📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

Cin, hac, hadis, salat ve şefaat üzerine sohbet. (Ses kaydı)

Şinasi Güneş43:04

Transcription

Abi hadisleri reddeden ayetler.

Aynen abi. Mesela Casiye Suresi 6. ayet. Casiye Suresi 6. ayet diyor ki: "İşte bunlar, sana gerçek olarak anlattığımız Allah'ın ayetleridir. O halde Allah'tan ve O'nun ayetlerinden sonra hangi hadise iman edecekler?" Bu ayet, Allah'ın hadisinden başka bütün hadisleri çöpe atar. İmanın konusu değildir, anlatabiliyor muyum?

İmanın konusu yine Mürselat 50'de aynı vurgu var. Araf 185'te aynı vurgu var. Eee, yine benzer olarak başka bir kanıt getireyim. Kasas Suresi 56. ayete göre Peygamber bize yol gösteremez. Yolu. Dolayısıyla Peygamber'in yol gösteremediği yerde, Peygamber'in sözleri bizi bağlamaz. Çünkü o Peygamber'in sözleri bizi bağlıyorsa, o zaman Peygamber de bize yol göstermiş olur. Peygamber'in görevi nedir? Allah'ın yolunu göstermektir. Yani yolu Allah gösterir. Peygamber insanlara Allah'ın yoluna davet yapar.

Şimdi, ne diyor Şeyde Furkan Suresi 31'de? "Yol gösterici olarak sana Allah yeter." Der. Öyle değil mi? Evet abi. Şimdi yol gösterici olarak bize Allah yetiyorsa, Allah bize Kur'an'la yol göstermiş, başka bir şeyle değil. Evet abi. Biz Fatiha'da "İhdinas sıratel müstakim" diyoruz, değil mi? Evet abi. Allah da bize hemen Fatiha'dan sonra Bakara Suresi 2. ayette bize duamıza cevap veriyor. Diyor ki: "Zalikel kitabu" diyor, "İşte şu kitap." Ne diyor? "Hud lil muttakin." "Takvalı yol gösterir." Diyor. Ve ne diyor? "La raybe fihi." "İçinde şüphe yok, kopukluk yoktur." Diyor. Ayrıca Nisa 82'de "Kur'an'da çelişki yoktur." Diyor, değil mi? Evet abi. Öyleyse çelişki olmayan bir kitap bize yol gösterir. Allah'ın kitabı. Ya bir kere hadisler baştan sona çelişki dolu. Ne dediği birbirini tutmayan sözler bize kılavuzluk edemez zaten.

Doğru söylüyorsun abi. Abi bu namazla ilgili çok merak ediyorlar. Abi bu namaz. Şimdi bir kere namaza ne diyorlar? Salata namaz diyorlar, değil mi? Salata namaz diyorlar abi. Evet. Salata namaz diyorlar. Öncelikle "salatı" ne? Tanımlayacağız. Ne Ahmet, ne Mehmet, ne allami, ne velisi, ne evliyası. "Salatı" Kur'an tanımlayacak. Evet abi. Kıyamet Suresi 31, 32 "salatı" tanımlar. Ne demek olduğunu söyler. "Fe la saddeka ve la sal-la." "O tasdik etmedi, salatı da etmedi." Tam zıttını yaptı. Bak şimdi zıttını söyleyecek. Salatın tasdik etmenin zıttı yalanlamak. Salat etmenin zıttı da vahye sırtını dönüp uzaklaşmak, desteklememek, duyarsız kalmak. Kur'an bu "salatı" tanımlıyor burada. Ondan sonra başka ayet de açıyor bu tanımı. Hani Allah diyor ya, Kur'an'da birçok ayette de "Biz her konuyu değişik misallerle açıkladık." Der. Evet abi. Mesela Müddessir Suresi'nde der ki: "Sizi sekar'a sürükleyen nedir?" Onlar ne derler: "Biz musallin değildik. Yani biz salat edenlerden değildik. Ne yapmazdık? Miskin doyurmazdık. Batıl inançlara dalardık." Demek ki burada "salat" bunu tersinden oku. Miskin doyurmak, salır batıl inanca değil, Kur'an'a dalmak "salattır." Bir, iki. Mesela Mearic Suresi var. Yetmiş, yetmiş sure Mearic Suresi 17. ayetten itibaren baktığımız zaman ne diyor? Bak yine aynı vurgu var. "Haktan yüz çevirip arkasını dönen kimse." Salat etmeyen. Bak, salat etmeyeni tanımlıyor. Haktan yüz çevirip arkasını dönen kimse. Kimdi? Neye sırtını dönüyor? Vahye sırtını dönüyor. Devamında ne diyor? "Mal mülk biriktiriyor." Diyor. Ondan sonra mal mülkü olunca da kimseyi yararlandırmak. Az önceki miskin doyurmaya, batıl inançlara dalana aynı şey. Haktan yüz çeviriyor, batıl inanca dalıyor, miskin doyurmuyor, malı olunca kimseyi yararlandırmak. Aynı şey.

