Transcription
Değerli arkadaşlarım, hepinize merhabalar. Geldik. Dünya Savaşı sırasında Türkiye'ye. Kameramanımız Murat kardeşimizle beraber tarih öğretmenimiz Merve Ahmet Kocaoğlu yolculuğumuz devam ediyor.
Nasıl Merve?
İyi hocam.
Nasıl gidiyor?
Çok iyi.
İyi gidiyor. Hadi bakalım. Murat sen ne yapıyorsun?
Vallahi iyi hocam. Bu arada kötü de devam ediyoruz.
Niye? Hayırdır? 2026 iyi gelmedi mi?
Vallahi neyse ilerleyen aylara bakalım. Daha ay çok bir 11 ay daha var.
Sizler nasılsınız değerli arkadaşlarım? Sizler de inşallah iyisinizdir. Artık sona doğru geliyoruz. Bu videodan sonra 5 videomuz kalacak. Ondan sonra bir de eee tabii ki Gökhan Öz hocamız araya bir inkılap tarihinin biliyorsunuz ki videosunu çekecek. O da arada yer alacak. Tabii eee sona doğru geldikçe özellikle Dünya Savaşı kesinlikle bir tanenize soru olarak gelecek. Yani o tablonun ya bir önceki ya bu tablosu genellikle eee buranın ekranın dışında olan bir yer var. Şu an göremediğiniz bir yer. Nuri Demirağ, Nuri Killigil gibi. E aslında hep duyduğunuz isimler var. Vecihi Hürkuş, Şakir Zümre. Bu dört adam bilinecek arkadaşlar. Çünkü bu dört adamla alakalı son zamanlarda savunma sanayi ile alakalı çok şey yapılmaya başlanınca örnek gösterilen kimseler alınıyor. Ancak oraya gelmeden önce önce Dünya Savaşı'na bakalım.
1. ve 2. Dünya Savaşı başladı 1939 tarihinden bitiş tarih olan 1945'e kadar ülkemizin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'dür. Var mı başka?
İsmet İnönü ne zaman cumhurbaşkanlığını bırakacak Celal Bayar'a? 1950'de. Demek ki 39-45 arasında İsmet İnönü var. Peki 3 tane mi başbakanımız var?
İki tane başbakanımız var. Bu başbakanlar kimler? Bir kere onlara bakacağız. Söyle bakalım. Başbakanlarımız kimler? Refik Saydam. Evet. Ve Şükrü Saracoğlu. Aa hocam ben Fenerliyim değil mi? Stadımızın adı değil mi? Şükrü Saracoğlu. O Şükrü Saracoğlu kim? Herkes bir bakıyor. Fenerbahçe'ye neden böyle bir ismi verilmiş? Neden bir stada ismi verilmiş? Ona da bir bakalım.
Dışişleri bakanımız. Bunlar kim mesela? Hep duyacağınız bir isimdir. Aslan Dünya Savaşı belgesellerinde özellikle BBC'nin belgeseli olsun, diğer belgesel olsun konferanslara göndermiş Dışişleri Bakanı Numan Menemencioğlu'dur. Numan Menemencioğlu o dönem çok etkin bir dışişleri bakanıdır ama sadece o değildir. 39'dan 45'e kadar söyle bakalım kimler varmış?
Şükrü...
Bakın Şükrü Saracoğlu ülkemizin en başbakanlığını yapmış. Ayrıca tekrardan da bu süreçte ne yapmış? Dışişleri Bakanlığı yapmış. Evet. Numan Menemencioğlu. Numan Menemencioğlu. En çok bu gelir arkadaşlar. Çünkü konferanslara katılan devlet adamımızdır. Hasan... Hasan Saka. Tabii ki. Evet. 39-45 arasındaki Cumhurbaşkanımız bir tane, başbakanımız iki tane, dışişleri bakanımız 3 tane. Dikkat hatırlar mısınız? Cumhuriyet ilan edildikten sonra sizlere şunu diyorduk arkadaşlar. Cumhuriyet ilan edildikten sonra mantıken iki tane mareşalimiz var. Bunlardan bir tanesi Mustafa Kemal. Mantık ülkenin cumhurbaşkanı seçildiğine göre cumhuriyette diğer mareşal ne olur? Otomatikman Genelkurmay Başkanı olur. Genelkurmay Başkanımız kim? Mareşal Büyük Taarruz'u alan Fevzi Çakmak'tır. Ama 1944'e kadar yani savaşın bitimine bir yıl kala kadar. Ondan sonra ise bir başka kişi geçecek. Bakalım kim geçiyor? Önce kimi yazıyoruz? Ülkemizde en uzun süre Genelkurmay Başkanlığı yapan kimdir? Dikkat. Başka kim gelmiş?
Kazım Orbay.
Kazım Orbay geliyor. Dönemin sonuna kadar. Evet. Bu sorulardan geldi mi? Evet geldi. Şunu sordular. Dışişleri bakanlarını sordular. Bir sınavda dikkat edin. 1, 2, 3 verdiler. Hangileri Dünya Savaşı sırasında Türkiye'nin Dışişleri Bakanlığı yapmıştı? Ne kadar zor soru ya. Yani bunu bilebilmek gerçekten hani hem soruyu yaptırma meselesi değil. Yani burada 1, 2, 3'ü hadi Şükrü Saracoğlu'nu ya da Numan Menemencioğlu'nu duymuş olabilsin ama diğerleri Şükrü Saracoğlu'nun belki de başbakan olduğunu bir kere dışişleri bakanı olmadığını bilenler de var. Veya ben geçen hepinize ne dedim? İsmet İnönü bakın İsmet İnönü dediğiniz adam birçok görevde bulunmuştur. Ülkemizin Milli Eğitim Bakanlığı'nı da yapmıştır. Gidin araştırın dedim. Bakın İsmet İnönü ülkemizin başbakanlığını yapmıştır. Dışişleri Bakanlığı'nı yapmıştır. Ülkemizde ne yapmıştır? Ayrıca ülkemizin Milli Eğitim Bakanlığı'nı bile yapmıştır. Kısa bir süre olsa yaptı mı? Yaptı. Bu işe bugün özlem.
Peki şimdi 2. Dünya Savaşı'na bizler katılmak istemiyoruz. Doğru mu Merve?
Katılırsak ne olurdu peki? Hadi bir beyin jimnastiği yapalım. Hani katıldık bir kimin yanına katılacaksın? Aynı 1. Dünya Savaşı'ndaki gibi Mihver Devletlerin yanına, yani eski İttifak Devletleri Almanya, İtalya, Japonya'nın yanına mı katılacaksın? Ya da İngiltere, Fransa, Rusya ve Amerika'nın yanına mı katılacaksın? Şimdi bütün mesele bu. İki arkadaşlar biz katılırsak, katılırsak ülkemizin topraklarının işgal edilme tehlikesi var. Çünkü Almanya bizim batı tarafımızda kalıyor ve Almanya süpürge hareketiyle beraber, süpürme hareketiyle beraber Yunanistan'a kadar gelecek. Zaten Yunanistan bir İtalya'yı işgal edecek, bir Almanya'yı işgal edecek, bir Bulgaristan'ı işgal edecek. O yüzden sınırımıza kadar gelecekler. Hatta dönemin Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak ne yapacak? Oraya Çakmak Hattı kuracak. Aynı Maginot Hattı gibi. Tabii Maginot'un inşası onlarca yıl sürmüştür. Birçok ekipman desteği var. Bizim Çakmak Hattımız o kadar gelişkin bir hat değil ama kendimizi korumak için yapmamız gereken bir hamleydi. Onu da söyleyeyim. Çakmak Hattı'nın adı nereden geliyormuş? Fevzi Çakmak'tan. Hah.
Şimdi Türkiye olarak beyin jimnastiği yapalım. İsmet İnönü'yü kendi yerinize koyun bakalım. Şimdi ülkenizin askeri potansiyelini biliyorsunuz kesinlikle bizim iyi silah ve ekipmanlara ihtiyacımız var. Füze savaşına ihtiyacımız var. Tanka ihtiyacımız var, uçağa ihtiyacımız var. E bir şey söyleyeyim. Bizim askeriye ihtiyacımız var komple. Hani böyle baktığın zaman neden Almanları durdurabilmek olay kolay değil mi? Adam Barbarossa Harekatı'yla Saraybosna'ya kadar gelene kadar almadığı coğrafya kalmadı. O yüzden bizler ne yapıyoruz? Önce İngiltere, Fransa'yla karşılıklı yardım anlaşması yapıyoruz. Efendim Sovyet Rusya ile saldırmazlık anlaşması yapıyoruz. Dönüyoruz Almanya ile saldırmazlık anlaşması yapıyoruz. Bakın biz bir insan tarafsız kalacaksa ve bu savaşa girmeyecekse her iki tarafın bloğuyla anlaşmak zorundasın. Sadece bir blok değil ki Almanların tehdidi İngilizlerden daha fazla. Çünkü Alman karayoluyla sana gelebilir. İngiliz karayoluyla sana gelemeyebilir. O havadan vurabilir. Ama Almanlar Yıldırım Harekatı'nı hatırlayın. Danimarka, Norveç, Lüksemburg, Belçika, Polonya, Fransa. La adam bunları kaç günde almış ya? Adamın seni almama ihtimali var mı? Ama yıllar öncesindeki 1. Dünya Savaşı'taki tarihsel birlikteliğimiz işte Hitler'in bazı ünlü lafları vardır. İşte dünya tek bir eee ülkeden dünyaya gelse öyle derler ya. Dünya tek bir ülke olsa işte sanayisini Almanlardan, ordusunu Türklerden kurardım gibi hani böyle denilen bir laf var. Bir şey de şeyde Fransızlardan kuruyor da onu söylemek istemiyorum. Düşündü. Onun devamında yani velhasıl anlayacağınız Hitler'in Fransa düşmanı zaten var. Zaten gördüğünüz gibi Vichy Hükümeti'nin orada kurulduğunu. Vichy Hükümeti bir Fransa hükümetidir arkadaşlar ama Almanların idaresinde bir Nazi Almanya'sıyla eee oradaki Vichy Hükümeti'nin birbirinden herhangi farkı yoktur.
Peki şunu da söyleyelim. Biz tarafsız kalacağız ama bir taraftan da ticaretimizle devam etmesi lazım. Özellikle Almanların bizden istediği bir şey var. Silah sanayi için değişilmez bir şey. Krom. Bakın biz krom ihracatı yapıyoruz o zamanlarda. Niye? E savunma sanayi için önemli bir malzeme. Mesela Türkiye 1944'lere kadar yani Almanya'ya artık ticareti kessin dediklerini zamana kadar biz krom ihraç ettik. Sadece Almanya'ya değil her yere ihraç ettik. Mesela Türkiye o işlerde kromdan iyi para kazanmıştır. Onu da söyleyeyim. Artı biz tarafsız kalacağımızdan dolayı herkese her gelene ister Mihver Devletlerden ister Müttefik Devletlerden hemen saldırmazlık ve dostluk anlaşması yapıyoruz. Bunu yapmazsan iki gün sonra çok sıkıntı var. Şimdi size bir sıkıntı anlatacağım. Herkes burayı dikkatlesin. Sizi Dünya Savaşı'na geri götürüyorum. Merve bura nere? Merve bizim köy.
Pol...
Evet burası Polonya. Bravo sana. Polonya'nın bir tarafını kim işgal etmişti? Bir tarafını da kim işgal etmişti? Çok güzel. Beni dikkat dinleyin. Peki Almanya ile SSCB kendi arasında ne anlaşması yapmıştı? Birbirlerine saldırmazlık. Hatta SSCB buraya gelene kadar şuradaki Baltık ülkelerini işgal etmemiş miydi? Hangiydi bunlar Baltık ülkeleri? Letonya, Litvanya ve Estonya'ydı. Çok güzel. Peki Almanya ise burada Polonya. Şimdi ama burada bir şey var. Polonya her iki taraf tarafından işgal ediliyor. Varşova'da her iki taraf birbirini askeri görmesine rağmen savaş ilan etmiyor. Niye? Çünkü kendi aranızda hangi anlaşmanızı imzalırsın? Çok güzel. Peki bu anlattığım olay 1939. Bak 1939. Ama 41'in sonuna gelince bir şey oldu. O saldırmazlık anlaşması yapan Almanya, saldırmazlık anlaşması yaptığı Rusya'ya Barbarossa Harekatı'nı başlattı. Ne demek istiyorum o zaman? Bu anlaşmaların bir savaş esnasında garantisi var mı? Yok. Hiç durup dururken Almanya Rusya'ya saldırdı mı? Saldırdı. O zaman dikkat. O zaman dikkat. Bizde de bir sıkıntı ortaya çıktı. Neden? Burası Türkiye. Doğru mu? Yukarımızda ne var?
Çok güzel.
Bu taraftan kim geliyor?
Çok güzel.
Normalde biz her iki tarafla da ne yapmıştık eskiden? Saldırmazlık. Peki Almanya'yla saldırmazlık yaptık mı? Yaptık. Peki Almanya'yla saldırmazlık antlaşması yapmamıza rağmen adam da Yunanistan'a kadar gelmişse, bize 60 km mesafeye kadar gelmişse hatta biz de burada şuraya hangi hattı kurmuştuk? Çakmak Hattı'nı kurmuşken. Dikkat. Peki Almanya iki gün sonra ulan ben Rusya'yla bile saldırmazlık anlaşmasını bozdum da saldırdım deyip bize saldırma ihtimali var mı? He bize saldırmazken ayrıca Rusya'nın da girme ihtimali var mı? O zaman biz hangi sendromu yaşayabiliriz? Polonya sendromu. Bakın bu sendroma dikkat. Merve sendrom soruyor mu? Huzursuz bacak sendromu diyor. Tarihle ne kadar alakası var kız olur mu? İki ülkenin saldırmazlık yapmamıza rağmen ikisinin veya tekinin fark etmeksin anlaşmayı bozup bize saldırma ihtimali var. O yüzden biz buna ne diyoruz? Polonya sendromu. Anlaştık. Ne demek istiyorum? Savaş esnasında hiçbir devlete güvenilmez. Niye? Dün seninle saldırmazlık anlaşması yapan Almanya bakın Rusya'ya saldırdı. E nasıl ne anladım ben bu işler? O yüzden Türkiye belirli bir süre Almanlar yenilene kadar Polonya sendromunu yaşamıştır. Tam böyle ÖABT sorusu gibi geliyor. Alakası yok. Bir gün size bu sınav sorusu gelir. Polonya sendromu. Türkiye 2,5 yıl yaşadı. Ne demek sen biliyor musun bu? Her an Almanya'nın saldırısına uğrama durumumuzdan dolayı. Çünkü bizi övüyor Hitler. Şöyle Atatürk'ün çocuklarısınız. Yok böyle Osmanlı'nın bilmem nesiniz. Ordum olsa, dünya büyük olsa ordusunu Türklerden kurarım diyen Almanya. Son zamanlarda baktınız mı haberlere? Almanya'nın Türkiye işgal planını ortaya koydular. He var mıymış? Biz sendroma girmekle haklı mıymışız? He biz sendroma girmekte haklıyız. Siz neye güveniyorsunuz ya? Başınızdaki adam Hitler kardeşim. Şu Kuzey Kore'nin bir tane manyağı var biliyorsunuz değil mi? Görün...
Bakmayın ha. Dalgı için çalışıyor. Bak ne zaman görürsen bir yerlerde açılış herif. Şimdi bu adamla komşu olduğunuzu düşünsene. Şu anlamda söylüyorum. Adam şuradan süpürme hareketiyle gelmiş ta Yunanistan'a kadar. Sen bu adama nasıl güveneceksin? Moğol güvenebilir misin? Güvenebilir misin Moğol'a? Güvenemezsin. Alain Kykubat Yazçimen Savaşı'ndan sonra hatırla bakalım ne yaptı hemen. Doğudaki tüm kaleleri iskan ettirdi. Tüm kalelerin onarttı. Niye lan senin komşun Moğol? Bugün iyi, yarın kötü. Dün barışsın yarın savaşta. O yüzden ne yapılamıyor? İnsanların ve devletlerin. Çünkü devleti yöneten orada bir tek insan olunca diktatörlük rejimlerinde işte Hitler işte Benito Mussolini aniden karar değiştiremiyor. Bak adam karar değiştirdi. Gitti Rusya'ya saldırdı. Manyak. Bizim de başımıza gelebilirdi. Ve bunu yıllar sonra Almanlar kendi çıkarttı Türkiye işgal planı diye. Hadi bakalım. Buyur. Hani saldırmayacaktı. Demek ki o zaman için geri dönüyorum. Bizim Polonya sendromunu yaşamamız kadar doğru doğal bir şey yok. Bu bir gün sınavda gelecek. Ancak hanginize denk gelir bilemem. Çünkü bu sınav sorusu olarak çok kaliteli bir soru olur. Polonya sendromu. Orada herkes bildikleri sendromları yaparlar. Klasik nedir mesela? Ya bu duruma ne isim verir? A Kristal Gece B Polonya sendromu. C işte Stockholm sendromu. D başka bir şey verirler. Yumuşama ya da yatıştırma politikası. Yani beş tane sana kavram verirler. İşte üçgen diplomasisi, mekik diplomasisi. Sen şimdi duyarsın ama Polonya sendromunu duymadığın sürece ve olayı anlayamadığın sürece yapamazsın. Ver bakalım sadece bezi. Reklam parasını vermedikleri için artık bizim gözümüzde sadece ne?
