Transcription
Şas abi, Amentü billahi ve Mela ve kütübi diye bir metin var abi. De bunun ayet olduğu gibi böyle bir paylaşımlar oluyor ve imanın şartları da bunun içerisinde geçiyor. Ve biz bu metin içerisindeki imanın şartlarını böyle bir imanın kaidesi gibi kabul ediyoruz. Amentü billahi ayet midir abi? Nedir abi? Ehli sünnetin ayetidir abi. Enam Suresi 112 ve 121 ayette Allah şeytanların vahiy bahseder. Öyle şeytanlar velilerine vahyeder. Şeytan kim? Din adamları. Din adamının velisi kim? Onun peşinden gider. Bugün şeytan hakikatten uzaklaşan demek değil mi abi? Anlamı budur. Şeytan hakikatten uzaklaşan ve insanı uzaklaştıran her türlü güçtür. Bu insanın güdüsü de olur. İnsanı hakikatten uzaklaştıran İblis var ya, o güdü de olur. Çevremizdeki ruhban sınıfı, din adamı sana gelip adam diyor ya abi, sen Kur'an'ı anlamak kim, sen kim? Ya haddini bil! Ya bizim alimlerimiz, velilerimiz var. Bu kitabı açıklamışlar, bu konularda çalışmalar yap, kitaplar yazmışlar. Sen gel bize katıl, sen bunu anlamazsın deyip seni o kitaptan alıkoyan var ya, kendi peşine takan şeytan işte. Yani Furkan 27, 28, 29'da bahsedilen şeytan budur. İnsan buna uyarsa işte Zuhruf 36, 37, 38'de bahsedilen şeytan budur. Şeytanın vahyi mesela. İnsanları hakikatten uzaklaştıran, bugün Allah'ın kitabından alıkoyan en başlı şeytan. Bunu işte Edip Yüksel diyor, altına imzamı atıyorum. Kim nasıl anlarsa de anlasın. Bana şeytan ayetleri dendiği zaman aklıma ilk ne geliyor biliyor musun? Hadisler. Aklıma ilk gelen şeytan ayetleri. Hadisler. Bugün insanları Allah'ın kitabında alıkoyan ilk argüman hadislerdir, sünnettir. Sünnet dedikleri var ya. İnsanlar Allah, Kur'an ve Sünnet. Abi senin kaç ilahın var? Var, bir tane. Ama bir ilahın olduğu yerde bir kaynak olur abi. Ve sünnet olmaz. La ilahe diyorsun, illallah'ı koydun mu? O zaman illallah diyorsan, bir şeyi Allah'a dayandırma lazım. Ve sünnet dedin. Sünnet kimin abi? Allah'ın mı? Yok, peygamberin. E o olmadı. Sünneti Allah'a dayandırıyor ve Allah'tan başka ilah yok diyorsun. Tamam mı? Dolayısıyla şeytan ayetleridir. Şanın vahiy o. Allah'ın dinine boğulmuş bir sürü ilmi kitaplar, mesneviler, risaleler, mektubatlar, Ruhul Furkanlar, Ruhul Kudüs, E minah mıydı neydi? Minah galiba. O Menzil cemaatinin. Ya aklına ne gelebilirse. Kur'an dışı din, dine yaslanan bütün. Abi ben selam olsun. Güzel hizmetler yapan hocalarımız da var. Kur'an'a davet eden adam diyor ki, mesela isim vermeyeyim, falanca hocanın tefsiri ne haddine senin ya? Allah diyor ki, bu kitabın tefsirini Allah ben yaptım diyor. Ben, sen falancanın tefsiri diyemezsin abi. Bu kitabın tefsirini Allah yapmıştır. Seninki ne olur? Beyan dersin ya, ben bu kitaptan anladığımı beyan ediyorum, anladığımı an. Tamam ama sen tefsiri diyemezsin. Tefsiri Allah yapmıştır. Şimdi gelelim başa. Evet, Amentü billahi şeytan ayetidir. Niye şeytan ayetidir? İnsanlar bunu ayet zannediyor. Kur'an'da öyle bir şey yazmaz. Kur'an'da Allah'a. Orayı şeyle düzeltelim mi? Çünkü başı sanki Kur'an'la aynı, sonunda ekleme var gibi. He, he. Çünkü yani bu, bu metin Kur'an'da yoktur dersek