📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

7 -2025 - Ticaret Hukuku - Ticari İşletme - VII - Elif KENDÜZLER ÖZBEK

İndeks Akademi38:04

Transcription

[Alkış] [Müzik]

Merhabalar sevgili arkadaşlar.

Şu ana kadarki ders videolarımızda ticari işletme ile ilgili hükümleri değerlendirdik. Ticari işletmelerin unsurları nelerdir? Ticari işletmenin esnaf işletmesinden farkı nedir? Ticari işletmenin merkez-şube yapılanması ne anlama gelir? Ticari işletmeler nasıl devredilir veya nasıl rehn edilir? Ticari işletmelere özel hükümleri tamamlamış olduk.

Şimdi gelelim ticari işletmeyi işleten kişiye. Bu kim? Tacir. Tacir kimdir dediğimizde, arkadaşlar, TTK bize ikili bir ayrım yapmış. Önce bir gerçek kişi tacirden bahsediyor, sonra bir de tüzel kişi tacirden bahsediyor.

Gerçek kişi tacir, insan. İnsan mısın, değil misin diye ayırt ediyor. Yani tacir, arkadaşlar, aslında genel olarak da böyle ayırt etmek lazım: insan mısın sen diye.

Tüzel kişi tacir, gerçek kişi tacir. Gerçek kişi tacir insan, tüzel kişi tacir kim? İncelemeye başlayalım. Arkadaşlar, TTK'nın önce gerçek kişi tacirlere ilişkin hükümlerini inceliyorum. Buna A diyelim. A gerçek kişi tacir. Gerçek kişi tacir kimdir dediğimde, benim yine bir tanım yapmama gerek kalmamış. Sağ olsun TTK tanımını yapıyor. İlgili bir maddesinde diyor ki: "Bir işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kişi tacirdir."

Beraber bu tanımı bir yazalım, önemli bir tanımdır bizim için. Tacirin tanımı TTK'da tanımlayıcı bir hükümle bize aktarılmış. Tam olarak yazıyorum ilgili maddeyi: "Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kişi tacirdir."

Bak, tanımı bu şekilde tamamlamış. Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa işleten kişi tacirdir. Arkadaşlar, bu tanımdan hareketle tacirin taşıması gereken iki önemli unsur karşıma çıkar: 1. Kendi adına, 2. İşleten kişi.

Bu iki unsur bir aradaysa, eğer söz konusu olayda taciri rahatlıkla bulabiliyoruz demektir. Peki, şuradan ne anlamalıyız? "Kısmen dahi olsa" ne demek? Diyor ki, yani işletme %100 bana ait değilse de, arkadaşlar, %1'lik bile bir payım varsa ve bu pay benim adımsa ve ben de işleten kişi isem, yine tacir sıfatını taşırım diyor.

Yani arkadaşlar, illaki %100 tek sahip olmak zorunda değil. %100'üne malik olmak zorunda değil. İşletme sahibimiz ortaklıkta tacir sıfatını taşıyabilirsiniz diyor. Ortaklık, yani bir araya gelmiş birden fazla kişi şeklinde de tacir sıfatını taşıyabilirsiniz. Kısmen dahi olsan kastı bu.

Ama burada önemli vurgulanması gereken iki unsur şurasıdır: Arkadaşlar, ben bu işletmeyi işleten kişi olmalıyım ve kendi adıma işletmeliyim. Bu iki unsur bendeyse, eğer hem işletiyorum hem de işletme benim adıma ise, o zaman ben tacirim demektir. İki unsuru bir arada istiyoruz demek. Aynen öyle, tacir işletmenin patronu, sahibi.

Şimdi bu tanımla ilgili örnek üzerinden ilerlemek daha güzel olabilir. Mesela İlker hocanız bir ticari işletme açmış. Arkadaşlar, İlker hoca bir ticari işletme açmış. Tabii biliyorsunuz, İlker hoca İsmail Hoca. Bunlar ne tarz işletmeler işlettiğini artık öğrendiniz. İşte gece kulübü, pavyon seviyorlar ikisi.

İlker hoca bu işletmelerden bir tanesini açmış. Arkadaşlar, bu işletmeyi kendisi işletiyor, bizzat İlker hocanız işletiyor ama kendi adına açmamış, 5 yaşındaki oğlu İsmail Hoca'nın adına açmış. İsmail Hoca, İlker hocanın oğluymuş ama 5 yaşında.

