine Sancak-ı Şerif'e gitmek istemesi. Birçok sebep var halifeliğin kaldırması. Şimdi anlatacağım oraya gelince. Halifeliğin kaldırması cumhuriyetçilik güçtür. Atanan, seçilen. Bakın aynı şey değil. O yüzden cumhuriyetçilik ilkesinin mantığı Türkiye'de en rahat yapılabilen şeylerdi. Ne derler orada arkadaşlarına? Eee, rahat sorulardı. Mesela yan tarafta şu an cumhuriyetçilikle ilgili Mustafa Kemal Atatürk'ün sözleri var. Mesela en bilineni işte hükümet halktır. Halk hükümettir. Bu ne demek? Halkın seçe hükümet olabiliyorsa o zaman bu cumhuriyetçiliktir. Parti kurmak lazım. Cumhuriyetçilir. Oy vermeyi daha düşük seviyeye getireceğiz. Örnek her Türke'e her Türke'e anayasadaki maddeyi söylüyorum oy kullanma hakkını verebilmek. Her Türk içinde de var, kadın da var, erkek de var. O zaman kadına seçme seçilme hakkının erkekten daha sonraki süreçte verildiğini biliyoruz. 30 33 34. O zaman kadın da oy kullanabiliyorsa hem hakkçıdır. Eşittir. Hem de nedir zaten? Cumhuriyetçiktir. Kadın milletvekili olabiliyor. Kadın muhtarı olabiliyor. Kadın belediye başkanı olabiliyor. Anlaştık. Subay vekil uygulamasına son verilmesi, Erkan Harbiye umum vekaletin kaldırması, saltanatı kaldırması, cumhuriyetin ilan edilmesi, halifeliğin kaldırılması değil mi? Hepsi bak çok parti hayata geçiş denemelerinin yapılması hepsi cumhuriyetçiliktir.