Bez.
Bez. Evet. Burayı anladık mı hocam?
Yani Polonya sendromuna dikkat. Aranızda muhakkak sosyal bilgiler sınıf öğretmenliği ve tarih öğretmeni olan arkadaşlar da bu videoları izliyor. İşte o arkadaşlardan özellikle çağdaş kısmından soru gelen kısımlarda eğer gelirse Polonya sendromu da sizlere gelme ihtimali var. Özellikle tarih öğretmenlerine. Burası tamamı hocam önce ne yapalım biliyor musun? Şu dün yaz Türk dış politikasını komple bir yazalım. Çünkü burada bir yere kadar nottan sonra bambaşka şeyler anlatacağım. Şu nota kadar bir yazalım. Başla.
1939. Evet. İngiltere ve Fransa ile. İngiltere ve Fransa ile. Evet. Karşılıklı yardım antlaşması imz... Karşılıklı yardım antlaşması imzalandı. Yardım antlaşması imzalandı. Bu arada şunu da söyleyeyim. Dünya Savaşı'nın mantığını anlamanız için. Mihver Devletler yani Almanya, İtalya ve Japonya bizim savaşa girmemizi istemiyor. Parasız kalmamızı. Müttefik Devletler ise ısrarla bizim savaşa gidip Almanya'ya ikinci bir kez bir cephe açılmasını istiyor. Yani bizi burada isteyen hatırlar mısın? 1. Dünya Savaşı'da bizi istemeyen gruptu. İşte 2. Dünya Savaşı'da bizi istemeyen grup. Şimdi 2. Dünya Savaşı'da gel Almanlara karşı savaş diyor. Tabii ki biz hem tarihsel şeyden hem Hitlerin buraya kadar gelmesi yüzünden ve askeri gücümüzün ısrarla lafta kalıyor. Uçak vereceğim ver. Ver vermiyor. Silah vereceğim ver. Ver vermiyor. Cephane yok. Paraşüt takımımız adam akıllı yok. Hava indirme tugayımız adam akıllı yok. Bunlarla biz savaşa gittik. Savaşsak ne olur? Bizi perişan ederler. Gerçekler var arkadaşlar. Ordumuzun bazı zamanlarda güçsüz olduğunu ben kabul ederim. Örnek 30-39 arası Türkiye iç politikadaki gelişmelere çok yoğunlaştığından dolayı ister istemez ordunun gereksinimi olan modern silahlar konusunda geri kalmıştır. 30-39 arası. Ama 39-45'e gelindiği zaman da insanların neler ürettiklerini görebiliyoruz orada. Evet. Türkiye'de birçok hamle var. Uçak fabrikaları, bilmem ne falan ama onların seri üretime geçmesi. Şimdi dün geçen de anlattım size. Şimdi biz Kaan her 10 günde bir haber Kaan şu takıldı bunu yaptı. Bu takıldı bunu yaptı. Şimdi ne yapıyorsan daha test yapıyorsun arkadaşım. Test test. Daha bu işin test süreci var. O test süreci bitecek ki, seri üretime geçecek ki bunlar işte zaman alıyor işte 2030'a kadar alıyor. O yüzden 2030'a kadar Türkiye itidalli. Türkiye itidalli olmak zorunda. 2030'dan sonra kükrersin sen. Daha bir dur. O kendini bilmiyor mu devlet? O da biliyor. Bak o zaman İsmet İnönü de biliyordu işte kendini diyordu ki kardeşim siz bana yardım etmediğiniz sürece parasal yardım, ekonomik yardım ve tabii ki askeri tesisat yardım. Bunları bana yapın. Ben savaşa gireceğim dedi 1943'te. Ama bunların hepsi sözde kaldı. Avrupa'ya güvenebiliyor musun? Batıya güvenebiliyor musun? E hadi yardım etmedi. Bir de Almanya'yla savaşa girdin durup dururken hadi bakalım buyur. Adamlar ezer geçer seni. Bu da bir gerçek. O yüzden Türkiye şu anladınız mı? Önce karşılıklı bir yardım anlaşması yapıyor. Devam.
İngiltere... Hı hı.
Türkiye'nin kendi yanında savaşa katılması durumunda.
Türkiye'nin kendi yanında savaşa katılması durumunda. Evet. Her türlü yardımı yapmaya hazır olması gereki...
Yalan. Türkiye'nin kendi yanında savaşa katılması durumunda ne yapmıştır? Her türlü yardımı yapacağın. Ancak biz buna inanıyor muyuz? Hayır. Çünkü bizimle muhatap olan adam Winston Churchill. Biz bu adamı ta Çanakkale'den biliriz. Devam.
Yunanistan'ın Almanlar tarafından işgali.
Yunanistan'ın Almanlar tarafından işgali. Evet. Bulgaristan'ın Mihver Devletler savaşa gir...
Bulgaristan'ın da Mihver Devletler de yanında savaşa girmesi sebebiyle evet.
Türkiye sınırına kadar savaş dayan...
Savaşa girmesiyle artık Türkiye'nin dibine kadar savaş geldi. Yani Edirne artık tehlikede. İstanbul artık tehlikede. Devam.
Bu gelişmelerden sonra Almanya...
Türkiye ile İngiltere'nin yakınlaşmasını önlemeye çalışmış.
Almanya Türkiye ile İngiltere'nin yakınlaşmasını engellemeye çalıştı. Yakınlaşmasını engellemeye çalıştı. Dikkat. Biz özellikle Almanlara hangi madeni satıyorduk?
Beyefendiler. Çıkan bir sınav sorusudur bu. Krom. Siz şimdi diyeceksiniz ki hocam bunu mu sordu? Evet bunu sordular. Krom ihracatı çok önemlidir. Türkiye iki gün sonra bazı eee madenlerde ben savaşın gelimi adım adımdır. Savaş böyle bir anda çıkıp kimse yarın savaş var demez. Türkiye'de savaş adım adım geliyor. İnsanlar farkında değil. Sadece vergilerin daha çok toplanması, ta tabana kadar yayılması, efendim insanlara işte eee bazı kesintilerin, vergilerin arttırılması, savunma sanayi, 24 saat kapasiteye çıkarılması, boğaz trafiğini rahatlatacak önlem. Ben bunları görüyorum. Bunu görmeyenler var. Dünyayı, Türkiye'yi çok toz pembe zannediyorlar. Türkiye'de savaş dibinde ha Suriye'de, İran'da, Irak'ta yarın İran'ın ne olacağı belli. O yüzden, o yüzden arkadaşlar savaş adım adım gelir. Bak biz onun ne geleceğini bildiğimiz için ne yapmışız? Karşılıklı yardım anlaşması. Ne yapıyoruz? Krom ihracatı. Bir gün haberlerde Türkiye belirli başlı madenlerin ihracatını yasakladı diye haber görürsen de ki Ramazan Hoca bana dedi ki ulan bu madenler arasında krom var mı bir bakayım bor var mı bir bakayım veya savunma sanayide kullanılacak olan önemli parçalar varsa Türkiye ihraç etmez artık. Çünkü niye? E savaş benim kapımda artık. O saatten sonra ne yapmam lazım? Kendi ihtiyacımı kendimi karşılayacak kapasiteye ulaşmam lazım. O yüzden bunlardan bir tanesi neymiş? Kromdur. Anlaştık mı? Devam.
1941'de...
1941'de savaş başlamış bakın. Evet.
Almanya ile Türkiye arasında.
Heh. Almanya ile Türkiye arasında. Evet.
Saldırmazlık paktı imzalandı.
Saldırmazlık paktı imzalandı. Saldırmazlık paktı veya anlaşması imzalandı. Rahatladık mı? Biraz rahatladık. Ama 1941'in sonunda herif Barbarossa Harekatı'nı Rusya'ya saldırınca ulan bunlar iki gün önce de bunlarla saldırmazlık yaptı. O zaman bunların saldırmazlık yaptıklarıyla mantıken ne düşünürüm ben? Saldıracak kişimden saldırmazlık yaptı diye düşünüyorum. Polonya sendromuna ben girerim. Devam.
Alman orduları...
Alman orduları. Evet.
SSCB üzerine saldırıya geçince...
SSCB üzerine yani Barbarossa Harekatı üzerine saldırıya geçince Evet.
Türkiye üzerindeki baskıyı azaltmış...
Geçince Türkiye üzerindeki baskıyı azaltı. Türkiye üzerindeki baskı azaldı. Niye? Artık büyük düşman büyük düşmanla mücadele iki büyük iki güç. Sana Türkiye'ye sıra gelmez. Şimdi yapalım bir notumuzu. Hadi bakalım.
Polonya sendromu.
Polonya sendromu. Buna lütfen dikkat ediyoruz. Evet.
Dünya Savaşı'nda.
2. Dünya Savaşı'nda. Evet.
Polonya'nın hem Rusya hem de Almanya tarafından işgal edi...
Polonya'nın hem Rusya hem de Almanya tarafından işgal edilmesi. Almanya tarafından işgal edilmesi. Evet.
İhtimaline karşı duyduğu endişe için...
Bir benzerinin bir benzerinin Türkiye'de yaşanma ihtimaline karşılık Türkiye'de yaşanma ihtimaline karşılık değil mi?
Haline karşılık girdiği bunalımdır. Girdiği bunalımdır. Biz bu işe ne isim vermişiz? Polonya sendromu. Tamam. Buna dikkat ediyorduk. Şimdi bundan sonrakilerle şöyle başlayalım. Türkiye'yi tabii ki savaşa sokmak isteyen Müttefik Devletler var. Özellikle İngiltere Almanya'ya karşı ikinci bir cephe açılmasını çok istiyor. Rusya kendisine Barbarossa Harekatı düzenlendiği için Türklerin kendisine yardım etmesini istiyor. Velhasıl bizler de diyoruz ki tamam prensipte kabul ederim savaşa girmeyi ama bana bunu bunu bunu bunu bunu vereceksin. Para vereceksin mal vereceksin. Askeri ihtiyaç vereceksin. Tesisat vereceksin. Tabii ki bunların hepsi lafta kaldığından dolayı da bizler ne olmuştur? Birçok görüşme yapılmasına hatta bizim olmadığımız ortamlarda bile bizi savaşa soktular. Haberiniz var mı? Biz yokuz ha. Konferansta biz yokuz. Herifler bizi savaşa sokmuş. Oldu bittiye getirmeye çalışıyorlar. Bir daha söylüyorum. Türkiye mesela Moskova Konferansı'na yok böyle bir konferans anlatmadım size. Hatırlayın hangi konferansları anlattım? 5 tane. Bir sayalım mı ya size anlattığım konferansları? Kazablanka'yı anlattım. Normandiya çıkarması için Quebec'i anlattım. Doğru mu? Döndüm değerli arkadaşlarım Yalta'yı anlattım. Döndüm San Francisco'ya anlattım. Döndüm Potsdam'ı anlattım. Bu beş. Şimdi bunlar haricinde de bir be tane daha var. Bu da Türkiye'yi özellikle ilgilendirenler. Örnek Moskova diye bir şey var. Adana görüşmesini birazdan anlatacağım. Lan Moskova'da herifler bizim savaşa girmemize karar veriyorlar. Bizim haberimiz yok. Diyorlar ki biz savaş kararı aldık. Türkiye çağırsın dışişleri bakanı gelsin diyor. Dışişleri bakanıyla 1. Kahire Konferansı'nı yapıyorlar. Mesela Tahran'da kendi aralarında konuşuyor. Gene bizi savaşa sokuyor. Tahran temsilcimiz yok. 2. Kahire'de İsmet İnönü gidiyor. Artık dayanamıyor adam. Düşünsenize siz durup durduğunuz yerde savaşa giriyorsunuz. Polonya Cumhuriyeti diye bir şey vardı ya sürekli savaş savaşa giri aynısı. La düşünebiliyor musun şu an Türkiye bak Türkiye Cumhuriyeti lütfen dikkat dinleyin. 3. kez bir dünya savaşı bölgesel anlamda çıkacaktır belki ama hadi diyelim ki geçmişteki gibi çıksın. Düşünsenize Türkiye'yi Amerika oturuyor Türkiye savaşa girdiğini ilan ediyor. Ne dersiniz arkadaşlar siz? Bizim yanımıza savaşa gir diyor. Hadi bakalım. E o zaman diğer karşıdaki devletler ne yapar? Türkiye'ye karşı lütfen dikkat. Türkiye'yi burada çok zor duruma bırakmak istemişti Winston Churchill. Hatta bunun için önce Adana'ya geldi. Adana'nın Yenice tren istasyonu bilenler bilsin. Beyaz vagonda toplantı başladı. Şimdi İsmet İnönü zaten yaşı çok ilerlemiş. Bakın İsmet İnönü'nün doğum tarihini hiç baktınız mı? Hiç baktınız mı? Bak bakayım İsmet İnönü'nün doğum tarihine.
He bir de 1943'te zaten 1900'da yaşadığına göre zaten 43 yıl kafadan var. E 43 yıl kafadan var. Şimdi kaç yaşındaymış bakalım? İsmet İnönü o zaman cumhurbaşkanıyken kaç yaşında?
