📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

1980'Den Günümüze Türkiye'de Kur'an ve Tefsir Çalışmaları-Açılış Oturumu

SAÜ İlahiyat Fakültesi1:08:28

Transcription

Üniversitesi Rektör Yardımcım, Sayın Dekanım, Sayın İslami İlimler Vakfı temsilcileri, Sayın hocalarım, değerli katılımcılar. Hepinizi Allah'ın selamıyla selamlıyorum. Uzaktan yakından davetimizi kabul edip programımıza katılan, icabet eden bütün hocalarımıza ve katılımcılara teşekkür ediyor, hoş geldiniz diyorum.

Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi olarak Türkiye'de Kur'an ve tefsir çalışmaları üst başlığıyla bir çalıştay serisi planladık. Bu çalıştay serisinde Türkiye'deki tefsir ve Kur'an araştırmalarının farklı yönleriyle tespit edilmesi ve tartışılması amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda ilk çalıştayda 1880-1922 yılları arası, ikincisinde ise 1923-1980 yılları arası ele alındı. Bu iki çalıştayda sunulan tebliğ ve müzakerelerde kitap olarak yayınlandı.

Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ve İslami İlimler Araştırma Vakfı işbirliği ile düzenlenen bu çalıştayda ise Türkiye'nin çeşitli üniversitelerinde görev yapan, alanında uzman çok değerli hocalarımızın tebliğ ve müzakereleriyle 1980'den günümüze Türkiye'de Kur'an ve tefsir çalışmaları incelenecektir. Şimdiden programın herkes için hayırlı olmasını, verimli geçmesini Rabbimden diliyorum.

Çalıştayımızın oturumlarına geçmeden önce Kur'an tilavetini gerçekleştirmek üzere sözü Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim görevlisi Sayın İlyas Şanlı hocamıza veriyoruz. Buyurun hocam.

Euzubillahi mineşeytanir >> [boğazını temizler] >> Bismillahirrahmanirrahim. [müzik] Elem tera ennallahe enzele minessem maa feakra bihi >> [şarkı söyleme] >> mtan elwuha ve minel [şarkı söyleme] cibali cüdedun bun muhtelifun [müzik][şarkı söyleme] elwan >> [şarkı söyleme] >> waminanasi wadda [şarkı söyleme] mhtelifun >> [şarkı söyleme] [boğazını temizler] >> innama yaksallahe min ibadiil ulem [şarkı söyleme] innallahe [şarkı söyleme] G innellezine yetlûe kitaballahi veam ve enfuquu [şarkı söyleme] Ve enfeku mimma razqnahum sirra veeten yarcûen [şarkı söyleme] len >> [şarkı söyleme] >> liyvehumurah [şarkı söyleme] ve yezidhum min fadlih innehu [şarkı söyleme] gfur >> [şarkı söyleme] [boğazını temizler][kahkaha] >> Vellezi [şarkı söyleme] evyna ilyel kitabi hüvel hakk musaddi lima beyne yede >> [şarkı söyleme] >> Innallahe biadihi leirun basir. [şarkı söyleme] kitalladinefeyna [şarkı söyleme] min ibadina [şarkı söyleme] feminh zalimun [şarkı söyleme] lfsih ve minhum [şarkı söyleme] mtid ومنهم [şarkı söyleme] سابق بالخير [şarkı söyleme] فضlenn [boğazını temizler] Cannatü adnin yedûe [şarkı söyleme] yuhalluna fiha minir [şarkı söyleme] dhehabin [şarkı söyleme] ve lua ve libasuhum [şarkı söyleme] fiha Veulhamdülillahilladziel [şarkı söyleme] haz inne rabbana gfurun >> [şarkı söyleme] >> Ahena dar [şarkı söyleme] muqameti min fadlih la yemessuna fiha yessuna [şarkı söyleme] fiha sadekallahulim elfatiha >> [boğazını temizler] >>

Bu güzel Kur'an tilavetinden dolayı hocamıza teşekkür ediyoruz. Şimdi açılış konuşmalarını yapmak üzere çalıştayımızın düzenleme kurulu başkanı Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı öğretim üyesi Sayın Doçent Doktor Bayram Demircilik'e sözü veriyorum. Buyurun hocam.

Bismillahirrahmanirrahim. Innelhamdelillah [boğazını temizler] vessalatü vesselamü ala resulillah. Saygıdeğer 29 Mayıs Üniversitesi Rektör Yardımcımız İlyas Hocamız, kıymetli Sakarya İlahiyat Fakültesi Dekanımız, değerli hocalarımız, muhterem hazırun ve kıymetli öğrenciler. Hepinizi hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun. Hepimizce de malumdur ki Türkiye artık İslami ilimler alanında da kabuğunu yırttı ve yaklaşık yarım asırlık tecrübesinde İslami ilimler alanında çok geniş bir külliyat meydana gelmeye başladı. Ve bu aynı zamanda belli bir seviyeye de ulaştı. Akademik birikim oluştu. Çok ciddi bir birikim oluştu. İslam dünyası içerisinde de seçkin bir yere sahip olduğunu görüyoruz. Yaptığımız bazı karşılaştırmalarda da muhtemelen sizler de aynı kanaati paylaşacaksınız. Gerçekten ülkemizde bu son zamanlarda çok ciddi bir birikim oluştuğu yani yarım asırlık tecrübesinde özellikle tabii bütün bu birikimin bir muhasebesinin yapılması ve bunların masaya yatırılıp değerlendirilmesi ihtiyacı da hasıl oldu. İşte bu duygu, düşünce ve inançla arkadaşlarla konuştuğumuzda ilk ikisini yaptığımız çalıştayın bir devamı olarak yapmış olduğumuz bu çalışmada 1980'den günümüze kadar gelen süreçte yapılmış olan çalışmaları şöyle bir revize etmek, gözden geçirmek, değerlendirmeye tabi tutmak ve bunun üzerine neler yapılabileceğini değerlendirmek, ele almak üzere toplanmış bulunuyoruz. Toplantımız şimdiden hayırlara vesile olsun. Cenabı Hak bereketini, lütfunu bizlere ihsan eylesin. Efendim bu iki gün boyunca tabii eee konu pek çok yönüyle ele alınmaya çalışılacak. Tabii iki gün malumunuz çok yeterli bir süre değil ama yine de eee epeyce bir şey verecektir. Eee bize fikir verecektir. Çok ciddi bir fikir verecektir. Yani tefsir ilminin mahiyeti, metodolojik yönü ve bu bağlamda tarihsel yönü ve bütün bunlar üzerine yapılmış olan çalışmalar, eee Kur'an araştırmaları, mushaf araştırmaları bir de Kur'an'ın yorumu üzerine ortaya çıkmış olan ekolleşmeler, tartışmalar. Eee, işte bu bağlamda başlıklar tespit ettik. 14 ayrı tebliğle inşallah bu iki gün boyunca huzurlarınızda bunlar tartışılacak, müzakere edilecek ve umarım ki çok güzel neticelere bağlanacaktır.

