📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

40) KPSS / AGS Tarih - Milli Mücadele Muharebeler Dönemi II - Ramazan YETGİN - 2026

Benim Hocam2:18:32

Transcription

Değerli arkadaşlarım, hepinize merhabalar. Milli Mücadele Muharebeler Dönemi 2. videodayız. Yine kameramanımız Murat kardeşimle beraber Merve Ahmet Kocaoğlu'yla devam ediyoruz.

Merve, ne yapıyorsun?

>> Nasıldı Diyarbakır Mardin? İlk defa mı gittin?

>> Beğendin mi ya?

Diyarbakır, arkadaşlar, Diyarbakır Mardin turumuz vardı. Oradan geldik. Çok teşekkür ediyoruz. Gelenden, gelemeyenden, mesaj atıp da ilçelerde yaşayıp da özellikle saatleri uymayanlar, hele özellikle Diyarbakır'daki o eee sırayı gördükten sonra maalesef ki giden arkadaşlarımız da oldu göremeden.

Ama şunu söyleyebilirim ki Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgesinden eee benim hocam gerçekten çok çok güçlü. Çünkü o bölgeye zaten ilk videoları o şekilde çekmiştik. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinden dershaneye gidemeyenler için bir ilk videolar başlamıştı. Eee, karşılıklı bulması çok güzel oldu. Çünkü sonuçta bir ekrandan size sesleniyoruz ama ekranın arkasından milyonlar var. Gelen, gelmeyen, selam yollayan herkese çok teşekkür ediyoruz.

Diyarbakır Mardin turumuz çok çok güzeldi. Eski Mardin mükemmel aslında. Türkiye ne kadar gezecek yer var, değil mi? Yani işte bu bölgenin eee daha çok tanıtıma ve daha çok tanıtımdan ziyade turist bölgelerinin gitmesi lazım. Eee, Mardin özellikle çok farklı bir aurası var zaten. Yani Uzak Şehir'den de biliyoruz, değil mi? Biliyoruz. O Midyat'la tabii de hemen hemen benzer. Telkarisi, Süryanilik, kiliseler, camiler, Mardin Ulu Camii... Ya, çok güzel bir coğrafya. Yani gezerken Orta Çağ'da geziyormuşsun gibi oluyor. Bu da zaten insanı en çok cezbedenlerden bir tanesi.

Dara Antik Kenti var orada. Neler var neler Mardin'de, yani inanılmaz! Artuklular, gerçekten Artuklular da değil, Roma'dan başlayarak gelen bir süreç var. Eee, yani önce ülkemizi gezelim. Başka yere gitmeye gerek yok, inanın. Yani önce bir ülkemizi gezelim, ondan sonra gene yurt dışına gidersiniz. Ama ülkemizi gezmek için de önce milli bilinç lazım. Yani artık tarih öğrenen biri Mardin'de tarih öğrenmişse eskiden baktığı şeylere artık eskisi gibi bakamıyor. Taşa daha özenli yaklaşıyor. Oturmuyor mesela çok rahat taşta sigarayı söndürüyor. "La oğlum, o taş dediği şey 2000 yıllık taş! Taşla sigarayı söndür, la! Böyle olur mu ya?" Bunları yapmamayı nasıl öğreniyorsun? Tarih bilinciyle öğreniyorsun.

Sadece tarih dersi değil anlattıklarımız. Geldik Batı Cephesi'ne. Hatırla Gediz Taarruzu. Ne oldu Gediz Taarruzunda? Ali Fuat Cebesoy, Çerkez Ethem de biraz kandı. Yapılan taarruzda başarısız olunca bir de Ali Fuat Cebesoy geldi biliyorsunuz. Kuvay-i Milliye kıyafetli adam, biz göndermişiz de o tarafı düzelt diye. O da öyle gelmiş. Sanki abi biraz sinirlense de gene Ali Fuat Cebesoy önemlidir. Çünkü sınıf arkadaşı. O nereye yollayacak? Moskova'ya büyükelçi olarak yollayacak. İleride Moskova Ateşkes, Moskova Anlaşması'nda Ali Fuat Cebesoy'un da rolü çok fazla olacak.

Ancak burada bir şey söylemek lazım. Batı Cephesi'ndeki savaşlar hani böyle parmak hesabı yapılıyordu. Türkiye'de dedik biz getirdik bu parmak hesabını da. Millet böyle acayip acayip şeyler yapınca bıraktım ben yapmayı. Arkadaşlar, 5 tane savaş sayılıyor ama toplam Batı Cephesi'ndeki savaş kaç tanedir? 7. Şimdi bir olayı buradan bir düzelterek başlayalım. İlk Gediz Taarruzu'yla başlar. Tamam. Ondan sonra Birinci İnönü, İkinci İnönü, Aslıhanlar, Dumlupınar, Kütahya-Eskişehir, Sakarya Meydan Muharebesi, Büyük Taarruz. Kaç savaş varmış Batı'da? 7.

Şimdi yüksek lisansa gittim Yıldırım Beyazıt Üniversitesi'ne. Sözlü mülakata giriyorum. "Batı Cephesi'ndeki savaşları say," dedim. Her gelene bu soru sorulmuş. Her gelen de o parmak hesabından Birinci İnönü'den başlamış. E tabii biz Gediz Taarruzu'ndan başlayıp 7 taneyi sayınca adam dedi ki: "Ya şuraya," dedi, "o kadar adam geldi, bir tek sen söyledin." Çünkü biz yanlış mıyız, arkadaşlar? Adam oraya yazsa Gediz Taarruzu, Birinci İnönü, Sakarya Meydan Muharebesi, işte şey sıralama isteyebilir. Artı bunların Batı Cephesi'nde olup olmadıklarını da bilmeniz lazım. Hepsi toplam kaç savaş varmış o zaman? 7. Neyle başlıyoruz? Gediz'le.

Sonra işte birinci adamlar iki koldan saldıracak bize. Bu arada bu Yunan taarruzudur ya. Biz beş tane hani bilinen 1. yılından itibaren sayalım. Birinci İnönü, İkinci İnönü devamı asla... Arkadaşlar, bu beş tanesinden ilk dördü var ya, hani İkinci İnönü'nün arkasındaki Aslıhanlar, bunları saymıyoruz. O bir saldırı girişimimiz, taarruz girişimimiz ama saymayalım. Hani Sakarya Meydan Muharebesi dahil savunma savaşlarıdır. Ne demek istiyorum? La, biz bir kere taarruz ettik, onun da adını Büyük Taarruz koyduk. O zaman oradaki sayacağımız Birinci İnönü, İkinci İnönü, Eskişehir-Kütahya ve Sakarya bizlerin savunma savaşlarıdır. Biz bir defa taarruz ettik. Adı ne? Büyük Taarruz. Başka yok ki. Anlaşıldı mı durum?

O zaman bunlar ilk saldırdığına göre kaçıncı Yunan taarruzu? Birinci. Birinci Yunan ya, Birinci İnönü. İnönü nerede bu arada ya? Eskişehir'de. Şimdi bazı tarihi bilmezler çok komik. "Hocam," diyor, "adam diyor mevki adını vermiş," diyor, "İsmet İnönü'den bahsediyor." Lan oğlum, böyle şey olur mu? İsmet İnönü'nün soyadı İnönü'de Eskişehir İnönü'deki yerdeki yapmış olduğu iki zaferden dolayı soyadı ona verildi. Yoksa İsmet İnönü bir soyadı aldı da gitti mevkinin adını, savaşın adını İnönü koymadı. Onu bir düzeltelim önce. Tamam. Bir anlaşa anlaşa gidelim.

İsmet İnönü, yani İsmet Bey o zamanlar albay biliyorsunuz, ikiye ayrılmıştı cephe. Kuzeyde İsmet İnönü, aşağıda güneyde Refet Bele. Ama İnönü Savaşı'nın önemli bir hadisesi güneyde yaşanan Çerkez Ethem İsyanı. Ki adam Gediz Taarruzu'ndan sonra biliyorsunuz sizler de eee gitti Yunan'a sığındı. E o da isyan halinde. O yüzden Refet Bele'lerin birlikleri isyanı hemen hemen bastırma aşamasına geldikten sonra Birinci İnönü'ye yardım etti. Yani İnönü mevkiine, Eskişehir'e doğru gitti.

O zaman dikkat! Bir gün sana sınavda "Bu İnönü savaşları hangi il içinde olmuştur?" derse cevap ne? Eskişehir. Bak bir gün gelecek. Bak Muş'u sordular. Malazgirt, Miryokefalon. Onu soramıyorlar. Isparta, Denizli hala kavga halinde. Onu geçiyorum. Yassı Çimen nerede? Erzincan. Şimdi bazı illerimizdeki bazı savaşları bilmek zorundayız. Bak Malazgirt'le başladı. Bunun devamı gelir. Eskişehir, İnönü. Anlaştık.

Şimdi bazı kaynaklar işte Metristepe, bazıları İkinci İnönü'ye Metristepe. Arkadaşlar, o bölgelerde mevkiler var. Şimdi İnönü'ye gittiğim için söylüyorum, siperler hatta yeni siperler bulundu. Bundan tam 5 gün önce, 6 gün önce yeni haberlerde gör, belki haberiniz vardır. İnönü'de yeni siperler bulundu. Demek ki biz savunma savaşına ne yapıyoruz? Mantıken siper kazıyoruz. Yunanlılar bir kısmı Eskişehir'den, bir kısmı Uşak'lara doğru saldırdılar. Biz savunma savaşı yaptık ve bu savunma savaşını kazanacağız.

Ancak 6 Ocak, 10 Ocak, bazıları 11 Ocak'lar... 10 Ocak'tır bütün çarpışmaların yaşandığı yer. 9 Ocak, 10 Ocak, 6... Çünkü adamlar süpürme hareketiyle nereye doğru geliyorlar? İnönü'ye doğru geliyorlar. Hatta Birinci İnönü Savaşı'nda hepimizin bildiği bir adam, Vecihi Hürkuş, bilgi toplamak için havalandı. Havalandı, uçağını vurdular. Vurunca düştü. Düşerken de paraşütle düştü. Tabii uçakla düştü ama yanmadı. Ne demek istiyorum? Şey olmadı yani, o parçalanmadı yani. Ve kendisi o uçak başkasının eline geçmesin diye yaktı. Kendisi yakmıştır ve hani bizim o yıllarca elbette ki orada belki zamanın şeyi vardı, gülündü, eğlenildi. Şener Şen o rolü oynadı ama senin Vecihi dediğin adam, Vecihi Hürkuş dediğin adam bu memlekete çok büyük şeyler yapmıştır. Öyle söyle. Bunlardan ilk defa da nerede görüyoruz? Bak, Birinci İnönü'de.

Hatta size şöyle anlatayım: Dünya Savaşı'nda Vecihi Hürkuş anlattığım Azerbaycan'daki Nargin Adası'na gitmiştir. Nargin Adası'nda bir esirdi. Bakın, düşünün, böyle zorluklardan gelen bir adamın daha sonraki Şener Şen'in oynamış olduğu Vecihi rolünde bir komikleştirilmesi, o günlerde belki çok normaldi. Kimse bilmiyordu. Ha, Vecihi uçak ama Vecihi Hürkuş gerçekten büyük adamdır. Onu öyle söyleyeyim. Hürkuş Hava Yolları'nı kurdu. Bu memlekete çok büyük fayda sağladı. Birinci İnönü Savaşı'na katıldı. Biz kazandık.

Biz bugün bazı tarihçiler böyle bir savaşın olmadığını, bazıları İkinci İnönü'nün olmadığını... Orada da karar veremiyorlar. Hani hangisinin olup olmadığı konusunda da kararları bazen soruyorlar. Geliyorlar: "Hocam, Birinci İnönü mü?" Yok, diyor ki: "İkinci İnönü." "He, İkinci İnönü, hocam." Bak arkadaş, bu böyle tarih öğrenilir mi ya? Genelkurmay Başkanlığı'nın "Batı İstiklal Harbi" diye bir kitabı var. Ücretsiz bu kitabı, yani Genelkurmay Başkanlığı sitesinden direkt indirip okuyabilirler. Bu savaş var mı, yok mu? Şeyler bunlar, Avgin Muharebesi'dir. E neydi onun ismi? Yunanlılar. Hatta Yunanlılar buna "taarruzi keşif" derler. Ne demek istiyorum yani? İşte biz bir keşif yapıyorduk da Türklerle karşılaştık da... Lan, Türkler siper kazmışsa orada savaş var demektir. Siperi sen niye kazıyorsun? Düşman askeri oraya geldi ama savunma pozisyonu.

Ve biz kazandıktan sonra zaten olayın örgüsüne bakalım. Çok şey gerçekleşiyor. Bir, İsmet İnönü'nün rütbesi albaylıktan generalliğe yükseltiliyor. İki, halkın TBMM'ye ve düzenli orduya neyi artıyor? Tabii ki güveni artıyor. Nereden anlıyorum, hocam? Güven soyut bir kavramdır. Merve, sen bana güvenip ben sana güvenmem. Soyuttur. Bunu somutlaştıran bir şey lazım. Örnek: askere almalarda Türkiye Büyük Millet Meclisi zorluk yaşıyordu. Birinci İnönü'den sonra o iş kalktı. Bak, Birinci İnönü'den sonra. Yani biz burada TBMM'ye olan güvenin arttığını görüyoruz. Çünkü çok büyük artış var. Üç, Sevr'de ufak tefek değişiklikler yaparak bizi Londra Konferansı'na davet edecekler. Dört, Ruslarla Moskova, Afganlarla da dostluk ve kardeşlik anlaşmalarını imzalayacağız. Bakın, Birinci İnönü Savaşı'nın sonuçlarını kendiniz görüyorsunuz. Ve bunların hepsi bir savaşın kazanımlarıdır.

Birinci İnönü Savaşı, yani şu tablodan, yani şu tahtadan bir sorunuz var, arkadaşlar. ÖSYM KPSS'nin üç hali: Hangileri? Lisans, ön lisans soruyor. Bu tahta bir soru. Bakalım hangisini soracak. Çünkü İnönü Savaşı kesinlikle soruluyor. Diğerini, diğeri ise ya Kütahya-Eskişehir ya Sakarya ya Büyük Taarruz, üçünden biri geliyor. İkinci İnönü'yü de buraya da aldım ben bu arada. Sizin görmediğiniz tahtada iki kısımda da İkinci İnönü var. O zaman Ramazan Hoca bize ne dedi? "Bu tahtadan kesin bana bir soru var. Benim o bir soruyu yapmam lazım."

Bir, ya sormasaydık da bu Yunanlıların amaçları ne? Bir klasik söyleyeyim size: Ankara ve TBMM'yi alarak Milli Mücadele'yi sona erdirmek. İki, yeni kurulmuş olan düzenli ordunun daha fazla güçlenmesini engellemek. Üç, İngiltere'nin maddi ve manevi desteğini asla kaybetmemek. İngilizler çok destek veriyor. O kadar maşaları çünkü. Maşaları. Ha, İngiliz kamuoyunda da sıkıntılar var, bu, onu söyleyeyim. Bazıları Yunan'a destek vermekten rahatsız.

Mesela Lord Curzon, hep bizim bildiğimiz adam. Hatta şeyde, Lozan'da İsmet İnönü'yle bayağı kapışacaklar. Ya, senin Lord Curzon denen adam bile, adam bile artık Yunanlıların o kadar çok isteklerinden bıkmış ki, adamın kendi anısını anlatıyor: "Ulan," diyor, "boz diyor şu Yunanlılarla arayı, git diyor Mustafa Kemal'le dost ol." Bak, dost ol. "Şeytan diyor ki" diye başlarız ya. "Şeytan diyor ki, efendim, git Yunanlılarla arayı boz, Mustafa Kemal'le dost ol." Bak, dost ol. O sulh anlaşmasıydı, Sevr'i kastediyor. "Yırt at. Güçlü bir Türkiye'yi yarat." Bunu söyleyen Lord Curzon'dur ya. Lord Curzon burada kime cephe almış? Yunan'a. Lan, Yunan'ın isteği bitmiyor ki! Para ver, silah ver. Para ver, silah ver. Para ver, silah ver. E böyle, arkadaşlar, nereye kadar İngiltere buralarda böyle kalabilir? Artı Kuvay-i Milliye zaten adım attırmamış. 50.000 tane burada badire atlatmış Yunanlar. Artık Yunan'a kuvvet, Yunan sürekli kuvvet istiyor İngilizler. Bu İngiliz kamuoyu da sıkıntılı. Fransız kamuoyunu zaten yavaş yavaş lehimize dönecek.

Birinci İnönü'nün çok büyük bir önemi var. Şu düzenli ordunun ilk zaferi ya, inanmayanları inandıran zafer olmuş. Bu, bu yüzden çok kıymetlidir. Ben her zaman bunu söylüyorum: Bir şeyin ilkini başardıktan sonra gerisi çorap söküğü gibi geliyor. O yüzden Birinci İnönü çok kıymetli.

Bazı kitaplarda bazıları yazıyor: "Birinci İnönü diye savaş yok." İkinci, bazıları diyor ki: "İkinci İnönü diye bir savaş yok." Yani o denli... La, Birinci İnönü diye savaş yok da 8 tane milletvekili cepheye gitti. Cephede en önde savaştı. E, Vecihi Hürkuş uçurtma mı uçuruyordu orada? Lan, uçağıyla gitti herif. Devam ediyor. Üç tane hekim gönderildi, orada yaralananları tedavi edelim diye. Ya, ayıptır ya! O yok, bu yok. Size göre hiçbir şey yok. Tarih size hep yanlış anlatılıyor, hep de bize doğru anlatılıyor. Allah'ın hikmetine bak.

Bak, şunu da kabul ediyorum, hocam: Bize eksik anlatılıyor. Evet, doğru. Birçok şekilde sizlere eksik anlatılıyor ama bunları da size anlatmaya kalkarsak lisede tarih dersine sorarsın, sorulursun. Çünkü çok fazla bir Lozan Anlaşması'yla ilgili benim okuduğum kitap onun üzerinde sadece Lozan'la ilgili. Sen bunu o kadarını bilmene gerek yok ama genel kabullerde ve milli değerleri bilmekte büyük fayda var. Bakın, Birinci İnönü o yüzden kıymetli ki savaşın sonuçlarına dikkat edelim. Bu sonuçların açıklamalarından bir soru geliyor size. Bak, açıklamalarından hepsine tek tek bakalım.

Başla, Merve, Birinci İnönü'yle başlıyoruz. Nedenleri. Ha, bu arada bir şey söyleyeceğim: Kim saldırdı bana? Yunan. O zaman saldıranın mı nedeni olur, savunmada kalanın mı? Yolda gidiyorsun, Merve'ye sana saldırdı. Şimdi sen durup dururken duruyordun, değil mi? Orada saldırmışsa kimin nedeni vardır? Onun psikolojik nedeni vardır. Sosyolojik nedenmişsindir. Olabilir mi? [kahkaha] Hemen de "olabilir" diye. Ya, hiç de "yok" demiyor. Devam.

>> Yunanlıların...

Yunanlıların, evet.

>> İngilizlerin verdiği desteği,

İngilizlerin verdiği desteği, evet.

>> kaybetmek istememesi.

Desteği kaybetmek istememesi. Kaybetmek istememesi. Evet. Birinci neden bu. Devam.

>> Yunanlıların...

Evet.

>> Çerkez Etem isyanından...

Yunanlıların Çerkez Etem İsyanı'ndan faydalanmak istemeleridir. İsyanından faydalanmak istemeleri. Evet.

>> Yunanlıların...

Yunanlıların, bak hep Yunan saldırı için Yunan'ın gözünden bakıyoruz. Yunanlıların Eskişehir ve Ankara'yı alarak, değil mi, Milli Mücadele'yi sona erdirmek, sona erdirmek istemeleri. Evet. Başka ne varmış?

>> Yeni kurulan düzenli ordunun...

Yeni kurulan, bu kastedilen TBMM'nin ordusu, düzenli ordunun...

>> güçlenmesini engell...

Güçlenmesini engellemek. Evet. Güçlenmesini engellemek. Evet.

>> Evet.

Türklere doğru Sevr'i TBMM'ye zorla kabul ettirmek. Zaten biz kabul etmiyoruz. Zaten büyük sıkıntı orada başlıyor. İşte bütün mesele bu. Bu arada buna ne isim vermişler Yunanlılar? Taarruzi keşif veya onların kaynaklarında Avgin Muharebesi diye geçiyor. Avgin. Onlar öyle diyor.

