📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

TİKTOK CANLI YAYIN SOHBETLERİ 38

Şinasi Güneş1:41:48

Transcription

Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun. Bahir abi hayırlı akşamlar diliyorum. Eyvallah. Hepiniz hoş geldiniz. İyi akşamlar. Teşekkür ediyorum kardeşim. Sağ olun. Arkadaşlar mümkün olduğu kadar görebildiğim kadar hakaret edenleri, alay edenleri engelleyeceğim. Bilmenizi isterim.

Arkadaşımızın biri yorum yapmış. Demiş ki, "İnanmadığın din hakkında neden yorum yapıyorsun?" Senar kardeşim hoş geldin. Kara kalem sen de hoş geldin. İnanmadığın din hakkında neden yorum yapıyorsun demiş. Eee, bir arkadaşımız inanmadığın dinden kastettiği, kendi inandığı dine inanmıyorum ben. Ben kendi inandığım din hakkında yorum yapıyorum ve ben bana bu saçma sapan soruyu soran arkadaşla aynı dine inanmıyorum. Dolayısıyla Kafirun suresindeki gibi "Senin dinin sana, benim dinim bana." Senin de platformun var. Kendi platformunda kendi dinini insanlara anlat. Ben kendi dinimi anlatıyorum ve ben seninle aynı dinden değilim. Evet. Ben seninle aynı dini paylaşmıyorum yani.

Kafirun ne demek? Kafir hakikatin, doğrunun, gerçeğin üstünü örten demek. Kafir örten demek. Kur'an'da çiftçi anlamında kullanılır. Hadit suresi 20. ayette çiftçi ne yapar? Tohumu toprağa eker ve tohumun üstünü toprakla örter. Evet. Kafir kimdir? Allah'ın ayetlerinin üstünü örten. Yani örten demek ya kafir. Allah'ın ayetlerinin üstünü örten demek.

Kur'an'da kafir kelimesi aynı zamanda mesela biz Allah'a dua ediyoruz. Diyoruz ki, "Ya Rabbi, suçlarımıza kafirlik et." diyoruz. Yani suçlarımıza kafirlik et. Yani örnek verecek olursak Ali İmran suresi 193. ayet. Mesela Ali İmran suresi 193. ayette rabbimiz "Rabbinize inanıp güvenin diye inanıp güvenmek için seslenen bir sesleniciyi işittik ve hemen inanıp güvendik. Rabbimiz suçlarımızı bağışla. Kötülüklerimizden ört. Yani kötülüklerimize kafirlik et, bizi erdemlilerle vefat ettir." diyoruz. Rabbimiz de bize örneğin ayetleri sayayım ben size. Enbiya 94, Ali İmran 115, Bakara 271, Enfal 29, Talak 5, Nisa 31, Tahrim 8, Maide 12, Ali İmran 195, Maide 65, Zümer 345, Fetih 5, Muhammed 2, Ankebut 7 ve Tegabun 9. ayetlerde kendisinin kafirlik ettiğini söyler. Allah'ın kafirlik etmesi ne demektir? Suçlarımıza kafirlik etmesi yani suçlarımızı örtmesi demektir.

Bir de Allah'ın iyiliklere, salih amellere kafirlik etmemesi ifadesi var. Mesela Enbiya suresi 94. ayette bu anlamda veya Ali İmran 115. ayette bu anlamda kullanılır. Dolayısıyla kafir örten demektir. Kafirin anlamı budur. Allah razı olsun. Teşekkür ediyorum.

Salatı anlatır mısın? Namaz var mı Kur'an'da? Salat'ı benim böyle kısa bir sürede anlatma şansım yok ama merak ederseniz YouTube kanalımda oynatma listesi bölümünde salat videolarım var. Oradan bakabilirsiniz. Birçok videom vardır salat konusunda.

Yalan dünya kardeşim. Kur'an'da cariye kelimesi yoktur. Bana Kur'an'da cariye kelimesini gösteremezler. Varsa göstersinler. Kur'an'da cariye diye bir kelime yoktur. Köle vardır. Köle. Kölenin de erkek köle olabilir, kadın köle olabilir. Arapçada köle "abd" kelimesidir. Abd Arapçada köle "abd" kelimesidir. Mesela ben size bir ayetten örnek vereyim. Bakara suresinde var. Mesela Bakara Suresi 221. ayette Bakara suresi 221. ayette "abd" kelimesi köle anlamında kullanılır. Yine Nur suresinde de var. Nur suresi kaçtı tam hatırlayamadım. 32 miydi? 33 müydü? Orada da geçer. Yani "abd" kelimesi erkeği de dişiyi de içine alır. Kur'an'da geleneğin tanımladığı anlamda cariye diye bir kelime yoktur Kur'an'da. Cariye şöyle geçer. "Fîhâ 'aynun câriye" der mesela. Fîhâ 'aynun câriye Gaşiye suresinde olması lazım. Orada "fîhâ" orada "aynun" kaynak vardır. "Câri" akıp giden kaynak akıp gitmek demek. Cariye cereyan oradan geliyor. Aleykümselam. Teşekkür ediyorum.

Tokat'a gelemedik. Evet. Şartlar, imkanlar el vermiyor ki. Ben gelmek gerçekten isterim de şartlar, imkanlar maalesef el vermiyor. Mert Levent Gökçe kardeşim hoş geldin.

Yalan dünya kardeşim. İnsanların söylediklerine değil, Kur'an'a bakın. İnsanların söylediklerine değil, Kur'an'a bakın. İnsanlar bir sürü şey söylüyorlar. Ağzı olan konuşuyor. Tamam mı? İnsanların söyledikleri şeylerle kafanızı yormayın, kafanızı karıştırmayın. Kur'an'a bakın. Kalpler ancak Allah'ın öğretisi ile tatmin olur. Kalpler ancak Allah'ın öğretisiyle tatmin olur. Allah'ın öğretisi dışında insanlar şöyle diyormuş, böyle diyormuş. İnsanlar o kadar çok şey söylüyor ki bırakın insanlar neler söylediğini. Benim söylediklerimi bile bırakın. Ben eğer size bir şey söylerken ayeti referans göstermiyorsam benim söylediklerimi de bırakın. Anlatabiliyor muyum? Ben size din adına konuşurken Allah'ın ayetleri dışında bir şey referans gösterirsem, Allah'ın ayetleri dışında bir şey kaynak gösterirsem beni de boş verin.

Yani Azerbaycan'a bizden de selam. Kesinlikle rivayetler bizim kafamızı karıştırıyor. Rivayetler bizim kafamızı karıştırıyor. Bir de bu rivayetlerin Kur'an'a dayatılması işi tamamen berbat ediyor. Yani rivayetlerin adına hadis denilen rivayetler yok. Nüzul sebepleri varmış. Kur'an'da bir ayeti yorumluyorsunuz. Sen o ayet hangi olay üzerine inmiş biliyor musun? Sen o ayet hakkındaki hadisleri biliyor musun? Sanki hadis uyduramıyorlar. Nüzul sebepleri uyduramıyorlar da. O yüzden hepsini bırakın. Kafanızı karıştırmaktan başka bir şeye yaramaz.

Kur'an'da ezan yoktur. Kur'an'da çağrı vardır. Sesleniş vardır. Yani bugün okunan ezanda sadece "hayya ala's-salâh" kısmı vardır. O olmuştur. Muhtemelen odur. Yani salat için toplanılacağı zaman "hayya ala's-salâh" diye seslenilmiştir. Tamam mı? Onun dışında "Allahu ekber" ifadesi Kur'an'da yok. "Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah" ifadesi Muhammed'i Resûlullah'tan ayırdığı için Kur'an'a aykırıdır. Turan abi hoş geldin. "Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah" ifadesi Muhammed'i Resûlullah'tan ayırdığı için yine Kur'an'a aykırıdır. Çünkü Kur'an ne der? "Resulleri birbirinden ayırmayın" der. Ama ezanda Muhammed Resûlullah'ı diğerlerinden ayırıyor güya. Dolayısıyla bugün okunan ezanı Muhammed Aleyhisselam okutmamıştır. Kur'an'a aykırıdır çünkü.