yanlış anlaşılabilir gibi geldi. Komple Kur'an'da yoktur. Ben o anlamda. He, komple. Ama şimdi Allah ne diyor bize? Bana sorsan ki bana bir kısa metin ver, imanın şartı, ölmek istiyorum. Bakara 177'yi derim. Tamam. Veya şeyde de diyoruz mesela, ve melâiketihi ve kütubihi ve rusulihi diyoruz. Resul. Bakara 136 var. Tamam mı? Her neyse. Bana göre imanın şartı Kur'an'ın tamamı. İmanın şartı, İslam'ın şartı diye ben ayırmıyorum. İmanın şartı da İslam'ın şartı da aynı şeydir. Kur'an'ın tamamıdır. Şimdi gelelim bu Kur'an'da özellikle iki maddesi bırak. İmanı şart Amentü denen metin, İslam'ın yani İslam'a teslim olmuş müminlerin şartı değildir. Ehli sünnetin şartıdır. Tamam, ehli sünnetin şartıdır. Niye? Tamam abi bakalım. Amentü billahi. Allah'a iman et. İman ettin mi? Allah diyor ki, Ali İmran 18'de, Allah'a tek, Allah'ın tek ilah olduğuna ilimle derinleşmiş olanlar ancak şahitlik eder diyor. Peki abi, sen Kur'an'ı düşün, okudun mu? Allah'ı Kur'an'dan tanıdın mı? Yok. Sen nasıl şahitlik ediyorsun abi? Yalan konuşuyorsun. Hatta okuma, anlamazsın. He. Şimdi sen mahkemeye çıktın abi, şahit olarak. Hakim sana sordu, anlat bakalım ne oldu? Ya sen bilmiyorsun. Ya sen buraya niye geldin? Ne şahidi? Şahitliği yani şahitlik bilgiye dayalı olur. Allah'tan başka ilah yoktur ama Allah'ı tanımıyorsun. Kur'an'da o şahit geçersizdir. Amentü ve melâiketi. Meleklerini de Kur'an'dan tanıman lazım. Kitaplarını, kitaplarını da Kur'an'dan tanıman lazım. Nebilerin, Kur'an'dan tanıman lazım. Çünkü geleneğe bakıyorsun, nebiler sihirbaz abi. Sihirbazlık yapmaya göndermiş. Tamam mı? Kur'an'la tanımıyorsun. Vel yevmil ahiri. Tamam, ahiret günü. Ahiret abi. Mesela dini yalanlayanı gördün mü diyor değil mi? Yanlış çeviriyor abi. Ve ahireti yalanlamak ayetlerde ahireti yalanlamak veya dini yalanlamak olarak geçmez. Kezzabe kelimesi anlamı şudur. Kumaş boyası. Şu panton rengi lacivert. Ya sen bu kumaş rengini değiştiriyorsun abi. Kumaş boyası demektir. Kez kök anlamı odur. Yalana sarılmak. Çünkü dini yalanlayan gördün mü? O dini yalanlayan salat ediyor abi ama geçersiz bir salat ediyor ama ediyor. Yani demek ki dini yalanlamış, din hakkında yalana sarılıyor. Dini kendi istediği renge boyuyor. Dine inanıyor ama dini kendi istediği renge boyuyor. Ahiret günü. Ahirete inanıyor. Kur'an'da geçer ya, ahirete inanmayanlar. Abi ahirete inanıyor aslında ama ahiret inancını, ahirette yaşanacaklar rengini değiştiriyor. Mesela nasıl değiştiriyor? Maliki yevmiddin ya. Allah onu farklı renge boyuyor. Peygamberi de maliki yevmiddin yapıyor. Şeyhini de maliki yevmiddin yapıyor. Yani din gününün otoritesi bu adam. Din gününü yalanlamak, din günü hakkında yalana sarılıyor, farklı renge boyuyor. Din günü ekliyor, çıkarıyor. Heh, ekliyor, çıkarıyor. Şimdi geldik ahiret gününe geçelim. Asıl konumuz. Allah'a iki tane iftira var bu bölümde. Hayrihi ve şerri minallahi Teala ve kader. Evet, kader. Şimdi önce şer. Hayır ve şer. Kur'an hayır Allah'tandır der. Şer sizin yapıp ettikleriniz yüzündendir der. Hiç uzatmayacağım mevzuyu. İnsanların ezbere bilip namazda okudukları duayla