Transcription
Gün Şimşek tarafından hazırlanan Türkiye'nin havacılık ve seyahat programı Airport'tan merhaba.
Havacılık ve savunma sektörü 2025'i yoğun geçirdi. Türkiye'de savunma sanayi, dünyada ise sivil havacılıktaki gelişmeler öne çıktı. Geçen yıla damga vuran en önemli gelişmeleri ve 2026'ya nasıl yansıdıklarını derledik.
Airport'un uçuş rotası, kanalları, evleri, bisikletleri, meydanları, rengarenk lale bahçeleri ve tarihi değirmenleri ile Hollanda'nın başkenti Amsterdam. Yapımcımız Güntay Şimşek'in konuğu turizmci Orhan Sancar.
THY 100 milyar liralık yatırımı için ilk kazmayı vurdu. İstanbul Havalimanı dakiklikte platin ödül kazandı. Airport başlıyor.
Havacılık ve savunma sanayi geçen yıl tedarik zincirlerinden teslimat performansına, güvenlik olaylarından sektörel ödüllere kadar birçok kritik gelişmeyle dikkat çekti. Küresel ölçekte hava yolları ve havalimanları için genel olarak olumlu bir büyüme kaydedilse de 2025, çeşitli zorluklar ve ilginç gelişmelerle geride kaldı. Geçtiğimiz yıl Türkiye ve dünyada öne çıkan gelişmeleri ve yeni yıla yansımalarını derledik.
Türkiye savunma ve havacılık sanayisindeki başarılarını 2025'te de devam ettirdi. Savunma ve havacılık ihracatı ilk kez 10 milyar dolara aşarak rekor kırdı. Geçen yılın en önemli ihracat başarılarına TUSAŞ imalatı iki hava aracı imza attı. Temmuz ayında Endonezya, 48 adet Kaan tedariki için sözleşme imzaladı. Yılın son ayındaysa İspanya ile daha önce ön anlaşması yapılan Hürjet Anlaşması kesinleşti. Türkiye'nin ilk milli jet eğitim ve hafif taarruz uçağından 30 adet satın almak için İspanya'nın 2,6 milyar euro ödeme yapacağı duyuruldu.
Yerli savaş uçağı Kaan'ın uçuş testlerinin ilerlemesi, insansız savaş uçakları Kızılelma ve Anka 3'ün olgunlaşması, Türkiye'nin artık yalnızca kullanıcı değil, tasarlayan, geliştiren ve ihraç eden bir aktör olduğunu net şekilde gösterdi. Yerli hava savunma sistemi Çelik Kubbe için yaklaşık 6,5 milyar dolarlık yeni sözleşmeler imzalandı. Türkiye'nin hava gücünü tahkim etmek için İngiltere ile yürütülen müzakereler sonucunda Eurofighter Tayfun tedarikine ilişkin resmi imzalar atıldı. Anlaşma kapsamında 20'si İngiltere'den olmak üzere toplam 44 Tayfun savaş uçağı satın alınacak.
2025 yılı uçak imalatçıları açısından hem fırsatların hem de zorlukların öne çıktığı bir yıl oldu. İki büyük uçak imalatçısı Avrupalı Airbus ve ABD'li Boeing'in uçak teslimat ve sipariş rekabeti de ilgiyle takip edildi. Airbus hedefini aşarak yılı 793 teslimatla tamamladı. Boeing ise 595 teslimatla rakibinin gerisinde kaldı. Ancak siparişte ABD'li imalatçı Avrupalı rakibini geçti. Airbus 900 adet, Boeing 1000 adet net sipariş elde etti.
Airbus A320 serisi için üretim hızını aylık 75 uçağa çıkarmayı ve 2026'da 850'den fazla teslimat yapmayı hedefliyor. Boeing ise üretim kapasitesindeki kısıtlamaların kaldırılmasıyla 2026'da 700'ün üzerinde teslimat barajını geçmeyi ve sertifikasyon süreci devam eden 777X projesinde sona gelmeyi planlıyor.
2025 yılı havacılık tarihinde Süpersonik Rönesans'ın başladığı yıl olarak kayıtlara geçti. Lockheed Martin'in NASA için geliştirdiği X-59, 28 Ekim 2025'te ilk uçuşunu yaptı. Sessiz süpersonik teknoloji prototipi olan X-59, sonik patlamayı bir kapı çarpması kadar hafif bir sese indirmek üzere tasarlandı. Sesten hızlı ticari havacılıkta bir diğer önemli gelişme Boom Supersonic tarafından yaşandı. ABD'li şirket tarafından geliştirilen XB-1, 28 Ocak 2025'te Mach 1,122 ile ses hızını ilk kez aşarak havacılık tarihine geçti.