24 Eylül 1884'te doğdu.
E 84'te doğduysa 16 yıl öyle. 43 de öyle 60 yaşında. E zaten kulağı biliyorsunuz ki savaş toplarından dolayı ve savaş şeylerinden dolayı savaş alanlarında çok fazla kaldığından dolayı zaten kulakları az duyuyor. Kulaklık takıyor. Ona rağmen duyumu çok az. O yüzden orada iki anlamda kullanılmıştır. Churchill bir şey söylüyor, İsmet İnönü farklı bir şey söylüyor. İsmet İnönü bir şey söylüyor, Churchill duymamazdan geliyor. O yüzden bu diyaloğun adına tarihte sağırlar diyaloğu denir. Ancak sağırlar diyaloğundan kastedilen ikisinin de sağır olmasıyla alakası bir durum yok. İkisinin de birbirinin eee isteklerine karşı sağır olma durumu. Yani o bir şey söylüyor, o kabul etmiyor. O bir şey söylüyor, o kabul etmiyor. Peki Winston Churchill'la eee İsmet İnönü trenden kol kola bir çıktılar. Allah dedi millet aha savaşa giriyorsun. E çünkü öyle demez misin? Size sorayım bir. Churchill'la şey kol kola geldi çıktı. O ona gülüyor, o ona gülüyor. Neye güldükleri de belli değil. O onu duymuyor, onu duymuyor. O zaten o onu sallamıyor, onu sallamıyor. Ama öyle ya da böyle oradan kol kola inersen senin düşüncen ne olur? Adana Konferansı'na bakmayızsa Adana Konferansı'nda prensip olarak o Türkiye savaşa girmeyi kabul etti ama şartları var. Bu kadar filo, bu kadar paraşüt takımı, bu kadar uçak, bu kadar tüfek, bu kadar. E bunların isminde İngiltere yaparız, ederiz. Tamam. Hele sen bir gir. Hele sen bir gir de e ondan sonra Alman bana girerse ben ne yapacağım? Hiç diyen yok. O yüzden Türkiye yem olabilirdi. İsmet İnönü bana göre tarihteki en büyük başarı Türkiye'yi Dünya Savaşı'na sokmamaktır. Bak söylüyorum. Bu bir gerçek. Hani birçok yönü eleştirebilirsiniz ama bu yönü bir de o kulak rahatsızlığı da bize avantaj sağlamıştı. Bakın ister buna inanın ister Lozan'da da sağladı, Mudanya'da da sağladı, şeyde de Adana Konferansı'nda da sağladı, Kahire'de de sağladı. Çünkü kendi sistemindeki yazıyı okudu sadece. O tarafın dilek ve isteklerini önemsemedi. Hep kendisini kendisini kendisini. E bu da ne oluyor istersen? Biraz İsmet İnönü'nün yapısı gereği de eee Churchill aslında umutsuz olmasına rağmen gene de Türkiye ile tamam bir yapalım falan dedi. Mesela Adana Konferansı'ndan sonra çok ilginç Moskova diye bir konferans var. Moskova Konferansı'nda hiç bizim bir alakamız yok. ABD, SSCB, İngiltere'de toplanmışlar. Adana Konferansı'ndan sonra oluyor. Bizim aklımızda ne almışlar biliyor musun? Savaşa girmesi yönünde baskı kurmaya. Rusya çok istiyor. Almanların baskısı var çünkü. Sonra 1. Kahire toplanıyor. Bizim Numan Menemencioğlu yok mu? Dışişleri Bakanı. O gidiyorlar diyorlar ki sizi savaşa sokacağız. Lan Numan Menemencioğlu olur mu öyle şey diyor ya. Adana görüşmelerinde bize ne dedi diyor senin başkanın Winston Churchill? Türkiye'yi hiç kimse zorlayarak savaşa sokmaz diyor. Biz bunu reddediyoruz. Dur diyor sen bir git o zaman diyor. Biz kendi aramızda bir daha toplan diyor. Tahran'da toplanıyorlar. Gene biz yokuz. Tahran'da da bize karar veriyorlar. Artık karar verip İsmet İnönü'ye bildirince İsmet İnönü mecburen 2. Kahire toplantısına gitmek zorunda kaldı. Ve bunlar hepsi 1943 Ekim ile Ocak ayı arasında. Demek ki Türkiye'ye baskı ne zaman olmuş? Ekim ile Ocak arasında 1943'te o kadar baskı var savaşa gir diye. Ve Türkiye prensipte savaşa katılmayı tamam dese de asla savaşa girmemiştir değerli arkadaşlar. Bunu bilin. Şöyle söyleyeyim. Bunu da çok az insan biliyor ama sizler öğrenin. Türkiye savaşa girmese dahi 22.000'in üzerinde askerini kaybetmiş. Duymuş mu? Bir daha söyleyeyim. Türkiye evet savaşa girmese dahi 22.000'in üzerinde askerini kaybetmiştir. Arkadaş hocam bu nasıl oluyor? Şimdi insan akla bu geliyor değil mi? Nöbet değişim yerlerinin birbirinden uzak olması sebebiyle donarak hayatını kaybedenler efendim ikmal yerine gelemeyecekleri de yemek hizmetinin kötü olması, hastalık inanılmaz de yayılması aynı bizim Milli Mücadele dönemindeki gibi. Bir daha söylüyorum rakamı. Hatta rakam bulabilirsiniz. 22.000'in üzerinde şehit verdik. Değerli arkadaşlar 5 sene içinde, 6 sene içinde düşünebiliyor musun? Sen şimdi o 22.000 şehidimizin bir de savaşa girdikten sonraki kısmını bir düşün bakalım. Alman bombardımanıyla İzmir'in, İstanbul, Adana'nın, Mersin'in, Antalya'nın, Ankara'nın vurulmasını düşün. Oradaki kayıpları düşün. O yüzden Türkiye'nin savaşa girmeden önce bile ne kadar kaybının olduğunu bakın. Ne kadarmış kayıp?
He, anladınız meseleyi? Ha mesele bu. Şimdi bu konferansları tek tek yazacağım. Siz ben bir rica bir şeyde bulunayım. Arkadaşlar Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi yazarak çalışmak sizin için çok büyük daha iyi olur. Eee ben zaten video ders notunu şu an tarzıma göre de tekrardan düzenleyeceğim ama sonuçta bu baskıdan hariç önceki baskılar alan birçok arkadaşımız var. O yüzden ben burada ne diyorsam sizler de o şekilde deftere geçiniz. Özellikle konferans kısmından.
Kaç?
22.000. Az değil yani. Hadi başlayalım bakalım. Önce Adana'dan başlıyorsun.
Evet.
Başla bakalım.
İngiliz ve Türkiye... Hı hı.
30 Ocak 194...
Bakın 30 Ocak 1943 yani 1943 yılına yeni girmişiz. Tamam. 43 yılında İngiltere ile Türkiye yani İsmet İnönü Adana görüşmeleri veya konferansını yapmıştır. Adana görüşmelerini yaptılar. Sonuç var mı? Yok. Devam. Moskova konferansı ise...
Kaç tarih ver?
Ekim 1943.
Evet. 1943 Ekim ayında. Ekim 1943'te Türkiye'nin yer almadığı, dikkat değil mi? Yer almadığı Moskova Konferansı'nda değil mi? Türkiye savaşa sokulmasına karar vermiştir. Türkiye'nin savaşa sokulmasına karar vermiştir. Var mıyız?
Yokuz. Geldik buraya. 1. Kahire. Doğru mu? Söyle bakalım.
22-26 Kasım.
22-26 Kasım 1943. Bakın 1943'ü. Anladınız mı? 1943 Türkiye'yi savaşa sokabilmek için yıl. Bakın ta başından ta sonuna kadar. Devam. Hangi konferanstı? 1.
Kahire...
Kahire Konferansı'na bakın. Dikkat. Numan Menemencioğlu katılmıştır. Menemencioğlu katıldı. Bize dedi Numan Menemencioğlu ne dediydi? Kimse bizi zorla savaşa sokamaz. Churchill bile Adana'da bize dedi ki Türkiye'yi hiçbir müttefik devlet baskıyla savaşa sokamaz. Senin dedi başbakanın, başkanım bunu dedi. Sen kimsin de dedi bizi sokuyorsun? O yüzden Numan Menemencioğlu ile yapılan görüşmede FOS çıktı. Şimdi bunlar kendi aralarında son detayları görüşüyorlar. Türkiye nereden cephe açar? Türkiye cephe açarsa biz onlara ne kadar yardım kendi aralarında konuştukları Tahran Konferansı'na gidiyoruz. Söyle bakayım tarihini. Tahran.
Tahran 28 Kasım.
Bak Kasım iki gün sonra ya çok uzak değil. 1943'te Müttefik Devletler bu sefer de Tahran'da toplandı. Müttefik Devletler nerede yapmışlar? Tahran Konferansı'nda bir araya geldiler. Tahran Konferansı'nda bir araya geldiler. Amaç ne? Türkiye'ye tekrardan savaşa sokulmasının son şeylerini yaşıyorlar ve bize bu kararı bildirebilmek için Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü'yü 2. Kahire'ye ikinci Kahire toplantısına gönderiyor. Hadi bakalım. Onu da yazalım. Tarih...
Kahire... Evet.
4-6 Aralık'ta başlıyor.
4-6 Aralık gerek yok. 6 Aralık 1943'te dikkat İsmet İnönü'nün katıldığı hangi konferans yapılıyormuş? Kahire Konferansı yapıldı. Kahire Konferansı yapıldı. Biz ne dedik? Savaşa gireriz. Bak biz bunu ta 1943'te dedik. Savaşa gireriz ama bize yardım edeceksin. Onlar da diyor ki önce savaşa sen bir gir biz sana oraya yardım edelim. İki tarafın birbirine güvensizliği var. Bu arada dikkat ettiniz mi? Bak Adana, Moskova, Kahire 1, Kahire, Tahran, 2. Konu ne? Konu Türkiye'nin savaşa girmesi. Anlaşıldı mı? O 5 tane de var mıydı? Hatırla bakalım. O 5 tane de var mıydı? Hatırla. Hatırlayalım. Mihver Devletler Kayıt teslim alınacak hangi karardı? Kazablanka. Normandiya çıkarmasını yapalım. Fransa'yı kurtaralım. Quebec. Bu tarafa indim arkadaşlar. Savaş sona eriyor. Toplanalım. Yalta. Hadi Birleşmiş Milletler'in kurulduğu konferans San Francisco. Dönüyorsun kendi aralarındaki son konferans Potsdam. Bizimle bir alakası var mı? Ama bu beş yinin bizle alakası var. Hadi size bir şöyle bir soru sorsam. 1. Kahire 2. Moskova 3. 2. Kahire 4. Tahran. Yukarıda verilenlerden 2. Dünya Savaşı yapılan kongrelerden hangilerine konferansların Türkiye'nin savaşa girmesi konuşulmuştu. Dördü de var. O yüzden ben Türkiye'nin beş tanesini Adana görüşmelerine dahil ederek bilmek zorundayım. Anlaşıldı mı? Sıralaması da aynen böyledir. Devam et bakalım. Hiçbirine kat... Ha bu arada şartta şu. Atıyorum 1 Şubat 1944'e kadar katılacak Türkiye. Yani bir de tarih vermişler. O zaman bak dikkat ettin mi? Uzattıkça uzatmışız süreci. İyice iyice bize bir zaman verin. Acil bir zaman verin. Az kaldı şu kaldı bu kaldı diye diye. Ne oldu? Zaman kazandık. Zaman kazanınca ne oldu? Almanya'nın yenilmesi başladı. Yenilmesi başlayınca artık onlara da Türkiye ihtiyacı kalmadı. Hatta size şöyle bir örnek vereyim. Bu konferanstan en sonunda İngiltere Türkiye'ye verdiği yardımı kesti. Yardım anlaşması vardı ya birazcık bir şey onu da kesti. Vay hatta Almanya kromu ihraç etmeyeceksiniz dediler. Ve biz Almanya'yla krom ihracatını kestik. Yani biz öyle çok böyle müthiş bir bağımsızlık yaşamıyoruz. Çok her yerden müthiş tehdit var. Rusya daha sonra Stalin 2. Dünya Savaşı'ndan sonra nereye isteyecek? Vay Türkiye. Almanlar bize saldırdığında sen bize cephe açmadın Almanlara diyerek boğazları bizden isteyeceksin hali. Y Türkiye'nin 2. Dünya Savaşı'na katılmamasının en büyük sorunu ve zahmetini katılmamamıza rağmen biz yaşadık. Niye? Coğrafya kader kardeşim. Haiti'de olaydık, Namibya'da olaydık. Efendim aşağıda Uganda'da olaydık. Bunlar olur muydu? Senin coğrafyan dediğin coğrafya sana bunları yaşatıyor. İşte dünyanın en çok savaş gören coğrafyasın Avrupa, Ortadoğu. Eee bitmiyor ki. Ne yapacağız? Türkiye'yi alıp bir yere götürecek halimiz yok. Eee nasıl olacak bu? Nasıl olacak? Kuzey Amerika'ya göre Avustralya'da savaş var mı? Yeni Zelanda'yla şey birbirine mi giriyor? Yok. Bizde var. Aa bizde. O yüzden bu coğrafyada savaş hiçbir zaman eksik olmayacak. Ama sen savaş aletlerin, dünyaya sunduğun o güç, hiç kimse sana saldırmaya cesaret edemeyecek. İşte biz bu noktayı yapacağız. Kimseye saldırmayacağız. Ama bizi saldırana karşı da ne diyeceğiz? Sen bize saldıracak gücü nereden bulamazsın. İstesen onu devlet alırsın. Ama burada ne vardı derse? Milli mücadeleyi yapan bir nesil olduğu için neslin ikinci, üçüncü torunlarıyız. O yüzden hala bugünlerimiz var. Hala o günlerde tarih anlayışı öyle ya da böyle devam ediyor. İşte bilincimizi arttırırsak, bilincimizi arttırırsak çok önemli. Bilinç çok önemli. O bilincimizi arttırdığımız gün anlayacaksınız ki arkadaşlar hiç kimse ya bu milletten çekinelim kardeşim bu millet bizi yok eder. Diyecek ya onlara bulaşırsak biz yok oluruz. İşte buna gelmek zorundayız hep beraber. Gerekirse fedakarlık yapılacak bu ülkede, gerekse maddi manevi bir şekilde bu ülke kesinlikle askeri kapasitesini %100 değil %500 arttırmak zorunda. Savaş dibimizde dibimiz oğlum kenardan kenardan geliyor. Görmüyor musun? Hep ateş o tarafı sarmaz bir gün. Bir gün bize de gelecek. Türkiye'nin şu an yaptığı savaş şeyin dışında veriyor. Sınırının dışında veriyor. Allah korusun sınır içine girerse. O yüzden çok önem veriyorum Dünya Savaşı'na. Neden? Çok büyük mücadele vermiştir İsmet İnönü. Hakkını yemem asla bu konuda. Çünkü savaşa girmemizin bize çok büyük sıkıntıları olacaktı. Bir kere Almanlar İstanbul'u tamamıyla ele geçirip tekrardan değerli arkadaşlar aynı eski Milli Mücadele dönemine geri dönebilirdik. Türkiye kazananlarını 30 yıllık kazanımını kaybedebilirdi. 40 yıllık. Devam.
Kahire görüşmelerindeki yönü... Hı hı.
Türkiye'nin ihtiyacı olan yap ve malzemenin sağlanması.
Kahire görüşmelerinde İsmet İnönü bakın ne diyor. Söyle bakalım.
Türkiye'nin ihtiyacı olan...
Türkiye'nin ihtiyacı olan. Evet. Silah ve malzemelerinin sağlanması şartıyla...
Silah ve malzemelerin karşılanması durumunda. Evet.
Savaşa katılacağını kabul etmiştir.
Savaşa prensipte katılmayı kabul etti. Prensipte katılmayı kabul etti. Doğru mu?
Sonra devam edelim bakalım.
1944 yılı başlarında...
1944 yılı başlarında. Evet.
Türk ve İngiliz askeri yetkililerinin...
Türk ve İngiliz askeri yetkililerin. Evet.
Türkiye'nin ihtiyaçlarının konusundaki çalışmaları...
Türkiye'nin ihtiyaçlarının tespiti konusundaki çalışmaları. Evet.
Sonuca ulaşamamıştır.
Çalışmaları sonuca ulaşamamıştır. Bir de bu da risk. Niye risk? Onu da anlatayım. Şimdi İngiltere sürekli senin ihtiyacını sorması bu iyi niyetli de değildir. Ha şimdi bak söyle bir ihtiyacını söylüyorsun. O zaman ben seni eksik yönünü görürüm. Yani bu iki gün sonra da sıkıntı yaşatabilirdi bize. Allah'tan İngiltere dünyanın siyasetini çeki Amerika ile Rusya kendi birbirine düştü de Türkiye orada sıkıntı yaşamadı. Yoksa düşünsene İngiltere diyor ki paraşüt bilmem neyiniz var mı? Yok. E tüfek desen eski. E o diyor kıyafet yok. Bot yok. O yok. E o zaman der ki o ne güzel vallahi hiçbir şeyleri yokmuş oğlum. Biz bunları işgal edin. Evet. Senin her ihtiyacını soran senin iyiliğini mi düşünüyor? Beyefendiler, hanımefendiler. He öyle mi zannediyorsunuz hayatta? Bu insan ilişkilerinde de böyledir. Tamam. Her ihtiyacı, ihtiyacı olan ihtiyacı görür gider kendi alır verir. Sana sormaz bunu. Not hangi konferanslarda Türkiye görüştü? Söyle bakalım. Türkiye'nin savaşı girmesini isteyen...
Adana görüşmeleri. Tek tek yazıyoruz. Devam. Moskova... 1. Kahire... Tahran ve Kahire 2. İsmet İnönü'nün katıldığını bir kere daha ısrarla söylüyorum. Bir gün gelirse çok zor soru çünkü Adana'da da İsmet İnönü var. Kahire'de de İsmet İnönü var. İkinci Kahire görüşmelerinde ya da konferanslarında Türkiye'nin savaşa girmesi konuşulmuştur. Türkiye'nin savaşa girmesi konuşulmuştur. Evet, devam edelim bakalım. Son maddemiz burada.
Türkiye... Hı hı.
San Francisco konferansına katılabilmek...
Türkiye savaşın sonuna geldik ar biz savaşa katılmadık ama San Francisco Konferansı'na katılabilmek için Yalta Konferansı'na alınan bir karar var. Ş şu tarihe kadar Almanya ve Japonya'ya savaşı ilan ederseniz San Francisco'da kurulacak olan Birleşmiş Milletler'in kurucu üyesi olabilirsiniz dediler. Zaten artık savaşın sonu Almanların yenildiği belli. Efendim eee İtalya'nın yenildiği belli. O yüzden Türkiye Birleşmiş Milletler'e katılabilmek amacıyla Almanya ve Japonya'ya kağıt üzerinde savaşı ilan etmiştir. Söyle bakalım. Konferansı kararlarına...
Kararları uyarınca Birleşmiş Milletler Teşkilatının...
Birleşmiş Milletler Teşkilatının. Evet.
Asil üyeleri arasında yer alabilmek için...
Asil üyeleri arasında yer alabilmek için. Evet.
Almanya ve Japonya çalışmıştır.
