📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

ESKİ MÜSİAD BAŞKANI NEDEN GÖZALTINA ALINDI ?

Özlem Gürses21:42

Transcription

Efendim, o geliyor, o zaman. Ekonomim Gazetesi İcra Kurulu Başkanı, ekonomist doktor Şeref Oğuz benimle birlikte. Şeref hocam, hoş geldiniz. Hasret kalmıştık birbirimize.

Hoş bulduk. Sağ ol. İyi yayınlar diliyorum. Ekonomi Gazetesi Yayın Kurulu Başkanıyım. İcra deyince...

Evet. Onu düzeltme yapayım. Şimdi onu da söyleyeyim. İcra kurulu deyince bu icra, icra lafı da beni, yani icraattan ziyade icraya verilmek gibi geliyor. Çünkü neden? Dün Kayseri'deydim. Eee, belki 100'e yakın hanımefendi, iş kadınıyla birlikteydim ve orada bir sürü insanla da konuştum. Herkes alacak tahsilinden, konkordatodan, icradan söz edince sen icra deyince ben de "Bir dakika, ne yaptım? Neyi icra, bir icraya mı verelim?" diye.

Tamam. Yayın, yayın kurulu olarak düzeltelim. Şimdi demiş ki bu Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası, "Türkiye, demiş, savaştan en çok etkilenecek ülkeler listesinde" demiş. 12 ülke eee sıralıyorlar. "Kara bulutlar oluşabilir Türkiye ekonomisinin üzerinde" diyorlar. Eee, çünkü niye? Enerji fiyatlarındaki patlama, turizm gelirlerindeki erime ve yabancı sermayenin kaçış riski. Külliyen yalan söylüyorlar, değil mi Şeref hocam?

Çok yalan. Çünkü eksik söyledikleri için yalan olduğunu söyleyebilirim. Şimdi eee, şöyle anlatayım. İran bu savaştan en fazla mağdur olan, değil mi? Bütün üst yönetimini kaybetti Özlem. Eee, bir sürü tesisini kaybetti. Sonra İran tuttu işte eee Dubai'ye, şuraya buraya saldırdı ve savaşı bakımı Ortadoğu'ya yaydı. Ama İran'dan sonra en büyük mağdur olan, en büyük zarar gören ülke Türkiye. Neden? Çünkü oradaki bütün o enerji maliyetleri olsun, bölgedeki ticaretimizi kaybettik. O olsun, artı aynı çerçevede enflasyona getireceği yük olsun. Bunları metrik olarak konuşmam gerekiyor. Bunların hesabını kitabını yaptık biz. Varilde, sadece varil hesabıyla yola çıkacağız ki yetmez. Sadece zararımız varilden değil. Varilde eee ki 100 dolarlıkta civarındaki bir varil, bizim 67 puan enflasyona kafadan getiriyor. 67 puan ilave, yani normal enflasyonumuzun 67 puan geliyor, getiriyor. 12 milyar dolar cari açığımıza bindiriyor. Bunun daha devam etmesi halinde cari açık 25-30 milyar dolar ilave yük ve enflasyona da 10 puan enflasyon olarak biniyor. Sadece eee petrolün varil, yani varil bombası şeyin bizim başımıza düştü diyebiliriz. Ama ikincisi, biz bölgeye 27 milyar dolarlık bir ticaret hacmimiz vardı. Orası kayboluyor. Üçüncü bir başka boyut, sermaye hareketleri noktasında turizme getirecekleri etki. Bölgeye mesela ne o iptaller vesaire söz konusu. Çünkü komşumuz İran savaşın bir parçası. Dördüncüsü, çok daha enteresan. Eee, biliyorsunuz, e, İran'da, eee, 35-40 milyon Türk var. Türk asıllı insanlar var. Yani Güney Azerbaycan dediğimiz yapıda bir sürü insan var. Onların bir olası kriz halinde, rejimle ilgili sıkıntı sürmesi halinde bizim sınırı aşmaya yönelik de 3,5-4 milyon ilave insan, Suriyelilerden farklı olarak İranlı'nın eee Türkiye'ye gelmesi hesap ediliyor ve bunun geleceği illere baktığımız zaman doğu illerimizden başlayarak, sadece orada kalmayacak. Bir sürü doğu Beyazıt'tan girecekler. Oradan dağılacaklar. TEPAV'ın raporunu okudum. Güven Sak yazmış. Son bir yıl içinde alacaklar. Yani bunu...

80 şirket kurmuşlar İranlılar Türkiye coğrafyasında.