Şimdi bakın arkadaşlar, bu arada şuraya da bir daha açıklık getireyim. Bir akademisyen olarak gittim Fransa'ya ya da Sırbistan'la ilgili Kosova'ya. Arkadaşlar, bizim Kosova Savaşı dediğimiz, onlar Kosova Savaşı demiyor ki. Veya senin bir kere onlar kendi ismiyle söylüyor. İki, Fransa tarihinde mesela mücadele ettiklerimizde bizdeki savaşın adı farklı, oradaki savaşın adı farklı. Mesela, eee, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin tüm MEB kitapları bende. MEB kitaplarında anlatılanlarla Rumların anlattığı aynı olabilir mi? Senin, eee, özel bir isim verdiğin şey, onlar asla öyle bir şey vermiyor. O yüzden sizlerden ricam şunu söyleyeyim: Burada bizim Birinci İnönü dediğimize onlar ne diyormuş? Avgin Muharebesi. Evet, başladı.

Not: >> tanımasında.

Evet. İsmet İnönü...

>> İsmet İnönü...

ve İzzettin Paşa...

>> ve İzzettin Paşa...

katkıları çok fazladır.

>> Katkıları çok fazladır.

Evet. Katkıları çok fazladır. Ne demişler bu muharebeye? Bir kere daha söyleyelim. Ne ismi veriyorlar? Taarruzi keşif. Evet. Bu savaş Metristepe...

>> Bu savaş Metristepe.

Bazı kaynaklarda bunun şey olduğunu söylerler. Eee, ne derler ona? İkincisinde öyle olduğunu söylerler. Haberiniz olsun. Mevkiinde yapılmış. Şöyle, Metristepe diye bir mevki var. Mevkiinin ön taraflarında siperlerimiz var. Mevki olarak bunu yazabiliriz. İkinci İnönü'de zaten Metristepe'yi kaybediyoruz bir dönem. Yani aslında genellikle kaçta alırlar Metristepe'yi? Bir'de değil. Kaçta? İki'de alırlar, haberiniz olsun.

Evet, geldik Birinci İnönü Savaşı sonuçlarına. Merve, başla. Düzenli...

>> düzenli ordunun ilk zaferidir.

İlk zaferidir. Evet, devam var mı?

>> İlk zaferidir. Evet, devam.

>> TBMM'ye olan güven artmıştır.

TBMM'ye olan güven artmıştır. Bir saniye. Nereden anlıyordum?

>> Evet. Askeri alımlarda artış yaşanması.

Askeri alımlarda artış yaşanması. Evet. Devam. Askeri alımlarda artış yaşanmış.

>> Kız varmış. Yazdık da oraya. Hadi bir daha yazalım. Askeri alımlarda artış yaşanmıştır. Evet.

>> İsmet İnönü.

Evet. İsmet İnönü albaydı.

>> Rütbesi generalliğe yükseltilmiştir.

Generalliğe yükseltilmiştir. Evet. Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nun...

>> yani 1921 Anayasası kabul edilmiştir.

1921 Anayasası'nın parantez açısında Teşkilat-ı Esasiye Kanunu diyoruz, arkadaşlar. Esasiye Kanunu kabul edilmiştir. Evet. İtilaf Devletleri Sevr'de...

>> İtilaf Devletleri Sevr'de...

>> Bir takım değişiklikler...

Sevr'de birtakım değişiklikler yaparak tarafına sunmak için...

>> Evet.

>> Londra Konferansı'nı...

Londra Konferansı'nı topladı. Bunların hepsi tek tek açıklanacak işte. Toplanmıştır. Devam.

>> Afganistan ile dostluk antlaşması imzalanmış.

Afganistan ile dostluk antlaşması imzalanmıştır. İlginç de bir hikayesi var. Yani bir "Selamünaleyküm" lafının nelere eee kadir olduğunu birazdan anlatacağım. Dostluk antlaşması imzalanmıştır. Evet.

>> Sovyet Rusya ile Moskova Antlaşması imzal...

Sovyet Rusya ile Moskova Antlaşması imzalanmıştır. Evet. İstiklal Marşı yok mu? E, olur mu? Ver silgiyi ver bana. Ver, ver. Murat, ne gülüyorsun lan? Yeter ki bir şey düşürelim. Bak, şu var ya, askere alım artışı. Şunun yerine bunu yazalım. Merve, sen de oradan değişikliğini yap. Nerede İstiklal Marşı memleketimizin? Ama notlara mı verdik acaba? Notları okuyor musun? İstiklal Marşı kabul edilmiştir. Tamam. Şu iki notu söyle, Merve, bana. Hemen...

>> söyle.

>> Türkiye'yi tanıyan Türk İslam.

Türkiye'yi tanıyan, bunu zaten birazdan da söyleyeceğim, ilk İslam ülkesi...

>> Afganistan'dır.

Afganistan olmuştur. Bunu zaten birazdan söyleyeceğim. Sadece not olarak verdim. Evet.

>> Ayrıca Afgan...

Ayrıca Afgan kralı... Dur, değerli arkadaşlar, birazdan işleyeceğim zaten ama şöyle söyleyeyim: Bizler, bizi tanıyan ilk İslam ülkesi Afganistan oldu. 1919'da İngilizler eee Afganistan bölgesinden çekildikten sonra özellikle bölgede Amanullah, neymiş adamın adı? Amanullah. Aman Allah değil, Amanullah Han geliyor. Ve Amanullah Han Türkiye'yi ziyaret eden ilk yabancı devlet başkanı olmuştur. Onu da söyleyelim. Afgan kralı Amanullah Han Türkiye'ye gelen ilk yabancı devlet adamı olmuştur. Devlet adamı olmuştur.

Şimdi Birinci İnönü Savaşı'nın kazanılmasından sonra klasik olarak Mustafa Kemal'le İsmet İnönü tekrardan telgraflaşıyor. Çünkü önemli bir mevzu. Mustafa Kemal onlara bir şey söylüyor. İsmet İnönü tebrik telgrafını alıyor. Demek ki Birinci İnönü Savaşı'ndan sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Mustafa Kemal İsmet İnönü'ye ne göndermiş? Telgraf. İşte bu ilk birincisidir, böyledir, şöyledir. "Gurur et," işte, "ordumuzla gurur duyuyoruz, senle gurur duyuyoruz" tarzında ilk telgrafı çekiyor. Ancak burada özellikle Namık Kemal'in ünlü bir sözünü değiştiriyor Mustafa Kemal şeyde, Meclis kürsüsünde. Mesela Namık Kemal'in o sözü neydi, Merve?

>> Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini.

Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini.

>> Yok mudur kurtaracak?

Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini.

Bak şimdi, normalde Namık Kemal'in sözü bu. Bakın, Mustafa Kemal değiştiriyor. Ne diyor peki? "Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini, bulunur elbet bahtı kara maderini." "Bulunur elbet" derken kendisinin ve ordusundan kastediyor. Bunları değiştirecek. Bahtı kara maderini, "mader"den kastetti burada eee anavatandan kastetti, vatandan kastetti. Şimdi Mustafa Kemal'in değiştirilmiş şeklini bir yazalım. Mustafa Kemal, TBMM Başkanı Mustafa Kemal. Söyle bakalım.

Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini...

Lafı değiştirmiş şeklinde söylüyoruz.

>> Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini. Evet.

>> Bulunur kurtaracak.

Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini sözlerini söylemiştir. Parantez içinde bu sözler Namık Kemal'e aittir. Namık Kemal'e aittir. Bunu tabii ki değiştirerek söylüyor Mustafa Kemal. Evet. Birinci İnönü Savaşı bu. Tamam. Bu savaşın ama birçok artısı var. Şimdi bunlar tek tek işlenecek. Örnek: İstiklal Marşı işlenecek. Örnek: 21 Anayasası. Örnek: Londra Konferansı, Afganistan'la dostluk, Sovyet Rusya'yla Moskova. İşte bunlardan soru geliyor. Yani Birinci İnönü'nün içinden değil de bunun sonuçlarından soru geliyor. Hep beraber bakalım. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra yaşanan gelişmelere.

Teşkilat-ı Esasiye'yi nasıl bilirsiniz? 1921 Anayasası diye geçer. Şimdi tamam da bir de Osmanlı Devleti'nde bir anayasa var: 1876 Anayasası. Birçok değişikliğe uğramış ama sonuçta yürürlükte. O zaman Mustafa Kemal ne yapmış? 1876 Anayasası'nda dikkat, kendisinin yaptığı anayasada değişmeyen veya birbiriyle çelişmeyen maddeler de yine uygulamada yürürlükte kalsın demiştir. Bak bir daha söyleyeyim. O zaman 1921 Anayasası bir savaş zamanı hazırlandığı için kısa ve özdür. Neden? Ben niye gidip de 1876 Anayasası'ndan yararlanıyorum hala? Çünkü savaş zamanındayız.

İki, neden bir yıl sonra? Normalde kurucu meclisler ne yapar biliyor musunuz? Kurucu meclis dediğiniz nedir? Yeni bir devlet kurmak. Ne yapar biliyor musunuz? Gidelim İsveç'e, gidelim Finlandiya'ya, gidelim Estonya'ya, Rusya'dan ayrılanlara. İlk başta meclisin yaptığı nedir biliyor musun? Hemen anayasa ilan etmek. Şimdi kurucu meclisin kurucu olduğunu gösteren, "Biz yeni devlet kurduk," diyenlerin ilk yaptığı şey nedir? Anayasa. Heh.

Peki mantıken bu devlet, yani bu devlet dediğimiz Türkiye Büyük Millet Meclisi, kurulan yeni devletin acil bir anayasaya ihtiyacı olmasına rağmen bir yıl sonra yapabilmiştir. Bak dikkat edin. Birinci İnönü Savaşı'ndan sonra yani 20 Ocak 1921, meclis açıldıktan neredeyse 9 ay sonra, 10 ay sonra. Peki neden? Niye bu kadar beklenmiştir? Çünkü TBMM'ye olan güvenin artması beklendiği için. Ne zaman arttı? Birinci İnönü'den sonra. Size bir gün sorarlarsa "TBMM açıldıktan 9 ay sonra neden acaba bir anayasaya ihtiyaç duydu?" Var olan anayasayla birlikte kullanıyor ama yeni bir anayasa yapılıyor. Sebep: TBMM'nin güveninin halk nezdinde artması beklendiği için arttı. Artınca da hemen ne yaptık, Merve? Anayasayı ilan ettik.

Bir, oğlum bu niye sallanıp duruyor ya? 1921 Anayasası savaş zamanı hazırlandığı için kısa ve özdür. İki, en kısa yürürlükte kalan anayasamızdır. 3 yıl yürürlükte kaldı, 1924'te değişti. 23-24 maddeden oluşur bu anayasa. Değerli arkadaşlarım, ilk yapılan değişiklik 1923'teki "Devletin rejimi cumhuriyettir" maddesinin eklenmesidir. İlk defa anayasada egemenlik millete verilmişti. Bak bu çok önemli. Ve 1921 Anayasası laik bir anayasa değildir. Çünkü şeri işlerin düzenlenmesi de TBMM'ye bırakıldığından dolayı devletin dini direkt "İslam'dır" yazmaz. Ama bu zaten söylenen söz devletin dini İslam olduğunu zaten getirmektedir mantık olarak. O yüzden laik bir anayasa değil.

1921 Anayasası yapılmadan hemen önce Halkçılık Programı veya Halkçılık Beyannamesi'ni yayınlamıştır Mustafa Kemal. Orada atıyorum 15 madde varsa, atıyorum, bunların 12 tanesi, 11 tanesi bu anayasaya girmiştir. Halkçılık Programı veya Halkçılık Beyannamesi neyin altyapısını oluşturur? 1921 Anayasası. Çıkacak bir sınav sorusundan bir tanesi de budur. Eğer bir gün size 1921 Anayasası ile ilgili bir soru gerek vatandaşlığı da ilgilendiriyor. Hani sadece bizle alakası yok. Vatandaşlık dersinin de konusu tarihi anayasalar işlenirken dikkat: Halkçılık Beyannamesi'ni unutmayın veya Halkçılık Programı diye gelebilir. Bu neyin altyapısıdır? Teşkilat-ı Esasiye. O ne demek? 1921 Anayasası. Başla bakalım.

>> Milli Mücadele döneminde...

Evet.

>> TBMM'nin açılmasıyla...

TBMM'nin açılmasıyla, evet.

>> Yeni bir devlet kurulduğu için...

Yeni bir devlet kurulduğu için, evet, bir anayasaya ihtiyaç duyulmuş. Kurulduğu için yeni bir anayasaya ihtiyaç duyulmuştur. Yeni bir anayasaya, evet.

>> 20 Ocak 19 tarihinde...

Devam et.

>> Teşkilat-ı Esasiye Kanunu kabul edilmiştir.

Ve Teşkilat-ı Esasiye Kanunu kabul edilmiştir. Bunu söyledik. Devam. 23 maddeden oluşan anayasa.

>> 23 maddeden oluşan bu anayasa. Evet.

>> Kuvvetler Birliği ilkesini...

Kuvvetler, diğer adıyla neydi? Güçler Birliği ilkesi. Kuvvetler Birliği ilkesi doğrultusunda, evet.

>> Ve meclis hükümeti sistemini kabul etmiştir.

Meclis hükümeti sistemini kabul etmiştir. Sistemini kabul etmiştir. Evet. Var mı devam?

>> Var, hocam.

Hı hı. Meclis birisi hükmün yetkisini kendi içinden...

Hı hı.

>> hükümet aracılığıyla kullanmıştır.

Tamam. Hükümet kurulmuştur diyelim. Devam.

>> Savaş zamanı hazırlandığı için...

Kardeşim, şey, kalem kalemler niye bu kadar kısa sürede bitiyor ya? Çok kısa. Devam et, Merve.

>> Savaş zamanı hazırlandığı için.

Savaş zamanı hazırlandığı için, evet. Çerçeve bir anayasa müesidir.

>> Çerçevedir. Devam edelim.

>> 1921 Anayasası'nda eksik kalan yanların...

1921 Anayasası'nda eksik kalan yanlar, evet.

>> kendisiyle çelişmeyen maddeleri kullanıyorlar. Kendisiyle çelişmeyen maddeler kullanılarak...

>> 1876 Anayasası'yla...

1876 Anayasası'yla, evet.

>> giderilebileceği belirtilmiştir.

Giderilebileceği belirtilmiştir. Evet, devam edelim.

>> Hı hı.

>> Ulusal egemenlik kavramının...

Evet.

>> ilk kez yazılı olarak belirtildiği...

İlk kez yazılı olarak belirtilmiştir. Devam. Laik bir anayasa değildir.

>> Laik bir anayasa değildir.

Bir kere daha söylüyorum: Laik bir anayasa değildir. Evet.

>> Ayrıca en kısa süreli anayasadır.

En kısa süreli anayasadır. En kısa süreli anayasadır. Sizler de biliyorsunuz Türkiye Cumhuriyeti'mizde 1924'e kadar da yazayım bu arada yürürlükte kalması. Türkiye'de 3 defa anayasa. 4 defa anayasa: 21, 82. Türkiye'de kaç tane anayasa varmış? Biz hangisini kullanıyoruz şu an? 82'yi kullanıyoruz. Hala darbe anayasasını kullanıyorsun. Düşün yani aradan geçmiş kaç yıl. O yüzden 82 Anayasası, 21 Anayasası'ndan başlayarak toplamda 4 tane anayasamız vardır. İlki de budur. Devam edelim. Son madde.

>> Bu anayasada yapılan ilk değişiklik.

Evet. Bu dikkat. Bu anayasada yapılan ilk değişiklik. Ben yazdım şey: 1923'te "Devletin rejimi cumhuriyettir" maddesinin eklenmesidir. "Cumhuriyettir" maddesinin eklenmesidir. Dikkat, iki defa sınav sorusu oldu. Maddesinin eklenmesidir. Bir kere anayasa kaça kadar kaldı? 24'e kadar. E, mantıken 24'te kaldığına göre 23'teki bir değişiklik mantıken direkt oraya sirayet ediyor, arkadaşlar. O zaman 1921 Anayasası'nda mantıken bazı değişiklikler olmuştur. Dikkat: "Devletin dini İslam'dır" direkt yazmaz ama şeri hükümlerin uygulanması, kaldırılması, yürürlüğe konması TBMM'nindir. Şeri hüküm ne demek? Allah'ın hükmü. O yüzden devletin dini direkt "İslam'dır" yazmaz. Ama 1924 Anayasası direkt "Devletin dini İslam'dır" yazacak. 28'de ilk değişiklik olacak. O yüzden sınavlarda iki anayasayı, 61 ve 82, sorulmaz. 21 ve 24 arasındaki farkı bilmeniz lazım. 21 ilk anayasa. İki, yumuşak bir anayasa ne demek? Her maddesi değiştirilebilir. Üç, kısa ve öz, niye? Savaş zamanında hazırlandığı için. Dört, yasama yürütme anayasada kime verilmiş? Meclise ve şu hükümete, meclis hükümetine. Dört, arkadaşlar, seçimlerin 2 yılda bir yapılmasına karar verilmiş. Beş, bu maddelerden özellikle eee şeri hükümlerinin uygulanmasına laik bir anayasa olmadığını göstermiştir. İlk defa ulus egemenliği halka verilmiştir ve bu da yazılı hale getirmiştir. Anlaşıldı mı bütün durum? 21, 24. Peki sınava girdin. "1921'de yapılan Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nda yapılan ilk değişiklik aşağıdakilerden hangisi?" Cevap: "Devletin rejimi cumhuriyettir" maddesinin eklenmesi. İki defa sınav sorusu olmuş. Üçüncüsü niye olmasın? Üçüncüsü niye olmasın? O yüzden bunu çok rahatlıkla yapacağınızı düşünüyorum. Şimdi bazı maddelerine bakalım. Hadi.

Şartsız milletindir.

>> Söyle.

>> Egemenlik.

Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Evet.

>> Yürütme kuvveti ve yasama yetkisi.

Devamı mı? İkinciyi söyle. Yürütme kuvveti ve yasama yetkisi.

>> Yürütme ve yasama yetkisi. Evet.

>> Milletin tek ve gerçek temsilcisi olan...

Gerek yok o kadar uzatmaya girmeye. Büyük Millet Meclisi'ndedir. Evet, devam et.

>> Büyük Millet Meclisi'nin seçimi 2 yılda bir yapılır.

Seçimleri 2 yılda bir yapılır. 2 yılda bir. Bu arada şunu da söyleyeyim: Harbiden de o kadar savaş şeyi olmasına rağmen ara seçim bile yapmıştır. Yani gerçekten demokratik uygulamasına bir adam sana bir tane örnek verir. Seçimlerin 2 yılda bir yapılması, anayasaya verilmesi, seçimlerde bile boşalan eee sandalyelere ara seçim yapılması. Bunlar bile birinci seviye demokratik nitelik kazandırmıştır. Haberiniz olsun. Devam.

>> Büyük Millet Meclisi üyelerinden her biri...

Üyelerinden her biri, evet. Yalnız kendini seçen ilin, evet.

>> eee vekili olmayıp...

Vekili olmayıp...

>> aynı zamanda...

He.

>> bütün milletin vekili.

Peki günümüzde öyle mi, Murat? Öyle mi?

>> O da bana soruyor. Hadi kız, aman. Şimdi ben gittim Rize milletvekiliyle görüşemez miyim? E, o zaman ben Rize milletvekili... Ankara'da yaşıyorum, Mersinliyim. Gittim Bolu milletvekiliyle görüşmek istedim. Ağrı milletvekiliyle görüşür müyüm, görüşemez miyim? E, o zaman bu genelde aynı değil mi? O zaman öyle bir şey olsa o zaman temsilde sıkıntı olur ki. Atıyorum, Ağrı'da iki tane milletvekili var. E, Ankara'nın nüfusuna oranla 25. İstanbul'un 65. E, o zaman ne olacak? Ben Ağrı'nın sorunlarında gidip kimle görüşebilirim? İstanbul milletvekiliyle görüşebilirim. Anlaştık mı? Yani günümüzde bu aynen devam etmekte. Onu anlatmaya çalışıyorum. Sen bugün nerelisin? Normalde...

>> Çankırılıyım.