Tabii bu süreç içerisinde eee çok değerli katkıları olan efendim hocalarımızı kurum ve kuruluşları da zikretmemek eee hakşinaslık olmaz. Eee başta Sayın Dekanımız Profesör Doktor Hasan Beyden hocamıza ben çok teşekkür ediyorum. Çünkü her dakika, her an eee bu organizenin başarıyla yürütülmesi için bize destek verdi. Maddi manevi eee yine ISAV yetkilileri buradalar. Kendileri şu anda hazırlar. Onlara da çok teşekkür ediyorum. Çok olumlu ve yapıcı bir tutum içerisinde oldular. Hakikaten eee diyaloglarımız çok eee olumlu yönde seyretti. eee onlara da hasseten teşekkür etmek istiyorum. Yine bu programın organize edilmesinde tabii Sakarya Büyükşehir Belediyesi'nin de çok ciddi bir katkısı var. Eee ona da onlara da hasaten teşekkür etmek istiyorum. Ama asıl teşekkürü eee burada bulunup davetimizi kırmayarak buraya kadar gelen bu tebliğleri hazırlayan, müzakereleriyle katkı verecek olan hocalarımıza eee bildirmek, söylemek istiyorum. Çünkü eee belki de programımızın asıl gücü buradan kaynaklanıyor. Eee fikir gücü, eee ilim gücü. Rabbim inşallah hayırla neticelendirmeyi nasip eylesin. Eee bu vesileyle tekrar hepinize şükranlarımı arz ediyorum. Programımızın yeniden hayırlı, bereketli, güzel bir şekilde geçmesini eee diliyorum. Eee bu arada tabii şunu da söylemeden tamamlamak istemiyorum. Eee lütfen katkılarınızı esirgemeyiniz. Eee burada yapılacak olan konuşmalar sadece konuşulup dağıllacak konular değildir malumunuz zaten. Eee o bakımdan bunları özellikle istirham ediyorum. Eee hayırlı, verimli, bereketli bir çalışma olacağını da düşünüyorum. Hepinize saygılarımı, sevgilerimi arz ediyorum.

Hocamıza konuşmalarından dolayı teşekkür ediyoruz. Şimdi selamlama konuşmalarını yapmak üzere sözü Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Sayın Profesör Doktor Hasan Meydan hocamıza veriyoruz. Buyurun hocam.

Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi rabbil alemin. Vessalatü vesselamü ala resulina Muhammedin el emin. Kıymetli 29 Mayıs Üniversitesi Rektör Yardımcısı, değerli hocalarım, sevgili öğrenciler, çok kıymetli konuklar, tebliğciler, dinleyiciler. Hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum. Fakültemiz ve ISAV işbirliğinde düzenlenen 1980'den günümüze Türkiye'de Tefsir Çalışmaları Tartışmalı ilmi toplantısına ve fakültemize hoş geldiniz. Eee, bugüne kadar ISAV'la, eee, 10 ya da 11 çalışma. Dör tanesi sahabe konulu, iki tanesi tabiin konulu, eee, 4 ya da 5 tanesi orada eee, fukahanın ihtilafı var anladığımız kadarıyla. Onda da rahmet vardır. Onu çözeceğiz inşallah. O eee ihtilafı dör ya da be tane de fıkıh konulu eee tartışmalı ilmi toplantı düzenlenmiş 2013 yılından bu yana. Hamdolsun bu çok büyük bir bereket. Bir fakülte ve bir araştırma vakfının 11 tane 12 tane eee program böyle kapsamlı bir programı düzenlemesi büyük bir bereket, büyük bir rahmettir diye değerlendiriyorum. Ve bu işbirliğinde gerçekten çok eee güzel işler çıkaran, çok iyi bir uyum sergileyen, bizleri çok yönlü destekleyen İslam Araştırmaları Vakfına, Mütevelli Heyetine ve tüm ekibine, çalışanlarına şimdiden şükranlarımı arz ediyorum. Eee, [homurdanır] teşekkür fasını belki biraz sona bırakarak, eee, birkaç şey ifade etmek isterim. Dekanlık titrimizden dolayı belki malumunuz yükseköğretim ya da daha özelde ifade etmek gerekirse yüksek din öğretimi temelde üç ana amaca, üç ana hedefe hizmet etmek üzere var olmuştur. Birincisi eğitim, ikincisi araştırma, üçüncüsü de toplumsal katkı üretmek üzere varızdır. Biz Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi olarak bu üç temel hedefi, üç temel amacı birbiriyle bütünleşik bir şekilde ve özellikle bunların hepsini nitelikli eğitim, nitelikli araştırma ve nitelikli toplumsal katkı sıfatıyla [boğazını temizler] birlikte değerlendiriyoruz. Öyle ki eğitimi nitelikli hale getirebilmek için eğitim öğretim süreçlerimizi bağımsız değerlendirme, akreditasyon ve özellikle eğitimi toplumun güncel meseleleri ile birlikte ele alarak öğrencilerimizin sadece kuramsal, teorik, tarihsel bilgiyle doldurulması değil. O kuramsal, teorik, tarihsel bilginin bugünün insanının, bugünün gencinin, bugünün ebeveyninin problemlerine, meselelerine çözüm üretecek şekilde öğrenilmesini çok önemsiyoruz. Bu nedenle daha önceki dekanımız Ahmet Bostancı hocamızın döneminde akreditasyon çalışmalarında Türkiye'de ilk akreditasyonu alan fakülte olmamız eğitim süreçlerimizin bağımsız değerlendirilmesi açısından çok kıymetli bir göstergedir ve yine daha sonraki dönemde de bunu en yüksek puanlarla uzatan fakülte olmamız da bunun en önemli göstergelerinden bir tanesidir. Aynı şekilde biz eğitimi özellikle toplumsal katkıyla bütünleştirmeyi çok önemsiyoruz demiştim. Biz TÜBİTAK öğrenci projelerinde Türkiye'de daha önceki dönemlerde birincilikler elde etmiştik pek çok defa ve şimdiki önümüzdeki dönemlerde de yine kota sınırlamalarına rağmen o alanda en çok çalışma yapan fakültelerden bir tanesi olma gayreti içerisindeyiz. Öğrencilerimizin derslerde, eğitim öğretim süreçlerinde proje yaparak, öğrendiklerini projeye dönüştürerek, Milli Eğitimle ilgili bir proje, Diyanetle ilgili bir proje, Gençlik Spor Bakanlığı ile ilgili bir projeye dönüştürerek öğrenmesini ve güncellemesini önemsiyoruz. Nitekim hemen hafta içerisinde eee Çarşamba günü, önümüzdeki hafta Çarşamba günü de bununla ilgili öğrenci sempozyumumuz var. Ama sadece ve sadece eee proje temelli araştırmalardan üretilmiş öğrencilerimizin proje temelli sadece bizim öğrencilerimizde değil Türkiye'nin farklı ilahiyatlarındaki öğrencilerin proje temelli üretmiş oldukları tebliğlerin sunulacağı ve aynı zamanda da katılımcılara eee başta 22.09 09 olmak üzere 1002 gibi, 2214 gibi, 2219 gibi öğrenci projelerinin hazırlanışı ve yürütülüşü hakkında deneyim paylaşımının yapılacağı yine çalıştayımız, sempozyumumuz var. Hafta içerisinde de bunu çok önemsiyoruz dedim. Bir diğer husus özellikle toplumsal katkıyı çok önemsiyoruz. Çünkü bizim ilahiyat alanının bilgisi, uğraş alanı, malzemesi büyük oranda teorik ve tarihsel süreçte üretilmiş bir muhtesebata