İlker hoca açtığı, işlettiği işletmeyi 5 yaşındaki oğlu İsmail Hoca adına açıyor. Şimdi böyle bir örnekte hangisi tacir? Birlikte yorumlayalım. Ama bu yorumu yaparken sadece şu tanımdan hareket edeceğiz, düşmeyeceğiz. Şimdilik daha başka bir şey bilmiyoruz.

Çünkü örneğimizde işletmeyi işleten İlker hoca değil mi? Şu unsuru taşıyan İlker hoca ama kendi adına işletmiyor. O zaman iki unsur İlker hoca da yok. Beraber yok. O zamanki İlker hoca tacir değil.

Peki, dönelim İsmail Hoca'ya. 5 yaşında işletme onun adına ama o da 5 yaşında olduğu için işletmiyor. Arkadaşlar, zaman çok güzel. O da o zaman bu iki unsuru bir arada bulundurmadan göre. Ama bize bir tacir lazım ya, İlker hoca tacir olmalı ya da İsmail Hoca tacir olmalı. İkisinden birisini tacir olarak bulmalıyız.

Ama gördüğünüz gibi şu tanımda bulamıyoruz. Arkadaşlar, bu yüzden TTK da bunu düşünmüş. Demiş ki, bu tanıma göre taciri bulursanız sıkıntı yok ama bulamadıysanız bir de tacir sayılanlar var mı? Bir de bize tacir sayılanlardan bahsediyor TTK.

Arkadaşlar, tacir tanımının yetmediği yerlerde tacir sayılan kavramından taciri bulmamızı istiyor. Peki, tacir sayılanlar kimlerdir? Bana da burayı 3 maddeyle saymış. TTK diyor ki, küçükler, kısıtlılar ve benzeri ehliyetsiz kişiler.

İşte eğer bir küçük adına, bir kısıtlı adına ticari işletme varsa, ehliyetli olup olmaması, ehliyetsiz olup olmaması hiç önem arz etmez. Küçük veya kısıtlı tacir sayılır diyor. Şimdi buradan arkadaşlar, İlker hoca mı tacir, 5 yaşındaki İsmail Hoca mı? Tacir B değil mi hocam? Ama 5 yaşında çocuk nasıl tacir olur? İşte tacir sayılıyor, adına işletme olduğu için tacir sayılıyor arkadaşlar.

Ama etrafım şunu düşünüyorsun değil mi? Haklı olarak, nasıl yönetecek, nasıl cezai müeyyidesi? Tabii, nasıl bunlarla yapacak? İşte onları velisi İlker hoca yürütecek zaten. Ama tacir sıfatı 5 yaşındaki çocuğun olacak.

Tamam, ikincisi yine bir tacir sayılanımız arkadaşlar. TTK tarafından bize verilmiş mesleği dolayısıyla, görevi dolayısıyla ve benzeri herhangi bir sebepten dolayı ticari faaliyet yürütebilmesi için bir yerden izin alması gerekiyormuş, almamış. Bir yerden ruhsat alması gerekiyormuş, almamış veya zaten ticari faaliyet yürütmesi yasaklanmış. Ama buna rağmen açmış. Bu kişiler de yine yasaklı olmalarına rağmen tacir sıfatını kazanırlar, tacir sayılırlar diyor TTK.

Arkadaşlar, ben bunu video ders notunu tabii ki geniş geniş yazdım. Şu an görüyorsunuz video ders notunuzdan ama arkadaşlar, buraya kısa haliyle yazacağım. Ticaretten yasaklılar. Uzun uzun oraya, hani ruhsat alması gerekirken almamışlar vesaire diye ekledim. Ticaretten yasaklılar diye buraya kısaca yazıyorum.

Mesela devlet memurları, biliyorsunuz ki devlet memurları asla ticari faaliyet yürütemez. Eğer yürütmüşse adına ticari işletme varsa tacir sayılırlar. Dikkat hocam, madem ticari faaliyet yürütemiyor, nasıl tacir oluyor? Ben sıfatı kazanıp kazanmaması derdindeyim. Tacir sıfatını kazanıyor arkadaşlar ama tabii ki devlet memuru ticari faaliyetini yürütemez, cezai müeyyidesi alacaktır. Ya memuru yanacaktır ya işletmesi kapatılacaktır. O kısım ayrı. Benim derdim tacir olabildi mi, olamadı mı? Buradayız.

