📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

44) KPSS / AGS Tarih - Atatürk Dönemi İç Politika Gelişmeleri - Ramazan YETGİN - 2026

Benim Hocam2:12:33

Transcription

Değerli arkadaşlarım, hepinize merhabalar. Atatürk dönemi iç politika gelişmeleri ile beraberiz. Yine kameramanımız Murat kardeşimle beraber tarih öğretmenimiz Merve Ahmet Kocaoğlu ile yolumuza devam ediyoruz.

Şimdi Atatürk dönemi iç politika gelişmeleri derken içimiz olacak. Yani dışarıyı ilgilendiren bir meseleyi biz dış politikaya aldık. Eskiden, eee, burada şeyi anlatıyorduk mesela, örnek Bozkurt Lotus olayını anlatıyorduk ama onu artık dış politikaya aldık. O yüzden konunun basit kısmıdır burası. Yani ağırlık olarak bazı şeyler, örnek Razgrad olayı diye bir olay anlatacağım. O da nereye aldık? Yani içle dışı net olarak burada ayırt ettik.

Peki, soru geliyor mu? Şimdi burayı anlatıyoruz. Ortalama 3 yılda bir geliyor. He, o zaman ben düşüneceğim. 3 yılda 1 geliyorsa en son ne zaman gelmiş? Oraya bakmak lazım. 2023'te gelmiş. Ne olmuş şimdi? 2026. Gelme ihtimali var mı artık? Var. Ya bu sene ya bu sene. Çünkü sene olduğu için zaten birine muhakkak Atatürk dönemi iç politika geliyor. Basit bir konudur. Onu baştan söyleyeyim. Arkanıza yaslanın, dinleyin.

Sizler de biliyorsunuz ki hatırlayın, Lozan görüşmeleri devam ederken, eee, kesintiye uğradığı o 4 Şubat, 17 Nisan aralarında, 4 Şubat daha doğrusu 17 Nisan arasında bir şey oldu. 1 Nisan'da, eee, ülke genelinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin seçimlerinin yenilenmesi kararı alındı ve 1. Temmu'da gördüğümüz o milletvekillerinin çoğunun 2. Temmu'da yer almadığını göreceğiz. O zaman 2. TBMM biraz daha hani 1. TBMM yorgun düştü. E, yıllardan beri tek hedefi ulusal bağımsızlığı sağladı. Kurucu meclisti ama şimdi inkılap yapacaksın. O yüzden inkılapçı kadrolar olacak. O yüzden Mustafa Kemal'in özellikle belirlediği kişiler gelecek.

Burada bir şeye daha dikkat edelim. Ülkemizde o zamanlar çift dereceli seçim sistemi var. Şimdi bunu önce bilmeniz lazım. Çift dereceli ne demek? Tek dereceli ne demek? Bilir misin Merve? Çift dereceli.

>> Biz halkız. Doğru mu? Doğru mu? Halk dikkat, şu an milletvekili seçiyor. O zaman halk doğrudan milletvekili seçimlerine oy kullanıyorsa, bak, bir gittim. Yani ne olur? Tek. Günümüzdeki hangisi var? Tek. Doğrusu ne? Tek. Niye biliyorsunuz mu? Çünkü eskiden 1950'lere kadar memleketimizde değerli arkadaşlarım, tek dereceli seçim sistemi yoktu. Bu ne demek? Tek. 46'ya kadar. Özür dilerim. 1946'ya kadar. Peki ne vardı? Halk önce milletvekilini seçecek bir şurayı seçiyor. Bu şura kimi seçiyor? Eee, o zaman 1, 2, e, 2 demiyoruz da ne diyoruz? Çift. Peki hangisi daha demokratik? Hadi gelelim bakalım.

Halkın doğrudan milletvekilini tanıyıp seçmesi, şimdi arkadaşlar, bu günümüzde çok fazla kabul gören bir şey değil. Nedenini anlatayım hemen. Ülkemizde genelde partiye oy verildiği için. Doğru mu? O milletvekili olmuş. İstanbul'da 45 tane milletvekili var. Hiçbiri birbirini tanımıyor bile arkadaşım. Ancak eskiden böyle değildi. Düşünsenize, hiç şey yok. Instagram yok, Twitter'ı yok, sosyal medya yok. Kendini milletvekilin tanıtacağı tek bir yer var. O da seçim meydanı veya esnaf ziyareti. Günümüzde esnaf ziyaretleri var ya, ta nereden kalmadır? Ta o günlerden bugünlere kalmadır. Kırşehir mebusu vardır, Osman Bölükbaşı. Ulan bir esnaf ziyareti yapardı. Mithat kim? Bülent Ecevit, rahmetli Erbakan. Hepsi o bir gelenek devam ediyor günümüze. Zaten esnaf ne zaman ziyaret ediyor ağırlıklı Türkiye'de? Seçim zamanı. Seçimden sonra yok.

Şimdi, eee, tabii burada şuna bakmak lazım. 1946'ya kadar gidilen bu seçimlerde, o zaman halkın talep ettiği kişileri bu şura seçme ihtimali de var mı? Var mı? Halk diyor ki, "Ramazan Yetkin'i adayı gösterelim." Hop, Murat çıkıyor. Halk diyor ki, "Ramazan Yetkin'i adayı gösterelim." Hop, şura Nazım'ı seçiyor. E, o zaman burada direkt olarak doğrudan bir demokrasi ihtimali zayıftır, değerli arkadaşlar. Bunu bilelim.

Arkadaki peçeteyi atabilir miyim? Peçete değil de şey, mavi artık ismini söylemiyoruz. Reklam parası vermedikleri için gerek yok. Onun artık bizim için sadece mavi bir bez. Tamam mı?

>> Sıradan. Aynen öyle.

Şimdi 1 Ağustos'ta seçimler bu arada bitti. TBMM'de yeni milletvekili seçildi ve eee Abdurrahman Şeref Efendi başkanı en yaşlı üyesi sıfatıyla 2. TBMM açıldı arkadaşlar. 2. TBMM bina değiştirmiştir. O yüzden 1 ve 2'yi işlerken böyle ne yapıyoruz biz? İlk ikisinden sonra 3. TBMM demiyoruz mesela veya 4. TBMM de. O zaman da ne anlaşılmaya başlanıyor? Her bir TBMM yasama döneminde bina değiştirdik zannediyor arkadaşlar. TBMM üç defa bina değiştirmiştir. Ankara Ulus'ta 1. TBMM, yine Ankara Ulus'un aşağısında 2. TBMM. Bir de şu anki günümüzde modern olan kullanılan, eee, bakanlıklardaki TBMM. 3 tane TBMM değiştirmesini öğrenci tabii orada görüyor. Bir de burada görüyor ya. Ne diyor? Ulan diyor, "Her diyor şeyde 1 TBMM diyoruz ya, bir bina. 2 TBMM ve 2 bina." Buraya kadar doğru ama üçüncüsü de gene ikinci TBMM'deki bina. Heh. O yüzden yıllar sonra yapılmıştır. Şu an mevcut meclisteki, işte meclis arttırmalar yapılmıştır, çıkarılmıştır, genişletilmiştir. O yüzden biz yasama dönemi anlayacağız. Yasama. O zaman bu kaçıncı yasama dönemi? İkinci. O zaman ne diyoruz? 2. TBMM.

Peki 23-27 arası bir bakalım. Cumhuriyet ilan ediliyor mu? Ediliyor. Ankara başkenti ilan ediliyor mu? Ediliyor. Eee, Cumhuriyet Halk Fırkası kuruluyor mu? Kuruluyor. Terakkiperver kuruluyor mu? Kuruluyor. Bak şimdi, 3 Mart 1924'te Tevhid-i Tedrisat, Şeriye ve Evkaf Vekaleti, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kurulması, Genelkurmay Başkanlığı'nın kurulması, eee, Evkaf vekaleti Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün kurulması, halifeliğin kaldırılması, Tevhid-i Tedrisat'ın yayınlanması, Osmanlı hanedanının yurt dışına çıkarılması. Ee, kardeşim, e, o zaman bakın, şapka inkılabı 25'te, 26'da Medeni Kanun, 1926'da takvim değişikliği. Lan bunların hepsi ne zaman olmuş? Hep bu meclis zamanında olmuş. O yüzden 23-27 inkılapların en yoğun şekilde yapıldığı zamanlardır. Bu bir. İkinci, inkılaplara en çok tepki duyulan zamanlardır. Çünkü yapılan bir şey varsa 25 sene sonra tepki olmaz. Tepki olursa ne zaman olur? O an olur. Halifeliğin kaldırılması tepki görmüştür. Cumhuriyetin ilanı tepki görmüştür. Şimdi siz zannediyorsunuz ki bu tür inkılaplar yapıldığı takdirde, ikinci TBMM inkılaplar konusunda anlatacağım. Öyle düşündüğünüz gibi falan olmuyor. Özellikle yukarıdan aşağı bizdeki inkılap sistemi olduğu için tabii ki aşağıya inene kadar da birçok aşamadan geçmeden girdiği için, geliştiği için giriş, gelişme, sonuç bir türlü olmuyor. Özellikle girişte bile büyük sıkıntılar oluyor. Gibi. Mesela Cumhuriyet ilanı böyle bir gelişme olacak. Mesela ikinci TBMM en çok inkılapların yoğun şekilde yaşandığı 23-27 arasıdır. Bir sınavda geldi. Nasıl geldi Merve biliyor musun? İnkılaplar en çok hangi dönemde? 2. TBMM demedi. Tarih aralığı istedi. Tabii 23-27. Anlaştık mı? Lozan'ı onaylayan mesela 1. TBMM değildir. 1. TBMM zamanında görüşmeler başlamıştır ama onaylayan nedir? Yine 2. TBMM'dir. Ankara ne zaman başkent oldu? Bunun zamanı. Cumhuriyet ne zaman ilan edildi? Yine 2. TBMM zamanı. Hadi bir yazalım bakalım 2. TBMM'yi. Başlayalım.

Başla.

>> İlk toplantısını.

>> Hı hı.

>> 11 Ağustos 23'te.

>> 11 Ağustos 1923'te. Evet.

>> En yaşlı bir.

>> Hı hı.

>> Abdurrahman Şeref Bey'in başkanlığında yapmıştı.

>> Abdurrahman Şeref Bey başkanlığında yaptı. Başkanlığında yaptı. Devam.

>> İnkılap.

>> İnkılapların en yoğun öyle yazayım, en yoğun yapıldığı yıllardır. Yapıldığı meclistir. Meclistir. Evet.

>> Lozan'ı onaylamıştır.

>> Lozan'ı onaylayan meclistir. Lozan'ı onaylayan meclistir. Devam.

>> Mustafa Kemal Ankara milletvekili olarak görev yapmıştır.

>> Mustafa Kemal bu meclise, bu meclise nereden milletvekili seçilmiş? Gene Ankara'dan milletvekili seçilmiş, değil mi? Ankara'dan milletvekili seçilmiştir. Lütfen dikkat edelim. Tarihi açılma tarihine 11 Ağustos'larda. Peki Mustafa Kemal ne zaman cumhurbaşkanı? Cumhuriyetin ilanından sonra. Eylül, Ekim. Daha var mı? Var. O zaman önce milletvekili seçimi yapılacak. Mustafa Kemal dikkat edelim. 1. TBMM'ye de Ankara'dan, 2. TBMM'de Ankara'dan milletvekili seçilmiştir. Son maddeyi yazalım.

>> Bu meclis döneminde 13.

>> Bu meclis döneminde bir bakalım önemli gelişmelerden. Evet.

>> 13 Ekim 1923'te.

>> Evet. Anayasaya konulan madde ile Ankara başkent. Evet. Ankara'nın başkenti ilan edilmesi. Ankara'nın başkent ilan edilmesi ve cumhuriyetin ilanı, değil mi? Ve cumhuriyetin ilanı gibi gelişmeler yaşanmıştır. Gibi gelişmeler yaşanmıştır.

Bu arada şunu da söyleyeyim. Eee, son zamanlarda Atatürk iç politika gelişmelerinde benim hani son 3 seneden beri farklı sınavlarda gözlemlediğim şu: Aşağıdakilerden hangisi cumhuriyet döneminin öncesine, cumhuriyet derken 29 Ekim 1923 kastediyor, önceki bir gelişmedir. Bak şimdi, o yüzden bana biraz kronoloji lazım. Bana biraz ne lazım? 23 öncesini, yani şu zamana kadar anlattığım neler var? Milli Mücadele hazırlık dönemi. Milli Mücadele muharebeler dönemi, değil mi? Bilmeniz lazım. Şimdi Ankara'nın başkenti oluşu. En çok karıştırılan budur değerli arkadaşlar. Ankara 13 Ekim'de başkent oldu. Önce Ankara başkent oldu. Sonra gidip cumhuriyet ilan edildi. 16 gün sonra. O yüzden bir kere kafaya şu bilgiyi hemen notunu al bir yere. Ankara cumhuriyetin ilanından önce başkent ilan edilmiştir. Yazdık mı notu? Ankara cumhuriyetin ilanından önceki bir gelişmedir. Öyle yazalım. Ankara'nın başkenti olması. Evet.

Cumhuriyet Halk Fırkası, diğer adıyla Cumhuriyet Halk Partisi günümüzde var mı? Var. Devam ediyor mu? Ediyor. O zaman az çok günümüzde yaşayan her insan Cumhuriyet Halk Partisi'nin özellikle geçmiş dönemlerinde az çok bilebilir. Aslında iyi ki Sivas Kongresi'nde kurulan var ya, tüm yararlı cemiyetler birleştirildi. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ilk kongresinde zaten Cumhuriyet Halk Partisi de o zamanlara vuruyor düşünün. Ta o zamanlarda yapılan Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin ilk toplantısını kendilerinin ilk kongresi olarak sayıyorlar. Geriye doğru gidiyorlar. Bir iki senin Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti dediğin ne? Her yerde teşkilatı var. O yüzden bir dernek veya partiyi dernekten partiye çevirmek daha kolay olmuştur. Günümüzde partiler kuruluyor görüyorsunuz. 100 tane 200 tane parti var ya. La oğlum partilerin bir kere parti olmanın nerede genel merkez olması lazım? Ankara'da. Ankara'da bir tane yer tutuyorlar. İki oda bir salon ev. Güya parti binası. Bilmem ne parti. La kardeşim, 0.0 küsuratın yok ya. La ben parti kursam vallahi sizden daha fazla oy alırım ya. Hiç yani seçmenin bir karşılığı yok. Tamam. Kurmuşlar. Kızlar da denk geliyorsundur. Meşrutiyet, bilmem ne, bilmem ne partisi. Hiç duymamışsın. Çünkü siyasi karşıları halktaki karşıları tabela partisi dediğimiz partiler. Peki partilerin seçime girmesi için bir kere ne lazım? Tüm illerde teşkilatlanması lazım. Şimdi Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, bütün cemiyetlerin birleşmesi de mi? E, bütün cemiyetlerde Türkiye'nin genelinde yok mu? Var. O yüzden partileşmek çok daha kolay olmuştur. Ama ondan sonra kurulan partilerin partileşmesi çok daha zor olmuştur. Bugün Türkiye'de hangi parti yeni kurulursa kurulsun, genel merkez açmak kolaydır. Ankara'da tutarsın bir yer, iki tane iş adamı destek olur falan filan. Bunlar kolay. Mesele ney? Türkiye'de il ve ilçe bazında örgütlenmedir. Bir parti il ve ilçe bazında eğer ülkemizde 3 il ile 9 ay arasında müthiş derecede bir şey yapabiliyorsa, rüzgar o partiye başarılı olur. Tamam mı kardeşim? Bunu iyi bilin. 3 ayla 9 aylıksa tüm Türkiye'de açabiliyorsa, iki, çok büyük bir maddi destek görüyoruz. Çünkü bunu yapmak kolay değil değerli. Kaç tane ilçemiz var? Kaç tane ilimiz var? Şimdi burayı anladık mı? Cumhuriyet Halk Partisi'nin ilk kongresini nereye kabul ediyoruz? Sivas Kongresi. Peki 9 Eylül 1923'te Mustafa Kemal buraya gelmeden önce 9 Umde kararlarını açıkladı. Umde ne hocam? İlke. Hani biz bugün Cumhuriyet Halk Partisi'nin 6 oku var ya, o 6 ok aksında kaç okmuş? 9. Aslında Türkiye'de 9 olan şeyler çok fazladır. Çok kişi bilmez bunu. Mesela, eee, 9 Umde CHP'ye aittir. Yine o dönemlerde İttihatçılar biraz hareketlendirecek. Onlar da 9 ilke yayınlayacak. Sonra yine biliyorsunuz ki, eee, şey rahmetli Alparslan Türkeş 9 Işığı yayınlayacak. 9 bizde çok şeydir. 9 şart. 9 ne diyeyim kural. 9 tane hal. Ne peki 9 Umde'de ne var? Bir, saltanat kaldırıldı, yerine geri gelmeyecek. Her yerde bilimsel eğitimi savunuyorsun. Tamam. 3. Aşar vergisi gibi vergiler kaldırılıp köylü rahatlatılacak. Şimdi baktığınız zaman bir tanesi atıyorum devletçiliği ilgilendiriyor. Bir tanesi milliyetçiliği ilgilendiriyor. Bir tanesi cumhuriyetçiliği ilgilendiriyor. Anlaşıldı mı? O yüzden bu 9 Umde'nin çevrilmesi 6 ilkedir. Say bakayım Merve. 6 ilke.

>> Evet. Hakçılık. Cumhuriyetçilik. Laiklik. Hakçılık, inkılapçılık, devletçilik ve milliyetçilik.

Kızdı, kızdı. Ne oldu sana? Aman. Evet. 6 ilke, 9 Umde, 6 ilke. Peki soru geldi mi? Evet geldi. 2015 KPSS 9 Umde kararlarıyla kurulan siyasi parti. Aşağıdakilere anlatıyordum o zaman 2014 videomda anlatıyordum. Kimse bilmiyordu. Umde ney, o ney arkadaşlar? 9 Umde kararı 6 ilkeye dönüştürüldü. Bunu yapan kim? Cumhuriyet Halk Fırkası. Önce fırka, sonra parti olarak değiştirilmiştir. Normalde zaten kurulduğunda da önce Halk Fırkası. Cumhuriyet ilan edildikten sonra sizler de takdir edin. Cumhuriyet Halk Fırkası. Bak bakayım cumhuriyet daha ilan edilmiş mi? Yok. Daha sonra. Peki neyi savunur? Milliyetçiliği savunur. Devletçiliği savunur ekonomide. Hakçılığı savunur. Efendim inkılapçılığı savunur. E tamam da kardeşim altı ilkeyi savunuyorsa zaten altı ilkenin dokuzu geniş, altısı dar ilkeler. Peki Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir özelliği var. 23-50 arası 27 yıl kesintisiz. Bak buraya dikkat. Ara ara kesintili partiler çokça gelmiş olabilir. Mesela ileride Adalet Partisi, ileride Demokrat Parti, ileride Doğru Yol Partisi, ANAP gibi partiler ara ara gelmiş olabilir ama kesintisiz 27 yıl yapan parti yok. En yakın parti şu an Adalet ve Kalkınma Partisidir. O da zaten tahmince 2002 desen kaç yılındayız? 2025. 23 yıl olmuştur. Tamam. Bir daha seçim kazanırsa o zaman geçiyor onu gibi düşünebilirsiniz. Peki Cumhuriyet Halk Partisi çift dereceli seçim sistemini savunmuştur. Buradaki mesele orada demokrasiden ziyade şudur. Eee, halkın seçtiği bireyler halkla seçerlik yeterliliğine daha ulaşmadı ya da bu bilgi birine ulaşmadı. Okuma yazma oranı hala çok düşük. İnsanlar doğru kişiyi seçemeyebilirler diyerek mesela bugün halka versek mesela böyle bir hakkı milletvekilini önce kendi belirleyecek ama milletvekili listesi gelecek 100 tane. E oraya kimler girer? Instagramcılar girer, YouTuber'lar girer, TikTok'çular girer. E o zaman da bizimki zaten panayıra döner ora şey meclis. O yüzden onu engel aslında kafadaki düşünce o. Ama bu demokratik ilkelere aykırıdır. Bak onu baştan söyleyeyim. Çift dereceli seçim sistemi iyi bir sistem değil. E şuranın seçtiğini ben niye seçmek zorundayım? Şimdi bir tarafı bu tarafı da var. Şura veya kurul. Peki Cumhuriyet Halk Partisi'nin, eee, ekonomide savunduğu zaten belli, devletçiliktir. Ekonomide devletçilik politikasıdır. Devletçilik demek ki neymiş? İlk açısan ekonomi ile ilgiliymiş. Özel sektörün yapamadığı şeyleri devletin yapmasına biz ne isim veririz? Devletçilik deriz. Peki bir ülke niye devletçilik uygular? Çünkü özel sektörde yeterli kadar para var mı? Yok oğlum. İnsanlar tekalif-i milliye emirleriyle her şeylerini verdiler. Ordu orduya şey yapabilmesi için, ordunun masrafının veya ordunun ihtiyaçlarının karşılanması için var olan da zaten güvenmiyor. O yüzden devletçilik aslında 23-30 arası karma bir ekonomi var. 30'dan sonra devletçilik var. Niye? 1929 dünya ekonomik krizinden sonra zaten artık devlet özel sektörün fabrika kuramayacağına inandığı için kendi fabrikalarını kendi kuracaktır. Yine bu çıkan bir sınav sorusudur. Aşağıdakilerden hangisi, hangisinin yaşanması Türkiye'nin devletçilik politikasını uygulamasını zorunlu kılmıştır? Cevap 1929 Dünya Ekonomik Krizi. Bak bunlar hep geliyor. Şu an demek ki benim ağzımdan çıkan hepsi şu zamana kadar sınavda soru olmuş. Hadi bir yazalım Cumhuriyet Halk Partisi'ne. Evet. Başla bakalım.