Başlıyoruz cumhuriyetçiliğin ilkelerin içindeki olanları yazmaya. Başla bakalım. >> Mü açıldı. >> Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. Hak seçmiştir. Doğru mu? Devam. Bu cumhuriyetçiliğe girer. Evet. >> Saltanat saldırı. >> Saltanat. Tek kişinin egemenliği kaldırıldı. Devam. >> Cumhuriyet ilan edildi. >> Cumhuriyet ilan edildi. Evet. >> Halifelik kaldırıldı. >> Halifelik kaldırıldı. Halifelik kaldırıldı. Evet. >> Seçmen olmak için aranan vergi verme şartı kaldır. >> Seçmen olabilmek için değil mi? Vergi verir şartı. O zaman herkes vergi vermeyen ne kullanamıyormuş? Şartı kaldırıldı. Hatırlar mısın eskiden bir Aysun Kayacı vardı. Benim oyumla çobanın oyu bir mi dedi. Direkt cumhuriyetçiliği kaçtı. Kim ne derse desin kardeşim. İlerideki yapılan işte onun düşüncesi o. Tamam da kardeşim bu memlekette çiftçi de var, sanayici de var, zengin de var, fakir de var. Cumhuriyetçin temel meselesi de bu değil mi? Zaten hani laf itibariyle yıllar sonra of Aysun Kayacı'yı anlamak yok. Aysun Kayacı'nın büyüklüğü ne Aysun Kayacası ya. Kadın resmen cumhuriyetçiliğe ters bir laf konuşmuş. Kardeşim niye öyle düşünmüyorsunuz? Herkes onu aklama paklama derdinde. Bu cumhuriyetçiliğe ters. Çünkü senin başına gelmeyince anlamıyorsun. Benim çobanla oyun bir olabilir. Ne demek ya? E bu işte esen buydu. Vergi verirsen oy kullanıyorsun. E vergi vermek için kazanç sahibi olman lazım. Herkes kazanç sahibi mi? E o zaman ülkeyi sanayiciler fabrikada tekrarlar yönetsin. Halk yöneteceğini. Olur mu öyle şey? Çünkü yıllar sonra görüyorsunuz işte şeyi anladım. Ne derler? Aysun Kayacı'yı anlamak. Vallah ben anlamadım abi. Böyle bir laf edilir mi ya? Ve kendisi de tarihçidir. Şimdi başka tarafı. Evet. Anlatmak istediğini ben anlayabiliyorum ama anlatmak istenen şeyin vurgusu çok önemlidir. Tamam. Bugün ülkemize birçok insan tarih, araştırma, birçok yayın, yazarlık yapıyor ama herkes anlıp okunuyor mu? Okunmuyor. Herkesin bir şey var. Ses tonu dahi çok çok önemli anlatı. Çünkü senin ses, senin benimle şu an anlaşamayan tek şey ses. Gözlerin görmese bile ben seni sesle etkileyebiliyorum. Doğru mu hocam? O yüzden çok önemli şu olay. Bak çok kıymetli bir şey. Seçmen olabilmek için vergi verme şartının kaldırması. Devam. >> Erkan vekaleti kalırdı. >> Erkan-ı Harbiye vekaleti kaldırıldı. Devam. Subay vekil uygulasın >> subay vekil uygulamasına son verildi. Uygulamasına son verilir. Hemen anlatayım değerli arkadaşlar. Ya subay olacak ya milletvekili seç dediler. Kazım Karabekir, Refet Vele, Ali Fuat Cebesoy, İsmet İnönü gibi kişiler ayrıldı. Mesela Fevzi Çakma, Maraşal. Lan sen Maraşal gidip de ben milletvekili olacağım der mi ya? Ve bizim zaten son zamanlarda anlamadığımız şey şu. Adam ülkenin gelmiş gelmiş statüler vardır. Milletvekili olursun hatta il başkanı olursun. Kendi partinin kendi parti seni milletvekili adayı gösterir. Milletvekili olursun sonra bakan olursun. Başbakan olursun. Atıyorum gidebileceğin son nokta ülkede cumhurbaşkanı olursun. Doğru mu abi? Bizde adam bakan oluyor. Bakandan düşüyor belediye başkanı. Arkadaş öyle olur mu ya? Bir insan tepede bırakmayı bilmeli. Bakın ben her zaman söylüyorum. Sen aşağıdan yukarıya doğru geliyorsun. Sen bu ülkenin bakanı olmuşsun, başbakanı. Sen ondan sonra aşağı niye belediye başkanı oluyorsun kardeşim? Doğru değil ki. Subay vekil uygulaması çok çok kıymetliydi. Bir de meclise artık silahla girilmesinin yasaklanması mevzusu kardeşim. Çok çok kıymetli. Subay vekil uygulaması var. Mesela maraşal bir adam tutup da milletvekili olur mu? Mareşal Fevzi Çakman zaten bir tanesi Mustafa Kemal Atatürk'ümüz cumhurbaşkanı oldu. Cumhuriyet ilanından sonra Fevzi Çakmay en üst subay üst rütbede olunca direkt otomatikman Genelkurmay Başkanı oldu zaten. Anlaşıldı mı durum? Ama bu olay çok kıymetli. Devam. 1921-24 anayasal >> 21 ve 24 anayasaları ilan edildi. Ve arkadaşlar sizler de biliyorsunuz 1921 anayasasının 1923 ek maddesi değiştirilen maddeyle devletin rejimi cumhuriyetin maddesine eklenmesi neye nerededir o 21'de e 24'te de devam etti. O yüzden anayasa devlet rejiminin içine madde konulduğundan dolayı rejimle alakalı bir şeydir. Anayasa olmadan cumhuriyetçilik olmaz. O zaman herkes kafa ha bazı ülkelerde anayasa bile yoktur. Buna gerek duyulmayabilir ama bizim toplumumuz için anayasa şarttır değerli arkadaşlar. Bunu da böyle bilin. Bu da nedir? Cumhuriyetçiktir. Devam. >> Ordu siyasetten ayrıldı. >> Biraz önceki dediğim şey ordu siyasetten ayrıldı. Devam. >> Seçmen yaşı düşürüldü. >> Şimdi gelelim buraya. Seçmen yaşı düşürüldü. Örnek vereyim. 22'den 18'e düşürelim. Hadi. Ama eskiden 22 diyelim. Mesela bir seçim yapılacak. Önümüzde 2028 seçimleri var. Bir karar aldı devlet. Devlet dedi ki biz 18 yaşından beri oy kullanma işlemini artık 22 yaşından itibaren yapacağız. İşte tüp toplumunun olgunluk seviyesi arttı. Şu oldu, bu oldu. ıvır oldu, zıvır oldu. Büyük tartışma konusu olur ve yapılamaz. Şimdi ancak bu zamanla niye yapıldığını anlatayım. 18 ile 22 arasında kaç yıl var? 4. 18 yaşında, 19 yaşında 20 ve 21 yaşında çocuklar oy kullanamadığını düşünün. E o zaman toplumun genç nüfusunun oy kullanamaması sebebiyle insanları ve gençleri anlamak mümkün olmayabilir. Zaten o zamanlarda 22 yaş bile olsa atıyorum milletvekili seçilme yaşları atıyorum 30'un üzerinde olduğu için bir jenerasyon dönemi geçiyor. O yüzden dikkat 18'den 22'ye çıkarırsam örnek veriyorum 1 milyon genç oy kullanamaz. Peki tam tersini yapalım. Bugün Türkiye Cumhuriyeti yaş kaç? 18. Doğru mu? 18'den 16'ya indirseler kaç kişi daha oy kullanır? 2 milyon daha adam oy kullanır. Böylelikle daha fazla kişi oy kullanacağı için halkın yönetimdeki olayı artar. Ha bu doğru mudur, yanlış mıdır? Tartışılır. Ben daha evvelden de söyledim. Bazı şeylerde örnek Allah korusun cinayettir işte gasptir işte ne bileyim kendisinin kişinin bilinçli olup davranış yaptığı meselelerde yaşa güvenip de suç işlenmesinin engellenmesi amacıyla bir ailenin cezalandırılması varsa yani böyle bir şeye çocuğuna sahip bakma açısından söylüyorum. İki çocuğun ne de olsa 18 yaşından 6ıyım her suçu işlerim ne de olsa şu olmaması lazım. Benim bir önceki videolarımda biliyorsunuz bunun nedenlerini. Türkiye'de bu genç jenerasyonun içinde maalesef ki suça yatkınlık oranı fazla olan bir yer var. Bir grup var. Ve bu gruplar maalesef masum insanlara pazarda, sokakta, caddede, evin içinde hırsızlıktan arsızlığa kadar her şeyi yapıyorlar. E şimdi sen buna nasıl durduracaksın? Çocuk diyor ki ne de olsa vurur bıçağı saplar 3 ay yatarım. Adam öldürürüm bir yıl yatarım. Bir kere devlet sen buna bir kere izin vermeyeceksin. Sen 18'deysin. Bir insan cinayet işleyebiliyorsa kardeşim çocuk olma ihtimali yoktur. Tabii kendisi nesi müdafaa haricindekileri söylüyorum. Yanlış anlam. Sen gideceksin elinde kelebek bıçağı taşıyacaksın. Birini bıçaklayacaksın. Bu senin özgür davranışın. Kimse kusura bakmasın. Suça sürüklenen çocukmuş. Yok ya biz de çocuk olduk. O biz niye suça sürüklenmedik? Öyle şey mi olur ya? Kendinin nefsi müdafaası haricindeki tüm suçlarda bilinçli yapılmıştır. Bir insan, bir çocuk bir çocuğa taş atabilir kardeşim. Doğru mu? Atmış mıdır? Atmıştır. Kafama da geldi. Ben de kafasına kırdım. Ama bir şeyi öldürücü nesnenin hem taşımasını biliyorsun hem sokmasını biliyorsun. Sen nasıl 18 yaşına kadar o zaman beklersin? Olmaz. Suçta kusura bakmasın kimse. Bu ülkede, bu memlekette bazı çocukların yaşları büyütülüp idam edilmiştir. Büyütüp idam eden devlet küçültüp de ne yapabilir? Cezayı da verebilir. Ben burada kastettiğim bu. Yoksa 18 yaşta bana göre gene fazla. Ben Türkiye'de hala söylüyorum kardeşim. 18 fazla biz hayata çocukları geç, çok geç hazırlıyoruz. Arjantin'de 16 yaşındadır. Bazı ülkelerde oy kullanma yaşı 15'tir artık. Çünkü çocuklar yetişiyor. Eskisi gibi değil ki. Eskisi gibi değil. Sosyal çevre ve dünyayla birlikte büyüyor çocuklar. Eskiden sadece mahallede büyüyen çocuklar bugün dünyayla büyüyor. Niye hasıl dünyayla büyüyor? Arkadaşları gidiyor, kendisi gezmeye gidiyor, Erasmus'a gidiyor. O oluyor, bu bir şeyler oluyor hayatta. O yüzden siz Erden ricam şu dediğimi anlayın. Oy kullanma yaşı bana göre düşürülmeli. Gençler için, genç milletvekilleri için ayrı bir kontenjan açılmalı. Yoksa millet birbirini anlayamıyor. Jenerasyon çok fazla. Bizi yönetenlerin hepsi 70 yaşını açmış vaziyette. Gencin şeyini anlayamıyorlar. Beklentilerini anlayamıyorlar. Bu bir. İki, bu küçültme ayrıca çocuk evlilikleri harici evlilik yaşı kesinlikle 18'den bile bana göre fazla olmalı. O da bir ayrı konu da onu demiyorum. Ama suç işleyen çocuğun muhakkak ki orada yaşa güvendirilmemeli. Ve şu gelmeli. 16-18 arasında farklı bir ceza. Çünkü o bir yaş arada çok fark ediyor. 12-1 yaş işte yani 10-12 bu böyle olacak abi. Yoksa bu işi çözemeyiz. Çözemeyiz. Her gün ölüm haberi alıyoruz bu ülkede. Ülkede yaşamak zorlaştı. Sıkıntı bu. O yüzden ne yapacağız? Evlilik yaşları ile alakalı durum kalabilir. Olağanüst durumlar oluyor, bilmem ne oluyor ama kesinlikle şu olay bana göre 18'den 16'ya inmeli. Bu benim görüşüm. İkincisi de eee suç teşkil ettiği zamanlarda da yaşın 18'ine bakılıp da hafifletici ceza alınmasının önüne geçilmeli. Yoksa bu ülke düzelecek gibi değil. He. Her şeyde ceza verilerek düzelir mi? Asla. Burada tabii ki aileye düşen bir görev var. Aile çocuğunu çok daha doğru yetiştirirse kız çocuğundan ziyade erkek çocuğu olanlar erkek çocuğunu daha iyi yetiştirmek zorundalar. Çünkü büyük zararı erkek çocuğu veriyor kadınlardan ziyade. O yüzden biz erkek çocukları olan aileler şu an beni dinleyenler çok iyi yetiştirmemiz lazım. Yoksa diğer türlü biz bu işin içinden eğitim herkese ceza vererek hapishane doldurarak bir yere varamayız. Tamam. Bir yere varamayız arkadaşlar. Taş atarsın, misket atarsın insanın kafasına tokat atarsın. Çocukların kendi arı kavga ama bir çocuk kelebek bıçağı taşıyıp da bir insanı suçsuz günahsız öldürebiliyorsa bunun gibi kaç tane çocuk böyle akran zorbalıklarında ölüyorsa kimse kusura bakmasın. O zaman kanunlar esnek olmalı kardeşim. Hakimin vereceği yasada o cezalar biraz daha esnetilmeli ki hakim de önündeki sadece metne göre karar vermemeli. Elbette ki hakim kararları da etkili ülkemizde ama ülkemizde toplumumuzda sizler de görüyorsunuz ki cezaların caydırıcılık oranı maalesef çok düşük. Adam yakalanıyor 22 suçtan. Lan oğlum ben 22 suçtan birini işlesem beni bir daha serbest bırakmazsınız ya. Anlatabiliyor muyum? Yani suç işleyen sanki memlekette daha özgür gibi. Suç işleyen sanki daha toplumda şey görüyormuş gibi itibar. Bizde de vardı liselerde. Ben lise okurken kim kimi dövmüşse o daha itibar korkardı herkes. Tabii tabii korkardı. Öyleydi yani. Ama ben Allah'tan beni dövecek herkesle arkadaşı oldum da hiç dayak kıymedim. Lisede öyleydim ben. Devam. >> Kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıldı. >> Kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıldı. Seçilme hakkı tanındı. Şimdi değerli arkadaşlar 1930 belediye seçimleri 1933 muhtarlık 1934 milletvekili seçme ve seçilme. Esen kadın sadece atıyorum seçilebilirken şimdi seçe de biliyor itibaren. Şimdi buradaki bütün mesele şu. Kadınlara verilen siyasal haklarda toplumun bir kısmının oy kullanıp diğerinin kullanmaması olabilir mi? Bir de şöyle düşünelim. Türkiye Cumhuriyetik nüfus ayının 1927 tarihinde yapıldığında 7 milyon kadın 6,5 milyon erkek vardı. Sonuçta erkeklerin çoğu şehit olduğu için Anadolu'da milli mücadele dönemi hatta Balkan Savaşı'ndan bu zamana kadar gelen Dünya Savaşı milli mücadelede erkek kaybımız çok fazla. O yüzden cumhuriyetin ilk yıllarında kadın sayımız daha fazla. E kadına da hiç oy kullandırmayınca ne oluyor değerli arkadaşlar? Çok çok şeyler oluyor. Mesela medeni kanunu biz işte medeni kanunu aldık. Daha sonra 30'larda biliyorsunuz seçime seçilme o tür siyasi hakları vermeye başladık ya 30'dan itibaren. Şunu bilin medeni kanun kadına siyasi içp hak vermemişiz. Onu zaten medeni kanun kısmında anlatacağım. Sosyal haklar vermiştir. İşte evlilik, boşanma, velayet, miras ama siyasi haklar ayrı düzenlenmiştir. 30, 33, 34 Arnavutluk parlamentosunda ne olduğunu biliyoruz. Arnavutluk parlamentosundan bahsediyorum. Türkiye'nin vermiş olduğu siyasal haklardan dolayı Arnavutluk parlamentosu toplanıyor. Türk kadınlarına böyle haklar veriliyor. Kardeşim böyle bir saçmalık olabilir mi? Kadına bu kadar hak verilebilir mi diye tartışma konusu Türkiye. Hatta bazı milletvekilleri kalkıyor. Türkiye'ye savaş ilan edelim kadınlara bu kadar hak verilmesin diye taleb ya arkadaş yani anlayın yani ben anlatayım sen anla. Yani Arnavutlu'un parlamentosunda konu Türkiye'de verilen kadınlara haklar. Niye? E o verirse iki gün sonra Anavut kadınları da ister korkusu. İçisi tarafı Medeni kanunu aldığımız İsviçre bile medeni kanunu gidip onlardan daha yenilikçi bizden daha özgür hemen alalım pratik. 1971'de kadın hak seçme seçilmeyi 19 senin bugün ballandıra ballandıra gittiğin İsviçre kadına verdiği hal 1971 Medeni Kanunu şey onların eee 1973'te seçme seçimleri. Birçok ülke geç vermiş. Türkiye bunların öncüleri arasındadır. Yeni Zelanda'yla falan beraber. O yüzden çok önemlidir kadınlara seçme seçilme hakkı direkt cumhuriyetçir zaten. Bir Ha bu arada şunu da söyleyeyim. Bir tane örnek inkılap birden fazla ilkeyi ilgilendirebilir. Örnek saltanatı kaldırması. Evet şimdi cumhuriyetçiliğe yazdım ama birazdan laikliğe de yazacağım. Sebebini de anlatacağım. Bir şeyin sebepleri var. Bir inkılap dört ilkeyi birden ilgilendirebilir. Artı bunların hepsi inkılapçıktır zaten otomatikman. Ancak oraya gelince farklı bir yöntem söyleyeceğim. Başla bakalım. >> Çok partili hayat denemeleri gerçek >> Çok partili hayata geçiş denemelerinin başlaması. Geçiş denemelerinin başlaması. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Cumhuriyet Fırkası'ın kurulması. E parti kurulması nedir? Farklı düşüncedeki insanların ne olmasıdır? Parti kurarak muhalefet yapması. Muhalefet yaparak belki de iktidar olmasıdır. O yüzden parti olmadı mı ne olmaz? Cumhuriyetçilik rejimi olmaz. Devam. Mustafa Kemal'in benim en büyük eserim dediği ilkesir. En büyük eserim dediği ilkesidir. Şimdi tabii bunun bir anahtar kelimeleri. Şimdi anahtar kelime bizim ne işimize yarayacak? Sınava gireceğim. Aha askerden anneye gönderdiğin mektup kadar soru gelecek sana. Anam diyeceğim bu nasıl bir soru? Ben ne yapacağım? Türkçe çok basit. Bir bakacaksın AYB'ye hemen. Hep şey inkılap devre demek ki sana bir ilke soruyor. Dikkat. İlkeyi sorarken de muhakkak o paragrafın uzun olması işine yarar. 1 2 O paragrafın arasında bulmaca gibi arayacaksın. Örnek ulus egemenliği ile alakalı bir laf geçti. Yapıştır. Cumhuriyetçilik. Ulus egemenliği kelimesi öyle şey olmaz. Dinin devletten ayrılması din vicdani hükümeti. O zaman laıklik kardeşim. İşte halka eşitlik sunacağız. Kadınla erkeğe işleyeceğiz. Kanunlar e hakkçılık kardeşim. O yüzden uzun paragraflarda tarihten korkmayın. Bir şey daha net açıklamak istiyordur. Bugün videolarımızın da uzun olmasının temel sebebi mantıksal açıdan söylüyorum size bir olayın e aslından ziyade hani yazmak daha kolaydır ama hemen vermek işin bir özünü verebilmek, işin şeyini verebilmektir bu kadar uzun olması, uzun anlatımın sebebi de budur. Bir kere öğreneceksin hayatta 10 kere değil 10 kere 10 kere tarih çalışılmaz. KPS'ye geçen matematik düzünden yapamayan çocuk tekrardan gelip tarihi 25 yapmasına tekrar video izliyor. Niye? E sebepleri var işte unuttum korkusu işte kaygılanma korkusu, soru stilin değişme korkusu. Ama normalde ne olması lazım? Ben sınava girdim 2026 KPS Allah korusun tarih yaptım, coğrafya yaptım, vatandaşlığı yaptım, her şeyi yaptım ama matematik yapamadım ve kazanamadım sınav puanlarla, küsüratlarla kaçırdım. 2028 hazırlanırken bir öğrencinin ne yapması bekledi? Matematiğini düzeltmesi bekledi. Mantık budur. Ama öğrenci ne yapıyor? Efor sarf ediyor. Tekrardan tarihte var. Bunun olmaması için beni bir kere daha dinlemeniz, birden fazla dinlemenizi de çok önermiyorum. Onu da baştan söyleyeyim. Üç kere tekrar eden var. Arkadaş yapmayın ya yapmayın. Kendinize yazık ediyorsunuz. Tek tarih dersi değil. Sonra görüyorum sokakta ya da başka bir yerlere. Hocam çalıştık daha tanımadık yani bana diyor size çalıştım. Tamam diyorum tarihten ne yaptın diyorum. Hocam 27'ye 25 yaptım diyor. Tamam diyorum ben kendi görevimi yapmışım. Sen de kendi görevini yapmışsın. Matematik Türkçe ne alemde diyor hocam diyor 30'da diyor 15 30'da diyor 10. E senin sınavı kazanma ihtimalin var mı diyor? 85'in üzerine almak zorrası tek sizi tarih kurtarmayacak. Tirle beraber eşdeğer Türkçeyle matematiği de doğru yaparsan bu sınavlarda başarılı olursun. Mustafa Kemal'in en büyük eserin dediği ilkesi neymiş? Cumhuriyetçilik. Hatta kendisi İzmir'de suikast düzenlendiren ne dedi? Bu aslında bedenime yapılan bir saldırı değil. O yüzden ne diyor fark ettiyseniz benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak. Onu kendi bedenini ortadan kaldırarak cumhuriyetçilik rejimine bir darbe olarak düşünmüştür Mustafa Kemal. Hadi bir anahtar kelimeleri yazalım mesela. Başla. >> Millet iradesi. >> Millet iradesi neydi? Paragrafın içinde bu tür kelimeler görürsek anlayacağız ki cumhuriyetçilik. Evet. >> Seçme ve seçilme haklı. >> Seçme ve seçilme. Evet. >> Eemenlik. >> Ulusal egemenlik. Evet. >> Oy verme. >> Oy verme. Evet. Partiye oy veriyor sonuçta. Devam. Ya da kişiye >> parti kurma. >> Parti kurma. Güzel. Evet. >> Çok partili mi kurma? >> Çok partili hayata geçme ya da çok partili kurma. Bu kadar mı? Niye bu kadar? Daha iki tane daha olması lazım. 8 taneydi. Başka bir şey yazalım. Meclis mesela. Meclis açabilme nedir? Meclislerin olması gene cumhuriyetçiliğin ifadesidir. Başka ne vardır mesela? Seçme seçilme, ulus egemenlik, millet iradesi, parti kurma, çok parti, meclis, oy verme. Bunlar yeterli. Demek ki burada ne vardı değerli arkadaşlar? Bizlerin anahtar kelimelerini ne kadar iyi bilirsek, mesela bir kelime daha yazayım. Ulusal istenç. Böyle bir kelimeye denk gelirseniz de aklınızda bulunsun. Eskiden istenç diye bir kelime var. Tamam. Bir sınavda geldi şimdiye kadar. Gelmiyor zannetmeyin. Şimdi geldik laikliğe. Hepinizin Türkiye'de az çok bildiği dinin devletten, dinin hukuktan, dinin toplumsal alandan, dinin aslında baktığın zaman devlet mekanizması olan her şeyden çıkarılması, ibadetin kişiye bırakılması, birçok tartışma konusu ülkemize devam ediyor. Özellikle laikliğin tanımıyla alakalı değil de laikliğin uygulanmasıyla alakalı çok büyük sorunlarımız var. Mütehidin kesimi dediğimiz İslami kesim eee bundan çok muzdarip olmuş zamanda. Ve bu baskı, baskı derken şöyle arkadaşlarım bir zaman şimdi dinin devlet işlerine karışmaması. Aslında baktığınız zaman hani bir kişi dini araçlarını kullanarak veya mezhebini kullanarak bir yere varmasının normal şartlarda da engellenmesi kişinin liyakatla bir araya gelmesinin o kişinin dininin inancına bakılmaması normali bu mudur? Evet. Yani bugün Hz. Peygamber Mekke'yi fethettikten sonra Mekke'nin anahtarlarını almak isteyen sahabelere ve yanındakilere Mekke'nin anahtarlarını gene emanetine verelim ya diyerek onu normalde Müslüman olmayan bir aileye hak hala aynandir. Kabe anahtarını ona vermiştir. Burada eee Haz Muhammed neye bakmamıştır mesela? Onun dini inancına falan bakmamıştı. Neye bakmıştır? Liyakatlı olup olmamasına normal şartlarda bu. Ama bizim laikıklik ilkemizin uygulanması çok kötü. Ya çok serbest bırakıyorsun ya çok baskılıyorsun. Yani bunun bir de neyle alakası var? Başındakindle. E şimdi Atatürk'ü şimdi Mustafa Kemal Atatürk. Şimdi laikliği getirmişler ama uygulamasında çok büyük sıkıntı var. Adam demiş kardeşim dinin egemen olacak bir devlet yönetim modelini istemiyor. Bu model kardeş seversin, sevmezsin, istemezsin. Hoşuna gider bazılarının bazılarının hoşuna gitmez. Tamam. Ama ondan sonra görüyoruz ki devlet içinde yuvalanan birçok cemaat tarzı şeylerin başımıza neler açtığını da görüyoruz. E ondan sonra Atatürk'ü anlamak diye bir şey çıkarıyoruz. E demek ki burada ne var? Kişinin din ve inancına veya dini inancının olup olmadığına bakmadan ne yapabilmektir? Merve oturup ondan liyakat. Mesela ben Allah korusun hani Hristiyan olsaydım veya Musevi olsaydım veya farklı dini inancım veya dini inancım olmasaydı sen gene beni dinlemeyecek miydin? Ya Ramazan hoca aa şuymuş işte puta tapıyormuş müşriktir. Tövbe estağfurullah. Ya da ateşe tapıyormuş zer bu değil işte. Bak anlatabildim mi? Anladınız mı? Yani burada ama laikıklığın bize uygulanamaz çok. Ben çünkü çok bunun muzdariplik tarafını çok gördüm, çok yaşadım. Eee o yüzden öyle eee biraz da uygulayısına bağlı olan bir ülke. Çok esnetilebilen veya zorlaştırılabilen bir ülke. Onu baştan söyleyeyim değerli arkadaşlar. Kimsenin dini inancı bizleri ilgilendirmiyor. Bizi hiç ilgilendirmeyen taraf da budur. Benim için önce insandır. İnsan oraya dünyaya gelmiş. Düşünebiliyorsunuz. Bir ömürde bizim birbirimizle karşılaşma ihtimalimiz 8 milyarda küsür. Hatta bilmem kaçıncıyız. Yani siz beni görüyorsunuz. Şimdi ben si düşseniz hiç videolar olmasaydı birbirimizi tanıma şansımız belki de ömür boyu olmayacaktı. Yani hani o yüzden baktığımız zaman 70 senelik bir ömürde bizler birbirimize denk gelmiş insanlarız. Bazı diyor ki taşı da taşa sürteydim, ilk çağda yaşaydım bugünleri görmeyeydim diye. Laikliği anladın mı? Dinin devletten, dinin hukuk sisteminden, dinin değerli arkadaşlar toplumsal hayattan mantıken bakın dinin her şekinden sıyrılıp ayrılması sebebi ibadette özgürlüğü sadece sadece kişiye vermekte bugün. İşte o yüzden eee gösterişli ibadetler, gösterişli gösterişen dolayı yapılan umre ziyaretleri, gösterişle yapılan namaz kılmalar. Allah bunları göstericle yapılanların hepsini söylüyor. Ama bir kısımda tabii ki teşvik amaçlı bazı şeyler tabii ki dinimizde teşvik amaçlı var. Sadakayı iyiliği emretme, kötülükten men etme. Laiklik kesisi biraz tartışmalı bir konu arkadaşlar. Fransızca bir kelime. E ya da Fransa'dan aldığımız laizmden geliyor. Bazı kaynaklar bunun Yunancadan da olduğunu söyler. Bizde uygulanmasıyla ilgili sıkıntı var. Şimdi laiklikle alakalı soru son zamanlarda iyice gelmemeye başladı. Bunun sebepleri olabilir ama laikle alakalı sorular geldiği zamanda da öğrencimizin hiç zorlanmadan yaptığıdır. Din ve vicdan serbestliği, akılcılık ve bilimsellik gibi bazı anahtar kelimeleri vardır. Şimdi sen bu anahtar kelimeleri bilirsen soruyu doğru yapma ihtimalin yükselir. İşte biz dini inanışa karşı değiliz. Herkes dinde özgür. Light biz cami de yaparız. Caminin şeyine karışırız ama kimsenin ibadetine karışmaz. Mesela Mustafa Kemal'in lafı oldu o zaman. Ne? Laiklik. Mesela Diyanet İşleri Başkanlığı da Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1924'te kurulmuştur. İlk başkanı da biliyorsunuz Ankara müftüsü Rıfat Börekç'dir. Eee ve Mustafa Kemal'in gerçekten intam gösterdiği, saygıyla eee şey yaptığı bir adamdır. Rıfat Börek çok sever. E çünkü mini mücadelede çok fazla eee din adamı da destek verdi. Evet. Vermeyenler oldu mu? İslam grubunun din adamları vermedi ama Anadolu'daki birçok din adamı mesela İzmir işgalinde Deniz Müftüsü Ahmet Ruldü efendi çok büyük destekleri var. Yine bakıyorsun Ankara müftüsü öyle. E bakıyorsun bir dönem Konya'nın bilmem ne ilçesinin müftüsü öyle. Denizli müftüleri öyle. O yüzden eee bu tür şeylerde din adamlarına çok büyük insan üzerindeki etkisi de düşündüldüğü zaman laiklik kelimesinde birazcık da ben şunu anlıyorum. İbadet kısmının gösterişsiz olması, camilerin her zaman temiz ve devlet tarafından temiz tutulması ve değerli arkadaşlar sizler biliyorsunuz camiler Türkiye'de herhangi bir bütçe ayrılmıyor. Sadece imam bütçesi, Diyanet İşleri Başkanı diğerlerinin hepsini camiyi kim yapıyor ülkede? Kim yapıyor? Tabii ki halk yapıyor. E bugün halk para toplanmıyor mu? Her cumada işte şu camiye ihtiyaç var, şu Kur'an kursuna ihtiyaç var diye. Her zaman para toplanıyor. Yani halk yapıyor arkadaşlar camileri. Osmanlı'da da böyleydi. Veya hayır sahipleri yapardı. Vezir azam yapardı. Haseki Sultan yapardı. E bu yıllarca böyle geçti. Laiklikle alakalı ilk görüşümüz saltanatı kaldırmasıyla alakalıdır. Saltanatta biliyorsunuz ki Sultan Vahdettin iki türlüdür. Ne demek iki türlü? İki görevi vardır. Bir din görevi yani halifedir. İki devlet görevidir. Yani >> padişahtır. Şimdi bir yapalım mı? Teşv hata olmaz. Padişah çizerkenki şey değil. Mahsadınızı anlamak için yapıyorum. İki tane görev var. Söyle bakalım. Bir tanesi din işleri, bir tanesi de devlet işleri. Şimdi dinle devlet bir arada mı? Bakalım. Din işlerinde kim var? >> Halife. Devlet işlerinde kim var? >> Padişahlık. İkisi bir arada mı? İkisi bir arada. Ben ne yapıyorum? Şu tarafa son veriyorum. Doğru mu? E peki bu zaten kişi dini karıştırabilecek bir devleti var mı artık? Yok. O zaman dinle devlet işleri birbirinden ayrılması, saltanat kaldırması en çok sınavda gelmiş şu ana kadar laiklik sorusudur. Tamam. Saltanatık kaldırması. Bir kere daha söylüyorum. En fazla laiklikle gelen sorularda bu gelmiştir. Bunu da böyle bilelim. Ver bakalım peçeteyi. Artık peçete veya mavi bezliyoruz. Öyle yok. Para yok ve pul yok. Vermiyorlar >> hiç. Şimdi silelim. Şurayı anlamanız için söyledim. Zaten saltan kalmasını Lozan'a giderken de işledim zaten. Bir daha işleyeceğim. Evet. Halifeliğin kaldırması var mı? >> Var hocam. >> Halifeliğin kaldırması. E zaten direkt otomatikman ne? Laiklik. Örnek beraber yapalım. Tekke ve zaviye ve türbelerin kapatılması. Laiklik sosyal anlam. Medeni kanun. Medeni kanunla beraber şeriat hükümleri yerine medeni kanun nereden alındı? İsviçre hükümleri geçerse o zaman ne oluyor? Oluyor. Oradan da o sıyrılıyor. O zaman da medeni kanun da neye girmiş oluyor? Vahitliğe 1928 yılında 1924 anayasasına yazan devletin dini İslam bir ibaresinin kaldırılmaz mesela. Bu da nedir mesela? Otomatikman otomatikman layıktır. Vallahi eskiden nasıl yemin ediliyordu? >> Vallahi de yemin ediliyordu. Tabii Kur'an'a el basılarak yemin ediliyordu. Milletvekilleri basıyordu vallahi diye yemin ediyordu. Etkili midir? Yani bir insan çalacaksa her türlü çalar. Ama çocukken benim zamanda etkiliydi. Bilmiyorum Merve. Şimdi biz yedi kardeşiz. Yedi kardeşin en büyüğü benim. Şimdi evde diyelim ki bir şey kayboldu. Bir şey bayram bayramdan önce yenildi. Örnek şeker ya çocuksun değil mi ya? Şeker o nereye koyarsan koy. Ulan zaten ev iki oda bir salon buluyorsun ya. Nereye koyabiliyorsun yani? Hatta bir ara babam soba borusunun içine koymuş. Onu da bulduk yani. Öyle söyleyeyim sana. Şimdi tabii ki adam bir tane devlet memuru. Adam 1 kilo şeker almış >> bayram >> bayramda dağıtılsın. Eskiden tabii gelen giden çok fazla. Şimdi eskisi ama çocuklar kapıları kırardı. Sabah 6.30'dan 7d. Çocuk mu geliyor? Allah'ını se her özümüzü kaybettiğimiz gibi bayramların özünü de kaybettik. Tabii böyle olunca hani şöyle baktığımız zaman hani o bayram günlerinde falan o şekerlerin saklanması olayları bilmem ne falan hani baktığımız zaman değerli arkadaşlar eee >> efendim >> benim. >> He şimdi babam getirirdi. Şimdi sabah bir uyanıyorsun şeker yok. Ya da yarıya [kahkaha] inmiş. Gelin bakalım herkes eline bir Kur'an. Hadi bakalım bas. Nasıl basacaksın? Sana öğretilmiş. Kur'an'a el basıp yalan söylersen çarpılırsın. Başına kötü bir şey gelir. Bilm doğru mu? Bugün namaz kılanlarda da öyle. Mesela namazı bıraktığın başına hep bir şey gelir. Hep onu namazı kılmamalarına şey yaparlar. Şimdi beni dinleyen arkadaşlar da e çünkü namaz kolay bir ibadet değil. Bakmayın siz yani. Ama orada onu bırakınca mesela açı bıraktı. Ertesi gün başına bir şey geldi. Allah'ım işte işte o kesin bıraktım ondan. Oruç da öyledir mesela. Mesela oruç tuttuğu zaman hiçbir şey olmaz. Oruç tutmadı. Bir güne denk gelir. İlaç kullanıyordur, bir şey oluyordur veya tutamamıştır. Tutamamıştı. O gün kendisinin başına bir şey geleceğini zanneder. Hep kötü şeyleri bir şeyleri yapmamayla özleştirdi hayatta. E ondan sonra nasıl basacaksın şimdi Kur'an'a? Basamazsın. Tamam baba ben yaptım veya tamam işte anne ben yaptım. Kur'an evet çocukken etkili de büyükken çalmayı öğrenince insanlar o büyük de çalınca Kur'an'a da bassa, İncil'e de basa 4 kitap değil 10 tane Haz Musa'nın 10 emrini getir. Hiç fark etmez. An çalacak adam çalar arkadaş. Tamam. O yüzden ama zamanında etkilmiş. Vallahi kelimesi kullanıyordu. Şimdi namusum üzerine yemin ederim. Namusum üzerine yemin.

ederim diye başlıyor. Mesela bu da bir laikliktir. Tamam.

Mesela laiklik ilkesi ile alakalı Tevhid-i Tedrisat Kanunu. Hocam şimdi ne alakası var Tevhid-i Tedrisat'ın? Laiklikte ama laik bir eğitim anlayışı olduğundan dolayı mesela eskiden yabancı okulların yukarılarında haç işareti var. Bildiğin haç işareti. Tepelerinde bizdeki camilerdeki alem gibi düşünebilirsiniz. İkinci katlarında, üçüncü katlarında ayin salonları vardı. Efendim bazı okullar ayrıca kilise gibi kullanabildiği için işte vaftizle alakalı olan sunaklar vardı. Efendim okullarda öğretmenler rahat bir haç işareti falan takıyorlardı. Ya bu tür şeylerde mesela okullardaki müfredatlarda bizimkilerde bahsediyor. Mesela Kanuni Sultan Süleyman dönemini anlatıyorsun ya en sona muhakkak ki bir Fatiha dilettirilirdi. Yani Kanuni Sultan Süleyman'ın ruhuna el-fatiha. Bu arada bunu dediğim için sizler de bir Fatiha okuyun. Anlaşıldı mı? Bütün mesele bu. Bunlar kaldırıldı. Mesela inşallah yazardı kitaplarda işte inşallah şöyle şöyle başlangıcı olurdu. İşte bunların hepsini kaldırması laik bir devlet anlayışına geçirilmesi demektir dersen hem yabancı okullardaki haç işaretleri kaldırıldı hem de okul müfredatlarının içindeki bu tür kelimelerin hepsi silindi. Anlaşıldı mı? Bütün mesele bu. Mesela bu Tevhid-i Tedrisat'ın bir laiklikle ilgili yönüdür. Mesela Medeni Kanunu da anlattık zaten. O yüzden laiklikle gelen soruları ben çok rahatlıkla yapacağınızı düşünüyorum. Hadi başlayalım bakalım.