Ben gittim Çorum milletvekiliyle görüşeceğim, kardeşim. Görüşemiyor musun? Neden? Çünkü bu maddeden dolayı her bir ilin milletvekili... O zaman ne olur biliyor musun? Burada bir temsil adaletsizliği olur. Büyükşehirlerde çok fazla milletvekilleri, küçük şehirlerde yok. Öyle şey mi olur mu o zaman? Ben hatta benim atıyorum bir Ağrılı olarak gidip İstanbul milletvekiliyle görüşmem daha doğru. Neden? Çünkü 65 tane ekip de var orada. Ve ben bir Ağrı'da iki milletvekili var diyelim. E, ben gittim oradaki 65 milletvekiline Ağrı'nın sorunlarını anlattım diyelim. Oradan bir destek alırsam TBMM'de kabul edilmesi daha doğru. Daha şey var. Oy verirler ya da baskı kurarlar bakana. Bir yol yapılacak mesela. O zaman şu çok önemli. Eğer bu olmasa var ya, kimse sorunu dile getiremez. Yani küçük şehirlerin, Çankırı, Çorum, Yozgat, Büyükşehir statüsü kazanmayan Sivas başta, arkadaşlar, bunlar ne olur? Hepsi eee dertlerini anlatamaz. O yüzden biz ne yapıyoruz? Ben işte Mersinli bile olsam gidip Ankara milletvekiliyle derdimi anlatabiliyorum ama genel kabul Türkiye'de genelde nasıldır? Ankara'nın sorunlarıyla kimin ilgilenmesi beklenir? Ankara milletvekilinin ilgilenmesi beklenir. Evet. Vekili olmayıp neymiş? Aynı zamanda bütün...

>> Aynı zamanda bütün...

Merve, bütün milletin vekilidir. Sen de bir kere söylüyorsun. Bu adam da diyorsun ki aklında hepsini tutar. Bir söylesene, kızı. Evet. Son madde.

>> Din buyruklarının yerine getirilmesi.

Din buyruklarının yerine getirilmesi. Evet.

>> Anlaşma ve barış yapılması.

Anlaşma ve barış yapılması. Evet.

>> Savaş kararı verilmek. Savaş kararı verilmesi. Evet.

>> TBMM'ye aittir.

Bitti. TBMM'ye aittir. Günümüzde böyle mi? [kahkaha] Ulan, ne kadar zorluyorum ben sizi bugün ya! Hayır, tabii ki. Dini buyruklarla ne alakası var?

>> Anlaşmaya barış.

Anlaşma, barış, savaş kararları. Tezkereyi kim veriyor? Bir yere operasyon tezkereyi kim yapıyor? TBMM yapar tabii ki. Arkadaşlar, sen milletten büyük değilsin. Senin orada temsilcilerin var. O yüzden hatta biliyorsun bir kere veto edebiliyor Cumhurbaşkanı. Kimse kabul etmez. Niye? E, bunlardan dolayı milletin üstünlüğü var burada. O yüzden 1921 Anayasası dediğimiz olay bu.

İstiklal Marşımız. Hepimizin gururla söylediği, eee, ülkemizde çok şeydir. Mesela benim kayınbabam falan İstiklal Marşı televizyonda okunsun, ayağa kalkar ya. Var mı sizde öyle?

>> Mesela, eee, mesela örnek vereyim. E, biz öyle yetiştiğimizden dolayı ya bizim yetişme tarzımız, sen baktığın zaman o şey var mesela okuldan İstiklal Marşı çalıyor. Okuldan durulur, biz dururuz ya. Yürüyüp gitmediler. Çok büyük bir şeyin yoksa hani o bile bizde hani o yerleşmiştir yani. Anlatabiliyor muyum? Ki çoğu arkadaşımız biliyor. Biz son 90'lardan sonra cuma günleri okuldan kaçma merasimi olduğundan dolayı İstiklal Marşı'nı göremeyen çok kişi. Biz Andımız'la büyüdük bu arada. Bizim nesil Andımız'la büyüyüp İstiklal Marşı cuma günü kapanış yapar. İstiklal Marşı'nın bizim için en önemli yeri okulun cuma gününün son gün olması. Bir de ilk girerken de öyleydi. Pazartesi İstiklal Marşı, Cuma İstiklal Marşı. Evet.

Şimdi İstiklal Marşı bizim için niye kıymetli? Şimdi milli marşlar var. Osmanlı Devleti'nde ilk milli marşı biliyorsunuz, Giuseppe Donizetti diye Mahmut tarafından Mahmudiye Marşı olarak yazıldı. Daha sonra Sultan Mecid'e de yazıldı, Mecidiye Marşı. İttihat Terakki zamanında bir marş yazma çalışması vardı ama artık dönem onu aksettiremediğinden dolayı hatta yazıldı, söylendi, beğenilmedi. Mecidiye Marşı devam etti. Burada bir sıkıntı yok. Ama bazı milletvekilleri dedi ki: "Kardeşim, bize bir İstiklal Marşı lazım. Memleketimizde yani yeni bir devlet kurmuşuz. Yeni bir devletin yeni bir marşı olması lazım," dediler.

Bunu talep eden kim biliyor musun? Bakın, bir gün şu sınav sorusu gelecek. Bu memleketin yarısından çoğu yanlış yapacak, öğrendiğiniz yanlış bilgiler, hemen söyleyeyim. Bakın, talep eden farklı bir şey, uygulayan farklı bir şey. Talep eden Genelkurmay Başkanlığı'dır. Tamam. Talep eden kimmiş? Yani böyle bir marş yazılsın diye bunu kime söylüyor o dönemde? Milli Eğitim Bakanı Rıza Nur'a söylüyor. Oraya da dikkat. Milli Eğitim Bakanı Rıza Nur bir yarışma düzenliyor. Bu arada Rıza Nur daha sonra görevden alınıyor, Hamdullah Suphi Tanrıöver geçiyor. Tam da bu esnalarda oluyor.

Yarışmaya 724 şair şiiriyle katılıyor. Hatta katılanlardan bir tanesi de Kazım Karabekir. İsteyenler Kazım Karabekir'in marşına baksınlar, sözlerine baksınlar. Çünkü bestesi yapılmamıştı. Bazıları sonradan bir beste uydurmuş ama o beste o değil. Turan şiiriyle katılır. Ama bir türlü yani Hamdullah Suphi Tanrıöver'in şeyinde, Burdur milletvekilidir bu arada, bir gün o da gelebilir, dikkat. Mehmet Akif Ersoy Burdur milletvekili. Bugün Burdur'daki üniversitenin adı herhalde boş yere Mehmet Akif Ersoy değil.

Peki Mehmet Akif Ersoy bu arada kendisi milletvekili olmasına rağmen katılmamıştır. Hamdullah Suphi yanına gitti, dedi ki: "Sen niye katılmıyorsun? Yani en büyük aramızdaki vatan şairlerinden biri sensin. Senin ben katılmanı istiyorum," deyince o dedi ki: "500 lira para ödülü koymuşsunuz. Öyle şey mi olur?" dedi. "İnsan marşa para mı alır?" dedi. Ki Mehmet Akif ömrü boyunca yoksullukla mücadele etmişti. Bakın, öyle anlatayım, öyle anlayın. İstese kabul edebileceği bir rakamdı. Kabul etmedi. Dedi ki: "Darülmesai'ye bağışlayın." Yani dikim evine, askeri dikim evine bağışladı.

Ve bu adam Mehmet Akif Ankara'da hepimizin gittiği bir yer, Hamamönü'nde Tacettin Dergahı. Duvara yazdı ya, duvara, duvara marşı duvara yazdı ve o marş daha sonra kendisine verildi. Hamdullah Suphi Tanrıöver kendisi mecliste üst üste dört defa okudu 10 kıtasını birden. O kadar hoşlarına gittiler. Ve tabii ki eee bazı tartışmalar oldu. İlk başta 724'ten 7'ye inildi. 7'den sonra ise Suphi kardeşim "Bizim marşımız budur," dedi. Biraz da dikte edilmişti, onu da size söyleyeyim ama diğer marşların da çok içeriğini bilmiyoruz açıkçası. Belki de İstiklal Marşı, yanlış anlaşılmasın bu dedim, belki de daha güzel şeyler var, sözler ama bugün kullandığımız İstiklal Marşı bizleri eğer coşkulandırabiliyorsa, bizlerde bir şey uyandırabiliyorsa marş odur. Kimin yazdığından ziyade belki de orada çok daha farklıları var ama çok bilmiyoruz. Mesela Kazım Karabekir'in Turan şiirini biliyorum mesela, katılmışlardır. Allah hepsinden razı olsun.

724 tane şair şiiriyle katıldı ve İstiklal Marşı TBMM tarafından devletin resmi marşı olarak 12 Mart'ta kabul ediliyor. Mesela bu da Birinci İnönü Savaşı'ndan sonra yaşanan bir gelişme. Mehmet Akif Ersoy'un bu yazdığı şiir, şiir olarak iki tane olayda, ikisi de aynı gündür. Biri Hakimiyet-i Milliye Gazetesi, diğeri de Sebilürreşad Dergisi. İkisi de aynı anda yayınlanıyor. Yani dergi olarak Sebilürreşad, bazıları gazete kabul ediyor onu. Aynı günde yayınlanmıştır. Çok da ilginç bir olay var. Mehmet Akif Ersoy normalde bunu Kastamonu'daki Açıksöz Gazetesi'nde yayınlamak istiyor. Aslında marşı gönderiyor, arkadaşlar. Ancak marş gidene kadar Kastamonu'ya gidiyorsan 15 gün. 15 günde varılabiliyor Kastamonu Ankara'dan. Dönemin şartları. E, 15 gün sonra varana kadar da çoktan Hakimiyet-i Milliye ve Sebilürreşad'da yayınlanmıştır. O yüzden İstiklal Marşı'nın ilk yayınlandığı gazete Açıksöz değildir. Onu da baştan söyleyeyim: Hakimiyet-i Milliye'dir.

Yani tabii burada şunları bilmek lazım: 1921'de yayınlanmasına rağmen 1921 Anayasası'nda İstiklal Marşı yer almaz. 24'te yer almaz. 61'de yer almaz. İlk defa 82 Anayasası'nda yer almıştır. Peki kime ithaf etmiştir? Biliyorsunuz bazen roman yazarları bizler de ithaf ediyoruz. Anneye, babaya, kardeşe, eşe, dosta. Arkadaşlar, kahraman ordumuza ithaf etmiştir. Tamam. Kahraman ordumuza ithaf etmiştir. Ve biliyorsunuz ki onun İstiklal Marşı ile ilgili en son cümlesi: "Allah bir daha böyle bir millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın," der. Yani duası da budur. Ve İstiklal Marşı'yla alakalı bizim bilmemiz gerekenler hepsi de burada. Mesela ilk bestesi. Eee, ilk bestesini değerli arkadaşlarım Ali Rıfat Çağatay yapıyor. Ancak Ali Rıfat Çağatay'ın yapmış olduğu beste, yani bugün dinliyoruz. Bir de şimdi Osman Zeki Üngör, 1930'dan beri kullandığımız beste, dinliyoruz. Bu arada İstiklal Marşı ile alakalı şunu da size söyleyeyim: Osman Zeki Üngör'ün şu an bestesi aynısı kullanılmıyor. Ben şimdi 50 tane yere gidiyorum. İstiklal Marşı değişmiş, arkadaşlar. Bestede sıkıntı var.

Güftede yok. Güftede mi? Söz. Ama bestelerde inişler, çıkışlar işte atıyor. Bir Ajda Pekkan söylüyor. Ya Ajda Pekkan zaten sen İslam varsa zaten sen gördün. Niye aynısını söylemiyorsun ya? Sen gördün onu ya kardeşim. Değiştirerek söylemenin sen ne yararı var ya? Saçma saçma insanlara sanatçı kisvesi altında ister mar söylettiriyorsun stadyumlarda. Hiçbir özellikleri yok ya. Onu bile söyleyemiyor. Haberlerde görüyorsunuz böyle sendikalar, dernekler toplanıyor. Hadi bir İstiklal Marşı biri başka bir şey söylüyor. Biri başka bir şey. La oğlum sizin dünyadan haberiniz yok ya. Siz o koltukları, makamları boş yere teşkil ediyorsunuz. Meşgul ediyorsunuz. İstiklal Marşı farkında değilsiniz ama değiştiriliyor bestesi. Yani Osman Zeki Üngör'ün bak müzik alet değişebilir. Günümüzdeki o ses kayıtlarıyla şimdiki ses kayıtları aynı olmayabilir. Ama İstiklal Marşı'nın orijinal hali 70'lerde TRT'de yayınlanan ve TRT'de kapanış programındaki verilen ki en sonunda vereceğim ben çağdaşlık ve dünyadan gerçek İstiklal Marşı odur. Bugünkü o bıraksan oynayarak çevirecekler. Bir kısmı ilahiye çevirecek. Ya kardeşim böyle oynanmaz. Bu kadar oynanmaması lazım. Fransız Ulusal Marşı soralım bakalım kaç seneden beri aynı iş değişiklik var. Şimdi o yüzden bizim de buna dikkat etmemiz lazım. İstiklal Marşı ile alakalı şunu da bir daha söyleyelim. Bizim kullandığımız beste ufak tefek değişiklikler yapılsa da Osman Zeki Üngör'e aittir. Son bestesi ilk bestesi Ali Rıfat Çağatay'dı. Bu arada sizlerden ricam İstiklal Marşı ilk hali diye Google'a yazıyorsunuz. Google'a diyorum. YouTube'a İstiklal Marşı'nın ilk halini zaten görürsünüz. Herkes Ramazan yetkiden gelenler diye yazar. Ya arkadaşlar bunu dinleyin. Şimdi bir tek İstiklal Marşı'mızı dinleyin. Yani iki beste arasında ne kadar bir manevi coşku olduğunu kendiniz göreceksinizdir. Yani o kadar bir manevi coşku ki Kurtuluş Savaşı'ndan sonra eee Eskişehir'de falan 10.000 kişilik mitingler yapılacak. Bayağı bir coşkuyla kutlanacak. Ankara mitinginde mesela Mustafa Kemal İstiklal Marşı'nı orada söyleyecek falan. Gerçekten çok ama o Ali Rıfat Çağatay'ın bestesi bana biraz garip geliyor yani. Bir dinleyin. Benim ne demek istediğimi anlayacaksınız yani. O yüzden İstiklal Marşı'nı hep beraber yazalım. Kimler katılıyor özellikle şu Kazım Karabekir'e dikkat. Hangi komutan katılıyor? Kazım Karabekir hangi şiir? Turan şiiri. Evet başlayalım. Muharebesinin kazanılması.

>> Aha mavi kalemle yazdım. O zaman gelebilir. Yazalım. Devam. İstiklal Marşı'na dikkat. Evet.

1. >> Kazanılmasından sonra. Evet.

Merve >> Bir bağımsızlık marşı yazılmasına karar verildi.

>> Bir bağımsızlık marşı yazılmasına karar verildi. Evet.

>> Maarif Bakanlığı'nın açtığı yarışı.

>> Maarif Bakanlığı yarışmayı bu açıyor ama talebeden farklı. Açtığı yarışmaya. Evet.

>> 724 şiir gönderilmiş.

>> 724 şiir gönderilmiş. Ancak içeriği.

>> E devam et.

>> Milli duyguların yansımadığı karar verildi.

>> Gönderilmiş ancak seçilememiş. Evet.

>> Diğer maddelerim.

>> Evet.

>> Mehmet Akif Ersoy.

>> Mehmet Akif Ersoy.

>> Dönemin Milli Eğitim Bakanı.

>> Dönemin Milli Eğitim Bakanı. Bu arada dikkat yarışma ilk açıldığında Milli Eğitim Bakanı Rıza Nur'du. Evet.

Arayabilir.

>> Evet.

>> 500 liralık para ödülünü.

>> 500 liralık. Bunlar çok büyük rakamlar bu arada onu da söyleyeyim. Para ödülünü.

>> İstediği yardım kuruluşuna.

>> İstediği yardım kuruluşuna. Evet.

>> Bağışlayabileceği.

>> Evet.

>> Sözüyle ikna edilmiştir.

>> Sözüyle ikna edildi. Şimdi bunlar kimler? Yani İstiklal Marşı ile ilgili bilmem gerekenler neler? Bu arada çıkan 6 sınav sorusu var. Bak bir daha söylüyorum. İstiklal Marşı ile ilgili şu ana kadar 6 tane soru geldi. 4 tanesi KPSS, iki tanesi farklı sınavlara. Şimdi ben tek hangilerinin geldiğini ve hangilerinin daha gelmediğini söyleyeceğim. Bir talep Genelkurmay Başkanlığıdır. Tamam. Mesela bu gelmedi. Bir gün gelecek çünkü herkes Maarif Bakanlığı'na düşecek. Benim öğrenci ne yapacak peki? Genelkurmay Başkanı. Düzenleyen kimmiş? Maarif. Yani Milli Eğitim Bakanlığıdır arkadaşlar. Güftesi. Bu soru geldi lan. Güfte. Güfte ne demek arkadaşlar? Söz yazarı. Yani söz yazarı kim? Mehmet Akif Ersoy. İnsanlar neyle karıştırıyor? Besteyle. İlk bestecisi Ali Rıfat Çağatay'dır. 1930'dan sonraki bestesi Osman Zeki Üngör'e aittir. Bizim şu anki kullandığımız beste kime ithaf edildi? Bu nasıl geldi? Kahraman ordumuza. Bakın gelenleri tek tek işaretleyeceğim birazdan. İlk hangi anayasada yer aldı? 82 anayasası. Bu da geldi. Evet. Komutan Kazım Karabekir. Bu gelmedi ama gelebilir. TBMM'de okuyan bu da geldi. Hamdullah Suphi Tanrıöver dört kere okumuştur. İlk defa nerede yayınlandı? Hakimiyeti Milliye değil mi? ve Sebilürreşat'ta aynı gün yayınlanmıştır. Sebilürreşat'ta aynı gün yayınlandı. Daha sonra Kastamonu Açıksöz'de değerlendirilecek. Evet. Şimdi bunlardan hangilerinden geldi? Onları bir daha işaretleyim. Bir düzenleyen geldi. Tamam mı? Şuraya artı koyuyorum. Düzenleyen geldi. Güftesi geldi. Eee, kime hitap edildi? Geldi. Tamam. İlk hangi anayasada yer aldığı geldi. TBMM'de ilk okuyan geldi. İlk defa nerede yayınlandı? Bu gelmedi. Ancak şurada bir tane daha gelen var. Merve biz bir tane daha yazalım. Dur dur dur. Nerede yazıldı? Bu da KPSS'de geldi. Tacettin Dergahı. Evet. Bunu bir yazmamız lazım. Bir yere İstiklal Marşı Ankara'da nerede yayınlanmıştır? Tacettin Dergahı'nda yayınlanmıştır. Eee, daha doğrusu yazılmıştır. Bunu da bilelim. Buraya ekleme yaparsınız. Var mı sıkıntısı olan? İstiklal Marşı'mız bu kardeşim. Ve İstiklal Marşı 1. Dünya Savaşı'ndan sonra mantıken 2. Dünya Savaşı'ndan önce olacaktır. Böyle bir gelişme. Şimdi 21'i işledik. Teşkilatı. İstiklal Marşı'nı işledik. Ara arası veriyoruz. Ara arası ne demek? Yani kamera oraya sığmadığı için bu tarafa geçerken sen de 5 dakika ara veriyorsun. Haydi devam ediyoruz.

Evet geldik Londra Konferansı'na. Burada ara değiştirirken de arada iyi oluyor aslında değil mi Merve? Kız Merve bu arada siyah siyah giyiyordum ya bugün saat 7'de kalktım. O karanlıkta mavi giymişim haberim yok. Gördün mü?

