Transcription
Saltık Gazi Destanı. Saltıname 13. yüzyıl alperenlerinden Saltık Gazi'nin hayatını, savaşlarını anlatan Anadolu Türk destanlarındandır.
Eser Fatih Sultan Mehmet'in isteği üzerine 1474-1481 yılları arasında Ebul Hayr Rumi tarafından derlenmiştir. Destanın ayrıntılı bir nüshası İstanbul Topkapı Sarayı Müzesi kütüphanesi sergilenmektedir.
Aşağıdaki okuyacağınız bölümde Saltık Gazi'nin Nil Nehrinin kaynağını bulmak için çıktığı seferler anlatılmaktadır.
Saltık Gazi'nin Mısır Seferi ve Nil Nehrinin kaynağını bulmaya gidişi.
Saltık Gazi, "Ya bu Nil Nehri ne yerden gelir bilir misin?" diye sordu. O kişi bu Nil nehrinin haberini İskender'den başka kimse bilemedi. O da Cebelül Kamere vardı. Hakimlerin hikmeti ve kuvvetiyle cebelin dedikleri dağları gemilerle geçti. Şimdiki zamanda kimse o dağ arasından geçmez. Bu suyun dalgasından ve korkusundan gidilmez. Çetin dağlardır ve hem de rüzgardan gidilmez. Yel adamı yabana atar. Oraya gece gündüz gitsen 7 ayda varılmaz. Oradan ötesinde ne olduğunu Allah bilir." dedi.
Saltık Gazi, "Ben oraları görmek ve seyretmek istiyorum." dedi.
Saltık, "Bu sevdaları bırak. Kendini tehlikeye atma." dedi.
Saltık, "Bana dua etmeyi unutmayın. Tanrı yardımcı olur." dedi.
Gemiyi hazırladılar. 10 kişiyle girip gittiler. Said vilayetini seyrettiler. Şehir şehir takip ettiler. Berber ilini geçip cebel-i kebir eriştiler. Üç kulesi vardır. Nil onun bir yanından geçerdi. Oradan da geçip beriye-i Habeş'e girdiler. 10 gün gittiler. Habeşistan mülküne çıktılar. Habeş padişahı saltığın geldiğini öğrendi. Karşılayıp hürmet etti. Yemekler getirip ziyafetler verdi. Saltık orada birkaç gün dinlendi. Sonra Meli'ye veda edip geri gemiye bindi. 4 ay sefer etti. Sonunda zengib iklimine yetiştiler. Gördüler ki Müslümanlar gelip sudan çıktılar. Karşılayıp bezirgan mısınız? dediler. Saltık, "Yok, bezirgan değiliz. Gelen saltıktır." dedi.
Zengibar halkı varıp varıp beylerine bildirdiler. "Ya Melik, Rumdan saltık derler. Bir pehlivan geldi." dediler. Zengibar melikinin adı Simbat Zengiydi. Hışma gelip, "Benim diyarımda saltık ne yapar?" dedi. Hemen şuursuz bir gazapla gürzünü eline aldı, sürdü. Deniz kenarına geldi. Atını suya tepti, kayıya kastedip nara attı.
Saltık, "Ya Simbat, ben buraya seninle harp ve cen etmeye gelmedim. Kerem eyle, beni incitme. Huzursuzluk çıkarma." dedi.
Simbat, "Sen değil misin Rum'da bunca işler eden?" diye bağırdı.
Saltık gördü ki susmakla olmayacak bir herifir. Hemen kartal gibi sıçradı, gemiden dışarı çıktı. Simbata'a kılıç vurdu. Saltık bir kere gök gürlemesi gibi nara atıp, "Benim Saltık." dedi. Hz. Saltık 72 türlü dili Allah Teala faziletiyle yazardı ve okurdu. sayfaları ve kitapları bilirdi. Habeş diline de hakim idi. Su gibi bilirdi. Şedat aklını başına toplayıp saltığa, "Ya Saltık, bizim günahımızı bağışla." dedi. Saltık Şeddat'ı orada babası Simbad'ın yerine bey yaptı. Sonra gemiye binip Nile yürümeye devam ettiler. Bir diyara daha eriştiler.
Saltık Gazi'nin Nil nehrinin kaynağını bulması.