Kurultayı kongresidir.

>> İlk kurultayı Sivas Kongresi kabul edilmiştir. Sivas Kongresi kabul edilmiştir. Devam.

>> Çünkü bu kongrede.

>> Evet.

>> Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti.

>> Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, ARM HC neye dönüştü? CHP. Devam.

>> Bu cemiyet daha sonra halk fırkasına dönüştü.

>> Bu ikinci madde mi gülüm?

>> Sen onları söyleyerek gel bana. Bu cemiyet neye dönüştürmüştür? Halk fırkasına dönüştürmüştür. Evet.

>> En uzun sür iktidarda kalan partileri.

>> Dönüştürülmüştür. En uzun süre iktidarda kalan partidir. En uzun süre iktidarda kalan partidir. Sebeplerini söyleyeyim. Kalan partidir. Değerli arkadaşlar, önce bakalım hangi yıllar arası kaldı. 23-50 arası tek başına. Ara ara partiler kurulmadı mı? Özellikle Terakkiperver Cumhuriyet burada işleyeceğim ve şey Serbest Cumhuriyet Fırkası. Bak bunlar kuruldu ama Terakkiperver 6,5 ay, eee, Serbest Cumhuriyet Fırkası 3 ay, en fazla bu kadar. Yani daha fazla yaşama imkanı sahip olmadı. O yüzden başka da herhangi bir parti olmadı. Şimdi buraya bir dikkat. Peki Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Cumhuriyet Fırkası, özellikle Serbest Cumhuriyet Ali Fethi Okyar tarafından ileride anlatacağım kuruldu. Sonra 3 ay sonra falan kendisi kapattı. Dikkat. Kurultay yani bu Cumhuriyet Halk Partisi'nin sonuçta başka bir parti olmadığı için denetlenme ihtimali yok. Yanlışlarını gösterme şansı yok. E 1935'ler gelmiş 36'lar. Dünya, Dünya Savaşı'na giriyor. Önlemler alınabilmiş mi? Halk gene sıkıntılar içinde. Çünkü Kurtuluş Savaşı'nın şeyi atılamamıştır. 1960'lara kadar atılamamıştır. Bir daha söyleyeyim. Milli Mücadelenin yokluk ve yoksunluk dönemi 60'lara kadar atılmamıştır. Yani 50-60 arasında tabii gelişmeler var. Ekonomik anlamda onu söylemiyorum. 60'ta darbe, 71'de muhtıra, 80'de darbe, 80'e kadar giden Kıbrıs Barış Harekatı. Türkiye'de 85'e kadar büyük bir darboğaz vardır. Ekonomik anlamda gene zengin var mıdır? Vardır ama herkesin hemen hemen eşit gelir düzeyleri olan ve hatta liselerde bizim ilkokullarda gittiğimizde zengin çocuk diye bir kavram yoktu. Zaten özel okul olmak için zenginin çocuğu da nereye geliyordu? Şeye. Aynısını tutturuyor. Tabii esen öyle. Şimdi artık Sincan, Çayyolu, Şentepe net ayrımlar var. Ümitköy, Etimesgut gibi. Şimdi Ümitköy'de var, Hasköy'de var Ankara'da. Doğru mu? Ya bunlar ayrılıyor. O eskiden öyle dedi. Herkes bir arada oturuyor. Şimdi Türkiye'de 23-50 arasındaki durum 27 senelik kesintisiz eee getirilir. Ama 50'de öyle olmadı. 50'de Adnan Menderes 1946 yılında kurmuş olduğu Demokrat Parti kurucusu Celal Bayar'dır. Eee, seçimleri kazanacak ve 27 senelik Cumhuriyet Halk Partisi iktidarına son verecektir. O günden sonra Cumhuriyet Halk Partisi bir kere daha tek başına iktidara gelemeyecektir. Ne yapacaktır o zaman? Koalisyon hükümetleri kuracak. Cumhuriyet Halk Partisi, Milli Selamet Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Anavatan salıyor. Bunlarla baş yani ortaklaş. O zaman tek başına gelme ihtimali artık ortadan. Cumhuriyet Halk Partisi'nin yaklaşık kaç yıl olmuş? 50, 75 yıl olmuş neredeyse tek başına. Bir daha böyle bir şeyi olmayacaktır. Onu da söyleyeyim. Şimdi burası tamam mı? 27 yıl söyledik. Hatta şuraya da yazayım. Kaç yıl oldu?

>> 27 yıl.

Söyle bakalım.

>> Kaç Umde kararlarına göre kurulmuştur?

>> 9 Umde çok önemli. Kararlarına göre kuruldu. Evet. Devam.

>> Var mı?

>> Evet.

>> Bu 9 Umde neye çevriliyordu Merve?

>> 6 ilke.

Devam.

>> Atatürk ilkelerinin tümünü savunmuştur.

>> Atatürk ilkelerinin tümünü savunmuştur. Tümünü savunmuştur. Günümüzde de aynı mıdır Cumhuriyet Halk Partisi? Evet. Devam.

>> İlk genel başkanı Mustafa Kemal.

>> İlk genel başkanı Mustafa Kemal'di. Dikkat. Arkadaşlar Mustafa Kemal sizler de biliyorsunuz ki cumhurbaşkanı seçilecek. O dönemde de öyleydi. Partili cumhurbaşkanıydı günümüzdeki gibi. Eee, ama vekaleten bu görevi kime verecektir? Cumhuriyet Halk Partisi ikinci adam niteliğindeki İsmet İnönü'e verecektir. Haberiniz olsun. Zaten birinin lakabı da milli şef olacaktır mesela. Devam. Mustafa Kemal ebedi başkandır. Devam.

>> Diğer madde ikinci genel başkanı ise İsmet İnönü.

>> İkinci genel başkanı İsmet İnönü'dür. İsmet İnönü'dür. İsmet İnönü'nün ne dönemi deniliyor? Milli Şef dönemi. Evet.

>> Ekonomide devletçiliği savunmuş.

>> Ekonomi çok önemli. Ekonomide devletçiliği savundu. Ekonomide devletçilik savunulmuştur. Devletçilik savunulmuştur. Evet.

>> Çift dereceli seçim sistemini savun.

>> Çift dereceli. Biraz önce anlatmıştım. Dereceli seçim sistemini savunur. Seçim sistemini savunmuştur. Devam.

>> Not.

>> Not.

>> 1923-50 arası.

>> Evet.

>> Kesintisiz 27 yıl boyunca. Kesintisiz 27 yıl boyunca.

>> Ülkeyi Cumhuriyet Halk Partisi yönetmiştir.

>> Ülkeyi Cumhuriyet Halk Partisi yönetmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi yönetmiştir.

>> Bu tarih aralığında.

>> Evet.

>> Çift dereceli seçim sistemi uygulanmıştır.

>> Devam et.

>> 1946 seçimlerinde ise.

>> 1946'da ise tek dereceli, doğru mu? Tek dereceli seçim sistemine geçilmiştir. Seçim sistemine geçildi. Gene başta kim var? Tabii gene Cumhuriyet Halk Partisi var. Seçim sistemine geçildi.

Şimdi ben burada bir şey anlatacağım. Muhalefet var, 6,5 ay sonra yok. Muhalefet var, 3 ay sonra yok. Tamam da e bu kadar halkın sıkıntısı var. Dünya Savaşı geliyor. Hatay meselesi var. Mustafa Kemal bir taraftan koşturuyor. Birçok isyan var. Dersim isyanı var. O tarafa geçiyorsun. Daha evvelden de Nasturi isyanları var. Şeyh Sait var. Birçok isyan var. Dikkat. Cumhuriyet Halk Partisi'ni ne yapma kararı aldı biliyor musunuz? Ali Rana Tarhan çok önemli bir adamdır. Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendi içindeki milletvekili, yani bütün milletvekilleri onlara ait ya diyelim 450 milletvekili Ali Rana Tarhan'ın başkanlığında 100 kişilik diyelim bir grup ayrılıp muhalefet yaptı. Ya iktidar partisi içindeki.

>> Muhalefet.

E, ne kadar muhalefet yapabileceğin lokantada birsin, yanında birsin zaten. Şimdi de öyle de sen bakmayın böyle dalaştıklarına, ikide bir o vekilim patlıcan ısmarlıyım mı, vekilim tatlı ısmarlıyım mı, vekilim niye hiç gelmiyorsun ofise, e bize gösterilen kavgaların arkasında hiç öyle şeyler yok da işte ne yapacaksın ona söylüyor, kusura bakma diyor, öyle bir laf ettik de diyor, yani ağzımızdan çıktı öyle, o da diyor, olur mu başkanım ben de sana geçen ben şey yapıyordum, hatırlamıyorum, böyle böyle bir anlaşıp gidiyorlar. İşte şöyle bir olay var. Ali Rana Tarhan başkanlığında Müstakil Grup kurulmuştur. Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendi içinde kurulmuştur. Dedim ya 100 milletvekili güya muhalefet diyor. İktidarın içindeki güya. Niye güya diyor? Öyle bir şey olma ihtimali var mı? Mesela bir kanun geçecek. Kanun geçecek diyelim. E, nasıl geçireceğiz bunu? Ali Rana Tarhan diyelim ki karşı çıktı. Ben tamam karşı çıkabilir ama nereye kadar sert bir tavır içine girebilir? Girebilir mi? Giremez. O yüzden, eee, muhalefetçilik oynanmıştır kardeşim 37'de. Tamam. Ali Rana Tarhan başkanlığında grup muhalefetçilik oynamıştır. Bu grubun adı adı üzerine dikkat edin. Müstakil Grup. Yani müstakil ne demek? Bağımsız. Bağımsız grup demek. Bunu da ver gelmişken söyleyeyim. Şuraya yazı vereyim. 1937'de ne kurulmuş? Müstakil Grup kurulmuş. Kurulmuş. Tamam. Var mı sıkıntı? Yok. Bitti. Cumhuriyet Halk Partisi. Bu zaten günümüzde de devam ediyor. Değerli arkadaşlar, çok fazla genel başkan değiştirmez bu arada Cumhuriyet Halk Partisi. Onu baştan söyleyeyim. Şöyle bir dikkatli düşün bakayım. Say bana Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanları. Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü. Say hani bildiklerin açısından söylüyorum.

>> Kemal [kahkaha]. Sen Kemal Kılıçdaroğlu görüyorsun. Bülent Ecevit.

O daha sonra DSP'yi kurdu. Cumhuriyet Halk Partisi ara ara var, bazıları geçti falan. Eee, Deniz Baykal mesela, o da çok yoğun şekilde. Evet. Ondan sonra Kılıçdaroğlu var. Özgür Özel var. Yani baktığın zaman hani aralarda evet, birkaç defa gelenler olmuş ama çok yoğun şekilde başkan değiştiren bir grup değil. Eee, şey de öyle. Milliyetçi Hareket Partisi de öyledir. Çok fazla başkan değiştirmez ya. Aslında hepsi aynı. Baktığın zaman yani baktığın zaman öyle sürekli kendi kurultayları yani olağanüstü kurultay veya normal kurultayları ya çok başkan adayı çıkmaz. Bir başkan adayı varken onun ölmesi beklenir ki ondan sonra çıksın. Çok zordur yani Türkiye'de. O yüzden partiyi değiştirmek de çok zordur. Ya böyledir ya lan gidiyorum vermeyeyim, ver ulan bir görüyor amblemi gene vereyim diye. Öyle oluyor. Türkiye'de seçmen profili iyi incelemek lazım. Eee, yani düşünüldüğü gibi değildir. Yani vereceğim deyip kesin vermez. Vereceğim deyip hiç vermez. Yani bu tam tersidir. Cumhuriyet Halk Partisi bunu 50'de ters köşe oldu. Bak 50'de ters köşe olmuştur. O zamanlarda anketler öyle şu anki gibi dijital, telefon açıyor, adam anket yapabiliyor. Öyle bir durumun var mı senin? O yüzden çok ters köşe olmuştur. Neden? Çünkü gizli dip dalgayı görememiştir Cumhuriyet Halk Partisi. Neden gizli dip dalga diyorum? İnsanlar sana bugün bile Kızılay'da anket yaptığında ne diyorsun? Bir kardeşim, ismi soyismi alacaksan yapma. İki, çünkü dünyanı bir yerde kullanırsın. İki, adam devlet memuru zaten bunu yapması doğru değil. Üç, kesinlikle zaten sallıyor parti. Ondan sonra partilerin oy oranları bir açıklanır hep beraber görüyoruz böyle şeyde tahtada, neydi? Anadolu Ajansı'nda. Yani o aşağıdaki partiler diyorum, %7 bekleyen parti %1 alıyor. %1 bekleyen %5 alabiliyor. O yüzden Türkiye seçimi, seçimleri bence incelenmesi gereken önemli konular arasındadır. Çünkü seçimlerde şeye göre bile değişiyor bizde. Milletvekilinin yapısına göre bile değişiyor. Mesela bir tane olay anlatayım. Eee, çift dereceli seçim sisteminde Bursa'da ara seçimler yapılacak. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kurulduğunda ara seçimlerde hepimizin bir de Sakal Nurettin Paşa var ya, hani merkez ordusunda da görev yapmıştı. Bursa'da seçilecek ama kolordu komutanlığını bırakmadığı için seçim iptal olacak çünkü bırakması lazım falan. Yani iptal ettiler. İkinci tur seçmen, hani normalde şura seçiyor ya, gene seçildi yani. Türkiye'de seçmeni iyi anlamak için söylüyorum. Bir kere seçilen insanın elinden seçim mazbatasını öyle ya da böyle alırsan ikincisine çok gelme ihtimali çok yüksek, oy olma ihtimali yükseliyor. Çünkü bu sefer halk diyor ki, "Benim dediğim adamı sen seçtirmiyorsun. Benim dediğim adamı sen seçtirmeyince ben sana tepki vereyim diye öbür partiye verenler de verir." Mesela Sakal Nurettin Paşa olayı çok incelenmesi gereken ilk vakadır. Bursa halkı mesela ikincisinde de ikinci seçmen de onu seçmiştir. Yani ilginç bir olaydır. Eee, mesela hiç zannedilmeyen bir şey gerçekleşmiştir. Gene Kırşehir Osman Bölükbaşı. E, o da aynıdır. Mesela Türkiye'de bazı milletvekilleri var ki çok ilginçtir. Yani çok kişi incelememiştir bunları muhakkak. Eee, ayrılanlar, istifa edenler, bağımsız olanlar. Bağımsız kazanmak eskiden çok büyük olaydı arkadaşlar. Bağımsız kazanmak ne kadar zor? Partiden hariç bir bağımsız kazanmak. İster belediye başkanı, ister milletvekili, çok zor bir durum. Hele günümüzde particiliğin bu kadar yaygın olduğu bir yerde bağımsız adayların neredeyse hiçbir şansı yok. Mesela Türkiye genel milletvekilliği yapılacaktı. Bir dönem düşünüldü. Eğer Türkiye geneli milletvekili yapılmış olsaydık, eee, mesela ben aday olabilirdim. Bayram Hoca adayı olabilirdi veya önemli eğitimci arkadaşlarımız aday. Neden? Türkiye'nin genelinden oy alıyorsun. Türkiye'nin genelinden oy alıyorsun. Mesela Hakkari'deki bir çocuğu arkadaşımız da İstanbul'daki öğrenci arkadaşlarımız, Kars'taki gidip bize direkt milletvekili adına oy verebilirdi. Hala ben aynı kanayım. Türkiye milletvekilliği olabilir. Eee, genel bir kabulle 100.000 imza artı işte atıyorum 250.000 oyla. O yüzden böyle Türkiye milletvekilliğine ayrı bir kontenjan açılabilir. Bu hiçbir partiye üye olmuşlar. Hiçbir partiye üye olmadığı için de evet, burada daha bağımsız hareket etme duygusu yaşanacağız. Zaten Türkiye milletvekili olsa ne olur ya? 50 kişilik kontenjan açsa 3 seneye kalmazsa hepsi partiye gider. Kesin, kesin ver ve yani olmama şansı yok yani Türkiye'de. O yüzden önemlidir şu anlattıklarım. Özellikle Cumhuriyet Halk Partisi'nin birazdan Terakkiperver kurulacak. Nasturi. Hakkari arkadaşlar beni iyi dinleyin. Çünkü o bölge Hakkari, eee, bölgesi, Bingöl bölgesi yine o bölgelerde Diyarbakır'a kadar uzanan yerlerde aslında Nasturilik diye bir Hristiyanın kolu biliyorsunuz. Baba, oğul, kutsal ruh. Onlardaki bu üçlemeyi biliyorsunuz. Haz. İsa, eee, Hristiyanların bir bölümüne göre tanrının neyidir? Oğlu. Doğru mu? Ama Nasturiler diyor ki, "Tanrının oğlu değil de tanrının vasıflarını taşıyan kişi." Ya direkt oğul demiyorlar. O yüzden Nasturilik bir adamın adından gelir zaten. İstanbul Patriği'nin adı o Patrik'ten o Patriye inananlara Nasturi denir. Nasturi günümüzde var mı? Var. Hala bugün de Mardin'de, Diyarbakır'da, Hakkari'de, Siirt'te, Şırnak'ta, özellikle Güneydoğu Anadolu bölgesinde, Ön Asya Mezopotamya'da hala Irak'ın bir kısmında ve İran'da Nasturiler var. Var da, e Nasturiler zamanında ta Abdülhamit zamanında kıpırdanmaya başlamışlardı. Onlar da o bölgelerde ayrı bir devlet kuralım diye Rusya'nın özellikle desteğini almışlar. Rusya bölgeden çekilince bizle başa kaldılar falan. Eee, Hakkari eski bölgesel anlamında çölemedik. Onlar için çok önemli. İsimsel olarak da Nasturi orada bir isyan etti. Eee, hatta İngiliz uçakları da yukarıdan sürekli havalanarak onlara destek de verdi. İngiltere'nin desteği olan bir isyandan bahsediyoruz. Ancak Nasturilik isyanını Cafer Tayyar Eğilmez, Diyarbakır'da bulunan 7. Kolordu ordusu bastırmıştır. Nasturilik isyanının lütfen tarihine dikkat edin. 7 Ağustos 1920. Niye tarihe dikkat ettireceğim? Bir yıl sonra Şeyh Sait çıkacak ama bir yıl önceki çıkan bu isyan. Bu isyan özellikle tam o esnada dış politikada anlatacağım. Musul meselesinin görüşüldüğü zamanlarda çıkması ve İngiltere tarafından desteklenmesi önemli. Zaten İngiltere masaya oturunca nereyi de isteyecek bizden? Musul istemiyor. Bakın Hakkari'yi de istiyor. Anladınız mı? Zaten İngilizleri ben size nasıl anlattım? Bir yere oturduğu zaman hiç alakası olmayan, hesapta olmayan şeyi isterler. Sen onu vermemeye çalışırken aslında diğerini almış olurlar. O yüzden Türkiye masaya oturdu mu? Sallıyorum. Mesele Halep. Mesele sallıyorum bunu da. Halep Türkiye nereye değiştirecek? Şam'ı. Ora Şam'la pazarlık yaparken Şam'ı veremeyiz. Olmaz. Bura bizim başkentimiz. Eski ismi Damaskus. Şudur budur. Tamam o zaman Halep lanet olsun. Tamam siz de kırmayalım ya. Anladınız mı bütün meseleyi? Türkiye diplomatik özelliği bu olmadığı sürece Türkiye kayar. O yüzden İngiliz diplomatlarının en büyük özellikleri olmayan bir şey masada kavgasını çıkartıp olana razı etmektir. Zıtmayı ölümü gösterip zıtmayı razı etmektir. Evet. Bütün mesele budur. Var. Bizde de öyle bir diplomatlar var. Bu arada onu da söyleyeyim. Acayip keton diplomatlar var Türkiye'de. Adam 6-7 dil biliyor her dilde. Tabii tabii. Önemli. Başla bakalım. Nasturiliğe inananlar kimler?

