Transcription
[Müzik] Bilgi düzensizliklerinin yayılımında yalnızca bireysel psikolojik eğilimler etkili değil.
Aynı zamanda sosyal yapılar ve bilişsel süreçler de belirleyici olabiliyor. Bireyler ait oldukları toplulukların normlarından etkilenir. Aynı zamanda bilişsel sınırlamalar ve duygusal ihtiyaçlar kişilerin hangi bilgilere inanacaklarını ve onların nasıl tepki vereceklerini şekillendirir.
Toplumların yapısı ve bireyler arası ilişkiler yanlış bilginin yayılımını etkiler. Özellikle sosyal aidiyet, kutuplaşma ve anonimlik yanlış bilgiye inanma sürecinin merkezinde yer alır.
Ortak değerler, normlar, duygular, mağduriyetler, yaşam tarzları ve deneyimler ortak bir kimlik inşa etmemize aracılık eder. Bu ortaklıklar ve aynalık hissiyle kendimizi belirli bir grubun üyesi olarak konumlayabiliriz. Türkiye'de kutuplaşmanın boyutları 2020 araştırması görüşülen kişilerin kendilerini en iyi nasıl tanımladıklarını göstermiştir.
Bir gruba veya kimliğe ait hissettiğimiz zaman o grubun özelliğine göre düşünüyor ve ona göre hareket ediyoruz. Bu çerçevede genelde bireyler ait hissettikleri grubu olumlu sıfatlarla tanımlar ve değerlendirirken gruba ait olumlu bilgileri kabul ederler. Dolayısıyla duydukları aidiyet kişilerin kendi gruplarının lehine olan yanlış bilgilere inanmalarına ya da gruplarını kötüleyen gerçek bilgilere inanmamalarına yol açabilir.
İnsanlar kendi grupları hakkında olumlu veya kendilerini uzak gördükleri bir grup hakkında olumsuz yanlış bilgiyle karşılaştıklarında grupları hakkında iyi hissetme arzuları doğru bilgiye sahip olma arzularının önüne geçebilir.
Bir grubun temsilcisi olarak görülen ya da üyesi olunan o grubun liderlerinden bilgi almak, bu bilgileri doğru kabul etmek ve onların desteklediği ya da ürettiği yanlış bilgilere inanmak sık görülen bir durumdur. Örneğin iklim değişikliği ile ilgili olarak bireyler kendilerini yakın hissettikleri liderlerin açıklamalarına ve onların önerilerine daha fazla güvenebilir.
Aynı durum siyasi kimlikler için de geçerlidir. Siyasi partilere veya ideolojik gruplara güçlü bağlılık duyan kişiler kendi gruplarını destekleyen yanlış bilgileri sorgulamadan bütün bunları paylaşma eğiliminde olabilir. Bunun temel nedeni bireylerin ait oldukları grubun normlarına uyum gösterme isteği. Grup içi uyum ihtiyacı eleştirel düşünmeyi zorlaştırabilir ve de yanlış bilgilerin kolayca kabul edilip yayılmasına yol açar.
Toplumda artan politik ve ideolojik bölünmeler farklı gruplar arasında güven kaybına yol açar. Bu kutuplaşmış ortam bireylerin kendi kimliklerine uygun bilgileri kabul etmesini ve karşıt görüşleri ise reddetmesini pekiştirir.
Özellikle iki durumdan bahsetmek gerekiyor. Birincisi içinde yaşadığımız yankı odaları. Yalnızca kendi görüşümüzü tekrarlayan ve hoşumuza giden haberleri yayınlayan televizyon kanallarını, gazeteleri, sosyal medya hesaplarını ve diğer medya kanallarını takip ettiğimizde bir tür yankı odası oluşturuyoruz ve diğerlerinin sesini duymuyoruz. Yankı odasında diğerlerinin farklı seslerini ya da onların farklı görüşlerini duymadığımızda kendi doğrularımızı kabul ediyor ve mevcut inandıklarımızı pekiştiriyoruz.
