📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

46) KPSS / AGS Tarih - Atatürk İnkılapları I - Ramazan YETGİN - 2026

Benim Hocam1:47:07

Transcription

Değerli arkadaşlarım, hepinize merhabalar. Atatürk inkılapları konusuyla inkılap tarihinin artık son konularına ve son ütelerine geldik. Yine kardeşimiz kameraman Murat beyle beraber mahşer kitabımızın yazarı Nazım Yaşar'la beraberiz. Ne yapıyorsun Nazım? Bayağıdan beri gözükmüyordu. Nazım bir hafta devletten izin alacağım diye üç buçuk aydır çalışıyor. [kahkaha]

An, devlet memuru olmak tabii değil mi? Allah, özellikle sağlıkçı arkadaşlarımızın veya nöbet tutan, geceleri işlerde çalışanların tüm yardımcıları olsun. Geçen hafta İstanbul Kitap Fuarı'ndaydık. İki gün boyunca İstanbul'da eee, kitaplarımızı imzaladık ve kitap tabii ki yıllardan beri artık test soru bankasına, ders notuna imza atmaktan artık yorulduğumuz için eee, mahşer an da kitabımızı çıkarttık. Allah'a şükürler olsun. Eee, cumartesi pazarı da benim hocam.com'dan satışı açtık imzalı şekilde.

Şimdi ada, soyadı, imza atmak öyle basit bir şey değil. Türkiye'de inanılmaz adlar var. Bir de inanılmaz soy isimleri var. Bir de ünlü, ünsüz oyunları çok fazla. Mesela benim de soyadımın Yetkin olması lazım ama Yetkin mesela e, şimdi okurken arkadaşımız okuyor ama mesela yazarken bazen yanlışlıklar yapabiliyoruz. Muhammed, Muhammed DT efendim, Samet, Samet, işte ne bileyim, Abdülsalem ama işte orada birleşik olan var, ayrı olan var. Eee, özellikle Güneydoğu, Doğu Anadolu bölgesinden özellikle Kürt arkadaşlarımızın Kürtçe isimleri var. Onları tabii ki burada şey yapabilmek kolay olmadı ama Allah'a şükürler olsun şöyle söyleyeyim, kitabın ilk beş baskısı iki gün içinde tamamen bitti. Hepinize çok teşekkür ediyorum. Büyük ilgi gösterdiniz. İstiyorsunuz ki bir imza devam etsin. Çünkü benim imzam şöyle değil. Yani böyle geçen bir yazardan imzalı kitap var diye ben de bir gittim, imzaladım. Sağ olsun Allah razı olsun. Şöyle yapmış, bırakmış. En son imzayla bakıyorduk yani. Yani isme, soyisme diye gelmiyor orada. Ama biz büyük uğraş verdik. Üç gün daha İstanbul'da kaldım. Onun için eee, benim hocamın dağıtım yeri İstanbul'da deposu Esenyurt'ta. Orada üç gün boyunca Nazım Yaşar kardeşimizle beraber tam 6.000 kitaba imza attık arkadaşlarım. Ve bunların bir de 6.000 olmuyor. Bir de onun kargolanma süreci var. Yanlış giden oluyor, eksik giden oluyor, başkasına giden, onları çeviriyorsun, bir daha yazıyorsun. İnanın kolay değil. Ama çok mutlu etti bizi.

Özellikle eee, şimdi 10. baskısına girdik. Bu arada bilmeyen arkadaşlar için söyleyeyim. Romanlarda hani üzerlerinde baskı görüyorsunuz ya, 10 baskı mesela ya da 11. baskı. Eee, romanda her 1000 adet bir baskı demektir arkadaşlar. Yani bizim şu an eee, 10 baskı demek 10.000 adet demektir. Yaklaşık olarak bir hafta içinde mahşer kitabı. İlk tanıtımını da İzmir'de yapacağız. Bu videoyu bugün seyreden arkadaşlar, İzmir'den seyreden arkadaşları pazar günü Penguen Kitabevi'nde İzmir lansmanına davet ediyoruz. Orada da tabii ki Penguen Kitabevi satacak bunu. Orada alıp imzalayacağız. Eee, vallahi inşallah bunun serisine devamını getireceğiz. Çok güzel tepkiler aldık sizlerden. Okuyan tüm arkadaşlar iki şeyden çok dem vurdular. Biri kitabı alıp okumaya başladı. Mesela 20 sayfasını bir okuyayım, işte yarın devam edeyim. Devam edememiş, hemen bitirmiş akıcılıktan dolayı. İkincisi kurgunun iyi olması. Yani orada olayların hepsi gerçek ama olayları birinin gözünden anlatımı yoksa akademik kitaptan herhangi farkı olmazdı. O yüzden hepiniz benim hocam konuda veya diğer Trendyol'da veya da başka yerlerde kitabı alın, okuyun. İlla imzalı değil. Ama şöyle imza için geleceğiz. Çok yakın zamanda 17'sinde özellikle de arkadaşlar 17 Ocak'ta beni şu an eee, Balıkesir'den dinleyen arkadaşlar 17 Ocak'ta Balıkesir'de olacağız. Bunları ilerleteceğiz. 18'de BKM'de olacağız Bursa'da. Eee, yine imza gündemi sadece bu mahşer için değil, getirdiğiniz her kitaba veya oradan aldığınız her kitaba imza atıyoruz. İlla roman imzası için gelmiyoruz. Oraya tabii ki diğer hocalarımızdan da müsait olanlarla birlikte geleceğiz. Bu devam edecek. Gaziantep'e gideceğiz. Allah nasip ederse Diyarbakır'a bir daha gideceğiz. Eee, Denizli'ye gelme durumumuz var. Yine baktığımız zaman Samsun'a, Trabzon'a bir daha eee, başka neresi var mesela? Konya'ya. Yani biz elimizden geldiğince imza günleri sık tutmak istiyoruz sizlerle. Çünkü bir kadrajda ders anlatıyorum önümde sadece. Eee, maalesef Nazım var. Kadrajda ders anlatırken ara ara bakmamaya çalışıyorum. Yukarı bakın değil mi kardeşim?

Orada eee, kadraja baktığımız için kadrajın arka tarafında gerçekten çok yoğun bir şekilde bizleri izleyen bir öğrenci kitlemiz var. Ve bu kitle inşallah ileride devlet memuru olacak, devlet yönetiminde yer alacaklar. Devlet yönetiminde yer alan her bir bireyimizin tarih bilincine, milli bilincine ve devlet geleneklerine bağlı olarak yetişmesini istiyoruz. Bu vatan hepimizin vatanı. Eee, her yerde olan bir olay hepimizi üzmekte. O yüzden ben bayrağın dalgalandığı her yerde eee, sizlerin sevgisini, ilgisini e, bugün Yüksekova'ya da gitsem aynı, Edirne'ye de gitsem aynı, Keşan'a da gitsem aynı, Sinop'a da, Hatay'a da fark etmiyor. Şükürler olsun bu sevgi dilini birlikte şu an inşa ediyoruz bu süreçte. Siz sadece ders almıyorsunuz arkadaşlar bu videolarda. Dediğim gibi bu bir araç oldu sizin için. KPSS bir araç. KPSS'ye öyle kendinize çok anlamlar yüklemeyin. Bir puan var. O puanı alacaksınız. Rabbim de nasip ederse atanacaksınız. Ama edindiğiniz milli bilinç bir ömür ardına çocuklarınıza intikal edecek. Yani sen bu kitabı aldın e okudun. E tamam da bunu rafına koyacaksın. Yeri gelecek oğlun, yeri gelecek yeğenin İzmir'e gidecek, atanacak, askerlerini İzmir'de yapacak veya milli bilinci geliştirecek. Lise çağlarına gelecek okutacaksınız. Bakın bu işler böyle olur. Bu kitapların en güzel özelliği ne? Test kitabı değil ki üzerine soruyu yaz, çöz, yırt, kes. Öyle bir şey değil. Bunu aldın, rafına koydun ama önce sen okuyacaksın. Rafta biriktirme huyu bizim milletimizden bir kere çıkmak zorunda. Ya memlekette ne kadar çok kitap satılıyor ya. TÜYAP'a gidiyorsun ana baba günü ya. Herkes kitap alıyor. Arkadaşlar, maalesef ülkemizde maalesef bir sıkıntı anlatayım size. Kitap biriktirme huyumuz var. Bakın bizlerde de kitaplar var ama biz ileriki zamanlarda okuruz diye aldıklarımızı gerçekten okuyoruz. Zaman buldukça. Ama çoğu öğrencimiz biriktirmeyi bir marifet sayıyor. Hayır, biriktirme. Aldın, okudun, notunu düştün, tarihini yazdın, koydun. Sonra ne yapacaksın tekrardan? Ama burada ne yap? Tarih bilinci lazım. Şimdi bu kitabı tarih bilinci olmayan bir insan evet etkilenebilir, okurken duygulanabilir. Kabul ediyorum ama İzmir'den benden dinledikten sonra tekrardan bu kitabı alıp okuduğu zaman bambaşka şeyler hissedecek. Ben size iki şey söylüyorum. Romanlarla ilgili 20 yaşında okuduğun romanı 30'da bir daha oku. 40'ta da bir daha oku. Romanların çünkü değişimi senin ruh değişiminle alakalıdır. Yaş aldıkça yaşantın daha fazlalaşıyor. Yaşantın fazlalaşınca anlamlar daha fazla oluyor. Anlam yüklüyorsun. Bütün mesele bu. Anlaştık mı? O yüzden romanların birinci manası farklı yaşlarda bir kere daha okumandır değerli arkadaşlar. Haberiniz olsun.

Atatürk inkılapları hatırlayalım. Cumhuriyet ilan edildi. Doğru mu? Lozan. Lozan'dan sonra kısa süre içinde işte Ankara'nın bir başkenti oluşu var. İç politika gelişmeleri benzer gelişmeler de var burada. Ancak önce Atatürk'ün inkılaplarını bir anlayalım. Bir ya bu inkılaplar ta Fransız İhtilali veya Fransız İnkılabı gibi mesela önce yazarlar yazmış. Cumhuriyet ilan, cumhuriyet ilan sonra hapse atılmışlar. Hapisteyken yazmaya devam etmişler. Halkı bileşik. Böyle bir şey yok. Yukarıdan, tabandan tabana bir anda anlık. Zaten en büyük tepkiyi de o yüzden o zaman milletvekilleri ve halk tarafından en büyük tepki bu. Mesela 24'ünde eee, şey ne derler ona? Ali Fethi Okyar eee, şeyde kabinede istifa ediyor. Beşinci icra vekili heyeti son zaten. E hükümeti muhalefet kuramıyor. İşte hükümet bunalımı dediğimiz olay var. Birazdan anlatacağım. E sonra ne oluyor? Ertesi gün tak. Cumhuriyet ilan ediliyor. Cumhuriyeti ilan ediyor. Cumhurbaşkanı seçimi yapıyor. Millet sabah kalkıyor. 101 pare top atışı. Doğru mu kardeşim? Lan ne oluyor diyorlar. Ramazan mı geldi? Hani bu top atışları genelde bize. Halbuki cumhuriyet ilan etmiş. Cumhuriyetin ilanı da edildikten sonra bütün genelgeler duyuruluyor ya millete varana kadar. Mesela sallıyorum atıyorum eee Kırşehir Kaman'da üç gün sonra kutlamış. Anlayın yani hani bir ön hazırlık bir şey yok. O zaman ne? Bunu yapanlar yani bu inkılapları gerçekleştiren kadro milli mücadeleyi de kazanan kadro. Belli bir ideolojinin önü değil. Ne Bolşeviklik, ne komünizm, ne emperyalizm, ne kapitalizm. Bir ekonomik değil. Bu bizim kendimize ait has ihtiyaçlardan oluşmuştur. Geri özellikle Osmanlı Devleti'nin son dönemi, dağılma dönemi sizlerle birlikte işledik. Gördünüz savaşlar evet görünen yüzü ama halkın yaşadığı ekonomik sorunlar bambaşka. O yüzden halk savaşa gitmek istemiyor. Bir daha savaşmak istemiyor. Ne olursa olsun diyor ya arkadaş ya. 200 kişilerle Fethiyeler, metiyeler işgal edildi bu ülkede. 200 kişi şuradan geri gelmeyecek. Kasa. Bizim OSTİM'den Batık'a gelemez ya. Ben İtalyan askeriyim. Sizi işgal etmek istesem de. Bizim OSTİM'deki sadece demirci, kaynakçı yeter onlara ya. Hepsini birbirine kaynak yapar onlara. Anladın mı? Nüfusun çokluğu değil. Nüfusun azlığı da değil. Senin kafa düşüncen. Ne diyorsun biliyor musun? Yıllar oldu be. Oğlum gitti gelmedi. Kızım gitti gelmedi. Askerlikten bahsediyorum efendim. Köyüme asker girdi. Düşman askeri bıkmış. Ürünü yakılmış, evi yakılmış, camiler yakılmış, ahırlar yakılmış. Adam diyor ki ne olursa olsun diyor. Ben bundan sonra ne göreceğim diyor. İşgal ediyorsa olsun. Bazen tutuyorlar ya böğürtleri halka yoruyorlar. Anan diyor bu geleceğine diyor Yahudi gelsin diyor. Biz diyor Ermeni gelsin diyor. Bu olacağına şu olsun diyorlar ya. Hani o bıkkınlığı hissedebiliyorsunuz halkta. Her zaman için söylüyorum. Sadece bu dönem için söylemiyorum. Her seçim döneminde tutun bir parti başkanı sorun bu gelsin mi veya diğeri gelsin mi? Herkesin bir kendince yorumu oluyor. O yüzden bir bıkkınlık var halkta. Bunu iyi anlamak, iyi irdelemek lazım sosyolojik açıdan. O yüzden Atatürk inkılapları temelden, yukarıdan aşağıdan beklemeye kalkarsan o fikri düşüncenin çok uzun zaman yıllar alacağı belli. O yüzden zaten münevver denilen bir aydın kesim yetiştirme durumumuz var. Cumhuriyetin ilk yıllarında önemli derecede aydın eksikliğimiz var. Sebepleri savaşlara katılan aydınların çoğunun şehit olması. Bugün Çanakkale Savaşı'nın diğer adının aydınlar savaşı olması. Liseye giden, lise 4'lerin mezun verememesi. Yani lise 4'ler diyeyim abi bugünkü anlamıyla yoksa üçler. Lise 4'lerin mezun verememesi hep çocukların asker ekmesi, askerde şehit olmaları veya gazi olmaları, topluma tekrar kazandırılama durumları, engelli olunabilmesi, hastalıkların bulaşıcı şekilde çok büyük yaygınlığı. Ya Mustafa Kemal Cumhuriyeti kurdu da cumhuriyet ilan edince her şey bitti mi ya? Lan memlekette bir gezisi var Diyarbakır'a şeye bir gezisi Güneydoğu Anadolu'ya bir gezi düzenledi. Aman Allah'ım çocukların hepsinde bulaşıcı hastalık var. Frengi, trahom. Bulaşıcı hastalıkları kısmını anlatacağım. Kızamık, dizanteri, kolera. Savaş. Gördüğün gibi mi ya? Kafandan bomba düşüyor. Yanda asker işgal ediyor. Ahırını yakıyor. Dün yediğini bugün yiyemez hale geliyorsun. Çocuklarımızın hepsi incecik. İnce. Hani biz bugün Afrika'dan bir ülke gösteriyorlar bize. Geliyorsunuzdur Birleşmiş Milletler kamplarını. O çocuklar, yavrucaklar böyle bir deri bir kemik ya. Ha kendi tarihini görmeyen insan öyle zannediyor. Bizler de bir deri bir kemik. İbrahim Çallı'nın Sakarya atladığı eserine gitti de o Efe eserine. Ne yaptı? Mustafa Kemal dedi ki sen Sakarya çiziyorsan bizim atlar bir deri bir kemikli bir adam. Bir deri bir kemikli bizim atlar. Arpa buğdayı yediremedik. Sen nasıl böyle çizersin dedi. Resme müdahale ettin. Olmadı. Mustafa Kemal resme müdahale eder mi ya? Bir cumhurbaşkanı etmemesi lazım. Ama diyor ki sen bunu böyle çizersen ileriki nesiller de kurtulsun. Öyle diyorlar. Bize öyle anlatıyorlar da e böyle var ya bize öyle anlatıyorlar. Hayır. Anladınız mı? Tümü çok zor şartlar altında kazanılmış bir devlet yapısı var. Ülke yapısı var. Ama bu ülkede özellikle şunu da söyleyeyim. Bizim de örnek olduklarımız var. Mesela biz bu inkılapları yaptıktan sonra mesela Afganistan, Amanullah, İran gene onlarda birçok darbe oldu falan. Irak. Bakın şimdi bizim yaptığımız inkılapların çoğu örnek olarak diğer doğu toplumlarını etkiliyor. Evrensellik var. Artı mesela Türk toplumu da etkileyecek. 90'lı yıllarda HSBC'den dağılan Azerbaycan, Kırgızistan, Türkmenistan gibi devletler yani Türk devletleri, Türk cumhuriyetleri örnek olduğu devlet kimdir? Türkiye'dir. Çok geri kalmışlardı. Komünizmin etkisiyle onların ekonomik sistemleri farklı. O yüzden tekrardan dünyaya entegre olmalarında bizim önemli kuruluşlarımız etkin olmuştur. Türksoy'dur, TİKA'dır, şudur. Yani demek istediğim rol model devlet nedir? Bugün bile İslam ülkelerinde gelişmişlikten dolayı örnek gösterilen üç ülke vardır. Üç ülke. Bunlardan Suudi Arabistan'ı saymıyorum. Çünkü Suudi Arabistan zaten Mekke, Medine oldukları söyleli yeter. Hac geliri yeter. Bırak petrolü geçtim. İki, tabii ki Güneydoğu Asya'da Endonezya devleti ve Malezya devleti inanılmaz yükselişte. Endonezya özellikle Malezya. Üçüncüsü gösterilen ülkelerden Türkiye'dir. Hem İslam'ın yaşayış biçimi açısından eee, çok böyle uçurum şekilde olmayan veya iki tarafı dengeli şekilde olan veya insanların birbirine karışmadığı veya işte e gördüğü zaman vay be dedikleri dedikleri toplum var ya Türkiye'de İslam burada yaşan dedikleri veya din burada yaşan bazı ülkelerden bir tanesi örnek göster Türkiye'dir arkadaşlar bu bir gerçek. Bugün başka emirlikler veya başka İslam cumhuriyetlerinin içlerine girdiğimiz zaman sizler de görüyorsunuzdur. Birçok YouTuber gidiyor, üç gün dayanamıyor. Üç gün bakışlardan rahatsız oluyor. Lan adam erkek haliyle gidiyor da bakıştan rahatsız oluyor. Kurban olduğum Afganistan sanki bizdeki ulus yani. Vallahi değil mi? Hiç vallahi farkı yok. Kabil'de geziyor adam. Erkek haliyle korkuyor. Evet. Öyle buradan söylemeyle olmuyor işler. Vatanın kıymetini bilelim. Bu ülkede kaç yılda ezan okunamadı? Milli mücadele döneminde Ayasofya'da indirdiler. Ayasofya'yı biz patlatacaktık eğer onların eline geçme durumunun tamamıyla olması. Adamlar korkuları askerleri çekmek zorunda kaldılar. Şimdi birçok anlatılan bak ben size tarihteki şey tarih size yanlış anlatılmıyor arkadaşlar. Eksik anlatılıyor. Eksiği doldurarak gittiğimizden dolayı öğrenci anlaması daha kolaylaşıyor. Bütün mesele budur. Yoksa Atatürk inkılaplarına baktığınız zaman belli bir ideolojinin olması, olmaması, evrensel niteliğe sahip olması, başka toplumları etkilemesi, kendi has ihtiyaçlarımızı veya kendi ihtiyaçlarımızı gidermesi, yukarıdan tabandan tabandan tabana doğru olması artı artı buraya dikkat demokratik laik sistemle yapılması. Yani bunu yaparken içten medeni kanunu alıyoruz ama aynısını uygulamıyoruz. Muhakkak ki kendi dinamiklerimizi de ortaya koyuyoruz. Ha gene de çok eleştiri oldu mu? Tabii ki. Mesela en büyük eleştiri saltanatı kaldırması, sonra cumhuriyeti ilan etmesi ve halifelik. Şu üç taneyi bilmeniz lazım. Neden? Hem sınavda soru olarak geliyor hem de birimle bağlantısını bilmeniz lazım. O yüzden Atatürk inkılaplarının önce özelliklerini yazalım. Sonra siyasi alanda yapılan inkılaplar. Bu arada tahta komple siyasi alanda yapılan inkılaplardır. Daha sonra onları biz ayırdık. Dört parçalı işleyeceğiz. İnkılapları siyasi alanda, hukuk ve toplumsal alanda, efendim ekonomi alanında işte ve en sona sağlık, bayındırlık, ulaştırma alanlarında ve eğitim alanlarında gibi işleyeceğiz. Hazır mıyız? O zaman Atatürk inkılaplarının önce özelliklerini yazalım. Buyurun Nazım Bey.