>> İstanbul patriği.

>> Evet.

>> Nasturilere inananlara verilen isimdir.

>> Nasturi tam yazımı söyle.

>> Nas.

>> Evet.

>> Rius.

>> Rius.

>> Evet.

>> İnananlara verilen isimdir. İnananlara verilen isimdir. Evet.

>> Aynı madde içeris.

>> Gerek yok. Devam et.

>> Bir de Ağustos 1924'te.

>> Hı hı.

>> İngilizlerin çıkışmasıyla.

>> Evet. İngilizlerin desteğiyle diyelim. Evet.

>> Hakkari bölgesinde bir isyan ayaklandı.

>> Hakkari'de ayaklandı. Hakkari'de ayaklandı. Evet.

>> Diğer.

>> Evet.

>> Musul sorununu fırsat bilerek.

>> Evet. Türkiye'de idaresinden çıkmaya yönelenlerin bu isyanı.

>> He.

>> 26 Eylül'de Türk ordusu.

>> Fırsat bilen Nasturilerin isyanını dur ben yazdırayım. Nasturilerin isyanını Cafer Tayyar Eğilmez, eski Edirne'de var ya Cafer Tayyar Paşa o yani Eğilmez Paşa önderliğinde isyan bastırmıştı. Bir kere daha söylüyorum. Tam hangi görüşmeler yapılıyor? İngiltere ile Musul yani diğer adıyla Türkiye-Irak sınırı problemi. İşte ben iki işliyorum ama aynı anda dışta da ne var? Birçok sorun var. Gelelim Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'na. Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi kuruldu ve kurucular arasında hepimizin bildiği gibi Refet Bele, Ali Fuat Cebesoy, Milli Mücadelenin önemli komutanlarından Kazım Karabekir hepsi var. Adnan Adıvar, herkes var. Demek ki herkes aynı çatı altında mı? Altta. Bütün olayı şeyini bozan tam olay bir cumhuriyetin ilan edilmesi ve Kazım Karabekir'e ve arkadaşlarına bu ilan kesinlikle verilmemesi haber. Bak hiç verilmedi. Ve cumhuriyetin ilanı çoğu insan kalelerinin atışından, top atışından anladı. Çünkü fısıltı geliyordu. O her kalede top atışı olunca 101 pare deriz ya. O yüzden insanlar Cumhuriyet döneminde neyi anlamışlardır? Yani cumhuriyeti ilan edildiğini o gün anladılar. Çünkü 24 Ekim'de, eee, Ali Fethi Okyar istifa etti ama ondan sonra bir daha hükümet kuramadı. Çünkü meclis hükümet sisteminde bakan seçemedi bir türlü. O yüzden, eee, hani Lozan'a kadar ve Lozan'da Rauf Orbay vardı ya, iyi dikkat dinleyin bunu. Hatırlayın, ilk meclis başkanımız ve ilk hükümet başkanı Mustafa Kemal'di. Sonra biliyorsunuz Feyzi Çakmak, Feyzi Çakmak oldu. Sonra Rauf Orbay oldu. Dikkat, Rauf Orbay'dan sonra son, yani 5. hükümet başkanı, icra vekilleri heyeti başkanı Ali Fethi Okyar'dı. Ben geçen videolarda ilk dördünü saymamın sebebi Rauf'a kadar saymam içindi. Yoksa beşincisi de var. Beşi kim? Ali Fethi Okyar. Ali Fethi Okyar neyi kuramamıştı? Eee, hükümeti kuramadı. Meclis hükümet sisteminden dolayı seçilemiyor bir türlü. Çünkü günümüzde bakanlar seçiliyor. Merve, gel bakalım. Bakanım, ne bakanım? Tarım Bakanı. Hadi başla. Bunu diyebilirim. Her istediğim kişiyi ne yapabilirim? Bakan yapabilirim. Ama günümüzde esen öyle miydi? Hayır. Meclisin içinden tek oylamayla seçiliyor. Bu çok zor bir olay. Evet. Başlarda kolaydı ama şimdi zor. Niye? Savaş zamanı varken kimse sorumluluk alıp bakan olmak istemiyordu. Barış zamanı ise herkes bakan olmak istiyor. Ne var ki bakan olmadan? Ben şimdi sağlıktan ne anlarım? Sağlık Bakanı olma şansın var mı? Kaldırıyorum, sağlık bakanı olma. Oğlum seninle ne alakası var? Sağlık Bakanı, Eğitim Bakanlığı genelde böyle Milli Eğitim Bakanlıkların eğitimle alakadar olmayan insanlar geçmesi bizde sanki bir gelenek. Vallahi diyorum, öğretmen Milli Eğitim Bakanlığı sıralamasına şöyle bir bakalım. Öğretmen kaç kişi? Öğretmen dışı kaç kişi? Sonra eğitim neyi düzelir? Ve düzelmez tabii. Düzelir mi? İnşallah düzelecek. Şimdi bütün meseleyi anlatayım. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ta Kazım Karabekir'in özellikle milli mücadelenin önemli komutanlarının üçüncü adamlıklara düşmesidir. Allah Allah. Nasıl oluyor hocam? Birincisi zaten Mustafa Kemal. İkincisi artık İsmet İnönü'dür. O yüzden devrimlere ve inkılaplara sahip çıkan İsmet İnönü olduktan sonra, cumhuriyet ilan edildikten sonra ilk kabinede biliyorsunuz İsmet İnönü'ye verildi. İlk kabine, yani ilk başbakan da İsmet İnönü oldu. E, meclis başkanına bakıyoruz, gene Mustafa Kemal'in yakın arkadaşı Ali Fethi Okyar. Burada özellikle dersek Kazım Karabekir'in eleştirileri olmaya başladı. Halbuki yaşanan birçok olayda da aslında baktığımız zaman, mesela örnek Nasturi ayaklanmasında, eee, veya ilerideki Şeyh Sait ayaklanmasında da mesela Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası mesela destek verecektir Cumhuriyet Halk Partisi'e. Niye? Muhalefet olacak. Şimdi muhalefet nasıl olacak? Bir parti iki türlü muhalefet olur. Bir meclis dışı, bir meclis dışı. Şimdi Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın bütün milletvekilleri Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri değil mi? Kazım Karabekir ne milletvekili? Cumhuriyet Halk Partisi mi? Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele, Adnan Adıvar. E, o zaman bunlar Cumhuriyet Halk Partisi'nin içinden ayrılan 27-28 kişi olacak. O yüzden baktığımız zaman arkadaşlar, Türkiye'nin de kurulmuş ilk muhalefet partisi Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası olacak. Terakki ileri demektir, perver semer demektir. Söyle bakayım bana. İleriyi seven. Bu kadar basit. Ben partinin ismini de bilin yani. İleriyi sever. Neyden yargılanıp kapatıldı? Gericilikler. E, bize zaten partinin adına bak. Ondan sonra oy verip vermeyeceğine karar. Her zaman böylerim parti adları yani olmak isteneni gösterir ama olmaz olması mıdır bu? Hayır. O yüzden çok ilginç şekilde partinin ismi ileriyi seven parti ama yargılanıp da kapattıktan sonraki irtica, yani gericilikten kapatılmıştır. O da ilginç bir durum. Şimdi burada Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nı işlerken şunu işleyeceğiz. Mustafa Kemal'e tabii fısıltılar gidiyor. İşte Cumhuriyet Halk Partisi içinde bir muhalefet grup var. Bunlar ayrılacak. Mustafa Kemal olayı karşılıyor. Sonra parti programı geliyor mesela. Parti programının içinde mantıken bir parti, bir partiye muhalefet olarak kurulmuşsa mantıken o partinin aynısını düşünürse niye muhalefet olsun? Örneğin sen İsmet İnönü'sün. Ben de Kazım Karabekir'im. Ben de Cumhuriyet Halk Partisi'sin. Ben de Terakkiperverciyim. TCF'liyim. Sen de CHP'lisin. Ben diyorum ki, ekonomide devletçilik düşünüyorum. L senle aynı. Efendim çift dereceli seçim sistemini savunuyorum. Atatürk'ün altı ilkesine de evet diyor. L oğlum o zaman demezler mi? Niye ayrıldın? Bizden aynı şeyi düşünüyorsak niye ayrıldın? Muhalefet ne demektir? Senin gibi düşünmeyen. Doğru mu? O zaman mantıken ne olacak? Cumhuriyet Halk Partisi ile Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası arasındaki farkları bilmeniz lazım. Fark çok basit. Bulan iki tane parti var. Biri neyi savunuyorsa, o da tam tersi savaşacak. Hadi beraber yapalım. Ekonomide Cumhuriyet Halk Partisi, yani Merve, neyi savunuyorsun sen? Devletçi. O zaman ben neyi savunacağım? Liberalizm. Devletçilik değil. Ne?

>> Evet.

Liberalizme. Yani ekonomik politikalara karışmama. Devlet adına karışmama. Bir kere sen neyi savunuyorsun? Çift dereceli. O zaman mantıken ben neyi savunurum? Tek dereceli. Sen Atatürk'ün kaç ilkesini savunuyorsun? Altı. Ama ben iki.

ilkeye mesafeliyim. Hangisine? Zaten devletçik ekonomik z o sorun değil. Laiklik ilkesine mesafeliyim. Artı partimde bir tane şey var. Dini inanış ve düşüncelerine saygılıyız. Şimdi bu ifade okunduğu zaman hiçbir şey ifade etmez. Her parti mantıken şöyle okuyalım mesela şu an herhangi bir parti günümüzdeki siyasal parti böyle bir ifade yazsa siz hiçbir şey ifade eder mi? E zaten mantıken her türlü dine ve itikata zaten saygı göstermen lazım dersin değil mi? Evet. İşte zaten Mustafa Kemal Atatürk ilk gelip sorduklarında Mustafa Kemal gayet doğal dedi. İsmet İnönü sordu. E gayet doğal dedi. Normalde o partinin o maddesi herhangi bir şey ifade ediyor muymuş o zamanlar? Değil. Ne zaman Şeyh Said isyanı çıkıyor? Ardından o partide onun anlamı artıya çıkıyor. Onlara göre tabii ki.

Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası eee çok kısa süreli partidir. 6,5 ay. Kendisinin döneminde ülke genelinde 13 ilde ara seçim yapılmıştır. Kendisi aday çıkarmamıştır ama işte aday olanlar destekledi. Örnek Bursa'daki sakallı Nurettin Paşa'yı destekledikleri gibi. Kendisinin döneminde ne çıkıyor mesela değerli arkadaşlarım? Şeyh Said isyanı çıkacak. Onu da söyleyelim ama destek vermiyor. Aksine Cumhuriyet Halk Partisi'ne eee destek vermişti bu konuda. Yani Takrir-i Sükûn Kanunu'nun çıkmasına destek vermişlerdi. Çok ilginç. Sonra isyana destek verdikleri gerekçesiyle kapatılacaktır. O da ilginç. Başka Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası zamanında. Eee, tabii bunları söyledikten sonra, Şeyh Said'i anlattıktan sonra bir daha değinmemiz lazım. Çünkü ondan sonraki iş değişiyor. Evet. Önce şu Terakkiperver'i bir yazalım. Sonra Şeyh Said ayaklanmasını bir anlatayım. Baş.

>> Türkiye Cumhuriyeti muhalefet partisi.

>> Evet. Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk muhalefet partisidir. İlk muhalefet partisidir. Devam.

>> Kurucusu.

>> Kurucusu. Evet.

>> Kazım Karabekir'dir.

>> Kazım Karabekir'dir. Evet.

>> Devam ediyorum. Adnan Adıvar. Refet Bele. Önemli kişiler var partide. Şunları yazalım. Adnan Adıvar. Halide Edip adı var. Evet. Refet Bele hepimizin bildiği.

>> Ali Fuat.

>> Ali Fuat Cebesoy. Fark ettiyseniz hepsi Mustafa Kemal'in silah arkadaşları.

>> Rauf Orbay.

>> Rauf Orbay azlığımın son Rauf Orbay çok ilginçtir. Bazı olaylardan sonra gidecek anlatacağım. Var mı bunlar da önemli kişiler. Devam edelim.

>> Ekonomide liberalizmi.

>> Ekonomide liberal ekonomi ya da diğer adıyla liberalizmi savunmuştur. Özgürlükçü ekonomi yani. Evet. Devletin ekonomiye müdahale etmemesini görünen. Tamam. Hürriyetçilik. Bunun adı neymiş? Hürriyetçilik. Diğeri ne? Devletçilik. Tamam. Evet. Devam edelim.

>> Aynı maddeye devam ediyorum.

>> Tek dereceli seçim sistemini savunmuşlardır.

>> Aynı maddeye mi devam edeyim? Tek dereceli seçim sistemini savunmuşlardır. Evet.

>> Hı hı. Her türlü itikade.

>> Her türlü dini inanış.

>> Göster.

>> İnanış ve itikade saygılı olacaklarını belirtmişlerdir. Saygılı olacaklarını belirtmişler. Bir kere daha söylüyorum. Bu olay Mustafa Kemal'e parti kurmayla alakalı. İlk olay gittiğinde gayet olumlu karşılamıştır. Onu da baştan söyleyeyim. Bu maddeyi de görünce akla kötü bir şey de gelmiş. Gayet doğal demişiz. Devam.

>> Laiklik ilkesinin kötüye kullanıldığı.

>> Laiklik ilkesini kötüye kullandığı gerekçesiyle kapatılmıştır. Kötüye kullandığı gerekçesiyle hangi olaydan sonra? Şeyh Said isyanından sonra kapatılmıştır. İsyanından sonra kapatılmıştır. Evet.