Skytrax, 2025'te Singapur Changi'yi dünyanın en iyi havalimanı seçti. İstanbul Havalimanı ise 2025 sıralamasında ilk 15 içinde yer aldı ve dünya çapında sunduğu hizmet kalitesiyle öne çıktı. TAV tarafından işletilen bir dizi havalimanı da Skytrax değerlendirmeleri kapsamında çok sayıda ödül aldı. Özellikle Ankara Esenboğa Havalimanı listelerde yükseldi.
Skytrax 2025 Dünya Hava Yolu Ödülleri ise Paris Havacılık Fuarı'nda dağıtıldı. Katar Airways'in ilk sırayı aldığı listede Türk Hava Yolları ise 6. sırada önemli bir başarı elde etti.
2025'te iş jeti pazarı da hareketli geçti. Dünyanın en hızlı iş jeti unvanına sahip Bombardier Global 8000 ilk teslimatını yaparak hizmete girdi. Uzun menzilli G700'de ise FAA ve EASA sertifikasyon süreçleri 2025'te tamamlandı ve yılın son çeyreğinde hizmete girdi. Gulfstream'in süper orta sınıftaki yeni modeli G300, 5 Aralık 2025'te ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. 280'in yerini almak üzere geliştirilen iş jetinde teslimatların önümüzdeki yıl başlaması hedefleniyor.
IATA, 2025'te 5,2 milyar kişinin havayoluyla seyahat ettiğini bildirdi. ACI World'ın hesaplamasına göre geçen yıl 9,8 milyar kişi havalimanlarını kullandı. 2026 ise yalnızca daha fazla uçuşun değil, daha akıllı, daha çevreci ve daha entegre bir sistemin şekillendiği yıl olma potansiyeli taşıyor. Bu yıl yapay zeka havacılığın arka plandaki en kritik bileşeni haline geliyor. Ayrıca 2026'nın vazgeçilmez başlığı ise sürdürülebilirlik olacak. Bilet fiyatları üzerinde baskı oluşsa dahi çevreci operasyonlar artık hem bir zorunluluk hem de rekabet avantajı olarak görülüyor.
Bu yıl şehir içi ulaşımda elektrikli dikey kalkış ve iniş yapabilen hava taksilerin sınırlı ticari operasyonlara başlaması bekleniyor. Joby Aviation, Archer Aviation, Vertical Aerospace gibi şirketler pilot uygulamalarla büyük şehirlerde hava mobilitesinin temellerini atmaya hazırlanıyor. Küresel şirketlere Türkiye merkezli AirCar da katılmayı hedefliyor.
Şehre hayat veren kanalları, masalsı mimarisi, renkli lale bahçeleri, temel ulaşım aracı haline gelmiş bisikletleri, meydanları ve tarihi değirmenleri... Airport bu hafta sizi Hollanda'nın başkenti Amsterdam'a götürüyor.
Amsterdam yolculuğumuz Corendon Hava Yollarıyla Antalya Havalimanı'ndan başlıyor. Yaklaşık 4 saat süren seyahatimiz Schiphol Havalimanı'na teker koymamızla sona eriyor.
Amsterdam, 12. yüzyılda Amstel Nehri çevresinde bir balıkçı köyü olarak kurulmuş. "Dam", Felemenkçe "su bendi" anlamına geliyor. Amsterdam şehrinin adı da Amstel ırmağı üzerine yapılan su bendi anlamına gelen "Amsterdam"dan geliyor. Hollanda'nın genelinde olduğu gibi Amsterdam'da deniz seviyesinin altında. Zaten ülkenin ismi de Holland yani "alçak ülke" anlamına geliyor. Hollanda'nın büyük bir bölümü denize çekilen setler ve kurulan kanallarla oluşturulmuş.
