📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

► Ders 21 - Küresel İklim Politikaları ve Türkiye'de Rüzgâr Enerjisi

Rüzgâr Adam15:26

Transcription

O o o Rüzgar ödeme hoşgeldiniz. Ben Tolga Şallı, çevreci enerjilerine yönetim kurulu başkanı. Bugün sizlerle ülkemizde Rüzgar enerjisinin tarihini, mevcut durumunu konuşacağız. Ancak öncelikle iklim krizi ve küresel iklim politikaları hakkında bilgilerin paylaşacağım.

Özellikle son 30 yıldır tüm dünyayı ilgilendiren ve her devletin farklı politikalarla mücadele etmeye çalıştığı bir kavram gittikçe önemini artırmaktadır. İklim krizi artık ortak bilmesi olarak değerlendirilmesi. Sanayi devriminden sonra oluşmaya başlayan ormansızlaşma, fosil yakıt kullanımı, Electric tüketiminin artması, çarpı plansız kentleşme iklim krizinin derinleşmesi neden olan en önemli etkenler olarak bilinmektedir.

İnsanlığın çevre ile olan ilişkisi değerlendirildi. Bu zamana kadar hep insanlığın çevreyi hükmetme, onu kontrol altına alma çabası varken, artık günümüzde insanın doğanın bir parçası olduğu gerçekliğiyle hareket edilmeye başlandı. Ülkelerin bir tek başına aldığı ve uyguladığı çevre politikaları önemli olmakla birlikte, evrensel bir sorunu olan iklim krizi ile mücadelede yetersiz kalmaktadır. Devletlerin uluslararası platformlarda aldıkları kararlar ve bu kararları kendi mevzuatlarına aktararak uygulamaya başlaması bu mücadele daha anlamlı olacaktır.

İklim krizi ile mücadelede devletler tarafından iklim krizine adaptasyon ve atmosferi etkileyen gazların azaltmaya yönelik farklı Politikalar bulunmaktadır. Ülkenin son zamanlarda özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretiminin arttırılmasına yönelik yaptığı mevzuat ve ekonomik çalışmalarla önemli bir yol kat etmiştir. Uygulamaya konulan ağzı projelerle, yerel yönetimlerin aldığı kararlarla, özel sektörün daha hassas hareket etmesiyle bu mücadelede belli bir noktaya gelinmiştir.

İklim değişikliği ile ilgili yapılan ilk Uluslararası Çalışma 1992 Rio Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma bu arasında imzaya açılan ve 1994 yılında yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler iklim değişikliği çerçeve sözleşmesi'dir. Sözleşmeye 197 ülke taraftır. Ülkemiz bu sözleşmeyi 2004'te 189. taraf olarak katılmıştır. Sözleşme seri kızı azalttığına dair taahhütler içermektedir ve sözleşmeli sadece temel ilkelere yer verildiği görülmektedir.

Bir hemen arkasından Kyoto Protokolü 1997 yılında kabul edilmiş v2005 yılında yürürlüğe girmiştir. Türkiye 2009 tarihli Kyoto protokolü'ne taraf olmuştur. Türkiye'nin Kyoto protokolü'ne taraf olmasının ardından iklim değişikliği çalışmaları hız kazanmış, 2010 yılında ulusal iklim değişikliği stratejisi, 2010 yılında ulusal iklim değişikliğine uyum sitesine ve eylem fiyatlarını yayınlanmıştır.

Ozon tabakasını incelten maddelerin azaltılmasına ilişkin olarak ilk hükümetlerarası temaslar ise bu 981 yılında başlamış Ve bu girişim 1985'te Ozon tabakasının korunması için bir yana sözleşmesini kabul eyle netice elenmiştir. 1987 yılında ozon tabakasını incelten maddelerin ilişkin Montreal Protokolü kabul edildi. Türkiye brokoli 1991 yılda taraf oldu. 2016'da kabul edilen kigali değişikliği ile ilk yol hidrokarbonlar Montreal Protokolü kapsamında alınarak kısa ömürlü ancak küresel ısınmaya etkisi çok yüksek olan bu gazların azaltılması sağlandı. Dolayısıyla da iklim değişikliği ile mücadele yönünde önemli bir adım atılmıştır. 2016 yılı Ekim ayında gerçekleştiren Mortal protokolündeki gari değişikliğinin onaylanmasına dair kanun Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girdi.

