📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

Şeytanın Dostları, Kardeşleri ve Elçileri -1

Fehmi İlkay Çeçen30:42

Transcription

Bismillahirrahmanirrahim. Değerli dostlarım, hepinizi Yüce Allah'ın selamıyla selamlıyorum. Allah nasip ederse bugün sizlerle şeytanın adımları, şeytanın dostları, şeytanın dostluğu, şeytanın kardeşleri, şeytanın yoldaşları, şeytanın yolu nedir? Kur'an-ı Kerim bu konuda bize neler söylüyor? Bunları anlatmaya çalışacağım.

Son derece önemli bir konu. Kimin yolundan gittiğinizi bilemezsiniz. Kimin yolundan gittiğinden emin olmazsanız, nereye gideceğiniz, gittiğiniz yerde neyle karşılaşacağınızdan da emin olamazsınız. Allah'ın yolunu bilmenin en önemli şartlarından bir tanesi de şeytanın yolunu bilmektir, şeytanın yoldaşlarını tanımaktır.

Allah Kur'an-ı Kerim'de işte kendi emir ve yasaklarından bahsediyor ama şeytanın emirlerinden de bahsediyor. Mesela Cuma namazlarında duyarsınız, "İnnallâhe ye'muru bil'adl" (Allah adaleti emreder) diye. Ama yine aynı Kur'an-ı Kerim'de Allahu Teala şeytanın da emir ve yasakları olduğundan bahsediyor, onu da bir takım insanlara emirler verdiğini, yönlendirmeler yaptığını söylüyor bize.

Peki kim bunlar? Bir de şöyle bir durum var. Şeytan elle tutulup gözle görülebilen bir varlık değil. Karda yürürken iz bırakan birisi gibi değil. "Onun adımlarını izlemeyin" diyor Allah. Tamam da kimin onun izinden gittiğini, onun kim olduğunu, nasıl adım attığını, adımlarının elle tutulur gözle görülür bir şekilde neler olduğunu nereden öğrenebiliriz? Elbette ki Kur'an-ı Kerim bize bunları açıklıyor. Dolayısıyla bu açıdan mevzu önemlidir. Mevzunun derinlerine indikçe daha ilginç, daha tuhaf detaylarla da karşılaşıyoruz.

Hemen ilgili ayetlere geçelim. Bakınız arkadaşlar, Allahu Teala şöyle buyuruyor:

"Ey inanıp güvenenler, her şeyinizle İslam'a girin, teslim olun. Şeytanın izinden gitmeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır." (Bakara, 2/208)

Allah Teala şeytanın izinden gitmeyi, şeytanın adımlarını takip etmeyi yasaklamıştır. Peki şeytan kim? Ona bakalım.

"Allah ile aralarına koyarak yardıma çağırdıkları tanrıçalardan başkası değildir. Bazı insanlar dişi putlara taparlar. Bu çok yaygındır arkadaşlar. Mesela şimdi bir ilahlar vardır, yalancı, sahtekar, aslı asarı olmayan boş şeyler. Bir de ilahiler vardır, ilahın dişi olanı. Mesela kim? Hristiyanların kahir ekseriyeti Meryem'e taparlar. Meryem validemize taparlar. Ölüm anında gelip kendilerine yardım edeceğini iddia ederler. Şimdi Allah Teala buyuruyor ki: 'Bunlar dişi tanrıca tapıyorlar. Aslında yardıma çağırdıkları sadece hayırsız şeytandır.' Yani Meryem'e çağırıyoruz, Meryem'den medet umuyoruz ya da başka bir dişiden medet umuyoruz derken, onun gelemeyeceği kesin. O zaman size bunun vesvesesini kim vermişse, onu memnun ettiğiniz için aslında şeytana ibadet etmiş oluyorsunuz. Şimdi mesela şeytan diyor ki: 'Meryem Allah'ın sevgili kuludur. Allah'la onu arana koy, ondan iste.' Biz biliyoruz ki asla senin isteğine cevap veremez. O zaman burada bir tek mutlu olan var, o da İblis. Sen de onu mutlu ettiğin için ona kulluk etmiş oluyorsun."