örnek vereceğim. Felak Suresi abi. Kabil felak karanlığı yararak aydınlığı ortaya çıkaran Rabbe sığınırım diyorsun. Namazda diyorsun. Neden sığınıyorsun? Yarattıklarının şerrinden. Burada şer kime isnat ediliyor? Yarattıklarına değil mi? Sen şer Allah'tandır diyorsun. Veya Nas Suresi abi. Minel cinneti ve nas diyor. Bu işleri yapan kim? En sona söylüyor sana. Bu işleri yapan şerrinden sığınmanın ve görünmez insan ve cinlerin şerrinden. Hani nerede Allah'tan şer? Allah'tan olduğuna Şura Suresi 30 ayet. Başınıza gelenler sizin yapıp ettiğiniz ettikleriniz yüzündendir. Allah birçoğunu affeder diyor. Affeder ne demek? Eğer Allah birçoğundan sizi korumasaydı, sizin bu yaptığınız ettikleriniz yüzünden başınıza daha kötü şeyler gelirdi. Ama Allah birçoğunu sizden kaldırıyor. Bazılarını da yaptıklarınızın bedeli olarak size tattırıyor. Hak ettiklerini ha tattırıyor. Belki fazlasını hak ediyoruz ama azını tattırıyor bize. Tamam mı? Dolayısıyla bunun aslında kaynağı neye dayanıyor biliyor musun? Zerdüşt. Aslında tek ilaha inanırlar. Ahuramazda ama bir de onların kötülük tanrısı var. O Ahuramazda altında Ehrimen, şer tanrısı. Ahuramazda hayırdır. Hayır tanrısı. Bizi yaratan, rızıklandıran Ahuramazda. Ama bir de onun altında bir tanrıları var, şer tanrısı Ehrimen. Bizimkiler de sanki oradan almışlar. Hayır tanrısı da Allah, şer tanrısı da Allah gibi. Tamam mı? Ya bu biraz oradan alınmış geliyor. Allah'a iftiradır yani. Hayır Allah'tandır, şer bizim kendi yaptıklarımızdır, kendi yapıp ettiklerimizden kendimiz veya çevremiz. Yani sonuçlar. He. Birincide insan kendi yapıp etti, kendi iradesi vardır. İnsanın kendi yaşantısında. Diğerinde hem kendisi hem Allah vardır. İnsanın başına gelen şeylerde bazılarında da sadece Allah'ın dilemesiyle başımıza gelen şeylerde olabilir. Ama ben şuna inanıyorum. Yani Allah'ın dilemesi. Abi Allah'ın dilemesi biraz da şöyledir abi. Şimdi Allah'ın tabiat kanunu değil mi? Yeryüzündeki düzeni, sistematiği. Ben jeoloji uzmanı değilim ama ortalama şöyle bir akıl yürütüyorum. Yeryüzündeki sistemin, düzenin, yeryüzünün sağlam temeller üzerind durması için bazen arada bir böyle bir oturması gerekiyor. Tamam. Veya yıldırım düşmesi, şimşek çakması. Allah'ın yasası değil. Tamam mı? Allah bu yasayı koymuş ama bazen bu yıldırım bir insana isabet edebiliyor. Veya depremde masum insanlar da ölebiliyor. Tamam mı? Japonya'da ölmüyor mesela. Allah Japonya'daki ölmesini dilemedi de bizimkilerin ölmesini mi diledi? Tamamen Allah elbette kendisi hayata sadece kendisini hayata müdahale ettiği anlar oluyor. Ama ben şuna kesinlikle inanıyorum. Onun müdahaleleri. Ya biz tabiat yasalarına göre yaşamıyoruz. Yani depremin olduğunu biliyorsun, fay hattını biliyorsun. Fay hattının üzerine bina yaptığın zaman o depremde kıldım. Allah'ı suçlamayın burada. Allah hayata müdahale etti ve bizi cezalandırdı demeyeceksin. Sen kendi kendini cezalandırdı. Sen malzemeden çaldın, çimentodan çaldın, demirden çaldın. Ondan sonra binan yıkıldı. Allah böyle diledi. Allah hayata müdahale eder ama Allah hayata müdahale eder ama tamamen müdahalesi