Gelinen noktada en önemli anlaşmalarına biri de Paris anlaşmasıdır. Arsa Anlaşması 2015 yılında Paris'te düzenlenen birleşmiş Milletleri için çeşitli çerçeve sözleşmesi 21 taraflar Konferansı'nda kabul edildi. Anlaşma 4kasım 2016 tarihi itibariyle yürürlüğe girdi. Anlaşmanın uzun dönemli hedefi küresel ortalama sıcaklık artışının iki derecenin altında tutulması, Mümkünse bu artışın bir buçuk derecenin altı tutulmasına yönelik küresel çabalarının sürdüğünü olarak ifade edebiliriz. Paris Anlaşması'nın Birleşmiş Milletler iklim değişikliği çerçeve sözleşmesi ile karşılaştırıldığında en belirgin özelliği tüm ülkelerin katkılarını dayanacak bir sistem ön görünüş olmasıdır. Ülkemiz her ne kadar Paris anlaşması'na taraf olsa da dürüst meclisimizde görüşürüz onaylanmamıştır.

Bunun arkasından Birleşmiş Milletler sürdürebilir Kalkınma Amaçları Ocak 2016'da yürürlüğe girdi. Sürdürülebilir kalkınma amaçları diğer gibi değişti küresel amaçlar yoksulluğu ortadan kaldırmak, gezegenimizi korumak ve tüm insanların ilk defa içinde yaşamasını sağlamak için Evrensel eğlen çağrısıdır. Sürebilir Kalkınma Amaçları 7 başlığı erişilebilir ve temiz enerjidir. Bu başlık altında Birleşmiş Milletler kalkınma programı 2030 yılına kadar erişilebilir enerji herkesin kavuşmasını sağlamak için güneş, rüzgar gibi temiz enerji kaynaklarını yatırım yapılması gerektiğini aktarmaktadır.

Şimdi çok daha önemli bir noktaya geldik. Avrupa Yeşil tabakası 2050 yılına kadar Avrupa Birliği'nin net sera gazı emisyonlarının olmadı ve ekonomik büyümenin modern kaynak açısından verimli bir rekabetçi bir ekonomi sahip yeni bir büyümesidir. Bu tabakasının maddelerinden biride temiz, uygun maliyetli ve güvenli enerji sağlamaktır. Bu madde 2030m 2050 iklimi defteri ulaşabilmek için enerji sisteminin karbondan daha fazla arındırılması kritik bir öneme sahip olduğu belirtilerek yenilenebilir enerji kaynakları o önemli bir rolü olacağı belirtilmiştir.

Bir Görüldüğü üzere ülkeler ve ülkelerin politikalarını belirleyen karar vericiler bu zamana kadar çeşitli pratik oyunlar sözleşmelerle iklim krizi ile mücadelede kararlar almıştır. Ancak alınan paraların tam anlamıyla uygulanıp uygulanmadığı konusu karşılamaktadır. Bir taraftan da özellikle yatırım maliyetinin düşmesi ve piyasasının oluşmasından dolayı birçok ülke yenilenebilir enerji yasalarını arttırma çalışmalarına devam etmektedir.

Şimdi ülkemizde Rüzgar enerjisini göz atacağız. Günün şartlarında enerji üretiminde yoğun bir şekilde kullanılan fosil yakıtların çevreye zarar veren bileşenler üretmesi, yüksek maliyetli ve hızla tükenmekte olan kaynaklar olması gerçeği insanları alternatif kaynakların arayışını için gitmiş ve gelişen teknoloji ile birlikte Rüzgar, Güneş, Su, Jeotermal ve biyolojik süreçleri içilen yenilebilir bu kaynakları odaklanmasına neden olmuştur. Bu kaynakları kullanan elektrik üretim tesisleri içerisinde Rüzgar enerji santralleri düşük potansiyel risk tartışmaları, kurulu sürelerinin kısa oluşu, bir yatırım maliyetlerini diğer alternatiflerine göre düşük olması sebebiyle dünya genelinde tercih edilmektedir. Rüzgar enerji santralleri yakıt yakıt gideri olmayan, işletme giderleri düşür, işletme ve bakım kolaylıkları olan ve kaynak açısından dışa bağımlı olmayan elektrik üretim santrali kesilir.