Evet, ticaretten yasaklı olmasına rağmen adına işletme varsa tacir sayılır. Buraya örnek olarak devlet memurlarını verebiliriz. İşte özellikle çıkmış sorularda da sever ÖSYM burayı devlet memuru üzerine olay soruları var. Efendim, seçilmiş sorular memuru diye olayı örgül demiş, olayı kurgulamış oradan devlet memurunu görünce sanki tacir olamıyormuş gibi düşünmemizi istiyor. Düşmeyelim, tacir olurlar.

Bunun dışında işletmesini açmış, tescilini gerçekleştirmiş, imzası sirküsü, radyo ilanı, televizyon ilanı ve benzeri araçlarla da işletme açtığını halka duyurmuş ama henüz aktif olarak fiilen çalışmaya başlamamış. Önemli değil bizim için, yine de tacir sıfatını kazanır, tacir sayılır diyor. Yasa yine ders notunuzda ilgili maddede uzun uzun yazdım. Buraya yine kısaca yazıyorum arkadaşlar.

İşletmesini açmış, işletmesini açtığını duyurmuş diyelim. Hatta işte bu duyuru radyo ilanıyla da olabiliyor, televizyon ilanı, gazete, imza sirküsü ve benzeri araçlarla duyurmuş fakat fiilen işletme başlamamış olanlar. Bunlar da yine adlarına işletme olduğu için tacir sayılırlar.

Arkadaşlar, tacir sayılmakla tacir olmak hukuki anlamda aynı şeydir. Yani tacirler için geçerli olan tüm kurallar tacir sayılanlar için de geçerlidir. Bunlar da tacirdir. Yani sözün öz, bizim bunları sadece ayırmamızdaki sebep şu: Biraz önce verdiğim İlker hoca, İsmail Hoca örneğini aklınıza getirirseniz, her zaman şu tanım bize yetmiyor gördüğünüz gibi. İşte tacir tanımı bize her zaman yetmediği için kanun koyucu TTK şunları da bize söylüyor ki eğer örnek olayınızda bunlardan birisi varsa bunlara da tacir diyebilirsiniz.

Bu tarz çıkmış soru kalıplarını çok göreceksiniz. Yine diyor ki ÖSYM bize: "Aşağıdakilerden hangisi tacir sıfatına sahiptir, değildir?" Böyle bir soru kalıbı için hem birinci kutucuğu hem de ikinci kutucuğu arkadaşlar tacir olarak rahatlıkla alabilirsiniz.

Şöyle yapayım, bunların ikisi de tacirdir. O halde biraz önceki İlker hoca, İsmail Hoca örneğine dönersek, arkadaşlarım, İlker hoca, İsmail Hoca örneğinde 5 yaşındaki İsmail Hoca şu kuraldan dolayı tacir sıfatını taşıyan kişiymiş. Tacir 5 yaşındaki küçükmüş gördüğünüz gibi. Ama biraz önce etrafı le de konuşmuştuk ya, nasıl olacak hocam, 5 yaşındaki bu çocuk nasıl yönetecek işletmeyi? Bu işletmenin bir cezai müeyyidesi varsa bunlar kime uygulanacak? Tabii ki işleten kişiye, yani İlker hocaya.

Bu yüzden arkadaşlar, TTK İlker hocayı da es geçmemiş. Onun için de bir sıfattan bahsediyor. Ona da diyor ki, tacir gibi sorumlu olanlar. Peki bunlar kim? Bunları da bize 4 maddeyle saymış TTK.

Arkadaşlar, birincisi benim örneğimi gibi veli, vasi ve benzeri yasal temsilciler. İkincisi ileride göreceğimiz çok önemli tacir yardımcıları, ticari mümessil, ticari vekil ve benzeri iradi temsilciler. Üçüncüsü imzasıyla işletmeyi borç altına sokmaya yetkili olanlar. Sonuncusu da mesela bak, şu imzasıyla işletmeyi borç altına sokmaya yetkili olanları CEO gibi düşünebilirsin.

Tamam, sonuncusu da işletmesi olmadığı halde varmış gibi davranan şizofrenler. Adamın işletmesi yok, piyasada işletmesi varmış gibi hareket ediyor. İşte bunlar da arkadaşlar tacir gibi sorumlu olanlardır. Tacir gibi sorumlu olanlarla tacirler asla aynı kurallara tabi değillerdir. Yani şöyle eşit değildir işareti koyuyoruz. Arkadaşlar, direkt olarak da açıkça şunu söylüyoruz: Aşağıdakilerden hangisi tacirdir, değildir? Soru kalıplarında tacir kutucuğunu, tacir sayılan kutucuğunu rahatlıkla tacirdir diye işaretleyebilirsiniz. Şunları ise asla tacir olarak almıyorsunuz, bunlar tacir değildir.