Eee, tabii çok basit. Çünkü Türkiye bir bakıma etrafındaki batan ulusların gemileri, batan e ülkelerin filika, cankurtaran filikası gibi. Suriye'den gelenler bizim Arap, onlar değil mi? Suriyeliler ama bunlar bizim soydaşlarımız ve çok enteresan tarihi kültürel bağlarımız çerçevesiyle öyle kolay da gitmeleri söz konusu değil. Oradaki rejimin getirdiği dalgalanma ve savaşın İran'daki kırılmaları. Ben burada şunun üzerine durmak istiyorum. Enflasyonla ilgili olan tahminlerin eee yapma konusunda Merkez Bankamız eee tedavi konusunda bir şey yapmasa bile sonuçlarını tahmin etme konusunda inanılmaz çalışıyorlar. Yani biz sonuçları tartıştığımızdan sebepleri eee ortadan kaldıramıyoruz. Söyledikleri şu, enflasyona işte az önce söyledim, 67 puan gelecek ama bunları da biraz da kıpırdan yarım puan vesaire. Cumhurbaşkanı açıklama yapıyor, "Savaşın getirdiği olumsuzluklara karşı Türkiye vatandaşımız etkilenmeyecek" diyor. Nasıl olacak ben anlamıyorum. Daha şimdiden eee etkilenmiş durumda. Sipariş iptalleri bir yana, enerji yoğun sektörlerimizin her biri şu anda maliyet hesabı yapıyor. Zaten fiyatı tutturamıyordu. Yani...

Başımız beladaydı, Özlem. Şöyle başımız beladaydı. Biliyorsun Avrupa'nın yeşil eee mutabakat çerçevesinde bizi eee yeşille dövüyor olması. Sınırda karbon vergisi, onlar devrelere girdi. Öbür taraftan Hindistan'ın Avrupa Birliği ile yaptığı anlaşma çerçevesinde bambaşka bir dalganın Türkiye'ye gelecek olması. Zaten içeride maliyetler sebebiyle beraber söylüyorum. Makine sektörümüz %20 zararına ihracat yapıyor. Kuru tutuyoruz ya biz. Hani kuru niye tutuyoruz? Kuru tutmak için ödediğimiz bedel de biliyorsun yani inanılmaz. Hani bir sen bilir misin? Er Ryan'ı kurtarmak diye bir film vardı.

O bilmez mi?

Bir Amerikan filmi.

He. Cephe gerisinde kalmış bir eri kurtarmak için Amerika e bir PR çalışmasıydı. Eee, yüzlerce bölüğünü feda et, yüzlerce insanı feda etmişti. Biz de kuru tutmak adına Merkez Bankası'nın rezervlerinin biliyorsun 25-30 milyar civarında bir harcama oldu. Tam hesabını bilemiyoruz. Artı başka bir şey daha var. Eee, makine sektörünün %20, mobilya sektörü %12, tekstil sektörü %40-45 zararla ihracata ne kadar daha dayanacak bilmiyorum. Bugün İstanbul Sanayi Odası Başkanı Erdal Bahçevan bir kez daha bahsetti. "Buramıza geldik. Aynı hareketi Anadolu'da gör, can çekişiyor" diyor. Erdal, "Aynı hareketi Anadolu'da görmeye başladım. Ne yapıyorlar? Nasıl..."

Can çekişi özlemiş? Şu hareket, gelişme...

Can çekişi işte şu hareketi yapıyorlar Anadolu'da. "Nasıl gidiyor?" dedim. "Böyle" diyor. "Bir sonrasında suyun altında kalacağız." Peki buna karşı olarak hükümetin ekonomi yönetiminin geliştirdiği bir tedbir var mı? Hayır. Bu ekonomi yönetimi, "Ben vergimi toplarım, gerisine bakmam. Ben aynı şekilde eee ödemelerimi yaparım. E gerisine bakmam. Ben kendi teşviklerimi, zombi şirketlere kaynak aktarmaya devam ederim. En ufak kıl'ımı kıpırdatmam." Sanki hareketsiz kalarak bunu çözecekmiş gibi geliyor. Ve bu çerçevede ne oluyor? Pazar yangın yeri, biliyorsun. Yani fiyatları siz de eee görüyorsunuz.

Ya etin kilosu 22 dolar olur mu?

Savaşan ülkelerde bile 12-13 dolar kilosu.