Geldik Şeyh Said ayaklanmasına. Türkiye'nin son zamanlarda en çok tartıştığı meselelerden bir tanesidir. Ben üç taraflı, dört taraflı okuduğum için hani bakıyoruz olaylar nedir, ne değildir. Şeyh Said değerli arkadaşlar bölgede bilinen ve o bölgenin aşiret yapılışından biri. Kendisi Kürttür. İki ve kendisi çok dindar bir adı üzerine şey. Hani biz Osmanlı'da diyorduk ya sizlere arkadaşlar başına Şeyh, Şah, Baba bu tür isyanlar gördüğünüz zaman dini karakterli isyanlardır. Eee tabii ki bugün baktığımız zaman özellikle Türkiye'de eee bir kısım dindar olması sebebiyle savunmaya devam etmekte. Bir kısım ise Kürt olduğu sebebiyle yani Şeyh Said'in aslında iki kısım arasında paylaştırılmış gibi gözüküyor mantık açısı. Mesela ben bugün Diyarbakır'a da gidiyorum. Şeyh Said'i çok ölümüne savunan insanlar var. E bu tarafa geliyorum. Şeyh Said'den nefret eden hatta sizler de görüyorsunuzdur ara ara haberlerde de çıkıyor. Hatta bazı satış yerlerinde de görüyorsunuz. Şeyh Said'in böyle idam sehpasına geçirilmiş atıyorum adam araç kokusu satıyor değil mi? Şimdi mesela Türkiye olarak bu olay çok ikiye ayrılmış mesele. Gerçekten ikiye ayrılmış mesele. Şimdi siz zannetmeyin ki Şeyh Said'i herkes vatansever sayıyor veya siz zannetmeyin ki Şeyh Said vatanını kurtarıyor. Öyle bir şey yok. İki tarafın tarih anlayışının değişkenliği ve bölgenin yapısından kaynaklanmaktadır arkadaşlar. Şeyh Said isyanı anlatmak kolay bir şey değildir. Devlet arşivinden bakarsan farklıdır. Halkın gözünden bakarsan farklıdır. Sahiplenme açısından farklıdır. Bu sorun çözülememiştir hala Türkiye'de tabii ki resmi tarih anlayışımızda tabii ki Şeyh Said isyanı Türkiye Cumhuriyeti'ne ve cumhuriyet rejimini değiştirmeye yönelik çıkan ilk isyan olarak anlatılır. Şimdi olay biraz da şundan kaynaklanıyor. Devletin özellikle aradığı bazı kişilerin Şeyh Said'in yanında olması, Şeyh Said'in bunları kurması veya Şeyh Said'in değerli arkadaşlarım bunları jandarmaya vermemesiyle aslında olayların başladığını görüyoruz. Eee Genç Dicle ilçesi yani günümüzdeki Dicle Diyarbakır Dicle ilçesinin Piran köyünde olaylar başlıyor. Tabii ki bu Bingöl'e, Genç'e yayılıyor. Öbür tarafa gidiyorsun Darahini'ye bu tarafa gidiyorsun hatta Şeyh Said'le beraber Diyarbakır'a saldırıyor. Ancak Diyarbakır'ı ele geçiremiyor. Zaten eee sorgusunda soruyorlar. Hani Diyarbakır'ı ele geçirseydin ne yapacaktın? Ben orada duracaktım. Çünkü ben medreselerin açılmasını, halifeliğin geri getirilmesini istiyorum. Bu tarafa bakarsan dini. E buna destek verenlere bakıyorum. Kürt Teali Cemiyeti'nden Abdülkadirler, öbür taraftan bir kısım İngiltere'den mektuplaşmalar, oradan istenen bombalar veya silahlar. Bu tarafa bakıyorsun Kürtçülük veya Kürt devleti kurma. Şimdi iki tarafa baktığımız zaman da eee Şeyh Said isyanı bana göre sadece bir dini isyan değil. Bir Kürt isyanı da değildir. İkisinin tam eee karışımıdır. Evet. Çünkü başlangıç açısından başladığı zaman farklıdır. Evrilmesi farklı olmuştur. Eee tutanaklarda ben hepsini okuyorum. Şeyh Said'in tutanaklarını, öbür tarafın tutanaklarını, savcının yönelttiği suçlamaları cevaplarını okuyorum. Mesela asılma hadiseleri olduktan sonra özellikle Doğu Mahkemeleri de kurulacak. Doğu İstiklal Mahkemeleri ve Ankara'da iki tane mahkeme kurulacak. Mesela eee şeydeyken asılırken adam "Yaşasın Kürdistan" diye bağıracak mesela. E orada bulunan halk bunlar biliyorsunuz şeyhin önünde yapılıyor. Mesela millet orada "Yaşasın Cumhuriyet" diye bağıracak mesela. Ya baktığımız zaman çok isyanı anlatması Türkiye'nin şöyle düşündüğün zaman kolay değildir. Bak bunu söyleyeyim. Ama sonuçta her ne olursa olsun cumhuriyet rejimini değiştirmeye yönelik çıkan ilk isyandır. Hem sorularda böyle gelmişti yıllarca. Peki ne zaman gelmiş Şeyh Said isyanıyla alakalı soru? 6-7 yıl olmuş. 6-7 yıldan beri adam akıllı bir yerde soru olarak geliyor mu? Gelmiyor değerli arkadaşlar. Bunun sebepleri nedir? Yazılan bu profesörümüzün de veya doçent doktorumuzun da meselenin gitgide çok ince bir yapıya bürünmesinden kaynaklanmaktadır. Yoksa biz Şeyh Said isyanını mevcut şartlarda anlatan tüm öğretmenler burada yazar geçer atar ama öyle değil, öyle olmadığı ile ilgili bir kısmın iddiası var. Tabii ki diğer devlet gözüyle bakarsan hayır kardeşim, bunların amaçları Kürdistan kurmaktı. Bunların amaçları halifeliği geri getirmekti. Hem bölgesel toprak isteği hem de bu ikisinin birleşmesi zaten cumhuriyet rejimini değiştirmektir. Bütün mesele 3 Mart 1924'te çıkarılan Tevhid-i Tedrisat, Şer'iye ve Evkaf Vekaleti'nin kaldırılması, Erkan-ı Harbiye Vekaleti'nin kaldırılması ve nedir değerli arkadaşlar? Sizler de biliyorsunuz ki halifeliğin kaldırılması. O yüzden Şeyh Said isyanına birden fazla gözle bakmanız lazım. Yani bakış açınızı 50 yerden değiştirmeniz lazım. O konu baştan söyleyeyim. Bu arada mesela isyan Bitlis'e yayıldığı zaman Kazım Paşa var orada. Karabekir'de mesela isyanın bastırılacağını düşünüyor. Başta da bu arada Ali Fethi Okyar hükümeti var. Ali Fethi Okyar isyanı bastıramamıştır veya bastırmamıştır. Bak ikisinin arasında ne kadar dağlar kadar fark olduğunu anlayın. Yani hatta bazı kaynaklara göre ben kendi vatandaşımın kanını dökmem diyerek istifa ediyor. Ali Fethi Okyar istifa ettikten sonra İsmet İnönü gelecek biliyorsunuz başa. Demek ki Şeyh Said isyanı bir hükümet değişikliğine sebep olmuş. Ali Fethi Okyar gitmiş. Yerine kim gelmiş? İsmet İnönü. Peki İsmet İnönü çıkıyor. Bu isyanın bastırılması amacıyla bir kanuna ihtiyacı olduğu söyleniyor. Bizim hepimizin Milli Hiyanet-i Vataniye Kanunu yok mu? O kanunun 1. maddesi değiştiriliyor. Dini inanç ve itikatlardan dolayı da devlete şey isyan eden o da İstiklal Mahkemeleri'ne yargılanmasına karar veriyor. Dikkat ve verilecek İstiklal Mahkemesi kararlarının Türkiye Büyük Millet Meclisi'e özellikle idam kararının mahkeme kendi karar veriyor. Ne demek istiyorum? TBMM'nin onayından geçmemiştir. O yüzden Şeyh Said ayaklanması da yargılama açısından da çok ilginçtir. Niye? Şeyh Said ayaklanması bayağı bir geniş bölgeye yayıldıktan sonra Takrir-i Sükûn Kanunu çıkartılıyor. Bölgeye asker sevkiyatı yapılıyor ve Muş Varto'da Abdurrahman Paşa Köprüsü'nde Şeyh Said'in yanındaki binbaşı Kasım'ın biraz da orada şeyi yakalatma durumu var. Şeyh Said'i yakalatma durumu var. Zaten kendisi sağ olsun İstiklal Mahkemeleri beraat edecek. Orada Şeyh Said'i yakalattırıyor. Tabii Şeyh Said ve adamlarıyla beraber özellikle mahkemeleri iki taraflı sürüyor. Biri yeni kurulan Ankara'daki İstiklal Mahkemeleri, diğeri Diyarbakır'da kurulan mahkemeler. İkisinde de beraat edenler de oluyor. Kürek cezasına çarptırılanlar da oluyor. 5 yıl hapis cezası alan, 10 yıl hapis cezası alan ama idam edilenler de oluyor. Şimdi bunlara baktığımız zaman ne oluyor? Şeyh Said isyanında mesela 5 yıl alan bir adamı söyleyeyim. Urfa mutasarrıfı yani kaymakamı Ferit Beydir. Mesela Ferit Bey ama nedir? Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası üyesidir. Anlaşıldı mı? Oradan da sekiyor. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kapatılıyor. Niye isyana destek verdi gerekçesiyle. Halbuki isyanı bırakın destek vermesini bana göre Takrir-i Sükûn Kanunu çıkarılmaz da direkt Kazım Karabekir Paşa komple evet vermişlerdir. Yani baktığın zaman hani şimdi baktığımız zaman nereden artık baktığınıza bağlı olan değişen bir değişken bir isyan. Şu yanlış anlaşılmasın dedim. Bu bir isyandır. Net. Sadece günümüzde iki taraflı sahiplenme vardır. Onu anlatıyorum. Yani bir tarafta Kürt kardeşlerimizden bazıları Şeyh Said'i atası gibi kabul eder. Çok sever. İsyan etmedi. Hocam bu kadar baskı anca böyle olur diyorlar. Bir taraftan ise hani İslamcı kesim diye nitelendirilen kardeşim bu adam Şeyh'ti değil mi? Nakşibendi Şeyhi siz gittiniz bu adamı astınız diyerek ya çok ilginç bir yere evrildi isyanın bugünkü anlatış bakış açısı. Bir tarafta ne işte ağaç kokusu yapıyor işte. Anlatabildim mi? Yani kokusu yapıyor idam sehpasına geçirip orada sallandırıyor falan filan. Ya da capslerde görüyoruz. Şimdi hangisi doğru? Devlet gözünden bakarsan farklı. İslamcıların gözünden farklı. Dini itikadı olanlardan farklı. Kürtlerin gözünden bakarken farklı. Şimdi ben Diyarbakır'a gidiyorum. Bölgeyi geziyorum. Bölgede gir bakalım. Dükkanların üzerine Şeyh Said resmi. O tarafa gidiyorsun Şeyh Said. Bu tarafa gidiyorsun Şeyh Said. E sorsan kardeşim o bizim atamızdır. O diyor cumhuriyet döneminde diyor verilmeyen haklara veya halifeliğe karşı isyan etmiyor. Ama işte burada ne var değerli arkadaşlar? Bir resmi tarih görüşü var. İki değerli arkadaşlar burada araştırmayı biz öğrenciye bırakınız. Bak benim bütün derdim ne fark ettiyseniz kardeşim benim dinlediğimi de doğru kabul etmeyin. Gidin kendiniz araştırın. Özellikle Dersim isyanı, Şeyh Said isyanı çok isyan var. Mutki isyanı, Varto isyanı, Raço, bir ton isyan var. O kadar çok isyan var ki 23-33 arasında Ağrı isyanı var. Mesela Büyük Ağrı İsyanı. Bunları herkes bakabilir. Yani bunlar hiçbir zaman gizli kapaklı değil. Ama devletin kendi tarih anlayışında yer almamıştır. Şeyh Said'den başka isyan işleniyor mu tarihte? O yüzden tarih yanlış değil eksik anlatılıyor. Her zaman ne dedim ben size? Eksik bir anlatım var. Evet. Şeyh Said ayaklanmasının sonucunda iki tane İstiklal Mahkemesi'nin vermiş olduğu idam kararları Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin onayına sunulmadan yapılmıştır. Bu bir. İki ve bu olaylar sonucunda da Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'na isyana destek vermek ve laiklik ilkesini kötüye kullandığı gerekçesiyle Bakanlar Kurulu kararıyla kapatılmıştır. Bunları da söyleyelim o zaman. Şeyh Said'le beraber bir daha bakalım. 1. Cumhuriyet rejimini değiştirmeye yönelik çıkan ilk isyandır. 2. Şeyh Said isyanının başlangıcında Ali Fethi Okyar hükümet başkanıdır. Yani başbakandır. Ama değişmiştir. Ne olmuştur? İsmet İnönü. O zaman aşağıda verilen hangi gelişme ülkede bir hükümet değişikliğine sebep olmuş? Cevap ne? Şeyh Said isyanı. 3. Çıkarılan kanunu bilmek zorundasın. Takrir-i Sükûn ne demek? Sükuneti sağlama, huzuru sağlama. Normalde 2 yılına çıkarıldı. 25-27 ama daha sonra uzatıldı 29'a. Hah. Şimdi geldik mevzuya. Türkiye'de 1925'ten 1929'a kadar geçen döneme Takrir-i Sükûn dönemi denir. Ne demek hocam bu? Evet. Sükunet sağlama dönemi. Yani olağanüstü hal dönemidir ki birçok ilde sıkıyönetim ilan edecek. Diyarbakır'da, Bingöl'de, Siverek'te, Urfa'nın bazı kazalarında, Bingöl, Şey, Bitlis'te her yerde ne ilan ediliyor? Bir aylığına sıkıyönetim ilan edilmiştir. Bu sıkıyönetim 25'ten 27'ye, 27'den sonra devam edecek. 29'a kadar Takrir-i Sükûn dönemi. Bu dönemin en önemli olaylarından bir tanesi de Şeyh Said isyanı ve sonucundaki Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kapatılma olayıdır. Değerli arkadaşlar isyanı destek verdi. Gerekçe. Hadi başlayalım. Genç ilçesi Bingöl genç değil. Bugünkü Diyarbakır Dicle'ye bağlı Piran köyü. Evet başlayalım. Cumhuriyet rejimaya çıkan mı?

>> Cumhuriyet rejimini yıkmaya yönelik çıkan ilk isyandır.

>> Evet devam.

>> Diğer maddemiz. Hı hı.

>> İsyan Şeyh Said önderliğinde başlamıştır.

>> İsyan bugünkü adı Dicle olan ilçenin Piran köyünde başlamıştır. Piran köyünde başlamış. Bir düğünde başladı diyorlar ağırlık. İşte düğünden sonra teslim etme muhabbeti var. Etmeme muhabbeti. Çok karışık. Evet devam.

>> Diğer İngiltere Türkiye'de.

>> Gene hangi mesele var?

>> Evet. Türkiye. Evet.

>> Türkiye Musul arasına tampon bir devlet kurdurarak.

>> Musul arasına tampon bir devlet kurdurarak kastedilen Kürdistan. Evet.

>> Türkiye'nin Musul'a ulaşmasını engellemeye çalış.

>> Türkiye'nin Musul'a ulaşmasını engellenmek istenmiştir. Musul'a ulaşmasını engellenmek istenmiştir. Özellikle Kürt Teali Cemiyeti'nin başkanı Abdülkadir. O inanılmaz bir adam onu söyleyeyim baştan. Çok kişi var aslında bu isyan sonucunda yakalanıp idam ediyorlar. Evet sonuçlarına başlayalım. İsyan mı? Ali Fethi Okyar istifa edip.

>> Ali Fethi Okyar istifa edip.

>> Yerine İsmet İnönü hükümeti kurulmuştur.

>> İsmet İnönü hükümeti ne olmuştur? Kuruldu. Devam.

>> İsyan bastırılmış ve.

>> İsyan bastırılmış ve evet.

>> Bölgeden kaldırmak amacıyla Takrir-i Sükûn kanunu çıkarılmıştır.

>> Ve Takrir-i Sükûn kanunu çıkarıldı. Zaten işaretleme kısmında göreceksiniz. Çok önemli bir kanundur bu. Kanunu çıkarıldı. Tek maddelik bir kanundur biliyor musun? Bir madde eklenmiştir. Her şeye cumhurbaşkanı onayıyla neredeyse İstiklal Mahkemeleri'nin karar vermesi veya hükümetin karar vermesi gibi. Yani bu ne demek? Sen din adına isyan ettin. Gel içeri. O yüzden çok karşı çıkacaklar. Şeyh Said'e destek veren Terakkiperver daha sonra karşı çıkacak. Evet.

>> Diğerim Ankara ve Diyarbakır'da İstiklal Mahkemeleri kurulmuştur.

>> Ankara ve Diyarbakır'da İstiklal Mahkemeleri kurulmuştur. İstiklal Mahkemeleri kurulmuştur. Evet.

>> Destek veren TCF.

>> İsyanı isyana destek veren TCF ne demek? Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası. Kapatılmıştır. Son maddeyi söyle bakalım.

>> Türkiye bu iç meseleye yoğunlaştığından dolayı.

>> Türkiye bu iç meseleye yoğunlaştığından dolayı kaybetmiştir.

>> Yoğunlaştığından dolayı ne olmuştur? Merve.

>> Sorunda etkinliğini kaybet.

>> Musul sorununda etkinliğini kaybetmiştir. Etkinliğini kaybetmiştir. Anlaşıldı mı? Yani Şeyh Said'den soru gelme ihtimali çok eskiden yüksekti ama son gelişmeler ışığında iyice gitgide azaldı. Sonra 6-7 seneden beri ben herhangi bir yerde çok görmem. Bir tane geldi şöyle geldi. Türkiye Irak sınırı problemlerini yaşarken d de ülkede yaşanan iç geliş politika nedir diye sordular. Şeyh Said ayaklanması. En son gelen sınav sorusu da bu oldu. Evet ilk iki sütünü işledik. 5 dakika ara var. Ramazan'la devam. Ne yapıyoruz? Çekiyoruz. Evet 5 dakika bitti. Ara zaman çok hızlı biliyor musun? Zaten hiç durdurmadan izleyen o kadar çok kişi var. Ondan sonra diyor ki videonun süresi çok uzun. Oğlum durdursana da ben durdur dediğim zaman hocam diyor 5 dakika bir durdurdum diyor. Tam 3 buçuk saat sonra gelmişim ya. Öğrenciler tekrardan konsantre olmaz aslında ne kadar zor. O yüzden bazı öğrenciler hiç durdurmadan devam ediyor ve izliyor. Gelelim İzmir suikastine. Şimdi bilmediğiniz iki şey anlatayım hemen. Yani belki de duydunuz daha ama devlet resmi devlet kitaplarında yazmadım. Mustafa Kemal aslında ilk suikast girişimi 24'tedir biliyor musunuz? Eee 1924'te de bir yargılama yapılıyor aslında ama bunun bir asılsız ihbar olduğu muhabbeti var. Suikast iddiası. Buradaki suikast yapıl. Evet. Bir iddia yani böyle bir şey yapılacak Paşam deyip hemen bir o esnada galeyana gelip Ankara'daki bazı milletvekilleri şunlar bunlar tutuklanıyor gazeteciler ama öyle bir şey olmuyor. Burada bir olay var ama İzmir'deki direkt suikast. Şimdi Gürcü Yusuf'lar, Çopur İlyas'lar, çok az kişi Ziya Hurşit normalde benim milletvekili kendisi Türkiye Büyük Millet Meclisi hatta daha doğrusu düzenli ordunun birinci İnönü, ikinci İnönü gibi Sakarya gibi savaşlarına gönüllü katılan bir milletvekili. Öyle söyleyeyim. Ama ne zaman saltanat kaldırıldı? Ne zaman 3 Mart 1924'te o devrim yasaları kabul edildi? Ondan sonra zaten muhalefet gitgide arttı. Şimdi İzmir suikastı iki taraflı anlatacağım. İki taraf derken iki farklı olaya sebep olacak. Hatta iki farklı da değil, üç farklı. Öyle anlatacağım. Birazdan anlayacaksınız. İzmir. Şimdi İzmir'i bilenler için şöyle anlatsam daha iyi. Mustafa Kemal Balıkesir'e yurt dışı gezisinde yurt içi gezisinde Balıkesir'den nereye geçecek? İzmir'e. Bunu biliyorlar. Bunun için de değerli arkadaşlarım o saydığım kişiler kendilerini suikasten sonra da Sakız Adası'na kaçırmayı planladıkları motorcu Şevki ile anlaşıyorlar. Şevki suikastçıların arasında değil. Bu onu oraya götürecek ya. Lan bir bakıyor bir tane milletvekili, bir bakıyor diğer Manisa milletvekili bakıyor. Biraz gariplerine gidiyor yani. Biraz da bir de motorcu Şevki kıllanıyor. Çünkü Mustafa Kemal'in İzmir'e geleceği haberi verilmiş. Ulan diyor acaba bunlar bir şey mi yapacak falan. İşte motorcu Şevki bir bakıyor ki iki tane milletvekili sonradan ayrılıp gidiyor. Biraz kuşkulanıyor yani adam. Sonra İzmir Valisi Kazım Bey'e durum iletiliyor. Kazım Bey de bu kişilerin yani bu milletvekillerinin şunların bunların biraz ona güveniyorlar. Milletvekilleri milletvekili olmalarına özellikle Ziya Hurşit'ler falan. Gaffarzade Oteli var. Bu otele baskın düzenleniyor ve yapılan baskın sonucunda silahlar, el bombaları her şeyle ele geçiriliyor. Ve Ziya Hurşit zaten sorgusunda suikast yapmasını söylüyor. Ağızdan açıktan söylüyor. Ya günümüzde bile bu olayı çok saptıranlar var. Yani yok bilerek yapıldı da Mustafa Kemal kendine bilerek suikast yaptırttı da bu işte tekrardan güven tazelemek için değil arkadaşlar. Öyle değil. Ziya gerçekten yapmak istedi. Hatta ben size şöyle anlatayım. Olay duyulduktan sonra bir başka otele naklediliyor. Otelin ismini verip de reklam yapmaya zaten kapanmıştı da. Şimdi ondan sonra otele Mustafa Kemal geliyor. Bakın Mustafa Kemal İzmir'e geliyor arkadaşlar ve yakalananlarla görüşüyor. Tek tek soruyor diyor ya ben sana ne yaptım da sen beni ortadan kaldırmak istedin. Tamam. Sonra diğerine soruyor. Sen beni gördüğünde diyor ne yapacaktın? Diyor. Vallahi Paşam ben senin herhalde o bombayı atamazdım. Çünkü Gaffarzade Oteli'nin 3. ve 6. katları arası tutulmuş. Karşıdan büyük bir ihtimal keskin nişancı tüfeğiyle vurulacak ki Çopur İlyas ve Yusuf bayağı bir silah kullanan iki tane adam. Büyük ihtimal Mustafa Kemal'i üstü açık bir arabada vuracaklar. Yani bu klasik Saraybosna Veliahtı'nın vurulması gibi ya da Lincoln suikasti gibi yani hani vardır ya bazı suikastler işte onlar gibi olacak. Lincoln dediğime bakma başlı. Neydi o adamın ismi? Açık Regan diyeceğim. O da değil. Amerikan başkanı. Neyse konumuz alakası yok. Biz kendi başkanımıza bakalım. Mustafa Kemal onlarla görüşüyor. Görüştükten sonra Kennedy Kennedy. Görüştükten sonra şey yapıyor yani onlara tek tek soruyor. Artık diyor ben karışmıyorum diyor. Kim bakıyor bu olaya? İzmir İstiklal Mahkemeleri. Hatta Mustafa Kemal İzmir İstiklal Mahkemeleri'nin kararına karışmaması için de kararın açıklanacağı gün İzmir'den Ankara'ya dönüyor. Çünkü oradaki çoğu kişi affedilmek için Mustafa Kemal'e başvurmuştur. Mustafa Kemal ben şahsi olarak zerre tutmam. Zerre tutmam ama sizin yaptığınız benim bedenime yönelik değil. Cumhuriyet rejimine yönelik diyor. Çünkü Mustafa Kemal'in o ünlü sözünü bilmeyen aramızda yoktu. Söyle bakalım Merve.

>> Benim naçiz.

