Transcription
Arkadaşlar, eee bu dersimizde rüku kavramını kısaca anlatmaya çalışacağız. Bundan önce kıyamı anlatmıştık. Ki kıyam, rüku ve secde kavramları özellikle gerçek anlamlarından saptırılmakta, yorumlanmakta. Bu da mevzuyu tepe taklak etmekte ve Salat gibi dinin direği olan önemli bir kavramı namazla örtmektedir.
Bunun içindir ki daha sonra planladığım kıyam, rüku, secde kavramlarını anlatmayı öne aldım. Ki bundan sonra anlatacağım, eee, Salat'ı veya Salat'ı ikame etmeyi daha doğru ve daha daha iyi anlamak veya anlaşılması için.
İşte kıble kavramını, mescit kavramını da izah edip sonra Salat ve Salat'ı ikame etmeyi anlatmayı düşünüyorum.
E, şimdi, eee, rüku nedir? Rüku, kelime anlamı olarak eğilmek, alçalmak, iki büklüm olmak, tam bir teslimiyetle boyun eğmek. Rüku, bu Kur'an'ın indiği toplumda putlara tapmayı da sadece Allah'a boyun eğenlere, yani sadece Allah'a boyun eğmek anlamında anlaşılıyordu. Yani putlara tapmayı da sadece Allah'a boyun eğene, ki Siyer kaynaklarında hanifler olarak geçer, doğru veya yanlış bunlara raki denirdi. Yani putlara tapmayı sadece Allah'a tapan, Allah'ın dışında hiçbir şeye tapmayan raki denirdi.
Kur'an'da dikkat çekici bir durum vardır. Eee, rüku kavramı sadece Allah için kullanılır. Allah'tan başkasına rüku etmekten hiç bahsetmez. Zaten böyle bir şey söz konusu değildir. Mesela Kur'an'da Güneşe, Aya secde etmeyin der ya, işte Güneşe, Aya rüku etmeyin diye geçmez veya buna benzer kalıplarda şekillerde geçmez. Bunun nedeni de rüku'nun zaten sadece Allah'a yapıldığı, yani sadece Allah'a yapıldığından dolayı.
Yani az önce söylediğim Güneşe, Aya secde etmeyin ayeti Fussilet Suresi 37. ayet. Fakat rüku'nun geçtiği ayetlerde sadece Allah'a rüku etmek vardır. Çünkü rüku anlam olarak ilahlık ve rablik de Allah'ı birlemek ve gönülden boyun eğmek. Sadece Allah'ı ilahlık ve rablik, Allah'ı birlemek. Yani, eee, mesela "reka ilallah" yalnız Allah'a boyun eğdi, ilahlık da ve rablik de Allah'ı bireli de diyebiliriz.
Bu konuyu güncelleyecek olursak, din yalnız Allah'ındır. Kaynağı da yalnızca vahiydir. Ondan başka ilah, emrine uyulacak, sığınılacak, her şeyi bilen, doğru hüküm veren, yardım ve şefaat istenecek, bağışlayacak veya azap edecek, rızası gözetilecek, kaygının merkezinde olan, bizi yaratan, yaşatan, öldüren, tekrar diriltecek olan, rızıklandıran, övgüye layık yegane varlık olan, kusursuz olan, kendisine teslim olunması gereken tek otorite Allah'tır diyerek ilahlık, Allah'ı birlemek. Rablik, Allah'ı birlemek. Rab ne demek? Alemler Rabbi, alemleri yaratan, geliştiren, yaratmayı devamlı olarak tekrar eden, geliştiren, olgunlaştıran, eğiten, öğreten, büyüten. Biz rablik de Allah'ı birlem için ne yapmamız gerekiyor?
E, mesela Ali İmran Suresi 79, 80. ayete baktığımız zaman, Allah'ın kitabından alarak, Allah'ın öğretmenliğinde Allah'ın talebesi olarak kendimizi Allah'ın kitabına göre geliştirmeli ve Allah'ın kitabına göre yaşamalıyız. Tevbe Suresi 31. ayetteki eleştiri, işte bilginleri rab edinmek, yani hayatınıza bilginleri karıştırmak, bilginlerin yazdığı kitaplara, onların fetva ve yorumlarına göre hayatını şekillendirmek ne oluyor? Bilginleri rab edinmek oluyor.