Laiklik: Saltanatın kaldırılması. Halifeliğin kaldırılması. Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun kabul edilmesi.

Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun Kabul edilmesi. Kanunun kabul edilmesi. Evet.

Şeriye ve Evkaf Vekaleti kaldırıldı. Hemen anlatacağım. Şeriye ve Evkaf Vekaleti kaldırıldı. Hemen olayı size bir anlatayım. Bak buraya. Bu bakanlık, bu kurum kaldırılıyor. Yerine iki tane kuruluyor. Bunlardan bir tanesi Diyanet İşleri Başkanlığı, diğeri Vakıflar Genel Müdürlüğü. Türkiye'deki tüm vakıflar devlet hizmetinin içine alındığından dolayı artık devlet bakıyor, isteyen kişiler bakıyordu. Vakıflar Genel Müdürlüğü o zaman ne işidir? Devlet. Diyanet İşleri Başkanlığı ne işi? E bakın dinle devleti ben birbirinden ayırmış oldum. Eskiden bir arada mıydı? Evet. Şimdi ne oldu? Ayrıldı. O zaman ayrılık varsa burada ne vardır? Laiklik ilkesi vardır kıymetli dostlar. O zaman biz de bunu süper anlamanız için yazdım. Bunu zaten Atatürk İnkılapları kısmında bir kere daha yazıp anlatacağım. O zaman Şeriye ve Evkaf'ın kaldırılması da laikliktir. Devam.

Şeriat mahkemeleri kapatıldı. Şeriat mahkemelerinin kapatılması ya da şeri mahkemeler yani kısaltılması. Evet. Devam.

Medreseler kapatıldı. Medreselerin kapatılması. Değerli arkadaşlarım medreselerde sizler de biliyorsunuz ki ağırlık olarak son zamanlarda Osmanlı Devleti'nin 17. yüzyılından itibaren din dersleri ağırlıklı olarak başlamıştı. Yani günümüzün aslında imam hatip liseleri gibi diyebiliriz aslında. Dini eğitimin daha fazla, fen bilimlerinin daha az verildiği yerlerdi. Son zamanlarda tekrar dengelendi ama eskiden öyle değildi. Yani Arapça 4 saat, gramer işte 4 saat, tecvit 3 saat hep böyle o hafta dolardı yani. Neyle alakalı? Tabii bir hadis dersi var, siyer dersi var, megazi dersi var, birçok ders var. O yüzden medreselerin kapatılması da yine Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun bir gereği olmuştur. Devam ediyoruz.

Şeyhülislamlık makamı kaldırıldı. Şeyhülislamlık makamının kaldırılması. Makamının kaldırılması. Sizler de biliyorsunuz ki bunun adı Mahmut'tan itibaren Bab-ı Meşihat Dairesi'dir. Devam.

Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması. Ben bununla da ilgili biraz konuşayım. Değerli arkadaşlar, tekkeler sizler de biliyorsunuz ki İslam dininin öğretilmesi amacıyla şehirlerdeki insanların uğrak ettiği duraklardır. İnsanlar burada yemek yerler, hayvanlarını dillendirirler, onların yeme ihtiyaçlarını karşılarlar. Ayrıca din dersleri alırlar ve giderlerdi. Tabii ki Türkiye'de birçok tekke var. Bu tekkeler özellikle Anadolu'ya daha evvelden gelip de İslam'ı mezhepsel yönde yazan Yesevilik tarikatı, Mevlevilik tarikatı değil mi? Efendim, Bektaşilik var, Kadirilik var, Nakşibendilik var. Birçok ülkemizde birçok tarikat var. Yok diyen var mı? Yoktur. Bektaşilik de var. Alevilik var. Onun altında Caferilik var. Çok var arkadaşlar. Lan ben Türkiye'nin tümünü geziyorum. Tümünde çok farklı mezhepler var. Şafilik var biliyorsunuz ki öbür ama bir de tarikatlar bazında var. Çok var. O kadar fazla efendim. Çok çok yani bölgeden bölgeye değişen, köyden köye değişen çok var. İşte burada tek zaviyeler, zaviye bunu küçük olanı. Köylerde olan bunlar kapatılıyor. Türbeler de kapatılıyor. Çünkü türbelerde birçok adet maalesef ki İslam dışı ve İslam dışı uygulaması olduğundan dolayı kişi motosiklet maketi yapmış getirmiş. La oğlum motosiklet maketini yapmana ne gerek var? O bir. İki ne bileyim türbenin hemen yanında bir kuyu gibi bir şey oluyor. Oraya para atmalar, dilek ağaçlar, çabut bağlama birçok şey var. Hepsini tek keza ve türbelerde anlatacağım. Aslında baktığımız zaman askere giden erkekler arkadaşlar gayet iyi bilir. Halatın yazına halat var tırmanacağım. 6 metrelik halat var. Halatın yanına şey yap salıncak yapıp sallanmayın. Çünkü insanın aklına eşeğin aklına karpuz kabuğu gir. Niye biliyor musun? Şimdi o bize mantıksız geliyor. Şimdi mantıksız niye geliyor lan? Kim bunu bunu yapar diyorsun değil mi? Elemanı teki yapmış zamanında askerimiz askerimiz yapmış. Böyle kendini sallarken maalesef uçmuş orada şehit olmuş. Anlatabildim mi? İşte fırının içine girip sigara yakmayın. Demek ki biri girmiş fırının içinde sigara yakmaya askerde oluyor bunlar. Ha birbirinize mesela hamamlarda yazar. Birbirinize su şakası yapmayın. Sabun şakası yapmayın. Sabunla ne şakası olacak diyor. Sabunu evet yerlere atıp ayağa kaydırılıp bir kişi kurnaya başını vurarak şey insanlar birincinin ardından kural koyabiliyor. Bizim ülkemizin en büyük sıkıntısı ne? Kuralı önceden koyma becerimiz olmadığından dolayı kural bizde ölen birisi ölecek. O bir kendini feda edecek. Ondan sonra kural koyma var. Bizde geliş ülkelerde bunu düşünen insanlar var. İşte bize kural koyma. Askeri de ne kadar mantıksız geliyor değil mi? Halbuki alakası yok. Türbelerde birçok şey ha her türbe mi kapatılmış? Hayır. Yavuz Sultan Selim, Fatih Sultan Mehmet gibi önemli devlet büyükleri Hazreti Mevlana gibi, Yunus Emre gibi bu tür türbeler açık kalmış. Ama birçok türbede kapatılmış. Çünkü türbede yatan var. Mesela türbeden taşı taşı yontuyor mezar taşını veya Osmanlıca kalmış bir metin var orada. Onu kırıyor. Artık görmüşsünüzdür. Ayasofya'da kapıyı kemiriyor adam. Yani oğlum Ayasofya'nın senin kapının kemirmesinin sana ne faydası var öbür tarafta? Oo sen çok güzel kemiriyorsun diye seni cennete mi koyacaklar? Yani insanın aklının almadığı şey İslam'da yok arkadaşlar. Çok ilginç. İnsanın mantığı, vicdanı, kanaati ve düşünce yapısı gerçekten uymuyorsa seni bir şey rahatsız. Ben her zaman söyleyeyim. Bir ortamda seni bir şey rahatsız ediyorsa çıkın oradan. Allah kalbi sadece bizlere kan pompalaması diye yaratmamış kardeşim. Bu kalp her şeyi hissediyor arkadaşlar. Kalp her şeyi hissediyor. Durmayın ya. Seni türbede ben türbelerde kaç kere ben türbeye gitmeyen adam çok giderim. Benim gezmediğim türbe yok memlekette. Gezerim ama o makamı o adama saygımdan o adamı vesile kılıp da çok şey istedim hiçbir zaman gözükmemiştim. Ben gene elimi açarım. Ben o adama dua ediyorum. Adam o duayı adam bana etti. Bana gönder diyor. Aradaki farkı bir daha anlatıyorum ben. Örnek bizim burada Ankara'da Hayrettin Tokadi var. Bu tarafa geliyorsun işte şey Abdülhakim Arvasi Hazretlerinin türbesi var. Şeyde Keçiören'de aldılar. Şimdi ben gidiyorum oraya. Ara ara giderim. Düğünlerden sonra giderim. Adet gereği giderim. Ben kime dua ediyorum? Du ben kime ediyorum? O adama ediyorum. Adam kime ediyor? O adamı vasıta kılıp ona ediyor. Günümüzde artık aracılık duası çok fazla oldu. Halbuki Allah bana dua edin ben cevap vereyim diyor. Bir şey araya koymaya gereği var mı peygamber hariç? Bilmiyorum. Bana mantıklı gelmiyor. Ha Allah razı olsun diyor. Ben o adamın cennete gidip gitmediğini de bilmiyorum ki be adam. Ben türbeye gidiyorum. Adı türbede. Ben zannediyorum ki her türbeye gittiğimizde o türbede yatan da kesin cennette. Bilebilen varsa söylesin. Var mı kardeşim? Bilebilir misiniz ya? Lan bu memlekette yeşili adam taşı boyamış da yıllarca türbe diye gitmiş. Bir kazda Yunan kral Yunan askeri çıktı. Bizimkiler ne ediyormuş yıllarca? Yunan askeri. Ya bilemiyorsun ki arkadaşlar. O yüzden bilinmedik başlık türbeler bırakılmış. Diğer bilinmedik insanların önem gösterdiği belki onlara göre bir mucize gerçekleştirdi. Tür türbeler oluyor bazen. O esen türbeler fark ettiyseniz hep demir şeylerin içinde. Esen demir şeylerin içinde değildi. Adam oraya gidiyordu, yatıyordu, kalıyordu. Bir de türbeler koruması için ailelere verilir. Bu arada türbedarlık diye bir Osmanlı Devleti'nde bir görev vardır. Bunu bilin. Aynı Mekke'deki anlattığım olay gibi kapının anahtarını verme hikayesi gibi bir aileye verilmiştir. Mesela bugün Domaniş'te gittik Haymana Türbesi'ne. Haymana Türbesi'nin şeyliğine bir aile yapıyor. Devlet aileye maaş veriyor. Tabii türbedarlık önemli. Hala Türkiye Cumhuriyeti'nde var. Yani tek keza ve türbeleri anlattık mı aslında İslam dönemi hurafelerden kurtulabilmesi amacıyla yapılmıştır. Bu arada medreselerin kapatılması ve tek cezaevlerinin kapatılması bir nokta daha var. Orayı da esnemeyeyim. Mustafa Kemal Konya'da milli mücadele döneminde medrese öğrencilerinin askere alınmaması sebebiyle biraz da ileriki yıllarda o medreseleri kapattığını da bilin yani. Çünkü ilmiye sınıfının biliyorsunuz ki askere gitmiyor. Tabii gitmediği için de ne oluyor? Herkes kendini medreseye yazdırıyor ki ben okuyorum ben ya var ya okuyorum ben ya. He okuyorum ben yağdan dolayı gitmiyorlardı ya. Halbuki Çanakkale'de nice çocuklarımız 15'li 16'lı yaşlarda gidip şehit oldular. Medreselere biraz da Mustafa Kemal çok tepki gösteriyor. O askere git gitmemeleri durumundan dolayı. Anlatabildim mi? Devam.

Türk Medeni Kanunu'nun kabul edilmesi. Türk Medeni Kanunu'nun kabul edilmesi. Medeni Kanunu'nun kabul edilmesi. Evet.

Anayasadan İslam. 1928'de 1924 Anayasası'ndan "Devletin dini İslam'dır" ibaresinin çıkarılması. Devletin dini İslam'dır ibaresinin çıkarılması. Zaten süreç böyle başladı. Ondan sonra zaten diğerleri geldi. Devam et bakayım. Mesela.

Yemin metinlerinden çıkarılması. Yemin metinlerinden "vallahi" kelimesinin çıkarılması yerine artık ne deniyor? Namusum üzerine söz veriyorum. "Vallahi" kelimesinin çıkarılması. Devam.

Şapka Kanunu'nun kabul edilmesi. Şapka Kanunu'nun kabul edilmesi. Bunun laiklikle ilgisi var? He. O yüzden mi? O zaman herkes şapka kanunun kabul edilmesinin laiklikle ilişkisini yazmaya davet ediyorum. Hadi bakalım devam.

Kılık kıyafet kanununun kabul edilmesi. Kılık kıyafet kanununun kabul edilmesi. Kılık kıyafetle şapka kanunu aynı şeylerdeydi. 1925, 1934. Kılık kıyafet kanununun kabul edilmesi. Şöyle yani din adamları haricindeki herkesin başına sarık takması. Din adamları haricinde. Bugün Diyanet İşleri Başkanı görebiliyorsunuz sarık ve cübbeyle gezebiliyor. İmamlar da gezebiliyor. Patrik, rahibe veya ekümenik, ekümenik demeyeyim de Patrik Rahibe işte konsildeki bir başkan, papaz efendi onlar da biliyorsunuz kendi kıyafetleriyle gezebiliyor ama halk tarafından halkın giyinmesi giymesi yasaklanmıştır değerli arkadaşlar. Din adamları haricinde. Devam.

Laiklik ilkesi anayasaya girdi. Laiklik ilkesinin anayasaya girmesi ne zaman giriyor? 1937'de anayasaya. Girmiş. Evet.

Şeyhlik, seyitlik. Şeyhlik, seyitlik. Evet.

Üfürükçülük ağzında var. Evet.

Dervişçilik. Evet.

Bir şey söyleyeceğim. Bunların hepsi günümüzde var. Bir daha yaz. Devam et.

Dericilik. Devam et.

Falcılık. Falcılık. Evet.

Büyücülük. Büyücülük. Muskacılık değil mi? Evet.

Sıfatların kullanılması. Gibi sıfatların kullanılması aslında Türkiye Cumhuriyeti'nde yasaktır biliyor musun? Kanunlarımıza yasaklanmıştı. O yüzden dikkat et. Mesela Kızılay'da gibi yerlerde veya İstanbul gibi fark ettiysen kahve içen falandır. Türkiye'de fal yasaktır. Falcı ne kadar kötü bir şey. Allah'ım yani insanın o fala göre yaşaması. Fala göre nasıl yaşar insan ya? Günlük fal baktıranlar. Bakın arkadaşlar sizlerinki eğlence amaçlıdır. Ben tahmin edebiliyorum. Yani uygulamalar var. Hatta bilmem ne uygulaması var. Kahvenin bilmem fotoğrafını çekiyorsun da onu birisi yorumluyor da bilmem ne. Arkadaşlar bazı insanlar bunu eğlence olarak yapabilir ki ben ömrümde iki defa fal baktım. Ömrümde diyorum bir arkadaşın ısrarı yüzünden baktırdım ama ne oldu biliyor musun? Ben onun etkisinde kaldım. Bak ben Ramazan Yetkin 24 yaşlarında yaptırdım. Yetkisine kaldım biliyor musun? Çünkü niye biliyor musun? Olacak ya bu diyorum. Evet, inandırıyor. Ondan sonra yok. Ondan sonra bir de 19 yaşında ilk defa bir 20 yaşında üniversite Kütahya'da bir tane nereden bulduysa bir falcı bulmuş arkadaş ona baktırdı. Geleceğimizi göremediğimiz için belki ondan olabilir. Tarih bölümü okuyunca orada baktı bir 24-25 yaşlarında Ankara kızlar. Ondan sonra yok ben şunu anladım. Fal yapıldığı takdirde insan ona göre yaşıyor. Onun olacağına inanıyor. Onun olacağına inandığı için yaşıyor. O yüzden günlük fal baktıran arkadaşlar var ya inan tüm mesela şeylerde var. Yıldıznameler var bilmem ne var. Tarot çok ünlü bizde. Tarot çok ünlü. Yani el falı var sahillerde mahallerde millet yanına geliyor. Bir bakayım abla diyor. Bakayım abi diyor. Bir el falına bakıyor. Bilmem ne zaten yarısı para almak derdinde. Fal fal şey olduğu yok. Ama falla yaşamayın arkadaşlar. Fal ben bunu yapmadım demiyorum. Yaptım ama ben tövbe ettim. Bir daha hayatta da yapmam. Bugün kahve bakıyor falı yok kardeşim. Fal uygulamaları var. Yok diyor. Çünkü insan boşta kalınca arkadaşlar çok şey en güzel şey meşguliyettir. Belki bugün KPSS'ye kızıyorsunuz ders çalışıyorsunuz ama bugün meşgul olmasanız acaba ne yapardınız? Bir de kendiniz öyle düşünün. Bir de parasız meşgul olmak çok daha farklı bir şey. Maalesef ki iş olmadan yapılan meşguliyetler insanı belli bir yere götürmüyor arkadaşlar. O yüzden şu fal işini uyarmakta fayda var. Dediğim gibi Türkiye'de fal aslında bunlar yasaktır. Ama yasağı dinleyen kim? Bir de iki tel ve yan yana gelince nasıl bir şey çıkıyor ben anlamıyorum. Bazıları var kalp gözü açık olan insanlar var. Mesela bizim bir Yıldız Teyzemiz var. Adı Yıldız ya ne kadar Allah rahmet eylesin vefat etti. Elazığlı bir komşumuzdu bizim. Beni görürdü mesela ilk defa ama görecek. İlk görüşte olacak. Böyle söylerdi. Böyle olacak, böyle olacak. İleride bu ne olacak? Bu ne olacak? Bu ne olacak? Kalp gözü açık olan insanlar vardı. Bak onu ayrı tutuyorum. Ama en son dedim gaybı Allah bilir biz bilemeyiz derdi. Kapatırdı. Çünkü bunlar olup olmayacağını bilemezdi. Bugün yıldıznameye baktıran çok insan var. Yıldızı düşük olan insanlar yıldıznamelerine baktırıyorlar falan. Birçok sebep var. Bir işiniz çoğunlukla olmuyorsa veya gidiyorsunuz gidiyorsunuz sonunda olmuyorsa bak sonunda ya bir şey oluyor bozuluveriyor ama bu bir oluyor. Mesela KPSS'yi hep küsüratlarla kaçırıyorsunuz arkadaşlar. Bir şey vardır sizde olabilme ihtimali de vardır ama bunu falla çözmeyeceksin yani onu demek istiyorum. O yüzden ben her zaman şunu söylüyorum. Fal işi Türkiye'de sıkıntılı bir iştir. Çok kişi baktı. Bu arada bunun dindarı efendim yok ateisti yok değil herkes. Herkes herkes. Ondan sonra ona inanınca ne oluyor? Allah muhafaza. Gaybı inanma dediğimiz şey bizim kabul edeceğimiz bir şey de. Ha ben yapmadım yapmadım ama tövbemi ettim geçtim. Bir daha da yapmam yani. Allah nasip ederse. Devam.

Akılcılık. Akılcılık. Anahtar kelimelere geçtik.

Bilimsellik. Bilimsellik. Evet.

Din, vicdan ve mezhep özgürlüğü. Din, vicdan ve mezhep özgürlüğü. Evet.

Tutucu olmama. Tutucu olmama. Bunun Türkiye'deki karşılığı yobazlık arkadaşlar. Tutucu olmama. Evet.