Amsterdam'da altısı iç içe geçmiş toplam 165 kanal yer alıyor. Merkezinde Amsterdam Merkez İstasyonu olan yarım daire şeklindeki ana kanallara paralel ve dik birçok kanal açılmış. Böylece deniz ticareti, taşımacılık ve ulaşım daha kolaylaşmış. Zamanla 90 ada ve 1280 köprüden oluşan muhteşem bir yapı meydana gelmiş. "Tanrı dünyayı yarattı. Hollandalılar Hollanda'yı." cümlesinin ne anlama geldiğini kavramak için Amsterdam'a gelmeniz şart. Bir gereklilik sonucu ortaya çıkan kanallar Amsterdam şehrine görsel bir şölen katıyor. İşte Kuzeyin Venedik'i olarak anılan kanallar şehri Amsterdam'da keşfedilmesi gereken altı nokta.
Amsterdam'ın merkezinde yer alan Dam Meydanı, şehrin kalbi konumunda. Yerel halk tarafından kısaca "Dam" olarak adlandırılan meydan, Amsterdam'a ismini veren Amstel Nehri ve 13. yüzyılda inşa edilmiş ilk barajın bulunduğu yer. Bir zamanlar Balıkpazarı olan Dam Meydanı, 17. yüzyılda buradaki belediye sarayı ve yakınındaki borsa sayesinde Amsterdam'ın siyasi ve ticari yaşamının merkezi haline gelmiş. Meşhur Central Station'a doğru giden Rokin Caddesi ile Damstraat'ın kesiştiği noktada yer alan meydan, 24 saat canlı ve gün boyu hem yerli halkın hem de turistlerin yoğun ilgi gösterdiği yerlerin başında geliyor. Meydan çevresinde bulunan kafe, restoran ve hediyelik eşya mağazaları uğrak yerleri arasında.
Dam Meydanı çevresinde ayrıca şehrin birçok önemli yapısı yer alıyor. Amsterdam Kraliyet Sarayı, meydanın kuşkusuz en dikkat çekici yapısı. Şehrin 17. yüzyıldaki gücünü temsil eden saray, belediye binası olarak inşa edilmiş. 1808 yılında kraliyet sarayına çevrilmiş. Günümüzde kraliyet tarafından düzenlenen törenlerde kullanılıyor. Kentin tabanı çamur ve yumuşak kum olduğu için üzerine yapılan binaların sabit kalması amacıyla öncelikle toprağın altına binlerce kazık çakılması gerekmiş. Böylece tüm Amsterdam uzun tahta kütükler üzerine oturtulmuş. Kraliyet Sarayı'nın da 13.659 kazık üzerine inşa edildiğini öğrenince şaşırıyoruz.
Kraliyet Sarayı'nın hemen yanında yer alan Hollanda hükümdarlarının taç giydiği bazilika Nieuwe Kerk, 1400 yılında inşa edilmiş. Kilise geçirdiği yangından sonra 1600 yılında yenilenmiş. Rönesans tarzında inşa edilen kilisede kültür ve din içerikli sergiler düzenleniyor. Dam Meydanı'nın tam ortasında bulunan Ulusal Anıt ise 1956'da Dünya Savaşı'nda ölenlerin anısına dikilmiş. Meydanda görülecek bir başka önemli yapıysa Balmumu Heykelleri Müzesi Madame Tussauds. 1761-1850 yılları arasında yaşayan Fransız Madame Tussaud'nun hayatı, yaptığı mum maskelerle değişir. Dünyadaki ilk Madame Tussauds müzesi Londra'da açılır ve buradan dünyaya yayılır. Amsterdam'daki müzede eski Amerikan başkanı Kennedy'den Nicholas Cage'e pek çok ünlünün heykelini görmek mümkün.
Şehirde yapılması gereken en önemli aktivitelerin başında botla kanal turu yapmak geliyor. Biz de Amsterdam Central Meydanı'ndan yaklaşık bir saat süren kanal turuna katılıyoruz. Kanal turu esnasında Amsterdam'ın tipik binalarını görme imkanı buluyoruz. Her binanın tepesinde gördüğümüz kancaların da yükleri makaralarla üst katlara taşımak için olduğunu bu turumuzda öğreniyoruz. Bazı evlerin ön ve yana yatması dikkatimizi çekiyor. Bu evler "dancing house" yani dans eden evler olarak adlandırılıyor.
Kelime anlamı "Felemenkçe mutfak bahçesi" olan Keukenhof, 15. yüzyılda oluşturulmuş. 1949 yılında Lisse Belediye Başkanı, lale ihracatçılarının desteğiyle çiçek çeşitlerini dünya pazarı için sergilemek ve halkın da yararlanması için kamuya açık park olarak hizmete açmış. Keukenhof günümüzde kraliçenin himayesinde bir vakıf tarafından yaşatılıyor. Kapıları yalnızca Mart ortasından Mayıs sonuna kadar açık olan 32 hektar büyüklüğündeki Keukenhof Lale Bahçesi, dünyanın en güzel bahar parkı olarak biliniyor. Her yıl Keukenhof'a 1600 türden binlerce çiçek ve 7 milyon lale soğanı dikiliyor.