Vallahi olaya bak sen ya. Neyse yarın siyahtan devam. [kahkaha] Yeniden aldım ondan. Şimdi öğrenciler diyor ki, "Ulan bu hep siyah giyiyor, Acun gibi diye. Bak mavi de giymiş ama yanlışlıkla haberiniz olsun." Geldik Londra Konferansı'na. 1. İnönü Savaşı'nın hemen ardından İtilaf Devletleri özellikle dediler ki ya bu 433 maddelik Sevr Antlaşması biraz ağır oldu gibi. Osmanlı'ya zaten Osmanlı kabul ettiğini nasıl ettiğini anladınız. Bursa Uşak'ı işgal ettiler oradan falan. TBMM zaten toptan reddetti. E sen şimdi özellikle Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti'ne kabul ettirebilecek misin ki bu yasayı? Yoksa yani bu anlaşmayı yoksa bunun geçerli olma şansı yok. Şimdi toplanma amaçları belli. Birincisi 1. İnönü zaferini biz kazandığımızdan dolayı Yunanlıların tekrardan toparlanmasına biraz fırsat vermek. Aslında temel amaçlarından bir tanesi de budur. İki Sevr'e ufak tefek değişiklikler yaparak tekrardan bizi bu tarafa kabul ettirmek. Bütün amaçları bu. Tabii eee şunu da söyleyeyim başlarda özellikle Osmanlı Hükümeti davet ediliyor. Yani biz falan davet edilmiyoruz. Hatta bizi şöyle davet ediyorlar. Osmanlı'nın içinde TBMM'de üye göndersin. Bakın bir daha söylüyorum. Osmanlı tek gidecek buraya. Biz Osmanlı'nın heyetinin içine örnek Tevfik Paşa gidecek. Son sadrazamdır bu arada Tevfik Paşa'nın yanında gideceğiz. Mustafa Kemal bunu kabul eder mi ya? Etti mi sizce? Hayır dedi. Biz doğrudan doğruya katılacağız. Bunun için de bak bunun içinde doğrudan bir davet bekliyoruz dedi. Tabii bu doğrudan davet İtalya tarafından dile getirilecek ve eee Lord Curzon da bizi davet edecektir. Öyle söyleyeyim size. Yani Londra Konferansı adına davet edecek. Ama bize burada bizi davet ettiren devlet kim? İtalya'nın olduğunu unutmayın. Bu arada İtalya'yla ilişkilerimiz zaten Mondros'tan sonra İtalya terk edip gideceği için normalleşmeye dönecektir. Bunu da size söyleyeyim. Neyse biz tabii çok akıllı davranıyoruz. Hatta e son sadrazam Tevfik Paşa'nın bu arada şunu da söyleyeyim şey bir adam değil. Çiğ bir adam değil. Özellikle Ankara Hükümeti'nin yükselişini 1. İnönü Savaşı'nın bu tarafın yaptığını o da gayet bilmekte. Çünkü mesela 1. İnönü Savaşı'ndan sonra İnönü Savaşı'ndan sonra o eski şeyler kalmadı. Mesela Kuvay-i Milliyeciler asi sayılıyordu ya. O asi sayılma bitti. Artık milli olarak görülüyor. Mesela Bey Paşa gibi Mustafa Kemal Hazretleri, Mustafa Kemal Bey, Mustafa Kemal Paşa, o Bey Paşa falan onlar hiçbiri kullanılmıyordu. Yasaktı yani. Gazetelerde bile yazamaz. Asi Mustafa Kemal böyle yazıyordu. Bunların hepsi mesela kaldırıldı. Mesela son Sadrazam Tevfik Paşa zamanında Mustafa Kemal hakkında verilmiş gıyabi idam kararı kaldırıldı. Bak bunlar hep ikili ilişkilerde İstanbul Hükümeti'yle Türkiye Büyük Millet Meclisi arasındaki yakınlaşmayı gösteriyor. Özellikle Londra Konferansı'ndan sonra oldu bunlar. Peki konferansa Tevfik Paşa katılacak. Orası belli. Bizim tarafımızdan da mantıken bir dışişleri bakanı katılması lazım. Bizim o zamanki dışişleri bakanımız sizler de biliyorsunuz kim? Bekir Sami Bey. Daha sonra onun ismi Kundu olacaktır. Yani soyismi Kundu. Peki Bekir Sami Bey çok ilginç bir olay yaşanıyor. İki tarafta farklı yerlerden gidiyorlar ya. Halbuki konferanstan bir gün önce bir kendi aralarında bir toplantı yaptıkları ve ikisinin de aynı şeyleri söyleyecekleri yani ağız birliği yapmalarının gerektiğini söylüyor. Neden? Sizce mantıken bu adamlar başta Osmanlı Devleti'nin heyetinin içinde girsin dediler. Sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni doğrudan teklif ettiler. Doğrudan gelmesinin veya bizi oraya iki tarafı birlikte çağırmalarının sebebi ne olabilir? Dikkat şunun bakın. İkilik çıkarmak. Çünkü öbür taraf başka bir şey diyecek. Biz başka bir şey diyeceğiz. İkimizin arasından yararlanma. Sanki Mustafa Kemal bunun farkında değil. Mustafa Kemal Londra Konferansı için ne diyor biliyor musun? Biz oraya adam gönderdik. Hani bilerek gitti. Amaç diyor gizli anlaşmada yani gizlerken bu Sevr Antlaşması'na birtakım değişiklikler yaparak tekrardan bizim tarafa kabul ettirmek. Bunun başka bir anlamı yok diyor. Ve Mustafa Kemal'in dediği gibi de olacak. Peki Mustafa Kemal Sevr'in orada bize dayatılacağını bilebilir. Neden oraya konferansa adam gönderdi? Dikkat düşünmek lazım. Biz niye konferansa gidiyoruz? Bir sonuçta çağrıldın. Çağrıldığın yere icap etmekte iki tane önemli şey var. Bir, Misak-ı Milli'yi tüm dünyayı duyuracağız. Derdimiz bu değil mi ya? Çünkü Londra Konferansı dediğim konferansa İtalya katılıyor, Yunanistan katılıyor, Fransa katılıyor, İngiltere katılıyor. E benim derdim ne? Misak-ı Milli'yi tüm dünyaya duyurmak. Onların gözlerinin önünde söylemek. İki, TBMM tarafından bu devletler tarafından tanınmayı sağlamak. Doğru değil mi? 3. E kardeşim sen şimdi davet edilmişsin bir yere. Gelmezsen ne diyecekler? Bakın görüyorsunuz. Türkler anca savaştan anlar. Türkler anca muharebeden anlar. Türkler anca barbardır diyeceklerdi. Dedittirdik mi? Hayır. Türkler barıştan kaçıyor propagandasının önüne geçmek defalarca soruldu. Sınavda size milli mücadele muharebeler döneminde Türkler barıştan kaçıyor propagandasını önlemek isteyen Türkiye Büyük Millet Meclisi aşağıdaki konferanslardan hangisine katılmıştır? Cevap ne? Cevap Londra Konferansı. Defalarca soruldu. Yine sorulacaktır. Artık kime denk gelir bilmeyiz. Belki bu sene, belki 2027'de bunu sadece Allah bilir. Şimdi tabii biz buraya katılıyoruz da bizim de şartlarımız var. Bu arada şunu da söyleyeyim. Tevfik Paşa ile Bekir Sami arasında büyük bir ihtimal görüşme var. Nedenini anlatayım. Tevfik Paşa durup dururken rahatsızlandı. Allah'ın hikmeti rahatsızlandı derken yani ya gerçekten hastaydı ya da bu bir oyundu. Şimdi o taraf bana oyun yapacak da biz de boş değiliz. Tevfik Paşa kongreye geldi. Şey Londra Konferansı'na geldi ama konferansa bir geldi iki kişi elinden tutuyor işte kollarına girmiş. Tevfik Paşa düşünebiliyor musunuz? Osmanlı sadrazamı hasta yani o taklidi veriyor. Böyle sürüklere sürüklere geldi. İki dakika bir şey laf etti. Ben dedi sözümü bundan sonra bu milletin hakiki temsilcisi TBMM Hükümeti'ne bırakıyorum dedi. Normal şartlarda bu daha evvelden planlanmazsa mümkün değil. Yani bu planlanmış bu belli. O taraf seni iki kişi çağırarak ikilik çıkartmak isterken bizim taraf birlik olduğunu Tevfik Paşa nasıl ispatladı? Hastayım ben. Ben söyleyeceklerim bundan sonra TBMM Hükümeti söyleyecek. Zaten bu milletin hakiki yani gerçek temsilcisi TBMM'dir diyerek sözü Bekir Sami'ye bıraktı. Bekir Sami ayağa kalktı. Fırsat bu fırsat. İsteklerimizi sıraladık. Bir, İzmir boşaltılacak dedi. İki, Batı Trakya bize bırakılacak dedi. 3. Boğazlardan geçiş düzenlenecek dedi. Öyle yok dedi. Yunanlılar işgal ettiği yerlerden çekilecek dedi. Yani Misak-ı Milli'ye önce ön şartlarını koydu. Sonra Misak-ı Milli'i ne yaptı? Okudu. Ya adam sana Sevr'i dayatıyor. Sen ona Misak-ı Milli. İkisi birbirine çok ver. Sizce bu konferanstan bir hayır çıkma ihtimali var mı? Bu konferanstan bir sonuç çıkma ihtimali var mı? E bunu bilen Yunanlılar yine İngilizlerin gazına geldiler. Daha konferans bitmeden zaten saldırıya geçtiler. Kaçıncı İnönü'yü başlattılar? İkinci İnönü'yü başladılar. Demek ki Londra Konferansı toplanma nedenleri. Bizim oraya katılma nedenlerimiz. Bizden kim katıldı? Osmanlı'dan kim katıldı? Niye ikimizi birlikte çağırdılar? Biz iki kişi birlikte bak oyunu nasıl bozdu Tevfik Paşa. Ardından isteklerimiz ardından da sonuç bildirgesinde Yunanlıların daha konferansın sonucunu ki konferans ne dedi? mi biz sizin istekleriniz bunlar bizim de isteklerimiz bunlar. Sevr'i dayatmışlar. Jandarma erini efendim 8.500 yapmışlar da 13.000'e çıkarmışlar. Boğazları şöyle yapalım. İzmir'i size bırakalım ama Birleşmiş Milletler'in Milletler Cemiyeti'nin yönettiği bir vali yönetsin. E ne anladım ben bu işte. O yüzden Sevr'deki ufak tefek değişiklikler için de bize bir ay süre verdiler. Normalde bu bir ayın bitmesi beklenmez mi? Normalde bir ayın bitmesi lazım. Bitti mi peki? Hemen yollanlar saldırıya geçti. O yüzden Londra Konferansı ben şu kadarcık alanda size 10 tane soru sorabilirim. O yüzden benim gibi ÖSYM'deki bir profesör bir doçent doktoru da aynı mantıkta çalışıyor. Çünkü Londra Konferansı'nı biz eee üniversitede işlerken neredeyse 3 hafta işlemiştik. 3 hafta işlenen bir şey bak şu kadar. Doğru mu? Ama soru geliyor arkadaşlar. Çünkü adamın adı eee bitirme tezi Londra Konferansı veya Londra Konferansı'nın ne kadar önemli olduğunu. Niye? Çünkü Türkiye Büyük Millet Meclisi hukuken tanınmış ya. Dört tane devlet seni muhatap kabul etmiş. Bu ne demek ya? Ama orada işte bir sıkıntı yaşadık. O sıkıntı da şöyle anlatayım. Bizim Bekir Sami Bey'i biliyoruz. Çok iyi niyetli bir adam. Ben Bekir Sami Bey'i hayatını da okumuş birisi olarak biliyoruz. Çok samimi bir adam. Ama Dışişleri Bakanı olarak buraya katıldı ya. buraya katıldığında üç devlette oturdu anlaşma imzaladı. İtalya, İngiltere ve Fransa ile. Bak şimdi bu ikili anlaşmalarda da soruyor. Sonuçta ikili anlaşma ne kadar yaparsan yap TBMM'nin onayından geçmeden olamaz. Tamam da Bekir Sami'nin yaptığı anlaşmalar öyle anlaşmalar ki maddelerini okuyorum şeyden. Mesela Fransa'nınkini örnek vereyim. Bir Fransızlar işgal ettikleri bölgelerden çekilecek. Ama çekilirken eee o Türkiye Büyük Millet Meclisi ordusuna Fransız subaylar da görev yapacak. Bak Ergani Diyarbakır Ergani biliyorsun oradaki maden işletmeleri Fransızlara verilecek. Bak bak bak. Kapitülasyonlar devam edecek. Efendim Fransızlar eee herhangi bir ekonomik imtiyazda rüçhan hakkı elde edecek. Rüçhan hakkını bilir misin? Rüçhan ne demek? Rüçan yani bir yer mesela özelleştirecek. Sallıyorum. veya başka bir şey olacak. Öncelik Fransa'ya verecek. L böyle bir şey olur mu ya? E ne anladım ben bu işten? Kapitülasyonların aynısı. O yüzden Londra Konferansı'nda özellikle İngiltere ile Fransa ile ve İtalya ile yapılan bütün anlaşmalar Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne Mustafa Kemal'in önüne gelecek. TBMM anlaşmaları kesin bir dille reddedecek. Peki bu anlaşmaları Bekir Sami imzaladı mı? İmzaladı. Sonra ne olacak biliyor musun? Başımıza bela olacak. Ankara'ya Franklin Bouillon diye bir adam gelecek. Fransız dışişleri bakanı. Adam diyecek ki bana ne kardeşim senin dışişleri bakanını imzaladı. Bak bir de bu sıkıntı var. O yüzden dışişleri bakanlarının günümüzde de böyledir. İmza atılan şeye çok dikkatli bakması lazım. Çünkü hemen önüne de gelebilir. 100 yıl sonra da önüne gelebilir. Bakın Bekir Sami'nin imzaladığı her şey ta Sakarya Meydan Muharebesi'nin Ankara Savaşı var ya Ankara Anlaşması ta oraya kadar gözümüz önüne geldi. Bize ne dediler kardeşim? Sen dışişleri bakanı imzaladı. Bize ne dediler? Sen hani sen Sevr'i kabul etmiyordun. O zaman bunu kabul edeceksiniz. Çünkü Fransızlar da bölgeden çekilip gideceklerini gayet iyi biliyorlar. Ekonomik imtiyaz elde etmek istiyorlar. Askeri imtiyaz elde etmek istiyorlar. Kültürel imtiyaz elde etmek istiyorlar. Ve bunu Bekir Sami verdi. Bunun üzerine Mustafa Mustafa Kemal ne yaptı? Bekir Sami Bey'i görevinden aldı. Yerine Yusuf Kemal Tengirşek'i getirdi. Değil mi demek istiyorum? Burada bir Dışişleri Bakanlığı'nın değişimi var. Bunu da hepimiz böyle bilelim. Hadi bakalım. Londra Konferansı başlıyor. Türk tarafına kabul ettirmek.

>> Evet.

Sevr'i Türk tarafına kabul ettirmek.

>> Ve Yunan ordusunu kazandırmak.

Kabul ettirmek ve Yunan ordusuna zaman kazandırmak.

>> Evet.

Yunan ordusuna zaman kazandırmak. Başka? Konferansa TBMM'yi İtalya davet etti.

>> Konferansa TBMM'yi İtalya davet etmiştir.

>> Konferansta.

>> Evet.

>> TBMM adına.

>> Evet.

Konferansa TBMM adına kim katılıyordu hatırlayalım. Bekir Sami.

>> TBMM adına kimmiş? Bekir Sami Bey. Osmanlı Devleti adına. Osmanlı Devleti adına ise Tevfik Paşa katılmıştır. Osmanlı Devleti adına ise Tevfik Paşa katılmıştır. Son sadrazamdır. Dikkat bir sınavda geldi. Osmanlı Devleti'nin son sadrazamı kimdir? Sakın ola ki Damat Ferit yapmayın. Tamam. Damat yok. Damat gitti. Damat gidecek şeye. Neydi onun ismi? Eee lan ülkenin adını tuttum. Bir ülkeye gidecek. Neyse e bir tekrardan geri gelecek. Mudanya imzalanınca hemen kaçacak. Başına gelecekleri biliyor. Daha sonra 150'ler listesini alacak. Lozan 150'likler diye bir liste var arkadaşlar. Bu ne demek? Türkiye'ye girişi yasaklanan 150 kişi olacak. Onlardan bir tanesi de Damat Ferit çünkü hakkında idam kararı var. Yakalanırsa hemen asılacak. O yüzden o kaçtı. Sonra Fransa'ya mı gitti orada öldü gitti. Yani e ne olacak arkadaşlar? Vatan haininin sonu bu olur işte. Daha ne olacak ya? Ne olacak? İngiliz'in dediğine boyun eğersen bunun sonunu itirafının önüne geçebilir misin? Dedim tamam olur o imzalandı. Mustafa Kemal İngiliz'in her dediğine boyun eğersen olur mu? İşte bak sonuca ne oldu? Bak bugün seni iyi anmıyoruz işte Damat Ferit. Bugün seni iyi anmıyoruz. Bir tarihçi olarak okudukça senden nefret ediyoruz. Niye? E çünkü sen her dediğine tamam dedin. Döndün. İşgal edilmemiş yerleri bunlar niye işgal etmedin diye sordun. Döndün vatanı için Kuvay-i Milliyetçilere asi ilan ettin. Döndün onlara fetva çıkarttın. E biz seni nasıl iyi analım? Seni savunacak bildiğin adam var mı? Bak bak neyini savunayım? O yüzden bu dönemlerde işte yazı tura gibi siyah beyaz gibi artık ayrılmaya başlıyor. Hele 1. İnönü Savaşı'ndan sonra ilki zaten 16 Mart 1920'ydi hatırlayın. O günden sonra saltanat yanlıları, hilafet yanlıları da özellikle Mustafa Kemal'in yanında yer almaya başlayacaklar. Çünkü senin saltanat ve hilafetine o kadar saygı duysalardı İstanbul'u işgal etmezlerdi. Saygı duymazlar. Bakın Londra'ya katılan Tevfik Paşa adam gibi adamdır. Onu da söyleyeyim. Hayatını okumuş birisi olarak söylüyorum. Çok fazla. Evet. Geri geldi dört kere sadarete geldi bu dönemde. Yani başbakanlık yaptı ama dikkat edelim Tevfik yerine hep de Damat Ferit geldi. Tevfik bir şey yapıyor. Görevden alınıyor. Hemen Damat Ferit çünkü İngiliz'in işine gelmiyor. Adam boş yere mi hasta taklidi yaptı? Hasta falan değil ya. Hasta falan değil. Hastaysa bile iki kişinin omuzuna yüklenerek iki kişinin kolları altına gelecek kadar hasta. Bu bilerek yapılmış bir şeydi. Güya bize ikilik yapacaklardı. Biz onlara oyun yaptık. Biz onlara oyun yaptık. İki faydalanacaktı. İstiyorlardı ki Tevfik Paşa'nın eee ekibindekilerle işte neydi? Bekir Sami'nin ekibindekiler birbirlerine girsin istiyorlardı. Oldu mu? Tevfik Paşa oyunu bozdu. Devam. Son sadrazam katıldı. Tevfik Paşa söz sırası kendine geldiğinde onu yazalım. Tevfik Paşa söz sırası kendisine gel. Çok kısa bir konuşma yaptı zaten. Kendisine gelince bu milletin hakiki yani ne demek? Gerçek temsilcisi. Bunu da gerçeğe de yazalım. Temsilcisi TBMM'dir ya da Ankara Hükümeti'dir dedi diyerek sözü bıraktı. Sözü bıraktı. Bundan sonra kim aldı sazı? Bekir Sami Bey aldı. Evet. Peki biz niye katılıyoruz? Biz biliyoruz bize Sevr'i dayatacaklar. Bakalım niye katılmış söyle bakalım.

>> Misak-ı Milli.

>> Evet.

>> Tüm dünyaya duyurmak.

>> Misak-ı Milli'yi tüm dünyaya duyurmak. Var mı başka? Devam.

>> Olarak tanımak.

>> Devam değil mi? Ve resmi olarak tanınmak. Evet.

>> Evet.

>> Türkler barıştan kaçıyor.

>> Bu çokça geliyor. Türkler barıştan kaçıyor propagandasının dikkat önüne geçmek.

Propagandasının önüne geçmek. Defalarca soruldu. Tek bunu soruyorlar. Türkler barıştan kaçıyor propagandasını önlemek amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi nereye delege göndermiştir? Cevap Londra Konferansı. Sakın Lozan Mozan yapmayın. Tamam. Notumuzu yazalım.

>> Konferans sonunda.

>> Konferans sonunda. Evet.

>> TBMM'den habersiz.

>> TBMM'den habersiz. İkili anlaşmalar yapan. İkili antlaşmalar yapan. Evet.

>> Bekir Sami Bey görevinden alındı. Bekir Sami Bey görevinden alınarak.

>> Yerine.

>> Yerine kim getiriliyor? Dikkat bundan sonra. Dikkat Lozan'a kadar. Bundan Lozan'a kadar. Ne demek istiyorum? İkinci İnönü'de işte atıyorum Sakarya'da, Eski Kütahya'da, Mudanya'da hep dışişleri bakanı kimdir? Yusuf Kemal Tengirşek'tir. Ne zaman? Yusuf Kemal Tengirşek Lozan'a İsmet İnönü'nün gitmesi karar verildi. Dışişleri bakanları gittiği için İsmet İnönü'nün Dışişleri Bakanı olması lazımdı. O yüzden görevinden istifa edip Dışişleri Bakanı kim oldu? İsmet İnönü. O zaman dikkat. Londra Konferansı'ndan Lozan'a kadar ülkemizin dışişleri bakanı kimmiş? Yusuf Kemal Tengirşek. Buna dikkat. Evet.