E şimdi o zaman İlker hocayı düşündüğümüzde, biraz önceki 5 yaşındaki İsmail Hoca örneğinde İsmail Hoca taciri, 5 yaşındaki küçük ama İlker hoca veli sıfatıyla işletmeyi işleten olarak tacir gibi sorumlu olanmış ve İlker hoca da asla tacir sıfatı yokmuş.

İyi, güzeli. O zaman burada ne işi var? Tacir gibi sorumlu olanların tacirlerden önemli bir farkı ve önemli de bir ortak noktası var arkadaşlar. O yüzden buradalar. Bunlar tacir gibi sorumlu olanlar, tacir olmanın nimetlerinden faydalanamaz. Ne demek bu? Tacir olmanın iyi sonuçları, güzel sonuçları bunlara uygulanmaz.

Mesela tacir olmanın ne gibi bir güzel sonucu var? Kara katılıyor. Evet, bunlar alamaz. Onlar maaş alır. Bunlar maaşlı çalışan. Ama devam ediyor kanun diyor ki, nimetlerinden faydalanamaz ama külfetler, yani tacir olmanın külfetlerine katlanırlar. Külfet de tacir olmanın kötü sonuçları. Tacir olduğum için yükümlenmek zorunda kaldığım mecburiyetler. Mesela tabiyet iflasa tabi olmak, tacir olmanın külfetlerinden bir tanesidir. Çünkü iflasa tabi hale geldiğimiz için bir alacaklım benim her an iflası isteyebilir. Her an iflas etme tehdidiyle karşı karşıyayız. Kar mar alamıyor ama iflasa tabi oluyor. Niye? Çünkü külfete katlanmak zorunda. Çünkü bütün karlar işletmenin, bütün iyi sonuçları 5 yaşındaki oğlu İsmail Hoca için geçerli olacak.

Tamam, küçükler için geçerli. Ya birazcık böyle şey yap, çok yüklendim galiba. Oldu bu örnekle biraz yüklenecek şey yapayım dedim. Oradan bir 5 yaşında diye ben şey yapmaya çalışmıştım. Ama neyse.

Peki, gerçek kişi tacirler için söyleyebilecekleri bir de şu noktayı değerlendirelim. Burası için arkadaşlar, bir gerçek kişi tacir ne zamandan itibaren, hangi andan itibaren tacir sıfatını kazanır? İlk videolarımızda ben size şundan bahsetmiştim. Tacirler her zaman birçok işlem ve fiilini ticaret siciline tescil ve ilan ettiriyordu, değil mi? İşletmesini açtığında da tescil ve ilan yapması gerekiyordu.

Sonuçta gerçek kişi tacir olarak ben bir işletme açtıysam, eğer gideceğim bu işletmeyi tescil ve ilan ettireceğim. Acaba ben gerçek kişi tacir olarak bu tescil ve ilanı henüz yapmamışsam yine de tacir sıfatını kazanıyor muyum? Evet, kazanıyorum arkadaşlar. Gerçek kişi tacirler kural olarak faaliyete başladıkları andan itibaren, yani işletmelerini açtıkları andan itibaren tacir sıfatını kazanmışlardır.

E o zaman gerçek kişi tacirlerin gidip de ticaret siciline "Ben ticari işletme açtım, ben tacir oldum" diyerek yapmış oldukları tescil kurucu mu olur, bildirici mi olur? Bildirici olur. Neden? Çünkü ben zaten tacir sıfatını kazandım. Üçüncü kişilere duyurmak, açıklamak anlamıyla gidip tescil yaptırıyorum. Bu da biliyorsunuz ki bildirici tescile sebebiyet veriyor. Anlaştık mı?

Arkadaşlar, şu tablodan çıkarmış olduğumuz sonuçla bir örnek olayda taciri bulurken yapmanız gereken tek şey, işletme kimin adına? Buna bakıyorsunuz. İşletme kimin adınsa direkt kafadan işaretleyin, tacir odur. Peki, gerçek kişi tacirlerimizi bu şekilde bulduk. Şimdi gelelim tüzel kişi tacirlerimize.

Tüzel kişi tacirler için de yine arkadaşlar kendi içinde bir takım ayrımlarımız olacak. Ama tüzel kişi tacir deyince aklımıza ilk ne geliyor? Evet, haklısınız. Ticaret şirketleri hemen akla ilk gelen ticaret şirketleridir. Ticaret şirketleri tacir sıfatını taşırlar arkadaşlar, tüzel kişi tacirler.

