Transcription
Benim adım Gezgin, keshetmeyi çok severek en güzel yolculuklara siz de bizimle gelin. Benim adım Gezgin, Demek meşhur Emine'nin burası. Evet, beğendin mi? Beğendim ama neden bu kadar kalabalık? Bugün Hanife, yarın Ramazan'ın ilk günü Mehmet.
İnsanlar alışverişe gelmiş. İstanbullular Eminönü'ne alışverişe gelir Ramazan'dan önce. Bak burası da Yeni Valide Camii. Neden Valide demişler? Bu cami Osmanlı padişahlarının anneleri tarafından yaptırılmış.
Önce Safiye Sultan Camii'nin yapımını başlar Ama Sultan vefat edince cami yarım kalmış. Çok sonra Hatice Turhan Sultan bitirmiş camiyi. Altmış altı senede tamamlanabilmiş. O. Vay be.
Altmış altı yıl beklemişler ama değmiş. Ne güzel olmuş. A gezgin, bak bak şerefelerde birileri var. Dürbünü verir misin? Şerefelerde birileri var gezgin.
Ne yapıyor onlar öyle? Camiyi Ramazan'a hazırlıyorlar. Kolye takıyorlar. Kolye mi? Kolye evet.
On bir ayın sultanına yakışacak, pırıl pırıl bir kolye. Hani vardır ya minarelerin arasında parlak harflerle yazılmış yazılar. Mahya denir ona. A, biliyorum ben onları. Hadi gidip bakalım gezgin.
Lütfen! Olmaz Mehmet. Ne işimiz var? Hadi ama! Dur Mehmet!
Yavaş! Estağfurullah, haşa. Ne oluyor yahu? Kimsiniz siz tepemde böyle guguk kuşu gibi? Kolay gelsin efendim, bendeniz gezgin.
Bu da arkadaşım Mehmet. Biz aşağıdayken sizi gördük de, mahyayı nasıl taktığınızı yakından görelim istedik. Evet, evet, Öyle oldu. Bu alet nedir peki? Torikopter efendim.
Kendi icabımız. Şey, nasıl yapıyorsunuz? Anlatır mısınız acaba? Madem buraya kadar çıktınız anlatayım. Bu halata takılı şeyler birer ampul.
Ampulleri önceden hoş geldin ya şehri Ramazan yazacak şekilde yerleştirdik. Bu halatın ucu ta diğer arada. Şimdi halatı çekip gerdireceğiz. İşin en zor kısmı bu. Hey!
Dur Mehmet! Nasıl yapılıyor? Buradan mı? Dur oğlum kurcalama. Ben geriyim İbi lütfen!
Dur Mehmet! Eyvah! Mahya düşüyor! Eyvah. Mehmet ne yaptın?
Ömrümde senin gibi çocuk görmedim Mehmet. Siz bir de bana sorun. Şu hale bak! Minicik şerefe de üç kişi eğildik, mahyayı düzeltmeye çalışıyoruz. Ama ustacığım, tur helikopter sayesinde düşen mahyayı kubbeden kolayca kaldırdık.
Biraz karıştı gerçi ama sizden bin kez özür diledim. Bu da bin birinci olsun. Özür dilerim usta, affedin beni. Tamam, tamam. Işte oldu, hazır.
Şimdi bu mahyayı karşı minareye gelelim. Mehmetciğim, bundan sonrasına sakın karışma emi oğlum? Peki ben mahyayı nasıl göreceğim? Şimdi değil, yarın, yani Ramazan'ın ilk akşamı camiye gel. Mahya akşam ezanıyla birlikte yanacak.
Ay gezgin, ne zaman okunacak ezan? Az kaldı, çok mu acıktım? Üç koca pideyi bir damacana suyla yiyecek kadar. Hah hah hah hah hah işte mahyamız. Birazdan ezan okunur, mahya yanar.
Dayan Mehmet. Ay ben sanırım uyuyacağım gezgin. Dur Mehmet, uyuma, ezan okunmak üzere. Bak bak Yaya, bak! Ha!
Mehmet, bir daha minareye çıkma mı? Hayal mi görüyorum ben? Haaa. Hoş geldin Ramazan yazıyormuş. Sanırım artık orucumu açsam iyi olacak gezdim.