Şimdi "hayya alel felâh" diyorsunuz. "Hayya alel felâh". Nereye çağırıyorlar? "Hayya alel felâh" diyerek namaza. Kur'an'da ritüelle kurtulunacağına dair bana bir tane ayet gösterin ya. Bana Kur'an'da bir ritüelle felaha ereceğimize dair bana bir tane ayet gösterin. Yok ki. Sen "hayya alel felâh" diye bir ritüele, dua ritüeline çağırıyorsun. Dua ritüeliyle felaha erileceğine dair Kur'an'da ayet yoktur. Ben size örnek vereyim. "Kad efleha" "felâh" şüphesiz felaha erilmiştir. "Men tezekkâ" arınan kimmiş o arınan? "Ve zekara'sme rabbihî fesallâ." Rabbinin mesajlarını aklından çıkarmayıp yeri geldiğinde yerine getirip salat eden felaha ulaşmıştır. Yani Allah'ın mesajlarını aklınızdan çıkarmayacaksınız. Yeri ve zamanı geldiğinde Allah'ın mesajlarını yerine getireceksiniz ve böylece salat edip felaha ulaşacaksınız. Burada bir ritüel yok ki. Veya Elif Lâm Mîm. "Kitâbu müttakîn" diye başlayan Bakara suresinin başı. Kimdir ne diyor mesela orada? Yine "bil'gaybi" onlar gayba iman ederler. Gayba iman nedir? Nerede olurlarsa olsunlar, görünmeyen, bilinmeyen, sezilmeyen bir yerde suç işleme imkanları varken bile suç işlemeyip duruşlarını bozmayanlar ve "yûkîmûnas-salâte" salatı ayakta tutanlar, namazla zayi edenler değil, ayakta tutanlar salatı ve kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler. "Ve bi mâ unzile ileyke ve mâ unzile min kablik" sana indirilene inanıp güvenirler ve senden önce indirilene inanıp güvenirler. "Ve bil'âhirati hum yûkinûn" ahirete de kesin olarak inanırlar. İşte onlardır rablerinin yol göstericisinin üzerinde olanlar. İşte felahaı erenler de onlardır. Hani nerede? Hani öyle dua ritüeliyle felaha erilmez arkadaşlar. Dolayısıyla bugün okunan ezan kesinlikle Kur'an'a aykırıdır.

Kimler felaha ereceğine dair daha geniş bir bilgiyi vereyim. Mesela Allah'ın mesajlarını akıllarından çıkarmayıp yeri geldiğinde yerine getirenler felaha erecektir. Enfal 45, Araf 69, Cuma 10, Şems 9-10, Ala 15. Kimler felaha erecekmiş bakalım? Ritüelle, ritüelle, dua ritüeliyle felaha ermek var mı? Allah'a kulluk edenler. Hac suresi 77. Allah'ın tarafında olanlar. Mücadele 22. Müminler, inanıp güvenenler, güven verenler, güvenilir insan olanlar. Müminun suresi 1. ayetten itibaren sayılıyor. Salatlarında huşu içerisinde olanlar, boş sözlerden kaçınanlar, arınmak için çalışanlar, ırzlarını koruyanlar, emanetlerine ve taahhütlerine riayet edenler ve salatlarını koruyanlar. Bakın felaha erenler bunlarmış. Başka? Nur suresi 51, Kasas suresi 67. Allah yolunda elinden geleni yapanlar. Tevbe suresi 88. Herkesçe kabul edilen iyiliği emredip herkesçe kabul edilen kötülüklerden engelleyenler. Ali İmran suresi 104. Allah'ın sınırlarına uyup korunanlar. Ali İmran 200, Ali İmran 130, Maide 35 ve 100. ayetler. Allah'ın gösterdiği yol üzerinde olanlar. Az önce okudum. Bakara suresi 2. ayetten 5. ayete kadar. Yine Lokman suresi 3, 4, 5. Araf suresi 157. Hata yaptıkları zaman hatalarını bir daha tekrarlamamak üzere Allah'a itaate yönelenler. Nur suresi 31. Allah'ın teveccühünü isteyenler. Rum suresi 38-39. Kanaatkar olanlar. Haşir suresi 9, Tegabun 16. Aklı örten şeylerden ve kumardan uzak duranlar. Maide suresi 90. ayet. Bakın felaha erenler.

Şimdi bu felaha erenler şimdi namaza çağrılırken "hayya alel felâh" diyorlar ya, dua ritüeliyle felah Kur'an'da geçmiyor. Vallahi eğer cennet Allah'ın değilse, bunlar değil de bunlarınsa tamam, onlar götürsünler kendi cennetlerine. Varsa tabii felaha ermek. Az önce saydım kimlerin felaha ereceğini.

Orhan kardeşim, yasak meyve diye bir şey yoktur. Yasak meyve, yasak ağaç diye bir şey Kur'an'da yoktur. Geleneğin uydurmasıdır. Muaviye bu dine en büyük zararı verenlerden biridir. Muaviye Allah'ın indirdiği dine, Allah'ın indirdiği dini örtmeye çalışan, tahrif eden, tahrif etmeye çalışan şeytanların başlarındandır. Evet Orhan Bey, mevzuyu iyi anlamanız için önce şunu bilmeniz lazım. Adem neden kovuldu? Öncelikle Adem ahiretin konusu olan, bizim de gitmek istediğimiz cennetten kovulmadı. Cennet bahçe demek. Ahiretin konusu olan cennet henüz yaratılmamıştır. Ahiretin konusu olan cennet henüz yaratılmamıştır. Adem yeryüzünde bir yerden çıkartıldı. Burada mecazi bir anlatım vardır. Siz eğer Allah'ın koyduğu sınırları çiğnerseniz ne yaparsınız? Rahatınızdan, konforunuzdan olursunuz. Adem'e yasaklanan neydi? Şecerenin ne olduğunu anlamak isterseniz şecerenin ne olduğunu anlamak istiyorsanız Nisa suresi 65. ayete bakın sevgili kardeşim. Şecere var ya hani o yasak ağaç, yasak meyve diyorlar ya. Oradaki şecerenin ne olduğunu merak ediyorsan Nisa suresi 65'e bak. Ne diyor Nisa suresi 65? "Hayır, Rabbin şahit olsun ki aralarındaki şecerede seni hakem kabul edip hükme bağladığın şeylerden benliklerinde bir güçlük bulunmadan tam bir teslimiyetle teslim olana kadar onlar inanıp güvenmiş olmazlar." Nisa 65'te şecere geçiyor. Ne demek oradaki şecere? Çekişmeli, dallı, budaklı şeylerde şecere çekişmeli, dallı budaklı şeyler demektir. Adem ne yaptı? Çekişmeli, dallı budaklı şeylere bulaştı. Yani neydi onlar? Daha çok güç sahibi olmak için, melik olmak için. İblis onu neyle kandırmıştı? "Allah sana bunu melik olmayasın diye yasakladı." Melik ne demek? Güç kuvvet sahibi ve hul olmayasın. Huld ne demek? Kalıcılık. Kalıcılık demek huld. Daha kalıcı bir güce sahip olmayasın diye. Peki Adem ne yaptı? Daha çok güçlü olayım. Gücüm de kalıcı olsun diye ne yaptı? İhtilaf, çekişme, kavganın içine girdi. Bir insan çekişme ve kavganın içine girdiği zaman kendi rahatından, kendi konforundan, kendi huzurundan olur. Ne yaparsın? Kendi kendini cennetten çıkartırsın. Rahattan, huzurdan çıkartırsın. Allah Adem'e ne demişti? "Ey Adem, acıktığın zaman" yani burada açlık çekmezsin. Burada susuzluk çekmezsin. Ne demektir bu? İnsanoğlunun doyabileceği, acıktığı zaman doyabileceği, susadığı zaman içebileceği, açlığını ve susuzluğunu giderebileceği her şeyi Allah ben yarattım. Fazla fazla yarattım diyor. Ama çekişmenin kaynağı olan şeylere bulaşmayın diyor. E insan bulaştı, Adem bulaştı. Ne oldu? Rahatından ve konforundan oldu. Allah'ın sınırlarını çiğnedi ve rahatı bozuldu. Dolayısıyla Adem kıssasını saçma sapan hikayelerle doldurup gerçek anlamından kopardılar. Kafada bir sürü soru işareti. Cevapsız sorular. Cevapsız sorular. Oysa Adem kıssasında çok güzel mesajlar vardır. Bugün insanlık şecereyi ihlal ediyor. Adem'e yasaklanan bütün insanlığa yasaklanmıştır. Ama bugün insanlar o yasakları çiğniyor. Daha çok güçlü olayım diye, gücüm kalıcı olsun diye. En mikrosundan makrosuna kadar. Yani aile komşusu nasıl taşıyor? Devletler başka devletlere sataşıyor. Amerika senin Irak'ta, Suriye'de ne işin var? Vietnam'da ne işin var? Amerika Afganistan'da ne işin var? Yok Fransa'sı, Belçika'sı, İtalya'sı. Sizin Afrika'da ne işiniz var? Ne işiniz var ya? Ne yapıyor? Daha güçlü olayım. Gücüm de kalıcı olsun. Dünyaya ben hükmedeyim. diye habire saldırıyor. Yani Adem'e yasaklanan da buydu. Adiyat suresinin başında işlenen konu budur. Hümeze suresi ne diyordu? "O ki malı üst üste biriktirir, sayar. Malının kendisini ölümsüz kılacağını hesap eder." Veya Tekasür suresi. "Çoğaltma yarışı sizi oyalayıp durdu ta ki kabirlere kadar." Çoğaltma yarışı bende daha çok olsun. Bende daha çok olsun. Bende daha çok olsun. Yarış insanlar lüks şatafat şatafat yarışına girmiş. İşte iblisin Adem'i kandırma mevzusu da buydu zaten.