Almanya'ya bazı kaynaklar sadece Almanya dese de yanlış. Japonya'ya da kağıt üzerinde. Bak bir daha söylüyorum. Kağıt üzerinde savaşı ilan etmiştir. Kağıt üzerinde savaşı ilan etmiştir. Ne yapacağız? Japonya'ya mı gideceğiz? He. Hayır. Gerekirse Kore'ye bile gideriz. Niye öyle diyorsun? Japonya ile Kore arasında ne kadar fark var? Demek ki gidilebiliyor. Düşürdük Merve'yi. Hadi bakalım. Şimdi burası tamam mı? Şimdi gelelim bir başka mevzuya. Bu 2. Dünya Savaşı sırası Türkiye'nin dış politikası. Anlaştık mı? Savaştan kendini uzak tutma politikası. Şimdi gelelim başka mevzuya.
Tamam da Alman orduları ta 60 km'ye kadar gelirse, hani hatırlayın bakalım Sakarya Meydan Muharebesi'nin olduğu o esnada Polatlı'ya kadar gelen Yunan askeri Ankara'ya 60 km uzakta değil miydi? Peki Türkiye o zamanlar Türkiye Büyük Millet Meclisi birçok önlem almadı mı? Hatta meclisi Ankara'dan Kayseri'ye bile taşımayı düşündü. Doğru mu? O zaman bizim acilen bir şeyler yapmamız lazım. Bakın, bir askeri yönden bir şey yapmamız lazım. Bir ekonomik yönden bir şey yapmamız lazım. Hemen anlatayım. Dinle Merve.
Şimdi aslında bir önceki kuşağın davranışlarının bizim kuşağa nasıl etkisi aldığını anlatacağım. Ve bu kuşakla yaşayanlarla şu an görüşebilme ihtimalimiz artık çok azaldı. Yaşının 90'ın üzerinde olması şartı var. Yani 60 yaşındaki bir insanın şu an II. Dünya Savaşı'nı görme ihtimali mantıken yok. Doğru mu? 1945 + 60 = 2005 yapar. Demek ki 2026'da olduğumuza göre o kişilerin mantıken 1932, 33 doğumlu, 35 doğumlu falan olacak ki o günleri hatırlayabilsin. Yani o da yaşı itibariyle neredeyse 90'ı geçmesi lazım. Bir de hatırlayıp sana anlatması lazım. O zaman bu hatırlayan insanlar genelde gençlik dönemlerinde anlattıkları için nakledilerek geliyor. Yani II. Dünya Savaşı çok uzak bir zaman değil. Bir insan ömrü kadar değil.
Şimdi bu dönemde Türkiye mantıken savaşa girmese bile ülke genelinde seferberlik ilan etti. Şimdi seferberliğin ilanı şu demektir arkadaşlar. Biz olası bir savaşa karşı askerlerimiz için silah altına almaktır. Belirli bir yaş aralığını silah altına alıyoruz ve bunların hepsi sonuçta ne? Erkek. Peki Türkiye tarım ülkesi olduğuna göre bu kadar erkeği sen tarımdan çekersen ne olur?
Her tarım işini kadın yapabilir mi? Sana sorayım. Eee, bugün ülkemizde köylerdeki kadınların traktör kullanımı sizin niye şeyinize gidiyor? Aa, traktör lan manyak mısın? Asıl anlaması gereken o. Çünkü 45'lerde erkekler askere gidecek, kim kullandı o traktörleri? Var. Varsa bile kim eee ekti, kim biçti? Ama bazı işler var ki balya kaldırmak, ot kaldırmak, burada erkek gücüne ihtiyacı olan veya eee, ailenin komple gücüne ihtiyacı olan durumlar var. O yüzden tarım toplumlarında ne olmaya başladı? İster istemez tarımsal üretim düştü. Peki bir şey söyleyeceğim. Tarımsal üretim düşerse mantıken insanlar ürettikleri malları şehirlere gönderirse ancak şehirlere gönderecek mal darlığı başlarsa, peki mal darlığı başlarsa ne olur? Yani bir şeyden az bir şey olursa ne olur? Domates kendi mevsiminde bile az olursa ne olur ki? Geçen yaşadık kiraz yoktu. Yedin mi kiraz? Yok. Bu ülkede millet dalından eee hatırlıyor musun? Küçükken çocukken daldı dalardık şeylere, ağaçlara. İğdedir, kirazdır, vişnedir. Hatırla lan. Yok. Yok. Bir de ne yok lan? He. Dalabiliyor musun? Dalacak bir ağaç yok. Hadi o tarafı geçtim. Hadi dalacak meyve yok. Don vurmuş gitmiş. Peki şöyle düşün. Tarımsal üretim düşerse köylü sadece kendine yetişecek kadar üretirse dikkat, o zaman ne olur? Başta un olmak üzere her şeyde bir ne olmaya başladı? Tahıl ürünlerinde un, bakliyat, mercimek, efendim aklınıza gelebilecek nohut, bulgur yani Türk milletinin en çok tükettiği şeyler azalıyor. Azalırsa ne olur? Pahalaşır. Pahalaşırsa ne olur? Her gün zam gelmeye başlar. Her gün zam gelirse ne olur? Hop! Birileri bunu stoklamaya başlar. Peki bu stokçuluk dediğimiz olay, kara borsacılık neye sebep oldu? Yani şunu ben savaş öncesi 1 liraya alıyordum. Şu an ben bunu param varsa bile alamıyorum. Bir de yok. Yokluk var. Var da yok bir de. Niye? Adam stoklamış. E stoklayıp çıkartınca bu ne oluyor? 20 lira, 30 lira, 40 lira oluyor. Şimdi mantık düşünün. Her gün bir şeye zam geldiğini bilseniz siz elinizdeki malı satar mısınız? Sor Murat, satar mısın? Eskiden bu ülkede bilen arkadaşlar beni gayet iyi bilecekler. Özellikle sigara kullananlar. Sigaraya zam şeyden şeye gelirdi. Yılbaşından yılbaşına gelirdi. Ben eski kuruyemiş dükkanım olduğu için biliyorum. Yılbaşından yılbaşına geldiği için kuruyemiş dükkanları ya da sigara satanların hepsi işte yılbaşına gelmeden önce alırdı. Niye? Eski fiyattan alırdı. Yılbaşına da zam gelince ne olurdu? Mantıken oradaki makas kar açısından artardı ve o mal satılırdı. E dün araca işte atıyorum benzin alacağım, gene kapatmışlar eli rank 23:30 saat. 23:30'da benzin alamıyorsunuz ya da motor. Neyse, niye alamıyor? Çünkü zam gelecekmiş. E gece 12'den sonra geçerli. 23:30'da herkes kapatıyor. Hadi bakalım. Buyur. 1 lira zam. 1 lira zam geldiği için adam eskiden aldığı için o eski fiyattan petrolü kar elde ediyor. Bütün mantığı anladın mı? Bir şey ne kadar azalırsa o kadar değeri artar. Ekonominin birinci kuralı kardeşim. Az mal, çok para. E tamam ama bu para dediğin şey, bu mal dediğin şey insanların temel tüketim malzemeleri. İnsanlar temel tüketim malzemelerine, süt, et, balık bunlarda bile ulaşımda çok zorluk çekiyorlar. E kara borsacı neye girdi biliyor musunuz? Ülke şehirlerde kıtlığa girdi. Kıtlığa. Biz sen ben kıtlık mı yaşadık ya? Kıtlık mı yaşadık? Ne gördü bu nesil? Kıtlık ne demek? Senin haberin var mı ya? Yok ürün yok. Senin her gün aldığın ürün yok. Ekmeği karneyle alıyorsun. Karne ne demek ya? Ekmeği karneyle alıyorsun. Günde kaç ekmek aldığın belli. Kaç ailede kaç kişisiniz var sizin? Kaç kişi yaşıyorsunuz? 3. Günlük ekmek ihtiyacı kaç? 3. Murat kaç sizin evde? Kaç ekmek alabileceksin? Günlük 4. Daha fazla yok. Biz kaç kardeşiz? 7. Ana baba 9. Kaç alacakmışız biz? 9. Hadi 9 eline götür bakalım. Parçalarlar seni. Vermiyor ki adam. O dönemde çoklu çocuk aileleri var. Veriyorlar mıydı? Üç kere giriyordun sıraya. Çünkü millet senin 10 taneyi birden götürdüğünü görünce millet kapışıyordu. Biz bugünleri yaşamadık. Beyler bayanlar. Kıtlık psikolojisini bilmiyoruz. Bugün annelerimizin, babalarımızın bir şey atmasına, atamaması durumunu cimrilikle karşılıyorsunuz. Ben de diyorum ki kardeşim, atamama durumlarının temel sebebi bir gün lazım olabilir kaygısı ve II. Dünya Savaşı'na lazım olmuş mu? Torba kömür lazım olmuş mu? Soba lazım olmuş mu? Her şey lazım oldu. O yüzden insanların bugün bodrum geleneğimizin olmasının temel sebebi de budur. Atamıyorsun ki bugün birçok insan ki sadece bize bak bir de bu var. Sadece bizde zannediyoruz. Açlık ve kıtlık gören bütün toplumlarda bodrum geleneği var kardeşim. Onlar bodrum demiyor da depo diyor ya. Depo diyor kardeşim. O yüzden lütfen insanları bir önceki nesli ve bir önceki nesli yadırgamayın. Ya ben bak Mersin Silifke'den geleyim. Ben anneannemden anlatayım da dinleyin. Anneannem bakın bizim zeytin ağaçlarımız var köyde. Bu zeytin ağaçları biliyorsunuz zeytin bir sene az verir, bir sene çok verir. Asker geliyor. Asker asker. Şimdi kara borsayı nasıl önleyeceksin? Devlet kendi topluyor. Asker geliyordu diyor oğlum diyor komple diyor zeytin ağaçlarından zeytinleri topluyordu. Asker bize acıyordu. Acıyordu. Acıyordu. Postallarıyla diyor zeytinleri hafif hafif ezip toprağın içine gömüyordu. Biz asker gittikten sonra köyde toprağın altından zeytinleri topluyorduk. Ya bu yaşanan yer Türkiye'nin en verimli toprağı Çukurova'da olmuş ya. Sen gerisini bir tahmin et bakayım. Çukurova'da bile köylüler kendi mahsulünü kendi toplamayıp devlet asker toplayınca o asker bile halka acımış da düşünün çünkü hepsinin toplama emri var. Böyle postallarıyla zeytinleri kumların arasına koymuşlar. Anneannem gibi o zamanlar ufak yaştalar. Asker köyden geçince hemen kumları eşeleyip oradaki zeytinleri topluyordu. Benim anneannem ki aranızda da vardır. Lan bir zeytini dört kere ısırıyor kadın ya. Şimdi diyorsun ki lan her yer zeytin bahçesi değil mi? Şu an gidelim benim memleketime çıkalım benim köyüme her yer zeytin. E anneannem gelmişti 90 yaşında. Allah rahmet eylesin vefat etti. Vefat etmeden önceye kadar bile zeytini dört kere ısırıp koyuyordu. Ya diyordum ki şaşılıyorsun değil mi? Farklısın. Ya diyorum ki lan her yer zeytin ağacı. Neden anneannem? Çünkü bilinç oluşmuş. O yüzden kıtlık bilinci iki şey eser olur. Bir insanların sürekli kendisini aç hissetmesine, o yüzden çok yemek yemesine. O yüzden Adana, Antep, Maraş, Urfa gibi bölgelerde insanlar daha kiloludur. Tamam. Bunun birinci sebebi bu. İkincisi, kıtlık gören toplumlarda bir şey atamama hastalığı vardır. İleride bir gün lazım. Bakın bakalım. Saydığım yerlere bakın. Üçüncüsü, kıtlık yaşayan bütün yerlerde her insan en ufacık şeyi bile kullanabilme şeyinden dolayı. Hani deriz ya buzdolabında hiçbir şey yok işte yani genel manada. Ama annelerimiz bir yemek yapar hiç anlamayız değil mi? Hatta deriz ki anne bu ne yeme bilmiyorum oğlum şunlar şunu karıştırdım der. Hatırlıyorsunuz değil mi? İşte karıştırma dönemleri ne zaman başlamış Türkiye'de? II. Dünya Savaşı'na çok büyük kıtlık gördü bu ülke. Hem şehir insanı gördü hem köylü gördü. Köylünün görme sebebi erkeğin oradan alınıp nereye götürülmesi? 3,5 milyon asker. 22 milyonluk bir ülkede 11'e 11 desen kadın erkek 11'in 3,5'unu götür. Hepsi çalışma çağında. Hadi bakalım. Bir de onları beslemen de lazım. Doğru mu? E bir beslemen içinde işte köylere kadar gelip köylük asker kendi topluyordu. Kara borsacılık var. Senin bunu engellemen lazım. Temel tüketim malzemelerine ulaşılamıyor. Devlet halkı özellikle bu kara borsadan mal darlığını affetmek amacıyla bir kanun çıkarttı. Kanun milli korunma kanunu. Ne bu kanun? Milletini korumak. Yani bu kara borsacılara karşı, bu faiz fiyat artışlarına karşı çok başarılı oldu mu? Hayır. Hatta bu kanunla devlet iki tane şey yarattı. Et ve balık kurumuyla petrol ofisini açacak mesela. Niye? İnsanlar et ve balığa ve petrole ulaşabilsin diye devlet kendi yapacak. Ha bunlar iki gün sonra özelleşti petrol. Şimdi et ve balık kurumu da et ve süt kurumu oldu falan. Bugün hala Türkiye'nin birçok yerinde et fiyatlarından dolayı insanlar sabahın köründe nereye giriyor Merve? Kuyruğa gel bakayım Ankara et balığa götüreyim seni. Sabahın köründe kaç kişi kuyrukta bekliyor? Biraz daha uygun. Bu kadar et cennetinin olduğu ülkede bu memleketin insanı et yiyemiyor. Bence herkes önce onu düşünsün. Bak belediyenin falan vereceği bilmem ney kaymakamın vereceği etli olacak işte. Bak bir daha söyleyeyim. Et yememek senin tercihin olmalı. Bak bir daha söyleyeyim bu lafına. Et yememek bu ülkenin çocuklarının tercihi olmalı. Zorunluluktan yemediği bir şey olmamalı. Bu kadar sığır üreticiliği, bu kadar manda üreticiliği, bu kadar şey gene yetmiyor arkadaşlar ya. Hem yetmiyor hem de ya yanlış bir şeyler yapıyoruz ki bu hayvancılık geliliyor kardeşim. Ya biz biliriz ki köye birisi çıktı da keçiyi yatır keserdik ya. Hani misafire karşı değil mi? Hatırla bu ülke misafirlerine karşı hemen canlı hayvanı mal yatır keserlerdi millete hemen et yaparlardı. Ne oldu bu millete? Ne oldu? Nereye gitti? Herkes önce bir düşünecek. Tarım ve hayvancılık istediğiniz kadar tarımsal desteği artın. Destek ayrı bir şey. Üretim ayrı bir şey. Üretim verimli kullanmak ayrı bir şey. Üretimden para kazanmak ayrı bir şey. Onun bu ülkede ne üretici kazanıyor ne tüketici kazanıyor. Arada birileri kazanıyor. Doğru mu? Limon dayımın köyde 1 lira, pazarda 50 lira Ankara'da. La kim kazanıyor arkadaş bu parayı? Heh. O yüzden Türkiye'nin bazı şeyleri çok sistematik olarak artık bu kanser hücrelerini kesip atması lazım. Bakın Türkiye biz bunları yaşadık. II. Dünya Savaşı çok kritiktir ve II. Dünya Savaşı'nda Milli Koruma kanunları hariç tabii ki bize eee birileri gelmiş İsmet Paşa'nın kulağına fısıldamış. Efendim çok varlıklı insanlar var. Hatırla Milli Mücadele Tekalif-i Milliye emirlerinde herkes mesuldü. Vermeyenler de vardı ve idam edildiler. Onu da söyleyeyim. Rumlar ve Ermenilerden vermeyenler vardı, idam edilmişti. Bakın bunun asker kökenli olmasından kaynaklı şeyin İsmet Paşa'nın tekrar o günler herhalde aklına geldi. Bu sefer dediler ki varlıklı kişilerden para alalım. Varlıklı yani adam bir mal varlığı var. Bu mal varlıklarının belirli bir kısmına el koyalım veya maddiyatına el koyalım veya kira gelirine el koyalım diye bir kanun çıkarıldı bu ülkede. Varlık Vergisi Kanunu. Neymiş? Varlık kişilerden vergi toplanacakmış. İyi dikkat dinleyin. Peki varlıklı kişiler