"Allah şeytanı lanetledi." Şeytan da şöyle dedi: "Allah şeytanı huzurundan kovdu. Biliyorsunuz ne zaman? Secde olayında. Adem'e secde et dedi, o da 'Ben daha hayırlıyım' dedi. Allahu Teala da 'İnnil'hâric' (Çık dışarıya), 'Sen aşağılık bir şeysin' dedi, onu kovdu. O da dedi ki: 'Ne olursa olsun kullarımdan bir kesimini kendime pay edineceğim. Onları kesinlikle saptıracağım, kesinlikle beklentilere sokacağım, onlara mutlaka emredeceğim. Hayvanların kulaklarını kesecekler, mutlaka emredeceğim, Allah'ın yarattığını değiştirecekler.' Ey insanlar! Allah Teala buyuruyor ki: 'Kim şanı kendisine Allah'tan daha yakın saysa, tanrıya uğramış olur.' Şimdi bir insan şunu demez, direkt 'Şeytan benim en iyi dostumdur, hatta Allah'tan bile bana yakındır' demez. Onu zaten sözlü olarak söylemezsin, fiilen yaparsın. Şimdi nasıl ki bir adam birini öldürdüğü zaman 'Ben katil değilim' demesi onu kurtarmaz. İşte ya da 'Ben katilim' demesi, 'Ben katilim' demesi onu sözlü olarak katil yapmaz. Bir eyleme bakarız. Her iki durumda da gerçekten birini öldürdü mü? 'Ben katilim' diyerek birinin suçun üstlenemez ama fiilen o fiil bu adamdan sadır olmuşsa, bu o sıfatı hak eder. İşte burada da sen şeytanı kendine Allahu Teala'dan daha yakın birisi olarak görüyorsan, bu eylemi yapıyorsan, şeytan Allah'tan daha güvenilir, ben onu daha çok seviyorum demene gerek yok. Bunları fiilen dedin zaten."

"Bakın burada Allahu Teala ne buyuruyor: 'Ne olursa olsun kullarımdan bir kısmı kendime pay edineceğim, onları kesinlikle saptıracağım, kesinlikle beklentilere sokacağım.' Nedir bu beklentiler? 'Falan hazretleri senin imdadına yetişecek, falan hazretleri sana yardım edecek.' Çok beklersin, çok beklersin. Sen içi boş vaatler, olmadık efendim işte sözü yerine gelmeyecek sözler. Bunların detaylarını göreceğiz biraz sonra. 'Onları kesinlikle saptıracağım, onlara mutlaka emredeceğim. Hayvanın kulaklarını yaracaklar.' Mekke cahiliyesi böyle bir uygulama olup kendi kafalarına göre hayvanın belli bir müddet sonra, belli bir noktaya geldikten sonra kulaklarını kesiyorlar, damgalı. Onu da işte artık kullanılamaz. Buna binmek haramdır, bu niyetini yemek haramdır. Yani kendi kafalarına göre haram uyduruyorlar. 'Şeytan emrediyor, kendinize din uydurun diye.' Bu da nasıl oluyor? Haramlar ve helaller belirleyerek, Allah'ın kitabında emretmiş olduğu haram helal manzumelerin dışına çıkıp kendi kafana göre yeni haramlar, yeni helaller belirlersen, mürtet yapar, şeytanın adamlarını takip etmiş, onun izinden gitmiş olursun. Allah da buyuruyor ki: 'Kim diyor şeytanı kendine daha yakın saysa, yani Allahu Teala'nın bizim için belirlemiş olduğu nizamı bırakıp da İblis ve onun benzeri türevlerinin peşinden giderse, emir ve yasaklarına tabi olursa, kafana göre haram helal uydurursan, artık sen onu Allah'a, Allah'tan daha yakın görmüş olursun kendine. Bu da senin hüsrana sürükler.' Detayları gelecek."

"Mesela bakınız, şeytanı Allah'tan yakın görmek nasıl oluyor?"

"Ey inanıp güvenenler, şeytanın izinden gitmeyin. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Kim şeytanın adımlarını izlerse, şeytan ona, o ona fuhşu ve kötü işleri emreder." (Nur, 24/21)

Demek ki arkadaşlar, şeytanın yeryüzündeki izi, yani şeytanın yeryüzündeki maskesi neymiş? Fuhşu ve kötülükleri emreden tiplermiş. Onların adımlarını takip ettiğin sürece, mesela ne olsun? İnternette geziniyorsun, bir kumar sitesi, bahis sitesi seni herhangi bir harama davet ediyor, herhangi bir şekilde zihnini bir haramla meşgul ediyor. İşte o şeytanın adımıdır. Tıklama, şeytanın peşinden gitme. Senin kendi gittiği pisliğe götürür. Bu çok önemli arkadaşlar, bu çok önemli. Yani bir yerde bir harama davet gördüğünüz zaman, eşittir şeytanın izi oradadır. O kafir orada kendi iznini bırakmıştır, sizi de oraya davet ediyordur.