Lale, 11. yüzyılda Türkler tarafından yetiştirilmeye başlanmış. Lale'nin Avrupa'da tanınmasına Kutsal Roma İmparatoru I. Ferdinand'ın Kanuni Sultan Süleyman'ın sarayına gönderdiği Avusturya elçisi Ogier Ghiselin de Busbecq vesile olmuş. Busbecq, İstanbul'daki bahçelerde gördüğü bu çiçeğe hayran kalmış ve 1554 yılında beraberinde lale soğanlarını Viyana'ya götürmüş. Viyana'daki imparatorluk bahçelerinden sorumlu olan ünlü botanikçi Carolus Clusius, Busbecq'in getirdiği bu soğanlar üzerinde çalışmalar yapmış. 1593 yılında Hollanda'daki Leiden Üniversitesi'ne profesör olarak atandığında lale soğanlarını da yanında götürmüş ve üniversitenin botanik bahçesine dikmiş. 1630'lara gelindiğinde Hollanda'da lale zenginliğin ve statünün en büyük sembolü haline gelmiş. Öyle ki tek bir lale soğanının fiyatı Amsterdam'daki lüks bir malikane ile eşdeğer hale gelmiş. Bu dönem, dünya tarihindeki ilk ekonomik spekülatif balonlardan biri olan "lale çılgınlığı" olarak bilinir.
Amsterdam'da şimdiki hedefimiz Müze Meydanı (Museumplein). Meydan, 1883'te uluslararası koloni ve ithalat sergisi için inşa edilmiş. 1999'da ise yenilenmiş. Meydan, festival, konser, gösteri gibi organizasyonlara ev sahipliği yapıyor. Museumplein'da yer alan Rijksmuseum, 8.000 sanat ve tarihi eserin olduğu Hollanda Ulusal Müzesi. 1885 yılında açılan müzede Rembrandt, Vermeer gibi ünlü sanatçıların eserleri sergileniyor. Museumplein'daki diğer müze ise Van Gogh Müzesi. Van Gogh ve çağdaşları için 1973 yılında açılan müzede Van Gogh'un en büyük koleksiyonu bulunuyor. Yine aynı meydanda yer alan Stedelijk Museum, dünyanın en zengin modern sanat koleksiyonuna sahip. 90.000 eserin yer aldığı müzede Picasso, Monet ve Cézanne'ın eserleri görülebiliyor.
Amsterdam'a gelmişken meşhur yel değirmenlerini yakından görmek için kısa bir karayolculuğu sonrasında Zaanse Schans'a ulaşıyoruz. Kökleri 17. yüzyıla dayanan, üzerinde çalışır durumdaki eski tip geleneksel yel değirmenleri ve tarihi evleri ile anılan bir yerleşim yeri, Hollanda'ya farklı bir hava katıyor. 1970 yılında bölgeye taşınan 35 adet ev koruma altına alınarak bir açık hava müzesine dönüştürülmüş. Buradaki yel değirmenlerinin her biri farklı bir amaca hizmet etmek için kurulmuş. 17. yüzyılda burada 600 adet yel değirmeni varmış. Şu an aktif olarak kullanılan yel değirmeni sayısı 10. En ünlü olan De Kat değirmeni, rüzgar istenen seviyede olduğunda tonlarca ağırlıktaki granit bir kayayı ezebilecek ve renklendirici ile bir araya getirebilecek güçteymiş. Dileyenler bazı yel değirmenlerinin içini gezebiliyor. Hatta üst kata çıkıp bu şirin köyü tepeden fotoğraflayabiliyor.
Biz de kanal kenarında dolaşırken süslü evlerin ve değirmenlerin büyüsüne kapılıyoruz. Evlerin arasında gezerken küçük çiftliklere de rastlıyoruz. Arkada yel değirmeni, yeşillikler içinde otlayan keçilerle adeta bir tabloyu somut olarak karşımızda buluyoruz. Bölgedeki bir başka kasaba olan Volendam'ın bazı bölgeleri deniz seviyesinin altında. En güzel yanı ise kendine has ahşap evleri. Denize paralel sokaklarda sağlı sollu uzayıp giden evler, Volendam'ın en güzel resmini veriyor. Turistik ve canlı bir bölge olan kasabada atıştırmalık deniz ürünleri yiyebileceğiniz küçük restoranlar da yer alıyor.