dayanıyor. Bunu bugünün insanının idrakine eee yaklaştırabilmek için ilahiyat fakültelerinin toplumdan kopmaması, kurumlardan kopmaması, kurumlarla işbirliklerini derinleştirmesi ve toplumun meselelerine kulak açması gerekiyor. En önemli meselelerimizden bir tanesi bugün toplumun din, inanç, ahlak, etik ki bunları dar çerçevede düşünmüyorum ben. Milli Eğitimimize eğer şiddetle ilgili, akran zorbalığı ile ilgili, ailemizde aile bütünlüğü ile ilgili, ailenin devamıyla ilgili problemlerimiz varken ilahiyat fakülteleri bu meselelere kendi perspektifinden, Kur'an perspektifinden bir şeyler söyleyebilecek çalışmalara odaklanırsa eğer o zaman gerçek misyonlarını, vizyonlarını yerine getirmişlerdir düşüncesindeyiz ve bütün çalışmalarımızı bu doğrultuda yapılandırmaya çalışıyoruz. Bunun için de özellikle [boğazını temizler] proje temelli araştırma ve yayını sürekli vurguluyoruz. Bütün hocalarımızdan sürekli istirhamımız bu. Belki biraz bıktıracak kadar da vurguluyor olabiliriz ama ya bir makale yazacaksak, bir kitap yazacaksak mutlaka onu bir projeye dönüştürmelisiniz diyoruz. Projeye dönüştürmek demek bugünün toplumuyla, bugünün kurumlarıyla, bugünün insanıyla bir şekilde bir problem üzerinden onu yapılandırmak demek ve çıktıları itibariyle bugünün toplumuna, bugünün insanına ne vereceğine dair daha baştan öngörülerde bulunarak o çalışmayı planlamak ve yapmak demek. O yüzden bunu çok önemsiyoruz ve sadece bizim ilahiyatımızın değil Türkiye'deki tüm ilahiyatların bu doğrultuda bir mesafe alması gerektiğini düşünüyoruz. Ki o nedenle 2023 yılında daha eee yine fakültemizde özellikle Doğu Marmara Kalkınma Ajansı ile birlikte bir proje kapsamında ilahiyat alanında toplumsal sermayeyi güçlendirecek projeler hazırlama eğitimi düzenlemiştik. Hamdolsun zaten son zamanlardaki eee almış olduğumuz proje alanındaki mesafelerin de başlangıcı bir yönüyle orasıdır. O yüzden bunu çokça önemsiyoruz. Eee ve toplumsal katkı zaten nitelikli eğitimle, nitelikli araştırmayla otomatik olarak geliyor. Yani yükseköğretimin üç amacından bahsetmiştim. Nitelikli eğitim verdiğinizde, nitelikli araştırma yaptığınızda zaten yani toplumu gözeten araştırma yaptığınızda toplumsal katkı kendiliğinden gelmeye başlıyor. Ben bu doğrultuda eee büyük bir sinerji içerisinde benimle birlikte, bizimle birlikte çalışan tüm hocalarıma, öğrencilerime özellikle şükranlarımı arz ediyorum. İnşallah ilahiyat fakülteleri, eee, ilahiyat fakültelerinde üretilen bilgiler bu anlamda gerçekten toplumun gerçek meselelerine parmak basan meseleler olur. Bu anlamda ben bugünkü tartışmalı ilmi toplantının konusunu da çok önemsiyorum. Çünkü 1980'den günümüze tefsir çalışmaları demek gerçekten biz son 45 yılda ne yapmışız? Bunun bir öz eleştirisi, bir öz değerlendirmesini yapmak demek. Ve bu anlamda da belki yönümüzü, yolumuzu, istikametimizi daha doğru belirleme noktasında bize burası çok önemli eee perspektifler sunacaktır diye değerlendiriyorum. Sözü çok fazla uzatmadan ben eee tartışmalı ilmi toplantının düzenlenmesinde emeği geçen tefsir anabilim Dalı hocalarımızın tamamına, başta anabilim dalı başkanımız ve koordinasyonu üstlenen Bayram Demirciil hocamıza, düzenlemede emeği geçen yine öğrencilerimize şükranlarımı arz ediyorum. Az önce de başta belirttim. eee ISAV olmasaydı bu toplantı gerçekten tertip edilemezdi. Geçmişten bu yana düzenlemiş olduğumuz tüm toplantılar gibi bu güzel, verimli, bereketli toplantının da inşallah düzenlenmesine katkısından dolayı ISAV'ın tüm ilmi heyetine ve düzenleme kurulunda yer alan herkese, tüm çalışanlarına şükranlarımı arz ediyorum. Yine bu toplantının düzenlenmesinde Sakarya Büyükşehir Belediyesi katkıda bulundu. Bayram Demirci hocam da ifade etti. Kendilerine şükranlarımı arz ediyorum. Üniversite rektörlüğümüze katkılarından dolayı eee teşekkürlerimi arz ediyorum. Ve toplantının eee Milli Şair Mehmet Akif Ersoy'un dizeleriyle ifade ettiği gibi ve konuşmamın içeriğinde de büyük Oranda'da vurgulamaya çalıştığım gibi doğrudan doğruya Kur'an'dan alıp ilhamı asrın idrakine söyletmeli İslam'ı temennisindeki eee o temenniye eee büyük bir katkı sunmasını ben de temenni ederek konuşmalarımı sonlandırıyorum. Selametle. [alkış]