İkinci olarak filtre balonları ise bireylerin sahip oldukları ideolojilerine ve arama geçmişlerine dayanarak benzer fikirde oldukları içeriklerle karşılaşmasını sağlayarak farklı fikirlere yer veren içeriklerle karşılaşmamalarını sağlayan bir durum. Özetle grup aidiyeti yanlış bilgiye inanmayı ve yaymayı kolaylaştırabilir.
Dijital ortamlar bireylere anonimlik sağlar. Anonimlik bireylerin gerçek kimliklerini görünür kılmadan ve kişisel sorumluluk hissetmeden hareket etmelerine neden olur. Özellikle sosyal medyada anonim hesaplar sayesinde kullanıcıların kimliğinin görünür olmaması onlara bir sorumluluk yüklemediği için bireyler yanlış bilgi içeriklerini paylaşabilir ve hatta bu içerikler aracılığıyla kimi grupları da hedefleyerek nefret söylemini yaygınlaştırabilir.
Bilişsel süreçler bireylerin bilgiyi nasıl işlediğini ve onları nasıl değerlendirdiğini belirler. Bu süreçlerdeki sınırlamalar yanlış bilgiye inanmayı ve paylaşmayı da kolaylaştırır. Özellikle dijital ortamlarda maruz kaldığımız aşırı bilgi yüklenmesi, hızlı kararlar verme ve kaynakların sorgulanmaması bilgi düzensizliklerine olumsuz anlamda katkıda bulunur.
İçerisinde yaşadığımız dijital çağ bilgiye ulaşma ve bilgiyi üretme konusunda birçok fayda sağlar. Fakat bununla beraber sürekli ve yoğun bir bilgi akışı ile karşı karşıyız. Aşırı bilgiye yüklenmesi bireylerin bilgiyi analiz etme kapasitesini düşürür ve yanlış bilgiye inanmayı kolaylaştırır.
Sistem 1 yani hızlı ve sezgisel düşünme süreçleri dijital ortamlarda daha sık devreye girer. Dijital dünyanın doğası gereği kullanıcılar içerikleri hızlıca tüketir ve bunları paylaşırken analiz süreci devre dışı kalır. Böylelikle karşılaşılan bilgiler titizlikle sorgulanmaz ve yanlış bilgiyi kabulü ve yayılımı kolaylaşabilir.
Güvenilir bilgi kaynaklarının kısıtlığı da önemli bir nokta. Bilgi kaynaklarının çeşitine sahip değiliz ve istediğimiz içeriklere ulaşamadığımızda bizim için en kolay olanı tercih ediyoruz. En kolay eriştiğimiz bilgi kaynaklarındaki bilgileri kabul ediyoruz. Bununla beraber bazen kaynaklara nasıl ulaşacağımıza kendimiz karar veremiyoruz. Sosyal medya algoritmaları güvenirlikten bağımsız olarak etkileşimi yüksek içerikleri öne çıkarıyor. Bu durumun sonucu olarak öne çıkarılan içerikler sıklıkla ve incelikle doğrulanmamış bilgiler olabilmekti.
İçinde yaşadığımız dönemi hakikat sonrası olarak tanımlamak mümkün. Bilimsel veriler ve olgular yerine duyguların ve kişisel inançların daha etkili olduğu bir bilgi ortamındayız. Bugün alternatif gerçeklikler farklı platformlarda ve anlatılarda sistematik bir şekilde üretiliyor. Bu anlatılar çoğu zaman siyasetçilerin söylemleriyle yayılıyor. Özellikle popülist liderler duygulara hitap ederek kriz dönemlerinde belirsizliği azaltma iddiasıyla basit çözümler sunarak ve rakiplerini gayrimeşru göstermeye çalışarak yanlış bilgiyi besliyorlar.