Evet, bir arkadaşımız Hac suresi 40. ayeti sormuş. Onu da kısaca cevaplayayım. Kendi mealimden okuyorum. Tabii bu ayeti okumadan önce 39. ayetle birlikte okuyalım. Çünkü onun devamı olduğu için Allah hangi şartlarda savaşa izin veriyor? Hangi şartlarda savaşa izin veriyor? Allahu Teala Hac 39. ayet bunu söylüyor. Yani siz canınız çektiği gibi savaş açamazsınız. Savaşamazsınız. Yani ben İslam'ı yayacağım diye savaşamazsınız. Bu Kur'an'a aykırıdır. Hangi şartlarda savaş izni verilmiş? Kendileriyle savaşılan kimselere. Yani birisi size savaş açtı. Kendilerine zulmedilen kimselere size zulmediliyor. Ne oluyor? İşte onlara izin verildi diyor Allah. "Onlara yardım hakkında da ölçüyü koymuştur." diyor. Evet. Kur'an'da savaşmanın şartları Bakara suresi 190 ile 194. ayetler arasında, Nisa suresi 75, 890, 91, Maide 32, 33, 34, Enfal 39, Tevbe suresi 2 ve 6. ayetler arası, 12, 13, 14, 36, 123 ve Hac suresi 39-40 ve Mümtahine suresi 8 ve 9. ayetler savaş hukukunu, hangi şartlar altında savaşılabileceğini bize anlatır. "Onlar rabbimiz Allah'tır demelerinden dolayı haksız yere yurtlarından çıkarıldılar." Bakın haksızlık yapılmış. Kendilerine savaşmalarına izin verilen kimseler. Onlar ancak "Rabbimiz Allah'tır" demelerinden dolayı haksız yere yurtlarından çıkarıldılar. "Allah'ın insanları birbiriyle savması olmasaydı, sevâmîu" meyve, sebze, bakliyat depoları demektir. Sevâmîu meyve, sebze, bakliyat depoları. "Sevâmeu biun" alışveriş yerleri. "Salavâtun" sosyal dayanışma kurumları, atölyeler, fabrikalar ve adının çokça anıldığı mescitler, eğitim kurumları, okullar kesinlikle yerle bir edilirdi. Benzer durum Bakara 251. ayette de var. "Allah ona yardım edene kesinlikle yardım eder. Allah kesinlikle kuvvetlidir, üstündür." Şimdi bugün baktığınız zaman bir ülke başka bir ülkeye saldırdığı zaman neye zarar veriyor? Meyve, sebze, bakliyat depolarına zarar veriyor. Alışveriş yerlerine zarar veriyor. Sosyal dayanışma kurumlarına, atölyelere, fabrikalara zarar veriyor. Okullara, eğitim kurumlarına zarar veriyor. Bunu söylüyor zaten Hac suresi 40. ayet. Evet. Hac suresi 40. ayet hakkında söyleyeceğim budur.

Orhan kardeşim, ben rivayetlere itibar etmiyorum. O yüzden 17 kişiyle mi defnedildi? 7 kişiyle mi? 170 kişiyle mi? Bir şey diyemem. Çünkü rivayettir. Doğruluğu kesin değildir. O yüzden bir şey demek istemiyorum. Çok da önemli değil yani sayısı.

Kur'an'a göre yaşama amacımız nedir? Kur'an'a göre yaşama amacımız iyi insan olmak ve mümkün olduğu kadar iyilik yapmak. Yaşama amacımız odur. İyi insan olmak ve mümkün olduğu kadar da iyilik yapmak. Mülk suresi 2. ayet.

Sürgün kardeşim, yani yoruluyorum. Evet yoruluyorum ama yapacak bir şey yok. Aleykümselam Sedat kardeşim. Aleykümselam Ahmet Yazıcı Bey. Zanla konuşmayın. Zanla itham yapmayın. Hiç sevmiyorum. Lütfen nüzul rivayetleriyle yapılmış, anlam verilmiş meallerle çıkarım yapıyorsun. Niye boş konuşuyorsun ki? Ben kendi mealimle çıkarım yapıyorum. Ben şu an kendi mealimden okuyorum. Ya ya niye bu kadar boş konuşmayı seviyorsunuz ya? Ya Kur'an'ın nüzul sırasına göre okusan ne olur? Diyanetin sırasına göre okusan ne olur ya? Ne olur yani? Ben Kur'an'ı bütüncül okuyan biriyim. En son inen sureyi en başına da koysam benim için değişmez. En son sure nedir? Maide suresi mi? Maide suresini birinci sıraya koy. Öyle okuyalım. Ne olur? Ne değil. Benim için bir şey değişmez ki. Ben Kur'an'ı bütüncül okuyorum. O yüzden saçma sapan yorumlar yapmayın. Rica ediyorum ya. Saçma sapan yorumlar yapıyorsunuz ya. Ya birilerinden duymuşsunuz kulaktan doğma sözlerle içeriğinin ne olduğunu bilmiyorsunuz. Gerçeklik payını bilmiyorsunuz. Salla gitsin. Kur'an'ı bütüncül okuyan için surelerin sıralaması nasıl olursa olsun hiçbir şey fark etmez.

Sümer tabletleri için düşüncem nedir? Sümer tabletleri ile insanlık daha 200 yıl önce tanıştı. 200 yıl öncesinde insanlık Sümer tabletlerinden haberi yoktu. Hatta Sümer tabletlerini gün yüzüne çıkaranlar o tabletlerde nelerin söylenmek istendiğini, nelerin yazdığını anlamak için 50 yıldan fazla zaman uğraştı. Dolayısıyla Muhammed'in yazdıkları Sümer tabletlerinde yazıyormuş. Muhammed bu yazdıklarını Sümer tabletlerinden almış. Y Sümer tabletleri için böyle diyenler var. Onların yorumunu aktarıyor. Hatta Muhammed'in Kur'an'ı Muhammed'in yazdığını ve Sümerlerden etkilendiğini söylüyorlar. Boş konuşuyorlar. Muhammed'in sağlığında Sümer tableti diye bir şey yoktu piyasada. Sümer tabletlerinden hiç kimsenin o çağda kimsenin haberi yoktu. Dolayısıyla ben beni işin beni ilgilendiren kısmı yani Muhammed'i Kur'an'ı Muhammed yazdı, Sümer tabletlerinden esinlenerek yazdı gibi iddialar boş temelsiz iddialar. Muhammed'in Sümer tabletlerinden haberi bile yoktu. Hatta Muhammed'ten 1000 yıl sonra 1000 yıl sonra yaşayanların bile Sümer tabletlerinden haberi yoktu. Nereden mi biliyorum haberinin olmadığını? Az önce dedim ya, Sümer tabletleri daha 200 yıl önce piyasaya çıktı. 200 yıl önce ortaya çıktı. İnsanların haberi yoktu ki Sümer tabletlerinden. Araştırırsanız 18. yüzyılda ortaya çıktığını ve o tabletlerin neleri ifade ettiğini, neleri yazdığını anlamak için de onlarca yıl çalışıldığını görürsünüz.