Peki, tüzel kişi tacirlerimiz sadece ticaret şirketlerinden mi ibaret dersek, ona da hemen cevap vereyim. Hayır, bazı hallerde biliyorsunuz ki dernek ve vakıflar da tacir sıfatını kazanabilecek. Arkadaşlar, o halde biz hemen şöyle bir başlığımızı atalım: B. Tüzel kişi tacir.

Bu arada etra, becim tüzel kişi kavramını e sevgili arkadaşlar, Eyüp hoca ile inceleyecek. Tüzel kişi terimi Medeni Kanun'da düzenlenir. Kişi kavramı orada düzenlenir. Hani insan gerçek kişi olarak anılır, tüzel kişi ise şirketler, dernekler yani böyle belli bir amacı gerçekleştirmek için bir araya gelmiş mal veya kişi topluluklarına tüzel kişi diyoruz. Temel dayanağı Medeni Kanundur.

Tüzel kişilerin mesela indeks akademi, limit ya da limited şirket bir tüzel kişidir. Yani indeks akademinin sahibi bir tüzel kişi aslında Zeynep Hoca. Aslında sahibi ya buranın ama Zeynep Hoca tacir değil, indeks akademi limited şirket yönettiği için. Limited şirket tacir, Zeynep Hoca buranın ortaklarından % ortağı olabilir. % ortağı olabilir, artık o kısmını bilmiyorum Zeynep hocamın ne kadar ortak olduğunu.

Evet, tüzel kişi tacirlerimizle ilgili karşımıza çıkıyor. Bunlardan ilki dediğim gibi en klasik akla geleni hemen ticaret şirketleridir. İkincisi belirli koşullar altında oluşacak olan dernek ve müesseseler, uzun ifadesiyle kamu iktisadi teşekkülleri veya kamu iktisadi teşebbüsleri, kısaca KİT'ler.

Evet, şimdi ilk tüzel kişi tacirimiz ticaret şirketlerini incelemeye başlayalım. Hangi şirketler ticaret şirketidir? 1. Kolektif şirket, 2. Komandit şirket, 3. Anonim şirket, 4. Limited şirket, 5. Paylı komandit şirket, diğer bir adıyla sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket, başka bir adıyla da eshamlı veya hisseli komandit şirket. Bak, aynı şirketin 4 tane adı var. Paylı komandit, sermayesi paylara bölünmüş komandit, eshamlı komandit, hisseli komandit. Ve son olarak da kooperatif şirketleri.

Arkadaşlar, bakın tüzel kişi tacirlerin ilki olan ticaret şirketlerimiz bu 6 tane şirkettir. Hatta size şöyle söyleyeyim, Türk Ticaret Kanunu metnini incelerseniz, eğer komandit şirketleri ikisini genel olarak direkt bir komandit şirket diye başlatıyor, sonra bir adi komandit dediği şu bir de paylı komandit diye ikiye ayırıyor. Yani şunları da birleştirirsek komanditleri de ayırmadan 5 tane ayırarak değerlendirirsek 6 tane ticaret şirketim.

Arkadaşlar, bunun birincisi yok. Bir şey kanunda sınırlı sayıda. Sınırlı sayıda ise kanunda bir şey. Biz buna sınırlı sayıda olma ilkesi diyoruz. Ve sınırlı sayıda olma ilkesinin de Latince bir ifadesi var. Biliyorsunuz ki numerus clausus ilkesi. Arkadaşlar, numerus clausus ilkesi gereğince 7 bir ticaret şirketin yok. Ticaret şirketlerimiz bunlardan ibarettir.

Biz zaten bunlar şirketler hukukunda detaylarıyla inceleyeceğiz. Arkadaşlar, bu yüzden şimdilik bu şirketler kaç kişiyle kuruluyormuş, ne gibi ortak yapısı varmış, kar zarar nasıl paylaşılıyor mu filan bu kısımlara şimdi girmiyorum. Zaten şirketler hukukunun konusu bu değil mi? Bu kısmı şirketler hukukunda değerlendireceğiz.