Görevinden alınarak yerine Yusuf Kemal Tengirşek getirilmiştir. Yusuf Kemal Tengirşek getirilmiştir. Var mı başka bir şey? Onun da devamını şöyle yazayım ben. Tengirşek Lozan Konferansı öncesine kadar Dışişleri Bakanlığı'nda görev yapmıştır. Dışişleri Bakanı olarak görev yapmıştır. Bunu da size söylemiş olalım. Tamam. Var mı sıkıntımız?

>> Bizim isteklerimizi biliyorsunuz. Tamam. Buraya kadar her şey normal. Hukuken tanındık. Çok iyi oldu. Millet bizi oraya çağırdı. Bizim şartlarımız belliydi. Batı Trakya'yı bize vereceksiniz. İzmir'i boşaltacaksınız. Boğazlardan geçiş serbestliğini biz düzenleyeceğiz. Beraber düzenleyeceğiz. Çünkü Boğazlar 1841'den beri sorun olduğu için hatta 33 Hünferesinden beri sorun olduğu için direkt olarak şunu diyemiyoruz. Boğazları bize verin. O olmuyor. O ne zaman olacak? Ta Dünya Savaşı yaklaştığında 1936 Montrö'de olacak. Lozan'da da olmayacak yani öyle söyleyeyim. Gelelim 1. İnönü Savaşı'nın bir başka bizim için çok önemli yanı Türk Afgan Dostluk Anlaşmasıdır. Çok ilginçtir. Eee, tarihe lütfen dikkat edelim. Tarihe 1 Mart, tarihe dikkat 16 Mart. E, imzalayan heyet aynı heyet. Bu aynı heyetin gidip Afganistan'a gidip ondan sonra Moskova'ya dönme ihtimali 16 gün içinde yok. Şöyle anlatayım size hemen. Moskova'ya 68 günde varmıştır. Bekir Sami Kundular da düşün 68 gün. Lan Ankara'dan çıkıp 68, 2 ay geçmiş ya. E mantıklı olarak şunu düşüneceğiz. Aralarındaki 15 gün süren anlaşmayı aynı heyet imzaladığına göre mantıken bunlar rastgele bir yerde karşılaşmıştır. Selamünaleyküm. Aleykümselam. Vay kardeşim ne yapıyorsun sen? Ne yapıyorsun? Ana biz de anlaşmaya geldik Moskova'ya. Ana biz de geldik. E oğlum hadi oturup bir anlaşma imzala. İkimiz de Müslüman değil miyiz? İyi. Evet. Oturduk Moskova'da imzalandı. Demek ki Türk Afgan Anlaşması nerede imzalanmış? Moskova'da. Bizim gittiğimiz heyet. Daha sonra 68 günden sonra tekrardan bir heyet gidecek. Çünkü Bolşevik Rusya da biraz tedirgin. Silah vereyim mi vermeyeyim mi? Para mı vereyim vermeyeyim mi? Biraz Bolşeviklerde de sıkıntı var. Özellikle Gürcistan'da Batum meselesi yüzünden. Birazdan geleceğim ama biz önce Moskova'da Afganlarla bir dostluk ve kardeşlik anlaşması imzaladık. Dikkat bu anlaşmada işte iki taraf birbirine saldırsa kader bağı olacak. O ona kesinlikle elinden gelen her yardımı yapacak ki Afganlar ve Pakistanlılar Hindistan içinde yaşayan Müslümanlar da bize büyük yardımlarında olacaklardır diyor arkadaşlar. Bunu da söyleyeyim. O zaman Hindistan İngiliz sömürgesi altındadır. Afganistan ise 1919'larda bağımsızlık kazanmıştır. Afganlardan çok yardım gördük. Özellikle hani derler ya kadınlar ellerindeki bilezikleri bile bozdurmuşlardır veya göndermişlerdir. Bugün Afganistan'la kader ortaklığımız vardır. Doğru. Ama şunu da söylemek lazım. O Afganistan ile bu Afganistan aynı Afganistan değildir. Şöyle anlatayım ben size. Afganistan'da Kabil Büyükelçiliği'ni Ankara'ya açıyorlar. Bayraklarını bile Mustafa Kemal çekiyor. Bayrak yok mu ya? Büyükelçiliğe bayrağı Mustafa Kemal çekiyor. O kadar aramız iyi. Ama Amanullah Han denen adam gerçekten Afganistan'ı Afganistan gibi yapan adamlardan biri ki ondan sonra gelenler de öyle oldu. Ne zaman 1970'lere gelindi 79'da Sovyetler işgal etti. Sovyetler çıktı Amerika'yı işgal etti. Savaşlar insanları keskinleştirir. Duyguları keskinleştirir. Hiçbir zaman unutmayın. Savaş gören toplumla görmemiş toplum aynı ihtimalle olamaz. Ölüm kol gezdiği yerde ölüm normalleşirken, e ölümün olmadığı yerlerde ise anormal davranışlar. Norveç'te, İsveç'te, Finlandiya'da, bu tür ülkelerde, İsviçre'de kardeşim ölen insan normal ölüyor ya. Evinde ölüyor. Hani bu kovboy filmlerinde vardır ya böyle geriye yaslanan bir tane şey vardır. Ne derler ona? Kağıda falan da satılıyor ya. Ucuz. Sallanan koltuk. Bizimki kağıdınca kırıldı. O sallanan koltuklar var ya koboyların. He. Ağzına böyle sigara adam orada ölüyor ya. Şapka önüne düşüyor ölüyor. Bak ölüm şekli. E Ortadoğu abiciğim yerde bomba var. Havada bomba var. Her yerde ölüm var. Şimdi sen o çocuğun tedirginliğine sen de çocuksan o da çocuk. Lan aynı olabilme ihtimali var mı ya? Sen bütün acıları görüyorsun. Ailen katlediliyor. Yeri geliyor. Taliban'dan kaçıyorsun. IŞİD çıkıyor. IŞİD'tan kaçıyorsun. Başka bir şey çıkıyor. L böyle bir şey olur mu ya? O yüzden o Afganistan bu Afganistan değil. Milli Eğitim Bakanlığı. O yüzden çocuklar Afganistan'ı öğretirken bu Afganistan'ı değil, o Afganistan'ı, bu İran'ı değil, bir önceki İran'ı öğreteceksiniz. Siz ne yapıyorsunuz? Olmayan şeyi öğretmeye kalkıyorsunuz. Amanullah Han'ın yaptıklarına bir bak bakalım. Türkiye'ye geldi. Mustafa Kemal onun için eee geldiği zaman bir konuşmalarına bakın bakalım. İslam ülküsü altında gerçekten ikisi de olayın farkında. Neyin farkında? İngilizlerin hilafeti kullandığının farkında. Mustafa Kemal Afganlarla arası çok çok iyidir. Bakın neredeki anlaşmaya lütfen dikkat edin. Afganistan İngiliz himayesinden kurtulduktan sonra özellikle bizden 5 yıllığına öğretmen ve subay istemiştir. Niye? Öğretmen alalım ki milletimizi yetiştirsin. Subayı alalım ki bir daha İngiliz gibi bir devletin tahakküm altına girmeyelim diye. Afganistan'la dostluk anlaşmasının bizim için en önemli tarafı neymiş? Bizi tanıyan ilk Müslüman ülke olmasıdır. Anlaşıldı mı? Ama anlaşma nerede imzalandı? Moskova'da. Bu arada şunu da söyleyeyim. 1979 Rusların Afganistan'ı işgaline kadar Afganların en büyük destekçileri Ruslardı. Yani Ruslarla Afganların arası her zaman Amerikan emperyalizminden dolayı iyi olmuştu. Ama tutup 1979'da sen işgal edersen ne olur? İşin rengi değişir. Hadi başlayalım bakalım.

Bir >> TBMM ile Afganistan arasında imzalanan.

>> TBMM ile Afganistan arasında imzalanan. Evet.

Dostluk antlaşmasında.

>> Dostluk antlaşmasında.

>> Şey anlaşma maddelerini söylüyoruz.

>> Evet.

Dostane bir.

>> Her iki devlet birbirinin bağımsızlığını.

>> Her iki devlet.

>> Her iki devlet evet.

>> Birbirinin bağımsızlığını tanıyacaktır.

>> Bağımsızlığını tanıyacak. Devam var mı?

>> Yok hocam.

>> Bir evet 2.

>> Emperyalist devletlerin.

>> Emperyalist devletler. Evet.

>> Her iki taraftan birine saldırması. Her iki taraftan birine saldırması durumunda.

>> Birlikte mücadele edilecek.

Durumunda birlikte mücadele edilecek. Kader birliğidir. Bu işte şimdi asıl mevzu şu 3. madde. Dikkat iki sınavda geldi. Bakın düşünebiliyor musunuz? Biz bak biz öyle kudretli bir milletiz ki adam Afganistan'dan bizim savaş yaptığımızı görüyor. Bak görüyor. L ona rağmen bizden öğretmen ve subay istiyor. Şimdi anladınız mı? Neden Türkiye'nin güçlü olmasının gerekli olduğunu Doğu Milletlerine örnek oldu. Zaten bu emperyalizmle mücadeleden dolayı e Doğu hakları her zaman bize müteşekkirdir. Neden? Çünkü biz başarıya ulaştık. Yenilmez denen işte Yunan'ı o zamanlar Asartları, İtalyanlar çıktı, Fransızları, İngilizleri bunların ülkemizden kovulma sürecinden sonra Doğu Milletlerinin uyanışı başlayacak. Hele Dünya Savaşı'ndan sonra hepsi başlayacak. Evet. Söyle bakalım.

>> Türkiye Afganistan'a.

>> Türkiye Afganistan'a. Evet.

>> Kültürel yönden yardımda bulunacak.

>> Kültürel yönden yardımda bulunacak.

>> Öğretmen ve subay gönderecek.

>> Öğretmen ve subay gönderecek. Öğretmen ve subayı gönderecek ve bunu da her 5 yılda bir Afganistan hükümeti isterse gönderecek. Gitti mi peki? Gitti. Afganistan'a hem Türk subaylar gitti hem de ne gitmiştir? Öğretmenler. O yüzden Türk Afgan ilişkileri gerçekten çok iyidir. Çok çok iyidir. İnşallah daha iyi de olur yani. Her zaman söylüyorum. Ama bizde öyle olmuyor ki kardeşim. Oradan bir taraftan kaçan ülkemize geliyor. Lan arada koca İran var. İran nasıl geçiyorsunuz lan? Ya tamam da canım benim şimdi bak en son Amerika Birleşik Devletleri Afganistan'dan çıkarken gördünüz uçakların kanatlarına binip doğru mu ya? Bir normalde 1950'lerdeki 1940'lardaki Afganistan'daki bir insan sence uçağın kanadına binip gider mi? Dikkatli düşünmek lazım bazı şeyleri. Cehalet ve bilgisizlik istenildiği takdirde ülkeler bu hale geliyor işte. O yüzden Afganistan'ı 1975'lere, 79'lara kadar gerçekten çok büyük bir gelişim gösterdiğini ve modernleşme anlamında oldu. Ama ne oldu? Kabil yıkıldı, o yıkıldı, bu yıkıldı. Her yer gitti. O yüzden çok kıymetli bir şey. Özellikle son maddesi. Söyle bakalım.

>> TBMM'yi tanıyan.

>> TBMM'yi tanıyan ilk İslam ülkesi neymiş?

>> Afganistan olmuştur. Afganistan olmuştur arkadaşlar. Daha Pakistan diye bir devlet yok. Pakistan 1947'de kurulacaktır. Şu an Hindistan'ın içindedir Hitli Müslümanlar. Yani bunlar 1947'de Hindistan ve Pakistan'da ilk yarılacak. Demek ki Dünya Savaşı'ndan sonra kurulacaktır. Hindistan evet bölge olarak var ama devlet olarak ne zaman? Ta 1947. Anlaştık. Sınavda karıştırma. Pakistan'la karıştırma. Daha Pakistan yok. Yani böyle bir devlet yok. Şimdi gelelim Moskova'ya. Benim üzüldüğüm noktalardan bir tanesi Moskova Anlaşması. Aa hocam şimdi Moskova Anlaşması ne güzel. Türkiye Büyük Millet Meclisi ilk defa bir Avrupa Devleti tarafından Rusya tarafından tanıyor. Çok güzel. Silah yardımı gelecek. Evet. Çok güzel. Her şey çok güzel. Şimdi mantıken böyle okursan anlaşmayı çok güzel. Ancak bunun 5 gün öncesine kimse geri gitmiyor. 16 Mart'tan 5 gün geriye götürüyoruz. Sadece 5 gün. Kazım Karabekir'in ordusu Batum'a girmiştir. Batum'a. E sen bunu anlatmazsan ne oluyor? 16 Mart'taki Moskova Anlaşması'nı sen şöyle anlatıyorsun öğrenciye. Of ne müthiş. Rusya'dan yardım aldı. Evet doğru. Rusya'dan çok büyük yardım aldı. Zaten milli mücadele döneminde Rusya'dan aldığımız yardımlar olmasa, Aralov adındaki elçi gelmese gerçekten işimiz zor. Ona kabulüm. Çiçerin, Çiçerin düşünüldüğü gibi adam değil. Başlarda hiç destek vermiyordu. Sonra da destek verdi. Giden heyetler çok soğuk bir duş alıyordu yani onların karşısına böyle acayip bir şeylere biliniyordu. Hatta Ermeniler için bizden Van'ı bitmiş istedi. E sen Rus'u öyle anlatmazsan Moskova Anlaşması ne gibi gözüküyor? Of muhteşem. Hayır arkadaşlar öyle bir şey. Ruslar 1. İnönü Savaşı'nın ve ardından Londra Konferansı'nın sonuna kadar gerçekten Türkiye'ye yardım edip etmemekle kararsızdı. Ne zaman? 11 Mart'ta Kazım Baba gitti Batum'u işgal etti. Batum'u geri aldı. Çünkü Kars, Ardan, Batum, üç ilimizden biri değil miydi? E tamam bunu şey yapınca, e Gümrü anlaşması da biliyorsun Moskova işgal edince Azerbaycan'ı şey Ermenistan'ı o da gitti. E şimdi ne olacak peki? Şimdi ya bunlarla savaşacağız Batum için ya savaşmayacağız. Şimdi.

>> Bu arada iki ordu Batum'la karşı karşıya geldi. Silahlar da patlamadı değil ha. Patladı bak onu da size söyleyeyim ama tam onun arkasına çok yakın bir zamanda ne olmuştur? 15 Mart'ta silahlar patladı. 16 Mart'ta imzalanınca olay sona erdi. Bir günlük bir çatışma oldu Ruslarla, Bolşeviklerle yani. Ama ölü yaralı yok. Yani havaya ateş atarsın da korkutma amaçlıyla öyle anlatayım. Çünkü bizim Ruslarla savaşımız bizim işimize gelmez. Ruslardan ne bekliyoruz biz? Para bekliyoruz. Altın bekliyoruz. Yardım bekliyoruz. Cephane bekliyoruz. Asker bekliyoruz. Silah bekliyoruz. Her şeyi bekliyoruz. O yüzden emperyalizme karşı iki devlet birlikte mücadele ederken Batum yüzünden kavga edilmesini Mustafa Kemal doğru bulmamıştır. O yüzden 16 Mart 1920'de tabii direkt olarak şu yazmaz Moskova anlaşmasında işte şey ne derler ona? Eee silah yardımında bulunacak diye bir anlaşmaya gerek yok. Zaten Çiçerin onları mektuplaşmayla hallediyor. Ama burada ne vardır? Lütfen anlaşma çok ilginç söz. Moskova'da Moskova anlaşması Rus tarihinde 18 Mart diye anlatılır bizde. Çünkü 16 Mart 1920'de bir şey oldu. Ne oldu? Hatırlayın bakayım. Martın 16'sında ne oldu? Bir yıl önce İstanbul işgal edildi. İstanbul'un işgaline atıfta bulunmak için görüşmelerin başladığı 16 Mart'ı biz anlaşmanın kabul tarihi verdik. Bugün Rus tarihine bakın 18 Mart. Tamam. İşte o yüzden 16 Mart 1921 İstanbul işgalinden bir gün sonra bakın ortalara işgal ederken ben Rusya gibi devletle anlaşma yapıyorum demek içindir. O yüzden İstanbul işgaline atıf vardır. Peki Moskova Anlaşması'na beraber bakalım. Hani maddelerine. Bir Çarlık Rusya ile Osmanlı Devleti arasındaki tüm anlaşmalar geçersiz sayılacaktır. Bakın Çarlık Rusya ile Osmanlı. Şimdi bir adam kendi önceki Çarlık Rusya senden önceki Osmanlı'yı görüyor ki bu ikisinin anlaşmalarını geçersiz sayıyor. Bu ne demek? Yeni iki devlet kuruldu demektir. Sovyetler Türkiye Büyük Millet Meclisi Türkiye. O yüzden yeni iki devletin kurulduğu anlaşılıyor. İki iki taraf da birbirlerine rejim ihraç etmeyecekler. Yani biz onlara atıyorum ileride cumhuriyeti onlar da bize komünizmi ihraç etmeyecek. Bu çok önemli. Çünkü eee İngilizlerin en büyük korkusu İngilizler Yunan'a ne kadar desteklenirse bir taraftan da Türkiye'yi Bolşevizm'e doğru itiyor. İngiltere buna çok dikkat ediyordu. Çünkü Türkiye git gide Bolşevizm. Bolşevizmde biliyorsun ya da komünizmde işçi sınıfı çok önemli. Biz de işçi sınıfı olmadığı için köylülere hep çağrı köylüledir. Ya Bolşevik propagandası olmamış olabilir mi ülkemizde? Tabii ki oldu. Ağırlıklı kime verildi işçi olmadığı için? Köylülere. 3. Bakın bu madde 4 defa sınav sorusu oldu. Dikkat. Boğazlar Karadeniz'e kıyısı olan devletlerin Karadeniz'e kimin kıyısı varsa oturup onlarla görüşülüp karar verilecek. Harika bir soru ya. Dört defa ÖSYM 4 farklı sınavda sormuş. Dikkat bu Boğazlar meselesi nasıl çözülecekmiş kardeşim? Boğazlardan Amerika'nın, Fransa'nın, İngiltere'nin sorma sahipliği ne ilgisi var ya? Ne ilgisi var? Karadeniz'e kıyısı olan hangi devlet varsa onu çözsek. Yani aslında Karadeniz'e kıyısı olan kim kaldı? Zaten Rusya, Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan'ı işgal etti içine alınca ağırlık kim olacak? Rusya veya Rusya'nın güdümündeki atıyorum Romanya veya zaten buna demek istiyor ki sen de biz karar verelim. Osmanlı şey Ankara diyorlar. Rusya'nın amacı orada tek başına karar vermek. Hatta bir başka madde mesela Ruslar Osmanlı Devleti zamanından beri uygulanan kapitülasyonları almayacak. Yani kapitülasyonları kaldıracak. Siyasi, adli ve ticari imtiyaz kabul etmeyecek. Yani biz bunu kabul ettiririz oraya. Bu ne demek? Bu kapitülasyon meselesi daha ileride Lozan'da gelecek. Demek ki Lozan'dan önce ilk defa nerede gündeme gelmiş? Moskova'da diyor. Bak bunu bir gün sorarlar. Bu kapitülasyon meselesi. Evet biliyorsunuz ki 1. Dünya Savaşı'nda biz tek taraflı kaldırdık ama savaş bittikten sonra Mondros'tan sonra adamlar cayır cuyur aldılar devam ettiler. Ama biz bunu ne zaman kaldıracağımızı Misak-ı Milli'ye söylemiştik. Peki mantıken bu Misak-ı Milli'ye uygun bir davranış mı? Biz Rusya'ya biz kapitülasyon vermeyiz. Osmanlı Devleti sana vermiş olabilir yıllarca. Biz vermeyeceğiz. Bunu da kabul ettik. Batum dikkat SSCB kontrolündeki Gürcistan'a bırakılacak. Gürcistan Sovyet'ine. Bu ne demek? Lan Batum bizim Kars, Ardan, Batum üç Elvi Selase'den biri değil miydi? Üç sancaktan biri değil miydi? Kars, Ardağan, Batum. Bu anlaşmada Kars ve Ardağan'ın bize ait olduğu kabul edildi. Batum'un da Gürcistan'a. Gürcistan kimin elinde? Rusya'nın elinde. O zaman biz Batum'dan taviz veriyoruz. Batum'u Gürcülere yani Sovyetlere vererek Misak-ı Milli'den ilk defa taviz veriyoruz. Nerede? Moskova'da. Ben Moskova'yı sorarım. Moskova anlaşmasının her maddesinin bir yorumu var ve her maddesi de size soru olarak gelebilir. Hem yorum olarak gelebilir hem de ne olarak gelebilir değerler? Aşağıdakilerden hangisi 16 Mart 1921'de imzalanan Moskova anlaşmasının maddelerinden biri değil. Bu kadar basittir soru. Ama sen orada kapitülasyonları bilmezsen, Her iki tarafın birbirine rejim ihraç etmeyeceğini bilmezsen, Karadeniz'e kıyısı olan devletler maddesini bilmezsen sorunu yapamazsın. Hatta öğrenci Karadeniz'e kıyısı olan devletleri ne alaka var der. Montrö der. Gider onu işaretler. Halbuki var mı? Var. O yüzden ben size en büyük önerim şu kadar yazı arasında İstiklal Marşı ve Moskova Anlaşması'na dikkat ettiriyorum. Yani dördünüzden bir tanesine gelirse şaşırmayın. Hadi başlayalım bakalım.