Sedat Bey, Kur'an mealini Hakkı Yılmaz mealinden okuyabilirsiniz. Hakkı Yılmaz'ın mealinden tavsiye ederim. Benim tavsiyem budur. Hakkı Yılmaz. Evet. Benim çevirimi okumak istiyorsan taslak olarak okuyabilirsin Sedat kardeşim. Yani devrik cümleler olabilir, noktalama işaretlerinde hatalar olabilir. Düzenlenmesi, bir kez daha elden geçirilmesi lazım. Eee, ama okumak istersen apaçıkkur'an.com. Açık Kur'an değil, apaçık.com sitesine girersen orada benim mealime ulaşabilirsin. Benim kitabım daha çıkmadı. Yani ben daha meal çalışmamı bitirmedim. Daha bitirmedim. Çalışıyorum.

Kur'an'da sır yoktur. Reşat Halife Allah'ın elçisi değildir. Ayetler birbirini neshetmez. Kur'an'da birbirini nesheden ayet yoktur. Sitenin adı apaçıkkur'an.com. Kur'an'da sır yoktur. Kur'an birçok ayette kendisini apaçık diye ifade eder. Apaçık, mübîn. Mübîn olan bir kitapta sır olmaz. Boş konuşuyorlar yani. Kur'an'da sır yoktur. Boş konuşuyorlar.

Hayırlı geceler Dadaş kardeşim. Hoş geldin. Albayrak Bey, ben herkese reddiye yapamam ki. O kadar işim var ki şu an şu yayını bile yapacak durumda değildim. Çalışmam gerekiyordu ama arayı fazla uzatmayalım diye yayın açtım. Ben insanlarla uğraşamam. Ben bana, benim hakkımda video yapanlara bile cevap vermiyorum. Geçen bir tane Hakikat diye biri çıktı. Tamam mı? Hakikat diye. Birçoğunuz tanıyor kendisini. Tamam mı? Ben onunla canlı yayında münazara yaptım. Canlı yayında münazarada belki içinizde izleyenler de vardır o münazarayı. Namazın varlığına dair iddialarını çürüttüm. Secdenin anlı yere koymak olmadığını, kendisi anlı yere koymak olduğunu söylüyordu. Onun iddia, o iddiasını da çürüttüm. Ondan sonra sataşmaya başladı bana. Baktım ki duruşunu bozuyor. Duruşunu bozuyor. Saygısızca davranmaya başladı. Engelledim. Engelledikten sonra onun benim hakkımda yaptığı videoları habire bana atıyorlar. Atıyorlar. Hiç bakmadım bile. Dikkate de almadım. Videoya da bakmadım. Ben onunla uğraşamam. Yani ben onlarla uğraşamam. Ben işime bakıyorum. O kadar işim var ki. O kadar sıkıntılar var ki. Yapmam gereken o kadar şey var ki. Sinek vızıltılarıyla mı uğraşacağım?

Hurufu mukatta hakkında YouTube kanalımda videom var. Biri uzun, biri kısa. Hatta iki tane uzun, bir tane kısa videom var hurufu mukatta hakkında YouTube kanalımda. Ama uzunlardan ikisini izlemenize gerek yok. Bir tanesini izleseniz de yeter. Çünkü yaklaşık birbirine yakın videolar. Yani söylenen şeyler aşağı yukarı birbirine yakın. E o ikisini ben tek bir tane olarak kabul ediyorum. Bir de kısa bir videom var. Merak edenler izleyebilir. Allah razı olsun Turan abi. Çok teşekkür ederim abi. Var olasın.

Arkadaşlar hakaret edeni, alay edeni sessize alıyorum haberiniz olsun. Hakaret edeni, alay edeni sessize alıyorum. Haberiniz olsun. Senar kardeşim de alıyor. Play Store'da çıkmaz Orhan Bey. Daha Play Store'a yüklenmedi. O duruma gelmedi. Google'a yazmanız lazım. Google.

Mevlana'da Şems de müşriktir. Mevlana ile Şems'in Allah aşkı hikayedir. Allah aşkı öyle olmaz. Mevlana ile Şems'in Allah aşkı sapıklıktan başka bir şey değildir.

Kur'an'da kıyamet tarihi belli değildir. Allah Araf suresi 187. ayette "O size ansızın gelecek" demektedir. O size ansızın gelecek. Ansızın olan bir şeyin alameti olmaz. Alameti olan bir şey ansızın olmaz. Tarihi belirlenmiş, verilmiş bir şey de ansızın olmaz. Dolayısıyla kıyamet tarihi belli değil.

Kur'an'da birbirini nesheden ayet yoktur dedim. Kur'an'da birbirini nesheden ayet yoktur dedim ben. Orhan kardeşim, Mevlana Şems. Şems Mevlana'nın hocasıdır. Şems Mevlana'nın hocasıdır. Bana göre ikisi de sapıktır. Yani Allah'ın indirdiği dinden değildir. Daha doğrusu sapıktan kastım o.

Bilal Bey, Enok'un kitabı bakın. Enok'un kitabı, Ginza veya Ardavi Rafname mesela Zerdüştlerin kitabı, Sabilerin kitabı, Ginza, Enok'un kitabı. Bunlar Allah'ın kitabı olabilir. Allah'ın kitabı olabilir bunlar. Ama nedir? Zamanla ne olmuştur? Tahrif olmuştur. Yani Enok'un kitabında Kur'an'daki Kur'an'da benzer yerlerin olması son derece doğaldır. Yani İdris aleyhisselam, Nuh aleyhisselam o çağlarda yaşamış, o coğrafyalarda yaşamış, o coğrafyalarda nebilik yapmış insanlar. Dolayısıyla eğer Enok'un kitabını sormaktaki kastınızı doğru anladıysam yani Enok'un kitabı ilahi bir kitap olabilir. Hayırlı geceler. Eyvallah Sedat Bey.

Ahmet Bey, oruç var mı? Savunma var. Bireyseldir. Siyam var. Karşılıklıdır. E bunu anlatmak için de en az bir saat konuşmam lazım. İnşallah bunun hakkında bir video yapacağım. İyi geceler Sezgin kardeşim hoş geldin. Sedat kardeşim Allah razı olsun.

Nebiler kitap alır. Bütün nebiler kitap almıştır. Bütün nebi kitabı nebi alır ve her nebi resuldür. Niye? Aldığı kitabı tebliğ etmek zorunda. Çünkü kitabı nebi alır. Ondan sonra o kitabı tebliğ ederken de resul olur. Dolayısıyla her nebi resuldür aynı zamanda. Bedri kardeşim hoş geldin. Turan abi inşallah. İnşallah Allah razı olsun. Ama şöyle söyleyeyim. Yani siyam hakkındaki düşüncemi merak edenler benim mealime bakabilir. Bakara 183'ten 187'ye kadar olan kısmı okursa aşağı yukarı ben oruç hakkında, savım hakkında, siyam hakkında ne düşündüğümü orada görebilirsiniz.

Dadaş kardeşim, ben benim sabit belli bir günüm yok. Belli bir günüm yok. Sabit bir günüm yok. Yani mümkün olduğunca zaman buldukça örneğin son bir haftam stresli ve yoğun geçti. Bu yüzden yayın da açamadım ama bir sıkıntım vardı. O sıkıntımı Allah'ın izniyle büyük oranda hallettim. Kafam biraz daha rahatladı. Kafam biraz daha rahatlayınca da yayın açayım dedim. Yani kafa çok dolu olunca olmuyor yani. Benim meal daha hazır değil ama taslağı apaçık.com'da. Eyvallah dadaş kardeşim.