Sadece şu detayı vermek istiyorum. O bana şimdi de lazım. Çünkü biliyorsunuz ki ticaret şirketlerinin bir kısmına şahıs şirketi, bir kısmına sermaye şirketi diyoruz. İşte şu ikisi arkadaşlar, ilk ikisi kolektif ve komandit şirketler şahıs şirketleridir. Anonim, limited ve paylı komandit şirketler ise sermaye şirketleridir. Kooperatif ise ikisi de değil arkadaşlar. Kooperatif şahıs ya da sermaye ayrımına tabi tutulmaz. Bunun kendine özgü bir yapısı vardır. Kooperatif şahıs ya da sermaye değil, kendine özgü bir yapıda. Buna da biz hukukta sui generis yapı diyoruz.

Tamam, sui generis yapı demek kendine özgü bir yapısı var demektir ve kooperatifler şahıs ya da sermaye şirketi ayrımına tabi tutulmaz demektir. Anlaştık? İlk iki tanesi şahıs, diğer 3 tanesi sermaye, kooperatif sui generis.

Şirketler hukukunda tabii ki bunlarla ilgili bilgiler göreceğiz arkadaşlar ama biz bu şirketlerden önce bir şirket daha göreceğiz. Şirketler hukukunda Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiş olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na düzenlenmiş olan adi şirket kavramını da inceleyeceğiz. Üstelik adi şirket de şahıs şirketlerinden bir tanesidir. O zaman adi şirketi de alırsam şunlarla beraber 3 şahıs şirketim var, 5 tane de sermaye şirketim var, bir de kendine özgü bir şirketim var.

Ama gördüğünüz gibi adi şirket bu maddeler arasında yer almıyor. Neden? Çünkü adi şirket tüzel kişi de değil, tacir de değil. Bu yüzden arkadaşlar ticaret şirketi de değil, adi şirket dolayısıyla da ticaret şirketleri arasında yer veremem. Şimdilik bu kadar. Şirketler hukukunda detaylarını incelemek üzere ticari şirketleri ile ilgili şimdilik bu kadar. Tüzel kişi tacir olduklarını unutmuyoruz.

Geçtik dernek ve vakıflar. Dernek ve vakıflar da tacirdir diyor yasamız ama belirli koşullar altında. Şimdi yine bir Medeni Kanuna selam verelim arkadaşlar. Çünkü dernek ve vakıflar biliyorsunuz ki Medeni Kanun'da düzenlenir. Eyüp hocamla tüzel kişiler başlığı altında bir dernek nasıl kuruluyor, kaç kişiyle kuruluyor, vakıf nasıl kuruluyor, kaç kişiyle kuruluyor, ne gibi organları var, nasıl sona erer bunları inceleyeceğiz.

Ama şunu kesin kez biliyorsunuz ki dernek ve vakıfların kurulma amacı nedir? Hayır işi, yardım işi. Arkadaşlar Türk Medeni Kanunu bize der ki, bir dernek ve/veya vakıf asla kazanç paylaşmak amacıyla oluşturulamaz. Kazanç paylaşma amacı güdemez. Sevgili arkadaşlar, ilk video dersimi hatırlar mısınız? Ben size ticari işletmelerin unsurlarından bahsettiğimde ilk unsurum neydi? Kazanç elde etmeyi hedeflemek, gelir elde etmeyi hedeflemek, para kazanmayı amaçlamak.

Diyorum ki ticari işletmenin amacı bu olmalı, kazanç elde etmeyi hedeflemek olmalı. Ve diyorum ki bir dernek veya vakıf kazanç paylaşma amacıyla oluşturulamıyor. E o zaman nasıl tacir oluyor? Dernek veya vakıf Medeni Kanun bize diyor ki, dernek veya vakıflar kazanç paylaşma amacıyla kurulamaz ama mevcut amacını gerçekleştirmek için ticari işletme işletebilir diyor.

Mesela klasik örnek Kızılay. Kızılay'ın Afyon Karahisar'da biliyorsunuz ki bir maden suyu işletmesi var. Değil mi arkadaşlar? Bak, ticari işletme işletiyor. Neden? Amacını gerçekleştirmek için buna izin vermiş. İşte Medeni Kanun. Arkadaşlar, her dernek veya vakıf mevcut amacını gerçekleştirmek için ek harcamalara karşılayabilmek için, işte ek fonlara ihtiyaç duyarsa, fazla paraya ihtiyaç duyarsa, üyelerin ödediği aidatlar yetmiyorsa, o zaman ticari işletme işleterek amacını gerçekleştirmeye katkıda bulunabilir. Kızılay örneğindeki gibi.