Hocamıza konuşmalarından dolayı teşekkür ediyoruz. Şimdi selamlama eee konuşmalarını yapmak üzere sözü 29 Mayıs Üniversitesi Rektör Yardımcısı Sayın Profesör Doktor İlyas Çelebi'ye veriyorum. Buyurun hocam.

>> [boğazını temizler] >> Sayın dekanlarım, değerli hocalarım ve çok kıymetli dinleyiciler. Eee, hepinizi İslami İlimler Araştırma Vakfı adına Allah'ın selamıyla selamlıyor ve bu güzel toplantımıza hoş geldiniz diyorum. Eee, İslami İlimler eee Araştırma Vakfı 1975 yılında eee Profesör Doktor Ali Özek rahmetli Ali Özbek hocamız halen vakıf başkanlığımızı yürüten Profesör Doktor Salih Tuğu hocamız ve o dönem onlara eee gönülleriyle, bilgileriyle ve maddi yardımlarıyla katkıda bulunan eee fedakar insanların efendim gayretleriyle kurulmuş bir vakıf. Şimdi bizim bu toplantımızın süreciyle İslami İlimler Araştırma Vakfının kuruluş süreci biraz üst üste geliyor, tetabuk ediyor. Yani eee 50 yılı aşkın süredir eee faaliyet gösteren bir vakfımız. Eee, şimdi elhamdülillah sadece bir tefsir alanında yüzlerce hocamızla toplantılar yapma imkanımız, fırsatımız var. Bizim eee hocalarımız işte rahmetli Ali Özek hocamız ilk vakfı kurdukları zaman eee anlatırdı. Sağa bakıyoruz, sola bakıyoruz. Yani akademik olarak İslami alanda unvanı olan bir [boğazını temizler] kişi yok ki davet edelim. Gel bize bir konferans ver, bir toplantı düzenleyelim. Böyle çok kısır bir eee ortamda faaliyete, hizmete başladıklarını ifade ediyordu. Ama elhamdülillah bugün geldiğimiz nokta gerçekten çok mutlu edici, sevindirici bir eee noktayı ifade ediyor. Eee, İslami İlimler Araştırma Vakfı ta kuruluşundan itibaren çalışmalarında birinci derecede kendisine partner olarak ilahiyat fakültelerini seçmiştir. Onun için de bu akademik ilmi toplantılar dendiği zaman ilahiyat fakülteleriyle beraber onlara elinden gelen desteği sağlayarak yapmak istiyor ve belki Türkiye'de eee çok nadir görülen bir husus bu toplantılarda akademik sorumluluğu tümüyle fakültelerimize, hocalarımıza bırakıyor. Yani vakıf olarak bizim hocalarımızın yapacağı çalışmalarda, hakikat araştırmalarında, hakikat onları nereye götürürse vakıf olarak biz peşeyle onu kabul ediyoruz. Yani önceden eee birtım eee böyle ön kavramlarla eee kimseye dikte ettiğimiz bir husus yok. Eee, ilahiyat fakültelerimiz öncüdür. Biz de onların hizmetkarıyız, destekçisiyiz. Evet. Bunun ifade edilmesinde yarar var. Eee, vakfımız eee bu geç geride bıraktığımız 50 yıl içinde 130 adet eee sempozyum veya çalıştay tarzında toplantı düzenlenmiş bulunuyor. Yani özelliği şu, yapılan çalışmaların e kalıcı olması için muhakkak onların kisaba bürünmesini istiyor ve bu nedenle de bütün toplantıları kitap haline getiriyor. Eee, bu güne kadar da bu tarz kitap haline getirilen 150 adet eee çalışma var. Vakfın kitap haline getirdiği %50 adet eee ürün var. Eee, dolayısıyla ta 1975'te, 76'da, eee, yapılan bir eee, çalışma bugün rahatlıkla araştırmacılar tarafından eee, o gün neler konuşuluyordu efendim? Neler tartışılıyordu? Belki Türkiye'deki ilmi gelişmeyi de takip etme bakımından çok değerli ürünler olarak karşımıza çıkıyor. Eee, eee, Sayın eee, dekanımız ifade etti. Sadece eee Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ile eee yaptığımız çalışmalar zannediyorum bununla beraber 12'ye 11 ve evet 11'e çıkıyor. Bu hoş bir şey. Yani bir fakülteyle bir vakıf 11 toplantı yapıyor ve aralarında hiçbir sıkıntı yok, problem yok. Mutlu bir şekilde eee hizmet üretiyorlar. Bu gerçekten imrenilecek bir şey. Hoş bir şey. Yani Cenabı Hak'tan bu birlikteliğimizin, bu güzel havamızın ilerleme devam etmesini de temenni ediyoruz. Eee, yine bu 2026 yılında vakfımız 7 tane farklı toplantıya imza atıyor. Geçtiğimiz Nisan ayında eee, siyer kaynakları diye bir toplantımız oldu. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde bu yapıldı. E, bugün tefsirle ilgili bir toplantımız var. Pazartesi Nevşehir pardon Muş Alparslan Üniversitesinde bu eleştiri kültürü ile ilgili bir eee sempozyum olacak. Ona destek veriyoruz. Bu önümüzdeki cumartesi Nevşehir'de Bektaşilikle ilgili yine bir toplantımız olacak. Eylül ayında inşallah Erzurum'da Atatürk Üniversitesi'nde eee bu halk ozanlarının eee dini temalarını esas alan bir toplantımız olacak. Ekim ayında Balıkesir Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ile eee dijital verilerin İslam hukukunda kullanımı ile ilgili bir eee toplantı olacak. Eee, Aralık ayında eee 29 Mayıs Üniversitesinde eee Cumhuriyet döneminde İslam düşüncesinin gelişim seyri başlıklı bir eee çalıştayımız olacak ve böyle 2026 yılını da dolu dolu geçiriyoruz. Eee, vakfımızın tabii bu eee ilmi toplantıları yanında daha başka toplantıları da eee çalışmaları da var. Bunlardan birisi e ders okutuluyor. Eee, tefsir hocalarımızı ilgilendiriler. Ali Özek hocamızın başlattığı Keşaf okumaları 29 Mayıs Üniversitesinde. Ondan sonra da devam etti ve Murat Sülün hocamız Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakta tefsir hocası. O keşşafı zannediyorum ki bitirdiler. E hatırladığım kadarıyla. Eee, Keşaf okumaları yapıldı. Yine Kadı Beyzavi okumaları yaptılar. Tefsir alanıyla ilgili. Hadiste yine eee hadis derslerimiz sürekli devam ediyor. İslam hukukunda eee