Birbirini tamamlayan niteliklere sahiptir. Ben bir tanesinin örneğini vereyim. Mesela 1934 tarihinde soyadı kanunu çıkarılıyor. Çok güzel bir kanun. Ben soyadını az kesinlikle doğru buluyorum. Bu arada Türkiye'nin çıkardığı en önemli kanunlardan bir tanesidir. Çünkü ancak soyadı kanunu çıkartsan da köydeki adamın şeyi değişmemiş ki. Hep lakabı var, unvanı var. Şeyh lazım. Kolu maalesef sakatsa çolak lazım. Ayağı bilmem neyse kafasına kelse sırma saç lazım. Hep böyle bir lakaplar var. Bakın insanların lakaplarından dolayı ezilme ve unvanlarından dolayı yükseltilme durumları soyadı kanunuyla bitirmiştir. Bu bir. İki. Bu kanuna ileriki yıllarda daha evvelden de zaten azınlıklar da dahil olduklarından dolayı onlara verilen soy isimle beraber bir kaynaşma hedeflenmiştir. Ancak bu her zaman böyle mümkün olmadı. Artı mesela birbirini tamamlayan iki inkılap söyleyeyim. Örnek harf inkılabının yapılması, millet mekteplerinin açılması birbirini tamamlar. Lan harf inkılabı yapıyor da kime öğretecek? Kime öğretilecek? Birbirini öğretecek, o da birini öğretecek. Örnek soyadı kanunundan sonra lakap ve unvanların yasaklanması. Bak bunlar birbirini tamamlayan ilkelerdir. Sınava girdim. 1934'te çıkartılan soyadı kanunu tamamlayan gelişme aşağıdakilerden hangisidir? Yine aynı yıl çıkartılan neymiş? İmam ve lakapların yasaklanması. Al sana çok güzel muhteşem bir soru değil mi?

Türk milletinin ihtiyaçlarından doğmuştur.

Evrensel yönüyle diğer uluslara ne olmuştur? Örnek teşkil etmiştir. Özellikle İran, Irak ve Afganistan'ı. Sizler de biliyorsunuz Afganlar Milli Mücadele döneminde bizden öğretmen ve doktor istemişlerdi. Hatırlayın. Amanullah'ın da Türkiye'ye gelen ilk yabancı resmi devlet adamıydı.

Toplumda kargaşa oluşturan ikiliklere son verildi. Örnek mesela bir yer hicri takvimi kullanıyor. Diğeri Rumi kullanıyor. Diğeri miladi kullanıyor. Hepsi miladi. Bazıları cuma günü resmi tatil. Bazılarına cumartesi, bazılarına pazar veya eee, şey neydi onun ismi? Eee, tartıda, ölçüde herkes birbirinden farklı. Mesela buradaki dirhemle oradaki dirhem aynı değil. Buradaki litreyle oradaki litre aynı değil. Çok ilginç şeyler var. İstanbul'a mal götürüyor adam mesela zararlı çıkıyor. Çünkü oradaki hesaplamayla buradaki hesaplama aynı değil. Tamam. O yüzden ne oldu? Gram, kilometre işte kilometre, santimetre gibi, milimetre gibi şeyler geldi.

Savaş ortamından dolayı evet hazırlık aşaması kısmı. Fikri hazırlık aşaması kısa sürmüştür. Fikri hazırlık aşaması kısa sürdü. Bence fikri çoğu aşama yok. Neden yok? Çünkü bir sorunu çözmek için de bir şeyin mesela saltanatı kaldırdın, devlet başkanlığı bir rejim sorunu ortaya çıktı. 24 Ekim 1923'te de hükümet bunalımı ortaya çıktı. Birazdan geleceğim. E bu sefer de ne oluyor? Mesela cumhuriyeti ilan etmek zorunda kalıyorsun. Yani aslında kafada bir cumhuriyeti ilan edeyim demiş Mustafa Kemal 1919 tarihinde evet söylemiş ama cumhuriyeti ilan etmek kolay değil ki. Bir rejim değişikliği. O yüzden mesela fikri hazırlık süresi çok kısadır.

Laik, ulusal ve demokratik özelliklere sahiptir. Evet. Bunlara dikkat ediliyor yani yapılırken.

Evet. Fikri ortaya koyanlarla yapanlar aynı isimlerdir.

Tabandan tabana doğrudur. Örnek mesela halk halifeliğin kaldırılmasını istemiş midir? Evet. Size soralım. Yutma gider. İstememiştir. Öyle bir şey var mıdır ya? Yürümüş müdür? Kaldıralım halifeliği diye. Yok öyle bir şey. O yüzden burada yukarıdan aşağı doğru olduğunu söylüyor. Veya diğer birçok şey şapka kanunu olabilir bu soyadı kanunu, metre, litre fark etmiyor ya da alfabe. Bunların hiçbirine biz istiyoruz diye halkın ayaklandığı görülmüş müdür? Yok. Türk milleti zaten inkılap için ayaklandığı ne zaman var diye sorarsan tarihte hiç yok. Sıfır. Ya Türkiye'de yeni bir şey talep etme halktan doğan olmuyor. Bizde genelde yukarıdan aşağı doğru yapı. Bu Osmanlı Devleti'nde de böyle. İslamiyet öncesinde de böyle yani töreyi değiştireceksen de o da son aşamada anca kurultaya getirilip Hakan'a söyleniyordu. Yani hani öyle bizim milletimizin geleneklerinde bizi yönetsin mantığı vardır. Bir daha söyleyeyim. Bizi birileri iyi yönetsin. Biz ona yetkiyi verelim. Ne yaparsa yapsın. Evet. Gerçekten bu var. Ortadoğu toplumlarının çoğunda da bu vardır. Bugün Ortadoğu'da bu kadar fazla tek adamın, tek rejimin veya yıllardır aynı partinin veya yıllardır aynı işte Baas rejimi mesela Suriye'de ve Irak'ta Saddam Hüseyin, Beşar Esed'in babası Hafız Esad gibi yıllardır böyle tek adamlar mesela Libya'da Muammer Kaddafi, dönüyorsun bu tarafa usta Zeynel Abidin hep aynı adamların yıllarca sülalesel anlamda ki bana göre Azerbaycan da böyledir bir Ortadoğu devleti değildir ama Azerbaycan da İlham Aliyev'den bu yana öyledir. Bu da bir gerçek. 1990 günümüzde 2026 kaç yıl olmuş Nazım? 36 yıl olmuş. Tabii bu mesela oğluna devam ettirebilir. Ya demek istediğim bu tür toplumlarda özellikle Ortadoğu'da cumhuriyet rejimlerinin oluşması çok uzun süre yıllar almıştır. Ben size bir şey söyleyeyim. Biz hala cumhuriyetle cumhuriyetle demokrasiyi karıştırıyoruz. Cumhuriyet ne zaman millet oy kullandı mı lan? Nasıl gururla gidiyor? Formayı giyeni mi görürsün? Tepkisini dile getirmek için o gün kıyafetini değiştiren mi görürsün? Efendim pankart taşıyanı mı görürsün? Evet. Ama cumhuriyet eşittir demokrasi demek çok doğru değil. O zaman ne olur biliyor musun? Cumhuriyetle gelen herhangi bir parti ister daha önceden gelsin ister şimdi isterse daha sonradan gelsin bu onu o zaman araç kullanır. İktidara gelir, iktidarda her şeyi yapar. O zaman ne oluyor? Bu cumhuriyet olmuyor ya. Cumhuriyet evet oluyor resmen görünüşte halk oy kullanıyor oluyor ama demokrasi olmuyor. Demokraside ne yarar var? Çoğulculuk, halkın istekleri değil mi? Meclise yansıması. Şimdi yeni bir vergi gelmesini kim ister? İster misin? Eee, harçlara şimdi zam geldi. Ona zam geldi. Kim ister abi? Kimse istemez. Doğru mu? E bizim milletten isteğimiz bu mu ki milletvekilleri yapıyor? Ben her zaman bunu düşünürüm. Haksız mıyım? İlla bize zam yapın diye var. Bazen bazıları çıkıp asgari ücret bize yetiyor ya diyor. Ulan sana yetiyor da be adam sen atıyorum Kırşehir'desin, Yozgat'tasın, Kırıkkale'desin belki köyündesin. Belki sana o yetiyor ama gel bakalım İstanbul'a, Ankara'ya, İzmir'e, oraya büyükşehirlere bakalım geçinebiliyor musun asgari ücretlerle? Bu tür insanlar olayların farkında olmayan, yaşantısı olmayan insanlar. Bu insanları kale almamak lazım bugün. Keşke asgari ücret 28 değil 48.000 lira olsa. Ha böyle de olsa yarın her şeye de zam gelir. Bu da ayrı bir denge. Ama şunu anlatmak istiyorum. Yaşam standartları açlık standardının altında olan bir asgari ücreti kabul edilemez. Mümkün değil ya. TÜİK açıkladı açlıkla devletin asgari. Ha bir de bunu yapan patronlar var. Adam milyon dolarlar kazanıyor işçiye asgari ücret veriyor. Kardeşim olmaz ya. Adam mühendis, adam diyetisyen, adam okumuş iktisatçı iyi yerleri bitirmiş. Yok arkadaş illa bir asgari ücret verecekler yani üç ay sonra veririz çalıştırırız. Türkiye'nin çok büyük kanası var. Bu asgari ücret meselesi İsviçre'de çok tartışıldı. İsviçre'de insanlar ne dedi biliyor musun? Asgari ücret eğer belirlenirse bu insanlar asgari ücrete göre maaş vermeye başlar. Sen adamı devlet olarak teşvik ediyorsun. Haksız mıyım? İstanbul'da asgari ücret aynı olabilir mi ya Türkiye genelinde? Hayır. Büyük şehirler için asgari ücret farklı olmalı. Küçük şehirler için farklı olmalı. Bunu sen adalet her eşitlik adalet mi? Bu soruyu sormak lazım. Sana soruyorum. Mümkünat var. Bu bir 30.000 lira kira var. Öbür tarafta 6.000 liraya adam oturuyor. Sence aynı asgari ücreti versen adama adamın geçinme durumu var mı? Ha keza asgari ücreti İstanbul'a uygulamak mümkün değil zaten. Kimse bunu uygulayamazdı. Ama genel manada bunu patron ona uygulatıyor. Adam asgariden başlatıyorsa e 3.000 lira daha fazla veriyor. Bu kadar yani. Türkiye'nin çok büyük gelir sıkıntısı var. Yani para var ama dağılımı iyi değil. Nazım'da 10 var, sende 2 var. E tamam da Nazım senin hakkını yiyor. Farkında değil ama Nazım'da. Ha tamam. O diyor ki oh rızkı yağdırıyor Mevlam bana. Tamam da oğlum haramdan gelen rızkı ben ne yapayım ya? O yüzden burada mesela inkılapların da bu tarafa girmiş tabandan tabana yapıldığı için tabanın bir isteği olmamıştır. Yani taban şunu yapalım, bunu yapalım dememişti. Bakın bunları dikkatli anlayın. Bu dört defa sınav sorusu olmuştur. Türk inkılabının özelliklerini bilmeniz lazım.

Belli bir ideolojinin ürünü değildir. Şunla yapalım. Bu olsun. Bunla buna. Hayır öyle bir şey yok. Biz orada özellikle bir de sorunları çözmek için yaptığımız inkılaplar da var.