kardeşim bu anayasaya kırık. Senin böyle böyle şey toplama hakkın yok. Artı ben varlıkla benden alıyorum da o zaman varlığı olmayanın da sonuçta öyle ya da böyle bir gelir var. Ondan niye almıyorsun deyince dikkat, çıkartılan kanun Toprak Mahsulleri Kanunu vergi. Bu da demek ki II. Dünya Savaşı'nda iki tane kritik vergi var Merve. Söyle. Biri varlık, biri toprak mahsulleri vergisi. Ulan zaten halk toprak ve mahsulleri vergisini ödemeye kalktığı zaman ne oluyor? İşte git gide git gide işler çıkılmaz bir hal oluyor. Peki söz size soru. Varlık vergisi hocam varlıklı ailelerden alınıyor. Vermezse ne oluyor? Şimdi oturup adamı idam edecek hali yok. Yıllar geçmiş. Milli mücadele döneminde değil. Ne yapıyor biliyor musun? Vermiyor mu? Kim? Diyelim ki günümüzde bir sanatçı Tarkan diyor. Tarkan o zamanlar yaşadı. Tarkan dedi ki ben vermiyorum kardeşim. Sallıyorum bu arada Tarkan da şey yapmasın bana. Sanki beni izleyecek o da aydı bu konuda. Hep konuşuyoruz biz burada. Tarkan diyelim ki vermedi. Ne oluyor biliyor musun? Tarkan'ın vermeyen ailesiyle beraber Erzurum Aşkale'ye gönderim. Şimdi diyecek Erzurum Aşkale'de ne var? Erzurum Aşkale'de kum ocakları var. Başka bir yerde Kayseri'de maden ocağı var. Elazığ'da bakır ocağı var. Sallıyorum maden var. Krom krom ocakları hepsi de çalıştırılıyor. Merhaba vergiyi vermediği sürece çalıştırılıyor. Salkım Hanım'ın Taneleri diye bir film var. Bilir misin? Çektiniz mi? Salkım Hanım'ın Taneleri. Evet. Hülya Avşar'ın oynadığı bir film var. Orada varlık vergisi işlenir. Varlık vergisi vermek bir sıkıntı vermemek ayrı bir sıkıntı. Aileyi alıp nereye gönderiyorsun? Çalışmaya gönderiyorsun ama hangi koşullarda? Kimi demiryolu yapıyor, kimi işte maden çıkarıyor. Çok zor koşullarda tabii. Biz buna ne diyor? Angarya işler. Vermezsen ne oluyormuş? Evet. O zaman Tarkan ne yapacak? Kuzu kuzu verecek diyoruz. Doğru mu? Şimdi burayı söyledik mi? II. Dünya Savaşı'ndaki bütün mantığı anladık mı? Türkiye O zaman tekrar sayalım. Bir çakmak hattını kurduk. Yunanlıların saldırısını engellemek amacıyla. Yani oralara kuleler yaptık, koruganlar yaptık, böyle tüfekler yaptık, sığınaklar yaptık falan. Bu bir. İki, Türkiye'de seferberlik ilan ettik. Asker alımları yaptık. Üç, arkadaşlar özellikle Milli Koruma Kanunu çıkarttık çünkü inanılmaz kara borsacılık arttığından dolayı. Dört, tabii ki yapmış olduklarımızdan biri Almanya'ya sürekli olarak krom ihracatında bulunduk. Beş, bizim yaptıklarımız arasından söylüyorum, ülkede mesela bazı kentlerimize şey eee uygulaması getirdik. Elektrik kesintisi. Ankara, İstanbul, İzmir başta olmak üzere Adana gibi yerlerde büyük şehirlerde elektrik kesintileri başladı. Hem elektriği tüketmemek amacıyla hem de tasarruf amacıyla hem de değerli arkadaşlar geceleyin yapılacak olan Allah korusun bir bombardımanda şehrin tamamen karartılması amaçlanıyor. Eee tabii ekmek karne uygulaması demek ki eee bayağı bir sıkıntılı. Türkiye günler geçiriyor ki ekmek karne şehirlerde var. Hatta günümüzde bile bazen sahibinden falan ekmek karnelerini görüyorum yani. Ama şeyin ekmek karne bir de 74'te de oldu ama şey II. Dünya Savaşı'ndaki ekmek karnesini bir görüyorum ya. Hemen başka ne var? Mesela Türkiye'nin yapmış olduklarından bir tanesi eee iki tane vergi çıkarıyor. Bunlardan bir tanesi varlıklı ailelerden alınan varlık vergisi. Diğeri ise çiftten alınan toprak mahsulleri vergisi. Efendim birçok yeni müsteşarlıklar kuruluyor. Özellikle Türkiye bu dar boğazı aşabilmek için ekonomide bayağı bir mücadele vermiştir. Hatta şunu söyleyeyim. Varlık vergisi 2 sene yürürlükte kalabilir. Neden? E çünkü birçok insan bu vergiye isyan etti. Avrupa'da da alay konusu olduk. Biraz da o çok böyle iğneleyici laflar geldi. Ondan sonra vergisi tabii ki zaten geçici olarak konulan bir vergiydi. Kaldırılmıştır. Bunlar da Türkiye'de yapılan önemli hamlelerdir diyelim. Yine İsmet İnönü dönemlerinde köy enstitülerinin açıldığını da bilelim. 1941'de köy enstitüleri açılmıştı değerli arkadaşlar. 50'lerden sonra ise Adnan Menderes döneminde kapatılacaktı. Bugün özellikle köy enstitülerine karşı eee toplumumuzun genel ihtiyacına şöyle bakıyorum herkesin sevdiği bir yapı olmuş veya araştırdıkça köylünün bilgi birikimini artırarak farklı mahsuller ve farklı mamuller üretmesi tabii ki insan hoşuna gider. Köylerimiz niye geri kalsın mantığıyla yapılmıştır köy enstitüleri. Ancak Adnan Menderes döneminde köylerde Cumhuriyet Halk Partisi propagandası yapıldığı için ve zamanında artık son dönemlerine gelip bu imece biliyorsun imeceler falan var da genelde imeceler kültürü hala devam eder. Mesela siz köylerde yok mu? İmece. İmeceyi bilir misin ne demek olduğunu? İmece kelimesini bilir misin anlamını? Usulü ne demek? Köylünün üreteceği ekmeği komple toplanıp oradaki kadınların birlikte yapması demek. İşte pekmez kaynatılacak. Birlikte yapılır. Eskiden bunlar birlikte yapılır Merve. E sen Kütahya'da, Afyon'da işte mahalle fırınları vardır. Herkes tek tek pişirmezdi. Komple gelinir yapılır. Bir yılın ekmeği pişirilirdi. Yufka ekmek diyoruz ya böyle ıslatıyorsun böyle değiyorsun. Ha o bize köyde ekmek mi var? Kendi ekmeğini kendin yapacaksın. Evet. Ya da işte bazı zamanlama sıkma neyse. Evet. Ne kadar acıktığını da anlamış olduk Mehmet'in. Hadi bakalım. Başlayalım bakalım. Türkiye batı sınırlarını korumak için evet, çakmak hattını kurdu. Kısa kısa yazdırman yatak. Çakmak hattını kurdu. Devam. Savaşın sonuna kadar yaklaşık 4 milyon erkek savaşa. 4 milyon kısım kısım alındığı için 4 milyona yakın erkek askeri alındı. Askeri alındı. Niye? Çünkü ülke genelinde ne ilan edildi? Seferberlik ilan edildi. Mesela benim seferberliğim vardı. Hatay Hassa. Askere gidiyorsun bir seferberlik çıkıyor ya. Savaş olursa ben oraya gidecektim. Ne oldu peki Merve? Hayır 40 yaşına kadar ya benim düştü mesela seferberliğim. Tabii düştü. Murat'ı devam ediyor bedelli olarak. Murat hadi bakalım. Türkiye'de izlenen ekonomik politika. Evet. Mal darlığını hafifletmek. Evet. Mal darlığını hafifletmek. Evet. Fiyat artışlarını frenlemek. Ne? Fiyat artışlarını frenlemek. Evet. Kara borsa ile mücadele etmek. Kara borsa ve stokçulukla mücadele etmek. Adalet. Kara borsa ve stokçulukla ne yapmakmış? Mücadele etmek. Başka ne vardı? tos devam devam ediyorum nar koyma. Nar koyma aa hocam bu ne? E hatırladın gel bakalım Osmanlı'ya Selçuklu'ya ne koyuyorlardı nar bir şeyin fiyatının sabit olması vallahi Türkiye'nin buna çok ihtiyacı var kim ne derse desin kardeşim etiket üzeri fiyatlar gelmek zorunda ya o hatırlıyor musun çikolataların üzerine etiket vardı. 50 kuruş yazıyordu. 1 liraya adam bunu 2 liraya satabiliyor muydu? Satamıyordu. Çünkü oradan kar marjı en fazla %10'dur. Türkiye bazı ürünlerde muhakkak ki narha geçmek zorunda. Yoksa ülkedeki dar gelirli ve emekli kısmın alacağı temel tüketim malzemeleri insanlar böyle orada indirim var şu markete, burada indirim var. Vallahi o ömrü adamın markette geçer mi emeklinin ya? Bir milletin dünyadaki emekliliğe bakın. Bir de bizim emeklilere bakıyor. Bizim emekliler yok oluyor. Yok. Topluma şeyi yok. Dünyada en çok üretkenlik ne zaman biliyoruz mu? He hemen zannedeceksiniz ki 25 ile 50 arası alakası yok. 55 ile 75 arasıdır. Dünyada insanların üretim yılları. Bak bakayım Halil İnalcık kitabını 70 yaşında yazdı ya. Tarihçilerin kutbu 70. Niye peki biliyoruz? Çünkü 55'ten sonra çoluğu çocuğu evlendiriyorsun, geçiyorsun, emekli oluyorsun, boşa çıkıyorsun. Ondan sonra üretim başlıyor. Bak bakalım bütün sanatçılara. Hepsi 55'ten sonra ikinci baharını yaşıyor ya. E kardeşim biraz burada ne vardır? Bizim burada özellikle şu nar koymayı ta Osmanlı'dan biliyoruz. Doğru mu? Ekmeğin fiyatının sabitlenmesi. Türkiye'de hala bazı ürünlerde narh var bu arada. Bazı ürünlerde her üründe. Ben istiyorum ki 100 temel üründe olsun. Yani adam şu markete de gitse aynısını alsın. Bu markete de gitse aynısını alsın. O markete de gitse aynı market dolaşmasın bu insanlar kardeşim. Ve sonra adam buradan ulusa otobüse binip şeye gidiyor ekmek almaya. Tamam biraz da gezintiye çıkıyor ayrı konu da. E sonra millet yaşlıya yer verme. Bir de orada sıkıntı otobüste gidiyorsun. Kalp krizi geçiren mi? Sıkışan mı? Ya biraz insanların nefes almasını sağlayacak hamleler. Bak tarım kredi kooperatifleri yok mu kardeşim? Yap orada 100 temel ürünü. 100 temel ürünü yap. Hep bu fiyatlar aynı kalsın. A almak istiyorsun gitsin başka marketten alsın. Başka fiyat. Üzeri etiket gelecek. Üzeri etiket. O zaman kimse ne yapmaz biliyor musun? Sen bizi kazıklıyorsun diye almaz. Bugün en çok dinlenme tesislerinde bir vurgun var. Biliyorsunuz ki bu bir gerçek. 3 liralık şey 10 lira kardeşim. Benzinlikler öyle. O zaman ne yapacak devlet? Onun etiket üzere. Çünkü devlet yapamıyor bunu. Niye? Hep özel sektör ön planda. Şimdi sen ülkene git, ETI'ye git, işte başka firmalara git. Şu çikolatayı yapmıyor ki adam. Niye diyor? E her gün maliyet değişiyor. Biraz da maliyetlerinde enflasyona dar böyle bir artık azalacak ki o. Ondan sonra o olay başlayacak. Adam diyor ki ben sattığımın malın yerine mal koyamıyorum. E böyle olursa ne olur? Adam o yüzden orayı açık bırakıyor. Bakkal da açık bırakıyor, üretici de açık bırakıyor. E tüketici olan oluyor. O yüzden Türkiye'de genelde süt, bez, bez, bez, mama, temel tüketim malzemeleri, peynirinden, zeytinden tereyağına kesinlikle narh'lı kar. Bu ayıp günah değil. Türkiye bir geçiş sürecindedir ya. Atlatır. Ondan sonra tekrar ama biz bunu yapmak zorundayız. Türkiye'ye gidip de tanzim satış kuramaz kardeşim. Sen devlet olarak kıvırcık mı satacaksın? Olur mu öyle şey? Geçen kurulda da aynı şeyi söyledim. Yanlıştı gene yanlış. Ama burada doğru olan şey temel tüketim malzemelerini kardeşim getirecek büyük temsilcileri oturacak Türkiye. Olmaz diyecek. Türkiye bir geçiş sürecinde. Herkes bunu ayak koyuyor. Herkes bu ülkede ekmek yiyor. Herkes ekmeğine sahip çıkacak. Bu ülkede ekmek yiyorsan, bu ülkenin her şey imkanından faydalanıyorsan, bu ülkenin zenginliğinden, zenginlik olarak faydalanı, e, kusura bakmayacaksın. Geçiş süreci 3 yıl, 3 yıl bunları yapacaksın kardeşim. İnşallah da olacak. Bak göreceksin ileride Türkiye'de belli şeylere narh gelecek. Bu dediğimde unutma. Devam. Nar koyma. Diğer maddemiz. Bu muydu sadece? Evet. Nar koyma uygulaması bazı ürünlerde yapılmıştır. Bazı ürünlerde yapılıyor. Devam et. Milli Koruma Kanunu ile. Hah Milli Koruma Kanunu bu iki sınavda geldi şimdiye kadar Merve. Milli Koruma Kanunu ile. Evet. Üretim, dağıtım. Üretim bu devletin eee ekonomiye müdahale ettiği kanundur. Üretim, dağıtım ve tüketim ilişkileri gerek tüketim ilişkileri kontrol altına alındı. Ne demek bu? Sen kaç ekmek yiyeceksin? 4. Devlet karar veriyor. Sen verebiliyor musun? Veremiyorsun. Bir kalem alayım. Al bakalım. Lanz ekmeğe götürsem ama beni parçalarlar. Değil mi kardeşim? Bir de küçük çocuklar gidiyor hep sıralarda. Hepsi elinden alıyorlardı. Tabii ben ne belgeselleri izledim. Elden kaçırıyorlar. Mesela çocuk gidiyor mesela köşede sıkıştırıp ekmeğini çalıyorlar. Tabii. O yüzden dikkat et 70'lerde millet 50'lerdeki hataya düşmeyen o 74'teki nesil 74'te karne uygulamasına dikkat edin. Tüp uygulaması hep büyükler var. Gördün mü? Hep dikkatini çekiyor mu? Hep böyle yaşlı, orta yaşlı insanlar sıraya giriyordu. Sıra kavgalarından dolayı hakkını yemesinler çocuğun diye. Hatırla o günleri. Türkiye büyük değişim içinde kardeşim. Bunu görmemek mümkün değil. Nerede anlattığımız 50'li yıllar dünya değişmiş zaten. Bizim buna kızca ayak uydurup öne geçmemiz lazım. Sadece bütün meselemiz bu. Bak Milli Koruma Kanunu bir sınavda geldi. Gene gelebilir. Bununla ilgili ne kurulmuştu? Bir daha söyleyeyim size. Petrol Ofisi ve Et Balık Kurumu. Evet. Söyle bakalım. Petrol Ofisi. Evet. Et ve balık kurumu gibi bağlı kurumlar oluşturulmuş. Et ve balık kurumu gibi ne oluşturulmuş? Kurumlar. Kurumlar oluşturuldu. Devam et. Büyük kentlerde. Büyük kentlerde evet. Karne uygulamasına geçilmiştir. Karne uygulamasına geçildi. Yani ekmek diye belirtmeme gerek yok herhalde değil mi? Yoksa yani milletin verdiği karneden bahsetmiş. Hocam. Hocam kötü bir espri yapmıştır ama vardı ya ama ne yapayım mecburiyetten diyorsun. Devam et bakalım. Ticaret ofisi ve. Ticaret ofisi ve evet. İaşe müsteşarlığı gibi. İaşe müsteşarlığı gibi evet. Kurumlar oluşturulmuştur. Gibi kurumlar oluşturuldu. Devam. Varlık vergisi ve. Çok önemli varlık vergisi. Evet. Ve toprak mahsulleri vergisi olmak üzere. Toprak mahsulleri vergisi bir sınavda geldi. KPSS'de geldi bu arada. Vergisi çıkarıldı. Yazalım yeten. Devam. Verginin amacı. Devam ediyorum. Aşağı satır mı bu? Evet. Verginin amacı evet. Savaşı fırsata dönüştüren. Savaşı fırsata dönüştüren işletmelerin işletmelerin haksız kazançlarının önüne geçmektir. Haksız kazançlarının önüne geçmek. Devam. Varlık vergisi kanunu. Hı hı. 11 Kasım 194 kabul edam devam edelim ona gerek yok ki devam. Yurt içinde ve yurt dışında tartışmalara yol açan vergi uygulamak. Yurt içinde ve yurt dışında tartışmalara yol açan yol açan varlık vergisi evet. 15 Mart 1944'te kaldırıldı. 