Transcription
Bir arkadaşımız hadisleri reddeden ayetler hangileridir diye sormuş.
Öncelikle bana hadisleri reddeden ayetler hangileridir diye sorduğumda, benim ilk aklıma gelen ayet Casi suresi 6. ayet ve Araf 184. Bu ayetler yine Mürselat suresinde de var. Ayet şöyle söylüyor. Özellikle Casi suresi 6. ayet: "Allah'ın ve onun ayetlerinin ardından hangi hadise iman ediyorlar?" Bu ne demektir? Allah'ın ayetlerinin dışındaki ayetlerin imanın konusu olmadığı anlamına gelir ve onları biz dinin konusu olarak reddetmemizi ifade eder.
İkinci olarak, mesela hadisler için ne söyleniyor? "Muhammed Aleyhisselam'ın Kur'an'ın dışında söylediği sözler olduğu söyleniyor." Peki Muhammed Aleyhisselam'ın söz söyleme, Kur'an'ın dışında konuşma yetkisi var mı? Hakka suresi 44, 45, 46, 47 ayetlere baktığımızda Allahu Teala, "Eğer bizim hakkımızda başka sözler söylersen şah damarını keseriz." diyor. İsra 73, 74, 75 ayetlere baktığımızda, "Az kalsın sana vahyettiğimizden seni ayırıp başka şeyleri söyleteceklerdi. Eğer bunu yapsaydın sana hayatın ölümün kat kat acısını tattırırdık." diyor. Yunus suresi 15. ayette, "Ya bunun sözlerini değiştir ya da bize başka bir hitap getir" diyenlere karşı, "Ben rabbime asi olurum. O büyüklüğünün azabından korkarım." diyor. Yani Kur'an dışında başka bir bilgiyi reddediyor ve Rabbe asi olmayı söylüyor.
Zümer suresi 11, 12, 13, 14 ayetlerde de vardır. Bu ayetlerde de Muhammed Aleyhisselam'a dini Allah'a halis kılmakla emrolunuyor. Dini Allah'a halis kılmak ne demektir? Dini Allah'ın gönderdiği kitaptan ibaret kabul etmek demektir. Zümer suresi 2 ve 3. ayetlere de bakılabilir.
Araf suresi 203. ayette, bir konuda bir ayet gelmediği zaman Muhammed Aleyhisselam'a, "Sen bir şeyler derleyip toparlasana." diyorlar. Muhammed Aleyhisselam da ne diyor? "Ben yalnız Rabbimden bana ne vahyedildiyse ona uyarım." diyor. Yani bir konuda henüz ayetler inmedi diye Muhammed Aleyhisselam kendisi bir şeyler derleyip toparlayamıyor.
Yine Necim suresinde tahrif edilen ayet var. 3. ve 4. ayetler aslında Muhammed Aleyhisselam'ın Kur'an'ın dışında konuşamayacağını ifade eden ayetlerdir. Ama şeytanlar okuduğu gibi okursanız, o zaman bu ayetlerden de yalana sarılıp adına hadis dediğiniz rivayetlere delil getirebilirsiniz. Oysa o ayetler ne diyor? "Muhammed Aleyhisselam'a yolunu şaşırmış." diyorlar müşrikler. Niçin? Ayetler işlerine gelmediği için. Allah ne diyor? "O hevasından nutuk atmıyor." In huvve illa vahyun yuha. In huvve diyor. Bakın, huve tekil zamir kullanılıyor. Yani burada tek bir özneden bahsediliyor. Eğer bu ayet hadislerden de bahsediyor olsaydı, hadisler de gayri metlu vahiy olsaydı, düşünün, aklınızı kullanın. Şimdi ayetler vahiy, hadisler de gayri metlu vahiy diyelim. O zaman "inüma" demesi gerekir. İki otorite. Çünkü Allah ve resulünden iki otorite çıkarıyorlar da kendilerince. Bu ayette de onların dediği gibi olsaydı eğer, ne demesi gerekirdi? "İlla vahyun yuha." O ikisi, yani ayetler ve hadisler anlamına gelir diyor o zaman. Ama ne diyor? "İn hüve." Tek bir özne var. Öyleyse o tek özne nereye gider? Kur'an'a gider. Onun konuştukları ona vahyedilenin dışında bir şey değildir. O kendisine vahyedilen dışında konuşmaz.