Burada İblis ve Şeytan farkını da söyleyelim. İblis şu secde olayındaki asıl fail, ilk aklımıza gelen. Şeytan da onunla aynı sıfatı paylaşan, onun gibi olan, onun gibi olan. Dolayısıyla arkadaşlar, İblis gibi hareket edenlerin tamamı şeytandır. Nereden biliyoruz bunu? Bak ne diyor ayeti kerimede: "Biz diyor her nebîye insanlardan ve cinlerden şeytanlar musallat ettik." İblisler yok Kur'an-ı Kerim'de ama şeytanlar var. Çünkü İblis bir tanedir, onun gibi davrananlar çoktur. Onlar da şeytanlar olmuş oluyorlar. Öyleyse arkadaşlar, toparlayalım. İnsanları harama, küfre, şirke, dalalete çağıranlar, onlar şeytandır. Onların peşinden gidenler de şeytanın adımlarını takip ettikleri için İblis'in kendilerini götüreceği yere giderler.

Devam edelim. Mesela Bakara Suresi ayet 168 ve 169 okuyalım bakalım. Yüce Allah ne buyuruyor:

"Ey inananlar, insanlar yeryüzünde helal ve temiz olanlardan yiyin. Helal ve temiz olanlar hangileridir? Allah'ın helal kıldıklarıdır. Her helal kılınan temiz midir? Pişireceksin, ayıklayın, çürüğünü sağlamından ayıklayın, temiz hale getireceksin, yiyeceksin. Şeytanın izinden gitmeyin. Çünkü o size açık bir düşmandır. Şeytan sizden kötülükler ve çirkin işler yapmanızı, Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi ister."

Dikkat! Şeytan kötülükler yapmanızı ister, fuhşa, pisliğe, çirkin işlere bulaşmanızı ister. Ama bir şey daha istiyormuş: Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi ister. Bakın ayet hangi bağlamda geldi? Allah'ın yeryüzüne helal kıldıkları, yeryüzünde size helal kılınanlardan yiyin. Nasıl bitti? Şeytan Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi ister. Kafanıza göre haram helal icat etmenizi ister. Özellikle Allahu Teala'nın şeytanı buraya sokmasının sebebi, şimdi birkaç ayet daha gelecek, göreceğiz. Yani haram helal hudutlarını, Allah'ın yaratmış olduğu şu evrende, eşya üzerinde, "şu haramdır, şu helaldir" deme hakkını kişi bende görüyorsa, "bana göre şu haramdır, bu helaldir" de kafasına göre, Kur'an'dan bağımsız, Kur'an'dan delil getirmeden konuşuyorsa, o şeytandır. Onun peşinden gidenler de şeytanın izinden gidiyorlar.

Bunun mantığı şudur: Evrenin yaratıcısı Allah'tır. Bütün meyvelerin, rızıkların, sebzelerin, her bir şeyin yaratıcısı Allah'tır. O zaman eşya üzerine tasarruf sahibi olan da odur. Yani eşya hakkında yegane konuşma yetkisi de ancak ondadır. Allah bir şeye helal derse, o helaldir. Ondan başkası bir şeyi helal ya da haram diyemez. O senin değil. Mesela "inek eti yemek haramdır" diyor adam. Bu, eğer bir tevili yoksa, bu direkt küfürdür. Neden? Çünkü Allah inek etini yemeği helal kılmıştır. Sen Allah mısın ki o hayvanları, sen mi yarattın ki onlar üzerinde kendi kafana göre "bu haramdır" diyorsun? Korkunç bir şey bu! Bütün insanları ilgilendiren, evrensel, herkesi bağlayan yasakları sadece Allah koyar. Bir kişi "ben de yasak koyarım, ben de bunu haram kıldım" derse, o küfürdür. Onun peşinden gidenler de o şeytanı takip ediyorlar demektir. Bu yüzden Allah şu vurguyu hep yapıyor: "Yeryüzünde Allah'ın helal kıldıkları yiyin."

Bakara suresinin 174, 175 o civarlarda bir ayette şu geçiyor: "Allah'ın size helal kıldıkları yiyin, ona teşekkür edin. Sadece ona kulluk ediyorsanız." Bakın, Allahu Teala haram listesiyle, hani kimin haram helal listesini kabul ediyorsan, ona kulluk ettiğin için. Cenabı Allah bunu tevhidle bağlantılı ve son derece önemli bir konudur. Kafana göre uydurduğun haramlar, helaller yüzünden insanların hayatları mahvoluyor.

Devam edelim. Allah şöyle buyuruyor:

"Allah, hayvanlardan bazısını yük ve insan taşıması için, bir de derisi ve yünü için oluşturup geliştirmiştir. Allah bunları sizin için helal kılmıştır. Kiminin derisinden, etinden, üstünden yararlanırsın. Allah size rızık olarak verdiklerinden yiyin. Şeytanın izinden gitmeyin. O sizin için apaçık düşmandır." (Enam, 6/142)

Çünkü şeytan ne yapıyor? Kafana göre haram helal uyduruyor. Mekkeliler ne diyorlardı? "Şu hayvanı yemek haramdır. İşte üst üste şu kadar doğum yapmışsa, bunu sırtına binmek doğru bir şey olmaz. İşte ne bileyim karnında şu kadar ikiz olursa, üçüz olursa, işte bu hayvanı yemek şu şartlarda haram." Helal, kafalarına göre uyduruyorlar. Maide suresinde uzun uzun ayetler vardır, son taraflarına doğru. Allahu Teala şeytanın izinden gitmeyin derken, kafalarına göre haram helal icat eden iblislerin peşine takılıp gitmeyin diyor.