Türkiye'de ticari boyutta elektrik üretimi yapabilecek e olan ilk rüzgar türbini 1984 yılında Çeşme'de kurulan bir otelin bahçesinde kurulmuştur. Bu yıllarda zaten dünya genelinde düz biraz teknoloji ile Gelişmekte olup büyük ticari Rüzgar çiftlikleri kurulumu Enes başlamamıştır. Özellikle Avrupa'da 1990'lı yılların başından itibaren Rüzgar çeşitleri kurulmaya başlamasına rağmen ülkemizde ise 1998 yılında bu gerçekliği kurulmuştur.

Türkiye'de rüzgar enerjisi nasıl Miladı yine Çeşme'de 1998 yılının Şubat ayında kurulumu tamamlanan ve her biri 500 kilowatt gücünde 3 türbinden oluşan yermeyin resimde başlamıştır. Bu santral o yılların kanun ve regülasyona göre Bir fabrikanın enerji tüketimi karşılanması amacıyla otoprodüktör testi olarak kurulmuş ve sonrasında lisanslı proje çevrilmiştir. 1998 yılının Ağustos ayında ise yine Çeşme'de her biri 600 kilo gücünde 12 adet türbinden oluşan Ares işletmeye başlamıştır. 3. adı ise mm yılında Bozcaada'da her biri 600 kilowatt gücünde 17 adet türünden oluşan Bozcaada resim kurulmasıyla atılmıştır. mm lik yılında İstanbul Hadımköy'de gelmeyen Reis gibi kendi enerjisi üretimi amaçlı otoprodüktör lisansı ile kurulmuş her biri 600 kilo için değil bu türden oluşan Rüzgar santrali kurulmuştur. Bahsetmiş olduğum bu dört santral yenilir enerjiyi ve dair herhangi bir yasa yönetmelik olmadan kuruluşu ile çekilmiştir.

Ancak 2005 yılı Aslında bitkimiz Mevzuatı açısından da Milat kabul edebileceğimiz bir dönem olup ilk ileri enerji ile ilgili kalmamızı yürürlüğe girmiştir. 2005 yılında yenilenebilir enerji kanunu çıkmasından sonra Rüzgar Enerji santralinde üretilen elektrikli alın garantisi getirilmiş ve teknolojik ilerlemeler ile beraber sektörün ilgisi artmaya başlamıştır. 2000-2007 yılları arasında geliştirilen yaklaşık 4000 mega proje herhangi bir gelişmeye tabi tutulmadan lisanslanmıştır ve bunları büyük çoğunlu şu anda işletmeye geçmiştir.

EPDK bir kısım 2007 tarihinde rüzgar enerjisi için tüm ülke ülke geneli başvuru alacağını indirdikten sonra bir gün içerisinde 78.000 megat başvuru yapılmıştır. Bu başvuru Kupası değil Türkiye'nin o yıllarda olan kurulu gücünün yaklaşık iki kadına isabet etmektedir. Seçmelimi kelime kriterlerinin daha önce belirlenememesi, başvuru için ölçüm sorun olmaması, e-teminat yeterliğinin çok düşük olmasından dolayı bu boyutta bir başvuru kapasitesi oluşumu düşünüyoruz. Daha sonra da üretilecek kilovatsaat başına en yüksek katkı payını verecek olan yatırımcının teyze aşağı bildirmiş olduğu bağlantı kapasitesini almaya hak kazanacağı bir yarışmak üzere oluşturulmuştur. Ağırlıklı olarak 2011 yılı içerisinde yapılan yarışması sonuçlarında yaklaşık 8000 megavatlık üretim lisansı EPDK tarafından verilmiş ve toplamda yine yaklaşık 12 bin megavatlık bir üretim lisansı oluşmuştur. 2011 yılın sonunda Türkiye'de rüzgar enerjisi kurulu gücü 1805 Mega olduğu düşünülürse yaklaşık 10 bin liranın üzerinde projesi oluşmuştur.