Hollanda peyniri dünyaca ünlü. Biz de Volendam'dan Amsterdam'a dönüş yolunda bir peynir fabrikası görünce kısa bir mola veriyoruz. Bu şirin fabrikada peynirlerin yapılışını inceleyip bir kısmının da tadına bakıyoruz. Milattan sonra 400'lü yıllarda peynir yapmaya başlayan Hollandalılar, şu anda dünyadaki en büyük peynir üreticilerinden biri. Ayrıca çok farklı çeşitli peynir imalatı da yapılıyor. Zeytinliden kayısılı peynire kadar her çeşit peyniri burada görüp tatmak mümkün. Bizim ilgimizi en çok çeken hafif tatlı ve biraz yağlı Goudalı peyniri oluyor. Yapımı sırasında kesilmiş sütün yerine zaman zaman su ilave edildiği için tatlı olan peynir, yapımı tamamlandıktan sonra birkaç gün kuruması için bekletiliyor. Ardından mumla kaplanarak muhafaza edilen Goudalı peyniri çeşidine göre bir haftayla 7 yıl arasında bekletilme özelliğine sahip. Amsterdam'daki keşif turumuz peynir fabrikası ile birlikte sona eriyor. Sizi Özgürlükler Şehri'nden en özel görüntülerle baş başa bırakıp biz yeni rotaları keşfe çıkıyoruz.
Merhaba sevgili izleyenler ve değerli dinleyenler. 2025'te turizm sektörü neler yaşadı? Bu yılı nasıl geçirdi? Yani geçen yılı nasıl geçirdi? 2026'da ne bekliyor Türkiye? 2026'da nasıl bir oluşum içine girecek? Bunları konuşacağız. Konuğum havacılık, otel işletmeciliği ve tur operatörlüğü alanında uzman, Pegas Grubun Orta Asya ve Rusya'dan sorumlu, daha doğrusu buraların koordinasyonunu yapan Orhan Sancar. Aynı zamanda Orhan Bey TÜRSAP İhtisas Komitesi de başkanı. Orhan Bey, hoş geldiniz.
Teşekkür ederim. Sağ olun.
2025 yılını nasıl geçirdiniz?
Eee, 2025 yılı, eee biz tur operatörü gözünden ve ben de hani eee sivil toplum kuruluşumuz TÜRSAB'ın da üyeleriyle yaptığım görüşmelerden eee elde ettiğimiz eee sonuçlara göre, eee aslında çok eee beklendiği gibi bir yıl oldu. Çünkü 2025 yılının en sorunlu eee durumu, belirsiz bir sezon beklentisi vardı. Neden belirsiz? Çünkü ilk eee Nisan ve Mayıs aylarında eee hava durumu nedeniyle Antalya'da oteller biraz geç başladı. Sezona geç başladık. Eee, bir de işte siyasi sorunlar, yine eee bu yaptırımlar eee bir şekilde devam ediyordu. Dolayısıyla uçak sorunları devam ediyordu. Onun dışında bizim bölgedeki Ortadoğu ve Körfez'deki eee, işte İsrail'in, Gazze'nin ve daha sonra İran'ı da devreye girmesiyle ilk 6 ay bizim için çok belirsiz bir dönem geçirdik ve biz ilk 6 ayda ciddi %25'lik bir düşüş yaşadık. Daha sonra bu 6 aydan sonra biraz pazar toparlandı. Bir de bakanlıkla yaptığımız toplantılarda eee artık Türkiye'nin daha böyle üst düzey bir ülke olarak, çünkü biz İtalya'yı geçerek dünyada 4. sıraya yükseldiğimiz için çıtayı yükseltelim. Artık ucuz ülke imajından kurtulalım ve daha eee müstakil ve bağımsız bir şekilde kurumsal bir şekilde bir pazarlama yapalım diye düşündük.
Kişi başına düşen rakamı artırmak istiyorsunuz.