Bakın devam edelim. Başka bir baştan konuyu ele alalım. Bakara Suresi 35 ve 36 ayetler. Bu bir önceki Enam 42'ydi.

"Dedi ki: 'Ey Adem, sen ve eşin şu bahçeye yerleşin, beğendiğiniz yerlerden bol bol yiyin. Ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.' Sonra şeytan o ağaç yüzünden ikisinin de ayaklarını kaydırdı, bulundukları yerden çıkarttı. Şöyle dedik: 'İnin oradan! Her biriniz bir diğerinin düşmanıdır. Sizin için bu topraklarda yerleşecek ve bir süreye kadar geçimi sağlayacak şeyler de bulunacaktır.'" (Bakara, 2/35-36)

Şeytan ne dedi de Adem'i kandırdı? Bakın arkadaşlar, aslında birbirinden bağımsız konular değil. Allahu Teala'nın haram kıldığını helal kılan şeytan olur. Çünkü Allah ne buyuruyor: "Ey Adem, şu ağaçtan yeme." Şeytan ne diyor? "Ye." O zaman ne oluyor? Şeytan sanki o ağacın, o cennetin, o bahçelerin sahibi oymuş gibi, sanki Adem onun kuluymuş gibi ona kafasına göre emirler veriyor. Halbuki Allah ne demişti: "Ey iman edenler, şeytanın adımlarını takip etmeyin. O size kötülüğü, fuhşu ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri emreder."

"Adam benim görüşüm senden daha iyidir" diyerek zaten Allah'a karşı kafirlik yaptı. Bir de Allah'ın yasağını Adem'e hoş göstererek, Allah'a da iftiralar atarak, ne diyor? "Ey Adem diyor, Allah istiyor ki işte bundan yeme, ölümsüz olma, burada melek olma. Rabbiniz diyor size bunun için bunu yasakladı. Bu ağaçtan yerseniz, siz diyor işte ölümsüz olursunuz, burada melik olursunuz, burada sürekli kalırsınız." Bakın arkadaşlar, bir günahı süsleyip püsleyip de insanlara anlatanlar şeytandır. İşte şeytanın tanımı budur. Şeytan nedir? Günah pazarlayan, süsleyip pazarlayan o şeytandır.

Sürekli Allah bizi uyarıyor. "Allah'ın helal kıldıkları yiyin, şeytanın adamını takip etmeyin" diyor. Allah Hz. Adem ne yaptı? Allah'ın yasakladığı bir şey, şeytanın adımlarını izledi. Sonra ne oldu? Bulunduğu mekândan kovuldu. E sen de hayat boyu şeytanı izlersen, sen de cennetten kovulursun, hatta hiç giremezsin. Böyle bir tehlike de var.

Bakınız Allah ne buyuruyor:

"Şeytan sizi yoksul düşmekle korkutur, çirkin işler yapmanızı ister." (Bakara, 2/268)

Ben ilk okuduğumda bu ayeti anlamamıştım ama sonradan işte bazı ayetler, işte bu toplum bilimciler, sosyologlar tarafından incelenecek, netleşsin. Yoksulluk korkusu, yoksul düşme korkusu insanları fuhşa iter. Savaşların, kargaşaların olduğu yerde insanlar çoluk çocuklarını geçindirmek için fuhuş yaparlar, fuhuş yaygınlaşır. Maalesef bu böyledir. Biraz bakın etrafınıza, görürsünüz. Ama diyor ki Allah: "Şeytan sizi yoksul düşmekle korkutur." Demek ki bu aynı zamanda infak etme, başkasına paranı verme endişesini kalbine sokuyor, adamı infaktan alıkoyuyor, cimriliği emrediyor. Ahlaksız bir karakteri var aslında şeytanın adımlarını görmek gördüğünüz gibi çok kolay. Allah'ın razı olmadığı yere çekiliyorsa, orada şeytani bir şey var demektir. Uzak duracaksın. Allah ise suçunuz bağışlamak, lütufta bulunma sözü verir. Allah imkanları geniş olan ve daima bilendir. Öyleyse onun dedikleri olmalıdır.

Maide 90-91 bakınız. Şeytanın en somut ayak izleri, şeytanın en somut maskesinin düştüğü, apaçık ortaya çıktığı yer:

"Ey iman edenler, içki, uyuşturucu, kumar çeşitleri, sunaklar ve piyango (yani şans oyunları) gibi şeyler şeytanın işi pisliklerdir. Orada şeytanın izi var. Gitme diyor, peşinde onlardan uzak durun ki umudunu kavuşanı."