eee şu anda Mehmet Erdoğan hoca usul dersleri okutuyor. Eee, efendim kelamda daha önce ben bir müddet dersler okudum. Ve böylece hem eee online hem de yüz yüze yani hibrit tarzda bu derslerde devam ediyor. Eee, bir de öğrenci bursları da veriyor vakfımız. O yönden de özellikle lisans üstü öğrencileri eee bir kaderili imkan eee desteklemek için elinden geleni yapıyor. Bu hususta da eee gayret sarf ediyor. Söylediğim gibi bütün bu hizmetleri eee üretirken, yaparken eee Türkiye'de gerek Diyanet İşleri Başkanlığı, gerek ilahiyat fakülteleri dini hayatın lokomotifidir bunlar. Bizlere düşen e vazife yani bu lokomotifin hızlı bir şekilde hedefine varabilmesi için elimizden gelen katkıyı, hizmeti onlara sunmak inşallah. Cenabı Hak bu gayretlerimizde bizlere muvaffakiyetler nasip eder. Vakıf hakkında kısaca bu bilgileri verdikten sonra eğer tefsir hocalarımızın şey müsamahasıyla bugünkü toplantıyla ilgili de birkaç cümle söyleyeceğim ama bu vakıf adına değil de diyelim dışarıdan birisinin isterseniz gazel okuma deyin ama eee en azından duygularımı ifade etmek istiyorum. Şimdi tefsir ilmi dolayısıyla Kur'an-ı Kerim aslında İslami ilimlerin merkezinde yer alır. Şimdi birisi Kur'an-ı Kerim'i anlamaya çalışır. Birisi onun hukukunu anlamaya çalışır. Bu, birisi onun inanç eee esaslarını anlamaya çalışır. Birisi onun estetiğini anlamaya çalışır. Birisi onun eğitim tarzını anlamaya çalışır. Ama baktığınız zaman bütün İslami ilimlerin merkezinde Kur'an-ı Kerim yer alıyor. Bir defa bunu bizim İslami ilimler olarak hepimizin kavraması gerekir. Yani bunu şunun için ifade etmek istiyorum. Eee, ilahiyat fakültelerinde ihtisaslaşma sonuçta böyle eee eee kristalleşmiş grup farklı alanların oluşmasına neden oldu. Zaman zaman mesela esprili de olsa hocalardan duyuyorum. Diyor ki sizin tefsir böyle. Öteki diyor ki sizin hadiste böyle. Biri belki diyor ki sizin kelamda böyle. Bu bir felaket. Yani tıpta bu problem olmayabilir. Yani tıpta mideci ayrı olabilir, böbrekçi ayrı olabilir, ne bileyim eee kalpçe ayrı olabilir ama dini hayatta bu olamaz. Belki bazı arkadaşlarımızın haberi var. Ben eee iki yıldır bu Sadrü Seri'nın tadil ulumunu eee okuyoruz online olarak grup halinde. Eee, ahlak konusunu okurken son kısımda şöyle bir şey eee ortaya koydu. Eee dedi ki diyor ki eee İslami ilimlerden biri kendi sınırının sonuna geldiği anda emaneti diğerine teslim eder. Yani şöyle diyeyim. Eee mesela akait akait olarak başlayıp akait olarak bitmez diyor. Akait olarak başlar ama bitirmeden eee amele ameli hayata sonuçlarını ona devredir. Fıkıh o da kendi sonuçlarını ahlaka devreder. Bu nedenle İslami ilimlerin her biri kendi kendine bir ait alan vardır ama üstte bir noktada rıza-ı baride Allah'ın emrine uymada hepsi dikey olarak orada birleşirler. Onun için buna diyor ayrı ayrı dini ilimler değil derinlikli e bir eee eee alanlaşma tarzında bir ifade kullanmak lazım diyor. Ve aynen şöyle diyor. O derinliği kaybederseniz mesela ahlakın düşünün ki eee dikey ilişkisini kopardınız. Ahlak Ahmed'i Mehmet'le ilişkisi. Bunun İslam ahlakı ile alakası kalmaz. Ahmet'in Mehmet'le ilişkisi Allah'la irtibatlı olduğu anda İslam ahlakı olur. Allah rızasını gözettiğiniz anda İslam ahlakı olur. Veya amelin, yaptığımız bir amelin eee efendim eee niyeti ki o da Cenabı Hakk'ın rızasıdır. Niyeti varsa o amel bir makbuliyet ifade eder. Niyet yoksa o zaman innemal amal bin niyat dememek gerekiyor. Dolayısıyla eee şimdi yani bunların hepsi geliyor Kur'an-ı Kerim'de toplanıyor. Kur'an-ı Kerim'de merkezleşiyor. Eee, [müzik] eee, o zaman yani Kur'an-ı Kerim'in bütün dini ilimlerin merkezinde yer alması. Biz 80'li yıllarda şöyle bir tartışma yapmıştık. Belki hocalarımız bunu şey yapmazlar. Eee, tefsir dersi her anabilim dalının dersi olmalıdır. Böyle bir şey yapılmıştı. O zaman 80'li yılların ilk başında eee eee şeyle İslam hukukuyla kelam bir bölüm eee tefsir, hadis bir bölümdü. Böyle bir bölüm var. Bölümleme vardı. Hocalar şey yap tartışırken dediler ki ya ne yapıyoruz yani adamı fakih yapacağız, mütekellim yapacağız ama Kur'an nasıl anlaşılır? Kur'an ayetleri hangi metodolojiye göre anlaşılır? Bunları ona öğretmeden diyeceğiz ki hadi sen hüküm ver. Eee, efendim kelam yap. Eee, böyle bir eee hararetli tartışmalar oldu. Yani ben de o tartışmaların eee içinde bulundum. Sonra iş geldi. Akademik şeyi nasıl olacak bunun? Yani tefsir her anabilim dalının dersi olursa o zaman eee eee tefsir doçentliği, tefsir profesörlüğü nasıl olacak? Fıkhın içinde doçent mi olacak gibi böyle bir tartışma. Sonra dediler ki bu sıkıntı oluşturacak vazgeçtiler. Ama mütekellimlerin, fakihlerin tefsire ihtiyacı ortadan kalkmadı. Yani o ihtiyaç devam ediyor. Şimdi tefsir hocalarımız zaman belki bunu eee ifade ediyorlar. Eee, yani Kur'an-ı Kerim'i anlamanın bir usulü, bir metodolojisi var. Eğer bu usul ve metodolojiye uymazsanız batınilik ortaya çıkıyor. Şimdi, eee, bir taraftan bütün İslami ilimler Kur'an-ı Kerim'i kendilerine kaynak kabul edecek ama bir taraftan onu anlamanın usul ve esaslarını bilmeyecekler. Bu bu gerçekten eee şey yapılabilir, kabul edilebilir bir şey değil. Evet. [boğazını temizler] Evet. Yani bu nedenle ben duygumu ifade