Sadece et değil ki. Aynı zamanda yeşil meyve, sebze. Hani burası en verimli topraklar. Orada da uçmuş vaziyetteyiz. OECD'nin de bir raporu var. O da demiş ki, "Ortadoğu'daki verim enerji fiyatlarında artışa yol açacak ve tedarik zincirlerini eee aksatacak. Türkiye'de enflasyon o nedenle bu sene 26.7. 2027'de ancak 169 olabilir." TÜİK zaten yok. Eee, bütün şeyleri eee verileri revize etmiş. Bu arada işsizlik rakamlarını açıkladılar. O daha da bomba. İşsizlik rakamlarına baktığınız zaman işsizlik düşüyor ama o kadar tuhaf bir şey var ki o matematiği nasıl yapıyorlar ben anlamıyorum. Şimdi her sene nüfus artıyor, doğru mu Şeref hocam? Ve nüfusun artış oranına oranla eee iş gücüne katılım oranının da artması gerekiyor. İlginç bir şekilde Türkiye'de nüfus artıyor fakat iş gücüne katılım artmıyor. Ama buna rağmen TÜİK'imiz işsizliğin düştüğünü söylüyor. Bu nasıl bir bizim yani bize bu ortaokulda, lisede, üniversitede kalkülüs'te öğretilmeyen bir matematik. Bu farklı bir matematik galiba.

Şimdi bunu bir eee fıkrayla anlatayım. Üç domates yolda gidiyormuş. Biri önde, biri ortada, biri arkada. Öndeki domates demiş ki, "Benim önümde hiç domates yok. Arkamda iki domates var." Ortadaki domates demiş ki, "Benim önümde bir domates var. Arkamda bir domates var." Üçüncü domates de demiş ki, "Benim önümde iki domates var. Arkamda da iki domates var." Bu bir bilmece. Peki bu nasıl mümkün? Şöyle mümkün. Çünkü üçüncü domates yalan söylüyor. TÜİK yalan söylüyor diyemiyorum. Çünkü daha yeni mahkemeye verdiler. Bien domates böyle işler yapıyor. Bu üçüncü domatese dikkat edeceksin. Şöyle, bir kere tanımdan dolayı kaynaklanıyor. Şimdi Özlem Gürses işsiz mi, değil mi? Ben bunu nasıl eee tespit ediyorum? Son 4 haftada Özlem Gürses benden gelip iş istemediyse o işsiz değil. Çok enteresandır. İşsiz olan e insanlarımızın eee yarıdan fazlası iş aramaktan vazgeçen insanlar.

Biliyorum. Bir kere eee tanımdan kaynaklanıyor. İkincisi e başka bir şey. Bunun yetinmediğini anlayınca hani atıl iş gücü dedikleri rakam şu anda Türkiye'de her üç kişiden, her üç kişiden bir kişinin işi yok. Fakat TÜİK'i ben dinleyince, bununla ilgili olarak bakanlarımız da bu yalan verilere, 3. domates verilerini böyle açıklayınca ben de merak ediyorum. Ya işsizlere söyle. Birisi bana şöyle dedi, "Nasıl gidiyor?" "İşsizim abi" diyor ama "Galiba ben hissediyorum. İşim var da bana benim haberim yok. TÜİK benim işsiz olduğumu düşünmüyor" diyor. "Bana da haber verseydi iyiydi" diyor. "Yalnız diyor, işsizim ama işim varmış gibi davranıyor. Bir detay var, onu da çözersem diyorum, işsizim ama işsiz değilmişim ama bir de maaş vermeseler bana, ücret almadan eee bir de ücret alsam bunu sorun etmeyeceğim." Yani anlatmak istediğim, işsizlik rakamları tam bir maskaralığa dönüştü.

Evet. Gerçekten abi, çok doğru söylüyorsun. Nitekim baktığınız zaman da istatistiklere onu görüyoruz. Oysa ki eee yani eee zaten rakamlar ortada. Döviz mesela şimdi altının rallisini görüyoruz. Eee, işte efendim bugün mesela Merkez Bankası gördüğüm kadarıyla altını dövizle takas etmiş. Uğur Gürses yazıyor şöyle bir şey. Şunu da bana bir anlatırsanız çok memnun olurum. Merkez Bankası bayram öncesi e hafta 50 ton altını swap yaparak karşılığında borç almış, dolar borç almış gibi gözüküyor. Altın mevcudumuz 50 ton azalmış. Hatta bunun diğerini de eee ikincisini de pardon eee e ikinci tweetini de yazmış Uğur. Şöyle diyor: "Daha ayrıntılı bilgiye bakarsak eğer" diyor. Tablo şöyle diyor: "1 ve 20 Mart haftalarında 35 ton altın swap yapılmış, 21 ton kesin satış yapılmış. Biz bunu niye yaptık? Ne işe yaradı?"