O zaman arkadaşlar, içkinin, uyuşturucunun, diğer ayetlerden de görüyoruz ki fuhşun reklamının yapıldığı yerler şeytanın mekanları, şeytani yerler, şeytani organizasyonlar, şeytanın yoldaşlarının bir araya geldiği yerler. Şeytanın adamını izlemeyin demek, ne demek? Bu tip yerlerde bulunmayın, onları takip etmeyin, onların izinden gitmeyin, onlara dalıp gitmeyin, onlarla birlik olmayın, onların sizi götürmek istedikleri yerlere icabet etmeyin, gitmeyin demektir. Gayet net. Yani şeytanın isteği, içki, uyuşturucu ve kumar çeşitleriyle aranıza düşmanlık sokmak, kin sokmak, size Allah'ın emirlerini hatırlatmaktadır. Artık vazgeçersiniz değil mi? Yani mevzu netleşti. Şeytanın maksadını anladınız değil mi? Artık vazgeçin bundan diyor Allahu Teala. O zaman ki Mekke'de içki tüketimi çok yaygın, onu da düşünün lütfen.

Şimdi arkadaşlar, burada uzun uzun saymaya bile gerek yok. İçkinin, kumarın nasıl düşmanlıklara vesile olduğunu, aileleri nasıl kararttığını bilmeyen var mı aranızda? Allah ne buyuruyor: "Amel-i şeytan." Bunlar şeytani amellerdir, şeytanın eylemleridir. Allah içkiyi yasakladığı halde o emreder, tıpkı Adem'e yaptığı gibi. Yani arkadaşlar, Adem Aleyhisselam'ın imtihanı orada kalmadı, hala devam ediyor. Ona bir zamanlar haram yemeyi, "haramdır, o ağaçtan hiçbir şekilde yiyemezsin. İster biri hediye etsin, ister çal, ister önüne düşsün, hiçbir şekilde yiyemezsin." Şeytan ne yaptı? Gitti kendisine helal olmayan bir şey yedi. Ya kendi isteğiyle yese bile, "bilmiyordum, anlamamıştım" falan, bilmem ne, belki tevil mevil bir şey olabilirdi ama "tana uydu, o yap dedi diye yaptı." Onun adımlarını izledi ve cennetten kovuldu. Bu kadar. Burada da şeytan "içki pisliklerdir" diyor. O zaman nerede kumar organizasyonu, fuhuş organizasyonu, efendim içkili bilmem ne festivali? Bunların hepsi şeytanidir. Zinhar uzak durmalıyız. Hayatlarımızı mahveder, Allah korusun. Bunların hepsi aşağılık pislik eylemlerdir. Bunların doğurmuş olduğu kin ve düşmanlığı da artık buyurun televizyonlardan izleyin. İçkili trafiğe çıktı, bütün yolcuları öldürdü. Kumar borcu yüzünden bilmem kimin evini bastı. Uyuşturucu yüzünden birbirlerine girdiler. Hep de ölümle bitiyor ya da hapisle bitiyor, mezarla bitiyor. Bakın bu insanlara Kur'an-ı Kerim'de pek de işleri olmuyor, namaz da kılmıyorlar, Allah'ı da anmıyorlar. E yazık günah değil mi? İşte bu şeytani bir eylemdir. Şeytanın adımlarını izlemeyin demek, bunları yapmayın demek. Hanginiz çoluk çocuğunun içki bağımlısı olmasını ister? Allah korusun, fuhuş bağımlısı olmasını ister? Kumar bağımlısı olmasını ister? Kaç tane ev yıkılıp gitti, ne kin, nefret dalgaları oluştu? Niye istemiyorsunuz? Çünkü Allah'ın koyduğu yasaklar fıtridir, insan doğasına uygundur. Allah bir şey yasaklamışsa, ondan uzak duracaksın. Sana hayır yok o işten.

Bakın bir diğer örnek:

"Ey ademoğulları! Şimdi önce surenin baş tarafında Adem'den bahsetti, sonra Adem oğullarına getirdi lafı. Bakın bize ne diyor Allah: Sakın şeytan sizi bir fitneye, bir sıkıntıya sokmasın. Nasıl, nasıl bakalım, nasılmış? Nitekim o ana babanızın bedenlerini birbirine göstermek için elbiselerini sıyırarak onları o vahadan çıkarmıştı. Demek ki çıplaklık, demek ki soyunmak, demek ki fuhşa çağıran her bir eylem aslında şeytanın aşağılık eylemleridir. Allah diyor ki: 'Bu tuzağa o düştü, siz düşmeyin.' Ana babanıza yaptığı gibi size yapmasın diyor." (Araf, 7/27)