>> Benim naçiz vücudum yani değersiz vücudum. Bir gün toprak olacaktır ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır. Bu lafı nerede söyledi Mustafa Kemal? İzmir suikastı üzerine söylemiştir. Çok ilginçtir. Dört kısma ayrılmıştır İzmir suikastı. Çünkü aralarında olayı duyup da bak olayı daha evvelden Ankara'da normalde Ankara'da öldürülecekti Mustafa Kemal. Kafada plan buydu. Lasında öldürülecekti. Hatta bazıları bahçeye getirip bahçede öldürecekti. El bombası atan diye TBMM'yi bombalama hepsi var arkadaşlar. Bunların hiçbiri Ankara'da olmayınca seçilen güzergah İzmir oldu. Bu bir. İki olaydan haberdar olup da ya olayı çok yani arkadaşlar dillendirmeyelim böyle şeyler kulağımıza hoş değil bak deyip olayı duyduğu halde söylemeyen Rauf Orbay'dır. Bak bir daha söyleyeyim. Olayı duyduğu halde önemsememiştir. Yani böyle bir şey olmasına ihtimali yok diyerek önemsememiştir. Mesela günümüzdeki herhangi bir devlet başkanı, herhangi bir siyasi partiye en ufacık ihbar bile çok büyük değerlendirilir arkadaşlar. Bunu hiçbir zaman unutmayın. En ufacık ihbar bile doğru mu? Çünkü ne olana kadar adamlar açılışa gidiyor, kapanışa gidiyor, ona gidiyor, buna gidiyor, her şeye gidiyor. Sonuçta her farklı yerde her farklı insanlar var. O yüzden dört gruba ayrılıyor. Bir, doğrudan suikastı düzenleyiciler hepsi idam edilmiştir. İki, dolaylı yoldan işte Rauf Orbay gibi atlanalım mesela 10 yıl boyunca ki Rauf Orbay hakkında da mahkeme karar verdi ama Rauf Orbay yurt dışından gelmedi bilerek. Ne zaman geldi biliyor musun? Ta 1933'lerde falan anca geldi. Yani neredeyse 9-10 yıl kaldı yurt dışında. Ondan sonra affedildi. Affedildikten sonra geldi Bakanlar Kurulu kararıyla. Bir de bu olaya karışan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası. Aslında karışan demeyeyim de bu olayda bazıları Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın da işin içinde olduğunu düşünerek İstiklal Mahkemeleri Kazım Karabekir, Adnan Adıvar, Halide Edip adı var, Refet Bele, Ali Fuat Cebesoy, Cafer Tayyar Eğilmez. O gördüğünüz o vardı ya adamların hepsi hepsi İstiklal Mahkemeleri'nde İzmir'de yargılanmışlardır. Tabii burada İstiklal Mahkemeleri çok kesin kararları olan mahkemeler olduğu için arkadaşlar etkilemek de mümkün değil. Hatta İsmet İnönü'nün bu olaya karışma meselesi var. Yani Kazım Karabekir nasıl böyle bir şey istese 50 kere yapardı? Yapmayan bir adamı nasıl suçlayıp da Ankara'dan getiriyorsunuz dedi. İstiklal Mahkemeleri İsmet İnönü hakkında yakalama kararı verdi. Olaya müdahil olup mahkemeyi etkilediği için düşünün yani olayı. Normalde ikincisi serbest bırakın Kazım Karabekir sonra bir daha. E sen şimdi Kazım Karabekir olsan bir daha siyaset yapar mısın? Sütle ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer. E bir daha da ne yaptı? Zaten girmedi. Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele'ler çekildi. Siyaset sahnesinden çekildi. Ha daha sonra Refet Bele Atatürk'le barıştı falan ama çok geç oldu bazı şeyler Türkiye için. E devrimlerin nihai noktası oluşturulana kadar iki türlü tasfiye yapılmıştır. Biri bu Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası Şeyh Said isyanı sebebiyle kapatıldı. Böylelikle demokratikleşme önünde ilk parti gitti. İki şeye ne derler? İzmir suikastinden sonra TCF'nin üyeleri yargılanıp siyaset sahnesinden çektirildi. Evet. Belki adam ceza almadı ama tekrardan o fikri ve düşüncelerini söyleyecek gücü ve kudreti kendine bulup bir daha parti kurmadı. Mesela İstiklal Mahkemesi'nin en ünlü sorusu Kazım Karabekir'e "Sen niye parti kurdun?" dedi. L böyle bir soru olamıyor. Bunun suikastle ne alakası var? O da ne yapacak dedi. Demokrasinin gereği bu değil mi? Parti kurmak dedi. Yani Kazım Karabekir mesela sonunda savunma yap dediler. Kazım Karabekir savunma yapmadı. Savunma yapmadı. Refet Bele de var. Dedi ki ben savunma falan yapmıyorum çünkü bizim hiçbir işimizle alakamız yok. Lan ben Kazım Karabekir olarak Mustafa Kemal'i Erzurum Kongresi'ne gelmeden sivil ve asker biliyorsunuz sivil oldu. Askerlik meclisinden istifa etti. Lan tutuklasa orada tutuklardı. Cumhuriyet Halk Partisi'nin içinde beraber milletvekilleri de her gün görüşüyorlardı. Öldürse o gün öldürürdü. Doğru mu? Neler var neler. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası olayları gerçekten çok ilginçtir. Ve en sona bu İzmir suikastından sonra komple tasfiye edilmişlerdi. Ondan sonra kim Allah'ını seversen bir daha parti kuracak da CHP'nin karşısına geçecek? Olmamıştı. Ha daha sonra Mustafa Kemal bazılarıyla barıştı, bazılarıyla kırgınlıklar devam etti. Onlar oldu olmadı değil. Mesela Kazım Karabekir bu olaydan sonra beraat etti. Ama nasıl beraat? Ev hapsi gibi beraat. Evden dışarı çıkıyorsun. Atıyorsun bir camiye cuma namazına gideceksin. Hop iki tane sivil kesin yanında yani gidiyor. Nereye gidiyor? Her gün rapor böyle hayat olur. Yani Kazım Karabekir gibi, Adnan Adıvar gibi, Ali Fuat Cebesoy gibi milli mücadelenin çok önemli komutanlarına layık görülmeyen muameleler olmuştur bu İzmir suikast davası. Dördüncü çok ilginç. Bir de bunu yapanlar içinde eski İttihatçılar da var. Özellikle Cavit Bey tayfaları falan var. Onlar da mesela İttihatçı oldukları için yargılanmışlar. Yani İzmir suikastı sadece suikast gözüyle bakmayın. İki grubun tasfiyesi. Biri eski İttihatçıların tamamen tasfiyesi. İki TCF'lilerin yani Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın tasfiyesi. Ondan sonra 1930'a kadar zaten herhangi bir siyasi parti kurulmayacak. Olay İzmir suikastı budur değerli arkadaşlar. Anlaşıldı mı? Yani burada en önemli ha bu arada çok ilginçtir. Suikastı yapanlar içinde ve İzmir suikast davası İzmir İstiklal Mahkemeleri'nde yargılananlar Gaffarzade Oteli'nin hemen yanına kurulan dar ağacına ilan ediliyor. Hani Gaffarzade Oteli'nde vuracaklardı ya Mustafa Kemal Paşa orada hemen orada idam ediliyor. Halkın gözünün önünde bilerek yapılıyor ve böylelikle bu dava da bu şekilde bitmiştir arkadaşlar. Dikkat. Ancak İstiklal Mahkemeleri'nin bir kere daha sonra idam kararını TBM onayına sunmadan yapması hiç kimse tarafından hoş karşılanmıyor. Bu bir. İnsanlar biliyorsunuz kısa yargılamalarda yıllar sonra susuz kalan çok insan görüyorsunuz. İşte yazıları Amerika'da 32 sene sonra değil mi? Hep haberler işte suçsuz olduğu ortaya çıktı. E şimdi adam gitmiş 33 yıl. Doğru mu? E hadi neyi vereceksin? Hangi hayat ona bir daha genç? Ne kadar para verirsen ver. Ne kadar tazminat verirsen ver. Adam 25'te koymuş. Girmiş içeri 33'te. E 25-33 daha koy. Ne yapar? 58-68 yaşlarında tekrar dışarı çıksa ne olur? Gençlik gitmiş. Gençlik bir daha bir saniye de bir gün iki gün demektir. Doğru mu? E şimdi böyle olunca o yüzden hızlı karar alınmasının önüne geçiyor. Özellikle idam kararlarında. Çünkü idam kararlarının geri dönüşü hiç yok. Hiç hiç o oldu bitti bitti. Tamam. İzmir suikast durumu budur. Türkiye'nin bunalımlı yıllarıdır. Özellikle 23-27 arası bir taraftan inkılaplar yaparken, bir taraftan inkılaplara karşı çıkanlar olacak. Bir taraftan inkılaplar halk denizine yerleştirmeye çalışırken bir taraftan da tasfiyeler başlayacaktır. Bütün mesele budur. Benim en çok üzüldüğüm olay Kazım Karabekir gibi bir adamın Mustafa Kemal'e bu siyasi meseleler yüzünden bozuşmasıdır. Mustafa Kemal'in orada İsmet İnönü tercihi ve diğerlerinde mesela Ali Fuat ve Refet Bey'e yıllar sonra Atatürk ne diyecek? Sen niye benden ayrıldın? Niye gittin falan? E o ne diyecek? Kıskanlık diyecek. Neyi? İsmet İnönü. İkinci adam. Çünkü Mustafa Kemal Kazım Karabekir ile ilgili notlarında hep notlar almıştır. Mesela İsmet İnönü'ye. Çok zeki, çok dirayetli, çok şu şu şu şu yazar. Kazım Karabekir'in orta, vasat, düşüncelerinde vasat tabii ama iyi bir asker, iyi bir tümen komutanı, iyi bir kolordu komutanı olabilir. Bak askerlikten öte görmüyor şeyi. Kazım Karabekir ama İsmet İnönü öyle değil. İşte çağdaş sözünün eri yapar. Diplomatik başarısı var. O yüzden bu da aynı Lozan gitti. Yani verilen vatani görevin her türlüsünü ifa eder diyor. E bu ne demek? Mudanya, Lozan bunların göstergesi olarak kabul ediyor. Anlaşıldı mı? Aslında kıskanılan Atatürk'le yol yarayan insanlara baktığımız zaman başında olan, sonra ortasına giren ama ortasına girenlerin daha çok Cumhuriyet döneminde ne olduğunu görüyorsunuz. Daha üst kademelere geldiğini. Mesela cumhuriyeti ilan ederken Kazım Karabekir'e haber bile verilmemiştir. Kazım Karabekir en çok buna içerliyor. Mesela hayatım kitabı var. Dünya savaşı cepheler var. Çocuk davamız var. Ben Kazım Karabekir'in neredeyse bütün kitaplarını okudum. Ama burada Kazım Karabekir'in haklı nümayişleri de vardır. Çünkü burada kadroya gelene kadar ki doğuda kalması sebebiyle de belki de belki de milletvekili olduğu halde görevini bırakamıyor. Daha sonra biliyorsunuz ki o ikiye ayrılacak. Milletvekili olan asker asker olan milletvekili olamayacak. O neyi tercih edecek peki? Siyaseten devam etmeyi tercih ediyor. Yoksa kendisi korgeneral istifa etmeyip devam edebilir miydi? Ederdi. Orgeneral olurdu. Belki de ülkenin ileriki zamanda Fevzi Çakmak'tan sonra Orgeneral rütbesiyle büyük ihtimal Genelkurmay Başkanı Kazım Karabekir olacaktı. Bu hayatın cilveleri. Ama o ne yaptı? Siyasi tercih etti. Cumhuriyet Halk Partisi'nin karşısına geçti. Olaylar bundan ibaret. Bu İzmir suikastı. Hadi bir yazalım. Başlayalım.

>> Eski İttihatçılar tarafından düzenlenmek istenmiş.

>> Eski İttihatçılar tarafından düzenlenmek istenmiştir.

>> Evet.

>> Şevki sayesinde.

>> Bunlar özellikle Karakol diye bir grup vardı ya hatırlarsan Karakol o İstanbul Anadolu Kavas var. Kara onlar mesela onlar çok büyük İttihatçı'dır. Mesela 9 um 9 ilke yayınlıyorlar falan. Onlar o Karakol grubunun üyeleri, Kara Vasıflar falan. Onlar çok kara Kemal. Hatta bir tanesi yakalanmak üzereyken intihar etti kendisi. Baktı ki İstiklal Mahkemeleri yargılayıp öldürecek karalardan biri. Şimdi aklıma gelmiyor. Eyya Vasıf ya da Kemal belli tabancası intihar etmiştir. Çünkü gitse idam edilecek zaten. Kendi önünü vurmuştur. İntihar etmiştir. Çünkü yakalansa yargılanacak. Devam.

>> Giritli Şevki sayesinde.

>> Giritli Şevki sayesinde. Evet.

>> Suikastçiler yakalanmıştır.

>> Suikastçiler yakalanmıştır. Evet. Devam.

>> Son kez İstiklal Mahkemeleri görev.

>> En çok olay bu. Bunu bilmeniz lazım. Son kez İstiklal Mahkemeleri bu davada görev yapmıştır. Bundan sonra yok. Bu davada görev yapmıştır. Evet.

>> Yasaya göre bu mahkemeleri kurma hakkı vardır ama bundan sonra görev yapmayacaktır. İstiklal Mahkemeleri çünkü çok büyük eleştiriler almaya başladı. Şimdi cumhuriyetin öncesine ayaklanmalara karşı hızlı kararlar almak için kurmuş olabilirsin. Ama cumhuriyetle yönetilen bir devlete olağanüstü yetkili mahkemeye gerek yoktur. Ben de hala söylüyorum. Bugünkü mahkemelerde yakalanıp belirli bir aşamadan sonra karar verilse çok daha doğru olabilir. Mesela 23-27 arasındaki sistem mahkemeleri genelde bizim toplumumuz işte dar ağaçlara vuruldu, idam edildi, hacı hoca asıldı diyor ya. O 1922 arası bak hatta 19 bile değil 2022 arası. Ama asıl bence siyasi idamlar ve baktığınız zaman 23-27 arasındaki İstiklal Mahkemeleri'nin görev ve yetkileri daha çok tartışmalıdır. Bak haberiniz olsun. Çünkü diğerinde Yunan işbirlikçisidir. Yakalanıp idam edilmesi kadar normali yoktur. Ama buradaki durum siyaseten karşıda olmaktır. Şimdi bu bu durum bu durumu karşılamak suikast için demiyorum. Genel manada İstiklal Mahkemeleri suç isnat etme görevini neredeyse üstlenmiş. Yani ne demek istiyorum? Suçu adamın yok ama ben ona bir suç yaratıyorum. Mesela Kazım Karabekir'e sorulan soru gerçekten çok ilgisiz. Sen niye Atatürk'ün karşısına geçip de parti kur? Şimdi bunun suikastle ne ilgisi var? Hiç falan. O dedi ki, "Parti kurmak cumhuriyetin temel taşıdır." dedi. Bir iktidar olur, bir muhalefet olur. Buna da mı karşısınız dedim? Şimdi anlaşıldı mı oradaki mesele? O yüzden tasfiyelerde İstiklal Mahkemeleri, kayıt tutanaklarını okuduğum zaman anlayabiliyorum. Yani orada tasfiye etme amacı da var. Yani bir de Mustafa Kemal İsmet İnönü karıştırılmıyor mahkemelere karıştırılamayınca. Ama bu sefer de e Mustafa Kemal'den Kemal olanlar var. Bir de işin bu tarafı var. Zaten her dönem böyle insanlar vardır. Padişahtan daha çok padişahçı, Mustafa Kemal'den daha fazla Kemalci. Kendini savunacak insanları sanki o savunamayacakmış gibi kendi kendini öne süren insanlar. Bu bütün memleketlerin devrinde vardır. Osmanlı Devleti'nde de bu vardır. Türkiye Cumhuriyeti'nde de bu vardır. Halbuki her insan kendini çok rahatlıkla savunabilir. O yüzden buradaki bütün yargılamalardan sonra ben okuduğum bütün tutanakları görüyorum. Suikast var mı? Kesinlikle var. İtiraf var mı? Kesinlikle itiraf var. Para alışverişi, bomba alışverişi, Giritli Şevki'nin itirafı, bombaları görmesi, silahları görmesi, Ziya Hurşit'in, özellikle Ziyaş'in yüzleştirmede hepsini tek tek ifşa etmesi arada Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nda para alışverişinde bulunan bazı milletvekillerinin olması yok değil. Ama sen bir kişi orada o kişidir. Sen ne yapıyorsun? Bütün TCF kadrosunu İzmir'e getirip yargılıyorsun. Yargıladığın adama bak. Kazım Karabekir. Yargıladığın adama bak. Refet Bele, Ali Fuat Cebesoy. Bak ona rağmen Ali Fuat Cebesoy yıllar sonra yeni şiir arkadaşım Atatürk yazdı ve hiç Atatürk hakkında da ne yapmadı? Kötü bir şey söylemedi. Tamam bunu da bilin. Devam.

>> Kazım Karabekir'de.

>> Kazım Karabekir. Bunları söyleyeyim. Refet Bele tek yazın. Rauf Orbay yani yurt dışında olduğu için bir daha da gelmedi zaten. Çünkü İstiklal Mahkemesi ne karar vereceğini biliyor. Diyor ki ben bir gelmeyeyim zaten. Gıyabi verildi kararı. 10 sene gelmedi ülkeye. Rauf Orbay, Adnan Adıvar. Başka Cafer Tayyar Eğilmez, Ali Fuat Cebesoy. Hepsi Paşa değil mi bunların? Bak bakayım bir. Ali Fuat Cebesoy. Tamam. Yargılanmışlardır. Peki hepinize sorun bu meseleden dolayı mı Mustafa Kemal veya farklı bir meseleden dolayı kendisine yapılan bir davranışı Paşaların komplosu olarak nitelendirmiştir? Hadi bu da size benden soru olsun. Hangisi acaba? İzmir suikastı mı yoksa Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kurulması mı ya da Şeyh Said isyanı mı? Evet yorumlarda buluşuyoruz. Dualarda buluşuyoruz der gibi. Evet notumuz ne? Mustafa Kemal Atatürk'ün sizler de biliyorsunuz ki çok ünlü bir sözdür. Benim naçiz vücudumla ilgili söz. Mustafa Kemal Atatürk bu suikast için ne demişti? Benim naçiz vücudum değersiz demektir arkadaşlar. Kelime manası. Elbet bir gün toprak olacaktır. İki sınavda geldi şimdiye kadar. Elbet bir gün toprak olacaktır. Ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır. Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır demiştir. Tabii olaydan sonra Mustafa Kemal'e büyük sevgi gösterileri İzmir'de öyle Ankara'ya gitti. Ankara'da öyle. Sonra işte bir devlet başkanı suikast arkadaşlar Mustafa Kemal gibi memleketimizin birinci kurtarıcısı. Doğru mu? Hani İstanbul'u kurtaran birinci kişi kimdi? Şey ne derler ona? Cevat Çobanlıydı. Bana göre Mustafa Kemal'e verilmesi gereken en güzel unvanlardan bir tanesi Türkiye'yi kurtaran birinci adam. Doğru değil mi mantık? Çünkü onun organizasyonu sayesinde Türkiye Cumhuriyeti var. Ondan sonra siyaset maalesef her milletin gibi bizim de aramıza girmiş. Tabii. Yıl 1929. Dünyada ekonomik kriz var. Merve. Ha İzmir deyince ver kitapla bir göstereyim ya. Şimdi arkadaşlar eee biliyorsunuz mahşeri 20'sinde yani Aralık 20'de kaç gün sonra yani atıyorum 5-6 gün sonra Aralık 20 ile 21 arasında benimhocam.com'dan sipariş verenlerine imzalı olarak göndereceğim. Bu hafta sonu şeydeyiz. İstanbul Kitap Fuarı'ndayız. Cumartesi pazar oradayız. Pazar günü İstanbul'dan geri gelmeyeceğim. Şirketimiz İstanbul'da olduğu için kitap basım yeri daha doğrusu dağıtım yeri İstanbul'da kalarak cumartesi pazar verilen siparişleri tek tek imzalayarak göndereceğim. Benimhocam.com'dan temin edebilirsiniz. Adınıza imzalı gelecek arkadaşlar. Onu da İzmir demişken söyleyelim. Bu bir. İki bir hafta sonra 28'inde ise saat 11.00'de kitabın lansmanı yapılacak. Nerede peki? Tabii ki İzmir'de yapılacak. İzmir'de Alsancak'ta bulunan Penguen Kitabeli'nde Nazım Yaşar'la beraber geliyoruz. Saat 11.00'de başlayacak etkinliğimiz. Pazar günü saat 11.00'de tüm İzmirli arkadaşları İzmir'in işgalini okumaya davet ediyoruz. Oradan kitaplarını alacaklar. Pyvent kitabı da satılacak. Oradan da imzalatacaklar bize. Ve okudukları zaman bakalım aynı hissiyatla bir daha İzmir'i gezebiliyorlar mı? İşte Alsancak, Kemeraltı, işte bugünkü Gün Doğu Anadolu Meydanı Saat Kulesi. Aslında İzmir'e giden çok arkadaşım var. Türkiye'de hemen hemen herkes önüne bir kere İzmir'e bir gidiyor. Yani görülmesi gereken Türkiye'nin sayılı şehirlerinden bir tanesi aslında bir ticaret bölgesidir. Ama İzmir'i gezerken artık hep güzelliklerine bakıyoruz. Ama o güzellikler yaşanırken yaşanan olayları da bir bilseniz bakalım öyle gezilebiliyor mu? Rahat rahat Alsancak'ta, Kemeraltı'nda, Kıbrıs Şehitleri'nde işte o tarafa doğru gidiyorsun. Kordona, Pier'de onlar öyle olmuyor. Veya Maçattık'ta yani şimşek baba farkında. Anlaştık mı? Bir daha tekrar edeyim. Kitabımız 2021 Aralık'ta İstanbul Kitap Fuarı'nda olacak. İstanbul.

Kitap Fuarı'na gelenlere zaten orada imzalayacağız. Aynı anda 2021'inde gene benimhocam.com'da verip İstanbul'da olmayan, sonuçta bir ton arkadaşımız var. Yani eee, satın alan tüm arkadaşlara benimhocam.com'dan adına imzalı göndereceğim. İstanbul'da kalmaya iki gün boyunca devam edeceğim.