>> Bu taraftan.

>> Şuraya.

>> Tamam.

TBMM ile Sovyet.

>> TBMM ile SSCB artık.

SSCB kuruldu bu arada. Arada yani Sovyet Rusya arasında imzalandı. Evet. Anlaşmalı madde bir, madde bir yorum. Madde bir: İki taraftan birbirinin tanımadığı. İki taraftan birbirlerinin tanımadığı. Bakın dikkat, tanımadığı anlaşmayı ne yapmayacaklar? Diğeri de tanım. Diğeri de tanımayacak. Şimdi buraya dikkat. Diğeri de tab, ben bir madde bir yorum yapacağım. Diğeri de tanımayacak. Dikkat. Ben Ankara olarak Sevri'i tanıyor muyum? Tanıyor muyum? Ya o zaman kim de tanımayacak? E bu dış politikada ortak hareket etme kararı değil mi? Düşüyor musun Merve? Sen şu cipsi yemeyeceksin o zaman ben de yemeyeceğim. Ben yersem sen de yiyeceksin. Böyle bir dış politikada ortak hareket etme kararı var. O yüzden Moskova'nın 1. maddesi resmen Ruslarla Ankara hükümetinin kader birliği yaptığını, özellikle dış politikada gösterir. Evet, yorumumuzu alalım.

Hı hı. Dış politikada ortak hareket etme. Dış politikada ortak hareket etmeyi kabul etmiştir. Evet. Sovyet Rusya devantlaşmasını kurmadığını kabul. Kabul etmiştir. Ayriyeten bu maddenin devamı da neymiş? Ruslar Sevri kabul etmediklerini kabul etmiştir. Güzel cümle oldu değil mi? [kahkaha] Kabul etmediklerini kabul etmiştir. Evet.

İkinci madde. Sovyet Misak-ı Milli tanıyacak. SSCB Misak-ı Milli sınırını tanıyacak. Ama neresi hariç? Batum. Batum hariç. Sınırlarını tanıyacaktır. Yorumunu alayım. Yeni Türk devletini tanıyan. Evet. İlk büyük Avrupalı devlet. İlk büyük Avrupa devleti dikkat, kim olacaktır? Sovyet Rusya. Sovyet Rusya olacaktır. Bu da bunun yorumu. Bak, yorumlar çok önemli.

3. madde. Osmanlı Devleti ile Çarlık Rusya. Osmanlı Devleti ile devamını ben getireyim. Çarlık Rusya arasındaki yapılmış anlaşmalar dikkat, geçersiz sayılacak. Ha o zaman Çarlık'ın yerine Sovyet, Osmanlı'nın yerine de Türkiye'nin kurulduğu kabul ediyor mu? Bunun yorumu ne o zaman? Bu maddeyle yeni iki devletin kurulduğu anlaşılmıştır. Yeni iki devletin kurulduğu anlaşılmıştır. Kurulduğu anlaşılmıştır. Tamam mı Merve? Evet, ilk üç madde yorumumuz bu.

Devam ediyoruz. Son satır. Evet, başla. Sovyet Rusya. Sovyet Rusya. Evet. Kapitülasyonların hazırlarını kabul etti. Kaldıracağını kabul etmiştir. Bu çok önemli. İlk defa nerede gündeme gelmiş? Lozan'dan önce o zaman Moskova Anlaşması'da gündeme gelmiş. Yorumunu yazalım. Kapitülasyon hakkından vazgeçen. Kapitülasyon neyinden? Hakkından. Vazgeçen ilk ülke kim olacaktır? Sovyet. Rusya olacaktır. Sovyet Rusya olacaktır. Size soru şöyle de gelebilir, böyle de gelebilir. Veya Lozan'dan önce ilk defa kapitülasyonların kaldırılması nerede kabul edilir? Moskova. O yüzden Moskova'nın her maddesi bir sorudur ve çok da güzel sorular. Kalem alabilir miyim kardeşim? Allah ne kadar çok öksürüyoruz, tıksırıyoruz ya bir de Moskova'da. Demek ki ne oluyor? Soru gelebilir.

Evet. Bir başka madde. Merve. Sovyetler. Sovyetler. Evet. Batum'un Gürcistan'a verilmesi. Batum'un Gürcistan'a verilmesi koşulu ile. He. Gürcistan ve Ermenistan ile yapılacak antlaşmaları tanıyacak. Gürcistan ve Ermenistan ile yapılacak anlaşmaları tanıyacak. İleride bu devletlerle derse Kars diye bir anlaşma yapacağız. Buna şimdiden şey var. O zaman bize bu şart kabul edildiğine göre ileride o zaman Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan'la hangi anlaşmayı yapacağız? Kars diye bir anlaşma imza ama şart ne? Önce biz Batum'u onlara bırakacağız. Halbuki Batum aldıydık. Batum bugün bizimdi. Kazım Karabekir girdi orayı aldı. Ama ona rağmen işte maalesef ki o silahsızlık çok kötü bir şey. Adamın elinde uçak var. Adamın elinde bomba var. Adamın şey elinde gemi var. Gemi var. Gemi. Gemi çok önemli. İnebolu limanına nasıl geleceksin arkadaşlar? Yükü yükleyip İstanbul'dan kaç. Çok gemi kaçırdı. Bak milli mücadele muharebeler döneminde anlatılmayan bir olay var. Çok gemi kaçırdı şey Ankara hükümeti. Kimini şeye getirdi. Ereğli'ye Alemdar gemisi gibi. Kimini İnebolu'ya getirdi. Hem de yüklü gemileri getirdi. Ya Fransızlar mesela gemilerine el koydu. El koyan da tayfa. Yani orada çalışan Türk gemilerin bunlar el koyuyor ya. Bizimkiler de o gemiyi kaçırıp bizi bu tarafa getiriyorlar. Büyük olaylar arkadaşlar. Şimdi bunlar böyle ufak şeyler zannediyoruz ama düşünebiliyorsun gemi kaçırdı. Gemiyi kaçırıyorsun getiriyorsun limana bize teslim ediyorsun. Büyük olaylar ya. Ve oradaki Fransız mürettebatı. Genelde bunlar hep Fransızların başına geldi. Fransız mürettebatını çünkü Zonguldak bölgesini kömürden dolayı ora işgal ettiği için özellikle Reli bölgesine kömür hazasını. O yüzden sürekli sürekli sürekli açıklarda Frans gemileri vardı. İki tanesini batırdık anlatılmaz. İki tanesini kaçırdık geri getirdik. Yani bizlerin her alanda mücadele ettiğini gördük. Bak veci Yürkuş olağanüstü şartlarda uçak kullanıp bunu yapabiliyor. Devam ediyorsun mesela şey gemi kaçırılıyor bir taraftan. Anadolu'dan İstanbul'dan Anadolu'ya silah kaçırılıyor. Keşke bu işler kolay olsaydı ama maalesef ki elde avuçta olmayınca Rusya'nın hem lirasına hem de tüfeğine ihtiyacımız vardı. O yüzden de bunları yaptık. Devam.