"İblis ve tayfası sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Biz şeytanları inanmayanların velisi, yakını yaptık." Her ne kadar şeytanları biz fiziksel yapı olarak göremesek de, onlar bizi görüyorlar. Sorun yok. Sorun yok. Şeytanlar birbirinin suratlarını görsünler, bizi ilgilendirmiyor. Bizi ilgilendiren tarafı şurası: Allahu Teala'nın yasakladığı şeyleri emretmeden efendim yapmak. Din diye yapmak. Emretmeden. Bakın az önce ayette ne dedi? "Şeytan sizden Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi ister." Ne yazık ki arkadaşlar, İslam alemi bu şeytani oyunun, bu organizasyonun fena halde kurbanı olmuş durumda. Açın dini anlatan kitapları, Allah'ın demediği her şey var. Allahu Teala'nın bütün yasakları bir şekilde ihlal edilmiş. "Darül harpte faiz caiz mi? Yok efendim, şu biraz içki içmek, sarhoş olmayacak kadar içmek caiz mi?" gibi akla hayale gelmedik bir yığın pislik meşrulaştırılması. İhlal etmekten, Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri konuşmaktan kaynaklanıyor. Sadece bu da değil. Bakıyorsunuz kıssalar, hurafeler, masallar, yalanlar, dolanlar, bilmem ne hazretlerinin kerameti gibi şirk ve uydurma hadis olan en feci anlatımlar din diye anlatılıyor. Sen Allah hakkında bilmediğin şeyleri uyduruyorsun, "Allah böyle dedi" diyorsun. "Bilmem ne hazretleri Allah'ın izniyle geldi" diyorsun. Belgen var mı? Yok. E uyduruyorsun. Allah'ın söylemediğini söylüyorsan, Kur'an'dan delil getiremiyorsan, Allah'ın çağırmadığı şeylere çağırıyorsan, sen Allah'a iftira atıyorsun, Allah'ın dinine iftira atıyorsun ve artık şeytana uyan olmaktan çıkmışsın, kendin şeytan olmuşsun. Bir şeytan var, bir de şeytana uyan var. Şimdi eğer sen nefsine uyup bir haram işliyorsan, biz senin şeytana uyduğunu, onun adımlarını takip ettiğini düşünürüz. Ama sen aynı harama başkalarını çağırıyorsan, senin kendin şeytanlaşmışsın zaten. Bugün nice nice sosyal medya sayfalarında, paylaşımlarda, şarkılarda, türkülerde, magazin programlarında Allah'ın yasakladığı her şey yapılıyor. Ya isteyen yapsın da isteyen yapsın ama Müslüman olarak biz bulaşmayalım. Benim üzerinde durmak istediğim nokta burası. Yoksa isteyen şeytana da tapsın. Yani şeytanla arasında büyük bir aşk da olabilir. Bu bizi ilgilendirmiyor. Müslümanlar olarak biz bu paçavranın bir tarafında yer almayalım. Biz bu aşağılık organizasyonun kurbanı olmayalım.

Bakınız magazin programları, gıybet, dedikodu, ifşa, bin bir türlü rezillikten geçirmiyor. Sosyal medya deseniz aynı. Artık sanki affedersiniz, lan çukuruna dönüşmüş durumda. Birbirine iftira atanlar, yalan haberleri yayanlar, ardı arkası kesilmeyen bir yığın melun tuzaklar. Bir Müslüman da bunların peşinden gitmemeli. Bunlar kadar tehlikeli olan, belki de daha tehlikeli olan, uydurma hadisleri yayıyorlar, ayetleri tahrif ediyorlar, Allah hakkında ileri geri konuşuyorlar. Ya bir adam haşa Allah'a küfür etse, bunun Allah düşmanlığını anlarız. Ama adam küfrünü böyle yapmıyor, küfür ediyor ama böyle yapmıyor. Nasıl yapıyor? "Ben de kayb biliyorum, ben de sizi kurtaracağım." Bir bakıyorsun bir hadis uydurmuş, "aslar yok, bu ayette benden bahsediyor." İşte bunların her birisi Allah hakkında bilmedikleri şeyleri söyleyerek, Allah hakkında delilsiz konuşarak İblis'i mutlu ediyorlar. Korkunç şeyler.

Bakınız Allah ne buyuruyor:

"Vallahi senden önceki toplumlara da elçiler göndermiştik ama şeytan onlara amellerini süslü gösterdi. O şeytan bugün de bunların velisidir. Bunların hak ettiği acıklı bir azaptır."