Aynen abi. Salat bir desteklemedi, değil mi abi? Abi eğitim öğretimle destek. Bir de maddi olarak destek. İki boyutu var. Bak mesela Alak Suresi. Bak Kur'an'ın ilk inen suresi değil mi? Alak Suresi. Evet abi. Öyle inanıyoruz, öyle biliyoruz. Çok önemli değil ama öyle anlıyoruz. Bak Alak Suresi'nde ne diyor? 9 ve 10. ayet. Gördün mü? "Salat eden, salat edeni engelleyen engelleyeni." Diyor, değil mi? Evet abi. "Salat eden kulu engelleyeni gördün mü?" Diyor. Peki o salat eden kul ne yapıyormuş? Devamında söylüyor. Ne diyor? "Gördün mü?" Diyor, "Ya doğru yolda ise ve takvaya çağırıyorsa." Bak insanı takvaya çağırmak. Takva ne demektir? Sınırlı davranmaktır. Peki o sınırı belirleyen nedir? Vahiydir. Kur'an'dır. Takva Allah'ın kitabındaki koyduğu sınırlara uymak demektir. Ve salat eden kul ne yapıyor? Takvaya çağırıyor. Takvayı buyuruyor. Ola. Bak salat eden kulun buyurduğu takva. Evet abi. Yani vahyin sınırlarına uymak. Salat. İşte anlatabiliyor muyum? Veya Hud 87'de Şuayb'ın salatı var. Ne diyor orada? Şuayb kavmi Şuayb'a diyor ki: "Ey Şuayb, atalarımıza kulluk etmekten ve mallarımızı istediğimiz gibi harcamaktan bizi senin salatın mı ediyor?" Bak insanları atalara kulluk etmekten men eden ve malını istediğin gibi harcamaktan men eden salat. İki boyutu var, değil mi burada? Evet abi. İnsanları atalara kulluk etmekten men eden salat, Şuayb'ın davet ettiği Allah'ın kitabıdır. Evet abi. İki. Malını istediğin gibi harcamaktan men eden salat. Ne diyor? "Salat sana kazancını istediğin gibi harcamayacak, miskin de doyuracak." Diyor, değil mi? Az önce konuştuk. Evet abi. Evet. Salatın iki boyutu. Yani bunlara baktığın zaman mesela Taha Suresi 14, 10. ayetten itibaren okuduğun zaman Allah ne diyor? Musa'ya diyor ki: "Sana vahyolunanı dinle." Diyor, değil mi? Evet abi. Yani Musa daha henüz yeni nebi olmuş, daha yeni nebi olmuş ve Allah'tan vahiy alıyor. "Ey Musa, sana vahyolunanı dinle." Eee, ve 13. ayette diyor ki: "Ben seni seçtim. Öyleyse vahiy olunanı dinle." Diyor. 14. ayet ne diyor? "Ben Allah'ım. Benden başka ilah yoktur. Öyleyse yalnız bana kulluk et. Zikrim için salatı ikame et." Şimdi oradaki zikir nedir? Kur'an bir zikirdir, değil mi? Evet abi. Zikir Allah'ın aklımızdan çıkarmamız gereken mesajlarıdır. Dolayısıyla Allah Musa'ya mesajlarını bildiriyor ve ondan sonra diyor ki: "Bu mesajlarım için salatı ikame et." Peki Musa'nın bu salatı ikame etmesi için ne yapması gerekiyor? Onu da açıklıyor Kur'an. Nerede açıklıyor? Yunus Suresi 87. ayette. Yunus Suresi 87. ayete geliyoruz ve karşımıza öyle bir ayet çıkıyor ki, kıble kavramını geleneğin tanımladığı kıble kavramını da çöpe atıyor. Bak şimdi. Musa salatı nasıl ikame etmesi gerekiyor? Diyor ki Yunus 87: "Biz Musa ve kardeşine vahyettik. Halkın için Mısır'da evler hazırlayın." Bak Musa ve Harun Mısır'da evler hazırlaması gerekiyor. Evleri kıble yapması gerekiyor ve salatı ikame etmesi gerekiyor. Böylece. Şimdi evleri kıble yapacak. Nasıl olacak bu iş? Biz kıbleden ne anlıyoruz? Namaz kılarken Kabe'ye dönmek anlıyoruz, değil mi? Evet abi. Allah Bakara 115. ayette: "Bana yönelirken nereye yönelirseniz yönelin, doğu da batı da benimdir. İstediğiniz tarafa yönelin." Diyor. Yani Kabe'ye dönmene gerek yok Allah'a dua etmek için. Evet abi. Doğru. Bak Yunus 87'de Allah Musa ve Harun'a diyor ki: "Mısır'da halkın için evler hazırlayın. Evlerinizi kıble yapın ve böylece salatı ikame edin." Yani buradaki salatın bundan önceki ayetten bahsettiğimiz salatlar hiçbirinin namazla ilgisi yoktur. İkame edilmesi gereken salat, eğitim öğretim ve toplumsal dayanışmayı ayağa kaldırmak için Mısır'da kurumlar oluştur diyor Allah. Evlerden kasıt odur. Yani eğitim öğretim, insanlara vahyi öğrettiğiniz, insanları bilinçlendiren yapılar oluşturun. Miskinleri doyurduğunuz, yetimleri doyurduğunuz, ihtiyaç sahiplerinin ihtiyacını giderdiğiniz yapılar oluşturun diyor. Mısır'da. Böylece salatı ikame edin diyor.