senin yapıp ettiklerin yüzünden. Allah evrene ölçüleri belirlemiş. Her şeyi bir ölçüyle yarattım diyor Allah. Tamam, birazdan kader meselesine geldi mi diye diyeyim. Elçe her şeyi bir ölçüyle kaderle yarat. Kardeşim, sen de ölçüyü, tartını doğru yap diyor. Rahman Suresi'nin başında. Ben her şeyi, güneşi, ayı bir yere oturttum. Her şeyi bir hesaba göre düzenledim. Sen de ölçünü, tartını doğru yap diyor. Bu ölçü tarzı sadece terazideki değil. Yapacağın inşaattaki çimento oranını da doğru ölç diyor. Kullanacağın demirin kalınlığını da doğru yap diyor. Atacağın kata göre. E sen eksik yaparsan abi, binan yıkıldı mı? Allah'ı suçlamayın. Yaksın. Tamam mı? Dolayısıyla oradaki şer Allah'tan değildir. Kur'an şerri yaratılmışlara, görünen, görünmez varlıklara, yarattığı varlıklar aslında özetleyen ayet Felak Suresi'nin ikinci ayetidir. Yani min şerri mâ halak. Yarattıklarının şerrinden. Şerin kaynağı Allah değildir. Bir de tahrif ettikleri bir ayet var. Enbiya 34 müydü? Sizi şerle sınarız diyor Allah. Bunu şöyle tahrif ediyor. Bak, sizi şerle sınarız. Demek ki şer Allah'tan. Hayır. Sizi şerle sınarız demek şudur. Sizin, sizin kendi yapıp ettikleriniz yüzünden başınıza birtakım şerler gelir. Tamam mı? O şerle de sizi sınarız. Bu şu demek. Ben kendime iyi bakmadım, hasta oldum. Tamam mı? Ben kendime iyi bakmadığım için hasta oldum. Ama Allah o hastalıkla beni sınar. Eyyüp'ü sınadığı gibi. Eyyüp Aleyhisselam hastalığını şeytana bağlamamış mıydı? Şeytanın yüzünden hasta oldum deyince Allah ona ne dedi? Ayağa kalk, hakikatten uzaklaşma. Git doğadan demet demet topla, şu soğuk suyla bir yıkan, demetle kendine bir takım ilaçlar yap demedi mi? Eyyüp Aleyhisselam'a Sad Suresi'nde anlatılıyor. İşte öyle değil. Ben kendi yapıp ettiklerim yüzünden başıma bir sıkıntılar gelir. O kendi yapıp ettiğim şeyler yüzünden başıma gelen sıkıntılarla Allah beni sınar. Ama Allah beni sınamak için bana dert sıkıntı vermez. Bir markete girdim, bir kadın kasiyerle konuşuyor. Bir tane çocuğunu gebeyken düşürmüş. Bir tanesi de doğduktan hemen sonra ölmüş. Anlatıyor. Ben normal şartlarda böyle durumlarda hiç müdahale etmem. Hiç müdahale etmem. Alırım alışveriş yapar çıkar giderim. Normal şartta. Ama ne yapayım? İşte Allah öyle diledi dedi. Ne yapayım dedi. Böyle biraz Allah'a sitem eder gibi. Ulan için ben dedim ki, ya ben buna diyeyim demeyeyim, diyeyim, dayanamadım. Ablacığım o öyle değil dedim. Nasıl yani dedi? Allah seni sınamak için sana düşük yaptırmaz dedi. Doğar doğmaz da çocuğunu öldürmez dedi. Allah bir insanın yaşayabileceği son limiti belirlemiştir. Onun altındaki ölümleri Allah dilemez. Allah dilemez. Senin çocuğunu düşük yapman tamamen senin sağlıksız beslenmenle alakalıdır veya genetik bir problem vardır. Sendeki bir rahatsızlıktan dolayıdır. Tamamen tıbbın açıklayacağı, bilimsel verilerle açıklanabilecek bir sebepten dolayı sen çocuğunu düşük yaptın. Allah'ı suçlama. İkincisi, doğar doğmaz çocuğun öldü. İşte bir aylık gen. Allah seni sınamak için bir aylık çocuğunu öldürmez. Çocuk ya sağlıksız beslendi senin karnında dedi veya doğduğunda bir