Şeytan nasıl amelleri süslü gösteriyor? Bakın Allah Kur'an-ı Kerim'de bunun örneğini vermiş bize. "Ey Adem, bu ağaçtan yersen, burada ikiniz de melik olarak kalırsınız, ölümsüz olursunuz ve hiç bitmeyen saltanat sizin olur." Bunu ye! Allah'la başın belaya girsin demeyecek tabii ki. Onu şöyle diyecek: "Senin çıkarlarını düşünüyorum. Vallahi ben nasihat edenlerdenim." Ben diyor, nasihat edenlerdenim diyor. Sizin iyiliğinizi düşünüyorum diyor. Allah'la kavgalı hale geldikten sonra, onun yapmayın dediğin şeyi yaptıktan sonra, e nasıl ikna olacaksınız? Bu adam sizin iyiliğinizi düşündüğüne, Allah'la aranı bozan bir adam senin iyiliğini düşünüyor olabilir mi? Allah'ın emrini ihlale teşvik eden, haramlara teşvik eden bir adam seni iyiliğini düşünüyor olabilir mi? Zaten haramlara çağırıyor ya, "bu devirde böyle yasak mı olur? Ne gereği var?" Zaten şeytandır, o zaten İblis'tir. Burada ne yapıyor? Mesela günümüzden örnek vereyim. İçkiyi, fuhşu, pisliği öylesine ambalajlar içerisinde pazarlıyor ki, sanki ideal yaşantı oymuş, olması gereken oymuş gibi. Bunların hepsi şeytani organizasyonlarda. Dünya hayatının süsü gelip geçicidir. Nefsin istek ve arzuları gelip geçicidir. İnsanlar, insanlar kendi vücutlarını, kendi efendim işte ruhsal yapılarını, ne bileyim işte o anlık tatminini doyurmak için olmadık maceralara atılırlar, dünyalarını ve ahiretlerini kaybederler. Bunun da bir numaralı sebebi, Allahu Teala'nın "şeytanın adımlarını takip etmeyin" yasağını ihlal etmeleri, görmezden gelmeleridir.

Bakınız Allah ne buyuruyor:

"Kur'an okuyacağın zaman kovulmuş şeytandan Allah'a sığın." (Hicr, 15/98)

Neden? Çünkü Kur'an-ı Kerim'i okumaya başladığın zaman, ne diyordu? "Şeytan senin doğru yolunun üzerinde oturacağım diyor." Şeytanı pislik yuvalarında aramayın. Niye aramayın? Oraya gidenler zaten onun iş yerinde çalışıyorlar. Ona, onlar ona çalışıyorlar. Kendine benzetmiş zaten oradakileri. Orada ayrıca iş yapmaz. Onun mesaisi, İblis'in mesaisi daha fazla. Adam kazanabilmek için elbette ki doğru yolda gidenleri olacaktır. Burada Kur'an okurken şey, şeytandan Allah'a sığın demesinin sebebi şu: Çünkü şeytanlar kalkarlar Kur'an-ı Kerim'i tahrif ederler. İnsan kılıklı İblisler yapıyor bunu. Allah'ın vermediği manayı veriyor, Allah'ın söylemediklerini söylemiş gibi gösteriyor, yapmadıklarını yapmış gibi gösteriyor. Bu İblislerden zihinsel anlamda Allah'a sığınmak lazım. Her türlü hurafeden, Kur'an-ı Kerim'i okurken acaba Allah bana ne dedi diye bakıp o şekilde ayetleri anlamaya çalışmak lazım. Yoksa sen Kur'an'dan kendi cemaatini, tarikatını çıkarıyorsan, kendi hizbin, grubunun cennetlik olduğunu çıkarıyorsan, "Kur'an'da benden bahsediyor" diyorsan, işte kendisinden sığınılmaktadır. Yalan dolan, masal, menkıbelerin ışığında anlamaya çalışıyorsan, sen zaten şeytan oyununa gelmişsin demektir.

Bakınız Allah ne buyuruyor:

"Zaten şeytanın inanıp güvenen ve rablerine dayananlar üzerinde bir gücü de yoktur. Şeytan sadece onu dost edinenler ile onun yüzünden Allah'a ortak koşanlar üzerinde etkili olur." (Nisa, 4/76)