Abi abi bir şey soracağım. Dün akşam abi dediler ki, "Yapmak dediler." "Haccın nasıl yapıldığı Kur'an'da geçmedi." Abi bir hacdan bahseder misin? Kur'an'da hac. Hac geçmez. Tabii. Kur'an'da bugün yapılan haccın Allah'ın bizden istediği Kur'an'daki hacla alakası yok ki. Kur'an'da insanların uydurduğu ritüeller geçmez ki. Allah'ın buyurduğu ritüeller geçer. Bak abi. Bunlar Kur'an'dan abi birkaç ayet örnek verebileceğim mi abi? Tabii. Bir kere mesela Maide Suresi 96, 97'de diyor ki Allah. Evet abi. "Biz Mescid-i Haram'ı diyor, kıyam yeri yaptık." Kıyam nedir? Kıyamın ne olduğunu bilmeniz için Ashab-ı Kehf'in kıyamına bakacaksınız. Ashab-ı Kehf'in kıyamı nedir? Şirke, küfre karşı, zulme karşı baş kaldırmaktır. Baş. Evet abi. Ali İmran Suresi 96, 97. ayette Allahu Teala bütün insanlığı çağırıyor, değil mi? Evet abi. Peki bugün insanlar hacca giderken ateisti, agnostik, ona Müslümanlar gidiyor, değil mi? Evet. Ama Allah bütün insanlığı çağırıyor hacca. Evet abi. Peki niçin çağırıyor? Kıyam etmek için. Neye kıyam etmek için? Şirke, küfre, zulme, yeryüzünde açlığı, yoksulluğu ortadan kaldırmak, yeryüzündeki zulmü ortadan kaldırmak için kıyam etmek için. Yani Birleşmiş Milletler'in yapmayıp da yapması gerekip de yapmadığı var ya. Evet abi. He. Aslında Birleşmiş Milletler toplantısıdır hac. Ama bugün Birleşmiş Milletler'in affedersin hiçbir şeye yaradığı yok. Tabii. Anlatabiliyor muyum? Allah Allah bunu insanlardan istiyor. Vahyin merkezinde her yıl insanları topluyor. Birleşmiş Milletler toplantısı yapacaksınız. Yeryüzünün neresinde açlık, yoksulluk, zulüm varsa bunu ortadan kaldıracaksınız. Bu bir. İki. Arafat diyor, değil mi? Arafat. Evet abi. Arafat arien gelir. Arif ne demektir? "Arife tarif gerekmez." Denir, değil mi? Evet abi. İnsanların, insanların bir şeyler öğretilen yerdir. Arafat çoğul geçer. Yani sempozyumlar, konferanslar yapacaksınız orada. Meşar-i Haram der. Meşar-i Haram ne demek? İnsanların şuurlandırıldığı yer. Bilinçlendiriyor. Bilinçlendiriyor. Bir insan Müslümandır ama kafasında soru işaretleri vardır. Bazı konulara vakıf olamamıştır. İşte o bazı konulara vakıf olamayan insanlara ne yapacaksınız? Sunumlar yapacaksınız, anlatabiliyor muyum? Onların kafalarındaki soru işaretlerini gidereceğiz. Adam ateisttir, adam deist, adam agnostik, adam Hristiyan, adam Yahudi, adam Budist, adam Şaman. İslam hakkında merak ettiği konular vardır. Belki de onu ikna edici bir şekilde anlattığın zaman o insan mümin olacak. İşte onlara eğitim öğretim vermektir. Anlatabiliyor muyum? Yani onları bilinçlendirmek, kafalarındaki soru işaretlerini gidermek. Bir dikkat çekici konuda ne var? Hac Suresi 26, 27'ye bakıyorsun. Bakara Suresi 125'e bakıyorsun. Allah diyor ki bak dikkat et. Bugün insanlar Kabe'ye gidiyor. Kabe'ye. Allah Kabe'ye gelin demiyor. Ne diyor? "İnsanlar yaya veya binek üstünde sana gelsinler." Diyor. Sana. Evet abi.

Abi şey daha soracaktım. Dün akşam abi şey dediler. "Cuma salatı" dediler. Ama cuma salatı. Allah bizi ne zaman çağırıyor? Vaktini söylemiş. Bir kere bu ayetin indiği dönemde Cuma diye bir gün yoktu. Tamam mı? Öncelikle şunu anlayalım. Cuma özel isim değildir. Bu ayetin indiği dönemde Arube günü vardı. Arube. Yani bugün bizim Cuma dediğimiz gün var ya. Evet abi. Arube günüydü. Allah Arube günü toplanın demedi. Bakın dikkat edin. Eğer özel bir gün olsaydı, Allah Arube günü çağrıldığınızda derdi. Allah Arube günü çağrıldığınızda demiyor. Cuma günü diyor. Öyleyse Cuma nedir? Bir sıfattır. Ne demektir? Yumruk olmak, dayanışmak demektir. Tamam mı? Yumruk olmak, dayanışmak. Öyleyse Allah bize "Dayanışma günü çağrıldığınızda alışverişi bırakın ve Allah'ın zikrine koşun." Diyor. Dolayısıyla bugünü belirleyen Müslümanlardır. Medine'deki Müslümanlar. Niye? Cuma Suresi 10 ve 11. ayete baktığımız zaman Medine'de Medine'nin ticaret günü olduğunu anlıyoruz. "Alışverişi bırakın" diyor. İşte Nebi'ye diyor ki, "Ticareti ve alışverişi gördüklerinde seni ayaküstü bırakıp gittiler." Diyor. Buradan anla. Ticaret günü Medine'nin. Dolayısıyla Allah bize sabit bir gün veya saat vermiyor. Diyor ki: "Dayanışma günü, salat için dayanışma için çağrıldığınızda." Diyor. Bugün biz bizim için Cuma günü müsait olmayabilir. Salı günü müsait olabilir. Ne yapar? Oranın, oranın yönetici amiri ister vali olur, ister ister başkan olur. Bunu bitireyim. Ama ister başkan olur. Ne yapar? Haftada bir gün ne yapar? Bir gün belirler ve biz o gün toplanır bu salatı gerçekleştirebiliriz. Ama biz bugün ne yapıyoruz? Cuma günü yapıyoruz. Olabilir. Cuma günü de yapılabilir. Ama maalesef bugün yapılan cumalarda salattan başka her şey var. Bir salat yok.