Allah'a bağlılığı ortaya koymaktır rüku. Buyruklarına içtenlikle tabi olmak, yalnız Allah'a kulluk etmek, rablik ve ilahlık, Allah'ı birlemek, yalnız ona boyun eğmek, kulluk görevlerine özen göstermek, kulluğu içtenlikle yapmaktır rüku. Batıl olan her şeyden, yani Kur'an dışı, gönderdiği kitap dışı bütün kaynaklardan yüz çevirerek yönünü sadece Kur'an'a, dolayısıyla Allah'a sabitlemek, yalnız Allah'ın emir ve yasaklarına boyun eğmek, kitabı ile bilinçlenen şahsiyet olmaktır rüku.
Ali İmran 79'a olduğu gibi birazdan birkaç ayetle de örnek vereceğim. O zaman bu rüku kavramını tabii ki daha iyi anlayacaksınız. Öncelikle şunu bilmeliyiz, rüku fiziksel eğilme eylemi değildir. Rüku daha çok nedir? Zihinseldir. Ayetlere bakalım. Mesela Bakara Suresi 40. ayet ve devamı, yani eee 43. ayete kadarki bölümü okuyacağız ki burada dikkat çekici bir vurgu var. 43. ayette: "Ey İsrailoğulları, size bağışladığım nimetimi anımsayın. Bana verdiğiniz sözü tutun ki ben de size verdiğim sözü tutayım ve yalnızca kaygınız merkezinde ben olayım. Yanınızdaki tasdik edici olarak gönderdiğim, yani Kur'an'a inanıp güvenin. Ona kafirlik edenlerin, yani onu görmezden gelenlerin, onu örtüleyenlerin ilki olmayın. Ayetlerimi az bir değere değişmeyin ve bana karşı takvalı olun." Yani sınırlarıma uyun, vahyin, vahiy ile çizdiğim sınırlara uyun. Hakkı batılla karıştırıp bile bile hakkı gizlemeyin.
Şimdi Bakara 43. ayete dikkat edin: "Salatı ikame edin, zekatı verin ve rüku edenlerle birlikte rüku edin." Şimdi önce rüku'nun namazda eğilmek olduğunu, Salat'ın da namaz olduğunu varsayalım. Bakara 43'ü bu açıdan tekrar okuyorum: "Namazı kılın. Sonuçta namazda kıyam var, rüku var, secde var. Namazı kılın, zekatı verin ve rüku edenlerle birlikte rüku edin." Şimdi şu zaten namazda var. Öyleyse şöyle mi oluyor? Yani namazda bir rüku edin diyor Allah, sonra zekatı verin diyor, sonra bir daha rüku edenlerle birlikte rüku edin mi diyor? Yani mantıksız değil mi? Yani rüku zaten namazda var ama Allah ne diyor? Namazı kılın, zekatı verin, rüku edenlerle birlikte rüku edin mi diyor? Yani oradaki Salat namaz mı? Oturmuyor değil mi? Öyleyse nedir? Salat'ı ikame edin, yani cehalet ve yoksullukla mücadele edin, gerekli kurumları oluşturun, eğitim, öğretim ve toplumsal dayanışma kurumlarını daima ayakta tutun. Bunun için zekatı verin ve rüku edenlerle birlikte rüku edin. Yani ilahlık ve rablik, Allah'ı birleyenlerle birlikte hareket edin.
Size verdiğim emirleri... Bakın, rüku kavramını az daha açıyorum. İlahlık da ve rablik de Allah'ı nasıl birleriz? Dinimizde yapmamız gereken eylemler diyelim. Oruç tutuyoruz, zekat veriyoruz, değil mi? Veya birçok Hac yapıyoruz, mesela. Bunları ne yapmak? Ki birazdan geleceğim, özellikle Maide Suresi 55. ayette geldiğimde bunu daha iyi açacağım. Yapacağımız ibadetleri geleneğin, mezheplerin, cemaatlerin, tarikat külliyatlarıyla değil, Allah'ın Kur'an'da emrettiği şekilde yapmaktır rüku. Böyle yaparsak biz ilahlık ve rablik, Allah'ı birleyebiliriz.