Eğer siz vahiy dışında konuştuklarının hepsini vahyin içine katarsanız, o zaman ya çok özür dilerim hepinizden, bunların yaptığı saçmalığı ortaya koymak için bir örnek vermek istiyorum. Yani Muhammed Aleyhisselam'ın eşiyle birlikte olmak istemesi, eşiyle özel konuşmalarını bile siz o zaman vahyin içine koyun. İyi mi? Bu mu? Yani her konuştuğu vahiy ise eğer, neye göre? Vahiy her konuşmaları nereye göre vahiy? Bu tasnifi kim yapıyor? Dolayısıyla saçmalamanın lüzumu yok. Muhammed Aleyhisselam'a söylenen, onun hakkında söylenen, onun konuştukları kendisine vahyedilenin dışında bir şey değildir. O "hüve" zamiri sadece ayetlere gider. Dolayısıyla Muhammed Aleyhisselam ayet dışında konuşma yetkisi yoktur.
Bir de olayın şöyle bir boyutu var. Din Allah'ın dinidir. Ortada bir kitap vardır ve bu kitap içerisinde çelişki yoktur. Nisa suresi 82. ayet diyor ki, "Eğer o Allah katından olmasaydı içerisinde birçok ihtilaf olurdu. Öyleyse bir şeyin içerisinde ihtilaf varsa o Allah katından olamaz." Mantığı kuralım. Bir şeyde ihtilaf varsa o Allah katından olamaz. Adına hadis denilen rivayetlerde ihtilaf var mı? Sürüyle var. Öyleyse o Allah katından olamaz. Kur'an zan barındırmadığını söyler. Dolayısıyla içerisinde zan barındıran bir şey Allah katından olamaz. Adına hadis denilen rivayetlerde zan var mı? Tamamına yakınında var. Öyleyse o Allah katından olamaz. İçerisinde Kur'an'ın içerisinde belirsizlik, kopukluk, tutarsızlık olmadığını söylüyor. İçerisinde belirsizlik, tutarsızlık, kopukluk olan bir kaynak Allah katından olamaz. Allah her işinde kusursuz olan ve her işini kusursuz yapan en iyi değerlendirmeyi yapandır. Dolayısıyla nedir? Kur'an'da da eğrilik, pürüzlük yoktur. Açık anlaşılırdır. İçerisinde saçmalık, metafizik, ezoterik yorumlar yoktur. Fakat adına hadis dediğimiz denilen rivayetlerin içerisinde ezoterizm de var, belirsizlik de var, kopukluk da var. Akla, mantığa, fıtrata, bilime aykırı birçok veriler var. Dolayısıyla bunlar da Allah katından olamaz.
Bir de ne vardır? Yine adına hadis denilen rivayetlerin dinde kaynak olamayacağına delil olarak Nur suresinin başında namuslu bir kadına iftira atmaktan bahseder ve ne der? "Namuslu bir kadına iftira atanın şahitliğini ebediyen kabul etmeyin." Bakın, namuslu bir kadına iftira atanın şahitliği kabul edilmiyorken. Şimdi adına hadis denilen rivayetlerin tamamı sahihtir, doğrudur diyebiliyor musunuz? Hayır, diyemiyorsunuz. Öyleyse ne vardır burada? Hadislerinde nebiye iftiralar vardır. Peki siz namuslu bir kadına iftira atanın şahitliği kabul edilmiyorken, ebediyen nebiye birçok iftiralar atılan hadisçilerin şahitliğini nasıl kabul ediyorsunuz? Şu soruyu kendinize sorun. Biri size iftira atarsa, size iftira atan birinin şahitliğini mahkemede kabul eder misiniz? Tabii ki etmezsiniz. Siz kendiniz için size iftira atan birinin şahitliğini kabul etmiyorken, nebiye birçok iftiralar atanların şahitliğini nasıl kabul ediyorsunuz?