Abi kafam ağrıdı abi ya. Burada yemin ederim abi herkes hadis inanıyor. Burada abi inansınlar. Yarın Allah'a. Allah'a derler ki: "Allah'ım, sen bir kitap gönderdin. Biz senin kitabını yeterli bulmadık." Tamam mı? Aynen. "Çok sağ olsunlar. Buhari, Tirmizi, İbn Mace, Nesai, Ebu Davud gibi ilahlarımız çıktı piyasaya. Biz onları da ilah edindik. Senin ilahlığını sen bize yetersiz geldin." Tamam mı? "O yüzden biz bu kitapları da din edindik." Tamam mı? Onu Allah'a izah ederler artık. Evet abi. Doğru söylüyor. Evet. Bana Allah yetiyor. Bana Allah yetiyor. Abi vallahi abi burada cam hocası var abi. Bir tane, iki tane cam hocası var. Diyorum ki: "Kur'an bize yeter mi hocam?" Diyorum. O da diyor ki: "Yetmez." Diyor. Ya Kur'an yetmez demek Allah yetmez demek. Ya. Evet abi. Ya ben abi bir şey demiyorum ya. Bir de namaz kılarken de ne yaparlar? "Sübhanallah, sübhanallah" deyip geveleyip dururlar. Ya sen "Sübhanallah" derken ne diyorsun? "Allah'ım, sen bütün noksanlıklardan seni tenzih ederim." Diyorsun. Ama "Allah'ım, gönderdiğin kitap noksan" diyorsun. Yani sahtekarlıktan başka bir şey değil. Yani sahtekarlıktan başka bir şey değil. Bunlar ne dediğini bile bilmiyorlar. Yok abi vallahi bilmiyorlar ya.