Şimdi gelelim inkılaplara. Aslında bu inkılabı ben size daha evvelden anlattım. O yüzden gene çok üzerinde durmayacağım ama bir mantık güteceğim size. Saltanatın kaldırılmasının harflerini saydırmıştım hatırlayın. 22'ydi. O zaman ben şunu bileceğim ki 1 Kasım 1922'de 1. TBMM zamanında yapılmış en büyük inkılaplardan bir tanesidir. Saltanat kaldırmak bir devlete son vermektir. Neden? Osmanoğlu, Orhan oğlu, Murat oğlu Bayezid böyle gidiyor ve bu sülaleden biri olmak zorunda. İlla oğul da olmak zorunda değil ama oğludur. Peki oğul olmazsa amcası geçer. O ayrı konu. Sonuçta herkesin çocuğu olacak gibi bir durum yok. Bazılarında çok çocuğu var. Yüzlerce sayılmıyor bile. Yani o da ayrı bir konu. Orada mesela Ekber Erşed'i getiriyorsun ki orada taht kavgası olmasın. Osmanlı biraz duruma göre davranmıştır saltanata geçme konusunda. Şimdi normalde Vahdettin'in oğlunun geçmesi lazım. Osmanlı Devleti'nin devam etmesi neye bağlı? Vahdettin oğlunun geçmesine bağlanır. Ondan sonra devam. Peki ben ne yapıyorum? Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak saltanatı kaldırıyorum. Yani babadan oğula geçme sistemini kaldırıyorum. Ve bunu ne zaman yapıyorum? Dikkat dikkat dikkat. Lozan 20 Kasım'da toplanmıştır kardeşim. Normal. Hatta 13 Kasım'dır. Millet gelmeyince 20 Kasım ertelendi. E kaç gün önce yapılan bir inkılap bu? 20 gün önce. E o zaman ben ne düşüneceğim o zaman? Nazım 20 gün önce yapılan bir inkılap Lozan'la bir ilişkisi olabilir. Ne ilişkisi? Lozan sonuçta Türkiye Büyük Millet Meclisi ile beraber yani Ankara hükümetiyle beraber yani Türkiye Devleti ile beraber Osmanlı Devleti de birlikte çağrıldı. O yüzden ben ne yapıyorum? Saltanatı kaldırıyorum. Saltanatı kaldırınca ne oluyorum? Osmanlı Devleti'ni resmi olarak son veriyorum. Resmi olarak son verince de onların Lozan'a gitmesini o tarafın engelliyorum. Bütün meseleyi anladınız mı? Bütün mesele budur. O yüzden 1 Kasım 1922 çok miladi bir takvimdir. Dikkat. Lozan görüşmeleri araya girdiğinden dolayı evet, çok tepki aldığı durumlar da olmuş meclisin içinde falan. Ama saltanatın kaldırılması çok fazla tartışılamamıştır. Çünkü Lozan görüşmeleri başlayınca sürekli Lozan'dan TBM'ye bilgi akışı ve sürekli TBM'nin gündemi Lozan olunca saltanatın kalkması unutulmuş gitmiştir. Bak ben size bir şey söyleyeyim mi? O yüzden dikkat edelim. Şu tarih bizim için çok kıymetli. Ben her tarihe önem vermem. Beni az çok görmüşsünüzdür ama ÖSYM'nin bazı tarihlere karşı zaafı vardır. Ne demek bu? 1 Kasım 1922. Çok ilginçtir. Mustafa Kemal bütün 1 Kasım 1922 Türkiye Büyük Millet Meclisi konuşmasını dinliyorum. Dinliyorum derken yani kitabını okuyorum. Bu kitabını okurken hep bir şeye dikkat ettim. Saltanat kelimesi mesela hiç kullanmıyor. Mesela ona 15 Kasım'da bir daha soruyorlar. Paşam Osmanlı'ya son verdin. Saltanatı kaldırdın. Bir 1 Kasım 1922 kararıdır. Bak ısrarla saltanat kaldırılması demiyor. Mustafa Kemal ne diyormuş? 1 Kasım 1922'de yapmış olduğumuz inkılap ya da 1 Kasım'da yapmış olduğumuz inkılap. Mesela 1928'de bir daha soruyorlar. Paşam işte Osmanlı'yı kaldırdınız, Osmanlı ileride yurt dışına çıktı falan ondan sonra diyor ki saltanat kaldırıldı dem. 1 Kasım kararı bizim için geri dönülemez bir karar. Bak şimdi o zaman ben Atatürk'ün bir gün 1 Kasım lafı içinde geçen bir sorusunun gelme ihtimali yüksek görüyorum. O yüzden sen bileceksin ki 1 Kasım'da ne olduğunu. Ondan sonra soruyu yapabilirsin sen. O yüzden hemen notunu al. 1 Kasım 1922 tarihini hemen şöyle defterine kazı. Dedi ki Ramazan Hoca bu tarihi unutma. Tamam. Unutursam unutmayan başka birisi yapar. Aynı neti yapsanız dahi tarih netini daha fazla yapan tarih netini daha fazla derken 80'e 80 yaptık Nazım senle diyelim. İkiniz de 80 yaptın, ben de 80 yaptım. Sen vatandaşlıktan atıyorum bir soru fazla bana göre yaptın. Ben sana tarihten bir fazla yaptım. Aynı oluyor işte puan. Ben bunu anlatıyorum anlatıyorum insanlar şey yapmıyor. Aynı puan gelmez. İkimiz de 80'er net yapalım. Tarihimiz eee haricinde tarihimiz haricinde diğerleri aynı olsun. Tarihi ben tarihten bir fazla yapıyorum. Sen vatandaşlıktan bir fazla yap. Sallıyorum. Ben fazla yaptığımdan dolayı benim oradaki netimin daha fazla puansal anlamda gördüğünü. O yüzden tarih derste bir net çok şeye bedel. Senin atama yerin, atama zamanın, atandığın eee işte kurum, ilçe, il neyse çok önemli. O yüzden biz ne yapacağız? Ramazan Hoca bana ne dedi? 1 Kasım'ı bileceğim. Bileceğim. O zaman mesela 3 Kasım'da Hakimiyet-i Milliye gazetesi bir devrin sonu başlığını attı. Neyle alakalı olabilir bir devrin sonu ya? He. Saltanat kalktı. Ben kafayı çizeceğim. Ramazan Hoca bana ne? 1 Kasım 1922 dedi. O zaman 3 Kasım'da Hakimiyet-i Milliye'de çıkan gazete haberi neyle alaka olabilir? Ha 5 Kasım 1922'de Osmanlı sadrazamı Tevfik Paşa. Artık mührü verecek kimse kalmadı. Ben kime istifamı sunayım dedi. Bak işte bu duruma neden olan gelişme aşağıdakilerden hangisi? Cevap ne? O yüzden ben saltanat kaldırmasını iki yönlü soru bekliyorum. Bir 1 Kasım Mustafa Kemal'in saltanat kelimesini asla kullanmayıp 1 Kasım kelimesini kullanması. İki dikkat Lozan'a giderken yapılması çünkü iki devlet vardı artık hatırlayın. Bir Türkiye Devleti, bir İstanbul yani Osmanlı Devleti. İki devletin ulusal çıkarlarımıza ters tutması. Lozan'a her iki devletin birlikte çağrılması bu inkılabın yapılmasını tabii ki eee etkenlerinden bir tanesidir. Zaten ulusal egemenliğin önünde bir engeldir. Tek başına olan bir yerde ulus egemenlikten bahsetmek mümkün değildir. Hadi bakalım. Saltanatın kaldırılmasının nedenleriyle başlayalım.

Osmanlı Devleti Lozan görüşmelerine davet edilmesinden dolayı ortaya çıkabilecek bir kargaşayı önleme. Lozan'a tek gitme isteği.

Yönetimde çift başlığa son verme.

Devlet idaresinin laikleşmesini sağlama. Bunu nerede anlattım? Atatürk ilkelerinde anlattım. Saltanatın kalkması niye laiklik? Laikleşmesini sağlama.

Ulus egemenliğini hayata geçirme veya ulus egemenliğin önündeki en büyük engeli kaldırma.

Cumhuriyet idaresine ortam hazırlama.

Monarşi ve aile idaresi anlayışına son verme. Sizler de biliyorsunuz ki 1 Kasım 1922'de yapılan bu olaydan sonra eee, saltanatın kaldırılması kararı Vahdettin'e bildiriliyor. İstanbul hükümeti tamamen lağvedilmiş oluyor. Hatta dedim ya Tevfik Paşa lan ben kime artık istifamı sunacağım koca başa sunsam zaten devlet yok artık. Daha sonra sizler de biliyorsunuz ki Malezya yazılısı ile eee, kendisi Vahdettin ve etrafı çevresi şeye gitmiştir dersen yurt dışına gitmiştir. Böylelikle Osmanlı Devleti'nde Osmanlı hanedanının yurt dışına bir kısmını sadece Vahdettin'in şeklinde bakın bir daha sorum hanedan öyle bir kişi, iki kişi değil yüzlerce kişi var. Çünkü onun torunu, onun oradan torunu, onun oradan torunu, Abdülmecid'in oğlu, Abdülaziz'in oğlu, Abdülhamitlerin çocukları öyle düşün. Meşrutiyet, Mehmet hanedan dediğin şey sülale. Şu an sadece Vahdettin ve ekibi dışarıda. Anlaşıldı mı bütün durum? Bunu bilin yani.

Evet. Geldik buraya. Tabii gelişmelerinden bahsetmek lazım. Eee, saltanatı kaldırırken elbette ki bunun teklifini verenler değil mi kardeşim? O önemli. Yine bu saltanatı kaldırmasına neden olan gelişmeler bir de sonuçları var. Hadi şu gelişmeleri söyle bakalım.

Konferans öncesinde Tevfik Paşa hazırlıklara başlamış. Ancak Mustafa Kemal'in harekete geçmesiyle bu durum engellenmiştir.

Meclis kürsüsüne getirilen saltanatın varlığına son verme konusu. Birçok kaldırmakta karar. Teklifi kim sundu? Karar verildi.

Son Osmanlı padişahı Vahdettin. Halife sıfatıyla yurt dışına çıkılmış. Ve Tevfik Paşa hükümetine son verilmiştir. Burada bir şey dikkat ettireceğim. Osmanlı Devleti'nin son padişahını herkes bilir Vahdettin'i bilir. Ama son sadrazamını bilemez. Bu çıkan bir sınav sorusudur. Osmanlı Devleti'nin son sadrazamı Tevfik Paşa'dır. Dikkat. Zaten şey kısmında da anlatacağım.

TBMM'nin hareketi kaldırmasından sonra halifelik. Vahdettin'den halifelik sıfatı kaldırılmıştır. Yeni halife seçilmiştir. Son halife Abdülmecid Efendi'dir. Son halife Vahdettin değil. Neymiş? Abdülmecid Efendi. Üç defa sınav sorusu oldu ya. Ben oraya Vahdettin yazıyorum. Herkes Vahdettin yapıyor ya. Olur mu ya arkadaşlar? Doğru öğrenelim tarih. Son halife. Hangi kurum seçmiş bu arada halifeyi? Türkiye Büyük Millet Meclisi seçmiş. Halifelik makamını Vahdettin'den kim kaldırmış? Yine Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu kaldırmış. Yani halifeliği Vahdettin'den de kaldıran TBMM'dir. Yeni halifeyi seçen de yine TBMM'dir. Şimdi o zaman biz de diyoruz ki halifelik makamını alan Vahdettin'den önce bu kaldırıldı. Sonra yeni halife olarak değil mi? Abdülmecid Efendi seçildi. Abdülmecid Efendi seçildi. Ha demek ki ben saltanatı kaldırınca yerine de ne olmuş? Abdülmecid Efendi yeni halife olmuş.

Evet, sonuçlar şimdi mantık düşün. Saltanat kaldırsam Osmanlı Devleti resmi olarak sona erer. Lozan'a Türkiye Büyük Millet Meclisi yani Türkiye Devleti tek olarak gider. Ancak benim saltanatı kaldırmamla beraber bende bir sorun ortaya çıktı. Benim yeni devlet başkanım ne olacak? Benim yeni olacak. Bize öyle bir sistem daha oturmuş vaziyette değil. Sonuçta 1 Temmuz mantığını sizler de biliyorsunuz. Türkiye Büyük Millet Meclisi vardı. İcra vekilleri daha sonra ikiye ayrıldılar. Sonra biliyorsun başkomutanlıkla TBMM tüm yetkileri Mustafa Kemal'e verildi. Yani farklı bir ortam var. Şimdi bizdeki sorun şu. Öbür tarafın belliydi. Öbür tarafta ne var? Vahdettin var. İstanbul hükümeti var. Doğru mu? Rejimde atıyorum meşrutiyet ya da işte eee meşrutiyet monarşi bir şey var ama yani bize ne var? Bize rejimin ne olacağı belli mi? Değil. Belki de Mustafa Kemal Atatürk dedi ki kardeşim padişahlık bu ülkede devam etsin. Saltanat devam etsin benden gitsin. Ya da gel Kazım buraya gel İsmet buraya siz cumhurbaşkanı olun. Ben kendi köşeme çekileyim ki Mustafa Kemal'e birçok kişi saltanat Milli Mücadele'den sonra paşam sen de artık dinlenirsin. Hani öyle bir diyorlar ki paşaya hani bu saatten sonra bir daha çalışmazsın. Bak bu kadar yorgun düşün ettin. Şu oldu, bu oldu. Hani cumhurbaşkanı olsan dahi istifa edersin. Bu ülkede seni onursal cumhurbaşkanı seçermiş gibi yapalım diyen de çok oldu. Bunu bilin. Çok yakınları dedi. Hatta hal dedik adı var dedi mesela. Yani demek istediğim şu ki saltanatın kaldırılmasından sonra devlet başkanlığı ve rejim sorunu.