Demek ki arkadaşlar, buradan ne anlıyoruz? Bir, şeytanın, şeytanın insanlara etkileyici gücü yok aslında. "İnnî keydeş-şeytâni kâne da'îfâ" (Şeytanın tuzağı zayıftır) diyor Allahu Teala. Şeytanın planı şudur arkadaşlar: Bir arabada gidiyorsunuz diyelim, arkanızda biri oturuyor. Arabayı siz sürüyorsunuz, arkanızda biri oturuyor. Adam diyor ki: "Şuraya dön, buraya dön, şu sokağa gir, bu sokağa gir." Halbuki senin belirlediğin bir rota var, oraya gitmek istiyorsun. Bu arkadaki şahıs da seni "bak şurada duralım, bak burası güzel" diye seni habire gittiğin yoldan alıkoymaya çalışıyor. İşte o şeytanın vesvesesi. Bu hayat yolunda kendi hayatımızın direksiyonunda oturan biz insanlar için İblis de bizim zihnimizin içerisinde mutlaka "şuraya git, şunu yap, bunu yap" diye seni teşvik edecek. Ama o sadece davet eder. Davete uymazsan, istediğin saatte, istediğin yere gidersin, maksadına ulaşırsın, amacına ulaşırsın. Bu hayat yolunda da İblis de size "şu tarafa dön, bu tarafa dön" sizi Allah yolundan çıkarmak için, o hani navigasyona yazarsın ya bir yere gideyim diye. İşte bir Müslümanın tabiri caizse neticede o navigasyonun ucunda, öbür tarafta çıkış yerinden varış yerine kadar, o varış yerinde Allah'ın rızası ve cenneti vardır. İblis ve onun kardeşleri de oraya gitmeyin diye, sapıttın diye Allah yolundan çıkın diye amacınıza ulaşamasın diye sizi olabilecek en aşağılık duruma düşürmek için sürekli vesveseler verecek. Allahu Teala da buyuruyor ki: "Onun ancak onu dost edenler üzerinde gücü vardır." Ha öyle mi diye peşine takılır gidersen, sen de onlardan birisi olursun. Buna dikkat edelim arkadaşlar. Sadece Allah'a ortak koşanlar için şeytan etkilidir. Onları kandırır, her günahı, pisliği işletir. "Hayat böyle güzel" dedirtir. Onların peşine takılır giderler. Aman dostlar, bunlara dikkat edin. Yoksa eline Kur'an-ı Kerim'i aldıktan sonra hiç kimse seni kandıramaz.

Son olarak bakınız Allah ne buyuruyor:

"Şeytandan sana bir dürtü gelirse, Allah'a sığın. Daima Gören ve Bilen O'dur. Yanlışlardan sakınanlar, şeytani bir kuruntu kendilerini sarınca, akıllarını, akıllarında tutmaları gereken doğru bilgileri (yani ayetleri, zikri) hatırlarlar. Hemen gerçeği görürler." (Araf, 7/200-201)

Yani bir işe davet edildiğiniz zaman, insanın kalbindeki fıtratındaki o erken uyarı sistemi ona "bu yaptığın yanlış" diye haber verir. Allah'tan korkanlar, ikisinin hani kalp göz dediğimiz olay burada gündeme geliyor. Kalp gözü demek, gaybı bilmek, geleceği bilmek, olağanüstü güçlere sahip olmak değil. O değil. Allah'ın yasakladıkları ve yasaklamadıkları varını, doğru olanla yanlış olanı tespit edebilme kabiliyeti. Bu da Enfal suresinin 29. ayetinde Allahu Teala tarafından anlatılıyor: "Ey iman edenler, siz Allah'tan korkar, çekinirseniz, Allah size Furkan verir." Yani doğruyla yanlışı birbirinden ayırt edebilme becerisi verir. İşte bu beceriye sahip olanlar, şeytani bir kuruntu geldiği zaman, "bir dakika" derler. "Bir dakika, bu istediğimiz şey Allah'ın istediği şey mi? Benim canımın istediği şey Allah'ın da razı olduğu şey mi?" Hemen ayrıma gidersin. Bakarsın Kur'an-ı Kerim'e, aykırı. Hemen uzaklaşacaksın oradan. Hemen uzaklaşacaksın.

"Şeytanların kardeşlerine gelince, şeytanlar onlara yanlış kurgularla destek verir, onlar da ellerinden geleni artlarına koymazlar." (Araf, 7/202)

Yani şeytan kendi kardeşlerini, kendi yoldaşlarını kandırır, onları yoldan çıkarır. Ama tekrar edelim, şeytan ancak kendisine uymak isteyeni kandırır. Yoksa sana bir zararı yok, bir zarar veremez. Çok ister ama uymadığını söylüyor. Sorun yok. Şeytanın vesvesesine icabet edip sorumlu olmak, gel şu adamı öldürelim diyen bir adamın davetine icabet etmek gibidir. Eğer sen suç ortaklığı yapmamışsan, adama yardım veya taktik yapmamışsan yargılanmazsın. Ya bir katil sana gelip "bunu öldürelim" diyor. E sen bu cinayete bulaşmamışsan ne masumsun. Bu da bunun gibidir arkadaşlar. Şeytanın değeri, şeytanın tuzakları çok fazla ama kurtulması çok kolay. Allah nasip ederse şeytanın ve şeytani güçlerin adımları neler, organizasyonları neler bunları tanımaya devam edeceğiz. Şimdilik hepinize Allah'a emanet oluyorum. Kendinize iyi bakın.