hastalığı, ölümcül bir hastalığı vardı. Sağlıksız beslenemediği için veya genetik, genetik bir rahatsızlığı vardı. Bu sebepler tamamen bilimsel olarak tıbbın açıklayabileceği. Allah seni sınamak için ne çocuğunu düşürür ne çocuğunu öldürür dedim. Ya bunun Allah'la alakası yok ama Allah'ın koyduğu tabiat kanunlarıyla alakası var. Onu diyebilirsin. Ne yapıyor abi? Şer Allah'tan. Ya sen her her türlü haltı ye, başına bir kötülük gelince Allah böyle istedi. Abi müşrikler ne diyor? Abi gelelim kadere imanla bağlantısı var ya bunun. Kadere geçelim. Bugünkü kadere iman dediğimiz mevzunun atası kimdir abi? Şeytandır. Ne diyor abi? Beni azdırmana karşılık ben de senin kullarını azdıracak diyor. Kendi azgınlığını Allah'a fiksi mi? Fiksi değil mi? Araf Suresi 16, yanlış hatırlamıyorsam. Beni azdırmana karşılık abi. Adam azgınlığını Allah'a dayandırıyor. Adem ne demişti abi? Ya rabbi, ben zulmettim abi. Ya rabbi, ben zulmettim, ben yanlış yaptım. Sen beni bağışlamazsan, ben kaybedenlerden olurum dedi. Adem nebi oldu, İblis şeytan oldu. Mesela anlatım var orada, temsili bir anlatım var. Bugünkü kadere iman, şirk inancıdır. Müşriklerin kemikleşmiş inancıdır. Enam 148. Allah dilemeseydi, biz müşrik olmazdık. Tamam mı? Allah dilemeseydi, biz müşrik olmazdık. Allah atalarımız da müşrik olmazdı. Allah'ın helal kıldıklarını da haram saymazdık. Ne oldu abi? Adamlar müşrik olmalarını kime mal ettiler? Allah'a. Kadere iman dediğin ne? Bu kitap kelimesi. Allah'ın tabiat yasaları. Allah'ın başınıza ne gelirse gelsin, Allah'ın levhi mahfuzda yazan o tabiat yasaları çerçevesinde gelir. Yani ateşi elinize sokarsanız yanarsınız. Yüzme bilmiyorsanız suda nefes alamadığınız zaman boğulursunuz. Bu Allah'ın yasalarıdır. Bir yaprak, yaprağın düşmesi bile o levhi mahfuzdan. Bu anlama gelen ayeti, başınıza gelen her şey öncesinde apaçık kitapta yazılıdır ayeti bunu anlatmaya çalışıyor. Başınıza ne gelirse gelsin tabiat yasaları çerçevesinde gelir ayetini kitap kavr. Oradaki kitabın tabiat yasaları olduğu gerçeğin örttükleri için anlıyorlar ki efendim neymiş? Başımıza gelen öncesinden Allah bunları yazmış. Allah bizimle eğleniyor mu ya? Ey Allah'ım, başımıza gelen madem sen yazdın, bize niye kitap gönderdin ki? Yani niye elçiler gönderdin ki? Kitap göndermişsin bana. Allah'ım, seni ben Allah'ı tenzih ediyorum. Ben geleneğin bir ilah yaratıp da adına Allah koyduğu ve aslında bizi yaratan Allah değil, geleneğin yarattığı Allah'tan bahsediyorum. Çünkü Kur'an'da şöyle bir ayet var. Hevasını ilah edinmek. Ben o ayeti ters çeviriyorum. O ayet hevasını ilah edinmekten bahsetmiyor. Casiye 23, Furkan 43. İlahı hevası edinmek abi. İlahı kendi istediği kalıba sokmuş, adını Allah koymuş. Kendi canı çektiği gibi bir Allah var. Öyle bir Allah yaratmış ve ona inanıyor. Öyle işine geliyor. Çünkü Allah her şeyi yazmış. Yani onun canı çektiği gibi yazmış. Dolayısıyla mesela Kur'an'da şey var. Men yeşa diye bir kim var tamlama var. Yani men yeşa idi, men yeşa ve men yeşa. Allah dilediğini saptırır, dilediğine hidayet eder. E Allah dilediğine bol rızık verir, kısar. Allah dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Nasıl bir Allah ya? Hiç çok Arapça bilmeye gerek yok abi. Men Arapçada kim demek. Yeşa da inşa etmek demek. Men yeşa y yeşa. Kim gereğini inşa ederse, Allah ona yol gösterir. Ve sapıklığın gereğini yapana da Allah sapıklıkta bırakır. Kim gereğini inşa ederse, Allah ona bol rızık verir. Yeşa. Bunun gereğini yapmayana da ölçülü verir. Yaku, ölçü demektir. Kısar mı? Vermez demiyor bak, ölçülü verir. Bu ölçüye göre yeryüzünde aç olmaması lazım. Ama o ölçülü verdiklerinin hakkını da bazıları çöktüğü için, zenginler doymadığı için. Yani yeryüzündeki en büyük altın yatakları Afrika'dır ama Afrika'da insanlar açlıktan ölüyor. Niye? O Afrika'daki hakkını da Avrupalı, Amerikalı yiyor da ondan. Veya kim gereğini yaparsa Allah onu bağışlar. Yani bağışlamanın gereğini yapmak. Bu ne demektir biliyor musun abi? Allah ilkeleriyle hareket eder. Kime yol gösterip kimi sapıklıkta bırakacağı bellidir. Kimi bağışlayıp kimi azap edeceği bellidir. Kime bol rızık verip kime ölçülü vereceği bellidir. Kime rahmet edip kime etmece bellidir. Lanet kelimesi. Ateistler çok kullanır bunu. Allah yarattığına lanet ediyor diyor. Tamam ama lanet ne demek abi? Lanetin zıttı rahmettir. Allah'ın bir kuluna rahmet etmemesi demek, onu rahmetinden mahrum etmesi demek lanet demektir. Ya ama bazı kavramlar dilimize geçtiği zaman aslından kopuyor. En basit abi. Ben sana orucu kaza et dediğimi ne anlarsın abi? Daha sonra tut, tut anlarsın de. Sen ama bak mesela Cuma Suresi'nde, salatı kaza ettiğinizde yeryüzüne dağılın diyor Allah. Şimdi salatı sonradan ikame ettiğiniz zaman mı diyor? Hayır. Arapçada kaza, gerçekleştirmek demek. Türkçede kaza, ertelemek demek. Mesela orucu kaza et dediğin zaman farklı geçebiliyor. Lanet de aynı farklı geçmiş dinimize. Allah yarattığı bir varlığa lanet etmesi, onu rahmetinden dış. Şimdi Allah ilkeleriyle hareket eder. Hidayetin gereğini yapana yol gösterir. Yapmayan sapıklıkta bırakır. Rızkın gereğini yapana bol rızık verir. Yapmayan, bu dünyalık için. Mesela bir ateist rızkın gereğini yaparsa, Allah sen ateistsin diye onun rızkını kıs. Gereğini kim yaparsa ona verir. Ya ilkelerle hareket eder. Oradaki men yeşa kelimesini de mesela çok istismar ediyorlar. Yani geleneğin çevirilerine bak, Allah dilediğini bol rızık, dilediğini diye çevir. Halbuki yani gereğini inşa etmek. Ben hidayetin gereğini inşa etmeliyim. Edersem Allah bana hidayet nasip eder. Kader. Mesela kader dediğimiz şey ölçü demektir. Allah'ın yarattığı varlıklara koyduğu ölçüdür. Allah her şeyi kaderle yaratmıştır. Miktar, takdir, miktar oradan geliyor. Kamer Suresi 9 ayette her şeyi bir ölçüyle yarattığını söyler. Rahman Suresi'nin başında yine buna vurgu yapar. Güneş ve ayın hareketlerinin bir ölçüyle olduğunu, yerdeki, gökteki olan her şeyin bir ölçüyle yaratıldığını ve bize de ölçüyü, tartıyı doğru yapmamızı, Allah'ın yarattığı bu sisteme göre hareket etmemizi söyler. Bunu göz önünde bulundurmamız söyler. Yani bir kıst diyor yani ölçüyü, tartıyı paylaş. Kıst, paylaştırmak demek. Yani paylaşımlı adil olun