Öbür hafta sonu, ayın 28'inde saat 11.00'de Alancak'ta bulunan Penguen Kitapevi'nde tüm İzmirli, İzmir'in yakınlarındaki özellikle Manisa gibi şehirlerde bulunan tüm arkadaşlarımızı da bekliyoruz. İmza gününe değerli arkadaşlar. Oradan sonra eve gideceksiniz veya bir parka oturacaksınız. Oturun bakalım, açın. Baştan sona, özellikle İzmirli arkadaşlar o bölgeyi çok daha iyi tanıdıklarından dolayı bayağı bir hoşlarına gideceklerini düşünüyorum. Hoşlarına gidecek derken roman hoşuna gidecek. İçinde yazılanlar çok hoşuna gideceklerini sanım.

Evet. Serbest Cumhuriyet Fırkası. E hocam, ne güzel hep Serbest. Oh, 10 numara. Öyle bir şey değil. Değerli arkadaşlarım, yıl 1929. Dünya ekonomik krizi var. Ekonomik krizi başladıktan sonra Türkiye'de de ister istemez eee, kemer sıkma dediğimiz bir politika uygulanıyor. Mecbursun. Çünkü eee, diğer türlü her an ülkeye bu sıçrayabilir ve ekonomik krizden sen de etkilenebilirsin. Ancak Türkiye'nin sanayisi olmadığından dolayı, sanayi kurşları az olduğundan dolayı Türkiye, mesela 1929 Dünya Ekonomik Kriz'den en az etkilenen ülkelerden biridir. Önlemler aldık mı? Evet, aldık. Milli İktisat Tasarruf Cemiyeti kurduk. Yerli malı haftaları ilan edildi. Birçok işte klinik sistemi. Bunların hepsini çağdaşlık ve dünya tarihinde de anlatacağım. Ama 1929 Dünya Ekonomik Kriz'inde Türkiye önlemler almıştır. 33'ten itibariyle, yani 1929 Dünya Ekonomik Kriz'inden sonra tamamen devletçilik politikasına geçmiştir.

Şimdi buraya kadar tamam ama mecliste bir şey eksik. Adımız Cumhuriyet ama muhalefet partisi yok. Bir tanesi kapanmış. Doğru mu? Şimdi ikincisini Mustafa Kemal, Paris'te büyükelçi olarak bulunan yakın arkadaşı Ali Fethi Okyar'ı çağırıyor. Ali diyor, bak Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendi içindeki milletvekilleri gittikleri şehirlerde gezerken esnaflar mesela yumurta fırlatıyor. Senin yüzünden hayat pahalı, hiç kimseyi umursamıyorsunuz. İşte şu Putin şapkaları giyiyorsunuz. O güzel astarlı ceketler falan var ya, öyle temiz giyiyor. Şimdi halk bir taraftan gerçekten bu krizin etkilerini hissetmeye başladı. Maldarlığı, piyasadağı ve paradlığı. Bunun üzerine gerçekten tepkiler Mustafa Kemal'e mektuplar. En Mustafa Kemal'e mektuplar geliyordu. İnsanlar mektupları veriyordu. Mustafa Kemal okuyor ama mektupların içeriği değişmeye başladı. Hep ekonomik sıkıntılar. Çağırdı. Ali Fethi gel buraya. Geldi, yakın arkadaş zaten. Dedi ki, bir parti kurmanı istiyorum. Direkt Ali Fethi tamam demedi başlarda. O da hiç sesini çıkartmadı Ali Fethi. Çünkü hiç kurmak istemiyor. Çünkü daha evvel de Terakkiperverlerin başına gelenleri bildiği için Ali Fethi durdu. Eee, hatta bir anda söyledi Mustafa Kemal bir toplantıda bir anda söyledi. Ondan sonra dedi ki, bu partiyi kur. Bu parti muhalefet olsun. Ama senden şey rica ediyorum. Cumhuriyetçilik ve laiklik ilkesine ters düşecek herhangi bir davranışta bulunma. E zaten Ali Fethi Okyar öyle bir kişi olmadığından dolayı kabul etti. Eee, Serbest Cumhuriyet Fırkası ismini aldı. Hatta Mustafa Kemal'in kız kardeşi Makbule Atadan da partidedir. Atadan, bak Atatürk değil, haberiniz olsun. Atadan, Makbule Atadan. Kız kardeşi de bu parti yer aldı. Peki bir kadının devlet yönetiminde veya bir partinin içinde yer alması, 30'lu yılları lütfen düşünün. O zaman ileriki yıllarda mantıken Cumhuriyet Halk Partisi'nin içinde de hem kadınlara yönelik teşkilatlar verilmeye başlanacak hem de 30, 33, 34'lerde o kadınlara verilen siyasal haklar ortaya çıkacak. 30'da belediye, 33'te muhtarlık, 34'te milletvekili gibi. Bunu zamanı gelince anlatacağım.

Şimdi Serbest Cumhuriyet Fırkası bir muhalefet partisi. Bir muhalefet partisi, aynı Terakkiperver gibi bir parti. O zaman Cumhuriyet Halk Partisi aynı şekillerde düşünmesi beklenemez. Örnek, Cumhuriyet Halk Partisi neyi düşünüyordu ekonomide? Devletçilik. Peki mantıken Serbest Cumhuriyet Fırkası neyi düşünür? Liberalizm. Anlaştık mı? Çok güzel. Peki buraya gelelim. Mesela kadınlara daha fazla siyasette hak verilmesini talep eden parti Serbest Cumhuriyet Fırkası'dır. Efendim, tek dereceli seçim sistemini savunmuştur. Mesela bak, Cumhuriyet Halk Partisi'nden ayrılan yönleri bunlardır. Şimdi size bir soru yazacağım. Bu soruyu dikkatlice yaşıyorsun. Bak, hazır mısın?

YouTube'dakiler, bak bakalım. 1, 2, 3. Hocam, bunlar ne? Partilerin kısaltmaları. Cumhuriyet Halk Partisi, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Serbest Cumhuriyet Fırkası. Yukarıda verilen siyasi partilerden hangisi liberalizmi savunmamıştır? Soru bu kadar. Liberalizmi savunmamak neyi savunmak demektir? Devletçiliği savunan. Dikkat, devletçiliği savunan tek parti CHP'dir. Bunların ikisi de neyi savunur ekonomide? Liberalizmi. Çıkan bir sınav sorusudur. Soruda sadece partinin ismini uzattı. Bu kadar. Hangisi devletçiliği benimsememiştir demedi de liberalizmi savunmamıştır dedi ekonomide. E o zaman ben ne yapacağım? Hemen kafa zaten altokun için bir devletçilik değil mi arkadaş? Devletçiliği başka savunan var mı? Yok. Peki soruyu değiştiriyorum. Gene üç parti yukarıda verilen partilerden hangileri tek dereceli seçim sistemini savunmuştur? Tek dereceli. CHP neyi savunmuştur her zaman? Çift. Bunların hepsi tek. Tek tek. Anlaştık mı? Size sorular böyle gelecek veya dikkat, 1, 2, 3 öncüllü gelecek. Bu arada bu tür sorular çok ilginçtir. Hep öncülü geliyor. Yani yaptığım analiz bu. Bu öncülü sorularda baktığım zaman Türkiye genelindeki tüm sınavlarda şöyle de yazabilir. Tek dereceli seçim sistemi, ekonomik ilkeler ve bilmem neler. Yukarıdakilerden hangileri? Atıyorum Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ile Cumhuriyet Halk Partisi arasındaki farklardır veya Serbest Cumhuriyet Fırkası ile Cumhuriyet Halk Partisi arasındaki eee farklardır. Tamam. Ya da benzerdir veya değildir. O zaman bizlerin şunu bilmemiz lazım. CHP iktidarda mı? İktidarda. O zaman kurulan TCF ile SCF ikisi de muhalefet. Muhalefet iktidar gibi düşünecek. Niye muhalefet olsun? Anlaşıldı mı? Tüm durum kafayı terse çalıştırmanızı bekliyoruz. Tamam. Güzel. Mavi bez. Asla reklam yapmıyoruz.

Sıradan. Çok sıradan. Hatta silmiyor bile. Evet. Geldik. Devam edelim. Hadi Cumhuriyet Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın kurulma hikayesine. Kuruldu. İsmini de Mustafa Kemal vermiştir bu arada. Hatta e Mustafa Kemal iki parti, bak normalde Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendisi kurmasına rağmen cumhurbaşkanı olarak iki parti de eşit mesafede olacağını eee söylemiştir. Ama Serbest Cumhuriyet Fırkası kurulduğunda belediye ara seçimleri yapıldı Merve. Eee ve belediye ara seçimlerinde hiç beklenmedik şekilde Serbest Cumhuriyet Fırkası il kazandı. Hem il kazandı hem ilçeler kazandı. Artı e en önemli olayı anlatayım ben size. Şey Ali Fethi Okyar'ın bir İzmir gezisi var. Bu İzmir gezisinde beklenmedik olaylarla karşılaşıyor. Yine atlan Menderes öyle İzmir gezileri hep böyle olmuş. Gene çok farklı olaylar var. Bir de teşkilatların içine eski Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'na oy veren veya Cumhuriyet Halk Partisi'ne karşı çıkan insanların dolduğunu görüyor. Dikkat, kendi kurduğu partiyi kendi eliyle kapatıyor. Şimdi burayı dikkatli izlemeniz lazım. Bir daha söylüyorum. Bu partinin kuruluş tarihi 12 Ağustos. Kapanış tarihi 17 Kasım. Ha diyelim ki o da 12 Kasım. Kaç aylık parti? Eylül, Ekim, Kasım. 3 ay. 3 ay sonra adam kendi kapatıyor. Demek ki Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, yani bir önceki bir olay neticesinde kapanıyor. Ne? Şeyh Said isyanı çıkıyor. Ondan sonra TCF kapatılıyor. Dikkat edelim. SCF kuruluyor. SCF kendi kapanıp sonra Menemen çıkıyor. Burayı kronolojik olarak bilemezseniz sınavda herkes şu mantığa gidiyor. Bir mantıken olay olacak ki bir parti kapanacak. Doğru. Hadi beraber yapalım. Size şimdi 6 tane şeyi bir yan yana yazacağım. 1. TCF kuruldu. Doğru mu? 2. Şeyh Said isyanı çıktı. Doğru mu? 3. TCF kapatıldı. Doğru mu? Bu arada sırayla yazım. Herkes de bunun notunu alsın. 4. SCF kuruldu. 5. SCF kapandı. Doğru mu? 6. Menemen olayı çıktı. Anlaştık. Bunun sıralamasını bilmek zorundasınız. Yoksa sınavda kronoloji sorularında ki 6 defa sınavda soru olarak gelmiş. Böyle dördünü veriyorlar. Benim gibi 6 tanesini değil. Dikkat. TCF kuruldu. Kazım Karabekir Cumhuriyet Halk Partisi'den ayrı kurdu. Sonra Şeyh Said çıktı. TCF kapandı. Ben demek ki bir olay neticesinde kapanmıştım. İlk üç'ü biliyorum ama bunu bilmem lazım. SCF kuruldu kaç? 12 Ağustos. SCF kapandı kaç? 17 Kasım. Dikkat. Menemen olayı kaç? 23 Aralık. Yani olaydan kapandıktan 40 gün sonra. O zaman SCF, SCF bir olay sonucunda kapanmamış. Partiye gericilerin girdiğini gören Ali Fethi Okyar partiyi kendisi feshetmiştir. Feshedildikten sonra Menemen diye bir olay çıkıyor. Anlaşıldı mı? Peki şöyle olsaydı ne olabilirdi? SCF kuruldu. Menemen çıksaydı belki de bir SCF bu olay sonra kapanacaktı. Ama ne olmuş? Bunu daha evvelden Ali Fethi Bey görmüş. İzmir teşkilatlarındaki yapıyı gördükten sonra. Burası tamam mı? Burası çok önemli. Burayı herkes notunu alsın. Bir sıralama. Nasıl Havza, Amasya, Erzurum, Sivas, Amasya diyorsak bu sıralamayı da bilmeniz lazım. Parti kuruldu, Şeyh Said isyanı çıktı, parti kapandı. SCF kuruldu, SCF kapandı, Menemen çıktı. Anlaştık mı? Var mı sıkıntısı olan? Evet. İşe yaramaz. Mavi bezimizde şurayı silelim. Değil mi? Reklama gerek yok. Şimdi bunu şöyle iyice sildikten sonra kalem de var ya kil tablete şey yazı yazıyoruz ha. Çivi gibi. Silinmiyordu arkadaş. Merve, hadi bir yazalım o zaman. Hadi.

Serbest Cumhuriyet Fırkası. Türkiye Cumhuriyeti'nin ikinci muhalefet partisidir. Türkiye Cumhuriyeti'nin ikinci muhalefet partisidir. Evet. Kuruldu. Hayır. Söyle. Bu partinin kurulmasında ülkedeki tek parti CHP olduğu için siyasi bir rekabetin olmaması. Partinin kurulma sebeplerini yazalım. Partinin kurulmasında neymiş? Siyasi rekabetin olmaması. Siyasi rekabetin olmaması. Evet. Eleştiri ve denetim eksikliğin. Eleştiri ve denetim eksikliğinin yaşanması. Denetim eksikliğinin yaşanması. Evet. 1929 Dünya ekonomik krizi. 1929 Dünya ekonomik krizi karşısında yeni fikirlere ihtiyaç duyması sebebiyle parti kurulmuştur. Parti kurulur. Doğru mu? Devam. Parti kurmuştur. Parti Ali Fethi Okyar kurmuştur. Ali Fethi Okyar kurmuştur. Evet. Atadan. Mustafa Kemal'in kız kardeşi Makbule Atadan da neydir? Görev almıştır. Partide görev almıştır. Partide görev almıştır. Evet. Hı hı. Ekonomide liberalizmi. Ekonomide liberalizmi ve tek dereceli seçim sistemini savunmuştur. Ve tek dereceli seçim sistemini savunmuştur. Seçim sistemini savundu. Bu yönleriyle CHP'den farklı mı? Farklı. Devam. Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın tüzüğünde. Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın tüzüğünde. Evet. Partinin cumhuriyetçilik. Partinin cumhuriyetçilik. Devam et. Şey, laiklik. Evet. Milliyetçilik. Evet. İlkelerine bağlı ve cumhuriyetçilik, laiklik ve milliyetçilik ilkelerine bağlı ve bir dakika. İlkelerine bağlı ve evet. Türk kadınına siyasal hakların ve Türk kadınına siyasal hakların evet. Tanınmasından yana olduğu. Siyasal hakların tanınmasından yana olduğu. Evet. Ekonomide liberal yaklaşımları benim. Yana olduğu ve ekonomide de liberal yaklaşımı benimsemiştir diyor. Son madde söyle bakalım. Çekicilerin bir gücünü gören. Hı hı. Ali. Ali Fethi Okyar dikkat, kendi kurduğu partiyi ne olmuştur? Kendisi kapatmıştır. Kendisi feshetmiştir, kapatmıştır. Var mı başka bir şey? O çok partili hayata geçiş denemesi başarısız. Evet, kapatmıştır. Ve çok partili hayata geçiş denemesi başarısız olmuştur. Başarısız olmuştur. Evet. Olayın aslı astarı Serbest Cumhuriyet Fırkası da budur.

Değerli arkadaşlarım, geldim buraya. Menemen olayı. Yine tarihimizin önemli olaylarından bir tanesi. İzmir'in Menemen ilçesi. Sizler de biliyorsunuz. Tabii yıl 1930'lar. Artık inkılapların 24 ile 27 arasında yoğun olarak yapıldığı düşünüldüğü takdirde biraz daha olaylar hani inkılaplar daha oturdu zannediliyor. Ama bunlar arası oturmayan bir taraf ise özellikle dinle veya dine ait olan kurum ve kuruluşlarla alakalı yapılan inkılaplar çok bir yoğun tepki alıyor. Osmanlı'dan gelen bir halk olduğundan, olunmaması gereki. Sonuçta kimse Türk halkını getirdi uzaydan geri getirmedi bu coğrafyaya. Gene aynı halktı. Düşünce biçimini değiştirmek dünyanın en zor işlerinden bir tanesi. Sizler de bakın tarih dersi alıyorsunuz. İşte 43 video, 44 videoya geldik. Bakış açınızı daha yeni yeni değiştirebiliyorsunuz. Kolay değildir. E çünkü aynı şeyi durmuyorsunuz. Nefret ettiğiniz bir şeyi sevmeye başlamak öyle kolay bir şey değil. Şimdi burada Menemen olayı eee özellikle bu bölgeye yerleşen eee Derviş Mehmet ve adamlarının hilafet ve şeriat isteme olaylarıyla başlayan camide başlayan olaylardır aslında. Ve bu olaylara müdahale eden iki tane eee bir tanesi Hasan, diğerinin ismini unuttum. O bekçinin ismini de bulursan sevinirim. Hatta heykelleri de vardı. Bak ben unuttum. Bekçinin adı neydi? Merve, bir bak hemen. Zaten bir Merve, bir Nazım, bir şey araştır deme. Allah'ım, vallahi var ya yemin ediyorum bıktım ya. Telefon nerede? Niye arkaya koy? Şeyin ismini unuttum ya. Hasan'la bekçi, iki bekçi şehit oluyor bu olaylarda. Hemen bir yaz bakayım ben hemen şehit olan iki bekçi şeyini de fotoğraflarını da çektim. O kadar isme yaşlanıyoruz zemin ediyorum ya. Şöyle bakıyorum da bunları bile unutmaya başladıysak işimiz zor. Söyle bir chat GP'ye sorsanıza ya. Bu kadar bu kadar. Ha, Şevki. Şevki. Şevki. Tamam. Aynen. En güzeli iki tane bekçi şehit oluyor. Ardına tabii ki o bölgede görev yapan edebiyat öğretmenidir. O zaman bizler de biliyorsun öğretmenler eee dönem dönem askeri de asayiş olarak görev yapar. 12 ay yapar. Mesela ve 6 ay yaparken onlar 12 ay yapıyor. Asayiş görevinde bulunan öğretmen Kubilay ki ben Ankara Yeni Mahalle'de Şehit Öğretmen Kubilay okulunda okudum. Biz ilkokulda ilk başladığımızda ilk soru bize şudur. Şehit Öğretmen Kubilay'ı tanıyor musunuz? Tabii daha 7 yaşındayız, tanımıyoruz. Hadi bakalım hikayesini anlatın diye başlar. Önce liselerde ne başlatılıyormuş eğitim ve ilkokulda ve ortaokulda okulun adı kimse hayırsever olabilir, başkası olabilir, önemli bir şehidimiz olabilir. Eee Cengiz Topel olabilir, fark etmez. Ne yapılır? Önce okul hakkında bu isme niye verildiği anlatılır. Yıllar geçti, bunlar unutuldu tabii. Öğretmen Kubilay bu görevini yaparken isyanı durdurabilmek amacıyla yanına aldığı 13, 14 tane savunmasız er diyeceğim. Çünkü kullandıkları zaten plastik mermi, şey değil. E plastik mermi de öyle düşünüldüğü gibi vurulduğu zaman şey gibi düşünebilirsiniz arkadaşlar. İnsanı öldürmez. Çok yakından atarsan yaralar. Kuru sıkı tabanca gibi düşünebilirsiniz. E bir de bu adam üzerine kurşun bir tanesi atıldı. Bakın kurşun bana işlemiyor dedi. E millet orada bir galeyana geldi. E galeyanın sonunda ne oldu? O öğretmen gencecik çocuk bu adamların elinde şehit edilip kafası kestilip sırıkla dolaştırıldı Menemen sokaklarında. E bunun üzerine bölgeye ordu sevk edildi tabii ki ve isyan bastırıldı. Şehit Öğretmen Kubilay olayı gerçekten önemli bir olaydır tarihimizde. Ve bu olay neticesinde de eee İstiklal Mahkemeleri olmadığı için oradaki yakalananların hepsi Divan-ı Harp'le yargılanmışlardır. İsmail Mahkemelerinin bir eee hemen hemen aynı şartlar demeyeyim de e öyle üç kişi benimse milletvekili ol öyle şart değil ama Divan-ı Harp'te savaş suçları mahkemeleri gibi orada yargılanıyorsun ve kararlar idam oluyor. Bu yargılanıp olay sona ermiştir. Olan bizim orada iki tane bekçimizde kim olmuştur? Tabii ki eee öğretmen Kubilay olmuştur. Allah mekanlarını cennet etsin diyoruz. Tabii ki kolay değil. Eee bastırsan ayrı dert, bastırmasan ayrı dert. Halbuki çocuk orada ya çok genç ya 21 yaşındaki çocuktan bahsediyoruz. Yani düşünebilir miyiz? Bu hepimizin çoluğu çocuğu o zamanlar yaşsa bir bölgeye asayiş olarak gönderiyorsunuz. Aile için çok gurur ama maalesef ki bu tür olaylar yaşanıyor. Değerli arkadaşlar, Menemen olayından sonra dikkat, döneminde özellikle Mustafa Kemal eee Atatürk'ün vefatına kadar hatta orayı da geçiyorum 1945'lere kadar, 46'lara kadar siyasi herhangi parti kurulmamıştır. Var olan birkaç tane parti de Menemen olayından sonra çok ufak partiler kapatılmıştır değerli arkadaşlar. Onu da söyleyelim. Hadi başlayalım.