Ortaya çıkmıştır. Devlet başkanlığı ve rejim sorunu ileride cumhuriyetin ilanıyla çözülecektir. Evet. Söyle bakalım. Devletin laikleşmesi yolunda ilk ciddi adım atıldı. İlk ciddi adım atıldı. Evet. Osmanlı Devleti varlığı resmi olarak son buldu. Osmanlı Devleti resmi olarak sona erdi. Resmi olarak sona erdi. Evet. Devam. Türk milletinin tek temsilcisinin TBMM olduğu ortaya konuldu. TBMM olduğu ortaya konuldu. Evet. Ulusal egemenliğin gerçekleşmesi yolunda önemli bir adım atıldı. Önemli bir adım atıldı. Atandı diyoruz ya. E değil mi? Allah elimizi dilimizi Allah Mahmut ağzımı dilimi bağla diye. Ben bir cümleye gireyim bak. Evet. Rejim ve devlet başkanlığı sorunu ortaya çıktı. Sorunu ortaya çıktı. Bu ileride neyle çözecek? Bir kere daha söylüyorum. Cumhuriyetin ilanıyla çözecek. Ancak ben cumhuriyetin ilan edilmeden önce bir şeye çok vurgu yapmak istiyorum. O da şu dedim ya bazı tarihlerde bazı kronolojik gelişmeleri bilmeniz lazım. Bunlardan bir tanesi tabii ki ve tartışmasız Ankara'nın başkenti ilanıdır. Dikkat hemen notunuzu alıyorsunuz. Şöyle diyorsunuz. Ankara cumhuriyetin ilanından 16 gün önce başkent ilan edilmiştir. Makar kelimesi vardır Arapça. Makar ne demek? Yani merkez başkent. Tamam. Bir kere daha söylüyorum. Ramazan Hoca dedi ki, "Yaz notuna yaz." Ramazan Hoca dedi ki, Ramazan Hoca dedi ki, "Kronolojik sorularda ki size kronolojik soru gelebilir. Beş tane olay verir. Beşini de kronolojik olarak sıralar. Ama öğrencilerimizin bilmediği bir nokta şu. Cumhuriyet ilan edildi de Ankara başkent oldu değil. Ankara başkent olup daha sonra cumhuriyet ilan ediliyor. Bunu da böyle bilin. Doğru mu lazım? Ankara'nın başkenti olmasının teklifini de İsmet İnönü vermesi. Bu arada saltanatın kaldırılması teklifini daha kimin verdiğini Nazım söylemedin. Ben sana ısrarla diyorum ki saltanatın kaldırılmasının teklifini kim verdi? He beyefendi bir araştır bakayım bir. Hadi bir gir bakalım senin çalışmayan internetine. Oğlum ben burada soru soruyorum. Öğrenci oradan buluyor. Bizim bizim Nazım kim verdin abi? Çok ilginç bir adam verdi. Lozan'a da giden bir adamdır o. Lozan heyetinde de var. O vermiştir mesela. Aha aha geliyor. Aha geliyor. Rıza Nur. Doktor Rıza Nur vermiştir. Başka o zaman saltanatı kaldırması teklifini kim verdi? Halifeliğin kaldırması teklifini kim verdi? Bazılarını bilmek zorundayız. Evet. Ankara'nın başkenti ile ilgili ilk notumu yazıyorum. Bak not ben bilerek notu buraya veriyorum. O kitapta yazmıyor şunu bilmeniz lazım. Ankara'nın başkent olması cumhuriyetin ilanından önce yaşanan bir gelişmedir. Tamam. O yüzden hangi sorularda dikkat edeceğiz biz? Kronoloji sorularında muhakkak iyi dikkatle buraya bak. Muhakkak diyorum ikisi birlikte verilir. Ha demek ki ÖSYM şöyle yapmıyor. Bir saltanatı kaldırması, iki cumhuriyet ilanı, üç halifeliğin kaldırılması. Sırala öyle sıralama lan. Herkes yapar o zaman oğlum. Öyle olur mu lan? Adam oraya Ankara'nın başkentini de koyuyor. Çocukluk lan bu cumhuriyet ilandan önce miydi şimdi sonra mıydı? O yüzden ben ne diyorum? Ankara cumhuriyetin ilanından önce başkent ilan edildi. Tamam. Az sonra cumhuriyet ilan. Her ikisine de 101 pare Ankara Kalesi'nden top atışı yapıldı. Yani 16 gün arayla iki tane büyük gelişmeye Ankara sahip olmuştur. Kıymetli dostlar o zaman Ankara'nın başkent oluşunda İsmet İnönü ve 14 arkadaşın etkisi çok büyüdü. Bu arada şunu da söyleyeyim Mustafa Kemal bugün Türkiye'de birçok siyasetçi Ankara'yı çok sevmezler. Evet, meclis buradadır, bakanlıklar buradadır ama Ankara'da böyle çok yapılacak bir şey bulamadıklarından dolayı Ankara'yı çok sevmezler. Nereyi severler? İstanbul'u. Türkiye'nin zaten fiili başkenti normalde Ankara gibi gözüküyor, resmi başkent. Öyle diyeyim aslında fiili başkenti İstanbul. Ekonominin yönlendirildiği yer Marmara'dır. O yüzden İstanbul'a giden milletvekili zaten sayısal anlamda İstanbul milletvekili fazladır. Değerli arkadaşlar Mustafa Kemal İstanbul taraftarı hiçbir zaman olmadı. Hem İstanbul'da başkenti ilan edip aslında Osmanlı Devleti'nden belki son kalan düşünceleri de orada yıkabilirdi ama ileriki zamanlarda devletin özellikle Trakya bölgesinden tekrardan işgale uğrama durumundan dolayı İstanbul başkentliğini Ankara'ya içeri bölgeye taşımıştır. Bunun iki tane yolu vardı. Bir tanesi demir yolu ulaşımı. İki Ankara halkının özellikle milli mücadeleye çok büyük katkısı. İnsanlar evlerinden kiramitlere kadar söküp götürdüler. Ankara halkı kendi arasında para topladı. Ankara'da Mustafa Kemal'in 27 Aralık 1919'da karşılanışı birçok faktör var Ankara'da olmasını ve Ankara halkının özellikle Mustafa Kemal biliyorsun Ankara'dan milletvekili seçti TBMM'ye. Cumhurbaşkanı gene Ankara'da oldu. Yani asıl hayatının bir döneminde Ankara aslında milli mücadelede hani diyoruz ya hayatını etkileyen beş şehir. Acaba neden Ankara yok? Ben hep düşünürüm. Halbuki Ankara'yı sevmiştir Mustafa Kemal. Onu baştan söyleyeyim. Merkezi buraya taşıyan adamın hayatında Ankara'nın etkisi olmama ihtimali var mı? Yok. Ama etkileyen beş şehir arasında mesela bulunmamakta. Artı İstanbul'a biraz da özel gıcığı olmuştur. Ama dikkat edin vefat ettiği yer neresidir? Dolmabahçe. İstanbul'dur. Normalde Mustafa Kemal oradan zaten nakli bu tarafa yapıldı. Naşı ama normalde nerede vefat etmesi beklenir? Aslında baktığınız zaman Ankara'da mesela belirli bir süre Mustafa Kemal İstanbul işgalden kurtulduktan sonra gitmiyor. Evet. Bak ben size söyleyeyim. Mustafa Kemal İstanbul'u ne zaman ziyaret etmiş bir bakalım. Yani işgalden kurtulduğu halde ne zaman tekrardan ziyaret etmiş? Hemen gitmedi. Biraz bekledi. Yani demek istediğim biraz İstanbul aşı bir adamdan bahsetmiyoruz. Mustafa Kemal Esan Mustafa Kemal genelde iç Anadolu, Doğu Anadolu özellikle daha sonraki yıllarda Mersin, Adana, Hatay muhabbetinden dolayı, Hatay sonundan dolayı genellikle o bölgeye daha çok aşırı neşir olacak. Ama şunu da söylemek lazım. Ankara'nın başkenti olmasında özellikle Trakya bölgesinden gelecek saldırılarla alakalı bir durum ki bunu ileriki zamanlarda ne kadar önemli olduğunu Dünya Savaşı'nda sırasında göreceğiz. Türkiye fiilen Dünya Savaşı'na katılmamıştır ama her zaman bir Alman tehdidi, Almanya'nın ittirmesiyle bir Yunan tehdidi ve Bulgar tehdidini hep görmüştür. O yüzden o bölgeye çakmak hattı denilen bir hatta yapmıştır Teci Çakmaktan kaynaklı ve o bölge istikamlar kurmuştur. Ne demek istiyorum peki? O bölge neyi koruyor? İstanbul'da bugün Çanakkale savaşlarını biz kazanamasaydık eğer ilk işgal edecek yerimiz İstanbul'du. O yüzden İstanbul'u biraz daha içeri taşı. Şimdi Ankara'ya gelmek kolay. Sana söyleyeyim kardeşim. Evet arkadaşlar Ankara'ya gelmek kolay mı? Düşünebiliyor musun? Bir yabancı ülkesiniz ve bir yabancı ülkenin işgali ancak şöyle olabilir. Ankara'ya hava indirme yapabilirsin askerlerini. Bizimkiler seni havada vurur. Açık söyleyeyim. Evet. Evet. Şaka değil. Gerçekten o iş oraya geldiği zaman seni havada öldürürler. Öyle sen aşağı falan inemezsin. Öyle. O eskidendi. O zamanında yokluğun, yoksulluğun, ekonomik krizin, Osmanlı Devlet'in sürekli sürekli savaş kaybetmesinin psikolojik etkisinin şeyiydi. İnsan psikolojisi tekrardan düzeldiği zaman, nesiller geçtikten sonra tekrardan savaş pozisyonu alan bütün milletlerde tarih hafızası gelişir. O yüzden bu kadar film, dizi boş yere çekilmiyor asla değil. Asla ben bir şeyin tesadüf olduğuna inanmam. Özellikle dizi sektöründe. O yüzden ben ileriki yıllarda Türkiye'nin en korunaklı yani Ankara'nın neden başkent olmasını ileriki zamanlarda bir daha anlayacağız. Olumlu ve olumsuz sonuçlarını. Kara harekatı dünyanın en zor olan yerlerinden bir tanesidir. Ankara. Yani Ankara'ya gelebilmen için ha düşünsene Hatay'dan Allah korusun Adana'dan veya öbür taraftan Sinop'tan, Kastamonu'dan gelmeye kalktın. Sen geçene kadar Ilgaz'ı. Yok tabii. Hiç öyle öyle düşünüldüğü gibi falan değil. Bir de işin ilginç tarafı Ankara'nın çevresi, Ankara halkı da yani vatansever bir topluluktan oluşmak. Gerçekten günümüzde de birçok anketli olsun, birçok işte ne bileyim sosyal deneylerde falan olsun işte Kastamonu öyle, Çankırı öyle, Ankara öyle, aşağı tarafı Konyası bu tarafı eskişehir biraz korunaklı. Bolu'yu da atlamayalım. Hadi o da var. Özellikle Dört divan halkı. Doğru mu kardeşim? Ankara'nın başkent ilan edilmesi bana göre olumlu bir gelişmedir. Evet, kolay değildir. Çünkü bütün devlet kurumlarının buraya taşınması yılları alacaktır. Bugün Kızılay'ın olması, bakanlıkların olması yıllar sonraki bir gelişmedir. Ankara'nın merkezi Kızılay değil, ulustur. Osmanlı devletinde de zaten ulustur. Kale ve çevresidir. Hiçbir zaman unutmayın. Kalenin eski isimleri Hisar diye adlandırılırdı. O yüzden Hisar mahalleleri, burç mahalleleri, Osmanlı Devleti'nin yaşadığı kale mahall niye? Niye yükseğe çıkmış Osmanlı? Hem sel, taşkın ve depremden korunabilmek için hem de olası bir askeri harekette biliyorsunuz kale alınmadan fetih sayılmıyor. E kaleyi alabilmenin için yukarı çıkman lazım. Aşağıdan yukarı mı çıkan avantajdır? Yukarıdan aşağı atan mı? Anladın? O yüzden yukarıdan aşağı bir şey yuvarlamak, bir şey dökmek, bir şey ateşlemek artı yukarıdan aşağı kimsenin bilmediği gizli tüneller yapabilmek Osmanlı Devleti'nin büyük satı mesela Osmanlı Devleti'in çok sarp kayalarıaki kaleleri fethetme yöntemi kale sartan sonra tüm su iletişimi kesmeleri ve insanlar biliyorsun yiyecek yiyebilirler ama susuzluk çok zor iştir. Bir de oraya bir yaygara çıkartır. Sularınızın hepsini zehledi. Hadi hayırlı uğurlu olsun bir tane içmez. İçmeyince de o kale çoğunlukla zaman teslim olmuştur. Yoksa Osmanlı bugün mesela Türkiye'de Afyon Karahisar Kalesi. E şöyle bakıyorsun ya la diyorsun. Hep sizde de öyle olmuyor mu lan? Ankara kalesine çıkıyorsun la. Bebek arabası sürüyorum ya. Bebek arabası bildiğin. Bebek arabası şeyde etnograf oradan yukarı doğru. Lan kardeşim sonra diyorsun lan bu bizim herkesin şeyidir bu. Lan zamanında nasıl yapmışlar? Zamanında burada nasıl yaşamışlar? Nasıl insanlar bunlar? Ecdada saygı duyuyorsun. Evet. Kaleleri ziyaret etmenin en güzel tarafı ecdada saygı duymaktır. Çünkü bir o kaleleri sen yapmadın. İki o kalelerin dibinde sen yaşamadın. O kaleler ilk ateşin oraya açıldığını sen bilmiyorsun. Kale mahalleleri diğer adı Hisar mahalleleridir. Hisar, Hisarcık, Hisar Önü hep bu isimlendirmelerdir. O yüzden Osmanlı Devleti'nde başkent evet İstanbul'du ama unutma Osmanlı Devlet'nin bir sınır da Arnavutluktu. Bir sınır da Macaristan'dı. Yani İstanbul baktığın zaman Osmanlı sınırları içinde arada kalıyordu yani. Ama şimdi Türkiye sınırları içinde Ankara'nın olması İsmet İnönü ve arkadaşlarının teklifidir. Başla. Lozan'dan sonra. Lozan'dan sonra. Evet. İstanbul. 6. 6 Ekim 1923'te. Evet. İtilaf kuvvetleri tarafından boşaltılmıştır. İtilafça boşaltıldı. Evet. İstanbul itaat ettiği İstanbul aynasından sonra. Hı hı. Merkezi sorunu ortaya çıkmıştır. Evet. Hükümet merkezi sorunu ortaya çıktı. Hükümet merkezi sorunu ortaya çıktı. Evet. İsmet Paşa Ankara'nın başkent oluşunu öngören. İsmet Paşa. Evet. Ankara'nın başkent oluşunu öngören maddeyi. Öngören maddeyi. Evet. 9 Ekim 1923. 9 Ekim 1923'te. 1923'te TBMM'ye 14 arkadaşıyla bir sınavda 14'ü de vurguladı. O yüzden ben de vurguluyorum. TBMM'ye 14 arkadaşıyla birlikte sundu. Birlikte sundu. Evet. 13. 13 Ekim. Biz Ankaralılar bunu kutluyoruz biliyorsunuz. 1923'te. Evet. TBMM'de kabul edilen tek maddelik. TBMM'de tek maddelik yasayla. Evet. Yasayla Ankara başkent ilan edilir. Ankara başkent ilan edilir. Normalde 25.000 nüfusa sahip çok yangın da var bu arada. Çok anlatılmayan çok yangınlar var Ankara'da. Ankara yangını var sonra Seli var falan. Bayağı nüfus düşüyor. Evet. Ankara'nın ilçelerinde yaşayanlar çok. Kızılcamamda, eskiden Güdül'de, eskiden Haymana'da, Çamlıdere'de. Ama Ankara merkezde yaşayan çok azdı. Bugün Ankara merkez doldu. O ilçeler boşaldı. İlçelerdeki tüm arkadaşlar Ankara merkez geldi. Şimdi Ankara merkez nerelisin Kızcamak? Neresin Koçar? Neresin? Bala neresin? Aymana neresin? Kazan. E sorsan hep Ankara'nın ilçeleri. Oradan buraya iş imkanı için gelmişlerdir. Olay budur. Şu tamam mı? Şurası yani Ankara'nın başkenti ilan edilmişse şuraya kadar ben ne yapıyorum? Bir genel tekrar yapıyorum. Hazır mıyız? Bir dört defa sınav sorusu olması meselesiyle eskiden çok geliyordu. Aşağıdakilerden hangisi Atatürk inkılaplarının özelliklerinden biri değildir diye geliyordu. Son zamanlarda gelmiyor ama bilmenizde gerçekten fayda var. İki şu tarih. Senin doğum tarihin neymiş Nazım? Evet. Nazım hocanızın doğum tarihi 1 Kasım 1922'dir. Hala yaşıyor. Kaç yaşında olduğun lazım? 104 yaşındasın lazım. Allah bir dalya daha nasip etsin. Evet. 1 Kasım 1922 Nazım hocanızdan aklınıza gelecek. Nazım hocanızın doğum tarihi 1 Kasım 1922. Artık bundan sonra her sene Nazım Yaşar'ı 1 Kasım 1922 gördüğünüz zaman Nazım hocanın doğum günü ben mesaj atayım 105. yılını kutlayım 106. yılını kutlayım diyebilirsiniz. Sizlerinki değil sizlere ayrı geleceğim. Evet saltanatın kaldırılmasının nedenlerinde en önemli mesele Lozan'ın her iki tarafın birlikte çağrılmasıdır. Ancak bunun yarattığı sorunu bilmeniz lazım. İki artı teklifi kim verdi? Bir kere daha söylüyorum. Teklifi Rıza Nur ve arkadaşları vermiştir. Doğru mu Nazım? Heh. Bunu bilmeniz lazım. Bak kırmızıyla yazdım. Geldim. Osmanlı Devleti'nin son sadrazamı kimdir? Tevfik Paşa. Doğru mu? Şurada da zaten notumuzu verdik. Dikkat. Bu saltanat kaldırılınca, Vahdettin yurt dışına çıkınca halifelik de kendisinden önce san olarak TBMM genel kuruluna kaldırılıyor. Dikkat Abdülmecid Efendi'yi kim seçti? Bak bir gün bu soru gelir. Yazar oraya. Şerif vekaleti yazar oraya. Şehrüstanlık Babı Meşihat Dairesi yazar oraya. İçişleri Bakanlığı yazar oraya. Genelkurmay Başkanı. Maarif Bakanı. Ya sen bir kere eski isimleri bilmez anlayamadan ki. Lan Genelkurmay ne? Erhan Harbiye ne? O yüzden bilmeniz gerekeni söylüyorum. Hiçbiri değil. Kanunla gelmiştir. Kanunu da yapan TBMM'dir. Abdülmecid Efendi son halifedir. Zaten birazdan halifelik de göreceğiz. Sonuçları bir Osmanlı Devleti'nin resmi olarak sona erdiren gelişme nedir? Saltanatı kaldırmak. Laiklik yolunda ilk ciddi adım adım tabii ki saltanatın kaldırılması. Lozan'a kim gidiyor? Türkiye tek gidiyor. Ulus egemenliğin yolundaki en büyük engel kaldırılıyor. Dikkat dikkat dikkat. En çok gelen iki sınav sorusu. Rejim ve devlet başkanlığı sorununu oluşturan durum nedir? Cevap saltanatın kaldırılması. Soruyu değiştiriyorum. Saltanatın kaldırılmasının yarattığı iki sorun nedir? Rejim ve devlet başkanı sorunu. Neyle çözüldü? Cumhuriyetin ilanıyla. Ancak biz kronolojik gittiği için önce Ankara. Ankara dikkat teklifi sunan kim? İsmet İnönü. 14 arkadaşı. Zaten bir sınavda da öyle geldi. 14 diye geldi. O yüzden 14 yazdım. Bunu da bilin ama neyi bilecektin? Şu not çok önemliydi. Yazdı sana kronoloji. Çok ilginçtir. Cumhuriyetin ilan edilmesiyle alakalı kronolojik sorularda saltanatın kaldırılması en önemlilerden ilki biliyorsun zaten. Hemen bir diye işaretledim. Sonra ne yazıyor? Cumhuriyet ilanı. Sonra Ankara'nın başkenti. Sonra halifeliğin kaldırılması. Sonra atıyorum soyadı kanunu. Beşliği veriyor sana. Bir kere şunu diyeceğim. Saltanatın kaldırılması. Hani ilk diyeyim. Soyadı kanunun neresi? Sonlarda bir kere ilk ve sonu bulunca araya kalıyorsun. Şimdi tamam araya kalıyorsun da seçeneklerde de üç seçeneği anca düşürürler. Orada ben neyi bileceğim? Ben Ankara'nın başkentini cumhuriyetin ilanından önce bileceğim. Anlaşıldı mı? Bunu bilirsen soruyu yaparsın. Senin için 5 saniye ama bilmeyen bir adam için hayatta o soruyu yapamazsın. Sadece neyi bilir? 29 Ekim 1923 Cumhuriyetin ilanı. Tamam. Başka yok. Sınavda ben görüyorum oğlum sınavda yalnız çocuk kendi kendine konuşuyor ya. O soruyu çözerken o beyinle konuşuyor. Bilmeyen adam için ne kadar zordur ya. Bilmediğiniz bir şeyden sürekli soru lan abi insan bilmediği zaman ne anlıyorsun zaten. Sınav günü ben anlıyorum o psikolojik şükür. Ben sonuçta 27 tane soruya bakıyorum oturuyorum. Kaç dakikam alıyor? 5 56 dakika sonra oturuyorum ta sınavın sonuna kadar herkesi izliyorum. Yapanı da görüyorum yapamayanı da görüyorum. Terleyeni de görüyorum. Sese gireni de görüyorum, girmeyeni de görüyorum. Çok rahat da var mesela. Çok rahat. Yani o kadar rahat ki onun sınav için hazırlanmadığını anlıyorsun. Tabii onu da görüyorsun. Arkadaşlar bu ne rahatlık olacak ne çok kaygı ol, çok dengeli bir şey olması lazım. Tamam. İnşallah sizin için olacak. Evet. Diğer tarafa geçtik. Cumhuriyet ilan ediyoruz. Evet geldik cumhuriyetin ilanına. E tabii ki cumhuriyetin ilanını en büyük hazırlayan neden? Saltanatın kaldırılmasından sonra ortaya çıkan devlet başkanlığı ve rejim sorunu zaten bunu çözeceğiz. Bunun için ancak bir olay oldu arkadaşlar. Dört tane icra vekilleri heyeti biliyorsun. Birincisi Mustafa Kemal Atatürk'tü. Daha sonra sizler de biliyorsunuz Fevzi Çakmaklar kurdu. En son Lozan görüşme dikkat Rauf Orbaydı. Lozan onaylandığında kim varmış? Rauf Orbay. Hatta İsmet İnönü ile Rauf Orbay'ın arası açılacak. İsmet İnönü'nün mesela Lozan konferansından imzalanmış şekilde geri dönecek. Rauf Orbay onu karşılamaya bile gelmeyecek zaten. Sonra Rauf Orbay istifa edecek. En son Ali Fethi Okyar kuracak. Ancak Ali Fethi Okyar'da şöyle bir durum ortaya çıkıyor. Ali Fethi Okyar mesela meclis hükümet sisteminde neydi? Bakanlar tek tek oylamayla seçiliyor. Mesela diyor ki Ali Fethi tek olsun nazım. Dahiliye vekili o olsun diyor ama onu seçmiyorlar. Şu olsun diyor. Ali Fethi Cebesoy'u gidiyor başka bir adam seçiyorlar. Böylelikle bunun üzerine baktı ki kendi adamlarını seçemiyor. Bunun sebebi ne? Meclis hükümet sisteminden kaynaklı. Bunun üzerine ne olmuştur? Meclis hükümet sisteminin yaratmış olduğu bu hükümet bunalımı meselesindeki bütün mesele şu. Ali Fethi Okyar istifa ediyor ayın 24'ünde. 23'ünde bak 29'u 6 gün var. Sonra ona muhalefet edenler kendisi hükümet kuramıyor. Bunun üzerine 28'inde Mustafa Kemal Çankaya'da toplantı yapıyor ve 29'da cumhuriyet ilan ediyor. Bir kanun tasarısıyla ve 1921 anayasasında da ilk değişiklik yapılıyor. Cumhuriyet ilanının rejiminin, devletin rejimi cumhuriyetin maddesi ekleniyor. Peki böylelikle devlet başkanlığı, cumhurbaşkanlığı denilen bir sistem ortaya konuyor ve Mustafa Kemal o gün oraya katılan neredeyse 158 milletvekilinin oyuyla seçiliyor. Normalde 334 milletvekili var. Bak neredeyse yarı yarıya değil mi? Yarı yarıyadan daha az bir şekilde Cumhurbaşkanı. Neden? Çünkü çoğu milletvekili aynı zamanda biliyorsunuz farklı işlerde çalışıyor. Öne Kazım Karabekir komutan oradan gelemiyor. Atıyorum Refet Bey bir yerden gelemiyor. O öbür taraftan gelemiyor. Kimi kaymakam var kimi vali var. O yüzden çok az bir oyla ama az derken oyun tamamını alıyor. Ayrı konu. Az bir katılımla öyle söyleyeyim. Yarı yarıda Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ümüz seçiliyor. İlk başbakanlık görevinde, hükümeti kurma görevinde İsmet İnönü'e veriyor. Tamam. Mesela orada Kazım Karabekir bekliyordu. Mesela o olmadı. İsmet İnönü'e ver. Artık yolların ilk böyle artık yavaş yavaş ayrılacağının ilk sinyalleri de aslında cumhuriyetin ilanıyla mümkün olduğunu görüyoruz. Ve cumhuriyetin ilanından sonra ilk TBMM başkanı artık cumhuriyet ilan edildi. Cumhurbaşkanı var, başbakan var, TBMM başkanı var. Cumhurbaşkanı biliyoruz. Mustafa Kemal Başbakan kim? İlk kabineyi kim kurdu? İsmet İnönü kurdu. Dikkat. İlk TBMM başkanı. Ama nereden sonra? Cumhuriyetin ilanından sonra. En çok gelen sınav sorularından biridir. Ali Fethi Okyar. Bunu bileceğiz. Sınava girdin. 