İrticaya karşı. İrtica da gericilik demek. İrticaya neymiş? Karşı olma. Mustafa Kemal dedi ki din vicdan hürriyeti devletin temeli. Nedir bu? Laiklik. Laiklikle ilgili gelen soruları öğrencimiz o kadar rahat yapar ki onda hiçbir kuşkum yok. Gelelim akçılığa. Nasıl biliriz akçılığı bu arada bugün 6 ilke olduğu için 6'ya böldüm tahtayı. Üçünü işleyeceğim. 5 dakika ara vereceğim. Üçünden sonra olayı bitireceğim. Geçen Keçiören'de geziyorum bizim Rayın Valli'ye doğru gider. Anam bir baktım pastanenin adı ne? Ramadora. Adam pastane benim teknikle pastane açılmış ha dostlar. Ramadora bir gün çekip gruba atacağım ben. Balık bildin ya. Ramadora. Elif Ramadora koymuş lan. Nereden aklına geldi? Ne yaptın? He efendim. Gidin kesin gidelim orada fotoğraf çektirelim. Her bizim tarih zümemizi toplayalım. Hakçılık aslında çok ilginçtir. Eskiden hakçılık direk aslında cumhuriyetin yerine kullanılan bir kelime. Yani biz daha sonra bu ayrılıyor. Cumhuriyetçilik de o zaman halkçılık aslında birbirlerini tamamlayan iki ülkedir. Cumhur olmadan yani halk olmadan cumhuriyetçiliğin olma ihtimali yoktur. Hakçılık aslında bir kişinin sınıf ayrımına tabi tutulmamasıdır. Bir kişinin bütün kanunların önünde diğer bir kişiyle eşit olması, ayrımı yapılmamasıdır. Trakyalı, Makedon işte atıyorum Arap, Acem, Laz, Çerkez, Kürt, Türk ayrımı yapılmadan herkesin sınıfsal olarak ve mezhepsel olarak değil kanunlar içinde adaletli ve herkesin eşit sayıldığı. O zaman ağırlık eşitlikle alakalı olacak. 1. 2. Herkesin yararına olacak. Dikkat söyleyeyim bu lafımı. Bir şey toplumun yararına ise ve toplumu tamamını kucaklayan şeylerse hakçıdır. Örnek devletin ücretsiz aşı yapması hakçıdır kardeşim. Niye? Aşı hak sağlığı için önemli mi? Önemli. Mesela Covid aşıları oldu. O aşıları saymıyorum. Kastettiğim veremdir, tifüstür, koleradır, frengidir. O zamanlar için travomdur. Birçok aşı var. Çünkü o zamanlar çok büyük hastalıklarla mücadele ediyoruz. Bunu da bilin arkadaşlar. Yani milli mücadele bitince iş bitmiyor. Mustafa Kemal zaten ondan sonra asf şey başlayacak değil mi? Gerçekten doğru. İnanılmaz hastalıklarla mücadele edilmiştir. Özellikle bulaşıcı hastalıklar Doğu ve Güneydoğu Anadolu kırılıyordu. Zamanı gelince anlatacağım. Demek istediğim şu halkın yararına olacak. Mesela Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılması halkın yararına mı? Yararınır. E TBMM'de kim oluşturuyor? Halk. E bunlar neyle gelmiş? Halkın oyuyla. O zaman bir gene kafadan onu yazalım mı? TBMM'nin açılması bir hakçılıktır. Devam.

Yok. Aşağı sona gelelim. Örnek cumhuriyetin ilan edilmesi de nedir değerli arkadaşlar? Direkt hakkın onu da yazalım. Cumhuriyetin ilan edilmesi. Herkes oy kullanabilecek mi daha sonra zaten şeylerle? Cumhuriyetin ilan edilmesi. Bir kere daha söyleyeyim. Hakçılık ile laiklik birbirini tamamlayan ilkelerdir. Bir de kalem alayım. Ver bir kalem ver bakalım. Al tut şunu. Tut tut. Hop. Ah. Kandırdım. Gel bakalım. Söyle. Yok. Aşara gelme kız. Bu aşarı bu. Yok. Ondan önce söyle. Başka şeyler söyle. Yok. 34. Devam. Biraz sıraya göre gitmek istedim o yüzden. Devam.

Tevhid-i Tedrisat. Heh. Onu yazalım. Tevhid-i Tedrisat Kanunu. Aa hocam Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nu biz buraya da yazdık laiki. Evet. Demek ki Tevhid-i Tedrisat Kanunu birden fazla ilkeyi ilgilendiren bir kanun. 3 Mart 1924'te devrim kanunlarında işleyeceğim. Tevhid-i Tedrisat Kanunu hakçılık yönüne kız erkek herkes okula gidecek. Doğru mu? Osmanlı'nın son zamanlarında da vardı. Bu hakçı yönetiminde burada da var. O yüzden Tevhid-i Tedrisat'ın kadın erkek demeden herkese eşit imkan vermesi, ilköğretimin parasız ve ücretsiz olması. Doğru mu? Parasız olacak. Mesela devletin bugün devlet kitapları vermesi hakçılıktır kardeşim. Şimdi sen diyorsun ki hocam bu devleti de gör bunlar da yapsın diyorsun değil mi? Öyle değil. Benim zamanda o kitaplar verilmediği için biz de sıkıntılar çekiyorduk. Bir üst sınıfın kitabını çalıyorduk. Şimdi diyor ki hocam hırsızlığı öyle mi? Değil lan. Yok oğlum yok. Yok. O da ondan çalıyordu zaten. Herkes birbirinden çalıyordu. Kitabın kaybolma ihtimali yok. Kitap okulun içinde de kimde kimin askeriyedeki gibi. O yüzden Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nu anlamanız için söylüyorum. Eğitimde de devletin halkın tümüne yapmış olduğu bir fayda. Örnek süt dağıtılması. Örnek öğle yemeği verilmesi. Beslenme çantasını kaldırıp öğle yemeği verilmesi. Hakçılık değil midir bu? Tümüne çocuğu ayırıyor musun? Şu fakir, şu zengin çocuğu diye ayırıyor musun? Hayır ayırmıyorsun. O yüzden Tevhid-i Tedrisat Kanunu bu yönüyle hakçıktır. Devam.

İlköğretimin zorunlu ve ücretsiz hale getirilmesi. İlköğretimin zorunlu ve ücretsiz hale getirilmesi.

Halk sağlığını ilgilendiren kurumlar açıldı. Halk sağlığını ilgilendiren kurumlar açıldı. Söyle bana bakın iki tane. Hilal-i Ahmer'in Kızılay'a çevrilmesi. Tamam. Kızılay başka. Halk sağlığı ve Rem Savaş dispanserleri, numune hastanelerinin açılması, bulaşıcı hastalıklarla mücadele, herkese aşı zorunluluğunun getirilmesi gibi bak onların hepsi buna göre. Devam.

Çok çok fazla devam hızlı. Ayrıca kaldı. Yok 34'te devam. Kendi kontrol. O zaman Medeni Kanunu yazalım var mı akçılıkta? Var. Türk Medeni Kanunu'nun kabul edilmesi. A, hocam oraya da yazdık. Ev dedik ya birden fazla ilgilendiren. Peki Türk Medeni Kanunu neden halkçıdır? Halkın tümünü eşit görebilme mahkeme ve kanunlar işinde. Tamam. Medeni kanunların kadına boşanma hakkının verilmesi, mirastan daha fazla pay alabilme hakkının verilmesi, mahkeme şahitliklerinde ve tanıklıklarda eşit duruma getirmesi gibi birçok sebep. O yüzden Türk Medeni Kanunu hakçılığını ortaya koymuştur. Hadi bakalım devam. Yok, çok uzakta. Aşar vergisini yaz.

Aşar vergisinin kaldırılması. Hani Osmanlı Devleti'ndeki öşür denilen vergi var ya. Peki Türkiye'nin tarımla şimdi şurayı bir anlayalım. Tarımla uğraşan olmasa tarımdan mahsulü yiyen olmayacak. Ne demek istiyorum? Tarım mesela bugün tarımla alakalı bir şey oldu. Dedi ki Ziraat Bankası herkese bedava traktör veriyorum dedi. Çiftçi olanlara. Bakt baktığımız zaman Türkiye'de çiftçi sayısı %25 diyelim. E %75 çiftçi değil. Sen şimdi zannediyor ki %25'e yapıldığından dolayı halkçılık olamaz. Çünkü halkın bir kısmı yararlanır diğer kısmı yararlanmaz. Tamam da o traktörler çalışıp mahsul elde edip o mahsulleri sen alıp yiyorsan bu demek ki neymiş? Özellikle yiyecek toplumun tümünü ilgilendirdiği için gıda o da halkçılık sayılır. Yani aslında aslında bugün tarıma yapılan tüm hizmetler halka geri dönüşü vardır. Niye? Bir dönüm yerine 10 dönüm ekse 10 dönüm soğandan çıkacak fiyat ucuzluyor. Fiyat ucuzladığı için marketlere daha ucuza geliyor. Hatta bunu daha ucuz yiyor. Anlaşıldı mı? Eskiden kanallarla yaptığın öküzler takarak yaptığın işleri traktör yapıyorsa, biçer döver yapıyorsa doğru mu? İş hızlanıyorsa, verim artıyorsa, e verim arttıkça fiyatlar düşüyorsa, maliyet azalıyorsa sana da bu şekilde yansıyor. O yüzden aşar diye bir verginin toplumun üzerinden kaldırması, toplumun %80'inin üzerinde çiftçi olması sebebiyle bir zaten büyük bir kitleyi ilgilendiriyor. İki e ondan kalan da ürettiği mahsulden yediği için toplumun tümünü ilgilendiriyor. Aşar vergisinin kaldırılması. Devam.

Millet mekteplerinin açılması. Millet mekteplerinin açılması. Halk evlerinin açılması. Buraya iki tane ayırayım. Halk evlerinin açılması. Şimdi hocam bunlar ne? Bunu Atatürk İnkılapları kısmında anlatacağım. Biliyorsunuz 1928 tarihinde Latin alfabesine geçildi. Latin alfabesinden tümünü almadık. Orada özellikle X'tir, Q'dur, efendim E, W'dur. O kelimeler yerine kendi kelimelerimiz ç, yumuşak g, i, u, ü gibi kelimeleri aldık. Kelimelerde bir kelime mi oluyor? Harfleri aldık. Evet. Şimdi alfabeyi Türkçeleştirdik. Zaten bu yöne milliyetçiliği yazacağım. Ama bizim bunları öğretmemiz lazım. Toplumun tümüne e derdim o benim. Onun için de millet mektepleri açıyorum. Yine halk evleri açıyorum ki halk tiyatrodan, edebiyattan, sanattan hiçbir şeyden geri kalmasın diyerek halk evlerine de bu arada bu ne verilmiştir? Millet mektepleri gibi okuma yazma kursları verilmiştir. O yüzden millet mektepleri milletin yararlamıdır. Halk evleri halkın yararlamıdır. O yüzden bu iki kurum da direkt neye giriyor? Halkçılığa giriyor. Bugün de halk evleri diye bir kuruluş var ama o kuruluşun bu kuruluşla ilgisi yok arkadaşlar. Devam.

Kılık kıyafet kanunu kabul edildi. Kılık kıyafet kanunu kabul edildi. Allah Allah. E hocam bunun ne ilgisi var ki? Ben hakçılıkta anlamadım. Eskiden herkes sarık cübbe giyebiliyordu. Eskiden din adamı. Şimdi bakın değerli arkadaşlar ben bizim mahallenin imamı var değil mi? Ben zaten din adamlarına zaten saygı. Sonuçta o adamlar da bu memlekette faydalı insanlar. A faydası olanlar yok mu? Faydası var. O ayrı konu ve bizim imamdan bahsedeyim. E kardeşim ben imama her zaman saygı saygımı gösteririm. O da bana saygı gösterir. Yoksa biri saygı gösterir biri saygısızlık yaparız zaten öşüyorlar. Ama gelin hocam de gelin bir oturalım dedim çay içelim dedim. Çorba içelim derim. Yemek yiyelim derim. Her zaman bunu söyle. Ve bu bütün mahallelerde aslında böyledir. Bakmayın siz bazıları ekrana çok alıştığından dolayı sapıtıyor. Onun video çektiğini biliyor ya kameradan. O o geçiriyor. Peygamberin tebliği böyle olsaydı bir Allah'ın kulu Müslüman olmazdı bu memlekete. Ne konuşuyorsunuz siz böyle milleti aşağılayarak millete nerede küfür edecek seviyeye gelene kadar peygambere taş atıldı Taif'te ayağı yarıldı. Uhud'da dişi kırıldı. Ağzı kanadı. Siz tebliği böyle mi yapıyorsunuz? Siz nasıl tebliğcisiniz ya? L Peygamber efendimiz tebliği böyle yapsak İslam yayılır mıydı ya? Böyle tebliğ mi yapılır? Karşılıklı suçlamayla tebliğ mi yapılır? Ben nerede görüyorum bu tebliği? Metodi değil. Konuştuğun doğru olsa ne yazar? Konuştuğun doğru. Metodun iyi değil kardeşim. Senin anlatım tarzın iyi değil. Karşı sürekli suçtaydı. Karşı hep karşıda. Sen karşıyı karşıdan bir yere geçirmeye çalışmıyorsun ki. Sen kendi arkana aldığın kişileri ne yapıyorsun deş? O beni bırakmasın diye uğraşıyorsun. Peygamber de öyle yapsaydı 40 kişi bana yeter deseydi. He siz iyi misiniz? Biraz kendinize gelin ya. Kameralar görünce ne oluyor size? Ne oluyor? Milyon izlenince ne oluyor ki? İzleyeni yarısı sövüyorsa bir den adamına, yarısı dua ediyorsa bu işte bir terslik var arkadaş. Bu işte bir terslik var. Metot iyi değil. Bak konuştuğun doğru olabilir. Kılık kıyafet kanunu denilen kanunda din adamları haricindekilerin sarık cübbe giymeleri yasaklanır. Sadece din adamı değil. Bakın bu din adamları içe patikler de giriyor, bilmem ne diyor diğer. Böylelikle ne olmuş oldu? Bir kişinin sarık ve cübbesi şalvarından dolayı hani el etek öpmesinden dolayı ya bu çok saygın kişidir, seyittir, şeriftir. O gidelim elini öpelim, oraya girelim, ondan yararlanalım düşüncesini ortadan kaldırmak amacıyladır. Bazen sizin mantığınıza inkılaplar almayabilir. Yani yapılan inkılapların bazılarını kabul eder, bazılarını kabul etmezsiniz. Ben de kabul etmedim. Birçok inkılap var. Mesela Şapka Kanunu bana göre yani mantığın dışı. E Mustafa Kemal'e soralım. Mantıklı. E şimdi biz neye göre yapacağız? O günün şartlarını değerlendiriyoruz. Ama bugünün şartları bambaşka. Bugün şapka kanunlu var mı? Var. Takıyor mu bu? Yok. Güneşten korusun yazın anca biz Mersin'de falan takarız. Yani bugün köylü ama tip komple takar. Niye? O zamanın alışkanlıkları var. O yüzden kılık kıyafet kanunu meseleyi anladınız mı? Kimsenin dini yönden veya siyasi yönden veya farklı yönlerinden dolayı giyim ve kuşamından dolayı itibar görmesinin engellenmesi sadece din adamları için lütfen düşünmeyin bunu sanayiciler olur başka bir şey olur. Böylelikle halkın eşit şekilde görülmesidir. Normalde devletin bakış açısı budur. Anlaştık mı? Devam.

Kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınması. Kadınlara seçme ve seçilme haklarının tanınması erkeklerle eşit oldu mu o zaman? Nedir erkeklerle eşitlik? Hakçılık. Devam.

Soyadı Kanunu kabul edilmesi. Soyadı Kanunu'nun kabul edilmesi. Soyadı kanunu ya bana göre Türkiye'nin en güzel inkılaplarından biri. Kim ne derse desin kardeşim. Çünkü gerçekten çok karışık. Bakın ben Rika Osmanlıca yazıları arasında KFI veya işte matbu yazılarda Osmanlıca'yı okurken bile o kadar çok tapu kaydı birbirinin ismi ki. Çünkü biz dedemizin ismini alıyoruz. Atıyorum kızlar babaannesinin, nenelerinin ismini alıyor. Mesela ben dedemin ismi Ramazan. Ben Ramazan. Benim çocuğum da belki ileride benim oğlum Ömer veya Çağan babasının hatırına belki de çocuğunun adını ne koyacak? Ramazan. E Ramazanlar böyle bir kuşak atlayarak gidecek o zaman. Doğru mu? Doğru. Ha ama tamam ama orada Ramazan bin işte Ömer Ramazan bin Çağan böyle giden isimler de tapu askere çok giden olur. Askere adam diyor ki yalvarıyor. Ben diyor Makedonya'da yaptım askerlik. Bana ne diyor Makedonyam bura? Hadi gel bakalım bir daha gelelim. Karışıklıklar çıkıyor muydu? Çıkıyordu. Milletin birbirine tapu üzerine geçirme durumları ortaya çıkıyordu. Bunlar için devlet bir soyadı kanunu çıkarttı. Bu soyadı kanunu bir kere Türkçe olacak. İki gülünç kelimeler olmayacak dememize rağmen bugün maalesef ki var. Peki bu soyadı kanunu çıkarılmasının temel sebeplerinden bir tanesi de insanlara takılan acımasız lakaplar. Acımasız ya. Ya nasıl akran zorbalığı köylerde başlıyor memleketimiz köylü o zamanlar la köyde herkesin lakabı olur mu ya ve lakapların hiçbiri de hani unvan ve lakap bakın unvan ayrı bir şey lakap ayrı bir şey lakap kötü bir şey arkadaşlar unvan da gene diyorsun ki doçent doktor profesör doktor praty hekim unvanı var adamın kardeşim lakap nedir ya var mıydı lakaplar lakaplar var mıydı var ben yoğurtçuydu benim lakabım makar Makaryos ne demek? Makaryos. Bir Rum gelmesin sizin köye. Var mı? Sizin köylerde lakap var mı Murat? Kardeşim soyadı kanun vermesi temel sebeplerinden biri. Bir kişi savaş zamanında biliyorsunuz ki ayağı kopmuş olabiliyor. Gazi olmuş olmuş ama gazi diye bir unvan vermiyorlar ona. Yani Gazi Mustafa, Gazi Kemal veya işte Gazi Merve demiyorlar. Ne diyor? Topal Merve. Merve'nin atıyorum şeyi yok. Çok dedik kulağı kesik Merve. Her şeyi bilen Merve köylerde. Efendim Merve'nin mesela neyi var? Merve diyelim ki arkadaşlar kolunda bir aksaklık var. Tamam mı? Ne? Çolak Merve. Yok mu arkadaşlar? Sizin köylerde bu dediklerimin haricinde her şey var. Zaten bir de Ellez Dayı var. Her köyde var. Maşa bu Ellez Dayı. Kimse ben ne zamanki köye gem Ellez Dayı'nın bebeleri. Yok Ellez Dayımızın. Ellez İlyas da o bizde Elleze dönüşmüş. Hepinizin vardır yani. Şubat Hatice. Şimdi diyorsun şubatı lan diyorsun ki yıllarca. Ben Şubat Hatice'yi ilk duyduğumda şey zannettim. Hani şubat ayında doğdu herhalde onlar meğer boyu kısalığından Şubat Hatice diyorlarmış. Anlaşıldı mı diyor. Ay kısa çekiyor ya 28. Lan nasıl koydunuz bu lakabı ya? Yani işte kör amalara biliyorsun kel bize. Kele de tam tersi sırma saç demir. [kahkaha] Tam tersi oluyor biliyorsun. Kellelere ne deniyormuş? Sırma saç. Ha böyle bir şey var mı? Hadi yazın bakalım. Lakaplar sizler lakap liselerde benim yoğurtçuydu. Benim belli Silifkeli olduğumdan dolayı. Efendim? Kahveci. Ama bunlar çok şey. Ne lakaplar var. Aman aman. Ne? Kavgacı. Ha kavgacı. Kahveci anladım. Yok o bir şey değil ya. Ne lakapları aşağılıyor insan ya. Düz tabanı var. Burnu yassı var. Trabzon'da şeyde Samsun'da Rize'de de çok takılıyor. Köylerin yoğun olduğu yerlerde herkes birbirine lakap takmış. Yani en son öğrendiğim şu bat yani onu söyleyim. Evet yaz bakalım. Hakçılık.