Abi dün akşam işte bir tane ayet söyledim. Muhkem ve müteşabih ayet. Abi evet. Ondan sonra "müteşabih ayet var. Kur'an'a diyor, işte bu bizi hadislere gönderir." Diyor. Ben de dedim ki: "Abi muhkem müteşabih ayet dedim. Muhkem hüküm bildiren ayetlerdir. Müteşabih de hüküm bildiren ayetleri açıklar dedim. Detaylandırmak andırır dedim." Bir kere Allah diyor ki: "Bu kitabı Allah detayıyla açıklayıp indirmiştir." Der. Kur'an'ın açıklamaya ihtiyacı yoktur. Kur'an Allah tarafından açıklanmıştır. Başkasına kul olmayalım diye. Ama Allah'ın açıklamasını yeterli bulmadıkları için bugün peygambere kul oldular. Hud Suresi 1. ayeti inkar ediyorlar. Hud Suresi 1 ve 2. ayeti inkar ediyorlar. "Allah tarafından açıklanmıştır bu kitap, açıklanmaya ihtiyacı yoktur." Güçlü bir ayet söyle. Abi hadislerle alakalı bir tane söyleyeyim. Ortaya bunu açıklayamaz. Böyle pat diye kalsınlar. Ben az önce anlattığım konunun dışında başka bir örnekle gideyim o zaman. Birkaç tane ayet söyleyeceğim sana. Cevabını sen vereceksin, anlayacaksın. Mesela Ali İmran Suresi 73. ayet diyor ki: "Hidayet, yani kılavuz, Allah'ın kılavuzudur." Diyor. "De ki: Hidayet, Allah'ın hidayeti, yani kılavuz, Allah'ın kılavuzudur." Diyor. Şimdi biz hadisler Allah'ın kılavuzudur diyebiliyor muyuz? Yok abi. Diyemiyoruz. Bakara Suresi'ne diyorum. Bakara Suresi 120. ayet. Ben birkaç ayet söyleyeyim ya. İlk aklıma gelenlerden. O kadar çok ayet var ki, hangi birini söyleyeceğim de şimdi. Bakara Suresi 123. ayet miydi? Bakayım. "120'yi galiba." "De ki: Gerçek şu ki, doğru yol Allah'ın gösterdiği yoldur." Evet. Tamam mı? "Doğru yol Allah'ın gösterdiği yoldur." Allah'ın gösterdiği yol nedir? Kur'an'dır. Kur'an'dır. Eee, devam ediyorum. Mesela aklıma geldikçe. 92. sure Leyl Suresi var. Evet. Leyl Suresi'nin 12. ayeti diyor ki: "Kuşkusuz doğru yolu göstermek bize aittir." Diyor. Evet abi. Allah diyor ki: "Yol göstermek bana aittir." Öyleyse Allah'ın gösterdiği yol nedir? Kur'an'dır, değil mi? Evet abi. Veya benzer vurgu Nahıl Suresi'nde de var. Nahıl Suresi 16, 9. ayet olması lazım. Diyor ki: "Allah doğru yolu göstermek Allah'a aittir." Bak aynı vurgu. Veya İsra Suresi 9. ayet. Ne diyor? "Bu Kur'an en doğru yolu gösterir." Diyor. "Doğru yolu mekte Allah'a aittir." Diyor. Hatta bugün de söylediğim bir ayet vardı. Furkan Suresi 31. ayet. "Yol gösterici olarak Allah yeter." Bir de mesela şey var. Enam Suresi 114. Ne diyor? Peygambere söylettiriyor. Diyor ki: "Bak sahih hadis, Allah'ın rivayeti, yani Allah'ın kitabına koyduğu peygamberin ağzından çıkan söz." Ne diyor? Peygamber veya ne demesi isteniyor? "Allah bana bu kitabı detayıyla açıklayıp indirmişken, Allah'tan başka hüküm koyucu mu arayacağım?" Evet abi. Çok doğru. Yani bu ayet zaten fişi çekiyor ya. Birçok ayet çekiyor da. Neydi abi? Enam Suresi 114. "Allah bana bu kitabı detayıyla açıklayıp indirmişken, Allah'tan başka hüküm koyucu mu arayacağım?" Evet. "Allah bana bu kitabı detayla indirmiş. Allah'tan başka hüküm koyucu var." Evet. Nebi'nin görevi nedir? Tebliğdir. Hakka Suresi'nde ne diyor? "Şayet peygamber, yani o bizim adımıza bir takım sözler gelse, onun bütün gücünü alır ve şah damarını keser alırdık. Hiçbiriniz de buna engel olamazdınız." Diyor, değil mi? Evet abi. Doğru. Mesela dedim abdest dedim. Hani Kur'an-ı Kerim'de dört basamakta dedim ama şu an hadislere bakıyor dedim. Hani sünnet oluşturmuşlar dedim. Peygamberin sünneti diyorlar dedim. Hani ondan sonra diyorlar ki: "Abi buna diyor ekleme yapmamış." Diyor. "Bu iyilik için diyor, temizlik için diyor." He. Buna böyle diyorlar abi. Mesela ben Allah affetsin diyorum abi onlara da. Yani. Aynen. Allah bir kere şeyde mesela İsra 73, 74, 75'te bakıyorsun. Müşrikler Muhammed Aleyhisselam'a Allah'ın vahiy dışında birtakım sözler söylemesini istiyorlar. Vahiyden ayırıp ona başka sözler söyletmek istiyorlar. Allah diyor ki: "Nebi, az kalsın onlara meyl edecektin." Diyor. "Az kalsın onlara meyl edecektin." "Şayet meyl etseydin sana hayatın ve ölümün kat be kat azabını tattırır." Diyor. Geliyorum Yunus 15'e. Yunus 15'te de yine müşrikler aynı şeyi yapıyorlar. "Ya bu Kur'an'ın sözlerini değiştir ya da bize başka şeyler söyle." Diyorlar. Evet. Orada ne diyor? "Nebi, ben bu sizin dediğinizi yaparsam Rabbime asi olurum. O büyük günün azabından korkarım. Ben yalnız bana vahyedilene uyarım." Diyor. Evet abi. Aynı vurgu Araf Suresi. Araf Suresi 203'te var. "Onlara bir ayet getirmediğinizde, onlara de ki: Ben yalnız Rabbimden bana vahyedilene uyarım." Diyor. Evet abi. Allah ona. Abi dün akşam bak abi sözünü kestim kusura bakma. Dün akşam abi hocayla konuşurken mail etmişler abi bana. Bu okuduğun ayeti böyle ters çevirerek anlattı abi. Şu an sen anlattın ya abi. Yemin ederim Allah bunu gösterdi bana ya. Abi dün akşam dedi ki: "İşte dedi, peygambere şu ayet geliyor dedi, az kalsın onlara meyl edeceksin dedi. Kime meyl edecek?" Diyor. "İşte bana sorular soruyor abi böyle beni çapal, sorguya falan sıkmaya çalışıyor." He. Abi dedim ki: "Dedim, yani şu an dedim hani ayetler dedim önümde olsa bunu açıklayacağım sana dedim." "Şahabi'ye de abime de konuşma yaparsan dedim, o sana gerçekten açıklar dedim." "Konuşurum dedi." Abi şu an kaçtı. Şimdi kaçtı. Ben sana bir tane ayet okuyacağım. Tamam abi. Diyor ki: Rum Suresi 58. ayette. Evet abi. 30. surenin 58. ayeti tam bunları tanımlıyor. Diyor ki: "Onlar, biz bu kitapta diyor, her konuyu değişik şekillerde, değişik misaller vererek açıkladık." Diyor. Ama ne zaman onlara bir ayetle gelsen, diyor, "O gerçeği örtenler var ya, siz sadece asılsız boş iddialarda bulunan kimselersiniz derler." Diyor. Evet abi. Aynı bugünkü gibiler. Hiçbir farkı yok. Onlara ne zaman biz bir ayetle gelsek, onlar hep derler ki: "Siz boş şeylerle uğraşıyorsunuz." Hiçbir farkı yok. O günün müşrikleriyle bugünün müşrikleri arasında hiçbir fark yok. Evet abi.