Evet. Evet. Yani kişi başına harcamayı. Dolayısıyla hani biz eee diyoruz ki 2025 yılı aslında belirsizliklere rağmen, zorluklara rağmen, ülkemizdeki bu jeopolitik ve eee siyasi krizlere rağmen 2025'i biz eee aşağı yukarı %23 eee fazlalıkla eee kapattık. Büyüterek kapattık. Dolayısıyla 60 milyon eee turist, 60 milyar dolar hedefini evet, eee tutturduk. Yani Aralık ayına kadar yaptığımız istatistiklerde aşağı yukarı bunun eee %95 tutmuştu. Ha, onun karşılığında 2025 yılında karlılık anlamında belki çok yüksek bir karlılık elde etmedik. Eee, gecel-geceleme sayıları düşmüş olabilir. Daha önce biz bir turist 9 gece eee kalıyordu. Şimdi belki o bir gece daha düşmüş olabilir. Onu bakacağız sayısal olarak. Eee, ikinci dönemde bir de hava yolları ile ilgili de Rusya'da birtakım sıkıntılar vardı. Onlar da işte bu uçakların eee, uçamama durumları vesaire vardı. Bazı hava yolları çözdüler. Eee, çift tescilli uçaklarla ilgili bir sorunlar vardı. Bir ülkede eğer bir uçak iki tescilliyse eee, yurt dışına uçamıyordu.
Bazı ülkelere hiç gidemiyordu. Çok az bir yere gidiyordu.
Evet. Sonra ama yapılan anlaşmalarla hani uçak sahipleri, yapılan anlaşmalarla ya da satın almalarla uçaklar kendi malları olunca hava yolların, o zaman çözüldü. Ha, bu çözüldükten sonra aslında Türkiye'ye olan eee talebi de kapatarak yani ilk 6 ayda yaşadığımız sorunları eee onlarla işte kapasiteyi artırarak aldırdık. Ama onun yanında da rakip ülkeler de eee talep gördüğü için eee, yani Vietnam gibi, eee Mısır gibi. Eee 2025 yılı bence Türk Türk tur operatörleri için, Türk turizmi için yani kriz anlamında bile başarılı bir sezon olarak görüyorum ben.
Bölgesel anlamda baktığımızda toplamda 60 milyon turist, 60 milyar dolar hedef tuttu. Ama bunun için de en ağırlıklı bölge, en fazla turist gönderen ülke neresi oldu?
Evet. Şimdi tabii ki bizim de kontrol ettiğimiz coğrafyadaki Rusya eee her zaman eee Türkiye için, yani son yıllarda birinci sırada. 2025 yılında da yine toplamda eee 6 milyon turisti geçiyor. Bu eee aşağı yukarı 4.2 milyon Antalya, 708.000 eee Muğla, yani işte Dalaman, Bodrum, Fethiye bölgesi. E 1 milyon da İstanbul'a geliyor. Dolayısıyla 6.200.000 turist eee Rusya'dan geldi. Bu da eee bizi eee takip eden diğer ülkeler işte eee Almanya, İngiltere eee ve İran vesaire gibi ülkeler. Onlar da bazılarında eee kendi ülkelerindeki >> sorunlardan dolayı gelemediler. Özellikle İran pazarında bu sene çok ciddi sıkıntılar yaşandı. Hani biz TÜRSAP'ta incoming acentelerin eee komite başkanı olduğum için onlarla da görüşüyorum. Bazı pazarlarda ciddi gerilemeler oldu. Mesela Orta Asya'dan da Kazakistan'da eee normalde her sene bize Antalya'ya eee 350-400.000 kişi geliyordu. Bu sene eee 450.000 kişilik bir eee kapasite planlaması yapıldı. >> Sonra hepsi iptal oldu. Hem no-show yediler hem eee ceza yediler. Dolayısıyla 350.000 eee kişi geldi. Dolayısıyla yapılacak olan planlamaların