Örneğin Donald Trump 2016 seçimlerinden sonra düzenlenen yemin törenine Barack Obama'nın töreninden daha fazla kişinin katıldığını iddia etmişti. Yine benzer şekilde 2016'daki Brexit referandumunda İngiltere'nin Avrupa Birliği'ne haftada 350 milyon Sterlin'in ödediği ileri sürülmüş. Bu bilgi kampanyada sıkça kullanılmıştı. Gerçek olmayan bu tür alternatif bilgiler bireylerin duygularıyla uyumlu olduğunda daha kolay kabul görüyor.
İnsanlar kendi inançlarını ve hislerini doğrulayan bilgilere daha çabuk inanıyor. Kendimizi bir gruba ait hissettiğimiz zaman sosyal çevremizden de onay alma ihtiyacı hissederiz ve o gruba uygun hareket ederiz. Bunu söylemiştik. Gündelik yaşam pratikleri, siyasal davranışlarımız ve bütün bu tercihlerimiz yanı sıra sosyal medyada da benzer şekilde onay alma ihtiyacı hissederiz. Beğeniler kazanmak ve paylaşımlarımızın görünür olması dijital dünyada onaylanma anlamına gelebilir. Bu tür beğeniler veya yorumlar yanlış bilgi üreten kullanıcıların içeriklerini ödüllendirebilir. Böylelikle yanıltıcı içerikleri üreten kişileri daha sonraki paylaşımlar için de cesaretlendirebilir.
Peki ne yapabiliriz? Daha sonra detaylı bir şekilde ele almak üzere çözüm önerilerine yönelik birkaç konuyu kısaca belirtelim. Yanlış bilgiye inanmanın önüne geçmek için bireyler bilgi kaynaklarını nasıl değerlendirecekleri konusunda eğitilebilirler. Bilişsel süreçleri yavaşlatacak, incelikli ve çaba gerektiren düşünme biçimli yani sistem 2'yi teşvik edecek stratejiler geliştirebilir.
Dijital platformlar bilgi çeşitliliğini ve kaynak güveniriliğini artıracak algoritmalar geliştirebilir. Böylece kullanıcıların önüne doğru bilgiyi mümkün kılan içerikler çıkabilir. Anonim hesaplara yönelik düzenlemeler de sorumluluk bilincini artırabilir. Bu düzenlemeler aracılığıyla sosyal medyadaki anonim hesapların yanlış bilgi üretimi zayıflayabilir.
Farklı kurumların da işbirliğiyle farklı görüşlerden grupların diyalog kurmalarına zemin hazırlayacak ortamlar ve bütün bunlarla ilişkili programlar teşvik edilmeli. Mesela sivil toplum kuruluşları, belediyeler, üniversiteler, medya kuruluşları gibi. Farklı grupların katılabileceği ortak bilgi platformları ve hak temelli anlatılar güçlendirilebilir.
Bu modülde neleri ele aldığımızı kısaca hatırlayalım. Sosyal ve bilişsel faktörler bilgi düzensizliklerinin yayılmasında kritik bir rol oynar. Kutuplaşma, anonimlik ve bilişsel sınırlamalar yanlış bilgiye inanmayı ve paylaşmayı kolaylaştırır. Etkili çözüm bireysel farkındalık ve kurumsal müdahaleyi de gerektiriyor.
Bir de sonraki modüle geçmeden önce birlikte düşünmeye devam etmek üzere birkaç soru soralım. Sosyal medyada hangi grup normları yanlış bilgi paylaşımı teşvik ediyor? Bilgi aşırı yüklenmesi ile başa çıkmak için bireyler hangi stratejileri kullanabilir? Siz neleri eklemek istersiniz? Kutuplaşmış bir toplumda doğru bilgi erişimi nasıl artırabiliriz? Yeni modülde bilgi düzensizliklerine karşı doğrulama tekniklerini ele alacağız. [Müzik]