Abi işte hoca diyor ki, dün bir tane hadis söyledim abi ona. Tamam mı? Dedim ki: "Bir tane hadis var dedim, 7 tane açma hurması yiyen bir gün boyunca ne sihir ne de zehir dokunuyor." Dedim. "Bu hadise iman ediyorsan dedim, 7 tane açma hurmasını niye bakalım? Bir de zehir koy yanına. Onu yiyebilecek misin?" Dedim. Ondan sonra bana diyor ki: "Peygamberi mi deniyorsun sen?" Diyor. Tamam mı? Ondan sonra bir sürü hadis söyledim. "Uysana, uysana peygamberin sünnetine uy." Hadi. Değil mi? Madem öyle bir şey varsa peygamber. Ben dedim: "Peygamberi denemiyorum dedim. Peygamberin sözü ise bu dedim. İman ediyorsan dedim, bu dedim." Bene dedi. Sonra abi ne dedi biliyor musun? Böyle şaka gibi. Abi diyor ki: "Ben dedi cin çıkarıyorum." Dedi. "Ondan sonra insanların içine cinler giriyor." Dedi. "Ben dedi cin çıkarıyorum." Dedi. "E onlara dedi, cin çıkardığım insanlara hurma yediriyorum." Dedi. "7 tane hurma yediriyorum." Dedi. "Çok iyi geliyor." Dedi. He. Tabii abi beni orada gülme tuttu ya. Abi insanların içine girer mi peki? Abi insanın. Benim bir arkadaşım var. Benim gibi Kur'an merkezli düşünen biri bu. Evet abi. Bu cin mevzusunu araştırırken bu aklıma geldi. Bunun için hep cin çıkarır derlerdi. Tamam mı? Abi dedim bir gün iş yerime geldi. Dedim: "Abi bir şey soracağım. Ben bu cin kavramı hakkında ne düşünüyorsun?" Deyince bana hiç bir şey demeden dedi ki: "Sen ne düşünüyorsan aynısını düşünüyorum." Dedi. "E benim gibi aynısını düşünüyorsan dedim, sen 30 senedir cin çıkarıyormuşsun?" Dedi. "Doğru." Dedi. "Ne çıkarıyorsun?" Deyince insanların kafalarındaki kurguları çıkarıyorum dedi. "Hiçbir şey çıkardığım yok." Dedi. Tamam mı? Bunlar tamamen psikolojik. Tamam mı? Sen cinin varlığına inanırsan, cinin seni çarpacağına inanırsan, biraz da beyninde de oksijen az gidiyorsa, beyninde bazı vitaminler, vitaminler eksik, o moda direk giriyorsun. Halüsinasyon görüyorsun, bilmem ne. Olay bundan başka bir şey değil. Kur'an'da geçen cin ne abi peki? Biz cinleri yarattık diyor ya abi. Abi biz cinleri yarattık demiyor. "Canne." "Canne." O dumansız ateşten yaratılan. "Canne." Enerjidir. Evet abi. Enerji. Aslında enerji de bir cindir. Öyle ki görünmeyen. Cin görünmeyen demek. Evet abi. Tamam mı? Mesela cin suresinde Muhammed Aleyhisselam'a gelen cinler ne diyorlar? "Biz muhteşem bir Kur'an dinledik. Biz ona iman ettik. Onu kendimize kılavuz edindik." Diyorlar, değil mi? Evet. Aynısı şeyde de var. Ahkaf Suresi 29, 30, 31. Oralarda da var. Şimdi Kur'an insanlara inmedi mi? Kur'an'a iman etmesi gereken insanlar. Mesela İbrahim, İbrahim 52. Bir sürü ayette geçer. "Bu kitap insanlara bir duyurudur. İnsanlara bir öğüttür. İnsanlar için zikirdir." Diyor ya. Evet abi. Bu kitap insanlara kılavuzdur. İnsanlar için gelmiştir. Bu kitap. Eee, peki Muhammed Aleyhisselam'a gelen cinler bu kitaba iman edip onu kılavuz ediniyorlar. Kimdir bu insanlar? Cin tanımadığın, bilmediğin, görmediğin yabancı insanlar için de kullanılır. O gün Muhammed Aleyhisselam'a gelen insanlar yabancılardı. Medine'den gelen yabancılar. Medine'den geldiklerini nereden anlıyoruz? Diyorlar ki: "Biz beyinsiz." Diyorlar. "Allah hakkında olur olmaz şeyler söylemiş." "Allah çocuk edinmekten münezzehtir." Kimdir Allah çocuk edindi diyenler? İsa Allah'ın oğludur diyen Hristiyanlar. Sonra bu insanlar Kur'an'a iman etmiş ve ne yapmıştı? Muhammed Aleyhisselam'ı Medine'ye davet etmiştir. Ensar olmuştur. Evet abi. Anlatabiliyor muyum? Süleyman Aleyhisselam'a gelen cinler. İnşaatlarda çalıştığı cinler. Çalıştırdığı cinler. Yabancı ülkelerden gelen işçilerdir. Anladım abi.