29 Ekim 1923'te cumhuriyetin ilan edilmesinden sonra göreve gelen ilk TBMM başkanı kimdir? Soru bu kadardır. Hemen yazır oraya. Mustafa Kemal'i yazır oraya. Ali Fethi Okyar yazar oraya. İsmet İnönü yazar oraya. Kazım Rauf Orbay. Ne diyeceksiniz cevabınız? Ali Fethi Okyar ilk ilk defa cumhuriyetin ilanından sonra meclis başkanı oldu. Hadi bir yazalım. Cumhuriyetin ilan edilmesinin nedenleri? Ulusal egemenliği gerçekleştirmek değil mi? Hepsi var. Baş. Ulusu tek egemen güç haline getirmek. Devam. Devlet başkanlığı son. Ve neydi? Rejim tartışmalarına son vermek. Evet. Ekim bunalımı olarak. Ekim bunalımı. Diğer adıyla hükümet bunalımı. Yani bir kere daha parantez içinde ne yazıyorum? Hükümet bunalımı atlatmak. Hükümet kurulamıyor. Evet. Hükümet kurma meselesini yazalım. Söyle kardeşim. En temel neden mevcut. En temel neden evet. Mevcut hükümet oluşturma sistemidir. Mevcut oluşturma hükümet oluşturma sistemidir. Yani bu da nedir? Meclis hükümeti sistemi. Eskiden biliyorsunuz ki meclis hükümeti sistemini biz niye yaptık? Hızlı karar alalım diye. Savaş ortamıydı. Hepinize soralım. Savaş ortamında gel kardeşim bakan olduğunda kimse bakan oluyor muydu? Sorumluluk kalmadığı için bakan oluyordu. Şimdi cumhuriyet ilan edildi. Düşünün herkes Lozan imzalanmış. Savaş durumu bitmiş. Herkes ne olmak istiyor? Lise mezunua bakanı olmak istiyor. Milli Eğitim Bakanı. Efendim eskiden hiç şey yapmayan bir operatör doktor şimdi sağlık bakanı olmak istiyor. Böylelikle meclis hükümet sistemi çok zor bir sistem. Bir de oradaki milletvekilleri kendi aralarında anlaşıyor. Seni seçelim diyor. Sen de beni yardımcı yap diyor. Ya öyle bir sistem olsa günümüze ne olur? Hükümet kuramazsınız arkadaşlar. Hükümeti kuran başbakan hükümeti kuramaz. Yani kendi adamlarından kuramaz. Düşünebiliyor musunuz? Her parti kesinlikle birkaç tane bakanlığı kendi adamından gönderir. Devam. Bakanlar meclis içinden. Bakanlar. Meclis içinden. Evet. Ve meclis tarafından tek tek seçilir. Ve meclis tarafından. Tek oylanarak verilir. Tek oylanarak seçilir. Evet. Ali Fethi Okyar'ın. Ali Fethi Okyar'ın. Evet. Ali Fethi Okyar'ın istifası üzerine dikkat. Muhalefet muhalefet hükümet kuramamıştır. Nazım kendi arasında birlikleri olmadıysa hükümet kuramadı. Sonra ne oldu? Bunların hepsi cumhuriyetin ilanına giden yol açtı. Ancak şu iki sistemi bilmeniz lazım. Bir sınavda geldi. Türkiye'de kabine sistemi neyle başlamıştır? Cevap Cumhuriyetin ilanı. Artık kabinet sistemi var. Ne demek kabinet sistemi? Artık ülkenin bir başbakanı var. Başbakan bir hükümet kuracak. Bunun için de istediği adamı ister meclis içinden ister meclis dışından ne yapabiliyor? Getirebiliyor. Bu çok önemlidir değerli arkadaşlar. Öylelikle kabine sisteminde hükümet kurma çok daha kolay hale geliyor. Başlayalım. Meclis hükümetiyle kabul sistemi tek yazıyoruz. Meclis vekilleri heyeti. Meclis hükümet sistemi. Evet yaz. Devam et. İcra vekilleri heyeti meclis içinden ve meclis tarafından. İcra vekilleri heyeti yani hükümet. Meclis içinden ve meclis tarafından. Meclis içinden ve. Meclis tarafından seçilen bakanlardan oluşur. Meclis tarafından seçilen bakanlardan oluşur. Bakanlardan oluşur. Bak Ali Fethi Okyar ne yapamadı? Kendi istediği bir bakanı getiremedi. Çünkü adamı daire vekili Ali Fethi tek olsun dedi. Bir oylama yapıldı. Ali Fethi tek seçilmedi. Yani düşünebiliyor musun böyle bir şey olduğunu? Evet. Hükümet kurması uzun sürer. Hükümet kurması kurulması bu sistemle. Cumhuriyetin ilanından sonra değil mi? Zorlaşmıştır. Cumhuriyetin ilanından önce lan önce zorlaşmıştır. Neden? Herkes bakan olmak istediği için. Evet. Gelelim kabine sistemine. Buyur. Hükümet üyesi bakanlar başbakan tarafından belirlenmiş. Hükümet üyesi bakanlar kim tarafından belirleniyor? Başbakan tarafından belirlenir. Evet. Cumhurbaşkanı tarafından da onaylanır. Cumhurbaşkanı onaylar. Evet. Hükümet kurulması kısadır. Hükümet kurulması kısadır. Kurulması kısa ve. Yürütme işlemi hızdır. Yürütme işlemi hızlıdır. İkisinin arasındaki tek fark budur. O zaman sana sınavda 1. TBMM'nin uygulamış olduğu meclis hükümeti sistemi aşağıda verilen hangi inkılapla yerine kabine sistemine bırakmıştır? Cevap Cumhuriyetin ilanı. Devam. Evet. Cumhuriyet ilanının sonuçları. Hadi bakalım. Devletamıyla devlet rejimi belirlenmiş. Devlet rejimi belirlendi. Evet. Devlet başkanlığı son. Belirlendi. Ve devlet başkanlığı sorunu çözüldü. Devam. Milli egemenlik anlayışı güçlendi. Milli egemenlik anlayışı güçlendi. Anlayışı güçlendi. Evet. Mustafa Kemal Cumhurbaşkanı seçildi. Mustafa Kemal Cumhurbaşkanı seçildi. Oo Nazım çok hızlısın lan. Yengen bekliyor. Hayırdır? Söyle bakalım. Neydi? Kabine sistemine geçildi. Allah Allah. Kabine sistemine geçildi. Evet. İsmet İnönü başbakan. İsmet İnönü ilk başbakan oldu değil mi? Cumhuriyetin sonra ilk başbakanı oldu. Ali Fethi Okyar Millet Başkan ve Ali Fethi Okyar ne olmuştur? İlk meclis başkanı olmuştur. İlk meclis başkanı oldu. Bunların ikisi de çok sınavda geldi arkadaşlar. Haberiniz olsun. Evet. Türkiye devletinin yönetim şekli. Evet. Cumhuriyettir maddesi. Cumhuriyettir maddesi. 1921 tekrar maddesi 1921 anayasasına anayasasına dikkat 1923 değişikliği olarak eklenmiştir. Değişikliği olarak eklendi. Evet. Söyle. İlk soru var. Tek tek yazalım. İlk cumhurbaşkanı bu arada söyleyeceğim. Bir dakika ilk cumhurbaşkanı şöyle yazalım. Tamam mı? İlk başbakanı şöyle yazalım. Doğru mu kardeşim? Bu arada ilk başbakan İsmet İnönü diyoruz ya kardeşim. İsmet İnönü çift görevdedir. Ha bu bir sınavda geldi. Mesela Türkiye Cumhuriyeti'n ilk dışişleri bakanı kimdir diye sordular. Cevap gene kimdi? Tabii İsmet çift görevdedir. Onu da söyleyeyim buraya dikkat. İlk başbakan ve ilk dışişleri bakanıdır. Biliyorsun Lozan'da ne olarak gitmişti? E devam ediyor işte. Evet. İlk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk. Bir saniye. Evet. Cumhuriyet ilanından sonra ilk meclis başkanı zaten oraya da yazmıştık. Dikkat çokça geliyor. Ali Fethi Okyar. Dikkat. Cumhuriyetin ilanından sonra ilk Genelkurmay Başkanı diyorum. Genelkurmay Başkanı. İki mareşal var. Doğru mu? İki mareşalden biri cumhurbaşkanı olduğuna göre diğer mareşal ne olur? Otomatikman ülkenin Genelkurmay Başkanı olur. Anlaştık mı? Çok var. Bu ilk iktisat bakanı, ilk maarif bakanı, ilk sağlık bakanı. Mesela ilk sağlık bakanı kimdi? Hatırladın mı? Bilmiyorum. Seni de kandırıyorum değil mi Nazım? Evet. İlk sağlık bakanı kimdi TBMM'de? Ben bilmem. Tebim. Bir de Cumhuriyeti ilk TBMM'de ilk icra vekilleri heyetinde bir TM'de ilk sağlık bakanımız kim? Türkiye'nin ilk sağlık bakanı kim? Ama cumhuriyet ilanı dedikten sonra ilk sağlık bakanı kim? İkisi birbirinden ayrı insanlar. Onu anlatmaya çalışıyorum. İlk sağlık bakanımız farklıdır. Cumhuriyeti ilandan sonra farklı. Dikkat. İlk Genelkurmay Başkanımız İsmet İnönü'dür. Cumhuriyetin ilanından sonra ise Fevzi Çakmaktır. Evet. Kimmiş? Refik Saydam. E burada yok mu Refik Saydam? Hıırsız sağ enstitüsü. Beyefendi sen sağlıkçı değil misin? E anladın. Evet, gelelim halifeliğin kaldırılmasına. Türkiye'nin çok önemli inkılaplarından bir tanesidir aslında. O gün yaşananların tümü çok önemli inkılaplar diye geçer. Ben hemen olayı da bir anlatayım. Hatırla 1 Kasım 1922 Mustafa Kemal Rıza Nur'un teklifiyle beraber saltanat kaldırılmasıyla beraber biliyorsunuz Vahdettin halife sıfatıyla çıkmıştı. Önce halifelik sıfatını onların elinden aldık TBMM Genel Kurulunda. Sonra yeni halife belirledik. Yeni halife kim? Abdülaziz'in oğlu. Kim? Abdülmecid Efendi. Şimdi buraya kadar her şey normal. Bir hanedandan geldi arkadaşlar. Ancak halife Abdülmecid bir halife-i Müslim'in normalde kullanması gereken neyi sadece unvan olarak? Müslümanların halifesi. Doğru mu? Şimdi kullandığı ikisine bakalım. Hadimül Haremeyn bunun unvanı kullanıyor. İki Zillullah Allah'ın yeryüzündeki gölgesini kullanıyor. Hatta daha da var. Peygamber vekili diye bir unvan var. Bu unvanları kullanmasının rahatsızlığı. İki bu arada halife İstanbul'da şey kimde? Meclis Ankara'da Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal burada. Kendisi İstanbul'dadır. İstanbul'da da çok önemli kişilerle görüşüyor. Mesela devlet başkanlarıyla görüşebiliyor, elçilerle görüşebiliyor. Mesela Refet Bey onu çok seviyordu. Abdülmecid Efendi ile Refet Bey'nin bayağı bir ilişkisi var. Hatta Abdülmecid Efendi'nin oğlu Ömer Faruk vardı. Milli mücadeleye mesela katılmak istedi. Mustafa Kemal çok yanlış anlaşılacağı düşüncesiyle onu tekrardan geri gelmesine rağmen geri göndermiştir. Öyle söyleyeyim size. Yani Abdülmecid Efendi milli mücadele yanlısı bir adam diyebiliriz. Sonraları ilk başlarda öyle değil de sonraları bayağı bir Mustafa Kemal ve Kuvay-ı Milliyecilerin yanında yer almış. Zaten seçilmesinde de bu çok etkili oldu. Ömer Faruk'un şeye kadar gelmesi falan. Şimdi ancak mesela cumaya cumaya at üzerinde gitmek istiyor. Hatta Refet Bey ona Konya adındaki bir atını da verdi. Hatta o atla gitmek istiyor. Fatih'in sarığını takmak istiyor. Mesela Fatih'in sarığı var ya mesela onu takmak istedi. Mustafa Kemal'e bu laf geldi mesela. Mustafa Kemal tabii halifeliği de kaldırmak da istediği için herhalde o günün şartlarında şöyle dedi. Eğer dedi çok dedi Fatih'in sarığını takmak istiyorsa gitsin kendini Reding giysin dedi. Reding'un ne olduğunu bilmeyenler yazabilirler. Mustafa Kemal'in böyle pelerin tarzında bir şeydir. Ne der? Giysidir, kıyafettir. Sizler de biliyorsunuz Mustafa Kemal dönemin en iyi giyimli devlet başkanıdır. Net yani ben o kadar devlet başkanının şeyini görüyorum. Çoğu devlet başkanı zaten askeriden gelme olduğu için ağırlıkla hep aynı üniformayla veya üniforma benzeri yeşil haki renkler kullanarak giymiştir. Ama Mustafa Kemal öyle değil. Gerçekten çok özenli bir giyimi var. Redingot da onlardan bir tanesidir. Mesela öyle bir laf verdi. Öyle bir cevap verdi. Mesela hazine bütçesi istedi kendine. Kendisine bir bütçe istedi. Mustafa Kemal dedi ki halifenin kendine ayrı bir bütçesi olamaz dedi. Bak bu bizim içeride Abdülmecid Efendi'nin yaptıkları. Bak şimdi bu ayrı. Bir de Hindistan'dan iki tane adamın iki tanesin ortaklaşa görünüş Hindistan'dan. Mektup Londra'dan geliyor da Londra'da yazılmış. İngiliz hükümeti tarafından yönlendirilmiş. İki tane adam. Kim bunlar? Söyle bakayım. Biliyorsun ya. Yapman lazım. Birini söyleyeyim. Emir Ali. Diğeri kim? Ahan. Ahan. Bunlar İsmailî tarikatının önemli adamlarıdır. Hindistan'da çok taraftarı var ama mektup Londra'da yazılıyor. Neyse mektup geliyor. Normalde mektup İsmet İnönü'e gidecek. Şimdi buraya kadar her şey normal değil mi? Başbakan İsmet İnönü. Ama mektup İsmet İnönü'e geçmeden üç gazetede yayınlanıyor. Tamam. İşte Tanin gazetesinde atıyorum bir başka gazetede bir başka üç gazetede birden mektup daha İsmet İnönü'nün önüne geçmeden yayınlanıyor. Ne istiyorlar? Halifeliğin kaldırılmamasını icra ediyorlar. Halifelik bizim için önemli bir şey diyorlar. Onu diyorlar, bunu diyorlar. Bunu bir dış müdahale olarak değerlendiriyor dönemin vekilleri ve Mustafa Kemal Atatürk'la beraber İsmet İnönü'de. Çünkü halifelikte şöyle bir sıkıntı olduğunu söyleniyor o zamanlar. Halifelik zaten hükümet manasında kullanılan bir kelimeye dönüşmüştür. Sembolik hale gelmiştir. Mesela halifelikle alakalı bana benim şahsi yorumumu soracak olursanız ben halifeliğin kaldırılması taraftarı değilim. Bak nedeni var ama her şey nedeni var. Sizi çok seviyorduk da ondan dolayı değil. Hatta size çok iyi bilirim. Halifelik makamını bu saltanatı kaldırmaktan sonra halifelik seçimi vardı ya Mustafa Kemal'in bazı kaynaklar Vahdettin olması yönünde isteği olduğunu söylüyor. Bir daha söylüyorum. Halifelik seçimleri vardı ya Abdülmecid Efendi'nin geldiği Mustafa Kemal ne de olsa bundan sonra çok bir şey yapamaz. Zaten kanunlarımız ötecek. Vahdettin olabilir dediği kaynaklar var. Araştırıp bulabilirsiniz. İlla benim kaynağıma güveneceksiniz diye bir şey yok. Sonra Abdülmecid Efendi'yi kim istemiyor biliyor musun? Kazım Karabekir istemiyor. Kazım Karabekir diyor onlar bizi diyor idama mahkum etti. Paşam diyor zamanında bize yapmadıklarını bırakmadı. Vahdettin olmasın. Kazım Karabekir mesela Vahdettin'e çok daha şeydir, serttir. Tabii çok kişi anlatmıyor böyle de öyledir. Yani mesela Fevzi Çakmak da öyledir. Ha şimdi şöyle düşünüyorsun. Halifenin yapmış olduğu davranışlar hani böyle insanı tetik eder ya böyle yani insana bir şey yapar ya. Bir de haber İstanbul'dan Ankara'ya gelene kadar 50.000 tane şeyle geliyor. Anlatabildim mi? Bir de işin bu tarafı var. E bir de bunların mektubunun yayınlanması. O mektubu yayınlanan hepsi şeye yargılandılar. Hepsi beraat ettiler de yargılandılar. Hay Cahit Yalçınlar bilmem neler. E bunların hepsi yargılandı da beraat ettiler. Çünkü o gazete düşünemiyor musun? Başbakana mektup oradan gazetede başbakandan daha evvelden yayınlanma çok ilginç şeyler var. Acaba birileri bunu mu istedi? Ha çünkü mektup İngiltere'den yayınlanınca biraz şey yaptı. E bizim bildiğim Claudio Ferrer var ya hani Türk dostu dediğimiz Fransız yazar. Mesela halifelik kaldırılacak 3 Mart 1924'te. Halife Abdülmecid Efendi önce İsviçre'ye gidecek ya yakın. Claudio Ferrer ne yaptı biliyor musun? Bütün Fransız kamuoyuna halife Fransa'ya gelsin dedi. Niye biliyor musun? Kullanabilmek için. Düşünebiliyor musunuz? 3 Mart 1924'te halifelik kaldırıldığında halife İsviçre'ye gidecek. Abdülmecid Efendi trenle. İsviçre'de tabii ki halifeliği tutuş dünyanın son halifesi İslam yaylası konuş. Bütün herkes oraya gidiyor röportaj yapmak için. Ya sen olsan ne yaparsın? Sonra normalde haksız olunduğunu söylersin. Bir daha yapılmasını istersin. Ama bir şey söyleyeyim mi? Son halifeye de kimse sahip çıkmamıştı. Çok ilginç taraf. İran sahip çıkmamıştı mesela. Sahip çıkmak isteyenler de hep yabancı devletler. Onların da niyeti belli. E İslam ülkeleri de sahip çıkmadı. Yok Afganistan'da bir ara şura yapalım. İsviçre hükümeti izin vermedi. Otur oturduğun yerde bu tür şuraları İsviçre'de yapamazsın dedi. Halife de Nisa'da öldü yani. Sonradan Medine'ye cenazesi götürüldü. Tabii şimdi baktığın zaman hep şu akla geliyor. Halifelik mesela ben kaldırılmama sebebini sembolik olsa bile papa gibi durması. Tabii Papa'nın şimdi yetkisi fazla Vatikan Devlet Başkanı ama görüyorsunuz Papa e bir atlayıp gelip buraya İznik'te bilmem ne yapabiliyorsa biz de herhangi bir şekilde halifeliği bizler de bu sıfatını kullanarak başka bir yerlerde başka şeyler yapabilir. Ama devletin laikleşme isteği halifenin cumhurbaşkanına neredeyse eşit olması, cumhurbaşkanından ekstra bütçe istemesi, birçok hali ve tavrı artık ikili bir şey oluşturmaya başlamış. O yüzden ama benim şahsi görüşüm sembolik bile olsa kalsaydı. Neden? Evet. O günlerde belki bir Dünya Savaşı etkisi yitirmişti. Doğru. Ama dünya o gün değil ki. Dünya bugün de var. Bakın. E şimdi bugün Papa sizce etkili biri midir, etkili değil midir? Sorun kardeşim. Katolikler üzerine çok etkilidir. Kim ne derse desin bugün Katoliklerin lideri papa çıksa kardeşim tekrardan haç seferlerine başlıyoruz dese e şimdi etkili olur mu olmaz mı? Lan Papa ülkeye geldi de kaç gün konuştuk ya. Doğru mu? Orkçusundan şeyine kadar ilahiyatına kadar konuştuk. Adamın her hareketi takip edildi. Doğru mu kardeşim? Şimdi. Şimdi biz bunları düşün. E şimdi halife birisi gitmiş olsa şimdi bu söylediklerim belki devrim devrim kanunlarına ters gibi düşse de benim demek istediğim o değil. Sembolik olarak kalma durumu da olabilirdi. Mesela Mustafa Kemal'in fikrinden bir tanesi de budur. Zaten onu sembolikleştirdi. Adam hiçbir şey yapmıyor zaten. Sembolik ama sonraki davranışları ve Hintli liderlerin o mesajlarından sonra bir ülkenin iç işlerine müdahale gibi düşünüldü. İşin gece teklifi veren de Urfa mebusu. Verene dikkat et. Şeyh Safvet Efendi. Hani anladın. Halifeliğin kaldırılmasının teklifini vereni gördün mü? Şeyh Safvet Efendi veriyor 53 arkadaşına falan. Neyse halifelik 3 Mart 1924'te kaldırılacak. Ancak şuraya dikkat etmek lazım. Halifelik kaldırıldığında bir artık mesela Fransa'da bir gazetenin çok güzel bir manşeti vardı. Çok sevmiştim. Okurken de çok hoşuma gitti. Merkezi İstanbul olan panislamizmin sonu diye manşet attı. Bakın sorunun kalitesine bakın. Merkezi İstanbul olan panislamizmin sonu başlığı. Sizce Allah'ını seversen sorular haline getirilemez mi? Ben getirdim mesela denemeye. Tekerrüre koyduk. Tekerrüre niye koydum? İleride hani çocuk farklı sorular görsün istiyoruz. Mesela bunu Türkiye'de yaşanan hangi gelişmedir diye sorar. Cevap ne? Tabii ki halifeliğin kaldırılması. Halifeliğin kaldırılmasının en önemli sonuçlarından bir tanesi laikleşme yönünde büyük bir adım. Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal'in ikili yönetim anlayışından uzaklaşması, halifeliğin kaldırılmasıyla beraber artık değerli arkadaşlar özellikle bizim İslamcı hani öyle deriz ya tabiri caizse o değerlere sahip olan insanların bu politikayı milliyetçiliğin içinde yürütmeye başlaması yani Türk İslamcı olmaları. Bu da neye sebep olmuştur değerli arkadaşlarım? İslamcılık politikasının iflasına Türkçülük politikasının güçlenmesine. Bu da milliyetçilik. Yani halifeliğin kaldırılması milliyetçilik yönü var mı? Var. Buna dikkat. Aşağıdakilerden hangisi halifeliğin kaldırılması aşağıdaki ilkelerden hangisiyle ilişkili değildir? Cumhuriyetçilik var mı? Var. Laiklik var mı? Var. Milliyetçilik var mı? Var. İnkılapçılık var mı? Var. Hangisi yok? Devletçilik yok. Çünkü ekonomiyle alakalı. Anlaşıldı mı kardeşlerim? Bütün meseleyi anlattım ama şuraya dikkat ettireceğim. Şimdi her yıl video çekmiyorum. Ortalama 4 yılda bir video çekiyorum. Bu videolarda hepinizin doğum gününü ben sabitliyorum. 3 Mart 1924. Bugün ben de dahil olmak üzere hepimizin doğum tarihi kaçmış kardeşim? 3 Mart 1924. Muhakkak ki doğum günü mesajlarımı bekliyorum. Şimdi 3 Mart 1924'te 4 inkılap var kardeşim. Hatta 5 halifeliğin kaldırılmasından haricinde 4 kalıyor. Şimdi sayalım beraber. Bir şeriye ve evkaf vekaleti kaldırıldı. Ne demek hocam şeriye ve evkaf vekaleti? Hadi beraber yapalım. Bak buraya yazıyorum. Şeriye ve evkaf vekaleti ne demek olduğunu biliyor musun kardeşim? Ben yapayım. Bir dakika. Din işleri şeriye demek değil mi? Ve ne işleriymiş? Vakıf işleri. Ha şimdi buraya dikkat. Din işleri din değil mi? Vakıf işleri devlet işi değil mi? Dinle devlet bir arada mı? Peki ben bunu kaldırıyorum. Kaldırdıktan sonra ne yapıyorum? İki tane yeni kurum açıyorum. Diyanet İşleri Başkanlığı. Doğru. Bunlar beraberdir. Bir de vakıflar genel müdürlüğü. O zaman din ve devlet