Diğer bir delile sıra geldiği zaman, "hadislerde vahiy" diyorsunuz. Peki hadislerde vahiy ise, zayıf hadis diyorsunuz, mevzu hadis diyorsunuz, uydurma hadis diyorsunuz. E hadisler de vahiy ise eğer, zayıf vahiy nasıl oluyor? Mevzu vahiy nasıl oluyor? Uydurma vahiy nasıl oluyor? Buna sizin aklınız alıyor mu? Vahyin uydurması mı olur? Vahyin zayıfı mı olur? Vahyin mevzusu mu olur? Vahiy demek bir sözü Allah'a nispet etmek demektir. Allah bir şeyi vahyetmiş ama zayıf, ama mevzu, ama uydurma. Ya siz bunu Allah'a nasıl nispet ediyorsunuz? Dolayısıyla bu işin şakası yoktur. Dinin tek kaynağı Kur'an'dır ve adına hadis denilen rivayetler kesinlikle dinde kaynak olamaz.
Yunus suresi 15. ayette şeytanlar ne diyordu? "Ya bunun sözlerini değiştir ya da bize başka bir bilgi kümesi getir." Şeytanlar bunu diyordu. Muhammed Aleyhisselam'ın sağlığında bunu yapamadılar. Fakat gücü ellerine geçirdiklerinde şeytanlar ne yaptılar? Kur'an'ın sözlerini değiştiremediler. Yanına ne yaptılar? Yunus 15'teki paralel Kur'anlar getirdiler. Şeytanlar bırakın Muhammed Aleyhisselam'ın vahiy dışında söz söyleme ihtimalini. Kalem suresi 9. ayette Yunus 15'te sözlerini değiştir deniyordu. Kalem suresi 9. ayete baktığımız zaman orada, "Ya burada biraz çok sert gidiyorsun. Bunun sözlerini biraz yumuşat." diyor müşrikler. Allah ne diyor? "Sakın onlara itaat etme." diyor. Sakın onlara itaat etme. Dolayısıyla Muhammed Aleyhisselam'ın bırakın vahiy dışında söz söylemesini, kendisine vahyedilenin sözünü değiştirmesini, yumuşatması bile mümkün değil. Elbette ki Kur'an'ın sözleri müminler için baş tacıdır. Ama müşrikler, kafirler için serttir. Rabbimiz bize bir şey buyuruyorsa, üslubu ne olursa olsun, biz biliriz ki bu bizim menfaatimizedir ve başımızın tacıdır. Ama müşrikler için, kafirler için bu geçerli değildir. Onların çıkarı ve menfaatine dokunduğu için onlara sert gelir. Ve ne derler? "Muhammed Aleyhisselam'a biraz yumuşatsana bunu." Ya biz de sana karşı yumuşayalım. Ama Allah ne diyor? "Sakın onlara itaat etme." diyor. Dolayısıyla bırakın Muhammed Aleyhisselam'ın vahiy dışında söz söylemesini, kendisine gelen vahyin sözlerini değiştirmesini bırakın, yumuşatması bile mümkün değildir.
Dolayısıyla ne demek istiyorum? Dinimizin Kur'an'dan başka bir kaynağı yoktur. Adına hadis denilen rivayetler, Allah'ın dost doğru yolunun üzerine oturan şeytanların Kur'an'ın yanına koydukları paralel Kur'anlardır. Bu konuda söyleyeceğim budur.