Ayrıcalık içeren unvanlar kaldırıldı. Ayrıcalık içeren unvanlar kaldırıldı. Hemen anlatayım. Eskiden eskiden beyefendi, hanımefendi gibi sözcükler herkese takılmaz. Günümüzde biz ne yapıyoruz? Bir yerden bir otobüse biz. Hanımefendi diyoruz. Yalnız müsait mi oturabil veya işte tam tersi oluyor. Beyefendi şunu yapıyor. Beyefendi, hanımefendi günümüze nasıl kullanılıyor? Herkese kullanıyor. E sen herkese mi diyor? Osman Dede beyefendi olman için zengin olman lazım. Hanımefendi olman için zengin olman lazım. Öyle herkese hanımefendi, herkese beyefendi denilmiyormuş. Benim adım herif, senin adın avrat. Osman dedi. Evet. Yani bu gerçek ama yani gerçek. Herif avrat. Sanki günümüzde kullanılmıyor. Ha donmuş gıdaların olduğu şeylere diyorlar ya tembel avrat reyonu diye. Hala kullanmıyor muyuz yani? Kullanılıyor. Şu domatesler var patates kızartması falan. Tembel avrat reyon diyorlar. Kardeşim kullanıyor. Demek ki Osmanlı'da ayrıcalık içen zadeler mesela günümüzdeki oğlu gibi mesela son isimleri oğlu var ya ha oğlu gibi. E demek ki o zaman neymiş? Ayrıcalık içeren unvanlar kaldırılmıştır. Zadeler, o paşalar, o bilmem işte soy isimlerinde hanımefendi, beyefendi hepsi kaldırılıyor. İşte bunlar ne? Ayrıcalık içeriyor. Mesela sınıfta üç tane Ayşe var. Bir tanesinin adı Çolak Ayşe. Anlıyor muyum ben onun ne olduğunu? He. Bir tanesinin ise ismi Kısa Ayşe. Anlıyor mu onun kısa olduğunu? Yani o ayağa kalkmasa da anlıyor musun? Anlıyorum. Bir tanesinin adı da Ayşe Hanımefendi. He. Ben neyi de anlıyorum? Zengin oldu. Anlaşıldı mı mesele? Ona hanımefendi diyor. Ona çolak diyor. Böyle bir şey olur mu ya? E sen ayrımlarımı 80'li yıllarda Allah'tan biraz daha güzelleşti. Mesela iki tane atıyorum köyde birisi varsa büyük atıyorum büyük Merve küçük Merve diyorlardı. Hani lakaplar artık biraz daha şey oldu. 80'lere doğru. Büyük Merve Küçük Merve. Eskiden milli takımlarda da öyleydi. İşte milli takımlarda işte büyük Metin küçük Metin Esen vardı bunlar. Bir takımda iki kişi ikisinin de adı aynıysa mesela iki tane Oymen olduğunu düşün. Bak bak efend Galatasaraylı ya millet birini bulamıyordur. Öyle ne oluyordu? Büyük Oymen küçük Oymen oluyordu. Arçota kardeşler geldi mesela Türkiye'ye Trabzonspor'a. Ama evet. Anlaşıldı mı bütün mesela ayrıcalık unvanlar kaldırması topluma işlemeyerek devam.

Seçmen olabilmede aranan vergi şartının kaldırılması. Seçmen olabilmek için aranan vergi şartının kaldırılması. Devam.

Patikane ve konsoloslukların mahkeme kurma yetkisinin alınması mı? Patikane ve konsoloslukların. Bunu zamanı gelince anlatacağım. Evet. Mahkeme kurma yetkisi ve insanları cezalandırma yetkisi ve nikah kıyma işlemleri iptal ediliyor. Artık bunlar değerli arkadaşlar önemli. Bunu zamanı gelince anlatacağım. Böyle patrikanenin elindeki bir yetki komple alınıyor. Yani o bir kendisine ait olan Ortodoks veya Rum Ortodoks veya Ermeni Ortodoks. Bunları sadece yargılama işi tamamen bitiyor. O zaman ayrıcalığı elinden alınan her şey de nedir? Halkçılıktır. Devam.

Osmanlı'dan alınan nişan, rütbe ve madalyaların kullanımının yasaklanması. Nişan, rütbe ve madalyaların kullanımının yasaklanması. Buradaki mesele de şu Merve. Hani vardır ya filmlerde gör bu villa, bu işte şey neydi onun ismi? Malikane Paşa dedemden kaldı. Vardır ya. Tamam. Paşa dedenin olması seni kurtarıyor mu? Kurtarmıyor. Sen hala fakirsin. O yüzden Osmanlı Devleti'ndeki bu nişan, rütbe ve madalya kullanımının yasaklanmasının temel sebebi yine bu kişilerin üstünlük kurma çabalarının engellenmesi. Aslına baktığın zaman hepsinin temel manası ne biliyor musunuz? Tekrar saltanata geri getirilme korkusudur değerli arkadaşlar veya hilafetin. O yüzden bunların hepsini yasaklıyor ki Osmanlı'nın tümünü hayattan yasaklamadı. Bu doğru mudur? Hayır. Tabii ki tarihin bir bütünsel açıdan düşündüğümüz zaman Osmanlı Devleti'ne verilen o unvanlar, o madalyalar tamam belki unvandan dolayı bir adamın iş yapması veya bir adamın üstünlük kurmasını engelleyebiliriz ama şu olay biraz farklı. Nişan, rütbe madalya. Şimdi rütbeden kastettiğimiz asker rütbe. Yani adamın mesela Osmanlı Devleti mirli var. Osmanlı devleti tu general, Osmanlı devleti korgen bunları kullanamayacak. Türkiye'ye bir Millet Meclisi'nden sonra yeni bir devlet kuruldu bak nasıl anlıyoruz. Ha keşke biraz daha esnek davransaydı işte devlet esnek olmaktan korkmuştur o zamanlarda tekrardan geri gelme korkusu. Neden? Halk aynı haktı. O yüzden arkadaşlar savaş yapınca hak değişti mi? Savaş aynı halk. O yüzden aynı halktı dersen de evet milli mücadeleye onları adapte etmek kolay olmadı ama milli mücadeleden sonra devrimleri yapmak daha zordu. Çünkü hepsi üstten aşağı yapıldı. Kimsenin öyle bir talebi yok. Aşağıdan yukarı yapılan inkılaplar çok uzun zamanlı inkılaplardır. Halk onu talep edecek. Onu milletvekili milletvek ölmeşem ölme. Ama yukarıdan indiği zaman halk ona uyuyor. Tabii ki bazen o gerekli bazen de o gereklidir. Onu da söyleyeyim. Var mı başkacım?

Tüm azınlıklar vatandaş. Tüm azınlıklar. O zaman ayrıcalıkları varsa kaldırılmış mıdır? Tüm azınlıklar Türk vatandaşı sayılmaz. Türk vatandaşı sayılmaz. Şimdi buraya kadar olanını ben bir ne yapacağım değerli arkadaşlarım? Önce bir genel tekrarını yapacağım. Buraya kadar olan yani ilk madde. Ondan sonrasında ne yapacağız? Yapacağız. Anahtar kelimeleri yazdıktan sonra söyle bakalım.

Topluma hizmet. Topluma hizmet. Evet.

Sınıf ayrımının reddi. Sınıf ayrımının reddi. Evet.

Sosyal adalet. Sosyal adalet. Evet.

Kanun üstünlüğü. Kanun üstünlüğü yani herkesin kanunuyla eşit olması. Y kanun üstünlüğünü yazayım ama şey de yazayım. Eee, kanun önünde eşitlik yazayım. Tamam.

Hadi ya o zaman yazalım. Kanun önünde eşitlik. Devam.

Halkın

Refah ve huzuru. Halkın refah ve huzuru. Evet.

Toplumsal dayanışma. Toplumsal dayanışma. Bak bunlar bir cümlenin içinde geçtiği zaman yapabilesiniz diye. Toplumsal dayanışma. Evet.

Sosyal devlet. Sosyal devlet olsun. Sosyal devlet olsun. Burs verilmesi hakçılığa girer mi devlet tarafından? Burs verilmesi girer tabii ki. Burs geri alınmaksızın verilen şey kredi öyle değil ki. Kredi ne? Geri ödüyor musun? Ödüyorsun. Evlenecek erkekler bir de hanımınkini de ödüyor. Biliyorsun değil mi onu?

Yediniz Leylalarla şeylerle. Ondan sonra gitsin hocalarınız ödesin. Ne güzel dünya. Vallahi evliğin en güzel yanı diyorsun ha.

Hanım bana bazen diyor ki sen benim için ne yaptın bilmem ne. Hemen götürüyorum. Buzdolabının önüne asaydım onu biliyor musun? Şey ödediğim kay hemen diyorum hemen önüne götür. A diyor tamam diyor. Sen benim hiçbir şey yap öyle Merve. Şimdi bunun şeyi nerede? Kırmızısı nerede? Yere mi düştü? Tamam.

Şimdi buraya kadar üç tanesini bence bir yapalım size. Burada gelebilecek üç taneyi söylüyorum. Yani gelebilecek üç tane ilkede biraz daha şey eee Murat kamerayı biraz daha kaydırman lazım. Üçüncü halkçılığı da al kardeşim. Tamam. Şimdi hazır mıyız? Üç ilke. Cumhuriyetçilik, laiklik, halkçılık. Burada özellikle halkçılıktan daha fazla soru geliyor son yıllarda. Laiklik ve cumhuriyetçilik ise git gide azalmış vaziyette.

Şimdi cumhuriyetçilikte benim önemli gördüğüm yerler size soru gelme ihtimali yüksektir. Kimse size cumhuriyet ilanı hangi ülkedir diye sormaz. Ama saltanatı kalmasın. Cumhuriyetçi ilişkisini bileceğiz. Halifeliğin kaldırılması. Dorun Merve. Geldim. Erkan-ı Harbiye vekaletinin kaldırılıp yerine hatırlayın. Eee, Genelkurmay Başkanlığı ayrı, Milli Savunma Bakanlığı ayrı oldu. Böylece ordunun siyasetten arınımı gerçekleştirildi. Yani şu yani şu aslında bunlar hepsi birbirinin aynısıdır. Ama böyle sormuyor da nasıl soruyor? Erkan Harbi'ye vekaletini kaldırmasıyla alakalı kadınlara seçme seçilme hakkı verilmesi direkt cumhuriyetçilik. Çok partili hayata geçiş denemeleri. Yine cumhuriyetçilik. Benim en büyük eserim dediği ilkesi neymiş? Mustafa Kemal'in Cumhuriyetçilik. Buralara dikkat. Anahtar kelimeyi yapabiliyor muyuz? Hükümet haktır. Hak hükümettir. He. Cumhuriyeti işte ulus egemenliği sağlamak için önümüzde önemli bir yollar var. Ulus egemenliği kelimeyi kullandı. Kelimeyi kullandıysa hemen ne yapacağız? İşareteceğiz.

Geldik laiklik. Özellikle anahtar şu kelimeyi bilmek zorundasınız. Akılcılık ve bilimsellik. Mesela hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir. Bu laf neyle alakalıdır değerli arkadaşlar? Laikliktedir. Haberiniz olsun. Mesela onları bu arada yan tarafta görüyorsunuz. Laiklik kesine geçtik. Orada laiklik kesindeyken Mustafa Kemal önemli sözlerini ders notlarında da var biliyorsunuz. Oradan görebiliyorsunuz. Bakalım beraber. 1. Saltanatın kaldırılması. 2. Halifeliğin kaldırılması laikliğe girer. 3. Tevhid-i tesisat. Biraz önce anlattım. Medreselerin kapatılması laiklik. Tek cezaeviye türbe laiklik. Türk Medeni Kanunuun biliyorsunuz bir aşaması laiklik. Devletin dini İslam'dır ibaresinin çıkarılması laiklik. Kılık kıyafet kanununda laiklik var. Ağırlık olarak söyleyeyim. Ve tabii ki bu üfürükçülüktür, büyücülüktür, falcıktır. Yasaklanması. Ama burada özellikle akılcılık ve bilimselliğe dikkat. Diğerlerini zaten yaparsın laik. O yüzden en kolay ilkedir.

Değerli arkadaşlar, geldik hakçılığa. Son zamanlarda en çok bu ilkeden soru geliyor. Hakçılık, devletçilik, inkılapçılık. Bak buraya. Tevhidi Tedrisat Kanunu, ilköğretimin zorunlu ve ücretsiz olması. Türk Medeni Kanunu. Ama şuraya yıldız koyuyorum. Tamam mı? Hangisi soruluyor en çok? Bir tane daha yıldız koyacağım. Evet. Şu iki ilke halkçılıkta çok sorur. Neymiş bunlar? Aşar vergisinin kaldırılması. Soyadı kanun en çok gelenlerdendir. Bu bir. Bir de son zamanlar şu ikisi. Millet mektepleri ve neymiş? Halk evlerini sormuyorlar. Çocuk halkçılık halka evleri çok yakın ya. Bunu sormuyor ama millet mekteplerini soruyor. Çünkü okuma yazma kurslarıdır. Herkese açık ve ücretsizdir. E o zaman hakçılık devlet tarafından vatandaşa verilen her türlü ücretsiz şey hakçılıktır. Hadi bakayım. Devlet tarafından bizlere ücretsiz verilen şeyleri söyleyin bakayım. Murat söyle bakayım. Devlet tarafından sana verilen ücretsiz haklar. Okul kitapları onu da ben söylediğim için söylüyorum. Başka aşı. Aşı zorunlu ve ücretsizli. Doğru mu? Başka hastaneye para vermiyorsan kaymakamlıktan gidip sosyal yardım alıyorsan doğru mu? İşte kömür yardımıdır, doğalgaz yardımı, belediyelerin böyle kartları var biliyorsun. Bu kartlara para yükleniyor. Sonra belediye sonra devlet. Devlet dediğim bir organ değil ki kardeşim. Devlet tümüyle seni yöneten kitle. Bugün bunun ismi il özel idare olur. Buradaki adı belediye olur. Oradaki adı kaymakamlık olur. Oradaki adı devlet olur. Devlet dediğiniz şey şey değil arkadaşlar. Bir bir kişi değil. Yani devlet bir şey değil. Devlet organların bütünüdür. Yönetilen yöneten. Bütün mesele bu. Anlaşıldı mı durum? Ücretsiz olacak. Mesela başka ayrıcalık olmayacak. Sınıf ayrımı olmayacak. Bakıyorum ayrıcalık içeren unvanların kaldırılması. Doğru mu? Evet. Şöyle baktığım zaman bence kadınlara seçme seçilme hakkının verilmesi de o yüzden dikkat eder misiniz? Hakçıta kaç tane işaretleme yaptım? Hatta cumhuriyetin ilanı da var tabii. O da hakçılık. 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 tane işaretleme yaptım. 1 2 3 4 5 6 7 8 1 2 3 4 5 6 7 8 Bak en fazla işaretlemeyi nereden yaptım? Hakkçılıktan. O yüzden anlayın. Hakkçılıkta özellikle Aşar vergisi soyadı kanunu. Hatta şunu da işareteyim. Millet mekteplerine benim gibi yıldız koyuyorsunuz. Anlaştık mı?

5 dakika aramız var. Milliyetçi oluyoruz. Hadi.