ediyorum. Bütün şeyler ana bililimdarları bizim tefsir demeliler. Sizin tefsir değil, bizim tefsir demeliler. Bir bunu ifade etmek istiyorum. İkinci husus ifade etmek istediğim biraz uzattım ama yani kusuruma bakmayın. Duygularımı ifade etmek için belki uzadı. Tefsir Anabilim Dalı bana göre dinamik bir ilim dalıdır. Y bundan kastım eee şu eee tabii ki her ilmin bir tarihçesi var, tarihi var, tarihte yazılmış kaynakları var. Ama bizim için esas olan günümüz müfessirlerinin yapmış olduğu veya yapması gereken tefsirlerdir. Niye? Çünkü işte hepimiz biliyoruz. Her müfessir kendi döneminin bilgi birikimini kullanarak tefsir yapıyor. Evet. E burada biraz eee acaba eee biz tefsiri tarihi ağırlığıyla mı okutuyoruz? Öyle bir şeyim var, endişem var yani bağışlarsanız. Öyle bir endişem var. E bir de bu bunu eee ifade etmek eee istedim. Eee, üçüncü bir konuyla sözlerimi bitirmek istiyorum. Şimdi bizim geleneksel alim tipi aslında İslami ilimlerin tümünü kendinde toplayan insan tipidir. Yani şimdi günümüzde bakıyorum böyle diyorlar ki alim başkadır, akademisyen başkadır falan. Biraz buna biz de zemin hazırladık gibi. Yani bir ilahiyat eee hocası olarak e bütüne hakim olma yerine tek bir alana eee efendim hakim olunca akademisyen haline geldik. Bütün İslami ilimlere hakim olunca tabii ki bir müfessirin o nosyonu ile eee fıkıh konusunda da kelam konusunda da ahlak konusunda da tasavvuf konusunda da bir şeyler söylemesi tabiidir. Ama o söylediği şeyi bugün bizim yaptığımız gibi bir müfessir kimliğiyle değil, bir alim kimliğiyle söylüyor. E şimdi günümüzde maalesef bu şeyi daralttık ama işlevimizi daraltmadık. Nasıl daraltmadık? Yani akademisyen kimliğiyle, alim kimliğiyle yapacağı işleri yapıyor. Yani işte Kur'an'da iman amel ilişkisi böyle bir tez yani. Yani bence bir bir tefsir çalışması değil bu. Ha bir tefsirci yapabilir mi? Yapar ama tefsir kimliğiyle değil. Bir alim kimliğiyle yapabilir. Ben bilmiyorum 10-15 yıl önceydi Erzurum'da bir şey olmuştu da bu konulu tefsirle ilgili bir tebliği sunmuştum. Orada da şey yaptım. Bilerek veya bilmeyerek konulu tefsir tefsir alanından biraz uzaklaşıp diğer bu sistematik İslami ilimlere doğru kayıyor diye öyle bir endişemi ifade etmiştim. Yani yaptığımız çalışmalarda bence bu hususlara bu noktalara eee dikkat eee etmemizde yarar var. Çünkü fıkıh ve kelam Kur'an'ı ana kaynak alırlar ama sadece Kur'an değildir onların kaynağı. Hadis var, örf var, şu var, bu var. Bütün bunların mecmu olarak derler ki bunun İslam'daki hükmü şu olmalıdır. Halbuki tefsir hocası sadece bir problemin Kur'an'daki hükmü nedir? Ona Kur'an'daki hükmü tek başına şeyi oluşturmaz. İslami görüş oluşturmaz. Yani bunun uygulaması var, bunun maslahatı var, makası var, ihtiyacı var. Şuyu var, buyu var yani. Evet. Ve son temennim de tefsir hocalarımızın dile daha fazla ağırlık vermeleri. Ben bugünler bu Beyazizade Ahmet Efendi'nin işaretül meramını yine grup halinde okuyoruz. Eee, gördüğüm şey şu. Medrese bütün İslami ilimlerde dile, dil tahlillerine, semantiye, bunlara çok önem veriyor ve bize göre bu işin lokomotifi de tefsircilerimizin elinde. Buna daha fazla önem verilmesi gerektiği kanaatindeyim. İnşallah yakında bir ik ay içinde bu tefsiratül edillein tercümesi çıkacak. Yani ben şöyle 20-30 tane eee şey tespiti yaptım. Yani tamamen dili delil kullanarak akait ve kelam konularını nasıl ispat ediyor? Şey yapıyor. Eee, Ebul Mueshefi. Yani buradan da dilin, eee, yani medresede alet kabul edilmesi, bir nevi dini ilim kabul edilmesinin de çok yerinde olduğu ortaya çıkıyor. Evet, çok uzattım. Özür diliyorum. Son bir şey vereyim. Eee, hani müjde diyelim. Eee, şimdi biz evet 50 yıldır çok çalışma yaptık ama aslında çok mesafe kaydetmemiz lazım. Daha geçen hafta yaşadığımız bir şey, eee, İslam Eserleri Müzesinde yeni bir Kur'an nüsası bulunmuş. Bunu eee eee İslam eee nedir o? Yazma Eserler Daire Başkanlığı eee haber verdi bizim Tayyar Altukas hocamıza. Şimdi yapılan karbon testinde bu Kur'an-ı Kerim'in ilk yüzyıla ait olduğu tespit ediliyor. Yani 610'la diyelim 699 yılları arasında yazılmış bir nüsa olarak gözüküyor. Karbon testi bunu gösteriyor. Eğer yani bir hata yoksa bu karbon testinde bugüne kadar yeryüzünde tespit edilen nüsaların en eskisi. Ama bu İstanbul'da bizim kütüphanelerimizde duruyor ve bugüne kadar farkında değiliz. Yani ne kadar daha fazla çalışmamız gerektiğini belki ifade bakımından bu örnek bile yeterlidir. Eee, yani onun için eee tefsir hocalarımıza Cenabı Hak'tan gayret, başarı, muvaffakiyetler diliyorum. Allah yardımcıları olsun. Allah nüfuzlarını arttırsın. Eee, ve inşallah daha nice böyle başarılı toplantılarda bir arada bulunuruz. Son söz olarak eee dekanlığımıza, İlahiyat Fakültesi Dekanlığına çok teşekkür ediyorum. Böyle güzel bir toplantıyı tertip ettiler. Vakıf olarak bizim de buradan sevap kazanmamıza vesile oldular. Onun için kendilerine teşekkür ediyorum. Zikredildiği gibi Sakarya Belediyesi'nin bu hususlarda çok desteği oluyor. Onlara da çok teşekkür ediyorum ve bütün tefsir hocalarımıza bu iki günlük eee toplantı esnasında başarılar diliyorum. Allah muvaffak etsin. Eee, başarılarla dolu günler temenni ediyorum. Teşekkür ederim. [alkış]