Albayrak Bey, geçinmek zorundayım biliyor musunuz? Ben din satmıyorum. Ben din satmadığım için çalışmak zorundayım. Kazanmak zorundayım. Dolayısıyla ben devlet memuru değilim. Ben ticaret yapıyorum. E ticarette de şartlar bugün iyi değil. Ekonomik şartlar iyi değil. Ne oluyor? İşleriniz zayıflıyor, düşüyor. Ödemeler geliyor, sıkışıyorsunuz. Ne bileyim araba arıza yapıyor misal. Sıkıntılar oluyor. E çözemediğiniz zaman da ne yapıyor? Beyni meşgul ediyor, kemiriyor. E bu durumda da ne yapıyorsunuz? Kendinizi çalışmaya odaklayamıyorsunuz. Demek istediğim bu. Tabii ki ben istemez miyim? Her gün yayın açayım. Ben her gün insanlara Allah'ın ayetlerini paylaşayım. Her gün böyle yayın açıp insanların sorularına bilgimin yettiği kadar cevap vereyim. Ben istemez miyim? İsterim tabii ki. Yani ben bu yola her şeyimi vermişim. Yani şöyle düşünün. Arkadaş çevremin yarısından fazlası gitti. Sosyal çevrem yarısından fazlası gitti. Ticaret yapıyorum. Müşterilerimin yarısından fazlası gitti mesela. Yani e ne oluyor? Ekonomik olarak baktığın zaman ben zarardayım. Dünyalık düşünürsen zarardayım yani ben. Tamam mı? Dünyalık düşünürsen zarardayım ama ben ahireti düşünüyorum. Allah'ın rızasını düşünüyorum. Yani eğer ben para kazanma derdim olsa Cübbeli gibi hikaye anlatırım. Milyonlar milyon takipçim olur. Tamam mı? Yalan dolan yanmaz terlik satarım. Yanmaz kefen satarım. Uyduruk, gaydırık, hikaye, masal, dua kitapları satarım. Hiçbir sıkıntım da olmaz. Hem iş yerinde daha çok müşterim olur, sosyal medyada daha çok takipçim olur. Ama ne olur? Allah'ın ayetlerini, Allah'ın dinini geçici bir çıkar için satan ve midesine ateş dolduran bir kafir olurum. O zaman tamam mı? O zaman bir kafir olurum. Mideme ateş doldururum. O zaman tercih. Ben ahirete inanan biri olduğum için ikinci şıkkı tercih etmiyorum. Evet. Allah razı olsun. Yani şu an yaptığımız da bir salat faaliyetidir. Doğru. Şu an yaptığımız da bir salat faaliyetidir. Allah razı olsun. Çok teşekkür ederim.

Hakaret etmeyin diyorum. Alay etmeyin diyorum ama ilmi olmayanlar ediyorlar. Bir kardeşimiz İsra 107'yi sormuş. İsra 107'yi cevaplayalım. Evet. İsra 107. De ki sevgili kardeşim, İsra 107. ayeti doğru anlamak istersen, İnşikak suresi 20, 21, 22. ayeti bir İsra 107'nin yanına koymanı isterim. Eğer İsra 107'yi doğru anlamak istiyorsan İnşikak 20, 21, 22'nin yanına koy. Önce İnşikak 20, 21, 22 oku. Ondan sonra İsra 107'ye gel ki mevzuyu daha iyi anlarsın. Şimdi İsra 107 ne diyor? "De ki: O'na ister inanıp güvenin, ister inanıp güvenmeyin." O nedir? Kur'an. Yani Kur'an'a ister inanıp güvenin, ister inanıp güvenmeyin. Onun öncesinde "kendilerine ilim verilenler onlara okunduğunda" bakın Kur'an okunduğunda, tamam mı? Size Kur'an okunduğunda ne yaparlarmış? "Secde ederlermiş ve çeneleri üstü kapanırlarmış." Şimdi buradan çene üstü kapanmak ifadesinden yere kapanmak anlamı çıkartıyorlar. Yere kapanmak anlamı çıkartıyorlar. Bu çene üstü yere kapanma ifadesinden. Şimdi arkadaşlar bir kere yere kapanma mevzusu yere kapanan hiç kimse çenesini yere koymaz. Yani yere kapanan bir insan, yere kapanarak secde ettiğine inanan bir insan ne yapar? Alnını yere koyar. Y alnını yere koyar yani çenesini yere koymaz. Ayette çene üstü kapanır kapanırlar diyor. Dolayısıyla ne yaparlar? İnşikak 21-22 ayette ayetteki şeyi yapmayanlar onlar tam tersi. Onlar ne yapıyordu? Şikak 21-22'de onlara Kur'an okunduğunda yalanlıyorlardı, yalana sarılıyorlardı. Bunlar ne yapıyorlar? İsra 107. Onlara Kur'an okunduğunda secde ediyorlar. Yani yalanlamıyorlar. Boyun eğiyorlar ve çenelerini kapatıyorlar. Olay bitmiştir diyorlar. Ben konuyu kapatıyorum. Benim için olay bitmiştir. Budur. İsra 107. ayetin kastettiği budur. E, konuyu iyi anlamak için dediğim gibi İnşikak 20, 21, 22'yi okumak lazım. E bunun yanında Meryem 58, yine İsra 109, Secde 15, Furkan 73. ayetlere de bakabilirsiniz.

Albayrak kardeşim, savaş yok. O ayette savaş geçmez. Orada iki rekat da geçmez. Aleykümselam hemşehrim, hoş geldin. Orada savaş geçmez, sefer geçer. Sefer bir yerden bir yere gitmek. Sefer bir yerden bir yere gitmek. Hareket halinde olmak demektir sefer. Orada savaş geçmiyor. Vay Taha kardeşim hoş geldin.

Albayrak kardeşim sana ince bir tüyo vereyim mi? Nisa 102 hakkında o ayetlerin namazla alakası olmadığını nereden anlarsın biliyor musun? kestirme. Ayette Muhammed secde etmiyor. Karşısındaki grup secde ediyor. Bak onlar secde edince diyor onlar secde edince diyor bak Muhammed secde etmiyor ayette. Nisa 102'de "Muhammed secde etmiyor. Sen içlerinde bulunup" diyor. Bak Muhammed Aleyhisselam onların içlerinde grup ikiye ayrılıyor. Birinci gruba salatı ikame ettiriyor. Nisa 102. birinci gruba salat-ı ikame ettiriyor ve diyor ki "onlar secde edince" diyor bak "onlar secde edince" Muhammed secde etmiyor. Siz hiç imamın yere kapanıp da cemaatin ayakta durduğu veya imamın ayakta durup da cemaatin yere kapandığı bir namaz gördünüz mü? Yani dolayısıyla bu ayetlerin namazla bir ilgisi yoktur. Kur'an'da salat geçen hiçbir ayetin namazla hiçbir ilgisi yoktur. Hiç hiç yani benzerliği de yoktur. İğne ucu kadar bile yer yoktur. Yan yana bile gelemez. Bu kadar nettir yani. Bu kadar nettir.

Evet. Ben Kur'an'ın misyoneriyim. Arkadaş bana misyoner dedi. Doğru dedi. Tabii eğer ben misyonerin anlamını doğru biliyorsam doğru. Ben bir misyonerim. Tamam mı? Ama Kur'an'ın misyoneriyim. Albayrak kardeşim. YouTube kanalımda oynatma listemde salat bölümü var. YouTube kanalımda oynatma listemde salat bölümü var. Son yüklediğim Salat 1, Salat 2, Salat 3, Salat 4. Onlara bak. Son yüklediklerime bak. Salat 1, Salat 2, Salat 3, Salat 4.