Saltık baktı. Bir de ne görsün? Orada bir sahra ve onun ortasında güzel bir şehir. Çevresi bağ ve bostan. Lale, menekşe, sümbül ve reyhanın her çeşidi. Güller açılmış, çayır ve çimen. Güzel bir yer. O şehrin bir tarafında bir dağ. Taşı inciye benzer. Onun dibinden Nil suyu çıkar, göğe fışkırır. Bir minare boyu yukarı çıkıp geri yere dökülür. Sonra şehri dolaşır. Çıktığı yerden 40 adım ileride batıp gider. Sonra varır, o dağın dibinden 12 yerden çıkar imiş. O şehrin insanları 40 adım yerden girerler, çıkarlar. Onlara yol olmuş. Saltık onu görünce hayran oldu. Durdu. O kavim saltığı gördü. El sallayıp çağırdılar. "Gel meclis kurup eğlenelim. Dünya geçer. Bir huzur edelim." dediler. Saltık mutlu olup ihtiyari kalmadı. Oraya yöneldi. Giderken karşıdan ansızın bir bulut gibi nesne geldi. Saltığı bürüdü. Birazdan gözünü açtı. Kendisini o dağın kenarında gördü. Dağın eteğine yakın yerde karşısında birkaç kişi durmakta. Saltık onlara, "Kimsiniz?" diye sordu. Onlar Saltığ'a, "Saltık, biz periyiz. Üstümüze dev ordusu geldi. Bizimle cenk ettiler. Onlardan 400 dev yukarı dağa çıkmışlar. Sizler üçünü öldürmüşsünüz. Birkaçı geldi, devlere haber verdi. Sandılar ki onun için geldiniz. Çok korktular. Geri casus saldılar. Görün gelirse hazır olalım." dediler. Biz onu duyduk. Vardık sizi aldık. Buraya getirdik. Kereme ile Saltık. Bize yardım et. Bizim beyimizin adına melikname derler. İki kardeşi var. Biri şatır ve birine bazır derler. Dediler.
Saltık perilerden bu sözü işitince, "Yürüyün Melih'in yanına gidelim." dedi. Saltığın altına bir at çektiler. Biraz gidince Saltık bir sahrada kalabalık bir ordu gördü. Saltık ordudan tarafa yürüdü. Bir süre sonra yanına yaklaştı. Ne kadar peri varsa hepsi geldi. Saltıkla görüştüler. Saltığın elini öptüler. Mutluluk içinde saltığı çadıra getirdiler. Yedirdiler, içirdiler. O gece yattılar. Sabah olunca kalktılar. Saf saf olup davullar dövdüler. Sancaklar dikip meydan açtılar. Saltık meydana çıktı. Girip gösteri yaptı. Yüksek sesle çağırıp, "Bu ettiğiniz işi benim anlamadığımı mı sandınız? Gelip Müslümana yardım etmeyelim mi?" dedi. Devler saltıktan korktular. Kaçıp gitmeyi düşündüler. Ona telkin ettiler. İman getirip yalvardılar. Saltık onları azat etti. Varıp kaf mülküne gitti.
Hz. Hızır yetişti. Saltığ'a selam verdi. Ya Saltık, nereye gitmek istiyorsun? Bana söyle. Dedi Saltık. Bu şehir nedir ve bu kavim kimlerdir ki huzur ve rahata, zevk ve safaya boğulmuşlardır? Gidip görmek, onlara karışmak istiyorum. Yoksa cennet bu mudur? dedi.
Hz. Hızır, "Ya Saltık, bunlar insandır. Bu şehre cavidan" derler. Bu akan su nildir. Buradan çıkar. Bunlar kıyamete değin ölmezler. Yiyip içerler. Huzur ve rahattadırlar. Giysileri kirlenmez, libasları ağaçlarda biter. Bunun vasfı kabil değildir." dedi.
Saltık, "Bunlar bu hali neden buldular?" deyince Hz. Hızır, "Ya Saltık, Tanrı bunlara kamil bir peygamber gönderdi. Ona iman getirdiler. İstediler ki kıyamete kadar huzurla geçineler. Hak Teala kabul edip bağışladı. İşte huzur ederler." dedi.
Saltık, "Ben burada kalmak istiyorum. Ne buyurursun?" dedi.
Hz. Hızır, "Ya Saltık! Bu hal onlara mahsustur. Siz Muhammed ümmetindensiniz. Sen ahiret talebinde ol. Dünya fanidir. Cennet iste. Günü yaşayan olma."
Saltık: "Şimdi istiyorum ki gireyim, seyredeyim. Sonra senin yanına geleyim." dedi.
Hz. Hızır, "Git bu kavme Muhammed Mustafa'dan haber ver. Zira deniz ve karanın her tarafına onun haberi yetişir. Tanrı seni onun için buraya getirdi." dedi.
Saltık o saadet ehli kavme doğru revan oldu.
Saltıkname Saltık Gazi Destanı. Necati Demir, Mehmet Dursun Erdem düzenlenmiştir.