Derviş Mehmet ve adamlarının. Derviş Mehmet ve adamlarının. Şeriat isteriz. Hı hı. Diyerek önce iki bekçiyi. Şeriat isteriz diyerek önce iki bekçi. Evet. Daha daha sonra olaya müdahale eden. Ve daha sonra olaya müdahale eden. Olaydır. Olaya müdahale eden Asayişçi Kubilay'ı şehit etmesi olayıdır. Kubilay'ı şehit etmesi olayıdır. Devam. İsyan bastırılmış ve sanıklar Divan-ı Harp'te yargılanmıştır. İsyan bastırıldı ve sanıklar nerede yargılanmış? Divan-ı Harp'te. Çünkü artık ne yok? İstiklal Mahkemeleri yok. Harp'te yargılandı. Devam. Bu olay Cumhuriyet rejimine. Evet. İkinci çıkan isyan olarak değerli. Cumhuriyet rejimini değiştirmeye yönelik çıkan ikinci isyandır. Biri neydi? Şeyh Said. Evet. Çıkan isyan. Kız Merve, önce ben konuşuyorum, sonra sen niye konuşuyorsun? Ben sana soruyorum, cevap vermeyince ben cevap veriyorum. Sen söyleyeceksin önce. Niye soruyorsun? Hayır, ben sana soruyorum kız. Merve, Ahmet Kocaoğlu. Devam. Şurada bir şey daha bakalım. Açıyorum parantez. Bu olay sonucunda I. Dünya Savaşı'nın sonuna kadar sonuna kadar ne kurulmamıştır? Herhangi bir siyasi parti kurulmamıştır. Herhangi bir siyasi parti kurulmadı. Onu da söyleyelim. O zaman çok partili hayata geçiş denemeleri bu olayla tamamen sona erecek. Tamam.

Geldik Bursa olayına. Bugün bile çok tartışma konusudur. Çok tartışma konusu derken bugün olayın aslında çevrilmesinden dolayı tartışma konusu yoktur. Ama o gün için çok bayağı olaylar oldu. Bursa olayı bunun arasında daha belirgin olduğu için onu aldık. Ezanın Türkçeye çevrilmesi olayı. Şimdi ezan Arapça ve Türkçeye çevriliyor ve Türkçedeki Arapça kelimelerin karşılığı Türkçe şeklinde bulunmaya çalışılıyor. Allahu Ekber. Allah en büyüktür. Doğru mu? Bu tarafı çevirde Tanrı uludur. Birbirini karşılıyor mu? Karşılamıyor. Şimdi gerçekler var. İkincisi evet, belki amaç Türkçeyi geliştirelim. Türkçeyi ne olsun ama bazı şeylerde ne vardır derş aslında kalması daha uygundur. Çünkü insanların alışkın olduğu bir meselede ha Türkiye'de Türkçe ezan okundu mu? Tabii ki okundu. Bay Yere Vatan Sarı okudu. Fatih Camii'nde okundu. Devam etti. Türkiye'nin her tarafında eee Türkçe ezana geçmişti. Ben Türkçe ezanı dinledim. Efendim dinledim derken o tür o zamanlara denk gelip için dinlemedim ama YouTube'da birçok kez dinledim. İnsan bir garip oluyor herhalde alışmışlığımızın dışında olduğu için veya günümüzde Türkçe yok. Arapça dinleyip çocukluktan beri öyle duyunca halbuki 1950'lere kadar, yani Adnan Menderes dönemine kadar ezan Türkçe okutulmuştur. 33'ten itibaren. E 33'ten itibaren nse 1955'ti herhalde tekrar ezan Türkçe çevirmesi, şey Arapça aslına çevirmesi. E bu da tabii ki ülkede Bursa Ulu Cami başta olmak üzere yine Bursa'nın önemli camilerinden, yine İstanbul'un önemli camilerinden ve Türkiye'de Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgesinde birtakım karışıklar olacak. Kimse istemeyecek mesela onu da söyleyeyim. Ezan tabii ki bu olaylarda Bursa olaylarında yatıştırmak yatıştırıldıktan sonra Mustafa Kemal ısrarla bunun bir din meselesi değil, dil meselesi olduğunu söylemiştir. Hangi olay için söylüyor? Bursa olayı çıkan bir tane sınav sorusu vardır Bursa olayıyla. O da din değil, dil meselesi dediği olaydır. Başla bakalım.

Ezanın Türkçe okunmasına yönelik tepkidir. Ezanın Türkçe okunmasına yönelik tepkidir. Bu arada YouTube'dan açıp dinleyebilirsiniz. Türkçe ezanı bir bakın buna. Devam. Türkçe ezan ilk olarak Fatih Camii'nde. Türkçe ezan ilk olarak evet. Fatih Cami. Fatih Camii'de. Evet. Hafız Rıfat Bey tarafından okumuştur. Hafız Rıfat Bey tarafından okumuştur. Yok anam, hiç zaten bizim Murat'ın öyle şeyleri yok canım. Kalem vermekmiş, etmekmiş. Orada biz nasıl yazıyoruz? Murat. Hocam. Yaşıyor musun? Evet hocam. İyi, hadi bakalım devam. Mustafa Kemal Bursa'daki olaylar hakkında ise. Mustafa Kemal Bursa olayı hakkında. Bu bir dil meselesi değil. Dil meselesidir demiştir. Evet. Son madde. Adnan Menderes döneminde ezan akına çevir. Adnan Menderes döneminde ezan aslına çevrilmiştir. Ezan aslına çevrilmiştir. Mesela o günün görüntülerini de izliyorum ben. Adnan Menderes döneminde ezan tekrardan aslına çevriliyor ya. Camilerden veriyor. Millet bir ağlıyor, bir gör. Millet camilere koşuyor. Demek ki orada milletin hoşuna gitmeyen, evet. Eee dünyanın 1930'dan sonra okuyamayan her insan neden bizde acaba bu tür şeyler oluyor? Mesela 33'te öğrenci andı var mesela, eşit galibin yazan öğrenci andı meselesi mesela Türkiye'de en son durumda kaldırıldı biliyorsun. Öğrenci andından tutun da 30'dan sonra dünyada yaşanan hiçbir gelişme yen Türk derini anlayamaz. Dünyada ne oluyor? 30'dan sonra dünyada inanılmaz şeyler oluyor. 30-39 arasını anlayamazsan asla Türkiye'de yaşanan bu olaylar senin garibine gider. Halbuki 30-30'dan sonra ulus devlet anlayışları çok güçlü hale geliyor. Hatta faşizm, hatta işte Almanya'da Nazizm, birçok ulus artık en büyük ulusun kendi olduğunu düşüncesine hem ona yönelik yayınlar yapıyor hem ona yönelik kitaplar çıkarıyor. Neşriyat çok güçlü oluyor. Radyolardan sürekli pompalanma var. E bu da neye götürüyor? Birlikte yaşam arzusundan çıkıp Dünya Savaşı'na doğru götürüyor. Bütün mesele budur. O yüzden Türkiye'nin 30-39 ivmesi inanılmaz farklıdır değerli arkadaşlar. Tabii yararımız olan şeyler de olmuştur. Yararımız olmayanlar da olmuştur. Bunlardan bana göre yararı olmayan şeylerden bir tanesi budur. Kim ne derse desin şundan dolayı mesela bir tanesi hiç değiştirmiyor. Hayal felah değiştirmiyor. Aynen kalmıştır. Evet. Yani baktığımız zaman demek ki burada da her bir değiştirme olmamıştı. Zaten Arapçanın bazı şeylerde Türkçe karşılığı yok. Mesela Türkçenin de bazı karşıları Arapçada yok değerli arkadaşlar. Dili dile çevirmek kolay bir şey değil değerli arkadaşlar. Vagonli yine bir bakın tarihlere dikkat edelim. 33. Bak şimdi olayı bir anlatayım. Anlayın. Şimdi her millet artık ne oluyordu? Ulus devlet anlayışındaki güçlendirme şeyinde dilde olsun, dinde olsun hepsinde yapıyor. Sadece bize ait değil. Dünyada da böyle. Ve buradaki en önemli olaylardan bir tanesi Vagonli şirketi. Bir Fransız şirketidir. Bu ülkemizde tramvay hattı işletiyor. Buraya kadar her şey normal hocam. Tamam işletebilir. Adam hakkı imtiyaz almıştır veya ihaleye girmiştir, almıştır. Ama sen orada Naci Bey diye bir adamın Belçikalı müdürüyle Türkçe konuştuğu için işten çıkarılıyor. Bakın lütfen dikkat. Bir adam Türkiye'de Türkçe konuştuğu için işten çıkarılır mı? Ya siz nerelerin memleketinde yaşıyorsunuz demezler mi adama? Bak şimdi İstanbul Üniversitesi öğrencileri ya o kadar farklı öğrenciler ki günümüze hala baktığımız zaman protesto gösterilerinde İstanbul Üniversitesi öğrencileri veya Ankara Üniversitesi eski köklü üniversitelerde Ankara Üniversitesi'de çok kalma da İstanbul Üniversitesi öğrencileri çok daha pratiktir. Zaten çıktıkları alan zaten şey meydanı Beyazıt olduğu için sürekli bir şey ne derler ona toplanma alanı olduğu için dakikasında bir şeyler üretip derste çıkabilir. Hayır, pratik zekadır. Bak şimdi anlatayım nasıl olduklarını. Çok ilginçtir. Mesela Razgat'ta da anlatacağım. Bu şirketin bürosuna gidiyorlar. Naci Bey işten çıkardığı haberi yayıldı ya. Gidiyorlar. Şimdi biz ben okurken bunu ilk daha böyle atıyorum 20'li, 22'li yaşlarda bu olayı okurken insan ne düşünüyor? Ulan bizimkiler girdiler rayları söktüler. Hani kafada var ya vagonların bir tanesini Hugo gibi kullanmaya başladılar. Oradan o götürüyor. İnsanın aklına ne geliyor? Hemen kötü şeyler geliyor değil mi? Ama biz şurayı unutuyoruz. İstanbul Üniversitesi öğrencisi bir tane üniversite var. Başka üniversite yok. Onlar da tabii ki mantıken ülkenin %99.9'undan farklı insanlar olacak. Şimdi onlar da aynısı olursa haktan bir fark hak tepkiyi verebilir. Duvara yumurta atar değil mi? Gider gece yatar rayları söker. Ama ray sökmek de işimize yaramıyor. Çünkü orada bir de ne var? Giden gelen insanlarımız var. Bakın iki şey yapıldı. Biri halk tramvaya binmedi. Yürüdü yani tabanman yaptı. Bu bir. Ama helal olsun protestoya. Millet binmiyor. İki, Naci Bey işe geri alındı. Bu arada protestler o kadar fazla Naci Bey geri işe alındı da o işçen gençte o kadar protesto yediler ki üç asıl mesele İstanbul Üniversitesi öğrencileri gidiyor. Şimdi ilk okuyorum ben bunu. Allah dedim bizimkiler masayı sırayı dağıtmışlardır. Kimi dedim ray rayı mayayın sırıyordur dedim. Hani bizim bizde öyle olsa bizde öyle olur gene. Aa dedim kesin bir şeyler oluyor yani mantıken. Ne yapıyorlar biliyor musun? Giriyorlar şirkete. Mustafa Kemal Atatürk'ün resmi var şirkette. Resmi alıp çıkıyor. Şimdi oradakiler de şaşırıyor. Düşünsene ya. Oradakiler de şaşırıyor ya. Diyorlar ki oğlum hani dağıtmayacağınız mı? Hani bir şeyler olmayacak mı falan. Yok diyor ya. Niye diyorlar? E tamam kardeşim diyor. Bir adam Türkiye'de Türkçe konuştuğu için işten çıkarılıyorsa e burası demek ki Türkiye değil. E Türkiye'deyse bizim cumhurbaşkanı resmini yazıyorsunuz diyor. Al protestoya bak. Protesto. 40 yıl düşünsem aklıma gelmez. Anladınız mı olayı? Adamlardaki zekaya bak. Sen diyor bu memlekette yaşayan ve bu memlekette Türkçe konuşan bir insanı işten çıkarıyorsan o zaman senin şirketin Türkiye ile alakası yok. E Türkiye ile alakası yoksa da o zaman bu Türkiye Cumhuriyetimizin cumhurbaşkanı resmi burada bir kişi var. Aldılar çıktılar. 6 ay protesto ettiler. En sona ne oldu? Kapandı şirket. Artı bu olaydan sonra vatandaş Türkçe konuş kampanyası başladı. Çünkü ters tepki yapacak mantıken vatandaş. Türkçe konuş kampanyası Vagonli sonra iki defa sınav sorusu oluşturdu. Bir aşağıdakilerden hangisi Türkiye ile Fransa arasında yaşanan bir eee o eee sorunlardan biri değildir? Mesela burada seçenekler içinde veriliyor. Vagonli var mı? Var. Hatay meselesi var mı? Var. Yabancı okullar var mı? Var. Anladınız mı? Mesela içinde. Demek ki ben Vagonli'nin bir kere hangi devlette yaşandığında bir sorun olduğunu bileceğim. Yazıyorum buraya. Hangi devletmiş? Fransa. Fransa aslında direkt Fransa değil de Fransız bir şirketi ama olay tabii ki büyüyor. İki ben neyi bileceğim? Bu olayın bir tramvay şirketinde tramvay şirketi meselesi olduğunu bileceğim. Çünkü bunu açık açık da sordular. Yani işte eee Naci Bey'in Türkçe konuştuğu için işten çıkarılma olasılığı olaylara ne isim verir? Vagonli orijinali budur. Okunuşu budur. Hadi yazalım bakalım.

Bir Fransız Demiryolu şirketinde çalışan. Bir Fransız Demiryolu şirketinde çalışan. Evet. Naci Bey'in. Naci Bey'in. Evet. Türkçe konuştuğu için işten çıkarılması. Türkçe konuştuğu için konuştuğu için işten çıkarılması olayıdır. Çok ilginç ya. Olayıdır. Evet. Yani başlayayım. Evet. Bu olay sonunda. Bu olay sonunda. Vatandaş Türkçe konuş kampanyası düzenlen. Vatandaş Türkçe konuş kampanyası düzenlenmiştir. Kampanyası düzenlenmiştir. Son olarak şey de yazayım. Olay İstanbul Üniversitesi öğrencileri tarafından protesto edilmiştir. İstanbul Üniversitesi öğrencileri tarafından evet protesto edilmiştir. Türkiye'de bu sorun Fransa'yla yaşanmıştır. Türkiye'de bu sorun Fransa ile yaşanmıştır. Fransa ile yaşamış. Yukarıya da yazdım zaten. Var mı sıkıntınız? Merve. Evet. Güzel. Böylelikle Atatürk dönemi iç politika bitti. E hocam, Razgat onlar dışta. Tut bakalım onu. Evet. Ben de Nazım Türkçe konuş kampanyası başladım. Bil milyon arar oğlum. Söyleyip söyleyemiyor ya. Değil mi Murat? Evet. Murat gene geç kaldığı için bir yere bana sinirli herhalde. [kahkaha] Video. Murat hep böyle oluyor değil mi kardeşim ya? Neyse, siit kafeye götürüyorsun zaten yenge. Ben veririm parasını, sıkıntı etme.

İkinci TBMM ile alakalı şunu söyleyeyim. Bir Lozan'ı onaylayan meclis bu meclistir. Bir dikkat, hangi yıllar arası? 23-27. Demek ki ikinci yasama dönemi. En çok inkılap yapılan zaman budur. O yazıyor mu burada? Heh. İnkılapların en yoğun yapıldığı tarih arasıdır. Dikkat, bir sınavda direkt bu tarihi sordular. Yani direkt bak 20-23, soruya bak. 27, 31, 35, 38. Hadi buyur bakalım. Şimdi öğrenci şunu diyecek. Atatürk'ün son dönemleri zaten Hatay meselesi var. Burada çok inkılap yok. Öbür tarafa baksan 20-23, birinci TBMM zaten olma ihtimali yok. E savaş bitikten sonra cumhuriyet ilan, halifelik kalktı. He, akla gelecek şapka inkılabı. Efendim 1926'da medeni kanun, 1926'da takvimin getirilmesi falan hep 1923-27'dir. O yüzden buraya dikkat. Geldim. Ha şuraya dikkat. Aşağıdakilerden hangisi cumhuriyet dönemi gelişmelerinden biri değildir diye gelir veya biridir diye gelir. Şunu bileceğim. Önce Ankara başkent ilan edildi. Sonra Cumhuriyet ilan edildi. Bak bunu hemen notunu al. Ramazan hoca bize dedi ki, önce Ankara başkent ilan edildi. Sonra Cumhuriyet ilan edildi. Aradaki fark 16. Bunu inkılaplar kısmında anlatacağım. Ankara'nın başkenti falan girmedim şimdi. Anlaştık mı? Devam edelim bakalım. Burnum da kaşındı. O zaman ne olabilir? Bu soru gelebilir. Baktık. Cumhuriyet Halk Partisi'nin ilk kurultayı ne kabul edilir? Sivas Kongresi. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin şubelerinin CHP'ye dönüştürülmesiyle oluşmuştur. Dikkat, dikkat, 9 umde kararlarıyla kurulmuştur. Bu 9 umde günümüzdeki Cumhuriyet Halk Partisi'nin simgesi olan 6 ilkeyi oluşturur. 27 yıl görevde kalmıştır. Kesintisiz yıl. Türkiye'de en fazla kesintisiz iktidarda kalan partidir. 50'de Adnan Menderes geçecek. Celal Bayar, yani Demokrat Parti. Dikkat, dikkat, dikkat. Heh. Ekonomide neyi savunuyor? Devletçiliği. Hangi dereceli sistemi savunuyor? Çift dereceli. Ben bunu bilirsem karşısına kurulan tüm muhalefet partileri şu iki ilkeye de karşı. Devletçilik isteyenler karşısında liberalistleri ve çift dereceli değil, tek dereceliyi görüyorsunuz. Var mı sıkıntı? Ha şimdi 1937'de hadi muhalefetçilik yapalım demişler. [kahkaha] Parti kurulamıyor çünkü. Parti kurulsa başına gelecekler biliniyor. Sıkıntı olabilir. E şimdi partiyi kontrol edemezsen kardeşim. Ben nereden bileyim Ağrı teşkilatında ne var ya ismi bilirim de adamın yaptığı faaliyetler ne? Böyle partiler yargılanıyor ya mesela bir deniz arasında kanı bozuk çıkıyor. Allah korusun uyuşturucu kullanıyor, bilmem ne kullanıyor. Diğeri başka bir şey yapıyor. Diğeri ihaleye fesat. E kardeşim bunu kontrol edemez ki. Siyasetin bütün partilerin her partide muhakkak ki değerli işlere bulaşanlar var. Bazıları bunlara ulaşıp mevki sahibi oluyor. Bazıları o mevkiye gelip onları yapıyor. Aradaki fark o. Anlaştık mı? Bazılarını mevki bozuyor, bazılarını para bozuyor. Bütün mesele bu. O yüzden burada tek yani kendi başına dimdik ayakta kalabilmek ve haram yemeden bu tür mertebelere gelebilmek çok zor işlerdi. O yüzden değerli arkadaşlar, müstakil grup kendi başına Ali Rana Tarhan tarafından yine o da milletvekili Cumhuriyet Halk Partisi içinde ayrılmışlardır. Bu buna muhalefet yapıyor. Hepsini yapabilir mi? Çok sert yapabilir mi? Yapabilir misin? Aynı şeyi savunuyorum. Aynı şeyi savunurken. Tamam, biraz tersini savunursun ama oturup da çok sert yapamazsın. Ne diyeceksin yani? Sonra yukarıda mercimek çorbası içiyor.