"Musallîn" ne demek midir? "Musallîn" kelime olarak önde giden atın arkasındaki ikinci attır. Önünde giden attan destek alan demektir. "Musallîn" önde giden nedir? Vahiy. Onun peşinden giden kimdir? Biziz. Ne yapacağız? Peşinden gittiğimiz vahiyden destek alacağız. Onun gösterdiği şekilde hareket edeceğiz. Müddessir suresinde ne diyor? "Biz musallîn değildik." Yani biz vahyin peşinden gitmezdik. Vahiy ile bağ kurmazdık. Vahiyden destek almazdık. Vahiyden destek almadığımız için de vahyin bizi soktuğu yükümlülüğün altına girmediğimiz için de yani "tevellâ" yaptığımız için de arkamızı döndüğümüz için yüz çevirdiğimiz için vahyin yüklediği yükümlülüğün altına girmediğimiz için umursamadığımız için yani "musallîn" olmadığımız için Aleykümselam. "Musallîn" olmadığımız için ne diyor? "Biz miskini doyurmazdık." Bakın biz miskini doyurmazdık. Çünkü niye? Çünkü vahiy bize miskini doyur diyordu. Ama biz vahyin yüklediği yükümlülüğün altına girmedik. Tamam mı? Batıl inançlara dalardık. Batıl inançlara kim dalar? Batıl inançlara vahye sorumlu yaklaşan dalar. Vahiy ile bağı olmayan dallar. Yani batıl inançlara dalan, vahiy ile bağı kesik olan insanlar. Vahiy ile bağ kuran bir insan batıl inanca dalmaz. Dolayısıyla Müddessir suresi suresinde ne yapıyoruz? "Biz dalanlarla birlikte daldık." Nereye daldın? Batıl inançlara daldın. Dünya hayatının zevklerine daldın. Dünya hayatının çekiciliğine daldın. Din günü hakkında da yalana sarıldık. Niye yalana sarıldın din günü hakkında? Din günü hakkında niye yalana sarıldın? Çünkü Kur'an'la bağın yoktu. Senin Kur'an'la bağın olsa din günü hakkında yalana sarılmazdın. Nasıl din günü hakkında yalana sarıldın? Din günü hakkında yalana sarılmak tek bir çeşit değildir. Din günü hakkında yalana nasıl sarılırsın? Bir yeniden dirilişe inanmazsın. Yeniden dirilişe inanmazsın mesela. Bu bir yalana sarılma türüdür. İkincisi nedir? Din günü hakkındaki tasavvurun yanlıştır. Tasavvurun yanlıştır. Yani ne gibi? Mesela o gün ehli sünnet olanlar cennete gidecek veya "la ilahe illallah Muhammedur Resulullah" diyen cennete gidecek. Kurtulmuşluk sendromu var ya Yahudilerde de var, Hristiyanlarda da var. Yahudiler de "biz Allah'ın sevgilileriyiz" diyorlar. Cenneti tapılıyorlar. Ateş bizi azıcık yakar. Yani cehenneme girer, azıcık yanar, çıkarız diyorlar. Tamam mı? Eee, Sünniler ne diyor? Sünniler ne diyor? Sünniler de aynı şeyi söylüyor. Şiiler de aynı şeyi söylüyor. Diyorlar ki, "Ehli sünnet fırka-i naciyedir. Ehli sünnet fırka-i naciyedir. Ehli sünnet olan kurtulacak" diyor. Şia aynısını söylüyor. Tamam mı? Yani o da olmadı işte. Peygamber bize şefaat edecek diyor. Tamam. Peygamber bize şefaat edecek. Bunun gibi hesap günü hakkındaki tasavvuru yanlıştır. Niye? Çünkü Kur'an'la bağ kurmamış. Kur'an'la bağ kurmadığı için de ne nem ihtiyaç sahiplerini doyuruyor. Ondan sonra batıl inançlara dalıyor. Din günü hakkında yalana sarılıyor. Üçüncü din günü hakkında yalana sarılmak nedir? Bir gün hesap vereceğine dair bir gün hesap vereceğine dair o hesap gününü dikkate almamak, hesabı verilir bir hayat yaşamamak. Genya 08 kim olduğunu bilmiyorum ama lütfen saçmalamayı kes. Sen inanmıyorsan inanma. Bana akıl verme tamam mı? Sen inanmıyorsan inanma ya. Bana ne akıl veriyorsun ya? Ben aklımı Allah'tan alırım. Senin aklına ihtiyacım yok. İnanmıyorsan inanma. Özgürsün. Ben burada kimseye inanç dayatmıyorum. Yani hesabı verilir bir hayat yaşamamak din günü hakkında yalana sarılmaktır. Dördüncü din günü hakkında yalana sarılmak. Maddi durumunuz iyi. Bir ihtiyaç sahibi gördünüz. Din gününe inanan bir insan ne yapar? Şöyle düşünür. Ben bu ihtiyaç sahibini doyurmamı Allah emrediyor. Halim vaktim yerinde. Ben ona Allah rızası için doyurursam hem ben mutlu olacağım, hem o mutlu olacak, hem Allah razı olacak hem de Allah bana bunun karşılığını kat kat fazlasıyla verecek deyip elini cebine sokabiliyorsan ahirete inanıyorsun. Ama cimrilik ediyorsan sen ahirete inanmıyorsun. Sen ahir genya engellerim seni. Engellerim. Uzatırsan engellerim ben seni. Eğer sen cimrilik ediyorsan, o yoksula sahip çıkmıyorsan sen ahirete inanmıyorsun. Sen rabbin sana vereceği ödüle inanmıyorsun. İkna olmamışsın. Rabbinin sana vereceği karşılığa iman etseydin eğer ne yapardın? O yoksulu doyururdun. Doyurmayıp cimrilik ettiğin için sen ahirete inanmıyorsun. Rabbinin sana kat ödülle karşılık vereceğine inanmıyorsun. Ahirete inanan bir insan, ahirete inanan bir insan ne yapar? Karz-ı hasen yapar. Karz-ı hasen ne demektir? Allah için verilen borçtur, emektir, gayrettir, çabadır. Maddi manevi gayrettir, çabadır. Allah için [Müzik] sen Allah'a güvenmiyorsun ki. Allah diyor ki iyiliğe bire 10 vereceğim. Diyor en az bire 10. Salih amele cenneti vereceğim diyor. Ama sen fedakarlık yapmaya sıra geldiğinde ne yapıyorsun? Ya dünyalık dünyevi çıkarlarını düşünüyorsun. İşte ben kendi adıma söyleyeyim. Bunları konuşursam müşteri kaybederim. Ticaretim zayıflar. Tamam mı? Etrafımdan insanlar gider diye düşünsem ne yapmam lazım? Ben bu işi yapmamam lazım. Ben ne yapıyorum? Benim derdim nedir? Ben karşılığını rabbimden istiyorum. Yani rabbim yarın rabbimin huzuruna çıktığım zaman benim için ne yaptın diye sorarsa bana söyleyecek bir şeylerim olsun diyorum. Benim derdim o. Dolayısıyla ben ahirete inanıyorum. Ama sen imkanın varken bir ihtiyaç sahibini Allah emrettiği halde Allah'ın vaadine inanmıyorsan, Allah'ın vaadini dikkate almıyorsan sen istediğin kadar ahirete yeniden dirilişe inandığını söyle. Sen ahirete inanmıyorsun. Dolayısıyla ahirete imanın boyutları bunlar. Yani din gününü yalanlamanın farklı farklı boyutları bunlar. Aklıma gelen dört tanesini saydım. Eyvallah Turan abi.

Ebu Leheb Firavundur. Katılıyorum. Ebu Leheb peygamberin amcası falan değil. Firavundur. Musa denizi yaramaz. Yani sopayla yaramaz ama baraj yaparak yarabilir arkadaşlar. Hiçbir peygamberin Allah'ın tabiat yasalarına aykırı bir marifeti yoktur. Hiçbir peygamberin nebinin Allah'ın tabiat yasaları dışında bir marifetleri yoktur. Allah'tan vahiy almak dışında Allah'tan vahiy alırlar. Bizim beceremediğimiz o. Bizim beceremediğimiz nebilerden farkımız bu. Allah'tan biz nebiler gibi vahiy alamıyoruz. Bunun dışında nebilerin başka bir meziyetleri yoktur. Mesela Fussilet suresi 6. ayetle Kehf suresi 110. ayet ne diyor? "De ki: Ben de ancak sizin gibi bir beşerim. Ben vahiy alıyorum" diyor. Ben vahiy alıyorum. Yani nebiler vahiy almak dışında bizim gibi beşerdirler ve bizden farkları Allah'tan vahiy almalarıdır. Dolayısıyla yok İbrahimi ateş yakmamış. Yalan. Musa sopayla denizi yarmış. Yalan. Musa sopayla kayadan 12 pınar fışkırtmış. Yalan. Musa'nın sopası yılan olmuş. Yok ejderha olmuş. Yalan. İsa ölüleri diriltmiş. Yalan. Yunus balığın karnında kalmış. Yalan. Yalan. Allah yalan söylemiyor da Allah adına yalan uyduruyorlar. Allah adına yalan uyduruyorlar. Allah yalan söyler mi? Haşa ya. Benim neyi reddedip reddetmediğimi Allah biliyor. Tamam mı? Benim neyi reddedip reddetmediğimi Allah biliyor. Siz azıcık aklınızla öyle yorumlar yazmaya devam edin. Tamam mı? Size göre peygamberler sihirbaz. Tamam mı? Ya şunu hiç düşünebiliyor musunuz? Musa'nın sopası yılan oldu. Musa'nın sopası ejderha oldu. O zaman Musa, Firavun Musa'ya dedi ki, "Sen sihirbazsın." E o zaman Firavun doğru söylüyor. Musa'nın sopası yılan oluyorsa, Musa'nın sopası ejderha oluyorsa ve Firavun ve meleleri Musa'ya sen sihirbazsın diyorsa Firavun doğru söylüyor ya. Firavun doğru söylüyor o zaman. Aynen Sezgin kardeşim. Aynen.