Evet. Milliyetçilik diğer adıyla ulusçuluk diye geçer. Doğru mu? Aslında 1789 Fransilerinden yayılan ve Osmanlı Devleti'nin parçalanmasına neden olan Türkiye Cumhuriyeti'nin de kurulmasına neden olan ülkedir. Yani bir taraftan parçalanırken bu sefer de Türk milleti bir araya gelip ne yapmıştır? Kurtuluş Savaşı'nı yaparak kazanmıştır. Kurtuluş Savaşı ulusal bağımsız Savaşıdır. Ulusal bağımsız olan her şey milliyetçilik. Amacımız ne? Vatanı kurtarabilmek. Ortak dil, ortak tarih, milli bilinç. Bakın bunların hepsi kültür birliği. Hepsi milliyetçiliğe girer. Milliyetçilikle ırkçılık aynı şey değil arkadaşlar. Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır. Milliyetçiliğin bana göre en güzel tanılarından birini Mustafa Kemal Atatürk'ümüz söylemiştir. Bu arada tabii milliyetçilikle alakalı şunu da söyleyeyim. Kurtuluş Savaşı'nın yapılması, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılması. Bir kere başında Türk olan her şey neymiş? Milliyetçilik. Yapalım. Mesela Türk Tarih Kurumu, milliyetçilik, Türk Dil Kurumu, Türk parasını koruma kanunu, milliyetçilik. Anlaştık mı? Bir kere Türk kelimesi gördün mü yapıştıracaksın sınavda milliyetçiler. Hadi başlayalım bakalım neler var milliyetçiliğin içinde. Kurtuluş Savaşı yapıldı. Evet. Kurtuluş Savaşı'nın yapılması ve kazanılması. 2. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılması. Neden? Çünkü içinde hiç azınlık milletvekili var mı? Yok. O yüzden sadece bizim kendi milletimizin insanlarına oluşuyor. Devam. İzmirat kongresi. İzmir iktisat kongresi. Evet. İktisadi kararı toplanarak Misak-ı iktisadi kararlarının alınması. Misak-ı iktisadi kararlarının alınması. Değerli arkadaşlarım bu kararlar eee şey kısmını anlatacağım bu arada. İnkılaplar kısmını anlatacağım. Bizim bildiğimiz gibi kararlar değil. Yani eee İzmir İktisat Kongresi Losan görüşmelerine ara verildiği bir zaman toplandı ve bu toplantıda şöyle karar alındı. Evet doğru. İşçi, çiftçi, sanayici, tüccarlar geldi. Dört ana gruptan 1135 delege. Herkes yapılması gerekenleri söyledi. Kiminde 40 madde, kiminde 30 madde, her alt sınıfta. Ama bir de Nisa iktisadi kararlar var. Bu kararlar 9 maddeden 14 maddeye kadar çıkar. Bu maddelerde özellikle mesela Türk milleti çalışkandır. Türk milleti ormanını korur. Aslında biz Misak diye öğrenciye yanlış anlatıyoruz. Bak bir daha söyleyeyim. Türk milleti okumayı sever. İşte o yüzden bunu bugünü okuma bayramı ilan ediyoruz. Arkadaşlar Misa iktisadiin altında alınan kararlar genelde çok işlenir. Örnek sanayicia işte şey verebilme, ücretsiz arsa verilsin, aşar vergisi kaldırılsın, şu olsun, bu olsun hepsi. Ama bunlar istek. Bir de Misak-ı iktisadi diye kararlar var. Bunu biz yıllarca yanlış anlatıyoruz. MEP hala aynı yanlışla devam ediyor. Milli Eğitim Bakanlığı ders kitaplarında Misak İktisadi kararları diğer adıyla Misak-i iktisat andı diye geçer. Bu bu and yanlış veriliyor. Bir kere buradan yanlış geliyor. O yüzden öğrenciye biz doğrusunu öğrettiğimiz zaman da sanki yanlış bir şey öğretmiş gibi oluyoruz. Halbuki çiftçinin, tüccarın, işçinin hepsinin taleplerini biz toplayıp Misak-i Saad diye anlatıyoruz. Değil. Misakadi kararlarını yeri gelince anlatacağım neyin ne olduğunu. Ama orada ne vardır? Sürekli Türk milleti zekidir. Türk milleti çalışkan. Türk milleti tembelliği sevmez. Türk milleti yalancılığı sevmez. Türk milleti dedikoduyu sevmez. Türk milleti ağacı sever. İşte orman diker, ağaç yakmaz. Anladın? Hep böyle insan iktisadi kararları Türkiye'de yanlış anlatıyor kardeşim. Ve bunu da mecbur bize de alet etmek zorunda kalıyor. Neden? E çünkü sınavda farklı şekilde geldiği için yeri gelince nasıl olduğunu anlatacağım. Şimdi Misak-ı iktisadi kararlarında sürekli olarak Türk vurgusu var mı? Var. O yüzden hangi ülkeye giriyor? Şimdi normalde devletçilik, ekonomik olan her şey genelde devletçik. Ama burada olayı anlatmak istedim. Devam. Kapitülasyonlar kaldırıl. Kapitülasyonların kaldırılması. Kapitülasyonların kaldırılması. Peki kapitülasyonlar kaldırılınca dikkat bir başka ülkeye vermiş olduğu ekonomik ayrıcalığı kaldırıp Türk milletinin ihracat ve ithalat dengesiyle beraber onları üretime teşvik etmek yani kendi milletine bir şeyinde bulunmak. Kapitalasyon ne demek? Ben Türküm, sen Fransızsın. Ben %5, sen %3 veriyorsun. E böyle bir şey olur mu? Vergide ben kendi memleketime daha fazla vergi veriyorum. İşte bunlar kaldırırsa ne olur? Senin ayrıcalığın ortadan kalkar. Türk milletinin esnafı Türk esnafı güçtedir. Devam. Halifeliğin kaldırılması. Halifeliğin kaldırılması. Aa hocam halifeliğin kaldırılması da maşallah her yerde var. Evet. O yüzden size öncüllü gelecek. Alifeliin kaldırması sorusu. Nasıl gelecek öncüllü? 1. milliyetçilik. 2. Laiklik 3. Cumhuriyetçilik. Dikkat. Yukarıda verilenlerden hangileri halifeliğin kaldırılması ile ilişkilidir? Bilen öğrenci üçünü ama bilmeyen öğrenci ya laiklik yapıyor. Birazcık daha bilen laiklik cumhuriyetçilik yapıyor ve milliyetçiliğe şöyle bir tik ne alakası var ya. Ramazan hoca bana dedi ki Türk kelimesi görü var mı öyle bir şey? Yok. Öyle yaparsan soruyu da yanlış yapıyorsun. Değerli arkadaşlarım halifelik kaldırılması İslamcılık politikasının tamamen sona ermesine ve Türkçülük fikir akımının daha da güçlenmesine sebep olmuştur. Yani İslami unsurlar Türklüğün içine girmiştir. Hani bizim Türk İslam dediğimiz bir mefküre vardır ya Türk İslam. Artık burada İslamcılık olmadığı için İslamcılık politikası neyin içinde yürütülmeye başlanmış? Türkçülüğün içinde. O yüzden bizim dindar dediğimiz kesimlerde müteyidin kesimler Türkçülük politikasının altında işlerini yürütmüşlerdir veya hedeflerini o şekilde yapmaya çalışmışlardır. O yüzden dikkat halifeliğin kaldırılması İslamcılığı sona erdirip memleketimizde Türkçülük faaliyetlerinin veya Türkçülük fikir ideolojisinin artışına ve Türklük Türkçülük fikir ideolojisinin yayılmasına yol açtığından dolayı mesela dün İslamcıydın Merve bugün necisin sen? Türksün. Anlaştık mı? Aslında dünden bu yüan hiçbir şey fark etmiyor. Sadece ne var orada? Halifeliğin kaldırması var. Dikkat. Tevhid-i tedrisat. Aa hocam bunu da mı işledik biz? Evet. Ne dedik biz size? Birden fazla kanun birden fazla ilkeyi ilgilendirebilir. Yapalım beraber. Tevhidi tesisat nerede işlendi? Bak buraya bakayım bir. Nerede? Nerede? Nerede? Nerede? Nerede? Laylık. Bak 3. sınıf. Doğru mu? Hakçılıkta var mı hocam? Nerede hocam? Burada da var mı hocam? Ha bana bu ne? Ne diye gelebilir o zaman? Gene öncüllü bir öğrenci milliyetçiliğin tevhid-i tesisatla ne alakası olduğunu hemen anlatayım. Tevhit tesisata göre yabancı okullardaki Türkçe tarih ve coğrafya derslerine Türk öğretmen girecek. Lisan dili Türkçe olacak. E bu ne demektir o zaman? Kendi milletine yaptığın yönelik bir davranış. O zaman teh tesisatın bu yönüyle neyi de ilgilendiriyor? Milliyetçilik. O zaman bu soruda bana ne gelebilir? O zaman ben üçlülerden korkacağım mı? Heh. Şurayı bir anlayalım. Üçlülerden ve teklilerden korkun. A hocam ne demek tekli? Yani bir şey sadece o ilkeyi ilgilendiriyor. Başka da hiçbir ilkeyi ilgilendirmiyor. O zaman devlet ne yapıyor? Tek ona alıp tek soru sorabiliyor. Veya öncül sormak isterse de halifeliğin kaldırılması ve tevhit tesisatı çok soruyorlar. Çünkü tevhit tesisatta da üç ilkeyi birden ilgilendirdiği için. Var mı sıkıntı? Genelde ikiliği sormazlar. Genelde neyi soruyorlarmış? Ya tek ya 3. Örnek soyadı kanunun kabul edilmesi sadece hakçılı ilgilendirir. Doğru mu? E sadece hakçılığı ilgilendiriyorsa o zaman hatta bir yönüyle milliyetçili ilgilendirir. Niye biliyor musunuz? İçinde Türk adı geçmeyen herhangi bir yabancı sözlüğün kabul edilmemesi soyadında. E o zaman bu yönel neyi de ilgilendiriyor? Milliyetçiliği. Ama genelde soyadı kanan aşağıdakilerden hangisini daha çok ilgilendir? O zaman ben size bu sınavda daha doğu bu konuyla ilgili gelebilecek soru tiplerini söylüyorum. Bir birinci soru tipi. Tek inkılap neyi soruyor? Tek ilke. O da şöyle geliyor. Bunu sorarken de birden fazla ilke bir şeyi ilgilendirebilir. Ama neyi çok soruyor? Daha çok hangisini ilgilendirir? Doğru mu? Örnek. 1934 yılında çıkarılan soyadı kanunu Atatürk ülkelerinden hangisini daha çok ilgilendir? Daha çok demek ilk yazacağımız yer demek. Neresi yani? He ama tevhit tesisata yazamazsın. Yazamazsın çünkü üç ilke. Ha o zaman üçüncüsü nasıl geliyormuş? Üç öncüllü gelir. Anlaştık mı? Nasıl geliyormuş örnek? 1 2 3. Milliyetçilik, laiklik ve hakçılık diyelim. Bir tane inkılabı veriyor aşağıya. Diyor ki medeni kanun yukarıda verilenlerden hangilerine ilgilenir? veya Tevi Tesisat kanunu yukarıda verilen Atatürk ilkelerinden hangisini ilgilendir? O zaman ü tane soru tipimiz var mı? 4üncü soru tip Atatürk'ün sözleri. He eskiden cumhuriyetçilik ve laiklik çok çıkıyor. Şimdi ne çıkıyor peki ağırlıklı? İnkılapçılık, devletçilik ve hakçılık. Yani Atatürk'ün size bir sözü verildiği takdirde Evet. üçünden de de sorabilir. Yani cumhuriyetçilikten de sorabilir ama basit olur. Ha ÖSYM'deki profesör kardeşim çok basit olsun bu soruyu çocuklar çözsün diyorsa ya laiklik sorar. Doğru mu? Ya milliyetçilik sorar ya da cumhuriyetçilik. Ama ben biraz zorlaştırayım biraz fark anlamışlar mı derse üç ilkeden Atatürk'ün sözünü daha çok soruyorlar. Bir inkılapçılık 2 halkçılık. 3 neymiş? Evet, anlaşıldı bütün mevzu Merve. O zaman 4 tane soru tipiyle karşı karşıyasınız. O yüzden biz her soru tipini muhakkak ki eee soru bankamızın içinde yer alıyor. Soru bankası da aynı soruların bir benzerine denk gelebilirsiniz ama soru stili farklıdır. Stil çok önemli. Çünkü stil sınavdan önce o stille ilgili soru çözmezsen sınavda ne oluyor biliyor musun? Ya adam şuradan şurayı gösteriyor. Yapamıyorsun kardeşim. Çünkü stillere alışmışsın. Hangi sile? Düz sil. Boş doldurma var mı kitaplarda? Yok. Adam bir ton yayın geliyor kardeşim. Hepsini inceliyorum yani. Adam 2024'te boş doldurma sormuş. Yok değinilmiştir sorusu var. O da yok. Eski basınlar basıp basıp yolluyorlar. Bu öyle olmaz. Bu KPS çok ciddi bir iş. Bir puanla atananı, bir daha fazla puan alanla istediği yeri, evinin dibini bir puanı eksik alıp da atanamayan diyor. Bir puanı bırak. Sıfır küsatlarla kaçıranlar olacak. Unutma senin elinde bir tek güç var. O da KPS puanı yüksek tutmak. Başka bir güç yok. Ondan harç bütün güç devletinde atama yapmak, atamaya karar vermek, atama zamanını belirlemek. Anlaşıldı mı? Sen sendeki gücü keşfet. Ben bunu istiyorum. Hedeflerini 75 85 tutma ya. Yükselt kendini. E hocam ben ebeyim. 65 tanıyorum. Ya 65 atanıyorsun ebe kardeşim de. E sen 85 alsan ne olur? İlk tercihine birinci yerine gidersin. Niye öyle düşünüyorsun hayatı? Hayalleri şey kurmayın. Çok böyle naif kurmayın. Çok naif kuruyorsunuz. Biraz yüksek kurun yani. Çok naif hayaller. Bakıyorum. Atansan bana yeter. Hocam beni nereye sürerlerse sürsünler ya. Tamam da kardeşim ondan sonra da gidiyorsunuz bir yıl sonra oradan geri gelebilmek için 50.000 tane torpil aramak zorunda kalıyorsunuz. Arkadaşlar şimdi beni söylettirmeyin. Vatanımıza, bayrağımızın her yerine gitmeye hazırsınız. Doğru mu? Şimdi ben sizi sınava sokmadan hepiniz atsam ne olur? Ama ben belirleyeceğim yerleri. Hiçbirinize de yok demezsiniz kum. Ama bir yıl sonra ne oluyor hocam? Ben buradan gitmek istiyorum hocam. E neden? E çünkü kendi elindeki gücün ne yapmamışsın? Kullanmamışsın. Puan almamışsın. Puan alacak bak 9 ayın var sınava 10 ayın var. Yapma gözünü seveyim. Biz öğrencinin önce kendisinin puan almasını istiyoruz. Ver bakalım. Şimdi sadece mavi bez burası. Tamam mı? Buraya öğrenciler yazsın. Tek inkılap, tek ilke. Örnek bir tane vereyim. 1926 yılında çıkarılan kabotaj kanunu hangi ilkedir? Lan başka ilkesi yok ki. Sadece milliyetçilik. Anlaşıldı mı? Mesela en çok çıkanlardan biri Kabataşsın. Birazdan yazacağım. Hazır mıyız? Merve Murat sen de hazır mısın? Hazırız hocam. Hadi bakalım. Şimdi gelelim buraya. Tesisatla söyledik. Devam et bakalım. Kabotaj kanunu kabul edilerek kabotaj kanununun kabul edilmesi yeterli. Kabul edilmesi. Beraber yapalım. Eskiden Osmanlı Devleti yük ve yolcu taşıma hakkı hangi devlete kapitülasyon veriyorsa ona devlete aittir. Yük ve yolcu taşıma hakkı. Dikkat yani boğazda karşıdan karşıya geçiyorsun. Çanakkale'de geziniyorsun. İstanbul Marmara Denizi'de geziniyorsun. Hepsini kim işletiyormuş? Yabancılar. Mustafa Kemal ne yaptı? Yük ve yolcu taşıma hakkını sadece Türk şirketlerine verdi. Kabotaj bayramı diye. Bayram var bu ülkede ya. Bayram var. Duyuyorsun değil mi haberlerde. Kabotaj bayramının bilmem kaçıncı yılı. 2026'da 100. yılına giriyor. Doğru mu? 100 yıl. 100 yıldır bu topraklarda insanlar Türk şirketleri bu kanun sayesinde ne yapmıştır? kapitülasyonlardaki denizlerdeki kapitülasyonlardan kurtulmuştur. Dikkat bizim 1923'te kapitülasyonları kaldırsak dahi kapitülasyonların kaldırmasını güçlendiren kapitülasyonların kaldırılmasını tamamlayan gelişme nedir diye sorarlarsa cevap neymiş? Kabotaj kanunu. Peki ben bir şeyi sadece Türk milletine veriyorsam Merve nedir? Milliyetçiliktir. Anlaşıldı mı? Var mı sıkıntı? O yüzden teklidir. Başka hiçbir ilkede yoktur. O yüzden soruya da en müsait yerlerden biri kabotajtır. Devam. Türk parasını koruma kanunu. Türk parasını koruma kanunu. Oo, bu da çok güzel bir kanundur aslında. Türk parasını koruma kanunu derken bir cismen koruma. Yani yırtmak, etmek, eee, herhangi farklı faaliyetlerde bulunmak, tuvalet kağıdı benzeri yapmak. Çünkü Amerika'da falan hiç önemi olmadığı için şey bayrağı orada bayrak var. Orada Atatürk var. Orada bir Türk büyüğümüzün bu memlekete hizmet etmiş bir vatan evladının resimleri var. Türk paralarında tek Osmanlı padişahı kullanmıştır şimdiye kadar. O da Fatih Sultan Mehmet'tir. 1000 liranın üzerine kullanmıştır. Türk parasını korumak kanunundan kasteden iki şeydir. Bir parayı cismen korumaktır. Yani yırtılmasına edilmesine. Ama bizim paralarımız çok kötü kardeşim. Kim ne derse desin dünyanın dört bir tarafında paralar geliyor. Bakıyorsun ya şöyle buruşturuyorsun atıyorsun para düzeni veriyor ya. Bizimki kadar büyük değil milletin parası. Daha ufak. Daha ufak. Ya belki de onun psikolojik etkisi olur diye mi ufaltmıyorlar? Ne yapıyorlar? Zaten 200 liranın üzerine 500 lira çıkartmadıkları sürece ve 1.000 lira çıkartmadıkları sürece inanılmaz derecede 200 liranın hiçbir değeri yok. Türk parasını koruma kanunu bugün var. Türk barasını koruyan yok. Yok kardeşim. En ufacık bir tane poşet alayım. 1.000 la 2.000 la. Yaşamıyorsunuz mu? Hepiniz yaşıyorsunuz. O yüzden milletin en yüksek paralarıyla bak ben ölçüm şudur. Amerikan doları kaç ladın? Amerikan doları 1000 dolar vardır ama onu anca şeylerde bankalar arasında kullan dolardır. Merve Amerika'da en çok kullanılan dolar ise 1 dolarla 5 dolardır veya 10 dolardır en fazla. Yani düşünebiliyor musun 20 50 dolar ve 100 dolar çok büyük rakamlar 100 dolarla ne alıyorsun? Onların en büyük para birimini. Benim en büyük para birimimle ne alıyorsun? Biraz da bu mantıktan bak. Kanada doları efendim euro işte Sterlin dediğimiz değil mi? İst franga ya. Ben buna biraz bakıyorum. Yoksa eee Türkiye'de bir 500 liraya ihtiyaç var mı? Kesinlikle var. 1.000 liraya ihtiyaç var mı? Kesinlikle var arkadaşlar. Bu bir gerçek. Evet. Şimdi Türk parasını anladık mı? Mesela zamanında sizler de biliyorsunuz ki belki çok eskiler hatırlar. Avşar şov vardı. Öyle anlatayım. Ü Avşar'ın programı. Mesela bir balon vardı. Balon eee bizim bildiğimiz Türk bayrağı balonu gibi düşünebilirsiniz. tekmeledi diye hakkında soruşturma açıldı. Mesela şey anlamında söylüyorum. Mesela Türk parasını koruma kanunuyla alakalı en büyük olaylardan bir tanesi de belki orada balon olayı olarak bakabilirsiniz ama mesela Türk parasıyla alakalı en bilineni söylüyorum. İngilizler buraya geldi. Le United Galatasaray maçının arkasındaki o olaylı maçlar var ya hani bir dönerciler mönerciler kapıştı. Birçok İngiliz tarafları burada öldürüldü möldürüldü 50 tane olay yaşandı. İstanbul'da bakın polis çok sabırlı davrandı. Sabırlı davrandı. Sabırlı davrandı ama bir tanesi Türk parasını çıkarttı. Otobüsün içinde yaktı. Döndü. Bir tanesi de farklı farklı şeyler yapmaya kalkınca o zamana kadar sabreden polis coplarla içeri bir daldı. O parayı onların elinden aldı. Çünkü o paraya o kadar çok ehemmiyet veriyordu ki Türkiye devletimiz ama tabii ki para kalitesizleşti. demir kalitesizleşti. Atıyor diyorlar ya 1 liranın maliyeti şu kadar bile 1 lira bile etmiyor falan. Birçok mevzu var. Ama eskiden ben çok net hatırlıyorum. Bizim parayla olan ilişkilerimizde hani para yırtılır hemen onu yapıştırma en şekilde yapmak falan ne bileyim para Merkez Bankasına değiştiriliyordu. Bir hala da var da günümüzde. Biz sanki eee paramızı mı daha çok koruyan bir nesillik bilmiyorum. Bana öyle geliyor. Tabii ki şu an millette para olsa koruyacak da onu da koruyamıyor öğrenci de hani olsa ne hani korursun değil mi Merveciğim? Bulamıyoruz. Pamuklara saracağım diyorsun. Evet. Türk parasını koruma kanunu mesela iki tane hepimizin bildiği var. Türk tarih kurumun açılması ve Türk dil kurumunun açılması. Bunları yeri gelince nerede söyleyeceğim? Zaten ıslahat şey inkılaplar kısmında zaten neden açıldığını, kim açtı, neden açıldı hepsini anlatacağım. Kafada ne var zaten? Biri tarihimizi araştırıyor, birisi dili. O zaman milliyetçilik. Evet. Bundan sonrakiler eee soru olarak gelecek tarzda değil ama söyle bakalım başl. Koruyucu gümrük yasası kabul edilmesi koruyucu gümrük yasasının kabul edilmesi. Gümrük yasasının kabul edilmesi. Yani ithalattaki vergilerin arttırılması. Böylelikle yerli tüccar dediğimiz Türk tüccarının korunması. Devam. Reji idaresi millileştirmesi reji idaresinin millileştirilmesi. Değerli arkadaşlar hemen anlatayım. Reji idaresi bu reji idaresi Osman Devlet'te de vardı. Hatta ben size bir kanun anlatmıştım. Hatırlıyor musun? Meni müşkiraat. E sarhoşuk veren maddelerin içi eee satımının yasaklanması. Çünkü biz onu nereden alıyoruz? Tekel adı verilen rejiden alıyoruz. Peki tekel adı verilen rejiden alınca onun parası da İngiltere' Fransa'ya gidiyordu. Neden? Çünkü Düğünü Umumiye idaresi bunlara el koymuştu. O yüzden reji idaresini ben millileştirsem ne olur? Yerli şirketlere vereceğim bundan sonra veya devlet kendi hizmetini alacak. O zaman millileştirme kelimesi de hem milliyetçiliğe hem de devletçiliğe girer. Mesela Adana Mersin demir yollarının millileştirmesi hem devletçiliğe girer hem de neye girer? Milliyetçiliğe. Devam. Demir yolları ulusallaştırıldı. Demir yol millileştirilmesi öyle yazın. Ya da ulusallaştırması aynı kelime. Evet. Yeni Türk harfleri kabul edildi. Şimdi buraya dikkat. Bu çok kritik. Yeni Türk harflerinin kabul edilmesi. Arkadaşlar ben buna değineceğim inkılaplarda ama şunu bilin şimdiden. Latin alfabesini almak derse olmaz. Çünkü Latin bize ait olan bir şeydi. Bize ait olan bir şeyde mililik aranmaz. Ama ben içindeki onun kullanmadığım Q'yu başka efendim şeyi W'yu bir tane daha ver ve X'i ben bunları alfabeden çıkarırım. Benim kendime olarak Türkçe sözcüklerim Ç, yumuşak g, i, ü, şi, ö gibi kelimeler, harfler koyarsam alfabeyi Türkçeleştiriyorum. O yüzden sınavda bana Latin alfabesi derse milliyetçiliğe alamazsınız. Ne demesi lazım? Heh. Anlaşıldı mı bütün durum? Türk Medeni Kanunu o zaman nedir? Evet. Ben isteden almışımdır. Kendimi uyarlamışımdır. O yüzden mesela o da ne oluyor? Türk Medeni Kanunu başta Türk kelimesi geçtiğinden dolayı neymiş? Milliyetçiliğe de girer. Devam. Türkçe sözlük hazırlanması. Türkçe sözlük hazırlanması. Evet. Başka? Merkez bankasının kurulması. Merkez bankası kurulması. Para basmaya yetkili banka. Doğru mu? Ne basıyor? Türk parası basıyor. O zaman Merkez Bankası'nın kurulması da hem neye girer? Devletçiliğe hem de Evet. anahtar kelimeleri söyle bakın. Ben Atatürk'ün sözlerinin içinde neler arayacağım? Ulusal bağımsızlık. Ulusal bağımsızlık. Evet. Birlik ve beraberlik. Birlik ve beraberlik. Evet. Milli benlik. Milli benlik. Milli bilinç. Doğru mu? Milli benlik. Milli bilinç. Evet. Var mı başka? Milli kültür. Milli kültür. Güzel. Ortak dil ve tarih. Ortak dil ve tarih. Ortak vatan. Dil ve tarih. Ortak vatan. Evet. Musa'ın çok ünlü sözleri var. Zaten ben bu konuyu işlerken sizler de yanda görüyorsunuz. O milliyetçil ha önemli sözde. Çünkü bu sözlerden geliyor arkadaşlar sınav soruları. O yüzden şimdiden söze biraz alışalım.