Dişlerini birbirinden ayırıyor muyum? O zaman ben ne yapıyorum? Laiklik yapıyorum. Doğru mu?

Dikkat. İlk Diyan Dışişleri Başkanımız da Milli Mücadelenin önemli kahramanlarından, Ankara'nın önemli sülalesinden, Börekçioğullarından kim geçmiştir? Ankara Müdü Milli Mücadele. Biliyorsunuz ki fetva verdi de Mustafa Kemal karşıtları olanlar da fetva ver. Satray Dürrizade Abdullah Efendi Şehlülam Dürrizade Abdullah Efendi'nin fetvasına karşı karşı bir fetva verdi. Neredeyse 153 tane müftü ve din adamıyla beraber. Bu adam kim? Rıfat Börekş. Sen bu adamı bileceksin. Aa hani Türkiye Büyük Millet Meclisi açılış gününde dua ettiren bir adam var ya o Rıfat Börekçidir. Mesela İzmir'de rahmetullah efendi bu tarafa geliyorsun işte Denizli'de Ahmet Hulusi Efendi çok din adamı da inanılmaz mücadeleler vermişlerdir. Maalesef bazıları da Yunanlılarla İngilizlerle işbirliği yapmak zorunda kalmıştır. Yani yapmak zorunda kalmış yapmak zorunda kalmamaması lazım. Cihat ilan etmesi lazım. Ama maalesef ki onların kontrollerinde fetvalar verilmiştir. Bak bu adamlar bağımsızlığı ne kadar güzel değil mi? Ankara işgal edilseydi sizce bu fetvaları Rüfat Börekçi verebilecek miydi? Bağımsızlık ne kadar önemli biliyor musun? Bağımsız olduğun için bağımsız karar verebiliyorsun.