Peki, bir dernek veya vakfın ticari işletme işletiyor olması onu tacir yapar mı? Hemen değil. Şöyle ifade ediyoruz burayı arkadaşlar: Kural olarak dernek veya vakıflar ticari işletme işletmekte iseler tacir sıfatını kazanır. Kural olarak bir dernek veya vakıf ticari işletme işletiyordu. Dernek ya da vakıf bizzat dernek tüzel kişiliği veya vakıf tüzel kişiliği tacir sıfatını kazanır.

Ama arkadaşlar, kural olarak dediğime göre istisnası geliyor. İstisnası kamuya yararlı dernek. Biliyorsunuz ki kamuya yararlı dernekler veya vakıflar, dernek veya vakıf asla tacir olamaz. E peki o zaman kamuya yararlı bir dernek veya vakıf kendisi bizzat tacir olamıyorsa, böyle bir durumda kim tacirdir dediğimizde, işletme tacirdir. Anlaştık?

Dernek veya vakfın kendisi tacir olamamışsa, kazanmış, işletmesi tacir olur. Peki, Kızılay örneğine tekrar dönüyorum. O halde Kızılay, maden suyu işletmesine rağmen kamuya yararlı bir dernek olduğu için asla tacir olamıyormuş. Kızılay tacir değildir arkadaşlar. Tacir olan kimdir? Maden suyu işletmesidir.

Peki, Kızılay'ın kamuya yararlı olup olmadığına kim karar verdi? Ya da herhangi bir derneğin kamuya yararlı olup olmadığına kim karar veriyor? Arkadaşlar, tabii ki bu kararı da Cumhurbaşkanımız veriyor. Bir dernek veya vakfın kamuya yararlı olup olmadığını Cumhurbaşkanı belirler. Kızılay kamuya yararlı olduğu için işletmesi olmasına rağmen tacir sıfatını kazanmaz. Yani Kızılay Derneği, arkadaşlar, ne kadar suyu satarsa satsın ya da başka şeyler satarsa satsın, kesinlikle arkadaşlar, indeks akademi stüdyolarında bazen bazı şeyleri söyleyemiyoruz ama siz beni anladınız, biliyorum. Çekimden sonra etle biz bunu konuşacağız.

Ben tekrar şöyle hukuki salon kadını çizgim, ne kadar maden suyu satarsa satsın asla sıfatını kazanamaz diyorum. Tamam, Kızılay tacir değildir. Afyon'daki maden suyu işletmesi tacirdir. Anlaştık mı?

Peki, tacir olabilen bir dernek örneği nasıl olurdu? Ankara'da bir dernek var, etrafı ben çok severim. Çankırı Caddesi'nde Çorumlular Yardımlaşma Derneği. Tabii ki de Çorum, tabii ki dünyanın merkezi. Çorumlular Yardımlaşma Derneği. Ben söyleyeyim size, kamuya yararlı değil, sadece Çorumlulara yararlı. Bu yüzden arkadaşlar, tacir sıfatını kazanmaya uygun bir dernek. Ne lazım? Şimdi bize işletmesinin olması lazım. Var mı bu derneğin işletmesi? Evet, var. Hemen alt katında kıraathanesi var. Burada kumar oynatıyoruz diyecekleri yanlışlıkla dernek diye yazmışlar. Altında kıraathanesi, kahvehanesi var arkadaşlar. İşte Çorumlular Yardımlaşma Derneği bir işletmesi olduğu için ve kamuya yararlı da olmadığı için ne olarak tacir sıfatını kazanmış demektir. Anlaştık mı? Mantığımız bu şekilde olacak dernek ve vakıflarda.

Peki sevgili arkadaşlar, son tüzel kişi tacirimize geçiyorum. Kamu kurum ve kuruluşlarının işlettiği müesseseler. Bir devlet idaresinin, işte bir belediyenin, bir köy idaresinin filan işletmiş olduğu herhangi bir müessese, kamu kurum ve kuruluşların işlettiği bu müesseselere KİT adını veriyoruz. Kamu iktisadi teşebbüsü veya kamu iktisadi teşekkülü. Kısaca KİT.

KİT'lerle ilgili önce şöyle bir parantez açayım. KİT'lerin kendi içinde birçok versiyonu var. İDT diye, KİK diye bir takım alt başlıklara ayrılıyor bunlar. Ama bu ayrımlar idare hukuku dersinde ve biraz da maliye dersinizde yapılacak. Arkadaşlar, beni bu ayrımların hiçbirisi ilgilendirmiyor. Bana ne, Murat hoca yaparsınız, İlker hoca ile yaparsınız. Beni totalde KİT'in tacir sıfatını taşıyıp taşımadığı ilgilendiriyor.