Geldim devletçiliğe. Bir kere eskiden yıllarca bütün sınava giren öğrencilerimizin yaptığı en büyük hatayı söylüyorum. Şimdi Merve, YouTube'dakileri iyi dinleyin. Yukarıya ü tane inkılap veriyordu ya. Hangisi devletçilikle alakalı diyordu. Bilenle bilmeyenle arasındaki hemen farkı anlatıyorum. KPS öylesine giren bir öğrenci. Ulan zaten bunların hepsini devletçilik yapıyor. Yapıştır devletçilik. L öyle olur mu? Devletçilik bir ekonomik ilkenin adıdır. Özel sektörün yetmediği yerlerde devletin fabrika kurması, devletin işçi alması, devletin toprak tahsis etmesi gibi devletin ekonomiye müdahalesine biz devletçilik denir. Günümüzde değerli arkadaşlar devletleştirme yoktur. Özelleştirme vardır. Doğru mu? Devlet kurumları özelleştirme yapılıyor günümüzde. Eskiden ne varmış peki? Devletleştirme. Adana Mersin Demir Yollarının millileştirilmesi orada ne? Devletleştirilmesi. O yüzden kafanızı şuna çalıştıracaksınız. Ekonomi ile ilgili hemen hemen gördüğüm her şey neyle alakalıymış? Devletçilikle alakalı. Bu kadar basit. O zaman ben ekonomi, para, ana para, sermaye, bu tür kelimeler görürsem anahtar kelimeleri Mustafa Kemal Atatürk'ün zamanında ben devletçilik yapacağım. Önce anahtar kelimeler söyle bakalım. Devlet planlaması. Devlet planlaması. Evet. Karma ekonomi. Karma ekonomi. Evet. Devlet yatırımları. Devlet yatırımları. Bir saniye. Evet. Milli kalkınma. Milli kalkınma. Bu tür kelimeler gördüğümüz zaman. Evet. Ekonomik refah. Ekonomik refah. Evet. Devlet bankaları. Devlet bankaları. Özel bankalar olmaz. Dçilik olmaz. Evet. Sermaye. Sermaye. Evet. Devlet fabrikaları. Devlet fabrikaları. Arkadaşlar günümüzde gördüğümüz çoğu fabrika eskiden devlete aitti. Sizler de biliyorsunuz ki ama özelleştirildi. Başta tekel olmak üzere değil mi? İşte ne bileyim Paşabahçe'dir. Atıyorum Ereli Demir Çelikir, Kardemir Demirçeliktir. Birçok fabrika Mustafa Kemal Atatürkü zamanında devletin ama şimdi bir şahsın veya şirketin ya da bir holdingin. Doğru mu? Ha eskiden devletleştirme var. Şu an ise özelleştirme. Aradaki fark bu. Peki devletçilikteki en önemli şeylerden bir tanesi tabii ki ülkemizde İzmir İktisat Kongresi'nin yapılmasıyla beraber Misa iktisadi kararlarının alınması. Ardına değerli arkadaşlarım 1923'te eee sonucunda yani sonrasında devletin karma ekonomik sisteme geçmesi. Hem devletçilik var hem özel sektöre teşvik. Ardından da 1930 yılından itibaren 1929 dünya ekonomik krizinin getirdiği etkilerden dolayı artık özel sektörün elinde para yok. Yeterli derecede sermaye yok. Yeterli derecede işi anlayan işçi yok. Bunun üzerine ülke 1929 Dünya Ekonomik Krizinden sonra neye girmiştir? Devletçilik ilkesini uygulamaya girmiştir. Yani uygulamaya koymuştur. Anlaştık mı? Devletçilik tamamen ne zaman uygulanıyor? 1930'lardan sonra. Onu nasıl uyguluyor? 1 5 yıllık kalkınma sanayi planı. 2 5 yıllık kalkınma sanayi planlarını ortaya koyuyor. Birincisi ve ikincisini koyması zaten devletçilik. Devlete ait fabrika açılması devletçilik. Devlete ait banka açılması devletçilik. Doğru mu? Hadi bir yazalım o zaman. gerekir. Başlı iktisat topl. Evet. Devam var mı? İzmir İktisat Kongresi'nin toplanması. Devletin işçiye, çiftçiye yol göstermesi. Devam. eee, misak-ı iktisadi kararı kabul edilir. Misak-ı iktisadi kararlarının kabul edilmesi. Kararlarının kabul edilmesi. Bak hep neyle alakalı? Fark ettiniz mi? Ekonomiyile alakalı. Evet. 5 yıllık sanayi 1 5 yıllık kalkınma. Bunu kalkınma plan diyen var. Kalkınma sanayi diyen var. Sanayi diyen var arkadaşlar. Bunu iktisat işletme okuyan arkadaşlar farklı bizler farklı anlatıyoruz haberi olsun ama böyle geliyor. 1 5 yıllık kalkınma sanayi plan diye de geliyor bazen. Planının hazırlanması. Tamam fark etmez. Devam et. 2 yı sanayi plan 2 5 yıllık kalkınma sanayi planının hazırlanması. Devam. Devlet bankalarının kurması. Devlet bankalarının kurulması. Var mı bana birkaç tane devlet bankası? Söyle Merve. Yazdırdım hocam. Mer kurul. Bir sonrakinde mi? Bir sonrak Sümerbank. Evet. Başka. Etibank. Başka? Merkez. Sonra mı? Bak. Hayır. Hayır. Aşağı aşağı gidiyor muyum? Aşağı aşağı gidiyor. Şu Sümerbank kuruldu mu? Sümerbank kuruldu. Tek mi yani? Tamam. Sen onu bana söylemen lazım. Sümerbank'ın kurulması. Devam. Diyarbakın kurulması. Eti Bank'ın kurulması. Maden İşletmeciliği. Evet. Merkez Bankası'nın kurulması. Merkez Bankası'nın kurulması çok önemli bizim için. Para politikalarını belirleyen banka. Evet. Ve şey, para basmaya yetkili banka. Merkez Bankası'ın kurulması. Evet. Çubuk Barajının inşası. Çubuk barajının inşası. Çubuk barajının inşa edilmesi. Evet. Elektrik işleri etü. Elektrik işleri etüdü. Günümüze ne oluyor kız bu? Tedaş elektrik işleri etüt idaresinin kurulması. Evet. Sanayi kanunu kabul ed şimdi dur burası sıkıntılı işte bir yazayım önce sonra en sonunda bununla ilgili bir açıklama yapacağım. Teşkil sanayi kanunuunun kabul edilmesi. Bunu anlatacağım. Bu bir kalsın. Şimdi diğerlerini söyle. Kitlerin kurulması. Bu Musta Kemal zamanında değildir. Daha sonradır. Devam. Karabük Demirik Fabrikasın. Karabük Demir Çelik Fabrikasının açılması. Evet. Devam et. Maden tetkik araba kısaltılması MTA'nın kurulması. Evet. Son madde. Aşevi. Çocuk evi. Evet. Çocuk yuvalarının açılması. Mesela devlet bugün kreş açıyor. Mesela Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı kreşler var. Doğru mu? O zaman devletçilik yok. Hala devletçilik var mı ülkemizde? Kısmi alanlarda uygulanıyor ama büyük sanayi yatırımları artık özelleştirmiş faktik bir en önemli mevzuya. Şu, bunu zamanında size anlatacağım tekrardan ama şunu şimdiden bilin arkadaşlar. Teşki Sanayi Kanunua ÖSYM'nin hala kafası çok karışık. Kanunu baştan sona okuyorum. Bu arada bu kanun 1913 yılında İtal Terakki zamanındaki kanunun değiştirilmiş ve geliştirilmiş halir. Yani Enver Paşain zamanında çıkarılan bir kanun Mustafa Kemal zamanında 1927 tarihinde çıkarılır. Amaç şudur. eee sanayici teşvik kanunudur. Burada ne vardı? sanayi kuracaklara devlet tarafından arsa tahsis edilmesi, vergi kolaylığı getirilmesi gibi, fabrika kuruluna destek gibi veya işte demir yolları ulaşımında ulaşacak kişiye, fabrikaya gidecek kişiye bilet indirimi yapılması gibi devletin özel sektörü neyi vardır burada? Yapımını kolaylaştıracak. O zaman bu mantıken devletçilik tam olmaz. Ha maddelerini okuduğumuz zaman bağ devletçilik gibi geliyor. Niye? Çünkü her şey devlet veriyor. Ama burada amaç ne? Amaç özel sektörün kalkınması. O yüzden dikkat. Bir sınavda devletçilik olarak aldı, bir sınavda almadı. Anladın? O yüzden soruya bakmanız lazım. Yani soru çok net şekilde teşkil sanayi kanunu olursa yapabilirsiniz. Yani teşkik sanayi kanunu aşağıda verilen hangi Atatürk ilkesinin daha çok iler? Devletçilik. Bu hala belli. Mesela bir gelen sınav sorusu şöyleydi. O soruyu bir yazayım önce. Bir mesela eee saltanatın kaldırılması yana ne vermiş Merve? Laiklik. 2. Medeni kanunun kabul edilmesi karşısına ne vermiş mesela? Halkçılık. Doğru mu? 3. Teşki sanayi kanunuunun karşısına ne vermiş? Devletçilik. Tamam. İşte 4. Soyadı kanunu demiş. Tamam mı? Halkçılık. Yukarıda verilenlerden hangileri yanlıştır demiş. E tamam da kardeşim bu doğru. E bu da doğru. Ve bu da doğru. O zaman bir şey yanlış olacak. Burada net yanlış olan mantıken ne olmuş oluyor? Bu gelen sınav sorusu böyleydi. O yüzden bu tür sınav sorularında seçeneklerinde gitmek zorunda kalabileceğiniz günler olacak o sınavlarda. Çünkü çok itiraz noktası var. Hangi gözden bakıyors? Devlet gözünden bakarsan. Devlet gözünden özel sektöre yatırım. Ama karşı taraftan bakarsam, ben bakarsam, aa devletimiz ne kadar Allah razı olsun bana fabrika için arsa veriyor. Bak fabrika yapmıyor ama onu teşvik edecek bir ne veriyor değerli arkadaşlarım? Toprak veriyor, arsa veriyor, vergide kolaylık sağlıyor. Ha ne taraftan baktığına da biraz bağlı. O yüzden ben teşvik sanayi kanun direkt olarak devletçilik değil, diyerek olarak da devletçilik diyemiyorum ama devletin tüm mantığını söylüyorum. Amaç özel sektör insanlarına gelin yatırım yapın. Bak devlet sizin arkanızda bak bunları bunları bu imkanları size veriyor demektir. Bütün devletin amacı özel sektöre teşviktir. O yüzden devletçiliğe alınmaması bu soruda doğrudur. Çünkü diğerlerini doğru kabul ettiği için. Anlaştık mı? Bir sınav sorusunda ise teşki sanayi kanunu aşağıda verilen hangi Atatürk ilkesie daha çok ilişkilidir? Cevap devletçilik. Hadi bakalım. Buyur. İşte böyle zamanında kimsenin böyle itiraz etmediği zamanlar oluyor. Daha sınavların yeni olduğu zamanlar, milletin daha az girdiği zamanlar var ya veya kaymakamlık gibi, hakimlik gibi daha az sınavlarda yani daha az kişinin girdiği sınavlarda çok daha rahat hatalar yapılabiliyor. İtiraz eden de olmuyor. Ets başına dert alacak. Acaba mülakatla benim önüme çıkar mı? E hakimliklerde bir de mülakat var. Türk diyor ki ben itiraz etsem ne olacak hocam? Şim çıktı diyor benim önüme diyor. Ne yapacağım ben diyor veya İBBF'ler yani kariyer merkezi sınavlarda e onlarda da aynı kaç gene mülakata giriyorlar. O yüzden çocuklar bir de dünya hali önümüze çıkar korkusuyla haksız olunan bir şeye haklı oldukları halde bile itiraz edemez. Sen ben niye itiraz ed? Ben niye sınava gidiyorum? Ben her sene KPSS'ye gidiyorum. Kimin için giriyorum? Sizler için. Soru yanlış olur da o soruya itiraz edebilmek için. Niye Ankara'da yaşıyorum? Hemen gidiyorum burada soğut özünde ÖSYM yanlışlığın hangi yanlış olduklarıyla alakalı bir her birinde bir bedeli var. O bedeli yatırıyorum. Soruya itiraz ediyorum. Bak geçen seneki Misak Milli sorusuna itiraz ettik. Cevap neydi? Bak değiştirmek zorunda kaldım. Hakkınızı koruyoruz. Yoksa ben niye sınava gidim? Sınavdan sonra bana zaten bütün öğrenciler yazıyor. Hocam su çıktı bu çıktı. Ama ben onu bir sizin sınav heyecanınızı göreyim. Çünkü sınıfa giriyorum. Sınıfta herkes tanıyor. Bir mutlu oluyorlar. E çok gergin bir ortam. Kolay değil ki kardeşim. Oturuyorum onlara bakıyorum neler yaptıkları. Mesela tarihe geliyorlar. Eee mesela sağımdaki solumdaki mesela bilindik bir şey çok üstüne varmışım mesela oksızlık sorusu. L birinci soru da ya onu gelmiş hemen bana bakıyor mesela gülüyor çünkü mutlu oluyor çocuk. Okula gidiyorum okul çıkışında bekliyorum. Öğrenciler zaten sürekli hocam bu neydi? Bu neydi? Bu neydi? Çünkü hatırlamak çok zor. Türkçe yap, matematik yap, önüne gel. Tarih, sonra coğrafya vatandaşlık yap. Sonra ne oluyor? E tarihte Osman mıydı, Orhan mıydı? 1. Murat mıydı? Anlatabili padişahlar bile karışıyor. Sınavdan çıkıyor öğrenci. Bir kelime tarihte çok önemlidir. Bir kelime dahil. O kelimeyi oraya verilip verilmemesi bile ne kadar çok etkili. O yüzden bu sınavlara girmemizin temel sebebi hem soruları görmek, sorulardan sonra hemen canlı yayın ÖSYM'den önce cevapları açıklamak hem de değerli arkadaşlarım bir soruda hata varsa itiraz etmek. Kimin leyine tabii bu? Sizin leyiniz. Anlaştık mı? O yüzden Teşkis Sanayi Kanunu biraz sıkıntılı bir kanun. Şimdilik buraya yazıyorum. Neymiş şimdilik? Ama bu neye göre değişecekmiş? Soruya göre değişecek. Çıkan sınav soruları maalesef ki bire bir eşit. Yani eşit olduğu için direkt ona şey de diyemim. Nasıl bir şeymiş Merve bu ya? Ana vallahi ya. Evet burası tamam mı? Güzel.

Şimdi inkılapın en kolay ilke. Söyleyim mi? La ben onu başlıım ne? Atatürk inkılapları zaten genel başlıım. Peki yapılan her şey inkılap mı? Evet. İnkılap ne demek? Yerine koymak. Bir şeyin eskisini kullanmayı bırakıp yenisini kullanmaya başlamak. Yenisini örmek, yenisini koymak ve bu yenisini yaparken de arkadaşlar yerine koymaktır. Mesela medreselerin kapatılıp yerine yerine ilahiyat fakültelerinin açılması neymiş? Modernik var mı burada? Var. O zaman ne oluyor bunun adı? İnkılap sanayi nefse mektebinin kapatılıp yerine güzel sanatlar fakültı. O zaman hangi kelimeye dikkat edeceğiz? Yerine kesin kaldırıp şapka getirin. İnkılapçı zaten konumuzun hepsi inkılapçı. Bunların hepsi inkılap. Ama ÖSYM inkılabı size şöyle yap. Hocam diyor Atatürk'ün bir sözünü veririm.

Genelde soru öyle gelir. İnkılapçılar sözünü verir. Atatürk orada ilerlemeden, çağdaşlaşmadan, batıdaki refah düzeyine ulaşmaktan işte aynı işte metreyi kullanabilmek, aynı enazeyi yerine işte kiloyu kullanabilmek işte aynı hafta sonu tatilini birlikte yapabilmek.

Batı ile bir uyum var zaten. İnkılapçılığa dikkat edelim. Batıyla birlikte bir uyum vardır burada. Batının işte eee tatil günüse sen de o tatil gününe çekiyorsun. Veya batının neyle alakalıdır mesela? Kilogram. E sen ne kullanıyordu? Kilo yerine 50.000 tane şey kullan. Her bölgede de farklıydı yani. Anlaşıldı mı durum? Özellikle batıdaki ticari ilişkileri kolaylaştırmak için yapılmıştır. Bu bir. İki, inkılapçılık yerine kelimesi çok kıymetlidir. ÖSYM, yerine, ilerleşme, ilerleşme diyor. İlerleme ve çağdaşlaşma kelimeleri üzerine Mustafa Kemal'in lafını verir. Doğru mu? Hadi bir yazalım. Önce anahtar kelimedir. Söyle.

>> Sürekli değişim ilerlemel.

>> Sürekli değişim ve iler.

>> Geriye hiç bakmama.

>> Geriye hiç bakmama var mı bizde bu? Yok. [kahkaha] Devam. Kesin biri gelir hatırlatır çünkü.

>> Modern ya da modernleşme diyelim.

>> Modernleşme. Evet.

>> Muasırlaşma.

>> Muasır medeniyetler seviyesi diyoruz ya. Muasırlaşma. Evet.

>> Yerine kelime.

>> Evet. Bu çok kıymetli. Yerine kelimesi. Tamam. Evet.

>> Çağdaşlaşma ve batılılaşma.

>> Bu da çok çağdaşlaşma ve batılılaşma. Evet.

>> Dinamik yapı.

>> Dinamizm. Doğru mu?

>> Dinamik yapı veya dinamizm. Evet.

>> Yenik.