2015 yılı sonu itibariyle Rüzgar arasında kurulmuş 4000 bu 18 megavata gelmiştir. Eğer 2014 yılında 3000mg var Yeni kafası için başvuru alacağını açıklamış ve bu kapasite için 2015 yılı nisan ayında yaklaşık 40.000 megavat başvurulmuştur.

2016 yılına geldiğimizde çok önemli bir yönetmelik mevzuatımıza girmiştir ve büyük ihtimalle bundan sonraki Türkiye'deki ızgarası Yatır da bu şekilde yönetecektir. 2016 yılında Yeni bir enerji kaynak alanlar yönetmeliği yürürlüğe girdi. Bu yönetmeliğin amacı kamu ve özel taşınmazları ile özel mülkiyete konu taşınmazlar da büyük ölçüde ölçekli yenilebilir enerji kaynakları yani yakaların oluşturularak yenilenebilir enerji kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması, bu alanların yatırımcılara tahsisi ile yakınları hızlı bir şekilde gerçekleştirilmesi ve gelebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik enerjisi üretim tesislerinde kullanılan ileri teknoloji içe o adamın yurt içinde üretilmesi ya da yurt içinde temin edilmesinin sağlanması teknoloji transferinin temri Hakkı sağlamasıdır.

Bu yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden sonra ilk yarışması 3 Ağustos 2017 yılında yapıldı ve bin megavatlık kapasite hakkı verildi. Kilo başına 3.48 dolar saatlik alın teklifi ile sonuçlandı. Bu fiyat üzerinden 15 yıl alım garantisi ve 49 yıllık insan hakkı yarışmayı kazanan firmaya verildi. diye kares bir şartnamesi gereğince Türkiye'nin askeri Türkiye'de askeri 2.33 megavat gücündeki tür ürünlerden oluşan kapasiteli Bir Türk'ün üretim fabrikası kurulması gerekiyor. Yarışmayı kazanan ortak aynı zamanda kanat generatör tasarımı, malzeme teknoloji ve üretim teknikleri, yazılımı, yenilikçi dişli kutusu geliştirme gibi beş ayrı alanın en az 3'ünde on yıl boyunca aynı çalışması yapması gerekiyor.

mm eve geldiğinizde 30 Mayıs 2019 tarihinde ise yine açık eksiltme usulü yıkardı ihalesi yapıldı. 4aylık bölgede 250 şermi olmak üzere yine toplam binmek var olduğu için yani çıkıldı. 21 haziran2018 tarihli vee Resmi Gazete Resmi Gazete yayınlanan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından 1200 megavat kurulu güce sahip olacak deniz üstü Rüzgar Enerji santrali'nin yıkılıyoruz yapıldı. Tabi bu arada şunu da ifade etmek gerekiyor Türkiye'nin karasal Rüzgar Enerji Santrali bakımından Daha doğrusu biraz tahsilinin çok yüksek olduğunu biliyoruz. Hatta yeni rakamlara göre yüzbinler 120 lira civarında olduğunu biliyoruz. Ama hey deniz üstünde ise çok önemli bir potansiyelimiz var. Fakat deniz üstü Rüzgar Enerji santrali'nin kurulumu idare biraz daha farklı ve son olarak Geldiğimiz noktada ise yine bir ye kalıyoruz su Geçtiğimiz günlerde 29mayıs 2021 bu yıka resmi çalışmalarının ilanı resmi gazetede yayınlandı. 75 ilde toplam mm megavat gücünde bağlantı kapasitesi tahsisi amacıyla Rüzgar enerjisine dayalı 42'ye yarışması düzenleyecek.

Burada ders konumuzu bitiriyoruz değerli katılımcılar, Rüzgar adam takipçileri. Ama şunları ifade etmekte fayda var. Türkiye'nin tüm yenilebilir enerji potansiyeli Rüzgar, Güneş, yoga xyo Termal, hidromiks eksi tükettiğimiz ile ilgili karşılayabilecek bir güce sahiptir. O yüzden hem bu sektörün gelişmesi adına, hem teknolojisinin gelişmesi adına, enerji bağımsızlığımız adına Rüzgar ederse daha fazla önem vermemiz gerektiğini düşünüyoruz. Diğerleri sıradan takipçi dir. Konumuzun sonuna gelmiş bulunmaktayız. Rüzgarla kalın, dostça kalın, hoşça kalın. Var mı?