Beyefendilere işgal altında karar vermek kolay mı? O yüzden İstanbul hükümetinde bazen anlıyorum. İşgal altında karar verebilmek çok zordur. Şunu yapalım, bunu yapalım. Öyle olay olmuyor. Tabii adam senin ya sarayına top doğrultmuş ve Yunan gemisi doğrultuyor bilerek. Diyor ki yanlış karar verirsem hop. E tabii Türkiye'de bazı şeyler yok. Bunu dünyada duyuyoruz. Bir elçiyi küçük sandalye, büyük sandalye, küçük işte oturak, büyük oturağa oturturmak. Doğru mu? Arkasına bilerek bayrak koymamak. Kendi ülkesin resimlerde hiçbir bayrak yok. Ve arkaya bilerek bayrak koymak olmuyor mu? Hatırla bakayım bizim şey bizim diyorum Barack Obama'yı beyzbol sopasında Tayyip Erdoğan aramıştı. Hatırla ne olaylar olmuştu değil mi? Ne insan. Çünkü böyle bir resmin servis edilmesi ne demek bu? Evet. Sopa göster. Abaltından sopa göstermek gerçekten aynı. Biz bunlara dikkat. Bakın dünyada mesajlar böyle veriliyor arkadaşlar. Sosyal medyada bir anda yayılıyor değil mi? İşte sallıyorum. Putin Pakistan devlet başkanı 40 dakika bekletiyor. Haberleri hep duyuyorsunuz. Hep de Putin bekletiyor hikmetse. Bir de işin bu tarafı da var. Ha evet. Çünkü Orta Asya'nın ve Ortadoğu'nun lideri olma mücadelesi bu Rusya'nın başına bela olacak. O başına bela da herhalde Allah korusun ama biz de hep beraber olacak. Yani gidişat iyi değil. Rusya bize görünüş iyi, gidişat iyi değil. Evet. Buraya dikkat. Burayı anladık mı? Birinci inkılap. Anladık mı? 3 Mart 1924'te bu çıktı. Alayım ben.