Misak-ı Milli'den verilen olmuş. Misak-ı Milli'den verilen ilk taviz Batum. Batum'un Gürcistan'a verilmesidir. Gürcistan'a verilmesidir. Evet. Söyle bakalım maddeyi. Boğazlar konusu. Boğazlar konusu. Buraya dikkat. Karadeniz'e kıyısı olan devletler. Karadeniz'e kıyısı olan. Evet. Devletlerin temsilcilerin katıldığı. Temsilcilerin katıldığı. Bir konferansta ele alınacaktır. Bir konferansta ele alınacaktı. Burada kimseyi karıştırmayalım diyor Rusya. Ya Amerika'nın ne işi var ya boğazlar hakkında bize karar versin. İngiltere'nin ne işi var boğazlar hakkında karar versin? Bu yüzden bu maddeyi tek başına soruyor devlet. ÖSYM. Söyle bakalım. Sovyet Rusya Boğazlar yönetimin. Sovyet Rusya Boğazlar yönetiminin. Evet. Türkiye'de kalmasını. Türkiye'de kalmasını. Çıkarlarına uygun bulmuş. Çıkarlarına uygun bulmuştur. Devamlar. Hı hı. Boğazların ticaret gemilerinin açık olmasını sağlamaya çalış. [kahkaha] Devamına gel. Şöyle dikkat. Başla bakalım. O antlaşmayla. Hı hı. HDMN ilk defa. Hı hı. Büyük bir Avrupa devleti tarafından. Büyük bir Avrupa devleti tarafından. Bak dikkat şimdi size. İlk demiyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni tanıyan ilk bu arada hangi kamera Murat? İki tane kamera var. Hangisi? Tamam. İlk defa Ermenistan tarafından Gümrü anlaşması tanıyor. Ama bu büyük bir Avrupa devleti derse cevabımız ne olacak? Sovyet Rusya olacak. Büyük bir Avrupa tarafından resmi olarak tanınmaktır. Resmi olarak tanınmak. Bak şimdi görünüş bir tane savaş işledik. Doğru mu? Birincinin önü. Bak baktığın zaman sadece bir tane ama birincinin önü nedeni savaşı. Savaştan sonra Mustafa Kemal Türkiye Büyük ve Namık Kemal'in değiştirdiği lafı dönüyorsun. 1. Dünya Savaşı'ndan sonra İstiklal Marşı, Londra Konferansı, Moskova anlaşması, Türk Afgan dostluk anlaşması ve tabii ki başında ne vardı değerli arkadaşlar? Şey ne? Teşkilatı Esasi 1920. Bak 5 tane şey var. O yüzden 1. İnönü Savaşı'nın savaşı sorulmaz. O sonrasındaki 5 gelişmeden biri sınav sorusu olur. İkinci İnönü ile beraber. Ama ikinci İnönü 5 yılda bir çıkar. 1. İnönü savaşının sonuçları her yıl çıkar. Aradaki fark o. Yani 5 seneden beri birincinin önü geliyorsa savaşın sonuçları itibariyle söyleyeyim ister Marshall Londra konferansı Moskova Anlaşması Türk fark edemez ama 6 sene kesinlikle ikinci İnönü'den sonra gelmiş. Çok ilginç istatistikler var ama bu istatistikler her zaman tutacak diye bir şey yok. Bunu bilemem ama bu tahtadan bir soru olduğunu biliyorum. Bunlar bunlar bir şeyi yok bu kesinlikle. Şimdi bizim o soruyu yakaladığımızı düşünüyorum. Çünkü İnönü Savaşı'nın sonuçları 1. İnönü ile ne fark var? Şimdi bana bir sorayın bakın. 1. İnönü'yü ben kazanmadım mı? Ben kazandım. Mantıken ben İnönü'de bekliyorum. Doğru mu? Bunlar bana ikinci kez taarruz ediyor. Peki mantıken birinci şeyin ikincisi varsa birinci de başarıya ulaşmadığı içindir. İkinci kez aynı yerde savaş yapıyor. Yunan bana niye saldırdı? Mantık şu. Birincinin önünün önünü almak. Hedefi ne? Eski ve Ankara'yı alarak milli mücadeleyi sona erdirmek. Doğru mu? Amaç aynı. İngiltere'nin maddi ve manevi desteğini kaybetmemek. Koçi. Bakın burada Orta Anadolu'da büyük isyan var. Koçiri ve Rum ayaklanmalarından yararlanmak. Bakın bunlar için tekrar bize saldırdılar. Nerede? Gene aynı yerde. Eskişehir'in önünde. Gene komutanımız kim? Gene Albay İsmet İnönü. Albay da general oldu. Şimdi General İsmet İnönü. E ikinci savunma. Onların ikinci taarruzu. Yine biz yendik. Bak biz yendik. Peki yıllardan beri bak şöyle bakıyorsunuz Osman tarihine lütfen dikkatli bakın. Lan biz ne zamandan beri iki savaş üçte kazandık? Osmanlı'nın 19. yüzyıldan lütfen alarak bir gelin bakayım. 19'dan alacaksın ama. Ne zaman üst üste iki tane büyük zaferimiz var? Yok. O yüzden Mustafa Kemal İsmet İnönü tebrik telgrafını kime göndermiş? İsmet İnönü. Bakın iki sene önceki gelen sınav sorusu KPS'de kime gönderdi? Mustafa Kemal İsmet İnönü'e Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanı olarak gönderdi. Ne dedi İsmet? Dedi sen orada sadece düşmanı değil bu milletin makus talihinde yendin. Niye? Çünkü üstte iki tane savaş mı kazanılmış? O yüzden ne demek istiyor? Şeytanın bacağını kırdık. dedi. Sonra ne oldu? Nazarlık değildi. Kütahya değildi. Bu ayrı konu. Ama şu olay bile o kadar önemli ki ikincinin önünden sonra lütfen dikkat edin. Fransızlar Zonguldak'tan çekilme kararı alıyor. Bakın çekiliyorlar. İtalya Anadolu'yu boşaltma kararı alıyor ve boşaltmaya başlıyor. Bu boşaltma işlemi Sakarya'dan sona kadar devam ediyor. O zaman dikkat. Anadolu'dan İtalya'nın ilk boşaltma annesi ne zamandan sonra gelmiş? İkinci İnönü'den sonra. Tamamlaması ne zaman olmuş peki? Sakarya Meydan Muharebesi'nden sonra. O zaman dikkat. Anadolu'dan çekilen ilk itilaf devleti İtalya'dır. Her zaman sınavda soruyor. 3. Fransa adamını yolladı bize. İşte bu yonu. Amaç ne? Bir ateşkes antlaşması yapabilmek. Amaç bu. O yüzden Fransızların bir ateşkes antlaşması teklifini de görüyoruz. Mesela bak bunların hepsi çok önemli şeylerdi. İşte bunu genelde Fifi diye kodluyorlar. Fifi bilir misin? Çok da fifi deriz ya. Şimdi Fransa İngiltere Fransa İtalya şeklinde kod söyle bakalım şimdi. Fransa deves. Ateşkes tek iyi. İngiltere Malta'da bulunan 40. He İngiltere Malta'da bulunan 40 Türk'ü serbest bıraktı. Ondan sonra Fransa Zonguldak'tan çekildi. İtalya ise Anadolu İtalya. Bak bunların hepsi neymiş? Eee ikinci İnönü savaşının sonuçları. Ancak burada bir şey dikkat ettireceğim size. Şimdi ikinci İnönü Savaşı'nın lütfen tarihine bakalım. 23 Mart 1 Nisan. Birazdan size bir kodlama vereceğim. Hatta belki de şeyin savaşlar bitiminde bir kodlama vereceğim ki sınavda yapabilesiniz diye. Şimdi çok ilginç bir olay yaşanıyor. 23 Nisan biliyorsunuz ki 23 Nisan ülkemizde Türkiye Büyük Millet Meclisi 1. yılı kutlayacak. Çünkü savaşın bitiminden 10 22 gün sonra şey oldu. Türkiye Büyük Millet Meclisi 1 yıl kutlamalarına başlayacak. Hemen orada milli bir bayram olması kabul edildi. Türkiye'nin ilk milli bayramı 23 Nisan'dır değerli arkadaşlar. İleriki zamanlarda saltanat kaldırılınca, şimdi ikisi de irade bayramı olduğu için saltanatı kaldırması ayrı bir bayram oldu. 23 Nisan'da biliyorsunuz ki ulusal egemenlik ve çocuk bayramına devşirildi. Ama Türkiye'de kabul edilen ilk bayram hangisiymiş? Evet 23 Nisan'dır. Milli bayramımızdır bizim. Peki mantıken 1 Nisan'dan sonraya gelmiyor mu? O zaman 2. İnönü Savaşlarının sonuçlarından bir tanesi de 23 Nisan'ın milli bayram olarak kabul edilmesi. Mesela onu en aşağıya nota yazayım mı? Evet. Türkiye'nin ilk milli ilk milli bayramı dikkat 23 Nisan günüdür. 23 Nisan 1921'de kabul edilmiştir. Bunu da söyledim. Bu tür bayramlar genelde milli diye geçer. Iydi milli. Hatta o zamanlarda milletvekilleri arasında büyük tartışma var. İşte Ramazan kurban bizim neyimizi etmiyor? Genelde bu tartışma bugün de devam ediyor ya. Ramazan kurban bize niye yetmiyor? Tabii ki dini bayramlarımız bizim baş tacımız. Onda bir sıkıntı yok. Ama o dini bayramlar milli bayramlara borçlu. Şimdi ne demek istediğimi anlayın. O milli bayramlar olmasa belki bu dini bayramlarımız günümüzdeki gibi kutlanamaz. Arkadaşlar eskiye 1 bu5 ezan okunmak. Kütahya'da ezan okunmak. Şimdi onları yaşanmayınca anlaşılmıyor. Ayasofya'dan minarelerden ezan sesi mi geldi? He şimdi işgal altındakilerde iş sorun var. Mesela Yozgat'ta Ankara'da okundu. Ezanlıda bir sıkıntı yok. Ama işgal altındaki bölgelerde oldu mu ya? İnönü Savaşı'ndan sonra bunlar geriye doğru çekildi. Bu Yunanlılar ya Bilecik'i Söğüt'ü yaktılar, duman ettiler. Ya Söğüt'te Ertuğrul Gazi'nin türbesine bomba koydular. Böyle ahlaksız. Lan türbeden ne istiyorsun sen? E çünkü ne? Senin tarih bildiğin kadar onlar 10 katını biliyor. Çünkü onlara zamanında acı vermişsin. Acı verm gidip öldürme, savaş meydanından sonraki insanları katletme değil. Onları yenmişsin, mağlubiyet tattırmışsın. O Roma diye gezen, o Yunan'ım diye gezenlere tabında Dömek'den beri mağlup ediyorsun ve dönüyorsun. Burada da bir mağlubiyet yaşanınca savaştan hiç haberi olmayan günahsız, masum insanları katlediyorsun. İkinci İnönü gündüz bey civarında 13 tane erimiz kayboldu yol tarafında 13 tane erimizi yakaladılar. Hepsinin gözlerini oyarak şey ettiler. Şakaklarından vurdular ve kurşun atmamak için ısrarla süngüyü kullanıyorlar. Bunu da biliyor musun? Yunanlılar kurşunla öldürmüyor. Bak haberleri de duyarsınız. Dünya Savaşı'dan sonra bazı işbirlikçileri falan böyle dizerler. Dünya Savaşı'da yakalanan Fransız subayları veya Alman subayları böyle dizilir. Tak kurşun atarlar öldürürler. Biliyorsunuz değil mi? Gözleri bağlanır, sırtları döndürülür. Kursun bak bunlar öyle yapmıyor. Yunan'ın yaptığı en büyük mezalim insanları süngüleyerek öldürmektir. Ya da ya da bak anlatayım bunları bil. Ondan sonra gideceğim mi bakalım Yunanistan'a bir daha. Şimdi Afyon, Kütahya, Eskişehir, Bilecik, Söğüt, İzmir, Aydın ve Trakya bu bölgelerde yaşayan insanlara yapılan eziyetler sadece bizim tahkikat komisyonlarımızda değil. Yunan'ın kendi tahkikat komisyonunda, İngiliz'in kendi tahkikat komisyonunda ve oraya giden önemli gazeteciler dünyaya yazdılar. Mezarları deştiniz. 2 yaşındaki çocuklara süngü takıp süngüyle gezdirdiniz. Söğüt'te, Bilecik'te yaktınız orayı. Oturacak ev kalmadı. Milleti camiye doldurdunuz. Ateşe verdiniz. 200 kişiyi aynı anda yaktınız. Ve dikkat kim kurtulmak isterse de zaten dışarı çıktığı zaman ya ateşten dolayı korktuklarından dolayı süngüle değil bu sefer ateş açarak ölürler. Siz bir çocuğu benzine benzine böyle yatırdınız. benzine benzine yani o çocuğun kıyafetleriyle beraber üzerine benzin döktünüz. Şu insanın burnu ne kadar hassastı değil mi? Şöyle dokunduğun zaman bile eee ne kadar hassas bir yer. Şu burnun ucuna iki tane fitil koyup buradan ateşe verdiniz çocuğu yaktınız. Bir çocuğumuza benzin içirdiniz. Midesinden ateşlediniz. E şimdi onu anlatma, bunu anlatma. Siz 1930'larda Türk dış politikasının biraz da mecburiyetten bakın her zaman söyleyeyim biraz da mecburiyetten Almanya ve İtalya'daki ve dünyadaki o faşist ve totaliter rejimlerinin iş başına gelip bizi değil sizi tehdit etmesi yönünden siz yanaştınız. Aile anlaşmasını uzattınız. 1930'da Venezuelos buraya geldi. Senin oğlun Osmanlı Orhan Gazi'nin türbesini tekmeliyordu. Ertuğrul Gazi'ye bombalı türbeye bomba isi yerleştirdiniz. Şimdi istiyorsunuz ki bunlar hep bunu tutsun hiç anlatılmasın. Tamam da gidelim şimdi Yunanistan'a bir tarih dersine. Arkadaşlar bizim gibi değil. Bunlar da sansürsüz tarih. Senin barbar diye söylediğin bu lafı anlayın ki bize neler söylendiğini. Bu en düşüğüdür yani. E şimdi sen orada o çocuğa o eğitimi verip Türk düşmanı olarak yetiştireceksin. Türkiye düşmanı. Ben burada çocuğuma diyeceğim ki olur mu öyle şey ya? Bunlardan çıkaralım olur mu? Yıllarca yaşandı gitti bitti diyelim istiyorsunuz. Ya böyle bir şey olur mu? Hatırlanmayan soykırım tekrardan bu kadar basit. Ya bunlar soykırım. Söğüt'te söğüt yangını diye bir yazın bakayım ya. Söğüt yangın. Uşak yangını yazın. Uşak uşağı ateşe verdiniz lan. Yunan pilot havalanıyor. Bak Yunan pilot 3500 metreden havalanıyor. Ne diyor biliyor musun? Öyle bir yangın var ki Uşak'ta benim duman diyor 1000 metre daha yukarımdaydı. Siz ne yaktınız ya? Her şeyimizi yaktınız. Siz ne istiyorsunuz? Biz bu vatanın evlatları olarak sizlere laylon tarih mi anlatalım zannediyorsunuz? Bugün ben yarın bir başka tarih öğretmeni bunu sizlerle beraber bu memlekette bu bilinçle yetiştirecek. Öyle yok. Yunanistan'a tatile git kim giderse gitsin beni ilgilendirmez. Ama lütfen bir bilinç alarak gidelim. Bir bilinç alarak gidelim. Ben kimse git Yunan'ı öldür diyor muyum? Yolda Yunan'ı yakala. Hayır ama bil ki biz bu topraklarda yetiştirme tarzımız şu anki yetişen çocuklarla aynı değil kardeşim. Şimdi size garip gelecek ama biz eskiden sarı karıncayla siyah karınca yok hepimizin sarı karınca biz yetiştirme tarzımız var. Yunan'ı siyah karınca Türktür. Evet. Merve. Biz o sarı karın bize böyle öğretilmişti. Yani Yunan'a düşmanlığımız sadece bilgiyi edinip de bir düşmanlık değil. Ya biz yetiştirme tarzı olarak da Yunan'a karşı hep böyle yetiştirdik. Bak 80'li nesilden bahsediyor. Kardak kayalıkları krizini yaşamış birisi olarak 13 yaşındaydım ve bilerek biliyordum ya. Lan biz sarı karıncaları alırdık da hani örümcek ağları yok mu? Hani yaptığınız belki yanlış ama çocuksun öyle. Sarı Yunan, siyah Türk sarıları alıp örümceğe atarlar. Evet Merve. Peki şimdi sana bu diyecek ki o hocam ne kadar canisiniz sarıslar. Sana böyle. Peki elin Yunan çocuğuna nasıl öğretiliyor? Elin Ermeni çocuğuna nasıl öğretiliyor? Bizim çocuk niye bu kadar bilinçsiz? Herkes dost bize göre. Lan yok öyle bir şey diyorum. Hakların kardeşliği. Tutturmuşsunuz bir yalan. Hakların Hakların kardeşliği anca turizm bu. Başka bir şey olmaz. O da senden menfaat sağladır. Git Yunanistan'a bakın. Bir lira para harcama da göreyim bakayım seni çok seviyorlar. Bizim millet para harcamayı ve göstermeyi seviyor. O yüzden gidilen bölgelerde millet 1 euro yen sen 5 euro veriyorsun. Havayı seviyorsun. O yüzden ben de Yunan olsam lan düşünü ben Yunanım. Allah korusun bir katlettiğim bir ırkın evlatları bana gelecek turizme. Bugün katletme sen de neyini alıyorum? Parasını değil mi? Hizmetimi iyi vereyim ki bunlar sürekli gelsin. Gerçekten hizmet iyi. Onu da söyleyeyim. Adamlar bizim maalesef ki esnaflarımızın bu sıkıntılarından dolayı millet turizmde oraya kaçıyor. Çeşme yapıyor da Çeşmeden biniyor da karşıya geçiyor. Eee bunlar sürekli gelsin. Öldüremediğini şimdi ne yap? Ekonomi cebinden parasını al. E ne anladım ben bu işten? Biraz acaba düşünsek mi bir yerlere giderken? Ha bugün Kore halkı bizi seviyor. Kore halkı bizi seviyor da sen Kore'ye gittiğinde Türkiye'ye yakışır davranışlarda bulunacaksın. İki gün sonra da bizim sonra bizi kimse sevmiyor. Türk'ün Türk'ten başka dostu yok. Bir de bu çıktı arkadaşım. Türk'ün Türk'ten başka dostu var da Ariana var. Bulana var. E Koreliler niye bizi o zaman Türkiye'yi çok seviyorlar? 2002 Dünya Kupası'a Koreliler bizi destekliyorlardı. La kendi maçlarında gol atıyoruz. Bizim biz gol atıyorduk herifler seviniyordu. Kardeşim böyle olur. Bağlı olur. Afganistan'la bağlı olur. Pakistan'la bağlı olur. Bak Kurtuluş Savaşı milli mücadele ama Yunan'la dost olunmaz. Ermeniyle dost olunmaz. Bana isterseniz ırkçı deyin kardeşim. Ne alakası var? Benim bunu anlattığımın 10 katını anlatıyor bu herifler ya. O yüzden Yunan mezalimleri ile ilgili kitap okurken tüylerin diken diken olmamasının şeyi yok ya. Ya Afyon'da kadınlar ki Mustafa Kemal Büktarruz'dan sonra Afyon'lu kadınlar karşısına geçecek. Paşam bize neler yaptılar diye anlatacak, ağlayacaklar. Sen insan delirmenin ne demek olduğunu bilmek. Hani köylerde deli diye insanlarla dalga geçiyorsunuz ya. Deli köyün delisi derler. Dikkat ettiniz mi? 1985'lere, 90'lara kadar köylerde deli çok fazla. Ondan bir önceki nesillerde 50'lerde de çok fazlaydı. Ama asıl deliler ne zamandı biliyor musun? Ege bölgesinde özellikle işgali olmayan yerlerde deli çoktu. Bir insan niye delir ya? Aklı başındayken bir insan ne deliriyor? Senin çocuğunu gözünün önünde Kütahya'da Afyon'da ki orada mahallelerde fırınlar var. Fırınları atsalar gözünün önünde. Kocanın önünde tecavüze uğraşsalar kocanın gözünün önünde. Bunlar bunları yaptı arkadaşlar. Ben sana hangi birini anlatayım? Sen olsan ne düşünürsün ya? Sen olsan delilmez misin? Çocuğunu fırına atıyorlar da etini anneye zorla yediriyorlar. Sen olsan delirmez misin ya? Delirmez misin? İnsanın kafası oynar değil mi? Bura gider. Çünkü insan beyni biz bugün sağlıklı olduğumuza şükrediyoruz değil mi? Şimdi sen beni anlayabiliyorsan, ben seni anlayabiliyorsam en güzel nimet olan sağlıklıyız. Ya düşünsene atalarımız delimiş ya. Kadınımız, erkeğimiz delimiş. Kütahya'da, Afyon'da kadınlar Yunan köyleri onlara Yunan köylerine, Yunanlılar köylere girdikten sonra sarkıntılık yapı çünkü her gün bir tane kadın alıp maalesef ki toplu tecavüz ediyorlar. Maalesef ki. Ya kadınlarımız kömür karaları yok mu? Kömür kömürlerle yüzlerini böyle silerlerdi veya affedersiniz üzerlerine tezekler sürerlerdi ki kokuyum da benden uzaklaşsın. Senin atan, atanın oğlu işte o kadın tecavüze uğramamak için bunları yapıyordu. Düşünebiliyor musunuz ya? La bunlar bizim bir önceki babaannemizin anneleri ya. Babaannelerimizin annelerinin yaşadığı şey anlat. Ne uşakta? Ne İzmir'de, ne Bilecik'te, ne Söğüt'te ev bırakmadılar ya. İnsanlar yanın ayak dolaşıyor. Ev. Nereye gidecek de nereye sığınacak? Camiye sığınıyorsun orayı patlatıyor. Camiye sığınıyorsun yakıyor. Sonra Hakların kardeşliği. Lan ne güzel Hakların kardeşliğiymiş bu masal ya. Kim uyduruyor abi bu masalı? Ne halkın kardeşliği, devletlerin çıkarı olduğu gibi halkların da çıkarı vardır. Bugün Yunan seni sever. Ben de olsam, ben de Yunan olsam ben de seni çok severim. Bir ırkı yok etmeye çalıştığım insanların torunları benim ülkeme gelecek de bana para verecek. Parayı da verirken biz Türküz ya. Al sana bir 1 euro de 5 euro verecek. Vay anam vay vay. Yunanistan'ından 15 sene önce Avrupa Birliği'den bir 2 milyar dolar alacağım diye canı çıkıyordu. Bak hatırlamıyorsun. 15 sene önce Yunanistan batıyordu. Avrupa Birliği kurtardı. Can suyu olalım, simit olalım onlara. Aman koşa koşa gidelim. Sen gezme. Antalya'yı, Mersin'i, işte Hatay'ı. Öbür taraftan Mardin'i, Diyarbakır'ı hiç görme. Koş şuna. Şimdi bunu anlatma anlatma da nereye kadar anlatma? Ya bizim bu dersimiz sadece KPSS üzerine değil ki. Sen ömründe bunları bir kere izleyeceksin. Belki bugün aklına ne kaldıysa o kalacak. Ama ben sana merak ediyorum. Gerçekleri anlatıyorum. Gerçek tarih dedikleri var ya aslında bu sana anlatılmayan bu 30'lardaki o sistemsel İtalya ve Almanya'daki ve Japonya'daki o geleneksel ırkçılık faaliyetleri yüzünden Türkiye'de etkileniyor. Yunanistan koşa koşa geliyor da barış anlaşmaları yok. Balkan antantıymış yok efendim Venizelos göstermiş de Mustafa Kemal Atatürk'e şeye neydi? Barış ödül di lan Venizel senin oğlun tekmeliyordu lan buraları göstermelik şeylere bak. Mustafa Kemal Atatürk Nobeli barış ödülün aday gösteren Yunanistan'dır. Hale bak hale. Oğlum kesiyordunuz. Ha bizimkilerde de suç var. Vallahi var. Belki o zamanın konjonktörünü tabii ki bilemiyoruz. Belki de öyle davranmak zorundaydık. Belki barışçı yönümüzü daha çok ön plana çıkartmaydık. Belki de ders kitaplarındaki barbar ifadesini sildirebilmek için o davranışları yaptık. Ama doğru değildi. Doğru değildi kardeşim. Bunlarla ne birlik olur, ne bir şey olur. İki gün sonra göreceksiniz gene gene onlarla sorun yaşayacağız. Yaşamayacak mıyız zannediyorsunuz? Türk Yunan savaşı olmayacak falan mı zannediyorsunuz? Elbet olacak. Ve biz bunları da canlı göreceğiz. Ha o adalar da öyle kalmayacak. Bunu da ben anlatıyorum ki bizim milletimiz bilinç. Her ülkeye ziyarete gidebilirsin. Vallahi hiçbir şeyim yok. Ama bir Fransa, bir İngiltere, bir Yunanistan deyince benim tüylerim diken diken oluyor kardeşim. Hele Fransızların gene Antep'te, orada burada insanlarımızı açlıktan öldürdükleri günler aklınıza gelince Fransa'da şu kadarcık bir menüye orada 50 euro euro veren insanlara yazıklar olsun. Siz bu kadar mı değersiz bu ülkenin? Bir senin bir önceki atanın ya bak ne diyorum. Babaannenin annesi dedenin babası diyorum. Çok mu uzak bir tarihten bahsediyorum? Yüzyılda unutturulan tarihi. Ama siz bilinçli olacaksın. Çocuğun da o bilinçle yetiştireceksin. Bak bakayım ondan sonra ne oluyor. Beni Yunanistan'ı öldürsen git öldürsen sen de bu işin bak oraya bırakın diyor Türk turistler gelsin ama diyor sakın gazı katmayın. Biz bunları 20 yıl sağarız diyorlar. Sağar tabii sağar. O yüzden arkadaşlar üzüldüğümüz bir nokta ikinci İnönü Savaşı'ndan sonra Söğüt ve Bilecik'in bu hainler tarafından Yunanlar tarafından yakılması olayıdır. Gerçekten açın Bilecik belgeselini izleyin kardeşim. Piyaniste gözyaşı döken. Bir filme gözyaşı döküyorsunuz. Sana gerçek görüntüler gösteriyorlar da dünyadan haberin yok. Tamam. Piyanist izledik. Üzüldük değil mi? Ne kadar savaşın ne kadar güzel bir beyaz perde yakın. Şu milli mücadele ile alakalı bir tane film çeviremediniz. Size de yazıklar olsun. Bir tane adam akıllı filmimiz yok. Varsa söyleyin. Nerede bu acılar abi? Bu acıları kim yaşadı? Niye bu insanlar delirdi? Bir tane film koydu. Eee, film sektörüde başkasının elinde olsa olacağı bu. Birisi çıkacak da adam akıllı film yapacak. O yüzden arkadaşlar ben bu konularda milliyetçi vatanımı çok seviyorum. Vatanın içinde öldürülen her insan, her şey insan ırk hayırlı etmeksiz hiçbir şu fark etmez. Bizim vatanımızın evladı. O yüzden bu Yunanistan hakkındaki düşüncelerime önem verin. Evet. Belki bir denk geliyor ucuzdur. Bir de turları o kadar ucuz ki. Of. E Muğla'da adam sallıyorum 1000 liraya lahmacun satarsa elin adamı da oraya gider. O 1000 liraya masa kurduruyorlar işte. Doğru mu Erv? Her sene aynı haberler. Haksız mıyım? Bodrum'da lahmacun 500 yeme. Öldün mü ya? Sen illa oradan yani o. Peki bu haberlerin sence bilinçli olma ihtimali yok mu? Ben bu arada bunlar yok demiyorum. 500 liraya da var, 750'ye de var, 1000 liraya da var. Plaj ücretleri 3 katına, 5 katına olan yere. Tamam da oralar senin için değil ki. Senin anlamadığın nokta sen kendine göre yaşamıyorsun ki. Sen ne yapıyorsun? Orası pahalı algısından dolayı bir türlü oralara gitmiyorsun. Halbuki orada çok düzgün esnaflar da var. Ben Mersin silip geleyim kardeşim. Benim gezmediğim coğrafya mı kaldı? Çok düzgün esnaflar da var. Normal pideci de var. E sen Bodrum'un bilmem yalıvağın şurasında yerse yani o da olur. Çünkü ora senin yerin değil. Güzel kardeşim. Memur kardeşim bak sen iki gün sonra devlet memuru olacaksın, öğretmen olacaksın, memur olacaksın. Senin aldığın maaş belli kardeşim. Ayağını yorganına göre Muğla bizim kendi memleketimiz bir yere gidemeyip Yunanistan'a gidirmiyor. Mantıken acaba bak bir daha söylüyorum. Bunlar bilinçli yapılan haberler ya. Muğla Akyakasından tut, köy cizinden tut, Fethiyesinden tut her yerine gitmiş bir hisse olarak konuşuyor. Evet. Yok mu oraya restoranlar 1000 liraya, 2000 liraya mal verenler var. E tamam da aynı lahmacunu 200 liraya verenler de var. Ayrana 1000 lira yazmayıp da 100 lira yazanlar da var. Niye orayı haber yapmıyorsunuz da burayı yapıyorsunuz? Bu bilinçlidir. Bilinçli. Tamam. Bu haberler normal haberler değil. Bakın değil. Hiçbir Fransa hiçbir bölgesinde Frans televizyon kanalı burada pahalı. Buraya gitmeyin diye haber yapmaz. Hiçbir Yunan kanalı bura pahalıdır. Sakın buraya gitmeyin diye haber yapmaz. Niye bizde acaba? Uyuyor musun sen? Turizm bakanlığı uyuyor musun sen? Senin ülkenin en güzel yerlerine bu milletin evladı gidemiyor. Algı yüzüne gidemiyor. Acaba bir düşünsen mi acaba biz bu ters göçü nasıl tekrardan geriye getiririz diye. O yüzden bazı şeylerde bizim devletimizin yapması gereken hamleler var. Bazı şeylerde de bizim milletimizin bilinçlenmesi var. İkisi olursa o zaman Muğla'mız, Antalya'mız, Alanya'mız, Silifke'miz, her yerimiz kendi turistimizle döner ve kendi kendimize para bırakırız. Doğru mu? Ve yabancı turistler de gelir. Turist ne demektir? Bacasız fabrika. Çünkü sürekli euro getiriyor, dolar getiriyor. Bırakın bize gelsinler ya. Biz buna gönüllü hamle yapar. Elbet ki yapıyoruzdur. Elbette ki devletler arası en büyük pazar uzak doğu. Biz bu pazardan maalesef maruz. Sanki 1,5 milyar Çin'le oturuyor. Geziyor mu bu adamlar? Geliyor geliyor kapak balonu açıyor gidiyor. E bu kadar mı yani? Çin bu kadar mı? Türkiye'de bizim çok ciddi hamleler yapmamız turizmde. Sadece İstanbul, Antalya'yla olmazmış. Türkiye'de görülmesi gereken çok yer var ve turist sayımız maalesef ki bazı yerlerde iç turist, bazı yerlerde dışarıdan gelen turistler, yabancı. Biz bunları tekrardan yaparsak öğrencimiz bilinçli olursa bunlar olacak. Algılara kapılmayın. Hadi bakalım başla. Niye savaşın da? Yunanlıların İngiliz desteğini kalmak. Yunanlıların İngiliz desteğini kaybetmek istememeleri. Vallahi sinirlendim ya. Bak kalem de yazmıyor gene. Al bakayım şunu. Merve şurada var. Şuydu herhalde. Mavi mi ya? Dur bakayım bir. Devam et. Londra Konferansı'nın. Evet. Başarısız olması. Londra Konferansı'ndan bir sonuç alınamaması. Bir sonuç alınamaması yani bizimkilerin Sevri kabul etmemesi. Çünkü onlar saldırıyor gene. Evet. Yunanlıların 1. İnönü savaşı'nın önünü almak istemeleri. Yunan'ın 1. İnönü savaşı'nın öcünü almak istemesi. Öcünü almak istemezse devam. Yunanlıların Eskişehir ve Ankara'yı alarak. Yunanlıların klasik Eskişehir ve nereyi alacaklar? Ve Ankara'yı alarak. Son. Evet. TBMM'ye son vermek istemedi. Son vermek istemedi. Değerli arkadaşlarım özellikle bu savaş devam ederken dikkat Koçkiri ve Pontus isyanlarıyla uğraştığımızı bilelim. Başla. Dün savaşı devam ederken. Evet. Tamam. Koç ve Pontuslar. Koç ve Pontus ayaklanması çıkmıştır. Bir sınavda geldi bu arada. Bunlar da geldi. Pontus ve Koçkiri ayaklanmaları aşağıda verilen hangi savaş devam ederken çıkmıştır diye sordu. Cevap ne? İkinci İnönü. Bir şey söyleyeceğim. Kaç isteyen var? 2. O zaman ikinci İnönü. Tamam. Çözdük mü olayı? Çözdük. Peki. İki tane i var. Şöyle yaparsan ne olur gene? Aha çözdük. Ezbere gerek yok. Her yerden bir şekilde hiçbir şey bilmiyorsan bile çok rahat kodlama yaparak yapar. Ben her yerde kodlama vermiyorum ama işe yarayacak yerlerde olabilir. Evet devam et. Sonunda Mustafa Kemal. Evet savaş sonunda Mustafa Kemal biliyorsunuz ki bir telgraf yolluyor. Mustafa Kemal'in İsmet İnönü'ye İsmet Bey'e İsmet İnönü'ye. Siz orada sadece düşmanı değil siz orada sadece düşmanı değil. Bu milletin makus talihini de yendiniz. Makus ne? Talih kötü yani. Makus talihini de yendiniz şeklinde telgraf göndermiştir. şeklinde telgraf gönderdi. Evet. Devam et söyle. Ayrıca inkılap tarihinin sayfası muz yazılmıştır. İnkılap devam et. İnkılap tarihinin bir sayfası. Tarihinin bir sayfası da nerede yazılmış? İnönü. İkinci İnönü ile yazılmıştır. Evet. Bunlar Mustafa Kemal'in özellikle İsmet İnönü'ye gönderdi. Şu laf çok önemli. İki sınavda geldi. Artı bir de nerede soruldu? Mustafa Kemal dedi bu telgrafı kime gönderdi? E yıllarca İsmet Bey çünkü ikincinin önünde birinci yönünde yapan İsmet İnönü. Evet sonuçlarına beraber bakalım. Fransa TBMM'ye ateşkes teklif etti. Fransa TBMM'ye ateşkes teklif etti. Evet. Devam. İngiltere Malta'da bulunan. İngiltere Malta'da bulunan 40 Türk'ü. Bu arada yaklaşık 118 Türk vardır. Osmanlı Mevanında kaçırıldı ya. Eee, basıldı falan kaçırıldı. 40 Türk'ü serbest bıraktı. Türk esiri serbest bıraktı. Serbest bıraktı. Devam. Fransa Zonguldak'tan çekilmiş. Fransa Zonguldak'tan çekildi. Zonguldak'tan çekildi. Evet. İtalya. Evet. Anadolu'dan çekilmeye başladı. İtalya Anadolu'dan çekilmeye başladı. Çekilmeye başladı. Bunu ne zaman bitirecek? Sonlandıracak. Sakarya Meydan Muharebesi'nden sonraya kadar gidecek bu süreç. Evet. Hı hı. Batı ve güne olarak yılan batı cephesi. Batı cephesi değil mi? Ne olmuştur? Batı ve olarak ayrılmıştır. Hayır tamam devam et. İki ayrılan batı cephesi tekrar birleştirildi. Ha batı cephesi tekrar birleştirildi. Evet. Notu da yazalım. Söyle bakalım. Türk ortası geriye çekiyor. Yani liman ortamen böbir. Şimdi buraya dikkat. Bir dakika. Buraya önemli. Şimdi aslında iki sınav da geldi şimdiye kadar Aslanlar Dumlupınar. O da şu. Şimdi biz ikinci İnönü'yü kazanacağız. Şimdi hep savunma savunma askere sürekli savunma savunma düşsene bir şeye gidiyorsun tekvandoya yazıyorsun. Hoca diyor ki sen sadece savunma yapacaksın. E adam vuruyor ya da bir kere de ben vurayım demem mi? Aslanlar Dumlupınar. Buralar nereler diye soranlar Kütahya'nın ilçelerinde söyleyeyim ki Dumlupınar'ı biliyorsunuz ileride Dumlupınar bir meydan muharebesi olacak. Bu tarafa doğru Yunan geri çekildi. Biz de bunları arkadan bir saralım dedik ama maalesef ki Aslanlar Dumlupınar muharebelerinde bir başarı elde edemedik. Neden? Nedenini soruyorlar? Çünkü biz taarruz gücünün nasıl yapıldığını bilmiyoruz. 2. Taarruza yönelik herhangi bir eğitimimiz yok. 3. Taarruz eğitimini bilmediğimizden dolayı da örnek askerimiz 3 km koştu hemen yoruldu bitti. Halbuki büyük taarruzda 450 km koşacak gene de yorulmayacak. Kim demek istediğimi anladınız mı? Eğitim meselesi, savunma eğitim farklı bir şey, taarruz eğitimi farklı bir şey. Bizim bir taarruz gücüne erişemediğimizi göstermiştir. Aslanlar Dumlupınar muharebeleri. Onu da ben yazayım. Savaş sonunda geriye çekilen geriye çekilen Yunan ordusunu Aslanlar Dumlupınar mevkinde ne yapmışız arkadaşlar? Mevkiinde yakalamamıza rağmen taarruz gücümüzün olmaması sebebiyle taarruz gücümüzün buradan devam edeyim olmaması sebebiyle başarı elde edilememiştir. Başarı elde edilememiştir. Bu savaştan sonra bir kere daha söyleyeyim. Özellikle iki tane yerimiz yakılıyor. Bunlardan biri Bilecik. Bir de Bileciğimizin ilçesi. Osmanlı Devleti'nin kuruluş yeri. Söğüt. Ertuğrul Gazi'nin bombalanma olayı. Şimdi güzel bir dersti ama insanı yoruyor. Ne anlamda? Katliamları tekrar tekrar anlatmak, tekrar tekrar akla getirmek tarihçi olarak beni tabii ki üzüyor. Bence sizleri de üzüyor. Çünkü yoksa anlamıyor bizim öğrenci. Her şey tarihte yaşanmış gibi öyle anlatıp anlatıp gidin. Hazır mıyız Murat? Merve YouTube'dakiler bana bir söyleyin bakayım. 7 savaş saydım size. Neyle başlıyordu Batı Cephesi? Gediz taarruzuyla. Sonra birincinin önü iki böyle. Gediz taarruzunda biliyorsunuz biz saldırdığımızdan dolayı birincinin önünden itibaren başlayan çünkü o düzensiz orduydu. Bu düzenli ordu. Bu düzenli ordunun ilk zaferi ve İnönü Savaşı'nın en önemli olayı Yunanlılar buna Farruzi keşif diyorlar. Yani şöyle bir dolaşıyorduk, keşif yapıyorduk da size rastladık der gibi kime rastlayacaksa Anadolu'da. O yüzden dört tane nedeni var. Dikkat. 1. İnönü savaşı sırasında isyan eden kim? Çerkez Ethem. En önemli şeylerden demek ki iki ateş arasında kaldığımız durumlardan bir tanesi bu. Çerkez Ethem Kütahya bölgesine isyan etti. Refet Bele'nin ordusu gelemedi. Yani belirli bir kısmı gelemedi. Çünkü bu sefer de bu adam buraya gelecek. Sıkıntı. Peki biz kazandık. Kazandıktan sonra değerli arkadaşlarım 5 tane büyük şey oldu bak. 5 tane. Bir İstiklal Marşı kabul edildi. 2. 1921 anayasası kabul edildi. 3. Londra Konferansı toplandı. 4. Afganistan ile dostluk antlaşması imzalandı. 5. Sovyet Rusya ile Moskova Anlaşması imzalandı. Her birinden bir soru gelebiliyor. O yüzden özellikle Moskova'ya ve İstiklal Marşı'na dikkat ama son 3 seneden beri gelmen nerede? Londra konferansında bizim için çok kıymet. 21 anayasası vatandaş dersinde de işlendiği için o tarafa da sorulabiliyor. Bazen buraya da soruluyor. Zaten bir maddesini soruyor. Onu da birazdan göstereceğim. Şimdi Afganistan'ı zaten burada da işleyeceğim. Dikkat. Mustafa Kemal'in ünlü Namık Kemal'in bir şiirini ne yapmıştır? Merve değiştirerek söylenmiştir. Ve bu da sınavda soru olarak gelmiştir. Geldik buraya. Şimdi burada 1921 anayasası ile ilgili şunu söyleyeyim. Laik bir anayasa değil. 2. 3 yıl yürürlükte kalıyor. 3. Burada bir beyanname üzerine yapılıyor. Bakın o beyannamenin adını bilmek zorundasınız. Ne beyannamesi üzerine yapılmış bu? Halkçılık beyannamesi veya halkçılık programının dönüştürülmüş halidir. 1921 anayasası diğer adıyla Teşkilatı Esasi. Burada bir şey dikkat ettireceğim. Bu anayasada yapılan ilk değişiklik KPS'de geldi ve bir sınavda daha geldi. Neydi? Devletin rejiminin cumhuriyettir maddesinin eklenmesidir. İlk yapılan değişiklik olması sebebiyle o her zaman önemlidir. Geldik buraya. İstiklal Marşı Tacettin Dergahı'nda yazıldı. Önce başından alayım. Genel Kurmay Başkanlığı talep etti. Kimden? Milli Eğitim Bakanlığı. Yarışma düzenle. Maarif Bakanlığı düzenledi. Çıkan sınav sorusu. 724 şair katıldı. Kazım Karabekir de katıldı. Rıza Nur zamanında başlayan yarışma Rıza Nur'dan boşalan yere Hamdullah Suphi Tanrıöver'in gelmesine devam etti. Hamdullah Suphi Tanrıöver de dikkat. Burdur milletvekili Mehmet Akif Ersoy'a. O zaman Mehmet Akif Ersoy Burdur milletvekili. Ya sen niye katılmıyorsun? Niye? O da diyor ki 500 liralık ödül veriyor. Bu iş parayla mı olur diyor. Ve Mehmet Akif Ersoy ne yapmıştır? O şiiri yazıyor. Nerede? Ankara'da bulunan Tacettin Dergahı'nda. Yazdıktan sonra yazıp Açık Söz gazetesinde yayınlanması amacıyla Kastamonu'ya gönderiyor. Ama o gidene kadar tabii ki o güzel şartlar da hakimiyeti ile Sebilürreşat aynı gün yayınlıyor. Kahraman ordumuza ithaf edilen bu.