Abi bu Kıbledere köyü var ya abi. Çok meşhur bir köy var abi. Ben duymadım ama neyse önemli değil. Kıbledere abi. İşte bu köyü cinler bakmış abi. Öyle bir var. Ondan sonra köydeki insanlar bu e cinlerden dolayı köyden firar etmişler abi. Böyle bir duyumu var abi. Ben inanmıyorum öyle şeylere. Vallahi abi işte böyle kanalda video çekenler var abi. Gidiyorlar abi. Abi ona bakarsan insanları aldatarak, hipnoz ederek, el çabukluğuyla sihirbazlık yapanlar da var. Evet abi. Doğru. Abi şu anda hani Kur'an'a göre cin çarpması yok. Ondan sonra insanın içine giren bir cin yok. Yok. Hani öyle bir insanın içindeki cini sana söyleyeyim mi? Evet abi. İblis. İblis değil mi abi? Nefis abi değil mi? Ev. Nefis farklı bir şey. İblis anlık fikir. İnsanı hani dersin ya bu akşam bir kafaları çeksek dersin. Ondan sonra Allah'ın zikri aklına gelir, vazgeçersin. Sonra o sana devamlı telkin eder. "Bir kerem bir şey olmaz. Bir kerem bir şey olmaz." Denen o dürtü var ya. Evet abi. Ha o İblis'tir. İşte ona uyarsan şeytanlaşan. Ona uyarsak şeytanlaşırız. He abi. Evet. Doğru dedin abi. O içindeki his değil mi? İblis'tir o. Seni yanlışa sürükleyen. Telkin eden her düşünce, her fikir İblis'tir. İblis'tir. Evet. İblis'e uymayın diye Allah seni vahiyle desteklemiştir. Çok doğru. Edim abi. Anladın. Çok doğru dedin abi. Eyvallah. Abi demiyor mu Kur'an'da? "İblis senin yolunun ortasına oturacağım. İnsanları kuruntulara daldıracak. Sağından gireceğim, solundan gireceğim, önünden gireceğim, arkasından gireceğim." Diyor. Doğru abi. Y. İblis fikirdir. Anlık fikir.