15 Mart 1944'te kaldırıldı zaten geçici olarak olmuş devam. Varlık vergisi alınmayan çiftçilerden de. Varlık vergisi alınmayan çiftçilerden de evet. 1944'te ayni olarak. Ayni olarak evet. Alınan toprak mahsulleri vergisi. Evet. 1946'da kaldırıldı. 46'da kaldırıldı. Devam. Türkiye'de yaşanan ekonomik krizler sonucunda. 1940 ve 45 yıllarında nüfus artışında azalma görüldü. Evet. 1940-45 nüfus artışı azaldı. Neden çıkan sınav sorusu coğrafya? Yani 39-45 arası seferberlikten dolayı erkekleri almışsın nereye götürmüşsün? Evet. Savaşa devam. 2 5 yıllık kalkınma planı uygulanamadı. Tabii. 2 5 yıllık hatırlayın kalkınma planı ne olmuştur? Uygulanamamıştır. Uygulanamamıştır. Devam. Devlet harcamalarının bir kısmı eğitim ve kültüre ayrılmıştır. Evet. Devam. Var mı? Yok hocam. Eğitim ve kültüre de kültüre de pay ayrılmaya devam etmiştir. Evet. Diğer maddedeyim. 1940'da çıkarılan bir kanunla köylülerin kendi yörelerinde ve pratik bilgileri bilgilerle eğitilmesini öngören köy enstitüleri kuruldu. Niye desene ki köy enstitüsü kuruldu diye. Kurban olayım niye uzatıyor? Köy enstitüleri, köylünün bilim yönünden özellikle ürettiği şeylerin daha fazla üretimini sağlaması, bilimsel metotları kullanması, başta traktör kullanmasında bakın köylüyle traktör ne alakası var demeyin arkadaşlar. Orada traktörün çeşitlerinden tutun da her bilgi zirai açıdan veriliyor. Böcek, böcekten korunma, aşı, hangi vitaminlerin vurulacağı hepsi fidanın ne ne zaman üretileceği yani rastgele toprak numune alınıp numunelerden sonra yapılıyor. O yüzden köyü gerçekten o manada çok çok iyiydi. İmeceyi anladın mı? He sen köylerde imeceler vardı. Devam. Orhan Veli Kanık. Orhan Veli Kanık. Oktay Rıfat Horozcu. Oktay Rıfat Horozcu. Melih Cevdet Anday. Melih Cevdet Anday. Evet. Garip akımı ön. Garip akımını ortaya koymuşlardır. Garip akımını ortaya koydular. Yani artık ne yapıyoruz? Türkiye'de yaşanan gelişmelere bakıyoruz. Dikkat. Orhan Veli Kanık'ın en ünlü şeyi neydi Merve? Şiiri. Hadi kız. Aman yapma ya. Orhan Veli Kanık deyince akla ne geliyordu? Daha 17 şiiri. Hatırlamıyor musun? Daha 17. 17. 17'ymiş. Teoman da söyledi hatta. Teoman'ın şarkısını biliyor musun? Daha 17. Onu da bilmiyorsun de. Öyle bir şey yok. Sallıyorum şu an. Yaz bakayım. Orhan Veli Kanık'ın en şiiri hangisi? Garip akımı aklınıza şuradan gelsin. Ülke garibanlık mı yaşıyor? Hiç alakası yok söylediğim bu arada bunu. Bu akım bir edebi akım ama anlayın yani. II. Dünya Savaşı'nda herkes garibanlaşmış. Devam. Hocam. He. En önemli şeylerinden bir tanesi. İstanbul'u dinliyorum gönderin. Evet biliyorsun bak. Öncelikten bir. Devam. Hocam. Peyami. Peyami demek istedin herhalde. Evet. Bir tane bir var. Ahmet Hamdi Tanpınar. Bedri Rahmi Eyüpoğlu. Ne kadar önemli adamlar değil mi ya? Bir daha söyle. Bedri Rahmi Eyüpoğlu. Rahmi Eyüpoğlu. Evet. Behçet Necati. Behçet Necatiil. Evet. Sait Faik. Behçet Necatiil. Sait Faik. Niye gili? Genellikle şuna ablası yanık diye herhalde ondan dolayı gülüyorsunuz. Evet devam et. Bu dönemin önemli şair ve yazar. Bu dönemin önemli şair ve yazarlarıdır. Devam ama çok önemli kişiler. İnanılmaz bir zamanda yetişmişler yani. Ankara Radyosu. Ankara Radyosu. Evet. Sıyedir şu an. Deneme yayınlarından sonra. Deneme yayınlarından sonra 1943'te sürekli yayına geçti. 1943'te sürekli yayına geçti ya da süreli yayına geçti. Ben Ankara Radyosunda röportaj verdim Merve. Çok nostaljik bir yer orası biliyor musun? Yani oraya giriyorsun gerçekten radyo bu mu diyorsun. Yani hem radyo müzesi var içinde hem radyonun gelişimi var. Radyo biliyorsun konuşamazsın. O yüzden çok önemli. Devam. Saadettin Kaynak başta olmak üzere. Saadettin Kaynak başta olmak üzere. Evet. Bazı bestekarlar. Bazı bestekarlar. Evet. Halk türküsü tarzında şarkılar. Halk türküsü tarzında şarkılar besteledi. Devam. Safiye Ayla. Safiye Ayla. Bakın dönem devam ediyor. Evet. Müzeyyen Senar. Müzeyyen Senar. Büyük ses. Mesela annelerimizin en çok sevdiği kadınlardan biridir. Anne değil de babaanne. Anneanne diyeyim. Müzeyyen Senar. Tabii veya Safiye Ayla. Hamiyet Yüceses. Hamiyet Yüceses tabii ki. Evet. Perihan Altındağ. Perihan Altındağ. Ben bunların hepsini dinlemiş biriyim biliyor musun? Yani zamansal anlamda değil. Videoları YouTube açıldıktan sonra hepsinin plakları falan var. Özellikle Hamiyet Yüceses. Devam. Önemli sanatçılarıdır. Tamam. Devam. Albert Einstein önerisiyle. Albert Einstein önerisiyle. Evet. 40'a yakın bilim insanı. Tabii 40'a yakın bilim insanı Türkiye'ye geldi. Çünkü şey Hitler'in zulmünden kaçıp Türkiye'ye geldi. Biz kimi de davet ettik? Hı. Einstein'a gel demedik mi? Dedik. Sen de gel dedik. Hani gel atardık Kırşehir'e bir tane okula. Genelde öyle olurdu. Evet devam edelim. Atılay faciası ve. Atılay faciası ve refah şib. Şilep. Şilep. Şilep ne demek? Bak Şilep faciaları yaşandı. Şimdi benim senden bir ricam var. Hamiyet Yüceses'in bir tane şarkısı kocası subaydır. Bir faciadan dolayı ona yazdı. Aslında hepimizin yıllarca bildiği bir bestedir o. Tamam. Bakacaksın. Hamiyet Yüceses'in. Zaten aşağıda hep benim yorumlar var görürsün. Ramazan Yetkin'den geldim diyor. Hamiyet Yüceses gerçekten yüce bir sestir. Büyük bir üstat kendisinin eşi vefat et şehit olmuştur. Nerede şehit oldu ve ne yazdı onun için? Hani şimdi bazen bazı şarkılar bazı insanlara yazıyor. Doğru mu? Biz bilmesek de yıllar sonra açıklıyor mesela zamanda işte ona yazdım diyor. Biz onu hiç öyle dinlememişiz mesela diyorlar ya mesela Mazhar Fuat Özkan bir parçasını işte Mekke'ye yazdı, Medine'ye yazdı. İnsanlar onu algıl sevgiliye yazılmış zannediyorsun ama başka bir şey yazılıyor. Aynı mantık var. Hamiyet Yüceses de birine yazdı. Bak bakayım hangi şarkısı? Araştır bakayım Murat orada oturuyorum. Boş boş söyle. 24 Şubat 1942'de. 24 Şubat 1942'de Nazilerden kaçan Yahudilere. Nazilerden kaçan Yahudiler Filistin'e götürmek üzere. Filistin'e götürmek üzere. Romanya'dan yola çıkan. Götürmek üzere Struma faciası değil mi onu anlatıyorsun? Götürmek üzere. Ruslar batırdı bunu da onu da söyleyeyim. Götürmek üzere gelen Struma gemisi. İstanbul açıklarında batırıldı. Evet, İstanbul açıklarında batırılmıştı. Struma faciası kitabını okudum ben. Güzel de bir kitap var. Evet. Devam et. Bitti hocam. Bitti mi? Evet. O zaman oraya da şuraya da bitti yazayım mı? Evet. Hamiyet Yüceses'i araştırdı mı müdür? Hadi bakalım. Şimdi ben sen onu araştırırken ben de genel tekrarını yapayım. İki tane kısmın genel tekrarıyla bak bakalım. Gitti de gelmedi diye. Yaz bakalım. Nazım'dan hızlı araştırıyor. Bizim Merve'nin bir uyu var. Nazım chatpizi hiç arası iyi değil. Hocam. Gitti de gelmedi. Hı. Hı hı. Onu kime yazmış gitti de gelmedi? Kime yazdı? Ona bakıyorum lütfen. H al koy şimdi onu. Sen bulurken ben de bakayım. Bir ülkemizin o dönemdeki katılan konferansları adamı Numan Menemencioğlu'dur. Bir ülkemizin en uzun süre Genelkurmay Başkanlığını yapan ise Fevzi Çakmaktır. Geldik Türkiye özellikle İngiltere Fransa'yla karşı yardım anlaşması efendim Yunanistan Almanya tarafından işgal edilmesine karşılık tabii ki sınırını koruma altına alacak. Özellikle hangi madeni ihraç ediyormuşuz? Krom'u ihraç ediyoruz. Değil mi? Polonya sendromunun ne olduğunu öğrendik. Bu size direkt sınavda gelebilir. Dikkat 5 tane yer. Churchill'la Türkiye'deki görüşme Adana'da oldu. Adana görüşmeleri. Biz yokuz ama bizim yerimize karar vermeye kalktılar. Moskova Konferansı. Bizden birini davet ettiler. Numan Menemencioğlu gitti. 1. Kahire'ye. Numan Menemencioğlu kabul etmeyince kendi aralarına Tahran Konferansı yaptılar. Dediler ki biz dışişleri bakanlığıyla uğraşmayalım. Direkt cumhurbaşkanı İsmet İnönü gelsin dediler. Bunun üzerine ikinci Kahire Konferansı toplandı. Bu beş tanesi de Türkiye'yi ilgilendirendir. Haberiniz olsun. Geldik buraya. Özellikle değerli arkadaşlarım Türkiye Birleşmiş Milletler'in üyesi olabilmek amacıyla ne yapmıştır? San Francisco Konferansı'na katılabilmek amacıyla kağıt üzerine Almanya ve Japonya'ya savaşı ilan etmiştir. Gelelim buraya. Türkiye bir kurmuş olduğu hattın adı ne? Sakın Majino yapma. Sınavda Majino Fransızlar Almanlar gelmesin diye yaptı. Biz Almanlar gelmesin veya başka millet gelmesin diye Çakmak hattını kurduk. İki, özellikle şu kanunu bilmek zorundasınız. Milli Koruma değil. Korunma. Bunu da yanlış yazıyorlar kitaplarda. Korunma. Peki o zaman Milli Koruma Petrolle beraber ne yapmış? Et ve balığı devlet kendi fiyatını kendi belirliyor. Dikkat. İki tane vergi. Bir varlık, diğeri toprak mahsulleri vergisi. Çıkan sınav sorusunu söyleyeyim. Bir varlık vergisi, 2 toprak mahsulleri vergisi, 3 emlak vergisi. Yukarıdakilerden hangileri II. Dünya Savaşı sırasında çıkarılmıştı? Cevap 1 ve 2. Ama varlık vergisini bence herkes bir okumalı. Yani eee büyük bir angaryadır. Onu baştan söyleyeyim. Bana göre yanlıştı bu arada. Böyle bir şey yok. Yani ona varlık o zaman o taraf onu isteyince bu sefer fakir halktan toprak mahsulleri olan iki tarafa da olmuştur. İşin ilginç tarafı varlık vergisinden. Bir de tazminat Türkiye'den talep etmişlerdir. Bir de dünyaya rezil olduk. Siz böyle bir saçmalığı nereden buldunuz diye. İşte aklımıza Tekalif-i Milliye geliyor. Anlatabildim mi? Yani millet verir zannediyoruz. O öyle değil. Çünkü bir İsmet İnönü bir Mustafa Kemal değil. Onun demesi ayrı bir şey. Bunu mesela Mustafa Kemal çıkartmış olsaydı varlık vergisini kimse belki de sesini çıkartmayacaktı. Bu neyle alakalıdır? İşte devlet yönetimiyle alakalıdır. Yani anlatmak istediğim bu herkeste her şey aynı kanun aynı şey demek değildir. Yani o yüzden varlık vergisi hala sınavda gelir mi? Gelir. O yüzden herkes şu varlık vergisine dikkat edecek. Salkım Hanım'ın Taneleri'ni de izleyebilirsiniz. Gelelim Merve neye gelelim? Nüfus artışının azalmasının sebebi neyle alakalı? Tabii ki ülkedeki genel seferberlikle alakalı. Ha, II. Dünya Savaşı çıktığından dolayı neyi uygulayamıyoruz? 2 5 yıllık kalkınma planı veya şöyle gelir. 2 5 yıllık kalkınma sanayi planı. Aslında kalkınma planları ayrı, sanayi planları ayrıdır da ÖSYM bir gün kalkınma dedi, bir gün kalkınma sanayi dedi, bir gün sanayi dedi. Yani ÖSYM'de ne dediği belli. Halbuki bunun gerçek adı 1 5 yıllık kalkınma planıdır kardeşim. Tamam. Sanayi planı çok farklı bir şey. Evet. Buldun mu Orhan Veli Kanık'ın? İstanbul. İstanbul. Başka yok değil mi? Yani çok bilinen yok. Peki yaş 35 kim şiiriymiş? Bak bakayım. Geldim geldim. Ölüm şairi. Evet. Bunlardan var mı? Yok. Evet. Yeterli arkadaşlar. Struma gemisinde bir genel kültür olarak bilmenizde Cahit. Cahit Sıtkı Tarancı. Seni ben düşürecektim düşüremedim. Bilseydin düşürecektin. Bilmediğin için düşüremedim. Ne kadar güzel bir şey değil. Her zaman bilmek iyi bir şey değil. Evet. İlk iki taneyi bu kısmı değerli arkadaşlar işledik. Şimdi eee biraz daha basit bir konu. II. Dünya Savaşı sırasında Türkiye'de aslında ta Osmanlı Devleti zamanında doğan Türkiye Cumhuriyeti'ne devam eden ünlü dört girişimciyi işleyeceğiz. Nuri Killigil hepiniz.
Hatırlayın. Bakü Fatih'i Enver Paşa'nın da neyi oluyordu değerli arkadaşlarım? He >> amcası olmaz mı? Halil Kutu >> neyi olur? Kardeşi olur değil mi? Enver'in kardeşi de Nuri Paşa tabii. Nuri Killgil ve şey ne derler ona? Şakir Zümre bir gün bu sınavda gelecek. Şakir Zümre, Nur ikili ligil, hepimizin bildiği veci Hurkuş ve bir adam daha var arkadaşlar. Nuri Demirağ hadi onlara gidelim bir de onlar iş yapalım.
Evet geldik dört gibi adam gibi adama. Niye? Çünkü memlekete çok faydası olan ve yıllarca müfredatta yer almayan maalesef ki dört kişi var ki bunlar arasında özellikle savunma sanayi demir yolu, bomba üretimi ve uçak sanayi için gerçekten çok önemli hizmetleri var. Nuri Demirağ'la başlayalım. Soy ismine lütfen bir dikkat edelim. Ne yazıyor? >> Demirağ. Diğerinin soyismine bak. Veci >> Hürkuş. Bak bu iki isim de zaten ne oldukları konusunda bir şey be. Türkiye ilk doğuya demir yolunu getiren adamdır. Nuri Demir Türkiye'de ı Dünya Savaşı'ndan sonra eee kurulan bir partinin genel başkanıdır. Milli Kalkınma Partisi mesela. Bunu zaten soğuk savaş döneminde işleyeceğim. Nuri Demirğ önemli bir adam arkadaşlar. Önce Nuri Demir'la başlayalım. Sonra tek gidelim. Hadi başlayalım bakalım. Nuri Demir'yı yazdıralım. Ne yapmış bu adam? Devam.