Evet. Bunu bir söylemiş olalım. Şimdi ikincisine geleceğim. O gün değerli arkadaşlar halifelik kaldırıldı. Tamam onda da sıkıntı yok. Bir şey daha kaldırıldı. Erkan-ı Harbiye vekaleti. Neymiş bu? Genelkurmay Başkanı. Genelkurmay Başkanı. Milli Savunma Bakanlığı birdi. Altındaydı. Yani şöyle diyelim. Yapalım mı kardeşim? Erkan-ı Harbiye vekaletinin kaldırılması. Şimdi bakalım. Bunun kaldırılınca iki tane bir şey ortaya çıkıyor. Genelkurmay Başkanlığı ve Milli Savunma bakan birbirinden ayrılıyor. Dikkat aynı. Genelkurmay başkanlığıın ne işidir? Ordu. MSB ne işidir? Bakanlıksa siyaset. O zaman ordu siyasetten ayrılıyorsa ikin sonra subay vekil uygulamasına son veriliyorsa o zaman cumhuriyetçiliktir. Hatırladınız mı? Askerlikle ilgili bir kanun çıkacak. Ben hayır vermek istiyorum. Kazım Baba oradan bakıyor bana. Lan nasıl vereceksin ya? Ne diyeceksin ya? Ne diyeceksin ya? Kazım Arab'de bu Güney Kore'de bir şey Kuzey Kore'de bir manyak var ya yok şey var mecliste sürekli herkes alkışlıyor. Zaten alkışlamakta kimsenin iş yaptığı yok. Sürekli alkışlanıyor adam. Tamam da kardeşim sürekli alkışlarken adam ne yapıyor dikkat edersiniz. Önce arka taraftaki başkanlık makamını şöyle kafayı bir çeviriyor. Alkışlıyorlar mı diye. Bir te manyak yok mu ya güzel? Neydi? Kimyon muydu herifin? Kimyon diyorum ben ona. Neyse öbür tarafa bakıyor. Tek tek bakıyor. Geçen birini yakaladı. Gördün mü? Bir de şimdi gözler kısık. Şimdi beni o parlamentoya koy. Ben de anlaşılmam. Uyuyor mu değil mi diye. Bir de nesini yakaladı. Gösterdi eliyle bak diyor diyor uyuyor diyor. Hadi bakalım hayırlı uğurlu olsun. Ne olduğu belli değil adam. Adamın ne olduğu belli. Sorsan orada da cumhuriyet var. Sallıyorum yani. Orada da bilmem baktığınız öyle şey mi olur arkadaşlar? Cumhuriyetle demokrasiyi çok karıştırıyoruz. Bunları karıştırmadığımız zaman ne olacak? O zaman daha demokratik bir ülke olma yolunda ilerleyeceğiz. Demokrasi farklı bir şey. Cumhuriyet farklı. Cumhuriyet o zaman sana ne olur? 4 senede bir oyun varsın. Bu kadar. O zaman sana mantıken halk olarak kaç yılda bir oy hakkı var? O zaman sen sadece 4 yılda bir misin? E sen o 4 yılda ne yapacaksın peki? E 4 yılda yaşadıkları. O yüzden cumhuriyet demokrasiyle taşlanırsa bir şey olur. Yoksa ne olmaz? Olmaz. Cumhuriyetin ilanına niye bu kadar tepki vardı? Sen dedi de Mustafa Kemal'e 28'de karar vermişsin arkadaşlarla ilan ettin. Eee nerede bunun demokratik niteliği? Parti kurulması. Partiler kapatıldı. Cumhuriyetin de değerli arkadaşlar birçok neyi olmuştur? Tepkileri olmuştur. Bakmayın siz hani burada bir günde ilan ediliyor dediğimiz lafların mecliste çok tartışmaları olmuştur. Bunu da söyleyeyim. Mesela Kazım Karabekir gibi önemli devlet adamlarının cumhuriyetin ilanından haberdar olmaması gibi. Çok ilginç değil mi? O zaman çok hızlı yapılıyor. İnsanlar ona yüzden tepki veriyor. Burası tamam mı? Üçüncüsü bir halifeliği kaldırdım. İki neyi yaptım değerli arkadaşlar? Şeriye vefkat vekatini kaldırdım. 3. Erkan-ı Harbiye'yi kaldırdım. 4. Tevhidü satık. Yani bunu eğitim kısmında yaşayacağım. 5şincisi Osmanlı anedın yurt dışına çıkardım. Ancak ben şunu diyeceğim. 3 Mart 1924'te halifelik kaldırıldı. Dikkat. Kaldırıldıktan sonra onunla beraber kaç tane daha inkılap yapıldı? 4. Halifelikle beraber toplam 5. sayıyoruz. 1. Halifelik kaldırıldı. 2. Şeriye vefkah veket kaldırı. 3. Erkan Harbiye Umumiye idaresi kaldırıldı. 4. Tevhit tesisat kabul etti. 5. Osmanlı hanedanı yurt dışına. En çok tartışma da burada oldu. Osmanlı hanedanının özellikle kadınların dışarı çıkarılmaması hakkında birçok önerge verilmesine rağmen maalesef öyle milletvekilleri var ki adam çıktı ne dedi biliyor musun? Osmanlı hanedanın bırakın dedi bunların dışarı çıkmasını. Eski gömülü olanların dedi mezarlarını kazalım kemiklerini çıkaralım. Hayırdır oğlum bu ya? Ne yaptınız siz ya? Bak ben bir insana güvenmenin bir insandan daha fazla oncu olmasına karşıyım. Mustafa Kemal'in böyle bir lafı var mı? Gidelim kemiklerini çıkaralım. Öyle yap. Oğlum sen ondan daha Kemalci nasıl oluyorsun ya? Ben bunu kızıyorum abi. Adamın demediğini başkası tarafından yapılınca sanki adama isnat ediliyor. Ben buna da karşıyım. Adamın dediği lafa bak ya. Bırakın hanedanı kadın erkek çocuğunu beraber çıkarılmasın diyor. Ölmüş olanların kemiklerini çıkaralım diyor. Gönderelim diyor. Yani Türkiye topraklarından çıkaralım. Nasıl çıkaracaksın ya? Fatih Yavuz Kanuni Osman Orhan. Hayırdır ya? Sen tarihini komple reddetmek demek bu. Neyse Allah'tan öyle bir saçmalık olmadı da ama yani insanların ne kadar bazen bir fikrin tapıcılığına savunmasına karşı yeter. O da senin tarihin. Bugün İslam hükümet de eğer savaşı yapmış olsa senin adın bile okunmayacak. Milletvekili bile olmayacak. İstanbul'a bile gidemeyeceksin hayatında. O yüzden bazı şeyleri çok dikkatli anlatmak ve dikkatli irdelemek lazım. Ben herkesi bu konularda ne diyorum? Lütfen kitap okuyun. İyi yazarlarımız iyi farklı görüşler okuyun. Tek görüşten ben okumam. Hayatım boyunca okumadım. Ben hani ayırmak açısından söylüyorum. Yanlış anlam kendileri ayırdı. Sağ yazar, sol yazar, laik yazar, antilaik yazar. Her kesimden okurum ben ama bir kesim okuyup da bir kesimi anlatmam. Niye halifelik kaldırın? Nedeni ne? Niye acaba bu taraf buna bu kadar tepki verdi? Niye bu kadar halifeliğin kaldırı? Her şey. Bak ben ne dedim? Bütün yorumlamalarımdan sonra keşke sembolik olarak kalsaydım. Belki de bugün Filistin'e bu kadar İsrail zulmü olmayabilirdi. Doğru mu kardeşim? Olmayabilir. Bilmiyorum bak. Bilmiyorum. O gün yaşamadım. Ha olmayabilir. Belki halifelik o gün parçalanmış vaziyetteydi. Bugün işimize yarayacak bir vaziyete gelebilirdi. Ben hilafetin kullanılması taraftarıyım. Halifenin bir işe karışması değil. Yanlış anlaşılmasın bu dediğim hilafetin kullanılması taraftar diyor. Yani onunla beraber dünyadaki tüm Müslümanları birleştirecek bir güce sahip olması taraftarı. Aan burada adam bütün insanları katletti. Adamlar kıkı çıkmadı İslam dünyasının protesto, protesto yürüş yürüş oradan Twitter'dan herk sen de ekle sen de ekle sen de ekle. Bir gün paylaşım yapıyor hemen. O oğlum sen biliyor musun? Ben ömrüm hayatım Filistin davasına kaç tane şeye gitmişimdir? Ne derler ona? Eyleme kaç tane bilmem ne. Onu bilmiyor çocuk. E hocam Filistin hakkında bir tane yorum yap. Ben mi yorum yapmıyorum? Sen iyi misin oğlum? Hayatınıza inandığınız ilk davanın ilk savunucu falan mı zannediyorsunuz siz kendinizi? He biz nelerle uğraşmışız 43 yaşına kadar kaç tane eyleme katılmışız? Sadece Filistin için mi? Bu memleket için kaç tane? Kaç tane öğretmen eylemi? Kaç tane sağlıkçı eylemi? Öyle olur mu? Siz bir davaya savununca ne yapıyorsunuz? O davanı zannediyorsunuz ki ilk savunucu sizsiniz ve o savunuculardan sonra savunulmasını gerektiren insanları sanki Instagram'ını, Twitter'ını siz yönlendiriyormuş zannediyorsunuz. Olmaz arkadaşlar. O yüzden ne yapacağız? Belirli aynı yaştaki insanların etkilenmesini sadece. Halbuki ben 43 yaşındayken kaç tane Filistin atkın vardır? Filistin bayrağım vardır. Filistinle alakalı çok belgesel. İntifadan tutun da eline akbadan tutun her şeyini bilen bir insanım ama davanın güçlü olması senin güçlü olmana bağlı olmanı bir türlü anlatamıyorum. Sen güçlü değilsen bak adam deniz kıyısına bombalıyor içeriye kaçıyor. Halk içeride bombalıyor deniz kıyısına kaçıyor. Güçlü olma bakın lan aynısı olursun. Manyak mısın sen? Senin dünyadan haberin var mı? Seni o Ankara'nın bozkırlarına vururlar. Kaçamazsın bir yere. O yüzden dikkat tarafta eylemi duyurmak evet çok güzeldir. Dünyaya zulmü duyurmak bir şeyi engelleyemiyorsan çok güzeldir. Ben her zaman soru işareti koyuyorum. Biz bu zulmü Müslümanlar olarak engelleyemiyor muyuz? Bak bütün mesele burada. Yoksa halkımızın yapacağı bir insan evinde ne yapabilir? Allah'ını seversen mesaj atabilir, duyurabilir. Doğru mu? Çok fazla duyurma ve sosyal medyada da duyarsızlık yarattığını da kimse unutmasın. Bu da size bir başka şey duyarız sık artık görünce geçiyorsunuz gazeteyi görünce geçiyorsunuz Somali olaylarını görünce geçiyorsunuz Rusya Ukrayna geçiyorsun çünkü herkes paylaşıyor yani. Tamam belirli bir farkındalık olu biraz beklenip tekrar bak yanlış. Ben yanlışları söylüyorum iş küçülüyor. Dava büyüse ne olacak? E adam yapacağını yapıyor. O yüzden Türkiye Cumhuriyetimizin gerçekten değerini bilelim. Bu toprakları bize yar etmezler. Sen güçlü olmasan. Sen güçlü olsaydın belki halifelik semboll olarak bizde kalsaydı belki bir çağrıyla beraber başka şeyler de olabilirdi. Bu noktada söylüyorum. Yoksa gelsin halifelik gelsin cumhurbaşkanına karışsın. Tebe mesela ne deniyordu? Meclis halifenin halife meclisini deniyordu. Tabii kaldırılmasının bir noktası da budur. Tabii öyle olursa ulus egemenliği üzerine oluyor. Ben bunu istemem. Çünkü halife hükümet biçiminde de kullanılıyordur o zaman. Yani halife demek hükümet. Peygamber efendimizden sonra oğlu geçmiş midir? Soruyorum sana. Kim geçti? Dört halifeyi say bakayım. Hazreti tabii Ebubekir, Haz Ömer, Haz Osman, Haz Ali. Anlatabildim mi? E oğlu geçmediğine göre e dikkat edin bakayım bir. Halifelik saltanata dönüşünce burada zaten sıkıntı başlıyor. Ama halife o zamanlar ne olarak kullanmış? Dünyada hükümet, hükümet mantığıyla kullanıyor. O yüzden yani bir hükümetimiz var. Bir başka hükümete gerek yok diye de kaldıranların en büyük şeyi savunucuları olur. Anlaşıldı mı? Hadi bakalım. yazıyoruz. Yarın halifeliğin kaldırılmamasından taraftar diye. Hayır yorumlarınızı söyle insanoğlunu Allah beynimize bir bir beyin vermiş yani bir düşünce gücü vermiş. Ben de okuduğum okuduğum çıkardım yorum bu. Aramızda Alifel'in kaldırıs çok doğru bulanlar olduğu kadar çok yanlış olduğunu bulanlar da ben ortacıyım. Yani sembolik olarak kalmaz taraftar dedim. Bunun faydasını görebilir miydik? Ha çok zararı da olabilirdi. Mesela gelen bir başka halife kişi olduğu için bu cumhuriyetimize zarar da verebilir. Bunu bilemiyorum. Ha tabii tabii bilemezsin. Mesela saltanatın kaldırılmasından sonraki süreçte bu sefer kaldırılmasına karşı olanlar kimin yanında yer aldı? Abdülmecid Efendi'nin yanına. Kaç tane milletvekili gitti el öpmeye? Şimdi işin bunları da düşününce diyorsun ki kaldırılmasında fayda var. Cumhuriyet idaresi hiç yerleşmeyecekti belki de diyorsun. Ama işte bazı şeyleri bilemiyoruz. Bazı şeyleri yorumlama. O yüzden Türkiye'de en büyük sıkıntı birbirinin yorumlarına tahammül edemem. Ya yorumuna tahammül etsene. Adam da böyle düşünüyor. Ne var bunda? Allah yani o da okuduğu bir kaynaktan veya onun düşüncesine göre halifeli kaldırılmamıştı. Kaldırılmasa dahi veya adam diyor ki kaldırıldı kardeşim iyi oldu. Şöyle olurdu böyle olurdu. E onun da fikrine sahip de sonuçta olan biteni konuşuyoruz. Dikkat mesele bizim bundan sonra Türkiye'de olacakları konuşmamızdır. Biz olanı konuşmaktan olacakları konuşamıyoruz. O olanı anlatamıyoruz. Tarihimizle bir türlü barışamıyoruz. Bir barışalım artık. Olan oldu. Bak bir tarihin içinden geçiyoruz şu an. Bak önümüz yıl başında o bir tarihin içinden geçerek gidiyorsun. Burayı yorumlamak bütün mesele ileriye doğru. Hadi bakalım. O da bununla olur. İşte halifelik makamının halifelik makamının evet yapılacak inkılabın yapılacak olan inkılapların önünde engel teşkil etmesi. Doğru mu? Engel teşkil etmesi. Ben hemen bir yorum yapayım arkadaşlar. Mesela halifelik olmuş olsaydı hafta sonu tatil cumadan pazara anlamayabilirdi. Harf inkılabı yapılamayabilirdi de. Doğru mu? Bazı şeyler yapılma ihtimalleri çok zor. Örnek medreseler belki kapatılmayabilirdi. Yani bu inkılapların önündeki en büyük engelli bu. O zaman dikkat. Sınava girdin. 3 Mart 1924 yılında yapılan bir değişiklikten sonra Atatürk inkılaplarını hızlandıran gelişme nedir? Halifeliğin kaldırılmasıdır. Halifeli kaldırı için inkılaplar hızla gelişmiştir. Devam. halifelik makamının evet ve devlet anlayışı bağ cumhuriyet rejiminin devam et ulus devlet anlayışı ile ulus devlet anlayışı ile ne olmaması bağdaşmaması devam devletin laikleşmesinin sağlanma devletin laikleşmesinin sağlanmak istenmes evet kalife atöly Efendim haş gibi davranması. Halife Abdül Mecid Efendi'nin ne yapılmasıymış? Padişah gibi davranması. Zaten bir şeyde de şey yazıyor. mesela imza metinlerinde padişah Abdülaziz'in oğlu Abdülmecid Efendiye yazıyor bilerek. Anlatabildim mi? Ondan sonra niye kaldırıldı diyor. Heh. Devam. Bazı vekillerin halife taraftarı yapmış. Bazı vekillerin halife taraftarı olması, halife taraftarlığı yapması. Evet. İngilizlerin kadrosu görevli olan İngilizlerin Evet. Görevli olan ben öyle düşünüyorum. Evet. Söyle. Seyit Emirali ve A'ın Seyit Emir Ali ve AHAN'ın Türkiye'ye mektup yollamaları Türkiye'ye dikkat bunu ben niye kullanıyorum ya? Lazım. Ver bakayım. Türkiye'ye halifelik konusunda halifeliğin kaldırılmaması konusunda ne olmasıymış? Mektup yollamaları. Dediğim gibi bu mektuplar başka gazetelerde yayınlanıyor. Yollamaları. Evet. Gelişmeleri söyle bakalım. Yukarıda sıralanan maddelerden olabilir. Devam et lazım. Devam et. 3 Mart 1924. 3 Mart 1924'te. Evet. Halifelik kaldırıldı. Evet. Madde aynı olamaz lazım. Devam et. Kabul eden bir tamam. Urfa mebusu. Onu yazalım. Lazım. Şeyh Saffet Efendi nin öncülüğünde kanun teklifi verilmiştir. Kanun teklifi verildi. Anlaştık mı? Peki halifein kaldırmasının sonuçları bir lafleşm büyük adım. Cumhuriyetçilik ilkesinin güçlenmesi, İslamcıların Türk İslamcığa dönmü milliyetçilik içinde görev yapması veya devam ettirmesi İslam ülküsünü artı Haliver'in kaldırılmasıyla beraber inkılapların önündeki en büyük engelin de kaldırması. Devam et kardeşim. İnkılaplar ve milli egemenliğin inkılapların ve milli egemenliğin evet en önünden en büyük engel kaldırılmıştır. Engel kaldırıldı. Devam. Bu kurum aracılığıyla yabancı devletlerin içtir. İç işlerimize karışması engellenmiştir. Engellendi. Devam. Devleti beceri konusunda Evet. Lazım. Yok ulan. Devletin rejimi konusunda tartı. Devletin rejimi konusunda Evet. Tartışmaya yol açabilecek bir durum ortada kaldırmıştır. Tartışmaya yol açacak bir kurum ortadan kaldırılmıştır. Ortadan kaldırıldı. Evet. Devam. Ümmetçilik anlayış zayıflamış. Ümmetçilik zayıfladı. Diğer adıyla panistamizm yani. Evet. Yine ulus toplum anlay zayıfladı. yerine ulus toplum anlayışı güçlenmiştir. Anlayışı güçlendi. Devam. Devlet yönetimek iki başlı görüntü devlet yönetimindeki iki başlı görünüm yok edilmiştir. Evet. Milli egemenlik anlayışı. güçlendi. Evet. Laiklik yolunda en büyük adım atıldı. Yolunda büyük adımlardan biri atıldı. Biri atıldı. Bir saniye. Biri atan atıldı. Evet. Şeyhül islamlık makamı da sona ermiştir. Makamı da kaldırılmıştır. Evet. Bugün yaşananları bilmek zorundasınız. Doğru mu? Ama bunlarla alakalı şöyle söyleyeyim. 4 madde var. Bunlardan hariç. Halifelikten hariç. 3 Mart 1924'te halifelikle beraber kaç madde? 5 tane. Toplamda 4 tane. Halifelikle beraber 5 tane. Halifelik haricinde 4 tane kanun var. Aşağıdakilerden hangisi? 3 Mart 1924'te çıkarılan kanunlardan biri değil. O yüzden ben bunu bilmek zorundayım. Tevhit tesisat neyle alakalıdır bu? eğitimle ilgilidir. Bunu zamanı gelince anlatacağım. Tamam. Şeri efkaf vekaleti ne olmuştu? Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü. İlk Diyanet İşleri Başkanımızı yazayım. İlk Diyanet Dışi İşleri Başkanı kimmiş? Rıfat Börekçi. Demek ki Diyaneti kim kurdurmuş? Mustafa Kemal Atatürk zamanında kurmuş. Erkan-ı Harbiye Vekaleti, Umumiye Vekalet Kaldırması yerine iki tane kuruluyor. Genelkurmay Başkanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı birbirinden ayrılıyor. Dikkat ilk Genelkurmay Başkanı Cumhuriyeti ilandan sonra bir kere daha söylüyorum başkanı kimmiş? Fevzi Çakmak'tır. Ama Türkiye'nin ilk Genelkurmay Başkanı kimdir? Tabii ki İsmettin Hun. Osmanlı hanedanı üyelerinin yurt dışına çıkarılması. Tüm hanedan üyeleri bak. Tüm hanedan üyeleri. Burada ne vardır? Kadın, erkek, çocuk fark etmiyor. Dışarı çıkarıldı. Çıkarıldı. Adnan Menderes zamanında bu kanun kaldırıldı tekrardan. Bu zamanla da zaten esnetilmişti. zamanla gelmişlerdi. Sonra tekrardan ama doğru mu diye sorarsanız hadi bana göre gene yanlış. Evet. Hepsi neyden kaynaklı biliyor musun? Bütün korku. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki bütün vekillerin korkusu saltanatın tekrardan geri gelme korkusudur ve savaş ihtimalinin tekrardan olabilme korkusudur. O yüzden bu tarafa karşı çok büyük bir cephe var. Ve bu cephenin en büyük sıkıntısında gerçekten Osmanlı'dan öeleri çekmişler. Evet. Bazıları gerçekten çok iyi karşılandı. Bazıları zenginlikle, şatafatla öldü. Dikkat. Ama bazıları hiç öyle ölmedi mesela. Çok bakıyorum, inceliyorum. Çoğu ben ne bileyim Fransa'da bulaşıkçılık yapanımı görürsün, bilmem neyimi görürsün. Ne? Tabii boks ringinde ölen var. Çok ilginç yaşam hikayeleri var. Yani bu olmalı mıydı? Evet. Yeni bir devlet kuruldu ama eskiyi bu kadar reddetme. Aniden öyle mesela çok tartışma çıktı. Kadınların gidip gitmemesi konusunda. Kadınlar gitmesin denildi mesela. Sonra bir zaman sonra kadınlar erkeği affedildi. Sonra erkekler affedildi. Ama geri gelenler şimdi görüyorum. E şimdiki de kardeşim bu da şov peşinde ya. La geliyorsun oğlum bak. Gelmişsin değil mi? Gelmişsin buraya. L bir düzgün durun ya. La kardeşim bak yeni bir devlet kurulmuş. Sen ta Mecit'ten bu zaman alamazsın. Dünya değişmiş arada 200 yıl var. E geliyorsun buraya belirli bir kısım hemen senin etrafında toplanıyor zaten. Şimdi öyle de olunca bunu da anlıyorum. Anlatabildim mi? E toplanana sen ne anlatacaksın ya? Sen kendini anlatmıyorsun ki. Anca dedeni anlatıyorsun. Sen ne yaptın aga sen? Bana onu söyle. Bu memleket için, vatan için. Halbuki çoğu kişi adam diyor ki hanedandan çıkarılanlar bile kardeşim haklıydı diyor Mustafa Kemal. Keşke bizim hanedanla milli mücadele karşı olmasın. Adam doğru yaptı diyor. Hadi bakalım buyur. Bunu söyleyen de hanedanın bir üyesi. Çok seviyoruz biz Mustafa Kemal Atatürk'ü diyor. Hadi bakalım ya işin içinden çıkamıyorsun ki. Bir kısım mağdur olmuştur. Evet doğrudur. Söylüyorum da bak mağduriyet var. Bir kısım bu mağduriyetten şimdi nem alanıyor. Tamam. E bu da olunca da bu sefer ne olmuyor? Hoş karşılanmıyor. Değerli arkadaşlarım hemen bir partiye engaje. Ben mesela böyle bir Osmanoğları sülalesinden olsam hiçbir partiye yanaşmam kardeşim. Bak yanaşmam. Osman'da particilik var lan dönemin sonunda yanaşmam. Yanaşmam. Ben ayrı bir birey olurum. Anlatırım olayları yap yaşananları. Ama bir taraf tutmam artık. Sen çünkü yıkılmış bir devletin hanedanın son üyelerisin. E bakıyoruz çoğu başka yerlerde eğitim görmüş. Çocuklarına yabancı isimler verenler Türk ve Türkçe yok. E tabii ki onun yaşamsal koşullarını. O yüzden anlattığım yer çok kritik ve çok yorumlamaya açık bir yerdir. O yüzden herkes kendi yorumunu yapar. Hepsine de saygılır. Tamam. Tarihçiliğin birinci kuralı ne? Milletin görüşlerine saygılı olabilmektir. Siz benimkine nasıl saygılıyorsunuz? Bak ben size bir şey söylüyorum. Hocam da doğru söylüyor. Bir araştıralım diyorsunuz. Bak siz benimkine saygı. Ben hepinizine saygıyorum. Kaldırılmalı diyene de kaldırılmamalı diyene de. Ama gerekçe sunmak zorunda. Gerekçe sunmuyor. Hissiyatla ben hissiyatla niye? Hissiyatla tarih olmaz ya. Gerekçe sun bana bakayım. Yani şundan dolayı şundan dolayı hocam kaldırılması bak ben söyledim bir gerekçe. Sen de bir gerekçe sun. Kaldırmasının önemli çok sonuçları da olmuştur. Mesela çok ilginç halifeliye kimse sahip çıkmamıştır. Çıkmak isteyenler kim? Fransa la oğlum Fransa adam Claudio Far Fransa'ya davet ediyor ya. Niye? Siyaseten kullanmak için. İşte benim demek istediğim buydu. Keşke öyle yapacağına bir adaya yerleştirebilirdik. Örnek Gökçe Adaya sallıyorum. Bir adaya adadan belki bir şey hani oradan şey oluyordu. Hani çok karışması istenmiyorsa ama şu durum biraz sıkıntılı bir durum. Çünkü hala günümüzde bunu kullanan Nemalanan dedem Abdülhamit dedem. E tamam deden Abdülhamit oğlum. Deden bir şeyler yaptı. Sen bir şey yapmadın ki bir adam. Sen dedenin e sen de dedeninkini yiyorsun. Şimdi yaptıklarının şeyini yiyorsun yıllardır. Ne derler ona başka? Onun şey tabii mirasını yiyorsun. sözlerinle, şunlarla, bunlarla sen gelip bir partiyle ne işin var oğlum? Sen oturacaksın tamam. Müzeye koyar gibi hareketler, bilmem neler. Kardeşim ya sen Osmanoğlu Osmanoğlusun ya. Doğru mu kardeşim? Ben öyle bakarım ya bu olaya. Vdadınla ben gurur duyarım ama sen de gurur duyacak hareketler yap ya. Olmaz arkadaşlar olmaz. Biz mi yanlış düşünüyoruz? Ben mi yanlış bilmiyorum. Tarih sadece bir kişiden de ibaret değil. Tarihin tümüne bakalım ya. O yüzden tarih anlayışla milli bilincisi geliştirin kardeşim. Olayları daha iyi yorumlarsın merak etme. Ben çünkü onun niye böyle davrandığını da bildiğim için. O yüzden bana sökmüyor. Onu söyleyeyim size. Hadi bir tekrar yapalım lazım. Cumhuriyetin ilanında özellikle hangi mesele varmış? Bunalım. Buraya geldim. Özellikle kimin istifasından sonra hükümet kurulamadı? Dikkat. Ali Fethokyar. Cumhuriyetin ilanın edilmesiyle beraber hangi sistem sona erdi? Hangi sistem geldi? Böylelikle hükümet kurmak kolaylaştı mı? Evet. Cumhuriyeti ilanıyla saltanatın kaldırılmasından sonraki iki tane sorun çözüldü mü? Devletin rejimi ne oldu? Cumhuriyet. Başkan kim oldu? Mustafa Kemal. İlk başbakan kim oldu? İsmet. Dikkat. Sınava girdin. 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet ilanedikten sonra ilk kabinenin dışişleri bakanı kimdir? Aba bunu yapacak var ya Türkiye'de yani 1 milyon adamdan 10.000i yoktur yani. Yoktur. O da yarısallar. Nispetin ha. Sakın buna düşmeyin. İki görevdedir İsmet. Hem dışişleri bakanı hem ülkenin başbakanı. İlk Meclis Başkanı en çok sorulandır. En çok kimi soruyorlarmış sınavda? Evet. Meclis başkanı kimdir diye sorarlar. Cumhuriyet ilan edildikten sonra ısrarla söylüyorum bu lafı. Türkiye'nin ilk Genelkurmay Başkanı İsmet Önüdür ama Cumhuriyetin ilanından sonra Ali Fethi Okyardır. Bu da en çok ikinci gelendir. Ali Fethi Okyardır diyorum ya. Şey Feyzi Çakmaktır. Doğru mu? Feyzi Çakmaktır. Anlaşıldı mı? Var mı sıkıntı? Geldik. Halifeliğin kaldırıldığı tarih hepimizin doğum günüydü. Mesajlarınızı bekliyorum. 3 Mart 1924'te. Evet, resmi doğum tarihim 20 Mayıs olabilir ama hepimizin ortaklar. Niye? Sınavda. Çünkü sana aşağıdakilerden hangisi 3 Mart 1924'te yapılan değişikliklerden veya çıkarılan kanunlardan biri değildir diye gelecek. O zaman ben 3 Mart 1924'te şunu biliyorum. En önemlisi halifeliğin kaldırması. Ancak halifeliği kaldırmasıyla beraber neyi de bilmem lazım? Yanındaki 4 kanunu sayalım. Tevhit tesisat sayalım. Şeri efkaf vekaletti kaldırması sayalım. Erkan abi umumiye vekati kaldırması. 4. Osmanlı hanedanın yurt dışına. Bunu öğrenci bilmiyor. Bu da var. Osmanlı hanedanın yurt dışına çıkarılması. Peki dikkat. Bunun kaldırılmasındaki en büyük dış etken ne? Bu iki adamın İngiliz kontrolünde mektup yollaması. Mektupların da İspetin önünden önce gazetelerde yayınlanması. Bunu devlet bir dış müdahale olarak düşünüyor. Dikkat Halife Abdülmecid'in biliyorsunuz ki birçok davranışı da bunlar etkili. Kim teklif verdi? Şeyh Saffet Efendi'nin teklif verdiğini görüyorsunuz. Halifeliğin kaldırmasıyla özellikle inkılapların önündeki en büyük engelin kaldırıldığını biliyoruz. Devletin rejiminde dur dur. Ulus devlet anlayışı güçlendi. Yani hangi ilke güçlenmiş oldu? Milliyetçilik ilkesi de güçlenmiş oldu. Cumhuriyetçinin yanında laiklik de var. Milli Egemenlik anlayışı güçlendi. Laiklik şeylü İslamlık makamı da kaldırılmış oldu. Burayı tamam mı? Bunları bilmezsem soru yapamam. Evet. Doğum tarihin kaçtı kardeşim senin? 1 Kasım 1922 kardeşim. Saltanatı kaldırması. Bizlerin doğum tarihi kaçtı? 3 Mart 1924. Evet. Hemen KPS AGS soru bankasını aldınız elinize. Siyasi alanda yapılan inkılapları çözüyoruz. Şimdi hukuk ve toplumsal anakilere geçiyorsun. Kendinize iyi bakın. Görüşmek üzere.