Arkadaşlar, KİT'ler tüzel kişi tacirdir. Hemen örnek verelim. Mesela TCDD, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demir Yolları, nereye bağlı? Ulaştırma Bakanlığına. Bak, Ulaştırma Bakanlığının işlettiği KİT müessese. KİT'in kendisi tacir ama Ulaştırma Bakanlığı tacir olabilir mi? Arkadaşlar, mümkün değil. Burası tacirdir ama şu taraf KİT'in bağlı olduğu yer kesinlikle tacir değildir.

Bak, özellikle soru kalıplarında şuna dikkat etmenizi istiyorum. ÖSYM sana diyecek ki mesela seçenekte: "Aşağıdakilerden hangisi tacirdir, değildir?" diyecek ki, "Ticari işletme işleten kamu ya da devlet tüzel kişisi." Bak, seçenek böyle. A seçeneği: "Aşağıdakilerden hangisi tacirdir, değildir?" Soru böyle. A seçeneği: "Ticari işletme işleten kamu tüzel kişisi veya devlet tüzel kişisi." Böyle bir seçenekte tacir mi bu adamlar?

Arkadaşlar, dikkat. Ticari işletmeyi işleten yeri işaret ediyor. Bu seçenek, ticari işletme işleten kamu tüzel kişisi, ticari işletme işleten devlet tüzel kişisi. Yani bana şu tarafın tacir olup olmadığını sormuş. Bu taraf tacir mi, değil? O zaman böyle bir ifadede kelime oyununa düşmeyin. Bunlar tacir değildir. Ama şöyle yazarsa, "Kamu ya da devlet tüzel kişisinin işlettiği işletme." Bak, kamu ya da devlet tüzel kişisinin işlettiği işletme nereyi işaret etti? KİT'i işaret etti. İşte bu tacirdir. Anlaştık? KİT'ler tacirdir.

Çünkü bir de arkadaşlar, kendi özel kanunları gereğince ve kuruluş sistemleri gereğince KİT gibi kurulan, KİT gibi çalışan, dolayısıyla da yine tacir sıfatını taşıyan ama KİT olmayan bazı oluşumlar vardır. Mesela TÜBİTAK, mesela SGK, mesela İŞKUR, ASKİ, Türkiye İş Kurumu. Bak, bu tarz yerler KİT gibi oluşturuluyor, KİT gibi çalışıyor, KİT gibi kanunlarla yönetiliyor. KİT değiller ama yine de tacir sıfatını taşırlar.

TÜBİTAK da tacirdir, OYAK da tacirdir. Mesela yine KİT gibi oluşturulur, ASKİ tacirdir. Ama KİT'lerden önemli bir farkı vardır bunların. Şimdi şunlar tacirdir diyoruz ya, tüzel kişi tacirdir diyoruz ya, e tacir olmanın sonuçlarından birisi daha sonraki ders videolarımızda göreceğiz, iflasa tabi olmak. Bunların hepsi iflasa tabi değil mi? Ama TÜBİTAK, OYAK, SGK, ASKİ, İŞKUR, Türkiye İş Kurumu gibi KİT olmayıp da KİT gibi olduğu için tacir sıfatını taşıyan kurum ve kuruluşlar devlet koruması altındadır ve iflas istenemez. OYAK iflas etmez, TÜBİTAK iflas etmez, tacirdir ama iflasları talep edilemez. Video ders notunuz alt kısmında yazan bilgiyi de açıklamak istedim.

Peki sevgili arkadaşlar, son bilgimiz tüzel kişi tacirler ne zaman tacir sıfatını kazanıyorlar? Ticaret siciline tescil ve ilan anında. Hemen karşılaştırma: Gerçek kişi tacirler faaliyete başladıkları andan itibaren tacir sıfatını kazanmışlardı. Bu yüzden gerçek kişi tacirler için yapılan tescil bildirici nitelik taşıyordu. Oysaki tüzel kişi tacirler ticaret siciline tescil ve ilan anından itibaren tacir sıfatını kazanırlar. Dolayısıyla tüzel kişi tacirler için yapılan bu tescil kurucu, ihdasi etki doğurur.

Arkadaşlar, tüzel kişi tacirler ile ilgili şimdilik söyleyeceklerim de bu kadardı. Bir sonraki ders videomuzda görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın. [Alkış]