>> İş insanı ve siyasetçidir. >> İşçidir. Niye? Parti kurduğu için. Evet. >> Yaptığı çalışmalar. >> Başla bakalım. >> İlk Türk sigara kağıdını üretmiş. >> İlk Türk sigara kağıdını üretti. Kağıdını üretti. Devam. >> Ankara'nın doğusuna ilk demir yolu. >> Evet. Ankara'nın doğusuna ilk demir yolunu yaptı. İlk demir yolunu yaptı. Devam. >> Bursa'da bent merino fabrikasını kurmuştu. >> Bursa'da Merino fabrikasını kurdu. Değil mi? Merinos ne demek? >> Kırdı. Peki koyun olsun. Devam. >> İzmit'te selüoz fabrikasını kurduk. >> İzmit'te selüloz yani kağıt. Doğru mu? Selüloz fabrikasını kurduk. Bak bu adam sürekli fabrika açıyor. Devam. seri üretim olarak 1996'da ilk Türk uçağını yaptı. >> İlk Türk seri uçağını yaptı. Seri üretim uçağını yaptı. Ne kadar önemli değil mi? Devam. >> Karabük'te demir ve çelik fabrikasını kurmuşt. >> Karabük demir çelik fabrikasını kurdu. Çelik fabrikasını kurdu. Evet. >> Sivas'ta çimento fabrikasını kurmuştu. >> Sivas'ta çimento fabrikası kurdu. fabrikası kurdu. Devam. >> Milli Kalkınma Partisi >> Evet. 1945'te Milli Kalkınma Partisi kurdu. Kısaltması ney? MK KP. Doğru mu? Başak. Devam. >> Divriide gök. >> Divriide pilot yetiştirmek amacıyla. Doğru mu? Pilot yetiştirmek. amacıyla. Evet. Neyi kurmuş? >> Gök okulu. >> Gök okulunu kurdu. Gök okulunu kurdu. Niye Divri? He. Sence bu adam nereli? Bir bakayım bir. Hadi devam. >> 1954'te >> Evet. >> Demokrat Parti'den. >> Demokrat Parti'den >> Hı. Sivas milletvekili olarak >> Sivas milletvekili olarak seçildi. milletvekili olarak seçildi. Evet Murat bakayım nereliymiş bu adam. Nuri Demira >> Sivaslı >> hemen diyor. Sen bilm sen Sivaslı mısın? >> Ha o taraflara gitmiyorsun. Araştırmıyorum da diyorsun.
Peki Veci Ürkuş yana doğru geçelim. Şöyle ortalayalım. Bakın değerli arkadaşlar, Veci Ürkuş bugün Türkiye'de Veci karakterinden dolayı, Keşin Herşe'nin oynadığı o rolden dolayı eee o yönüyle tanınıyor. Yani ne anlamda söylüyorum? Evet. Uçağa binen birisi var. Adı Vecii sürekli kaza yapıyor. Sürekli bir kız isteme merasimi var falan. Ama Veci Ürkuç tabii ki çok büyük bir adam. Bakın değerli arkadaşlar bu adamın yapmış olduğu en büyük olaylardan bir tanesi Kurtuluş Savaşı'nda asubay pilotu olarak görev yapıyor. 1. İnönü Savaşına katılıyor. Hatta geriye doğru gideyim. Eee hani bir Nargin Adası diyordum ya size. İnsanlarımızın böyle yılan sokarak öldürüldükleri Nargin Adası. Şu an Azerbaycan'da o Nargin Adası'na sürgüne gönderilenlerden bir tanesi Veci Hürkuş'tur. Oranın yöresel adamları kurtardı onu. Bir daha söylüyorum. Yani Veci Ürkuş Nargin adasına sürgün edilen bir kişidir. Oradaki eee Azerbaycan Türkleri kurtarmıştır. Onu da öyle söyleyeyim size. Yani Veci Ürkuş Hürkuş Hava Yolları kuracak. İlk özel hava yolu şirketi mesela önemli bir adam. Milli mücadele pilot olarak katılacak. Daha sonra değerli arkadaşlarım eee Hürkuş Hava Yollarını kurarak bayağı bir mesafe alacak. Ancak herkesin sonu iyi bitmiyor arkadaşlar. Veci Üirkuş'un da eee kesinlikle önü kesilen bir adam olduğunu bilin. Veci Ürkuş'un özellikle sinemaya da eee uyarlandı biliyorsunuz filmi. Yine kendisi hakkında bilgiler edinebilirsiniz. Önemli bir adamdır. Veci Yürkuş başla bakalım.
>> Askeri pilot. >> Askeri pilot. >> Uçak imalatçısı. >> Uçak imatçısı. Evet. ve uçak mühendisidir. >> Ve neymiş? Uçak >> mühendisdir. Evet. Yaptığı çalışmaları söyle bakalım. Bir >> Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı'nda >> Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı'nda Evet. >> Assubay pilot olarak görev yapmıştır. >> Asubay pilot olarak görev yaptı. Pilot olarak görev yaptı. Evet. 1932'de >> devam mı yoksa bir başka mı hatır? >> Başka >> 1932'de. Evet. >> Türkiye'nin ilk ilk uçuş okulunu >> Türkiye'nin ilk sivil uçuş okulunu Kadıköy'de mi açmıştı ya? >> İstanbul Kadıköy'de >> İstanbul Kadıköy'de açtı. Kadıköy'de açmıştır. Devam. >> Tomtaş'ta. >> Tomtaş. Tomtaş ne demek? Tayyde onarım istiyor. >> Evet. Güzel. Tomtaşla >> şef pilot olarak görev yaptı. >> Şef pilot olarak görev yaptı. >> Evet. >> K6 >> K6 >> V14 >> V14 kendi isimleriyle >> V15 >> V15 geliştirdiği >> adında uçak üretmişti. >> Adında uçak üretti. Uçaklar üretti. Evet. Diğer Türkiye'nin ilk sivil hava yolu şirketi olan >> Türkiye'nin ilk sivil havayolu şirketi olan şirketi olan Hürkuş hava yollarını kurdu. Hürkuş hava yollarını kurdu. Başına da gelmedik. Kalmadı zaten adam. Onu da size söyleyeyim. Yani Veci Ürkuş çok önemli bir adam ama maalesef ki o filmden dolayı belki de Şener Şen oynarken eee o amaçla oynamadı ama insanlardaki vecii ismi vecii karakteri ne olmuştur? Hep kazalar. Affedersiniz özür dilerek söylüyorum. Böyle salaklıklar yapmak, böyle bir sürekli evin içine uçak girme muhabbeti, bilmem ne böyle onunla özdeşleşmiş yani. Halbuki vecihi ile alakalı özdeşleşmesi gereken ta Nargin adasındaki sürgününden tutun yani çok daha kapsamlı bir film kesinlikle çekilebilirdi.
Veci Yürkuş karakterini herkes o Şener Şen filminden dolayı bile özellikle bizim taraf Şakir Zümre. Ah işte bir adam da bu. Kime üzüleceğimize şaşırdığımız adamlardan bir tanesi. Şu üç adam gerçekten çok önemli. Niye? Tabii dördü önemli de üçü devam ettiremedi. Engellerle karşılaştı. Şarkim biliyor musun? Varna'da doğan bir dönem Mustafa Kemal Sofya askeri ateşe militerlik yaparken Mustafa Kemal'in yakın arkadaşıdır. Bir eee Kurtuluş Savaşı mücadelesi sırasında sürekli silah gettirmiştir. Bak öyle söyleyeyim size. Yani mini mücadeleye destek veren bir adamdan bahsediyoruz. Ve kendisi kendisi eee ülkemize değerli arkadaşlarım bir fabrika kuracak. Bu fabrikada denizaltının su mommalarını su bombası üretecek. Bombalar üretecek. Efendim çok böyle nasıl anlatayım size? Ülkede yapılmamış şeyleri yapacak. Hatta Yunanistan'a Dünya Savaşı'nda bile ihraç edecek. Yani ürettiklerinde bile ihraç edebilen bir adam. Ne oldu bu Şakir Zümreye biliyor musunuz mu? Önü kesildi her zamanki gibi. Ve bu önü kesildikten sonra adamı aldık biz sobacı yaptık. Nasıl sobacı hocam ya? Sobanın adı oldu yani. Adam o bomba üretimini bıraktırık adam soba yaptı. Bugün ülkemizde birçok soba markası vardı. Bugün anneannelerimizin, babaannelimizin köylerine bakın. Bir tane eee şeylerden bir tanesi de soba markalarından bir tanesi Şakir Zümre sobaları. Evet. Maalesef ki adamı nereden nereye getirtirdik yani?
Nuri Kirigil hepimizin bildiği Bakü Fatih Enver Paşa'nın kardeşi değil mi? O da Türkiye'ye belli bir zaman sonra gelecek. 1938'lerde gelecek. Hemen bir fabrika satın alacak Sütüce'de. Orada da silah imal edecek. Tabanca ilan edecek. Bak tabanca kirli gil tabancaları var. Hani bugün de birçok tabanca firması var ya Türkiye'de. Bunun ilk örneğini Nuri Killigil yapacak. Killigil tabancaları. Sonuç Sütüce'deki fabrikasında ü tane art arda patlama. Ondan sonra Nuri Killigil şehit. Sen hiç Nuri Killigil'in şehit edildikten sonra tabut görüntüsüne hiç baktın mı ömrünüzde? He >> bir bakın. Hayır hayır görüntü yok tabutun içinde ama tabut ne kadar hiç bakalım bir bakayım Nuri Kir liginin tabutu yaz bakayım herkes bak burada bir yazsın bakayım Nuri Kir liginin tabutu o patlamadan sonra ne olmuştur anca parçaları konunabilmiştir. Patlamak niye oldu bilen yok. Ha bazıları de kaza olabilir. Bazıları ancak bunlar Evet şu kadarcık bir tabut. Ha göstermek gibi olmaz ama çocuk tabutu gibi bir tabuta konulmuştur. Nuri Kili şu iki adamı da yazalım bakalım. Ama bu iki adam bir gün size sınav sorusu olarak gelecek. Şu iki adam hangisi ne zaman gelir bilemez.
Başla bakalım. >> Sanayici. >> Evet. >> İş insanı ve hukukçudur. >> İş hukukçudur. Mustafa Kemal yakın arkadaşlar. Bir daha söylüyor. Evet. yaptığı faaliyetler bir >> Kurtuluş Savaşı sırasında >> Kurtuluş Savaşı sırasında >> Türkiye'ye yurt dışından silah ve cephane gönderdi. >> Türkiye'ye yurt dışından silah ve cephane gönderdiği için değil mi? >> Evet. >> Cephane gönderdiği için ödüllendirilmiştir. Ne? Nasıl ödüllendiriliyor? >> KDM tarafından istiklal madalyası >> istiklal madalyası verilmiştir. Doğru mu? >> Evet. Bak Kurtuluş Savaşı'da hiç okuyor muyuz bu adamı? Çünkü yurt dışından buraya gönderiyor. İstiklal Madalyası ile ödüllendirilmiştir. Milli mücadeleye faydası olanlara biliyorsunuz ismiyesi veriliyor. Evet. Cephede bulunanlara ayrı renk, geride hizmete ayrı renk gibi. Evet. >> 1925'te >> Evet. >> Türkiye'nin savunma sanayisinin, >> Türkiye'nin savunma sanayisinin >> ilk özel sektör fabrikası. >> İlk özel sektör fabrikası. Evet. >> Fabrikasını İstanbul Haliç'te kurdu. >> İstanbul Haliç'te kurdu. Var mıydı o ismi? >> Türkiye sanayi, Kalbiye ve Madeniyet. >> Söyle bakalım. Türkiye >> sanayi, >> Sanayi, >> Harbiye ve >> Harbiye ve >> Madeniye Fabrikası >> ve Madeni Fabrikası. Evet. Türkiye'de kurulan ilk özel sektör savunma fabrikası. Devam. >> Fabrikada ilçak bombaları. >> Bakın fabrikada neler yapmış. Uçak bombaları. Devam. >> İlk Türk denizaltı su bombalarını. >> İlk Türk denizaltı su bombaları. Evet. >> Bombalarını üretmiştir. Devam. >> 1997'te. >> Evet. >> Yunanistan'da yapılan bir ihaleyi kazanarak >> Yunanistan'da yapılan bir ihaleyi kazanarak bir >> Yunanistan'a >> ihaleyi >> kazanarak. Evet. Yunanistan'a, >> Yunanistan'a bakın düşünün yani. Evet. >> 1,5 milyon liralık bomba ihracatı. >> 1,5 milyon liralık bomba ihracatı yapmıştır. Devam. >> Dünya Savaşı'nın ardından >> ülkeye gelen askeri yardımlar sonucunda fabrikası kap. Dünya Savaşı'ndan sonra ülkeye gelen Amerikan yardımlarından dolayı ülkeye gelen Amerikan yardımlarından dolayı yardımlarından dolayı bu özel sektör ya kapanıyor dolayı evet fabrikası kapanmıştır. Devam edelim. kendisi soba üretimine başlamıştır. Değil mi? Ne kadar acı. Soba üretimi. Şakir Zümre Sobaları yazın görsellere bakın değerli arkadaşlar.
Evet diğer adam Nuri Killigil. Doğru mu Merve? >> Evet hocam. >> Ne yazacağız Nuri Killigil'e? Bir kere Bakı Fatih'ni yazalım muhakkak değil mi? Bakifati önemli. Evet yazalım. >> Osmanlı ordu komutanı >> Nuri Kirligil kim? Osmanlı Ordu Komutanı. Evet. >> Ve cumhuriyet döneminde tüccar yatırımcı ve sanayi. >> Cumhuriyet döneminde neymiş? Tüccar >> yatırımcı. >> Evet. >> Ve sanayicidir. >> Yatırımcı ve sanayicidir. Yaptıklarına bakalım. Hadi başla bakalım. Enver Paşa'nın kardeşi olan >> Enver Paşa'nın kardeşi olan >> Nuri Paşa. >> Nuri Paşa. Evet. >> Kafkas İslam Ordusu. >> Kafkas İslam Ordusu. >> Ordus komutanlık yaparak. >> Komutanlık yaparak. Evet. >> Azerbaycan'ı Ermeni işgalinden kurtarmıştır. >> Azerbaycan'ı Ermeni işgalinden kurtardığı için değil mi? işgalinden kurtardığı için kendisine Bakü Fatiştir. Bir gün bu sınavda gelecek. Bakü Fatiştir. Devam edelim. Sonra ne yapmış? >> Dünya Savaşı'ndan sonra Almanya'da yaşayan Nuri Paşa. >> Almanya'da yaşayan Nuri Paşa. Evet. >> 1938'de Türkiye'ye geri dönmüştür. 1938'de Türkiye'ye geri döndü >> ve burada bir şirket satın fabrikas oluştu. >> Geri dönerek İstanbul'da bir fabrika satın alıp İstanbul'da bir fabrika satın almıştır. Peki fabrikada ne oluyor? >> Tabanca. >> Evet burası çok önemli. Sizlerden ricam Nuri Killigil. Killigil tabancalarını bir yazın bakın. Tabanca >> gaz maskesi. >> Gaz maskesi. Evet. ve mermi üretmeye başlamıştır. >> Ve mermi üretmeye başlamıştır. Değil mi? Ne kadar güzel. >> Devam edelim. >> 1946'da >> Evet. >> eee havan üretimine başlamıştır. >> Havan üretimine başlıyor. Evet. >> Son maddem. >> Hı hı. >> 2 Mart 1949'da >> 2 Mart 1900 >> 49'da >> 49'da Evet. fabrikasında >> Sütlüce'deki fabrikasında >> üç patlama meydana gelmiştir. >> Üç patlamanın ardından şehit olmuştur. >> Lan 27 kişi ile beraber şehit olmuştur. Allah rahmet eylesin diyoruz. Büyük insanlar bunlar. Memlekette önü kesilen insanlardı. Eğer bu kişilerin önü kesilmemiş olsaydı Türkiye Dünya Savaşı'ndan sonra soğuk savaş döneminde gene tarafsızlığını büyük ölçüde koruyup Amerikan özellikle NATO'ya girmesi, Kore'ye asker göndermeme gibi şeyleri yapılabilirdi. Ama neyle alakalı? Savunma gücüyle alakalı tabii ki.