Çünkü biz döviz tutturmayı kurtarmak adına yaptık. Çünkü Türkiye'deki dövizin fiyatını tutmaz ise bütün kriz algıları, Türkiye'nin yakın geçmişinde dolar üzerinden tetiklendiğinden dolayı o artmasın da ne olursa olsun noktasına geldi. İhracatçı mı ölmüş? Ölsün. Ben o rezervi yerine koyabilmek için hani biliyorsun 19 Mart'taki siyasi deprem geçen sene sebebiyle 65-70 milyar doları bozdurmak zorunda kalmıştı rezervlerden. Şimdi o rezervler hikayesinde daha önce altın toplayan Merkez Bankamız ki 650 ton civarında olduğunu bildiğimiz şey eee altının satmaya başlamış. Niye satmaya başlamış? Çünkü swap yaparak ancak rezervleri koruyabiliyor. Rezervi koruyamasa ne olur? Açıkçası yavaş yavaş döviz büfelerinin önünde hareketlilik başladı. Bu kadar tutulan döviz, bu kadar gayretle tutulan döviz bir yerden patlar mı bu? Şimdi hükümetin hesabından da biraz söz edeyim. Döviz, altınla ilgilenenlere belki bu anlamda bir eee tahmin olur. Bir kere altının ne olacağını söylemeyi bilmiyoruz. Altına ne olacağını tanrıdan başka kimse bilmez. Yani altınla oynayanlar da bilmez. 5.000 yıllık bir geçmişinde böyle bir altının bilinmezliği var. Ama gidişatı yönünde bir fikir verebilir. O da şu. Önümüzdeki dönemde savaş zamanlarında altın, savaştan önce gerilimlerde altın fiyatları artar. Çünkü altın aynı zamanda güvensizlik endeksidir. Hani yatırım araçları içerisinde güvenli liman derler ona. Ancak düştü. Biliyorsunuz 6.500 dolardan 4.100 dolarlara kadar inmiş olmasının altına ne oluyor? Savaş çıktığı zaman savaşın finansmanı için altın satmak zorundasınız. Merkez Bankası kuru tutmak adına bizde swap için altın satıyor. Ama şu anda savaşın tarafı olan ülkeler savaşın finansmanı için eee ellerindeki altınlardan satmak durumunda kalıyorlar. Ama şurası kısa vadede bu böyle iniş söz konusu. Elinde altın olanların altını çıkarmamalarını öneriyorum. Bu yatırım tavsiyesi olarak söylemiyorum. Yatını çıkarmayın. Çünkü altının gerilemesi daha önceki savaşta Körfez Savaşı'nda oldu. Daha önceki eee Ukrayna'da benzer bir gelişme yap. Böyle bir dalgalanıyor. Tekrar yukarı gidiyor. Orta vadede altının kafası yukarıya doğru gidecek. Çünkü gerilimin ortadan kalkması söz konusu değil. Türkiye'de ise altınla döviz beraber zikrediliyor. Bana soruyorlar genellikle Özlem. Diyorlar ki, "Altın mı, altın bozdurup döviz, döviz mi alayım ya da dövizi bozdurup altın..." Evet. Söylemek. Onlara şunu söyleyebiliriz. Altınla döviz aynı şey. 31.1 ons altının fiyatıdır. Eee, 4.500 dolar. Sen döviz alınca altını da almış oluyorsun. Altın da belirlem. Altın alınca da dövizi belirlemiş oluyorsun. Onlar birbirine yapışık kardeş gibi gidiyorlar. Bu anlamda zaten altının bu kadar geçici düşmesinden sebep eee dolar endeksinin de biraz yükselmiş olması. Ve bu arada başka bir şey daha söylemek istiyorum. Fiziki altın candır. Bunu dediğim için çok kızıyor bana ekonomi yönetimi. Yani yastık altı artmaya başladı. Ev tipi kasaların satışlarında rekorlar kırılıyor. Bankada bile tutmuyor altınını. Geliyor. Emin olduğu bir yerde evinde tutmak istiyor. Bu da şundan kaynaklanıyor. Bu belirsizliğin getirdiği sıkıntı sebebiyle sadece Merkez Bankası swap yapmıyor. Vatandaş da yavaş yavaş swap yapmak durumunda kalıyor. Geçim sıkıntısından kurtulmak için, ödemelerinden kurtulmak için. Bazı şirketler topladıkları altınları ödeyerek bazı ödemelerini yapıyorlar. Çünkü şu anda piyasada inanılmaz bir vadeler uzanmış durumda. 90 gün vade peşin sayılıyor sevgili Özlem.