Kur'an'da mucize diye bir şey yoktur. Tamam mı? Kur'an'da mucize diye bir şey yoktur. Kur'an'da mucize kelimesi Allah'ın ifadesiyle "Allah'ı siz aciz bırakamazsınız" ifadesiyle geçer. Tamam mı? Ya ben bir şeye vardır diyorum. Yoktur diyorum. Net bir şekilde ortaya koyuyorum. Abi bilginiz varsa çürütün. Aksini ortaya koyun. Benim yoktur dediğimin varlığını ispatlayın. Ya doğru olan bu değil mi? Doğru olan gevezelik yapmaktansa, hakaret etmektense yok dediğim şeyin varlığını ispatlamak değil mi? İspatla. İspatlayamıyorsun. Onu da inkar et. Bunu da inkar etti. Bunu da inkar etti. Ya bir boş gevezelik yapıyorsunuz ya. Benim yok dediğim bir şey varsa hodri meydan. Buyuruz patla.

Cuma suresi 26. ayet yok ki açıklayayım sevgili kardeş. Asa birikim demektir Mehmet Bey. Birikim, bilgi, donanım, birikim. Hangi işten neden çok iyi anlıyorsanız o sizin asanızdır. Musa, Musa'nın asası neydi? Musa çobandı. Tamam mı? Elindeki asa oydu. Çoban asasıydı. Allah ondan o asayı aldı. Vahiy asasını verdi. Vahiy asasını verdi. Asa biri kimdir?

"Hud" kelimesi balık değildir. Doyumsuzluktan kaynaklanan bunalımdır. "Hud" doyumsuzluktan kaynaklanan bunalım demektir. Balık demek değildir. Balığa "hud" denmesinin sebebi balıkların doyma duyguları olmamasındandır. Doyumsuz olmalarındandır. Anlam bağı vardır. Ama Yunus balığın karnında değildi. Sıkıntının, bunalımın karnındaydı. Anlatabiliyor muyum? Ayetleri, kavramları hikayeleştirdiler, masallaştırdılar. Geld de ayıkla pirincin taşını. Aynen Bayram Bey. Aynen.

Cumartesi yasağı nedir? Hani sözüm ana Müslümanların zayi ettiği cuma var ya bizim bu cumamız var ya Müslümanların zayi ettiği yani Allah'ın bizi dayanışma için toplayıp da ritüelleştirdiğimiz cumalarımız var ya aynı biz de Yahudilerin

Cumartesini ihlal ettiği gibi biz de cumayı ihlal ettik. Birbirinin benzeridir. Yani Yahudilerin Sebt gününü ihlal etmesi ile bizimkilerin cumayı zayi etmesi arasında pek bir fark yoktur.

Uzduelak 123. Beni güldürdün. Allah da seni güldürsün.

Tarikatlar hakkında ne düşünüyorsun? Tarikatlar Allah'ın diniyle uzaktan yakından alakası olmayan ve Allah'ın dininin önüne barikat kuran, insanları köleleştiren, insanların sömürülmesine, kontrol, kontrol altında tutulmasını sağlayan, sömürülmesini sağlayan eee bunun yanında insanın özgür iradesini, aklını iptal eden, insanı hayvandan da aşağı duruma getiren oluşumlardır. Tarikatlar sadece Kur'an. Aynen. Sadece Kur'an.

Kendim hakkında ne düşünüyorum? Ona Allah karar verecek. Ben kendimi yorumlamayı sevmiyorum. Notumu Allah verecek. O not defteri de kimsenin elinde değil. Sadece Allah'ın elinde. Mülk suresi 29. Ayet aklıma geliyor. Mülk suresi 29. Ne diyor? Mülk suresi 29. "Kul de ki: O Rahman'dır. Biz ona inanıp güvendik." Ben de aynı şeyi söylüyorum. O Rahman. Ben o Rahman'a inanıp güvendim. Tamam mı?

"Kimin apaçık sapıklıkta olduğunu günü gelince göreceksiniz" diyor ya. Kimin sapık olduğunu günü gelince göreceksiniz. He bana sapık diyenler günü gelince görecekler. Ben kendimi temize de çıkarmam. Ben şöyle iyiyim, böyle iyiyim de demem. Çünkü aynı Kur'an bana diyor ki Necim 32'de: "Kendinizi temize çıkarmayın. Kimin doğru yolda olduğunu Allah bilir" diyor ya. Hah ben kendimi temize de çıkarmam. Çünkü kimin doğru yolda olduğunu Allah bilir. Evet. O yüzden kendi hakkımla yorum yapmak istemiyorum. Notumu Allah verecek.

İnsanların benim hakkımda tabii güzel yorumlar. Eyvallah. İnsan destekleyenlerin olması çok güzel. Moral veriyor, enerji veriyor. Güzel bir duygu. Fakat hakaret edenler, olumsuz eleştiri yapanlar. Yani yapıcı eleştiri değil de yıkıcı eleştiri yapanlar, tehdit edenler. Bilmem ne yapanlar. Hiç umurumda da değil. Hiç dikkate de almam. Hiç dikkate de almam. Hani bir laf vardır ya, "Onlar kınayıcıların kınamasından korkmazlar." Evet. Aynı şekil Kur'an'ın dediği gibi, "Onlar kınayıcıların kınamasından korkmazlar." Maide kaçtı? 54 müydü? Bir de ne var? "İnsanlardan huşu duymazlar. Allah'tan huşu duyarlar." Ne demektir ya? Ben böyle konuşursam falancanın desteğini kaybederim, filanca ne derler. Allah'ın rızasını kaybetme endişesi taşırlar onlar. Müminler, "Falanca ne derler? Allah ne derler?" Evet. "Allah ne der?" der. He ben de "Allah ne der?" diyorum. İnsanlar ne der umrumda değil yani.

İsa gökte değil. İsa yerdedir. Eyvallah Kurt Bey. Eyvallah.

3.000 gizli gücü açıklar mısın? Öyle bir güç yoktur.

Vay Emrah abi neredesin ya? Geç kaldın ya. Hoş geldin.

Bankanın verdiği maaş promosyonu helaldir. Annenizin ak sütü gibi helaldir. Banka promosyonu.

Bu akşam teknolojik altyapım evde müsait olmadığı için YouTube'da yayın açamadım bu akşam. Ben önceden YouTube'da yayını iş yerimde açıyordum. Bu akşam evdeyim. Evde YouTube yayını açamadım. Yani tek yayın açmak eee zorundaydım. Onu da TikTok'ta açtım. Çünkü kullandığım cihaz daha çok TikTok'a uygun. Ama bir dahakine inşallah hem TikTok'ta hem YouTube'da açacağım. Ama ben bu yayını aynı zamanda eee YouTube'a da yükleyeceğim. Bu yayı bu yayını aynı zamanda YouTube'a da yükleyeceğim.

Ayvalıa bizden de selam.

Ankebut 45 dedi arkadaşımız. Ankebut 45. Kitaptan cuma 9. Erkek kadın ayırmaz. Zeynep kardeşim, cuma 9. Şu ayet erkek kadın ayırmaz ama Sünni müşrikler ayırır. Ankebut 45. "Kitaptan sana vahyedileni insanlara okuyup aktar ve salatı ikame et. Yani cehalet ve yoksullukla mücadele et. Onu daima ayakta tut. Eğitim, öğretim ve sosyal dayanışmayı daima ayakta tut." Şüphesiz bu yaptığın cehaleti ve yoksulluğu ortadan kaldırma var ya, hani eğitim, öğretim ve toplumsal dayanışma faaliyetin var ya, bu salat-ı ikame ne yaparmış? "İnsanları aşırılıklardan ve çirkinliklerden engellermiş." Tamam mı? Bu ayetteki "salatı ikame etti, namazı dost doğru kıl" diye çeviriyorlar. Ama ben namazın hiçbir işe yaradığına şahit olmadım. Yani cehaleti ve yoksulluğu ortadan kaldırdığına, fahşa ve münkeri engellediğine şahit olmadım. Dolayısıyla salatın zaten namazla ilgisi yok da bu ayette zaten ilgisi yok. Ama buradaki eğitim, öğretim ve sosyal dayanışma, yani cehaletin ve yoksulluğun olmadığı bir toplumda, vahiyle bilinçlenmiş bir toplumda aşırılık da olmaz, çirkinlik de olmaz. Ankebut 45 bunu söylüyor işte. Tamam mı?