Çünkü benzer vurgu Meryem Suresi 43. ayette de var: "Ey Meryem, Rabbine içtenlikle bağlan, secde et ve rüku edenlerle birlikte rüku et." Evet, bakın önce secde, sonra rüku. Ne demek istiyor rabbimiz bu Meryem Suresi 43. ayette? Ey Meryem, kaygının merkezinde yalnızca Allah olsun. Allah'a gönülden gelerek, içinden gelerek, yani münafıkça değil, gönülden, içinden gelerek kaygının merkezinde Allah olsun ve gönülden Allah'a boyun eğ. Onun ayetlerini, yasalarını kabul et, onun yasalarına teslim ol ve ilahlık ve rablik tek Allah'a boyun eğip yalnız onlara kulluk edenlerle birlikte hareket et. Sen de Allah'ı birle, kulluğa yaptığın eylemde Allah'ın istediği gibi hareket et, ibadetlerini Allah'ın kitabında gösterdiği gibi yap ve böylece ne yapmış ol? İlahlık ve rablik, Allah'ı birlemiş ol.
Şimdi geliyorum Maide Suresi 55. ayete. İlginç bir vurgu var: "Sizin veliniz ancak Allah, onun elçisi ve rüku halinde Salat'ı ikame edip zekatı veren müminlerdir." Bakın, rüku halinde Salat'ı ikame edip zekatı veren müminler. Şimdi bakalım, rüku namazda eğilmek. Eğer rüku halinde zekatı nasıl vereceksiniz? Öyle değil mi? İlginç değil mi? Yani rüku namazda eğilmek. Allah diyor ki müminleri tanımlarken, daha doğrusu müminlerin velilerini tanımlarken, "sizin veliniz ancak Allah ve onun resulü ve Salat'ı ikame edip zekatı yapan rüku halinde yapan müminlerdir" der. Nasıl vereceksiniz rüku halinde zekat? Yani namazda rüku, eğileceksin, ondan sonra para mı vereceksin, zekat mı vereceksin? Nasıl olacak? Zaten onu da uydurmuşlar. Bir gün bir meclise girdik, biri girmiş ve zekat istemiş. O ara Ali namaz kılıyormuş, rüku halimdeyken elini uzatmış, parmağındaki yüzüğü vermiş midir? Deyim.
Öncelikle mesela gelenekteki zekat tanımı nedir? İşte şu kadar gram altını olan vermek zorundadır, işte aile reisi verir, işte yılda bir kez verilir, işte kta bir oranında verilir gibi, değil mi? Geleneğin zekat tanımı. Peki Allah'ın zekat tanımı bu mudur? Değildir. Öyleyse böyle bir zekat yapmak veya böyle bir zekat vermek nedir? Rüku halinde zekat vermek değildir. Neden? Çünkü siz zekat eylemini yapıyorsunuz ama Allah'ın kitabında gösterildiği şekilde yapmıyorsunuz. Nedir rüku halinde zekat yapmak? Allah'ın kitabında tanımladığı gibi zekatı yerine getirmektir. Rüku halinde zekat yapmak. Çünkü siz zekatı Allah'ın Kur'an'da belirttiği gibi yaparsanız ilahlık ve rablik, Allah'ı birlem olur. Rüku halinde zekat yapmış olursunuz. Bunun dışında geleneğin tanımına göre zekat yaparsanız ne olur? Bu rüku halinde zekat olmaz. Ancak ne olur? Şirk halinde bir zekat olur bu. Anlatabiliyor muyum?
Maide 55'in dediği kısaca şudur: Sizin veliniz, yani yakınınız, koruyucunuz, yol göstericiniz, müttefikiniz Allah, onun resulü, yani mesajları ve rüku ederek, yani ilahlık ve rablik, Allah'ı birley, yalnızca Allah'a gönülden boyun eğerek, vahiyle etkileşimle, vahyin doğrultusunda eğitim, öğretim ve toplumsal dayanışmayı ayağa kaldırıp, yani dost doğru yapıp, arınmış bir bilinçle maddi manevi yardımı yapan, yani zekatı rüku halinde Allah'ın kitabında belirttiği gibi yapan müminlerdir.