daha düzgün yapılması gerekiyor. Onun dışında bizim rakip olarak gördüğümüz Mısır'da ise eee maliyetler çok düşük. Eee oraya ciddi Türk eee konseptini bilen yatırımcılar girdi. Dolayısıyla onlar Rusların ne istediğini biliyorlar. Böyle daha az maliyetli, hem onların mesela işçi maliyetleri düzgün, kira maliyetleri olsun, yiyecek içecek destekli, çok KDV'den muaflar vesaire. Ya Mısır o konuda çok ciddi bir destek oluyor. >> Dolayısıyla en önemli rakibimiz şu an Mısır görüyor. >> Sadece şey eee değişik ülkeler değil aynı zamanda Türkiye'den de oraya çok fazla turist gidiyor. >> Tabii, şimdi onlar da vizesiz olduğu için Şarm El Şeyh özellikle vizesiz ve yeni kurdukları İskenderiye'nin yanında Alamein diye bir bölge var. >> Yeni bölge. >> Evet, bölge. Hem fiyatlar çok ucuz, hem düzgün oteller var, hem İskenderiye'ye gidip şehir turu yapıyorsunuz. 20 km öteden de şehir kültürü, her şey var. >> Var. Evet. Evet. Yani inşallah bizde de böyle eee şeyler hani İstanbul'a yakın cazibe merkezleri yaparsak, İstanbul'un da bu konuda ihtiyaçları var. Mesela İstanbul'a gelen adam denize giremiyor. Yani biz nereye götüreceğiz? Buraya Kilyos'a götürüyoruz. Otel yok. Yat yani. E Marmara bölgesinde de ciddi bir otel yok. Denize girilebilecek resort, yani Dubai gibi, e Mısır gibi yerler yapabilirsek olması lazım ki daha çok yapı. Bugün Dubai olsun, Barcelona olsun, bunlar hem denizi hem kültürü eee ve alışverişi beraber pazarlıyorlar. Peki tersten bakarsak, Antalya'ya da her şey dahil getiriyoruz. Adama kültür turizmi yaptıramıyoruz, alışveriş yaptıramıyoruz. Orada da bir sürü tarihi eserimiz var o yakın coğrafyada. Hem de çok zengin, çok etkili. Evet. Evet. Evet. Aslında biz e son yıllarda orayı da daha cazip hale getirmek için mesela her Antalya'ya gelene günübirlik İstanbul turu teklif ediyoruz. Yani en azından sen buraya geldin. Günübirlik sabah 7.00'de uçakların ters bacaklarını kullanarak Türk Hava Yolları ve diğer taşıyıcılarla İstanbul'a getiriyoruz. En azından onlara İstanbul'u gezdiriyoruz. Kapadokya yapıyoruz. Ondan sonra eee Kıbrıs'ı yapıyoruz. Sayın eee Kuzey Kıbrıs'a gitsinler hem adayı görsünler diye. E zaten Kapadokya, eee Konya, Mevlana ve o tür turları zaten yapıyorduk. Bu bizim eee Perge, Aspendos'ta PAS diye adlandırılmış tur zaten yoğun bir şekilde devam ediyordu. Eee ama daha fazla turistik ve kültürel eee hizmetler vererek, turlar seçerek o turistleri all-inclusive konseptinden almaya çalışıyorduk. Çünkü hem all-inclusive konsepti hem çok eee masraf hem böyle israf. Çünkü yani bir yemek festivali görür gibi, bir gastronomi festivali gibi olmuyor. Dolayısıyla daha böyle alakart, ben onları hep öneriyorum otellere. Yani hem hijyen açısından hem servis açısından bence bunlardan yavaş yavaş sıyrılarak böyle alakart tipi, tamam mı? Yapabilirsiniz bunu. Hepimiz yaparsak çünkü biri yapıp diğeri yapmayınca rekabet açısından zorlanıyoruz.
Evet.