Hadi bakalım burayı size bir şey yapalım. Hangisi gelebilir veya ne gelebilir? Özellikle Nuri Demirhan'ın kurduğu partiyi bilmeniz lazım. Neymiş? Milli Kalkınma Partisi'ni bileceğiz. Onu söyleyelim. Gök okulunu da açan kim? Yine Nuri Demira. Ankara'nın doğusuna ilk demir yolunu yapan yine Nuri Demira. Zaten soyisminden de belli. Gelelim buraya. Veci Hürkuş. Efendim, Vecii Hürkuş'un en önemli olayı askeri pilot olması, uçak imalatçısı ve uçak mühendisi olmasıdır. Özellikle Kurtuluş Savaşı'ndan ne olarak görev yapmıştı? İnönü savaşlarına katılmıştı. Haberiniz olsun. Hatta büyük taarruza da katılacak. Eee, bu adam da bizim için çok önemli. İlk özel hava yolu şirketini kurması. İlk sivil hava yolu veya ilk özel hava yolu şirketini de Hürkuş hava yollarıyla kurdu. Nuri Kirligin dikkat. kendisi Bakü Fatih'dir. Hatırladık. Doğru mu? Burada özellikle ne üretiyordu? Kirli gil tabancalarını üretiyordu ve Sütlüce'deki fabrikasındaki ü tane art arda patlamanın üzerine şehit olmuştur. Şakir Zümre her zaman çıkabilir söylüyorum. Mustafa Kemal'in yakın arkadaşır. Bir kere onu ben bir yazayım. Mustafa Kemal'in Bulgaristan'da görev yaparken Bulgaristan'da görev yaparken ne görevi? Sofya askeri Ateşem'te görev yaparken tanıştığı ve dost olduğu kişidir ve dost olduğu kişidir. Adam daha Kurtuluş Savaşı'da bize ne yolluyor? Dışarıdan evet silah yolluyor. Önemlidir. Kendisi ister madalyalıdır. Buradaki en önemli şey Türkiye'nin ilk savunma sanayisini, ilk özel sektör fabrikasını kurması çok önemli. gelsin. Değerli arkadaşlarım, eee, uçak bombaları ve ilk tüp denizaltı su bombalarını üretmesi önemli. Zaten böyle gelecekse sınavda soru. Artı Yunanistan'a bile ne yapıyordu? Ürettiklerinden ihraç yapabiliyordu. Önemli. Ama kendisini en son neye layık gördü bu millet? Millet demeyeyim de o zamanlar için Amerikan yardımlarından dolayı soba üretimine maalesef ki geçtiler.
Şimdi burayı çekiyorum hep beraber. İyi mi kardeşim? Sana doğru. >> Evet. >> Harika mı? >> Peki kalemimiz de burada efendim. Vurgulayıcıya basalım. Vurgulayıcı bastık. Bunu da böyle yaptık. Kalem sende mi? >> Bende >> Merve başla bakalım. Soru çözüyoruz. Dünya Savaşı artık bitti. Bu arada bir tane sınav sorunuz var. İki tablodan birinde. Ya bir öncekinde ya bunda. Bakacağız. Eee, hangisini sınavda göreceğiz inşallah işaretlediğimiz yerlerden sorusu gelir. Zaten işaretlendiğin yerlerin de yarısından çoğunuz zaten ne yapıyoruz? Teker adlı kitapta veriyoruz ki siz sınavda doğru yapasınız diye. Hadi bakalım. Müttefik devletler arasında bulunamaz. Bak ikiye ayırdık. İki dünya sonuçta ikiye ayıralım mı? Mihver. Müttefik Mihver kimlerdi? Almanya, İtalya ve Japony'ydı. Müttefikler Fransa, İngiltere, ABD ve SSCB'ydi. Doğru mu? Peki bunlar arasında ben müttefik devletler arasında olmayanı soruyorum. Olmayan ne? Mihver Devleti olan ithal mihver kelime manası eksen demektir normalde ama o zamanlarda kullanılan manasa yenilmez anlamı taşırdılar. Bir konuşmayacağın ne oluyormuş? Yeniliyormuş. Evet. Şimdi Dünya Savaşı öncesinde biliyorsunuz Japonya bir yerleri işgal ediyor. Asya Asyalılarındır diyerek nereyi özellikle işgal ettiğini söylüyoruz. Orta ve Doğu Çin'i işgal ediyor ve tabii ki nereye işgal ediyor? Mançur'ya. Bunları işgal eden kim? Japonya. Ancak Habeşistan'ı işgal eden kim? İtalya. O zaman cevap ney? 1 ve 2. Lan hastalanıyor muyuz? Ne yapıyoruz be? Hava da artık soğudu canım. Ben de bir kazak giyme zamanım geldi. Nedenlerinden biri değil. Versi anlaşmasının koşullarının Almanya'ya ağır gelmesi var mı? Var. Rusya'nın Bresitos antlaşmasıyla kaybettiği toprakları geri almak sebebesi var. Japonya'nın Uzakdoğu ve Pasifik'te İngiltere ve ABD'nin baskısı altında olması olabilir. Bakalım. 1929 ekonomik bıhrrağının çıkartması. Doğru mu? Huzursuzluk. Avusturya Macaristan imparatoru Velat Ferdinand'ın saray bosanı bir Sırp tarafından öldürülmesi. La kardeşim bu Dünya Savaşı değil ki. Dünya Savaşı o zaman bu da varsa mantıken cevap ne? Edirne. İtalya'nın Dünya Savaşı öncesi aşağıda verilen hangi bölgeyi işgal etmesi Akdeniz'de İngiltere'nin rakibi olur? Niye? Niye? Niye indik aşağıya? Mısır buraydı değil mi? Etiyopya buraydı. Ne oluyor yani? Habeşistan, Habeşistan işgal edilse ne olur? Sen Mısır'da çünkü hangi devlet var? İngiltere. O zaman Akdeniz'e ikisi beraber rekabet çıkan sınav sorusu zaten. Basit. Almanya hangi ülkeyi işgal ederek Dünya Savaşı'nı başlatıyor? Polonya. Devam. Bazı sorular 5 dakika. 5 saniye. 5 saniye iki dünya santa Fransa'nın Alman birliklerinin yerini işgal etmesini önlemek için oluşturduğu hattın adı ne? Hatırla. Majino hattı. Bakın Majino. Peki bizimkinin hattının adı neydi? Çakmak hattı. Bunlar da hattıra ha. Atlantik hattı, Adrian hatı, Stalin hatları gibi hatlar da var. Hitler'in İngiltere'ye karşı hava saldırısında başarılı olamaması sonucu SSGB üzerine hangi harekatı düzenliyor? Hatırlayalım. Almanya diyalak Dünya Savaşı Yıldırım harekatını yaptıktan sonra Fransa'yı da işgal etti. Ardından da Londra'yı yukarıdan vurdu. Yukarıdan vuruyor. Burası Londra. Doğru mu? Burası da Alman Hava Kuvvetleri. Bu hücumun adına ne ismi verildi? Kartal hücumu. Başarılı oldu mu? Olmadı. Ve bunun üzerine hangi harekatı başlattı Rusya'ya karşı? Dünyanın bilinen en büyük kar harekatı Barbarossa'yı başlatmıştır. Adana 1941'de ABD ve İngiltere'nin bir araya yayınladığı ve Birleşmiş Milletler'in temelinin atıldığı ne temeli? Tabii ki fikri temeli. Doğru mu? Birleşmiş Milletler'in bir yapalım mı beraber? Fikri nerede? Atlantik bildirisinde kurulmasının kararı nerede? Yani kurulacak dediği yer Yalta. Nerede kuruldu? Kuruldu. Nerede kuruldu? San Francisco. Anlaştık. Genelde şunu benim yazdığım soruyu vermezlerdi. Şu kurulması kararıyla nerede kurulduğu? İkisi birbirinden farklı şeyler. Burada da fikri temeli nerede atılmış? Atlantik bes. 1424 Ocak 1943. Rosevit ve Churchill yani birisi Amerikan başkanı diğeri İngiliz. Hangi konferans ile dikkat dikkat dikkat bak dikkat etmeniz lazım. Kayıtsız şartsız teslim alacağız. Yalvarsalar da onların Berlinine, İtalya'nın Roma'sına, Japonya'nın, Tokyo'suna gireceğiz. Yok savaşta biraz gerilediklerini anlarlar. Hemen biz ateşkes sunarlarsa kabul etmeyeceğiz dedi. Ve bunu da hangi konferansta aldılar? Kazablank. Dünya Savaşı sırasında İngiliz ve ABD birlikleri tarafından yapılan ve amacı Alman işgali altındaki olan Fransa'yı kurtarmaya yönelik yapılan harekatın adını soruyoruz. Bu harekatın adı Normandiya çıkarmasıdır. Errini kurtarmak başta olmak birçok film vardı. Normandiya'da belgesel vardır. Artı e Normandiya'nın çıkartmasını yapan Amerikalı general Dwight David Einono daha sonra Amerika Birleşik Devletin 2 sene üst üstü de başkanı seçilecektir. Tamam. Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru toplanan hangi konferansta Mart 1945'e kadar Mihver Devletlere savaş ilan eden devletlerin Birleşmiş Milletlere üye olarak kabul edilmesine karar veril. He daha Birleşmiş Milletler kuruldu mu kurulmadı mı daha? Hayır kurulmamış. Bu bundan bir önceki olur mu artık? Yalta Yalta'da böyle bir karar alırsın. Arkadaşlar biz Birleşmiş Milletleri'i kuracağız. Siz de kurucu üye olmak istiyorsanız o konferansta önce savaşı ilan etmeniz deniliyor. Yani Yalta konferansında BM'nin kurulma hikayesi var. Önce o zaman bütün millet Almanya ve Japonya ne ilan edecek? Savaş. Sonra San Francisco konferans toplanacak. Ne kurulacak? BM. Bu işin başını soruyoruz. Başı nere? Yal. 24 Ekim 1945'te kurulan ve merkezi New York olan teşkilat soruyoruz arkadaşlar. Hepinize biliyorsunuz ki artık Milletler Cemiyeti yok. Yerine ne var peki? Birleşmiş Milletler var. Devam. Dünya Savaşı'nın bitmesiyle beraber süper güç haline gelen iki devleti soruyoruz değerli arkadaşlar. Cevap tabii ki süper güç olan soğuk savaşın iki tarafı SSCB ile ABD olacak. Mustafa Kemal Atatürk'ün onayı ile 1925'te Türkiye'nin savunma sanayisinin ilk özel fabrikasını kuran, bu fabrikada ilk yerli uçak bombaları ile birlikte ilk Türk denizaltı su bombalarını üreten, ürettiklerini de yurt dışına ihraç edeni soruyoruz. Dikkat, dikkat, dikkat şakir zümre diyorum. Tamam. 1941 savaşın içinde bir şey. I Dünya Savaşı'nın içinde ABD'nin Pasifik'teki üstünlüğünü simgeleyen havai takım adalarından biri olan Honolu'da ne oluyor? Bir üs var. Pe Harbor. Ve buraya Japonlar sizler de biliyorsunuz baskın yaptı. Amerika Birleşik Devletleri de bu olay üzerine Dünya Savaşı'na girdi. Katıldı. Hangi baskıymış bu? Pe Harbor baskı. Almanya diyor ki bizim üzerimizdeki oturduğumuz topraklar bize yeterli gelmez. O yüzden dünyada ne kadar Alman varsa Alman bize gelmeyecek. Biz Alman'a gideceğiz. Mantıken sınırlarımızı genişleteceğiz. Sınırları genişletmeye onlar ne demiş? Hayatsası dur. Bizim deniz kime aitti? Ne demek bizim deniz derken? Hangi denizden kastediliyor? Akdeniz. Yani ne demek? Eski Roma imparatorluğu. Caniden canlandırma. Hangi kavramdı bu? Mare Nostrom bizim deniz. Doğru mu? Peki Asya Asyalılarındır. Kimin? Sizler de biliyorsunuz ki Japonya'nın bir stratejisi. Diğerleri de var. Devam. Nevil Chumberlin, Alexander Chamberlin dedim. Hatırlıyorsun. Nazi Almanya'sının saldırgan politikasına karşı krizi önlemek amacıyla bir politika geliştiriyor. Bu politikanın en önemli önü 1938 Mün anlaşması ile Almanya'nın Çekoslovakya'daki Südet bölgesinin almasına izin verilmesidir. Ancak Hitler daha sonra tüm Çekoslovakya'yı işgal edince bu politikada başarısız oluyor. Neydi bu politika? Yatıştırma. Bilmek zorunda mıyım? Evet arkadaşlar. Hatta ileride anlatacağım şunu da bilmek zorundasın ama ileride. Şu an kafanız karışmasın. Yatıştırmayı bilmiyorum. Türkiye Trakya sınırına bir savunma hattı kuruyor. E kuran adam Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak olduğu için hattın adı da ne oluyor? Tabii ki çakmak hattı oluyor. Devam. Madem ki bir millet tayyaresiz yaşayamaz, öyleyse bu yaşama vasıtasını başkalarının lütfundan beklememeliyiz." diyerek Sivas'ın Divri ilçesinde pilot yetiştirmek amacıyla gök okulunu açıyor. Soruyu böyle sorar. Veciir kuşla karıştır diye. Halbuki cevap ne? Nuri Demira'dır. Tamam. Doğru mu? Bak burada da zaten söyledim. Orayı da zaten fark ettiyseniz yuvarlak içine aldım. Devam. Heh. Efendim? Bir adam Rooswelt'un eşi Elenoor Roosevelt. Bana göre diyor tüm insanlığın magna kartası neymiş bu gelişme? 10 Aralık 1948 İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin yayınlanmasıdır. Değerli arkadaşlar bunu da söylemiş oldum. Yüksek lisans öğrencisi Ebru makalesi için araştırma yaparken bir gazete haberine geliyor. Gazete diyor ki 1945'in yılının başından itibaren zaferin ilk ışıkları kendine belli etmeye başlamış. ABD SSCB ve İngiltere arasında işbirliğini geliştirmek amacıyla ve dünyanın geleceğini planlamak amacıyla 4 11 Şubat 1945'te dıdı dı dı dıt yani o ne demek dıdı? nokta konferansın düzenlemiştir. Bir boşluk doldurma sorusu. Boşluk doldurma sorusu muhakkak gelecek sizlere haberiniz olsun. Hatta aynı anda üç boşluk da verebilir. Onu da söyleyeyim. Bu diyor kendi aralarında bir araya geldikleri konferans. Son konferans diyor mu? Demiyor. Son deseydi potam olabilirdi ama zaten ne de veriyor? Tarih de veriyor. O zaman cevabımız ne olacak? Yalta olacak. Türkiye'de yaşanan Dünya Savaşı gelişmelerini soruyoruz. Varlık vergisi var mı? Var. Ekmek karne eyleme. Var. Milli Koruma Kanunu var mı? Var. O zaman cevap ne? Üçü. Bak 5 saniyede çözüyorsun sınavda artık. Devam. 1940 yılında Cumhuriyet Halk Partisi iktidarını çıkartı ve hükümete fiyatları saptamada, ürünleri el koymada hatta zorunlu çalışma yükümlülüğü getiren kanunun adı nedir? Bu direkt ekonomiye müdahale kanunudur. Bunun adı milli korunma kanunudur. Hatta iki tane şey açılmıştı. Biri neydi? Petrol ofisi. Diğeri neydi? Merve tarım kredi kooperatiflerimin neydi? >> Et. >> He aferin kız. Yemiyorsun. Et ve balık kurumu. Bugün ismi ne oldu bunun? Et ve süt kurumu oldu. Devam. Evet. Devam edince neyi gördük? 23'e 23 yaptığınızı gördünüz. Doğru mu? Hemen efendim şu tarafa doğru çekiyorum. Böylelikle Dünya Savaşı ünitemizde e sona erdi. Artık ne yapıyoruz? Hemen önce KPSS soru bankamdan daha sonra ise KPS AGS yazan soru bankamdan ikisinin de sorularını çözü birisi klasörler birisi biliyorsunuz ağırlık yenilesi sorular. Böylelikle boşluk doldurma işte makale sorusu. Ebru şuraya gitti. Ebru ders anlatıyor. Ders anlatırken şu kelimeleri kullanıyor gibi şeyleri de öğrenmiş olacağız. Var mı sıkıntımız? Böylelikle son 3 ünite son 5 video kaldı. Soğuk savaşta görüşmek dileğiyle.