Evet. Aynen öyle. İnanılmaz. 90 gün vade ne ki? 6 ayları falan duyuyorum ben. Bir yıllık...

Baz. Ha şimdi oraya gelecektim. Sen söyledin. Çok iyi de söyledin. Bazı sektörlerde ise 120-160 gün.

Nerede? 180 dediğin zaman da 180 birkaç tane var ama genellikle 120 arasında gidiyor. 90 günü ise peşin para sayıyorlar. Üzerine bir şey ilave etmiyor. Anlatmak istediğim bu şartlar savaşın getirdiği çerçevede sürdürülebilir değil. Maliyetlerin daha artacağı konusunda hesap kitap yapan insanlar çoğaldı. Bazıları ise hükümetin söylediklerine inanmaya devam ediyorlar. Ama şunu ben söyleyebilirim. Şu anda hükümetin gerek işsizlik konusunda TÜİK'in söyledikleri, Merkez Bankası'nın enflasyon konusunda söyledikleri ve ekonominin tepe yönetiminin eee alınacak tedbirlerinde söylediklerinin hepsini çöp diyebiliriz.

Neden?

Peki? 53 senedir bu işi yapıyorum. 53 senede aynı şeyleri söylüyorlar ama eyleme geçmeyen yapılar itibariyle herkesin şu anda kendini heç etme, güvene alma gibi döneme girdi. Vatandaş da buna dahil.

Ne yapsın insanlar? Serpil diyor ki, "Peki dolar değersizleştirme gibi bir şey yaparlar mı?" O kadar kolay değil herhalde.

Yok değil. O kadar kolay değil. Şunu söyleyebilirim. Enflasyon kıyısında yüzdürülecek. Elinden olduğu çerçevede, imkan olduğu çerçevede zıplatılmayacak. İhracatçıyı da bile hani biliyorsunuz onları bir ihracat primi, 3 liralık bir fark söz konusuydu. Seçime kadar götürecekler zaten. Seçim ekonomisi geliyor. İnanılmaz bir şekilde krediler açılacak, line'lar yeniden düzenlenecek. Emekliye %100 zam. Bakın %100 diyorum. Katlanacak. Neden? %50'si kaybettikleri yerel seçimin özrü ki o emekliyi biliyorsunuz dikkate almamışlardı. Defalarca konuştuk. %50'de gelsin yeniden bize versin konusunda bir prim. Asgari ücret önümüzdeki yıl yılda iki kere artırılması planlanıyor. Her şey sandık. Çünkü ufukta sandığın 2027 Kasım'ında söz konusu ve piyasalar açılacak. Ancak söylediğin soruya bağlayayım onu. Döviz o zamana kadar mümkün olduğunca imkanlar ölçüsünde kredi trade çerçevesinde olsun, işte neyim altın bozdurup oraya koymak çerçevesinde gidecekler. Fakat seçim bittiği gün, inşallah yine bunu da görürüz. Seçimin bittiği gün mazbataları dahi kazananlar almadan %35-40 devalüasyon geliyor.

Vay arkadaş ya senaryoya bak! Peki son sorum. Eee, dehşet bir şey ama yani görünen köyde kılavuz istemez. Bugün Ankara çok acayip bir operasyon yaşadı Şeref Bey. Gördünüz mü bilmiyorum. Çok önemli bir isim. Sabah saat 5 sıralarında evinden alındı, gözaltına götürüldü. Arkasından da eee, gözaltına alındığı dosyanın merkezi, yani savcılık merkezi İstanbul olduğu için Ankara'dan İstanbul'a sevk edildi. Sonrası ne oldu bilmiyoruz. Ekranda gördüğünüz kişi izleyicilerimiz tanımayabilir. Ben hatırlatayım ve sonra da sorumu sorayım. Son soru...