Şiir bestesinin ilkini Alifat Çağtay ki dinleyin muhakkak. İkinci bestesinde şu an günümüzde Osman Zeki Üngörü kullanıyorsun. Dikkat! 1921'de ise insan aklına ya 21 anayasası ya 24 anayasasında yer aldı. Hayır. İlk defa 1982 anayasasında yer almıştı. Bu da çıkan bir sınav sorusudur. O yüzden İstiklal Marşı'nın her yeri sınavda size soru olarak gelebilir. Ama bir gün İstiklal Mahkemesini kim, İstiklal Marşı'nı kim talep etti? Yarışma düzenlemesi Marif Bakanlığı değil. Marif Bakanı düzenledi. Ama onu talep eden kim? Genelkurmay Başkanı, yani Erkan-ı Harbiye İdaresi. Tamam, burası tamam mı? Hepsi gelebilir. İstanbul geldik buraya. Londra. Burada özellikle şu laf çok önemlidir. Nedir? Tevfik Paşa'nın ki son sadrazamdır. Böyle kolundan girdiler. Hasta rolü yaptı bilerek. Alakası yok. Belki azıcık gripti ama bilerek yaptı. Sözü kime bıraktı? Bekir Sami. O zaman Türkiye Büyük Millet Meclisi adına kim katılmıştır? Onu bilmeniz lazım. Bekir Sami Bey ileride bu hangi soy ismi alacak? Kunduh. Tamam. Kunduh.

Geldik buraya. TBMM özellikle hangi olaydan dolayı buraya katılıyor? Türkler barıştan kaçıyor propagandasının önüne geçiyor. Çünkü Türkler onlara göre barbar. Türkler onlara göre savaştan anlar. Türkler bunun önüne geçmek için de katılıyor. Dikkat. Bizi konferansa davet eden ülke İtalya'dır. Nerede yazıyor İtalya? Bakalım. Geliyorum, geliyorum. Geliyorum. Yazıyor mu bir yerde? Merve. Evet. Şurası kim davet etmiş? İtalya davet etmiş. Peki biz bu konferanstan sonra ikili anlaşmalar yapan Bekir Sami'yi görevden alıyoruz. Yerine Yusuf Kemal Tengirşeng getiriyoruz. Dikkat. Yusuf Kemal Tengirşeng Lozan'ın öncesine kadar ülkemizin dışişleri bakanıdır. Lozan'da dışişleri bakanı, yani İsmet İnönü'nün gitmesi karar verilince Lozan'da Dışişleri Bakanı seviyesine katılım sağlanınca o yüzden Dışişleri Bakanlığı görevinden Yusuf Kemal'i istifa ettiriyoruz. Lozan öncesi kimi getiriyoruz Merve? İsmet İnönü'yü. O yüzden ne zamana kadar kalmış Tengirşeng? Lozan Konferansı öncesine kadar ülkemizin dışişleri bakanı olarak görevinde kalmıştır.

Peki bizi tanıyan ilk Müslüman ülke veya ilk İslam ülkesi Afganistan'dır. Bizi ilk ziyaret eden yabancı devlet adamı Amanullah'tır. Şurada yazması lazım o da. Doğru mu? Afgan kralı Amanullah'tır. Geldim buraya. Geldim, geldim. Geldim, geldim. Hah. Benim favorimi sorarsan ben Moskova derim. Çünkü inanılmaz maddedir ve her maddenin de bir yorumu olması sebebiyle her zaman çıkar. "Aşağıdakilerden hangisi Moskova Anlaşması maddelerinden biri değildir?" soruyu değiştir. "Lozan'dan önce kapitülasyon hakkından vazgeçen ilk ülke aşağıdakilerden hangisidir?" Rusya. Kapitülasyon meselesinin ilk defa gündeme geldiği anlaşma aşağıdakilerden hangisi? Moskova. Batum'u nereye bırakıldı? Yani Misak-ı Milli'ye ilk taviz neresidir? Batum. Batum hangi anlaşmayla Gürcistan'a bırakıldı? Moskova. Karadeniz'e kıyısı olan devletlerle boğazlar meselesi görüşülecek gene Moskova. Vallahi ben Moskova'dan sorum bak. İyi ki ÖSYM'de profesör değilim ha dedim ş ama ben anlatıyorum merak etmeyin sıkıntı yok ben dedim ner yapardınız ama Moskova önemli fark ettiniz mi? Her maddesi soru. Ama burada şunu da bilelim: bizi tanıyan ilk büyük Avrupa devleti kim Merve? Sovyetler Birliği. Nerede yazıyor? Şurası doğru mu? İlk defa büyük bir Avrupa devletinden tanınmamız Moskova.

Şimdi dikkat. Şurası çok önemli. Boğazlar konusu Karadeniz'e kıyısı olan devletlerle ne yapılacaktır? Ele alınma meselesi. Kapitülasyon hakkından vazgeçen ilk ülkenin Sovyet Rusya olması. Efendim Batum'un Gürcistan'a bırakılmasıyla beraber Misak-ı Milli'den ilk taviz verilmesi. Bu arada dikkat, bu Moskova Anlaşması ufak tefek değişikliklerle ileride ismini Kars olarak alacak. Moskova yapıldı ya. Sakarya Meydan Muharebesi'nden sonra Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan ki onlar da SSCB'ye bağlı. Bu devletlerle bir Kars anlaşması yapacak. Ama şart neydi? Batum'u verirsen. E peki ben mantıken anlaşma maddesi Batum vereceğimi söylemiş miyim? O zaman ileride hangi anlaşma yapacağım? Kars'ı yapacağım. Kars'la beraber doğu sınırı kesin halini alacak. Önce Gümrü, sonra Moskova, en son Kars. Hepsi çıkar ya. Şöyle bakıyorum da. Değil mi? Şu iki tarafın birini tanımadığı anlaşma dış politikada ortak hareket edildiğini gösterir. Mesela bu bir yorum. Mesela Osmanlı Devleti ile Çarlık Rusya arasındaki yapılan anlaşmaların geçersiz sayılasının yorumu ne? Yeni iki devletin kurulduğu anlaşılıyor, değil mi?

Geldik ikinci döneme. Bu arada ölü savaşla ilgili şunu da söyleyeyim unutmadan. Savaş öyle bir hal alıyor ki çünkü ara ara metopiyi kaybediyoruz, geri alıyoruz falan. Muhafız taburu bile gitmiştir şeyden. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin muhafız taburu değil mi? O önde duran asker, onu bile gönderdik. Yok asker yok. İkinci İnönü'nün önünde bir sen bir gerileme yaşarsan ne olur? Adamlar ta Kütahya, Eskişehir vardı da Kütahya, Eskişehir Savaşı'ndan önce ta Kütahya, Eskişehir'i alıp gideceklerdi. O yüzden ikinci kez durdurduk. Bu kaçıncı Yunan taarruzu? Yunan taarruzu. Burada hangi isyanlar vardı? Koçgiri ve Pontus. E tamam. İki isyan varsa kaçıncı İnönü? İkinci İnönü bitti. Çok güzel. Bu arada size bunu bitirdikten sonra bir tane şifre vereyim. Evet. İkinci İnönü Savaşı'nın sonuçlarını Fifi diye kodluyoruz. Fransa, İngiltere, Fransa, İtalya. İlk çekilen Anadolu'dan devlet kimmiş? İtalya. Kaçtan sonra başlıyor? İkinci İnönü'den sonra. Doğru mu? Peki.

Geldim, geldim, geldim, geldim. 23 Nisan 1920 Türkiye'de ilan edilen ilk bayramdır. Doğru mu? Milli bayramdır. Daha sonra bir saltanatı kaldırınca karışmasın diye birisi ulusal egemenlik ve çocuk bayramı olarak yani 23 Nisan'ı günümüze ne olarak kutluyoruz? Öyle kutluyoruz. Ulusal egemenlik, sonra çocuk bayramı, sonra ulusal egemenlik. İkisi birleştirildi. Heh. Biz Yunanlıları nerede kovaladık? Aslanlarda, Dumlupınar'da. Peki niye başarılı olmadık hocam? Çünkü biz taarruz gücüne alışkın değiliz. Biz Ankaragücüyüz. Sürekli sürekli savunmada kalıyoruz. Bir tane atak yap dedim mi vallahi dağlara taşlara vuruyor bizim topçular. O yüzden anlaşıldı mı? Heh. O yüzden bir türlü beceremiyoruz diye gidiyor. Kendisi Galatasaraylı ya güler tabii kalkar. İyi Fener'e yenilmediniz ha. Fener yenilmedi derken Fener son anda yenilmedi desem daha doğru olur. >> Ama şampiyonu şampiyonu gene Trabzonspor verecek. >> Kardeş takım. >> Vallahi kardeş takım falan deme. Ben hiç Fatih Tekke'den kardeşlik görmedim. Hadi bakalım. İnşallah diyelim. Hayırlısı olsun. Hak eden kazansın ya. Her zaman söylüyorum şimdi. Hah. Mustafa Kemal'in İsmet İnönü'ye gönderdiği telgrafı biliyor biliyoruz değil mi? Neydi? "Siz orada sadece düşmanı değil, bu milletin makus talihinde yendiniz." Şimdi ben size bir formül soracağım.

Geldim, geldim buraya. Güzel. Şimdi kıymetli arkadaşlar, burada bir şey söylemek gereği duyuyoruz. Şimdi biliyorsunuz savaşlarımız 1920 Gediz'deki olayı geçiyorum, 21'den itibaren başladı. Yani Türkiye'de 1. İnönü savaşımız 1921'de başlar. 6-10 Ocak 1920. Hatta video derste 1920 yazmış. Yanlış, 21 olacak. O 21'de başlar. Ancak mantık şu. 1 ay, 1 demek istiyorum hocam. Bak bakayım tarihine, Ocak mı? Ocak. O zaman kaçıncı İnönü? 1. ayda 1. Üzerine 2 ay katacaksın. Bu sayı kaç olacak? İkinci İnönü. Say şimdi 2 ay kat, ocağın üzerine. >> Şubat, Mart. >> Bir katarak gelsene. Şey Merve, Şubat, Mart. Doğru mu? O zaman Mart'ta kaçıncı İnönü? Heh. Soruyu buradan çözeceğim. Sınava girdin lan. Bu tarihler ezberlenir mi? Ne gerek var? Ramazan Hoca bana ne dedi? İlk savaşımız Ocak ayında dedi. Doğru mu? Birinci İnönü Ocak ayındaysa, yani 1. aydaysa, ikinci İnönü'de ona 2 kat. Kat 2 >> Şubat, Mart. Peki savaş kaçta bitmiş? Nisan'da. Doğru mu? O zaman 3. savaşımızda oraya 3 katacak. Nisan'dan sonra, Nisan'da bittiği için >> e Temmuz'da o zaman hangi savaş var? Eskişehir, Kütahya. Büyük oyunu çözdük mü? Çözdük. Anlaşıldı mı değerli arkadaşlar? Anlaşıldı. Kendinize iyi bakın. Nerede görüşüyoruz? Eskişehir, Kütahya. Muhalefet dikkat edin.