>> Yenilik. Bir kalem verir misiniz? Ver bakalım. Hadi beraber yapalım. Bak beraber yapalım. Sanayi nefse mektebin kurulması kaldırılmasının yerine neymiş derçe güzel sanatlar fakültesinin kurulu fesin kaldırıp şapkanın getirmesi. Darüfünün kaldırıp İstanbul Üniversitesi'nin kurulması anlaşıldı mı mesela? Yerine yerine yerine bir şey bir şeyin yerine kuruluyorsa bu neymiş kardeşim? İnkılapçılık ıslahattan farkı ney? Hemen anlatıvereyim. Burası Osmanlı Devleti'nde benim hocam medresesi olsun. Benim hocam medresesi. Kapattım. Benim hocam üniversite ne olur o zaman? İnkılap yaparım. Islahat ne biliyor musun? Tahtayı değiştirmem. Kalemi değiştirmem. Kalemin mürekkebini değiştirmem. Tamam. Bunların hepsi neymiş? Islahat. O zaman benim hocam ağırlıklı olarak Murat kardeşimiz ve sosyal medya ekibimiz genellikle ne yapıyor burada? Isıat. [kahkaha] Ben daha hiç inılap görmedim benim hocamda. Doğru mu Murat? Tahtanın takozu yok daha. O yüzden mesela tahtaya takoz koyarsak. Bunun adı ne? Is tahtayı komple kaldırdım. Akıllı tahta. Uvır zıvır. Yeni modern bir şey kurdum. İnkılap kökten değişim. Hadi başla bakalım. İnkılapçılı örnekler var.

>> Saltanatın kaldırı.

>> Saltanatın kaldırılıp bak şöyle yazabilir miyiz mesela? Kaldırılıp yerine cumhuriyetin ilan edilmesi olabilir mi?

>> Cumhuriyetin ilan edilmesi. Bak yerine devam.

>> Diğer maddemin cumhuriyetin ilan edilmesi.

>> Tamam devam edelim. 2. maddeye geç.

>> Şapka kanununun kabul edilmesi.

>> Şapkanın kabul edilmesi. Neyin yerine? Tabii ki yerine. Evet. Devam.

>> Ölçü tartı birimlerinin değiştirilmesi.

>> Ölçü tartı birimlerinin değiştirilmesi. Birimlerinin değiştirilmesi. Yanda bir şey yazıyor mu?

>> Heh. Şimdi buraya dikkat. Metrik sistem. Şimdi metreden aklınıza gelsin. Ben öyle anlatayım. Metre. Esen metre kullanmıyor ki. Kaç arşın? Kaç kulaş? Kaç ayak, kaç adım? Hala günümüzde sayıyor muyuz öyle? Saymayan var mı? Birenin ölçüsünü alacağız. Böyle var mı? Var kardeşim. Hala yapmıyor muyuz ya? Adım adım. Fayansa da güvenmiyor kardeşim. Bu fayans 60 cm değil mi? 60'la 10u çarpıyorum. 60 6 metre yok di. Ben bir bakayım adım sayım lan memlekette adım. Bir tane alçımancı dayı var ya dekorasyoncu biliyor musun? Yukarıdan şey alıyor. Şöyle alıyor. Adam onu oraya koyuyor da tekrardan çizip oraya koyuyor. Yani bu memlekette ölçüyle alakalı. Mesela hiç aranız nasıl ölçüyle? Benim babam mimar olduğundan dolayı herhalde bana oradan geçmiş. Efendim?

>> Senin çok kötü mesela. Bir yap bakayım 10 saat. Hani metre yapıyorlar ya. Metreyle bir getir bakayım metre. Şey ver bakayım. Dur Merve'ye ben bir yapayım. At at at at at at at at at. lazım. Merve 20 cm çek bakayım. Hadi ben bir göreyim bakmadan bir 20 cm. Bravo sana ver bakayım. Bak bırak bakmayacağım. Dur. Evet Merve çekti hatta 26 cm tam 26 cm farkım var. Şimdi bana çekle bakın şöyle ben tutuyorum. Önemli değil.

>> Sen öğrenc görmüş oluyor. Söyle. Kaç santimsin?

>> 15 çekiyorsun. Şu kaç?

>> 14 falan.

>> Bakayım bir. Tuttum.

>> Tam 14.3 cm gibi bir şey. İyi değil mi?

>> 6 cmden iyidir. Bir daha yapalım. Söyle.

>> 20 hocam.

>> 20 mi? Bu

>> 19.

>> 19 mu? E 1 cm. 1 cm kayıyors. İyi gene. İyi canım. Var ustalara yaptırıyorlar. Evet. Metreden aklınıza gelecek. Metrik sistem. Unutmayalım değerli arkadaşlarım önemlidir. Çünkü metre gelmiştir diğer birimlerin yerine. Litre, kilo, kilogram. E bunların hepsi gram. Bunların hepsi gelmiştir. Eskiden kullanılan tartı bilimleri her bölgede değişiyor. Mesela kile diyorsun. Bu kile dediğiniz şey bölgeden bölgeye bile fark ediyor. Yani İstanbul'daki kile ölçümüyle atıyorum şey kile ağırlığıyla burada kile ağırlığı aynı değil. O yüzden hepsini bir araya getirdik. Ölçü tartı bilimlerini bir araya getirdik. Bunun genel adı neymiş? Metik nereden akla gelecek? Metdeden. O yüzden bu neymiş? Eskinin yerine yeni bir şey getirmesi olduğu için cevap ne?

>> Cevap inkılap çıktı. Devam.

>> Miladi takvidir.

>> Bak şöyle yaz bak şöyle yazsak daha iyi olur. Bak Merve Bey yerine yapacağız ya hep mesela hicri takvimin yerine. Doğru mu? Öyle yazan daha mantıklı olur. Hicri takvimin yerine ne getirilmesiymiş? Miladi takvimin getirmesi. Miladi takvimin getirmesi. Burada ne vardır ağırlıklı? Batıyla uyum vardır. Çünkü hicri takvinde ne var? Cuma tatili. Doğru mu? Perşembe öğleden sonra ve cuma tatili. Şeylerde ne var? Cumartesi veya Yahudilerde işte atıyorum cumartesi pazarlar bunlar. E böyle olunca ne oluyor? Ticarette dört gün kaybolur. Gümreye geliyordu birçok malzeme. Cuma günü tatil olduğundan dolayı içeri giremiyordu. O yüzden biz de dünyaya uyum sağlamak adına hicri takmayı miladiye geçtik. aynı olsun diye 10 günlük fark var ya. Onu sadece fark ettiniz mi? Dini günlerde kullanıyoruz. Ayrıca saatte yaptık. Ayrıca takvimde yaptık. Doğru mu?

>> 1 Ocak'a yılbaşı belirledik falan filan. Birçok şey var. Evet. Devam edelim bakalım.

>> Hafta tatili cumadan pazar alın.

>> Bu olay hafta tatilinin nereden alınması? Cumadan pazara alınması. Bu arada Musta Kemal ilk başta bunu 1924'te cumaya almıştır. 1935'te pazar almıştır. Milli eee bayramlar ve tatiller kanunuyla. Tamam. Devam.

>> Evet. Şöyle yapalım. Alafanga yok. Alaturka saat. Bunun diğer adını söyleyeyim ben size. Ezani saat. Tamam. Yerine neye geçilmiş?

>> Uluslararası saat. Yani bunun diğer adı neymiş? Merve ala franga saat. Anlaştık? Şimdi ne olduğunu bilmeyen arkadaşlar şimdi hemen anlatayım. Alaturka saat dediğimiz ezani saattir. Ezani saatte akşam namazıyla gün biter. Bugün akşam namazı kaçta okunuyor? Merve sordum da. Ulan hocam diyor vallahi diyor sabahtan akşama kadar benim hocamdayız diyor. Sabah akşam namazı kaçta okunuyor Murat? Akşam Ankara'da şöyle söyleyeyim. Hava kaçta kararıyor? Tamam. L her şeyi geçti.

>> 6'da diyelim. Tamam. Güzel. O zaman 6'da ne bitiyor?

>> Gün. Hayır. Eski ezani saate göre gün bitiyor. Gün bittiğinden dolayı ne oluyor? Ertesi gün aslında 6'dan sonra geçiyorsun. Bizde kaçta geçiyor? Gece 12'den sonra. Heh. O yüzden cuma günleri oruç tutmaz. Hangi gün tutulur hicrideye göre? Mantık. Gün açan perşembe orucu vardı. Senin perşembe orucu. E niye işte onu anlatıyorsun? Anladın mı?

>> İnsanlar cuma günü oruç da olmaz. Aslında cumadır o gün. Cumaya girilmiştir. İnsanlar orayı yanlış algıladığı için böyle. Niye pazartesi, perşembe oluyor? He ha işte onları bilmediği için insan. Anlaştık mı?

>> Tamam. Oruç tutarsan bir gün öyle yap. Tamam. Ben bana gel. Ben sana gününü söyleyeyim. Evet. Burası tamam mı? Alafanga saat ezani saatin 6'da akşam. Bugün 6 yarın e kışa geldi. 4.30 5. Evet. Tabii. Oruç buraya doğru geliyor. E oruç geriye doğru gittikçe kışa doğru geliyor Türkiye'de. Ha bugün Şubat'ta öbürsü günlerde ocak'ta. E ocakta saat 4.30'da 5'te hava kararacak belki de. Yani sallıyorum ya bunlara dikkat. Bu dediğim olaylar değerli arkadaşlar önemli. Yani saat farkları oluşmaya başladı da

>> Nefise mektebi yerine

>> Sanayi nefise mektebi hatırladınız mı? Osman Hamdi Bey'in kurmuş olduğu mektebinin yerine Güzel Sanatlar Fakültesi'nin kurulması. Güzel sanatlar Fakültesi'nin kurulması. İki sınavda gelmiştir bu biliyor musunuz? İnkılapçılık sorusu. Devam. Darül Fünun yerine

>> Darülfün Osmanlı Devleti'nin ilk ve tek üniversitesidir. Darül Fünun'un da yerine ne kurulmuş? İstanbul Üniversitesi'nin kurulması. Bunu zamanı gelince eğitim kısmında anlatacağım. Devam. Bak hep yerine.

>> Mülkiye mektebi yerine

>> Mülkiye Mektebi Osmanlı Devleti' açılan Evet. yerine

>> Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin açılması. Siyasal Bilgiler Fakültesinin açılması. Bak gene yerine. Evet. Uluslararası rakamlar kullanılır. Eski yerine. Doğru mu?

>> Evet.

>> Eski rakamlar yerine ne kullanılmasıymış?

>> Uluslararası rakamlar.

>> Uluslararası rakamlar. Şu eski rakamları bilir misin? Merve kaldık diyor buraya. Gel gel hadi. Eski rakamlar hangisi? Eski rakamlar kastettiğimiz şu yani 1 şu gördün mü? 2 mesela 3 ha buna benzer işte 4 burada 5 vardır. Bunlar yerine klasik olarak yani 1 2 0 yuvarlaktır. Evet 3 4 5. O yüzden 0la çok en çok ne karıştırılıyor? 5 daha çok karıştırılıyor. Bu rakamlar yerine ne varmış?

>> Yerine ne varmış? Uluslar mesela Allah iki tanesini elimize veriyor. Gördün mü? Hani Arapça derler ya 10 81 gibi. Şöyle ikisini toplayınca ne oluyor? M olmuyor. 99 oluyor. He o yüzden hani çoğu insan burada Allah hocam bende Allah yazıyordu. Allah yazmıyor oğlum. Sende sende yazan hepimizde var bak fark ettiyse. Ha bak burada 8 1 81 1 8 Evet 8in şeyi ya 7 8 farklı ya. Ya şaşırdığın olay da bu oldu. Neler öğrendin şu derste Merve kız Allah canını almaya bak. İnsan vücudunda 81 + 18 99 derler ya. Net Allah yazıyoruz hani deyelim. Halbuki yanlış yani öyle bir şey. Yok Allah yazan varsa gide gel löpek. Vallahi o da ayrı bir konu da. Evet devam et. Kıyafet kanunu kabul ed

>> Kılık kıyafet kanununun kabul edilmesi.

>> Son maddeyi de yazmıştık. Demek ki bir şeyi ne görünce yapacağız? Yerine görünce anlayacağız ki bu neymiş? İnkılapçılık. Haydi bir genel tekrar. Hazır mıyız? Bu arada bunlarla alakalı sorular Atatürk inkılaplarıyla beraber soru. Çünkü inkılap ilki ilişkisini bilmeden yapamazsın. O yüzden eee mevcut KPS soru bankam ve KPS AGS soru bankamdan inkılaplar ilk ilkeler burada tek işledik orada biz. Halkçılık ayrı, devletçilik ayrı, inkılapçılık ayrı. O yüzden anlamanız çok daha rahat olacak. Bir de Mustafa Kemal Atatürk'ün laflarının içlerinde bu anahtar kelimeleri aramak bizim için önemli. Hadi başlıyoruz. Milliyetçilik. Türk gördün, yapıştırdın milliyetçilik. Ama bunların arasında bir kanun var ki en çok sınavda soru gelen hemen buluyorum bu. Kabotaj kanunu başka hangi ilkeyi ilgilendiriyor? Hiçbir ilkeyi ilgilendirmiyor. O yüzden kabotaj kanunun kabul edilmesi direkt milliyetçiliktir. En çok çıkan sınav sürsun milliyetçilikle alakalı. Neden? Çünkü arkadaşlar şunlar çok rahat yapılıyor ya artık. Doğru mu? Türk Türk Türk gördün mü yapıştırıyor öğrenci. O yüzden dikkat bunlar var. Mesela dikkat bak şuraya dikkat yazıyorum. Tamam. Neden dikkat yazıyorum? Çünkü öğrenci halifeliğin kaldırılması milliyetçilik ilkesinin arasındaki bağlantıyı bilmiyor. Evet. Laiklik diyor, cumhuriyetçilik diyor ama milliyetçilik demiyor. Biz ne de diyeceğiz artık? Milliyetçilikte diyeceğiz. Var mı sıkıntımız? Diğerlerinin hepsini yaparsın. Ha bir de şurayı işaretleyeyim hemen. Türk alfabesi mi diyor bana yoksa ne diyor? Latin. Peki Latin alfabesinin getirmesi mantıken nereye girer?

>> Evet. Doğru mu? Eski Arap harflerinin yine Latin alfabesinin gelmesi inkılapçılıktır. Doğru. Ama sana yeni Türk harfleri diyorsa o zaman milletçi aradaki fark bu. Geldim buraya. Ekonomi ile ilgili bir şey görürsem yapıştıracağım. Ne?

>> Ama devlet bankası varsa dikkat. İş bankası olmaz. İş bankası kimin? Özel. Özel olan bir şey. Devletçilik olabilir mi? Olamaz. Bugün günümüzde kullan. Banka say bana biraz. Ben sana hangilerin devlet hangisin devlet olmadığını söyleyeyim.

>> Akbank

>> Akbank özel

>> İş Bankası özel

>> Vakıf Bank.

>> Vakıf Bank Devlet

>> Ziraat Bank

>> Ziraat Bankası Devlet

>> Garanti Bankası

>> Garanti Bankası Özel Kredi

>> Yapı Kredi Özel

>> QNB Finans Bank özel

>> bitti. Evet bu bankalardan eğer bize Merve Be'ye bir kredi kartı çıkarsanız bak o kadar reklamınızı yaptık. Evet. Var mı sıkıntımız Merve? O zaman devlet bankalarımız çok az kalmış. Halk Bankası, Vakıf Bank ve Ziraat Bankası var. Bazı katılımları var bunların yanında ama genellikle bakmayız. Çok az devlet bankamız var. Yarısından çoğu fark ettiyseniz hep özel sektör. Atatürk zamanında ise tam tersi ağırlık hep devlet. Sadece ilk açılan banka iş bankasıdır. İş bankası ilk özel bankadır. Ama bakıyorsun Sümerbank devlet. Eee, Emlak ve Itan Bankası devlet. Efendim Sanayi ve Madin Bankası devlet, Etiank Devlet, Halk Bankası Devlet, Deniz Bank Devlet. O zaman Denizbank devletindi. Şimdi özel. Tamam. O zaman ne yapacağız? Şu devlet mi, özel mi? Ona bakacağız önce. Evet, başladım. Buraya geldim. Misak-ı iktisadi kararlarının kabul edilmesiyle 1 5 yıllık ve 2 5 yıllık direkt sınavlarda soru olarak. Ama burada neye dikkat edecektim ben? Devlet bankasıın kurması. O zaman hangi banka olamaz? İş bankası olamaz. Çünkü İş Bankası nedir? Özeldir. Anlaştık mı? Güzel. Sümerbank çok sorulur. Onu yeni gelince anlatacağım. Teşis Sanayi Kanunu burada ne işareti koyuyor? Soru işareti. Neye göre bakacağız burada? Soruya göre bakacağız. Soruya göre bakılacak. Devlet iki tane soru sormuş. Birbir eşitlik var. Bakalım ikincisi nasıl bozulacak? MTA dikkat. Maden tetkik arama enstitüsü. Devlet devlet kendi madenini kendi arıyor. Peki devlet çıkarttığı madeni nasıl satıyor dünyaya? Etiank'la satıyor. O zaman Eibank neymiş? Maden işlerini, madenleri işleten banka. yerine yerine yerine. Doğru mu? O zaman ben yerine gördüğüm her şeyde ne yapacağım? Ha ama bunlar arasında iki tanesi çok kıymetlidir. Bir sanayi nefse mektebirinin yerine Güzel Sanatlar Fakültesi'nin kurması. Doğru mu? İki Darülfünün yerine İstanbul Üniversitesi kurması. Bu ikisi çok çıkar ama bir tanesi de var ki önemli. Neymiş o? Metrik sistem veya diğer adı ölçü tartı birimlerinin değiştirmesi. O zaman ben yerine gördüm çağdaşlaşma gördüm. O zaman ne yapıyorum? Hemen ilerleme gördüm. O zaman inkılapçık yapacak. İnkılapçık bu aralarda bir kere daha söyleyeyim. Üç ilke out, üç ilke in olmuştur Türkiye'de. Evet. Aşağı doğru inenler yani soru gelme ihtimali git gide azalanlar. Cumhuriyetçilik, laiklik ve milliyetçilik azalırken devletin ÖSYM'nin sorduğu farklı sınavlarda son 3 senelik gösterimi söylüyorum. Hakçılık, devletçilik ve inkılapçılık olur. Haberiniz olsun. Hemen var mı istediğiniz? Atatürk ilkelerini neredeyse inkılapları da anlatarak anlattım. Normalde ben bunu esen inkılapları anlatıyordum. İlkeyle eşleştiriyordum. Orayı bıraktım. Şimdi tek tek yaptım. İşaretlediğim her yerden size soru gelme ihtimali var. Sakın ol Atatürk ilkelerinden soru gelmiyor diye bekleme. Çok yakın bir zamanda inkılapçılık soruldu bir sınavda. Size de tekrardan bir soru sorma ihtimali var. EKPS ile beraber dört sınav var. Dört sınavdan birine üçüne Atatürk inkılapları gelir ama bir tanesi ilke gelebilir. İnkılabın yanında ilke gelebilir. İnkılap zaten sorulacak size ama inkılabın yanında bir sınavda ilke gelme ihtimali var. Genellikle ön lisans ve orta öğretime soruyorlar. Genellikle lisanstan artık vazgeçtiler ama bunların hepsi dediğim gibi son 45 yılın tahliliyle ortaya çıkıyor. Sonuçta böyle olmaya da bililir. Sınavda üç tane ilke aşağı doğru iniyor dedim ama tutar cumhuriyetçiliği sorar. Bunu var mı şeyi? Yok. Halkçılığı sorabilir mi? Sorar. Laikliği sor ama bunlar azaldı. Son an görüyorum. Yani devlet nereden veriyor ardı? Devletçilik, inkılapçılık, hakçılık. Kendinize iyi bakın. Atatürk inkılaplarına gidiyoruz.