demektir. Kıst. Tamam mı? Yani kıst, kıst kelimesini adalet diye çevirirler. Adalet zaten Arapça. Kıstı adalet diye çeviremezsin. Kıst, adalet yönü vardır ama daha çok bir şeyi paylaştırmak bahseder. Yani paylaştırmak da alak. Diyelim ki burada hep birlikte fındık topladık. Hepimiz topladık. Toplam diyelim 20 çuval fındık var. İşte bu 20 çuval fındığı aranızda paylaştırın, adaletli paylaştırın. Ona vurgu yapar aslında. Ve bize aslında o pasaj şunu söyler. Allah'ın evrendeki kanunları hepsi matematik, fizik, kimya, biyoloji, fendir. Hayatınızı bu yasalara göre hayatınıza çeki düzen verin. Bu yasaları göz önünde bulundurun. Öyle yaşayın. Siz de ölçünüzü, tartını buna göre yapın. Düzeni bozmayın. Bize anlamı bu kaderin anlamı bu. Yani Allah'ın koyduğu ölçü. Bu ölçüyü göz önünde bulunduracaksın. Allah'ın seni yaratmasındaki ölçü. Mesela tansiyonun belli değil mi abi? Allah'ın yarattığı ölçüye, ortalama tansiyon belli. Ama tansiyon bir yerinden oynadı mı, denge bozuluyor. Da Allah'ın koyduğu ölçü yerinden oynadı mı, denge bozuluyor. İşte evrendeki denge de bu. Allah ne diyor Rum Suresi'nde? İnsanların yapıp ettikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu. Allah da o yaptıklarının bir bölümünü onlara tattırıyor diyor. İşte Allah demiyor mu? Yerde ve göklerde olanı sizin emrinize sundu. Yerde ve gökte her şey Allah'ı tespih eder. Yani evreni bir koro olarak düşün. Herkes görevini yapıyor abi, tespih ederek. Bu koroda hareket ediyor. Tespih hareket etmek demek abi. Allah dünyayı bizim için yaratmış, yayıp döşemiş. Dünyada yarattığı bütün her şeyi tespih ediyor. Kore'ye uydurmuş, uymuş. Kendisi için yaratılmış dünyanın düzenini insan bizzat kendisi bozuyor. Niye? Ölçüyü, tartıyı doğru yapmadığı için, kıstı doğru yapmadığı için, paylaştırmaya sıkıntı yok. İnsanın olduğu diş, diş de de sorun var abi. Orası tıkanıyor abi. Çünkü insan tespih etmiyor, koroya uymuyor, çomak sokuyor. İşte çomak sokmaya Kur'an hangi kavramı kullanır? Fesat. Zıttı nedir abi? Salih amel. Bak dikkat et. Allah'ın cennetle müjdelediği en birinci argüman salih ameldir. 50 küsur ayette salih amel işleyenlere ödül vadeder. En çok ödül vaat ettiği eylemdir. Allah'a ahiret gününe iman ve salih amel işlemek. Fesadın zıttıdır. Yani böyle hasılı çok uzadı. Kader budur abi. Allah'ın tabiat, evreni yaratırken koyduğu ölçülerdir. Abi ben şu levhi mahfuzu yapay zekaya sor. Tamam mı? Korunan levha. Bak şöyle diyor. Mahfuz. İslam inancına göre Allah'ın evrenin ve insanların kaderler, olayların kayıtlarını ve geleceği önceden belirlediği bir kayıt veya kitap olarak kabul edilir. Ehli sünnet sünnet. Levh-i Mahfuz Arapçada korunan levha ve gizli levha anlamına gelir. İslam inanışına göre bu levha evrenin yaratılmasından önce Allah tarafından yazılmış ve bu kavram özellikle kader ve kaderin önceden belirlenmiş olduğu konularında İslam düşüncesinde önemlidir. A. Aslında kader kelimesini ölçü diye Türkçeye çevirse her şey oturacak. Her şey oturacak. Ama işte başka şeylerde de böyle oluyor ya. Salat'ta destek diye, destekle şmek diye çevirse her şey oturacak gibi. Aynı.