Evet, yani oruç tutuyorsunuz mesela. Ne yapıyorsunuz? İşte oruç hakkında geliştirdiğiniz külliyat. Mesela kadınlar özel günlerinde oruç tutamaz. İşte keyfi oruç bozanın, bozanın cezası 61 gündür. Peki bu veriler Kur'an'da var mı? Yok. Öyleyse bu tuttuğunuz oruç rüku halindeki tuttuğunuz bir oruç değildir. Rüku halinde rüku ile oruç tutmak, yani ilahlıkta ve rablikte Allah'ı birley oruç tutmak nedir? Allah'ın kitabında tanımladığı şekildedir.
Mesela Hac görevi. Haccı yerine getireceksiniz. Rüku halinde Hac nasıl yerine getirilir? Allah'ın kitabında tanımladığı gibi yaparsanız bu rüku halinde bir ibadet olur. Peki bugünkü yapılan Hac? Kur'an'da şeytan taşlama var mı? Yok. Hacerül Esved bir taşı kutsamak, ona el sürmek var mı? Yok. Peki Kabe'nin etrafında yedi tur atmak var mı? Yok. Öyleyse bugün yapılan Hac Allah'ın bize Kur'an'da gösterdiği Hac değildir. Dolayısıyla nedir? Rüku halinde yapılan bir ibadet değildir. Bugün yapılan Hac ve ilahlık ve rablik, Allah'ı birlemek demektir. Çünkü ilahlık ve rablik, Allah'ı birlenmiş ibadet rüku halinde yapılmıyor.
Mürselat 48 ve 49: "Onlara rüku edin denildiği zaman rüku etmezler. İzin günü yalanlayanların vay haline." Bakın, yine bu ayette rüku yine tek başına geçiyor. Demek ki rüku tek başına bir kavram ve eylem. Demek ki namazın bir parçası değil. Yani onlara rüku edin denildiği zaman rüku etmezler. Kıyam etmezler, rüku etmezler, secde etmezler demiyor. Bakın, yani Salat namaz değildir. Ama yani namaz diyenler için söylüyorum. Salatı da anmıyor burada. Onlara rüku edin dendiği zaman rüku etmezler. Yani tek başına bir eylem rüku. Yani geleneğin iddia ettiği gibi kıyamlar, secdeyle veya tahiyyat oturuşuyla bir araya gelip namaz diye bir ritüeli oluşturulan namazın bir parçası olan bir eylem değil rüku. Tek başına bir eylem.
Etrafınıza bakın, ilahlık ve rablik, Allah'ı birleme aslında Allah'a birçok otoriteyi, yani mezhep, cemaat, tarikat, imam, şeyh, molla, alim, evliya, gavs, hadis külliyatları, ilmi haller, risaleler, mesneviler, mektubatlar, ölüler, türbeler, üfürükçüler, şefaatçiler vesaire birçok Allah'a ortak edenler namazla eğilerek rüku ettiğini zannediyor. Evet, tıpkı ayetin dediği gibi, onlara rüku edin, yani ilahlık da ve rablik de Allah'ı birley, Allah'a ortak koşmayın, gönülden yalnız ona boyun eğin dendiğinde ne yapıyorlar? İnkar ediyorlar, kafirlik ediyorlar, Allah'a ortak koşuyorlar. Tıpkı Zümer Suresi 45. ayetteki benzer bir vurgu: "Allah tek başına anıldığı zaman ahirete inanıp güvenmeyenler kalpleri burkulur. Onun yanı sıra başkası anıldığı zaman sevinip mutlu olurlar." Mümin Suresi 12 ve İsra Suresi 46. ayette de var. Yani Allah'ın tek başına anılmasından rahatsız olmak.