Ne üst düzey bir isme operasyonla uyandı. Gözaltına alınan kişi eski MÜSİAD başkanı ve AKP milletvekili Ali Bayramoğlu. Sermaye Piyasası Kurulu'nun SPK'nın geçen Ocak ayında yaptığı suç duyurusu üzerine Ankara'da 26 Mart günü düğmeye basıldı. Eski MÜSİAD başkanı ve AKP milletvekili Bayram Ali Bayramoğlu mali suçlarla mücadele şubesi ekiplerince gözaltına alındı. Soruşturmanın İstanbul'da yürütülmesi nedeniyle Bayramoğlu özel bir ekiple İstanbul'a götürüldü. SPK'nın 23 Aralık 2025 tarihli bülteninde Bayramoğlu'nun yetkilisi olduğu şirketlerin banka hesaplarını kullandırmak suretiyle izinsiz sermaye piyasası faaliyeti suçuna iştirak ettiği iddiasıyla suçlandığı duyurulmuştu. 1999 ila 2004 arasında MÜSİAD başkanlığı yapan Ali Bayramoğlu, 23. yasama döneminde de AKP'den milletvekilliği yapmıştı.

Bana çok ilginç geldi. Bu, yavaş yavaş eee, hani atom çekirdeğinden de parçaladı ya artık bilimi şeyi. AK Parti'de kendi çekirdeği de yavaş yavaş parçalanmaya, farklı sesler çıkmaya başladı. E bundan bir sene önceki MÜSİAD Başkanı, "Asgari ücrete %20'den daha fazla zam yaparsanız ülke batar" diyecekti. Yenisi ise şey demeye başlamıştı. Biraz daha cesaretli. "Bu insanlara eee biraz zam verelim, geçinemiyorlar." Aynı şekilde AK Parti'nin kendi kadroları ki MÜSİAD biliyorsunuz Müslüman Sanayiciler, İş Adamları diye bir söylüyor. Müstakil ama öyle kabul ediliyor. Oradan içinde muhalif sesler çıkıyor. Bayramoğlu ise bunun en sivrilerinden bir tanesi. Bu soruşturmanın altında herhangi bir şey yapması gerekmiyor. Nedir bu? İçeri alınıyor. Çeneni kapat. Biraz ayar vermek e noktasından içeri aldı. Büyük ihtimalle salınacak. Şu anda eee SPK ya da herhangi bir kamu kuruluşu herhangi bir bakkala girse kaşarın fiyatını da sorsa onun üzerinden bile aynı gerekçelerle ceza yazabilir. Ama bu da şu demektir. Çenenizi kapayın. Çok fazla konuşmaya başladınız. Giderek TÜSİAD gibi davranmaya başladınız. Sebebi de çok basit, basit. İster MÜSİAD üyesi olsun, TÜSİAD üyesi olsun, eee, ticaretle uğraşanlar basiretli olmak zorunda. Basiretli rakamlarla uğraştıkları zaman söylemlerden, hamasetten bıkıyorlar. Çünkü eee taşın altında eli var ve kaybediyor. Yani şu anda eee sesini sadece bana fısıltıyla çıkaran çok son derecede fazla hükümeti destekleyen, hükümetin zaten içerisinde yer almış bakan olarak olsun, hükümete yakın STK'larda yönetici olsun insan gelip diyor, "Şeref Bey, şunu da dile getir, bunu da dile getir. Sen niye getiremiyorsun? Ben getirirsem beni ya içeri alırlar ya da gelirler vergi müfettişleri şirketime bir sürü ceza yazarlar." Bu bu çerçevede bir iş. Yani siz çenenizi kapı kesin. Fazla da mırıldanmayın. Bir ayar olarak büyük ihtimalle bırakacaklar onu. Çünkü eee herkese gelebilir bu. Yani dediğim gibi bir büfeye bile Zeynep büfe de çift kasarlı tost alırken bile suç istiyor olabilirsin. Ben yeter ki kafaya seni içeri almak, seni tutuklamak kafaya koymayayım. O yüzden fazla ciddi alınacak bir durum değil.

Peki doktor Şeref Oğuz, Ekonomi Gazetesi Yayın Kurulu Başkanı. Düzelterek, çok hasret kalmıştık Şeref Hocaya. Bu vesileyle ekranda da olsa kavuşmuş olduk.

Görüşmek üzere diyorum.

Yüz yüze de kavuşalım. Hocam, bir gün geleyim yerinize. Biz şurada komşuyuz. Ben Beykoz'da, Kavacık'tasınız aslında. Bir gün yiyeceğim çaya çorbaya mutlaka.

Vallahi gel, çok mutlu oluruz. Seni ağırlamaktan gurur duyarız. Bekliyoruz.

Teşekkür ettim. Sağ olun. Saygılar, selamlar. Doktor Şeref Ozlu Böce uğurluyorum. Yeah.