Hocamıza konuşmalarından dolayı teşekkür ediyoruz. Normalde bir 15 dakikalık bir çay aramız gözüküyordu. Fakat e program akışına sadık kalmak için eee şimdi birinci oturuma geçiyoruz. Birinci oturumu eee gerçekleştirmek üzere oturum başkanı Sakarya Üniversitesi Silahat Fakültesi öğretim üyesi Profesör Doktor Muhammet Aydın hocamızı kürsüye davet ediyoruz. Buyurun hocam.

[boğazını temizler] >> [kahkaha] >> Eee, önce ben misafirleri, teblieri davet edeyim. Ondan sonra bir iki kelamla girişmiş girişmiş oluruz inşallah konumuza. Eee, önce 1inci tebliğ sahibi değerli hocamız Profesör Doktor İsmail Çalışkan hocamızı davet ediyoruz. İkinci tebli sahibi e konu başlığında söyleyeyim Türkiye'de akademik tefsir çalışmalarında özgünlük meselesi. Profesör Doktor Selim Türcan hocamız. Tabii ki hocamızın tebliğe Türkiye'de tefsir çalışmalarında panoramik bir bakış. Hocam gelecek >> Nerede? Yolda mı? >> Yok burada. >> Ha tamam. 3ün tebriz sahibi eee Mustafa, Profesör Doktor Mustafa Karagöz hocamız. Tebriği başlığı da Türkiye'de tefsir çalışmalarında terminoloji, literatür ve tekrar sorunu. Hocamız burada mı? Mustafa K. >> Evet. >> [boğazını temizler] >> Hoş geldin >> Hocam. Tem birden mi çağıracaksın? Bir daha güzel bir çağıralım. >> Nasıl isterseniz müzakere bir müzakereciler de çağır baş müzakerecil çağırayım mı yoksa sonradan mı? >> Hocam bir tebliği bir müzakere bittikten sonra >> Öyle mi yapalım? Müzakereciyi alalım ondan sonra. >> Evet >> O zaman şöyle devam ediyoruz. Birinci tebliğ sahibi bize müzakereci hocamız Profesör Doktor Gökhan Atmaca. Ondan sonra devam ederiz. Daha iyi olur. Tamam. Şimdi eee muhterem hazurun, kıymetli misafirler tabii ki e burada sözlerimize başlamadan önce eee Allah'a hamdediyoruz, peygambere salat ve selam ediyoruz. Cenabı Allah eee bizleri muvaffak eylesin diyorum. Şurada çünkü bir şey daha var da onu bulmak istiyorum tam bir anda. Evet. Allah Allah. Kuvvete illa billah. >> [boğazını temizler] [boğazını temizler] >> Şimdi tabii ki ben çok vakit almamak için sistematik gideyim diye bazı şeyleri böyle not alarak hatta her kelimemi de eee kayyidül ilme bil kitabe var bundan e dememek için böyle yolu tercih ediyorum. Değerli hadurun, kıymetli misafirler, sözlerime başlamadan önce sizleri Allah'ın en güzel selamıyla selamlıyorum. Esselamüaleyküm ve rahmetullahi ve berekatü. Hamt insanlığın cehaletin insanlığı cehaletin karanlığından vahyin aydınlığına çıkarmak üzere Kur'an-ı Kerim'i indiren, onu anlamayı, açıklamayı ve çağlar boyunca gelecek nesillere aktarmayı ilim ehline nasip ederek kitabının nurunu her devirde diri ve yol gösterici kılan yüce Allah'a hamd olsun. Salat ve selam Kur'an'ı insanlığa en güzel şekilde tebliğ eden, onu sözleriyle, fiilleriyle, yaşayışıyla açıklayan Hazreti Muhammed Mustafa'ya, onun Aline, ashabına ve kıyamete kadar Allah'ın kitabını öğrenen, öğreten, tefsir eden ve onun mesajını insanlığa ulaştırmak için gayret gösteren bütün ilim ehlinin üzerine olsun. Şimdi müsaade ederseniz çalıştayımızın ana başlığı olan 1980 yılından günümüze günümüz Türkiye'sine Türkiye'sinde Kur'an ve tefsir çalışmalarının belli bir açıdan bakıldığında eee klasik İslam ilim geleneğinde önemli bir yer işgal ettiğini söylemek isterim. Hatta İslam literatüründe tabakat müfessir anlayışının modern dönemdeki bir uzantısı olarak değerlendirebileceğini burada ifade etmek istiyorum. Zira tabakatül müfessirin literatürü müfessirlerin hayatlarını, eserlerini, ilmi şahsiyetlerini ve tefsir tarihindeki yerlerini kayıt altına alarak alanın hafızasını oluşturmayı amaçlamışlardır. Bir de tabakatül müfessirin yani müfessirlerin tabakaları diyelim Kur'an ilimlerinin tamamlayıcı ve yardımcı dallarından biri olarak kabul edilir. Her ne kadar bütün ulumül eserlerinde müstakil bir başlık altında eli ele alınmamış olsa da müfessirlerin hayatlarını yaşadıkları dönemleri hocalarını ilmi yöntemlerini ve eserlerini tanımaya amaçlayan önemli bir alandır. Bu ilim sayesinde tefsirin tarihi gelişimi, farklı ekoller ve ilmi yönelimler daha sağlıklı bir şekilde anlaşılmış olacaktır. Nitekim Zerkeşi ve Suyuti ulumu Kur'an kitaplarında Burhan'da itkanda bu konuya temas etmiştir. Hatta Suyuti müstakil olarak Tabakül Müfessirin diye bir kitapta telif etmiştir. Dolayısıyla Tabakatül Müfessirin ilmi Kur'an ve tefsir araştırmalarında büyük önem taşır. Çünkü bu ilim müfessirlerin ilmi konumlarını tanımaya, tefsir görüşlerini değerlendirmeye, tarihi süreç içindeki etkileşimleri anlamaya ve tefsir ekollerinin gelişimini takip etmeye imkan sağlayacaktır. Bugün gerçekleştirilen bu çalıştayımız da 1980 sonrası olarak Türkiye'de son 45 yılda Kur'an ve tefsir alanında ortaya konulan akademik birikimi yöntemsel yönelimleri, kurumsal gelişmeleri ve ilmi katkıları topluca değerlendirmek suretiyle çağdaş dönemin ilmi hafızasını inşa etmek yönünde son derece anlamlı bir işlev üstlenmektedir. Bu yönüyle geçmişte müfessirleri ve eserlerini kayda geçiren tabakat geleneğinin günümüzde araştırmaları, eğilimleri ve ilmi üretimi konu edinen daha geniş kapsamlı ve modern bir tezahürüyile karşı karşıya olduğumuzu burada söylemek isterim. Konuyu daha iyi kavrayabilmek ve bugünkü çalıştayımızın ilmi çerçevesini daha sağlıklı değerlendirebilmemiz için şu soruyu sormak mümkündür. Bugünkü çalıştayımızın ana teması tabakül müfessirin geleneğiyle hangi yollardan ilişkilendirilebilir? Bu ilişkiyi üç noktandan kurabiliriz. Şahıs bir şahıs tabakalarından ilim ve yöntem tabakalarına bir geçiş oldu. Eskiden tabaka aynı dönemde yaşayan müfessirleri konu edinirdi. Bugün ise tabaka aynı dönemde ortaya çıkan ilmi anlayışları ve yaklaşımları genel anda konu edilmektedir. Mesela Türkiye'de 1980 sonrası akademik tefsir çalışmaları, halka dönük yapılan tefsirler, karşılaştırmalı ve çağdaş yorumlar bu ve benzeri şeyler aslında yeni bir tür tabakadır. 1980 sonrası dönemi yeni bir tabaka olarak görmek mümkün. Y bu dönem mesela Türkiye'de ilahiyat fakültelerinin güçlenmesi, akademik üretimin artması, modern yöntemlerin tefsire dahil olması gibi özelliklerle bu dönem öne çıkıyor. Bu yüzden bu dönem kendisine has özellikleri olan bağımsız bir tefsir tabakasıdır. Bu tabakada hem devamlılık hem de değişim var. Bu dönem klasik tefsir geleneğinin devamıdır ama aynı zamanda da yöntem, dil ve konu yaklaşımı açısından da farklılaşık farklılaşılık arz etmektedir. Farklılık arz etmektedir. Şimdi bu yaklaşımın ne gibi faydaları olabilir? Yani böyle konuya yaklaşırsak ne elde ederiz? Tabakat müfessirinle ilişki kurdurursak ne istifade ederiz? Bir tefsirin gelişimini anlamak. Rivayet, dirayet bir de çağdaş yorum çizgisini aynı anda görme imkanı buluruz. Türkiye'ye özgü tefsir anlayışını keşfederiz. Mesela bir Osmanlı mirası, modern akademik yapı, güncel meselelere yaklaşım. Eee, ya bunların hepsi bize bu konuda ışık tutar. Günümüz tefsir ilmi üretimini değerlendirme şansını buluruz. Gelenekle bağ ne kadar güçlü, yeni katkılar neler? İşte bu çalıştayımız ve benzeri yapılan bu tür çalışmalar kesinlikle teşvik edilmeli hatta çok güçlü şekilde desteklenmelidir. Ondan dolayı da başta İlas hocamız burada