Peygamber dün akşam abi şey dedim. Bir tane işte hocaya dedim ki: "Hocam dedim, peygamber dedim, bize şefaat edeceğine inananlar var." Al. Dedim ki: "Evet." Dedi. "Bize peygamber yardım edecek." Abi tamam mı? Ondan sonra ben de içimden tövbe tövbe diyorum abi. Ondan sonra "E işte abi dedim ki: Peki dedim, hocam bana peygamberin şefaat edeceğine dair Kur'an'dan bir tane delil getirir misin? Bir tane ayet getirir misin?" Dedim. Ondan sonra böyle kaldı abi. Ama dedim ben sana söyleyebilirim ayet dedim. Hani ondan sonra söyledim abi birkaç ayet. Ondan sonra hoca böyle kaldı abi. Ondan sonra işte diyor, "peygamber diyor bize şefaat edecek." Diyor. "İşte ona diyor, biz iman edeceğiz." Diyor. Ondan sonra kendince bir şeyler anlatıyor abi. Sonra abi birkaç ayet söyle de onu biraz daha böyle dona kaldırsın. Böyle söyleyeyim. Mesela Kur'an'da Enam Suresi 104, 107. Nisa Suresi 80. O ayetlerde Allah Muhammed Aleyhisselam'a hitaben şöyle der: "Sen kimsenin koruyucusu değilsin." Der. "Kimsenin avukatı değilsin." Diyor. "Kimsenin savunucusu da değilsin." Der. Yani senin görevin sadece tebliğdir. Öncelikle bizim şunu bilmemiz lazım. Muhammed Aleyhisselam kimsenin koruyucusu değildir. Savunucusu da değildir. Bu bir. İki. Allah Maliki yevmiddin. Yani hesap gününün tek patronudur. Anlatabiliyor muyum? Gününün tek patronu. Hesap gününün tek patronu Allah'tır. Ki Maliki yevmiddin muhkem ayettir. Müteşabih söyleyeyim mi sana? Evet abi. İnşikak 17, 18, 19. Müteşabih. Yani Maliki yevmiddin açıklar. Ne der? "Maliki yevmiddin. O din gününün ne olduğunu sana bildiren nedir? O gün hiç kimsenin hiç kimseye bir faydasının olmayacağı ve tek malikin, tek patronun Allah olduğu gündür." Dolayısıyla hesap günü kimsenin kimseye faydası yoktur. Tek patron Allah'tır. Evet abi. Veya biz yine Fatiha'dan devam edelim. Biz ne diyoruz? "İyyake nestain." Diyoruz, değil mi? Evet abi. "İyyake nestain" diyorsak, biz yardımı sadece Allah'tan beklemeliyiz. İstiane manevi yardımdır. Tamam mı? Yani şefaat gibi, bağışlanmak gibi, yol göstermek gibi manevi yardım. İstiane denir. Biz yalnız Allah'tan istiane ederiz. Yani şefaati, yardımı, bağışlanmayı, affı sadece Allah'tan bekleriz. Peygamberden şefaat bekleyen bu ayeti inkar eder. Maliki yevmiddin'i inkar eder. Gelelim ev Zümer Suresi 43, 44. Bunun yanına Yunus Suresi 18'i de koyabiliriz. Ama burada şöyle bir şey var. E Yunus 43, Zümer 44. Koyduğumuz zaman Allah şöyle der: "Onlar Allah'ın dışında birtakım şefaatçiler mi edindiler?" Zümer 44 ne der? Zümer 43, Yunus 18'i okuduk. Benzer ikisi birbirine benzeyen ayet. Zümer 44 de der ki: "Şefaat tamamıyla Allah'a aittir. Göklerin ve yerin yegane otoritesi, egemeni yalnızca odur." Yani şefaati edecekse edecek Allah eder. Zümer Suresi 19. ayette Nebi'ye hitaben şöyle der: "Hakkında azap hükmü gerçekleşmiş ateşte olanı sen mi kurtaracaksın?" Der. Evet abi. "Hakkında azap hükmü kesinleşmiş olanı sen mi kurtaracaksın?" Der. Evet abi. Bu ayeti hatırladım. Abi bir de Tevbe Suresi 13. ayette. Bak şimdi sana bir bağlantı daha kuracağım. Evet. Tevbe Suresi 13. ayette Allah der ki: "Hiçbir nebinin Allah'a ortak koşanlara, Allah'a ortak koşanlar için şefaat etmesi, bağışlanma dilemesi teklif dahi etmesi düşünülemez." Değil mi? Yani Allah ortak koşan biri için bir nebi bağışlanma dilemeyi teklif dahi edemez. Allah'a. Evet abi. Koyduk mu bu kenara? Peki Allah demiyor mu zaten ki: "Ben şirki asla affetmem. Bunun dışındakileri affedebilirim." Evet. Şirki asla affetmez. Şirk koşanı Allah. Peygamber affını teklif dahi edemiyor. Şirk dışındaki suçları da Allah affedebilir. Peygamberin şefaatine ihtiyacımız yok ki bizim. Evet abi. Öyle değil mi? Nisa Suresi 31'de Allahu Teala buyuruyor ki: "Size yasaklanan büyük günahlardan kaçının. Diğerlerini ben affederim. Sizi güzel bir yere yerleştiririm." Ya büyük günahlar işleyenlere karşı zaten peygamberin af dileme şansı yok. E diğerlerini de Allah zaten ben affederim diyor. Bizim peygamberin şefaatine ihtiyacımız yok ki. Çok doğru söyledin abi. Yani dolayısıyla bizim Allah'ın şefaatine ihtiyacımız var. Bizim tek patronumuz Allah'tır. Bize Allah'ın abi şefaati lazım. Bize Allah'ın şefaati lazım ya. Yani Allah bize azap etmeyi dileyecek. Peygamber şefaat etmeyi teklif edecekse. Bir peygamber Allah'tan daha merhametlidir o zaman. Rahman ve Rahim demesinler onlar Allah'a. Haşa. Boşuna Bismillahirrahmanirrahim demesinler. Bismi Muhammed Rahmanir Rahim desinler. Bu bir. İki. Ben seninle güzel bir dostum. Ben seni çok seviyorum. Sana adamın bir büyük bir yanlış yapmış. Tamam mı? Yanlış yapmış ve sen o yanlış sana o kadar dokunmuş ki sen onu arkadaşlıktan etmişsin. Irzına, namusuna mı göz dikmiş, ne yapmışsa çok büyük bir yanlış yapmış. Senin affedemeyeceğin bir yanlış yapmış. Senin o kadar merhametli bir adam olmana rağmen ve sen demişsin ki: "Ben bu yanlışı asla affetmem." Demişsin. "Benden uzak dur. Bundan sonra benim yanıma sokulma." Demiş, demiş, demişsin. Ben de seni çok seviyorum. Seninle iyi bir dostum. O sana yapılan yanlış benim zoruma gitmeyecek ve sana diyeceğim ki: "Ya nebi, affet." Ya diyeceğim. "Ya sen demez misin ya sen benim dostum değil misin?" Evet abi. "Çok sen kimden yanasın ya?" Bu adam bana büyük bir yanlış yapmış. Sen bana diyorsun ki: "Bu yanlış senin bile zoruna gitmesi gerekirken, sen onun benim onu affetmemi istiyorsun." Yani peygamberin Allah'ın affetmeyeceği bir suçu işleyen bir insan için peygamberin af dilemesi düşünülebilir mi ya? Peygamber Allah tarafından mı, yoksa müşriklerin tarafında mı, kafirlerin tarafında mı, mücrimlerin tarafında mı? Ey peygamber, sen kimin tarafındasın demeyelim mi? Tabii ben bundan peygamberi de Allah'ı da tenzih ediyorum. Onu söyleyeyim. Evet abi. Allah'ı da tenzih ediyorum. Muhammed Aleyhisselam selam olsun. Onu da tenzih ediyorum. Ama ortaya böyle saçma sapan bir şey çıkıyor. Evet abi. Allah'ın hesap gününün tek patronu olmadığı, Allah'tan başka Allah'tan daha merhametlilerin olduğu, Allah'ın verdiği hükmü peygamberin veya başkalarının bozabilir bir durum ortaya çıkıyor ya. Evet abi. Doğru söylüyorsun. Yani böyle tam böyle bir müşrik inancı ortaya çıkıyor. Anlayacağın. Çok doğru söylüyorsun abi ya. Abi yine konuşuruz abi. Tamam. Hadi abi. Allah'a emanet abi. Kendine. Eyvallah. Sen de kendine iyi bak. Görüşmek üzere.