Peki 2025'te biz biraz daha turizmin özellikle iç turistle, yani Türkiye'de yaşayanlar için pahalı olduğu bir süreci yaşadık ama yabancılar da bu pahalılıktan çok şikayetçi oldu. Hatta >> bu rakamın biraz beklentilerinin altında kalmasında da bunun etkisi oldukça fazlaydı. Biliyorsunuz turizmciler ihracatçı anlamında ne kadar yabancı para tahsil edip onun değeri yüksek olursa maliyetlerin de TL olduğu için daha avantajlı oluyorlar. Eee, onun dışında yabancı turistler de mesela veya iç pazardaki turistler de onlar da hani Türk parasının değeri düşük olduğu için satın alma genelde otellerde dolar üzerinden TL'ye çevriliyor. İç pazara veriliyor. Dolayısıyla her iki yani hem yabancı hem yerli turist içinde >> paranın Evet. Bir de bizim enflasyon oranları inanın artık Türkiye hiçbir zaman eee, yani ucuz bir ülke imajına gitmeyecek. Çünkü biz şu anda hem Mısır'dan hem Yunanistan'dan, hele hele Vietnam ve Tayland'dan çok daha pahalıyız. Eee, artık Türkiye ben şunu söylüyorum, 2026'da herkes şunu anlamalı. Türkiye artık yalnız bir ülke değil. Alternatifsiz bir ülke değil. Yeni destinasyonlar geliyor ve Rusya'daki bu yaptırımlar ve savaş bittikten sonra eee Avrupa olan özlem var. 4 senedir Avrupa'ya gidemiyorlar. Şengen alamıyorlar. Dolayısıyla İspanya, Yunanistan, Portekiz, Tunus, bunlar hepsi eee şu anda böyle kapıda bekliyorlar. Bizden ne kadar pay alabilirler? Bunu şimdiden eee mutlaka bir önem >> önlem almamız lazım ve en önemlisi de erken tanıtım. 2026'da ne bekliyorsunuz? >> Ne kadar turist gelir? >> Yani 2026'da bizim yaptığımız öngörülere göre son anda planlamayı biz %15 arttırmayı hedefliyoruz. Ona göre işte Türk Hava Yollarıyla, e, diğer çarşaf şirketleriyle, milli hava yollarıyla böyle bir şey yaptık. Yani Rusya'dan, eee, ve BDT'den eee, bu sene aldığımız eee, turisti mesela 6.200.000 aldıysak bir sene, bir dahaki sene biz bunu 7.100.000 olarak belirledik. >> Benzer artış oranı Türkiye genelinde de olur mu? %15 >> Olabilir. Yani bu çok böyle çünkü biz zaten oturmuş bir pazarız. 2025'teki durumları da gördük. Erkenden davranacağız biz. 2025'te korkuyorduk. Belirsiz bir yer vardı. Çünkü yanı başımızda İsrail, yani Gazze'den dolayı her yere saldırıyor. E Rusya ile Ukrayna artık bundan sonra birbirine saldıracaklarını zannetmiyoruz. Çünkü zaten %90 bir anlaşma oldu. Eee Hindistan eee ve Pakistan arasındaki gerilim bile bizim bazı uçuşlarımızı engelliyordu. Çünkü onların arasındaki savaş o bölgedeki hava sahasının kapanmasına neden oluyordu. Sadece bir de Rusya'ya bağlı kalmasın. Biz mesela Avrupa'da da >> Evet. Yani Avrupa'dan da mesela Almanya'dan sayı biraz düşüyor. Yani onu değerlendirmek lazım.
Orhan Bey, teşekkür ediyorum katıldığınız için.
Sağ olun.
Turizm sektörüne bir nebze katkımız olmuşsa ne mutlu. Sağ olun.
Sağ ol. Teşekkür. Ben teşekkür. Mutlaka beraber takip edelim ve bunun takipçisi olalım.
Olur.
Teşekkür ederim.
Türk Hava Yolları büyüme hedefleri kapsamında 2026 için 100 milyar liralık yatırım planlıyor. Yeni yatırımlar için temel atma töreni Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Ahmet Bolat'ın katılımıyla gerçekleştirildi. Milli Hava Yolu Yatırım Planı kapsamında 26.000 kişiye istihdam sağlanacak. Kargo terminali Smartist'in kapasitesi 2,2 milyon tondan 4,5 milyon tona yükseltilecek. Atatürk Havalimanı'nda yer alan ikram hizmetleri İstanbul Havalimanı'ndaki yeni tesise taşınacak. Böylece günlük uçak içi ikram kapasitesi 500.000 tepsiye çıkarılacak. İki yeni veri merkezi ile teknoloji kapasitesi 5 kat artırılacak. Motor bakım merkezi büyütülecek. Havacılık sektörüne kazandırılacak yeni yetkinlikler için modern eğitim tesisleri devreye girecek.
İstanbul Havalimanı performans ve güvenilirlik konusunda dünyada lider olarak platin ödülü kazandı. Havacılık analizleri yapan Cirium tarafından hazırlanan zamanında kalkış performans değerlendirmesine göre, yılda 330 destinasyonda 84 milyondan fazla yolcuya hizmet veren İstanbul Havalimanı, dünyanın en yoğun ve en iyi bağlantılı meydanlarından biri. Nisan 2025'te saatlik uçak trafiğini 120'den 148'e çıkararak Avrupa'da üç bağımsız pist operasyonunu uygulayan ilk havalimanı oldu. Cirium'dan yapılan açıklamada, İstanbul Havalimanı'nın ölçek ve karmaşıklığın, tutarlılık ve kontrolle bir arada var olabileceğini gösterdiği belirtildi.