Geldik buraya. Nasturilik. Hakkari'de özellikle çıkan bir isyan. Bir sınavda geldi. Hangi il? Hakkari. Evet. Eee, bir dönem Ruslarla işbirliği yaptılar. Daha sonra İngilizlerle işbirliği yaptılar. Amanat Sürisyan, Cafer Tayyar, eğilmez Diyarbakır 7. Kolordu bastırmıştır. Ama hangi mesele devam ederken oldu bu? Musul meselesi. Özellikle Lozan'dan sonra oturulup 9 ay içinde bir konferans yapılması toplanacak. Onu dış politikadan anlatacağım. Toplantı başlıyor. Haliç Konferansı falan. Ondan sonra da bu isyan çıkıyor.

Devam ediyorum. Terakkiperver kuruluyor. Bakın tarihlerine. 7 Ağustos, 17 Kasım. 17 Kasım 1924'te başkanlığını Kazım Karabekir. Demek ki başkanı kim? Önce bunu bileceğiz. Kurucusu. Ancak bu sınavda soru böyle gelmiyor. Soru nasıl geliyor? Aşağıdakilerden hangisi Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kurucularından biri değildir diye gelir. Gelirse böyle geliyor. Dikkat, Kazım Karabekir'in adı var. Rauf Orbay, Refet Bele'yi ya da Ali Fuat Cebesoy'u veriyor. Ali Fethi Okyar'ı veriyor. Ali Fethi Okyar hani hep Ali Fuat Cebesoy'la karıştı ya. Ali Fethi Okyar'ı şöyle düşün. Ali Fethi Okyar her zaman Mustafa Kemal'in yapacağı tamam. Cumhuriyet sonra Serbest Cumhuriyet onun isteğini kuruyor zaten. 3 ay sonra kendini kapatıyorum diyor. Ali Fethi Okyar parti kurucuları arasında yapıyor. En çok bu gelir. Çünkü ispatın önü kimse vermez. Herkes Cumhuriyet Halk Partili olduğunu bilir ama Ali Fethi Okyar'la Ali Fuat Cebesoy karışıyor. Hani var ya böyle kepazelik falan yapıyorlar işte Abdülmecid Azim Gürsesi üç haline koymuşlar. Mecut Aziz Hamit diye aynı mesele şeyde yapıyorlar böyle Abdülmecid şey Abdülaziz şey ne derler? Ali Fethi ile Ali Fethi Okyar'ı da karıştıranlar var. Ali Fethi Okyar her zaman Mustafa Kemal'in yanına evet. Ali Fuat Cebesoy da karşı TCF'nin içindedir, haberiniz olsun. Geldik buraya. O zaman ben neyi bilecekmişim Merve? Kurucularını bilmek zorundayım. Tamam, kurucularını bileceğim zaten. Bunların dışından çok çıkmamış. Mesela Makbule Atadan bir Makbule Atadan burada mı? Hayır. O da Serbest Cumhuriyet Fırkası'nda. Ali Fethi Okyar Serbest Cumhuriyet Fırkası'nda. Bunları bilirsek soruyu yapabiliriz. Evet. Burada olmayanı soracaklar. O zaman ben bir yazayım. Ne yazayım buraya? Sana gelirse nasıl gelecekmiş? Olmayanı soracaklar. Evet. Ekonomide mantıken CHP neyi savunuyordu? Devlet. Bunlar. E CHP çift dereceli. Bunlar tek dereceli. Dikkat, tek dereceli seçim sistemi çağdaşta da anlatacağım ve şey döneminde de anlatacağım. 1946 seçimlerinde kaldırılmıştır. Çift dereceli yerine tek dereceli gelmiştir. Şeyh Said isyanından sonra biliyorsun ki bu parti kapatılmıştır. İsyana destek verdi ve hangi Atatürk ilkesini kötüye kullandı gerekçesiyle laiklik. Çıkan sınav sorusudur. Çıkan sınav sorusudur. Devam ediyorum. Bu partinin kapatılmasına neden olan gelişme Şeyh Said isyanıdır. Bir Kürt isyanı, bir İslami isyan. İkisinin birleşimidir. Yani Şeyh Said sadece bir Kürt isyanı veya sadece bir dini isyan diyemezsiniz. İkisinin de karışımıdır. Amaç cumhuriyet rejimini devirmek ve hilafeti geri getirmektir. Bunda başarılı olamayacaktır. Bir dönem başarılı olsa da daha sonra kendisi teslim olacak veya yakalanacak. Doğu İstiklal Mahkemeleri Diyarbakır'da bir de Ankara'da kurulacak. Daha sonra isyana doğrudan destek verenler, dolaylı yoldan destek verenler, ona destek verenler, buna destek verenler derken en sonunda işin ucu Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'na kurulacak. Özellikle Urfa mutasarrıfı yani kaymakamının Ferit Bey'in 5 yıl ceza almasıyla beraber işin içinde Türkiye Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın isyana destek verdiği gerekçesiyle parti kapatılmıştır. Şeyh Said isyanına bulaşanlar ise idam edilmişlerdir. Değerli arkadaşlarım, onu size söyleyeyim ama burada bizim bilmemiz gereken dört şey var. Hazır mıyız? Şeyh Said'den soru gelmiyor ama ben sorarım ya. Çünkü çok sorunun müthiş geleceği yer. Bir, bu isyan sırasında bir hükümet değişikliği oldu. Hatırlayın. Ali Fethi Okyar istifa etti. Yerine İsmet İnönü geldi. İsmet İnönü gelir gelmez Takrir-i Sükun Kanunu aslından Vataniye Kanunu'nun 1 numaralı maddesinin genişletilmiş halidir ve İstiklal Mahkemeleri'ni kurdurdu. 3. Demek ki Takrir-i Sükun olayı neyle alakalıymış? Şeyh Said isyanı. Peki soruyu şöyle yapalım. Merve öğretmen derse girdi. Derste öğrencilerine hükümet değişikliği veya kabine değişikliği. 2. Takrir-i Sükun Kanunu. 3. TCF'nin kapatılması gibi cümleler kurdu. Bunun üzerine Merve öğretmenin hangi üniteyi anlattığı söylenebilir? Cevap Şeyh Said isyanı. Çünkü TCF kapatıldı. Takrir-i Sükun ve hükümet değişikliği nerede oldu? Şeyh Said. Peki ispat eee Takrir-i Sükun Kanunu getirildi. İki mahkeme, biri Diyarbakır, biri Ankara kuruldu. Dikkat, yargılamalar sonucu idam edildi. Ama burada tüm mesele biraz da şuna bakmak lazım. 2 yıllığına Takrir-i Sükun Kanunu geldi. 2 yıl daha uzatıldı. 29'da sona erdi. O zaman ben 25-29 arasına Türkiye'de ne demem lazım? Merve, ne dönemi demem lazım bu döneme? Takrir-i Sükun, huzuru sağlama kanunu dönemi derim. E o zaman mantıken bana sınavda 25-29 arası demesine gerek yok. ÖSYM aşağıdakilerden hangisi Takrir-i Sükun döneminde gelişmelerinden biri değildir diye gelir. O zaman öğrenci bir kere diyecekti lan Takrir-i Sükun ne? Bilmeyen için ne kadar zor değil mi? Arapça bir kelime. Takrir-i Sükun, sükun zaten okurken bile okuyamaz onu. Çalışanla çalışmayan arasındaki farkı anlatıyorum ama bizim öğrenci ab Takrir-i Sükun dönemi az önce dedi ki bir şeyh Said'den sonra 4'te 25 dedi. Anlaştık mı? Var mı sıkıntısı olan? Takrir-i Sükun dönemi gelişmelerinden biri değildir diye gelecek ve senin bunu yapmanı bekleyecek ÖSYM, sen de buna düşmeyeceksin.

Geldik buraya. Şeyh Said isyanından en büyük desteği tabii ki İngiltere verir. Çünkü o dönemlerde konu Milletler Cemiyeti'ne gönderilmiş. Milletler Cemiyeti'ne etkin olan devlet İngiltere ve kendine Musul kararını çıkarttıracak zaten. Türkiye ile İngiltere Musul için kapışmaya neredeyse başladı başlayacak. Bu dönemde Türkiye neyle uğraşmıştır? Bu isyanla. Bu isyanın bastırılmasından sonra Türkiye'nin iç yani enerji içi harcadığından dolayı dışarıya Ankara Anlaşması'nı imzalayarak İngiltere ile olayı çözecek. Ama bu bizim İngiltere'nin destek vermesinin sebebi Anadolu'nun Güneydoğu bölgesine bir Kürdistan devleti kurularak Türkiye Cumhuriyeti ile Musul arasına tampon bir devlet kurulmak. O zaman Şeyh Said'e dışarıdan destek veren devlet İngiltere'dir. Bunu bilelim. Nasturilere de onlar destek verdi. Evet. Mesele ne? Musul üzerindeki Türkiye'nin etkinliğini azaltabilmek için bu isyan destek veriyor. Bunu bilelim. Peki bakalım. Bir kabine değişikliği var mıydı? Vardı. Kimle?

Kimin yerine? Alifet Okyar İsmet İnönü İn. Çok güzel. Hangi kanun çıkarıldı? Takrir-i Sükun. Neler kuruldu tekrardan? O zaman İstiklal Mahkemelerinin görevleri arasında ileride cumhuriyet rejimlerini ve devrimlerini korumak var mı? Var. Peki hangi parti kapatıldı? Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası. Arkadaşlar kısaltmaları daha sonra hatırlayacaksanız yapın. Tamam. Anlaştık mı? Daha sonra sıkıntı oluyor. Evet.

Peki bu olay bizim neyi kaybetmemize de biraz sebep olmuş? Musul üzerindeki etkinliği kaybetmemize neden olmuştur. Geldik buraya. İzmir suikasti eski İttihatçılar tarafından düzenlenmek istendi. Mustafa Kemal siz de biliyorsunuz ki o ünlü sözünü söyledi. Geliyor muydu? Eskiden çok gelirdi biliyor musun? Eskiden çok gelirdi. Biz bunu lise yıllarında yazılı sınavlarda hoca tamamını isterdi. Biz bunun öncesi de var. Biz bunu en can alıcı yeri söylüyoruz. Tabii bunun öncesi de var. Evet. Kimler yargılandı bu davada? Bu davada değerli arkadaşlar TCF'nin kurucuları yargılanıp çeşitli cezalar aldılar. Bunlar Rauf Orbay atı var. 10 yıl ceza aldı ve gelemediler ülkeye. Daha sonraki yıllarda gelecekler düşün.

Evet. Haftaya gelecekler. Burada ben size soru sormuştum. O soruyu bir daha sorayım. Mustafa Kemal Paşa'nın komplo, komplo diye neyi kastetti? İzmir suikastini mi ya da başka bir şey mi? Bu sorunun cevabını aşağıda sizden istiyoruz. Merve şunu bil ki İzmir suikasti İstiklal Mahkemelerinin son kez görev yaptığı davadır. 5 yılda bir otomatik soruluyor. Çok ilginç. Çünkü öğrenci bilmeyebiliyor bunu. İzmir gazetesi arkadaşlar sonuçta bugün KPSS'de yıllarını veren arkadaşlarımız var. Mesela beni 4. kez din, 5. kez diyor, 6. kez dinleyenler olur. Yok değil arkadaşlar. Çünkü ara ara giriyor. Her insan oturup da bir yıl boyunca siz ders mi çalışabiliyor zannediyorsun? Evleniyor, çoluk çocuk oluyor, boğuluyor Allah korusun ölüm oluyor, deprem oluyor. Her şey böyle gece bıraktırılmaz. O yüzden Türkiye'de bir şeyleri yapacaksan hemen erken yapacaksın abiciğim. Hemen bakın değerli arkadaşlarım. O yüzden hani biz bu tür şeyleri söylüyoruz ya sürekli yenilenen bir KPSS kitlesi de var. Lise eğitiminde tarih hiç görmediği için sayısal bir öğrenci bunları da bilmiyor. O yüzden benimle beraber ilk defa öğreniyor. İstiklal Mahkemeleri son kez hangi davada görev yapmıştır? Cevap İzmir suikast davası. Var mı sıkıntı olan? Çok güzel.

Geldik buraya. Türkiye'nin ikinci muhalefet partisi neymiş? Serbest Cumhuriyet Fırkası. Kurucusu kimmiş? Kurucusu Ali Fethi Okyar'dır. Peki bu parti niye kuruldu? 1. CHP'ye muhalif olsun diye. 2. 29 Dünya Ekonomi Krizine çareler üretsin diye. 3. Hükümeti denetlesin diye. Muhalefet partisi niye kurulur? Peki partiyi kuran Ali Fethi Okyar partiyi 3 ay sonra kendi kapattı. Niye? Partiye gericiler girdi diye dikkat. O zaman ben şu altı şeyi bilmek zorundayım. Hazır mısın? Bir TCF beraber yapacağız. Şeyh Said'dekiler hep beraber. Ben önce yapacağım sonra siz söyleyeceksiniz. O ikincisi sen söyleyeceksin. Tamam mı? TCF kuruldu. Şeyh Said isyanı çıktı. TCF kapatıldı. SCF kuruldu. SCF kapatıldı. Menemen isyanı çıktı. Sıralama bu. O yüzden şimdi ben Merve'ye Merve sadece sonlarını söyleyecek bana. Tamam. Hazır mısın Merve?

>> TCF >> kuruldu. >> Kuruldu. Güzel. Şeyh Said isyanı >> çıktı. TCF >> kapatıldı. >> Bu birinci aşama bildik. Geliyoruz. SCF >> kuruldu. >> SCF >> kapatıldı. >> E ne çıktı? Menemen isyanı. Anlaştık mı? Demek ki SCF'nin kapatılması bir isyan sonucunda değil. Ali Fethi Okyar kendi kurduğu partiyi kendisi kapatmıştır. Anlaşıldı mı durum? Bu olayı çözmeniz lazım ki çözdünüz artık. O yüzden sınavda eğer böyle bir kronolojik soru sorarlardı ki altılı altılı altılı seçenek. Hadi bakalım uğraştır lan. Hangisi hangisiydi? Hangisi? Bütün kafayı şöyle çalışacak. TCF kuruldu Şeyh Said isyanı çıktı kapatıldı. Burası ayrı. SCF kuruldu SCF kapatıldı Menemen. Bu da ayrı. Bunu yapan her şeyi yapar.

Evet. Geldik buraya. Ekonomide neyi savunuyordu? Liberalizmi ve hangi seçim sistemi? Tek dereceli. Dikkat. Devletçiliği savunan tek parti vardır. O da CHP'dir. Başka yok. Geliyorum buraya. Kadınlara siyasi hak verilmesini talep eden parti SCF ama kadınlara siyasi hakkı veren parti iktidardaki CHP. O ayrı bir şey. Ama ilk dile getiren kim olmuştur? Evet, SCF olmuştur. Makbule Atadan'ın da orada olması boş yere değildir. Gelelim buraya. Hazır mıyız? Şehit öğretmen Kubilay olayı. Kendisi hastır sizler de biliyorsunuz ki. Ve öğretmen olarak görev yaparken Menemen'de Derviş Mehmetli adamların isyanları sonucunda Hasan ve Şevki adındaki iki bekçinin öldürülmesiyle beraber olaya müdahale eden öğretmen Fehmi Kubilay'ın biliyorsunuz ki öldürülmesidir, şehit edilmesidir. Bu olay sonucunda bir daha çok partili hayata geçiş denemeleri Mustafa Kemal zamanında duracak. Hatta 1946'ya kadar Dünya Savaşı'nın sonuna kadar da bir parti kurulmayacaktır. Dikkat suçlar divanı harp yargıları. Neden? Çünkü İstiklal Mahkemeleri kaldırıldı. Nerede en son? İzmir suikastı. Bunu böyle bilelim.

O zaman dikkat edelim. Cumhuriyet rejimini değiştirmeye yönelik çıkan kaçıncı isyan diye geçer bu Merve? İkinci. Birincisi neydi? Şeyh Said isyanı. Bursa olayı. Anladık mı Bursa olayını? Ezanın Türkçe okunmasına yönelik tepkidir değerli arkadaşlar. Peki ezan kimin zamanında tekrar aslına geri çevrilmiştir? Adnan Menderes zamanında aslına geri çevrilmiştir. Şimdi gelelim en son olaya. Ne? Vagonli olayı hangi ülkeyle yaşandı? E Ramazan hoca bana diyor ki aga diyor sen bir KPSS ve ALES öğrencisisin. Sen Türkiye'nin Fransa'yla yaşadığı tüm sorunları bilmek zorundasın. Yabancı okullar Fransa, Hatay, Vagonli, Adana, Mersin demir yollarının millileştirilmesi. Fransa ile nüfus mübadelesi olabilir mi? Onu Yunanistan'la yaşayacaksın. Anlaşıldı mı? Adalar Fransa'yla ne ilgisi var? He kafayı çalışacağım o zaman. En çok hangisini yaşamışım ben? En çok hangi olayı? Fransa'yla yaşamışım sonunda yabancı okulları tevhit tesisat çıkartmışım. Yabancı okulları Fransa'yla yaşamışım. Fransa gibi devletlerle ama en çok Fransa'yla. O zaman Ramazan hoca bana dedi? He Fransa ile yaşanan sorunları bilmem lazım. Tamam. Heh. Kendine buna söz vereceksin. A gene burnum kaşındı. Gelebilir. Evet. Türkçe konuş kampanyası bir sınavda geldi. Vatandaş Türkçe konuş kampanyası hangi olaydan sonra olmuş? Bu olaydan sonra. Evet ben bunları söyledim. Fransa'yla yaşananları bir kere daha söylüyorum. Böylelikle konumuzu Atatürk dönemi iç politika olarak ne yapıyoruz? Murat Merve sonlandırıyoruz. Notlarımızı da aldık. Mahşer kitabını gösterdik 2021'de inşallah. Ha bu arada bu videoyu bir sene sonra izleyen arkadaşlar sakın ol gidip de şeye gitmeyin ha. TÜYAP fuarına gidip ya bir o zamanlara TÜYAP fuarı aynı zamanda olmaz. İki ben bugün yani 2025 itibariyle 28 Aralık'ta İzmir'deki Penguen Kitapevi'nde olacağım Aslancıklar. Ulan adam bir sene sonra izliyor gidiyor 2026'da. O yüzden lansmanı nerede yapıyoruz? İzmir'de Nazım Yaşar Hoca ile beraber yapacağız. Tüm İzmir'leri bekliyoruz değerli arkadaşlarım. İstanbul kitaplarına tüm İstanbulluları bekliyoruz. Gittiğimiz yerlerde bizlere çok büyük ilgi gösteren, sevgi ve saygı gösteren tüm arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyoruz. Senenin başından itibaren dolaşmaya başladı. Trabzon, Mardin, Diyarbakır, Gaziantep değil mi? Konya ve Maraş'a gittik mi? Ne zaman? Mayıs. Yo, yok bu senenin başından itibaren daha ona gelen biz sezon olarak bakıyoruz da yıl olarak bakmıyoruz. 2026 KPSS azan süreçte Temmuz, Ağustos'tan sonra gittiğimiz iller. Şimdilik böyle ama gideceğiz. Özellikle deprem bölgeleri Hatay ve Adıyaman, Malatya Rabbim nasip ederse planlarımız da var. Yine Adana gideceğimiz illerden inşallah olacak ve farklı illerden imza günü için ben geleceğim. Özellikle ben de Nazım hoca gelecek. Farklı organizasyonlarda benim hocamın diğer öğretmenleriyle beraber geleceğiz. O yüzden bizleri Instagram'dan takip ederseniz biz zaten bunları yayınlıyoruz. Instagram'da biliyorsun bir kanalımız var. 2026 KPSS. Instagram sayfama girin. 2026 KPSS yaz. Oraya tıklayın, oraya girin. Neden? Çünkü ben ilk duyuruları hep orada yaparım. Ben çoğu duyuruyu ana sayfamda yapmayı unutuyorum arkadaşlar. Ya orada yapıyorum ya. Orada yapmayı unutuyorum. Ha o yüzden bütün öncelik benim o kendi grubumdadır. 80 100.000 90.000 neyse bir şey vardır kendi arasında. 2026'ya çalışanlar herkes orada. Vallahi zehir gibiler bildiğiniz gibi değil. Hemen yazıyorlar. İlk yorum benim hani video yayınlanıyor. Hocam havada kaptım. Ben mesela videoyu paylaşıyorum ya Merve. Videoyu paylaşıyorum. Hani video yayınlandı. Çocuk diyor ki beni izledim bile. Sonra diyor ki yeni video nerede? [kahkaha] Yeni video bir sonrakinde söz veriyorum. Kendinize iyi bakın. Atatürk ilkelerine görüşürüz.