Kesinlikle Allah'ın mesajlarını akıldan çıkarmayıp yeri geldiğinde yerine getirmek var ya, zikirlerin en büyüğüdür. Allah ürettiğiniz şeyleri bilir. Evet. Ankebut 45'in kısaca söylediği budur.

Sevgili kardeşim, Alak suresinin ilk sure olduğuna dair bir delil yok. Çok da önemli değil. Yani Kur'an bütüncül okunması gereken bir kitap olduğu için sıralama çok da önemli değil. Ya benim için hiç önemli değil. Benim için yani kendi şahsım adına hiç önemli değil. Niye önemli değil? Ben bütüncül okuyorum Kur'an'ı. Bütün okuyorum. Bütüncül okuduğum için de yani Alak suresi 1. sure 1. sırada olmasın da en sonuncu 114 olsun benim için bir şey değişmez.

Hakkı Yılmaz mealini kesinlikle tavsiye ediyorum. Hakkı Yılmaz mealini kesinlikle tavsiye ediyorum.

Arkadaşımız Araf 172'yi sormuş. Araf 172'yi cevaplayalım. Ondan sonra da Mehmet Okuyan tefsiri önermiyorum. Ben önermiyorum Mehmet Okuyan tefsiri. Hakkı Yılmaz'ınki varken ona gerek yok. Gereksiz zaman israfı çünkü çok hata var. Evet.

Araf 172'yi okuyacağım. Hani "Rabbin, Rabbin, Rabbin" bak. Rab Allah'ın kendisi değildir. Allah'ın tecellisidir Rab. Bunu ayırt edemezseniz birçok ayeti yanlış anlarsınız. Rab Allah'ın tecellisidir. "Rab Ademoğullarından sırtlarından soylarını alırken kendileri üzerine şahit tuttu. Neye şahit tuttu? Rabbiniz değil miyin?" Şimdi arkadaşlar, bilgi olmadan şahitlik olur mu? Bilgi olmadan şahitlik olur mu? Yani siz bir davada şahitlik yapacaksınız. Hakimin karşısına çıktınız. Hakim dedi ki, "Şahitlik yap." Ama siz bir şey bilmiyorsunuz. Bu şahitlik geçerli olur mu? Geçerli olmaz. Öyleyse nedir? Şahitlik bilgiyle olur. Önce bu bilgiyi bir kenara koyalım. Öyle yani ben şunu demek istiyorum. Allah bizim ruhlarımızı yaratmış. Önceden de toplamış. Onlara demiş ki, "Ben sizin rabbiniz değil miyim?" Ondan sonra bizim ruhlar demiş ki, "Evet, sen bizim rabbimizsin." Allah da demiş ki, "Şahit olun." Ya ben bir şey hatırlamıyorum ya. Böyle şahitlik mi olur ya? Ben bir şey hatırlamıyorum ki. Saçma sapan bir hikaye uydurmuşlar. Kalu beladan beri Müslümanmışız biz. Hikaye ya. Ben daha yeni Müslüman oldum. Daha 10 sene olmadı Müslüman olduğum. Ondan önce müşriktim yani. Şimdi önce bunu bilelim. Mesela Araf suresi 18. "Allah'ın tek ilah olduğuna ilimde derinleşenler şahitlik edebilir" diyor. Bakın, Allah'ın tek ilah olduğuna ilimde derinleşenler şahitlik edebilir. Yani şahitlik bilgiye dayalı olur. Bilgiye dayalı olur şahitlik.

Şimdi Allah'ın Rabbimiz olduğuna şahitlik ediyoruz. Allah bizi şahit tutuyor. Tamam mı? Neye şahit tutuyor? Rab olduğuna şahit tutuyor. "Ben sizin rabbiniz değil miyim?" O zaman Allah'ın bizim rabbimiz oluşu bilgiye dayalıdır. Bilgiye dayalıdır. Araf 172. Araf 172. ayetten bahsediyorum. Şahitlik bilgiye dayalıysa Allah'ın bizim rabbimiz olması da bilgiye dayalıdır. Peki Allah o bilgiye neyi referans gösteriyor? Neyi referans gösteriyor? Bellerinden, sırtlarından soylarını alırken mesela size ben bir örnek ayet söyleyeyim. "İkra bismi rabbikellezi halak. Oluşturan rabbinin adına öğren ve öğret." "Alak. O insanı embriyodan oluşturdu. Kim? Rab." Rab oluşturan değil mi? Rab oluşturan, evreni yaratan, yaratılış yasalarını koyan, sistemi işletendir Rab.

Şimdi Araf 172'ye geri geliyorum. "Sırtlarından soyları çıkarıldığında onları şahit tuttu. Ben sizin rabbiniz değil miyim?" Ne demektir bu arkadaşlar? Aslında şu demektir. Belinizden çıkan sıvıya bakın. O sıvıdan nasıl yaratıldığınıza bakın. O sıvıdan nasıl yaratıldığınızı idrak ederseniz, meninin az bir parçasından bugünkü anatomik biyolojik yapıya, insan olmaya nasıl geldiğinizi düşünürseniz Rabbi görürsünüz. Rabb'in tecellisini görürsünüz. Allah'ı göremezsiniz. Allah'ın Rab olarak tecellisini görürsünüz. Buna benzer ayet nerede var? Araf 143'te var. Ne diyor Musa? Ne diyordu? "Bana kendini göster de bir gözlem yapayım sana." "Bana kendini göster ve gözlem yapayım." Ne dendi Musa'ya? "Sen beni göremezsin ama şu dağa bak. Dağa. Dağa bir gözlem yap. O dağı bir gözlem yap. Eğer gözlemini doğru yaparsan beni görürsün." Gözlemini doğru yaparsan. Burada Musa gözlemini doğru yaptığı zaman Allah'ı mı görecekti? Hayır. Rabbin tecellisini, o dağı yaratan, o dağın içerisindeki ağaçları, ormanı, yeşilliği, içerisinde yaşayan hayvanları yaratan, sonbahar geldiğinde yapraklarını döken, kış geldiğinde onu çürüten, bahar geldiğinde onu yeniden dirilten Rab, o rabbin tecellisini görecekti. Allah'ı biz göremeyiz zaten. Tespit de edemeyiz. Allah'ın nasıl bir şey olduğunu da tespit de edemeyiz. Ama rabbin tecellisini görebiliriz.

Araf 172'de de Araf 172'de de ne var? "Ben sizin rabbiniz değil miyim?" Evet. "Sen bizim rabbimizsin." "Şahit olun." Yani şahitlikte bilgiyle olur. Bu bilginin kaynağı ne? Belinden çıkan, sırtından çıkan sıvı. Bilgi orada. O bilgiyi incele. O sıvıyı incele. Alak suresi de en başta zaten ona işaret ediyor. "Halakal ins alak." diyor. Tamam mı? "O Rab seni alaktan yarattı" diyor ya. "Oluşturdu" diyor ya. Hah. İncele onu. Araf 172. Sırtından çıkan sıvıyı incele. Ondan nasıl yaratıldığını bir düşün. İncele. O zaman benim rabliğimi görürsün. Ve bilgiyle benim rabliğime iman edersin. Şahitlik edersin. Yani Araf 172. ayetteki benim söyleyeceğim budur.

Bugünlük de bu kadar diyelim. Hepinizi kendisinden başka ilah olmayan, bizi yaratan, yaşatan, rızıklandıran, bizi vahiyle muhatap kılan, sonra öldürecek olan, sonra tekrar diriltecek olan ve yaptıklarımızın karşılığını bize verecek olan, cezayı hak edenleri cezalandıracak, ödülü hak edenleri de kat fazlasıyla ödüllendirecek olan, kendisinden başka bir otorite olmayan, tek ilah olan, tek patron olan, tek kral olan, evrenin tek maliki olan, ortağı olmayan Allah'a emanet.