"La ilahe illallah" diyorsunuz. "Muhammed Resulullah" demeden mümin olamazsın diyor. Onu da ilişti. Allah'tan başka şefaatçi yoktur dediğimiz zaman ne diyorlar? Peygamberimiz de şefaatçi, sen peygamberimizi inkar mı ediyorsun? Allah'tan başka ilah yoktur, dinin tek kaynağı Kur'an'dır dediğimiz zaman sen hadisleri, sünnetleri inkar mı ediyorsun? Bakın, Allah'ın tek başına anılmasından rahatsız oluyorlar. Rüku etmiyorlar. İşte rüku budur. Allah'ı tek başına anmak, övgü ve yüceliği yalnız ona özgü kılmak, yalnız ona davet etmek, yalnız ona kulluk etmek, yalnız onun ayetlerine teslim olmak.
Ki Hac Suresi 77. ayet ne diyordu: "Ey inanıp güvenenler, rüku edin, rüku edin. İlahlık ve rablik de Allah'ı birley, secde edin, onun yasalarına gönülden teslim olun ve böylece rabbinize kul olun, başkalarına kul olmayın." Hud Suresi 1, 2. Zümer Suresi 2: "İlahlık ve rablik de Allah'ı birley, onun ayetlerine teslim olursanız, yalnızca onun ayetlerine teslim olursunuz. Böylece sadece rabbinize kulluk etmiş olursunuz. Hayır yapın ki umduğunu kavuşasınız."
Evet, az önce örnek vermiştim. Zümer 45, Mümin 12 ve İsra 46. Yine benzer Bakara Suresi 165. ayette var mesela: "İnsanlar Allah'ın yanı sıra başka varlıkları ona denk tutan ve onları Allah'ı sevdiği gibi sevenler vardır. İman edenlerin Allah'ı sevmeleri ise her türlü sevgiden daha üstündür." Allah deyip geçiyorsunuz. Muhammed deyip geçemiyorsun. Allah dediğiniz zaman sorun yok. Muhammed dediğiniz zaman, Muhammed senin babanın oğlu mu diyorlar? Şeyh deyip geçiyorsunuz, birçok isim takıyorlar. Gavs deyip geçiyorsunuz, efendi hazretleri, bilmem ne geçemiyorsun ama Allah deyip geçiyorsunuz. Ne demektir bu? Bir takım varlıkları, insanları Allah'ı sever gibi sevmek. Oysa rabbimiz ne buyurur? Müminlerin Allah sevgisi bambaşkadır. Ama müşriklerin Allah sevgisi bambaşka değildir. Çünkü Allah'ı sever gibi başkalarını da severler. Böylece zaten müşrik olurlar.
Hac Suresi 78: "Allah yolunda gerektiği gibi mücadele edin. O sizi seçti, dinde size zorluk yüklemedi. Bu atanız İbrahim'in inanç sistemi. O daha önce de şimdi de sizi Müslümanlar olarak isimlendirdi." Parantez açıyorum: "Öyleyse kendinize başka Sünni, Şii, Hanefi, Şafii, Maliki, Hanbeli, Caferi, İsmailî, Nurcu, Süleymancı, Nakşi, Halidi, Kadiri vesaire başka isimler aramayın. Allah'ın verdiği isimle yetinin. Resul size tanık olsun, siz de insanlara." Öyleyse Salat'ı ikame edin, zekatı verin, yani vahyin etkileşimiyle eğitim, öğretim ve toplumsal dayanışmayı ayağa kaldırın, dos doğru yapın ve arınmış bir bilinçle maddi manevi yardımı yapın ve Allah'a sımsıkı bağlanın. Aslında başka otoritelere, gruplara, insanlara bağlanmayın. Odur sizin Mevlanız. O ne güzel Mevla, ne güzel yardımcıdır.
Evet, rüku ilahlık ve rablik, Allah'ı birlemek ve yaptığı eylemleri, kulluk görevlerini yerine getirirken Allah'ın kitabın gösterdiği şekilde yapmak. Böylece Allah'ın kitabıyla hareket etmek, Allah'ın kitabıyla kendini geliştirmek, Allah'ın kitabıyla kendini olgunlaştırmak, Allah'ın kitabıyla kendini büyütmek ve Allah'ın ilkeleriyle hareket etmek. İlahlık da ve rablik, Allah'a gönülden boyun eğmektir rüku etmek.
Hepinizi Allah'a emanet ediyorum. Önümüzdeki secde kavramında görüşmek üzere.